Şirketler, General Motors’un iki üretim tesisindeki hurdaları geri dönüştürmek için EV bataryası ve geri dönüşüm şirketi Redwood Materials ile birlikte çalıştığını duyurdu.
Tesla’nın kurucu ortağı ve eski baş teknoloji sorumlusu JB Straubel tarafından kurulan Redwood, GM’nin Warren, Ohio ve Spring Hill, Tennessee tesislerinden çıkan hurdanın tamamını işleyecek.
Özellikle, anlaşma Redwood ile LG Energy Solutio’ın ortağı olduğu batarya üretim girişimi olan Ultium Cells LLC arasında. LG Energy Solution, Audi, Mercedes-Benz ve GM için önemli bir lityum-iyon batarya tedarikçisi.
Redwood, bu anlaşmayla artık ABD’deki büyük EV pil üretim operasyonlarının “çoğu” ile geri dönüşüm ortaklıkları kurduğunu söylüyor.
Redwood’un işleyeceği hurda, lityum iyon pillerin ana bileşenleri olan katot ve anot malzemesini içerecek. Şirket, malzemeleri alıp bunları “yüksek kaliteli” pil malzemelerine dönüştürecek ve bu malzemeler daha sonra yeni EV pilleri yapmak üzere birçok ortağına geri satılacak.
Ultium Cells LLC halihazırda Redwood’un Nevada’daki ana tesisine geri dönüşüm ve işleme için malzeme gönderiyor. Ortak girişimin iki tesisinde yıllık 80 GWh pil hücresi üretmesi bekleniyor. Michigan’da bulunan üçüncü bir tesis şu anda yapım aşamasında.
Redwood’a göre en verimli pil hücresi üreticileri bile hâlâ ortalama yüzde 5-10 oranında hurda üretiyor. Bu, günlük kamyon dolusu malzemeye denk geliyor ve sonuçta yılda 10.000 tonun üzerinde bir miktara ulaşıyor; bunların tümü Redwood’un geri dönüşümcüleri tarafından geri dönüştürülebiliyor.
Redwood Materials, 2017 yılında Straubel tarafından kuruldu. Şirket, GM’nin pil üretim sürecindeki hurdaları ayırmanın yanı sıra Tesla, Ford, Toyota, Nissan, Specialized, Amazon, Lyft, Rad Power Bikes ve diğerlerinden EV pillerini de geri dönüştürüyor. Şirket ayrıca Güney Carolina’daki bir tesiste anot ve katot üretiyor.
Nissan Leaf ve Tesla Model S gibi birinci dalga elektrikli araçların pillerinin çoğu artık kullanım ömrünün sonuna yaklaşıyor ve geri dönüştürülmesi gerekiyor. Redwood, çeşitli ortaklarından pilleri aldıktan sonra nikel, kobalt ve bakır gibi ilgili elementleri ayıklayıp rafine ettiği bir kimyasal geri dönüşüm sürecine başlıyor.
Redwood’a göre bu rafine malzemenin belirli bir yüzdesi daha sonra pil üretim sürecine yeniden entegre edilebiliyor; bu oran temel pil metallerinin ortalama yüzde 95’i.
İngiltere’nin veri gözlemcisi Bilgi Komiserliği Ofisi (ICO), Microsoft Copilot+ PC’ler tarafından uygulanan ve kullanıcının dizüstü bilgisayarının birkaç saniyede bir ekran görüntülerini yakalayan Geri Çağırma adı verilen özelliği mercek altına aldı.
Bu özellik, “Cihazınızda görüntülediğiniz içeriği bulmak için CopilotPC’lerde Geri Çağırma’yı kullanabilirsiniz. Geri Çağırma şu anda önizleme durumundadır; Bu aşamada müşteri geri bildirimlerini toplayacağız, kurumsal müşterilerin Geri Çağırma verilerini yönetmesi için daha fazla kontrol geliştireceğiz ve kullanıcıların genel deneyimini iyileştireceğiz” şeklinde duyurulmuştu.
Microsoft, Geri Çağırma özelliğinin şifrelenmiş anlık görüntüleri kullanıcının bilgisayarında yerel olarak depolayacağını ve bu özelliğin yalnızca yakında çıkacak Copilot+ PC’lerde uygulanacağını açıkladı. Microsoft’un anlık görüntülere erişimi olmayacağı belirtiliyor.
Gizlilik savunucuları bu özelliğin potansiyel suiistimallerinden korkuyor ve bunu potansiyel bir “gizlilik kabusu” olarak nitelendiriyor. Bilişim devi, kullanıcılar için riskleri küçümsemeye çalışarak, özelliğin tasarım gereği gizlilik ve güvenlik ile geliştirildiğini ve “isteğe bağlı bir deneyim” olduğunu belirtiyor ve Microsoft Edge’deki InPrivate web tarama oturumları gibi belirli içerik türlerinin anlık görüntülerini almadığını söylüyor.
Kullanıcılar Recall’ın hangi anlık görüntüleri toplayacağını yönetebilir, belirli uygulamaları veya web sitelerini hariç tutabilir. Ayrıca anlık görüntü toplamayı duraklatabilir, depolanan anlık görüntülerin bir kısmını veya tamamını temizleyebilir ya da tüm anlık görüntüleri cihazlarından silebilirler.
Peki bu verilere erişmek mümkün mü? Erişmenin tek yolu kullanıcının cihazına fiziksel erişim sağlamak, kilidini açmak ve oturum açmak.
Araştırma başlatıldı
Bir ICO sözcüsü BBC’ye yaptığı açıklamada, “Kullanıcı gizliliğini korumak için alınan önlemleri anlamak için Microsoft ile görüşmeler yapıyoruz” dedi. “Anlık görüntüler kullanıcıların şifrelerini ele geçirerek gizlilik ve güvenlikleri üzerinde ciddi bir etki yaratabilir.”
Mozilla’da gizlilik ekibini yöneten Jen Caltrider, “Kolluk kuvvetlerinin mahkeme kararları ve hatta Microsoft’un tüm bu içeriği yerel tutma ve hedefli reklamcılık veya yapay zekalarını eğitmek için kullanma ihtimali, rahatsız edici” diyor.
Teknolojinin hızla gelişmesi ve hayatımıza daha fazla entegre olmasıyla birlikte, yenilenmiş ikinci el teknolojik ürünlerin satışlarında da büyük bir artış yaşanıyor. 2024 yılının ilk çeyreğine ait verilere göre tüketiciler, yenilenmiş ikinci el ürünler arasında en çok telefon, akıllı saat, tablet ve kablosuz kulaklık tercih ediyor.
GoPlus & Arena Genel Müdür Yardımcısı Tolga İldaşer, bu durumu tüketicilerin daha uygun fiyatlı ürünlere yönelme isteğiyle açıklıyor. İldaşer, “Sıfır ürünlerin fiyatı giderek artmaya devam ediyor, bu da tüketicilerin yenilenmiş ikinci el ürüne yönelmesine neden oluyor” dedi.
Enflasyon, yüksek kur ve artan hammadde maliyetleri gibi etkenler, teknolojik ürünlerin fiyatlarını olumsuz etkiliyor. Bu durum, tüketicileri daha uygun fiyatlı alternatifler aramaya yönlendiriyor ve 2024’ün ilk çeyreğinde yenilenmiş ikinci el ürün satışlarının artmasını sağlıyor. İldaşer, yılın geri kalanında da bu trendin devam etmesini ve satışların daha da artmasını beklediklerini ifade etti.
Yenilenmiş ikinci el ürünlerin hem tasarruf hem de sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken İldaşer, “Son 6-7 yıldır ne yazık ki teknolojik ürünlerin fiyatlarında büyük bir artış var. Bu nedenle tüketiciler sıfır ürün almakta zorlanıyor. Alabilse dahi bu fiyatları ödemek istemiyor ve yenilenmiş ikinci el ürünlere yöneliyor.
Bu sayede hem tasarruf ediyor hem de sürdürülebilir bir tüketime destek olarak çevre dostu bir kullanım sağlıyor. Özellikle gençler, bu trendin öncüleri arasında yer alıyor. Yıl sonuna kadar bu pazarın daha da büyüyeceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.
Samsung‘un merakla beklenen Galaxy Z Fold 6 Ultra modeli, dünya çapında satışa çıkmayabilir. Sızıntılara göre, bu model yalnızca belirli bir ülkede satışa sunulacak. Galaxy Z Fold serisinin yeni üyesinin, özellikle Güney Kore pazarına özel olabileceği belirtiliyor.
Samsung, 10 Temmuz‘da gerçekleştireceği bu yılın ikinci Galaxy Unpacked etkinliğinde birçok yeni ürün duyurmayı planlıyor. Etkinlikte tanıtılması beklenen ürünler arasında Galaxy Ring, Galaxy Watch 7 serisi ve Galaxy Z Flip 6, Fold 6 ve Fold 6 Ultra modelleri bulunuyor. Ancak, Galaxy Z Fold 6 Ultra‘nın küresel pazarda yer almayacağı ve yalnızca Güney Kore’de satışa sunulacağı iddia ediliyor.
Tanınmış sızıntı kaynağı Evan Blass, kısa süre önce yaptığı bir X (eski adıyla Twitter) gönderisinde Samsung‘un yakın gelecekte duyurmayı planladığı cihazlar hakkında bilgi verdi. Blass, bu cihazların arasında Galaxy Book 4 Edge, Galaxy Book 4 Edge Pro, Galaxy Buds 3, Galaxy Buds 3 Pro, Galaxy Ring, Galaxy Watch FE, Galaxy Watch 7 ve Galaxy Watch 7 Ultra modellerinin bulunduğunu belirtti. Ancak bu cihazların hepsinin bir sonraki Unpacked etkinliğinde tanıtılıp tanıtılmayacağı kesin değil.
Blass’ın aktardığı bilgilere göre, Galaxy Z Fold 6 Ultra‘nın SF-F958N model numarası ile Güney Kore pazarına özel olacağı doğrulanmış durumda. Bu durum, telefonun yalnızca Kore’de satılacağına dair spekülasyonları güçlendiriyor.
Galaxy Z Fold 6 Ultra‘nın teknik özellikleri hakkında henüz kesin bilgi bulunmuyor. Ancak, yakın tarihteki sızıntılar cihazın 200 MP f/1.7 ana kamera, 12 MP f/2.2 ultra geniş kamera, 50 MP f/3.4 5x periskop telefoto kamera sensörü, 6.2 inç kapak ekranı ve IP52 sertifikası gibi özelliklere sahip olabileceğini işaret ediyor.
Samsung‘un yeni cihazlarının tam olarak hangi özelliklere sahip olacağı ve hangi pazarlarda satışa sunulacağı, 10 Temmuz‘daki Galaxy Unpacked etkinliğinde netleşecek. Ancak şu an için Galaxy Z Fold 6 Ultra‘nın Güney Kore’ye özel olacağı ihtimali, teknoloji meraklıları arasında hayal kırıklığı yaratmış durumda.
Apple, iOS 18 ve macOS 15 güncellemeleriyle birlikte Apple Music uygulamasına yeni özellikler ekleyecek. WWDC 2024 etkinliğinde tanıtılacak olan iOS 18 sürümüyle Apple Music’in yenileneceği duyuruldu. İşte Apple Music’e gelecek bazı yenilikler:
Apple Music, halihazırda çapraz geçiş (crossfade) özelliği sunuyor. Ancak, iOS 18 ile birlikte bu özellik “Akıllı Şarkı Geçişi” adı altında daha gelişmiş bir sürümle karşımıza çıkacak. Standart şarkı geçişinde, çalan şarkının ses seviyesi sona yaklaşırken kademeli olarak azalıyor ve aynı anda yeni şarkının ses seviyesi yavaşça artıyor. Böylece iki şarkı arasında yumuşak bir geçiş sağlanıyor.
Yeni akıllı şarkı geçişleri, kullanıcıların crossfade efektinin süresini ayarlamasına olanak tanıyarak bu özelliği daha da ileriye taşıyor. Kullanıcılar, şarkı geçişlerini tercihlerine göre 1 ila 12 saniye arasında ayarlayabilecekler.
Apple Music uygulamasına eklenecek bir diğer yenilik ise Passthrough adı verilen özellik olacak. Bu özellik yalnızca desteklenen donanımlarda kullanılabilecek ve Dolby Atmos ile Uzamsal Ses ile ilişkili olacak gibi görünüyor. Passthrough hakkında detaylı bilgiler henüz açıklanmış değil.
Apple’ın ayrıca “Uzamsal Oyun” özelliği üzerinde çalıştığı da söyleniyor. Ancak, bu özelliğin ne olacağına dair henüz net bir bilgi bulunmuyor.
iOS 18, 10 Haziran Pazartesi günü başlayacak geliştiriciler konferansı WWDC 2024 etkinliğinde tanıtılacak. Bu güncelleme ile Apple Music’in kullanıcılarına daha zengin ve özelleştirilebilir bir müzik deneyimi sunması bekleniyor.
Dünya genelinde bankacılıktan perakendeye, e-ticaretten finansa kadar birçok farklı sektörde varlığını sürdüren, Türkiye’de de 27 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren inovatif analitik lideri SAS, veri, yapay zeka alanlarında değer üretmeye devam ediyor. Şirket, her yıl düzenlediği, Avrupa, Asya Pasifik ve Latin Amerika bölgelerini kapsayan, küresel anlamda en kapsamlı veri ve yapay zeka deneyimi etkinliği olan SAS Innovate on Tour etkinliğini Türkiye’de bu yıl ilk kez gerçekleştirdi. Dünyanın önde gelen veri ve yapay zeka çözümleri sağlayıcısı olarak, sektördeki en son gelişmeleri paylaşmayı sürdüren SAS, yenilikçi yazılım hizmetleriyle veriyi zekaya dönüştürmekte destek ve ilham vermeye devam ediyor.
QNB Finansbank Yönetim Kurulu Başkanı, Temel Güzeloğlu’nun katılımı ile açılışı yapılan, SAS Innovate on Tour, İstanbul’da Çırağan Palace Kempinski’de gerçekleşti. Etkinlikte, veri ve yapay zeka alanındaki uzmanlar bir araya gelerek sektördeki son trendleri ve gelecek vizyonunu ele aldılar. Ayrıca etkinlikte “Geleceğe Yön Vermek: İnovasyon için Veri ve Yapay Zekanın Kritik Rolü” başlıklı panel, Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Başkanı Zehra Öney’in moderatörlüğünde DEWA Baş İnovasyon Sorumlusu Dr. Ali Rashed Bin Ghaith AlSuwaidi, Neova Sigorta, Yönetim Kurulu Üyesi & CEO’su Neslihan Neciboğlu, Hepsiburada Müşteri Deneyimi ve İnsan Kaynaklarından Sorumlu Grup Başkanı Esra Beyzadeoğlu ve SAS Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Bölgesi Müşteri Danışmanlığı Direktörü Celal Kavuklu’nun katılımıyla gerçekleşti. Panelde konuşmacılar veri yönetişimi, analizi ve yapay zeka ile işlenmesinin şirketlerin ürün geliştirme, pazarlama ve operasyonlarında nasıl bir etki yarattığıyla ilgili analizlerini ve know-howlarını paylaştılar. Ayrıca, farklı ülkelerden katılan ve SAS çözümleriyle hedefledikleri başarıya ulaşan şirket temsilcileri de projelerine ilişkin paylaşımda bulundular.
Dünya verinin etrafında dönüyor
SAS Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Rasim Eğri, etkinliğe ilişkin olarak şunları kaydetti: “SAS Türkiye ekibi olarak, ülkemizde ilk kez düzenlenen SAS Innovate on Tour’un heyecan verici bir parçası olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. SAS Innovate on Tour, veri ve yapay zeka alanındaki en son gelişmeleri takip etme ve iş birliklerinin kurulmasına olana tanıyan bir etkinlik olarak SAS’ın sektördeki gücünü ve liderliğinin bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Bu yıl Türkiye, Orta Doğu ve Afrika bölgelerinin temsil edildiği, sektör profesyonellerinin bir araya gelip bilgi ve deneyimlerini paylaşma şansı yakaladığı bu etkinliğe ev sahipliği yaparak sektörün sürdürülebilir bir şekilde büyümesi ve desteklenmesi için önemli bir platform sağladık. Artık dünyamız verinin etrafında dönüyor dersek abartmamış oluruz. Zira, veri çağında yapay zekanın da oyuna daha fazla dahil olmasıyla insanların, şirketlerin, ülkelerin geleceğini, anlamlandırılan veriler belirliyor. SAS’ın veri odaklı dünyada verinin gücünü ve etkisini iş dünyasına aktarma konusundaki kararlılığı, sektör ekosistemini güçlendirme hedefimize yönelik önemli bir taahhüdü yansıtıyor. Bu etkinlik, iş birlikleri ve bilgi paylaşımıyla sektörümüzün ilerlemesine katkı sağlayacak önemli bir adımı temsil ediyor”.
SAS Fraud Management çözümü ile Azericard müşterileri için daha güvenilir koşullar sağlayacak ve Azerbaycan finansal ekosistemine katkıda bulunacak
Rasim Eğri aynı zamanda etkinlikte duyurusu yapılan stratejik iş birliklerinden bahsetti. “Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilk işlem merkezi Azericard ile olan iş birliğimiz çerçevesinde SAS Fraud Management çözümümüz ile Azericard müşterileri için daha güvenilir koşullar sağlayacak ve Azerbaycan finansal ekosistemine katkıda bulunacak. Neova Sigorta ile birlikte veriden değer üretme noktasında birlikte çıktığımız yolculukta Neova Sigorta tüm model süreçlerini SAS Viya ile tek bir platforma yönetecek. Aynı zamanda, Neova Sigorta, SAS Dinamik Aktüeryal Modellemeyi (SAS DAM) Türkiye’de uygulayan ilk şirket olacak.”
SAS Viya: GenAI Orkestrasyonu ve İnovasyon Yolunda Adımlar
Etkinlikte ayrıca yenilenen ve müşterilerin verimliliğini artırmak için üretken yapay zekayı kullanan SAS Viya’yla ilgili gelişmeler de paylaşıldı. Bunlardan biri Viya Copilot. Viya Copilot, geliştiriciler, veri bilimcileri ve uzmanlar için üretkenliği artırmak amacıyla tasarlanmış bir kişisel asistan olarak dikkat çekiyor. Bu yenilikçi araç, analitik, iş ve sektör görevlerini hızlandırmak için çeşitli fonksiyonlar sunuyor. Viya Copilot’un sunduğu özellikler arasında kod oluşturma, veri temizleme, veri keşfi, pazarlama planlaması, yolculuk tasarımı ve bilgi boşluğu analizi gibi işlevler bulunuyor. Diğer bir yenilik ve sentetik veri üreticisi olan SAS Data Maker ise sektöre özel GenAI asistanları sunmaya devam ediyor. Bu yeniliklerle birlikte SAS, müşterilere daha geniş bir GenAI çözüm yelpazesi sunarak yenilikçiliği destekliyor. SAS Data Maker hassas verileri riske atmadan kritik sorunların üstesinden gelinmesine yardımcı oluyor.
Türkiye’nin önemli markaları veri ile büyük işler başardı
Veri ve yapay zeka odağında önemli başarı hikayelerinin masaya yatırıldığı etkinlikte Türkiye’den dikkat çeken projelere de yer verildi.
Pegasus Hava Yolları Uzman İş Analisti Erkan Can Gürsoy yaptığı konuşmada; “Pegasus Hava Yolları olarak, müşteri memnuniyetini artırmak ve her bir yolcumuza özel bir deneyim sunmak için çalışıyoruz. SAS ile yaptığımız iş birliği, bu hedefe daha odaklı bir şekilde ilerlememizi sağlıyor. SAS Customer Intelligence 360 platformunu kullanarak, müşteri deneyimini kişiselleştiriyor ve her misafire özel teklifler sunuyoruz. Misafirlerimizin tercihlerini, beklentilerini ve seyahat nedenlerini derinlemesine analiz ederek, onlara yaşam boyu değeri artıran teklifler sunuyoruz. Bu süreçte, hiper kişiselleştirilmiş tekliflerin oluşturulması, mevcut sistemlere entegrasyon ve etkili iletişim kanallarıyla doğru kişilere ulaşma stratejilerini benimsiyoruz. Her bir yolcumuzun seyahat deneyimini unutulmaz kılmak için kararlı bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
Etkinlik gündemi kapsamında görüşlerini ayrıca paylaşan İGA İstanbul Havalimanı Ticari İşler Genel Müdür Yardımcısı Server Aydın, İGA İstanbul Havalimanı’nın SAS Customer Intelligence 360 ve Partner Republic iş birliğiyle veri odaklı bir strateji benimseyerek müşteri deneyimini optimize etmeyi hedeflediklerini belirterek, “İGA İstanbul Havalimanı, 2023 yılında 101 farklı hava yolu tarafından kullanılarak 76 milyon yolcuya hizmet verdi. Bugün itibarıyla dünya genelinde 315 destinasyona uçuşlar gerçekleştiriyoruz. Bu başarılarla birlikte, kişiselleştirilmiş teklifler ve mobil uygulama üzerinden sağlanan kolaylıklarla müşteri memnuniyetini artırmayı ve seyahat deneyimini geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu yaklaşımın sonucunda, İGA İstanbul Havalimanı sektörde öncü bir konum elde etmektedir. İGA İstanbul Havalimanı, SAS ve Partner Republic iş birliğiyle iletişim kanallarını modernleştirerek kişiselleştirilmiş ve zamanında iletişimi sağlıyor. SAS’ın otomasyonu verimliliği artırırken, basitleştirilmiş raporlama müşteri anlayışını derinleştiriyor. Ayrıca, SAS, mobil uygulama tekliflerini sorunsuz bir şekilde entegre ederek yolcu ihtiyaçlarını detaylı bir şekilde ele alıyor. Bu proaktif ve reaktif yaklaşımların bir araya gelmesiyle İGA İstanbul Havalimanı, yolcularına daha iyi hizmet sunmak için çalışmaktadır.” diyor.
JD Group Bilgi İşlem Müdürü Dietz Meiring şunları söyledi “SAS Innovate On Tour İstanbul, önemli ilişkiler ve güçlü ortaklıklar kurmak için çok değerli bir etkinlikti. Etkinlik, SAS’ın müşterilerinin en önemli sorunlarını çözerken, öncü veri ve yapay zeka yeteneklerine yönelik vizyonunu ve bunları hayata geçirme becerisini ortaya koydu.”
Nvidia, son kazanç çağrısında rekor düzeyde gelir ve kâr elde ettiğini duyurdu. Firmanın CEO’su Jensen Huang, şirketin artık her yıl yeni yapay zeka çipleri çıkaracağını açıkladı. Nvidia, mali yılın ilk çeyreğinde 26,4 milyar dolar gelir ve 14,88 milyar dolar kâr elde ederek büyük bir başarıya imza attı. Bu dönemde şirketin gelirleri yıldan yıla yüzde 262, net gelirleri ise yüzde 690 arttı. Gelirlerinin büyük bir kısmı veri merkezlerinden, yani yapay zeka donanımlarından elde edildi.
CEO Jensen Huang, yaptığı açıklamada “Blackwell’den sonra başka bir çipin geleceğini duyurabilirim. Bir yıllık bir ritmimiz var” dedi. Bu açıklama, Nvidia’nın stratejisinde önemli bir değişikliğe işaret ediyor. Nvidia, bugüne kadar yaklaşık her iki yılda bir yeni bir mimari tasarlıyordu: 2020’de Ampere, 2022’de Hopper ve 2024’te Blackwell. Yeni plan doğrultusunda, artık her yıl yeni bir mimari piyasaya sürülecek.
Nvidia’nın bu mimarileri, hem veri merkezi ürünlerinde hem de oyun ve içerik oluşturuculara sağladığı GPU’larda kullanılacak. Örneğin, Hopper tabanlı H100 ve Ada Lovelace tabanlı RTX 4090 gibi. Bu yılın sonunda ise Blackwell tabanlı B200 ve RTX 5000 serisi piyasaya sürülecek. Daha önceki söylentilere göre, Nvidia’nın bir sonraki mimarisi Rubin, 2025’te R100 yapay zeka GPU’suyla gelecek. Huang’ın açıklamaları, bu iddiaları doğrular nitelikte.
Huang, yalnızca yapay zeka donanımlarında değil, Nvidia’nın ürettiği diğer tüm çiplerde de bir yıllık güncelleme döngüsüne geçileceğini belirtti. Bu hızlandırılmış tempo, firmanın teknoloji dünyasında daha rekabetçi ve yenilikçi kalmasını sağlayacak.
Gelecekteki talep ve geçiş süreci
Nvidia, H200 ve Blackwell donanımlarının müşterilerin mevcut sistemleriyle uyumlu olduğunu söylüyor. Bu, H100’den H200’e ve B100’e kolayca geçiş yapılabileceği anlamına geliyor. Ancak, Blackwell’e geçiş sırasında talebin bir süre daha arzı geçmesi bekleniyor. Önümüzdeki yıl, AI GPU’larına olan talebin normalleşmesi öngörülse de, kısa vadede yüksek talebin devam etmesi bekleniyor.
Nvidia’nın bu stratejik hamlesi, şirketin yapay zeka pazarındaki liderliğini pekiştirecek ve teknoloji dünyasında önemli bir etki yaratacak gibi görünüyor.
Google, geçtiğimiz hafta düzenlediği etkinlikte, arama sonuçlarının yapay zeka tarafından oluşturulan özetlerini sunan yeni arama özelliği AI Overviews’i duyurdu. Search Generative Experience (SGE) olarak da bilinen bu özellik, ABD’deki kullanıcılara sunulmaya başlandı ve yakında tüm dünyaya yayılması planlanıyor. Ancak bu yeni özellik, bazı hatalı sonuçlar vermesi nedeniyle tartışma yarattı.
AI Overviews’in bir kullanıcının “peynirin pizzaya yapışmaması” araması üzerine “pizzaya yapıştırıcı sürmeyi” tavsiye etmesi büyük tepki topladı. Elbette pizzada yapıştırıcı kullanmak sağlıksız ve tehlikelidir, ancak AI Overviews’in bu tür hatalar yapması endişe verici. Bu durum, Google’ın arama motorunda milyarlarca insanın doğru bilgiye ulaşma beklentisine ters düşen yanlış bilgiler sunmasıyla ilgili kaygıları artırıyor.
Google’ın yapay zeka modelleri, internetteki geniş veri yığınlarından beslenerek eğitiliyor. Bu bağlamda, AI Overviews’in yanıtlarının Reddit gibi platformlardan alınmış olması şaşırtıcı değil. Google’ın Reddit’i özgün ve doğru bilgi kaynağı olarak öne çıkarması göz önüne alındığında, yapay zekanın buradan alınan verilerle yanlış sonuçlar üretmesi ironik bir durum oluşturuyor.
Yapay zekaların bu tür hatalardan arındırılması imkansız değil, ancak zaman alacak bir süreç. Google, AI Overviews’i bu yılın başlarında ABD ve Birleşik Krallık’ta test etmeye başladı ve 2024’ün sonuna kadar daha geniş bir alanda kullanıma sunmayı planlıyor.
Diğer hatalı örnekler
AI Overviews’in hataları yalnızca pizza sorusuyla sınırlı değil. Örneğin, “NHL’de daha önce hiç köpek oynadı mı” sorusuna da yanlış bir şekilde “evet” cevabını veriyor. Google’a göre bu tür örnekler nadir gerçekleşse de, genel olarak AI Overviews’in yüksek kaliteli bilgi sağladığı belirtiliyor.
Bu tür hatalar, yapay zekanın geliştirilmesi ve kullanıcı güvenliği açısından önemli bir ders niteliğinde. Google’ın AI Overviews özelliğinin gelişim sürecinde bu tür sorunların çözülmesi, kullanıcıların doğru bilgiye ulaşma konusunda daha fazla güven duymalarını sağlayacaktır.
Taner Çamoğlu’nun SmartMessage’daki yeni rolü, şirketin pazarlama teknolojileri alanındaki liderliğini daha da pekiştirmesi ve müşterilere en üst düzeyde değer sunmaya devam etmesi için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Dijital pazarlama teknolojileri alanında çözümler sunan SmartMessage, üst düzey bir atama gerçekleştirdi. Taner Çamoğlu’nun Chief Sales Officer (CSO) olarak atanmasıyla yönetim kadrosunu daha da güçlendiren SmartMessage, büyüme hedeflerinde emin adımlarla ilerlemeyi sürdürüyor.
Taner Çamoğlu, kariyerine bankacılık sektöründe hazine bölümünde başlayarak, finansal alanda derin bir uzmanlık kazandı. Daha sonra, GSM sektörüne adım atan Çamoğlu, Avea’da (Türk Telekom) satış ve kurumsal pazarlama departmanında önemli roller üstlendi. Bu deneyimlerin yanı sıra, bazı uluslararası şirketlerde SaaS ve telekomünikasyon alanları özelinde üst düzey liderlik pozisyonlarında bulunarak geniş bir perspektif edindi.
SmartMessage’ın yeni CSO’su olarak göreve başlayan Çamoğlu, SaaS alanında satış verimliliğini artırmak ve müşteri deneyimini geliştirmek üzerine yoğunlaşacak. Çamoğlu’nun liderliğinde hayata geçirilecek projelerin ana hedefi SmartMessage’ın küresel genişlemesini hızlandırmak ve bulut tabanlı çözümlerini hedef sektörlerle bir araya getirmek olacak. Ayrıca, müşteri geri bildirimlerini dikkate alarak, kullanıcı deneyimini sürekli iyileştirmek ve müşteri memnuniyetini en üst düzeye çıkarmak da Çamoğlu’nun ana hedefleri arasında yer alıyor.
SmartMessage Hakkında
SmartMessage, yazılım teknolojileri dünyasında özellikle pazarlama alanındaki uzmanlığıyla tüm dünyada 2000’i aşkın kuruma hizmet sunan global bir markadır. Kurumların kitleleriyle daha uzun soluklu ve verimli ilişkiler kurmalarını sağlamak üzere tüm kanallardaki dijital pazarlama aktivitelerini uyumlu ve yüksek performanslı bir şekilde çalıştıran omni-channel (çok kanallı) bir platform sunan şirket; pazarlama, dijital izin yönetimi, pazarlama otomasyonu ve bot tabanlı pazarlama gibi yetenekleri müşterileriyle buluşturur. SmartMessage bu kapsamda müşterilerinin hedef kitlelerine e-posta, SMS, MMS, WhatsApp, push bildirimleri, chatbot, beacon ve lokasyon bazlı servisler gibi kanallardan etkin bir şekilde ulaşmasını ve verimli pazarlama kampanyaları gerçekleştirmesini mümkün kılar. Dünya çapında ofisleri ve 100’ü aşkın çalışanıyla faaliyetlerini sürdüren SmartMessage, en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin yer aldığı Deloitte Technology Fast Türkiye ile Avrupa-Ortadoğu-Afrika listelerine girmiştir. Avrupa’nın prestijli ödüllerinden European Business Awards’u ise 2 kez kazanan SmartMessage, 2019 yılında Ak Portföy, Endeavor Catalyst ve 212’den oluşan bir konsorsiyum tarafından yatırıma değer görülmüştür. SmartMessage, 2019’da Bilişim 500 tarafından “Yılın İş Uygulamaları Kategori Birinciliği” ile ödüllendirilmiştir. 2021’de Finnovex Europe ödüllerinde “Müşteri Deneyimlerini Geliştirmede Mükemmellik” ödülünü kazanmıştır. Şirket 2022 yılında ise Bilgisayar Yazılımı alanında Yılın Firmaları kategorisinde Bronze Stevie ödülünün de sahibi oldu. Ayrıntılı bilgi için: https://www.smartmessage.com/tr/home/
Elon Musk, sosyal medya platformu X (eski adıyla Twitter) üzerinde yaptığı yeniliklere bir yenisini daha ekledi. Artık kullanıcı profillerinde herkese açık beğeniler gösterilmeyecek. Bu değişiklik, kullanıcıların daha rahat ve özgür bir şekilde içerik beğenmelerini amaçlıyor.
Elon Musk, Twitter beğeniler için platformunda yapılan bu değişikliğin temel nedenini, herkese açık beğenilerin yanlış davranışları teşvik etmesi olarak açıkladı. Pek çok kullanıcının, trollerin misilleme yapmasından veya kamuoyundaki imajlarını koruma çabasıyla provokatif içerikleri beğenmekten çekindiği belirtildi. Yeni düzenleme ile kullanıcılar, beğenilerinin kimler tarafından görüleceği konusunda endişelenmeden paylaşımları beğenebilecekler.
Bu değişiklikle birlikte, kullanıcıların beğenilerini sadece kendileri görebilecek. Beğenilerin gizlenmesi, platformun “Sizin İçin” algoritmasının daha iyi çalışmasına da yardımcı olacak. Kullanıcılar ne kadar çok gönderiyi beğenirse, algoritma da o kadar kişiselleşmiş öneriler sunacak.
Premium abonelik özelliği
Şu anda, X Premium aboneleri profillerindeki Beğeniler sekmesini isteğe bağlı olarak gizleyebiliyordu. Ancak bu özellik, platformda toptan kaldırılacak ve herkese açık beğeniler tamamen gizlenecek. Kullanıcılar, kendi gönderilerinin kimler tarafından beğenildiğini ve toplam beğeni sayısını hâlâ görebilecekler.
Ne zaman uygulanacak?
Değişikliğin ne zaman hayata geçirileceği konusunda henüz net bir tarih verilmedi. Ancak, bu yeniliğin kısa süre içinde tüm kullanıcılara duyurulması bekleniyor.
Elon Musk’ın yönetimindeki X, kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve platformda daha rahat bir ortam sağlamak adına bu tür yenilikler yapmaya devam ediyor. Beğenilerin gizlenmesi de bu yönde atılan önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
ForInvest, yatırım teknolojileri alanında 34 yıldır sürdürdüğü faaliyetleriyle Türkiye’de önemli bir konuma sahip. 150 bini aşkın aboneye ulaşan YouTube kanalıyla yatırım okuryazarlığını dijital alana taşıyan ForInvest, kısa sürede 7,5 milyonu aşkın izlenme sayısına ulaştı.
ForInvest CEO’su Serra Berkol, bu başarının altını çizerek, “Yatırımı herkes için erişilebilir, anlaşılabilir ve kolay kılma misyonumuzla yatırım okuryazarlığını yaygınlaştırma yolunda uzun yıllardır birçok projeye imza attık.” dedi. Berkol, ForInvest YouTube kanalında ekonomi ve finans dünyasının önde gelen isimleriyle her seviyeden yatırımcıya doğru bilgi ve analizin ulaştırıldığını belirtti.
ForInvest, yatırım okuryazarlığı alanında Türk Eğitim Vakfı (TEV) ile de önemli bir iş birliğine imza attı. Bu iş birliği kapsamında ilk etapta 100’e yakın üniversite öğrencisine yatırım okuryazarlığı konusunda eğitim verilecek. Berkol, gelecek yıllarda bu eğitim programlarının daha da geliştirileceğini ifade etti.
8,5 milyonu aşan yatırımcı sayısının Türkiye’de yatırıma olan ilginin arttığını gösterdiğini belirten Berkol, doğru ve sağlıklı bilgiye ulaşmanın önemine dikkat çekti. Berkol, “Finansal okuryazarlık spektrumunun en üst seviyesi olan “yatırım okuryazarlığı”, gitgide önem kazanıyor.
Kendi portföylerini takip eden yatırımcılar daha çok bilgiye ihtiyaç duyuyor. Yatırım dünyasının büyümesi ve sürdürülebilir olması ancak bu demokratikleşme, yatırım okuryazarlığın artması ve bireylerin donanımlı olmasıyla mümkün.” şeklinde konuştu.
Berkol, ForInvest’in uzun yıllardır Foreks Haber markasıyla ekonomi ve finans dünyasının nabzını tuttuğunu, YouTube kanalında ise canlı yayınlarla yatırımcılara ulaştıklarını belirtti. ForInvest’in yeni dönemde YouTube kanalını farklı programlarla zenginleştirerek bir üst seviyeye taşıdığını da sözlerine ekledi.
Serra Berkol, ForInvest olarak gençlerin yatırım okuryazarlığını artırmak için çeşitli üniversitelerde etkinlikler düzenlediklerini ve TEV ile başlattıkları eğitim programıyla gençlere yatırım okuryazarlığı konusunda yol göstermeyi hedeflediklerini söyledi.
Etkinliğe katılan Stratejist Tuğba Özay, ForInvest’in YouTube kanalının yüz binlerce kişi için bir yatırım okuryazarlığı okulu gibi olduğunu belirterek, “Çok kısa zamanda ulaşılan abone ve izlenme sayıları ile alınan geri dönüşler bu alanda nasıl bir ihtiyaç olduğunu da gözler önüne seriyor.” dedi. Özay, manipülasyona açık bir ülkede yaşadığımızı ve finansal okuryazarlığımızı artırmamız gerektiğini vurguladı.
Ekonomi Yazarı Barış Soydan ise finansal okuryazarlığın önemine dikkat çekerek, ForInvest’in veriye dayalı yatırımı ön plana çıkarmasının yatırımcılar açısından çok değerli olduğunu ifade etti.
Stratejist Perihan Tantuğ, ForInvest’in YouTube kanalıyla yaptığı çalışmaların yatırımcılar için yol gösterici olduğunu belirtti. Tantuğ, “Bilinçli yatırım yapmak sürdürülebilir bir yatırım şekli olurken, duyum ile yatırım yapmak tasarruf sahibine sürdürülebilir bir kazanç sağlamaz. Bu nedenle tasarruf sahibinin finans piyasasında kendisini geliştirmesi, geleceğini inşa ederken yapacağı en büyük yatırımlardan biri.” dedi.
Araştırma Danışmanlık Kurucusu Tuncay Turşucu, finansal okuryazarlığa sahip bireylerin daha bilinçli davrandığını ve veriye dayalı hareket ettiğini belirterek, ForInvest’in YouTube kanalının bu noktada önemli bir rol oynadığını söyledi.
Güney Kore, küresel çip savaşında öne geçmek için stratejik bir hamle yaptı ve yarı iletken sektörüne 26 trilyon won (yaklaşık 19 milyar dolar) değerinde devasa bir destek paketi açıkladı. Bu hamle, ülkenin bellek çipi üreticileri Samsung Electronics ve SK Hynix’i daha da güçlendirmeyi ve Seul’ün güneyindeki Yongin’de yeni bir mega çip kümesi inşa etmeyi amaçlıyor.
Güney Kore Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol, paketin kapsamında hükümetin yarı iletken firmalarının büyük yatırımlarını 17 trilyon wonluk fonla destekleyeceğini açıkladı. Kalan 9 trilyon won ise ekipman üreticileri ve çip tasarlayan ancak üretmeyen “fabrikasız” firmalara ayrılacak.Bu yatırım, Güney Kore’nin sadece bellek çiplerinde değil, yarı iletkenlerin tüm alanlarında küresel liderlik hedefinipekiştiriyor. Zira ülkenin çip endüstrisi, son aylarda gerileme yaşamasına rağmen toplam ihracatının %18’ini oluşturuyor.
Ancak Güney Kore’nin tek hedefi mevcut firmaları güçlendirmek değil. Ülke, Seul’ün güneyindeki Yongin’de dünyanın en büyük yarı iletken kümesini inşa ederek küresel çip devlerini de buraya çekmeyi planlıyor. Bu mega kompleks, çip ekipmanı ve fabrikasız firmalar için bir cazibe merkezi haline gelerek Güney Kore’yi yarı iletken üretiminde önemli bir merkez konumuna taşıyabilir.
ABD ve Çin’e rakip
Güney Kore’nin bu hamlesi, ABD ve Çin gibi ülkelerin de çip sektörüne yönelik devasa yatırımlar yaptığı bir dönemde gerçekleşiyor. Güney Kore, bu yatırımlarla ABD’li Nvidia gibi devlerle rekabette geri kalmamayı ve küresel çip tedarik zincirindeki kritik rolünü korumayı hedefliyor.
Güney Kore’nin 19 milyar dolarlık çip yatırımı, ülkenin teknoloji sektöründeki küresel liderlik konumunu koruma ve güçlendirme hamlesi olarak yorumlanıyor. Yongin’de inşa edilecek mega çip kümesi ise bu hedefe ulaşmada önemli bir rol oynayabilir. Bu gelişmeler, küresel çip savaşının önümüzdeki yıllarda da hararetli bir şekilde devam edeceğinigösteriyor.
Yapay zekanın öncü isimlerinden Nvidia, mali yılının ilk çeyreğinde rekor bir performans sergileyerek tüm tahminleri aştı ve hisselerini tarihi zirveye taşıdı. Nvidia’nın üç aylık geliri tüm beklentilerin ötesine geçerek, yapay zekaya olan iyimserliğin devam ettiğini gösterdi. Hisseleri 1.005 dolara yükselen firma, psikolojik açıdan önemli olan 1.000 dolar barajını aşarak dikkat çekti. Nvidia’nın piyasa değeri bu yıl yüzde 90 artış gösterdi. Şirket, 7 Haziran’dan itibaren hisselerini bire on oranında böleceğini duyurdu.
Nvidia, mali yılının ilk çeyreğinde 26,4 milyar dolar gelir elde ettiğini açıkladı. Şirketin net geliri ise 14,88 milyar dolar oldu. Gelir, bir önceki çeyreğe göre yüzde 18, bir önceki yıla göre ise yüzde 262 arttı. Net gelirde ise çeyrekten çeyreğe yüzde 21, yıldan yıla yüzde 690 gibi inanılmaz bir artış yaşandı. Nvidia, mevcut çeyrek için 28 milyar dolar gelir beklediğini açıkladı. Bu güçlü performans, şirketin piyasa değerini 2,34 trilyon dolara çıkardı.
Veri merkezi gelirlerinde büyük artış
Nvidia’nın en büyük gelir kalemi veri merkezi iş kolundan geldi. Veri merkezlerine sattığı ürünlerden 22,6 milyar dolar gelir elde eden şirket, bir önceki çeyreğe göre yüzde 23, bir önceki yıla göre ise yüzde 427’lik bir artış sağladı. Nvidia’nın ana gelir kaynağı olan veri merkezi satışları, yapay zeka GPU’larını içeriyor. Google, Microsoft, Meta, Amazon gibi devler, bu GPU’lardan yüzbinlerce satın alıyor. Nvidia finans şefi Colette Kress, gelirin büyük oranda H100 GPU’sunu içeren Hopper grafik işlemcilerinden kaynaklandığını belirtti.
CEO Jensen Huang, Blackwell adlı yeni nesil yapay zeka GPU’larının bu yıl büyük gelir getireceğini ifade etti. Yeni çipler, dördüncü çeyrekte veri merkezlerinde kullanılmaya başlanacak. Nvidia ayrıca, şirketler arasındaki bağlantıları sağlayan ağ parçalarının güçlü satışlarına da dikkat çekti. InfiniBand ürünleri başta olmak üzere, ağ geliri 3,2 milyar dolar olarak açıklandı. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemindeki satışların üç katından fazla.
Oyun ve otomotiv gelirlerinde artış
Nvidia, bir iki yıl öncesine kadar 3D oyunlar için donanım üreten bir şirket olarak biliniyordu. Ancak, bu çeyrekte oyun gelirlerini yüzde 18 artırarak 2,65 milyar dolar elde etti. Ek olarak, firmanın otomotiv geliri de bir önceki çeyreğe göre yüzde 17, bir önceki yıla göre ise yüzde 11 artışla 329 milyon dolar oldu.
Nvidia’nın geleceği parlak
Nvidia, yapay zeka ve veri merkezi satışları ile elde ettiği rekor gelirler sayesinde teknoloji sektöründe lider konumunu pekiştiriyor. Şirket, yeni nesil yapay zeka çözümleri ve güçlü ağ ürünleri ile gelecekte de bu büyüme trendini sürdürmeyi hedefliyor. Yapay zeka GPU’ları ve veri merkezi ürünleri ile dikkat çeken Nvidia, yatırımcılarına güven veriyor ve pazar payını genişletmeye devam ediyor.
Yapay zekalı giyilebilir cihaz Ai Pin‘in geliştiricisi olan Humane, ürünün beklenen başarısının aksine kötü bir gidişatla karşı karşıya kaldıktan sonra potansiyel bir alıcı arayışına girdi.Humane, yaklaşık bir ay önce piyasaya sürdüğü Ai Pin‘i olumsuz eleştirilerle karşılaştı. Eski Apple çalışanları Imran Chaudhri ve Bethany Bongiorno tarafından yönetilen şirketin, ürünü satmak için potansiyel bir alıcı arayışında olduğu bildiriliyor. Şirket, şimdiden bir mali danışmanla çalışıyor ve 750 milyon ila 1 milyar dolar arasında bir fiyata satmayı planlıyor.
Ancak, Ai Pin‘in beklenen başarısını elde edememesinin temelinde, cihazın sınırlı yetenekleri ve kullanıcı deneyiminin beklenenden uzak olması yer alıyor. 699 dolarlık yüksek fiyatına rağmen, cihazın yavaş yanıtları ve vaat edilen giyilebilir yapay zeka asistanı deneyimini sunamaması eleştirilerin odağında yer alıyor. Ayrıca, cihazın kullanımı için aylık 24 dolarlık bir abonelik gerekliliği de dezavantaj olarak görülüyor.
Yapay zeka asistanı Humane, geçtiğimiz yıllarda yatırımcılardan toplamda 230 milyon dolarlık yatırım almış ve 850 milyon dolar değerlemeye ulaşmıştı. Ancak, Ai Pin‘in çıkışından önce elde edilen bu başarı, ürünün pazarlanmasındaki zorlukları bertaraf etmeye yetmedi. Şirket, bazı sorunların güncelleme ile çözülebileceğini belirtirken, Ai Pin‘e yeni GPT-4o modelini ekleyerek süreçleri hızlandırmayı hedefliyor.
Humane‘nin satılma planları şimdilik erken aşamalarda ve herhangi bir anlaşmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsizliğini koruyor. OpenAI CEO’su Sam Altman gibi yatırımcılar da şirketin geleceği hakkında belirsizlikler olduğunu ifade ediyor.
Çöpçatan uygulaması Bumble,yapay zeka kullanarak kullanıcılarına daha az ama daha kaliteli eşleşmeler sunmayı amaçlıyor. Şirketin CEO’su Lidiane Jones, yapay zekanın daha doğru eş adayları bulma konusunda nasıl devrim yaratacağını açıkladı.Yapay Zeka ile En Uygun Eşleşmeler
Bumble, şu anda kullanıcıların profillerine girdikleri bilgilere dayalı olarak eşleştirmeler yapıyor. Bu model, benzer profiller arasında tahmine dayalı eşleşmeler sağlıyor. Ancak, üretken yapay zeka kullanarak, randevuya çıkan kişilerin birbirleriyle nasıl etkileşim kurduklarını ve hatta ses tonu gibi daha ince ipuçlarını da yakalayarak daha doğru eşleşmeler sağlamayı hedefliyor.
Jones, amaçlarının, kullanıcıların profillerinde yazdığı tanıtıcı yazılara güvenmek yerine, insanların bir ilişkiden ne istediklerini daha derinlemesine anlamak olduğunu belirtti. İnsanlar profilleri için tanıtıcı yazılar yazarken sıklıkla arkadaşlarından yardım alıyor, ancak bu yazılar her zaman doğru bilgiler içermeyebiliyor. Yapay zeka, kullanıcıların hayatlarının diğer ayrıntılarından yararlanarak daha iyi eşleşmeler sağlayabilecek. Örneğin, bir şehre yeni taşınıp taşınmadıkları gibi bilgiler de eşleşmelerde dikkate alınabilecek.
Geleceğin flörtleşmesi
Bumble, yapay zekayı uygulamasına entegre etmenin yollarını aylardır araştırıyor. Geçen yıl, şirketin kurucusu Whitney Wolfe Herd, yapay zekanın kullanıcıların başkalarıyla flört etmesine ve etkileşime girmesine yardımcı olabileceğini belirtmişti. Wolfe Herd, gelecekte flörtleşmenin “flört danışmanları” veya binlerce kullanıcıyı hızlı bir şekilde inceleyebilecek yapay zeka modelleri aracılığıyla gerçekleşebileceğini öngörüyor.
Bu yenilikler, Bumble kullanıcılarının daha az sayıda eşleşme ile daha doğru adaylara ulaşmasını sağlayarak, daha anlamlı ve uzun süreli ilişkiler kurulmasına olanak tanıyacak. Yapay zeka, Bumble’ın kullanıcılarına en iyi deneyimi sunma yolculuğunda önemli bir rol oynayacak.
lue Visby Solution isimli girişim, deniz taşımacılığında emisyonları azaltmak için son derece basit ama etkili bir çözüm geliştirdi. Kargo gemilerinin limanlarda bekleme sürelerini azaltmak amacıyla hızlarını düşürmeleri gerektiğini savunan bu yöntem, önemli ölçüde yakıt ve emisyon tasarrufu sağlıyor.
Deniz taşımacılığı, maliyet ve verimlilik açısından diğer taşımacılık türlerinden çok daha önde yer alıyor. Dünya’da ülkeler arasında taşınan malların çoğu deniz üzerinden gerçekleşirken, bu yöntem verimliliği sayesinde küresel emisyonların sadece %3’ünden sorumlu. Ancak, her alanda olduğu gibi bu alanda da verimliliği artırmak ve emisyonları düşürmek mümkün. Blue Visby Solution’ın çözümü bu noktada devreye giriyor.
Blue Visby ekibine göre, çoğu kargo gemisi “hızlı git, sonra bekle” (SFTW) olarak bilinen operasyonel uygulamayı izliyor. Yani, varış yerlerindeki programın nasıl olduğuna bakılmaksızın, gemiler A noktasından B noktasına mümkün olduğunca hızlı varıyor ve limana vardıklarında, yanaşma ve kargo işlemleri için hareketsiz bekliyorlar. Bu bekleme sırasında rölantide yakıt tüketmeye devam ediyorlar.
Blue Visby Çözümü ise küresel ölçekte birçok farklı paydaşın koordinasyonunu gerektiriyor. Ancak limana yaklaşıldığında yapılması gereken şey oldukça basit: Gemilere yavaşlamaları söylenerek tam zamanında varmaları sağlanıyor. Böylece, suda yavaş hareket eden gemilerin hidrodinamik sürtünmesi büyük ölçüde azalıyor ve yakıt tüketimi önemli oranda düşüyor. Üstelik kargo teslimatında bir gecikme yaşanmıyor.
Etkileyici sonuçlar
Blue Visby ekibi, 2022 yılında 20.580 sefer yapan 3.651 Panamax gemisinin hareketlerini inceledi. Bu zamanlama ayarlamaları ile gecikme olmadan emisyonların ortalama %23,2 oranında azaltılabileceğini belirledi. Daha geniş çaplı bir araştırmada ise, 2019 yılında 13.000 kargo gemisinin 150.000 yolculuğu incelendi ve yolculukların %87’sinde hızların gecikmeye sebep olmaksızın ortalama 1 knot düşürülebileceği ve emisyonların %16 oranında azaltılabileceği ortaya kondu.
İlk deniz denemeleri ise bu tahminleri doğruladı. İki dökme yük gemisi, M/V Gerdt Oldendorff ve M/V Begonia, Avustralya’ya yaptıkları yolculuklarda Blue Visby Solution’ın tüm bileşenlerini kullandı. İlk gemi, standart SFTW hızlarına kıyasla tahmini olarak %28,2’lik bir CO2 azalması kaydederken, ikinci gemi %17,3 ile %12,9 arasında bir azalma sağladı. Bu kazanç, devasa yelken sistemlerinden elde edebilecek tasarruflardan çok daha büyük. Üstelik gemide hiçbir değişiklik yapmak gerekmiyor.
Bu ilk sonuçlar son derece ümit verici, ancak küresel denizcilik ticaretinden SFTW düşüncesini ortadan kaldırmak kolay değil. Marine Log’a göre bu uygulama, yelken çağına kadar uzanıyor ve nakliye şirketleri, müşteriler, limanlar, liman işçileri ve küresel lojistiğe bağlanan birçok bağımlı hizmet arasında zorlu ve uzun vadeli sözleşmelere dayanıyor.
Konsorsiyum, armatörlerin, gemi kiralayanların ve kargo şirketlerinin maliyetleri (daha uzun bir okyanus geçişiyle ilgili maliyetler gibi) ve faydaları (yakıt tasarrufu ve benzeri) paylaşmalarına olanak tanıyan çok taraflı bir sözleşme mimarisi oluşturdu. Böylelikle, kazan-kazan durumu yaratılarak tüm tarafların katılımı teşvik edildi.
Yakıt tüketimini ve emisyonları azaltmanın, paradan tasarruf etmenin ve zamanında kalmanın dışında başka faydaları da bulunuyor. Demir atıp uzun bekleme sürelerinden kaçınmak, gemilerin gövde kirlenmesini azaltarak zamanla verimi de artırıyor. Bunun dışında, limandaki hava kalitesini artırma ve balina çarpması riskini azaltma gibi ek faydaları da var.
Blue Visby Solution, deniz taşımacılığında yeşil hidrojen ve amonyak gibi alternatif yakıtlar kullanılana kadar geçecek süre boyunca emisyonları düşürmek için son derece akıllıca bir çözüm sunuyor. Bu yaklaşım, gelecekte sıfır emisyona ulaşma hedefinde önemli bir adım olarak görülüyor.
Çin’de ilginç ve dikkat çekici bir dolandırıcılık olayı ortaya çıktı. Wang isimli bir kişi, canlı yayın izleyici sayısını artırmak için tam 4.600 telefon satın alarak dört aydan kısa bir sürede 415 bin dolar kazandı. Ancak bu kazanç uzun sürmedi ve Wang yasadışı ticari faaliyetler suçundan hapis cezasına çarptırıldı.
Canlı yayın dolandırıcılığı! 2022’nin sonlarında bir arkadaşının önerisi üzerine “fırçalama” adı verilen yöntemi keşfeden Wang, bu uygulama ile izleyici sayıları, beğeniler, yorumlar ve paylaşımlar gibi gerçek zamanlı etkileşimleri simüle etti. Bu sahte etkileşimler, canlı yayın performanslarını artırmak isteyen yayıncılara yanıltıcı veriler sunarak, daha fazla izleyici çekmelerine yardımcı oldu.
Wang, 4.600 cep telefonunu özel bulut yazılımıyla kontrol etti. Ayrıca, Çin’in Hunan eyaletindeki Changsha merkezli bir teknoloji şirketinden VPN hizmetleri, routerlar ve anahtarlar gibi ağ ekipmanları satın aldı. Bu sayede, bilgisayarında sadece birkaç tıklamayla tüm telefonları aynı anda canlı yayın hedefine yönlendirebiliyordu. Wang, bir cep telefonunu kullanmanın günlük maliyetinin bir dolardan az olduğunu belirtti. Bu düşük maliyetle, hizmetin nihai ücreti her telefonun canlı yayın etkinliğine bağlı kaldığı süreye ve etkinleştirilen telefon sayısına göre değişiyordu.
Büyük kazanç ve kaçınılmaz son
Canlı yayın dolandırıcılığı! Wang, sahte izleyici hesaplarını toplu olarak satın aldı ve telefonları geri dönüşüm piyasasından ikinci el olarak temin etti. Bu yöntemle, geçen yılın Mart ayına kadar çevrimiçi performanslarını artırmak isteyen canlı yayıncılara hizmet satarak yaklaşık 415 bin dolar kazandı. Ancak, bu yasadışı faaliyetler sonunda fark edildi ve Wang, bir yıl üç ay hapis cezası ve 50.000 yuan (yaklaşık 7.000 dolar) para cezasına çarptırıldı.
Wang’ın bu ilginç ve yasa dışı girişimi, canlı yayın dünyasında sahte etkileşimlerin ne kadar yaygın ve tehlikeli olabileceğini gözler önüne serdi. Bu olay, canlı yayın platformlarının ve kullanıcılarının daha dikkatli olması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.
Ambargo altındaki Huawei, akıllı telefon satışlarında en azından kendi ülkesinde beklentilerin üzerine çıkmayı başardı. Bu gelişme, şirketin yonga üretim iştiraki HiSilicon’u da olumlu yönde etkiliyor. Yeni yonga teknolojilerine erişimi yasaklanan Huawei, akıllı telefon pazarında silinme noktasına gelmişken, gösterdiği muhteşem dönüşle dikkat çekiyor. HiSilicon iştiraki, mobil yonga gelirlerinde Google’ı bile geride bıraktı.
Kirin yongaları rekor kırdı
Ambargo sürecinin başında TSMC’ye devasa miktarlarda Kirin yonga siparişi veren ve stok yapan Huawei, sonraki yıllarda bu yongaları optimize ederek kullandı ve kendi ülkesindeki dökümcülere yeni üretim yaptırdı. Yavaş yavaş akıllı telefon üretimini artıran Huawei, bu yılın ilk üç ayında zirveye ulaştı. Apple’ı da satış baskısı altına alan Huawei, yılın ilk çeyreğinde 8 milyon Kirin yonga seti sevk etmeyi başardı. Huawei’nin iştiraki HiSilicon, bu satışlardan 6 milyar dolar gelir elde etti. Aynı dönemde ABD’nin gözbebeği Google, yalnızca 2 milyon yonga satışı yaparak 2 milyar dolar gelir elde edebildi.
Yonga satışlarında lider konumda olan MediaTek, 114 milyon adet satarak 23 milyar dolar gelir elde etti. Ancak, biraz daha maliyete odaklandığı için bu gelir rakamına ulaştı. Qualcomm, 75 milyon yonga satarak 37 milyar dolar gelir üretti. Apple ise 49 milyon Apple A serisi yonga satışıyla 56 milyar dolar gibi rekor bir gelir seviyesine ulaştı.
Huawei’nin momentumunu koruması durumunda, pazardaki bir sonraki kurbanının Samsung olabileceği belirtiliyor. İlk çeyrekte 18 milyon satış yapan Samsung’un geliri 9 milyar dolar civarında gerçekleşti. Samsung, telefonlarında Qualcomm ve UNISOC gibi alternatif yonga üreticilerini kullandığı için yonga gelirleri rakiplere dağılmış durumda.
Huawei’nin bu güçlü performansı, hem Çin pazarındaki hem de küresel pazardaki dinamikleri değiştirmeye aday görünüyor. Ambargolara rağmen elde edilen bu başarı, şirketin yenilikçi yaklaşımı ve stratejik stok yönetimi sayesinde mümkün oldu. Huawei’nin bu başarıyı sürdürebilmesi, teknoloji dünyasında yakından izlenmeye devam edecek.
Tesla 2023 Etki Raporu yayınlandı. Şirketin enerji ve ulaşım ürünlerinden oluşan ekosistemi, teknolojik ilerlemenin ve çevresel sürdürülebilirliğin sınırlarını zorlamaya devam ediyor. 2023 yılında müşterileri, Tesla’nın elektrikli araçlarını ve güneş enerjisi ürünlerini seçerek 20 milyon metrik tonun üzerinde karbondioksit eşdeğeri (CO2e) emisyonunun önüne geçti. İşte tüm detaylar…
Tesla 2023 Etki Raporu dönüşüm tablosunu ortaya çıkardı!
Yollardaki her bir Tesla otomobilinin yaklaşık 51 ton CO2e emisyonunu engellediği tahmin ediliyor ve bu da geleneksel içten yanmalı motorlu araçlardan yalnızca Tesla değil, genel olarak elektrikli araçlara geçmenin önemini bize gösteriyor.
Tesla da güneş enerjisi teknolojisi ve enerji depolama sistemlerini entegre ettiği için yenilenebilir enerjiye yönelik bütüncül yaklaşımını daha net görebiliyoruz. Bu sistemler yalnızca fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmıyor. Aynı zamanda şebeke istikrarını da artırıyor ve olası kesintilerde yedekleme sağlayarak sürdürülebilir kentsel gelişim için kritik rol oynuyor.
Tesla 2023 Etki Raporu da Tesla’nın kapsamlı geri dönüşüm girişimleri yoluyla ham madde çıkarma ihtiyacını azaltmaya çalıştığını bize gösteriyor. Zira Tesla, 2023 yılında on binlerce otomobilin üretimi için yeterli pil malzemesinin geri kazanımını destekleyerek de bunu herkese gösterdi.
Rapora göre şirket, operasyonel stratejileri çevresel etkiyi en aza indirmeye odaklanıyor. Buna su kullanımında önemli azalmalar, yenilikçi üretim teknikleriyle daha düşük enerji tüketimi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı da dahil. Ayrıca tüm fabrikaların net sıfır sera gazı emisyonu hedefi doğrultusunda mümkün olduğunca enerji tasarruflu olacak şekilde tasarlandığının da altı çiziliyor.
Tesla aynı zamanda bu misyonunun çalışanları tarafından da desteklendiğine inanıyor. Öyle ki 2023 yılında 5,9 milyondan fazla iş başvurusu aldığını açıkladı. Aslında bu bile şirketin büyüyen etkisinin ve bir işveren olarak çekiciliğinin açık bir kanıtı.
Tesla’nın elektrikli otomobilleri ise rakiplerine kıyasla daha az sıklıkta şarj gerektiren ve kilometre başına daha düşük emisyona katkıda bulunan, piyasadaki en verimli araçlar arasında yer alıyor. Birden fazla kıtada, farklı kriterlerde yapılan güvenlik testlerinde aldığı yüksek derecelendirmeler ve araç güvenliğini artıran sürücü destek teknolojileriyle güvenlik sicili de örnek teşkil ediyor.
Rapor ayrıca ABD’de ortalama yeni araç fiyatının altında bir fiyata sahip olan Model Y olmak üzere Tesla otomobillerinin alınabilirliğinin de altını çiziyor. Amortisman, sigorta ve bakım dahil olmak üzere toplam sahip olma maliyeti göz önüne alındığında, özellikle de yakıt maliyetleri hesaba katıldığında geleneksel otomobillere göre önemli ölçüde tasarruf sağlayarak rekabetçi kalıyor.