Alman ilaç şirketi Boehringer Ingelheim geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “etkili terapötiklerin geliştirilmesi için yeni aday antikorları keşfetmek üzere” IBM’in temel model AI teknolojisini kullanmak üzere IBM ile birlikte çalıştığını duyurdu.
İlaç şirketinin planı IBM tarafından geliştirilmiş ve önceden eğitilmiş bir yapay zekâ modeli kullanarak potansiyel antikorların keşfini hızlandırmak üzerine kurulu. Tahmin edilen adayların kalitesini artırmak için ise Boehringer’in ek tescilli verileri yapay zekâ modeline aktarılacak. IBM’in biyomedikal temel modeli, protein ve ilaç etkileşimlerine ilişkin verileri içeren çok çeşitli kamuya açık veri setlerine dayanıyor. Boehringer’in tescilli verileri de eklendiğinde, istenen özelliklere sahip yeni tasarlanmış proteinlerin ve küçük moleküllerin üretileceği umuluyor.
Boehringer Ingelheim’da Biyoterapötik Keşif Küresel Başkanı Andrew Nixon işbirliği açıklamasında “Bilgisayar simülasyonu ile biyolojik ilaç keşfini gerçeğe dönüştürme vizyonumuzu paylaşan IBM’deki araştırma ekibiyle işbirliği yapmaktan büyük heyecan duyuyoruz. IBM bilim insanlarıyla güçlerimizi birleştirerek, Boehringer’in karşılanmamış ihtiyaçları olan hastalar için yeni tedaviler geliştirmesini ve sunmasını sağlayacak hızlandırılmış antikor keşfi için benzeri görülmemiş bir platform geliştireceğimizden eminim,” diyor.
İlaç endsütrisinde yapay zekâ kullanılabilir mi?
Boehringer, yapay zekâ destekli ilaç araltırmalarında yalnız değil. Örneğin kanser gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan terapötik antikorları keşfetmek ve geliştirmek zaman alan bir süreçtir ve Novartis, yeni ilaç arayışında yapay zekâ teknolojisini uygulamak için Microsoft ile işbirliği yaptı. Pfizer de hastalara yeni tedavileri daha hızlı ulaştırmak için süper bilgisayar ve yapay zekâ kullanıyor. Ancak uzmanlar bu konuda temkinli.
Üretken yapay zekâ uygulamaları taslak metin oluşturmak, kodlama yapmak ya da resim çizmek söz konusu olduğunda eğlenceli ve yaratıcı olsa da, teknoloji terapi adayları geliştirmek için kullanıldığında dikkatli düşünmek gerekir. Viski için yeni bir tarif bulmak başka bir şey, hasta güvenliği söz konusu olduğunda bu teknolojiyi kullanmak ise oldukça farklı bir şey…
FDA yapay zekâ kullanımı için kılavuz planlıyor
İlaç endüstrisi muhafazakarlığıyla ünlü çünkü bunun oldukça geçerli bir sebebi var. Dünya çapında birçok düzenleyici kurum, insanların riske atılmadığından emin olmak için ilaç endüstrisindeki çalışmaları yakından takip ediyor. Örneğin ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) “önümüzdeki yıl içinde yapay zekânın ilaç geliştirmede kullanımına ilişkin hususları içeren bir kılavuz yayınlamayı planladığını” söyledi.
Bununla birlikte, yapay zekâ teknolojisinin her alanda olduğu gibi sağlık sektöründe de pek çok değişikliği beraberinde getireceğini tahmin etmek zor değil. Statista verilerine göre, 2021 yılında 11 milyar dolar değerinde olan yapay zeka (AI) sağlık hizmetleri pazarının 2030 yılında 187 milyar dolar değerinde olacağı tahmin ediliyor. Bu büyük artış, tıbbi sağlayıcıların, hastanelerin, ilaç ve biyoteknoloji şirketlerinin ve sağlık sektöründeki diğerlerinin çalışma şekillerinde önemli değişiklikler görmeye devam edeceğimiz anlamına geliyor.
ABD Ulaştırma Güvenliği İdaresi’nin halihazırda birçok Amerikan havaalanında kullanılmakta olan yüz tanıma teknolojisinin kullanımını genişletme planları, Senato’da yeni sunulan bir yasa tasarısının yasalaşması halinde başlamadan sona erebilir.
ABD Senatosunda hem Cumhuriyetçi hem Demokratların ortak kaleme aldıkları Gezgin Gizliliğini Koruma Yasa tasarısı geçtiğimiz hafta Senatörler Jeff Merkley (D-OR) ve John Kennedy (R-LA) tarafından tanıtıldı. İlgili tasarı yasalaşması halinde ABD Ulaştırma Güvenliği İdaresi’nin (TSA) yüz biyometrisi kullanımını sona erdirebilir. Gelecekteki denemeler için ise “açık kongre yetkisi” gerektirecek. Tasarı kabul edilirse, TSA’ya teknoloji kullanımına son vermesi ve sunucularında bulunan tüm yüz biyometrik verilerini temizlemesi için sadece 90 gün süre tanınacak.
Yasa tasarısını hazırlayanlardan Los Angeles bölgesi Demokrat Parti senatörü John Kennedy, “TSA her gün binlerce Amerikalının yüzünü onların izni olmadan tarıyor. Üstelik yolcuların bu invaziv taramadan vazgeçebileceklerini açıkça belirtme zahmetine bile girmiyor” dedi ve ekledi: “Yolcu Mahremiyetini Koruma Yasası, yüz tanıma programını sona erdirerek her Amerikalıyı Büyük Birader’in müdahalesinden (George Orwell – 1984 kitabına atıf) koruyacaktır.”
Bekleyen mevzuat hakkında yorum yapmayı reddeden TSA, teknolojiyi ABD genelinde yaklaşık 30 havalimanında test ediyor. Kurum önümüzdeki on yıl içinde bu teknolojiyi Amerika’daki 430 havalimanına yaymak istediğini belirtmişti. TSA tarafından işletilen güvenlik kontrol noktalarında kullanılan sistem Credential Authentication Technology 2 (CAT-2) olarak biliniyor ve Fransız biyometrik firması Idemia’dan geliyor. Idemia’nın tüm biyometrik teknoloji paketi kısa bir süre önce Interpol tarafından kullanılmaya başlandı ve Interpol, Bosna Hersek’teki bir polis kontrol noktasında sahte evrak ibraz eden şüpheli bir kaçakçının biyometrik tabanlı ilk tutuklamasını gerçekleştirdi. Interpol’ün “Biyometrik Merkezi”, mevcut parmak izi ve yüz tanıma veri tabanlarını diğer Idemia teknolojileriyle birleştiriyor.
TSA’nın CAT-2 kullanımı, bir yolcunun yüzünün taranmasını ve taranmış bir kimlik kartı veya pasaportla karşılaştırılmasını içeriyor. Sistem sahte kimlikleri “çok hızlı bir şekilde” tespit edebiliyor ve ayrıca kişinin herhangi bir ek tarama listesinde olduğunu ve önümüzdeki 24 saat içinde seyahat etmeyi planladığını doğrulayabiliyor. Buna karşın yüz tanıma teknolojisi mahremiyet hakları grupları tarafından sert bir şekilde eleştiriliyor ve birçok vakada belirli ırk gruplarına karşı önyargıları olduğu ve kandırılmasının nispeten kolay olduğu gösterildi.
Senatörler Edward J Markey (D-MA), Roger Marshall (R-KS), Bernie Sanders (I-VT) ve Elizabeth Warren (D-MA) tarafından ortaklaşa desteklenen tasarının daha geniş bir oylamaya dönüşmeden önce ABD Senatosu Ticaret komitesinden geçmesi gerekiyor.
Yayınlanan düzeltmenin çıkış noktası ise bir veri bozulması. OpenZFS veri bozulmasının temel nedeninin blok klonlama özelliği olmadığı ve v2.2.1’in hala veri bozulmasına yatkın olduğu, v2.2 öncesi sürümlerin de bu dosya sistemi veri bozulması sorununa karşı savunmasız olduğu ortaya çıktı.
ABD’deki tatil hafta sonunda, bu OpenZFS veri bozulması hatasının sadece v2.2 sürümüyle sınırlı olmadığı; eski sürümlerin de bu durumdan etkilendiği ve v2.2.1’in hala olası veri bozulmasına açık olduğu daha açık hale geldi.
En azından iyi haber şu ki, gerçek dünya senaryolarındaki veri bozulmalarının sınırlı olduğuna inanılıyor ancak bazı komut dosyaları yardımıyla bozulma yeniden üretilebiliyor. Artık OpenZFS 2.2 blok klonlama özelliğinin sorunla karşılaşma olasılığını artırdığına inanılıyor.
FreeBSD projesi bugün bu OpenZFS veri bozulması sorunuyla ilgili bir danışma belgesi yayınladı. Geçici bir çözüm olarak, sorunla karşılaşma olasılığını “büyük ölçüde azaltmak” için “sysctl vfs.zfs.dmu_offset_next_sync=0” ayarının yapılmasını öneriyorlar.
Detroit merkezli otomotiv devi General Motors (GM), elektrikli araç üretiminde kâr elde etme hedefleri doğrultusunda önemli adımlar atmaya hazırlanıyor. Şirketin finans şefi Paul Jacobson, yakın bir tarihte düzenlenen Barclays yatırımcı konferansında, GM’nin 2024’ün ikinci yarısından itibaren elektrikli araç üretiminde kâra geçmeyi planladığını açıkladı.
Elektrikli araç üretimi sürecinde yaşanan mali zorluklara rağmen GM, artan üretim hacmi, hammadde maliyetindeki düşüş ve batarya maliyetlerindeki azalma gibi faktörlerin birleşimi ile kâr elde etmeyi amaçlıyor. Jacobson, özellikle şirketin kendi batarya tesislerinin devreye girmesiyle ithal batarya hücrelerine olan bağımlılığın azalacağını ve bu durumun maliyetleri düşüreceğini vurguladı.
GM, 2024’e kadar araç başına hammadde maliyetlerini 4.000 doların üzerinde azaltma hedefiyle hareket ediyor. Elektrikli araç karlılığına, sera gazı kredileri, federal vergi kredileri, BrightDrop ve GM Energy işi gibi çeşitli faktörlerin de katkı sağlaması bekleniyor.
Ancak, şirketin elektrikli araç stratejileriyle ilgili bazı erteleme haberleri de gündemde. GM CEO’su Mary Barra, Ekim ayında Chevrolet Equinox EV, Chevrolet Silverado EV RST ve GMC Sierra EV Denali modellerinin lansmanlarının birkaç ay ertelendiğini duyurdu. Bu erteleme kararı, GM’nin daha uygun fiyatlı Silverado ve Sierra EV modellerinin üretimini, “değişen elektrikli araç talebi” nedeniyle 2025’in sonlarına doğru ertelediği açıklamalarının ardından geldi.
General Motors, 2024’ün ikinci yarısında elektrikli araçlarında kâra geçmeyi ve bir sonraki yıl %5 civarında bir kâr marjına ulaşmayı hedefliyor. Şirket, elektrikli araç pazarındaki bu stratejik adımlarla sürdürülebilirlik ve rekabet avantajını artırmayı amaçlıyor.
AWS, yapay zeka asistanı yarışında sonuncu olabilir ancak Amazon Q, müşteriler için ilgi çekici bir araç sunuyor. ChatGPT’nin ilk yaş gününü kutlamasıyla birlikte AWS gibi sektörün en büyük isimleri, yapay zeka asistanlarının reşit olduklarını ve birçok iş fonksiyonunda operasyonel verimliliği artırmaya hazır olduklarını kanıtladı.
AWS, bu hafta başında yıllık re:Invent konferansı sırasında ‘Amazon Q’ kurumsal sınıf sohbet robotunun lansmanını duyurdu. Yapay zeka asistanının piyasaya sürülmesi, bulut devinin kurumsal yapay zeka sohbet robotu alanına ilk büyük adımını işaret ediyor ve firmayı önümüzdeki aylarda Microsoft destekli OpenAI ve Google ile bir savaşa hazırlayabilir. Microsoft Copilot veya Google Bard’a benzer şekilde yapay zeka asistanı, kullanıcı istemlerine doğal dil tabanlı yanıtlar sağlayacak.
Amazon Q sohbet robotu yenilikleri
re:Invent’in ikinci günün açılış konuşmasında, AWS’nin veri ve yapay zekadan sorumlu başkan yardımcısı Swami Sivasubramanian, katılımcılara chatbot’un çalışır haldeki pratik örneklerini gösterdi. Buna kod oluşturmayı destekleme yeteneği , otomatik özetleme yetenekleri ve iş zekası öngörüleri de dahildi.
Bulut devi, bunun çok çeşitli iş fonksiyonlarında destek sağlayabilecek olgun, kurumsal kullanıma hazır bir yapay zeka asistanı olduğunu göstermeye hevesliydi. IDC analisti Neil Ward-Dutton, ITPro’ya Amazon Q’nun piyasaya sürülmesinin hem AWS için keşfedilmemiş sulara doğru bir atılımı hem de hiper ölçekleyicinin yeni potansiyel müşterilere hitap etme fırsatını temsil ettiğini söyledi.
Yapay zeka sohbet robotu alanına yönelik bu girişimin ve yeni kullanıcı demografisinin hedeflenmesinin, şirketin tarihinde daha önce yalnızca bir kez Chime video konferans platformunun lansmanıyla eşleştiğini ekledi. AWS’nin burada adım attığı yeni zemin göz önüne alındığında Ward-Dutton, AWS’nin, bu tür araçları sağlama konusunda itibar kazanmış sektördeki meslektaşlarına kıyasla potansiyel müşterileri platformda bir şans denemeye aktif olarak ikna etmesi gerektiğine inanıyor. Ancak firmanın önde gelen hiper ölçekleyici olarak uzun vadeli konumu, onu iyi durumda tutuyor.
Ward-Dutton, buradaki potansiyel cazibenin bir kısmının Amazon Q’nun üzerine inşa edildiği temeller olabileceğini ekledi. Chatbot, firmanın Eylül ayında resmi olarak başlatılan üretken yapay zeka modeli çerçevesi olan Amazon Bedrock tarafından destekleniyor. Bedrock, müşterilere Anthropic’in Claude 2.1 veya Meta’nın açık kaynaklı Llama 2 modeli gibi birden fazla şirket içi ve üçüncü taraf LLM seçeneği sunuyor.
Google’ın yapay zekası “GNoME” modern teknolojiler için çok önemli 2.2 milyon yeni kristal keşfediyor. Son raporlar, araştırmacıların 380.000’i en kararlı kabul edilen 2.2 milyon yeni kristali tanımlamak için GNoME’u kullandığını belirtiyor. Görünüşte basit olan bu atom düzenlemeleri, elektronik cihazlarımızdan enerji ağlarımıza, hatta bedenlerimize kadar her şeyde devrim yaratmaya hazırlanıyor.
GNoME, yeni malzemelerin kararlılığını tahmin ederek keşif sürecini önemli ölçüde geliştirmek için derin öğrenme aracı olarak özel olarak tasarlandı. Geleneksel olarak, yeni materyallerin keşfedilmesi, deneme yanılma içeren, genellikle pahalı laboratuvar deneylerine dayanan uzun ve zorlu bir süreçti. GNoME, gerçek dünyada hangi kristal yapıların muhtemelen kararlı olacağını tahmin etmek için derin öğrenme yeteneklerini kullanarak bunu ortadan kaldırır ve araştırmacılara büyük miktarda zaman ve kaynak tasarrufu sağlar.
GNoME yapay zeka yeni malzeme keşfinde oyunun kurallarını değiştirebilir
Stabiliteye odaklanmak çok önemlidir, çünkü bir malzeme stabil değilse aslında işe yaramaz. Parçalanabilir, bozulabilir veya beklendiği gibi performans göstermeyebilir. GNoME’un keşfettiği milyonlarca yapı arasından kararsız yapıları filtreleme yeteneği, tahminlerini bu kadar değerli kılan şey.
Bu yeni başarının öne çıkan özelliği, yapay zeka teknolojisinin malzeme keşfini tahmin etmek ve kolaylaştırmak için kullanılabileceği gerçeğinin bir kanıtı. İçinde bulunduğumuz çağda, plak çalarlar, saatler (Quartz), mikrofonlar, Mürekkep Püskürtmeli yazıcılar ve daha birçok icatla kristal teknolojisinin potansiyelinden zaten yararlanıyoruz. Pek çok araştırmacı şimdi kristallerin gelecekte ileri teknolojilere güç sağlamak için olası kullanımını araştırıyor.
Mayıs 2022’de NYU Abu Dhabi (NYUAD) Akıllı Malzeme Laboratuvarı’ndaki bir araştırmacı ekibi, mekanik olarak çok sağlam olan bazı organik kristaller keşfetti ve bu, kristallerin robotik ve elektronik gibi ileri teknolojiler için verimli ve sürdürülebilir enerji dönüşüm malzemeleri olarak kullanılabileceğini gösterdi.
Biz uçan arabaların hayalini kurarken, gerçek şu ki mevcut pillerimiz akıllı telefonlarımıza zar zor yetişebiliyor. Ancak kristaller oyunu değiştirebilir. Güneşi benzeri görülmemiş bir verimlilikle emen, perovskit kristallerden yapılmış güneş panellerini hayal edebilirsiniz. Güneş enerjisi çiftlikleri küçülebilir, enerji faturaları düşebilir ve temiz enerji nihayet uzak bir hayal değil, gerçek olabilir.
Apple’ın yirmi yılda yükselen hisse senedi fiyatlarının arkasında ikonik tüketici cihazları yatıyor. Her şey iPod ve iMac ile başladı. Daha sonra iPhone ve iPad geldi, daha yakın zamanda Apple Watch ve AirPods’u gördü.
Ancak piyasa değerine göre ABD’nin en büyük şirketinde gadget’lardan çok daha fazlası var. Apple, Silikon Vadisi’ndeki genel merkezinde, vızıldayan birkaç yüz makine ve laboratuvar önlüğü giymiş bir avuç mühendisle dolu sıradan bir odada, en popüler ürünlerine güç sağlayan özel çipler tasarlıyor.
Apple çip laboratuvarı ile geleceğe yatırım yapıyor
Yerli yarı iletkenler ilk kez 2010 yılında iPhone 4′te piyasaya sürüldü. Bu yıl itibarıyla tüm yeni Mac bilgisayarları Apple’ın kendi silikonuyla çalışıyor ve bu da şirketin 15 yılı aşkın süredir Intel’e olan bağımlılığına son veriyor.
Donanım mühendisliğinden sorumlu John Ternus: “Apple’da son 20 yılda ürünlerimizde en büyük olmasa da en derin değişimlerden biri, bu teknolojilerin çoğunu kendi bünyemizde nasıl yaptığımız. Tabii ki listenin başında silikonumuz var” diyor.
Bu değişiklik aynı zamanda Apple’ı yeni bir dizi riskle karşı karşıya bıraktı. En gelişmiş silikonu öncelikle tek bir satıcı olan Taiwan Semiconductor Manufacturing Company tarafından üretilmekte. Kasım ayında CNBC, Apple’ın Cupertino, California’daki kampüsünü ziyaret ederek gazetecilerin şirketin çip laboratuvarlarından birinde çekim yapabildi. Apple silikon başkanı Johny Srouji ile şirketin Amazon tarafından da takip edilen karmaşık özel yarı iletken geliştirme işine girmesi hakkında görüşlerini paylaştı.
Srouji: “Binlerce mühendisimiz var. Fakat çip portföyümüze bakarsanız aslında çok yalın. Çok verimli. Çünkü aslında dışarıda cips satmıyoruz, ürüne odaklanıyoruz” dedi. “Bu bize optimizasyon özgürlüğü veriyor ve ölçeklenebilir mimari, farklı ürünler arasındaki parçaları yeniden kullanmamıza olanak tanıyor.” diyor. Srouji, iPhone için özel çipler tasarlayan 40 veya 50 mühendisten oluşan küçük bir ekibe liderlik etmek üzere 2008 yılında Apple’a geldi. Apple, katıldıktan bir ay sonra 150 kişilik bir girişim olan PA Semiconductor’ı 278 milyon dolara satın aldı.
Creative Strategies’in CEO’su ve baş analisti Ben Bajarin: “Kendi çiplerini yapmaya başlayacaklar: PA Semi’yi satın aldıklarında hemen yaptıkları şey buydu” dedi. Bajarin, “doğal tasarım odağıyla” Apple’ın “mümkün olduğunca yığının çoğunu kontrol etmek” istediğini söyledi. Satın alma işleminden iki yıl sonra Apple, ilk özel çipi A4′ü iPhone 4 ve orijinal iPad’de piyasaya sürdü.
Apple’ın ana faaliyet alanında ek makro zorluklar var çünkü akıllı telefon satışları son yılların en düşük seviyelerinden toparlanıyor. Ancak yapay zeka iş yüklerine olan talep, özellikle Nvidia gibi şirketlerin ürettiği GPU’lara yönelik silikon siparişlerinde artışa neden oluyor. ChatGPT ve diğer üretken yapay zeka hizmetlerinin popülaritesine bağlı olarak hisseleri bu yıl yüzde 200′den fazla arttı.
Suudi Arabistan’daki bir elektrikli hava aracı (EAV) üreticisi ve düşük maliyetli bir havayolu, hizmetin 2026’da başlatılmasını araştırıyor. Eve Air Mobility ve Flynas, Riyad ve Cidde’de eVTOL (elektrikli dikey kalkış ve iniş) hizmetlerini keşfetmek için bir mutabakat imzaladı.
Flynas’ın şu anda 60 uçağı var ve yurt içi ve yurt dışı destinasyonlara haftalık 1.500’den fazla uçuş gerçekleştiriyor. Eve CEO’su Johann Bordais: “Bu ortaklık, yalnızca sürdürülebilir hava yolculuğuna yönelik ortak vizyonumuzdaki bir kilometre taşını temsil etmiyor. Aynı zamanda daha verimli, çevre dostu ve erişilebilir bir ulaşım ortamını şekillendirme taahhüdümüzü de temsil ediyor. Suudi Arabistan’da hava hareketliliğinin geleceğini ilerletmek için güçlerimizi birleştirirken Flynas ile bu çığır açıcı yolculuğa çıkmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.
Eve Air ve Koreli havayolu Jeju Air yakın zamanda Jeju Adası’ndaki EAV araçlarına yönelik konsepti oluşturdu. Eve düşük maliyetli taşıyıcılarla anlaşmalarını genişletiyor gibi görünüyor. Model Eve Air, Embraer tarafından desteklenmektedir ve Jeju Air, Kore’nin en büyük düşük maliyetli havayolu şirketi olarak faaliyetlerini sürdürüyor. İki şirket tarafından hazırlanan teknik rapor, Jeju Adası’nda UAM (kentsel hava hareketliliği) hizmetlerinin kurulmasına ilişkin operasyonel ve ticari iş durumunu ayrıntılarıyla anlatıyor. Güney Kore zaten kentsel hava hareketliliğinin temelini atıyordu.
Eve, ABD, Brezilya ve Birleşik Krallık’taki operasyon konseptlerini oluşturmak için şehirler, ülkeler ve düzenleyici otoritelerle birlikte çalışıyor. Hunch Ventures ve Blade Air Mobility’nin ortak girişimi olan Eve Air ve Hunch Mobility, Bangalore’u Hindistan’ın Bangalore şehrinde kentsel hava hareketliliği için lansman şehri haline getirmek üzere zaten birlikte çalışıyordu. Eve EAV aracı tamamen elektrikli olup 100 km menzile sahip ve sonunda aracın kendi kendine uçmasını sağlamayı planlıyor.
Eve Air yakın zamanda Eve’in eVTOL araç operasyonları için tedarik zinciri özelliklerini incelemek amacıyla DHL Supply Chain ile bir anlaşma imzaladı. Şirkete göre Eve’in EAV’si için birikmiş siparişleri toplam 2.850 uçan araçtan oluşuyor. Şirket ayrıca, ilk eVTOL teslimatları ve 2026’nın başlarında hizmete girmesi beklenen kentsel hava trafik yönetimi yazılımını da oluşturdu.
Eve’in dört yolcu kapasiteli EAV’sinin Brezilya’nın yanı sıra birçok ülkede uçması için anlaşmaları var. Diğer şirketler de EAV hizmetleri için Hindistan’ı hedefliyor. Archer Aviation ve InterGlobe Enterprises kısa süre önce , 200’e kadar Archer Midnight uçağının satın alınması da dahil olmak üzere, 2026’da Hindistan’da bir hava taksi hizmeti başlatmak için bir anlaşma imzaladı.
Günümüzde CCTV veya akıllı videoya olan ihtiyaç, güvenlik kullanım alanını aşıyor. Verimli perakende yönetiminden gelişmiş veri depolamaya kadar akıllı videonun önemini vurgulayan birçok yeni ve ilginç kullanım alanı ortaya çıkıyor.
Üstelik, kurulumu kolay kameralardan yüksek teknolojili yapay zeka (AI) destekli kameralara kadar çeşitli kameralar, CCTV pazarının büyümesine yardımcı oluyor. Özel depolama, akıllı bir video kurulumunun en önemli bileşenlerinden biri haline geliyor. İşte CCTV depolama çözümlerinin olmazsa olmaz diye nitelendirilen en önemli özelliklerden bazıları:
Yüksek Kapasite CCTV 7/24 bir ortamda video görüntüleri çalıştırıp kaydettiği için, ister kamera üzerinde microSD kart olsun, ister görüntüleri gelecekte izlemek üzere depolamak için bir sabit disk sürücüsü (HDD) olsun, yüksek kapasiteli depolama çözümlerine yatırım yapmak büyük bir önem taşıyor.
Düşük kapasiteli depolama çözümlerinin devreye alınması, CCTV kurulumuna sahip olmanın hakiki amacına, yani uzun süreli olarak yüksek kalitede kayıt alma ihtiyacına hizmet etmemiş oluyor.
Depolama gereksinimi kamera sayısına, çözünürlüklerine ve kayıtların kaç gün saklanacağına bağlı olarak farklılık gösteriyor. Western Digital’ın WD Purple Pro Smart Video HDD’si, CCTV kurulumu için ideal bir depolama sunuyor ve 22 TB’a varan depolama kapasitesi ile geliyor.
Kamera üzeri depolama için ise Western Digital’ın WD Purple SC QD101 Ultra Endurance microSD kart seçeneği, 1 TB’a* kadar depolama kapasitesiyle geliyor.
Yüksek Dayanıklılık Zorlu hava koşullarında çalışabilme özelliğine sahip oldukları için kameralardaki CCTV depolama çözümleri için daha yüksek dayanıklılık, büyük bir önem taşıyor. Üstelik CCTV çözümünün yerleşimi nedeniyle düzenli bakım yapmak da oldukça zor olabiliyor.
Daha yüksek dayanıklılığa sahip bir depolama çözümü seçtiğinizde, depolama çetin hava koşullarına dayanabiliyor ve çok daha uzun süre çalışabiliyor. Böylelikle kesinti süreleri ve bakım maliyetleri de minimuma inmiş oluyor.
Perakende sınıfı microSD kartlar, akıllı videolar için gereken dayanıklılık özelliklerine sahip değiller. WD Purple microSD kartlar ise her zaman açık bir ortam için doğru sağlamlığı, performansı, dayanıklılığı, güvenilirliği ve özellikleri sunduklarından, özellikle CCTV kurulumları için tasarlandı.
Yüksek Performans Tüm depolama çözümleri, her zaman açık bir ortamda uzun vadede yüksek düzeyde performans sağlayacak şekilde tasarlanmıyor veya bu kapasiteye sahip değiller. Bu nedenle, 7/24 akıllı video iş yüklerinin altından kalkabilecek şekilde tasarlanmış depolamayı seçmek çok önemli.
Bir CCTV sisteminin depolama cihazı, birden fazla yayın veya akıştaki videoları kesintisiz olarak kaydedebilmeli, saklayabilmeli ve yeniden oynatabilmeli. Tüm WD Purple Pro sürücüler, ATA akışını iyileştirmeye ve kare kaybını azaltarak genel video oynatmayı iyileştirmeye yardımcı olan; aynı zamanda da sistem içinde derin öğrenme analitiği için 32 AI’ın üzerinde akışa destek veren AllFrame AI teknolojisiyle donatıldı.
Akıllı videoların kullanımı çeşitli sektörlerde ilgi görmeye devam edecek gibi görünüyor. CCTV kurulumundan en iyi verimi almak için akıllı video depolama çözümlerini seçerek özel depolamayı kullanmak büyük önem taşıyor.
ChatGPT, Google Bard ve DALL-E gibi üretken yapay zekâ uygulamaları 2023’ün en çok ilgi çeken teknolojik yenilikleri olarak hayatımıza girdi. Türk firmalar ve geliştiriciler de bu pazarda yer almak için kolları sıvamış durumda. “Fotoğraflarınızla dijital hayallerinizi gerçeğe dönüştürün” mottosuyla yola çıkan QBİTmap AI da sadece birkaç gün önce yayınlanmasına karşın binlerce kullanıcıya ulaşmasıyla dikkat çekiyor.
Yaratıcıları QBitmap’i “Birden fazla AI sanat oluşturma yöntemine sahip bir AI Art Generator uygulaması” olarak tanımlıyor. Hem Android cihazlar için Google Play hem de Apple cihazlar için App Store üzerinde yer alan QBitmap, sinirsel stilde aktarım kullanarak fotoğrafınızı bir başyapıta dönüştürmeyi vaat ediyor.
Temel kullanım ücretsiz, yoğun kullanım kredi bazlı ücretlendiriliyor
Uygulamada 500’den fazla güncel yapay zeka şablonu kullanıcıları beklerken, kullanıcılar her gün ücretsiz 10 krediye sahip oluyor. Uygulamayı yoğun kullanmak istiyorsanız ise 100 krediyi 79,99 TL, 500 krediyi 189,99 TL ve 1000 krediyi 274,99 TL fiyatlama ile satın alabiliyorsunuz. Yani Qbitmap temel kullanım için ücretsiz ama yoğun kullanımlar için ücretli paketler sunan bir uygulama. QBitmap yalnızca birkaç gün önce yayınlanmasına karşın Google Play Store’da şimdiden 1000’den fazla kez indirilmiş durumda. Kullanıcı yorumları da bir hayli yüksek puanlı.
2022 yılında İstanbul – Ataşehir merkezli kurulan QBITWISE TEKNOLOJİ VE BİLİŞİM ANONİM ŞİRKETİ tarafından geliştirilen bir ürün olan QBitmap, hem fotoğraf üzerinden üretken yapay zekâ ile yeni görüntü yaratabiliyor hem de metinsel tanımlardan görüntü oluşturabiliyor. Firma, ürününü şu sözlerle tanıtıyor: “Qbitmap’in son teknoloji ürünü Üretken A.I. En son derin öğrenme algoritmalarından yararlanan motor, benzeri görülmemiş bir hız ve doğruluk sunar. Endüstri kriterlerini aşan bu çığır açan teknoloji, en karmaşık görsel işlemeleri bile yalnızca milisaniyeler içinde düzenleyebilir. Bu kadar hızlı ve gelişmiş bir görsel oluşturma yeteneğini deneyimlemek, beklentilerinizi yeniden tanımlayacak.”
Yalnızca birkaç gün önce yayınlanan QBitmap, rekabetin son derece yoğun olduğu üretken yapay zekâ pazarında başarıyı yakalayabilecek mi kestirmek zor. Ancak Google Bing, DALL-E, Midjourney, DreamStudio ve Craiyon gibi firmaların yarıştığı bu pazarda bir Türk yapay zekâ görüntü uygulamasının da bulunması mutluluk verici.
Google, merakla beklenen ve öne çıkan metin ve görüntü oluşturma yetenekleri ile dikkat çeken yeni nesil yapay zeka modeli Gemini’yi sessizce önümüzdeki yıla kadar erteledi. İlk tanıtıldığında, Gemininin rakipsiz özelliklere sahip olduğu ve birden fazla veri türünü işleyebildiği vurgulanmıştı. Ancak, son raporlara göre, özellikle İngilizce olmayan istemlere ve sorulara güvenilir yanıt verme konusundaki zorluklar nedeniyle çıkış tarihi ertelenmiş durumda.
Gemini, Google’ın bugüne kadar geliştirdiği en karmaşık yapay zeka modellerinden biri olarak tanımlanıyor. Multimodal özelliklere sahip olan bu model, metin ve görüntülerin yanı sıra web siteleri gibi çeşitli içerik türlerini anlama ve üretebilme yeteneğine sahiptir. Bu özellikleriyle, Gemini, kullanıcılarına geniş bir veri yelpazesini etkili bir şekilde işleme ve anlama imkanı sunmayı hedefliyor.
Ancak, yaşanan gecikme, özellikle İngilizce olmayan dillerdeki istemlere güvenilir yanıt verme eksikliği nedeniyle ortaya çıktı. Google, bu konudaki sıkıntıları gidermek ve daha güvenilir bir ürün sunmak için çalışmalarını sürdürüyor. Gemini için yeni bir çıkış tarihi henüz belirlenmedi, ancak kullanıcılar, gelişmiş yapay zeka özelliklerini deneyimlemek için biraz daha beklemek zorunda kalacak gibi görünüyor.
Google’ın zaten sahip olduğu Bard adlı yapay zeka modeline rağmen, Gemininin daha fazla bilgi işlem gücünden yararlanarak OpenAI’ın GPT-4’ünden daha iyi performans gösterdiği ifade ediliyor. Google’ın Bard ve Google Asistan’dan sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yöneticisi Sissie Hsiao, Gemini’nin istemlere anlık olarak görsel üretebilme yeteneğine vurgu yapmıştı.
Şu ana kadar halka açık kullanım için piyasaya sürülmeyen Gemininin, çıkış yaptığında yapay zeka alanındaki dengeleri değiştirebileceği düşünülüyor. Ancak, analistler, Gemininin piyasaya sürülmesiyle bu denge dinamiklerinin nasıl şekilleneceği konusunda bekleyiş içinde.
Bu gelişmeler, yapay zeka dünyasındaki rekabeti ve teknolojik ilerlemeleri yakından takip edenler için önemli bir gündem maddesi olarak öne çıkıyor. Google’ın Gemini için yapacağı iyileştirmeler ve yeni çıkış tarihi hakkında gelecek bilgilerle ilgili merak büyük.
Dünya genelinde en büyük çevrim içi müzik ve podcast platformu olan Spotify, CEO Daniel Ek’in yaptığı açıklamaya göre, küresel ekonomik belirsizliklerin devam etmesi nedeniyle bu yıl içinde üçüncü kez toplu işten çıkarma kararı aldı. Şirket, en az 1.500 çalışanının daha işten çıkarılmasıyla birlikte, 2023’ü maliyet azaltma önlemleriyle geçiren büyük şirketlerden biri olma konumunu pekiştirdi.
2023 yılı, COVID-19 pandemisinin küresel ekonomi üzerindeki etkilerinin derinleştiği bir dönem olarak kayıtlara geçerken, birçok şirket maliyet kontrolü ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda personel sayısını azaltmıştır. Spotify da bu eğilimi takip ederek, son mali durum açıklamasında 9.250 civarında çalışana sahip olduğunu belirtmişti.
Spotify CEO’su Daniel Ek, yaptığı açıklamada küresel ekonomik belirsizliğin devam ettiğini ve şirketin maliyetleri azaltma ihtiyacı doğduğunu vurguladı. Ek, bu kararın alışılmadık olmadığını ifade ederken, şirketin daha önce Ocak ayında 600 ve birkaç ay sonra 200 personelle gerçekleştirdiği toplu işten çıkarma kararlarını da hatırlattı. Ayrıca, işten çıkarılan personelin beş aylık tazminatın yanı sıra şirketin sağlık sigortası hizmetinden de faydalanmaya devam edeceğini belirtti.
Spotify’ın bu kararı, küresel ekonomik belirsizliklerin devam etmesi durumunda şirketin gelecekte benzer adımlar atmaya devam edip etmeyeceği konusunda belirsizlik yaratırken, toplu işten çıkarma sayısının üçe çıkması endüstri ve iş dünyası açısından dikkat çekici bir gelişmedir. Şirketin küresel müzik ve podcast pazarındaki liderliği, bu tür zorlu ekonomik koşullarla başa çıkma stratejilerini yakından izleyenler için önemli bir gösterge olarak değerlendirilebilir.
Google, WearOS, Google Mesajlar ve Google TV kullanıcılarına yönelik çığır açan özellikleri duyurdu. Yeni güncellemeler, akıllı saat kullanıcılarının ev kontrolünü kolaylaştırmanın yanı sıra, Google Mesajlar ve Google TV deneyimini de zenginleştirecek.
Ev kontrolü artık daha kolay
Google’ın duyurduğu özellikler arasında öne çıkanı, Wear OS tabanlı akıllı saatlerin Google Home ve akıllı ev cihazları üzerinde daha fazla kontrol sağlaması. Kullanıcılar, Google Home uygulaması üzerinden akıllı ampulleri kontrol etme, evde veya dışarıda olduklarını belirleme ve daha birçok akıllı ev işlevini basit bir şekilde yönetme imkanına sahip olacak.
Güncelleme ayrıca, FIDO2 anahtarlarında özel PIN oluşturma ve Asistan kısayollarını içeriyor. Kullanıcılar, etkinlik hatırlatıcıları, seyahat güncellemeleri ve hava durumu gibi önemli bilgileri akıllı saatleri üzerinden kolayca takip edebilecekler.
Google Mesajlar ve Google TV’de yenilik rüzgarı
Google Mesajlar kullanıcıları, sesli mesajlara uygun arka plan renkleri ve büyük emoji animasyonları gibi görsel güncellemelerle iletişimlerini daha eğlenceli hale getirebilecekler. Google TV ise on yeni ücretsiz TV kanalı ve gelişmiş dil seçenekleriyle kullanıcı deneyimini zenginleştirecek.
Android akıllı telefonlardaki TalkBack özelliği, yapay zeka desteğiyle kullanıcılara görüntülerde eksik açıklamalar hakkında bilgi verme yeteneği kazanırken, Google Asistan telefon görüşmelerinde karşıdaki kişiye otomatik yanıt verebilme yeteneği sunuyor.
Sonuç olarak, Google’un WearOS, Google Mesajlar ve Google TV için duyurduğu yenilikler, kullanıcıların dijital deneyimini daha kişisel, eğlenceli ve kullanıcı dostu hale getirecek. Güncellemelerin önümüzdeki haftalarda tüm kullanıcılara sunulması bekleniyor.
SAP Gold Partner’i ve Türkiye’nin önde gelen kurumsal yazılım çözüm sağlayıcılarından Solvia’nın SAP ERP sistemleriyle entegre Enflasyon Muhasebesi çözümü, işletmelerin enflasyondan arınmış gerçekçi finansal sonuçlara ulaşmasına yardımcı oluyor.
Son yıllarda dünyanın her yerinde hissedilen yüksek enflasyon ülkemizde de etkisini gösteriyor. Yüksek enflasyona maruz kalan piyasalarda yaşanan hızlı ve ani artışlar, nakit akışında yaşanan sıkıntılar ve belirsizlikler operasyonlardan raporlara ve finansal tablolara kadar işletmeler üzerinde birçok olumsuz etkiye yol açıyor.
Ayrıca finansal tablolar üzerinde doğru değerlendirmeler yapılamıyor ve şirketin gerçek performansını ölçmek zorlaşıyor. Bu durum, finansal tabloların enflasyonun etkilerinden arındırılması ve gerçeğe en yakın şekilde hazırlanması ihtiyacını ortaya çıkarıyor.
İşletmeler açısından finansal stabilitenin büyük önem taşıdığının altını çizen Solvia Genel Müdürü Serkan Yıldırım, “Enflasyonun gölgesinde faaliyet gösteren İşletmelerin finansal değişikliklere anlık tepki vermeleri, muhasebe süreçlerini otomatikleştirmeleri, risk analizi yapmaları ve uyum sağlamaları büyük önem taşıyor.
SAP ERP sistemleriyle entegre olan Enflasyon Muhasebesi Çözümümüz tam da bunu yaparak işletmelerin enflasyonun finansal risklerinden korunmalarına olanak tanıyor ve enflasyon karşısında daha güçlü durmalarını sağlıyor” dedi.
Parasal olmayan değerlerin finansal tabloların hazırlandığı dönemdeki satın alma gücünü yansıtacak şekilde düzenlenmesine olanak tanıyan Solvia Enflasyon Muhasebesi Çözümü, enflasyonun finansal tablolar üzerindeki etkisinin ortadan kaldırılarak daha gerçekçi rakamlara ulaşılmasına olanak tanıyor.
Türk mühendisler tarafından geliştirilen çözüm, işletmelerin tüm enflasyon muhasebesi süreçlerini birden fazla mevzuatla uyumlu olarak yönetebilmelerini, enflasyon etkisini minimuma indirmelerini, daha gerçekçi, dinamik ve güncel finansal tablolar oluşturmasını sağlıyor.
Elon Musk’ın öncülük ettiği uzay taşımacılığı devi SpaceX, son fırlatmalarının ardında bıraktığı etkileyici izlerle gündemde. Yapılan gözlemler, SpaceX roketlerinin atmosferin üst katmanlarında geçici delikler açarak, gökyüzünde parlak kırmızı ışık izleri oluşturduğunu gösteriyor. Bu fenomen, bilim dünyasında büyük bir merak uyandırırken, uzmanlar bu olayın çevresel etkilerini incelemeye odaklanıyor.
Atmosferin üst katmanlarında meydana gelen geçici delikler, gaz moleküllerinin etkileşimine bağlı olarak kutup ışıklarına benzeyen parlak kırmızı ışık çizgilerine neden olabiliyor. Bu olay, gökyüzünde muazzam bir görsel şölenin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Ancak, uzmanlar bu parlak ışık gösterilerinin astronomi ve iletişim sistemleri için potansiyel sorunlara yol açabileceği konusunda endişeli.
Bilim insanları, SpaceX’in roket fırlatmalarının atmosferde oluşturduğu bu geçici deliklerin, astronomik gözlemleri ve iletişimi nasıl etkileyebileceğini anlamak için çeşitli araştırmalara odaklanıyor. Şu ana kadar yapılan incelemeler, bu olayın çevre için herhangi bir doğrudan tehdit oluşturmadığını ortaya koyuyor.
SpaceX’in atmosferde yarattığı bu görsel şölen, uzay keşifleri ve teknolojik ilerlemelerle birlikte, atmosferik etkileşimlerin daha detaylı bir şekilde incelenmesine yönelik yeni araştırmalara kapı aralıyor. Gelecekteki fırlatmaların ve uzay görevlerinin, bu atmosferik etkileşimlerin anlaşılması açısından daha fazla veri sağlayabileceği belirtiliyor.
Türkiye’nin lider, dünyanın önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, 30 Kasım-1 Aralık tarihlerinde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirilen, bölgenin en önemli inovasyon etkinliği olan InMerge Innovation Summit’in ana destekçileri arasında yer aldı.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Shahmar Movsumov, Azerbaycan Dijital Kalkınma ve Ulaştırma Bakanı Rashad Nabiyev, Azerbaycan Ekonomi Bakan Yardımcısı Elnur Aliyev, Apple’ın kurucularından Steve Wozniak, Shazam Kurucusu ve CEO’su Chris Barton, Tesla’nın kurucu ortağı ve CTO’su JB Straubel ve PASHA Holding CEO’su Jalal Gasimov gibi önemli isimlerin ve kanaat önderlerinin yer aldığı etkinliği yaklaşık 3 bin kişi takip etti.
Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan’ın açılış konuşmacılarından olduğu etkinlikte Trendyol’un Azerbaycan Genel Müdürü İrem Yılandil de farklı oturumlarda bilgi ve deneyimlerini izleyenlere aktardı. Türkiye’nin lider e-ticaret şirketi olduklarını belirten Erdem İnan, “Amacımız Avrupa, Orta Doğu ve Körfez Ülkeleri’nin de içinde olduğu bölgenin lider e-ticaret şirketi olmak ve 300 binden fazla yerli üretici ve esnafımızı bu bölgeye satış yapar hale getirmek” dedi.
Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, InMerge Innovation Summit kapsamında, Bakü’de basın mensuplarıyla bir araya geldi. İnan toplantıda Trendyol’un Azerbaycan pazarına ilişkin sonuçlarını değerlendirirken, yurt dışı açılım ve e-ihracat planlarından da bahsetti.
Azerbaycan pazarında 1,3 milyon müşteriye ve 6,3 milyon siparişe ulaştıklarını söyleyen İnan, “Azerbaycan’daki sonuçlarımızdan çok memnunuz. Teknolojik altyapı ve fiziki yatırımlarımız ve aynı zamanda pazarlama çalışmalarıyla, satıcılarımızla birlikte daha iyi sonuçlar elde edeceğiz.
Yurt dışı açılım stratejimiz kapsamında önemli bir adım daha atıyoruz. 2024 yılı ilk çeyrek itibarıyla Doğu Avrupa pazarına açılacağız. Romanya, Yunanistan, Macaristan ve Çekya ile başlayacağımız pazarda önümüzdeki dönemde ülke sayısını da artıracağız” dedi. İnan, “Hedefimiz 300 bin satıcımızın tümünü Avrupa, Orta Doğu ve Körfez Ülkeleri’nin de içinde olduğu bölgeye satış yapabilir hale getirmek” şeklinde konuştu.
Doğu Avrupa’da hedef 350 milyon dolar ticaret
Trendyol’un Doğu Avrupa pazarına açılma planına ilişkin açıklamalarda da bulunan İnan şunları söyledi:
“Uluslararası operasyonlarımızı genişletme, daha fazla sayıda yerli üretici ve esnafı yurt dışına açma hedefimize- yeni coğrafyaları da ekleyerek- koşmaya devam ediyoruz. Türk ürünlerine o coğrafyada da büyük bir ilgi olduğunu biliyoruz.
Üreticilerimizin kalite anlayışı, ürünleri ve marka konumlandırmaları için önemli potansiyel vaat eden bir pazar. Türkiye’den kısa sürelerde ve düşük maliyet ile erişimimiz olan bir bölge olması, birçok anlamda avantaj sağlıyor.
Bu pazarın sunduğu avantajları kullanarak, Türk üreticilerini, ürünlerini ve markalarını yurt dışı pazarlara ulaştırıp ülkemizin e-ihracatına katkı sağlayacağız. Doğu Avrupa pazarında, 2024 yılı ilk çeyrek itibariyla öncelikle Romanya, Yunanistan, Macaristan ve Çekya’da faaliyetlerimize başlayacağız.
Öncelikli ülkelerdeki faaliyetler belli bir olgunluğa eriştikten sonra ise Polonya, Slovakya ve Bulgaristan pazarlarına gireceğiz. 2024 yılı sonunda Doğu Avrupa pazarında 2 milyon aktif müşteriye ve 4 milyonun üzerinde siparişe ulaşmayı hedefliyoruz. 350 milyon dolarlık bir ticaret hacmine erişmeyi planlıyoruz”
Mayıstan bu yana Azerbaycan pazarında bulunduklarını hatırlatan ve ilk günden itibaren yoğun ilgiyle karşılaştıklarını belirten Erdem İnan “Azerbaycan pazarına girmeden önce de buradaki müşterilerimizin bize olan ilgisini biliyorduk. Yurt dışından aldığımız siparişlerde Azerbaycan ilk sıradaydı. Pazara girdiğimiz günden bu yana en çok indirilen mobil uygulama olduk.
Mayıs ayında işbirliğimizi açıkladığımız PASHA Holding’in Azerbaycan pazarındaki deneyimleri ile Trendyol’un teknoloji, lojistik ve üretim yetkinliklerinin yarattığı sinerjinin gücünü hissediyoruz. Amacımız bu sinerjiden de faydalanarak buradaki e-ticaret ekosistemini geliştirmek, hayatın her alanında dijital uçurumun kapatılması için çalışmak.
Kardeş ülke Azerbaycan’da ABAD (Aile İşletmelerine Kolay Destek) ile bir işbirliği yaptık. Bu işbirliği sayesinde Azerbaycanlı KOBİ ve zanaatkarların el emeği ürünlerini de Trendyol platformuna dahil ettik. İlk etapta Türkiye’deki ve Azerbaycan’daki müşterilerimizin beğenisine sunduğumuz Azerbaycan’ın meşhur el sanatı ürünlerini, çok yakında Almanya ve Körfez ülkelerindeki müşterilerimizle de buluşturmayı hedefliyoruz.
Azerbaycanlı müşterilerimizi ihtiyaç duydukları ürünlerle buluşturabilmek için, satıcılarımızla birlikte her geçen gün kendimizi geliştirmeye, teknoloji yatırımları yapmaya devam ediyoruz. Mevcutta çalıştığımız çok sayıdaki kargo firmasının yanı sıra kendi lojistik ağımız olan Trendyol Express’i Azerbaycan operasyonlarımız için de devreye aldık” dedi.
Bu yıl ilk kez Kasım kampanyalarını yurt dışına açtıklarını ifade eden İnan, Azerbaycan pazarına ilişkin şu bilgileri verdi: “22 bin satıcımız kasım ayında Azerbaycan’a ihracat yaptı. Bunların 17 bini ilk kez Trendyol aracılığıyla ihracat yapmış oldu. Ay boyunca Azerbaycan’da 60 milyonun üzerinde ziyaret aldık. 4 milyona yakın ürün satılırken öne çıkan kategoriler; giyim, ev-yaşam, hızlı tüketim ürünleri ve kozmetik oldu.
Ticaret Bakanlığı’nın açıkladığı, Türkiye’nin toplam ihracatı içinde e-ihracat’ın payını yüzde 10’a çıkarma vizyonuna katkı sunmak için çalıştıklarını ifade eden Erdem İnan şunları söyledi:
“Yurtdışı açılımımızın en önemli çıktısı, ülkemizin dört bir yanındaki üretici ve esnafa kendi ürünleri ile markalaşabilme ve ihracat yapabilme kabiliyeti kazandırması. Türkiye’deki yüz binlerce üreticimize ve esnafımıza e-ihracat yolunu açıyoruz, onları dünyayla buluşturuyoruz. 2023 yılında tüm yurtdışı operasyonlarımızı yaklaşık 3 milyon müşteri ve 12 milyon sipariş ile tamamlamayı hedefliyoruz.
2022 yılı başından bu yana 51 binden fazla satıcımızın ihracat yapmasına aracılık ettik. Bu satıcıların 42 bini ise ilk kez ihracat yaptı. İhracat yapan satıcılarımızın yaklaşık yedi bini deprem bölgesinden. Burada da hedefimiz depremden etkilenen 11 ilimizdeki en az 35 bin satıcımızı ihracat yapar hale getirmek. Trendyol satıcıları, 2 yıllık süreçte yurtdışına 37 milyonu aşkın ürün sattı.
Mikro ihracat ile yüzde 97’si KOBİ ve esnaf olan 300 bin satıcımızı ihracatçı haline getirmeyi hedefliyoruz. Satıcılarımız aracılığıyla gelecek yıl 2 milyar dolar, önümüzdeki üç yılda ise 10 milyar dolarlık e-ihracat hacmine ulaşmayı hedefliyoruz. Bu hedefe giderken 5 milyar dolarlık yatırım yapacağız
Bu öncelik doğrultusunda ilk durağımız Almanya olmuştu. O pazarda da geride kalan bir yılı aşkın sürede koyduğumuz iş hedeflerinin üzerine çıkmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Orada da satıcılarımızla birlikte çok başarılı sonuçlar elde ediyoruz.
Körfez ülkelerinde faaliyet gösterdiğimiz Ağustos ayından bu yana 2 milyon adedi aşkın ‘Made in Türkiye’ etiketli ürün satıldı. Ekim ayında 5 binden fazla satıcımızı bu ülkelere satış yapar hale getirdik. Bu yılın sonunda 60 binden fazla satıcımızı tek tuşla Körfez ülkelerine satış yapar hale getireceğiz.
2024 yılında 13 milyon ürünü, bölgedeki 4,5 milyon müşterimize ulaştırmayı hedefliyoruz. Körfez ülkelerindeki büyüme stratejimiz en önemli önceliklerimiz arasında. Bu kapsamda, bölgenin en önemli şirketlerinden Cenomi Grup ile stratejik ortaklık için niyet anlaşması imzaladık. Orada da ortak sinerjilerden faydalanacağız”
WhatsApp, popüler mesajlaşma uygulamaları arasında öne çıkmaya devam ediyor ve şimdi de kullanıcılarına heyecan verici bir özellik sunuyor. Son beta sürümü olan 2.23.25.20 güncellemesi ile birlikte, artık durum güncellemelerinizi sadece Facebook Hikayeler’de değil, aynı zamanda Instagram Hikayeler’de de paylaşabilirsiniz.
Bu güncelleme ile birlikte, WhatsApp kullanıcıları durum güncellemelerini paylaşırken daha geniş bir kitleye ulaşma şansına sahip olacaklar. Ekran görüntülerine göre, WhatsApp paylaşım özelliğini geliştirerek Instagram ile uyumlu hale getiriyor. Kullanıcılar, içeriklerini paylaşırken Instagram Hikayeler’deki hedef kitlelerini seçebilecek, böylece içeriklerini daha kişiselleştirebilecekler.
Bu yeni özellik, kullanıcıların hem zaman tasarrufu yapmasını hem de içeriklerini farklı platformlarda paylaşmalarını kolaylaştırmayı amaçlıyor. Henüz test aşamasında olan bu özellik, WhatsApp’ın sosyal medya platformları arasındaki entegrasyonunu artırarak kullanıcı deneyimini güçlendirmeyi hedefliyor. Ayrıca, bu özelliğin içerik paylaşımlarının güvenilirliği ve tutarlılığına olumlu bir katkıda bulunması bekleniyor.
Ancak, unutmamak önemlidir ki bu özellik hala test aşamasında ve genel kullanıma sunulmadan önce çeşitli düzeltmeler ve iyileştirmeler geçirebilir. Kullanıcılar, gelecekteki güncellemeleri heyecanla bekleyerek, WhatsApp’ın sosyal medya deneyimini daha da zenginleştiren bu özelliği deneme şansını yakalayacaklar. Gelişmelerden haberdar olmak için bizi takip etmeye devam edin!
Xiaomi’nin merakla beklenen amiral gemisi, Xiaomi 14 Ultra, kullanıcılarına birçok yenilik sunmaya hazırlanıyor. Son gelen bilgilere göre, Xiaomi 14 Ultra, biyometrik güvenlik teknolojilerinde bir devrim yapmaya hazırlanıyor. Uzun süredir beklenen bir özellik olan ultrasonik parmak izi sensörü, bu modelde kullanılacak.
Ultrasonik parmak izi sensörleri, özellikle kirli veya ıslak parmaklarla daha etkili çalışabilen bir teknoloji sunmaktadır. Xiaomi, bu teknolojiyi test etmek üzere çalışmalara başlamış durumda. Eğer testler başarılı olursa, Xiaomi 14 Ultra, bu teknolojiyi benimseyen ilk Xiaomi telefonu olacak ve ilerleyen dönemde diğer modellerde de kullanılabilir.
Xiaomi’nin ultrasonik parmak izi sensörleriyle ilgili geçmişi, 2016 yılına kadar uzanmaktadır. Ancak o dönemde yaşanan gelişim aşamasındaki sorunlar nedeniyle, şirket ekran altı optik parmak izi teknolojisine geçiş yapmıştı. Şimdi ise Xiaomi, bu teknolojiyi tekrar gündeme getirerek kullanıcılarına daha güvenli ve kullanışlı bir biyometrik çözüm sunmayı hedefliyor.
Xiaomi 14 Ultra’nın diğer özellikleri de oldukça etkileyici. 120Hz yenileme hızı ve 2K çözünürlüğe sahip AMOLED ekran, Snapdragon 8 Gen 3 platformu, 90W kablolu ve 50W kablosuz şarj desteği sunan 5.180mAh pil paketi gibi özellikler, kullanıcıları cezbetmeye devam ediyor. Kamera bölümünde ise OIS’li 50MP Sony LYT-900 birincil sensör, 50MP ultra geniş açılı lens, 50MP telefoto lens ve dördüncü bir Sony LYT900 sensörü yer alacak.
Xiaomi 14 Ultra’nın bu özellikleriyle birlikte, amiral gemisi kategorisindeki iddiasını bir kez daha ortaya koyması bekleniyor. Resmi tanıtımın ise çok yakında gerçekleşmesi bekleniyor.
Erzurum, teknoloji alanında yaptığı önemli bir atılımla, görme engelli vatandaşların hayatını kolaylaştırmak üzere yerli bir deneyap kartı ve teknoloji takımı işbirliğiyle akıllı baston üretti. Bilim Erzurum Merkezi’nde geliştirilen bu inovatif proje, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in öncülüğünde hayata geçirildi.
Yerli deneyap kartına entegre edilen özel yazılım, mesafe ölçer sensörler ve titreşim özellikleriyle donatılan akıllı baston, görme engelli bireylerin günlük yaşamında karşılaştıkları engelleri algılayarak kullanıcısına anında bilgi veriyor. İlk etapta 50 adet üretilen bu akıllı bastonlar, görme engellilerin yürüyüş sırasında karşılarına çıkabilecek engelleri titreşim yoluyla hissetmelerine olanak tanıyor.
Bilim Erzurum’da yerli deneyap kartla üretilen, mesafe ölçerli ve titreşimli “akıllı baston”, görme engellilerin yaşamını kolaylaştıracak. Görme engellilerin adeta gözü ve kulağı olacak akıllı baston, yürüyüş sırasında çıkan engellerin titreşim yoluyla fark edilmesini sağlıyor. ( İlhami Erkılıç – Anadolu Ajansı )
Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, akıllı bastonun görme engelli vatandaşlara sağladığı avantajları şu şekilde ifade etti: “Görme engelli vatandaşlarımız için Bilim Erzurum Merkezimizde beyaz bastonun yanı sıra akıllı baston üretimimiz oldu. Baston, kullanıcıya çevresindeki engelleri titreşimle bildirerek daha dikkatli olmalarına yardımcı olacak. Bu, onların günlük yaşamlarını daha bağımsız ve güvenli bir şekilde sürdürebilmelerine katkı sağlayacak bir adım.”
Geliştirilen akıllı bastonun, özellikle şehir içi ve dışındaki yolları daha güvenli hale getireceği ve görme engelli bireylerin toplumla etkileşimini artıracağı belirtiliyor. Ayrıca, projenin sadece engellilere değil, aynı zamanda yerli teknoloji üretimi konusundaki potansiyeliyle de Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemesine önemli bir katkıda bulunması bekleniyor.
Bilim Erzurum’da yerli deneyap kartla üretilen, mesafe ölçerli ve titreşimli “akıllı baston”, görme engellilerin yaşamını kolaylaştıracak. Görme engellilerin adeta gözü ve kulağı olacak akıllı baston, yürüyüş sırasında çıkan engellerin titreşim yoluyla fark edilmesini sağlıyor. ( İlhami Erkılıç – Anadolu Ajansı )
Bu yerli teknoloji, Erzurum’un sadece yerel değil, aynı zamanda ulusal düzeyde de dikkat çeken bir teknoloji merkezi olma yolundaki adımlarını güçlendirmekte. Görme engellilere yönelik bu önemli proje, ülkemizin teknolojik gelişimine katkı sağlama vizyonunu da yansıtarak takdir topluyor.