Huawei HarmonyOS komisyon kesintilerine başlayabilir!

Huawei, ABD’nin Android lisansını iptal etmesi sonucunda kendi işletim sistemi HarmonyOS’u geliştirmeye yönelmiş ve bu alanda önemli adımlar atmıştı. Bugün ise şirket, HarmonyOS’unun yeni versiyonu olan HarmonyOS Next’i geniş çapta piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Ancak bu yeni sürümle birlikte gelen potansiyel bir değişiklik dikkat çekiyor: Huawei’nin uygulama geliştiricilerinden komisyon kesintisi talep etme olasılığı.

Henüz resmi bir duyuru olmamasına rağmen, piyasada dolaşan söylentilere göre Huawei, HarmonyOS üzerinde geliştirilen uygulamalardan %20’lik bir komisyon alabilir. Bu, Android ve iOS gibi diğer platformlarda da uygulama mağazalarının benzer bir politika izlediği bir dönemde, endüstri açısından önemli bir değişiklik olabilir.

HarmonyOS, özellikle Çin pazarında Android’den sonra en popüler işletim sistemi konumuna yükseldi. Huawei‘nin teknik liderlerinden Mr. Wang Chenglu, HarmonyOS’un sadece bir “Android klonu” olmadığını defalarca vurgulamıştı. Chenglu’ya göre, HarmonyOS’un temeli Android’in açık kaynaklı bileşenlerinden gelmekle birlikte, tasarımı ve çoklu cihaz desteği gibi özellikleriyle farklı bir kimliğe sahip.

HuaweiHarmonyOS Next ile birlikte Android APK desteğini sonlandırma kararı aldı. Bu adım, şirketin kendi ekosistemini güçlendirmeyi ve bağımsız bir işletim sistemi sunmayı hedeflediğini gösteriyor. Bu süreçte Huawei, 200’den fazla endüstri ortağı ile işbirliği yaparak yeni HarmonyOS uygulamaları geliştirdiğini ve 2024 sonuna kadar bu sayıyı 5.000’e çıkarmayı planladığını açıklamıştı.

HarmonyOS’un teknik özellikleri ve Huawei‘nin yaklaşan adımları, teknoloji dünyasında büyük bir merak uyandırıyor. Özellikle uygulama geliştiricileri ve diğer teknoloji firmaları, Huawei‘nin bu yeni işletim sistemi stratejisinin sektör üzerinde nasıl bir etki yaratacağını yakından takip ediyor. HarmonyOS’un geleceği ve Huawei‘nin küresel pazardaki konumu, ilerleyen dönemde daha net bir şekilde şekillenecek gibi görünüyor.

AB şifrelenmiş mesajları kırmayı öneriyor!

0

AB sohbet kontrol yasası, şifrelenmiş olsalar bile mesajlarınızın taranmasını öneriyor. Çocukların cinsel istismarına yönelik materyallerin önlenmesini amaçlayan teklif, temelde şifrelemeyi kıracak.

AB şifrelenmiş mesajları açığa çıkaracak

Avrupa Birliği, şifrelenmiş olanlar da dahil olmak üzere dijital mesajların toplu olarak taranmasını zorunlu kılacak yeni kuralları uygulamaya yaklaşıyor. AB hükümetleri çocuklara yönelik cinsel istismar materyallerini (CSAM) tespit etmeyi amaçlayan yasa teklifine ilişkin bir tutum benimseyecek. Oylama, teklifin AB’nin yasa yapma sürecinde ilerlemek için yeterli desteğe sahip olup olmadığını belirleyecek.

İlk olarak 2022’de yürürlüğe giren yasa , paylaşılan görseller, videolar ve bağlantılar da dahil olmak üzere tüm dijital mesajlarınızı tarayan bir “yükleme denetleme” sistemi uygulayacak. Bu “incelenmiş” izleme teknolojisini kurmak için gereken her hizmetin, mesajlarınızı taramak için de izin istemesi gerekiyor. Kabul etmiyorsanız resim veya URL paylaşamazsınız.

Teklif edilen mevzuat uçtan uca şifrelemeyi aynı anda onaylıyor ve reddediyor gibi görünüyor. İlk başta, uçtan uca şifrelemenin “temel hakları korumanın gerekli bir yolu” olduğunu vurguluyor, ancak daha sonra şifreli mesajlaşma hizmetlerinin “yanlışlıkla çocukların cinsel istismarı materyallerinin paylaşılabileceği veya yayılabileceği güvenli bölgeler haline gelebileceğini” söylüyor. Önerilen çözüm, mesajları tarama için tamamen açık bırakıyor. Ancak bunu bir şekilde uçtan uca şifrelemenin sunduğu gizlilik katmanından ödün vermeden yapmayı amaçlıyor. Yeni denetleme sisteminin bunu , Signal, WhatsApp ve Messenger gibi uygulamalar şifrelemeden önce mesajlarınızın içeriğini tarayarak başarabileceğini öne sürüyor.

Buna yanıt olarak Signal başkanı Meredith Whittaker, kuralların yasalaşması durumunda uygulamanın AB’de çalışmasının duracağını, çünkü teklifin şifrelemeden önce taranıp taranmadığına bakılmaksızın “şifrelemeyi temelden baltaladığını” söyledi. Whittaker: “Buna arka kapı, ön kapı veya ‘yükleme denetimi’ diyebiliriz. Ancak adı ne olursa olsun, bu yaklaşımların her biri bilgisayar korsanları ve düşman ulus devletler tarafından kullanılabilecek bir güvenlik açığı yaratıyor, kırılmaz matematiğin korumasını ortadan kaldırıyor ve onun yerine yüksek değerli bir güvenlik açığı koyuyor” diyor.

Electronic Frontier Foundation,  Center for Democracy & Technology ve Mozilla’nın da aralarında bulunduğu birçok kuruluş, AB’yi kullanıcı içeriğini tarayan teklifleri reddetmeye çağıran ortak bir bildiriye de imza attı.

AMD siber saldırı iddialarını araştırıyor

AMD, konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada, “Çalınan AMD verilerine sahip olduğunu iddia eden bir siber suç örgütünün farkındayız. İddiayı ve verilerin önemini araştırmak için kolluk kuvvetleri yetkilileri ve üçüncü taraf barındırma ortağıyla birlikte yakın şekilde çalışıyoruz.” dedi.

Hangi veriler çalındı?

IntelBroker kullanıcı adını taşıyan bir siber suç grubu, bir hacker forumunda bu ay AMD siber saldırı veri ihlali iddiasıyla ilgili bir paylaşımda bulunmuştu. Çalınan verilerin çalışan ve kullanıcı bilgilerini kapsayan veritabanlarının yanı sıra gelecekteki AMD ürünleri ve teknik özellikleri hakkında bilgiler içerdiği iddia ediliyor. Ele geçirilen diğer veriler arasında AMD’nin finansal durumu, kaynak kodu ve donanım yazılımı da yer alıyor.

IntelBroker, inandırıcı olması açısından, AMD çalışanlarının kurumsal e-posta adresleri ve telefon numaraları dahil olmak üzere çalınan verilerin ekran görüntülerini de paylaştı. Ancak, gösterilen çalışan bilgilerinin “aktif değil” olarak kaydedilmesi, çalışanların artık şirkette çalışmadığını ve e-postaların da geçersiz olduğunu gösteriyor. IntelBroker ayrıca çalınan kullanıcı bilgilerinin hiçbirini yayınlamadı. Bu da hangi ayrıntıların ele geçirilmiş olabileceğini belirsiz hale getiriyor. Ancak diğer ekran görüntüleri AMD‘nin şirket içi dosyaları gibi görünen şeyleri gösteriyor.

Kripto para ile ödeme talebi

AMD siber saldırı IntelBroker, bu verilerle ilgilenenlerin Monero kripto para birimiyle ödeme yapmalarını istiyor. Grup, daha önce Home Depot, Europol ve ABD devlet kurumlarındaki diğer ihlallerle bağlantılı verileri sattığı için manşetlere çıkmıştı.

AMD’nin bu iddialar karşısında nasıl bir adım atacağı ve hangi önlemleri alacağı merak konusu. Siber güvenlik uzmanları, şirketlerin bu tür saldırılara karşı daha dikkatli ve hazırlıklı olmaları gerektiğini vurguluyor.

Samsung Galaxy AI’yı akıllı ev ürünlerine entegre ediyor1

Teknoloji devi Samsung, yapay zeka teknolojisini akıllı telefonlardan sonra şimdi de akıllı ev ürünlerine entegre etmeye hazırlanıyor. Galaxy AI ile donatılmış yeni nesil telefonlarının kullanıcılarından olumlu geri dönüşler alan şirket, bu yenilikçi adımıyla ev teknolojisinde de devrim yaratmayı hedefliyor.

Samsung’un yeni hedefi, Galaxy AI’yı akıllı ev ürünlerine entegre ederek süper bağlantılı bir ekosistem oluşturmak. Şirket, bu strateji ile Apple ve Google gibi rakiplerine karşı konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. 2025 yılında piyasaya sürülmesi planlanan yeni ev aletleri, büyük dil modellerini (LLM’ler) çalıştırarak daha gelişmiş yapay zeka özellikleri sunacak.

İlk adım: Bixby sesli asistan kontrolleri

Samsung, Temmuz ayında akıllı ev ürünleri için Bixby sesli asistan kontrollerini tanıtmayı planlıyor. İlk olarak, Samsung’un LCD ekranlara sahip Bespoke AI serisinden Family Hub buzdolapları, çamaşır makineleri ve indüksiyonlu ocaklar gibi ürünler bu yapay zeka teknolojisi ile donatılacak. Bu ev aletlerinin, çeviri yeteneği gibi çok sayıda yapay zeka özelliğine sahip olması bekleniyor.

2025’te piyasaya sürülecek ev aletlerinin çoğu, en son geniş dil modelleriyle geliştirilen Bixby sesli asistanı sayesinde daha karmaşık komutları anlayabilecek. Bu sayede kullanıcılar, daha doğal bir etkileşim deneyimi yaşayacaklar. Samsung’un bu hamlesi, ev teknolojisinde kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşımayı vaat ediyor.

Samsung’un bu yenilikçi adımı, teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yaratırken, kullanıcıların yaşamlarını daha da kolaylaştırmayı hedefliyor. Galaxy AI ile donatılmış akıllı ev ürünleri, günlük yaşamda devrim yaratacak yenilikler sunmaya hazırlanıyor.

Nvidia dünyanın en değerli şirketi!

Nvidia’nın Microsoft’u geride bırakarak dünyanın en değerli şirketi haline gelmesiyle birlikte, telekom iş geliştirme küresel başkanı Chris Penrose yapay zekâ çip devinin bir sonraki adımlarını ve mobil sektöre yönelik planlarını tartışmak üzere sahneye çıktı. Şirketin son başarısı açıklanırken açılış konuşmasını yapan ve izleyicilerden alkış alan Penrose, “bunu Nvidia için mümkün kılan” tüm ortaklarına teşekkür etti.

Nvidia’nın hisseleri 18 Haziran Salı günü yüzde 3,5 artışla 135,58 dolara yükseldi ve bu ayın başlarında Apple’ı geçtikten sonra Microsoft’u da geride bırakarak piyasa değerini 3,33 trilyon dolara çıkardı. Dünyanın en değerli şirketler listesinin en tepesinde kıyasıya bir yarış var ve Microsoft, Nvidia ve Apple her hafta yaptıkları hamlelerle listenin sürekli değişmesine sebep oluyorlar.

Microsoft 2023’ün son günlerinde Apple’ı geçerek dünyanın en değerli şirketi olurken, Nvidia da bu ayın başında Apple’ı geride bırakarak 2. sıraya tırmanmıştı. Apple, WWDC ile hızlı bir çıkış yakalayıp önce 2. sonra 1. sıraya yerleşse de bu başarı kalıcı olmadı.  

Nvidia telekom iş geliştirme küresel başkanı Chris Penrose şirketin öncelikli odağının yapay zekâ yeteneklerini pazara sunmak olduğunu ve insanların harika şeyler yaratmasını sağlayacak platformlar ve araçlar oluşturmak istediğini söylüyor. Konuşmasında telekom sektörüyle olan çalışmalarını doğrudan ele alan Penrose, üç adımlı bir plan ortaya koydu.

Penrose bu çerçevede ilk olarak, Nvidia’nın amaca yönelik çözümler oluşturmaya odaklandığını ve bunun sonucunda her biri farklı alanlarda özel bir teklif sunan bir “yapay zekâ modelleri takımyıldızının” düzenlendiğini söyledi. Penrose ikinci olarak, altyapı talebine odaklandı ve son olarak yapay zekânın ağa yerleştirilmesi konusunu ele aldı. Penrose ayrıca YZ çiplerine olan talebin artmaya devam etmesiyle birlikte Nvidia’nın üretimi iyileştirmek için çalıştığını da sözlerine ekledi.

Teknoloji firmaları dünyada yükselişte, ülkemizde ise henüz gerideler

Öte yandan, dünyanın en değerli şirketleri listesine bakıldığında ilk 5 sıranın tamamen teknoloji firmalarından oluşması (Nvidia, Microsoft, Apple, Google ve Amazon) bir hayli dikkat çekici. 7. sırada yer alan Meta (Facebook) ve 8. sırada yer alan TSMC de listeye eklendiğinde İlk 10’da yer alan firmalardan 7’sinin teknoloji firması olduğu görülüyor.

Ülkemizde durum nasıl derseniz, aynı listelerin yerel pazara göre uyarlanmış sıralamasında bırakın ilk 5’i ilk 10’da yer alan bir teknoloji firmamız bulunmuyor. Çekirdek işleri olmasa da kısmen teknoloji firması diyebileceğimiz Aseslan 11, Turkcell 14 ve Türk Telekom 18. sırada yer alıyorlar.  

Apple iPhone 17 ile incelik devrimi başlatıyor!

0

Apple’ın iPhone 17 serisi ile birlikte önemli bir değişim trendine başlayacağı haberleri gündemde. Ekosistemdeki tüm cihazlar, daha ince ve kompakt kasalara sahip yeni nesil bir tasarıma kavuşacak.

Sızıntılar, Apple iPhone 17’nin tasarımında radikal bir değişiklik olacağını gösteriyor. Ekranların küçüleceği ve daha ince bir Slim modelinin de piyasaya sürüleceği söyleniyor. Apple’ın bugüne kadar geliştirdiği en ince cihazlar olan iPad Pro M4 serisinden ilham alan bu tasarım, Apple iPhone 17’yi daha kompakt ve zarif bir hale getirecek.

Tüm ekosistemde incelik

Sadece Apple iPhone 17 değil, MacBook Pro ve Apple Watch modelleri de aynı dönemde daha ince kasa tasarımı ile gelecek. Bu değişim, Apple’ın tüm ürünlerinde inceliği ve kompaktlığı ön plana çıkaracağını gösteriyor.

İnceliğin dezavantajları

Apple iPhone 17 Ancak bu incelik arayışı, bazı dezavantajları da beraberinde getirebilir. Daha ince bir kasa, daha kolay yamulabilen bir cihaz ve kısıtlı soğutma imkanı anlamına geliyor. Apple’ın bu dezavantajları nasıl aşacağı merak konusu.Kaynaklar, firmanın grafen tabanlı bazı çözümler üzerinde çalışmaya başladığını belirtiyor.

Apple’ın yeni nesil cihazları

Apple’ın bu incelik devrimi ile birlikte ekosistemindeki tüm cihazlar yeni bir görünüme kavuşacak. iPhone 17’nin yanı sıra iPad Pro ve Apple Watch modelleri de daha ince ve kompakt tasarımlar ile karşımıza çıkacak. Bu değişim,Apple’ın tasarım felsefesinde önemli bir dönüm noktası olabilir.

TikTok’tan yeni gizlilik odaklı platform: Whee

ByteDance, dünya çapında popülerlik kazanan TikTok’un ardından Instagram benzeri yeni bir sosyal medya uygulaması olan “Whee“yi piyasaya sürdü. Şirket, Whee’yi şu anda Google Play Store‘da erken erişimde sunuyor. Uygulama, kullanıcılarına özellikle gizlilik ve yakınlık odaklı bir deneyim sunarak sadece yakın arkadaşlarıyla paylaşımda bulunma imkanı sağlıyor.

Whee, kullanıcıların günlük yaşamlarındaki anları spontane bir şekilde fotoğraf ve video olarak paylaşmalarına olanak tanıyan bir platform olarak tasarlandı. Bu özellikleriyle, Instagram ve benzer sosyal medya platformlarıyla doğrudan rekabet ediyor. Uygulama şu an için yalnızca Android kullanıcıları için mevcut olup, iOS versiyonu henüz yayınlanmamış durumda.

Whee
Screenshot

ByteDance’in bu yeni girişimi, özellikle TikTok’un ABD ve Avrupa‘daki gizlilik endişeleriyle mücadele ettiği bir dönemde dikkat çekiyor. Whee, kullanıcı verilerinin işlenmesi ve gizliliği konusundaki hassasiyeti artırarak, bu endişeleri azaltma hedefi taşıyor. Bu bağlamda, platform sadece yakın çevredeki arkadaşlarla paylaşım yapma seçeneği sunarak kullanıcıların daha güvenli ve kontrollü bir deneyim yaşamalarını sağlıyor.

TikTok’un başarısıyla dünya genelinde tanınan ByteDance, Whee gibi yeni uygulamalar aracılığıyla büyüme stratejisini genişletmeye çalışıyor. Ancak Çin hükümetinin TikTok’un algoritmasının yabancı şirketlere satılmasını yasaklaması, ByteDance’in uluslararası stratejilerini etkileyebilir ve benzer uygulamalar için önemli bir örnek oluşturabilir.

Whee uygulaması şu anda beta aşamasında olup, birçok ülkede henüz kullanıma sunulmamış durumda. Ancak Türkiyegibi bazı ülkelerde Google Play Store üzerinden indirilebilir durumda. ByteDance’in yeni uygulaması, mobil sosyal medya pazarında nasıl bir etki yaratacağı merakla bekleniyor.

Rolls-Royce hibrit motorlu tanklarla modern savaş alanlarına gizlilik getiriyor

Modern savaş alanlarının ihtiyaçlarına cevap veren Rolls-Royce, dizel-elektrikli hibrit motor konseptiyle geleceğin tanklarına gizlilik unsuru katmayı hedefliyor. Rolls-Royce Güç Sistemleri bölümü, askeri kara araçları için geliştirdiği MTU motor programını hibrit bir güç paketiyle genişletiyor. Firma, bu yeni güç ünitesiyle NATO kuvvetlerinde başarılı olan MTU Series 199’un 10 silindirli, 1100 kW’ın (1,475 hp) üzerinde güç çıkışına sahip bir versiyonunu tanıttı. Bu yeni nesil hibrit motor sayesinde tanklar gizlilik özellikleri kazanarak daha etkin hale geliyor.

Hibrit motorlu tankların dönemi

Rolls-Royce hibrit motorlu MTU Series 199 motorları, NATO tarafından kullanılan Boxer 8×8 ve Ajax ailesi ile ABD tarafından kullanılan M10 Booker savaş aracı gibi birçok araca güç sağlıyor. 2000’lerin başından bu yana altı ve sekiz silindirli varyantlar da dahil olmak üzere bu seriden 4.000’den fazla motor üretildi. Şimdi ise bu motorlar modern dünyanın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hibrit bir dönüşüm geçiriyor.

Rolls-Royce hibrit motorlu Geleceğin zırhlı askeri kara araçları, daha fazla güç ve elektronik sistemler için yerleşik güç kaynağına ihtiyaç duyuyor. Rolls-Royce’un yeni MTU hibrit tahrik sistemi, yüksek performanslı bir dizel motorun avantajlarını batarya-elektrikli tahrik sistemiyle birleştiriyor. Firma, bu yeni motorun daha mobil, daha kompakt ve maliyet açısından avantajlı olduğunu belirtiyor. Hibrit motorlu tanklar ile sahada orduların bel kemiğini oluşturan bu araçların hayatta kalma şansı artıyor. Hibrit tahrik sistemleri, tankların termal ayak izlerini ve gürültülerini azaltarak düşman keşfi, sızma ve baskın gibi ek olasılıklara kapı açıyor.

Yüksek performans ve modüler tasarım

1.100 kW’ın üzerinde güce sahip 10V Series 199, 260 ila 800 kW arasında güçlere sahip MTU Series 199, birçok askeri kara savunma programında kendini kanıtlamış bir motor serisi. Bu seri, 15’ten fazla ülkede farklı iklim koşullarında kullanılıyor. 10 silindirli varyant ile 199 serisi, 1.100 kW’a (1,475 hp) kadar güç üretebiliyor ve 50 ila 70 ton ağırlığındaki araçlara güç sağlayabiliyor.

Rolls-Royce hibrit motorlu MTU Series 199’un modüler tasarım prensibi ve kompakt boyutları sayesinde, bu motor sadece yeni araçlar için değil, aynı zamanda mevcut araçların yeniden güçlendirilmesi için de ideal. Askeri elektrifikasyon bazıları tarafından iklim kaygısı nedeniyle zorlanan bir olgu olarak görülse de, gerçekte bu geçiş modern savaş alanlarının gerekliliklerinden kaynaklanıyor. ABD, ordusunu tamamen elektrikli olacak şekilde modernize etmeye çalışırken, AB ise daha yumuşak bir geçiş istiyor. Bu dönüşüm, çevresel kaygılardan ziyade, modern orduların ihtiyaç duyduğu yerleşik elektrik gücünden kaynaklanıyor.

Rolls-Royce’un yeni MTU hibrit tahrik sistemi, dizel motoruyla bataryalarını şarj ederken güç konusunda herhangi bir aksama yaşanmamasını amaçlıyor. Firma, gelecekte bu motor serisini 1.200 kW’a çıkarmayı hedefliyor. Bu yenilikçi yaklaşım, modern savaş alanlarının değişen ihtiyaçlarına cevap vererek geleceğin tanklarını daha gizli ve etkin hale getirecek.

The smarter E Europe 2024 başladı

0

Yenilenebilir enerji kaynaklarına olan küresel ilgi her geçen gün artıyor ve bu alandaki gelişmeler bizleri heyecan verici bir geleceğe taşıyor. Bu dönüşümün tam merkezinde yerimizi almak ve sektördeki son gelişmeleri yakından takip etmek üzere biz de bu yıl 19-21 Haziran tarihleri arasında Münih’te düzenlenen The smarter E Europe 2024’te olacağız.

Fuar, yenilenebilir enerjinin geleceğine ışık tutacak dört önemli etkinliği bünyesinde barındırıyor: Intersolar Europe, ees Europe, Power2Drive Europe ve EM-Power Europe. 3 binin üzerinde katılımcının yenilikçi ürün ve çözümlerini sergileyeceği ve 115 binden fazla ziyaretçinin beklendiği The smarter E Europe, üç gün boyunca sektör liderlerini, yenilikçi teknolojileri ve geleceğin enerji modellerini tek bir çatı altında buluşturarak 7/24 sürdürülebilir enerji çözümlerine ulaşmanın yollarını arayacak.

Fotovoltaik (PV) teknolojilerindeki son gelişmelerin sergileneceği Intersolar Europe’ta, büyük ölçekli ve hibrit enerji santralleri, yüzer PV sistemleri ve tarımsal PV uygulamaları gibi önemli konular ele alınacak ve sektörün önde gelen isimleri geleceğin enerji vizyonlarını paylaşacak.

Enerji depolama sistemlerinin öneminin giderek arttığı günümüzde, 10. yılını kutlayan ees Europe ise ticari ve konut tipi depolama sistemlerinden yenilikçi batarya teknolojilerine, mobil depolama sistemlerinden yapay zekaya kadar geniş bir yelpazede ürün ve çözümü ziyaretçilerin beğenisine sunacak.

Katılımcılar arasında, sektörün geleceğini şekillendirecek batarya üreticileri, enerji depolama çözümleri sağlayıcıları ve sistem entegratörleri de yer alacak. Elektrikli mobilite sektöründeki hızlı büyüme, şarj altyapısının geliştirilmesini de beraberinde getiriyor.

Power2Drive Europe 2024, filo şarj çözümleri, akıllı enerji yönetimi sistemleri ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla entegre şarj teknolojileri gibi konularda son gelişmeleri sergileyerek e-mobilitenin geleceğine ışık tutacak. Fuar, elektrikli araç üreticileri, şarj istasyonu sağlayıcıları, enerji depolama çözümleri geliştiricileri ve yazılım şirketlerini bir araya getirerek sektördeki işbirliği ve inovasyonu teşvik edecek.

Artan enerji talebini karşılamak ve yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonunu sağlamak için enerji şebekeleri de köklü bir dönüşüm geçiriyor. EM-Power Europe 2024, akıllı şebekeler, enerji depolama sistemleri, siber güvenlik ve dijitalleşme gibi konularda en son trendleri ve teknolojileri ele alarak enerji sektörünün geleceğini şekillendirecek. Etkinlik, şebeke operatörleri, enerji tedarikçileri, teknoloji sağlayıcıları ve danışmanlık firmalarını bir araya getirerek enerji sektöründeki dönüşümü hızlandıracak çözümleri ve işbirliği fırsatlarını masaya yatıracak.

Nio, 144 saniyede batarya değiştiren yeni nesil istasyonunu tanıttı!

Elektrikli araç inovasyonunda öncü firmalardan biri olan Nio, yeni nesil batarya değişim istasyonu Power Swap Station 4.0’ı tanıttı. Yeni istasyonlar, sadece 144 saniyede batarya değişimi gerçekleştiriyor. Çin’de ilk istasyon faaliyete geçti.

Şarj yok, değişim var

Nio’nun Power Swap Station 4.0 istasyonlarına giren sürücüler, aracın ekranına küçük bir dokunuş yaparak batarya paketini tam şarjlı bir başka paket ile değiştirebiliyor. Tüm süreç, istasyondaki robotik kol sistemleriyle yapılıyor. Nio, yeni nesil istasyonlarında batarya değişiminin sadece 144 saniye sürdüğünü belirtiyor. Bu süre, önceki nesil istasyonlara göre yüzde 22 daha hızlı.

Power Swap Station 4.0, birden fazla marka ve farklı araç modelleriyle uyumlu olarak çalışıyor. Her bir istasyon, günde 480 değişim gerçekleştirebiliyor. İstasyonlar, altı ultra geniş FOV LiDAR ve dört adet Nvidia Orin X çipi ile donatılmış durumda. Bu sistem toplamda 1.016TOPS bilgi işlem gücü sağlıyor. İstasyonların üzerinde 60m2’lik güneş paneli de yer alıyor. Yeni batarya değişim istasyonuyla birlikte tanıtılan 640kW sıvı soğutmalı şarj kablosu sayesinde daha hızlı şarj da mümkün hale geliyor.

Nio’nun bu yaklaşımı, sürücülerin bataryanın şarj olmasını bekleme ihtiyacını ortadan kaldırıyor ve onları daha hızlı yola çıkarıyor. İstasyonlarda isteğe bağlı daha küçük batarya paketleri de araçlara takılabiliyor. Bu, şehir içi kullanım için daha ideal oluyor. Uzun yolculuklarda ise daha büyük paketlere erişim sağlanabiliyor.

Çin’den avrupa’ya genişleyen ağ

Nio, bugüne kadar Çin’de 22.633 geleneksel şarj istasyonunun yanı sıra 2.432 batarya değişim istasyonu kurdu. 2014 yılında kurulan Nio, öncelikle Çin’de faaliyet gösteriyor ancak yakın zamanda Avrupa’ya da açıldı. Yeni bir şirket olmasına rağmen Nio, Çin’deki en büyük batarya değiştirme ve şarj ağına sahip otomobil şirketi konumunda.

Yapay zeka enerjiyi yutuyor: veri merkezleri haneler kadar elektrik tüketiyor!

Yapay zeka (AI) teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, bu teknolojileri destekleyen donanımların enerji tüketimi de büyük bir sorun haline geldi. Tek bir yapay zeka GPU’su, yılda 3,7 MWh elektrik tüketiyor. Ortalama olarak, bir ChatGPT sorgusunun işlenmesi, bir Google aramasının işlenmesinden yaklaşık 10 kat daha fazla elektriğe ihtiyaç duyuyor.

Yıllar boyunca, veri merkezleri iş yükleri artarken bile stabil bir güç talebi sergiledi. Ancak, elektrik kullanımındaki verimlilik artışının hızı yavaşladıkça ve yapay zeka devrimi hız kazandıkça, veri merkezlerinin güç talebinin yüzde 160’tan fazla artması bekleniyor. Bu veri merkezlerinde ise şu anda ağırlıklı olarak yapay zeka GPU’ları bulunuyor ve her biri yılda yaklaşık 3,7 MWh elektrik tüketiyor.

Veri merkezlerinin artan güç tüketimi

Dünya çapındaki veri merkezleri şu anda toplam gücün yüzde 1-2’sini tüketiyor, ancak bu oran on yılın sonunda yüzde 3-4’e yükselecek. Günümüz veri merkezleri, genellikle yapay zeka iş yükleri için inşa ediliyor veya optimize ediliyor ve bu tesislerde genellikle yapay zeka iş yüklerinde güçlü performans sergileyen GPU’lar kullanılıyor. Bu GPU’ların her biri 700 watt’a kadar güç tüketimi yapabiliyor. Bu, yıllık yüzde 61’lik bir kullanımla GPU başına yaklaşık 3,74 MWh tüketime denk geliyor.

2023 yılında, veri merkezlerine toplamda 3,83 milyondan fazla GPU teslim edildi. Bu GPU’ların toplam elektrik tüketimi, 14.348,63 GWh olarak hesaplanıyor. Bu miktar, Türkiye’de yaklaşık 3,5 milyon hane, ABD’de ise 1,3 milyon hanenin yıllık elektrik tüketimine eşdeğer.

Yükselen enerji ihtiyacı

Bu hesaplamalar sadece 2023 yılına ait veri merkezi GPU’larını kapsıyor. Veri merkezlerinde kullanılan CPU’lar veya soğutma sistemlerini de hesaba kattığımızda, geçen yıl inşa edilen sunucular ve veri merkezlerinin yılda 25 GWh’den fazla enerji gerektirdiği ortaya çıkıyor.

Goldman Sachs Research’e göre, veri merkezi iş yükleri 2015 ile 2019 yılları arasında neredeyse üç katına çıktı, ancak bu dönemdeki elektrik talebi yılda yaklaşık 200 terawatt-saat ile sabit kaldı. Ancak 2020’den bu yana, verimlilik kazanımlarının azaldığı ve veri merkezleri tarafından tüketilen gücün arttığı görülüyor.

Yapay zeka ve enerji tüketimi

Tek bir ChatGPT sorgusu 2,9 watt-saat elektrik gerektirirken, bu rakam bir Google araması için 0,3 watt-saat.Araştırmacılara göre, yapay zeka kaynaklı veri merkezi güç tüketimindeki genel artış, 2023 ile 2030 yılları arasında yılda 200 terawatt-saat düzeyinde olacak. 2028 yılına kadar yapay zekanın veri merkezi güç talebinin yaklaşık yüzde 19’unu temsil etmesi bekleniyor. 2030’a kadar veri merkezlerinin güç talebinin 550 terawatt-saatin üzerine çıkacağı tahmin ediliyor.

Yapay zeka teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konularının önemi daha da artıyor. Veri merkezlerinin enerji tüketimi konusunda daha verimli çözümler geliştirilmesi, hem çevresel etkilerin azaltılması hem de sürdürülebilir bir teknoloji altyapısının oluşturulması için kritik önem taşıyor.

McDonald’s yapay zeka sipariş sistemini kaldırdı!

McDonald’s, ABD’deki bazı restoranlarında kullanılan yapay zeka destekli sipariş teknolojisini geri çekme kararıaldı. IBM tarafından geliştirilen bu teknoloji, 2019 yılında duyurulmuş ve ses tanıma yazılımı aracılığıyla müşteri siparişlerini işlemek için kullanılmıştı. Ancak teknolojinin güvenilirliği konusunda yaşanan sorunlar, bazı tuhaf ve komik sipariş hatalarının internette viral hale gelmesine yol açtı.

McDonald’s‘ın yapay zeka destekli Otomatik Sipariş Alma (AOT) teknolojisini geri çekme kararı, şirketin bu teknolojinin mevcut kullanımını Temmuz ayı sonuna kadar test ettiği 100’den fazla restorandan başlamak üzere uygulamaya koymasının bir sonucudur. Restoran zinciri, teknolojinin günlük işleyişte sağladığı pratik faydaları değerlendirirken, müşteri memnuniyetsizliklerini de göz önünde bulundurdu.

McDonald's yapay zeka

McDonald’s‘ın bir sözcüsü yaptığı açıklamada, “IBM ile Otomatik Sipariş Alma teknolojisine yönelik mevcut küresel ortaklığımızı 2024 yılı sonunda sonlandırmaya karar verdik” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, yapay zekanın restoran işletmeciliğindeki rolünün yeniden değerlendirileceği ve ilerleyen dönemlerde yeni sesli sipariş çözümleri üzerinde çalışılacağı belirtildi.

Ancak, yapay zekanın restoran endüstrisindeki geleceği hakkındaki tartışmalar henüz sona ermiş değil. Teknolojinin uygulanabilirliği ve güvenilirliği, özellikle insan faktörüyle olan etkileşimlerinde kritik önem taşıyor. McDonald’s‘ın bu adımı, yapay zekanın hizmet sektöründeki potansiyelini ve sınırlamalarını anlamak adına önemli bir örnek teşkil ediyor.

IBM ise McDonald’s ile gelecekte yapacakları işbirliklerine dair umutlarını dile getirerek, “Bu teknoloji, sektördeki en kapsamlı yeteneklerden bazılarına sahip olduğunu ve zorlu koşullarda hızlı ve doğru bir şekilde çalıştığını kanıtlamıştır” şeklinde bir açıklama yaptı. IBMMcDonald’s ile ilerleyen dönemlerde farklı projelerde işbirliği yapmaya devam etmeyi planladıklarını da ekledi.

Bu gelişme, yapay zeka destekli teknolojilerin restoran işletmeciliğindeki potansiyelini ve pratik uygulama zorluklarını anlamak adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

AMD Ryzen 9000 fiyatları belli oldu: 9950X, 7950X3D’den daha ucuz olabilir!

0

AMD’nin Zen 5 çekirdek mimarisini temel alan yeni nesil Ryzen 9000 masaüstü işlemcilerin fiyatları nihayet gün yüzüne çıktı. Ryzen 9 9950XAMD Ryzen 9 7950X3D modelinden daha uygun bir fiyatla sunulabilir. AMD, Haziran ayının başında Ryzen 9000 işlemcilerini duyurmuş ve serideki modellere dair bilgiler paylaşmıştı. Lansmanda işlemcilerin Temmuz ayında satışa çıkacağı belirtilirken, fiyatlara dair bir açıklama yapılmamıştı. Ancak, bu sessizlik nihayet bozulmaya başladı ve Ryzen 9000 masaüstü işlemciler erken perakende listelerinde görünmeye başladı.

Ryzen 9000 serisi masaüstü işlemciler, dört ana modelden oluşuyor: Ryzen 9 9950XRyzen 9 9900XRyzen 7 9700X ve Ryzen 5 9600X. Bu modeller sırasıyla 16, 12, 8 ve 6 çekirdeğe sahip. Ayrıca, Zen 4’e kıyasla %16’lık bir IPC artışı8000 MT/s bellek hızları, yapay zeka yüklerine yönelik grafik bant genişliğinde %100 artış ve büyük dil modellerinde (LLM) %20 yapay zeka hızlandırma gibi yenilikler sunuyor.

Önceki söylentiler, Ryzen 9000 serisinin selefi ile benzer fiyatlara satılacağı yönündeydi ve perakende kanallarından alınan bilgiler bunu doğrular nitelikte. Listelere göre Ryzen 9000 serisinin amiral gemisi modeli Ryzen 9 9950X610 ila 647 dolar arasında değişen fiyatlarla satışa sunulacak.

Karşılaştırmak gerekirse, mevcut Ryzen 9 7950X3D‘nin 699 dolar etiketle tanıtıldığını hatırlatalım. Diğer modellere geldiğimizde ise Ryzen 9 9900X 596 dolarRyzen 7 9700X 409 dolar ve Ryzen 5 9600X için belirlenen fiyat ise 315 dolar olarak görünüyor.

  • Ryzen 9 9950X: 610 – 647 dolar
  • Ryzen 9 9900X: 596 dolar
  • Ryzen 7 9700X: 409 dolar
  • Ryzen 5 9600X: 315 dolar

AMD, Ryzen 9000 işlemcilerin Temmuz ayında perakende satış raflarına çıkacağını resmi olarak doğruladı. Ancak, bazı perakende kanalları bu tarihin yalnızca ön siparişler için geçerli olacağını belirtiyor. Dolayısıyla, resmi fiyatlar ve daha fazlası için bir süre daha beklememiz gerekecek.

ABD Ordusu’nun iletişimini T-Mobile üstlenecek!

T-Mobile US, ABD Savunma Bakanlığı tarafından toplam 2,7 milyar dolar değerindeki on yıllık bir sözleşmenin parçası olarak ABD Donanması için telekom hizmetleri ve ekipman tedarik etmek üzere kablosuz sağlayıcılardan birisi olarak seçildi. Spiral 4 anlaşması, Savunma Bakanlığı tarafından hizmet personeli ve sivil çalışanlara iletişim sağlamak üzere devreye sokulan kablosuz ve telekomünikasyon hizmetleri çerçevesinin en güncel versiyonu.

Sözleşme aslında sadece T-Mobile ile sınırlı değil. AT&T ve Verizon da dahil olmak üzere ABD’nin “üç büyük” operatörünün tamamı da Spiral 4 programı için seçilerek, Savunma Bakanlığı kurumlarının önümüzdeki on yıl boyunca kablosuz hizmetleri ve kitleri için sipariş vermelerinin önünü açıyor. Ancak T-Mobile’ın yabancı bir firmaya (Alman Deutsche Telekom) ait olması, tedarikçi olarak seçilmesini enteresan hale getiriyor.

T-Mobile, çok ödüllü sözleşme ses, veri, sabit kablosuz, Nesnelerin İnterneti ve mobilite yönetimi çözümlerini içerdiğinden, savunma müşterilerinin 5G ağını – ve daha sonra uzay bağlantı hizmetlerini – hükümet operasyonlarının “gelişen” gereksinimlerini karşılamak için kullanmasını bekliyor. Gelecekte devlet kurumları da Starlink uydu ağı üzerinden T-Mobile’dan iletişim hizmetleri satın alabilecek.

T-mobile güvenlik endişelerini beraberinde mi getiriyor?

T-Mobile US, her ne kadar ABD merkezli bir şirket olarak yönetilse de çoğunluk hissesi Deutsche Telekom’a ait. Bu durum, Savunma Bakanlığı ihaleleri gibi hassas ihalelerde güvenlik endişelerini de beraberinde getirebiliyor. Ayrıca firmanın güvenlik bağlamında mükemmel bir sicile sahip olmadığını ve hem 2021’de hem geçtiğimiz yıl veri ihlalleri yaşadığını unutmamak gerekiyor.

Öte yandan Verizon’a göre Spiral 4, Donanma Bakanlığı’na (DoN) odaklanan selefine kıyasla Savunma Bakanlığı’nı daha geniş bir şekilde kapsıyor. Bununla birlikte, Savunma Bakanlığı’nın Spiral 3’ü kullanması için Savunma Bakanlığı Ofisi’nin önceki yetkisinin yeni sözleşmeye taşınacağı belirtildi. Verizon, Spiral 4’ün endüstri standartlarındaki gelişmeleri, teknolojideki ilerlemeleri ve daha rekabetçi fiyatlandırma planlarını da içerdiğini iddia etti.

Verizon’un savunma portföyü başkanı David Rouse, “Verizon’un Spiral 4’e dahil edilmesi, Spiral 3 de dahil olmak üzere federal kurumlarla dijital modernizasyon ortaklığı geçmişimiz sayesinde geliştirilen, DoN’un kritik görev iletişimine yönelik sofistike taleplerine ilişkin anlayışımızı temsil ediyor” dedi.

ABD hükümeti ve kamu ihalelerini izleyen Washington Technology sitesine göre, Spiral 4 sözleşmesinde yedi şirkete pozisyon verildi ve diğer dördü MetTel, Hughes Network Systems, Real Mobile ve WidePoint oldu.

Site, bir önceki sözleşme olan Spiral 3’ün tamamlanma tarihinin 2 Haziran olduğunu ve 993 milyon dolarlık yükümlülüğün bu sözleşmeden geçtiğini, AT&T’nin bunun 406.9 milyon dolarını alarak en büyük alıcı olduğunu belirtti.

Apple, yapay zekaya dost canlısı bir yüz veriyor: yeni Apple Intelligence Logosu

Apple, dünya genelinde merakla beklenen WWDC etkinliğinde, yapay zeka teknolojileri için tasarlanmış iki yeni logo tanıttı. Bu logoların ilki, Apple Intelligence adı verilen genel yapay zeka platformu için kullanılacakken, diğeri ise yenilenen yapay zeka destekli Siri‘nin simgesi olarak işlev görecek.

Şirketin Apple Intelligence logo tasarımı yaklaşımı, yapay zekanın kullanıcılar arasında daha dost canlısı, tehditkar olmayan ve insan benzeri olmayan bir imajla algılanmasını hedefliyor. Uzmanlara göre, Apple’ın tercih ettiği renk paletleri ve tasarım öğeleri, genel bir sektör trendini yansıtarak yapay zekayı daha erişilebilir ve kullanıcı dostu kılmayı amaçlıyor. Logolar genellikle parlak ve neşeli renklerle, pastel tonlarla ve yumuşak geçişlerle şekillendirilmiş.

Apple’ın Apple Intelligence tasarım tercihleri, yapay zekanın soğuk ve endişe verici bir teknoloji olmaktan çıkıp, kullanıcılar tarafından daha yakın ve güvenilir bir şekilde algılanmasına yardımcı oluyor. Şirket, yapay zekayı insan benzeri veya robotik bir şekilde temsil etmek yerine, daha insani ve samimi bir tasarımla sunarak teknolojiyi daha geniş kitlelere benimsetmeyi hedefliyor.

Grafik tasarım konusunda bilgi sahibi olanlar için, Apple’ın logolarında kullanılan renklerin ve formun insanların duygusal tepkilerini nasıl etkilediği önemli bir gözlem alanı sunuyor. Apple’ın logo tasarımlarının arkasında titiz bir süreç ve kapsamlı tasarım dokümanları bulunduğu da belirtiliyor. Bu detaylar, teknoloji devinin estetik tercihlerinin sadece görsel değil, aynı zamanda kullanıcı algısı üzerinde de derin etkiler yarattığını gösteriyor.

Adobe’ye gizli ücret skandalı nedeniyle dava açıldı!

ABD Adalet Bakanlığı ve Federal Ticaret Komisyonu (FTC), Adobe’nin aboneliklerini iptal etmek isteyen kullanıcılarına gizli bir iptal ücreti uyguladığı gerekçesiyle şirkete dava açtı. Adobe, kullanıcılarını istemedikleri abonelikleri iptal etmekten caydırmak için karmaşık ve zor bir iptal sürecine zorlamakla suçlanıyor.

Adobe, Creative Cloud ürünlerini abonelik bazında sunuyor ve ücretler aylık olarak ödeniyor. Ancak bu aylık ödeme, istediğiniz zaman iptal edebileceğiniz anlamına gelmiyor. Çoğu müşteri, aslında gizli bir yıllık sözleşmeye bağlı kalıyor. Müşteriler, ücretsiz deneme sürümüne kaydolduktan sonra varsayılan olarak yıllık Creative Cloud planına kaydediliyor. Yıllık sözleşmeyi iptal etmek isteyen Adobe kullanıcıları, kalan sözleşme yükümlülüğünün yüzde 50’sine tekabül eden gizli bir ücret ödemek zorunda kalıyor.

Adobe, müşterilere daha yüksek maliyetli olan ve iptal edilebilir bir aylık abonelik planı sunuyor, ancak bu fark yeni veya mevcut müşterilere her zaman net bir şekilde belirtilmiyor. Adobe’nin internet sitesinde, tüm uygulamalarına erişim için aylık 60 dolarlık bir ücret listeleniyor, ancak bu sadece yıllık sözleşmeyi kabul ederseniz geçerli. Gerçek bir aylık plan, iptal edilebilir, aylık 90 dolar bir ücrete sahip ve bir yıl peşin ödeme yaparsanız, 14 günlük süreden sonra iptal ettiğinizde geri ödeme yapılmıyor.

Adalet Bakanlığı’na göre, Adobe’nin bu düzenlemesi Restore Online Shoppers’ Confidence Act (ROSCA) yasasını ihlal ediyor. Gizli ücret bilgilerini ince yazılar ve fark edilmesi zor bağlantılar aracılığıyla sakladığı iddia ediliyor. Şikayet, yıllarca Adobe’nin bu gizli ücretten kâr elde ettiğini, tüketicilere aboneliklerin gerçek maliyetleri hakkında yanıltıcı bilgi verdiğini ve iptal etmeye çalıştıklarında onlara bu ücreti dayatarak güçlü bir müşteri tutma aracı olarak kullandığını belirtiyor.

Adobe’nin ayrıca çevrimiçi aboneliklerini iptal etmek için tüketicilere basit bir mekanizma sunmadığı iddia ediliyor. Bunun yerine Adobe’nin abonelik gelirlerini korumak amacıyla, abonelerini iptal etmeye çalışırken gereksiz adımlar, gecikmeler, istenmeyen teklifler ve uyarılarla dolu karmaşık ve verimsiz bir iptal sürecine tabi tuttuğuileri sürülüyor.

Dava, belirtilmemiş miktarlarda tüketici tazminatı, parasal cezalar ve Adobe’nin müşteri iptallerini engellemek için gizli ücretler kullanmaya devam etmesini önleyecek kalıcı bir tedbir talep ediyor. ABD hükümeti, Adobe’nin bu uygulamalarına son vermesini ve müşterilere daha şeffaf ve adil bir iptal süreci sunmasını istiyor.

Xiaomi’den hibrit SUV müjdesi!

Xiaomi, elektrikli otomobil pazarında ses getiren SU7 modelinin ardından, şimdi de hibrit destekli bir SUVgeliştirdiğini açıkladı. Çin’de açılan yeni iş ilanı, şirketin hibrit SUV modeline dair planlarını gün yüzüne çıkardı.

İlk Adım: SU7 modeli ile başarı

Geçtiğimiz Haziran ayında piyasaya sürülen Xiaomi’nin ilk elektrikli aracı SU7, satışa sunulduğu andan itibaren büyük bir ilgi gördü. Şu anda sadece Çin’de satılmasına rağmen, SU7 modelinin satışları beklentileri aştı ve Xiaomi’yi bu alanda daha ileriye taşıdı.

Hibrit SUV planları

Yeni iddialara göre Xiaomi, hibrit bir SUV modeli üzerinde çalışıyor. Şirket, hibrit teknolojisini benimseyerek daha fazla menzil sunmayı hedefliyor. Bu, elektriğe alternatif bir çözüm sunarak kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlıyor. Çin’de açılan iş ilanı, Xiaomi’nin hibrit araç planlarını doğruladı. Şirket, “araç termal yönetim teknolojisi rota planlaması ve program formülasyonu” için deneyimli mühendisler arıyor. İş ilanında, başvuru sahiplerinin otomotiv endüstrisinde 15 yıldan fazla deneyime sahip olmaları ve hibrit veya uzun menzilli elektrikli araçlar için termal yönetim entegrasyonu üzerinde en az 10 yıl çalışma şartı aranıyor.

2025’te satışta

Xiaomi’nin ikinci otomobilinin SUV olacağı ve hibrit teknolojisini destekleyeceği netleşmiş durumda. Hibrit SUV modelinin yıl sonunda piyasaya sürüleceği ve 2025 yılında satışa sunulacağı tahmin ediliyor. Şirketin ayrıca 2026 yılında 25 bin dolarlık daha uygun fiyatlı bir elektrikli araç piyasaya sürmeyi planladığı da gelen bilgiler arasında. Ancak şu an için Xiaomi’nin öncelikli hedefi SU7 ve hibrit SUV modeli.

Xiaomi’nin otomotiv sektörüne hızlı girişi ve iddialı planları, gelecekte bu alanda ne kadar etkili olacağının bir göstergesi. Elektrikli ve hibrit araç pazarındaki rekabetin kızışacağı kesin. Xiaomi’nin yeni hibrit SUV modeli merakla bekleniyor.

Apple, Apple Pay Later hizmetini durdurdu: yeni taksitli ödeme sistemi geliyor

Apple, geçtiğimiz yıl kullanıcıların beğenisine sunduğu Apple Pay Later hizmetini sonlandırdı. Bu hizmet, kullanıcıların 50 ila 1000 dolar arasında borçlanıp altı hafta içinde faizsiz olarak dört eşit taksitte ödeme yapmalarına imkan tanıyordu. Bugün itibarıyla sona eren Apple Pay Later’ın yerini alacak yeni taksitli ödeme sistemi ise yıl sonuna kadar kullanıma sunulacak.

Apple, yeni sistemle ilgili detayları paylaşırken, Apple Pay kullanıcılarının kredi ve banka,ve online kartları üzerinden çevrimiçi ve uygulama içi alışverişlerde taksitli ödeme yapabileceklerini belirtti. Yeni hizmet özellikler arasında kullanıcıların ödülleri görüntüleyip kullanabilmesi ve uygun taksit seçeneklerini görebilmesi bulunuyor. Ayrıca, hizmetin dünya genelinde birçok ülkede kullanılabilir olacağı vurgulandı.

Apple Pay Later , yeni taksitli ödeme sisteminin yıl sonuna kadar Avustralya, İspanya, İngiltere ve ABD gibi ülkelerde ANZ, CaixaBank, HSBC, Monzo, Citi ve Synchrony gibi büyük bankalar aracılığıyla kullanıma sunulacağını duyurdu. Ayrıca, ABD’de kullanıcılar Apple Pay ile ödeme yaparken Affirm üzerinden doğrudan kredi başvurusunda bulunabilecekler.

Apple Pay Later hizmetinin sunulmasından sonra geçen süre çok kısa olmasına rağmen, Apple’ın yeni taksitli ödeme sistemi ile daha geniş bir kullanıcı kitlesine ve daha fazla ülkede hizmet sunma amacıyla bu değişikliği yapma kararı aldığı belirtildi.

Bu yeni adım, Apple’ın ödeme sistemleri alanındaki rekabetçi konumunu güçlendirme ve kullanıcılarına daha fazla esneklik sağlama stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Dubai polisi filosuna Tesla Cybertruck ekledi!

Dubai polis filosuna katılan Tesla Cybertruck modeli, şehrin göz alıcı süper otomobil polis araçlarına bir yenisi olarak eklendi. Beyaz renkteki araç, “düşük çözünürlüklü bir balinaya” benzetilmesine rağmen, şehirde sadece bir tane bulunuyor. Dubai polisi tarafından yapılan açıklamaya göre, araç yıl sonunda aktif göreve başlayacak şekilde özel olarak hazırlandı.

Tesla Cybertruck, daha önce de polis aracı olarak modifiye edilmişti; bu önceki versiyon Unplugged Performance UP.FIT firması tarafından üretilmişti. Yeni versiyon ise acil durum ışıklarıgüçlü bir siren ve diğer polis ekipmanlarıyla donatıldı. ABD’deki polis birimlerinden gelen talep üzerine, araç üç farklı versiyonla sunulacak: PatrolAdmin ve Tactical. Her bir versiyon, 547 km menzil ve sadece 2.6 saniyede 0’dan 100 km/s hıza ulaşabilmeözellikleriyle dikkat çekiyor.

Tesla Cybertruck, özellikle modifiye edilmiş versiyonlarıyla tanınıyor. Örneğin, bir önceki modeli gerçek altın kaplamaile süslenmişti. ABD pazarında satılan bu ikonik araç, çıkışından bu yana çeşitli ilginç modifiye çalışmalarının merkezinde bulunuyor. Son olarak, popüler YouTube kanalı JerryRigEverything tarafından yapılan elektrokaplamayöntemiyle gerçek altınla kaplanan bir Cybertruck modeli dikkat çekti. Zack Nelson‘ın öncülüğünde gerçekleştirilen bu proje, aracın metal gövdesinin yaklaşık olarak 60 bin dolar değerinde altınla kaplanmasını içeriyordu.

Tesla Cybertruck’ın Dubai polis filosuna katılması, aracın yenilikçi tasarımının ve güçlü performansının polis operasyonlarında nasıl kullanılabileceğine dair bir örnek sunuyor. Dubai’nin sürekli olarak ileri teknolojiye ve dikkat çekici araçlara yaptığı yatırımlarla, Tesla Cybertruck da şehrin polis hizmetlerine modern bir katkı sağlıyor.