Elon Musk, Cybertruck’ın ağırlığını ve hızlanmasını açıkladı

Tesla’nın kurucusu ve CEO’su olan Elon Musk, yakında tanıtılacak olan Cybertruck kamyoneti ile ilgili heyecan verici ayrıntıları Joe Rogan’ın popüler podcast programında paylaştı. 30 Kasım’da gerçekleştirilecek resmi tanıtım öncesinde, aracın bazı önemli özellikleri hakkında bilgi veren Musk, aracın ağırlığının 3200 kg olacağını açıkladı. Ayrıca, bazı versiyonlarının bu rakama yakın bir ağırlığa sahip olabileceğini belirtti.

Cybertruck’ın bu ağırlığı, Ford’un ikonik F-150 kamyonetiyle benzer bir rekabet sınıfında yer alacağını gösteriyor. Musk ayrıca aracın 0-100 km/h hızlanma süresinin 3 saniyenin altında olacağını da ifade etti, özellikle üç motorlu versiyon için geçerli olduğunu belirtti. Ayrıca, Tesla’nın yıllık üretim hedefinin 200 bin adetlik araç olduğunu da paylaştı.

Programın ilginç anlarından biri, Joe Rogan’ın eline yay alarak araçın çelik gövdesine ok atmasıydı. Tüm bu ayrıntılar, 30 Kasım’da yapılacak resmi tanıtıma kadar merakla bekleniyor. Cybertruck’ın ağırlık ve hız özellikleri, otomotiv dünyasında büyük bir ilgi uyandıracağa benziyor.

Windows 11’e yeni bir güncelleme geldi!

Bu, artık çok daha fazla kişinin Microsoft‘un devasa “Moment 4” özellik güncellemesini daha geniş bir kullanıma sunulmadan önce alabileceği anlamına geliyor.

Eylül 2023’te Moment 4 önizlemesi yalnızca Windows 11 Insider önizleme test kullanıcılarına gönderildi. Ancak artık Windows Update‘te “En son güncellemeleri mümkün olan en kısa sürede al” seçeneğini etkinleştiren herhangi bir Windows 11 kullanıcısının KB5031455’i de görmesi gerekiyor ve dilerse manuel olarak yükleyebilir. Kasım ayının Salı Yaması’nda (yani 14 Kasım’da), Microsoft nihayet Windows Update aracılığıyla tüm Windows 11 bilgisayarlarına otomatik kurulum için güncellemeyi sunacak.

KB5031455’in indirme boyutu yaklaşık 600 megabayt. Güncelleştirme ayrıca Microsoft Update Kataloğu’ndan manuel olarak indirilebiliyor. “Moment 4 Güncellemeleri“nin bir parçası olan birçok yeni özellik, daha önceki Windows 11 güncellemeleriyle Microsoft tarafından zaten işletim sistemine entegre edilmişti ve bunların kilidi artık yalnızca KB5031455 ile açılabilecek.

KB5031455 başarıyla yüklendikten sonra Windows 11’in tam sürüm numarası: “Windows 11 Sürüm 22H2 (Derleme 22621.2506)”. Ancak sonuçta Windows 11 sürüm 23H2. Microsoft muhtemelen ekranı “Sürüm 22H2“‘den “Sürüm 23H2“ye değiştirecek daha küçük bir güncelleme yayınlayacaktır.

Moment 4 güncellemesi pek çok yenilik getiriyor

“Moment 4” güncellemesi, Windows 11’in piyasaya sürülmesinden bu yana yapılan en kapsamlı güncelleme. Microsoft’un bu destek makalesine bakıldığında, güncellemenin ne kadar kapsamlı olduğu görülüyor; burada tüm önemli noktalar “Başlat menüsü” gibi kategorilere göre ayrı ayrı listeleniyor; “Görev çubuğu”, “Dosya gezgini”, “Güvenlik” ve “Ayarlar ve Bluetooth”. Bu öne çıkanlar şunları içeriyor:

  • Windows Yardımcı Pilot AI
  • “rar”, “7z” ve “tar” paket formatları için yerel destek
  • Başlat menüsünde iyileştirmeler
  • “Ctrl + Windows tuşu + V” yoluyla erişilebilen güçlendirilmiş bir ses karıştırıcısı
  • Yeni Windows Yedekleme uygulaması
  • Geçiş anahtarları desteği
  • Gelişmiş kimlik avı koruması
  • Ekranın sağ alt köşesinde saat gösterimini gizleme imkanı
  • “Ayarlar” uygulamasının tamamen yeniden tasarlanmış başlangıç ​​sayfası
  • Dinamik aydınlatmaya sahip cihazların (fare, klavye vb.) kontrolü
  • …ve daha fazlası

Ruslar JFK taksi sistemini hackleyerek taksicilere sıra sattı!

ABD Adalet Bakanlığı Salı günü yaptığı açıklamada, iki Rus vatandaşı Aleksandr Derebenetc ve Kirill Shipulin’in büyük jüri tarafından bilgisayarlara izinsiz giriş yapmak için komplo kurmakla suçlandığını söyledi. 

Ekim başında, geçen yıl suçlanan iki Amerikan vatandaşı Daniel Abayev ve Peter Leyman, her biri bilgisayara izinsiz giriş yapmak için komplo kurmak suçlamasındaki suçunu kabul etti.

ABD Başsavcısı Damian Williams yaptığı açıklamada, “İddianamede iddia edildiği gibi, bu dört sanık JFK havaalanındaki taksi yönlendirme sistemine sızmak için komplo kurdular.” dedi. “Siber korsanlık, her gün güvendiğimiz altyapı sistemleri için ciddi tehditler oluşturabilir ve Ofisimiz, ister Rusya’da ister burada New York’ta olsun, suçlu bilgisayar korsanlarını takip etmeye kendini adamıştır.

Plan, taksi şoförleri arasındaki karlı havaalanı ücretleri talebini paraya çevirme girişimini temsil ediyordu.

İddianamede belirtildiği gibi taksi şoförlerinin, havaalanı terminallerine geliş sırasına göre gönderilmeden önce JFK’deki bir bekleme alanında genellikle birkaç saat beklemeleri gerekiyor. Sırada beklemek için harcanan süreye ödeme yapılmadığı için sürücüler, sırada beklemekten kaçınmak için mali bir teşvike sahip oluyor.

Komplocuların Eylül 2019 civarında sevk sistemini hacklemek için bir plan geliştirdikleri iddia ediliyor. İddianamede, “Kötü amaçlı yazılım içeren bir flash sürücüyü sevk sistemine bağlı bilgisayarlara yerleştirmesi için birine rüşvet vermek, sisteme yetkisiz erişim elde etmek dahil olmak üzere denenen çeşitli yaklaşımlar anlatılıyor.

Hükümetin başvurusu, grubun sevk sistemine birkaç kez erişim kazandığını ve kaybettiğini gösteriyor. Erişime sahip olduklarında, komplocu olduğu iddia edilen kişiler, sürücüleri 10 dolarlık bir ücret karşılığında sevkiyat kuyruğunun önüne taşımayı teklif etti ve oynamak için ödeme yapmaya istekli başka sürücüler bulanlar için ücretten feragat etti.

Birçok sürücü hizmetten yararlandı. Adalet Bakanlığı’na göre grup, Aralık 2019 civarında tek bir haftada 2.463 kuyruk kesintisi kaydetti. Planın, JFK’de kuyruğu atlayan günde 1.000 kadar seyahate olanak sağladığı iddia ediliyor.

Liman İdaresi Müfettişi General John Gay, yaptığı açıklamada, “Bu iddia edilen hackleme komplosundaki önemli suçlamalar, Liman İdaresinin tesislerimizde güvenli ve adil operasyonlar yapma yükümlülüğümüzü ciddiye aldığını gösteriyor.” dedi. “İddia edildiği gibi, bu küstahça plan, çalışkan taksi şoförlerinin geçimini sağlamak için güvendiği bir sistemi bozdu, tüm bunlar sanıkların fazladan para kazanması içindi.

Amerikalı komplocuların parayı katılımcı sürücülerden topladıkları ve sözde Rus komploculara ödeme gönderdikleri, para transferlerini “yazılım geliştirme için ödeme” veya “verilen hizmetler için ödeme” olarak tanımladıkları söyleniyor. İddianamede Rusların çalışmaları karşılığında 100.000 dolardan fazla para aldığı belirtiliyor.

Yakalanmaları halinde (ABD’nin Rusya ile mevcut ilişkileri göz önüne alındığında bu pek olası görünmüyor) Ruslar, en fazla on yıl hapis cezası gerektiren suçlamalarla karşı karşıya kalacak.

Abayev ve Leyman’ın her biri beşer yıla kadar hapisle karşı karşıya. Gelecek yılın başlarında cezaya çarptırılmaları planlanıyor.

Xiaomi 14 ve 14 Pro satış rekoru kırdı

Xiaomi, geçtiğimiz hafta düzenlediği etkinlikte yeni amiral gemisi akıllı telefonları Xiaomi 14 ve Xiaomi 14 Pro’yu tanıtarak büyük bir çıkış yaptı. Bu yeni modeller, Snapdragon 8 Gen 3 yonga setiyle çalışan dünyanın ilk akıllı telefonları olarak dikkat çekiyor. Çin’de 31 Ekim’de piyasaya sürülen bu cihazlar, kısa sürede büyük ilgi gördü ve dört saat içinde tükendi, böylece bir satış rekoruna imza attılar.

Xiaomi’nin resmi Weibo hesabının paylaştığı bilgilere göre, yeni seri, Çin çevrimiçi perakende platformlarında “ilk gün ve tam gün satışları” için önceki yılın rekorunu kırdı. Ne yazık ki, Xiaomi, bu modellerin kesin satış rakamlarını henüz açıklamadı. Ancak marka, mi 14 ve 14 Pro’nun piyasaya sunulmasından sadece beş dakika sonra önceki nesile kıyasla altı katlık bir satış artışı yaşandığını belirtti.

Xiaomi’nin bu başarısı, birkaç faktörün birleşimiyle açıklanabilir. Xiaomi 14 serisi, önceki Xiaomi 13 serisinin geliştirilmiş bir versiyonu olan etkileyici bir tasarıma sahip. Ayrıca, Snapdragon 8 Gen 3 yonga seti ve yeni HyperOS işletim sistemi gibi güçlü teknolojik özelliklerle donatılmış durumda. Her iki akıllı telefon da Leica Summilux lens ve Leica tarafından optimize edilmiş Light Hunter 900 ana kamera gibi yüksek kaliteli fotoğrafçılık özellikleri sunuyor.

Bu olağanüstü satış başarısıyla Xiaomi’nin yaklaşık 1,36 milyar dolar gelir elde ettiği tahmin ediliyor. Xiaomi 14 serisi cihazların ortalama fiyatı 620 dolar olduğuna göre, Çin pazarındaki ilk satışlarda yaklaşık 2 milyon adet satıldığı tahmin edilmektedir.

Şu an için Xiaomi 14 serisinin küresel piyasaya ne zaman sunulacağına dair herhangi bir bilgi bulunmuyor. Ancak önümüzdeki yılın ilk aylarında uluslararası pazara sunulması bekleniyor.

Instagram çöktü mü? Erişim sorunları yaşanıyor!

Popüler sosyal medya platformu Instagram’a geçtiğimiz dakikalardan bu yana erişim sorunları yaşanıyor. Bunun üzerine kullanıcılar da Instagram’a neden giremiyorum ve Instagram çöktü mü gibi soruları merak etmeye başladı.

Instagram küresel olarak çöktü

Meta’ya ait sosyal medya hizmetlerinde dönem dönem kesintiler yaşanabiliyor. Instagram da bunun son örneği oldu. Henüz şirketten açıklama gelmemiş olmasına rağmen, 17.00’dan bu yana global çapta kesintilerin yaşandığı bildirildi.

Uygulamaların hizmet takibin yapan Downdetector’ın kayıtlarına göre Instagram için erişim sorunları küresel çapta yaşanıyor. ABD’deki raporlar 17.00’dan sonra 2200’den fazla kişinin platformu kullanamadığını gösteriyor.

Ülkemizde de benzer bir durum yaşandı. Kullanıcılar Instagram’a erişemediklerini söyleyerek Facebook ve Twitter gibi platformlardan şikayetlerini iletti. Fakat kesintinin sebebi şimdilik belirsizliğini koruyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Instagram’da kesinti yaşadınız mı? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!

Dünya’nın her yerine satış yapan bir mağaza açın!

ShopiVerse’ün yapay zeka tabanlı entegrasyon yazılımı, e-ticaret firmalarına pazar araştırmasından ürün listelemeye, lojistikten müşteri hizmetleri çözümlerine kadar geniş bir yelpazede hizmet veriyor. Global pazaryerleri, lojistik firmaları, ERP sistemleri ve diğer entegrasyonları tek bir uygulamada birleştirerek satış sürecinin tamamını otomatikleştirmek mümkün. Otomatik içerik, görsel ve fiyat optimizasyonu gibi yapay zekâ destekli özellikleri ile e-ihracatı bir adım öne taşıyan uygulamayı ShopiVerse CEO’su Orxan ISAYEV ile değerlendirdik.

Yurt dışına satış yapmak için, e-ihracat operasyonlarını yürütmek için gerçek deneyime, profesyonellerden oluşan bir ekibe ve etkili süreçlere sahip olmak gerekli. ERP, CRM ve e-ticaret platformlarında uzmanlık ve ayrıca GDPR ve KVKK düzenlemelerine de hakim olmak şart. Shopiverse tüm bu deneyimi tek bir uygulama üzerinden yurtdışına satış yapmak isteyen firmalara sunuyor.

Shopiverse hakkında daha fazla bilgiyi https://shopiverse.com adresinden alabilirsiniz.

Dünya’nın ilk USB-4 harici SSD’si!

0

USB 4 teknolojisiyle uyumlu harici SSD’ler artık piyasada görülmeye başlıyor. ADATA, sadece 3 saniye içinde 10 GB’lık 4K video aktarabilen dünyanın ilk USB 4 uyumlu harici SSD modelini piyasaya sürdü. USB 4, daha hızlı ve daha yüksek performanslı bir standart olarak USB 3’ü geride bırakarak geleceğin depolama çözümlerini şekillendiriyor. ADATA’nın USB 4 SE920 harici SSD’si, bu yeni teknolojiyi kullanarak kullanıcılara olağanüstü hız ve veri transferi imkanı sunuyor.

Bu harici SSD modeli, Thunderbolt 3 ile 4’ü destekliyor ve geriye dönük uyum sağlayarak USB 3.2 ve USB 2.0 cihazlarla da kullanılabiliyor. USB 4 modunda çalıştığında, bu harici SSD saniyede 3,800 MB/s’ye kadar veri transfer hızları sunabiliyor. Yüksek çözünürlüklü 10 GB boyutundaki 4K videoları yaklaşık 3 saniyede aktarabilme imkanı sunarak kullanıcıların zamandan tasarruf etmelerini sağlıyor. Bu, USB 3.2 Gen2 x2’nin maksimum hızı olan 2,000 MB/s’e göre %90’lık bir hız artışı anlamına geliyor.

Bununla birlikte, bu tür yüksek hızlar sıklıkla ısınma sorunlarına yol açıyor, ancak ADATA USB 4 SE920 harici SSD, kullanım sırasında hava sirkülasyonunu artırmak için uzatılabilen bir kasa ve mikro fan ile tescilli bir aktif soğutma çözümü sunuyor. Bu, yüksek hızlı veri aktarımlarını daha güvenli hale getirir.

1TB ve 2TB depolama kapasitelerine sahip olan USB 4 SE920 harici SSD, PlayStation 5 ve Xbox Series X gibi oyun konsollarıyla, Android, Mac OS ve Windows işletim sistemleriyle uyumlu olarak kullanılabilir. Ancak, dikkat edilmesi gereken bir nokta, bağlantı portu ve cihazın USB 4 standardını desteklemesi durumunda en yüksek hızlara ulaşılabilir. Aksi takdirde, harici SSD, geriye dönük uyum sayesinde daha düşük hızlarda çalışacaktır. Ürünün fiyatı şu an için belirsiz. Bu hızlı ve yüksek kapasiteli harici SSD, veri transferi ihtiyaçlarını karşılamak isteyen kullanıcılar için heyecan verici bir seçenek sunuyor.

LinkedIn 1 milyar üyeye ulaştı! Yeni bir özellik geliyor!

Milyar kullanıcı sınırını aşmak, üyelerin eğitimleri, iş deneyimleri ve mesleki becerilerine ilişkin özgeçmiş benzeri bir profile sahip olduğu LinkedIn‘i, Meta gibi rakiplerin de yer aldığı sosyal medya ağlarının en üst kademesine yerleştiriyor.

Şirket, yeni üyelerin yaklaşık %80’inin Amerika Birleşik Devletleri dışından kaydolduğunu söyledi.

LinkedIn‘in ücretsiz bir üyelik kademesi var ama aynı zamanda ayda 30 dolardan başlayan abonelikler de sunuyor. Ayda 40 dolar tutarındaki katmanın üyeleri, düzinelerce iş ilanına bakan bir kullanıcıya profillerindeki bilgilere dayanarak iyi bir aday olup olmadıklarını söyleyebilecek yeni AI özelliklerine sahip olacak.

LinkedIn nasıl kullanılır

Sistem ayrıca kullanıcının bir iş için daha rekabetçi olmasını sağlamak amacıyla profil değişiklikleri önerebiliyor.

LinkedIn‘in baş ürün sorumlusu Tomer Cohen, aracın kullanıcıların “sadece bir işi görmekten ve kendilerini güvensiz hissetmekten, tek bir oturumda muazzam ilerleme kaydedebilmelerine, etkileşime doğru ilerlemelerine” yardımcı olmak için tasarlandığını söyledi.

LinkedIn ayrıca Çarşamba günü, uzun gönderileri her kullanıcı için özel olarak hazırlanmış birkaç önemli madde halinde özetleyecek, örneğin bir satış uzmanına borsa komisyoncusundan farklı bir paket sunacak bir düğmeyi tanıttı.

Tüm bu girişimlerle ağını her geçen gün genişleten platform kullanıcılar için daha da işlevsel bir hal alıyor. Günümüzde birçok şirketin İK departmanı LinkedIn’i işe alım aşamalarında aktif olarak kullanıyor.

Kullanıcı sayılarının ulaştığı son nokta ile platform kendini sosyal ağ olma noktasından yerel iş bulma sitelerine rakip küresel bir yere konumlandırabilir.

Akıllı trafik yönetimi projesi Montreal’de başlıyor

0

Kapsch TrafficCom, yollardaki tehlikeli davranışları tespit etmek ve gerçek zamanlı trafik bilgileri sağlamak için yapay zeka destekli platformunu sunuyor.

Montreal şehri, yol güvenliğini artırmak ve gerçek zamanlı trafik bilgileri sağlamak amacıyla Kapsch TrafficCom ile işbirliği içinde bir trafik yönetimi ve bağlantılı araç projesi başlatıyor.

Akıllı trafik yönetimi için pilot uygulama

Ortaklık kapsamında Montreal, yoldaki trendler ve potansiyel güvenlik açıkları hakkında gerçek zamanlı bilgiler oluşturmak için video kameralardan ve bağlantılı araçlardan gelen trafik verilerinden yararlanan Kapsch TrafficCom’un Düzenlenmiş Bağlantılı Koridor (OCC) hizmet paketini kullanacak. Sistem, Notre Dame koridoru boyunca ve Montreal şehir merkezinde konuşlandırılacak.

Kapsch TrafficCom’un Kuzey Amerika başkanı JB Kendrick: “Video Analitikli Düzenlenmiş Bağlantılı Koridorumuzu Montreal Şehir Merkezindeki 19 kavşakta konuşlandırıyoruz. Derin öğrenmenin gücünü benimseyerek sadece güvenliği artırmakla kalmıyoruz. Aynı zamanda şehir yetkililerine de destek sağlıyoruz. Anında etki yaratabilecek gerçek zamanlı verilerle çalışıyoruz” diyor.

Kapsch TrafficCom’un teknolojisi, güvenlik açısından kritik olayları belirlemek ve belirli alanlardaki trafik istatistikleri ve eğilimler hakkında raporlar oluşturmak için yapay zekayı kullanarak video akışlarını gerçek zamanlı olarak analiz eder. Şehir yöneticileri bu bilgiyi kullanarak yol tasarımlarını gerektiği gibi yeniden yapılandırabilir ve uyarlayabilir.

Şirketler basın açıklamasında: “Platformun kendisi çeşitli trafik yönetimi, durumsal farkındalık ve yol güvenliği ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde özelleştirilebilirken, Montreal’deki sistem olayları tespit etmeyi, araçları ve korunmasız yol kullanıcılarını (yayalar ve bisikletliler), yanlış yönde sürüş, trafik sıkışıklığını sınıflandırmayı amaçlıyor. ve potansiyel olarak tehlikeli olan diğer durumlar” dedi. Akıllı trafik yönetimi projesi ile yenilikçi uygulamalar hayata geçirilecek. Proje özellikle otonom sürüş teknolojilerine geçişte de kritik öneme sahip olacak.

Aşağıdaki video ile akıllı trafik yönetimi projesi ile ilgili detaylı bilgi için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Otonom Robocar görücüye çıkıyor!

Tamamen sürücüsüz SUV, Geely ve Baidu arasındaki ortak girişimden geliyor. Çin’in öncü ROBOCAR 01’i, bir dizi çığır açan teknolojiyle nihayet halka sunuldu.

ROBOCAR 01, Hangzhou merkezli otomobil üreticisi Geely ile otonom Baidu Apollo taksileriyle Çin genelinde büyük ilerleme kaydeden Baidu arasında kurulan bir ortak girişim olan JiYue markası altında satılıyor. ROBOCAR 01’in tartışmasız en önemli unsuru, Baidu Apollo’nun tam Seviye 4 otonom çözümleri paketiyle birlikte tüketicilere sunulan ilk otomobil olması.

Seviye 4, Otomotiv Mühendisleri Derneği tarafından bir otomobilin sürüş kontrolünün tamamen elinde olması olarak tanımlanıyor. ROBOCAR 01’de bu işlevsellik, Nvidia Drive Orin yongalarının yanı sıra 11 yüksek çözünürlüklü kamera, 12 ultrasonik radar ve 5 milimetre dalga radarı tarafından etkinleştiriliyor.

Otonom Robocar teknik özellikleri

JiYue’ye göre bu teknoloji “sürekli gelişen akıllı sürücü fonksiyonlarına” olanak tanıyacak, ancak başlangıçta abonelik esasına göre sunulacak olan ROBO Drive Max adlı bir özellik sunulacak. Bu, noktadan noktaya navigasyon sunacak ve tamamen otonom şerit değiştirmeyi ve sollamayı, otoyolda ve rampa dışında manevra yapmayı ve çok şeritli engellerden kaçınmayı kolaylaştıracak. Ayrıca yaya geçitlerini ve trafik ışıklarını tespit edebiliyor, yayalara yol verebiliyor ve korumasız sola dönüşler yapabiliyor. Başlangıçta, bu işlevsellik Çin’deki otoyolların yüzde 90’ında ve Hangzhou, Pekin ve Şangay olmak üzere üç şehirde mevcut olacak ve gelecek yıl 200’den fazla şehre genişletilmesi planlanıyor.

Standart gelişmiş sürücü destek sistemlerinin sunduğu şerit tutma, şeritten ayrılma uyarısı ve akıllı hız sabitleyici gibi bir dizi özellik de sunuluyor. Bir diğer öne çıkan özellik ise aracın dışından sesle etkinleştirilen otonom vale park hizmeti. Bu, dünyada bunu sunan ilk üretim otomobili. ROBOCAR 01’in teknolojisi, kullanıcıların araca kendi kendini park etmesi veya kapalı veya açık otoparklarda 2 mil mesafeye kadar yolcu alması için komut vermesine olanak tanıyor.

Bu arada, otomobilin otonom kapasitesi, Qualcomm’un 8295 akıllı araç kokpit çipiyle desteklenen son derece yüksek teknolojiye sahip bir kabin tarafından destekleniyor.  Aynı zamanda, ultra hızlı konuşma tanıma, dört yönlü konuşma ve bina sakinlerinin isteklerini mümkün olduğunca doğal bir şekilde yerine getirmek için jest tanıma sunduğu söylenen SIMO yapay zekasının tanıtımını da müjdeliyor. Bu, Baidu’nun “stratejik planlama” yetenekleri sunacak entegre yapay zeka sistemi Ernie Bot ile tamamlanıyor. Otomobilin kendisi, Tesla Model Y’den daha büyük, beş koltuklu bir SUV ve Geely’nin Sürdürülebilir Deneyim Mimarisini (SEA) temel alıyor. Sırasıyla 550 km ve 720 km menzil sağlayan 71,4 kWh ve 100 kWh’lik iki farklı batarya ile mevcuttur ve 200 kW veya 400 kW güç ve 0-100 km/saat hızlanma sağlayan tek veya çift motorlu konfigürasyonlarla sunuluyor.

Otomobilin showroom’a yolculuğu Çin standartlarına göre bile oldukça hızlıydı. İlk olarak 2022’nin ortalarında JIDU arması takıldığında bir konsept olarak görüldü. Ardından Ağustos ayında Geely’nin satış ve üretimi denetlemesiyle JiYue markası duyuruldu.

Starship fırlatmaya bir adım daha yaklaştı, ancak henüz lisans yok!

0

Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX firması, Ay ve Mars görevleri için hummalı hazırlıklara devam ediyor. Şirketin şu anda en önem verdiği proje olan ve tamamen yeniden kullanılabilir bir fırlatma aracı olarak kurgulanan Starship bir an önce fırlatma testlerine devam etmek istiyor. Ancak Nisan ayındaki başarısız fırlatma girişiminin ardından ikinci test için onay süreci henüz tamamlanamadı.

ABD Federal Havacılık İdaresi’nin (FAA) şirketin Starship-Super Heavy lisans değerlendirmesine ilişkin güvenlik incelemesini tamamladığını duyurması SpaceX için önemli bir gelişme. Sürecin bu bölümünde kamu sağlığı ve güvenliğinin yanı sıra mülk güvenliğine ilişkin konular da incelendi. FAA, SpaceX‘in güvenlik organizasyonunu ve aracın fırlatılması, yeniden inişi ve imhasına ilişkin risk kriterlerini yakından inceledi ve güvenlik onaylarını verdi. Buna karşın, ilk fırlatmada yaşanan sorunlar ve çevre etki analizleri hala endişe konusu. FAA ve ABD Balık ve Vahşi Yaşam Servisi, Tehlike Altındaki Türler Yasası kapsamında güncellenmiş bir Biyolojik Değerlendirme üzerinde çalışıyor ve lisans değerlendirmesinin çevresel inceleme kısmı yapılmadan önce istişarenin tamamlanması gerekiyor.

İlk test başarısızlıkla sonuçlanmıştı

SpaceX’in bu yılın başlarında Starship-Super Heavy kombosunu fırlatmaya yönelik ilk girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştı. İlk test görevinde Starship, başarılı bir fırlatma gerçekleştirmiş olsa da fırlatıştan kısa süre sonra yaşanılan sorundan dolayı fırlatmadan 3 dakika sonra havada imha edilmişti Roket fırlatma rampasına önemli ölçüde hasar vermiş ve geniş bir alana enkaz saçmıştı. Daha sonra ise kontrolden çıkmış ve sonunda patlamıştı.

Bundan sonraki fırlatmalar durduruldu ve SpaceX’in patronu Elon Musk’ın bir sonraki dev roketin şirketin Güney Teksas Yıldız Üssü’nden fırlatılmaya hazır olduğu yönündeki itirazlarına rağmen, FAA şirkete devam etme izni vermedi. Kazaya ilişkin soruşturma Eylül ayında tamamlandı ve SpaceX için 63 düzeltici eylem belirlendi. Elon Musk, bu listedeki 57 öğrenin tamamlandığını, kalanlarının ise sonraki uçuşlarla alakalı olduğunu duyurmuştu

Öte yandan, NASA ile anlaşma yapan SpaceX için zaman daralıyor. Henüz Starship’i yörüngeye oturtamadı ancak NASA’nın şu anda 2025 sonu için planlanan Artemis III görevi için uzay aracının Ay’a iniş versiyonunu sağlaması bekleniyor. Starship’in İnsan İniş Sistemi (HLS) versiyonu kendi başına iddialı bir proje ve yörüngede itici yakıt transferi gerektirmekte. Orijinal hedefe iki yıl kalmışken, bir sonraki test fırlatması için lisans bekleme zorunluluğu olmasa bile 2025 hedefini tutturmak giderek zorlaşıyor gibi görünüyor.

Tesla otopilot teknolojisi kazada suçlu muydu?

Kaliforniya’daki bir jüri, Tesla’nın Otopilot sürücü destek teknolojisinin 2019’daki ölümcül kazadan sorumlu olmadığına karar verdi. Bu dönüm noktası niteliğindeki dava, elektrikli otomobil üreticisinin, Autopilot’un ölüme neden olduğu iddiaları nedeniyle ABD’de ilk kez bir davayla karşı karşıya kalmasıydı ve karar, yakında başka yasal davalarla birlikte ilginç bir emsal teşkil edebilirdi. Riverside Yüksek Mahkemesinde görülen davada, Tesla’nın arabalara bilerek kusurlu bir Otopilot sistemi sağladığı iddia edildi. Bu, sonuçta Model 3’ün sahibi Micah Lee’nin ölümüne ve aralarında sekiz yaşında bir çocuğun da bulunduğu iki yolcunun ciddi şekilde yaralanmasına neden olan bir kazaya yol açtı.

Tesla otopilot teknolojisi kaza ile gündemdeydi

Dava, Lee’nin Model S’sinin Los Angeles’ın doğusundaki bir otoyolda saatte 65 mil hızla giderken nasıl aniden keskin bir şekilde yön değiştirdiğini, ardından bir palmiye ağacına çarpıp alevler içinde kaldığını ve tüm bunların birkaç saniye içinde nasıl gerçekleştiğini ayrıntılarıyla anlatıyordu. Davacılar, 400 milyon dolar artı cezai tazminat talep eden iki yaralı yolcu – Lindsay Molander ve oğlu Parker Austin – idi.

Tesla, Otopilot teknolojisinin hatalı olduğunu reddetti ve o sırada devreye girip girmediğinin bile belirsiz olduğunu savundu. Ayrıca Lee’nin kazadan önce içki içtiği de öne sürüldü. Kazadan sonra yapılan testler kan dolaşımında alkol bulunduğunu doğruladı. Ancak eyalet yasalarına göre sarhoş sayılmaya yetecek miktarda alkol yoktu. Dört gün süren görüşmelerin ardından jüri, 9’a 3 oyla araçta üretim hatası olmadığına karar verdi; esasen Tesla’nın, suçun sürücü hatası olduğu yönündeki iddiasıyla aynı fikirdeydi.

Ancak davacıların avukatı Jonathan Michaels: “Jürinin uzun süren müzakeresi, kararın hâlâ belirsizlik gölgesi yarattığını gösteriyor” dedi. Geçtiğimiz birkaç yılda, Tesla’nın sürücü destek sistemleri Otomatik Pilot ve Tam Kendi Kendine Sürüş üzerindeki incelemeler çeşitli farklı çevrelerden yoğunlaştı. Eylül 2022’de Kaliforniya’da Tesla’nın “tüketicileri ADAS teknolojisinin mevcut yetenekleri konusunda aldattığını ve yanılttığını” iddia eden bir dava da dahil olmak üzere bir dizi dava açıldı.

Yazılım aynı zamanda ABD Adalet Bakanlığı tarafından da araştırılıyor ve Ekim ayı sonlarında Tesla’ya Otopilot ve FSD ile ilgili belgeler için mahkeme celbi verildiği ortaya çıktı. Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi ayrıca, bazıları sabit ilk müdahale araçları da dahil olmak üzere, bu teknolojiyle donatılmış Tesla’ların dahil olduğu çeşitli kazaları araştırıyor ve Haziran ayında şirketten Otomatik pilot hakkında ayrıntılı bilgi talep etti.

Nokia, Amazon ve HP’ye patent ihlali davası açtı

0

Nokia’nın Lisanslama Baş Sorumlusu Arvin Patel, şirketin web sitesinde yaptığı açıklamada Amazon aleyhine açılan davaların ABD, Almanya, Hindistan, İngiltere ve Avrupa Birleşik Patent Mahkemesi’nde açıldığını söyledi. Ayrı olarak, video ile ilgili teknolojiler konusunda ABD’de HP Inc. aleyhine de ek bir dava açıldığını söyledi. Patel, “Amazon ve HP firmalarıyla ayrı ayrı birkaç yıldır görüşmeler yapıyoruz, ancak bazen başkaları tarafından takip edilen ve saygı duyulan kurallara göre oynamayı seçmeyen şirketlere yanıt vermenin tek yolu dava açmaktır” dedi.

Patel, video akış hizmetleri veya akış cihazları sağlayan şirketlerin Nokia’nın araştırmasından “büyük faydalar” sağladığını ve bunun da uygun şekilde tazmin edilmesi gerektiğini söyledi. Amazon, yasal işlemler devam ettiği için konu hakkında henüz bir yorum yapmayı reddediyor. HP de benzer bir şekilde henüz bir açıklama yapmadı.

Nokia, dava açmanın asla ilk tercihi olmadığını ve patent lisans anlaşmalarının büyük çoğunluğunun dostane bir şekilde karşılıklı müzakereler ile sonuçlandığını söyledi. Avrupa Komisyonu gibi düzenleyici kurumlar da bir yandan müzakere yaklaşımın desteklerken bir yandan ise uzun süren anlaşmazlıkların inovasyonu engelleyebileceğini savunarak daha katı bir tutum izleyebiliyorlar. Haziran ayında Nokia, şartlarını açıklamadan Apple Inc. ile bir lisans anlaşması yaptığını duyurmuştu.

Öte yandan Ericsson, Motorola ve Nokia gibi son kullanıcı pazarında artık isimlerini pek duymadığımız şirketler, gerek 5G gibi teknolojilerde gerekse de mobil yayıncılık teknolojisinde devasa yatırımlara ve patent haklarına sahipler ve çıkar çatışması kaçınılmaz bir süreç. Geçtiğimiz haftalarda Ericsson da 2009’dan bu yana Motorola ve Lenovo ile patent ihlal sorunu yaşadıklarını ve çözüm sağlanamadığı için dava açtıklarını duyurmuştu.

Ericsson, Lenovo’nun bir SEP lisansına ihtiyaç duyduğunu hiçbir zaman inkar etmediğini, ancak Çinli şirketin 10 yıllık müzakerelere rağmen bir telif ücreti ödemeyi geciktirdiğini ve bunun da şimdi bir dava ile sonuçlandığını iddia ediyor.

NASA sürdürülebilir havacılık yakıtlarını test ediyor!

Yüksekten uçan uçaklardan gökyüzüne yayılan bulutların oluşturduğu çizgiler (contrails) hepimiz için tanıdık manzaralardır, ancak bu çizgiler gezegen üzerinde görünmeyen bir etkiye sahip olabilirler zira ısıyı atmosferde hapsederler. Boeing, United Airlines ve diğer ortaklarla birlikte çalışan NASA araştırmacıları, yeni ve daha çevreci havacılık yakıtlarının sorunu azaltmaya nasıl yardımcı olabileceğini görmek için veri topluyor.

Ekim ayı boyunca NASA ve Boeing, şirketin ecoDemonstrator programı aracılığıyla Washington eyaletinde bir contrail araştırma kampanyası yürütmek üzere ortaklık kurdu. Kampanya, sürdürülebilir havacılık yakıtının çevreye fayda sağlama kapasitesi hakkında bilgi üretmeye ve analiz etmeye odaklandı.

Boeing’in ikinci ecoDemonstrator Explorer uçağı olan 737-10, %100 sürdürülebilir havacılık yakıtı ve da geleneksel jet yakıtının düşük sülfürlü versiyonu ile doldurulmuş tanklar arasında geçiş yaparak test uçuşları gerçekleştirdi. Dünyanın en büyük uçan bilim laboratuvarı olan NASA’nın DC-8 uçağı da bunu takip ederek her bir yakıt türünden kaynaklanan emisyonları ve contrail buz oluşumunu ölçtü. DC-8’in özel enstrümantasyonu tarafından toplanan veriler, sürdürülebilir havacılık yakıtlarının kontrail oluşumunu azaltmaya yardımcı olup olmadığının belirlenmesine yardımcı olacak.

Contrail oluşumunun iklim değişikliğine etkisi

NASA’nın Langley Aerosol Araştırma Grubu Deneyi’nde fizik bilimci ve kampanyanın baş araştırmacısı olan Rich Moore, “Contrail adı verilen oluşumun önemli bir kirlilik kaynağı olduğuna inanılıyor,” diyor ve ekliyor: “Bu uçuş kampanyası ile contrail kirlilik kaynağını düzeltmekten çok onları önlemeye çalışıyoruz.”

Edwards’taki NASA Armstrong Uçuş Araştırma Merkezi’nde bulunan DC-8’e ek olarak, NASA’nın California bölge ekibi de yer testleri için mobil bir laboratuvar da dahil olmak üzere diğer kritik öğelerle çalışmaya katkıda bulunuyor. Araştırmanın diğer paydaşları arasında GE Aerospace, Alman Havacılık ve Uzay Merkezi, Federal Havacılık İdaresi ve diğer birçok katılımcı yer almakta. Araştırmacılar bir yıl içinde sonuçlarını yayınlayacaklar. Moore, “Bu işbirliğiyle ilgili en önemli şeylerden birisi de bu verilerin dünyaya açık bir şekilde yayınlanacak olması” diyor.

Contrail bulutları, koşullara ve zamanlamaya bağlı olarak hem yerel soğutma hem de ısıtma etkilerine sahip olabilir, ancak araştırmacıların bilgisayar tahminleri, küresel ölçekte ısınma etkilerinin daha büyük olduğunu söylüyor. Geçtiğimiz birkaç yıl boyunca NASA, bu modelleri gözlemlerle eşleştirmek için ortaklarıyla birlikte çalışarak contrail çizgilerinin nasıl ve ne zaman oluştuğunu ve çevre üzerindeki etkilerini anlamaya çalıştı.

Jet motoru egzozu su buharı ve kurum parçacıkları içerir. Hava taşıtları yüksek irtifalardaki soğuk havalarda çalıştığında izler oluşur. Egzozlarındaki su buharı soğuyup yoğunlaşır ve havadaki kurum ya da diğer partiküllerle etkileşime girdiğinde buz kristalleri oluşturur. Bu buz kristalleri üst atmosferde saatlerce kalarak yerel sıcaklık etkileri yaratabilir ve bu da zaman içinde iklim değişikliğini etkileyebilir.

Sürdürülebilir havacılık yakıtları da dahil olmak üzere alternatif yakıtlar en azından teoride daha az kurum partikülü açığa çıkarır. Araştırma modellerine göre bu durum daha az kristalin oluşmasına neden olacak ve oluşanlar da daha büyük olacak, aşağıdaki daha sıcak havaya düşüp eriyecek ve böylece contrail oluşumunun çevresel etkisi azalacaktır.

Bu yeni ecoDemonstrator ortaklığına ek olarak, NASA ve Alman Havacılık ve Uzay Merkezi ND-MAX olarak bilinen ortak bir uçuş araştırma kampanyası yürüttü. Bu kampanyada DC-8, Alman Havacılık ve Uzay Merkezi tarafından işletilen ve biyoyakıt kullanan bir A320 uçağının bıraktığı kontrailleri test etti. 2013 ve 2014 yıllarında NASA, Alternatif Yakıtın Kontrailler ve Seyir Emisyonları Üzerindeki Etkileri adlı daha küçük, business sınıfı jetleri kullanan bir dizi araştırma uçuş programına da öncülük etmişti.

NASA’nın hedefi net sıfır havacılık sera gazı emisyonu

Geçtiğimiz on yıl boyunca NASA tarafından finanse edilen araştırmalar, sürdürülebilir havacılık yakıtlarının, havalimanlarının yakınındaki yerel hava kalitesini etkileyebilen ve contail oluşumuna katkıda bulunan motor partikül emisyonlarını azaltmada önemli faydaları olduğunu göstermiştir. Sürdürülebilir havacılık yakıtları geliştirme ve değerlendirme çabaları, çevreye yeni karbondioksit salmadan geleneksel jet yakıtının performansını sağlamaya odaklanmaktadır. Bu yakıtlar hammaddeler ve atık kaynaklar gibi sürdürülebilir kaynaklardan elde edilebilir.

NASA’nın sürdürülebilir havacılık yakıtı araştırması, ajansın ABD’nin 2050 yılına kadar net sıfır havacılık sera gazı emisyonu hedefini ilerletme çalışmalarının bir parçası. Uçuş testleri, havacılık ve uzay alanındaki yenilikleri ve bunların çevresel etkilerini anlamak için altın standart olmaya devam ediyor ve bu da ecoDemonstrator gibi ortaklıkları ve NASA’nın DC-8’i gibi araştırma uçaklarını, havacılığı daha sürdürülebilir hale getirmeye, çevreyi korumaya ve dünyadaki yaşamı iyileştirmeye yardımcı olabilecek veriler için önemli kaynaklar haline getiriyor.

YouTube reklam engelleyici denetimlerini sıkılaştırıyor!

Yayınladığı finansal çeyrek raporlarına göre reklam gelirleri yılın ilk 9 aylık diliminde bir önceki seneye kıyasla yalnızca %4,8 artan YouTube, çareyi reklam kesicileri (adblocker) devre dışı bırakmakta arıyor. Reklam engelleyici eklentiye sahip kullanıcılar artık YouTube videoları izlerken “YouTube izin verilenler listesine alınmadıkça veya reklam engelleyici devre dışı bırakılmadıkça video oynatımı engellenir” şeklinde bir açılır pencere bildiri alıyorlar. Bu bildirim bu ayın başlarında platform genelinde kullanıcıların karşısına çıkmaya başladı, ancak mesajı kapatarak geçiştirmek oldukça basitti. Kısa bir süre sonra YouTube, kullanıcıları mesajı onaylamaya zorlamak için bir zamanlayıcı koydu ancak yine de zamanlayıcı geçtikten sonra mesajdan çıkmak mümkündü. Şimdi YouTube, kullanıcıların açılır pencereyi atlatmak için platformun lehine bir işlem yapmalarını istiyor.

YouTube iletişim müdürü Christopher Lawton Salı günü yaptığı açıklamada, reklam engelleyici kullanmanın platformun hizmet şartlarına aykırı olduğunu söyledi. Lawton ayrıca “reklamların dünya çapında çeşitli içerik oluşturucu ekosistemini desteklediğini ve milyarlarca kişinin YouTube’daki favori içeriklerine erişmesine olanak sağladığını” söyledi.

YouTube’un Hizmet Şartları, yasal olan reklam engelleme uzantılarının kullanımını spesifik olarak yasaklamaktan aciz. Bununla birlikte YouTube kullanan herkesin mecburen kabul ettiği sözleşmede yer alan “Kullanıcıların hizmetin herhangi bir bölümünü atlatamayacağını, devre dışı bırakamayacağını, hileli bir şekilde meşgul edemeyeceğini veya başka bir şekilde müdahale edemeyeceğini” düzenleyen maddesi YouTube’a imkan tanıyor.

YouTube adblocker eklentiyi nasıl tespit ediyor?

Ancak işin bir de mahremiyet ayağı var. YouTube, kullanıcıların adblocker kullanıp kullanmadıklarını JavaScript koduyla algılıyor. Geçtiğimiz hafta, online mahremiyet savunucusu Alexander Hanff bu konuyu düzenleyici kurumlara taşımaya karar verdi. Hanff, İrlanda Veri Koruma Komisyonu’na (DPC) yaptığı başvuruda YouTube’un reklam engelleme uzantılarının kullanımını tespit etmek için JavaScript kodu kullanmasını şikayet etti.

Hanff’a göre YouTube’un şu anda adblocker kullanımıyla ilgili gösterdiği açılır pencereyi sunmak için önce adblocker varlığını tespit etmek üzere günde en az iki kez değiştirilen bir komut dosyası çalıştırması gerekiyor. Hanff’a göre bu komut dosyası AB’nin ePrivacy Direktifini ihlal ediyor – çünkü YouTube bu tür bir tarayıcı sorgulaması yapmak için kullanıcılarından önce açık bir onay istemek zorunda. Hanff’ın yaptığı başvurunun nasıl sonuçlanacağı henüz net olmasa da, uzmanlar YouTube’un kullanıcı sözleşmelerini değiştirmek zorunda kalabileceği görüşündeler.

Atıklar metal tozuna dönüştürülecek!

0

Epson’un grup şirketlerinden Epson Atmix Corporation, atık metalleri geri dönüştürmek için sürdürülebilir bir metal rafinerisi inşasına başladığını duyurdu. Toplam 5.5 milyar Yen yatırım yapılacak fabrika 2025 yılından itibaren özel teknolojilerle atık metaller toz olarak yeniden kullanılabilir hale getirecek. Atmix, Temmuz 2022’de Japonya’nın Aomori kentindeki Hachinohe şehri ile Hachinohe Kita Inter Endüstri Parkı’ndaki fabrika sahasını satın almak üzere bir anlaşma imzalamıştı. Atmix geçtiğimiz günlerde bir temel atma töreni düzenledi ve fabrikanın Haziran 2025’te faaliyete geçeceğini açıkladı.

Karbon negatif olacak

Epson Atmix

Epson, 2050 Çevresel Vizyonu’nda belirtildiği gibi, 2050’ye kadar karbon negatif ve yeraltı kaynaklarından arınmış bir şirket olmayı hedefliyor. Epson, stratejisinin bir parçası olarak, metal ve kağıt gibi malzemeleri geri dönüştürmek için çevresel teknolojiler geliştirmek ve elde edilen teknolojileri ve çözümleri yeni iş alanları yaratmak amacıyla kullanmayı amaçlıyor.

Metal bulmak zorlaşacak

Atmix, yeraltı kaynaklarının azalması ve metal fiyatlarının yükselmesi nedeniyle doğal malzeme temininin zorlaşacağını ön görüyor. Yeni fabrika, geri dönüştürülmüş metal kaynaklardan metal tozları üretmek üzere metalin geri dönüştürülmesi yoluyla riski azaltmayı amaçlıyor. Metal tozları üretiminde kullanılan metali geri dönüştürmek amacıyla tasarlanmış olan yeni fabrika, metalleri eritmek için yüksek frekanslı indüksiyon fırın, metallerden kirlilikleri temizlemek için AOD rafineri fırını ve ingot oluşturmak için döküm makinesi gibi ekipmanlarla donatılacak.

Yeraltı kaynakları korunacak

Atmix, üretim süreçlerindeki metal tozlarında oluşan standart dışı metal tozları, Atmix içinde oluşan metal atıklar ve Epson Grubu tarafından atılan metal kalıntıları ve kullanılmış kalıplar gibi çeşitli kaynaklardan gelen istenmeyen metalleri geri dönüştürmek için bu yeni fabrikayı kullanacak. Bu atık metaller, Atmix’in metal tozları için hammadde olarak yeniden kullanılacak. Yüksek saflıktaki demir gibi doğal malzemeler, geri dönüştürülmüş metal malzemelerle değiştirilerek yeraltı kaynaklarını koruyacak ve karbondioksit emisyonlarını azaltacak. Yeni bir rafine işlemi uygulanması, Atmix’in gelecek nesil yüksek performanslı tozları geliştirmesine, manyetik özelliklerini iyileştirmesine ve amorf şekillendirme yeteneklerini artırmasına olanak tanıyor. Yeni fabrika, 2050’de yeraltı kaynaklarından arınmış bir şirket olma hedefine ulaşma yolunda atılan önemli bir adım olacak.

Dell Technologies ve Meta’dan yapay zeka iş birliği!

Dell Technologies, Dell’in BT altyapısı, istemcileri ve profesyonel hizmetlerinden oluşan Üretken Yapay Zekâ (GenAI) portföyü aracılığıyla Meta’nın Llama 2 modellerinin Dell müşterileri tarafından şirket içi dağıtımını kolaylaştırmak için Meta ile iş birliği yapıyor.

Dell Technologies Yapay Zekâ Çözümleri Başkanı Jeff Boudreau, konuyla ilgili olarak “Üretken yapay zekânın endüstrilerin işleyiş biçiminde devrim yarattığı, inovasyonu teşvik ettiği ve rekabet gücünü artırdığı yeni bir çağın eşiğindeyiz. Dell ile Meta arasındaki iş birliği sayesinde, açık kaynaklı GenAI’nin tüm müşteriler tarafından daha kolay kullanılabilir hâle gelmesini sağlıyoruz. Bu ortaklık, farklı ölçeklerdeki dağıtımlar için en uygun yazılım ve donanım altyapısıyla birlikte kapsamlı uygulama rehberliği sunuyor. Yeni yaklaşımlar ve içgörüler için müşteriler artık şirket içinde güvenli GenAI modellerini daha kolay dağıtabiliyorlar” dedi.

Üretken yapay zeka şirket içi inovasyonu destekliyor

Bu iş birliği, Dell’in en çok satan altyapı portföyü ile Llama 2 yapay zekâ modelleri ailesini bir araya getirerek şirket içi yapay zekâ ortamını basitleştiriyor. Bu sayede müşteriler, ister geleneksel bir veri merkezinde ister uç konumlarda olsun, GenAI çalışmalarını kendi bünyelerinde hızlandırabiliyor. Dell ayrıca Meta’nın Llama 2 modellerini sistem boyutlandırma araçlarına dâhil ederek müşterilerin Llama 2’ye dayalı yapay zekâ çalışmalarını yürütmek için ideal çözümü seçmelerine yardımcı oluyor.

Dell Validated Design for Generative AI ile Meta’nın Llama 2’si, şirket içi projelerin dağıtımını ve yönetimini kolaylaştırmak için önceden test edilmiş ve kanıtlanmış Dell altyapısı, yazılımı ve hizmetleri sağlıyor. Kapsamlı dağıtım ve konfigürasyon rehberliği ile kuruluşlar GenAI altyapılarını daha hızlı bir şekilde kurup çalıştırabiliyor ve Llama 2’yi daha öngörülebilir bir şekilde işletebiliyor.

Meta’nın Llama 2’si ve kapsamlı Dell Generative AI Solutions teknoloji ve hizmet portföyü sayesinde her ölçekteki kuruluş, masaüstlerinden veri merkezlerine, uç konumlara ve genel bulutlara kadar GenAI çözümleri sunmak için güvenilir araçlara erişebiliyor.

ABD yapı malzemeleri devi Ace Hardware siber saldırı kurbanı

Ace Hardware fidye yazılım çeteleri tarafından siber saldırıya uğrayan en son kuruluş oldu. 1924’te ABD Chicago’da kârlarını artırmanın yollarını arayan dört yapı malzemeleri firmasının bir araya gelerek kooperatif mantığıyla kurdukları Ace Hardware, ABD’de 5.700’den fazla mağazası olan ve yıllık 9,2 milyar dolar ciro yapan bir şirkete dönüşmüş durumda. Siber saldırganların Pazar günü hedef aldıkları firma, online satış yapamaz duruma geldi.

2013 yılından beri Ace Hardware şirketinin CEO’su ve başkanı olarak görev yapan John Venhuizen, perakendecilerine gönderilen bir notta siber saldırı konusunda şunları söyledi: “Pazar sabahı, BT sistemlerimizin çoğunu etkileyen bir siber güvenlik olayı tespit ettik. Bu olayın bir sonucu olarak, ACENET, Depo Yönetim Sistemlerimiz, Ace Perakendeci Mobil Asistanı (ARMA), Hot Sheets, Faturalar, Ace Rewards ve Bakım Merkezi’nin telefon sistemi dahil olmak üzere birçok önemli operasyonel sistemimiz kesintiye uğradı veya askıya alındı.”

Milyarlarca dolarlık firma, depolarında çalışan personeli evlerine gönderirken sipariş geçemeyen perakendeciler ödemelerinin de zamanında yapılamayacağından korkuyor. 29 Ekim’de fidye yazılım çetesinin saldırısına uğrayan firma 31 Ekim dahil son 3 günde hiçbir tedarik teslimatı yapamadığı gibi Ace Hardware perakendecilerinden sipariş alamayacağı konusunda uyarı yayınladı. Firmanın fiziksel mağazaları ise satışlarına devam edebiliyor. Başka bir deyişle, stoktaki ürünleri bir Ace mağazasından şahsen satın alabiliyorsunuz, ancak sipariş vermek veya başka bir hizmet kullanmak için Ace kurumsalını kullanmanız gerekiyorsa, işlem gerçekleştiremiyorsunuz

Ace Hardware uğradığı saldırının türünü henüz netleştirmedi, sadece sistemleri ve operasyonları eski haline getirmek için çalıştığını ve yardım için bazı dijital güvenlik uzmanlarını çağırmak zorunda kaldığını söyledi. CEO Venhuzien perakendecilerine “Ace ekibiniz, bir grup teknik siber güvenlik uzmanının desteğiyle birlikte, bu durumu çözmek için hummalı bir şekilde çalışıyor” diyor ve ekliyor: “Bizim için şuan hiçbir şey tüm operasyonları mümkün olan en kısa sürede eski haline getirmekten daha önemli değil.

Kuruluşun BT altyapısını çökertmek için son dönemde kullanılabilecek bir sürü güvenlik açığı mevcut. Örneğin Citrix kullanıcıları geçen hafta kritik bir Netscaler hatası konusunda uyarmıştı. Ayrıca fidye yazılım çeteleri son dönemde ardı ardına saldırılar gerçekleştiriyor.

MediaMarkt Türkiye’nin CEO’su değişti!

0

Avrupa’nın açık ara bir numaralı elektronik perakendecisi MediaMarkt Türkiye’de üst düzey bir atama gerçekleşti. MediaMarkt Türkiye’de Operasyonlardan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi (COO) olarak görevini başarıyla sürdüren Hulusi Acar, MediaMarkt Türkiye’ye CEO olarak atandı. 

Hulusi Acar / MediaMarkt Türkiye CEO
Hulusi Acar / MediaMarkt Türkiye CEO

MediaMarkt bünyesine katıldığı 2018 yılından beri markanın mağaza sayısını iki katına çıkaran ve 230 bin metrekareden fazla alana yayılan 96 mağazası ve dijital satış kanallarına liderlik eden Acar, aynı zamanda, pazarlama, bütünleşik kanal yönetimi, müşteri deneyimi ve bağlılığı programlarının yönetimini de üstlenerek markanın pazar liderliği yolculuğuna büyük katkılarda bulundu. 

2023 global stratejisini Deneyim Şampiyonluğu olarak benimseyen markanın, 360 derece deneyim mükemmelliğine odaklanma vizyonu kapsamında; çalışan, alışveriş, kullanım, sosyal ve çevresel etki deneyimi olarak 4 ana başlıkta ayrı ayrı ele aldığı deneyim şampiyonluğu hedefini yerine getirmesinde önemli paya sahip olan Acar, Türkiye’nin grubun en başarılı ülkelerinden biri haline gelmesinde de önemli bir rol oynadı.

Acar, Galatasaray Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu ve Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde satış, pazarlama ve müşteri deneyimi alanlarında çeşitli üst düzey yöneticilik pozisyonlarında bulundu. Perakende ve telekomünikasyon sektörlerinde uzun yıllara dayanan deneyime sahip Acar, MediaMarkt Türkiye’nin yeni CEO’su olarak atandı.