Nvidia yöneticileri değerlenen hisselerini elden çıkarıyor!

Kaliforniya merkezli GPU devi Nvidia, geçen hafta piyasa değerinin 3.012 trilyon dolara yükseldiğini gördü ve bu da onu dünyanın en değerli şirketi olarak kısa süreliğine Apple’ın önüne ve Microsoft’tan sonra ikinci sıraya yerleştirdi.

AI patlaması, Nvidia’nın hisse senedi fiyatlarının 2024’te şu ana kadar yüzde 144, son 12 ayda ise yüzde 211 arttığını gördü. Yatırımcı sitesi Barron’s’a göre bir dizi Nvidia yöneticisi, hisselerinin bir kısmını satmak için bundan yararlanıyor.

Nvidia’nın mayıs ayı sonlarında yaptığı düzenleyici başvuruya atıfta bulunularak şirketin rock yıldızı CEO’su Jensen Huang’ın, tahmini değeri 650 milyon dolar olduğu söylenen 600.000’e kadar hisse satmayı seçtiği belirtiliyor.

O satma kararı alan tek kişi değil. CFO Colette Kress, operasyonlardan sorumlu başkan yardımcısı Debora Shoquist ve dünya çapındaki saha operasyonlarından sorumlu başkan yardımcısı Ajay Puri de aynı şekilde Nvidia hisselerinin bir kısmını satıyor.

Nvidia yöneticilerinin bu hamleleri, Nvidia hisselerinin geçen hafta ABD’de piyasaların kapanmasının ardından yürürlüğe giren 10’a 1 hisse bölünmesinden önce geldi.MarketWatch, şirket hisselerinin değerinin ilk işlemlerde düştüğünü bildirdi ve analistler, bölünmenin gelecekte Nvidia’nın hisselerini artırmasını bekliyor.

Şirketin hisse fiyatları rekor seviyelere çıkarken Nvidia yöneticilerinin bu fırsatı nakde çevirme fırsatını görmüş olması da mümkün.



GPU üreticisi, Nisan ayında sona eren 2025 mali çeyreği için 26 milyar dolarlık rekor gelir bildirmesine rağmen, şirketin bu büyüme hızını sürdürmesi beklenmiyor, bu da bazı yatırımcıların ilgisini kaybetmesine neden olabilir


Finansal hizmetler şirketi Morningstar, Nvidia’nın mevcut mali yıl boyunca her çeyrekte yaklaşık 3 milyar dolar ek gelir artışı sağlamasını ve mali yıl 2026’da da çeyrekten çeyreğe büyümeye devam etmesini bekliyor. Bundan sonra ise “her yıl veri merkezinde düşük onlu yüzdelerde gelir artışı” öngörüyor.


Bu arada, Morgan Stanley’nin yatırımcı beklentilerinin AMD’nin yapay zeka işi için fazla yüksek olduğunu düşündüğü gerekçesiyle şirketin notunu düşürmesinin ardından, AMD hisseleri bugün erken işlemlerde değer kaybetti.

Analistler, “AMD’nin çekirdek pazarlarında giderek daha iyi konumlandığını görmeye devam ediyoruz; ancak ısrarla yüksek olan yapay zeka beklentileri, onların premium çarpanını haklı çıkarma yetenekleri konusunda bizi daha ihtiyatlı hale getiriyor.” diye yazdı.

Ancak Morgan Stanley, özel silikon alternatiflerinden farklı olarak AMD’nin GPU ürünleriyle Nvidia’nın birden fazla bulutta olma yeteneğini taklit edebileceğini ve bulut sağlayıcı müşterilerine satıcı bağımlılığından kaçınma yeteneği verebileceğini de belirtti.

Volvo, 72 bin EX30’u geri çağırıyor!

İsveç merkezli otomobil üreticisi Volvo, bugün yayınlanan bir açıklamada EX30 araçlarının kazara orta monitörde bir “test ekranı” oluşturabileceğini; bu ekranın hız göstergesi ve bilgi-eğlence özellikleri de dahil olmak üzere burada gösterilen normal sürüş istatistiklerini engelleyebileceğini söyledi. Hatanın kesin nedeni henüz açıklanmadı.

Sorun ilk olarak geçen ay Volvo’nun özellikle Avustralya’da 1.255 aracı geri çağıracağını duyurmasıyla ortaya çıktı.

Geri çağırma hamlesinde, “Bir yazılım hatası nedeniyle bilgi-eğlence ünitesi ekranı, araç çalıştırılırken test moduna girebilir. Bu, aracın hızı gibi önemli bilgilerin görüntülenmesini engelleyebilir.” ifadesi yer aldı.

“Önemli bilgilerin gösterilmemesi, araçtakilerin ve diğer yol kullanıcılarının yaralanma veya ölüm riskini potansiyel olarak artırabilir.”

Hatayı özellikle sorunlu hale getiren şey, neredeyse diğer tüm arabaların aksine, Volvo’nun tüm araba istatistiklerinin ve hız gibi bilgilerin başka hiçbir yerde değil, merkezi ekranda bulunması. Test ekranı hatası oluştuğunda, sürücüler tam olarak ne kadar hızlı gittikleri konusunda bilgisiz kalıyor ve bu da çok dikkatsiz veya çok dikkatli sürüşe yol açabiliyor ki bunların ikisi de harika değil.

Neyse ki EX30 sahiplerinin, hatanın düzeltilmesi için arabalarını mağazaya veya bayilere götürmeleri gerekmeyecek. Sürüm 1.3.1 olarak adlandırılan bir güncelleme artık kablosuz olarak mevcut, böylece herhangi bir kullanıcı onu indirip kurabilir.

Bu, Volvo’nun yeni otomobillerinde yazılım sorunlarıyla karşılaştığı ilk sefer değil. Volvo’nun kamuoyuna yaptığı açıklamalara göre, üst seviye EX90 aslında tamamen yazılım geliştirmeye odaklanmak için yarım yıl ertelendi. Yazılım ve potansiyel sorunlar söz konusu olduğunda, özellikle de bir aracın önemli bileşenlerinin düzgün çalışması için doğrudan yazılıma bağlı olduğu durumlarda riskler yüksektir.

Volvo otonom sürüş

Bu, Volvo’nun başına bela olan bir sorun bile değil, çünkü tüm otomobil endüstrisi daha ileri düzey yazılım özellikleri sunuyor ve mevcut işlevleri otomobilin merkezi bilgisayarına taşıyor.

Bu, ne olursa olsun bir bilgisayarda çalışması gereken kendi kendine sürüş söz konusu olduğunda özellikle doğru. Bir keresinde Cruise, halihazırda alçakta veya yerde olan bir kişiye çarptıklarında bunu fark edebilmeleri için robot taksilerini güncellemek zorunda kaldı.

Bu güncelleme, Cruise robot taksisinin; çarpışma meydana geldikten sonra durmak yerine farklı bir aracın çarpması sonucu zaten yolda olan bir yayanın üzerinden geçmesi olayına doğrudan bir yanıttı. 

Yapay zeka, Avrupa bankalarını endişelendiriyor!

Yapay zeka çılgınlığı, her türden kuruluşun teknolojiyi uygulamaya koymak veya en azından kendi iş alanlarında avantaj sağlamak için nasıl kullanılabileceğini değerlendirmek için acele ettiğini gösterdi.

Ancak yapay zekayı geliştirmek ve eğitmek için gereken büyük miktarda bilgi işlem kaynağı, kuruluşların bu kaynakları kontrol eden ve çoğu ABD merkezli olan az sayıdaki şirkete bağımlı hale gelme riskiyle karşı karşıya olduğu anlamına geliyor ve bu durum bazı bankaları endişelendiriyor.

Reuters’a göre bu endişeler Amsterdam’da düzenlenen son Money 20/20 finansal teknoloji konferansında dile getirildi.

ING Baş Analitik Yetkilisi Bahadır Yılmaz, bankaların karşı karşıya olduğu en büyük risklerden birinin az sayıdaki teknoloji şirketine bağlılık olduğunu söyledi. Özellikle Avrupa bankalarının farklı teknoloji sağlayıcıları arasında geçiş yapabilmelerini ve satıcı bağımlılığından kaçınabilmelerini sağlamaları gerekiyor.

Ancak Yılmaz, yapay zeka modellerinin eğitimi için gereken devasa kaynaklar nedeniyle gelecekte altyapı hizmetleri konusunda büyük teknoloji şirketlerine daha fazla güvenmeyi beklediğini itiraf etti.

Yılmaz, “Bunlara her zaman ihtiyacınız olacak çünkü bazen bu teknolojiler için gereken makine gücü çok büyük olabiliyor. Ayrıca bir bankanın bu teknolojiyi üretmesi gerçekten de mümkün değil.” diye belirtti.

Deutsche Bank’ın kurumsal bankasının CIO’su Joanne Hannaford da bu görüşe katılarak şunları söyledi: “Yapay zeka çok büyük miktarda bilgi işlem gerektiriyor ve gerçekten de bu bilgisayara mantıklı bir şekilde erişmenin tek yolu Büyük Teknoloji’den geçiyor.”.

Türkiye’nin dijitale doğan ilk bankası olan Hayat Finans’ın faaliyete geçmesiyle birlikte Türkiye’de lisanslı dijital bankacılık dönemi resmen başlamış oldu

KPMG UK’de Bulut Dönüşüm Başkanı olan Adrian Bradley, konuyla ilgili şunları söyledi: “Gelecekteki AI projelerinin türü ve karmaşıklığına bağlı olarak bankaların bulut gereksinimlerinin zamanla değişebileceğini unutmamak önemlidir. Büyük hiper ölçeklendiriciler, büyük üretken yapay zeka modellerinin eğitimini destekleme kabiliyetleri nedeniyle sıkça tercih edilirken, daha küçük modellerin yerel makinelerde çalıştırılması da mümkündür.

“Hız ve doğruluk daha düşük olsa da, bir yapay zeka modelinin yerel olarak çalıştırılmasının avantajı, veri üzerinde ek güvenlik ve kontrol sağlamasıdır. Bu nedenle bankalar, yapay zekayı nerede ve nasıl dağıttıkları konusunda dikkatli olmalıdır. Bu durum, bulut pazarında yeniliği teşvik etmek, giriş engellerini azaltmak ve benimsemeyi kolaylaştırmak için seçeneğe duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.”

Hiper ölçekli şirketler son bir veya iki yıldır yapay zekaya yatırım yapıyor. Pazar araştırma şirketlerinden gelen raporlar, büyük bulut operatörlerinin yapay zeka hizmetlerini geliştirmek için Nvidia’nın GPU hızlandırıcılarını tükettiğini ve muhtemelen bu yapay zeka hizmetlerini bankalar gibi müşterilere satarak kar elde etmeyi beklediklerini gösteriyor.

OpenAI gibi önde gelen AI geliştiricilerinin çoğu aynı zamanda ABD’de faaliyet gösteriyor ve bu şirketin bulut devi Microsoft ile yakın ilişkisi var.

Ancak ABD’li bulut şirketleri, BT hizmetleri pazarında çok fazla nüfuza sahip olup olmadıkları konusunda halihazırda Birleşik Krallık ve Avrupa’da antitröst soruşturmalarıyla karşı karşıya; Brit düzenleyici Ofcom, AWS ve Azure’un birlikte 2022’de Birleşik Krallık bulut altyapı hizmetleri pazarının yüzde 70-80’ini oluşturduğunu, örneğin Google Cloud’un da yüzde 5 ila 10’luk bir pay oluşturduğunu tespit etti.

Bu arada, İngiltere’nin rekabet gözlemcisi Rekabet ve Piyasalar Otoritesi (CMA), büyük teknoloji şirketleri ile AI girişimleri arasında gelişen bağları da inceliyor.

CMA, bir avuç baskın teknoloji firmasının (Google, Amazon, Microsoft, Meta ve Apple (GAMMA)) bir ortaklıklar, yatırımlar ve anlaşmalar ağı yoluyla yapay zeka pazarındaki rekabeti etkili bir şekilde sona erdirebileceği konusunda uyardı.

Avrupa Merkez Bankası tarafından yakın zamanda yayınlanan bir raporda finans sektörünün yapay zekadan kaynaklanan riskleri ve faydaları incelendi. Yapay zekanın verilerin işlenmesini ve oluşturulmasını potansiyel olarak geliştirebileceğini ancak önemli veri kalitesi sorunlarına yatkın olabileceği konusunda uyardı.

Özellikle, temel modellerin eğitilme şekli, eğitildikleri verilerde bulunan önyargıları veya hataları edinme ve birleştirme olasılıklarının daha yüksek olabileceği ve ECB’nin halüsinasyona yatkın oldukları anlamına geliyor.

Rapor aynı zamanda teknoloji sağlayıcılarına daha fazla bağımlılık riskinin de altını çizdi.

Mayıs ayının sonunda, AB’nin finansal piyasalar düzenleyicisi Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi (ESMA), AI kullanan finansal hizmet işletmeleri için bir kılavuz yayınladı. Bu, temelde AI kullanımlarının AB’nin MiFID düzenlemeleri kapsamında olduğunu doğruladı; bu da şirketlerin gerçekleştirilen tüm eylemlerden hala sorumlu olduğu anlamına geliyor.

Belki de Omdia Baş Fintech Analisti Philip Benton’un Money 20/20’de yapay zekaya odaklanılmasının, insanları değiştirmek yerine döngüde tutmanın önemine odaklandığını bildirmesinin nedeni budur.

Benton, “Bazı fintech’ler, yapay zekanın belirli rollerdeki insanlara olan ihtiyacın yerini alması konusunda seslerini yükseltiyor ancak etkinlikteki genel düşünce, yapay zekanın insanların üretkenliğini desteklemesi yönündeydi” dedi. 

Nvidia değerlemesi balon mu?

Nvidia geçtiğimiz hafta 3 trilyon dolarlık piyasa değerini aşan üçüncü şirket oldu. Şirketin değeri sadece son üç ayda bir trilyon dolar arttı. Üretken yapay zekâ (genAI) patlamasını körükleyen en büyük çip üreticisi olarak Nvidia’nın bu inanılmaz başarısı pek çok kişi tarafından bir şans eseri hatta tıpkı 2000’lerin başındaki Dot-com balonu gibi bir baloncuğa dayalı bir dalgalanma gibi görünüyor. Ancak durum pek öyle olmayabilir.

Analistlere göre bir firmanın pazar değerlemesi iki temel ölçü ele alınarak yapılıyor. Bunlardan ilki, bağımsız denetçiler tarafından onaylanmış finansal tabloların yani firmanın son 1 yıl veya daha fazla sürede ortaya koyduğu finansal performansın değerlendirilmesi. Şirketin gelir gider tabloları, mali yapısı, durağan varlıkları, borçları, yatırım miktarları ve pek çok farklı verinin bu değerlendirmede önemli bir payı var. Diğer temel ölçüt ise gelecekteki kazanç potansiyelinin algılanmasına dayanan hisse fiyatındaki değişimleri. Nvidia, her iki değerlendirme ölçütünde de oldukça sağlam bir büyüme gösteriyor.  

Mukayese yapmak gerekirse, şu anda Apple’ın piyasa değeri yaklaşık 2,96 trilyon dolarken Nvidia ise 2,99 trilyon dolar olarak fiyatlanıyor ve Microsoft’un ardından dünyanın en değerli 2. şirketi konumuna yükselmiş durumda.  Apple’ın 2023 yılındaki geliri 383 milyar dolardı (bir önceki yıla göre %3’lük bir düşüş). İşte size bir soru: Apple önümüzdeki yıllarda bu geliri nasıl ikiye katlayacak? Daha fazla iPhone satarak mı? iPhone’lara yapay zekâ ekleyerek ve daha pahalı iPhone’lar satarak mı? Apple Vision Pro satışlarını tavan yaptırarak mı?  

Apple bunların tamamını da yapsa, geçtiğimiz yıllara kıyasla devasa gelir artışları yaşaması pek muhtemel değil. Öte yandan Nvidia’nın gelecekte muazzam bir büyüme potansiyeli var. Üretken yapay zekâ araçların ve bulut servislerinin geleceği, sürücüsüz arabaların geleceği, robot teknolojisinin geleceği, endüstriyel otomasyonun geleceği göz önüne alınırsa ve Nvidia çiplerinin tüm bu ürünlerde olduğu düşünülürse büyüme potansiyeli için adeta “sınırsız” diyebiliriz.

Nvidia için yapay zekâ sürükleyici oldu

Nvidia’nın kurucu ortağı ve CEO’su Jensen Huang da bu sınırsız potansiyelin farkında ve kartlarını son derece doğru oynuyor. Örneğin biraz geriye gidip yapay zekâ devriminin başlamasından hemen önceye yani ChatGPT’nin piyasaya sürüldüğü Kasım 2022 öncesine baktığımızda yarı iletken sektöründe Nvidia yaklaşık 329 milyar dolar değerlemeye sahipken; TSMC 399 milyar dolar, Samsung 273 milyar dolar, AMD 123,5 milyar dolar ve Intel ise 120 milyar dolar değerlemeye sahipti.

Şimdi ise bu sayılan firmaların tamamı Pazar değerlemelerini 1,5 – 2 katına çıkarsa da Nvidia akıl almaz bir biçimde 9 kat değerlendi. Bunun en temel sebebiyse, CEO Huang ve firmanın çok hızlı aksiyon alması. Üstüne de yapay zekâ konusunun Metaverse veya NFT’ler gibi geçici bir trend olmaktan ziyade birden çok pazarı değiştirecek çok önemli bir yenilik olduğunu fark etmesi. Doğduğu ülke olan Tayvan’da Steve Jobs benzeri bir figür olan Huang 2024 Computex’te şaşırtıcı derecede Jobsvari bir açılış konuşması yaptı ve nefes kesici bir vizyon ortaya koydu: Fiziksel Yapay Zekâ konsepti.

Yeni bir konsept: Fiziksel Yapay Zekâ

Huang, “Fizik kanunlarını anlayan yapay zekâ” olarak tanımladığı “Fiziksel Yapay Zekâ” konseptinin çığır açacağını ve söylüyor. Huang’ın “Fiziksel YZ” vizyonu, fiziksel robotların ve robotik sistemlerin birebir dijital kopyalarının binlerce seçenek ve senaryoyu test ederek “öğrendiği” bir senaryo. Ardından da çözümleri gerçek robotları ve robotik sistemleri kontrol edecek yazılımda sakladığı, gerçek dünya fiziğini (simüle edilmiş yerçekimi, atalet, sürtünme, sıcaklık ve diğer faktörler) ve sanal insanları, nesneleri ve ortamları (örneğin bir fabrika zemini) simüle eden karmaşık bir sanal ortamı içeriyor.

“Fiziksel YZ sistemi”nin bir çıktısı, hem sanal hem de fiziksel ortamlarda çalışabilen genelci, somutlaştırılmış akıllı YZ ajanlarının oluşturulması. Bir sonraki adım ise dijital ikiz projelerinin yapay zekâ ile birleşimi. Böylece dijital ikiz projelerinde görmeye başladığımız gerçek zamanlı izleme ve analiz, üretim optimizasyonu, kalite kontrol ve kusur tespiti, geliştirilmiş karar verme, alan ve iş akışı planlaması yaşam döngüsü yönetimi bambaşka bir anlam kazanacak.

Bu fikir robotik ve otonom sistemler alanında devrim yaratabilir. Bu yeniliğin temelinde Nvidia’nın gerçek zamanlı fiziksel tabanlı render, fizik simülasyonu ve genAI teknolojilerini bir araya getiren güçlü bir platform olan Omniverse yatıyor. Nvidia Omniverse’ü “Fiziksel Yapay Zekâ için işletim sistemi” olarak adlandırıyor.

Robotların ve otonom makinelerin öğrenme biçiminde büyük değişimi

“Fiziksel Yapay Zekâ” konsepti, robotların ve otonom makinelerin öğrenme biçiminde büyük bir değişimi temsil ediyor. Geçmişte insansı, fabrika ve diğer tür robotlar fiziksel laboratuvarlarda test ediliyordu. “Fiziksel Yapay Zekâ” senaryosunda, benzer bir süreç bir robotun dijital klonu veya sanal uzaydaki ikizi ile gerçekleşir. Deneme ve yanılma süreci, insanlar ya da ekipman için risk oluşturmadan radikal bir şekilde hızlandırılıyor. Eğitim sırasında çok daha fazla sayıda deneme yapılabiliyor. Robot sanal dünyada kusursuz bir şekilde gezinmeyi öğrendiğinde veya programlandığında, bu yazılım tüm bu deneyim ve “bilgi” ile tamamen güncellenebilen gerçek bir robota uygulanır.

Nvidia’ya göre Omniverse’in “Fiziksel Yapay Zekâ” versiyonunda, dijital ikiz fabrikalar robotları kendileri eğitebiliyor. Daha fazla verimlilik ve güvenlik için insan işçilerle birlikte çalışan robotların gelişimini modelleyebilir. Omniverse platformu, robot geliştirme için Metropolis vision AI ve Isaac AI, simülasyon ve test için Isaac Manipulator ve Project GR00T dahil olmak üzere çeşitli Nvidia teknolojilerini entegre ediyor.

Nvidia büyümesi nasıl durur?

Nvidia için şu anda her şey pozitif görünüyor.  Şirket yapay zekâ donanımı ve yazılımı ile veri merkezleri, bulut bilişim ve uç bilişim çözümlerinde sektöre liderlik ediyor. Bu ürünlerden çok satıyor ve çok daha fazlasını satmak istiyor. Öngörülebilir gelecekte Nvidia, yapay zekâ sohbet robotlarının ve diğer binlerce yapay zekâ uygulamasının eğitimi ve işlenmesi için kullanılan yapay zekâ çipleri pazarına hakim olmaya devam edecek gibi görünmekte. Buna şimdi bir de dijital ikiz projelerinde “Fiziksel Yapay Zekâ” ortamı eklenecek.

Firmanın daha fazla büyümesinin önündeki potansiyel engeller ise olası tedarik krizleri, ABD – Çin teknoloji savaşındaki kutuplaşmanın iyice artması ve firmanın olası yönetimsel hataları olabilir. Nvidia bu potansiyel engellerle karşılaşacak mı ve karşılaşırsa nasıl aksiyonlar alacak birlikte göreceğiz.

Microsoft’tan Windows Geri Çağırma özelliğinde geri adım!

Windows Recall ilk duyurulduğundan bu yana ağır eleştirilerle karşılaştı ve Microsoft’u harekete geçmeye zorladı. Windows ve cihazlardan sorumlu Başkan Yardımcısı Pavan Davuluri, firmanın blogunda bir yazı yayınladı. Aracın potansiyel olarak hassas bilgilerin ekran görüntüsünü alma özelliği görüldü. Bu özellik ilk başta üzüntü yaratmasının ardından bir güncelleme paylaşıldı.

Davuluri, “Recall’ı müşterilerin kullanımına sunmadan önce, insanların Copilot+ bilgisayarlarında Recall’ı etkinleştirmeyi seçmelerini kolaylaştırabileceğimiz ve gizlilik ve güvenlik önlemlerini geliştirebileceğimiz yönünde net bir sinyal aldık” dedi.

Bunu yapmak için Microsoft, kullanıcılara daha net bir tercih seçeneği sunacak. Proaktif olarak seçilmediği sürece aracın varsayılan olarak kapalı olacağı açıklandı. Microsoft başlangıçta Windows Recall özelliğini varsayılan olarak açık bir şekilde kullanıma sunmayı planlıyordu. Özelliği etkinleştirmek için artık Windows Hello kaydı gerekecek. Ayrıca, Recall içindeki zaman çizelgelerine ve arama özelliklerine erişmek için onay gerekecek.  

Bunun da ötesinde Microsoft, Windows Hello Gelişmiş Oturum Açma Güvenliği (ESS) tarafından korunan “tam zamanında” şifre çözme gibi ek veri koruma katmanları ekleyecek. Buna göre, Recall tarafından yakalanan görüntülerin şifresi yalnızca kullanıcı kimlik doğrulaması yaptığında çözülecek. Bu, Recall’a güç sağlayan arama dizini veritabanının da şifreleneceği anlamına geliyor.

Davuluri, “Microsoft’un SFI ilkeleri doğrultusunda, Recall’ın müşterilere önizleme sürümünden önce, veri korumasını artırmak için adımlar atıyoruz” dedi ve ayrıca Recall özelliğine sahip cihazların ve yeni Copilot+ PC’lerin, “varsayılan olarak güvenli” olacağının altını çizdi. Davuluri yeni cihazların aygıt yazılımı korumaları, çipten buluta güvenlik ve ESS ile donatılacağını vurguladı.

Windows Recall ilk olarak Microsoft tarafından Mayıs ayında düzenlenen yıllık ‘Build’ konferansında tanıtıldı. Teknoloji devi bu hamleyi yeni Copilot+ PC serisinin lansmanıyla birlikte duyurdu. Arcadia Group yönetiiclerinden Kevin Beaumont tarafından başlangıçta bir “güvenlik kabusu” olarak adlandırılan Geri Çağırma konusunda Microsoft ciddi bir eleştiri almış ve siber güvenlik camiasındaki pek çok kişi bariz riskler karşısında endişelerini dile getirmişti.

Microsoft, geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdiği yapay zekâ etkinliği kapsamında yapay zekalı bilgisayar döneminin başladığını duyurmuştu. Ayrıca, Copilot+ PC platformunu resmen tanıtmıştı.

Apple, WWDC 2024’te neler tanıttı?

Apple’ın her yıl düzenlediği Dünya Çapında Geliştiriciler Konferansı WWDC 2024 etkinliğinde, iOS 18, watchOS 11, macOS Sequoia ve Apple Intelligence platformlarını tanıttı. Etkinliğin en önemli duyurusu, hiç şüphesiz kişiselleştirme ve yapay zeka özellikleriydi. Bu kapsamda Apple, Apple Intelligence platformunun tüm işletim sistemlerinde kullanılacağını belirtti. Ayrıca ChatGPT-4o destekli Siri ile yeni bir dönem başlıyor.

iOS/iPadOS 18

Apple, iOS 18 ile kişiselleştirmeye odaklanıyor. Bu doğrultuda ana ekran uzun yıllar sonra büyük bir yeniliğe kavuşuyor. Kullanıcılar uygulama simgelerini ve widget’ları ekranın istedikleri bölümüne yerleştirebilecekler. Bu da kullanıcıya özel bir deneyim yaratacak.

Apple WWDC 2024 sırasında gizlilik konusuna da dikkat çekti. Buna göre iOS 18, uygulamaları kilitlemenize olanak tanıyor. Böylece diğer kişilerin uygulamaları açmak için kimlik doğrulaması yapması gerekecek. Ayrıca arama, Siri ve diğer uygulamalardaki bilgileri de gizleyebileceksiniz.

Öte yandan Android ile RCS mesajlaşma desteği sunulacak. Google tarafından geliştirilen bu teknoloji SMS’in bir sonraki adımını temsil ediyor.

macOS Sequoia

iPhone Yansıtma, iPhone’unuzu Mac’inizden görüntülemenizi ve kontrol etmenizi sağlar. iPhone’u Mac’e yansıtarak simgeler, Ana Ekran, uygulamalar ve daha fazlası dahil olmak üzere her şeyi gösterebilir. Artık herhangi bir uygulama doğrudan Mac’ten açılabilir ve hatta “iPhone’unuzun” sesi Mac’e aktarılır.

macOS Sequoia ayrıca Wi-Fi parolalarını, uygulama ve web sitesi parolalarını, doğrulama kodlarını ve daha fazlasını yönetmenizi sağlayan yeni bir özel Parolalar uygulamasını da duyurdu. Parolalar cihazlar arasında senkronize edilebiliyor. macOS, Parolalar uygulamasında parolaları doldurmak için otomatik doldurma özelliğini kullanıyor.

macOS Sequoia artık düzinelerce oyunu destekleyecek ve özellikle M1 ve M2 çipli cihazlarda oyun performansını önemli ölçüde artıracak. Yeni işletim sistemi, daha yüksek grafik performansı ve daha iyi oyun deneyimi sunmak için optimize edildi. Artık Mac’inizde en sevdiğiniz oyunları oynarken hiçbir zaman kesinti yaşamayacaksınız.

watchOS 11

watchOS 11 ile Apple Watch’un sağlık takibi özellikleri güçlendirilecek. Apple’a göre kan basıncı veri yönetimi çok daha detaylı olacak. Yeni Apple Watch’lar hipertansiyon tespitini de destekleyecek.

Vitals adlı yeni bir uygulama, önemli sağlık ölçümlerinizi keşfetmenize olanak tanıyacak. Ölçümler normal aralığın dışında olduğunda vurgulanacak. Bu şekilde düzensiz sağlık verilerinizi görebileceksiniz. Ancak kalp atış hızı bildirimlerinizi özelleştirebilirsiniz.

Apple visionOS 2

Apple Vision Pro kullanıcıları için büyük bir yenilik olan misafir modu artık çok daha kullanıcı dostu. Misafir kullanıcıların yalnızca belirli uygulamalara erişebildiği bu mod, cihazı başkalarına ödünç vermeyi veya deneme amaçlı kullanmayı çok daha kolay hale getiriyor.

iOS 17.2 ile sunulan ve büyük beğeni toplayan Journal uygulaması visionOS 2 ile Apple Vision Pro’ya geliyor. Bu uygulama ile notlarınızı, düşüncelerinizi ve anılarınızı kaydetmek çok daha kolay olacak

Apple ayrıca 3.499 dolarlık Vision Pro’nun 28 Haziran’da yapılacak bir lansmanla uluslararası olarak satılacağını duyurdu.

Apple Intelligence

Apple’ın aygıt içi yapay zeka teknolojileri, kullanıcı verilerini aygıt üzerinde işleyerek gizliliği koruyor. Bu yeni özellikler, kullanıcıların kişisel verilerinin üçüncü taraflarla paylaşılmasını önlüyor ve veri güvenliğini artırıyor.

Apple Intelligence, kullanıcı verilerini aygıt üzerinde işleyerek gizliliği koruyor ve kullanıcılara verileri üzerinde tam kontrol sağlıyor. Bu yeni sistem, derin doğal dil anlayışı ve gelişmiş yapay zeka yetenekleriyle donatıldı.

Apple, Siri’yi harici modellerle entegre edeceğini açıkladı. ChatGPT-4o tarafından desteklenen bu entegrasyon, Siri’nin kullanıcıların sorularını ChatGPT’ye yönlendirmesini ve yanıtlar oluşturmasını sağlayacak

Apple’ın yapay zekası “Apple Intelligence” tanıtıldı!

Apple, bugün düzenlenen yıllık Dünya Çapında Geliştiriciler Konferansı’nda (WWDC), teknoloji devinin yapay zeka alanındaki büyük atılımını temsil eden yeni “Apple Intelligence” girişimini tanıttı.

Apple Intelligence özellikleri

Apple Intelligence, iPhone, iPad, Mac ve diğer aygıtlar da dahil olmak üzere Apple’ın tüm platformlarına gelişmiş yapay zeka özellikleri getirecek. Bu özellikler, akıllı yardım aracılığıyla kullanıcıların uygulamalar içinde otomatik olarak harekete geçmesini amaçlıyor.

Apple’ın Apple Intelligence için özetlediği bazı temel özellikler arasında şunlar yer alıyor:

  • Kullanıcı bağlamlarına ve kalıplarına göre bildirimleri proaktif olarak yönetme
  • Mesajları, e-postaları ve diğer metinleri otomatik olarak özetleme
  • Kullanıcı adına yanıtlar, notlar veya diğer materyalleri yazmak
  • Bir mesaj aldıktan sonra önerilen bir podcast’i oynatmak gibi uygulamalar arasında eylemleri bağlama

Bulut işleme gerektiğinde Apple, verilerin asla sunucularda depolanmayacağı ve Apple’ın bunlara erişemeyeceğini iddia ettiği “Özel Bulut” olarak adlandırdığı şeyi kullanacağını söylüyor. Şirket, bağımsız uzmanların bu gizlilik iddialarını doğrulayacağını söylüyor.

Apple Intelligence, şirketin işletim sistemleri ve uygulamaları genelinde kullanıcı deneyimine daha otonom özellikler getirmeyi amaçlıyor. Büyük yapay zeka yatırımları ve duyuruları yapan rakiplerine karşı konumunu korumaya çalışan Apple’ın yapay zeka ve makine öğrenimine olan bağlılığını yenilediğine işaret ediyor. Yeni özellikler önümüzdeki yıl içinde yazılım güncellemeleriyle geliştiricilere ve tüketicilere sunulacak.

Otomobil devlerinden Türkiye’de üretim sinyali

0

Çinli otomobil devleri Chery ve MG, Türkiye’de üretim tesisleri kurma planlarını açıklayarak Türk otomotiv sektöründe büyük yankı uyandırdı. Bu kararın ardında Çin’den ithal edilen araçlara yönelik uygulanan ek vergiler yatıyor. İşte detaylar…

MG ve Chery, Türkiye’de üretim yapabilir!

Türkiye pazarında hızla büyüyen ve uygun fiyatlı modelleriyle dikkat çeken Chery, hükümetin vergi düzenlemesine uyum sağlamak ve müşterilerine daha iyi hizmet sunmak amacıyla Türkiye’de fabrika kurma kararı aldı.

Chery Türkiye Başkanı Si Fenghuo, yaptığı açıklamada, “Türkiye, Chery’nin Avrupa stratejisinin önemli bir parçasıdır.” dedi. Fenghuo, Eylül 2022’de kurulan Chery Türkiye’nin tamamen öz sermaye ile faaliyet gösterdiğini ve yetkili satıcı ağı ile satış ve servis hizmetleri sunduğunu belirtti.

Chery, Türkiye’de üreteceği araçlarla hem iç pazara hem de Avrupa pazarına hitap etmeyi hedefliyor. Şirket, Türkiye’nin stratejik konumu ve otomotiv sektöründeki deneyimli iş gücünden faydalanarak rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor.

Çinli otomobil üreticisi SAIC bünyesindeki MG markası da, Türkiye’de üretim yapma konusunda somut adımlar atmaya başladı. MG’nin Türkiye distribütörü Doğan Trend Otomotiv CEO’su Kağan Dağtekin, MG’nin Avrupa’da kuracağı üretim tesislerinden birinin Türkiye’de olmasını hedeflediklerini açıkladı.

Dağtekin, “MG ile niyet mektubu imzalama aşamasındayız. Yatırım kararı zaman alacak ancak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan destek alıyoruz.” dedi. Dağtekin ayrıca, Aralık ayında Bakan Fatih Kacır ile SAIC-MG yetkililerinin bir araya gelerek Türkiye’nin otomotiv üretim kapasitesi hakkında görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti.

MG, Türkiye’de üreteceği araçlarla Avrupa pazarında daha rekabetçi olmayı ve teslimat sürelerini kısaltmayı hedefliyor. Şirket, Türkiye’nin otomotiv sektöründeki tecrübesine ve Avrupa Birliği ile olan gümrük avantajlarına güveniyor.

Chery ve MG’nin Türkiye’de fabrika kurma planları, Türk otomotiv sektörüne önemli katkılar sağlayacak. Bu yatırımlar, Türkiye’nin otomotiv üretimini artırarak cari açığın azaltılmasına yardımcı olacak. Ayrıca, yeni istihdam olanakları yaratacak ve ülke ekonomisine katkı sağlayacak.

Siber güvenlik mühendisliği webinar programı ile kariyerinizi güçlendirin!

Co-Founder Academy’nin düzenlediği Siber Güvenlik Mühendisliği webinar programı, siber güvenlik alanında kendini geliştirmek isteyen herkes için harika bir öğrenme deneyimi sunuyor. Bu program, sektördeki en güncel tehditler ve savunma stratejileri hakkında kapsamlı bilgi edinmenizi sağlarken, alanında uzman profesyoneller tarafından verilen derslerle donanımınızı artıracak.

Katılımcılar, siber saldırılara karşı korunma yöntemlerinden güvenli yazılım geliştirmeye kadar geniş bir yelpazede bilgi sahibi olma şansı yakalayacaklar. Ayrıca, gerçek dünya uygulamaları ve vaka çalışmaları ile teorik bilgileri pratiğe dökme imkanı bulacaksınız. 13 Haziran Perşembe günü saat 19:00’da gerçekleşecek olan Siber Güvenlik Mühendisliği webinar programı, siber güvenlik dünyasında kendinize sağlam bir yer edinmek için kaçırılmaz bir fırsat sunuyor.

Eğitmenler:

Deneyimli eğitmenler Alperen Soydan ve Erdinç Tandoğan, siber güvenlik alanındaki geniş bilgi birikimlerini ve tecrübelerini katılımcılarla paylaşacak. Bu özel etkinlikte, Siber Güvenlik Analisti, Sızma Testi Uzmanı ve Siber Tehdit Analisti gibi roller hakkında bilgi sahibi olacaksınız. Ayrıca, eğitim programımızın içeriği ve müfredatı hakkında detaylı bilgi edineceksiniz.

Siber güvenlikte kariyerinizi zirveye taşıyın

Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte, neredeyse her işletme bilgisayar sistemlerine dayanmaktadır. Bu teknolojik gelişmeler, siber suçlar ve siber hırsızlıklar gibi yeni güvenlik zafiyetlerine de kapı aralamaktadır. Siber güvenlik, günümüzde modern çağın en temel unsurlarından biri haline gelmiştir ve bu alanda kariyer yapmak, oldukça önemli bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bir Siber Güvenlik Uzmanı, çeşitli roller üstlenir. Bunlar arasında:

  • Siber Tehditlerin Tespit Edilmesi: Organizasyonların siber saldırılara karşı korunması.
  • Siber Güvenlik Açıklarının Bulunması: Sızma testleri ile sistemlerdeki güvenlik açıklarının tespit edilmesi.
  • Sistemdeki Güvenlik Sorunlarının Giderilmesi: Sistemlerin kötü niyetli yazılımcılardan korunması ve iyileştirilmesi.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, dünya genelindeki şirketlerin %41’inde nitelikli siber güvenlik uzmanı açığı bulunmakta ve 2021 yılı itibarıyla siber suçlardan korunmak için 6 trilyon dolar harcanması beklenmektedir. Türkiye, siber saldırılardan en çok etkilenen ülkeler arasında 5. sırada yer alıyor.

Çekilişler ve hediyeler

Webinar programımızda katılımcılar arasında yapılacak çekilişle siber güvenlik kitabı gönderilecektir. Ayrıca, 10 kişiye Cyber Security Blue Team: Incident Responder Series – Part 1 Udemy eğitimi ve 10 kişiye de Sıfırdan Bug Bounty ve Web Uygulama Güvenliği Udemy eğitimi hediye edilecektir.

Etkinlik Detayları:

  • Tarih: 13 Haziran 2024
  • Saat: 19:00
  • Yer: Zoom

Siber güvenlik alanında sağlam bir kariyer yapmak isteyen herkesi bu özel webinara davet ediyoruz. BT dünyasındaki beceri açığı büyüyor ve bu eğitim programı, size gerekli araçları ve bilgiyi sağlayacak. Katılım ücretsizdir. Hemen kaydolun ve siber güvenlik kariyerinizin ilk adımını atın.

🔗 Detaylar ve kayıt için: bit.ly/45duW65

Sosyal girişimcilik nedir?

0

Sosyal girişimcilik, sadece kar amacı gütmeyen organizasyonların veya bireylerin toplumda pozitif bir etki yaratmak için inovatif çözümler geliştirdiği bir kavramdır. Geleneksel girişimcilikten farklı olarak, sosyal girişimciler sadece kâr amacı gütmek yerine toplumun çeşitli sorunlarına çözüm odaklı yaklaşırlar. Bu yaklaşım, gelir eşitsizliği, eğitim, sağlık, çevre koruması gibi alanlarda sosyal etki yaratmayı hedefler. Sosyal girişimcilik, kâr amacı gütmeyen organizasyonların sürdürülebilirliklerini artırmak için işletme modellerini kullanırken, aynı zamanda toplumun genel refahını artırmayı amaçlar.

Sosyal girişimcilik, birçok farklı formda ortaya çıkabilir. Bazı sosyal girişimciler, geleneksel işletme modellerini kullanarak kâr amacı güden bir işletme kurarlar, ancak bu işletmenin karının bir kısmını sosyal sorunların çözümüne yönlendirirler. Diğerleri ise kâr amacı gütmeyen organizasyonlar veya vakıflar aracılığıyla toplumsal sorunlara doğrudan müdahale ederler. Örneğin, mikrokredi veren kuruluşlar, düşük gelirli bireylerin finansal erişimlerini artırmak için çalışırken, eğitim odaklı sosyal girişimler, dezavantajlı grupların eğitim olanaklarını iyileştirmeyi hedefler.

Sosyal girişimcilik çeşitleri

  1. Toplumsal Yenilikçilik: Toplumsal yenilikçilik, sosyal girişimcilerin toplumda var olan sorunlara yeni ve yenilikçi çözümler getirmesiyle ilgilidir. Bu tür girişimciler, geleneksel yaklaşımlardan farklı olarak sorunlara farklı bir bakış açısı getirir ve sık sık mevcut sistemleri ve normları sorgularlar.
  2. Sürdürülebilir Kalkınma Girişimleri: Sürdürülebilir kalkınma, hem günümüz ihtiyaçlarını hem de gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılamayı hedefler. Bu çerçevede, sürdürülebilir kalkınma odaklı sosyal girişimciler, çevresel sürdürülebilirlik, ekonomik kalkınma ve toplumsal refahı bir araya getiren projeler geliştirirler.
  3. Kadın Girişimciliği: Kadınların ekonomik olarak güçlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için çalışan sosyal girişimler, kadın girişimciliğini teşvik eder ve destekler. Bu tür girişimler, kadınların iş dünyasında daha fazla söz sahibi olmalarını sağlayarak toplumsal dengeleri değiştirirler.
  4. Yerel Kalkınma Projeleri: Yerel kalkınma projeleri, belirli bir bölge veya topluluğun ihtiyaçlarına odaklanarak o bölgenin ekonomik, sosyal ve çevresel durumunu iyileştirmeyi amaçlar. Bu projeler genellikle yerel kaynakları ve bilgi birikimini kullanarak sürdürülebilir çözümler üretirler.
  5. Eğitim Girişimleri: Eğitim, sosyal gelişim ve ilerleme için temel bir unsurdur. Eğitim odaklı sosyal girişimler, eğitim erişimini artırmayı, eğitim kalitesini yükseltmeyi ve eğitim sistemlerini iyileştirmeyi hedeflerler. Bu tür girişimler, okul öncesi eğitimden yetişkin eğitimine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösterebilirler.
  6. Sağlık ve İyi Olma Girişimleri: Sağlık, herkesin temel bir hakkıdır ve sağlık hizmetlerine erişimde eşitsizlikler bulunmaktadır. Sağlık odaklı sosyal girişimler, sağlık hizmetlerine erişimi artırmayı, hastalıklarla mücadeleyi desteklemeyi ve toplumun genel sağlığını iyileştirmeyi amaçlarlar.

Bu çeşitli alanlar, bu dünyanın ne kadar geniş bir kapsama sahip olduğunu göstermektedir. Her biri, toplumsal ihtiyaçlara farklı bir perspektiften yaklaşarak sosyal etki yaratma potansiyeline sahiptir.

Sadece bireysel çabalarla sınırlı değil

Aynı zamanda devletlerin, şirketlerin ve diğer kuruluşların da sosyal etki yaratmak için iş birliği yapabilecekleri bir alandır. Özellikle son yıllarda, şirketlerin sosyal sorumluluklarını yerine getirmek için sosyal girişimcilik alanına yatırım yapma eğilimi artmıştır. Şirketler, sürdürülebilirlik, toplumsal cinsiyet eşitliği, çevre koruması gibi alanlarda sosyal girişimciliği destekleyen projelere yatırım yaparak sadece kar elde etmekle kalmazlar, aynı zamanda marka itibarlarını artırırlar.

Ancak, sosyal girişimcilik de bazı zorluklarla karşı karşıyadır. Finansman bulmak, sürdürülebilirlik sağlamak ve sosyal etkiyi ölçmek gibi konular, sosyal girişimcilerin karşılaştığı yaygın zorluklardır. Bununla birlikte, bu zorluklara rağmen, sosyal girişimcilik, toplumun karşılaştığı çeşitli sorunlara yenilikçi ve etkili çözümler sunarak önemli bir potansiyele sahiptir.

Sonuç olarak, sosyal girişimcilik, toplumun karşılaştığı sorunlara sürdürülebilir ve etkili çözümler sunarak toplumsal refahı artırmayı hedefleyen bir yaklaşımdır. Geleneksel girişimcilikten farklı olarak, sosyal girişimcilik sadece kâr amacı gütmeyen organizasyonlarla sınırlı değildir; aynı zamanda şirketlerin, devletlerin ve diğer kuruluşların da sosyal etki yaratmak için iş birliği yapabilecekleri bir platform sağlar.

Girişimcilik belgesi nedir, nasıl alınır?

0

Girişimcilik belgesi, iş kurma ve yönetme sürecindeki bilgi, beceri ve deneyimleri resmi olarak belgeleyen önemli bir belgedir. Bu belge, girişimcilerin iş dünyasında rekabet avantajı elde etmelerine ve işe alım süreçlerinde öne çıkmalarına yardımcı olabilir. Ancak, girişimcilik belgesine sahip olmanın faydalarını daha derinlemesine inceleyerek bu sürecin önemini daha iyi anlayabiliriz.

Girişimcilik belgesi, bir işletmenin kurulması ve yönetilmesi sürecinde edinilen bilgi ve deneyimleri belgelediği için girişimciler için bir başarı göstergesi niteliği taşır. Bu belge, girişimcinin işletme yönetimi, finans yönetimi, pazarlama stratejileri ve operasyonel planlama gibi alanlardaki bilgi ve yeteneklerini kanıtlar. Dolayısıyla, girişimcilik belgesi sahibi bir kişi, iş dünyasında güvenilir bir profesyonel olarak kabul edilir ve işletmesini başarıyla yönetme konusunda güven verir.

Girişimcilik belgesi işe alım süreçlerinde önemli rol oynuyor

Ayrıca, girişimcilik belgesi işe alım süreçlerinde önemli bir rol oynar. Birçok işveren, girişimcilik belgesine sahip adayları işe alım sürecinde avantajlı konuma yerleştirir. Çünkü bu belge, adayın girişimcilik ruhu, yenilikçilik yetenekleri ve işletme yönetimi becerileri hakkında bilgi verir. Dolayısıyla, iş arayanlar için girişimcilik belgesi, istihdam edilebilirliklerini artıran önemli bir unsurdur.

Girişimcilik belgesi almak için izlenmesi gereken adımlar çeşitli eğitim kurumları ve kuruluşlar tarafından sunulmaktadır. İşte girişimcilik belgesi almanın genel adımları:

  1. Eğitim Programına Katılma: Girişimcilik belgesi almak isteyenler genellikle girişimcilik üzerine özel olarak tasarlanmış eğitim programlarına katılırlar. Bu programlar genellikle üniversiteler, girişimcilik merkezleri veya özel eğitim kurumları tarafından sunulur. Eğitim programları genellikle iş kurma süreci, işletme yönetimi, pazarlama stratejileri, finans yönetimi gibi konuları içerir. Ayrıca, girişimcilik eğitimi sırasında pratik vaka analizleri ve girişimcilik deneyimlerini paylaşma fırsatları da sunulur.
  2. İş Planı Hazırlama: Girişimcilik eğitimi sırasında veya sonrasında, katılımcıların bir iş planı hazırlamaları istenir. İş planı, girişimcinin iş fikrini, hedeflerini, stratejilerini ve kaynaklarını detaylı bir şekilde açıklar. İş planı genellikle bir özet, işletme tanımı, hedef pazar analizi, rekabet analizi, pazarlama stratejileri, işletme organizasyonu, operasyonel planlar, finansal projeksiyonlar ve risk yönetimi gibi bölümleri içerir.
  3. İşin Kurulması: İş planının hazırlanmasının ardından, girişimci işletmeyi resmen kurar. Bu adım, işin yasal gerekliliklerini yerine getirmeyi, gerekli izinleri almayı, vergi kayıtlarını oluşturmayı ve işletme banka hesaplarını açmayı içerir. İşin kurulması sürecinde, girişimci genellikle bir işletme avukatı veya muhasebeci ile çalışır.
  4. Belge Başvurusu: Girişimci, girişimcilik belgesi için ilgili kuruluşa veya kuruma başvuruda bulunur. Başvuruda genellikle iş planı, işletme kaydı ve kişisel bilgiler gibi belgeler sunulur. Başvuru prosedürleri ülkeye ve belgeyi veren kuruluşa göre değişebilir.
  5. Değerlendirme Süreci: Başvurunun ardından, belgeyi veren kuruluş veya kurum girişimci adayının iş planını ve işletme kaydını değerlendirir. Değerlendirme süreci genellikle işletmenin potansiyeli, sürdürülebilirliği, yenilikçiliği, iş planının tutarlılığı ve finansal geçerliliği gibi faktörlere dayanır. Girişimcinin işletme hedeflerini ve stratejilerini etkili bir şekilde iletebilmesi önemlidir.
  6. Belgenin Verilmesi: Girişimci adayının iş planı ve işletme kaydı değerlendirildikten sonra, başvuru uygun bulunursa girişimcilik belgesi verilir. Belge, genellikle girişimcinin adı, işletme adı, belgeyi veren kuruluşun bilgileri ve belgenin geçerlilik süresi gibi bilgileri içerir. Girişimcilik belgesi genellikle bir sertifika veya belge olarak verilir ve girişimcinin iş dünyasında güvenilirliğini kanıtlar.

İşletmelere değer katıyor

Girişimcilikbelgesi aynı zamanda işletmeler için de bir değer katıcısıdır. Bir işletme, girişimcilik belgesine sahip olan çalışanlarıyla daha yenilikçi ve etkili bir şekilde yönetilebilir. Bu da işletmenin rekabet gücünü artırır ve sürdürülebilir bir büyüme sağlar.

Sonuç olarak, iş dünyasında önemli bir tanıtım ve değer belgesidir. Girişimcilik alanında kariyer yapmak isteyenler için bu belge, işe alım süreçlerinde ve işletme yönetiminde önemli bir avantaj sağlar. Bu nedenle, girişimcilik belgesi almak, işletme sahipleri ve iş arayanlar için değerli bir yatırım olabilir.

Intel Gaudi 3 hızlandırıcıları yapay zeka yarışında Nvidia’nın önünde!

Genelde bu tür ürünlerin fiyatları kamuoyundan gizlenir, ancak Intel geleneklere meydan okuyarak resmi rakamlar açıkladı. Amiral gemisi Gaudi 3 hızlandırıcısı, tek başına satın alındığında yaklaşık 15.000 dolara mal olacak; bu, Nvidia’nın rakip H100 veri merkezi GPU’sundan %50 daha ucuz.

Daha az güçlü olmasına rağmen Gaudi 2 de Nvidia’nın fiyatlarını ciddi şekilde alt ediyor. 8 işlemcilik tam bir Gaudi 2 hızlandırıcı kiti, sistem satıcılarına 65.000 dolara satılacak. Intel, bunun Nvidia ve diğer rakiplerinden gelen benzer sistemlerin fiyatının sadece üçte biri olduğunu iddia ediyor.

Gaudi 3 için ise aynı 8 hızlandırıcı kit konfigürasyonu 125.000 dolara mal oluyor. Intel, bunun bu üst düzey performans seviyesinde alternatif çözümlerden üçte ikisi kadar ucuz olduğunu söylüyor.

Nvidia’nın maliyeti Intel Gaudi 3’e göre çok daha yüksek!

Intel Gaudi 3 fiyatlandırmasına bir bağlam sağlamak gerekirse, Nvidia’nın yeni piyasaya sürülen Blackwell B100 GPU’su yaklaşık 30.000 dolara, yüksek performanslı Blackwell CPU+GPU kombinasyonu olan B200 ise yaklaşık 70.000 dolara satılıyor.

Elbette, fiyatlandırma denklemin sadece bir parçası. Performans ve yazılım ekosistemi de eşit derecede önemli unsurlar. Bu konuda Intel, Gaudi 3’ün önemli bir dizi yapay zeka eğitim ve çıkarım iş yükünde Nvidia’nın H100’üyle aynı seviyede veya onu geride bıraktığını iddia ediyor.

Intel tarafından verilen kıyaslama sonuçları, Gaudi 3’ün 8.192 işlemcili büyük kümelerde H100’den %40’a kadar daha hızlı eğitim süreleri sağladığını gösteriyor. Şirkete göre, daha küçük bir 64 işlemcili Gaudi 3 kurulumu bile popüler LLaMA 2 dil modeli üzerinde H100’den %15 daha yüksek verim sağlıyor. Yapay zeka çıkarımı için Intel, LLaMA ve Mistral gibi modellerde H100’e göre 2 kat daha hızlı olduğunu iddia ediyor.

Ancak Gaudi çipleri, daha kolay dağıtım için Ethernet gibi açık standartları kullanırken, bugün çoğu yapay zeka yazılımının dayandığı Nvidia’nın yaygın CUDA platformu için optimizasyonlardan yoksun. Şirketlerin kodlarını Gaudi için yeniden yapılandırmaları için ikna etmek zor olabilir.

Benimsemeyi artırmak için Intel, Asus, Foxconn, Gigabyte, Inventec, Quanta ve Wistron gibi yeni Gaudi 3 ortaklarını da içeren en az 10 büyük sunucu satıcısıyla anlaştığını söylüyor. Dell, HPE, Lenovo ve Supermicro gibi bilindik isimler de listede yer alıyor.

Yine de, Nvidia veri merkezi dünyasında önemli bir güç. 2023’ün son çeyreğinde, veri merkezi işlemci pazarında %73’lük bir paya sahip olduklarını iddia ettiler ve bu sayı hem Intel hem de AMD’nin payını azaltarak artmaya devam ediyor. Tüketici GPU pazarı da çok farklı değil, Nvidia %88’lik bir paya sahip.

Intel için zorlu bir mücadele olsa da, bu devasa fiyat farkları boşluğu kapatmaya yardımcı olabilir.

Startup nedir?

0

Günümüz iş dünyasında sıkça duyduğumuz “startup” terimi, yenilikçi ve hızlı büyüme potansiyeline sahip işletmeleri tanımlamak için kullanılır. Bu tür işletmeler, genellikle teknoloji odaklıdır ve kısa sürede büyük etki yaratmayı hedefler. Startup’lar, geleneksel işletmelerden farklı olarak, belirsizlik ve yüksek risk altında faaliyet gösterirler. Ancak, bu riskler büyük kazançlar ve yenilikler için bir fırsat sunar. Peki, Startup nedir?

Startup’lar, geleneksel işletmelerden birçok açıdan farklıdır. İşte bu farklılıkların detaylı bir incelemesi:

  1. Yenilikçilik: Startup’lar genellikle yeni ve yaratıcı fikirler üzerine kurulur. Bu yenilik, bir ürün, hizmet veya iş modelinde olabilir. Örneğin, Uber ve Airbnb, kendi alanlarında devrim niteliğinde yenilikler sunmuş startup’lardır. Bu yenilikçi yaklaşım, startup’ların piyasada farklılaşmasını sağlar ve onlara rekabet avantajı kazandırır.
  2. Hızlı Büyüme Potansiyeli: Startup’lar, hızlı bir şekilde ölçeklenebilir iş modellerine sahiptir. Bu, kısa sürede büyük bir müşteri kitlesine ulaşma ve gelir artışı sağlama potansiyelleri olduğu anlamına gelir. Örneğin, Facebook’un birkaç yıl içinde dünya çapında milyarlarca kullanıcıya ulaşması, startup’ların hızlı büyüme potansiyeline iyi bir örnektir.
  3. Belirsizlik ve Risk: Yüksek risk ve belirsizlik, startup’ların doğasında vardır. Bu, piyasada nasıl kabul göreceklerinin ve ne kadar sürede kârlılığa ulaşabileceklerinin belirsiz olduğu anlamına gelir. Ancak, bu belirsizlik aynı zamanda büyük kazanç fırsatları da sunar. Risk yönetimi, bu süreçte kritik bir öneme sahiptir.
  4. Esneklik: Startup’lar genellikle küçük ekiplerle çalışır ve hızlı karar alma yeteneğine sahiptir. Bu, piyasa koşullarına ve müşteri geri bildirimlerine hızlıca uyum sağlayabilmelerini sağlar. Esneklik, startup’ların değişen koşullara hızla adapte olabilmelerini ve yenilikçi çözümler sunmalarını mümkün kılar.
  5. Teknoloji Odaklılık: Birçok startup, teknoloji kullanarak yenilikçi çözümler sunar. Bu, internet tabanlı hizmetlerden, yapay zekâ uygulamalarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Teknoloji, startup’ların operasyonlarını daha verimli hale getirir ve onları küresel bir pazarda rekabet edebilir kılar.

Finansman ve Yatırım

Startup nedir sorusunu yanıtladıktan sonra, büyüme sürecine bakalım. Startup’ların büyüme sürecinde en önemli faktörlerden biri finansmandır. Genellikle kendi sermayeleri yetersiz olan girişimciler, dış yatırımcılardan finansman arayışına girerler. İşte bu noktada, melek yatırımcılar, risk sermayedarları (venture capitalists) ve kitle fonlaması (crowdfunding) gibi çeşitli finansman kaynakları devreye girer.

  • Melek Yatırımcılar: Genellikle varlıklı bireylerdir ve erken aşamadaki startup’lara finansal destek sağlarlar. Bunun karşılığında şirkette hisse alırlar. Melek yatırımcılar, genellikle girişimcilere mentorluk da yapar ve stratejik rehberlik sağlar.
  • Risk Sermayedarları: Daha büyük yatırımlar yaparlar ve genellikle startup’ların büyüme aşamasında devreye girerler. Bu yatırımcılar, startup’ların yönetiminde söz sahibi olabilirler ve büyüme stratejilerine katkıda bulunabilirler. Risk sermayedarları, startup’ların hızlı büyüme ve ölçeklenme süreçlerinde kritik bir rol oynar.
  • Kitle Fonlaması: İnternet üzerinden geniş bir kitleye ulaşarak küçük miktarlarda sermaye toplanması yöntemidir. Bu yöntem, aynı zamanda startup’ın ürün veya hizmetine olan ilgiyi de test etme imkanı sunar. Kitle fonlaması, startup’ların erken aşamada sermaye bulmalarını kolaylaştırır ve topluluk desteği sağlar.

Başarı ve Başarısızlık Faktörleri

Startup’ların başarıya ulaşma veya başarısız olma olasılıkları oldukça yüksektir. Startup nedir sorusunu yanıtlarken bu olasılıklara da göz atmak gerekli. İşte bu süreci etkileyen bazı temel faktörler:

  1. Ürün-Pazar Uyumu: Startup’ın sunduğu ürün veya hizmetin piyasa ihtiyaçlarına ve taleplerine uygun olması kritik öneme sahiptir. Ürün-pazar uyumu sağlanmadığında, müşteri kazanmak zorlaşır. Başarılı startup’lar, ürünlerini sürekli olarak müşteri geri bildirimlerine göre geliştirir.
  2. Ekip: Güçlü ve uyumlu bir ekip, startup’ın başarısında büyük rol oynar. Ekip üyelerinin yetkinlikleri ve işbirliği, şirketin karşılaştığı zorlukları aşmasında etkili olur. Başarılı bir ekip, hem teknik bilgiye sahip olmalı hem de iş stratejisi geliştirebilmelidir.
  3. Finansal Yönetim: Kaynakların etkin bir şekilde yönetilmesi, startup’ların sürdürülebilirliği için gereklidir. Gereksiz harcamalardan kaçınılması ve doğru yatırımların yapılması önemlidir. Finansal disiplin, startup’ların uzun vadede ayakta kalmasını sağlar.
  4. Müşteri Geri Bildirimi: Müşteri geri bildirimleri, ürün veya hizmetin geliştirilmesinde hayati öneme sahiptir. Bu geri bildirimler, startup’ın piyasada nasıl algılandığını anlamasına ve gerekli ayarlamaları yapmasına yardımcı olur. Müşteri odaklı yaklaşım, startup’ların müşteri sadakatini artırır.

Startup’lar, modern iş dünyasında yenilikçi fikirlerin ve teknolojinin öncüsü olarak önemli bir rol oynamaktadır. Belirsizlik ve yüksek risk altında faaliyet göstermelerine rağmen, doğru stratejiler ve ekiplerle büyük başarılar elde edebilirler. Finansman, ürün-pazar uyumu, güçlü bir ekip ve etkili finansal yönetim, startup’ların başarısını belirleyen anahtar faktörlerdir. Bu nedenle, startup kurma sürecinde bu unsurların göz önünde bulundurulması kritik öneme sahiptir. Startup ekosistemi, girişimcilere büyük fırsatlar sunar ve yenilikçi çözümlerle dünyayı değiştirme potansiyeline sahiptir.

Finansal yönetim nasıl yapılır?

Finansal yönetim, bir işletmenin finansal kaynaklarını etkin bir şekilde kullanarak kararlar alması, bu kaynakları yönetmesi ve işletmenin finansal hedeflerine ulaşmasını sağlayan stratejik bir süreçtir. Bu süreç, işletmenin mali durumunu analiz etmek, kaynakları tahsis etmek, yatırım kararları almak, finansal riskleri yönetmek ve uzun vadeli stratejiler geliştirmek gibi çeşitli adımları içerir. İşte finansal yönetimin temel prensipleri ve uygulama adımları:

İşte finansal yönetimin adımlarını daha detaylı olarak açıklayan madde madde bir açıklama:

1. Mali Durumun Analizi:

  • Gelir Tablosu Analizi: İşletmenin gelirleri ve giderleri arasındaki ilişkiyi değerlendirir. Gelir tablosu, işletmenin karlılığını gösterir.
  • Bilanço Analizi: İşletmenin varlıklarını, borçlarını ve özkaynaklarını inceler. Bilanço, işletmenin finansal sağlığını yansıtır.
  • Nakit Akış Tablosu Analizi: İşletmenin nakit giriş ve çıkışlarını gösterir. Nakit akış tablosu, işletmenin likiditesini değerlendirir.

2. Finansal Hedeflerin Belirlenmesi:

  • Karlılık Hedefleri: İşletmenin karlılık düzeyini belirler. Karlılık, işletmenin net gelirini artırmayı amaçlar.
  • Büyüme Hedefleri: İşletmenin pazar payını ve gelirlerini artırmayı hedefler. Büyüme, yeni pazarlara girişi veya ürün gamını genişletmeyi içerebilir.
  • Likidite Hedefleri: İşletmenin nakit ve nakit benzeri varlıklarını yönetir. Likidite, işletmenin kısa vadeli ödemelerini karşılamasını sağlar.
  • Risk Yönetimi Hedefleri: İşletmenin finansal riskleri tanımlar ve yönetir. Risk yönetimi, işletmenin karşılaştığı belirsizlikleri azaltır.

3. Bütçe Yönetimi:

  • Gelir Bütçesi: İşletmenin gelir tahminlerini içerir. Satışlar, hizmet gelirleri ve diğer gelir kaynakları bütçelenir.
  • Gider Bütçesi: İşletmenin gider tahminlerini içerir. Üretim maliyetleri, personel giderleri ve pazarlama harcamaları bütçelenir.
  • Kâr Bütçesi: İşletmenin net gelirini tahmin eder. Gelir ve gider tahminleri kullanılarak kâr hedeflenir.

4. Kaynakların Yönetilmesi:

  • Sermaye Yönetimi: İşletmenin sermaye yapısını belirler. Öz sermaye ve borç oranları göz önünde bulundurularak sermaye kaynakları tahsis edilir.
  • Borç Yönetimi: İşletmenin borçlanma stratejisini belirler. Faiz oranları, vade süreleri ve geri ödeme koşulları dikkate alınarak borçlanma yapılır.
  • Öz Sermaye Yönetimi: İşletmenin öz sermaye kaynaklarını yönetir. Hisse senetleri, temettü politikası ve sermaye artırımı stratejileri belirlenir.

5. Yatırım Kararları:

  • Proje Değerlendirmesi: İşletmenin yatırım fırsatlarını değerlendirir. Yatırımın getirisi, riski ve geri ödeme süresi analiz edilir.
  • Varlık Satın Alma: İşletmenin varlık portföyünü genişletir. Arazi, bina ve makine gibi varlıkların satın alınması planlanır.
  • Şirket Birleşme ve Satın Almaları: İşletmenin büyüme stratejisini destekler. Rakip firmaların satın alınması veya işbirliği yapılması planlanır.

6. Finansal Risk Yönetimi:

  • Piyasa Riski Yönetimi: İşletmenin piyasa dalgalanmalarına karşı korunmasını sağlar. Faiz oranı riski, döviz kuru riski ve hisse senedi fiyatı riski gibi riskler yönetilir.
  • Kredi Riski Yönetimi: İşletmenin borçlu müşterilere karşı riskini azaltır. Kredi derecelendirmesi, teminat ve sigorta gibi yöntemler kullanılır.
  • Operasyonel Risk Yönetimi: İşletmenin operasyonel faaliyetlerinden kaynaklanan riskleri azaltır. Üretim hataları, iş güvenliği sorunları ve tedarik zinciri kesintileri gibi riskler yönetilir.

7. Uzun Vadeli Stratejilerin Geliştirilmesi:

  • Pazar Analizi: İşletmenin hedef pazarlarını belirler. Rekabet analizi, tüketici talebi ve pazar trendleri göz önünde bulundurularak stratejiler geliştirilir.
  • Ürün Geliştirme: İşletmenin ürün ve hizmet portföyünü genişletir. Yenilikçi ürünlerin tasarımı, Ar-Ge faaliyetleri ve pazarlama stratejileri planlanır.
  • Uluslararası Genişleme: İşletmenin küresel pazardaki varlığını artırır. Yurtdışı satış operasyonları, uluslararası ortaklıklar ve ihracat stratejileri oluşturulur.

Finansal yönetim, işletmenin sürdürülebilir büyümesini ve başarısını desteklemek için kritik bir öneme sahiptir. Doğru finansal yönetim uygulamaları, işletmenin rekabet avantajını artırabilir ve uzun vadeli değer yaratma potansiyelini artırabilir.

Türk Telekom START programına gençlerden yoğun ilgi!

Türk Telekom’un 2015’ten bu yana gençler için staj ve iş imkânı sunan programı START, bu yaz dönemi de onlarca genci dört hafta boyunca ağırlayacak. Bu yıl on binin üzerinde başvuruyla gençlerin yoğun ilgi gösterdiği START programı uzun dönem staj ve istihdam olanaklarıyla gençlere kariyerlerinin ilk adımlarını Türk Telekom öncülüğünde atma fırsatı sunuyor. 

Türk Telekom İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Dr. Hüseyin Aslan, “Genç yeteneklere erken kariyer fırsatları sunarken, aynı zamanda Türk Telekom’u daha yakından tanımalarını sağlayarak iş hayatına hazırlanmalarına olanak tanıyan START Stajım Programı kapsamında uzun dönem staj sürecini başarıyla tamamlayan ve mezun olan genç yeteneklerimiz için istihdam yaratıyoruz. Türkiye’nin en çok istihdam sağlayan markalarından biri olarak geleceği tasarlama yolculuğunda gençlerin yanında olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu. 

Teknoloji birikimi ile dijital geleceğin inşasına öncülük eden Türk Telekom, öğrenme ve gelişim programları ile gençleri destekleyerek kariyer fırsatları sunmaya devam ediyor. Gençlerin profesyonel kariyer yolculuklarında daha güçlü bir farkındalık oluşturmayı amaçlayan Türk Telekom, START genç yetenek programıyla gençlere deneyim ve gelişim imkânı sunuyor. Türk Telekom’un lisans 3. sınıf öğrencilerine, yeni mezun ve 25 yaşını aşmamış gençlere yönelik sunduğu START programı bu yıl “Yeteneklerinle Geleceğe START” ver sloganıyla on binin üzerinde başvuru alarak kayıt sürecini tamamladı. Değerlendirme süreçlerini başarıyla tamamlayarak START programına kabul edilen gençler, yaz döneminde ‘START Stajım’ ile dört haftalık öğrenme ve gelişim yolculuğuna başlayarak kariyerlerini parlatacak deneyimler kazanacak. START programı gençlere Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarının merkezindeki Bilgi Teknolojileri, Network ve Erişim, Veri Analitiği ve Büyük Veri, Ürün ve Segment, Dijital Kanallar, Müşteri Deneyimi, Finans, İnsan Kaynakları olmak üzere yenilikçi iş alanlarında deneyim fırsatı sunuyor. Program dahilinde kısa dönem stajından mezun olan ve uzun dönem staj programına katılmaya hak kazanan genç yetenekler, uzun dönem stajı sonrasında Türk Telekom’da istihdam imkânı elde ediyor. 2015’ten bu yana her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen START programıyla profesyonel kariyerine ilk adımlarını Türk Telekom’la daha güçlü atan gençler, çeşitli ve yenilikçi iş alanları ile yetenekleri ve kariyer hedefleriyle örtüşen farklı pozisyonlarda profesyonel kariyer yolculuklarını sürdürüyor.

“Genç yetenekleri öğrenme ve gelişim fırsatlarıyla istihdam ediyoruz”

Türk Telekom İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Dr. Hüseyin Aslan

Türk Telekom İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Dr. Hüseyin Aslan, “Dijital geleceği inşa eden Türk Telekom ailesi olarak bu yolculukta en önemli önceliğimiz, nitelikli bir gelecek tasarlama arzusunda olan gençlerle birlikte yürümek. Geleceğe yönelik yaptığımız yatırımların odağında yarınlarımızın teminatı olan gençler var. Hayallerini ve yeteneklerini daha ileri taşımak isteyen gençlerin kariyer yolculuklarının ilk adımlarında yanlarında oluyoruz. Genç yeteneklere erken kariyer fırsatları sunarken, aynı zamanda “yaşayan bir üniversite “olan Türk Telekom ekosistemini daha yakından tanımalarına imkân sağlıyoruz. Türk Telekom START’a katılan genç arkadaşlarımız kısa dönem stajın ardından, uzun dönem staj, İnovasyon Proje Yarışması gibi ayrıcalıklı imkanlara sahip oluyor.  START Stajım programı kapsamında uzun dönem staj sürecini başarıyla tamamlayan ve mezun olan genç yeteneklerimiz için istihdam yaratıyoruz. Kariyer programlarımız ile 2024’te 100’ün üzerinde genç yeteneği bünyemize katmayı hedefliyoruz.  Bu yıl oldukça yoğun ilgi gören START Programımız ile birçok genç yeteneğe gelişim, deneyim ve iş imkanları sunmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin en çok istihdam sağlayan markalarından biri olarak geleceğin dijital dünyasını gençlerle birlikte inşa etmeyi sürdüreceğiz” dedi.

Pazar araştırması nasıl yapılıyor?

Pazar araştırması, bir ürün veya hizmetin hedef kitleye uygunluğunu değerlendirmek, pazar fırsatlarını belirlemek ve tüketici davranışlarını anlamak için yapılan sistematik bir çalışmadır. Bu tür araştırmalar, girişimlerin ve işletmelerin stratejik kararlar almasına, ürün geliştirme süreçlerini yönlendirmesine ve rekabet avantajı elde etmesine yardımcı olur. Pazar araştırması genellikle aşağıdaki adımlardan oluşur:

  1. Araştırma Konusu Belirleme: Pazar araştırması, genellikle bir ürünün pazara sunulması veya bir pazar fırsatının değerlendirilmesi gibi belirli bir amacı gerçekleştirmek için yapılır. Araştırmanın başlangıcında, bu amacın net bir şekilde tanımlanması önemlidir. Örneğin, yeni bir ürünün piyasaya sunulması öncesi tüketici ihtiyaçlarını anlamak, rakiplerin güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek gibi hedefler belirlenebilir. Bu hedefler, araştırmanın kapsamını ve yöntemlerini belirlemeye yardımcı olur.
  2. Araştırma Tasarımı: Pazar araştırmasının başarısı, doğru araştırma tasarımının seçilmesine bağlıdır. Araştırma tasarımı, araştırma sorularına cevap bulmak için izlenecek yol haritasını belirler. Nicel araştırmalarda genellikle anketler ve veri analizi araçları kullanılırken, nitel araştırmalarda odak grupları, mülakatlar veya gözlem teknikleri daha yaygın olarak kullanılır. Karma yöntemler ise nicel ve nitel yaklaşımların birleştirilmesiyle oluşur ve genellikle daha kapsamlı bir bakış açısı sunar.
  3. Hedef Kitle Belirleme: Pazar araştırmasının başarılı olabilmesi için, araştırmanın hangi gruplara yönelik olduğu belirlenmelidir. Bu gruplar, ürün veya hizmetin hedef kitlesiyle örtüşmelidir. Örneğin, genç yetişkinlerin satın alma davranışlarını anlamak isteyen bir marka, araştırmasını 18-35 yaş arası bireylere odaklayabilir. Hedef kitle belirlendikten sonra, veri toplama süreci bu gruplara yönelik olarak planlanır.
  4. Veri Toplama Aşaması: Veri toplama aşaması, pazar araştırmasının en önemli adımlarından biridir. Bu aşamada, belirlenen hedef kitleye yönelik veri toplama araçları kullanılarak bilgi toplanır. Anketler, odak grup görüşmeleri, mülakatlar, gözlem teknikleri gibi farklı yöntemler kullanılabilir. Veri toplama sürecinin dikkatlice planlanması ve uygulanması, elde edilen verilerin kalitesini doğrudan etkiler.
  5. Veri Analizi: Veri analizi, toplanan verilerin anlamlandırılması ve yorumlanması sürecidir. Nicel veriler genellikle istatistiksel yöntemlerle analiz edilirken, nitel veriler daha derinlemesine bir anlayış sağlamak için tematik analiz veya içerik analizi gibi tekniklerle incelenir. Bu aşamada, elde edilen bulguların doğru bir şekilde yorumlanması ve sonuçlara dayalı olarak stratejik önerilerin geliştirilmesi önemlidir.
  6. Sonuçların İşlenmesi ve Raporlama:Son aşamada, araştırma bulguları özetlenir, yorumlanır ve raporlanır. Rapor, araştırmanın amacını, yöntemlerini, bulgularını ve önerilerini içermelidir. Raporun alıcılarına göre uygun bir şekilde düzenlenmesi ve sunulması, araştırmanın etkisinin artırılmasına yardımcı olur. Araştırma sonuçları, işletmelerin stratejik karar alma süreçlerinde ve pazarlama stratejilerinin oluşturulmasında önemli bir rol oynar.

Pazar araştırmalarında dikkate alınması gereken noktalar

Pazar araştırması nasıl yapılıyor

Araştırmaların gerçekleştirilmesi sürecinde dikkate alınması gereken bazı önemli noktalar vardır:

  • Objektiflik: Pazar araştırmasının objektif olması, araştırma sürecinin tarafsızlık ilkesine uygun olarak yürütülmesini gerektirir. Araştırma ekibi, önyargılarından arınmış bir şekilde çalışmalı ve verileri tarafsız bir şekilde toplamalıdır. Araştırmanın sonuçlarına yönelik herhangi bir ön yargının veya dış etkenin bulunmaması, elde edilen verilerin güvenilirliğini artırır. Örneğin, anket sorularının nötr bir şekilde formüle edilmesi ve veri analizi sürecinde tarafsız bir yaklaşım benimsenmesi, objektif bir araştırmanın temelini oluşturur.
  • Güvenilirlik ve Geçerlilik: Pazar araştırmasında kullanılan veri toplama araçları ve yöntemlerinin güvenilirlik ve geçerlilik açısından değerlendirilmesi önemlidir. Güvenilirlik, bir araştırma aracının sonuçları zaman içinde tekrarlanabilirliği ve istikrarı ölçer. Geçerlilik ise, araştırma aracının gerçekten ölçmek istediği konuyu doğru bir şekilde yansıtma derecesidir. Bu nedenle, pazar araştırması için kullanılan anketlerin, odak gruplarının veya diğer veri toplama araçlarının güvenilirlik ve geçerlilik testlerinden geçirilmesi önemlidir. Ayrıca, veri toplama sürecinin standartlaştırılması ve veri toplama araçlarının test edilmesi, güvenilir ve geçerli sonuçların elde edilmesini sağlar.
  • Hedef Kitleye Ulaşım: Pazar araştırması sürecinde hedef kitleye ulaşılabilirlik önemli bir faktördür. Hedef kitle ile etkili iletişim kurulması ve onların araştırmaya katılımının sağlanması, veri toplama sürecinin başarılı olabilmesi için gereklidir. Örneğin, online anketler kullanılıyorsa, hedef kitleye erişmek için uygun iletişim kanallarının belirlenmesi ve katılımı teşvik edici yöntemlerin kullanılması önemlidir. Ayrıca, hedef kitleye ulaşmak için farklı demografik gruplara özel stratejiler geliştirilmesi ve araştırmanın katılımcıların ilgisini çekmesi sağlanmalıdır. Bu şekilde, hedef kitle ile etkili bir etkileşim sağlanarak, araştırmanın güvenilir ve temsilci sonuçlar elde etmesi mümkün olur.

Pazar araştırması, işletmelerin pazardaki değişen talepleri ve tüketici davranışlarını anlamalarına yardımcı olarak, stratejik karar alma süreçlerinde kritik bir rol oynar. Bu nedenle, doğru yöntemlerin kullanılması ve güvenilir verilerin elde edilmesi, başarılı bir pazar araştırmasının temelidir.

GPT-4 destekli otonom botlar sıfır gün güvenlik açıklarını hack’liyor!

Bir grup araştırmacı, GPT-4 botlarının otonom takımları kullanarak test ettikleri web sitelerinin yarısından fazlasını başarılı bir şekilde hacklemeyi başardı. Bu saldırılar, daha önce bilinmeyen ve gerçek dünyada ‘sıfır gün’ olarak adlandırılan güvenlik açıkları kullanılarak gerçekleştirildi.

Birkaç ay önce, bir araştırma ekibi, GPT-4’ü kullanarak zaten bilinen ancak henüz düzeltme yayınlanmamış bir günlük (veya N-günlük) güvenlik açıklarını otonom olarak hackleyebildiklerini belirten bir makale yayınladı. Common Vulnerabilities and Exposures (CVE) listesi verildiğinde, GPT-4 kritik seviyedeki CVE’lerin %87’sini kendi başına istismar edebiliyordu.

Bu hafta aynı araştırma grubu, otonom, üretken Büyük Dil Modeli (LLM) ajanlarından oluşan bir takımı kullanarak sıfır gün güvenlik açıklarını hackleyebildiklerini belirten bir takip makalesi yayınladı. Bu yöntem, Görev Spesifik Ajanlarla Hiyerarşik Planlama (HPTSA) olarak adlandırılıyor.

HPTSA, birden fazla karmaşık görevi çözmeye çalışan tek bir LLM ajanı atamak yerine, tüm süreci denetleyen ve birden fazla “alt ajan” başlatan bir “planlama ajanı” kullanır. Bu teknik, Cognition Labs’ın Devin AI yazılım geliştirme ekibinin kullandığı yöntemlere benzer; işin planlanması, gerekli işçilerin belirlenmesi ve proje yönetimi yapılırken gerektiğinde uzman ‘çalışanlar’ yaratılır.

Yapay Zeka Takım Çalışması

Gerçek dünya web odaklı 15 güvenlik açığına karşı test edildiğinde, HPTSA, tek bir LLM’nin güvenlik açıklarını istismar etme konusunda %550 daha verimli olduğunu gösterdi ve 15 sıfır gün güvenlik açığından 8’ini hackleyebildi. Tek başına LLM çabası ise sadece 15 güvenlik açığından 3’ünü hackleyebildi.

Bu modellerin kullanıcıların web sitelerine ve ağlara kötü niyetli saldırılar gerçekleştirmesine izin vereceği konusunda haklı endişeler var. Araştırmacılardan biri olan Daniel Kang, GPT-4’ün sohbet botu modunda “LLM yeteneklerini anlamak için yetersiz” olduğunu ve kendi başına hiçbir şeyi hackleyemediğini özellikle belirtiyor.

Başarılı girişimcilik örnekleri

Başarılı girişimcilik örnekleri, genellikle inovatif fikirlerin, stratejik yönetimin ve tutkulu çalışmanın birleşiminden doğar. Bu örnekler, girişimcilerin işlerini nasıl büyüttüklerini, zorluklarla nasıl başa çıktıklarını ve sonunda nasıl başarı elde ettiklerini gösterir. İşte, çeşitli sektörlerden başarılı girişimcilik örnekleri ve başarılarının arkasındaki hikayelerden bazıları:

  1. Tesla (Elon Musk): Tesla, otomotiv endüstrisinde devrim yaratan elektrikli araçlarıyla tanınır. Elon Musk, çevre dostu ve sıfır emisyonlu araçlar vizyonuyla hareket ederek, geleneksel içten yanmalı motorlara alternatif olarak elektrikli araçların önünü açtı. Ancak Tesla’nın başarısı sadece araçlarla sınırlı değil; şirket aynı zamanda yenilenebilir enerji üretimi ve depolama konusundaki çözümleriyle de öne çıkıyor. Musk’ın kararlılığı ve risk alma cesareti, Tesla’yı endüstri lideri haline getirdi.
  2. Airbnb (Brian Chesky, Joe Gebbia, Nathan Blecharczyk): Airbnb, seyahat endüstrisini kökten değiştiren bir platformdur. Kurucuları, seyahat deneyimini kişiselleştirme ve seyahat edenlerin yerel yaşamı deneyimlemelerini sağlama vizyonuyla yola çıktı. Airbnb’nin başarısının arkasındaki anahtar nokta, kullanıcıların geniş bir konaklama seçeneğine erişim sağlayarak geleneksel konaklama sektörünü bozmak ve paylaşım ekonomisinin gücünü kullanmaktır.
  3. SpaceX (Elon Musk): SpaceX, uzay endüstrisinde devrim yaratan bir girişimdir. Elon Musk, uzaya erişimi demokratikleştirme ve insanların diğer gezegenlere seyahat etmelerini sağlama hedefiyle SpaceX’i kurdu. Şirket, yeniden kullanılabilir roket teknolojisiyle maliyetleri düşürdü ve insanlı uzay uçuşlarını mümkün kılarak uzay araştırmalarında büyük bir ilerleme kaydetti.
  4. Uber (Travis Kalanick, Garrett Camp): Uber, şehir içi ulaşımı dönüştüren bir teknoloji platformudur. Kurucuları, insanların daha uygun fiyatlarla ve daha fazla erişimle ulaşım sağlamasını amaçladı. Uber, kullanıcı dostu bir arayüzle birleştirilmiş, güvenilir ve hızlı bir ulaşım hizmeti sunarak geleneksel taksi endüstrisine meydan okudu.
  5. Amazon (Jeff Bezos): Amazon, e-ticaret endüstrisinde devrim yaratan bir platformdur. Jeff Bezos, müşterilere geniş bir ürün yelpazesi sunarak ve hızlı teslimat seçenekleri sağlayarak müşteri deneyimini iyileştirmeye odaklandı. Ayrıca, bulut bilişim alanında Amazon Web Services (AWS) ile büyük bir başarı elde etti ve diğer şirketlere altyapı hizmetleri sağlayarak dijital dönüşümlerine katkıda bulundu.
  6. Google (Larry Page, Sergey Brin): Google, internet arama motorları ve dijital reklamcılık alanında devrim yaratan bir şirkettir. Larry Page ve Sergey Brin, kullanıcıların internet üzerinde daha verimli ve etkili bir şekilde bilgi bulmalarını sağlamak için Google’ı kurdu. Google, kullanıcı odaklı bir yaklaşım ve sürekli olarak gelişen algoritmalarıyla dünya çapında en çok kullanılan arama motoru haline geldi.
  7. Facebook (Mark Zuckerberg): Facebook, dünyanın en büyük sosyal medya platformlarından biridir. Mark Zuckerberg, Harvard Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Facebook’u kurarak, insanların birbirleriyle bağlantı kurmasını sağlayacak bir dijital platform oluşturdu. Başlangıçta sadece üniversite öğrencilerine yönelik olan platform, kısa sürede dünya genelinde milyarlarca kullanıcıya ulaştı ve dijital iletişimin öncüsü haline geldi.
  8. Microsoft (Bill Gates, Paul Allen): Microsoft, kişisel bilgisayar endüstrisini dönüştüren bir teknoloji devi olarak bilinir. Bill Gates ve Paul Allen, kişisel bilgisayarların herkesin erişimine sunulmasını hedefleyerek Microsoft’u kurdu. Şirket, Windows işletim sistemleri ve Office ürünleri gibi yazılımlarla geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etti ve bilgisayar endüstrisinde belirleyici bir rol oynadı.
  9. Netflix (Reed Hastings, Marc Randolph): Netflix, dijital yayın platformları arasında öncü bir konumdadır. Reed Hastings ve Marc Randolph, kiralık DVD işini internet üzerinden dönüştürerek Netflix’i kurdu. Şirket, özgün içerikler ve kullanıcı dostu bir arayüzle birleştirilmiş, sınırsız akış hizmeti sunarak geleneksel televizyon izleme alışkanlıklarını değiştirdi.
  10. Alibaba (Jack Ma): Alibaba, Çin’in en büyük e-ticaret platformlarından biridir. Jack Ma, Alibaba’yı küçük ve orta ölçekli işletmelerin küresel pazarlara erişimini kolaylaştırmak amacıyla kurdu. Şirket, çeşitli e-ticaret platformları, ödeme sistemleri ve bulut bilişim hizmetleriyle küresel bir dev haline geldi.
  11. WhatsApp (Jan Koum, Brian Acton): WhatsApp, dünya genelinde milyarlarca kullanıcısı olan popüler bir anlık mesajlaşma uygulamasıdır. Jan Koum ve Brian Acton, kullanıcıların düşük maliyetlerle ve güvenli bir şekilde mesajlaşmasını sağlayacak bir platform oluşturmak için WhatsApp’ı kurdu. Platform, kolay kullanımı ve güvenilirliğiyle kısa sürede dünya genelinde yaygın bir kullanım kazandı.
  12. Snapchat (Evan Spiegel, Bobby Murphy, Reggie Brown): Snapchat, görsel iletişimi ön plana çıkaran bir sosyal medya platformudur. Evan Spiegel, Bobby Murphy ve Reggie Brown tarafından kurulan Snapchat, özgün hikaye anlatımı ve anlık paylaşımlarla kullanıcılarına farklı bir deneyim sunar. Özellikle genç kullanıcılar arasında popüler olan platform, sürekli olarak yenilikçi özellikler ekleyerek rekabet gücünü korur.

Bu başarılı girişimcilik örnekleri, tutkulu bir vizyonun, sıkı çalışmanın ve doğru stratejilerin nasıl bir araya gelerek büyük başarılar elde edebileceğini göstermektedir. Girişimcilerin, zorlukları fırsatlara dönüştürme yeteneği ve sürekli olarak yenilikçi çözümler arama arzusu, başarılı bir işletme kurma yolunda kritik öneme sahiptir.

İnovasyon hakkında konuşmayı bırakıp harekete geçme zamanı!

Işıl Hasdemir
Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü

İnovasyon sadece trend bir kelime değil, kuruluşların büyümesi için kritik bir bileşen. Ancak pek çok kuruluş önemsediklerini iddia ettikleri inovasyonu hayata geçirmekte zorlanıyor.

Gerçekten inovasyon yapmak için kuruluşların iki net stratejiyi göz önünde bulundurmaları gerekiyor: Belirli görevlerin üstesinden gelmek için Üretken Yapay Zekâ (GenAI) kullanmak ve BT ile iş birimleri arasında güçlü, iletişim odaklı bir ilişki oluşturmak.

İnovasyonu daha da teşvik etmek için GenAI’den yararlanmak

GenAI’nin iş birimleri ve BT departmanları arasındaki iş birliğine entegre edilmesi, iletişim kanallarının açık kalması ve hedeflerin uyumlu olması koşuluyla yeni bir inovasyon çağını ateşleme potansiyeline sahip.

GenAI, mevcut verilerden içerik ve içgörü oluşturmanın yeni yollarını sunarak çeşitli sektörlerde dönüştürücü bir güç olarak büyümeye devam ediyor. Sadece bilgisayar bilimcilerinin kullanımı için olmaktan çıkıp insan dili aracılığıyla çok daha erişilebilir olması GenAI araçlarını daha kullanıcı dostu hâle getiriyor.

Yöneticiler, GenAI’yi inovasyon engellerini aşmak, güvenliği artırmak, yeni gelir akışları keşfetmek ve maliyetleri düşürmek için bir araç olarak gördüğünden potansiyeli konusunda özellikle hevesli. Ayrıca, yapay zekânın insanların yerini almayacağına, aksine yeteneklerini geliştirerek benzeri görülmemiş verimlilik düzeylerine yol açacağına dair güçlü bir inanç var.

Dell Technologies Innovation Catalyst Araştırmasına göre, BT Karar Vericilerinin (ITDM’ler) ve İş Karar Vericilerinin (BDM’ler) yaklaşık yüzde 92’si şirketlerinin başarısında inovasyonun önemini kabul ediyor. Bununla birlikte, ankete katılan 6.600 kişinin yalnızca yüzde 56’sı, kurumsal faydaları ortaya çıkarmak için inovasyonu iş stratejileriyle başarılı bir şekilde uyumlu hâle getirebildiklerini söylüyor. Buradaki maharet, kuruluşların geri kalan yüzde 44’ünün iş sonuçları elde etmek için “inovasyon kaslarını” nasıl geliştirebileceklerinde saklı.

İnovasyon ve uygulama arasındaki uyumsuzluğun potansiyel bir nedeni, GenAI çözümlerinin etkin bir şekilde kullanılmaması olabilir. Araştırmaya göre, kuruluşların yaklaşık yüzde 60’ı uygulamanın pilot aşamasında olduklarını söylerken, sadece yüzde 11’i GenAI çözümlerinin kullanımında iyi durumda olduklarını belirtiyor. Bütçe tahsisi, ITDM’lerin GenAI çözümleri için ödenecek paranın BT bütçelerinden karşılanacağı varsayımlarını ifade etmeleri nedeniyle bunların kullanımın ve benimsenmesinin önündeki çeşitli engellerden biri olarak ortaya çıkıyor.

Kuruluşlar ayrıca GenAI ile ilişkili yasal düzenlemelerden endişe duyuyor, bu da kurum genelinde hızlı bir şekilde kullanıma geçme konusunda bazı tereddütlere yol açıyor. Araştırmaya göre, kuruluşlar YZ aksaklıkları ve istenmeyen davranışların sorumluluğuyla boğuşuyor. Katılımcıların yüzde 76’sı bu konuda kuruluşun kendisinin sorumlu tutulması gerektiği konusunda hemfikir. YZ sistemlerinin “kara kutu” sorunu olarak bilinen” şeffaf olmayan” doğası, katılımcıların yüzde 69’u arasında önyargılar ve potansiyel riskler konusunda endişelere yol açıyor.

Önümüzdeki yol biraz karmaşık ancak hem bütçe kısıtlamalarına hem de yasal gerekliliklere dikkat ederek kuruluşlar, ileriye dönük inovasyonu teşvik etmek için GenAI’nin potansiyelinden yararlanabilirler.

İş birimleri ile BT departmanlarının birlikte çalışmaları gerekiyor

Teknoloji ve iş dünyasının hızlı temposunda BT karar vericileri (ITDM’ler) ile iş karar vericileri (BDM’ler) arasındaki ilişki büyük önem taşıyor. Ancak bu ilişki, önceliklerdeki uyumsuzluk ve yetersiz iletişim nedeniyle sıklıkla gerilebiliyor.

Araştırmaya göre, BDM’lerin yüzde 81’i ITDM’leri sıklıkla stratejik tartışmaların dışında tutuyor. GenAI’nin gelmesi bu uçurumu genişletme potansiyeline sahip çünkü ITDM’ler onun dönüştürücü yeteneklerine büyük önem verirken, BDM’ler aynı heyecanı paylaşmayabiliyor. Aslında, her iki grubun da kurumlarını dönüştürmek için YZ/GenAI kullanımını öncelik sırasına koyması söz konusu olduğunda, ITDM’ler bunu inovasyon hedefleri listesinde 1. sıraya koyarken, BDM’lerin 8. sıraya koydukları görülüyor.

Bu uçurumu gidermenin yolu, her iki tarafın da bakış açılarını paylaşmak üzere bir araya geldiği planlı etkileşimlerden geçiyor. ITDM’ler yeni teknolojilerin uzun vadeli potansiyeline odaklanarak stratejik ve geleceğe yönelik bir bakış açısı getirirler. BDM’ler ise taktiksel bir yaklaşım sunarak anlık uygulamalara ve iş operasyonları üzerindeki etkilere odaklanırlar. Bu öncelikler birbirini tamamlayıcı nitelikte. Dolayısıyla her bir grup diğerinin güçlü yönlerini anlayıp bunlardan faydalanabilirse, gerçek inovasyonun ortaya çıkması çok daha olası.

İnsan faktörü

GenAI ve inovasyonla ilgili tartışmalarda genellikle kritik bir bileşen olan insan faktörü göz ardı ediliyor. Şirketlerin “inovatör” olduklarına inanmak yerine gerçek bir “inovatör” olmak istemeleri hâlinde, insan kaynağını güçlendirmeleri oldukça önemli. İnovasyon üzerine yapılan araştırmalar, dünya çapındaki kuruluşların başarılı inovasyonu teşvik etmede karşılaştıkları en büyük zorluğu, gerekli beceri ve yetkinliklere sahip yetenek eksikliği olarak tanımladıklarını ortaya koyuyor. Yenilikçi fikirlere değer veren bir kültürün teşvik edilmesi, çalışanların kuruluşun misyonuyla uyumlu, değişime adapte olabilen ve başarısızlık karşısında dirençli olmalarını sağlıyor. Tüm bunlar da başarıya götüren önemli unsurlar olarak değerlendiriliyor.

Şimdi tam zamanı!

Aslında günün sonunda kuruluşların yüzde 99’u, inovasyonun iş stratejilerinin bir parçası olduğunu söylüyor. Ancak inovasyonu bir kurumun kültürüne gerçekten katmak için iyi planlanmış adımlar atılması gerekiyor. ITDM’ler ve BDM’ler arasında iş birliğine dayalı bir ilişkiye öncelik verilmesi ve GenAI’nin gerçekçi ve uygun bir şekilde kullanılması, inovasyonu bir kuruluşun DNA’sının parçası hâline getirmeye yönelik en etkili iki adım olarak öne çıkıyor. Bu stratejilere göre hareket etmeye başlamanın tam zamanı, aksi takdirde geride kalma riskini göze almanız gerekiyor.

Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Işıl Hasdemir
Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü

Işıl Hasdemir
Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü

Dell Technologies Türkiye’de iş strateji ve yönlendirmeden sorumlu olan Işıl Hasdemir, Temmuz 2020’de görevine başladı. Hasdemir; Türkiye’de satış, servis ve destek fonksiyonlarını birbirinden ayıran ve şirketin, kuruluşların dijital dönüşüm gündemlerini hızlandırmalarına yardımcı olma misyonunu başarıyla yürüten bir ekibe liderlik ediyor. Hasdemir’in liderliğindeki Dell Technologies, Türkiye’nin ICT sektöründeki güçlü konumunu korumaya devam ediyor. Türkiye’nin öne çıkan teknoloji liderlerinden biri olan Hasdemir, aynı zamanda Dell Technologies bünyesinde “teknolojiyi dünyanın daha iyi bir yer haline getirilmesi adına kullanma” misyonuyla çeşitli projelere imza atıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Elektrik ve Elektronik Mühendisliği lisans derecesine sahip olan Hasdemir, Dell Technologies’e katılmadan önce 2005’te Cisco Ülke Lideri ve ardından 2009’da Genel Müdür Yardımcısı olarak atanmış ve kariyerinin öncesinde ise NCR Türkiye’de çeşitli liderlik görevlerinde bulunmuştur.