Yapa zeka destekli Google Arama, 120 ülkeye ve 4 dile geliyor!

Google, arama Generative Experience veya SGE olarak adlandırılan yapay zeka destekli Arama deneyimini daha fazla kullanıcıya ulaştırmak amacıyla büyük bir genişleme yapıyor. Bu yeni deneyim, Google Arama’nın evrimine önemli bir katkı sunuyor ve kullanıcıların internet deneyimini kökten değiştirebilecek bir potansiyele sahip.

Yapılan açıklamaya göre, Google, Search Generative Experience’ı (SGE) Meksika, Brezilya, Güney Kore, Endonezya, Nijerya, Kenya ve Güney Afrika dahil olmak üzere 120’den fazla yeni ülkeye getiriyor. Ancak, ne yazık ki, bu genişleme kapsamında Türkiye yer almıyor.

SGE, mevcut İngilizce, Hintçe ve Japonca desteğine ek olarak İspanyolca, Portekizce, Korece ve Endonezyaca gibi dört yeni dili daha destekleyecek. Bu sayede, daha geniş bir dil yelpazesiyle kullanıcılar, Arama deneyimini daha etkili bir şekilde yaşayabilecekler.

Google ayrıca SGE’ye yeni özellikler ekliyor. Örneğin, SGE sonuçları sayfasında görünen yeni bir soru kutusu test ediliyor. Bu özellik, kullanıcıların ayrı bir pencereye gitmeden doğrudan SGE içinde daha fazla bilgiye erişmelerini sağlayacak. ABD’de ilk olarak İngilizce dilinde kullanıma sunulacak olan bu özellik, kullanıcıların Arama sürecini daha hızlı ve kullanıcı dostu hale getirecek.

Ayrıca, çeviri konusunda yapılan güncellemelerle birlikte artık kullanıcılar, çevirilerde birden fazla anlam içeren kelimeleri belirleyebilecekler. Bu özellik, özellikle farklı diller arasında daha doğru iletişim sağlamak isteyen kullanıcılar için önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.

SGE sonuçlarına eklenen bilgi detayları ise kullanıcılara daha kapsamlı bilgiler sunacak. Bilim, ekonomi, tarih ve sağlık konularında yapılan aramalarda, SGE sonuçlarına gelindiğinde ekstra bilgiler görüntülenecek. Bu da kullanıcıların ilgili kaynaklara gitmeden önce daha fazla içerikle tanışmalarına olanak sağlayacak.

Ancak, belirtmek gerekir ki, SGE halen beta aşamasında ve Google, kullanıcıların geri bildirimlerine önem vererek deneyimi daha da iyileştirmeyi hedefliyor. Nihai sürümün ne zaman ve hangi özellikleri içereceği konusunda net bir bilgi şu an için bulunmamaktadır.

Musk’ın yapay zekası Grok, gerçek uyuşturucu tarifi verdi!

0

Elon Musk’ın yeni yapay zeka sohbet robotu Grok’un kısa süre önce tanıtılması, alışılmadık ve bazılarına göre uygunsuz özellikleri nedeniyle tartışmalara yol açtı. Tesla ve SpaceX gibi teknoloji sektöründeki başarılı girişimleriyle tanınan Musk, Grok’u X platformu üzerinden bilgiye gerçek zamanlı erişimi olan “asi” bir yapay zeka olarak tanıtarak OpenAI’ın ChatGPT’si ve Google’ın Bard’ı gibi rakiplerinden ayırdı.

Beklenmedik şey ise Grok’un uyuşturucu tarifi vermesi oldu

Dikkatleri üzerine çeken ve endişelere yol açan şey ise Musk’ın koka yapraklarının nasıl uyuşturucuya dönüştürüleceğine dair talimatları paylaşarak Grok’un asi doğasını sergileme kararı oldu.

Bu tartışmalı hamle, Musk’ın kısa süre önce küresel bir yapay zeka güvenlik zirvesinde yaptığı ve yapay zekayı “insanlığa yönelik en büyük tehditlerden biri” olarak vurguladığı açıklamayla çelişiyor gibi görünüyor. Bu bariz çelişki, Musk’ın yapay zekânın sorumlu bir şekilde geliştirilmesi ve kullanılması konusundaki tutumu hakkında gözlemcilerin kafasını karıştırdı.

Sohbet robotunun adım adım uyuşturucu yapma rehberi, “pişirmeye başladıktan sonra umarım kendinizi havaya uçurmaz ya da tutuklanmazsınız” gibi alaycı ifadeler içeriyordu. Musk bunu, hammaddelerinden A sınıfı uyuşturucu üretme talimatları sunan daha ayrıntılı bir ekran görüntüsüyle takip etti. Bu hamle, yasadışı faaliyetleri ve madde bağımlılığını teşvik ettiği şeklinde algılanabileceğinden etik kaygılara yol açtı.

Musk’ın yeni yapay zeka şirketi xAI tarafından geliştirilen Grok, Musk’ın sosyal medya platformundaki verilere gerçek zamanlı erişimi nedeniyle diğer modellere göre önemli bir avantaja sahip olduğunu iddia ediyor. Musk’ın Grok’un asi doğasını ve alaycılığını onaylamasına rağmen, eleştirmenler, özellikle Musk’ın birkaç gün önce yapay zekayı insanlık için önemli bir tehdit olarak kabul ettiği düşünüldüğünde, yasadışı faaliyetleri teşvik etmenin çok ileri gittiğini savunuyor.

bilimsel araştırma

Şu anda yalnızca X Premium’un ücretli aboneleri tarafından kullanılabilen sohbet robotunun gelecekte bağımsız bir uygulamasının yayınlanması bekleniyor. xAI, Grok’un ChatGPT ve Bard gibi ücretsiz olarak kullanılabilen rakiplerini geride bıraktığını iddia ediyor ancak OpenAI’nin GPT-4’ü gibi premium sürümlerin gerisinde kaldığını da kabul ediyor.

Musk’ın tartışmalı özelliklere sahip bir yapay zeka sohbet robotunu piyasaya sürme kararı, sorumlu yapay zeka geliştirme konusunda süregelen tartışmalara yeni bir katman ekleyerek, teknolojik ilerleme arayışında sınırları zorlamanın etik sınırları ve potansiyel sonuçları hakkında soruları gündeme getiriyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı lütfen unutmayın.

YouTube TV, 2023’de hala liderliğin koruyor

ABD’deki canlı yayın hizmetleri arasındaki rekabet, son çeyrek rakamlarıyla bir kez daha gözler önüne serildi. Üç büyük oyuncu, yaptıkları açıklamalarla pazardaki pozisyonlarını güncelledi. İşte detaylar:

YouTube TV: liderlik koltuğunu koruyor

YouTube TV, muhtemelen liderliğini sürdürüyor. Ancak Google, yayın istatistiklerini düzenli olarak güncellemediği için kesin bir sayı vermek mümkün değil. Son olarak, 2022’nin ortasında 5 milyondan fazla aboneye sahip olduğunu duyurmuştu. NFL Sunday Ticket’ın eklenmesiyle büyümesi devam etti, ancak net abone sayısı hakkında güncel bir bilgi bulunmuyor

Hulu With Live TV: ikinci sırada

Disney’in sahibi olduğu Hulu With Live TV, 4.6 milyon abonesiyle ikinci sıradaki yerini koruyor. Üçüncü çeyrekte 300.000 yeni abone kazanarak büyümesini sürdürdü. Ancak, büyüme hızı daha yavaş.

Sling TV:

Sling TV, 2.12 milyon abone ile üçüncü sırada. 2018’den beri abone sayısında önemli bir değişiklik olmamış ve 2.6 milyonun üzerine çıkmamış. Son zamanlarda düşüş eğilimi gösteriyor.

Fubol: Sporun gücüyle büyüyor

Fubo, spor içeriğiyle dikkat çeken karanlık at. 2019’dan bu yana neredeyse 5 kat büyüdü, ancak çeyrek bazlı dalgalanmalar yaşanabilir.

ESPN+: canlı sporun gücü

ESPN+, diğerlerinden farklı bir kategoride yer alıyor. Disney’in mali yılında 26 milyon aboneye ulaştı. Canlı sporlarla dolu ve isteğe bağlı içerik sunan platform, son iki yılda 8.9 milyon abone artışı yaşadı.

Kanallar ve fiyat belirleyici

Tüm hizmetlerde ortak bir trend var: fiyat artışları. Ancak, önemli olan tek şey, bir hizmetin istediğiniz kanalları sunup sunmadığı ve ödemeye hazır olduğunuz fiyat. Büyüme gösteren YouTube TV ve Fubo, özellik ekleyerek ve fiyatları ayarlayarak rekabeti kızıştırıyor. Ancak, tüketiciler için temel soru her zaman aynı: Hangi hizmet ihtiyaçlarınıza en uygun olanı? Eğer hiçbiri tatmin edici değilse, belki de eski moda bir anten düşünmeye değer.

Adobe, İsrail-Gazze savaşının yapay zeka görüntülerini satıyor

Adobe, İsrail-Gazze savaşının yapay zeka görüntülerini satmaya başladı. Bu görüntüler, hem Gazze hem de İsrail’deki şehirlerin bombardımanını gösteriyor. Görüntülerin bazıları fotogerçekçi olsa da, bazıları açıkça bilgisayar yapımı. En azından bir tanesi gerçek bir görüntü olarak internette dolaşmaya başlamış durumda.

Adobe’nin stok fotoğraf hizmeti Adobe Stock, İsrail-Gazze savaşının yapay zeka tarafından üretilen görüntülerini gerçek görüntülerle birlikte satıyor. İlk olarak Avustralyalı haber kaynağı Crikey tarafından yayınlanan görüntü “İsrail ve Filistin arasındaki çatışma/üretken yapay zeka” olarak etiketlenmiş ve bir şehir manzarasının tepesinden savrulan toz bulutunu gösteriyor. Bu, İsrail’in Gazze’deki hava saldırılarının gerçek fotoğraflarına oldukça benziyor, ancak gerçek değil. Yapay zeka tarafından üretilmiş bir görüntü olmasına rağmen görüntü gerçekmiş gibi dolaşıma sokulmuş vaziyette.

Halihazırda Adobe Stock hizmetine satılmakta olan ve Hamas’ın 1400 İsrailliyi öldürdüğü saldırıdan bu yana geçen haftalarda İsrail Savunma Kuvvetleri’nin Filistin topraklarını bombaladığı ve binlerce sivili öldürdüğü kanlı çatışmayı tasvir ettiğini iddia eden çok sayıda yapay zeka tarafından üretilmiş görüntü bulunuyor. Yapay zeka tarafından üretilen görsellerden biri “Gazze Şeridi’nden militanlar tarafından atılan bir roket sonucu yıkılan binalar” başlığını taşıyor ve harap olmuş sokakları gösteriyor; bir diğeri ise “İsrail’in Gazze şeridindeki savaştan etkilenen yıkılmış binalar” adını taşıyor. Adobe Stock’ta satışa sunulan diğer yapay zeka tarafından üretilmiş görseller ise İsrail’deki sahte patlamaları gösteriyor.

Satışa sunulan görüntüler kullanıcılar tarafından gönderilmiş ve muhtemelen üretilmiş. Bazılarının başlığında yapay zeka tarafından üretildikleri belirtilirken bazılarında belirtilmiyor. Görseller sitenin arayüzünde yapay zeka tarafından üretilmiş olarak işaretleniyor.

Yapay zeka tarafından üretilen görüntüler, her iki tarafın da propaganda amacıyla kullanılarak suyu bulandırıyor. Adobe Stock ise bu tip görüntüler için kullanıcı tabanlı bir platform konumunda. Adobe bu platforma geçen yıl yapay zeka tarafından üretilen görüntü gönderimlerini de kabul etmeye başladı. Firma, içerik yönergelerinde kullanıcılara yapay zeka tarafından üretilen ve hakları şüpheli olan görüntüleri göndermemelerini söylüyor olsa da yönergelerde kullanıcıların şiddetli çatışmaları tasvir eden görüntüleri yükleyip yüklemeyeceklerinden bahsedilmiyor.

Adobe, gönderilen yapay zeka görsellerinin “yapay zeka tarafından oluşturuldu” şeklinden etiketlenmesini zorunlu tutuyor. Görsellerin çoğunun da etiketlendiği görülüyor. Nihayetinde, bu tür görüntüleri sorumlu bir şekilde kullanmak web sitelerine bağlı, ancak Adobe bu tür kullanımları olabildiğince azaltmaya çalıştığını söylüyor.

Adobe’den açıklama

Adobe’den yapılan açıklamada, “İçerik yönergelerimiz, kullanıcılarımızın yapay zeka tarafından üretilen görüntüleri ve diğer telif hakkıyla korunan içeriği göndermemesini şart koşuyor. Bu tür içerikleri fark ettiğimizde, bunları derhal kaldırıyoruz. Bu durumu ciddiye alıyoruz ve bu tür içeriklerin kullanımının önüne geçmek için çalışıyoruz” denildi.

Peki, bu durum ne anlama geliyor?

Bu durum, yapay zekanın görsel üretim gücünün giderek arttığını ve bu durumun propaganda gibi amaçlar için kullanılabileceğini gösteriyor. Bu tür görüntülerin doğruluğunu doğrulamak için mutlaka araştırma yapmak gerekiyor.

GGH 2023 girişimcilik ekosistemi paydaşlarını bir araya getirdi!

GEN Türkiye, Habitat Derneği idari yönetiminde 200 ülkede aktif olan Global Girişimcilik Networku’nun bir parçası olarak çalışmalarını sürüdürüyor.

GEN Türkiye Yönetim Kurulu, Türkiye ekonomisini ve toplumunu geliştirmek için girişimcilik ve yeniliğin gücüne inanan, alanında tanınmış liderlerden oluşuyor. GEN Türkiye Yönetim Kurulu, ulusal boyutta ekosistemi ileriye taşıyarak, ülke ekonomisine destek olmayı amaçlıyor.

Ekosistemi destekleyen Gen Türkiye, Global Girişimcilik Haftası(GGH) için önemli faaliyetler planlayan girişim ekosistemi paydaşlarını buluşturdu. Facebook İstasyon’da gerçekleşen paydaş toplantısında katılımcılar profesyonel bağlantı kurmanın yanı sıra etkinlik fikri, tanışma, uzmanlık ve iç görü alışverişinde bulundu.

Paydaş toplantısı GEN Türkiye yönetim kurulu başkan yardımcıları Emine Erdem ve Sezai Hazır’ın açılış konuşmaları ile başladı. Ardından Global Girişimcilik Haftası hakkında sunum yapıldı ve katılımcı paydaşlar bilgilendirildi. Program ardından beyin fırtınası oturumu ile devam etti, katılımcılar arasında ekosistem paydaşları yanı sıra girişimciler, öğrenciler ve iş dünyasından temsilcileri de ağırlandı. Girişimci odaklı etkinlik ve faaliyet fikirleri katılımcılar tarafından paylaşıldı. GGH süresince paydaşlardan farklı alanları özünde barındıran hem çevrimiçi hem de fiziksel olarak atölyeler, film gösterimi ve sohbetler, panel ve konferanslar, çalıştaylar, speed mentor ve/veya yatırımcı buluşmaları, speed networking çalışmaları yapmaları beklenildiği iletildi. Bu faaliyetleri ise Kasım ayı boyunca sosyal medya paylaşımlarında #GGH2023 ve #GEW2023 etiketlerini kullanarak, Gen TR adresini etiketleyerek global anlamda faaliyetlerini görünür kılabilirler. Ayrıca Kasım ayı içerisinde “Global Girişimcilik Haftası” adresine etkinlik detaylarını tüm paydaşlar girebilirler ve etkinliklerini herkese ulaştırabilirler.

GGH 2023 Sloganı ise Türkiye 100. Yılına özel “FİKRİ HÜR GİRİŞİMCİLER, VİCDANI HÜR GİRİŞİMCİLER, İRFANI HÜR GİRİŞİMCİLER” olarak belirlendi. Kasım ayı içerisinde ve sonrasında farklı paydaşlar yenilikçi faaliyetleri bu slogan eşliğinde kurgulamaya devam edeceklerdir. İkinci yüzyılda Türkiye girişim ekosisteminde önemli kazanımlar elde edilecektir. Bu kapsamda toplantı süresince özellikle birlikte katma değer yaratmak ve iş birliği üzerine duruldu. Toplantı programı sonunda ağı oluşturma için zaman ayrıldı. Gelen katılımcılar tanışarak girişimcilik ekosistemine değer katacak işler için fikir alışverişin de bulundu.

Apple’ın yeni iPad Pro modeli OLED ekranla geliyor

0

Teknoloji devi Apple, 2024 yılında iPad Pro serisini büyük bir yenilikle karşılamaya hazırlanıyor. En güncel tedarik zinciri raporlarına göre, Apple’ın yüksek performanslı iPad Pro modelleri OLED ekran teknolojisiyle tanışacak. İddialara göre, 12.9 inçlik iPad Pro’nun OLED ekran üretimi Şubat 2024’te başlayacak, bu da kullanıcıların daha canlı renkler ve enerji verimliliği ile tanışacakları anlamına geliyor.

OLED Info tarafından paylaşılan rapora göre, ilk etapta 11 inçlik ve 12.9 inçlik iPad Pro modelleri bu ekran teknolojisiyle donatılacak. Bu, özellikle grafik tasarımcıları, sanatçılar ve içerik üreticileri için daha yüksek renk doğruluğu ve kontrast sunarak birinci sınıf bir görsel deneyim vaat ediyor.

Ancak, sadece ekranla sınırlı kalmayacak olan güncellemelerle birlikte Apple, iPad Pro serisini donanım ve tasarım anlamında da bir üst seviyeye taşıyor. Ünlü analist Mark Gurman’a göre, yeni modeller M3 işlemcisi ile güçlendirilecek ve daha büyük bir model olan 13 inçlik iPad Pro kullanıcıların beğenisine sunulacak. Ayrıca, USB-C bağlantı noktasının korunacağı belirtilirken, kullanıcılar için önemli olan diğer bir yenilik ise Magic Keyboard’un tasarımında ve materyallerinde yapılacak değişiklikler. Ancak, bu gelişmiş klavyenin 300 dolar fiyat bandını aşabileceği ifade ediliyor.

Apple’ın 2024 vizyonu sadece iPad Pro serisiyle sınırlı değil. İlerleyen yıllarda, iPad mini ve iPad Air modellerinin de OLED ekran teknolojisiyle güncelleneceği öngörülüyor. Bu adım, Apple’ın geniş ürün yelpazesinde kapsamlı bir ekran revizyonu gerçekleştirmeye olan bağlılığını gösteriyor.

Ancak, tüm bu bilgiler henüz resmi olarak doğrulanmış değil ve kullanıcılar için merakla beklenen detaylar arasında yer alıyor. Apple’ın 2024’te iPad serisinde ne gibi sürprizlerle karşımıza çıkacağını öğrenmek için heyecanla bekliyoruz.

İnsan kaynakları için SuperApp geliyor!

0

Hizmet alanlarının erişimini kolaylaştırabilmek için insan kaynakları ve istihdamın gereksinimlerinin tamamını beş ana başlık altında toplayan Yenibiriş, bu inovasyon yaklaşımı ile merkezine insanı koyan HR Super App’i oluşturdu. Bu uygulamanın içerisinde yer alan tüm hizmetleri Yenibiris Plus platformuna taşıyan markanın bu ekosistem ile artık tek bir platform üzerinden motivasyon ve değer odaklı insan politikaları hizmetlerine ulaşılabilecek. Momentum’24 Zirvesi’nde yeni platformu tanıtan Yenibiriş Yönetici Ortağı Uğur Karaboğa, “Gerçekleştirilecek bu bütüncül hizmet hem mobil hem de web tabanlı sistemler üzerinden kapsamlı ve hızlı şekilde kullanıcılarımızın erişimine sunulacak. An itibarıyla hizmete giren bu sistemimiz, 2024 yılının ikinci yarısından itibaren de mobil altyapılar üzerinden hizmete girmiş olacak” dedi. Momentumun fizikteki formülünü de ortaya çıkardıklarını açıklayan Uğur Karaboğa, artık ‘İnsan Kaynakları’ birimini Motivasyon x Değer = Birey(Motivated and Valued Person) olarak tanımladıklarının altını çizdi. Korn Ferry Onursal Başkanı Şerif Kaynar’ın “Dünyada bir yetenek savaşı başlamış durumda” sözü ise geceye damgasını vurdu.

Motive ve değerli insan kaynağı 

Yenibiriş Yönetici Ortağı Uğur Karaboğa

Kuruldukları ilk günden itibaren momentumun gücüne inanarak yol aldıklarını ifade eden Uğur Karaboğa, “Fizik biliminin bir terimi olan momentum, bizim için basit bir tanımın çok ötesinde anlam ifade ediyor. Mesela bir sporcunun zıplamadan önce eğilip, kazandığı ivme ile hayallerine ulaşması, ya da genç bir girişimcinin küçük bir odada yalnız ürettiği fikrini, yüzlerce çalışana ulaştırma başarısı. Momentum kimi zaman da ilk okunu atan bir ulusun yüzyıllar boyunca güçlenerek ayakta kalması anlamına gelir. Ve yine o ulusun yüz yıl önce yakaladığı bu büyük momentumun, nice yüzyıllarca sürdürülmesi için şaha kalkmasını da ifade etmektedir. İşte bu momentumu oluşturmak için buradayız ve Yenibiriş olarak Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılının ilk yaşını coşkuyla kutluyoruz. İlkler her zaman önemlidir. Bizi o anlara taşıyan güç de momentumun kendisidir. Harekete geçmiş olduğumuz o andır. Biz de Yenibiriş olarak momentumun fizikteki formülünü temel alarak kendi formülümüzü geliştirmek istedik. Biliyoruz ki artık ‘İnsan Kaynakları’ kavramı günümüzde temsil ettiği değerler itibari ile yeniden ele alınması gereken bir birimi simgeliyor. Bu yeni vizyonumuz doğrultusunda oluşturduğumuz formül ile artık ‘İnsan Kaynakları’ birimini Motivated and Valued Person yani ‘MVP’ birimi olarak tanımlıyoruz” dedi.

Yenibiris Plus ile hizmetlere tek bir yerden ulaşılabilecek

Merkezine insanı aldıkları yeni vizyon doğrultusunda teknolojiyi ve dijital altyapıların da desteğiyle Türkiye’nin dört bir yanına insan kaynakları alanındaki hizmetleri erişilebilir kılmayı amaçladıklarını söyleyen Karaboğa, sözlerine şöyle devam etti: “Hizmet alanlarının erişimini kolaylaştırabilmek için insan kaynakları ve istihdamın gereksinimlerinin tamamını beş ana başlık altında toplayarak sadeleştirdik. Bu inovasyon yaklaşımı ile merkezine insanı koyan dijital bir yapı oluşturduk ve bir HR Super App doğmuş oldu. Bu uygulamanın içerisinde yer alan tüm hizmetlerimizi kapsayacak yeni dijital platformumuz da Yenibiris Plus. Bugünden itibaren Yenibiris Plus ekosistemi ile beraber motivasyon ve değer odaklı insan politikaları hizmetlerine tek bir platform üzerinden ulaşabilecek. Gerçekleştirilecek bu bütüncül hizmet hem mobil hem de web tabanlı sistemler üzerinden kapsamlı ve hızlı şekilde kullanıcılarımızın erişimine sunuluyor olacak. An itibarıyla hizmete giren bu sistemimiz, 2024 yılının ikinci yarısından itibaren de mobil altyapılar üzerinden hizmete girmiş olacak. Önümüzdeki yıl gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz Momentum’25 Zirvesi’nde ise ana tema olarak insan politikaları alanında yapay zeka kullanımı ve yetenek teması konularını işliyor olacağız.”

“Yeteneklerin en iyilerini alanların başarılı olmaması için hiçbir sebep yok”

Korn Ferry Onursal Başkanı Şerif Kaynar
Korn Ferry Onursal Başkanı Şerif Kaynar

Zirvenin bir diğer konuşmacısı ise Korn Ferry Onursal Başkanı Şerif Kaynar, “Günümüz iş dünyasında bir liderin başarıya ulaşması için kendi deyimimle içten yanan motorlu olması yani merak etmesi, okuması, yenilik peşinde koşması ve birçok işi aynı anda yapabilmesi lazım. İkinci olarak çevresine örnek olması, iyi bir liderin olmazsa olmazları arasında olmalı. Bunun yanı sıra liderin güven vermesinin yanında gelişime teşvik etmesi gerekiyor. Siz insanlara güvenip onların gelişimi için fırsat yaratarak fırsat verirsiniz inanılmaz işler başardığını görebilirsiniz. Hayatımızın tamamını oluşturan iletişim, başarılı bir liderin de olmazsa olmazıdır. İletişimi kuvvetli olan biri mutlaka kazanıyor çünkü iletişim onları bir yerden bir yere getiriyor. Ayrıca liderin işindeki başarısını sürdürülebilir kılması için en iyi ekiple çalışması ve cömert olması büyük öneme sahip. İş hayatının olmazsa olmazı olan network de liderliğin olmazsa olmaz faktörlerinden biri. Belki bugün tanıştığınız bir kişi beş yıl sonra size hayatınızın fırsatı için kapı aralayacak. Bugün geldiğimiz noktada liderler ne kadar önemliyse yetenekler de bir o kadar değerli. Nitekim dünyada bir yetenek savaşı başlamış durumda ve bu yeteneklerin en iyilerini alanların başarılı olmaması için hiçbir sebep yok. Bunun için de şirketlerin İnsan Kaynakları daha önce hiç olmadığı kadar önem vermesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

100 Yılın Değer Ödülleri sahiplerini buldu

Momentum’24 Zirvesi’nin ilk günü ‘100 Yılın Değer Ödülleri’ törenine de ev sahipliği yaptı. Sunuculuğunu Derda Yasir Yenal ve Oylum Talu’nun yaptığı gecede ‘100 Yılın Vefa Ödülü’ Özdemir Bayraktar’a, ‘100 Yılın Başarı Ödülü’ Türk Hava Yolları’na, ‘100 Yılın Güven Ödülü’ Shell’e, ‘100 Yılın Sanat Ödülü’ Ajda Pekkan’a, ‘100 Yılın Spor İnsanı Ödülü’ Fatih Terim’e, ‘100 Yılın Emek Ödülü’ Doğan Hızlan’a ve ‘100 Yılın Takımı Ödülü’ Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı’na verildi.

YouTube, reklam engelleyicilere savaş açmıştı; değdi mi?

YouTube’dan gelen ilk raporlar, kampanyanın bir etki yarattığını, ancak genel etkinliğin ihmal edilebilir düzeyde olduğunu gösteriyor.

Yaklaşık 75 milyon kullanıcıya sahip bir reklam engelleme sağlayıcısı olan AdGuard, Wired’a 9 Ekim ile ay sonu arasında kaldırma sayısının günde yaklaşık 11.000’e ulaştığını ve 18 Ekim’de yaklaşık 52.000’e yükseldiğini söyledi. Chrome uzantısı her gün yaklaşık 6.000 kez kaldırılıyor.

Reklam bloğu geliştiricisi Ghostery’nin ürün ve mühendislik direktörü Krzysztof Modras, Ekim ayının büyük bir bölümünde günlük normal sayıdan üç ila beş kat daha fazla kaldırma ve yükleme deneyimi yaşadıklarını; bunun da kabaca sabit bir kullanımla sonuçlandığını söyledi.

Modras, kaldırma sırasında ankete katılan kullanıcıların büyük çoğunluğunun, aracın kaldırılmasının nedeni olarak aracın YouTube’daki reklamları engelleyememesini gösterdiğini söyledi. 

Daha da ilginci, Ghostery’nin Ekim ayında Edge’deki kurulumların önceki aya göre yüzde 30 arttığını görmesi, kullanıcıların YouTube’un engelleyici yasağına geçici bir çözüm bulma konusunda çaresiz olduklarını gösteriyor.

Başka bir reklam engelleme sağlayıcısı olan AdLock’ta günlük yükleme ve kaldırma işlemleri Ekim ayında normalden yaklaşık yüzde 30 daha yüksekti.

Kesin olan bir şey var; savaş daha yeni başladı. YouTube, reklam engelleyici engelleme teknolojisini desteklerken mühendisler de bunu aşmanın bir yolunu bulmaya çalışacak. Kötü amaçlı yazılım yaratıcılarından ve web kullanıcılarını korumaya çalışan şirketlerden hiçbir farkı yok; üstünlük sağlamak için sürekli bir ileri geri mücadele veriliyor.

Kısmen sınırlı kullanıma sunulması nedeniyle YouTube şu anda avantajlı. Engelleyici blokajı tüm kullanıcılara yayılmadığından, aslında engelleme çabalarını yavaşlatıyor.

YouTube’un reklam görmek istemeyenler için çözümü, reklamsız hizmeti YouTube Premium için ayda belirli bir ödemeye katlanmak.

Üniversitenin geliştirdiği yapay zeka, saniyeler içerisinde tasarım geliştiriyor!

Ekip, tüm potansiyeliyle yapay zeka programının gelecekte insanların hiç düşünmediği yeni yaratımlar oluşturmaya yardımcı olabileceğini umuyor.

Araştırmacılar, programın nasıl çalıştığına dair pek fazla ayrıntı paylaşmadı; kullanıcıların istemlerine dayalı olarak çalışması açısından ChatGPT‘ye benzemesi dışında. Ekip, başlangıç ​​olarak programdan karada yürüyebilen fiziksel bir makine tasarlamasını istedi ve programa daha fazla bir şey sormadı; böylece programın çalışmasını değerlendirmesine ve daha fazla insan müdahalesi olmadan tasarımı ayarlamasına olanak tanıdı.

Yirmi altı saniye ve 10 tasarım denemesinden sonra yapay zeka, bir robotun 3 boyutlu yazdırılabilir bir planını başarıyla oluşturmayı başardı. Araştırma ekibine göre yapay zeka tarafından tasarlanan robot, saniyede vücut uzunluğunun yarısı kadar bir hızla yürüyebiliyordu.

Yapay zeka, robotu; robotun gövdesine hava enjekte edildiğinde kendi kendine hareket eden üç farklı bacakla tasarladı. İçeride, robotun gövdesi, görünüşe göre robotun çalışması için gerekli olan birkaç gizemli görünümlü delikle oluşturuldu. Araştırmacılar, tasarımın neden gövdede delikler içerdiğini tam olarak bilmiyorlar ancak robotun onlar olmadan çalışmayacağını kabul ediyorlar.

AI nedir

Robotun kendisi kendi başına muhteşem değil, ancak Northwestern Üniversitesi’nin yeni AI algoritmasının potansiyelini gösteriyor. Robot hakkındaki rapora göre, yalnızca insanların geçmiş çalışmalarını taklit etmekle kalmayıp “yeni” fikirler de üretebiliyor

Araştırmayı yöneten Sam Kriegman, The Robot Report‘a “Bu ilginç çünkü yapay zekaya bir robotun bacakları olması gerektiğini söylemedik.” dedi. “Bacakların karada hareket etmenin iyi bir yolu olduğunu yeniden keşfetti. Ayaklı hareket aslında karasal hareketin en etkili şeklidir.” 

Bu, araştırmacıların yeni yapay zeka algoritmasının yalnızca başlangıcı. Ekip, gelecekte algoritmanın olgunlaşacağını ve doğru yönlendirmelerle farklı türde robotlar yaratabileceğini umuyor.

Microsoft’tan Windows 10’a Copilot sürprizi

Microsoft, kullanıcı dostu yapay zeka asistanı Copilot’u Windows 10 işletim sistemi kullanıcılarına entegre etmeye hazırlanıyor. Halihazırda dünya genelinde bir milyardan fazla aktif cihazda kullanılan Windows 10, Copilot’un getireceği yeni özelliklerle bir adım daha öne çıkacak.

Windows Central’ın güvenilir kaynaklarına göre, Copilot’un hem Windows 10 hem de Windows 11 üzerinde sorunsuz bir şekilde çalışacak eklentilere sahip olacağı belirtiliyor. Bu, her iki işletim sistemi kullanıcısının da benzer bir deneyim yaşamasını sağlayarak uyumluluğu artırıyor.

Copilot

Yapay zeka Windows 11’in ağustos ayında beta olarak, eylül ayında ise resmi olarak kullanıma sunulmuştu. Ancak şu an için temel özelliklere odaklanan Copilot, ilerleyen aylarda Windows 10 üzerinde de kapsamlı bir kullanıcı deneyimi sunmayı hedefliyor. Bu, Windows 10’un geniş kullanıcı tabanına yeni ve gelişmiş özelliklerin getirilmesine olanak tanıyacak.

Microsoft’un bu hamlesi, Windows 10’un hala büyük bir aktif cihaz sayısına sahip olması göz önüne alındığında stratejik bir adım olarak nitelendiriliyor. Windows 11’in aylık aktif cihaz sayısı 400 milyon civarında olduğu düşünüldüğünde, Copilot’un Windows 10’u daha geniş bir kitleye ulaştırması hedefleniyor.

Ayrıca, bu güncelleme ile geliştiricilerin Copilot eklentileri yapmaya teşvik edilmesi, Microsoft’un yapay zeka tabanlı asistanını sürekli olarak güçlendirmesine katkı sağlayacak. Kullanıcılar, Copilot’un sunduğu akıllı özelliklerle Windows deneyimini daha da zenginleştirecekler.

Bu adım, Microsoft’un teknoloji dünyasındaki liderliğini sürdürme yolundaki kararlılığını ve kullanıcılarına en iyi deneyimi sunma taahhüdünü bir kez daha gösteriyor.

AB’den devrim niteliğindeki dijital kimlik cüzdanı kararı

Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi, devrim niteliğinde bir hareketle 2030 Dijital On Yılı hedeflerine ulaşma yolunda önemli bir adım olarak görülen Avrupa Dijital Kimlik Cüzdanı uygulamasını tanıtan Yönetmelik üzerinde nihai anlaşmaya vardı. Anlaşma, tüm AB vatandaşları için kamu ve özel çevrimiçi hizmetlere güvenli erişim vaat ediyor.

AB üyesi ülkeler tarafından sunulan kamu hizmetlerine ek olarak, Dijital Hizmetler Yasası kapsamında belirlenen Çok Büyük Çevrimiçi Platformlar (Amazon, Booking.com veya Facebook gibi hizmetler dahil) ve yasal olarak kullanıcılarının kimliğini doğrulaması gereken özel hizmetler, çevrimiçi hizmetlerinde oturum açmak için AB Dijital Kimlik Cüzdanını kabul etmek zorunda kalacak. Buna ek olarak, cüzdanların özellikleri tüm özel hizmet sağlayıcılarının hizmetleri için bunları kabul etmelerini cazip hale getirecek ve böylece yeni iş fırsatları yaratacak. Cüzdan ayrıca hizmet sağlayıcıların çeşitli düzenleyici gerekliliklere uyumunu da kolaylaştıracak.

AB vatandaşlarının dijital kimliklerini güvenli bir şekilde saklamanın yanı sıra Cüzdan, kullanıcıların banka hesabı açmalarına, ödeme yapmalarına ve mobil ehliyet, tıbbi reçete, mesleki sertifika veya seyahat bileti gibi dijital belgeleri saklamalarına olanak tanıyacak. Cüzdan, AB yasaları tarafından garanti altına alınan çevrimiçi kimlik tespitine kullanıcı dostu ve pratik bir alternatif sunacak. Cüzdan, kullanıcının kişisel verilerini paylaşıp paylaşmama tercihine tamamen saygı gösterecek, aynı standartlara göre bağımsız olarak onaylanmış en yüksek güvenlik derecesini sunacak ve kodunun ilgili kısımları, herhangi bir kötüye kullanım, yasadışı izleme, takip veya devlet müdahalesi olasılığını dışlamak için açık kaynak olarak yayınlanacak.

Anlaşma, tüm AB vatandaşları için kamu ve özel çevrimiçi hizmetlere güvenli erişim vaat ederek Dijital On Yıl 2030 hedeflerine ulaşma yolunda önemli bir adım anlamına geliyor. AB Dijital Hizmetler Yasası (DSA) tarafından Çok Büyük Çevrimiçi Platformlar olarak tanımlanan Alibaba AliExpress, Amazon Store, Apple AppStore, Booking.com, Facebook, Google Play, Instagram, LinkedIn, Twitter ve YouTube gibi platformlar AB Dijital Kimlik Cüzdanını geçerli bir giriş yöntemi olarak kabul etmek zorunda olacaklar.

AB Dijital Kimlik Cüzdanı Çevrimiçi Hizmetleri Dönüştürmeye Hazırlanıyor

Anlaşmaya göre AB genelinde geçerli olacak dijital kimlik cüzdanı, dijital kimlik depolamanın ötesine geçerek kullanıcıların banka hesabı açma, ödeme yapma ve ehliyet ve tıbbi reçeteler gibi dijital belgeleri güvenli bir şekilde tutma gibi çeşitli görevleri yerine getirmelerini sağlayacak. Ayrıca bu cüzdan en üst düzeyde güvenliği garanti ederek kullanıcıların kişisel verilerin paylaşımını kontrol etmelerine (neleri paylaşıp neleri paylaşmayacakları) olanak tanıyacak. Dijital kimlik cüzdanı ayrıca açık kaynak yapısı ile şeffaflık sağlayacak ve kötüye kullanıma veya devlet müdahalesine karşı koruma sunacak. Geliştirilmiş özellikler arasında bir işlem panosu, veri koruma ihlallerini bildirme ve cüzdanlar arasında etkileşim yer alacak. Vatandaşlar ayrıca mevcut ulusal eID programlarını bu cüzdana entegre edebililecek ve profesyonel olmayan kullanım için ücretsiz eİmzalardan yararlanabilecek

Çok yönlülük serbest bırakılırken gizlilik ön planda

Anlaşma Avrupa Parlamentosu ve Konsey tarafından resmi olarak onaylanmasının ardından Avrupa Dijital Kimlik çerçevesi yayınlanacak ve yayını takip eden 20 gün içinde faaliyete geçecek. AB üyesi tüm devletler ise, teknik özellikleri ve sertifikasyon kriterlerini belirleyen Uygulama Yasalarının kabul edilmesinden sonraki 24 ay içinde vatandaşlarına AB Dijital Kimlik Cüzdanları sağlamakla yükümlü olacak.

Güvenlik ve veri analizi firması Sumo Logic hacklendi!

Aralarında Samsung, Okta, SAP, F5, Airbnb, SEGA, 23andme, SAP ve Toyota gibi yüksek profilli pek çok şirketin de yer aldığı yüzlerce kurumsal müşteriye hizmet sağlayan Sumo Logic geçen hafta AWS (Amazon Web Services) hesabının ele geçirildiğini keşfettikten sonra bir güvenlik ihlali olduğunu açıkladı. Bulut bilişim güvenlik ve veri analizi hizmetleri sunan şirket, bir saldırganın Sumo Logic AWS hesabına erişim sağlamak için çalıntı kimlik bilgilerini kullandığını tespit ettiklerini söylüyor.

Sumo Logic, sistemlerinin ve ağlarının ihlal sırasında etkilendiğine dair “herhangi bir kanıt bulamadıklarını” ve “müşteri verilerinin şifrelendiğini ve şifrelenmeye devam ettiğini” bildiriyor. Şirketten yapılan açıklamada, “Tespitin hemen ardından maruz kalan altyapıyı kilitledik ve ihtiyatlı davranarak altyapımız için potansiyel olarak maruz kalan tüm kimlik bilgilerini rotasyona tabi tuttuk. Bu olayın kaynağını ve kapsamını derinlemesine araştırmaya devam ediyoruz. Potansiyel olarak açığa çıkmış olma ihtimali bulunan kimlik bilgilerini tespit ettik ve sistemlerimizi daha fazla korumak için ekstra güvenlik önlemleri aldık” deniliyor.

Firmaya göre alınan ek önlemler, gelecekte benzer olayları önlemek için gelişmiş izleme ve potansiyel güvenlik açıklarının ele alınmasını içeriyor. Şirket ayrıca ek kötü niyetli faaliyet belirtilerini tespit etmek için ağ ve sistem günlüklerini izlemeye devam ettiğini açıklarken müşterilere ise API anahtarlarını rotasyona tabi tutmalarını tavsiye ediyor. Firma ayrıca müşterilerinin Sumo Logic yüklü toplayıcı kimlik bilgileri, barındırılan toplayıcı tarafından veri toplama amacıyla Sumo’da depolanan üçüncü taraf kimlik bilgileri (ör. S3 erişimi için kimlik bilgileri), Web kancası bağlantı yapılandırmasının bir parçası olarak Sumo’da depolanan üçüncü taraf kimlik bilgileri ve Sumo Logic hesaplarına ait kullanıcı parolaları gibi bir takım hassas bilgileri de gözden geçirmeleri ve sıfırlamaları önerisinde bulunuyor.

Şirket, “Bu olayla ilgili soruşturma devam ederken, güvenli ve emniyetli bir dijital deneyimi teşvik etmek için elimizden gelen her şeyi yapmaya kararlıyız” diyor ve ekliyor: “Sumo Logic hesaplarına kötü niyetli erişimin kanıtı bulunursa müşterileri doğrudan bilgilendireceğiz. Müşterilerimiz güncellemeleri Güvenlik Yanıt Merkezimizde bulabilirler.”

Sumo Logic, müşterilerine log analitiği, altyapı izleme, bulut altyapısı güvenlik hizmetleri ve daha fazlasını sağlayan bulut tabanlı bir SaaS analitik platformu işletiyor. Mayıs ayında, özel sermaye şirketi Francisco Partners şirketi 1,7 milyar dolara satın aldı. Firmanın müşteri listesi Samsung, Okta, SAP, F5, Airbnb, SEGA, 23andme, Toyota gibi birçok teknoloji şirketini içeriyor.

Girişimler fikirlerine sahip çıkmalı!

Startup’lar artık yalnızca ülkemizin değil globalde de ekonominin önemli yapı taşlarından birisi haline geldi. Türkiye’de birçok farklı sektörde faaliyet gösteren startup’ların, iş kurarken ve sonrasında dikkat etmesi gereken hukuki boyutlar ise en az girişim fikri kadar önemli. Şirketleşme süreçlerinde sundukları ürün veya hizmete uygun doğru adımı atmak oldukça kritik bir rol oynuyor.

Türkiye ile Avrupa Birliği Arasında ICT Sektöründeki İş Birliğinin Geliştirilmesi Raporu’na göre Türkiye’nin startup ekosistemi, özellikle oyun, yapay zeka, finans ve sağlık sektörlerinde öne çıkmaya başladı. Türkiye’nin startup ekosistemi, artan deneyimi ile gelişmekte olan pazarlar arasında üst sıralarda yer almak için çaba gösteriyor. Bu çabaların sonucu olarak Türkiye, Avrupa’da 2022 yılında en çok yatırım alan 10. ülke, İstanbul en çok yatırım alan 8. Avrupa şehri konumuna geldi. Hızlı değişen ve dönüşen dünyada önemli bir yer edinen ve geleceğe değer katan startuplar’ın ilk adımı, inovatif bir ürün ya da tasarımsal bir ürün olduğunda patentinin alınması gerekiyor. Marka başvurusu yapılarak, satılan ürün veya verilen hizmet her ne ise tabi olunan yasaların kontrol edilmesi, sonrasında ise ilgili lisans ve ruhsatları kontrol ederek ilerlenmesi gerekiyor. Hizmet veya ürünlerini ortaya koyduktan sonra startup’ların en önemli gündemini ise satış yapmak oluşturuyor. Satış yapılabilmesi için de fatura kesebiliyor olmaları gerekiyor. Bu noktada ise doğru bir şekilde şirketleşmeye ihtiyaç duyuluyor.

Girişimler kanuna uygun hareket etmediğinde riskli bir ortam oluşuyor

KYO Legal Ortağı Avukat Gamze Müge Kan
KYO Legal Ortağı Avukat Gamze Müge Kan

Girişim fikri harika gözükse de kanuna uygun olarak sistem işletilmediğinde pek çok riski beraberinde getiriyor. Startup Hukuku hakkında açıklamalarda bulunan KYO Legal Ortağı Avukat Gamze Müge Kan, “Girişimciler, patent, marka başvurusunu yapmadıklarında, gizlilik sözleşmelerini aksattığında iş fikirlerini kaybedebilirler. Yanlış şirket kurgusu yapılırsa da maddi ya da vergisel olarak zarara uğrayabilirler. Kuracakları işin her aşamasında mutlaka hukuki danışmanlık ve bir hukukçudan destek almaları gerekiyor. Günümüzde girişimcileri en çok hukuki danışmanlığa yönelten nokta elbette ki yatırım alma süreçleri oluyor. Yatırımcılarla yapılacak sözleşmeler çoğunlukla çok teknik sözleşmeler oluyor, aynı zamanda pek çok farklı yatırım aracı da mevcut. Girişimciler için, şirket ve şirket operasyonları büyüdükçe günlük hukuki ihtiyaçlar da artıyor. Müşteri sayısı, yatırımcı sayısı, çalışan sayısı arttıkça hukukçuya olan ihtiyaç da aynı oranda büyüyor. Ancak burada kritik olan sürecin en başından itibaren adımları sağlam atmak” dedi.

Tüm sözleşmelerde iyi çalışmak hukuki bir açık bırakmamak gerekiyor

Girişimciler bazen tek başlarına bazen de ortaklı şekilde ilerleyebiliyor, yatırım turları sonrasında ise birçok partner ile iş ortaklığına gidebiliyorlar. Tam bu noktada kritik bir diğer konu ise sözleşme ihlalleri ile baş etmenin en iyi yolunu bulmak oluyor. Bu süreci en sağlıklı şekilde yürütebilmek için temel adım sözleşmelerin yazımında gerekli tüm önlemlerin alınması gerekiyor. Olası anlaşmazlıkların girişimcilere zarar vermemesi adına yapılması gerekenlerden bahseden Avukat Kan, “Taraflar arasında mutlaka anlaşmazlık ve uyuşmazlık olacaktır. Bu durum, işçi işveren, müşteri şirket, yatırımcı girişimci arasında yaşanabilir. Ortaklı şirketlerde ise uyuşmazlıklar sıklıkla ortaya çıkabilir. Bu durumdan kaçınmak imkansız ancak gerekli tüm önlemleri öncesinde alarak, sözleşmelere dikkatli çalışmak, açık konu bırakmamak, hükümleri detaylıca incelemek yazmak oldukça önemli. Sözleşmelerde yer alan hükümlerin geçerliliklerini tekrar tekrar kontrol etmek gerekiyor. Girişimcilerin kendilerini tüm durumlarda koruyacağını düşündüğü bir madde geçersiz de olabiliyor. Bütün bu olasılıkların bir hukukçu tarafından kontrol edilmesi çok daha güvenli oluyor. Sözleşme sürecinde tek başlarına ilerlediyseler ve anlaşmazlık olduysa da o noktada süreci mutlaka anlaşabilecekleri bir avukata vermeleri gerekiyor. Müzakere ve dava süreçleri oldukça teknik olduğu için tek başlarına yürütülebilecekleri süreçler değil. Bu noktada girişimcilere en önemli tavsiyemiz iş, dava ya da arabuluculuk aşamasına geldiyse bir avukatla çalışmaya başlamalarıdır” dedi.

Apple Vision Pro ilk 3D filmlerini yakında App Strore’da gösterecek!

Uyumlu bir filmin meta veri bölümünde Dolby Vision, 4K, yaş sınırı ve benzeri simgelerin yanında yeni bir ‘3D‘ simgesi görünüyor. 3D simgesi kulaklık şeklinde olup, 3D oynatma deneyimine yalnızca Vision Pro aracılığıyla erişilebileceğini gösteriyor.

Elbette uyumlu başlıklar listesinin zamanla büyüyeceğini varsayabiliriz. FlatpanelsHD şu anda 3D simgesinin Jurassic World Dominion, Pacific Rim Uprising ve Shrek dahil olmak üzere yaklaşık 20 oyunda göründüğünü tespit etti. Hangi 3D kare hızının ve çözünürlüğün kullanıma sunulduğu henüz tam olarak belli değil.

Her ne kadar evlerde 3D TV’ler yaklaşık on yıl önce geçici bir moda olsa da Vision Pro gibi AR/VR kulaklıklarının bu ortama olan ilgiyi yeniden canlandırması mümkün.

Ürünün WWDC’deki tanıtımında Apple, Vision Pro’nun kullanıcıyı nasıl zengin bir 3D film deneyimine nasıl sürükleyebileceğini vurgulamak için Avatar: The Way of Water‘dan bir klip gösterdi. Cihazla ilgilenen basın mensuplarına aynı Avatar klibi oynatıldı ve birçok kişi bunu sinema salonundan daha iyi bir 3D deneyimi olarak tanımladı.

Apple Vision Pro 100Hz'e kadar ekran yenileme hızını destekleyebilir!

Apple, 3D’nin standart Apple TV uygulama mağazası film satın alma fiyatına dahil edilip edilmeyeceğini veya premium olarak gelip gelmeyeceğini henüz doğrulamadı. Ücretsiz olarak dahil edilmesiyle ilgili bazı emsaller var. Apple, 2017 yılında Apple TV 4K’yı piyasaya sürdüğünde müşterilerin satın aldığı HD filmleri hiçbir ek ücret ödemeden 4K kalitesine yükseltmek için film stüdyolarıyla ortaklık kurdu.

Vision Pro, ABD’de “gelecek yılın başlarında” 3499 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunulacak. 2024 yılı sonuna kadar başka ülkelerde de satışa sunulacak. Apple’ın ilk yılında yalnızca yaklaşık 500.000 adet satması bekleniyor.

Yenilikçi girişimlere yatırım yapmak isteyenlere yeni fırsat

Geniş bir yatırım fonu dünyasına sahip olan Yapı Kredi Portföy, geleceğin teknolojileri konusunda faaliyet gösteren girişimlere yatırım yapmak isteyen yatırımcılar için FRWRD Birinci Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nu hayata geçirdi. Bu kapsamda FRWRD Birinci Girişim Sermayesi Yatırım Fonu; büyüme potansiyeli yüksek ancak büyüme için kaynağa ihtiyacı olan bilişim, blockchain, enerji, finans teknolojileri, ileri analitik çözümler, metaverse, oyun, sağlık teknolojileri, siber güvenlik, yapay zekâ ve web 3.0 gibi alanlarda orta-ileri seviyedeki yenilikçi girişimlere yatırım yapıyor. Yatırımcılar, satın alacağı FRWRD Birinci Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile hem yapmış olduğu yatırımdan getiri potansiyeli elde edebiliyor hem de vergi indirimi avantajından faydalanabiliyor. Fonun alım satım işlemleri ise nitelikli yatırımcılara Yapı Kredi şubeleri üzerinden kolayca gerçekleştirilebiliyor. 

Yenilikçi fikirlere yatırım yapma olanağı sağlıyor

 Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Müge Peker
Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Müge Peker

Fonların finansal enstrümanlar arasında yatırımcıların öncelikli tercihi olduğuna ve bilinirliklerinin her geçen gün arttığına dikkat çeken Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Müge Peker, şu değerlendirmede bulundu: ‘‘Sektörde pek çok ilke imza atan bir kurum olarak odağımıza daima müşterilerimizi alıyoruz. En büyük önceliğimiz, yatırımcılarımıza hem getiri hem de sunulan hizmet olarak en yüksek faydayı sağlamak. Bu doğrultuda, müşterilerimizi farklı ve güvenilir finansal enstrümanlarla buluşturarak en kaliteli hizmeti sunmak üzere çalışıyoruz. Son olarak hayata geçirdiğimiz FRWRD Birinci Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile bireysel ve kurumsal yatırımcılar için büyüme potansiyeli yüksek şirketlere uzun vadeli yatırım yapma imkânı sağlıyoruz. Fon’un yatırım yapacağı şirketlerin seçiminde; şirketin katma değer yaratma potansiyeline sahip olması, ölçeklenme olanağı taşıması, yenilikçi fikirlerinin bulunmasının yanı sıra rekabetçi ve sürdürülebilir hizmetler üretmesini esas alıyoruz. Bu noktada Türkiye’nin lider girişimcilik programlarını gerçekleştiren Yapı Kredi FRWRD’ı, hedef girişimlere erişim noktasında kritik bir araç olarak kullanıyoruz. FRWRD üzerinden hızlandırma programına katılan girişimleri olgunlaşma aşamasında izliyor ve yatırım yapılabilir seviyeye geldiklerinde hedef girişim olarak değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de yaratıcı çözümler sunarak sektörde fark yaratmaya ve yatırımlarını değerlendirmeleri için müşterilerimize geniş bir ürün yelpazesi sunmaya devam edeceğiz.’’

Fon hakkında bilgiler: https://www.kap.org.tr/tr/fon-bilgileri/ozet/yhg-yapi-kredi-portfoy-yonetimi-a-s-frwrd-birinci-girisim-sermayesi-yatirim-fonu

Kanadalı şirket dalga enerjisiyle tatlı su üretti!

Kanada merkezli Oneka Technologies şirketi, dalga enerjisini kullanarak deniz suyunu tuzdan arındırma teknolojisi üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Geliştirdikleri çevreci çözüm, su kıtlığına çözüm olabilecek nitelikte ve özellikle su kaynaklarının azalmasıyla mücadele eden ülkeler için umut vaat ediyor.

Dünya genelinde sadece %3’ü tatlı su olarak kullanılabilir durumda olan su kaynakları, küresel ısınma, su kullanımının artması ve tatlı su kaynaklarının kirlenmesi gibi faktörlerle karşı karşıya. Bu sebeple tuzlu su arındırma teknolojileri, giderek daha fazla önem kazanıyor.

dalga  kanada

Su arıtma işlemi genellikle yoğun enerji gerektiren bir süreçtir ve bu enerjinin genellikle yenilenebilir kaynaklardan gelmemesi çevresel sorunlara neden olabilir. Oneka’nın geliştirdiği membran yöntemi, deniz suyunu tuzdan arındırmak için daha düşük enerji tüketimi sağlıyor.

Oneka’nın yaklaşımı, deniz tabanına sabitlenmiş yüzen makineler aracılığıyla dalga enerjisini kullanarak membran sistemini çalıştırıyor. Sistem, tamamen mekanik olarak işliyor ve elektriğe ihtiyaç duymuyor. Makineler, farklı boyutlarda inşa edilerek çeşitli su arıtma kapasitelerine sahip olabiliyor.

Geleneksel membran sistemlerinde ortaya çıkan yüksek tuzluluktaki atık suların denize boşaltılmadan önce işlenmesi gerekiyor. Oneka’nın makinesi ise denizden çekilen suyun dörtte üçünü biriken tuzla karıştırarak denize boşalttığı için tuzluluğu fazla arttırmıyor, bu da çevresel etkileri azaltıyor.

Oneka Technologies’in yenilikçi çözümü, su kıtlığına karşı etkili bir mücadele aracı olabilir ve çevre dostu teknolojisiyle dikkat çekiyor. Gelecekte daha fazla ülkenin su sorunlarına çözüm olması beklenen bu teknoloji, su kaynaklarını sürdürülebilir bir şekilde kullanma yolunda önemli bir adım niteliği taşıyor.

Google, Apple’ın iMessage’ını herkese açması için AB’ye başvurdu

Google, Avrupa Birliği’nin yeni Dijital Piyasalar Yasası’na dayanarak, Apple’ın popüler mesajlaşma uygulaması iMessage’ı herkes için erişilebilir kılması için düzenleyici kurumlara başvuruda bulundu. Bu talep, Google’ın ismi açıklanmayan bir kıdemli başkan yardımcısı ve Avrupa’nın önde gelen telekomünikasyon şirketlerinden Vodafone, Deutsche Telekom, Orange ve Telefónica’nın CEO’ları tarafından imzalanan bir mektupla destekleniyor.

Mektupta vurgulanan ana konu, iMessage’ın işletmelerle müşteriler arasında önemli bir iletişim aracı olarak işlev görmesi ve bu nedenle temel bir platform hizmeti olarak kabul edilmesi gerekliliği. Eğer iMessage bu statüyü kazanırsa, Apple’ın diğer mesajlaşma hizmetleriyle uyumlu hale gelmesi zorunlu hale gelecek.

Google, Apple’ı platformlar arası mesajlaşma standardı RCS’yi benimsemeye teşvik ediyor. Geçtiğimiz yıl #GetTheMessage hashtag’iyle başlattığı kampanya ile Google, Apple’ın iMessage’ı kendi ekosistemine kilitlenmiş tutmasını eleştirmiş ve daha geniş bir kullanıcı kitlesi için standartlara uymaya çağırmıştı.

Hiroshi Lockheimer, Google’ın kıdemli başkan yardımcısı, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Apple’ın iMessage’a kilitlenmesi belgelenmiş bir stratejidir” dedi. Lockheimer, bu tür bir stratejinin samimiyetsiz olduğunu ve şirketin eşitlik ve insanlık değerleriyle çeliştiğini vurguladı.

iMessage’ın şu anda platformlar arası mesajları SMS yoluyla göndermeye izin verdiğini, ancak Apple’a özgü şifreleme ve yüksek kaliteli medya paylaşımı gibi özelliklere sahip olduğunu belirtmek önemli. Apple kullanıcıları, mavi baloncuklarla zengin özelliklere sahip mesajlar gönderebilirken, diğer kullanıcılar daha sınırlı yeşil baloncuklarla yetinmek zorunda kalıyor.

Apple ise iMessage’ı kişisel tüketici iletişimi odaklı bir uygulama olarak tasarlandığını ve bu nedenle Dijital Piyasalar Yasası’nın doğrudan bellek erişimi (DMA) kapsamı dışında olduğunu savunuyor. Ancak Avrupa Komisyonu, daha önce iMessage’ın çekirdek platform hizmeti olarak tanımlanacak kadar popüler olmadığını ve iş odaklı özellikler için yeterli destek sunmadığını iddia etmişti.

Avrupa Komisyonu’nun bu konudaki araştırması devam ederken, 2024 Şubat’ında bir karar bekleniyor. Bu süreç, Apple’ın iMessage’ını açık bir platform hizmeti olarak sunma konusunda önemli bir dönemeç olabilir.

TUS teknolojisi ile rüyaları kontrol etmek mümkün olabilecek mi?

0

Prophetic adlı girişim, giyilebilir bir kafa bandının kullanıcılarına istedikleri zaman berrak rüyalar yaşatma hedefiyle yola çıktı. Eric Wollberg ve Wesley Louis Berry III tarafından kurulan şirket, ultrason ve makine öğrenimi modellerini birleştirerek “rüya görenlerin ne zaman REM uykusunda olduklarını tespit etmek ve berrak rüyaları başlatmak ve stabilize etmek” amacıyla geliştirilen bir teknoloji üzerinde çalışıyor.

Lüsid rüyalar, hayatları boyunca en az bir kez rüya gören yetişkinlerin yaklaşık yarısı için anlam dolu ve dönüştürücü deneyimler sunan anlardır. Prophetic, bu deneyimi daha geniş bir kitleye ulaştırmayı amaçlayarak giyilebilir teknolojiyi lüsid rüya deneyimini tetiklemek için kullanmayı planlıyor. Şirket, bu yılın başlarında kurulan ve Halo adını taşıyan giyilebilir kafa bandı prototipini geliştirdi.

Prophetic, Radboud Üniversitesi’ndeki Donders Enstitüsü ile işbirliği yaparak lüsid rüya görenlerin EEG ve fMRI verilerinden oluşan büyük bir veri seti oluşturmayı planlıyor. Bu veri seti, makine öğrenimi modellerini eğitmek ve kullanıcılarda hedeflenen nöral aktiviteyi ultrason dönüştürücülerle uyarabilmek için kullanılacak.

Halo’nun gelecekteki iterasyonlarıyla, kullanıcıların rüya deneyimlerini daha etkili bir şekilde kontrol etmelerini sağlayacak yeni özellikler eklenmesi bekleniyor. Prophetic ekibi, lüsid rüyaların sadece eğlence amaçlı olmanın ötesinde, ruh halini iyileştirmek, motor becerilerini artırmak ve yaratıcılığı teşvik etmek gibi bir dizi fayda sağlayabileceğine inanıyor.

Ancak, bu yeni teknolojinin beraberinde getirebileceği güvenlik ve gizlilik endişelerinin farkında olarak, Prophetic ekibi titizlikle çalışıyor. Bu teknolojinin gelecekte rüyaları ve bilinci anlamada önemli bir rol oynayabileceğine inanan ekip, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve güvenlik önlemlerini artırmak için sürekli olarak çaba sarf ediyor. Prophetic’in hedefi, insanlara lüsid rüya deneyimini daha geniş bir şekilde sunarak, hayatlarına büyü, gizem ve derinlik katmak.

SpaceX ve ABD ordusu el sıkıştı!

0

ABD ve SpaceX birlikte önemli bir çalışmaya imza atacak. Yetkililer çarşamba günü ABD ordusunun yeniden kullanılabilir X-37B uzay uçağının, SpaceX’in Falcon Heavy roketiyle fırlatılacağını açıkladı. Tarih ise belirlendi. Uçak 7 aralıkta fırlatılacak. İşte detaylar…

ABD’nin ordu uzay uçağı Falcon Heavy ile fırlatılacak!

ABD ordusu ve Musk el sıkıştı. ABD’nin yeniden kullanılabilir X-37B uçağı SpaceX’in Heavy roketiyle fırlatılacak. Aslında bu durum herkes için sürpriz bir gelişmeydi. Çünkü ABD uzay uçağının önceki altı görevi orta kapasiteli roketler kullandı. Bu uçuşlarda Atlas V veya Falcon 9 roketleri görev aldı. Ancak bu sefer durum biraz farklı. Bir X-37B uzay uçağının gerçekleştirdiği yedinci görev olan bu sonraki görev, ilk kez ağır yük fırlatıcısıyla uçacak.

X-37B Falcon Heavy ile uçacak

Bir sonraki Falcon Heavy roketinin taşıyacağı yeni yükü, ordunun açıklamasından önce tamamen bir sırdı. Yalnızca görevin ismi biliniyordu. USSF-52 olarak bilinen görev, herhangi bir ipucu vermiyordu. Ordunun açıklamasından sonra bazı detaylar netleşti. Ancak yetkililer görevin askeri yanı olduğu için kamuyla yine çok fazla bilgi paylaşmadı. Roket NASA’nın Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden kalkacak.

Uzay Kuvvetleri yaptığı açıklamada, yedinci X-37B misyonunun çok çeşitli test ve deney hedeflerine sahip olacağını söyledi. Pentagon herkesin X-37B uzay uçağının var olduğunu bilmesini istiyor. Ancak askeri yetkililer aracın görevlerinin ayrıntıları konusunda sessizliğini koruyor.

Uzay Kuvvetleri, “Bu testler, yeniden kullanılabilir uzay uçağının yeni yörünge rejimlerinde çalıştırılmasını, gelecekteki uzay alanı farkındalık teknolojilerinin denenmesini ve NASA tarafından sağlanan malzemeler üzerindeki radyasyon etkilerinin araştırılmasını içeriyor” dedi.

Peki sır gibi saklanan bu uçak neler yapabilir? Gizlilikle örtülen otomatik X-37B uzay uçağı, küçük uyduları konuşlandırabilir. Deneylere ev sahipliği yapabilir ve diğer gizli hedefleri takip edebilir. İçinde astronot olmadan uçan araç, güneş enerjisi sistemiyle elektrik üretiyor. Ayrıca her görevin sonunda piste inişe kadar otonom olarak kendini yönlendiriyor.