Core Talent genç yetenek programına başvurular devam ediyor!

Ata Holding bünyesinde yer alan, teknoloji sektörünün önde gelen firmaları ATP, Tıkla Gelsin ve Fiyuu iş birliğinde düzenlenen “Core Talent Genç Yetenek Programı” başvuruları 10 Mayıs’a kadar devam ediyor. Teknoloji ve yazılım dünyasında kariyer yapmayı hedefleyen öğrenciler, yeni mezunlar ve genç profesyoneller için büyük bir fırsat sunan program, katılımcıların gerçek projelerde yer almasını ve sektör liderleriyle çalışma deneyimi kazanmasını sağlıyor.

Yenilikçi fikirlerin ve teknolojiye tutkulu bireylerin yer alacağı Core Talent Genç Yetenek Programı ile katılımcılar, ATP, Tıkla Gelsin ve Fiyuu’nun dinamik çalışma ortamlarını yakından tanıma şansı elde edecek. Program kapsamında, gerçek projelerde uzman yardımcısı seviyesinde kadrolu olarak çalışma ve mentör rehberliği ile kişisel becerilerini geliştirme fırsatı bulacaklar. Ayrıca genç yetenekler teknik ve yetkinlik eğitimleriyle desteklenerek, program boyunca sektör liderleriyle workshoplar, online ve yüz yüze buluşmalar ile bir araya gelerek profesyonel gelişimlerine katkıda bulanacaklar.

Geleceğin teknoloji liderlerlerini arayan yetenek programına başvurular devam ediyor

Geleceğin teknoloji liderlerinin, kariyerlerinde güçlü bir başlangıç yapmalarını amaçlayan Core Talent Genç Yetenek Programı’nda teknik test, kişilik envanteri ve online değerlendirme merkezi süreci ile birlikte iş hayatının başında olan genç yeteneklere keyifli ve öğretici bir mülakat deneyimi sunuluyor. Program, üniversitelerin mühendislik, matematik/istatistik gibi sayısal bölümlerinden yeni mezun olanları ve 3’üncü veya 4’üncü sınıf öğrencilerini kapsıyor. Mezuniyet sonrası en fazla bir yıl iş tecrübesine sahip olan, yeni nesil teknolojilerle çalışmaya istekli genç yetenekler de programa başvurabiliyor. 10 Mayıs tarihine kadar başvuruların devam edeceği programın ayrıntıları ve başvuru formu için ATP’nin kurumsal internet sitesi ziyaret edilebilir.

Neucyber, maymunların robotları kontrol etmesine imkan tanıyor!

Neucyber, beyin uyarılarını kullanarak bir robot kolunu kontrol etme konusunda bir çığır açmayı vadeden yeni bir implant.

Global Times’a göre her şey, bu çipin sunumunu ortaya çıkaran yüksek performanslı beyin-bilgisayar arayüzü teknolojisine dayanıyor.

Xinzhida Neurotechnology şirketinden Çinli bilim insanları tarafından geliştirilen bu çip, aynı şekilde geliştirilen üç bileşene dayanıyor: Yüksek kapasiteli esnek mikroelektrotlar, çift yüksek hızlı sinir sinyali toplama cihazları ve üretken sinir kodlama algoritması.

Global Times tarafından danışılan Çin Beyin Araştırma Enstitüsü’nden bir uzmanın açıkladığı üzere bu teknoloji, zihindeki ince değişiklikleri yakalayarak fiziksel temas olmadan makineleri kontrol etmeyi mümkün kılıyor.

Uzman, “BCI, beyin elektrik sinyallerindeki ince değişiklikleri yakalamayı, beyin niyetlerini çözmeyi ve düşünceleri eylemler üzerinde kontrol etmeyi ve fiziksel temas olmadan makineleri kontrol etmeyi sağlar.” açıklamasını yaptı.

Elon Musk’a ait olan Neuralink şirketi, Neucyber ile benzer bir projeye sahip. Aslında X’in (eski adıyla Twitter) sahibi olan Musk, geçtiğimiz Ocak ayında ilk beyin çipinin bir insana implante edildiğini duyurmuştu.

Musk, implantasyonun başarılı olduğunu, hastanın zaten iyileşmeye başladığını ve her şeyin plana uygun gittiğini belirtti. Neuralink‘in amacı, kullanıcıların beyin aktivitesini okuyarak hasar görmüş beyin fonksiyonlarını etkinleştirmek.

Kısa bir süre önce Neuralink implantı kullanan bir deneğin satranç oynamaya başladığı bir video yayınlanmıştı, Neuzyber da aynı performansı sergileyebilirse teknolojinin en yeni noktasında da bir rekabet başlayabilir.

Slack’in milyarder kurucusunun oğlu Mint gizemli bir şekilde kayboldu!

0

Ayrıca yetkililerin, ilgili bilgileri içerebilecek dijital cihazlar ve diğer eşyaları elde etmek için Mint Butterfield’in annesiyle birlikte çalıştığı da belirtildi.

Schermerhorn, yetkililerin Mint’in kişisel eşyalarının onların nerede olduğu veya ortadan kaybolmalarının ardındaki nedenler konusunda ipuçları sağlayacağından umutlu olduğunu belirtti.

Ayrıca, Mint’in ortadan kaybolmasıyla ilgili herhangi bir kötü muamele veya suç faaliyeti belirtisi bulunmadığını belirtti.

Marin İlçesi Şerif Ofisi tarafından Perşembe gecesi yayınlanan bir basın açıklamasına göre, Mint “gönüllü kayıp kişi” olarak kabul ediliyor. Mint’in annesi Caterina Fake, Pazartesi sabahı Mint’in gittiğini belirten bir not bulduktan sonra gencin kaybolduğunu bildirdi.

Şerifin basın açıklamasında, Mint’in bir araca veya telefona erişimi olmadığı için bölgeyi nasıl terk ettiğinin belirsiz olduğu belirtildi. Şu anda Mint’in kendi istekleri dışında alındığına dair hiçbir bilgi yok. Şerif Ofisi, Mint’in gönüllü olarak kaybolan bir çocuk olduğunu düşünüyor ancak daha önce bildirilen bir intihar tehdidi nedeniyle onları “risk altında” olarak listeliyor.

Slack Clubhouse

Fake’in açıklamalarına göre yetkililer, Mint’in San Francisco’nun Tenderloin bölgesine seyahat etmiş olabileceğine inanıyor. San Francisco Standard yetkilileri, Mint’in “madde bağımlılığı geçmişine sahip olduğunu ve sık sık Tenderloin’e gittiğinin bilindiğini” belirtti. Bu mahalle, Mint’in Bolinas’ta en son görüldüğü yerden yaklaşık 50 km uzakta.

Şerifin basın açıklamasında nerede olduğu belirtilmese de Fake ve Mint’in San Francisco’da da konutları var. Basın açıklamasına göre, Perşembe gecesi itibarıyla Marin County şerif yardımcıları ve San Francisco Polis Departmanı’nın Mint’in yerini tespit etme yönündeki ortak çabaları başarısız oldu.

Kayıp kişinin özellikleri

Marin İlçesi Şerif Ofisine göre, Mint yaklaşık 1.70 boyunda, “kıvırcık kahverengi/kırmızımsı saçlı” ve yaklaşık 45 kilogram ağırlığında. En son siyah bir sweatshirt ve pijama pantolonu ile görüldü.

Yetkililer, Mint’in nerede olduğuna ilişkin her türlü bilgi için kendileri ile iletişime geçilmesini istiyor.

Threads Türkiye’de resmen kapandı!

0

Threads, 29 Nisan itibarıyla Türkiye operasyonlarını resmen durdurdu. Bu ayın başında bir güncelleme yayınlanan platform, Rekabet Kurulu kararı kapsamında ülkemizden çekileceğini açıkladı. Peki Threads yasaklandı mı, Threads neden kapandı?

Threads yasaklandı mı, Türkiye’de neden kapatıldı?

Rekabet Kurumu’nun aldığı geçici tedbir kararı nedeniyle Threads uygulamasının Türkiye’deki erişimi 29 Nisan itibarıyla durduruldu. Meta tarafından paylaşılan açıklamada, Threads ve Instagram arasındaki veri paylaşımının yasaklandığı belirtildi. Bu da uygulamanın Türkiye’de kullanımını imkansız hale getiriyor.

threads kullanma

Konuyla ilgili açıklamada, “Rekabet Kurulu’nun kararı nedeniyle, Threads 29 Nisan 2024 tarihinden itibaren Türkiye’deki kişiler tarafından kullanılamayacak. Threads profilin devre dışı bırakılacak fakat bilgilerini indirebilir ve profilini istediğiniz zaman silebilirsin. Türkiye’deki Threads topluluğuna değer veriyoruz ve yakında geri dönmeyi umuyoruz” denildi.

Threads için erişim kesintisinin geçici olacağını belirtelim. Rekabet Kurumu, yaptığı incelemeler sonucunda Threads ve Instagram arasında veri aktarımı olduğunu tespit etti. Bu da 4054 sayılı Kanun 6. maddesini ihlal ettiği anlamına geliyor.

Meta, Threads kullanıcılarının profillerini dondurabileceğini veya tamamen silebileceğini dile getirdi. Profilini dondurmayı seçen kullanıcılar, paylaşımlarına gelecekte yeniden erişebilecek. Ayrıca Rekabet Kurumu ile konunun çözümü üzerinde çalıştıklarını belirtti.

Sosyal medya devi, Türkiye’deki kullanıcılarına karardan haberdar edeceğinin de altını çizdi. Bu kapsamda içeriklerinin muhafaza edilmesine imkan sağlayacak önlemler aldığını bildirdi. Uygulamanın Türkiye’deki geçici yasaklamasını kabul etmediğini ve karara itiraz edeceğini duyurdu.

TikTok yasağı içerik geliştirme ekosistemini nasıl etkileyecek?

ABD Başkanı Joe Biden Çarşamba günü TikTok’u yasaklayabilecek bir tasarıyı imzaladı. Özetle yasağın gerekçesi ABD hükümetinin Çin merkezli ByteDance’a ait olan TikTok‘un ABD‘li kullanıcılarına ait verilere Çin hükümeti tarafından erişildiğine dair bir endişe duyuyor olması. Bu yasağın içerik geliştirme ekosistemi üzerinde ciddi bir etkisi olacağı yadsınamaz bir gerçek. Ama analistler bunun yıkıcı bir etki olmayacağı görüşünde.

Bunun ilk sebebi, yasağın yürürlüğe girmesi için içerik geliştiricilerin önünde hala en azından 9 aylık bir süre olması. Örneğin Karat Financial’ın kurucu ortağı ve eş CEO’su Eric Wei verdiği bir demeçte “Sanırım iki yıl önce olsaydı bu yıkıcı olurdu. Şimdi ise pek öyle değil,” diyor ve ekliyor: “Startup’larda içerik oluşturucuların para kazanmasına yardımcı olacak ürünler geliştiriyorsanız, çerçeveniz şöyle olabilir: ‘TikTok gitti; bir içerik üreticisi olarak, yatırımlarınızı çeşitlendirmeyi ve kendinizi nasıl destekleyeceğinizi düşünmeniz gerekiyor ki günümüzde içeriğinizi konumlandırabileceğiniz pek çok farklı içerik platformu mevcut.”

Analistler ayrıca bu yasaklama girişiminin yeni olmadığını ve Donald Trump zamanında da 2020 yılında benzer bir çaba olduğuna vurgu yapıyorlar. Yani içerik geliştiricilerin bu duruma hazırlanmak ve bir B planı oluşturmak için 3 yıldan uzun bir süreleri oldu. Şimdi TikTok 1 gecede yasaklanacak bile olsa (ki bu mümkün değil) içerik geliştiriciler darbe alsa da yollarına hızlı bir biçimde devam edebilirler.

İçerik üreticilerine yönelik bir başka finansal hizmetler şirketi olan Bump’ın CEO’su James Jones da durumu paralel bir şekilde değerlendiriyor. Jones “TikTok yasağının bir sonucu olarak içerik oluşturucu topluluğu arasında şüphesiz bir dalgalanma etkisi olacaktır. Ancak içerik oluşturucular birden fazla platformda para kazanma yollarını çeşitlendirme konusunda giderek daha iyi hale geliyorlar. Bu filmi daha önce Vine örneğinde de gördük ve TikTok aslında Vine’ın bıraktığı boşluğu doldurdu. Şimdi TikTok giderse bu boşluk yine dolacaktır” diyor.

Bu nispeten olumlu havaya karşın, ne Instagram Reels ne de YouTube Shorts’un henüz içerik sayısı ve gelir modeli konusunda TikTok ile rekabet eder düzeyde olmadığını hatırlamakta fayda var. Her iki firma da (Instagram’ın sahibi Meta ve YouTube’un sahibi Google) dünyaca ünlü influencer ve içerik geliştiricilerle anlaşma imzalayarak bu alandaki benimsemeyi artırmaya çalışıyorlar. Ancak her iki platformun da ana işi “kısa videolar” olmadığı için TikTok kadar çevik değiller.

Dolayısıyla en azından TikTok’un yeri bir başka marka ile dolana kadar, ABD’deki içerik geliştiricilerin TikTok yasağından etkileneceklerini düşünmek yanlış olmayacaktır.

NVIDIA ve OpenAI CEO’ları Yapay Zekâ Güvenlik Kurulu’na girdi!

Resmi adı Yapay Zekâ Güvenlik ve Emniyet Kurulu olan grup, ABD hükümetine yapay zekâ ile ilgili çok çeşitli konularda danışmanlık yapacak. Bu rehberlik sadece ulusal güvenlikle değil, aynı zamanda elektrik tüketimi (YZ için ufukta görünen bir sorun) ve üretimle de ilgili olacak. Kurulun ilk kez Mayıs ayında toplanacağı ve her üç ayda bir toplanmayı planladığı bildiriliyor.

İç Güvenlik Bakanı Alejandro Mayorkas, YZ’nin ABD’ye muazzam faydalar sağlayabileceğini ancak YZ tabanlı teknolojinin yanlış uygulanmasının sonuçları olabileceğini söyledi. Mayorkas, “Kritik altyapı söz konusu olduğunda yapay zekânın güvenli, emniyetli ve sorumlu bir şekilde kullanılmaması yıkıcı olabilir” dedi.

Bakanlık, teknoloji endüstrisinin en büyük isimlerinden bazılarını içeren kurul üyeliği için tüm imkânlarını seferber ediyor: Nvidia CEO’su Jensen Huang, Microsoft CEO’su Satya Nadella, Alphabet CEO’su Sundar Pichai ve OpenAI CEO’su Sam Altman. AMD CEO’su Lisa Su ve Cisco CEO’su Chuck Robbins gibi diğer önemli isimler de bu göreve davet edildi.

Teknoloji şefleri; akademi, siyaset ve diğer endüstriler gibi diğer alanlarda önemli kimliklere sahip yaklaşık iki düzine üyeye sahip olduğu anlaşılan kurulun yalnızca bir bölümünü oluşturuyor. Yapay zekâ şirketi olmayan diğer önemli üyeler arasında silah üretiminde dünya devlerinden Northrop Grumman CEO’su Kathy Warden, Avukatların Hukuk Altında Sivil Haklar Komitesi İcra Direktörü Damon Hewitt ve geçen sonbaharda bir idari emirle yapay zekâ güvenlik önlemlerini uygulamaya koyan Başkan Biden gibi Demokrat Parti üyesi olan Maryland Valisi Wes Moore yer alıyor.

YZ güvenlik kurulunun üyeliğinin tam bir listesi veya çeşitli sektörlerin ne kadar belirgin bir şekilde temsil edildiği henüz bilinmiyor, ancak teknoloji endüstrisinin bilinen sekiz üyeyle en büyük grubu oluşturması muhtemel görünüyor. Kurulun toplam 23 üye koltuğuna sahip olması bekleniyor.

Bu arada, söz konusu kurula yapay zekâ endüstrisinin tüm önemli isimlerinin davet edilmesi bir yandan özel sektör – hükümet işbirliği açısından değerli görünse de bir yandan da çeşitli endişeleri beraberinde getiriyor. Örneğin geçtiğimiz yıl İngiltere’de düzenlenen dünyanın ilk yapay zekâ zirvelerinden birisinde İngiltere Başbakanı, yapay zekâyla ilgili kural ve politikaların onu geliştiren şirketlerin eline bırakılamayacağını net bir biçimde ifade etmişti. Şimdi ise tam tersi yapılıyor gibi gözükmekte.

Eğer teknoloji ve yapay zekâ şefleri birleşik bir cephe oluştururlarsa, kararlarda çoğunluğu elde etmekten sadece dört oy uzakta olabilirler. Mayorkas bu endişelerle ilgili olarak “Bu kurulun misyonunu anlıyorlar,” dedi ve ekledi: “Bu, yeni iş geliştirme ile ilgili bir görev değil.”

Bu kurulun ABD hükümetine YZ ile ilgili konularda rehberlik etme hedefinde ne kadar başarılı olacağı belli olmasa da, YZ konusunun çok karmaşık bir hal aldığı kesin. Savunma sanayinde, jetler de dahil olmak üzere otonom savaş araçları için test ediliyor; aynı zamanda Temsilciler Meclisi, YZ şirketlerinin eğitim verilerinin telif hakkıyla korunan içerik içerip içermediğini açıklamaları gerekip gerekmediğini tartışıyor.

Ayrıca yapay zekâ  ABD başkanlık seçimlerinde oldukça önemli bir rol oynayabilir. Yaklaşan Başkanlık seçimlerine altı aydan biraz fazla bir süre kaldığı düşünüldüğünde, kurul oluşturma zamanlaması oldukça manidar.

EyeEm tüm kullanıcı fotoğraflarını yapay zekâya satacak!

0

Geçen yıl iflas ettikten sonra İspanyol Freepik şirketine geçen Berlin merkezli fotoğraf paylaşım topluluğu EyeEm, artık kullanıcılarının fotoğraflarını yapay zekâ modellerini eğitmek için lisanslıyor. Bu ayın başlarında şirket, kullanıcılara e-posta yoluyla Şartlar ve Koşullar’ına yeni bir madde eklediğini ve bu maddenin kendisine “yazılım, algoritma ve makine öğrenimi modellerini eğitmek, geliştirmek ve iyileştirmek” için kullanıcıların içeriklerini yükleme hakkı vereceğini bildirdi. Kullanıcılara tüm içeriklerini EyeEm’in platformundan kaldırmaları için 30 gün süre verildi. Aksi takdirde, yapay zekâ çalışmaları için kendi fotoğraflarının kullanımına rıza göstermiş olacaklar.

2023’te satın alındığı sırada EyeEm’in fotoğraf kütüphanesinde 160 milyon görüntü ve yaklaşık 150.000 kullanıcı bulunuyordu. Şirket, topluluğunu zaman içinde Freepik’inkiyle birleştireceğini söyledi. İndirme ve kullanım sayılarındaki düşüşe rağmen, Appfigures verilerine göre her ay yaklaşık 30.000 kişi EyeEm’i indirmeye devam ediyor.

Bir zamanlar Instagram’a olası bir rakip olarak düşünülen EyeEm, Freepik’e satılmadan önce ciddi bir finansal kriz yaşamış ve neticede üç kişilik bir çalışan kadrosuna kadar düşmüştü. Freepik CEO’su Joaquin Cuenca Abela, şirketin EyeEm için olası planlarını ima ederek, platformdaki içerik oluşturucular için denkleme nasıl daha fazla yapay zekâ getirilebileceğini araştıracaklarını söyledi. Görünüşe göre bu, çalışmalarını yapay zekâ modellerini eğitmek için satmak anlamına geliyordu.

Şirketin sözleşme koşullarında yer alan Bölüm 13, silme işlemleri için önce fotoğrafların doğrudan silinmesiyle başlayan karmaşık bir süreci detaylandırıyor. Ancak bu süreç sadece bireysel kullanıcılar için geçerli ve EyeEm Magazine veya sosyal medyada paylaşılan içeriği etkilemeyecek. EyeEm Market’ten (fotoğrafçıların fotoğraflarını sattıkları yer) veya diğer içerik platformlarından içerik silmek için kullanıcıların [email protected] adresine bir talep göndermeleri ve silmek istedikleri fotoğrafların İçerik Kimlik numaralarını ve kendi hesaplarından da mı yoksa yalnızca EyeEm Market’ten mi kaldırılacağını belirtmeleri gerekiyor.

Bildirimde, EyeEm pazarından ve ortak platformlardan bu silme işlemlerinin 180 güne kadar sürebileceği belirtiliyor. Evet, bu doğru: Talep edilen silme işlemleri 180 güne kadar sürebilir ancak kullanıcıların vazgeçmek için yalnızca 30 günü var. Bu da tek seçeneğin fotoğrafları tek tek elle silmek olduğu anlamına geliyor.

EyeEm’in bu hamlesi, yapay zekâ modellerinin, bazen kullanıcıların açık rızası olmadan, kullanıcıların içerikleri üzerinden nasıl eğitildiğinin bir örneği olarak dikkat çekiyor. Platform bir tür vazgeçme prosedürü sunmuş olsa da, duyuruyu kaçıran herhangi bir fotoğrafçı, fotoğraflarının ileride nasıl kullanılacağını belirleme hakkını kaybedecek. EyeEm’in popüler bir Instagram alternatifi olarak statüsünün yıllar içinde önemli ölçüde azaldığı göz önüne alındığında, birçok fotoğrafçı ilk etapta onu kullandıklarını unutmuş olabilir.

Raspberry Pi, Compute Module 4S’e daha fazla bellek ekliyor

0

Raspberry Pi Compute Module 4S bu yılın başlarında ortaya çıktı ve doğrudan endüstriyel kullanıcıları hedefliyordu. Compute Module 4, 2020’de değişen bir form faktörüyle ortaya çıkmıştı. Selefi bir DDR2-SODIMM konektörüne takılıyordu ancak CM4 işleri biraz değiştirdi.

Bununla birlikte, o eski SODIMM yuvasına takılan bir CM4’e sahip olmaktan çok mutlu olacak pek çok müşteri var. Bu nedenle CM4S – şirkete göre “kısmen Raspberry Pi 4 Model B’ye dayanıyor”. Ayrıca bir CM4SLite varyantı da ortaya çıktı ve eMMC depolama alanı takılmadan tedarik edildi, ancak lansman sırasında mevcut olan tek şey 1GB RAM idi. Şimdi ise 2GB, 4GB ve 8GB’lık varyantlar da artık seride yer alıyor. Fiyatlar birim başına 25 dolardan başlıyor ve kartlar yalnızca 200 birimlik kutularda tedarik ediliyor.

Hesaplama Modülü, endüstriyel kullanıcılar için popüler bir cihaz olmaya çalışıyor. Raspberry Pi ekibi, cihazın “aynı form faktörünü korumak isteyen ancak daha fazla bilgi işlem gücü ve daha fazla bellek isteyen” müşteriler için olduğunu söyledi. Donanım belgelerinde ekip şunları belirtiyor: “CM4S SoC, Raspberry Pi Compute Module 3’e göre biraz daha fazla bir z yüksekliğine sahiptir.”

Yeni donanım memnuniyet verici olsa da, Raspberry Pi 5’in bir Hesaplama Modülü varyantı henüz piyasaya sürülmedi. Pi üst yöneticisi Eben Upton donanım tasarımının tamamlandığını ve şirketin 2024 yılının ikinci yarısında piyasaya sürülmesini hedeflediğini söyledi. Bununla birlikte, “Gerçekçi olmak gerekirse, genel kullanıma sunulması için 3. çeyreğin sonuna baktığımızı düşünüyorum” dedi.

Raspberry Pi cihazları, 2013 yılından bu yana Raspberry Pi Vakfı’nın bir yan kuruluşu olan Raspberry Pi Ltd. tarafından geliştirilmekte ve desteklenmektedir. Raspberry Pi projesi başlangıçta okullarda temel bilgisayar bilimlerinin öğretilmesini teşvik etmeye yönelmişti. Orijinal model; düşük maliyeti, modülerliği, açık tasarımı ve HDMI ve USB standartlarını benimsemesi nedeniyle hedef pazarının dışında robotik, ev ve endüstriyel otomasyon gibi çeşitli kullanımlar için tüm dünyada kullanılarak beklenenden çok daha popüler hale geldi. Hatta NASA gibi kurumlar bile çeşitli projelerinde Rasberry Pi kullanıyorlar.

Musk tam otonom sürüşü mümkün kılmayı görüşmek üzere Çin’de!

Elon Musk, Çin’de Tam Otonom Sürüşü (FSD) etkinleştirmek ve algoritmalarını eğitmek için ülkede toplanan verileri yurtdışına aktarmak istiyor. FSD, ABD’nin de aralarında bulunduğu ülkelerde mevcut ancak Çin’de kullanılamıyor. Bu haber ABD’de yayınlanan bir raporun Tesla’nın otonom sürüş modlarını bir ölümle sonuçlanan en az 13 kazayla ilişkilendirmesinin ardından geldi.

Çin’in devlet yayın kuruluşu CCTV, Musk’ın ziyaretini doğrulayarak, “işbirliğinde atılacak adımları ve diğer konuları görüşmek üzere” Çin Uluslararası Ticareti Geliştirme Konseyi Başkanı Ren Hongbin ile görüşmeye davet edildiğini belirtti. Elon Musk da ziyaretine dair bir gönderi yayınladı. Çin Tesla’nın en büyük ikinci pazarı konumunda. Merkezi Guangzhou’da bulunan Xpeng gibi diğer otomobil üreticileri de otomobillerinde benzer otonom sürüş işlevlerini kullanıma sunarak Tesla ile rekabet etmeye çalışıyor.

Elektrikli otomobil üreticisi daha önce Çinli yetkililere FSD’nin ülkede kullanıma sunulması konusunda güvence vermek için adımlar atmış ve Çinli tüketicilerle ilgili verilerin yerel yasalara uygun olarak işlenmesi için Şanghay’da bir veri merkezi kurmuştu. Musk’ın gezisi, ABD Ulusal Otoyol Trafik Güvenliği İdaresi’nin (NHTSA) bir geri çağırmanın Tesla’nın sürücü destek sistemiyle ilgili güvenlik endişelerini başarıyla giderip gidermediğini araştırdığını açıklamasından günler sonra gerçekleşti.

NHTSA, sürücülerin yola odaklanmalarını ve otonom sürüş etkinleştirildiğinde bir anda kontrolü ele almaya hazır olmalarını gerektiren şartlara rağmen, kazalara karışan sürücülerin “yeterince meşgul olmadıklarını” söyledi. Düzenleyici kurumun analizi, Tesla’nın sorunu çözeceğini söylediği bir geri çağırma açıklamasından önce yapıldı.

Tesla yazılımının regülasyon gereğince otonom kullanım açık olduğunda da sürücülerin dikkatini yola verdiğinden ve özelliğin yalnızca otoyollarda sürüş gibi uygun koşullarda kullanıldığından emin olması gerekiyor.

Elon Musk ise yıllardır Tesla’ların otonom “robotaksiler” olarak hareket edebileceğini savunuyor. Musk daha önce 2015 yılında, Tesla’ların 3 yıl içinde kadar “tam otonom sürüş kabiliyetine” ulaşacağını söylemiş ve 2020’de şirketin robotaksileri çalıştıracağını açıklamıştı. Ancak bu açıklamalar şu ana dek bir hayalin ötesine geçemedi.

Eleştirmenler Elon Musk’ı, dünya çapında elektrikli araçlara olan talebin düşmesi ve daha ucuz Çinli üreticilerin rekabeti gibi zorluklar nedeniyle düşen şirketin hisse fiyatını desteklemek için sürekli olarak tam otonom sürüş beklentilerini abartmakla suçluyor..

Bu arada Tesla, talebi artırmak için Çin’de ve diğer pazarlarda otomobillerinin fiyatlarını düşürüyor. Elon Musk geçtiğimiz günlerde sahibi olduğu ve daha önce Twitter olarak bilinen mikroblog platformu X’te yaptığı açıklamada “Tesla fiyatları, üretimi taleple eşleştirmek için sık sık değişmelidir” demişti.

Tesla geçtiğimiz günlerde bu yılın ilk üç ayında otomotiv satış gelirlerinin %13 azalarak 17.3 milyar $’a düştüğünü bildirdi. Tesla genelindeki satışlar %9 oranında düşerken, şirketin kârı geçen yılın aynı dönemindeki 2,51 milyar dolara kıyasla keskin bir düşüşle 1,13 milyar dolara geriledi.

Türkiye’nin ilk yerli sondaj kulesi: Koca Yusuf TP1500!

0

Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını dışarıdan temin etmek zorunda olduğu bir dönemde yerli kaynaklara dayalı enerji üretimi ve sondaj teknolojileri konusunda önemli adımlar atmaya devam ediyor. Son olarak yerli ve milli imkanlarla geliştirilen ilk sondaj kulesi olan Koca Yusuf TP1500, Gabar’da gerçekleştirilen sondaj çalışmalarıyla Türkiye’nin enerji bağımsızlığına önemli bir katkı sağlamaya başladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar yaptığı açıklamada, “Yerlileştirme hedefimiz doğrultusunda geliştirilen sondaj kulesi Koca Yusuf TP1500, Gabar’daki Şehit Aybüke Yalçın Petrol Sahası 42’nci kuyuda sondaj çalışmalarına başladı” ifadeleriyle, Türkiye’nin yerli üretim kapasitesinin önemini vurguladı.

Koca Yusuf, Türkiye’nin en kaliteli petrol rezervlerini bulmak üzere tasarlanmış 5 bin metre sondaj kapasitesine sahip. Gabar’a BOTAŞ Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Tesisi’nden getirildi ve Türkiye’nin dört bir yanında keşfedilecek yeni rezervler için hazır halde.

Bakan Bayraktar, Gabar’da nöbeti devralan Koca Yusuf’un Türkiye’nin bu yıl sonu için belirlenen günlük 100 bin varil üretim hedefine ulaşmasına katkı sağlayacağını belirtti. Ayrıca bölgede tespit edilen ve daha önce araştırılmamış potansiyel rezervlerin keşfi için kapsamlı bir arama programının da parçası oldu.

Projenin önemli bir yanı da yerli iş birliği ve teknoloji transferi sağlaması. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından başlatılan proje, yerli ve uluslararası firmaların iş birliğiyle geliştirildi ve uluslararası standartlara uygun ve rekabetçi bir sondaj kulesi ortaya çıkardı.

Koca Yusuf TP1500 projesinin mekanik imalatı Petrotek Sondaj Makine, elektrik ve elektronik donanımı Borusan Güç Sistemleri, tasarım, analiz ve yazılım işleri ise Atılım Üniversitesi tarafından yürütüldü. Bu iş birlikleri Türkiye’nin yerli üretim ve teknoloji yeteneklerini geliştirmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

ChatGPT ve Reddit’in ardından Telegram da kısa süreli çöktü!

Son günlerde yaşanan hizmet kesintilerine Telegram da eklendi. Popüler mesajlaşma uygulaması dün 2 saatliğine çökerken kullanıcılar mesajları, grupları veya kanalları açmaya çalıştıklarında bir “Bağlanıyor” uyarısı gördüklerini bildirdi.

Geçtiğimiz hafta içinde önce ChatGPT, ardından ise Reddit ciddi servis kesintileri yaşadı. Dün de bu kervana Telegram eklendi. Yaklaşık 2 saat boyunca servis kesintisi yaşayan Telegram kullanıcıları, mesajlaşma servisini açtıklarında sürekli olarak “Bağlanıyor” uyarısı aldılar. Genellikle yavaş internet bağlantıları sırasında kullanılan “Bağlanıyor” uyarısı, özellikle Asya ve Avrupa’nın bazı bölgelerindeki milyonlarca kullanıcıyı etkiledi. Sorun kademeli olarak ortadan kalkarken, firma ise bunun planlı bir bakım faaliyeti olup olmadığı, sunucularında bir sorun olup olmadığı ya da ağların saldırı altında olup olmadığı konusunda herhangi bir açıklama yapmadı.

Geçtiğimiz günlerde OpenAI tarafından sunulan ve dünyanın dört bir yanından milyonlarca kullanıcıya sahip olan yapay zekâ sohbet botu ChatGPT de benzer bir sorunla karşılaşmıştı. ChatGPT’deki sorunlar önce yapay zekâ sohbet robotunun sorulara uzun ve anlamsız mesajlarla yanıt vermesiyle ortaya çıkmış ardından ise dünya genelinde bir hizmet kesintisi yaşanmasına sebep olmuştu. Firma sadece durumu takip ettiğini belirten bir açıklama yapmakla yetinirken, yine sunucularında bir sorun olup olmadığı ya da ağların saldırı altında olup olmadığı konusunda bir duyuruda bulunmamıştı.

Şubat ayında yapay zekâ model eğitimi için içerik sağlamak üzere Google ile anlaşan ve geçtiğimiz ay da ilk halka arzını gerçekleştiren Reddit de yine bu hafta içinde ciddi servis kesintisi yaşayan sosyal ağlardan birisi olarak dikkat çekiyor. Reddit yaklaşık 1 saat süren ve hem web hem de mobil kullanıcıları etkileyen servis kesintisini arka-yüz (backend) hatasına bağlamıştı.

Analistler, tüm dünyada hizmet veren ve milyonlarca kullanıcısı olan web siteleri, mobil uygulamalar ve online hizmetlerde zaman zaman kısa süreli kesintiler yaşanmasının normal olduğunu söylüyorlar. Bununla birlikte; farklı arayüzler, farklı teknolojiler ve farklı altyapılar kullanan Telegram, ChatGPT, ve Reddit gibi hizmetlerin tümünde aynı hafta içinde hizmet kesintileri yaşanması oldukça enteresan. Analistler siber saldırı başta olmak üzere servis kesintisine neden olabilecek diğer potansiyel sıra dışı sorunların da göz ardı edilmemesi gerektiği görüşündeler.  

FTC, Amazon yöneticilerin delil karartmakla suçluyor!

Jeff Bezos, Andy Jassy ve diğer yöneticiler FBI’ın antitröst soruşturmasını Amazon’a bildirmesinden sonra aylarca geçici mesajlaşma uygulamasını kullanmakla suçlanıyor. FTC avukatları, Amazon’un üst düzey yöneticilerinin Signal’in kaybolan mesajlar özelliğini, komisyonun antitröst davasıyla ilgili kanıtları yok etmek için kullandığını iddia eden bir dosya sundu. FTC, Amazon’u 1 milyar dolardan fazla ekstra kâr elde etmiş olabilecek “Project Nessie” fiyatlandırma algoritması oluşturmakla suçlamıştı.

Süreli mesaj kullanımının önünde yasal bir engel olmasa ve bu kullanım oldukça masum gözükse de ABD hükümetinin Sam Bankman-Fried’in dolandırıcılıktan yargılandığı dava sırasında Signal’i kullanmasıyla ilgili benzer iddialarda bulunduğunu ve eylemin dava sonucuna doğrudan etki ettiğini unutmamak gerekiyor.  Silinen sohbetler aynı zamanda Google’ın Epic Games’e karşı kaybettiği son davada da en az bir jüri üyesinin takıldığı bir nokta olmuş ve ABD Adalet Bakanlığı’nın Google’a karşı açtığı antitröst davasında da gündeme gelmişti.

Bu hafta mahkemeye sunulan dosyalar, iki Amazon yöneticisi arasında geçen ve “Şifrelenmiş hissediyor musun?” diyen ve ardından kaybolan mesajları açmaya başlayan bir Signal sohbetinin ekran görüntülerini içeriyor. FTC’nin avukatları Amazon kurucusu ve efsanevi CEO Jeff Bezos, mevcut CEO Andy Jassy, genel danışman David Zapolsky, dünya çapındaki operasyonların eski CEO’su Dave Clark ve diğer yöneticilerin hepsinin Signal kullanıcısı olduğunu iddia ediyor. Belgede Bezos, başkalarına uygulamayı kullanmaları için talimat veren “sıkı bir Signal kullanıcısı” olarak tanımlanıyor.

FTC mahkemeye verdiği dosyada e-ticaret devinin soruşturma kendisine bildirildikten 15 ay sonrasına kadar çalışanlarına uygulamada gönderilen mesajları muhafaza etmeleri talimatını vermediği için, “Amazon’un eylemleri ve eylemsizlikleri sonucunda ilgili bilgilerin yok edilmiş olması kuvvetle muhtemeldir” diyor.

FTC avukatları, Amazon’un belgeleri saklama çabalarını araştırarak ne kadar bilginin kaybolmuş olabileceğini saptamaya çalışıyor. FTC, geçtiğimiz sonbaharda Amazon’un çalışanlarına geçici uygulamalar hakkında ne gibi tavsiyelerde bulunduğuna dair ilgili belgeleri talep ettiklerini; bununla birlikte Amazon’un şu ana kadar talep edilen bilgilerin büyük bir çoğunluğunu vermeyi reddettiğini iddia ediyor.

İlgili davada hakim eğer Amazon’un davayla bağlantılı verileri korumada ihmalkâr davrandığını tespit ederse, firma yaptırımlarla karşılaşabilir ve yargıç hataların kasıtlı olduğunu tespit ederse işler daha da kötüye gidebilir.

SDN Summit heyecanı 2. günde devam ediyor!

0

SDN Summit, ikinci gününde de teknoloji severlere dopdolu bir program sunuyor. Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen etkinlikte, dün yaşanan heyecanın ardından bugün de birbirinden değerli konuşmacılar, inovatif ürünler ve sektörün geleceğine yön verecek fikirler teknoloji tutkunlarıyla buluşuyor. Etkinliğe katılamayanlar ise ShiftDelete.Net YouTube kanalı üzerinden canlı yayını takip ederek bu büyük buluşmanın bir parçası olabiliyorlar.

SDN Summit’in ilk günü, teknoloji dünyasının önemli isimlerini ve çarpıcı gelişmeleri bir araya getirdi. Monster CEO’su İlhan Yılmaz, şirketin 24 yıllık başarı hikayesini ve teknolojiye olan tutkusunu katılımcılarla paylaşarak ilham veren bir konuşma gerçekleştirdi. Hepsiburada, drone teslimatı projesini tanıtarak geleceğin lojistik çözümlerine ışık tuttu.

Havelsan, geliştirdiği yeni yapay zeka modeli MAIN ile Türkiye’nin yapay zeka alanındaki potansiyelini gözler önüne serdi. Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, şirketin dijital dönüşüm sürecindeki liderliğini ve 5G, yapay zeka gibi teknolojilerdeki öncü rolünü vurguladı. Binance ise standında düzenlediği yarışmalar ve panellerle katılımcılardan büyük ilgi gördü.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, SDN Summit’te yaptığı konuşmada yapay zekanın etik kullanımı ve uluslararası bir etik çerçevenin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin teknoloji ve Ar-Ge alanındaki desteklerini detaylandıran Bakan Kacır, genç girişimcilere yönelik finansal destekler, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji alanındaki gelişmelere değindi. Bu adımların Türkiye’yi küresel rekabette güçlendireceğini ve bilim ve teknoloji merkezi olma yolunda önemli bir adım olacağını ifade etti.

Ayrıca yapay zeka odaklı eğitim ve çalıştayların gençler ve kadınlar için yaygınlaştırılacağını duyuran Bakan Kacır, KOSGEB ve TÜBİTAK destekli dene-yap atölyeleri ile gençlerin teknoloji ve inovasyon bilgisinin artırılmasının hedeflendiğini belirtti. Teknofest gibi etkinliklerle ise bu eğitimlerin ulusal çapta entegrasyonu sağlanacak ve Türkiye’nin uluslararası alanda teknolojik ilerlemesine katkıda bulunarak ekonomik yapıyı güçlendirilecek.

SDN Summit’in ikinci gününde de birbirinden önemli isimler sahne alacak ve teknoloji dünyasının geleceğine dair önemli bilgiler paylaşılacak. Etkinliğin heyecanını ve değerli bilgilerini kaçırmamak için ShiftDelete.Net YouTube kanalı üzerinden canlı yayını takip edebilir, sosyal medya hesaplarından etkinliği takip ederek en güncel bilgilere ulaşabilirsiniz.

SDN Summit’te yenilikçi teknoloji girişimleri bir araya geldi!

Bugün düzenlenen SDN Summit etkinliği, İstanbul’da teknoloji ve girişimcilik dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Girişim alanı sponsorları İTÜ Teknokent, Arz Portföy, KADEM ve GOSB Teknopark bünyesinde yer alan 40’dan fazla girişimci ve yenilikçi teknoloji şirketi, teknoloji meraklısı gençler ve sektör profesyonelleriyle buluştu.

Etkinlikte stant açan girişimler arasında Bizzy, Copetract, Dejure, Kant Akademi, LinqiApp, Remora, Spiceup, Utilify, Tamamliyo.com, Newky, Wyseye, Archmir, Winfluencer, Sutech, Otomate, Swarmnect, Tahsilist, Esular, Hergele, OtoKiosk Bilişim Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş., Biolive, Blueit, Coridor, Helimore Havacılık Teknolojileri, Interrupt Engineering, LL Material Factory, Medglanis, Leoxygen Biyoteknoloji, Comodif, Navlungo, Branchsight, Octovan, WiserSense, Harcy, Orbina, Onedocs, UnitPlan, Oxodes, Sharingo, Carbon danışmanlık ve bilgi teknolojileri A.Ş. ve Naklov gibi yenilikçi Startuplar yer aldı. Girişimler, ziyaretçilere ürünlerini ve hizmetlerini tanıtma fırsatı buldu.

SDN Summit, aynı zamanda çok sayıda değerli konuğu ağırladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, Hepsiburada CEO’su Nilhan Onal Gökçetekin ve Turkcell CEO’su Dr. Ali Taha Koç gibi isimler, girişimcilerle bir araya gelerek projelerini yakından inceleme şansı buldu.

Özellikle Co-Founder Academy’nin standı, teknolojiye ilgi duyan gençler ve sektör liderleri için önemli bir buluşma noktası oldu. Etkinlik boyunca, nitelikli insan kaynağının önemi ve girişimciliğin geleceği üzerine değerli fikir alışverişleri yapıldı.

Etkinlik, girişimciliğin ve teknolojik inovasyonun desteklenmesi adına önemli bir platform olarak öne çıkarken, katılımcılar yeni iş birlikleri ve fırsatlar keşfetme imkanı buldu.

SDN Summit, teknoloji ve girişimcilik ekosistemine katkıda bulunmaya devam edecek ve sektördeki yenilikçi fikirlerin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak.

WordPress eklentisi SQL enjeksiyonu saldırısına sebep oluyor

Son dönemde WordPress için geliştirilen eklentilerde ciddi güvenlik açıkları bulunmaya başladı. Bu tespitlerin sonuncusu ise WordPress için geliştirilen WP Automatic eklentisindeki kritik önemdeki bir güvenlik açığı oldu. Söz konusu açık yönetici ayrıcalıklarına sahip kullanıcı hesapları oluşturmak ve uzun süreli erişim için arka kapılar yerleştirmek üzere kullanılıyor.

Şu anda 30.000’den fazla web sitesinde kurulu olan WP Automatic, yöneticilerin çeşitli çevrimiçi kaynaklardan içerik içe aktarma (ör. metin, resim, video) ve WordPress sitelerinde yayınlama işlemlerini otomatikleştirmelerine olanak tanıyor. İstismar edilen güvenlik açığı CVE-2024-27956 olarak tanımlanmış ve 10 üzerinden 9.9’luk bir önem derecesi puanı almış durumda. Söz konusu açık PatchStack güvenlik açığı azaltma servisindeki araştırmacılar tarafından 13 Mart tarihinde kamuya açıklanmış ve 3.9.2.0 öncesi WP Automatic sürümlerini etkileyen bir SQL enjeksiyon sorunu olarak tanımlanmış.

Söz konusu WordPress eklentisinin kullanıcı kimlik doğrulama mekanizması, sitenin veritabanına SQL sorguları göndermek için atlanabiliyor. Bilgisayar korsanları, hedef web sitesinde yönetici hesapları oluşturmak için özel olarak hazırlanmış sorguları kullanabiliyorlar.

5,5 milyondan fazla saldırı girişimi

PatchStack’in güvenlik sorununu açıklamasından bu yana, Automattic’in WPScan’i güvenlik açığından yararlanmaya çalışan 5,5 milyondan fazla saldırı gözlemledi ve bunların çoğu 31 Mart’ta kaydedildi. WPScan, hedef web sitesine yönetici erişimi elde ettikten sonra saldırganların arka kapılar oluşturduğunu ve kodu bulmayı zorlaştırmak için gizlediğini bildiriyor. WPScan’in raporunda, “Bir WordPress sitesi ele geçirildikten sonra, saldırganlar arka kapılar oluşturarak ve kodu gizleyerek erişimlerinin uzun ömürlü olmasını sağlıyorlar” deniyor.

Aynı sorunu kullanarak başka hackelrların ele geçirilmiş bir siteyi tekrar ele geçirmelerini önlemek ve tespit edilmekten kaçınmak için, bilgisayar korsanları ayrıca savunmasız dosyayı “csv.php” olarak yeniden adlandırıyor. Web sitesinin kontrolünü ele geçirdikten sonra, tehdit aktörü genellikle dosya yüklemeye ve kod düzenlemeye izin veren ek eklentiler yüklüyor.

Hemen önlem alın!

WPScan, yöneticilerin web sitelerinin saldırıya uğrayıp uğramadığını belirlemelerine yardımcı olabilecek bir dizi tehlike göstergesi sundu. Buna göre yöneticiler, “xtw” ile başlayan bir yönetici hesabının varlığına ve son kampanyada yerleştirilen arka kapılar olan web.php ve index.php adlı dosyalara bakarak bilgisayar korsanlarının web sitesini ele geçirdiğine dair işaretleri kontrol edebilir.

İhlal riskini azaltmak için araştırmacılar, WordPress site yöneticilerine WP Automatic eklentisini 3.92.1 veya sonraki bir sürüme güncellemelerini tavsiye ediyor. WPScan ayrıca web sitesi sahiplerine, bir ihlal durumunda hızlı bir şekilde temiz kopyalar yükleyebilmeleri için sık sık sitelerinin yedeklerini oluşturmalarını önermektedir.

Amazon, sonlandırdığı hizmet için geri sayımı başlattı!

0

WorkDocs, Google Workspace veya Microsoft OneDrive for Business’a benzer şekilde içerik oluşturmak, düzenlemek ve paylaşmak için Amazon bünyesindeki AWS bulutunda barındırılan, tam olarak yönetilen bir platform.

WorkDocs sayfasına çevrimiçi olarak erişen herkes artık “Amazon WorkDocs için yeni müşteri kayıtlarının ve hesap yükseltmelerinin artık mevcut olmadığını” belirten bir bildirimle ve verilerinin hizmet dışına taşınmasıyla ilgili talimatların bulunduğu bir bağlantıyla karşılanıyor.

Kullanıcılara ayrıca taşınmayı bildiren bir e-posta gönderildi.

E-postada “Bu bildirimi, WorkDocs hizmetine yönelik desteği 25 Nisan 2025’ten itibaren sona erdirmeye karar verdiğimiz için alıyorsunuz. Bu, WorkDocs siteniz, WorkDocs API’leri ve WorkDocs Drive dahil tüm örnekler için geçerlidir.” ifadesi yer alıyor.

Amazon, bildiriminde WorkDocs site yöneticileri veya AWS konsolu kullanıcılarının tüm verileri bir WorkDocs sitesinden Amazon’un S3 depolama hizmetine aktarabilmesi için yeni bir Veri Taşıma aracı geliştirdiğini söylüyor. Alternatif olarak müşteriler, WorkDocs’un indirme özellikleri aracılığıyla verileri kullanıcı bazında dışa aktarabilir.

Mektup, kullanıcılara “herhangi bir işlem yapmazsanız WorkDocs verilerinizin 26 Nisan 2025’te silineceğini” neşeli bir şekilde bildiriyor.

Reddit’teki bir kullanıcı, bu hamleyle ilgili hayal kırıklığını dile getirerek şunları söyledi: “Geçen yıl boyunca TB’lerce veriyi oraya taşıyorduk. Şimdi soru şu, bunun yerine ne kullanacağız?”

Görünen o ki Amazon, müşterileri yakında kullanımdan kalkacak WorkDocs’a alternatif olarak DropBox’a yönlendiriyor.

Mektupta, özel bir geçiş teklifinin WorkDocs müşterilerinin AWS Marketplace üzerinden satın aldıklarında DropBox hesaplarında indirim almalarına olanak tanıyacağı belirtiliyor. Uygun 10-100 lisans satın alma işlemleri yüzde 40 indirim alırken, 101 veya daha fazla lisans satın alma işlemleri yüzde 45 indirim alacaktır ancak bu “Dropbox’ın takdirine bağlıdır.”

AWS’nin bir hizmeti tamamen durdurmasının nadir görülen bir durum olduğunu biliyoruz, ancak belki de yazı duvardadır. Geçen yıl Amazon’un, Microsoft‘un kendi iş gücü için 365 paketi için bir milyondan fazla lisans aldığı bildirilmişti. Bu, Office uygulamalarını paylaşım ve işbirliği için OneDrive gibi bulut tabanlı hizmetlerle birleştiriyor. Bu anlaşmanın beş yıl içinde değerinin 1 milyar dolardan fazla olacağı söylendi.

AWS’nin bu kararı, kuruluşlara, güvendikleri bulut hizmetlerinin ortadan kaybolabileceğini ve bunun gerçekleşmesi durumunda gerçekten bir yedekleme stratejisine sahip olmaları gerektiğini bir kez daha vurguluyor.

Geçtiğimiz yıl, Amazon’un WorkDocs da dahil olmak üzere AWS BT hizmetlerine erişim için hayır kurumlarına sunduğu kredi miktarını yarıya indirdiğini bildirilmişti. Bulut devi, daha fazla kullanılabilirlik sağlamak için kredilerin değerini düşürerek kredi programını daha hayırsever kuruluşlara yaymayı hedefliyordu.

SDN Summit’te gardrop ve mutfaktaki teknoloji!

0

SDN Summit’te Celal Toprak’ın moderatörlüğünde gerçekleşen “Gardrop ve mutfaktaki teknoloji” oturumu oldukça ilgi çekiciydi. Özellikle Süleyman Orakçıoğlu ve Vehbi Varlık gibi deneyimli isimlerin katılımıyla zenginleşen panelde sektörün önde gelen markalarının teknolojiyle nasıl entegre oldukları ve yenilikçi çözümler geliştirdikleri masaya yatırıldı.

Süleyman Orakçıoğlu’nun DS Damat ve Damat gibi markalarıyla teknolojinin giyim sektöründeki yansımalarını paylaşması tüm dikkatleri çekti. Leke tutmayan gömlekler ve kırışmayan ceketler gibi yenilikçi ürünlerin tasarım ve üretim süreçlerini dinlerken sektörün nasıl dönüştüğünü gördük. Özellikle moda endüstrisindeki gelişmelerin tüketicilerin beklentilerine nasıl cevap verdiği ve markaların nasıl küresel ölçekte rekabet avantajı sağladığı açıkça anlaşıldı.

Vehbi Varlık’ın mutfak teknolojisi üzerine paylaştıkları da dikkat çekiciydi. Endüstriyel mutfaklardan ev mutfaklarına kadar teknolojinin nasıl entegre edildiğini ve bu sayede insan yaşamını nasıl kolaylaştırdığını gördük. Akıllı mutfaklar, robotik sistemler ve dijitalleşmenin mutfak sektöründeki yansımaları, gelecekte insanların yaşam tarzlarını nasıl değiştireceği konusunda heyecan verici bir bakış açısı sundu.

Özellikle Türk markalarının uluslararası alanda nasıl başarılı olduğuna dair örneklerin paylaşılması ülke olarak teknoloji ve yenilikçilik alanındaki potansiyelimizi gözler önüne serdi. İtalya’da açılacak olan büyük bir showroom ile Türk markalarının uluslararası alandaki varlığını güçlendirmesi, bu potansiyelin sadece moda sektöründe değil, mutfak teknolojisi gibi farklı alanlarda da geçerli olduğunu gösterdi.

Monster’ın bilinmeyen hikayesi SDN Summit’te ortaya çıktı!

0

Monster CEO’su İlhan Yılmaz, SDN Summit etkinliğinde yaptığı konuşmada şirketin 24 yıllık yolculuğunu ve başarı hikayesini anlattı. Yılmaz, Monster’ın hikayesinin yaklaşık 24 yıl önce bir seçim anıyla başladığını ifade etti. Çocukluk yıllarından itibaren elektronikle olan ilgisinden ve bilgisayar dünyasına adım atmasından bahsetti.

SDN Summit’te Monster rüzgarı! İşte bilinmeyen hikayesi

Kendisi İstanbul’da doğmuş ve mütevazı bir aile ortamında büyümüştü. Çocukluk yıllarında kitaplarla ve özellikle çizgi romanlarla iç içe geçirdiği zamanların ileride bilgisayar dünyasıyla bağlantılı olduğunu fark ettiğini belirtti. Bu süreç Yılmaz’ın bilgisayar ve teknolojiye olan ilgisini daha da pekiştirdi.

Eğitim hayatının ardından çıraklık döneminde elektronik sektörüyle tanıştığını ve bu alanda kariyerine adım attığını anlattı. İş hayatında aldığı farklı pozisyonlar ve edindiği deneyimlerle sektörde kendine sağlam bir yer edindi. Ardından kendi şirketini kurma kararı aldı ve Monster markasını hayata geçirdi.

Monster’ın ilk yıllarında mütevazı bir dükkanda başlayan yolculuğun bugünlere nasıl geldiğini anlatan Yılmaz, markanın adını kendilerine güçlü bilgisayarlar üretme göreviyle vermiş olduklarını vurguladı. Şirketin müşteri odaklı yaklaşımını ve müşteri deneyimlerini önemsediğini belirterek bu doğrultuda örnekler verdi.

Ayrıca Monster’ın oyun, teknoloji ve sanatı bir araya getirerek fark yarattığını ifade etti. Özellikle oyun ve teknoloji dünyasında yaptıkları iş birliklerinin önemine değindi. Yılmaz, markanın sadece bir ürün satıcısı olmadığını, aynı zamanda yaşamı daha iyi bir hale getirme misyonu güttüğünü vurguladı. Şirketin sosyal sorumluluk projelerine ve engelli bireylerin istihdamına verdiği önemi de vurguladı.

Monster’ın küresel bir marka olma hedefine vurgu yaparak, Türkiye’den dünya çapında bir marka çıkarma vizyonlarını paylaştı ve bu hedefe doğru kararlı adımlarla ilerlediklerini belirtti. Konuşmasını gelecek nesil girişimcileri teşvik ederek ve onlara başarılar dileyerek tamamladı.

Tesla soruşturması, 13 ölümcül kazadan sonra kapatıldı!

Aynı zamanda NHTSA, Tesla yönetiminin Aralık ayında uyguladığı Otopilot geri çağırma düzeltmesinin yeterince etkili olup olmadığını değerlendirmek için yeni bir soruşturma başlatıyor.

NHTSA Kusur Soruşturma Ofisi, Cuma günü yayınlanan belgelerde, “kapsamlı bir çalışma grubunu” tamamladığını ve bunun “Tesla’nın zayıf sürücü etkileşim sisteminin Otopilot’un izin verilen işletim yetenekleri için uygun olmadığına” dair kanıtlar ortaya çıkardığını söyledi.

Ajans, “Bu uyumsuzluk, sürücülerin (Otopilot’un) çalışma yeteneklerine ilişkin beklentileri ile sistemin gerçek yetenekleri arasında kritik bir güvenlik boşluğuna yol açtı.” diye yazdı.

“Bu boşluk öngörülebilir yanlış kullanıma ve önlenebilir kazalara yol açtı.”

2021’de başlayan ilk soruşturmanın kapatılması, hükümetin Tesla’nın Autopilot yazılımını incelemeye yönelik en gözle görülür çabalarından birinin sonuna işaret ediyor. Ancak Tesla hâlâ birçok başka soruşturmanın baskısını hissediyor.

Adalet Bakanlığı da şirketin teknolojiyle ilgili iddialarını araştırıyor ve Kaliforniya Motorlu Taşıtlar Departmanı, Tesla’yı Otopilot ve daha gelişmiş Tam Otomatik Sürüş beta yazılımının yeteneklerini yanlış şekilde tanıtmakla suçladı. Şirket ayrıca Autopilot ile ilgili çok sayıda davayla karşı karşıya. Bu arada Tesla, CEO Elon Musk’a göre artık “özerklik için duvara tosluyor”.

NHTSA’nın soruşturması 30 Ağustos 2023’e kadar rapor edilen 956 kaza üzerinde yapıldı. Bunların yaklaşık yarısında (489’unda), ajansın “bir değerlendirme yapmak için yetersiz veri olduğunu” belirttiği, diğer aracın kusurlu olduğu, Otomatik Pilot’un kullanılmadığı veya kaza ile ilgisi olmadığı belirtildi.

Ajans, kazaların “çoğunlukla şiddetli olduğunu, çünkü ne sistemin ne de sürücünün uygun şekilde tepki vermediğini, bunun da yüksek hız farkı ve yüksek enerjili kaza sonuçlarına yol açtığını” yazdı.

Tesla, sürücülere, bir tork sensörü ve daha yeni otomobillerinde kabin içi kamera aracılığıyla ölçtüğü Otopilot’u kullanırken yola dikkat etmeleri ve ellerini direksiyonda tutmaları gerektiğini söylüyor. Ancak NHTSA ve diğer güvenlik grupları bu uyarı ve kontrollerin yeterince ileri gitmediğini söylüyor. Aralık ayında NHTSA, bu önlemlerin “kötüye kullanımı önlemek için yetersiz” olduğunu söyledi.

Tesla, teorik olarak sürücü izlemeyi artıracak bir yazılım güncellemesi yoluyla geri çağırma yapmayı kabul etti. Ancak bu güncelleme Otopilot’u pek değiştirmiş gibi görünmüyor; NHTSA’nın da aynı görüşte olduğu görülüyor.

NHTSA’ya göre, bu geri çağırma düzeltmesinin bazı kısımları “sahibin dahil olmasını” gerektiriyor ve Tesla, sürücünün bazı güvenlik önlemlerini “kolayca tersine çevirmesine” olanak tanıyor.

NHTSA, Otopilot soruşturması üzerinde yaklaşık üç yıl çalıştı ve süreç boyunca Tesla ile birçok kez görüştü veya etkileşimde bulundu. Kazalara ilişkin birçok doğrudan inceleme gerçekleştirdi ve bunlar hakkında veri sağlaması konusunda da şirkete güvendi.

Ancak ajans, destekleyici belgelerden birinde Tesla’nın verilerini eleştirdi.

NHTSA’nın yazdığına göre, Tesla’nın telematik verilerindeki boşluklar, Otopilot devredeyken çalışan araçların kazalara karışma gerçek oranı konusunda belirsizlik yaratıyor. Tesla, telematik raporlamadaki boşluklar nedeniyle, hatta ciddi kazalar için bile Otopilot’un dahil olduğu her kazanın farkında değil. Ajansın belirttiğine göre şirket, genellikle hava yastıkları, koltuk kemeri ön germe cihazları veya aracın kaputunun yaya darbe azaltma özelliği tetiklendiğinde sadece piroteknik tetikleme ile meydana gelen kazalardan veri alıyor.

NHTSA, bu seviyeyle sınırlamanın Tesla’nın polise bildirilen kazaların yalnızca %18’i hakkında veri topladığı anlamına geldiğini iddia ediyor. Sonuç olarak NHTSA, sondanın Otopilot’un devrede olduğu ve Tesla’nın telematik aracılığıyla bilgilendirilmediği kazaları ortaya çıkardığını yazdı.