Havadan su üretimi küreselleşiyor!

0

24 saatte havadan 500 litre su üreten Star Wars benzeri teknoloji küreselleşiyor. Havadan su çözümleri son derece ölçeklenebilirdir ve aynı zamanda yenilenebilir enerji üzerinde de çalışarak onları sürdürülebilirlik hedefleri açısından mükemmel kılıyor.

Havadan su üretimi için daha çok çalışma gerekli

Star Wars’tan ilham alan dünyanın dört bir yanındaki girişimciler, az nemli bölgelerde bile yok olan havadan temiz su elde edebilecek sistemler kuruyor. Bununla birlikte, girişimcilerin bu girişimlere dahil olduğunu hissederek, teknolojinin küresel tatlı su kıtlığını gidermek için çok pahalı olduğunu düşünüyoruz. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre dünya nüfusunun yarısı   ayda en az bir kez su kıtlığıyla karşı karşıya kalıyor. Gelecek yıl dünya çapında 1.8 milyar insanın mutlak su kıtlığı koşullarıyla karşı karşıya kalması bekleniyor.

Tuzdan arındırma tesisleri yardımcı olsa da, teknolojinin büyük ölçekte ve deniz suyuna erişim sağlanacak şekilde kullanılması gerekiyor. Bu, daha küçük nüfusa sahip bölgelerin veya uzak konumların su sorunlarını çözmek için yardıma ihtiyaç duymasına neden oluyor.  İklim değişikliğinin neden olduğu yoğun su baskını, mevcut su kaynaklarını da kirletebiliyor. Atmosferik su üretme teknolojisi bu durumda temiz ve güvenli su sağlanmasına yardımcı olabiliyor.

Havadan su üretmenin ardındaki prensip basittir. Havadaki nem, temiz su sağlamak için çıkarılabilen su buharının sonucudur. Bunu soğutma ve ısıtma olmak üzere iki farklı yöntem başarabilir. Soğutma yönteminde nemli hava, su buharının sıvı suya yoğunlaştığı çiğlenme noktasına kadar soğutulur. Isıtma yönteminde, havadaki nemi emmek için higroskopik bir malzeme kullanılır ve daha sonra bu malzeme ısıtılarak suyun serbest bırakılması sağlanıyor. Her iki teknolojinin de ölçeklendirilmesi kolaydır ve yenilenebilir enerjiyle çalıştırılabilirler; bu da onları uzak konumlarda ve yerel toplulukların ihtiyaçlarına göre kurulum için ideal kılıyor.

Kenya’da öğrenci olan Beth Koigi, 2016 yılında yaşanan kuraklığın ardından yakındaki nehirden temiz su elde edilmesine yardımcı olacak bir su arıtma çözümü aramaya başladı. Soğutma tabanlı hava-su jeneratörüne rastladı. Toplulukların temiz suya erişmesine yardımcı olmak için Majik Water’ı kurdu. Sivil toplum kuruluşlarıyla (STK’lar) birlikte çalışan Majik Water, artık haneler, hastaneler ve topluluklar için ölçeklenebilir çözümler sunuyor. En büyük tesisi 24 saatte 500 litre su üretebilmekte.

2024’ün ilk çeyreğinde Startup’lar ne kadar yatırım aldı?

0

KPMG Türkiye M&A ve 212 ekipleri tarafından hazırlanan “Türkiye Startup Yatırımları” raporu, 2024 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’deki girişimlere yapılan yatırımların global trende paralel olarak düşüş gösterdiğini ortaya koydu. Küresel startup yatırımları, 2024 yılının ilk çeyreğinde 75,9 milyar dolara gerilerken, Türkiye startup ekosistemi de işlem sayısı ve hacminde önemli bir azalma yaşadı. Rapora göre, 54 işlem gerçekleştirilirken bu işlemlerin toplam hacmi 43 milyon dolar oldu.

Küresel startup yatırımlarında da düşüş var

Raporda, küresel startup yatırımlarının toplam hacminin azaldığı belirtilirken, yüksek faiz oranları ve jeopolitik belirsizliklerin yatırımcıları temkinli davranmaya ittiği vurgulandı. Türkiye’de de benzer bir trend gözlemlendi. 2024 yılının ilk çeyreğinde toplam işlem hacmi, startup satın alma işlemleri dahil olmak üzere 43 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.

KPMG Türkiye M&A Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı Özge İlhan Acar, yüksek faiz ortamı ve jeopolitik belirsizliklerin yatırımcıları temkinli davrandığını belirtti. Aynı zamanda, tohum aşama yatırımlarının toplam işlem hacminin yüzde 60’ını oluşturduğunu ve yatırımcıların daha düşük hacimli işlemlere yöneldiğini ifade etti.

212 Kurucu Ortağı Ali Karabey ise Türkiye’deki startup yatırım dünyasında global düşüş trendini yansıttığını belirtti. Yüksek faiz oranları ve süregelen jeopolitik belirsizlikler nedeniyle yatırımcıların temkinli davrandığını ve düşük hacimli işlemlere yöneldiğini vurguladı.

Rapora göre, küresel ölçekte startup yatırımları, 2024 yılının ilk çeyreğinde işlem adedi ve hacmi bazında azaldı. Türkiye’de ise toplam 54 işlem gerçekleşti ve bu işlemlerin toplam hacmi 43 milyon dolar oldu. Fintech ve yapay zekâ gibi sektörlerde yapılan yatırımlar öne çıkarken, yerli yatırımcılar işlem hacmi ve adedi bakımından lider konumda yer aldı.

Geleceğe Dair Beklentiler

Raporda, ilerleyen çeyreklerde işlem sayısı ve hacminde artış öngörüldüğü belirtildi. Özellikle yerel seçimlerin geride kalması ve belirsizliklerin azalması ile yatırımcı iştahında artış bekleniyor.

“Türkiye Startup Yatırımları” raporunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Filo operasyonları Autofleet Nova dil modelinden güç alıyor!

0

Autofleet’in Nova modeli, işletmelere filo operasyonlarına ilişkin birleşik bir görünüm sağlamak üzere tasarlandı. Autofleet, filo operatörlerinin araçlarını doğal dili kullanarak yönetmelerine yardımcı olmak için geniş bir dil modeli geliştirdi. Nova isimli model, filo operasyonlarını yönetmek için özel olarak tasarlanan ilk büyük dil modelleri arasında yer alıyor.

Filo operasyonları Autofleet ile güvende

Autofleet, modeli bu hafta Las Vegas’ta düzenlenen ACT Expo’da sergiledi. Nova, operatörlere anormallikler hakkında bilgi sağlayabilir. Model, bir şirketin kendi verilerini kullanarak, belirli araçların belirli konumlarda veya pazarlarda kullanılmasının engellenmesi gibi potansiyel servis görevleri önerebiliyor. Model, kullanıcıların sorgularını doğal dilde yazabilecekleri ve filo operasyonlarına ilişkin öngörüler elde edebilecekleri birleşik bir platforma entegre ediliyor.

Autofleet CEO’su ve kurucu ortağı Kobi Eisenberg: “Nova, verilere erişimi demokratikleştirerek ve teknik olmayan iş ve operasyonel paydaşlara veri odaklı kararlar almalarını sağlayacak araçlar sağlayarak filo işletmelerinin çalışma şeklini dönüştürecek” dedi. Autofleet, filo operatörlerine daha önce bir analist ekibi tarafından karmaşık analizler gerektiren farklı veri kaynaklarından öngörüler sağlamak için Nova’yı geliştirdi.

Model, araç telematiği de dahil olmak üzere tedarik verileri ve seyahatler, rezervasyonlar ve siparişler gibi talep verileri dahil olmak üzere filo yönetimine özel veriler üzerinde eğitildi. Nova, bir şirketin filo verilerini kullanıyor ve operatörlere mevcut operasyonlar hakkında eyleme geçirilebilir bilgiler sağlamak için bunları inceliyor. Personel daha sonra Nova tarafından oluşturulan bilgileri filo operasyonlarında gerçek zamanlı iyileştirmeler yapmak için kullanabiliyor.

Nova ayrıca kullanıcıların Oracle, Snowflake ve MongoDB gibi sağlayıcıların veritabanlarına bağlanmalarına olanak tanıyan eklentilerle birlikte geliyor. Doğru personelin Nova’ya ve kullandığı verilere erişmesini sağlamak için işletmelerin rolleri ve izinleri ayarlamasına olanak tanıyan bir veri ayırma özelliği de eklendi.

Eisenberg: “Nova’nın herhangi bir kaynaktan gelen verileri entegre etme ve yeni bağlamsal öngörüler oluşturma yeteneği, işletme içindeki farklı roller arasındaki boşluğu dolduruyor ve filo operatörlerine daha akıllı, daha bilinçli kararlar alma ve anında harekete geçme gücü veriyor” dedi. 2018 yılında kurulan Autofleet, şirketlerin filolarını yönetmelerine ve görüntülemelerine olanak tanıyan bir hizmet olarak araç platformu geliştiren İsrailli bir şirkettir. Yapay zeka destekli yazılımı, gelecekteki dağıtımların planlanmasına yardımcı olmak için kullanılabilecek mevcut operasyonlara ilişkin bilgiler sağlıyor.

Acer müşteri hizmetlerinde fark yaratmanın peşinde!

0

İster cep telefonu veya PC satın alıyor olun isterseniz beyaz eşya veya araç, tüketicilerin marka tercihinde tasarım ve ürün kalitesiyle beraber değerlendirmeye aldığı en önemli unsur satış sonrası hizmetler. Günümüzde bakım ve onarım hizmetlerinden çağrı merkezi desteğine dek satış sonrası hizmetleri ve müşteri hizmetlerini odağına alan firmalar rakiplerinin bir adım önüne geçmeyi başarıyor. Bu durumun farkında olan Acer da müşteri hizmetlerini kurumsal stratejisinin merkezine konumlandırmayı tercih etti.

Satış sonrası hizmetleri dışarıdan temin eden pek çok rakibinin aksine Acer, onarım merkezlerinin kontrolünü tamamen kendi elinde tutma kararı almış durumda. Tayvanlı teknoloji devi böylece pazar dinamiklerine uyum sağlama, onarım süreçlerini maksimum esneklikle optimize etme ve en yüksek onarım kalitesini garanti altına alma iddiasında.

Acer’ın sahip olduğu deneyimli lojistik, çağrı ve onarım merkezleri, onarım zinciri prosedürlerini optimize etmek için mükemmel bir şekilde senkronize ediliyor. Bu sayede Acer, plansız işletme ve bakım masraflarını azaltıyot. Tek bir merkezde yaşanabilecek darboğazları önlemek için ürünler diğer onarım merkezlerine dağıtılıyor; stokta olmayan yedek parçalar Acer’ın Polonya’daki lojistik merkezinden hızla gönderiliyor veya başka bir servis merkezi tarafından tedarik ediliyor; Acer teknisyenleri yoğun dönemlerde uzmanlıklarını ve desteklerini paylaşmak için merkezler arasında hareket edebiliyor.

Bu esneklik beraberinde onarım işlemlerinin ortalama 4 ila 5 gün arasında tamamlanmasına, yapılan her onarımın garanti altına alınmasına ve daha akıcı ve işlevsel depo yönetimi sağlanmasını getiriyor. Acer tüm bu faydaları müşterilerine Standart İşletme Paketi, Deluxe İşletme Paketi ve Premium İşletme Paketi adı altında 3 farklı paketle sunuyor:

  • Standart İşletme Paketi | Yerinde onarım, Uluslararası Seyahat Garantisi, Pil değişimi, Medya saklama
  • Deluxe İşletme Paketi | Yerinde onarım, Uluslararası Seyahat Garantisi, Pil değişimi, Medya saklama, Ekipman Koruması           
  • Premium İşletme Paketi | Garanti süresinin 2 yıldan 4 yıla uzatılması, Ekipman koruması, Öncelikli onarım, Kaliteli onarım hizmeti

Bunların yanı sıra Acer White Gloves, yüksek düzeyde özen gösterilen ve ayrıntılara dikkat edilen Premium bir hizmet olarak sunuluyor. Son tüketiciden ziyade işletmelerin ve kurumların ihtiyaçlarını karşılamak üzere özelleştirilen bu hizmet, cihaz kaydı, yazılım ve donanım yükseltmeleri, öncelikli ve yerinde onarım, veri silme, veri geri yükleme ve yedeklemeyi içerebiliyor.

Acer servis branşı: Enfinitec

1976 yılında kurulan ve bugün 160’tan fazla ülkede faaliyet gösteren Acer, satış sonrası hizmetlerini ve müşteri hizmetleri yaklaşımını Enfinitec adlı bir firma ve marka kurarak iyileştirdi.  Enfinitec, ürünlerin yaşam döngüsünü uzatarak veya onlara ikinci bir yaşam şansı tanıyarak hizmet veriyor. 2023’ün sonunda kurulan Enfinitec, şu an farklı ülkelerdeki sekiz lokasyonda 1.000’den fazla çalışanı olan bağımsız bir Avrupa hizmet şirketi konumunda.

M4 iPad Pro satışları beklentileri aşıyor: Hedef 9 milyon!

Apple, son duyurularıyla tablet pazarında çığır açacak yeni ürünleriyle gündemi sallıyor. Yakın zamanda OLED ekranlı 11 inç ve 13 inç M4 iPad Pro modellerini tanıtan şirket, bu yeni cihazlarının beklentilerin ötesinde bir satış performansı sergileyebileceğine inanıyor. İddialara göre, bu yılın sonuna kadar ulaşılması hedeflenen 9 milyon satış rakamı, pazarın nabzını tutanları heyecanlandırıyor.

Özellikle, Apple’ın yeni iPad Pro modellerini beklenenden düşük fiyatlarla sunması, satış beklentilerini artırıyor. 999 dolardan başlayan fiyatlarla tüketicilere sunulan bu tabletler, önceki modellere kıyasla daha erişilebilir bir fiyat aralığında bulunuyor. Bu fiyat politikasıyla birlikte, iPad Pro’nun geniş kitlelere ulaşması ve beklenen satış rakamlarını aşması bekleniyor.

M4 iPad Pro ailesinin başarısında, OLED ekran teknolojisinin de önemli bir rol oynayacağı tahmin ediliyor. Özellikle, araştırma şirketi Omdia’nın raporuna göre, 2024 yılında tabletler için OLED ekran sevkiyat hacminin 12,1 milyon adede ulaşması bekleniyor. Bu rakamın büyük bir kısmının M4 iPad Pro gibi premium tablet modellerinden geleceği öngörülüyor.

Bununla birlikte, Apple’ın tablet pazarındaki liderliği sürdürmesindeki engellerden biri, iPadOS’e özgü eksiklikler olarak öne çıkıyor. Yapılan bir ankete göre, iPad kullanıcılarının önemli bir kısmı cihazlarını uzun süreler boyunca güncellemiyorlar, çünkü işletim sistemi tarafında bekledikleri özellikler bulunmuyor. Bu durum, Apple’ın iPadOS üzerindeki geliştirmelere odaklanması gerekliliğini de ortaya koyuyor.

Son olarak, raporda LG’nin 11 inç ve 13 inç boyutlarında OLED panelleri sağladığı, Samsung’un ise sadece 11 inçlik model için panel tedarik ettiği belirtiliyor. LG’nin tandem OLED panel üretim kapasitesini artırmak için yeni yatırımlar yapacağı da vurgulanıyor.

Apple’ın yeni M4 iPad Pro modellerinin, tablet pazarındaki durgunluğu tersine çevirebileceği ve şirketin lider konumunu pekiştirebileceği öngörülüyor. Bununla birlikte, rekabetin sert olduğu bu alanda, kullanıcı beklentilerine cevap vermek ve teknolojiyi en üst seviyede sunmak önemli bir başarı kriteri olarak karşımıza çıkıyor.

Genç girişimciler yatırımcılar ve mentorlar ile buluştu!

0

TÜSİAD Bu Gençlikte İŞ Var! girişimcilik programı tarafından ölçeklendirilebilir, sürdürülebilir ve globalleşme potansiyeli olan erken aşama girişimlere yönelik olarak kurgulanan hızlandırma programı TÜSİAD  Dönüşümü Hızlandır!’ın demoday etkinliği gerçekleştirildi.

Hızlandırma programına dahil olan 12 girişimin sunum yaptığı ve girişimcilik ekosistemiyle bir araya geldiği etkinliğin açılış konuşmalarını TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Girişimcilik ve Gençlik Yuvarlak  Masa Başkanı İzel Levi Coşkun ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan yaptı.

Girişimcilik yolculuğunda girişimcilerin duracakları istasyonlar, yararlanacakları kaynaklar ve tanışacakları yeni yol arkadaşlarının girişimciyi güçlendirmesi ve desteklemesi gerektiğine dikkat çeken TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, konuşmasında şu görüşlere yer verdi;

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan

“Bu bakış açısı ile TÜSİAD olarak girişimcilik ekosistemimizin gelişmesi için projeler geliştiriyor, raporlar hazırlıyor ve girişimciliğin kavramsal ve mevzuata yönelik çerçevesine yönelik yürütülen çalışmalara görüş oluşturuyoruz. Tüm bunlarla birlikte bir yandan genç girişimciliğini ve yenilikçi girişimleri, diğer yandan kurumların girişimcilik dönüşümünü desteklemeye yönelik programlar ve çalışmalar yürütüyoruz.

TÜSİAD Bu Gençlikte İŞ Var! ile 2011’den bu yana amacımız gençlerimizin iş fikirlerine rehberlik etmek ve onları girişimcilik yolculuklarında desteklemek. Bu doğrultuda bugün dinleme fırsatını bulacağımız Dönüşümü Hızlandır! programının ilk mezunları olan 12 girişimde yer alan tüm girişimcilerimize bu uzun, zorlu ve eşsiz yolculukta başarılar diliyorum!”.

Açılışın ardından program hızlandırma ekiplerinin sunumları ve rehberleri ile süreç değerlendirme bölümüne geçildi. 12 ekip ve eşleştikleri rehberlerinin listesi şöyle:

  • Qoordinate –  Billur Barlın, Solmaz Lojistik
  • SoilBiom – Emre Erciyas, Erciyas Çelik Boru
  • Yanhak.com – Feyyaz Ünal, Mepsan
  • Some Carbon – Gülesin Atalay, Mutlu Metal
  • Yedir App  – İrem Atay Şimşek, GREEN Chemicals
  • OYEDU – Meltem Akol, Akol Avukatlık Bürosu
  • DEBI Assistant –  Merve Yorgancılar, Yorglass
  • Tekno Sürüm  – Osman Ertürk Özel, Özel Avukatlık 
  • Kali – Serter Akçalı, Akçalı Boya ve Kimya
  • İnofa Teknoloji – Sibel Aysu, Aysu Tekstil
  • RENS – Siret Ünsal, Oxtechventures
  • LL Material Factory  – Yunus Teksan, Teksan Jeneratör

Etkinlik, TÜSİAD Bu Gençlikte İŞ Var! Program Başkanı Zeynep Köksal Yaykıran’ın konuşma yaptığı Networking Kokteyli’nin ardından sona erdi.

Intel Arrow Lake-S işlemcilere uyumlu Z890 ve B860 anakartlar sızdırıldı!

0

Önümüzdeki aylarda tanıtılacak Intel Arrow Lake-S işlemciler için geri sayım başladı. Bu yeni işlemcilerle uyumlu olacak anakart modelleri de gün yüzüne çıkmaya başladı. Gelin, bu heyecan verici gelişmelere birlikte göz atalım.

Intel’in ilk yapay zekâ hızlandırıcılı masaüstü serisi olan Intel Arrow Lake-S, 2024’ün ilerleyen dönemlerinde tanıtılacak. Bu serinin, LGA-1851 platformuyla birlikte en radikal yükseltmelerden birini getireceği biliniyor. LGA-1851 soketinin geçen yıl Meteor Lake-S ile tanıtılması bekleniyordu ancak bu sürpriz bir şekilde ertelenmişti. Şimdi ise, Arrow Lake-S serisinin bu yılın dördüncü çeyreğinde lanse edileceği açıklandı.

Sertifikasyon veritabanından alınan bilgilere göre, MSI’ya ait Arrow Lake-S serisiyle uyumlu birden fazla anakart modeli sertifikasyon sürecini tamamladı. MSI Z890 serisi, her zaman olduğu gibi MEG Godlike ve Ace anakartlarla başlıyor. Ancak bu seride Z790 serisinde bulunmayan Unify-X sürümü, bu yıl LGA-1851 ile geri dönecek. Ayrıca, seriye Mini-ITX tasarımlı MPG EDGE ve Carbon modelleri de ekleniyor. Giriş seviyesi çözümler arasında ise MAG Tomahawk ve Pro serisi yer alacak.

MSI B860’a gelince, MSI şu anda iki MPG ve iki MAG modeli olmak üzere dört sürüm planlıyor. Bu çözümler arasında bir Mini-ITX ve bir Micro-ATX seçeneği de bulunuyor.

MSI anakart modelleri

  • MEG Z890 GODLIKE
  • MEG Z890 ACE
  • MEG Z890 UNIFY-X
  • MEG Z890 CARBON Wifi
  • MEG Z890 EDGE TI Wifi
  • MEG Z890I EDGE TI Wifi
  • MEG Z890 TOMAHAWK Wifi
  • MEG Z890-P Wifi
  • MPG B860M Edge TI Wifi
  • MPG B860I EDGE Wifi
  • MAG B860 TOMAHAWK Wifi
  • MAG 860M Mortar Wifi

Intel Arrow Lake-S işlemciler ve özellikleri

Intel Arrow Lake-S serisi, Intel Core Ultra 2 veya Intel Core Ultra 200 çatısı altında toplanacak ve 24 çekirdeğe kadar ölçeklendirilebilecek. İşte bazı beklenen işlemci modelleri ve özellikleri:

  • Intel Core Ultra 9 285K (Intel Core i9-14900K’nın devamı)
  • Intel Core Ultra 7 265K (Intel Core i7-14700K’nın devamı)
  • Intel Core Ultra 5 245K (Intel Core i5-14600K’nın devamı)
  • Intel Core Ultra 9 275
  • Intel Core Ultra 7 255
  • Intel Core Ultra 5 240

Bilinen teknik özellikler

  • LGA 1851 soket ömrünün 2026’ya kadar uzatılması planlanıyor.
  • Yalnızca DDR5 uyumluluğu olacak, DDR4 desteği olmayacak.
  • 800 serisi anakartlarla çıkış yapacak.
  • DDR5-6400’e kadar bellek desteği (doğal JEDEC).
  • CPU ve PCH yoluyla artırılmış PCIe Gen 5.0 hatları.
  • P-Çekirdek başına 3 MB L2 önbellek bulunacak.
  • Alchemist iGPU’lara (4 Xe-Çekirdeği) sahip olacak.
  • GPU karosu için entegre LLC “Adamantine” özelliğine sahip olacak.
  • 8+16, 8+0, 6+8 çekirdek konfigürasyonları bulunacak.

Intel Arrow Lake-S işlemciler ve MSI’nın yeni anakart serileri, teknoloji severler ve performans tutkunları için büyük bir heyecan kaynağı olmaya devam ediyor. Tanıtım yaklaştıkça, daha fazla detay ve teknik özellikler de gün yüzüne çıkacak.

Karbondioksitten temiz yakıt üreten devrimci keşif!

Araştırmacılar, karbondioksidi (CO2) temiz yakıtlara dönüştürmek için istenmeyen yan ürünleri ortadan kaldıran verimli bir yöntem keşfetti. Bu buluş, iklim değişikliğiyle mücadelede çığır açabilecek bir potansiyele sahip.

Chicago Üniversitesi Pritzker Moleküler Mühendislik Okulu’ndaki bilim insanları, CO2’yi temiz yakıtlara ve faydalı kimyasallara dönüştürmeyi amaçlayan çalışmalarda karşılaşılan hidrojen gazı ve karbonatlar gibi istenmeyen yan ürünlerin oluşumunu engelleyen yeni bir yöntem geliştirdi. Bu keşif, sera gazı emisyonlarını azaltarak temiz bir enerji döngüsü oluşturma yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

CO2, 1990 ile 2022 yılları arasında Dünya’nın atmosferindeki enerji dengesindeki değişimin %78’inden sorumlu olan ve fosil yakıtların yanmasıyla ortaya çıkan bir sera gazıdır. CO2’nin elektrokimyasal azaltımı (CO2R) adı verilen bir işlemle temiz yakıtlara ve kimyasallara dönüştürülmesi mümkün olsa da, bu işlem genellikle düşük verimde gerçekleşiyor ve istenmeyen yan ürünlerin oluşmasına neden oluyor. Chicago Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, bu sorunun üstesinden gelmek için su moleküllerini manipüle eden bir yöntem keşfetti.

Araştırmacılar, organik çözücüler ve asit katkı maddeleri kullanarak suyun davranışını kontrol edebildiler ve istenmeyen yan ürünler üretmeden istenen molekülleri oluşturmak için doğru miktarda proton bağışlamasını sağladılar. Bu yeni yöntemle, katalizör olarak altın veya çinko kullanılarak, hafif asidik koşullar altında neredeyse %100 verim elde edildi. Özellikle, toprakta bol miktarda bulunan çinkonun kullanımı, bu süreci endüstriyel uygulamalar için daha uygun maliyetli hale getirerek küresel karbon yakalama ve depolama pazarında önemli bir potansiyele sahip olabilir.

Araştırmanın baş yazarı Reggie Gomes, keşiflerinin önemini şu sözlerle vurguladı: “Güneş ve rüzgardan yeşil elektrik elde edebileceğimizi ve daha sonra bu elektriği karbondioksiti tekrar yakıtlara dönüştürmek için kullanabileceğimizi hayal edin.”

Enerji sektörünü dönüştürebilir

Bu keşif, enerji sektörü ve iklim değişikliğiyle mücadele konularında çok önemli sonuçlara yol açabilir. CO2’yi kullanılabilir yakıtlara dönüştüren temiz bir enerji döngüsü yaratma potansiyeli taşıyan bu yeni yöntem, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve küresel ısınmanın etkilerinin hafifletilmesi için umut verici bir çözüm sunuyor. Ayrıca, etanol veya metan gibi temiz yakıtların üretilebilmesi, efektif şekilde elektriğe dönüştürülemeyen sektörlerde fosil yakıtlara olan bağımlılıktan kurtulmamıza yardımcı olabilir.

Ek olarak, araştırma platin, gümüş ve altın gibi pahalı katalizörler yerine çinko gibi toprakta bol miktarda bulunan metallerin katalizör olarak kullanılabilme potansiyelini ortaya koyarak, çeşitli endüstrilerde daha sürdürülebilir ve uygun maliyetli katalitik süreçlerin önünü açıyor.

Bu yeni ve verimli yöntem, temiz enerji teknolojilerinde devrim yaratabilir ve iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Microsoft Outlook Lite uygulamasına yeni özellik geldi!

Microsoft, 2022 yılında Outlook uygulamasının gelişmekte olan pazarları hedefleyen hafif bir sürümü olan Outlook Lite’ı piyasaya sürmüştü. Windowsreport’un bildirdiği habere göre bugün Microsoft, söz konusu uygulamanın SMS mesajları için destek alacağını duyurdu. Evet, Outlook Lite artık e-postaların yanı sıra SMS mesajlarınızı da yönetmenize olanak tanıyacak. Bu ekllenti, kullanıcıların hem e-postaları hem de kısa mesajları tek bir uygulama içinde yönetmelerine olanak tanıyarak iletişim kanallarını merkezileştirmeyi amaçlıyor. Üstelik 3. parti bir uygulama ve beraberinde gelen güven sorunları yaşamanıza gerek kalmadan.

Yazılım devi Microsoft, Office paketini tüketicilere ilk satmaya başladığında, aslında e-postalar ve mesajlaşma özellikleri için hiçbir şey içermiyordu. Office paketi ilk olarak 1990 yılında Microsoft Word, Excel ve Powerpoint ile birlikte piyasaya sürüldü ve 1997’ye dek ofis paketi oldukça küçük yenlikler barındırdı. 1997 yılında Office 97’nin piyasaya sürülmesiyle birlikteyse önemli bir değişim meydana geldi ve daha önceki sürümlerde sadece Microsoft Exchange Server için küçük bir eklenti olarak işlev gören Outlook, Office araçları içinde yerini aldı. Takip eden yıllarda sürekli güncellenen ve kullanıcı arayüzü geliştirilen bu uygulama, aradan geçen 27 yılda kurumsal için en önemli Office araçlardan birisine dönüştü.

2022’de ise Microsoft, mobil kullanıcılara özel olarak Outlook’un çok daha küçük boyutlu bir versiyonu olan Microsoft Outlook Lite’ı piyasaya sundu. Outlook.com, Hotmail, Live, MSN, Microsoft 365, ve Microsoft Exchange Online hesaplarını destekleyen bu yeni uygulama okullar, üniversiteler ve küçük işletmelerdeki benimsemeyi artırmak üzere planlanmıştı. Şimdi bu uygulamaya SMS yönetme özelliği de gelmiş oldu.

Güncellenmiş Outlook Lite uygulamasını Google Play Store’dan indirebilirsiniz. İndirdikten sonra, “SMS” adında bir alt sekme simgesi bulabilirsiniz. Buna dokunun ve uygulama içinde SMS özelliğini etkinleştirmek için gerekli izinleri verin. İşlem tamamlandıktan sonra, SMS mesajları göndermek ve almak için Outlook Lite uygulamasını kullanabilirsiniz. Gelecekte Microsoft, bu SMS deneyimini dünya çapındaki kullanıcılar için daha da iyi hale getirmek üzere aşağıdaki özellikleri sunacaktır.

Garanti belgelerini dijitalleştiren egaranti, Yapı Kredi mobil’de!

Yapı Kredi’nin, inovasyon kültürü ve girişimcilik ekosistemini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği Fast FRWRD Hızlandırma Programı’nın 2023 yılı mezunlarından ve aynı zamanda FRWRD İş Birliği Programı girişimlerinden biri olan egaranti; süper app’e dönüştürülen Yapı Kredi Mobil’de yerini aldı. Bu entegrasyon, girişimcilik ekosisteminde yenilikçi bir iş birliği yaratmanın en güzel örneklerinden oldu.

Ürünlerin garanti süreçlerini tek bir platformdan yönetmeyi sağlayan girişim egaranti, Yapı Kredi’nin yenilikçi yaklaşımı ile mobil bankacılığın sınırlarını genişletiyor. egaranti iş birliği sayesinde, kullanıcılar tüm cihazlarının garanti yönetimini Yapı Kredi Mobil’in Evim+ platformu üzerinden gerçekleştirebilecek.

Garanti süreçlerini tek bir uygulamadan yönetmek mümkün!

egaranti, üretici ve ithalatçı firmalarla anlaşarak garanti belgelerini dijitalleştiriyor ve kullanıcıların satın aldıkları tüm ürünlerde güvence süreçlerini tek bir uygulamadan yönetmelerini sağlıyor. Kullanıcılar, egaranti’nin anlaşmalı olduğu 140 adedin üzerindeki firmadan aldıkları ürün için garanti dokümanına otomatik olarak erişebiliyor. Garanti süresini uzatmaktan, tek tuşla arıza ve kurulum taleplerini göndermeye kadar birçok servisi kullanıcıların hizmetine sunuyor. Ek olarak, sürdürülebilirliğe katkıda bulunan egaranti, garanti belgeleri ve kullanım kılavuzları gibi dokümanları dijitalleştirerek kâğıt kullanımında tasarruf sağlıyor.

Tüm ürünlerinizin garanti belgeleri Yapı Kredi Mobil Evim+’ta!

Yapı Kredi Mobil kullanıcıları Evim+ menüsü üzerinden egaranti’ye erişerek, sahip oldukları tüm ürünlerin süreçlerini kolayca yönetebiliyor. Bu çözümlerin yanı sıra önümüzdeki aylarda uzatılmış garanti ve bakım/onarım paketleri gibi servislerin de Yapı Kredi Mobil kullanıcılarının hizmetine sunulması hedefleniyor.

Kamil Kınacı: “2024’te 1 milyonun üzerinde kullanıcıya hizmet sunmayı hedefliyoruz”

Kullanıcıların satın alma sonrası teknolojik ürünlerinin tüm ihtiyaçlarını karşılayacakları bir platform olma hedefinde emin adımlarla ilerlediklerini vurgulayan egaranti Kurucu Ortağı ve CEO’su Kamil Kınacı, “Bu iş birliği ile kullanıcıların birçok farklı platformdan egaranti’deki ürünlerine ulaşabilecekleri bir yapıya doğru gidiyoruz. Hizmette sınır yoktur anlayışı ile müşterilerine çözümler sunan Yapı Kredi’nin girişim ekosistemi ile kurduğu doğru iş birlikleri, sektörümüzü geliştirdiği gibi kullanıcılar içinde birçok faydayı beraberinde getiriyor” şeklinde ifade etti.

Hayatınızı CRM ile kolaylaştırın!

CRM, müşteri ilişkileri yönetimi anlamına geliyor. Şirketinizin mevcut ve potansiyel müşterileriyle olan iletişimini yönettiği bir platform olan CRM, kurumsal hafızanın da kemiğini oluşturuyor. CRM ile beraber müşteri memnuniyeti ve sadakati artarken, sağladığı verimlilik avantajıyla beraber iş performansını ve karlılığı maksimum seviyeye çıkartıyor.

CRM’in faydaları neler?

CRM, müşterilerin ihtiyaçlarını ve isteklerini daha iyi anlamanıza yardımcı olarak, onlara daha kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmanızı sağlar. Satış fırsatlarını daha iyi belirlemenize ve takip etmenize yardımcı olarak, satışlarınızı artırmanıza yardımcı olabilir.

CRM, pazarlama kampanyalarınızın performansını takip etmenize ve en etkili kampanyalara yatırım yapmanıza yardımcı olabilir. CRM, müşteri hizmetleri temsilcilerinin müşterilerle olan geçmiş etkileşimlerini görmelerini sağlayarak, daha hızlı ve daha etkili bir şekilde yardımcı olmalarını sağlar.

CRM, birçok manuel görevi otomatikleştirerek, zamandan ve paradan tasarruf etmenizi sağlayabilir. CRM, her büyüklükteki şirket için faydalı bir araç olabilir. Özellikle müşterilerine odaklanan ve müşteri ilişkilerini geliştirmek isteyen şirketler için idealdir. Peki videomuzda inceleyeceğimiz Bitrix24 CRM’in avantajları ve farklılıkları neler? Gelin biraz da ona yakından bakalım.

Bitrix24 CRM

Bitrix24, gelirleri yükseltmek, müşteri etkileşimini artırmak ve satış temsilcilerinizin hayatını kolaylaştırmak üzere tasarlanan güçlü, ücretsiz bir çevrimiçi CRM sistemidir. Giderleri artırmadan, gelirleri artırmayı isteyenler için mükemmel bir CRM platformu.

Bitrix24, dünyanın en güçlü CRM’i dahil, 35’in üzerinde işletme aracı içeren bir çevrimiçi iş birliği, satış ve pazarlama paketidir. Bu platform, müşteri adaylarının yakalanması ve dönüştürülmesinden faturaların hazırlanmasına kadar tüm süreçleri kolaylaştırır. İşletmeler için müşteri adayı ediniminden müşteri hizmetlerine kadar satış süreçleri üzerinde tam kontrole sahip olmak isteyenler için idealdir.

Yapay zeka desteği sayesinde, telefon görüşmelerinizde aldığınız siparişleri yazıya dökerek, detayları atlamanızın önüne geçer.  CRM alanlarını da otomatik olarak doldurur. Aynı şekilde, görevler ve projeler, şirlet içi iletişim ve pazarlama kampanyalarında da copilot en iyi yardımcınızdır. Copilot sohbet sekmesinde her an elinizin altında. Her alanda istediğiniz soruyu sorabilir ve anında yanıt alabilirsiniz!

Bitrix24 CRM’in avantajları

Müşteri adayları oluşturun, yönetin ve dönüştürün: Müşteri adaylarını kolay bir şekilde elde edebilirsiniz.

Çok kanallı pazarlamacılık: Pazarlama kampanyaları yürütebilir, açılış sayfaları oluşturabilir ve eyleme dönüştürülebilir ölçümleri takip edebilirsiniz.

Proje ve ekip yönetimi: İş akışlarını otomatikleştirin ve satış temsilcilerinizin faaliyetlerini zahmetsiz bir şekilde izleyin.

Müşteri hizmetleri ve iletişim: Canlı sohbetleri, web formlarını veya VoIP telefonlarını kullanarak müşterilerinizle etkileşime geçebilirsiniz.

Ortak çalışma alanı: Tüm belgelerinizi ve dosyalarınızı tek bir alanda oluşturabilir, düzenleyebilir ve paylaşabilirsiniz.

Uzaktan çalışma için uygun: Çevrimiçi saat, video konferans, çevrimiçi görev ve proje yönetimi gibi özelliklerle uzaktan çalışmayı destekler.

Ayrıca, Bitrix24’ün yapay zekâ destekli satışlar için CoPilot AI asistanını kullanabilirsiniz. CoPilot, çağrı transkripsiyonu ve otomatik tamamlanan alanlar gibi özelliklerle satış operasyonlarınızı kolaylaştırır ve promosyon kampanyaları için orijinal fikirler bulmanıza yardımcı olur.

Micron, Hiroşima’da yeni DRAM bellek fabrikası kuracak!

ABD merkezli bellek üreticisi Micron Technology, Japonya’da yeni bir DRAM bellek yongası fabrikası kurmak için 5,1 milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor. 2027 yılına kadar tamamlanması hedeflenen bu yatırım, Japonya’nın yarı iletken teknolojisi alanındaki büyük hedeflerine önemli bir katkı sağlayacak.

Son yıllarda Japonya, yarı iletken teknolojisinde büyük adımlar atıyor. Sekiz büyük Japon şirketi (Denso, Kioxia, MUFG Bank, NEC, NTT, SoftBank, Sony ve Toyota) tarafından desteklenen ve devlet tarafından finanse edilen çip üreticisi Rapidus, 2nm ve 1nm çipler için geliştirme faaliyetlerine devam ediyor. Rapidus ayrıca IBM gibi devlerle de ortaklıklar kurarak sektördeki konumunu güçlendiriyor. Bu çabaların bir parçası olarak ülke, kendi topraklarına yeni yatırımlar çekmeye çalışıyor. Bu bağlamda, Micron’un Japonya’ya yapacağı 5,1 milyar dolarlık yatırım büyük önem taşıyor.

Micron’un Japonya’daki yeni yatırımı

Resmi bir açıklama olmamakla birlikte, son raporlar Micron Technology’nin Japonya’nın Hiroşima bölgesinde yeni bir DRAM çipleri üretim tesisi inşa edeceğini belirtiyor. Bu yeni tesisin 2027 yılına kadar faaliyete geçmesi planlanırken, toplam yatırımın 600 milyar ila 800 milyar yen (yaklaşık 5,1 milyar dolar) civarında olması bekleniyor. Micron’un tesisin inşasına 2026 yılında başlayacağı ve üretim için EUV litografi makinelerini kullanacağı da vurgulanıyor.

Japon hükümetinden destek

Micron’un bu yatırım kararına Japon hükümeti de 1,3 milyar dolarlık sübvansiyon paketi ile destek verecek. Geçtiğimiz yıl bu fonun, Micron’un ASML’nin önde gelen EUV litografi makinelerini kullanmasına yardımcı olacağı belirtilmişti. Yeni üretim tesisi, üretken yapay zeka, veri merkezleri ve kendi kendine sürüş teknolojileri gibi ileri teknoloji alanlarında büyük bir öneme sahip olacak.

Micron’un Japonya’daki konumu halihazırda oldukça güçlü. Şirket, yaklaşık on yıl önce büyük bir Japon DRAM üreticisi olan Elpida’yı satın almıştı ve şu anda ülkede 4.000’den fazla mühendis ve teknisyene sahip. Micron’un bu yeni yatırımı, Japonya’daki mevcut varlığını daha da güçlendirecek ve ülkenin teknoloji sektöründeki hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacak.

Bu yatırım, ilk olarak 2024’te yapılması planlanmıştı ancak piyasa koşulları nedeniyle süreçte gecikmeler yaşandı. Ancak, Micron’un Japonya’ya olan bağlılığı ve yarı iletken teknolojisi alanındaki uzun vadeli hedefleri, bu büyük yatırımı hayata geçirmeye devam etmelerini sağlıyor.

ASELSAN, 2024’e rekorla başladı!

0

ASELSAN, 2024 yılının ilk çeyreğinde hem finansal açıdan güçlü bir performans sergiledi hem de Türkiye’nin savunma sanayiinde önemli adımlar attı. Şirket, 1,2 milyar TL net kar ile tarihinin en yüksek bakiye sipariş rakamına (11,1 milyar dolar) ulaştığını açıkladı. Bu başarının temelini ise ihracat odaklı büyüme stratejisi ve savunma sanayisindeki yenilikçi projeleri oluşturuyor.

ASELSAN, 11.1 milyar dolarlık bakiye siparişine ulaştı, ilk çeyrek karı 1.2 milyar lira oldu!

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, şirketin milli savunma ekosistemine ve ekonomiye önemli katkılar sağladığını söyledi. Şirket, bu dönemde Tanklara İlave Yetenek Kazandırılması Projesi kapsamında M60T tanklarını modernize ederken, KAAN savaş uçağı için de aviyonik sistemler geliştirdi.

DÜFAS

Ayrıca, DÜFAS (Düşük Frekanslı Aktif Sonar Sistemi) ile Türk Deniz Kuvvetleri’nin denizaltı savunma yeteneklerini artırırken, Otonom Sualtı Aracı Deringöz’ün ilk dalışlı testlerini başarıyla tamamladı. Bu önemli gelişmelerin yanı sıra, MARLİN İnsansız Deniz Aracı, YENER Mayın Tespit Sistemi ve TOLUN Güdümlü Mühimmatı gibi yeni projeler de envantere katıldı.

ASELSAN, yurt dışına yönelik ihracatını da artırıyor. ASELFLIR-500 EO Keşif, Gözetleme ve Hedefleme Sistemi’nin ilk ihracatını gerçekleştiren şirket, MURAD Uçak Burun Radarını F-16 platformuna entegre etti ve test uçuşlarına başladı.

Tabii şirketin faaliyetleri yalnızca askeri alanda değil. Zira sivil alanda da faaliyet gösteren ASELSAN, mobil röntgen cihazı (ADR-M100) ve ALP 300-G Taşınabilir Erken İhbar Radar Sistemi gibi önemli projeleri hayata geçirdi.

Şirketin gelecek hedefleri arasında dünyanın en büyük 30 savunma sanayi şirketinden biri olmak yer alıyor. Bu hedefe ulaşmak için ise 2030 yılına kadar ürün ve teknolojilerinde izlenecek yol haritalarını belirledi ve 400 milyon doları aşan dört büyük yatırıma başladı.

Rusya Starlink uydusunu kilitledi

0

Rusya, Elon Musk’un Ukrayna’daki Starlink uydusunu ilk kez kilitledi. Rusya, Elon Musk’un Ukrayna’daki Starlink uydu internet hizmetini kesintiye uğratıyor ve askeri iletişimi önemli ölçüde etkiliyor.

Rusya, Elon Musk’un Ukrayna’daki Starlink uydu internet hizmetini kesintiye uğratıyor. Bu hamle Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaşı etkileyebilir. Bu olay ilk kez, Rus birlikleri bu ay Ukrayna’nın kuzey sınırını geçmeden  hemen önce askerlerin internete erişimini kaybetmesiyle gün yüzüne çıktı. Bu kısıtlama nedeniyle Ukraynalılar artık sürpriz bir şekilde gerçekleşen saldırıya ilişkin bilgi paylaşamıyor.

Rusya daha güçlü elektronik silahlar kullanıyor ve Starlink’in Ukrayna’daki internet hizmetini bozmayı hedefliyor. Her şey normal olduğunda askerler birbirleriyle iletişim kurmak için interneti kullanırlardı. Rusya’nın bu yeni eylemiyle Ukrayna’nın iletişim kurma, istihbarat toplama ve insansız hava aracı saldırıları düzenleme yeteneği ciddi şekilde tehlikeye girecek. Ukraynalı askerler medya kuruluşuna, hizmetlerin kesintiye uğramasının ellerini kolunu bağladığını, bu durumun kendilerine yaklaşan veya devam eden Rus manevraları veya saldırıları hakkında istihbarat paylaşma olanağı bırakmadığını açıkladı.

Sıkışma ilk olarak Ukrayna’nın kuzey cephesinde meydana geldi çünkü bu bölge genellikle Rusya’nın ilerleyişleriyle çakışıyordu. Karıştırma devam ederse, bu durum çatışmada taktiksel bir değişime işaret edebilir. Bu, Ukrayna’nın Starlink’e artan bağımlılığının altını çiziyor. Musk, X’e bu tür birçok yorumun Rusya yanlısı bir duruş taşıdığını söyledi. Dezenformasyon uzmanları, bu eylemin, özellikle ABD’dekiler de dahil olmak üzere 2024’te yapılacak seçimler göz önüne alındığında, Rusya’nın gündemine olumlu yansıyabileceğinden endişe ediyor. Ukrayna güçlerinin Starlink’i dış saldırılardan korumak için gerçekten çok çaba harcadığını bildirdi. Hatta terminalleri zemine kazılmış deliklere yerleştirmeyi ve üzerlerine metal ağ koymayı bile denediler. Pek çok uzman, Ukrayna’nın internet gibi hayati bir kaynak için açıkça tek bir şirkete bağımlı olduğu görüşünü dile getirdi. Ayrıca Ukrayna gibi çok sık saldırı yapan bir ülkenin, Musk’ın ne yapacağı belli olmadığı için onun hizmetlerine bağımlı olmaması gerektiği görüşünde.

Microsoft Linkedin için büyük yenilikler getiriyor!

İş dünyasının en önemli platformlarından biri olan LinkedIn, Microsoft çatısı altında büyük yeniliklerle güçlendiriliyor. Microsoft, üretken yapay zeka sistemi Copilot‘u yakında LinkedIn’e entegre etmeye hazırlanıyor. Bu entegrasyonla ilgili henüz çok fazla detay bulunmamakla birlikte, Copilot‘un kullanıcılara büyük imkanlar sunması bekleniyor. Microsoft, 2016 yılında 26 milyar dolara satın aldığı LinkedIn platformunu daha da geliştirmek için başka adımlar da atıyor.

LinkedIn, kullanıcılarının platformda daha fazla vakit geçirmesi için Wordle tarzı puzzle oyunları olan Queens, Crossclimb ve Pinpoint‘i tanıttı. Bu oyunlarla ilgili olarak firma, “Eğlenceli, günlük oyunlarla bağlantı kurun. Zihin egzersizi yapın ve puanlarınızı diğer kullanıcılarla karşılaştırın.” açıklamasında bulundu. Oyunlara direkt olarak yeni açılan bir sayfadan ulaşılabiliyor ve her oyunun günde yalnızca bir kez oynanabilir olacağı belirtiliyor. Ayrıca, kullanıcılar skorlarını arkadaşlarıyla paylaşabilecekler. Zamanla başka oyunların da eklenmesi planlanıyor.

Premium şirket sayfaları ve abonelik avantajları

LinkedIn, yakın bir zamanda premium şirket sayfaları özelliğini de kullanıma sunacak. Aylık 99 dolar olacak bu abonelik kapsamında, şirketlere özel bazı imkanlar sağlanacak. Abonelik ile şirketler, kendileri için içerik üretebilecek bir yapay zeka aracına sahip olacak ve takipçi sayılarını artırmaya yönelik çeşitli sistemler sunulacak. Şu anda sessiz sedasız test edilen bu özellik, yakında tüm kullanıcılara açılacak.

LinkedIn, ayrıca TikTok‘tan ilham alarak dikey formlu kısa video akışını platforma eklemek için çalışmalar yürütüyor. Bir süredir test aşamasında olan ve resmi olarak doğrulanan bu özellik, olumlu geri dönüşler alması halinde Instagram, TikTok ve YouTube‘daki gibi dikey yapıdaki kısa videoların LinkedIn’de de sıkça karşımıza çıkmasını sağlayacak. Kullanıcılar, bu video akışındaki içeriklere yorum yapabilecek veya beğenide bulunabilecek.

LinkedIn‘in bu yeni özellikleri, platformun kullanıcı etkileşimini ve bağlılığını artırmayı hedefliyor. Özellikle Copilot entegrasyonu ve oyunların eklenmesi, kullanıcıların platformda geçirdikleri süreyi artıracak ve iş dünyasında daha fazla bağlantı kurmalarını sağlayacak. Premium şirket sayfaları ise işletmeler için önemli avantajlar sunacak ve platformun profesyonel kullanımını daha da güçlendirecek. TikTok ilhamlı dikey video akışı ise, modern sosyal medya trendlerine uyum sağlayarak kullanıcıların platforma olan ilgisini canlı tutacak.

Apple’ın gizli planı: iPad bilgisayar mı olacak?

Apple, iPad’lerinde kameraları yatay konuma taşıyarak başlattığı değişime devam ediyor. Şirketin gelecek planlarında ise Apple logosunu da yatay konuma çevirmek yer alıyor. Bu hamle, iPad’in giderek bilgisayar olarakkonumlandırılmasının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Uzun yıllardır dikey modda kullanılmak üzere tasarlanan iPad, son yıllarda artan gücü ve büyüyen ekranıyla bilgisayara rakip olmaya başladı. Apple da bu değişime ayak uydurarak yeni iPad’lerde ön kamerayı ve Face ID sensörünü yatay olarak konumlandırdı.

Yatay logo ve bilgisayar pozisyonu

Apple’ın ürün tasarımcısı Molly Anderson, iPad’deki Apple logosunun gelecekte değişebileceğini ve yatay konuma gelebileceğini belirtiyor. Anderson, iPad’in uzun zamandır portre modunda kullanıldığını ancak günümüzde kullanıcıların cihazı giderek daha fazla yatay modda kullandığını da ekliyor.

Apple’ın bu adımı, iPad’lerin Magic Keyboard gibi aksesuarlarla birlikte bilgisayar yerine geçecek ürünler olarak değerlendirilmeye başlamasının bir göstergesi olarak görülüyor. Tabii ki bilgisayarın yerini tam olarak alabilmesi için, bilgisayarlara benzer kalitede ve çeşitlilikte uygulamaların geliştirilmesi gerekiyor.

Apple, iPad açılışındaki logosunu halihazırda yatay modda göstermeye başladığından, gerekli değişiklikleri yapmaya şimdiden başlamış durumda.

Apple’ın iPad’leri bilgisayara dönüştürme planları, tablet pazarında yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Yatay logo ve diğer değişiklikler, kullanıcıların iPad’leri bilgisayara alternatif olarak görmelerini sağlayabilir.

Microsoft’un yapay zekası Copilot, Telegram’da kullanıma sunuldu!

Microsoft, yapay zeka destekli Copilot’u Windows 11’in ardından şimdi de popüler mesajlaşma uygulaması Telegram’a getirdi. Şirket, Copilot botunu sessiz sedasız Telegram kullanıcılarının hizmetine sundu. Bu yeni bot, Microsoft’un WhatsApp ve Telegram gibi sosyal ağ uygulamalarına üretken yapay zeka getirmeyi amaçlayan “copilot-for-social” projesinin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Telegram kullanıcıları, resmî Copilot botuna @CopilotOfficialBot aramasıyla kolayca erişebilirler.

Microsoft, Telegram kullanıcılarının Copilot’a hemen her konuda soru sorabileceğini belirtiyor. Arama yapmak, gezi planlamak, fitness planı oluşturmak, filmler ve oyunlar hakkında bilgi edinmek gibi birçok konuda Copilot’tan faydalanmak mümkün. Ancak, Copilot yalnızca metin isteklerini kabul ediyor ve metinden görüntü oluşturamıyor. Bot, birebir sohbet olarak çalışıyor ve kullanıcıların taleplerine anında yanıt verebiliyor.

Telegram’da Copilot’u denemek isteyenler, bu bağlantıya tıklayabilir veya arama bölümüne @CopilotOfficialBot yazarak bota ulaşabilirler. Kullanıcıların botu kullanabilmesi için hesaplarına bağlı telefon numarasını onaylamaları gerekecek.

Microsoft’un bu yeni adımı, yapay zekanın günlük hayatımıza nasıl daha fazla entegre olacağını göstermesi açısından büyük önem taşıyor. Copilot botunun Telegram kullanıcıları arasında nasıl bir popülerlik kazanacağı ise merak konusu.

Nvidia CEO’su Huang ne kadar kazanıyor?

0

Nvidia’nın CEO’su Jensen Huang, para kazanma konusunda benzersiz bir deneyime sahip. Net serveti sadece beş yıl içinde 3 milyar dolardan şaşırtıcı bir şekilde 90 milyar dolara fırladı. Nvidia’nın yapay zeka (AI) işlemcilerine yönelik bastırılamaz talep, şirketin bu inanılmaz yükselişle doğrudan bağlantılı olan olağanüstü hisse senedi fiyatlarını artırıyor.

Nvidia CEO’su Huang gelirini son üç yılda katladı

Bu yükseliş 2022’nin sonlarında ateşlendi. ChatGPT, yapay zeka alanındaki yenilikçi çalışmalarıyla tanınan bir araştırma laboratuvarı olan OpenAI tarafından tanıtıldı. Bu teknik, bilgisayarların muazzam miktarda veriden öğrenerek tamamen yeni materyaller ve çözümler yaratabildiği bir alan olan üretken yapay zekanın muazzam potansiyelini ortaya koydu. Özellikle Nvidia’nın güçlü teknolojisi, ChatGPT’yi büyük ölçüde Nvidia’nın GPU’larına dayanarak geliştiren OpenAI tarafından vurgulandı.

Bu olay teknoloji şirketleri arasında bir beslenme çılgınlığına neden oldu. Microsoft, Google ve Meta gibi sektörün önde gelen aktörleri yapay zeka araştırma ve geliştirme departmanlarını güçlendirmek için harekete geçti. Sofistike yapay zeka modelleri oluşturmak, geniş hesaplama yetenekleri gerektirir; ve Nvidia’nın yapay zeka merkezli GPU’ları mevcut en iyiler olarak kabul edildi. Bu şirketlerin yapay zeka alanındaki hedeflerine güç katmak için Nvidia’nın milyarlarca dolar değerindeki en son çiplerine ihtiyaçları vardı. Bütün bunlar o olaydan kaynaklanıyor: Bu, diğerlerinin özellikle mümkün olan tüm hız ve enerjiyle ilgi veya arzu göstermesi için bir itici güçtü.

Vizyon sahibi bir lider ve Nvidia’nın kendini “satış şefi” ilan eden Huang, bu şansı ustalıkla değerlendirdi. Sürekli olarak yapay zekanın potansiyelini savunmaya devam etti ve Nvidia’nın GPU’larının yapay zekanın ilerlemesinde kritik bir rol oynadığını vurguladı. On yılı aşkın bir süredir Nvidia, sağlam bir yapay zeka yazılım ve araç koleksiyonunu bir araya getirerek sessizce temeli atıyordu. Öngörüleri onları dünya çapındaki büyük teknoloji şirketleri arasında tedarikçi olarak seçilecek lider aday olarak konumlandırdı; çünkü bunca yıldır yaptıkları bu fırsatlara kırmızı halı sermekten başka bir şey değil.

Ancak Nvidia’nın geçmişi tamamen yapay zekadan ibaret değildi. Şirket 1993 yılında kurulduğunda öncelikli hedefi hızla büyüyen 3D oyun sektörü için GPU üretmekti. Uzun yıllar boyunca bu bölge onların ana gelir kaynağıydı.

Huang, şirketteki büyük hissesi (yüzde 3,5’ten fazla) nedeniyle Nvidia’nın başarısından büyük kazanç elde etti. Hisse senedi değerindeki son artış, yalnızca bir günde muazzam bir 7,7 milyar dolar kazanmasıyla sonuçlandı; bu, onu dünya çapında en zengin 20 kişi arasına yerleştiren astronomik bir artıştı. Bu gerçekten bir Silikon Vadisi masalı; Nvidia gibi bir teknoloji devi ve onun ileri görüşlü lideri için bir gecede elde edilen zenginlik ve servete tanıklık ediyor.

Nükleer santrallerde radyoaktif atık azalacak!

Çığır açan İsviçre teknolojisi, nükleer santrallerdeki radyoaktif atıkların yüzde 80’ini azaltıyor. Nükleer atıkların radyoaktivitesi binlerce yıldan 500 yılın altına indirilebilecek. Özel nükleer fisyon şirketi Transmutex’te çalışan eski bir CERN bilim adamı, nükleer atıkların radyoaktivitesini yüzde 80’e kadar radikal bir şekilde azaltabilecek yeni bir yaklaşım geliştirdi.

Nükleer santrallerde radyoaktif atık sorunu

Merkezi İsviçre’de bulunan Transmutex’in teknolojisi, nükleer atıkları yöneten İsviçre ulusal organı Nagra tarafından birkaç ay boyunca incelendi ve o da bu tahmine ulaştı. Nükleer fisyon reaktörlerinin operasyonel güvenliği sıklıkla ilgi odağı olsa da, kullanılmış yakıtın güvenliği daha fazla dikkat gerektirmektedir. Nükleer fisyon yakıtı, kendisinden elde edilen enerji tükendikten çok sonra bile yüzbinlerce yıl boyunca radyoaktif kalıyor.

Ülkeler fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yollarını ararken, nükleer fisyon teknolojisi geri dönüşe hazırlanıyor. Geçen yılki COP28’de 20 ülke önümüzdeki 25 yıl içinde nükleer enerji kapasitelerini üç katına çıkarmaya karar verdi ancak kullanılmış yakıtın uzun vadeli depolanmasına ilişkin planlar henüz hazırlanmadı. Ülkelerin nükleer enerji üretimini artırması nedeniyle, Transmutex gibi teknolojik atılımlar benimsenmedikçe bu tür tesislere daha fazla ihtiyaç duyulacak.

Adından da anlaşılacağı gibi Transmutex, elementlerin dönüşümüne, yani bir elementin kendi izotopuna veya tamamen başka bir elemente dönüştürülmesine dayanıyor. Teknik açıdan bakıldığında bu, simyacıların geçmişte metalleri altına dönüştürmek için uygulamaya çalıştıkları prensibin aynısı. Simyacıların başarısız olduğu yerde, CERN’den eski bilim insanları başarılı olmayı başardı. Araştırmacılar, parçacık hızlandırıcı kullanarak toryum gibi hafif radyoaktif bir elementin uranyum izotopuna dönüştürülmesini öneriyor. Hızlandırıcı, yeni üretilen uranyumun hemen işlenebileceği bir nükleer fisyon tesisine bağlı. Ancak günümüzde nükleer santrallerde kullanılan uranyum benzerinin aksine bu uranyum, plütonyum veya diğer yüksek düzeyde radyoaktif atık üretmiyor.

Rubbia’nın eski işyerinde parçacık hızlandırıcıya erişimi olsa da nükleer enerji santralleri aynı lükse sahip değil. CERN’in Büyük Hadron Çarpıştırıcısını kurmak için yaklaşık 5 milyar ABD doları harcadığı göz önüne alındığında, her tesisin yakınında bir parçacık hızlandırıcı inşa etmek oldukça pahalı olabilir. Diğer zorluk ise nükleer teknolojiye karşı muhalefet. Daha önce Almanya’nın nükleer santrallerini nasıl aşamalı olarak kapattığını bildirilmişti. İsviçre’nin de mevcut dört nükleer enerji üretim tesisi için benzer planları var.