Meta Facebook ve Instagram kişisel verileri tek noktaya topluyor

Meta, Facebook ve Instagram gibi platformlarıyla ilişkili verileri daha iyi yönetmek isteyen kullanıcılar için yeni seçenekler sunuyor. Şirket, kullanıcıların bu verilere tek bir merkezden erişmelerini ve yönetmelerini kolaylaştıran önemli gelişmeleri duyurdu.

Kullanıcılar artık Instagram ve Facebook verilerini aynı anda indirme taleplerini Hesaplar Merkezi’nde tek bir yerden yapabilirler. Ayrıca, bilgilerinin bir kopyasını bu sosyal ağlardan herhangi birine indirebiliyor..

Şirket, kullanıcılara Facebook’taki site dışı etkinlikler üzerinde zaten kontrol imkanı sunuyor. Bu, kullanıcıların diğer uygulamaların kendi verilerini Facebook’a gönderme şeklini değiştirebilmeleri anlamına geliyor. Şimdi ise Meta, bu kontrolleri Facebook ve Instagram için birleştiriyor. Bu merkez, hesabınızı Facebook veya Instagram’da oturum açtığınız hizmetlerden ayırmanıza olanak tanıyacak. Ayrıca, hangi sitelerin Instagram bilgilerinizi topladığını da görmenize imkan tanıyacak.

Ayrıca Meta, “Bilgilerinizi Aktarın” seçeneğini Instagram için genişletiyor. Bu, Instagram fotoğraflarınızı ve videolarınızı kolayca dışa aktarabilmenizi ve bunları Google Fotoğraflar gibi başka bir hizmete aktarabilmenizi sağlayacak. Bu adım, Avrupa’daki son düzenleyici değişikliklerle uyumlu olması bakımından önemlidir, zira Dijital Hizmetler Yasası büyük platformların kullanıcı verilerini dışa aktarmak için araçlar sağlamalarını gerektiriyor.

Meta, kullanıcıların tüm bu yeni seçeneklere Hesaplar Merkezi’nde kolayca erişebileceklerini vurguluyor. Bu yılın başlarında şirket, kişisel bilgiler, şifreler, güvenlik seçenekleri ve reklam tercihleri gibi ayarları tek bir konumda birleştirerek yeniden tasarlanmış bir Hesaplar Merkezi sunmuştu, bu da kullanıcıların verilerini daha etkili bir şekilde yönetmelerine yardımcı oluyor.

Nintendo Switch 2 grafiklere çağ atlatacak!

Nintendo’nun oyun konsolu dünyasındaki başarısını sürdürmesi beklenen Nintendo Switch 2 için heyecan dorukta. Konsolun özellikleri ve DLSS (Deep Learning Super Sampling) teknolojisinin detayları ise merak konusu haline geldi. İşte Nintendo Switch 2’nin beklenen özellikleri:

Nintendo Switch 2’nin en önemli özelliklerinden biri, DLSS 3.5 teknolojisinin desteği olacak. Bu teknoloji, oyun grafiklerini yüksek çözünürlükte ve akıcı bir şekilde sunmayı hedefliyor. Kullanıcılar, daha önce hiç olmadığı kadar detaylı ve akıcı oyun deneyimlerine hazır olabilirler.

ayrıca Ray Reconstruction teknolojisini de destekleyecek. Bu, ışın izleme (ray tracing) yeteneklerini artırarak daha gerçekçi görseller sunacak. Nintendo Switch 2, PlayStation 5 ve Xbox Series X/S gibi rakiplerine göre daha üstün ışın izleme performansı sunabilir.

Frame Generation (Kare Oluşturma) Yeniliği Pas Geçilebilir Ancak, dikkat çeken bir detay ise DLSS 3.0 ile tanıtılan Frame Generation özelliğinin pas geçileceği. Bu, bazı oyuncular için bir hayal kırıklığı olabilir. Yine de, konsolun diğer teknolojik özellikleri ve performansı bu eksikliği fazlasıyla telafi edebilir.

Nintendo Switch 2’nin çıkış tarihi hala belirsizliğini koruyor. Ancak son raporlara göre, “NG” kod adıyla geliştirilen konsolun en geç Kasım 2024’e kadar raflarda yerini alması bekleniyor. Diğer bir önemli detay ise fiyatlandırma; dijital sürümün 399 dolar ve fiziksel sürümünün 449 dolar olacağı söyleniyor.

Nintendo hayranları ve oyunseverler, Nintendo Switch 2’nin beklenen özellikleriyle oyun dünyasına yeni bir soluk getireceğini umut ediyor. Konsolun resmi tanıtımı ve daha fazla detay beklenirken, oyunseverler bu heyecan verici gelişmeleri takip etmeye devam edecekler.

Google İngilizce öğretecek!

Bir Google blog gönderisine göre, özelliğin önümüzdeki birkaç gün içinde Arjantin, Kolombiya, Hindistan, Endonezya, Meksika ve Venezuela‘daki Android cihazlarda Arama için kullanıma sunulması; gelecekte daha fazla ülke ve dilin gelmesiyle birlikte dil öğrenenler için etkileşimli konuşma pratiği sağlayacak.

Google Araştırma direktörü Christian Plagemann ve ürün müdürü Katya Cox’a atfedilen gönderide, “Google Arama, dil öğrenenler için zaten değerli bir araçtır, kelime dağarcığını geliştirmek için çeviriler, tanımlar ve diğer kaynakları sağlar.” ifadesi yer alıyor. “Şimdi, Android telefonlarında İngilizce’ye veya İngilizce’den çeviri yapan öğrenciler, kişiselleştirilmiş geri bildirimlerle yeni bir İngilizce konuşma pratiği deneyimi bulacaklar.

Yeni deneyim, Arama kullanıcılarına istemler sunuyor ve sağlanan bir kelime sözcüğü kullanarak cevapları konuşmalarını istiyor. 3 ila 5 dakika süren her alıştırma seansında, Arama kişiselleştirilmiş geri bildirim veriyor ve pratik yapmaya devam etmek ve bir sonraki zorluk aşamasına geçmek için günlük hatırlatıcılara kaydolma seçeneği sunuyor.

Uygulama oturumları sırasında, öğrenciler anlamadıkları herhangi bir kelimeye dokunarak o kelimenin bağlam içinde ele alan bir çevirisini görebiliyorlar.

Plagemann ve Cox, ”Kişisel dersler, mobil uygulamalar ve sınıflar gibi diğer öğrenme hizmetleri ve kaynaklarıyla birlikte kullanılmak üzere tasarlanan Google Arama’daki yeni konuşma pratiği özelliği, öğrencilere yolculuklarında yardımcı olmak için başka bir araçtır.” diyor.

Google, bu özelliklerin biraz yapay zeka ve makine öğrenimi mühendisliği gerektirdiğini söylüyor.

Örneğin, Google Çeviri ekibi, çeviri önermek için anlam yaratan farklı kelimeleri bağlamak için Deep Aligner adlı bir model geliştirmek zorunda kaldı. Google’daki diğer araştırma grupları, özellikle aksanlı konuşmaya sahip kullanıcılar için konuşma transkripsiyonları üzerinde çalışmak üzere metin için dilbilgisi düzeltme modellerini uyarladı.

Google Araştırma ekipleri, deneyimin anlamsal geri bildirim bileşenini güçlendirmek için ayrı bir model oluşturdu. Ve aynı ekipler, “öğrencileri yetenek seviyelerine uygun şekilde sınamak ” için bir cümlenin veya bireysel olarak kelimenin karmaşıklığını tahmin etmek için başka bir model oluşturdular.

Google, AI yardımı ve kurum içi “insan incelemesi” ile oluşturulan içeriğe ek olarak, arama dili özel ders deneyimi oluşturmak için “dilbilimciler, öğretmenler ve ESL/EFL pedagojik uzmanları” işe aldığını ve insan-uzman içeriğinin bir karışımını sağladığını söylüyor.

Google’a göre deneyim, bir yanıtın belirli bir soruyla ilgili olup olmadığını ve teorik bir konuşma ortağı tarafından anlaşılabilir olup olmadığını gösteren anlamsal geri bildirim veriyor. Ayrıca dilbilgisinin geliştirilebileceği alanları öneriyor ve yanıt vermenin alternatif yolları için somut önerilerde bulunmak adına değişen dil karmaşıklığı seviyelerinde bir dizi örnek cevap sunuyor.

Plagemann ve Cox, ”Gelecekte daha fazla ülkeye ve dile genişlemeyi ve yakında ortak uygulama içeriği sunmaya başlamayı dört gözle bekliyoruz.” dedi. “Önümüzdeki birkaç gün içinde kullanıma sunulacak olan bu son güncellemelerle, Google Arama daha da yararlı hale geldi.

Arama için yapay zeka destekli yeni dil öğrenme deneyiminin kullanıma sunulmasıyla Google’ın son oyununun ne olabileceği merak konusu. Elbette, katılımı artıracak ya da varsayımsal olarak olabilir. Ancak Duolingo, Memrise ve Babbel gibi dil öğrenme uygulamalarına gerçek bir meydan okuyucunun temeli mi atılıyor?

Blog gönderisinin dili, öyle olmadığını ima ediyor. Dil eğitiminin devasa alanında elde edilecek karlar göz önüne alındığında, kesin olarak söylemek zor. (Duolingo hissesi bugün tesadüfen hafifçe (%0.63) düştü.).

Google daha önce dil öğrenimi ve eğitim araçlarıyla uğraştı, bu yüzden bu benzeri görülmemiş değil. 2019’da teknoloji devi, Arama kullanıcılarının bir kelime söylemenin doğru yolunu uygulamalarına olanak sağlayan ve sayfada anında geri bildirim veren bir modül çıkardı.

Kâr elde etmeye eğilimli olsun ya da olmasın; Google’ın mevcut ve önceki çabalarını hangi yöne götürdüğünü görmek ilginç olacak. Şirketin son ve yeni dil öğrenme araçları setinin halka açılmasının üzerinden yıllar geçti.

Microsoft CEO’su ne kadar kazanıyor?

Dünyanın en ünlü teknoloji şirketlerinden Microsoft, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) yaptığı duyuru ile 7 Aralık tarihinde yıllık olağan hissedarlar toplantısını yapmayı planladığını açıkladı. Toplantının ana gündem maddelerini 12 kişilik yönetim kurulunun belirlenmesi, yöneticilere ödenen yıllık maaş/tazminatların onaya sunulması ve önümüzdeki dönem için bağımsız gözlemci olarak Deloitte & Touche LLP ile yola devam edilip edilmemesi oluşturuyor.

Microsoft’tan yapılan açıklamada, 12 kişilik mevcut yönetim kurulundan 2 kişinin (8 yıldır yönetimde olan Padmasree Warrior ve 11 yıldır yönetimde olan John Thompson) tekrar seçilmek istemedikleri ve görevlerini bırakmaya karar verdikleri duyuruluyor. Yatırımcıların onay vermesi durumunda bu ikilinin yerlerine ise Fransız enerji firması Engie’nin CEO’su Catherine MacGregor ve finans ve bankacılık devi Citigroup’un CFO’su Mark Mason yeni yönetim kurulu üyeleri olarak atanacak.

Microsoft CEO’sunun yıllık ödeme paketi 48,5 milyon dolar

Microsoft yatırımcılara yönelik yaptığı açıklamada yöneticilere ödenecek yıllık maaş/tazminat miktarları da yer alıyor. Buna göre 2014 yılından beri teknoloji devinin CEO’luğunu yürüten Satya Nadella, 2023 yılı için maaş/tazminat/prim paketi olarak 48,5 milyon dolar alacak. Bu paketin 2,5 milyon doları maaş; 39,23 milyon doları hisse senedi; 6,4 milyon doları hisse senedi dışı teşvikler ve diğer tüm tazminatlar için de ek olarak 360 bin dolardan oluşuyor. Yapılan açıklamaya göre Nadella, finansal sonuçlarla ilgili hedefinde biraz geride kaldı ancak operasyonel sonuçlarla ilgili hedefleri aştı, yani belirlenen hedeflerin yüzde 85,5’ini karşıladı. Nadella’nın yıllık tazminat hedefinin yüzde 95’inden fazlası performansa dayalı ve yıllık nakit teşvikinin yüzde 70’i önceden belirlenmiş finansal ölçütlerin karşılanmasıyla ilgili.

Microsoft’un diğer en üst düzey yöneticilerine gelirsek; CFO Amy Hood 19,9 milyon dolar, üst düzey satış ofisi yöneticisi Judson Althoff 16,2 milyon dolar; Başkan Brad Smith 18,1 milyon dolar ve iş geliştirme, strateji ve girişimlerden sorumlu yönetici Christopher Young 9,8 milyon dolar alacaklar.

CEO maaşı ortalama çalışanın 250 katı

Yöneticilere verilen ücret paketlerine bakıldığında aslında Microsoft mali sıkılaşmaya gitme ve çalışanlara zam yapmama kararlarıyla uyumlu hareket etmiş gibi görülüyor zira Satya Nadella geçtiğimiz yıl 54,94 milyon dolar almıştı. Buna karşın, şirketin ortalama yıllık maaş bandının 193.770 dolar olduğu düşünülürse CEO’nun ortalama Micrsoft çalışanlarından yaklaşık 250 kat fazla maaş aldığı görülüyor. Teknoloji şirketlerinde bu oran oldukça değişken(Adobe firmasında 185 kat, Oracle’da 65 kat, HP’de 270 kat).  

Yatırımcılara yönelik açıklamada, şirketin 30 Haziran’da sona eren mali yıl sonuçları da hatırlatılmakta. Buna göre teknoloji devi Microsoft 2023 yılında gelirini yüzde 11 artırarak 211,9 milyar dolara çıkardığını, faaliyet gelirinin 83,38 milyar dolardan 88,5 milyar dolara yükseldiğini ve net gelirinin 72,36 milyar dolarda sabit kaldığını duyuruyor. Firmanın yalnızca bulut bilişim gelirleri bile her ne kadar son yıllara göre daha yavaş olsa da yüzde 22 artarak 111,6 milyar dolara ulaştı.

Microsoft Yönetim Kurulu adına kaleme alınan açıklamada yapay zeka vurgusu dikkat çekiyor. Açıklamada “Microsoft’un çağımızın belirleyici teknolojilerinden biri olan yapay zeka (“AI”) alanındaki ilerlemelerinin insanlar, endüstri ve toplum için yapabilecekleri ve yapacaklarının yanı sıra, AI’nin Şirketin gezegendeki her kişi ve kuruluşun daha fazlasını başarmasına yardımcı olma misyonunda oynayacağı merkezi rol bizi heyecanlandırıyor. Ayrıca, dünyayı değiştiren bu teknolojinin sorumlu bir şekilde kullanılmasını sağlama sorumluluğunun da farkındayız. Microsoft’un yapay zeka konusundaki çalışmalarına bir dizi temel ilke rehberlik etmektedir: adalet, güvenilirlik ve emniyet, gizlilik ve güvenlik, kapsayıcılık, şeffaflık ve hesap verebilirlik” ibareleri yer alıyor.

Tesla, Model 3’e süper hızlı versiyon getiriyor olabilir

Tesla Model 3’ün yeni ve potansiyel olarak daha hızlı bir versiyonu üzerinde çalışıyor gibi görünüyor. Bu gelişme, Tesla’nın kendi parça kataloğundan gelen bilgilere dayanıyor ve yeni versiyonun oldukça hızlı olabileceğini işaret ediyor.

yeni Model 3 versiyonu, önceki versiyonlardan farklı özelliklere sahip olacak Bu değişiklikler arasında yeni bir rozet, spor frenler, süspansiyon ve jantlar bulunuyor.

Bu yeni rozet, Model S ve Model X’in “Plaid” varyantlarında bulunan rozete benziyor, ancak daha yakından incelendiğinde “Ludicrous” rozet olabileceği düşünülüyor. Ludicrous modu, önceki Model S ve X modellerinde bulunuyordu ve çok hızlı ivmelenmeye imkan tanıyordu.

Bu yeni Model 3 versiyonunun henüz resmi olarak duyurulmamış olmasına rağmen, Tesla’nın hızlı otomobillerine “Plaid” ve “Ludicrous” gibi komik isimler vermesi geleneksel bir yaklaşımı. Bu yeni versiyon, Model 3 serisine hız ve performans açısından önemli bir katkı sağlayabilir.

Model 3 Ludicrous veya Plaid versiyonu hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacımız var, ancak bu aracın hız tutkunları için çekici bir seçenek olabileceği düşünülüyor. Tesla’nın resmi duyurularını beklemekte fayda var.

Tesla Model 3 Ludicrous’un piyasaya çıkışı

Model 3 Ludicrous’un ne zaman piyasaya çıkacağı da henüz belli değil. Ancak, Tesla’nın bu yıl içinde yeni bir Model 3 varyantı piyasaya sürmeyi planladığına dair söylentiler var. Bu nedenle, Model 3 Ludicrous’un da 2023 yılı içinde piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Model 3 Ludicrous, elektrikli otomobil pazarında önemli bir dönüm noktası olabilir. Bu model, Tesla’nın elektrikli otomobillerin performans sınırlarını zorlamaya devam ettiğini gösteriyor.

Kan damlasından COVID-19 test dolandırıcılığına hapis cezası!

ABD Kuzey California Savcısı Ismail Ramsey’in ofisinden yapılan açıklamaya göre, Los Altos’tan 60 yaşındaki Mark Schena sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı ve 24 milyon dolar tazminat ödemesine karar verildi. Arrayit Corporation’ın başkanı olarak görev yapan Schena, geçen yıl COVID-19 ve alerji testleriyle ilgili olarak  komplo, sağlık hizmetleri dolandırıcılığı, yasadışı komisyon ve menkul kıymet dolandırıcılığı gibi çok sayıda suçlamayla mahkemeye verilmişti.

Savcılar, Schena’nın parmak ucundan alınan tek bir damla kan örneğini kullanarak neredeyse her hastalığı test etmek için devrim niteliğinde bir teknoloji icat ettiğini iddia ederek yatırımcıları dolandırdığını söylüyorlar. Schena ve reklamcısının yatırımcılara Schena’nın “mikro-array teknolojisinin babası” olduğunu, Nobel Ödülü için kısa listede yer aldığını ve Arrayit’in 4,5 milyar dolar değerinde olabileceğini söyledikleri ve nitelikli dolandırıcılık faaliyetleri yürüttükleri iddia ediliyordu.

Savcılar, ayrıca iddia dosyasında Schena’nın şirketin iflasın eşiğinde olduğunu ortaya koyan mali açıklamalarını yayınlamadığını söylüyordu. İddianameye göre 2018’den itibaren Schena ve şirketi gereksiz alerji testleri için Medicare ve özel sigorta şirketlerine hileli talepler sunarak yasadışı bir komisyon planı düzenlemiş. Şirket daha sonra tıbbi gerekliliğe bakılmaksızın her hastaya 120 farklı alerjen için alerji tarama testleri yapmış. Savcılar, Arrayit’in kan bazlı alerji testleri için Medicare’e hasta başına ülkedeki diğer tüm laboratuvarlardan daha fazla fatura kestiğini söylüyorlar.

Schena, 2020’de COVID-19 salgınının ilk günlerinde, test bulmanın zor olduğu bir dönemde, yeni koronavirüs için bir testi olduğunu duyurmuştu. Hakkında hazırlanan iddianameye göre, Arrayit Corporation’ COVID-19 ve alerji testleri için 77 milyon dolardan fazla talepte bulundu.

Ramsey yaptığı açıklamada, “Arrayit Corporation ve şirket başkanı Mark Schena yaşanan küresel salgını, büyük bir belirsizlik döneminde yatırımcılara ve daha iyi sağlık hizmeti arayan insanlara karşı bir komisyon planını ve büyük bir dolandırıcılığı körüklemek için bir zemin olarak kullandı” diyor ve ekliyor: “Ulusal kriz zamanlarında bile, ofisimiz Silikon Vadisi’nin yatırımcılar ve mucitler için  sahtekarlık ve aldatmacanın değil, canlı pazarları besleyen yenilik ve yaratıcılığın olduğu bir yer olarak kalmasını sağlayacaktır.”

Savcılara göre, Schena’ya karşı açılan dava, Adalet Bakanlığı tarafından COVID-19 salgınıyla ilgili olarak açılan ilk menkul kıymet dolandırıcılığı davası ve COVID-19 sağlık hizmetleri dolandırıcılığına karşı ABD’de açılan ilk dava olma özelliği taşıyor.

Elon Musk, Twitter’ı Avrupa’da engellemeyi düşünüyor

Elon Musk’ın Twitter’ı yeni ismi ile X , Avrupa’da kapanma tehdidi altında. Bu tehdit, Avrupa Birliği’nin dezenformasyonla mücadele ve sansürle ilgili daha sıkı düzenlemeler talep etmesinin ardından ortaya çıktı. Elon Musk, Twitter’ı satın aldıktan sonra platformu daha açık bir hale getirmesiyle tanınıyor, ancak bu değişiklikler, dezenformasyon ve nefret içeriklerinin yayılma riskini artırdığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

Twitter’ın, İsrail ve Filistin arasındaki çatışmalar sonrasında Avrupa Birliği’nin daha sıkı düzenlemeler istemesiyle başlayan bu tartışma, Avrupa’da geniş bir yankı uyandırdı. Avrupa Birliği, özellikle antisemitizm gibi zararlı içeriklerin önlenmesi ve dezenformasyonla etkili bir şekilde mücadele edilmesi konularında sosyal medya platformlarından daha fazla sorumluluk bekliyor.

Elon Musk, Twitter'ı Avrupa'da engellemeyi düşünüyor

Twitter’ı daha açık bir platform haline getirme konusundaki kararlılığını sürdürse de, Avrupa Birliği’nin isteklerine karşı gelmek istemiyor gibi görünüyor. Elon Musk’ın, özellikle kendi platformunda da ırkçı söylemleri ve komplo teorilerini sıkça paylaştığı düşünüldüğünde, bu durum daha da karmaşık hale geliyor.

Bu gerginlik, Elon Musk’ın Twitter’ı Avrupa’da tamamen engellemeyi düşündüğü haberlerine yol açtı. Eğer bu karar alınırsa, platformun gelirlerine büyük bir darbe vurabilir, çünkü Avrupa, global trafiğin yüzde 9’unu oluşturuyor. Ancak Elon Musk’ın bu konudaki kararlılığı, platformun geleceği ve dezenformasyonla mücadele politikaları konusunda büyük bir belirsizlik yaratıyor. Twitter’ın Avrupa’daki kaderi hala belirsizliğini koruyor.

Çin Apple ile daha fazla işbirliği için bastırıyor!

Ding, Cook’a Çin’in dijital ekonomisini geliştirmeye katılmaya davet edildiğini söyledi.

Cook’un ziyareti, ABD’li teknoloji devi Apple ile Çin’in Huawei’i arasındaki rekabetin Apple’ın üçüncü büyük pazarında ısınmasıyla ve Pekin’in güvenlik endişeleriyle ilgili gözetimi sıkılaştırmasıyla geldi.

Counterpoint Research, belirli rakamlar vermeden, Çin’deki ilk 17 günde iPhone 15 modellerinin satışlarının iPhone 14’e kıyasla %4,5 düştüğünü söyledi.

Çin, Eylül ayında devlet çalışanları tarafından iPhone kullanımı üzerindeki kısıtlamaları genişletti ve bazı merkezi devlet kurumlarındaki personele Apple telefonlarını işte kullanmayı bırakmalarını söyledi.

Ding, Çin devlet radyosuna göre Perşembe günü yaptığı bir toplantıda verdiği demeçte, “Çin, Apple da dahil olmak üzere yabancı sermayeli işletmelere ülkede gelişmesi için daha fazla fırsat sağlamaya istekli.” dedi.

Devlet radyosu, Cook’un Apple‘ın Çin pazarının beklentilerine güvendiğini ve üst düzey üretim ve dijital ekonomi gibi alanlarda Çin ile işbirliğini güçlendirmeye istekli olduğunu söyledi.

Ancak diğer yandan da yapay zeka ve robotik işbirliği ile minimum insan istihdamına dayalı fabrika teknolojileri hızla gelişiyor. Bu teknolojinin tam anlamıyla kullanılabilir bir boyut alması da Apple’ın Çin’e olan işgücü bağımlılığının sona ermesi ve şirketin üretim süreçlerini kendi ülkesine taşıyabileceği anlamına geliyor.

Tesla uyuklama uyarı sistemiyle sürücü güvenliğini artıracak!

Tesla, otomobillerine yeni bir güvenlik özelliği ekleyerek sürücü güvenliğini bir adım daha ileri taşıyor. Bu yenilik, bir yazılım güncellemesi aracılığıyla otomobillere entegre edilen uyuklama uyarı sistemi ile geliyor.

Sürücü güvenliği açısından kritik öneme sahip olan bu sistem, aracın kabin bölümündeki kameraları kullanarak sürücünün uykulu veya dikkatsiz olup olmadığını analiz ediyor. Sistem, sürücünün yüz ifadelerini, esnemeleri ve göz kırpmalarını sürekli izleyerek uykuluk belirtilerini tespit ediyor. Eğer sürücü uykulu veya yorgun olduğunu gösteren işaretler verirse, sistem otomatik olarak bir dizi güvenlik önlemi devreye sokuyor.

Bu önlemler, sürücüyü uyarı mesajlarıyla bilgilendirmekten, ekran mesajları göstermeye kadar çeşitli şekillerde gerçekleşiyor. Sistem, sürücüyü daha dikkatli olmaya teşvik ederken, aynı zamanda bir mola vermesini öneriyor. Bu, sürücülerin uzun süreli yolculuklar sırasında veya yoğun trafikte daha dikkatli olmalarına yardımcı olabilir.

Tesla’nın bu yenilikçi sistemi, sürücü güvenliğini artırmak için teknolojiyi kullanma konusundaki kararlılığını bir kez daha gösteriyor. Uykusuzluk veya dikkatsizlik nedeniyle meydana gelebilecek kazaların azaltılmasına katkı sağlayarak sürücü ve yolcu güvenliğini en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor.

bkz url=https://www.techinside.com/tesla-54-000den-fazla-hatali-araci-geri-cagiriyor/]

Sürücüler, bu uyuklama uyarı sistemini tercihlerine göre özelleştirebilirler ve istedikleri zaman devre dışı bırakabilirler. Ancak güvenlik açısından sistem etkin tutulduğunda, sürücülerin daha güvende olmalarına yardımcı olabilir.

Tesla, sadece elektrikli araçlarının sürüş deneyimini geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda sürücü güvenliği konusundaki taahhüdünü sürdürerek otomotiv endüstrisinde öncü bir rol oynamaya devam ediyor. Uyuklama uyarı sistemi gibi inovasyonlar, gelecekte daha güvenli ve güvenilir sürüş deneyimlerini mümkün kılabilir.

Girişimcilere toplam 1 Milyon TL ödül!

Girişimci İşadamları Vakfı’nın (GİV) Türkiye Gençlik STK’ları Platformu (TGSP), Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) ve KOSGEB iş birliğiyle düzenlediği Türkiye Girişimci Buluşması ve 10. Girişimcilik Ödülleri, bu yıl 3-4 Kasım tarihlerinde Konya Selçuklu Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Toplam 1 milyon TL ödülün dağıtılacağı GİV Girişimcilik Ödülleri için başvurular 25 Ekim’de sona eriyor.

10 kategoride 14 ödül sahiplerini bulacak

Girişimciler, akademisyenler ve kamu kurum yetkililerinin farklı kategorilerde ödüllendirildiği 10. GİV Girişimcilik Ödülleri için başvurular https://turkiyegirisimcibulusmasi.com.tr/Proje/Basvuru adresinden gerçekleştiriliyor. 10. GİV Girişimcilik Ödülleri’nde toplam 10 kategoride 14 ödül sahiplerini bulacak. Ödül verilecek kategoriler; Proje Fikir Ödülleri, KOSGEB İş Planı Ödülleri, Kurumsal Girişimcilik Ödülü, Yeni Girişimci Ödülü, Üniversite Girişimcilik Kulüp Ödülü, Dijital Girişimcilik Ödülü, Basın Yayın Medya Ödülü, Akademisyen Ödülü, Kamu Yöneticisi Ödülü ve GİV Özel Ödülü olarak belirlendi. Henüz ticarileşmemiş “Proje Fikir Ödülleri” kategorisinde ödül miktarı toplam 900.000 TL olacak. Birincilik ödülü 500.000 TL, ikincilik ödülü 250.000 TL, üçüncülük ödülü ise 150.000 TL şeklinde belirlendi. KOSGEB İş Planı Ödülleri kategorisinde ise toplamda 100.000 TL ödül dağıtılacak.

Girişimci Buluşması gençleri, girişimci ve yatırımcıları bir araya getirecek

Ödüllerin sahiplerini bulacağı Türkiye Girişimci Buluşması; gençleri, girişimci ve yatırımcıları bir araya getirirken aynı zamanda, bakanlık yetkilileri, yerel yöneticiler, başkanlıklar, Ar-Ge yöneticileri, bankacılık ve finans yöneticileri, özel sektör ve sanayi sektöründen temsilcilerin de bulunduğu önemli bir buluşmaya evsahipliği yapacak. 2 gün sürecek etkinlikte, alanının öncü isimlerinin gerçekleştireceği oturumların yanında B2B görüşmeler ve girişimcilere özel eğitimler de düzenlenecek. Zirvenin yanı sıra sergi alanının da yer alacağı etkinlikte girişimciler projelerini sergileme imkânına sahip olacak.

YouTube, reklam deneyimini bir üst seviyeye yükseltiyor!

Çarşamba günü yapılan duyuruya göre YouTube içerik oluşturucuları, videolarında etiketledikleri ürünlere zaman damgaları ekleyebilecek ve böylece siz izlerken uygun bir anda bir alışveriş butonu belirebilecek.

Bu küçük bir şey ama bir video üzerinde birlikte çalışan şirketler ve içerik oluşturucular için işleri kolaylaştırabilir. Hem içerik oluşturucu hem de sponsor, alışveriş düğmesinin ne zaman görüneceğinin kontrolünün yaratıcıya verilmesinden hayli mutlu olacak gibi görünüyor.

YouTube, içerik oluşturuculara alışveriş için birkaç yeni özellik daha sunuyor. İçerik oluşturucular, video kitaplıklarında bağlı kuruluş ürünlerini toplu olarak etiketleyebilecek ve platform bunun “hala yüksek trafik alan eski içeriklerden gelir elde etmenize yardımcı olabileceğini” söylüyor. 

Ayrıca YouTube Studio, içerik oluşturuculara “önümüzdeki haftalardan” itibaren hangi bağlı kuruluş ürünlerinin kendilerine en fazla gelir getirdiğini gösterebilecek.

kaynak: Google

Bu iki ana nokta, hem kullanıcıların daha fazla etkilenmesine ve muhtemel alım kararını güçlendirmesine hem de içerik oluşturucuların birbirinden farklı reklam konseptlerinden hangilerinin daha başarılı geri dönüş yüzdelerine sahip olduğunu anlayıp ona göre gelecek çalışmalarını yapabilmesini sağlayacak.

YouTube yaptığı bu çalışmayla iki tarafın deneyimini iyileştirmekle kalmıyor, daha başarılı geri dönüşler sayesinde daha çok reklam almayı ve gelirini katlamayı hedefliyor.

Geçtiğimiz günlerde platform, “yetkili kaynakların” YouTube’da haber ekosistemini genişletmesi ve bu yöndeki sağlıklı içeriklerin artması için 1,6 milyar dolar yatırım sözü de verdi. Bu yatırımın nedeni artacak kullanıcı sayısı ve reklam gelirinde yaratacağı artış bağlantısı düşünüldüğünde çok daha iyi anlaşılabiliyor.

DE-CIX 2023’ün en iyi internet değişim operatörü seçildi

Her yıl verilen Global Carrier Awards, telekomünikasyon, veri merkezleri ve İnternet Değişim Operatörleri için hem bölgesel hem de küresel pazardaki yenilikleri, vizyonu ve mükemmelliği onurlandırıyor. Global Carrier Awards’un jürisi telekomünikasyon alanından analistler, sektörün uzmanları ve Capacity Dergisi’nin önde gelen editör kadrosundan oluşuyor. DE-CIX, ödülün dağıtılmaya başlandığı yıl olan 2015’ten bu yana 8’inci kez bu ödülü almış oldu. Ödül, DE-CIX’e, 18 Ekim 2023’te Londra’da gerçekleşen Global Carrier Awards töreninde takdim edildi.

Kazanılan ödülle ilgili olarak DE-CIX CEO’su Ivo Ivanov şunları söyledi: “Sektörümüzün tanınmış uzmanları tarafından 10 yıla yakın bir süredir En İyi İnternet Değişim Operatörü olarak yeniden ödüllendirilmiş olmak bizim için büyük bir onur. DE-CIX’in başarı öyküsü, en ileri teknolojimizin, profesyonelliğimizin, tarafsızlığımızın, topluluk oluşturmaya yönelik gayretimizin, sahip olduğumuz mükemmel ekip ve dünya çapındaki ortaklarımızın bir toplamı. Dünyanın dört bir yanındaki ağ operatörleri, şirketler ve kuruluşlar tarafından güvenilir, emniyetli, yüksek hızlarda ve yüksek hacimlerde veri alışverişi yapmak için her gün kullanılan rakipsiz birbirine bağlantı ekosistemleri oluşturmak için buradayız. Gelecek odaklı bir şirket olarak, her ölçekteki ağı desteklemek için mükemmel birbirine bağlantı ve yenilikçi güç için çabalamaya devam edeceğiz ve geleceğin İnternet Değişim noktasını bugünden inşa ederek teknolojik gelişmelerin ön saflarında yer alacağız.”

DE-CIX, dünyanın lider İnternet Değişim Operatörü olma unvanını taşıyor ve ticari internetin başlangıcından bu yana şirket, günümüzün ve geleceğin internetine yönelik yol gösterici ilkelerin birlikte tanımlanması konusunda bir dizi önde gelen küresel kurum üzerinde belirleyici bir etkiye sahip oldu. Kritik BT altyapısının operatörü olarak DE-CIX, dünya çapındaki lokasyonlarında kişiler, kuruluşlar ve işletmeler arasında kesintisiz, hızlı ve güvenli veri alışverişi konusunda büyük bir sorumluluk taşıyor. DE-CIX, eşleştirme (peering), bulut ve diğer birbirine bağlantı hizmetlerini Avrupa, Afrika, Kuzey Amerika, Orta Doğu ve Asya’da 50’ye yakın metro pazarda sunuyor. Birbirine bağlantı ekosistemine dünya çapında 600’den fazla şehirdeki veri merkezinden erişilebiliyor ve bu ekosistem, 100’den fazla ülkeden binlerce ağ operatörünü (taşıyıcı), internet servis sağlayıcısını (ISP), içerik sağlayıcıyı ve kurumsal ağı birbirine bağlıyor. Bugün itibarıyla DE-CIX Frankfurt (Almanya), 2022’de 34 Exabyte yıllık trafik ve 1.100’e yakın bağlı ağ ile dünyanın en büyük İnternet Değişim Noktalarından biri. Frankfurt, New York, Madrid ve Mumbai’deki dört DE-CIX İnternet Değişim Noktasının (IX) trafiği saniyede 1 Terabiti aşıyor ve diğer DE-CIX IX’lerinden olan Dallas ve Dubai İnternet Değişimlerinin de yakın gelecekte bu dönüm noktasına ulaşması bekleniyor; bu da küresel olarak tüm DE-CIX lokasyonlarındaki güçlü büyümeyi yansıtıyor.

Hangi ülke seçimlere ne kadar katılıyor? 

0

Picodi Türkiye analitik ekibi tarafından yapılan bir araştırmada, dünya genelinde 187 ülkenin seçmen katılım istatistiklerini yakından inceleyerek hangi ülke vatandaşlarının oy hakkını en çok kullandığını gösteren bir sıralama oluşturuldu.  

Sıralama için son üç cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerine ait seçmen katılım verileri toplandı ve bu verilere dayanarak ortalama seçmen katılımı hesaplandı. Seçimlerin 2. tura kaldığı istisnalarda ise iki seçimin ortalama katılım yüzdesi kullanıldı. 

Bu araştırmadan çıkan sonuçlara göre Türkiye’de seçim tablosu şöyle: 

2018 Başkanlık Seçimi – %86,24

2023 Meclis Seçimi – %86,98

2023 Başkanlık Seçimi – %85,57 (1. tur – %86,98; 2. tur – %84,15)

Türkiye’de seçime ortalama katılım oranı %86,26 olarak görülüyor. Bu da ülkemizi dünya genelinde sıralamada 17. sıraya koyuyor. Oy kullanma hakkına sahip vatandaşların benzer bir yüzdesi İsveç (%85,73), Şeyseller (%88,13) ve Bolivya (%88,21) gibi ülkelerde de sandık başına gidiyor.

dünya çapında seçimlere katılım

En büyük ilgi, Vietnam’dan

Vietnam, seçmen katılımında dünya çapında lider oldu; Vietnam vatandaşlarının ortalama %99,10’u seçimlere katılmış. Sıralamada ikinci sırada ortalama seçmen katılımının sırasıyla %98,55 ve %96,65 olduğu Laos ve Ruanda yer alıyor. Avrupa’da Lüksemburg (%90,58), Malta (%90,21) ve Faroe Adaları (%89,13) en yüksek ortalama puanlara sahip.

Öte yandan dünya sıralamasının sonunda Haiti yer alıyor. Son birkaç yılda Haitililerin yalnızca %21,58’i oy kullanma hakkını kullandı. Nijerya (%29,15) ve Afganistan’da (%32,71) biraz daha iyi sonuçlar kaydedildi. Avrupa’da en düşük seçmen katılımı Balkanlar’da görülüyor: Romanya (%40,92), Bulgaristan (%42,07) ve Kosova (%44,88).

Seçmen katılım istatistiklerine bakıldığında, yüksek katılımın her zaman yüksek toplumsal katılım ve yerel yönetime güven anlamına gelmediğini hatırlamakta fayda var. Lüksemburg, Belçika, Bolivya ve Uruguay gibi bazı ülkeler, seçimlere katılmayan vatandaşlara mali ceza gibi yaptırımların uygulanabileceği zorunlu oy kullanma yasasını uygulamaya koymuş durumda. 

Picodi tarafından gerçekleştirilen araştırmada ortaya çıkan tüm rakamları DÜNYA ÇAPINDA SEÇİMLERE KATILIM ARAŞTIRMASI rapor sayfasında inceleyebilirsiniz.  

Üretken yapay zeka pazarı 2027’de 143 milyar dolar olacak!

0

Yapay zeka çözümleri ve ChatGPT gibi üretken yapay zeka araçları hızla benimseme kazanmaya devam ediyor. Uluslararası pazar araştırma firması IDC tarafından yapılan yeni bir çalışma, bu pazarın şimdiden 16 milyar dolar civarında yatırım çektiğini söylerken, önümüzdeki 4 yıl içinde pazarın yıllık %73 düzeyinde büyüme gerçekleştirip 2027 yılında 143 milyar dolar büyüklüğüne ulaşacağını ileri sürüyor. Öngörülen bu büyüme oranı aynı dönemde dünya çapındaki BT harcamalarındaki büyüme tahmininin neredeyse 13 katı.

IDC’de Dünya Çapında Yapay Zeka ve Otomasyon pazar araştırması ve danışmanlık hizmetleri grup başkan yardımcısı Ritu Jyoti “Üretken yapay zeka geçici bir trend ya da sadece bir aldatmacadan daha fazlası.  Bu aslında geniş kapsamlı etkileri ve iş etkisi olan dönüştürücü bir teknoloji” diyor ve ekliyor: “Etik ve sorumlu bir uygulama ile GenAI, sektörleri yeniden şekillendirmeye, çalışma, oyun oynama ve dünyayla etkileşim kurma şeklimizi değiştirmeye hazırlanıyor.”

IDC, GenAI yatırımlarının önümüzdeki birkaç yıl içinde, kuruluşların erken denemelerden hedeflenen kullanım durumlarıyla agresif bir yapıya geçmesini bekliyor. Araştırma firmasına göre GenAI kullanımının uç noktaya genişletilmesiyle ve iş faaliyetleri genelinde yaygın bir şekilde benimsenmesiyle üretken yapay zeka yatırımları ivme kaybetmeden doğal bir ilerleme sağlayacak.

Çip sorunu ve güvenlik büyümeyi engelleyebilir

Buna karşın IDC, sektörün önünde bazı engeller olduğu ve projeksiyonun gerçekleşemeyebileceğini de vurguluyor. IDC Dünya Çapında Araştırma Grup Başkan Yardımcısı Rick Villars konuyla ilgili olarak, “GenAI harcamalarının oranı, sadece silikonda değil, aynı zamanda ağ, tesisler, model güveni ve yapay zeka becerilerinde de iş yükü değişimleri sebebiyle ve kaynak tahsisinde yaşanan türbülans nedeniyle 2025 yılına kadar bir miktar kısıtlanabilir” diyor ve ekliyor: “Beklenen yatırım oranını kısıtlayabilecek diğer faktörler arasında fiyatlandırma, gizlilik ve güvenlikle ilgili endişeler ve büyük tüketici antipatisini veya hükümet müdahalelerini tetikleyen varoluşsal bir kriz olasılığı yer alıyor.”

IDC, üretken yapay zeka çözümlerinin şuanda toplam yapay zeka pazarı içinde %9 civarı bir payı olduğunu ancak 2027’de bu payın %28’e yükseleceğini öngörüyor. IDC’ye göre donanım, Hizmet Olarak Altyapı (IaaS) ve sistem altyapı yazılımı (SIS) dahil olmak üzere total GenAI altyapısı, kurulum aşamasında en büyük yatırım alanını temsil edecek. Ancak GenAI hizmetleri, beş yıllık %76,8 yıllık bileşik büyüme ile tahminlerin sonunda altyapıyı kademeli olarak geride bırakacak. GenAI yazılım segmentleri 2023-2027 tahmin döneminde en hızlı büyümeyi gösterecek ve GenAI platformları/modelleri %96,4’lük bir yıllık bileşik büyümeye sahip olacak.

Nokia’nın esrarengiz telefonu N-Gage, 20 yaşında!

0

Nokia, bu fikir ile harika oyunları çalıştırabilen bir telefon yaratacaktı. Bu doğrultuda ilk gerçek oyun telefonu olan N-Gage doğdu. 

N-gage, kötü optimize edilmiş, kalın yapılı bir cihazdı; telefon ve oyun konsolu olma konusunda tamamen çelişkiliydi ve her ikisinde de başarısız oldu. Nokia, elde taşınan oyun cihazları tasarlamaya alışkın değildi ve yeni çıkardığı N-Gage modelini en başından beri sallantılı bir zemine yerleştiriyordu. 

Şirket, avuçiçi oyun cihazlarının 3 ana hedefini takdir etmekte başarısız oldu; sezgisel kontroller, cihaz için optimize edilmiş bir oyun kütüphanesi ve genel kullanım kolaylığı.

Bu pek de zayıf bir hikaye değildi. Nokia 2004’te hâlâ oldukça iyi bir performans sergiliyordu; önceki yıllarda olduğu kadar iyi olmasa da hâlâ pazar lideriydi. Kağıt üzerinde N-Gage‘in çevrimiçi işlevsellik ve SEGA, Activision ve EA gibi etkileyici üçüncü taraf desteği gibi bazı harika özellikleri vardı. Oyunlar o kadar da kötü görünmüyordu ve hatalarına rağmen telefon düğmesi kontrolleri işe yaradı. Peki yanlış giden ne?

Pekala, N-Gage‘in kullanışlı bir cep telefonu olmasına rağmen, açıkça söylemek gerekirse, elde taşınan bir oyun cihazı olarak berbat olduğu ve her olumlu özelliğin üç olumsuzlukla birleştiği ortaya çıktı. 

Evet, bunun için mevcut tonlarca popüler oyun vardı, ancak yeni çıkardığınız pilin altına bir oyun yerleştirmek için her şeyi sokak ortasında parçalamak zorunda kaldığınızda tüm güzelliği yok oluyordu. Sonunda bir oyuna girmeyi başardığınızda, statik görüntülerde iyi görünen grafikler, çalışırken oldukça kalitesiz görünüyordu.

N-Gage, cep telefonu merkezli dikey ekranıyla Sonic Advance’in yüksek hızlı oynanışını mahvetti ve oyuncuların temelde önlerinde ne olduğunu görmelerinin hiçbir yolu olmadan uzaklaşmalarına neden oldu. 

The Elder Scrolls Travels: Shadowkey‘in keşfi ve dövüşü, elde taşınır cihazın riskli kontrolleri nedeniyle sekteye uğradı, ancak oyunun berbat isabet tespiti nedeniyle daha da kötüleşti. Call of Duty gibi büyük başarılara imza atanlar bile N-Gage‘de çöptü, berbat kare hızı ve şişirilmiş yükleme süreleriyle yarı oynanamaz hale getirildi ve pil bitene kadar ortalamanın altında bir deneyim yaşattı.

Nokia‘nın itibarı o kadar zedelenmişti ki, N-Gage QD‘yi iyileştirmelerle yeniden piyasaya sürdüklerinde, kardeşinin gölgesinden çıkamadı ve kendi satış rekorları kırılan OG N-Gage‘den bile daha az sattı. Nokia’nın beklediğinin utanç verici derecede gerisinde kaldı. 

N-gage‘in zamanının ilerisinde olduğunu ve çağının sınırlamaları nedeniyle gölgelendiğini söyleyebilirsiniz. Ancak başarıyla telefon ve el konsolu olarak ikiye katlanan cihazlar o kadar da uzakta değildi. 

Apple yalnızca birkaç yıl sonra iPhone’u piyasaya sürecek ve cep telefonu/oyun ikili işlevselliğinde büyük ilerlemeler kaydedecekti. Ki iPhone aynı zamanda dokunmatik ekran çağını da başlattı.

Bu detay göz önünde bulundurularak değerlendirildiğinde Nokia’nın oldukça cesur ve yenilikçi tavrı saygı uyandırıyor. Cihaz her ne kadar vadettiği başarıyı yakalayamasa da, şimdi 20 yaşında ve güzel hatırlanıyor.

Torrent sitesi yöneticilerine 489 milyon avro’luk rekor ceza!

PayPal kayıtları ve IP adresleri aracılığıyla takip edilen iki torrent sitesi yöneticisi aynı zamanda 489 milyon avro’luk korsanlık tazminatıyla karşı karşıya. İsveç’te yaşayan Ukraynalı bir sistem görevlisi olan sanıklardan biri, karara itiraz edeceğini bildirdi.

2017 yazında Fransız kolluk kuvvetleri, beş milyondan fazla kayıtlı üyesi olan popüler yarı özel torrent takip aracı T411’in kapatılmasıyla büyük bir başarı elde etti.

Fransızca konuşan bir kitleye hitap eden site, bir süredir hak sahiplerinin radarındaydı. Sitenin çöküşüyle ​​ilgili haberin ardından, sitede çalışan herkesin Fransız olmadığı ortaya çıktı. Ana şüpheli Kanada’da bulunuyordu ve sistem yöneticisi Ukrayna‘dandı. Birkaç Fransız şüpheli de tespit edildi, ancak bunlar çoğunlukla moderatör olarak görülüyordu.

Bugün, T411’in kapatılmasından altı yıldan fazla bir süre sonraL’Informe, Rennes’teki bir Ceza Mahkemesinin iki ana şüpheliye hapis cezası ve neredeyse çeyrek milyar avro tutarında benzeri görülmemiş bir tazminat kararı verdiğini bildirdi.

Dönüm noktası niteliğindeki bir kararla mahkeme, torrent sitesinin Kanadalı yaratıcısı Bay Jolicoeur’un üç yıl hapis cezasına çarptırılmasına ve 150.000 € para cezası ödemesine karar verdi. Sanık mahkemede hazır bulunmadı ve Kanadalı yetkililerin takip etmesi gereken bir tutuklama emri çıkarıldı.

Buna ek olarak mahkeme, hak sahiplerine benzeri görülmemiş 489 milyon avro tutarında tazminat ödenmesine karar verdi. Bu, korsan site işletmecilerine karşı şimdiye kadar görülen en büyük tazminat cezası. Karşılaştırma yapmak gerekirse, The Pirate Bay’in kurucuları toplamı yedi milyon Euro’dan az bir tazminat ödemek zorunda kalmıştı.

Bu durumda cezanın miktarı, sitenin toplam indirme sayısına dayalı gibi görünüyor. İddia makamı 190.000’den fazla torrent saydı ve bu da çeşitli kategorilerde 270 milyondan fazla indirmeye yol açtı.

Filmler ve TV dizileri açık ara en popüler olanlarıydı; bu da neden zararın büyük kısmının (471 milyon Avro) Warner, Pathé, Gaumont, UGC ve Film24 gibi film endüstrisi şirketlerine gittiğini açıklıyor. Kalan 18 milyon Euro ise Fransız müzik grubu SACEM’e verilecek.

Mahkeme, baş şüphelinin yanı sıra, T411 sistem görevlisi RV’yi de mahkûm etti.

Şu anda İsveç’te yaşayan RV, duruşmalarda hazır bulundu ve 13’ü şartlı olmak üzere 18 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme ayrıca sistem yöneticisini tazminat miktarının %30’undan (toplamda 146 milyon avro’dan fazla) sorumlu tuttu. Bu büyük bir hayal kırıklığı yaratan, neredeyse parasal bir müebbet hapis cezası.

RV, karara itiraz edeceğini söylüyor. Tazminatın miktarını anormal olarak nitelendiriyor ve yarı şakacı bir şekilde, eğer onaylanırsa işini bırakabileceğini de ekliyor.

RV konuyla ilgili “Bunu ödemeyeceğim ama mecbur kalsam bile işi bırakıp işsizlerin sosyal yardımlarıyla geçineceğim. Aksi halde bu kadar cezayı ödemek için 3 bin 500 yıl çalışmam gerekecek.” diyor.

RV ayrıca savunmanın tazminat miktarının hesaplanmasına itiraz etme fırsatının olmadığını ve bunun da muhtemelen temyiz sırasında ortaya çıkacağını belirtiyor.

Mahkeme, sitenin kurucusu ve sistem yöneticisinin yanı sıra T411’in birçok Fransız moderatörünü de mahkûm etti. Beş sanığın her birinin listelenen hak sahiplerinin tümüne 250 avro ödemesi gerekiyor.

L’Informe, yetkililerin siteyi 2015 yılında araştırmaya başladığını bildirdi. Sonunda şüphelileri PayPal hesaplarına, IP adreslerine ve banka ayrıntılarına çapraz referans vererek tespit edebildiler.

Hak sahipleri ve Fransız kolluk kuvvetleri açısından mahkumiyetler büyük bir zafer anlamına geliyor ancak çalışmaları henüz bitmedi. T411’in kapatılmasından kısa bir süre sonra yerini YggTorrent aldı ve birçok kez çevrimdışına alma girişimlerine rağmen site bugün hala çevrimiçi durumda.

Webrazzi Summit 2023 konferansına sayılı günler kaldı!

0

Türkiye girişimcilik ve teknoloji ekosisteminin buluşma noktası olan ve yılda sadece bir defa gerçekleşen Webrazzi Summit, her yıl olduğu gibi birbirinden önemli yerli/yabancı konuşmacılara ve binlerce katılımcıya ev sahipliği yapacak.

Tercihini online katılımdan yana kullanan kişiler; fiziksel olarak etkinlik alanında bulunan katılımcılar gibi tüm oturumlara, online fuaye alanına ve networking seçeneklerine erişerek Webrazzi Summit 2023’ün tadını çıkarabilecekler.

Webrazzi Summit, hem online hem de fiziksel olarak gerçekleşecek!

Webrazzi Summit, Türkiye’nin lider girişimcilik ve teknoloji konferansı olarak her yıl binlerce katılımcıyı ağırlıyor. Konferans, girişimciler, yatırımcılar, teknoloji profesyonelleri ve daha pek çok kişiyi bir araya getiriyor ve Türkiye’nin girişimcilik ve teknoloji ekosisteminin gelişimine katkıda bulunuyor.

Webrazzi Summit 2023 konferansında neler olacak? Kimler sahne alacak?

Webrazzi Summit 2023’ün ana temaları, “geleceğin girişimciliği”, “yeni nesil teknolojiler” ve “sürdürülebilirlik” olacak. Konferansta, bu temalara ilişkin oturumlar düzenlenecek ve katılımcılar, bu konulardaki en son gelişmeleri öğrenebilecek.

Konuşmacılar

  • Ahmet Buğra Ferah- Webrazzi İçerikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı
  • Ahmet Orhon – Avane Cloud Kitchens Kurucu & CEO
  • Akan Abdula – Kurucu Ortak, FutureBright Research
  • Alemşah Öztürk – Chief Happiness Officer / CEO, 4129Grey
  • Ali Kutay Yaralı – CEO & Kurucu, Delivers.ai
  • Ali Servet Eyüboğlu – VP EMEA & APAC, Open English
  • Alp Kavasoğlu – Influencer
  • Alper Boyer – Performans Pazarlama Direktörü, Hepsiburada
  • Andrea Traversone – Managing Partner, NATO Innovation Fund
  • Arda Kutsal – Kurucu & CEO, Webrazzi
  • Arden Papuççiyan – Editör, Webrazzi
  • Ata Uzunhasan – Yönetici Direktörü, Galata Business Angels
  • Aydonat Atasever – Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, GIOEV.com
  • Barış Hökevek – Kurucu Ortak & Girişimci, Adlema Makina Teknolojileri
  • Barış Karakullukçu – Yeni Nesil Girişimcilik Başkanı, İş Bankası Grubu
  • Başak Zerman – Türkiye Ortadoğu ve Afrika Satış Direktörü, Adjust
  • Burak Vardal – Kurucu Ortak & CEO, Rollic
  • Cahit Kapukıran – Kurucu Ortak, SORB
  • Cem Soysal – Genel Müdür, Inventram
  • Cenk Bayrakdar – Managing Director, Revo Capital
  • Ceren Öz – Digital Director, L’Oréal
  • Didem Altınbaşak Tulgan – CEO, Rafinera Cloud Kitchen
  • Dilek Dayınlarlı – Yönetici Ortak, ScaleX
  • Duygu Öktem Clark – Kurucu & Yönetici Ortak, DO Venture Partners
  • Ebru Dorman – Board Director, NATO Innovation Fund
  • E.Çağrı Akçay – Head of E-Commerce, L’Oréal
  • Ekin Keserer – Kurucu Ortak, Akkio
  • Enis Hulli – General Partner, 500 Emerging Europe
  • Gözde Büyükacaroğlu – COO & Kurucu Ortak, Vivoo
  • Gözde Ulukan – Editör, Webrazzi
  • Gülçin Gurule – Şirket Ortağı ve Kaliforniya Ofis Lideri, Manay CPA
  • Gülsüm Çıracı – Kurucu Ortak, Startupfon
  • Halil Beşkardeşler – Kurucu Ortak, Plant Factory
  • Hande Aydın – Omnichannel Commercial Director, L’Oréal
  • Hande Çilingir – CEO & Kurucu Ortak, Insider
  • İbrahim Coşkuner – CEO / Kurucu, Düşyeri
  • İhsan Elgin – Yönetim Kurulu Üyesi, Finberg
  • İlker Baydar – Kullanılmış Oto Platformu Genel Müdürü, Borusan Otomotiv Grubu
  • İlker Güneş – Dijital Kanallar Direktörü, Turkcell
  • İmran Gürakan – CEO & Kurucu Ortak, Ankara TEKMER
  • Kaan Kalıpçı – Venture Partner, Nuwa Capital
  • Kubilay Aktaş – CEO, EarFit
  • Lokman Ökten – Kurumsal İnovasyon ve Projeler Başkanı, Türk Hava Yolları
  • Mehmet Fatih Kacır – Bakan, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
  • Mehmet Gülez – Principal, Business Development, Türkiye & Azerbaijan, Mastercard
  • Mert Kalkavan – CEO, Doping Hafıza
  • Merve Tezel – CEO, PayTR
  • Merve Zabcı – Yönetici Ortak ve Yatırım Komitesi Üyesi, Logo Ventures
  • Murat Bitirici – CDO, Odeabank
  • Murathan Özcan – Kurucu Ortak & COO, Craftgate
  • Mustafa Gümüş – CEO, İnteraktif Kredi
  • Mustafa Kopuk – Yönetici Ortak, DOMiNO
  • Nazlı Eda Kırali – Ice Cream MET Digital Marketing, Media, Commerce (DMC) Director & Head of Turkey DMC, Unilever
  • Nilhan Onal Gökçetekin – CEO, Hepsiburada
  • Nina Karaosmanoğlu – Regional Director, Toloka
  • Numan Numan – Founder & General Partner, 212
  • Pavel Bulowski – CPO & Kurucu Ortak, Meiro
  • Prof. Dr. Attila Dikbaş – Genel Müdür, İTÜ ARI Teknokent
  • Rina Onur Şirinoğlu – Co-Founder & CEO, Spyke Games
  • Şahin Boydaş – Head of RemoteTeam, Gusto
  • Şelale Zaim Gorton – Yatırım Komitesi Başkanı, Vinci Venture Capital
  • Selim Uçer – Kurucu Ortak, Doktar
  • Selman Ortaköy – Strateji ve İnovasyon Grup Müdürü, Kuveyt Türk Katılım Bankası
  • Sergiu Gruita – Regional Industry Director, Teads
  • Sezgin Lüle – Genel Müdür Yardımcısı, Türkiye İş Bankası
  • Sezin Gül Tanrıverdi – Dijital Bankacılık Direktörü, ING
  • Sinan Günal – Yatırımcı & Yönetici Ortak, Labrys
  • Sinem Cantürk – Şirket Ortağı, KPMG
  • Tali Şalhon – Co-founder & CEO, Paket Mutfak
  • Tuğçe İçözü – Yazar, Webrazzi
  • Turan Yurdakul – İş Geliştirme Lideri, YandexAds
  • Ussal Şahbaz – Yönetici Ortağı, Ussal Danışmanlık
  • William Stevens – Managing Director, Tech Tour
  • Yasin Oral – CEO, Paribu
  • Yiğit Arslan – General Partner, TechOne

Rekor kullanıcı sayısına ulaşan Netflix, kutlamayı zamla yaptı!

0

1997 yılında DVD kiralama şirketi olarak kurulan ve online video yayıncılık (streaming) alanında devrim yapan Netflix, 2023 üçüncü çeyrek finansal raporunu açıkladı. Dünya genelinde abone sayısını 8,76 milyon artıran firma toplamda 247,15 milyon aboneye ulaşarak rekor kırdı. Ayrıca firma üçüncü çeyrekteki gelirlerinin bir önceki yılın aynı dönemine göre %7,8 oranında artarak 8,5 milyar dolara ulaştığını duyurdu.  Operasyonel gelir ise yıllık %25 artışla 1,9 milyar dolar olarak açıklanmakta.

Netflix’ten yapılan yazılı açıklamada, “Yayıncılıkta başarı etkileşimle başlar. Bu, müşteri memnuniyeti için en iyi ölçütümüzdür ve bu etkileşim çerçevesinde insanlar bizi izlediklerinde aboneliği sürdürme (elde tutma) ve Netflix’i arkadaşlarına tavsiye etme (edinme) olasılığı daha yüksek hale gelir. Programlarımızın çeşitliliği ve kalitesi, erişimimiz (dünya çapında 247 milyon ödeme yapan hane ve artıyor), üstün önerilerimiz ve yoğun hayranlığımızla birleştiğinde rakiplerimizden daha yüksek etkileşim oluşturabildiğimiz anlamına geliyor,” denilmekte.

Özellikle pandemi döneminde büyük bir başarı yakalayan ve ardından bocalasa da bu başarıyı sürdürmeye kararlı olan Netflix, açıklamasında yerel içeriğin önemine de vurgu yapıyor. Şirketten yapılan finansal dönem açıklamasında “Üyelerimizin %70’inden fazlası artık ABD dışında ve onları daha fazla tatmin etmek ve bu bölgelerdeki katılımı artırmak için giderek daha fazla harika, otantik, yerel hikayeler sunuyoruz. Yerel izleyicileri memnun etmek amacıyla şu anda 50’den fazla ülke ve dilde prodüksiyon veya ortak prodüksiyon yapıyoruz. Üçüncü çeyrekte her bölgede ve farklı türlerde büyük başarılar elde ettik,” denilmesi dikkat çekici. Özellikle de Disney+ gibi en büyük rakiplerinden birisinin yerel içerik desteğini kestiği göz önüne alınırsa.

Netflix için en büyük pazar Orta Doğu

Firmanın açıkladığı finansal raporda ülke bazlı veri bulunmuyor. Ancak bölgesel bazlı verilere bakıldığında Türkiye’nin de içinde olduğu EMEA bölgesinde Netflix’in abone sayısını 2023’ün üçüncü çeyreğinde 83,7 milyona taşıdığı (bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla 10,2 milyon ve 2023 ikinci çeyreğine kıyasla 3,95 milyon artış) görülüyor. Bu rakam önemli zira şirketin en fazla aboneye sahip olduğu bölge EMEA bölgesi. Firmanın EMEA bölgesinden kazandığı gelir ise yıllık bazda %13,3 oranında artışla 2,69 milyar dolara ulaşmış.

Tüm bu olumlu mesajlara karşın, Netflix temel ve premium abonelik paketlerine zam yapma kararı alması ilginç bir gelişme. Netflix hizmetlerinin özellikle ABD ve Avrupa’nın pek çok ülkesinde reklamlı ve reklamsız abonelik versiyonları bulunuyor. Şirket, reklamlı versiyonun hızla benimsendiğini ve özellikle ABD pazarında yeni abone kazanımlarının reklamlı versiyondan geldiğini duyurmakta. Dolayısıyla abone sayısı ve gelir artışında rüzgârı yakalayan şirket, reklam geliri sağlayan model dışındaki tüm abonelik modellerinde zam kararı aldı. İlk zamlar ABD, Fransa ve İngiltere’de gerçekleşecek ve aylık 2 dolar ila 2 euro bandında olacak.

WhatsApp’ta ikinci hesap dönemi resmen başlıyor!

İlk olarak 2009 yılında kullanıcıların beğenisine sunulan ve hızla benimseme kazandıktan sonra 2014 yılında tam 19 milyar dolar karşılığında Facebook’un satın aldığı popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp, kullanıcı deneyimini geliştirmek için çalışmalarına devam ediyor. Kısa bir süre önce tarihe göre mesaj arama özelliğini duyuran firma, şimdi de tek uygulama ekranında çift hesap kullanabilme özelliğini getireceğini açıkladı. Mark Zuckerberg bu özelliği Facebook sayfasında duyurdu ve özelliğin yakında kullanıcılara sunulacağını söyledi.

Geçmişte insanlar iki WhatsApp hesabı kullanmak için iki telefon taşımak zorundaydı. Şimdi ise şirket, iki hesap için sadece bir telefon kullanmayı mümkün kılıyor. Xiaomi ve Oppo gibi telefon üreticileri de insanların birden fazla WhatsApp hesabından yararlanmasını sağlamak için uygulama klonlama gibi özelliklere sahipti. Yeni geliştirilen özellik sayesinde uygulama klonlamaya gerek kalmayacak. Şirket bir blog yazısında “İş ve kişisel hesaplarınız gibi hesaplar arasında geçiş yapmak için artık her seferinde oturumu kapatmanıza, iki telefon taşımanıza veya yanlış yerden mesajlaşma konusunda endişelenmenize gerek yok” dedi.

Kullanıcılar ikinci bir hesap eklemek için Ayarlar > Hesap bölümünde Hesap Ekle bölümüne girebilecekler. Elbette kurulum sırasında, ikinci bir telefon hattına yani çift SIM destekleyen bir telefona veya çoklu SIM için eSIM özelliğine sahip bir telefona ihtiyacınız olacak. Yani firma şimdilik her hesabı bir telefon numarasıyla eşleştirmeye devam edecek. Şirket ayrıca her hesap için ayrı bildirimleri ve gizlilik ayarlarını yine tek bir WhatsApp uygulaması üzerinden yönetebileceğinizi söylüyor. WhatsApp ayrıca dolandırıcılığı önlemek için uygulamanın sahte sürümlerine karşı kullanıcıları uyarmayı da ihmal etmiyor.

Statista verilerine göre, dünyanın en popüler mesajlaşma uygulaması olan WhatsApp’ın yaklaşık 2 milyar kullanıcısı bulunuyor. WhatsApp’ı yaklaşık 1,3 milyar abone ile Weixin/WeChat, 930 milyon abone ile Facebook Messenger ve 700 milyon abone ile Telegram takip ediyor.