Ünlü isim TÜSİAD Dijital Türkiye Konferansı’nda olacak

0

TÜSİAD tarafından 28 Eylül’de düzenlenecek Dijital Türkiye Konferansı’nda, Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artırmak amacıyla dijital dönüşümü etkin şekilde gerçekleştirmek ve yarattığı fırsat alanlarını değerlendirmek için gereken Dijital Türkiye Vizyonu ele alınacak. Konferansa tüm dünyadan önemli isimler katılacak.

Konferansın ana tema konuşmacılarından biri NASA AI ve İnovasyon Baş Danışmanı Dr. Omar Hatamleh olacak. Bilim ve teknolojinin sınırlarını ilerletme ve gelecek nesil yenilikçilere, kaşiflere ilham verme konusunda tutkulu olan Hatamleh, “Geleceği Dönüştürmek” başlıklı konuşmasıyla katılımcılara ufuk açıcı dakikalar yaşatacak.

Dr. Omar Hatamleh kimdir?

NASA’da 26 yıllık deneyime sahip bir lider olan Dr. Omar Hatamleh, Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nde Yapay Zeka ve İnovasyon Baş Danışmanı ve NASA Genel Merkezi’nde NASA BT Stratejisi Lideri olarak görev yapmaktadır. NASA’nın misyonlarını ve hedeflerini destekleyen en yeni yapay zeka ve teknoloji çözümlerini belirlemek ve entegre etmenin yanı sıra kurumun BT stratejisini ve vizyonunu geliştirmekten ve uygulamaktan sorumludur.

Yapay zeka ve teknolojinin iş, etik, toplum ve ekonominin geleceği üzerindeki etkisini araştıran Between Brains kitabının ortak yazarı olan Hatamleh, mühendislik alanında 33’ün üzerinde uluslararası dergi makalesi yayınlamış ve NASA’dan Gümüş Başarı Madalyası, NASA İnovasyon Ödülü ve NASA Üstün Başarı Ödülü de dahil olmak üzere birçok ödül ve takdir almıştır.

Ulusal ve uluslararası konuşmacıları, geleceğin teknolojilerini konuşacak

TÜSİAD Dijital Türkiye Konferansı’nın bu yılki ulusal ve uluslararası konuşmacıları, geleceğin teknolojileri ve dijitalleşme vizyonu öngörülerini paylaşacak. Konferansta, Türkiye’nin teknolojik sıçramayı gerçekleştirebilmesi için ihtiyaçları, dijital dönüşümü, değişen yetkinlik gereksinimleri, veri, fintek ve banka iş birlikleri, mobilitenin geleceği, yatırımcı profilinin dönüşümü, “Silikon Vadisi” ruhu ve girişimcilik ele alınacak konulardan bazıları olacak.

TÜSİAD Dijital Türkiye Konferansı’nın detaylarına web sitesi www.dijitalturkiyekonferansi.com üzerinden ulaşılabilir.

Google antitröst davası başladı

Google’ın antitröst davasının ilk gününde ABD Adalet Bakanlığı ve 14 davacı eyalet, Google’ın arama motoru ve arama reklamı pazarlarındaki rekabete aykırı rolünün internetin geleceğini tehdit ettiğini savundu. Google, tekelleşmeyle değil inovasyonla başarıya ulaştığını söyledi.

21. yüzyılın en önemli teknoloji antitröst davası 12 Eylül günü ABD federal mahkemesinde Adalet Bakanlığı ve 14 müdahil eyaletin arama motoru devine karşı mücadelesiyle başladı. Adalet Bakanlığı, Google’ı rekabete aykırı ve dışlayıcı uygulamalar yoluyla genel arama hizmetleri, arama reklamları ve genel arama metni reklamları için pazarları yasa dışı bir şekilde tekeline almakla suçluyor.

Google antitröst davası kapsamında savunma verecek

Adalet Bakanlığı’nın sivil bölümündeki müdür yardımcısı Kenneth Dintzer, açılış tartışmaları sırasında: “Bu dava internetin geleceğiyle, Google arama motorunun bu geleceği korumak için anlamlı bir rekabetle karşılaşıp karşılaşmayacağıyla ilgili” dedi. Hükümetin iddiasının merkezinde, Google’ın, Dintzer’in iddia ettiği gibi, arama motoru pazarında yüzde 89’u ve arama reklamları işinde yüzde 74’ü aşan “varsayılan durum” pazar payını korumak için sözleşmeleri kullanması yer alıyor.

Dintze:, “Tekel bakımı, uygulamaları açtığımızda ve tarayıcıları indirdiğimizde bulduğumuz varsayılan ayarlarla başlıyor. Bu varsayılan ayarlarla Google, arama dağıtımını kontrol ediyor ve rakiplerinden daha fazla arama alıyor. Google’ın en yakın rakibi Bing’den on altı kat daha fazla yeni veri aldığına şüphe yok” dedi.

DOJ, Google’ın yeni verilerdeki büyük liderliği sayesinde kullanıcılara daha doğru sonuçlar sunabileceğini ve bunun karşılığında daha fazla kullanıcı ve reklam geliri çekerek rakipleri için aşılamaz bir geri bildirim döngüsü yaratabileceğini söylüyor. Dintzer: “Bu verilerle, Google’ın mobil arama ve reklam ürünleri, rakiplerinin umabileceğinden daha iyi. Bu da Google’a, ürünlere yatırım yapmak yerine cihaz üreticileri ve uygulamalarla daha fazla varsayılan sözleşme için ödeme yapması için daha fazla para sağlıyor” dedi.

Dintzer, Google’ın hakimiyetinin yalnızca rakipleri geride bırakmakla kalmayıp aynı zamanda yeniliği de azalttığını söyledi. Bunun da sonuçların kalitesini etkilediğini ve Google’ın gizlilik gibi kullanıcılar için önemli olan konuları göz ardı etmesine olanak sağladığını belirtti.

Reklamcılık tarafında Dintzer, hükümetin Google sözleşmelerinin potansiyel rakiplerin dağıtımını reddettiğini, bunun ülkedeki tüm telefon ve bilgisayarları etkilediğini, Branch Metrics adındaki potansiyel bir katılımcıyı açıkça hedef aldığını ve Apple’ın yenilik yapma yeteneğini sınırladığını kanıtlayacağını söyledi. Yargıç Amit Mehta’nın Google’ın tekelleşmesinin ne kadar geriye uzandığı sorulduğunda Dintzer, Adalet Bakanlığı davasının şirketin 2010’dan bu yana yaptığı işleri ele aldığını, o dönemde bile şirketin pazar payının yüzde 70’in üzerinde olduğunu söyledi.

Eyalet davacıları ön duruşma özetlerinde, Google’ın rekabete aykırı eylemlerinin şirketin Android cihazlar, Apple ve tarayıcılarla yaptığı varsayılan dağıtım anlaşmalarından kaynaklandığını savundu. Ayrıca, Google’ın SA360 veya Search Ads 360 çalışmasına da dikkat çektiler ve SA360’ın değerli Microsoft Ads özelliklerini uygulamada başarısız olarak reklamverenlere zarar verdiğini ileri sürdü.

WordPress güvenlik açığı milyonlarca siteyi tehdit ediyor!

0

Popüler bir WordPress eklentisi olan ve internet geçişleri için kullanılan All-in-One WP Migration eklentisi, site içeriğini, veri tabanlarını, medyayı, eklentileri ve temaları bir konumdan diğerine aktarma sürecini kolaylaştırıyor. Ancak elde edilen bulgulara göre, eklentinin milyonlarca internet sitesini riske atabilecek kritik bir güvenlik açığı barındırdığı tespit edildi.

Eklenti WordPress güvenlik açığı oluşturuyor

WordPress sitelerinin kolayca taşınmasını sağlayan All-in-One WP Migration eklentisi, geçiş verilerinin saldırganların kontrolündeki hedeflere yönlendirilmesine veya kötü amaçlı yedeklemelerin geri yüklenmesine yol açabiliyor.

WordPress yazılımı, her boyuttaki internet sitelerinin ve blogların oluşturulmasına, yayınlanmasına ve sürdürülmesine yardımcı olabilecek fonksiyonları bir arada bulundurması nedeniyle sıklıkla tercih edilen bir site hazırlama yazılımı. Ancak WordPress ile kullanılan eklentiler, çoğu zaman güvenlik açıkları barındırabiliyor. Bu eklentilerden All-in-One WP Migration eklentisinin, milyonlarca internet sitesini tehlikeye atabilecek önemli bir güvenlik açığı bulundurduğu tespit edildi. Bulgulara göre, CVE-2023-40004 olarak takip edilen güvenlik açığının, hassas internet sitesi verilerine yetkisiz erişim ve manipülasyon için zemin oluşturduğu keşfedildi. Saldırganlar, bu sayede token yapılandırmalarına erişerek, verileri kendi kontrolündeki hedeflere yönlendiriyor.

Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, “WordPress sitelerinin kolayca taşınmasını sağlayan All-in-One WP Migration eklentisi, web sitesi taşımak için verilerinin saldırganların kontrolündeki hedeflere yönlendirilmesine veya kötü amaçlı yedeklemelerin geri yüklenmesine yol açabiliyor. Bu zafiyetten yararlanan bir saldırgan kapsamlı veri tabanlarına, kullanıcı bilgilerine, özel bilgilere ve diğer kritik internet sitesi verilerine erişim sağlayabiliyor.” açıklamasında bulunarak internet sitelerinde bu eklentiyi kullanan kullanıcıları olası risklere karşı uyarıyor.

Eklenti 5 milyon aktif sitede kullanılıyor

Güvenlik açığı ayrıca birincil eklentinin ötesine uzanıyor. Box, Google Drive, OneDrive ve Dropbox gibi 3. parti hizmetler üzerinden geçişi kolaylaştırmak için tasarlanmış birkaç premium uzantı, güvenlik açığı bulunan kod parçacığını tam olarak içeriyor. Bu güvenlik açığının ciddiyeti, yaklaşık 5 milyon olan aktif kurulum sayısı ile daha da artıyor. All-in-One WP Migration eklentisi genellikle aktif olarak çalışıyor ve çoğunlukla web sitesi taşıma işlemleri sırasında kullanılıyor. Ancak, aktif kurulum sayısının yüksek olması güvenlik açığı olasılığını önemli ölçüde artırabiliyor.

Güncellenme yapılması gereken sürümler

All-in-One WP Migration ve ilişkili uzantılarına güvenen kullanıcıların aşağıdaki yamalı sürümlere güncelleme yapmaları gerekiyor.

– Box Uzantısı: v1.54

– Google Drive Uzantısı: v2.80

– OneDrive Uzantısı: v1.67

– Dropbox Uzantısı: v3.76

– All-in-One WP Migration: v7.78

Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu’ya göre bu sürümlere güncelleme yapmak, güvenlik açığını önlüyor ve internet sitelerini kötü amaçlı kişilere karşı koruyor. All-in-One WP Migration ve etkilenen uzantılarını kullananlar için en son sürümlere güncelleme yapmak sadece bir öneri değil, WordPress internet sitelerinin bütünlüğünü ve güvenliğini korumak için önemli bir adım.

Teknoloji, ilk yardım uygulamalarında fark yaratıyor!

0

İlk yardım uygulamalarının toplumda bilinçlendirmek, kutlamak sebebiyle de konunun önemini topluma bu fırsatla anlatmak için her yılın Eylül ayının ikinci Cumartesi günü Dünya İlk Yardım Günü olarak kutlanıyor.

Bu, toplumu bilinçlendirme ve ilk yardım konusunda tanıtım yapmak için güzel bir fırsat. Bu yıl dünya ilk yardım günü dijital çağda teknolojinin sunduğu fırsatlardan faydalanmak adına, Dünya İlk Yardım Günü 2023 “Dijital Dünyada İlk Yardım” temasına odaklandı.

Teknoloji ile ilk yardım uygulamaları fark yaratıyor!

İlk yardım uygulamalarında teknolojinin kullanımı birçok alanda bugüne kadar uygulandı. Örneğin Otomatik Eksternal Defibrilatör cihazının  (ani kalp durması anında, hastaya elektrik şoku – defibrilasyon – uygulamak üzere tasarlanmış cihaz) dronlar vasıtasıyla olay yerine yönlendirilmesi ve kullanıcıya merkezden yardım edilmesinden tutun, sahada cep telefonlarına bağlanan problarla acil ultrason uygulamaları, akıllı telefon uygulamalarının acil sahada triaj ve müdahale ön hazırlığında kullanılmasına kadar bir çok alanda teknoloji ilk ve acil yardım uygulamalarında kullanılmaya başlandı. 

En son ilk yardım eğitimi sırasında öğrenme yollarını çeşitlendirmek, bilgiyi korumak ve yenilemek için dijital teknoloji araçlarının avantajları özellikle pandemi sırasında da ortaya kondu. Dünya İlk Yardım Günü sebebiyle toplumumuzda her bireyin bilmesi gereken temel yaşam desteği uygulamasının hem dijital ortamlarda hem yüz yüze eğitimlerinin planlanması, toplumsal gelişmişliğin göstergesi olan bu konuda çok önemli. Dünya İlk Yardım Günü sebebiyle toplumu bilinçlendirme çabalarının artacağını ümit ediyoruz.

İlk yardım uygulamalarında nelere dikkat edilmelidir?

Hastaların solunum, dolaşım ve hava yolu olmadığı tekdirde yapılması gereken en temel şey temel yaşam desteğidir. İlk yardım yapan kişi hastanın yanıtsız olduğunu kabul ettikten sonra, Eğer kalbin durduğuna kanaat getirilirse, 30 kere sternum alt yarısının ortasına kalp masajı yapılır ve 2 kere de ağızdan nefes üfleme uygulanır. Kompresyon dakikada 100-120 defa olacak şekilde yapılmalıdır ve her kompresyonda göğüs minimum 5 cm inmeli, 6 cm’i geçmemelidir. Bu şekilde hasta kendine gelinceye kadar veya ambulans gelene kadar devam edilir.

Yapılmaması gereken yanlışlar nelerdir?

Bilinci kapalı olan hastaya sıvı içecek verilmemeli,

Hastaların solunum ve dolaşımında olumsuz bir şey görülmediği takdirde pozisyonlarının bozulmaması gereklidir,

Hastalar oturma pozisyonuna getirilmemelidir. Omurilikte hasara yol açabilir.

Kedi, köpek ısırmalarında öncelikle yaranın sabunlu su ile temizlenmesi gerekir.

İlk yardımcının hangi özelliklere sahip olması gerekir?

Olay yeri genellikle insanların telaşlı ve heyecanlı oldukları ortamlardır. Bu durumda ilk yardımcı sakin ve kararlı bir şekilde olayın sorumluluğunu alarak gerekli müdahaleleri doğru olarak yapmalıdır.

  • İnsan vücudu ile ilgili temel bilgilere sahip olmak
  • Önce kendi can güvenliğini korumak
  • Sakin, kendine güvenli ve pratik olmak
  • Eldeki olanakları değerlendirebilmek
  • Olayı anında ve doğru olarak haber vermek (112’yi aramak)
  • Çevredeki kişileri organize edebilmek ve onlardan yararlanabilmek
  • İyi bir iletişim becerisine sahip olmak

Çok işlevli 24″ dokunmatik monitör

Dell Technologies, etkileşim ve kolaylık üzerine odaklanan yeni bir monitörünü tanıttı. Yeni Dell 24 Touch Dokunmatik USB-C Hub Monitörü, ethernet bağlantısına sahip dünyanın ilk 23,8 inç dokunmatik monitörü olarak öne çıkıyor

Dell Technologies, yeni monitörüyle ister perakende satış veya depo alanında ister evde veya ofiste, etkileşim odaklı bir deneyimi mümkün hale getiriyor.  

Dell 24 Dokunmatik USB-C Hub Monitörü, sunduğu bağlantı seçenekleri,  doğal dokunma deneyimi ve kolaylıkla dikkat çekiyor. Monitörün öne çıkan diğer özellikleriyse şöyle: 

Dell 24 Touch ile sezgisel deneyim

10-noktaya kadar sunduğu dokunma imkanı sayesinde kullanıcılar, aynı anda ekranda on parmağıyla kolayca not alabiliyor, ekranı yakınlaştırabiliyor, kaydırabiliyor, sürükleyebiliyor ve büyütebiliyor.  Tüm bunları yaparken IPS teknolojisinin sağladığı geniş görüntüleme açısında %99 sRGB ile canlı renklerin keyfini çıkarabiliyor. Ayrıca ComfortView Plus özelliği, gerçekçi renklerden ödün vermeden potansiyel olarak zararlı mavi ışık emisyonlarını azaltmaya yardımcı oluyor.

Amaca Uygun Tasarım

Aşağıya doğru 60 derecelik bir açı sunan eklemli stant tasarımı, standart bir masaüstü monitöründen farklı olarak daha rahat bir dokunma pozisyonuna imkan veriyor. Ayrıca yükseklik ayarı, eğme ve döndürme gibi işlevsel özellikler sunuyor. Böylece kullanıcılar, ekranın konumunu yapacakları işin gereksinimlerine göre ayarlayabilirken, alt kenardaki koruyucu yastıklar, stant tamamen sıkıştırıldığında darbelere karşı koruma sağlıyor.

Kolay ve Kapsamlı Bağlantı

Tek kablolu USB-C bağlantısı 90W’a kadar güç sunarken, RJ45 sabit kablolu Ethernet bağlantısı sağlıyor. Kullanıcıların aksesuarlara hızlı ve kolay bir şekilde bağlanabilmesi için iki adet hızlı erişimli USB bağlantı noktası ekranın yan tarafında konumlanıyor. Kullanılmadığında şık bir görünüm elde etmek için bu bağlantı noktalarının üzeri de kapatılabiliyor. Ekran ayrıca dâhilî HDMI ve DisplayPort’a sahip.

Yeni Dell 24 Dokunmatik USB-C Hub Monitörü, çevre dostu tasarımıyla da öne çıkıyor. Yüzde 85’i Geri Dönüştürülebilir Tüketici Atığı (PCR – Post Consumer Recyclable) plastiktenüretilen monitör, ENERGY STAR®, TCO Sertifikalı Edge ve EPEAT® Gold sertifikalarına sahip. Bu da Dell’in sürdürülebilirliğe olan taahhüdünü bir kez daha ortaya koyuyor. 

iPhone 15 neden USB-C kullanmaya başladı?

0

iPhone 15 serisi artık USB-C kablolarını benimseyecek ve Apple gelecekte Lightning standardını terk edecek. Bu tek bağlantı noktasını değiştirmek küçük ama devasa bir hareket diyebiliriz.

USB-C’yi benimseyen iPhone’lar teknoloji sektörünün en kötü saklanan sırrı oldu. Çok sayıda sızıntı ve değişikliği desteklemek için yeni donanım oluşturan üçüncü taraf şirketler sayesinde bunu bir süredir biliyorduk. Kullanıcıların donanımlarından en iyi şekilde yararlanmak için hem Thunderbolt hem de Lightning kablosuna sahip olmaları gerekmeyeceğinden, iPhone’lar artık diğer cihazlarla çok daha iyi oynayacak. Artık evrensel bir standardımız var.

Kısa bir bilgi tazelemesi yapmak gerekirse, her şey 2022’de Avrupa Birliği’nin dünya çapındaki teknoloji şirketlerini tek şarj standardı olarak USB-C’yi benimsemeye zorlayan bir yasa çıkarmasıyla başladı. AB, “kullanılmayan şarj cihazlarının neden olduğu önemli miktarda elektronik atık ve farklı cihazlar için farklı kablolara ihtiyaç duyan kullanıcıların yaşadığı rahatsızlıktan” bahsederek, on yılı aşkın bir süredir bu yasayı çıkarmaya istekliydi.

USB-C artık evrensel standart

Ancak USB-C anahtarının tek özelliği diğer telefonlarla ve dizüstü bilgisayarlarla daha iyi uyumluluk mu? Hayır. Bundan daha fazlası var. Yakın zamanda düzenlenen Apple Eylül 2023 Etkinliğine bakıldığında, temel iPhone 15 modelinde USB-C uygulamasının oldukça zayıf olduğu görülüyor.

Bazı benzersiz yönleri olmasına rağmen, telefonu şarj etmek ve veri aktarmak gibi temel işlemleri yapıyor. Örneğin bir çift ölü AirPod’unuz varsa, gücü kulaklıklara göndermek için kabloyu kullanabilirsiniz. Ek olarak, USB-C’ye sahip olmak sizi Lightning kablosu arama zahmetinden kurtaracak. Hepsi evrensel yapıda olacak. Giriş olarak ihone bağlantı noktasını kullanarak EarPod’lara bir USB-C konektörü getirme planları bile var.

Apple, üst düzey modelin, şirketin kullanmaya karar verdiği format olan USB-C 3.2 aracılığıyla 10 GB’a kadar aktarım hızları sağlayabileceğini belirtiyor. Dosyaları bilgisayarın sabit sürücüsüne doğrudan yazmak için telefonu bir Mac’e de bağlayabilirsiniz. Bu, 4K çözünürlüklü içerik kaydetmek isteyen ancak iPhone 15 Pro’larında yeterli alana sahip olmayan kameramanlar veya sıradan kullanıcılar için çok kullanışlı diyebiliriz. Modelin mekansal video kaydı yapabileceği göz önüne alındığında USB-C aktarımı bir zorunluluk olabilir.

Çin iPhone hakkında güvenlik uyarısı yayınladı!

0

Çin, iPhone ile ilgili ‘güvenlik olayları’ raporları konusunda uyarıda bulundu. Pekin, yabancı telefonların yasaklanmadığını ancak üreticilerin yerel yasalara ‘kesinlikle uyması’ gerektiğini söyledi. Çin, iPhone ile ilgili “güvenlik olaylarıyla” ilgili “raporları fark ettiği” konusunda uyardı ve hükümet organlarının ABD şirketinin cihazlarının kullanımına yönelik sıkı önlemler aldığına ilişkin haberlerin ardından ilk resmi yorumunda akıllı telefon üreticilerine yasaya uymalarını söyledi.

Yerel yasalara uygunluk

Dışişleri Bakanlığı: “Çin hükümeti bilgi ve ağ güvenliğine yüksek öncelik veriyor ve hem yerli hem de yabancı şirketlere eşit davranıyor” dedi. Bu sözler, yatırımcıların Çin bakanlıklarının, hükümet dairelerinin ve devlete ait işletmelerin sessizce daha fazla çalışanın Apple cihazlarını kullanmasını yasakladığı veya caydırdığına dair artan endişelerinin ardından geldi. Önlemlere ilişkin raporlar, iPhone 15’in piyasaya sürülmesi öncesinde şirketin hisselerinin 200 milyar dolar düşmesine neden oldu. Aynı zamanda yerli rakip Huawei’nin yeni bir 5G cep telefonunun piyasaya sürülmesiyle aynı zamana denk geldi.

Yeni iPhone Pro ve Pro Max modellerinde Tayvanlı üretici TSMC’nin ürettiği 3 nanometre çipler kullanılıyor. Bu çipler, Huawei’nin Çin’de önemli bir ürün olarak selamlanan yeni Mate 60 Pro’sunda kullanılan “Çin malı” 7 nanometre çiplerden daha gelişmiş. Yerli yarı iletken endüstrisi için bir adım öne çıkıyor.  Dışişleri bakanlığı, Çin’in yabancı yatırımcıların haklarını korumaya ve “piyasa odaklı bir iş ortamı” yaratmaya kararlı olduğunu söyledi.

Açıklamada, “Çin, Apple da dahil olmak üzere yabancı markalı telefonların satın alınmasını ve kullanılmasını yasaklayan herhangi bir yasa, düzenleme veya politika belgesini yürürlüğe koymadı. Ancak son zamanlarda medyada Apple iPhone’larla ilgili güvenlik olaylarına ilişkin raporların olduğunu fark ettik” dedi.

Apple, daha önce bilinmeyen bir güvenlik açığının, İsrailli NSO Grubunun Pegasus casus yazılımını uzaktan ve gizlice iPhone ve iPad’lere yerleştirmesine izin vermesinin ardından geçen hafta bir acil durum yazılım güncellemesi yayınladı. Çin, Apple’ın gelirinin yaklaşık beşte birine katkıda bulunuyor . Bank of America, ülkenin yıllık iPhone satışlarının 50 milyon adede kadar ulaştığını ve hükümetin yasağının bunu yaklaşık 5 ila 10 milyon adede kadar azaltabileceğini tahmin ediyor.

Spotify’ın yeni Daylist müzik deneyimi

0

Spotify, müzikseverlere gün boyunca değişen bir ruh hali eşliğinde eşsiz bir müzik deneyimi sunmak için yeni bir çalma listesi olan “Daylist“i tanıttı. Yenilik, Spotify kullanıcılarını kendi müzik yolculuklarına götürmeyi amaçlıyor ve bu özellikle haftanın her günü için farklı bir müzik deneyimi sunuyor.

Bu yeni özellik, kullanıcının Spotify uygulamasıyla geçmiş etkileşimlerine dayalı olarak gün boyunca güncellenen bir çalma listesi. Örneğin, pazartesi günleri için daha dingin şarkılar arıyorsanız, Daylist bu ruh halinizi yansıtmak için tasarlanmış şarkılarlar önerir Aynı şekilde, yoğun iş günlerinde enerjinizi artıracak parçaları dinlemek isterseniz, Daylist size o anın ihtiyacını karşılayacak bir liste sunacak.

Bununla birlikte, Daylist’in kişiselleştirilmiş özellikleri burada sona ermiyor. Çalma listesinin başlığı bile sizinle uyumlu olarak değişiyor. Örneğin, sabahın erken saatlerinde enerjik pop şarkıları dinliyorsanız, başlık size “sabahın erken saatlerinde yatak odası pop banger” gibi bir öneri sunabilir.

Daylist aynı zamanda zaman dilimlerine uygun olarak arka plan rengi ve kapak görseli de değiştiriyor. Böylece her anın kendine özgü bir atmosferi oluyor.

Bu yeni çalma listesi ayrıca sosyal medya paylaşımlarını da destekliyor. Spotify kullanıcıları, özel ekran görüntüleri, kişiselleştirilmiş çıkartmalar veya özelleştirilebilir paylaşım kartları ile Daylist’in keyfini arkadaşlarıyla paylaşabilirler.

Daylist, Spotify’ın ABD, Kanada, Birleşik Krallık, Avustralya, Yeni Zelanda ve İrlanda dahil olmak üzere İngilizce konuşulan pazarlarda hem ücretsiz hem de Premium kullanıcılar için kullanılabilir. Daha fazla müzikseverin bu özellikten yararlanabilmesi için önümüzdeki aylarda ve dönemlerde Daylist, Türkiye dahil diğer pazarlara da sunulacak.

Spotify, Daylist ile müzik deneyimini daha kişisel ve anlamlı hale getirmeyi hedefliyor ve kullanıcılarına her günün kendilerine özgü bir müzik yolculuğu sunuyor. Spotify müzikseverlerini, her anın sesi ile daha da yakınlaştırmak için bu tür inovasyonlara devam ediyor. Bu müzikseverler için gerçek bir şölen.

MGM Resorts fidye yazılım saldırısı sonrası tekrar ayağa kalktı

Konaklama zinciri, birçok BT sisteminin kapandığı, konukların odalara giremediği, tatil köylerinin yalnızca nakit ödeme kabul edebildiği ve kumar makinelerinin çalışmaz hale geldiği kaotik bir gün geçirdi. Sistemlerin siber olay nedeniyle mi çöktüğü, yoksa MGM Resorts tarafından kötü amaçlı yazılımların yayılmasını kontrol altına almak ve tehdit aktörlerinin yan saldırılar gerçekleştirmesini engellemek için alınan bir önlem olarak mı çöktüğü henüz belli değil.

MGM Resorts fidye yazılım sonrası yeniden çevrimiçi

MGM Resorts olayın niteliği hakkında ayrıntılı bilgi vermedi. Bazı uzmanlar bunun geniş çaplı bir fidye yazılımı operasyonunun sonucu olduğunu varsayıyor. KnowBe4’ün güvenlik farkındalığı savunucusu Erich Kron: “Doğrulanmamış olsa da, oldukça önemli bir fidye yazılımı saldırısının tüm işaretlerini taşıyor. Önemli sayıda sistemin etkilendiği, konukları ve müşterileri zor durumda bırakırken tatil yeri portföyündeki operasyonları da açıkça etkilediği açık” dedi.

Olay 10 Eylül Pazar günü başladı. MGM Resorts, 11 Eylül günü saat 08:27’de (PT) X’te (eski adıyla Twitter) yayınlanan bir açıklamada, bazı sistemlerini etkileyen bir “siber güvenlik sorunu” tespit ettiğini söyledi. MGM Resorts, 16:51 (PT) itibarıyla konukların odalarına erişebildiğini ve oyun, eğlence ve yemekle ilgili sistemlerin bir kez daha çevrimiçi hale geldiğini duyurdu.

Şirket, “Sorunu tespit ettikten hemen sonra, önde gelen dış siber güvenlik uzmanlarının yardımıyla hızla bir soruşturma başlattık. Ayrıca kolluk kuvvetlerine de bilgi verdik ve sistemlerimizi ve verilerimizi korumak için belirli sistemlerin kapatılması da dahil olmak üzere derhal harekete geçtik. Soruşturmamız devam ediyor, konunun niteliğini ve kapsamını belirlemek için titizlikle çalışıyoruz” dedi.

Zincir, Aria, Mandalay Bay ve MGM Grand dahil olmak üzere tanınmış kumarhaneleri işletiyor. Bu kumarhanelerin tümü, kapatma sırasında önemli aksaklıklar yaşadı. Olayla ilgili soruşturma başlatan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ile işbirliği yapıyor. Fidye yazılımı söz konusu olsaydı, daha fazla yayılmayı önlemek veya kayıp verileri düzeltmek için zaman kazanmak amacıyla sistemin kapatılması şirketin güvenlik ekibi tarafından gerçekleştirilmiş olabilirdi. Barrier Networks CTO’su Ryan McConechy: “Bu olaya yanıt olarak MGM, tüm sistemlerini çevrimdışına almaya karar vermiş gibi görünüyor; kuruluşlar bu kadar büyük ve karmaşık ağları çalıştırırken bu rutin bir hareket” dedi.

Google araçları akıllı tabletler haline getiriyor

Android’in sonbahar güncellemeleri, araç sahipleri için heyecan verici gelişmelere sahne olacak gibi görünüyor. Google, Android Auto ve Android Automotive platformlarına yönelik yeni güncellemeleri duyurarak araç içi deneyimleri daha da zenginleştiriyor.

Google’ın duyurusu, Zoom ve WebEx gibi önemli uygulamaların araç içi kullanılabilirliğini içeriyor. Bu güncellemeler, Android Auto kullanıcıları için çok yakında erişilebilir olacak. Zoom, Android Auto’da kullanıma sunulmaya başlamadan önce bugün beta sürümüyle kullanıcılara sunulacakken, WebEx önümüzdeki birkaç hafta içinde daha geniş bir kullanıcı kitlesine açılacak.

Ancak sadece video konferans uygulamaları değil, aynı zamanda Vivaldi, Renault ve Polestar gibi otomobil üreticilerinin araçlarında zaten bulunan uygulamalar, artık Play Store aracılığıyla tüm desteklenen araçlarda bulunabilecek. Ayrıca, Android Automotive destekli araç sürücüleri, The Weather Channel ve Amazon Prime Video gibi yeni uygulamaları araç içi ekranlarında kullanabilecekler.

Amazon Prime Video, elektrikli araçlara yönelik özel bir hizmet gibi görünüyor ve bu da uzun süren şarj etme işlemlerini daha keyifli hale getirebilir. Hava Durumu Kanalı yakın gelecekte Google destekli tüm Otomotiv araçlarında kullanılabilirken, Prime Video ise şu an sadece Renault, Volvo ve Polestar otomobillerinde mevcut.

Dijital araç anahtarları ( telefondan kontrol edilen anahtar) da gittikçe yaygınlaşıyor. Bu teknoloji, akıllı telefonlarınızı araç anahtarları olarak kullanmanızı sağlıyor , Android Auto ve Android Automotive ile uyumlu akıllı telefonlar için bu özellik Avrupa’da piyasaya sürüldükten sonra ABD, Kanada ve Kore’deki belirli Hyundai, Genesis ve Kia araçlarına geliyor.

Bu güncellemeler, Android kullanıcıları için araç içi deneyimi daha da zenginleştirirken, gelecekte araçlarımızın teknolojiyle nasıl entegre olduğunu gösteriyor. Google’ın Android Auto ve Automotive’e yönelik bu yenilikleriyle, sürücülerin ve yolcuların daha bağlantılı ve eğlenceli bir sürüş deneyimi yaşamaları bekleniyor.

TikTok çağ atlıyor! Wikipedia ile işbirliği yapacak!

TikTok kullanıcıları, özellikle de gençler yakındaki restoranlardan haberlere kadar her şeyi bulmak için uygulamayı arama motoru gibi kullanmayı tercih ediyorlar. TikTok arama sonuçları da bu değişimi yansıtıyor.

Bu hafta, uygulamanın insanlar, yerler ve etkinlikler için bazı arama sonuç sayfalarına sessizce Wikipedia parçacıkları eklediği fark edildi.

TikTok sözcüsü Zachary Kizer, The Verge’e şirketin doğrudan uygulama içi kullanıcılara bilgi sağlamak için Wikipedia ile ortaklık kurduğunu doğruladı. Kizer, özelliğin birkaç aydır canlı olduğunu, ancak şirketin resmi olarak duyurduğunu veya medyanın daha önce bildirdiğini söylüyor.

Wikipedia özelliği, kullanıcılar uygulama içi arama sonuçlarında aşağı kaydırırken görünüyor ve ilgili videolar arasında sıkıştırılıyor. Snippet’e tıklamak bir kullanıcıyı doğrudan Wikipedia’ya götürüyor; snippet’in altındaki bağlantılar ise Wikipedia girişinin farklı bölümlerine atlıyor.

Ancak Wikipedia girişleri sürekli görünmüyor. New York ve Los Angeles için bir pasaj var, ancak Chicago için değil. New York Mets için yapılan bir arama, özellikle Mets 2015 sezonu için bir Wikipedia girişi ortaya çıkarıyor. TikTok kullanıcıları ayrıca Rusça da dahil olmak üzere çeşitli dillerde snippet’lere rastladılar. Kizer, hangi arama terimlerinin Wikipedia bağlantılarını aldığını veya buna nasıl karar verildiğini belirtmedi.

TikTok, geleneksel bir Google aramasından kadar sağlam olmasa da, arama işlevine başka özellikler ekledi. Geçen ay, organik videoların arasına sponsorlu içerik yerleştirerek arama sonuçlarından para kazanmaya başladı. Bu yılın başlarında IMDb ile duyurulan bir ortaklık, içerik oluşturucuların videolarındaki filmleri ve TV şovlarını bağlamasına olanak tanıyor ve IMDb bağlantıları ve snippet’leri de bazı arama sonuçlarında görünüyor.

Google, TikTok ve diğer platformların arama hakimiyetini yiyebileceğini kabul etti. Geçen yıl, Google’da aramadan sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Prabhakar Raghavan, “Gençlerin neredeyse yüzde 40’ı gibi bir şey, öğle yemeği için bir yer ararken, Google Haritalar’a veya Arama’ya gitmiyorlar; TikTok veya Instagram’a gidiyorlar.” dedi.

Rosatom, hidrojen enerjisi için personel yetiştirecek

Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşaatını gerçekleştirmekte olan Rosatom, Sahalin Bölgesi Hükümeti ve Sahalin Devlet Üniversitesi, pilot hidrojen projelerinin uygulanması ve bölgede umut vadeden hidrojen enerjisi endüstrisi için personel yetiştirilmesi konusunda iş birliği yapmayı kabul etti. Taraflar arasında imzalanan anlaşma, temiz enerji hedeflerine ulaşma kapsamında Sahalin Bölgesi’ndeki Doğu Hidrojen Kompleksi’nin geliştirilmesine devam edileceği anlamına geliyor.  

Taraflar, bölgede yeni düşük karbon ekonomisi alanlarını birlikte geliştirmeyi, Sahalin Bölgesi’nde hidrojen enerjisi teknolojilerinin ölçeklendirilmesi için ortak bir konsept oluşturmayı ve Doğu Hidrojen Kompleksi projelerinin ihtiyaç duyduğu, mühendisler ve tasarımcılardan hidrojen enerjisi ekipmanı ve tesislerini işleten personele kadar eğitim programlarının başlatılmasını planlıyor. Doğu Hidrojen Kompleksi projelerinin uygulanması, hidrojen tedarik zincirinin tüm ana unsurlarını bir araya getirecek ve hidrojen alanında bilimsel ve teknolojik iş birliğini sağlayacak. Kompleksin pilot projeleri listesinde “Hidrojen Tesisi”, “Hidrojen Treni”, “Uzman Merkezi” ve otonom hidrojen bazlı enerji sistemlerinin tam ölçekli koşullar altında test edilmesi için deney alanlarına sahip “Hidrojen Test Sahası” yer alacak. Anlaşma 2030 yılına kadar geçerli olacak.

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom, Rusya’nın Vladivostok kentinde düzenlenen 8’inci Doğu Ekonomi Forumu’nda, hidrojen enerjisi alanında iş birliğine yönelik bir dizi anlaşma imzaladı

Sahalin Bölgesi Hükümeti Başkan Yardımcısı Vyacheslav Alenkov, konuyla ilgili şunları belirtti. “Sahalin’de Doğu Hidrojen Kompleksi’nin geliştirilmesi sadece bölgesel düzeydeki stratejik görevleri yerine getirmekle kalmıyor. Karbon ayak izinin azaltılması ve sera gazı emisyonlarının düzenlenmesi konusu, 2050 yılına kadar karbon nötrlüğüne ulaşmayı taahhüt etmiş olan Rusya da dahil olmak üzere çoğu ülkenin karşı karşıya olduğu bir mesele. Bu nedenle, iklim düzenlemesi ve yeşil ekonomiye geçiş için gerekli koşulların yaratılması açısından asıl önemli olan yeni bir hidrojen ekonomisinin oluşturulmasıdır.”

Sahalin Devlet Üniversitesi Rektör Vekili Alexander Samardak da konuya ilişkin olarak şunları kaydetti: “Bu yeni enerji, Sahalin Bölgesi’nıin kalkınmasının en önemli alanlarından biri. Dolayısıyla personel ve teknoloji konularına büyük önem veriyoruz. Şu anda Yuzhno-Sakhalinsk’te inşaatı devam eden dünya standartlarındaki SahalinTech kampüsünde, hidrojen enerjisi sektöründe çalışacak uzmanlar yetiştireceğiz. Gelecek vaat eden bu sektörde çalışmak için gerekli teorik bilgi ve pratik becerileri edinecekler” dedi.

Rosatom ve kuzey araştırma ve eğitim merkezi arasında iş birliği 

Rosatom’un bünyesindeki Rusatom Overseas A.Ş ve Saha Cumhuriyeti’ndeki (Yakutistan) Kuzey Araştırma ve Eğitim Merkezi tam döngülü hidrojen teknolojilerini kullanarak izole bölgelere verimli ve dengeli enerji tedariki projelerini uygulamak amacıyla hidrojen enerjisi alanında teknolojik iş birliği konusunda da anlaştı.

Taraflar, hidrojen üretmek için fazla elektriğin kullanılmasını ve bunun daha sonra enerji dönüşümü ve depolama teknolojilerini kullanarak enerji verimliliğini artırmayı amaçlayan enerji teknolojisi de dahil olmak üzere, ekonominin çeşitli sektörlerinde araştırma yapmak ve yeni çığır açan teknolojiler ve ürünler sunmak için güçlerini birleştiriyor. Anlaşma uyarınca, Rosatom’un hidrojen enerjisi sektöründeki entegratörü Rusatom Overseas A.Ş, merkezin endüstriyel ortağı olarak hareket edecek.

Rusatom Overseas A.Ş’nin hidrojen enerjisinin ticarileştirilmesi ve iş geliştirmeden sorumlu başkanı Anton Moskvin konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Hidrojen enerjisi, Rosatom’un bilimsel ve teknolojik gelişiminin öncelikli alanlarından biridir. Söz konusu enerji, Rusya’nın ulaşılması zor Arktik ve Uzak Doğu bölgelerinde enerji arzı sorunlarını çözme konusunda büyük bir potansiyele sahiptir. Kuzey Araştırma ve Eğitim Merkezi ile ortak çalışmalarımızın sonuçlarının talep göreceğinden ve bunların Rusya’nın kuzeydoğusunda hidrojen enerjisi alanında önemli pilot projeleri hızlandıracağından eminim.”  

Rosatom ve Çin’in LS Group Co. Şirketi Sahalin Adası’nda hidrojen tesisi kurulması için iş birliği fırsatlarını değerlendiriyor

Rosatom ayrıca yabancı ortaklarla hidrojen projelerini hayata geçirmek için aktif olarak ortaklıklar geliştiriyor.

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un iştiraki Devlet İhtisas Tasarım Enstitüsü ile ve petrol, gaz ve kimya endüstrileri için büyük ekipman üreticilerinden biri olan Çin’in LS Group Co. Şirketi, Rusya’nın Sahalin Adası’nda bir hidrojen tesisinin kurulması amacıyla iş birliği yapmayı planlıyor.

Tesisi kurma projesi kapsamında taraflar, Rusya’nın Vladivostok kentinde düzenlenen 8. Doğu Ekonomi Forumu’nda Mutabakat Zaptı imzaladı.

Mutabakat Zaptına, Rosatom’un Hidrojen Enerjisinin Ticarileştirilmesi ve İş Geliştirmeden Sorumlu Başkanı Anton Moskvin ile Lanzhou LS Energy Equipment International Engineering Co. Ltd. şirketinin İş Geliştirmeden Sorumlu Direktör Yardımcısı Zang Boyang imza attı.

Taraflar, Rosatom’un iştirak ettiği Sahalin Adası’ndaki düşük karbonlu hidrojen üretim projesinin uygulanması için Çin’den ekipman tedarik etme ve üretilen hidrojeni Rusya’dan Çin’e ihraç etme olasılığını görüşüyor.

Lanzhou LS Energy Equipment International Engineering Co. Ltd. şirketinin İş Geliştirmeden Sorumlu Direktör Yardımcısı Zang Boyang da “Karşılıklı fayda sağlayan iş birliğimiz Sahalin’de yüksek teknolojili üretimin gelişmesine katkıda bulunacaktır. Anlaşma her alanda iş birliğimizin devamı için temel oluşturmaktadır.  Müzakerelerimizin oldukça dinamik bir aşamaya geldiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz” dedi.

Hidrojen enerjisi mühendisliği, Rosatom’un bilimsel ve teknolojik gelişiminin öncelikli alanlarından birini teşkil ediyor. Rosatom’un yenilikçi teknolojileri, Rus nükleer biliminin ileri düzeydeki başarılarına dayanıyor ve Çevresel, Sosyal, Yönetişim (ESG) kriterlerini tam olarak karşılıyor. Küresel ekonominin teknoloji liderlerinden biri olan Rosatom, Rusya’da hidrojen enerjisinin geliştirilmesi için elektroliz gibi gelecek vadeden hidrojen üretim yöntemlerinden depolamaya ve yerel ve yabancı tüketicilere nakliyeye kadar tüm hidrojen tedarik zincirinde kendi teknolojik yetkinliklerinin geliştirilmesini kapsayan stratejik bir program uyguluyor. Rosatom’un büyük işletmeleri, yeni gelişmiş elektroliz sistemleri de dahil olmak üzere bu alanda verimli ve uluslararası düzeyde rekabetçi çözümler geliştiriyor.

Intel Thunderbolt 5 bağlantı standardını tanıttı

0

Intel, Thunderbolt’un yeni nesli Thunderbolt™ 5’i duyurdu ve dizüstü bilgisayar ve bağlantı istasyonunun prototipini tanıttı. Thunderbolt 5, bilgisayar kullanıcıları için bağlantı hızında ve bant genişliği avantajlarında önemli iyileştirmeler sağlamayı vaat ediyor. Intel’in İstemci Bağlantısı Bölümü genel müdürü Jason Ziller: “Thunderbolt 5, bilgisayarları monitörlere, bağlantı istasyonlarına, depolama birimlerine ve daha fazlasına bağlamak için sektör lideri performans ve yetenek sağlayacak. Intel, kablolu bağlantı çözümlerinde liderlik geleneğimizi sürdürmenin heyecanını yaşıyor. Thunderbolt artık mobil PC’lerde bağlantı için ana bağlantı noktası haline geldi. Thunderbolt 5 ile yeni nesil performansın sunulması, en talepkar kullanıcılar için daha da fazla yetenek sağlayacak” dedi.

Intel Thunderbolt 5 ile sunulan yenilikler

Thunderbolt 5, saniyede 80 gigabit (Gbps) çift yönlü bant genişliği sunuyor. Bandwidth Boost ile en iyi görüntü deneyimi için 120 Gbps’ye kadar hız sağlıyor. Bu iyileştirmeler, mevcut en iyi bağlantı çözümünden üç kata kadar daha fazla bant genişliği sağlayarak olağanüstü görüntü ve veri bağlantıları sağlayacak. Thunderbolt 5, içerik oluşturucuların ve oyuncuların yüksek bant genişliği ihtiyaçlarını karşılayacak. USB4 V2 dahil olmak üzere endüstri standartlarını temel alan Thunderbolt 5, Thunderbolt ve USB’nin önceki sürümleriyle geniş ölçüde uyumlu olacak.

İçerik oluşturucuların, oyuncuların ve profesyonellerin bant genişliği ihtiyaçları önemli ölçüde artıyor. Bu kullanıcılar giderek daha büyük video ve veri dosyalarıyla çalışırken yüksek çözünürlüklü ekranlar ve düşük gecikmeli görseller istiyor. Thunderbolt 5, modern PC kullanıcılarının önümüzdeki yıllarda en yüksek kalitede görsellerin ve sürükleyici deneyimlerin keyfini çıkarabilmesini sağlamak için bağlantı hızını ve bant genişliğini büyük ölçüde artırmak üzere tasarlandı.

Microsoft Corp.’un Core İşletim Sistemi ürün yönetiminden sorumlu kurumsal başkan yardımcısı Ian LeGrow şunları söyledi: “Microsoft, Windows müşterilerine en yeni USB4 standardını sunmak için Intel ile yakın işbirliği yapmaktan heyecan duyuyor” dedi.

Thunderbolt 5, aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli şekillerde Thunderbolt 4’ü temel alıyor:

  • Toplam çift yönlü bant genişliğinin iki katı; Bant Genişliği Artışı, yoğun video kullanımı için 120 Gbps’ye kadar üç kata kadar verim sağlıyor.
  • Daha hızlı depolama ve harici grafikler için PCI Express veri çıkışını iki katına çıkarıyor..
  • USB4 V2, DisplayPort 2.1 ve PCI Express Gen 4 dahil endüstri standartları temel alınarak oluşturulmuştur; önceki sürümlerle tamamen uyumlu..
  • Yüksek hızlı PC’den PC’ye bağlantılar için Thunderbolt Ağının bant genişliğini iki katına çıkarıyor.
  • Günümüzün baskılı devre kartları, konektörleri ve 1 metreye kadar pasif kablolarıyla performanstaki bu önemli artışları sağlamak için yeni bir sinyal teknolojisi olan PAM-3’ü kullanıyor.

Apple hisseleri neden düşüyor?

0

Apple’ın hisselerin son dönemde bir düşüş gözlemleniyor. Ürünlerinin gördüğü büyük ilgiye rağmen Apple ‘ın cirosu son üç çeyrekte arka arkaya düşüş gösterdi ve bir sonraki dönemde de bu düşüşün devam edeceği düşünülüyor. 

Apple’ın hisselerindeki düşüşün nedeni Çin’de uygulamaya geçen iPhone yasağı mı? iPhone 15 lansmanı bu düşüşü yükselişe çevirir mi? Sorurın yanıtı, videomuzda.

Elon Musk, yapay zeka uygarlık için riskli diyor!

Elon Musk, teknoloji CEO’ları ve senatörlerle yaptığı toplantıda yapay zekanın oluşturduğu ‘uygarlık riski’ konusunda uyardı. Tesla ve X’ten Musk, Meta’dan Mark Zuckerberg, OpenAI’den Sam Altman ve diğerleri Çarşamba günü senatörlerle bir araya geldi. Kapalı kapılar ardındaki forumda her iki tarafta da şüphelerini paylaştı.

Elon Musk, Capitol Hill’de düzenlenen özel bir toplantıda senatörleri, odadaki bir senatöre göre yapay zekanın hükümetler ve toplumlar için “uygarlık riski” oluşturduğu konusunda uyardı. Musk sözlerini, aralarında Mark Zuckerberg, Bill Gates, Sundar Pichai ve Sam Altman’ın da bulunduğu Büyük Teknoloji devlerinden kim kimdir sorusunun yer aldığı yapay zeka konusunda türünün ilk örneği olan kapalı kapılar ardındaki zirvede söyledi. 100 senatörün tamamı davet edildi.

Yapay zeka uygarlık için risk mi?

Birkaç saat sonra Kongre Binası’ndan ayrılırken dünyanın en zengin insanı olan Musk, toplantıyı “tarihi” olarak nitelendirdi. Ayrıca yapay zekayı denetleyecek yeni bir federal kurum fikrini de onayladı ve yapay zekanın çok büyük bir tehlike oluşturduğuna dair uyarısını tekrarladı. Musk, kendisini bekleyen Tesla’ya binmeden önce bir grup gazeteciye “Yapay zekanın yanlış gitmesinin sonuçları ciddi, bu yüzden reaktif olmak yerine proaktif olmamız gerekiyor. Sorun aslında uygarlık riskiyle ilgili. Bu, bir grup insanın diğerine karşı olması gibi değil. Sanki bu, her yerdeki tüm insanlar için potansiyel olarak riskli bir şey gibi” dedi.

Yapay zekanın insanlığı yok edip etmeyeceği sorulduğunda Musk: “Yapay zekanın hepimizi öldürme ihtimali sıfırın üzerinde. Bence düşük. Ancak eğer bir ihtimal varsa, insan uygarlığının kırılganlığını da dikkate almamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Diğer panelistlerin, ABD’de daha fazla yüksek teknolojili çalışana izin verecek göçmenlik reformu ihtiyacından ve Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü’nde standart reformlarına duyulan ihtiyaçtan bahsettiklerini söyledi. Lummis: “Oradan, yapay zeka ile ilişkili uygarlık riskleri hakkındaki üst düzey yoruma kadar her şeye sahiptiniz, ki bu çok 60.000 fitlik bir açıklamadır ve aradaki her şeydi. Bu yüzden bunun şaşırtıcı derecede ilginç ve yararlı olduğunu düşündüm” dedi. AI Insight Forum olarak adlandırılan iki partili toplantıya Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, D.Y. ve Sens. Mike Rounds, RS.D., Todd Young, R-Ind. ve Martin Heinrich, DN.M ev sahipliği yaptı. Yıl sonuna kadar daha fazla AI forumu düzenlenecek ve yasa koyucuların yapay zekayı nasıl düzenleyebilecekleri konusunda beyin fırtınası oturumları gerçekleştirilecek.

Bluesky 1 milyon kullanıcıya ulaştı!

Twitter, Elon Musk tarafından satın alındığından beri çalkantılı zamanlardan geçiyor. Musk yönetiminde alınan tutarsız ve çalkantılı kararlar platformu hem kullanıcı hem de çokça para kaybetmesine sebep oldu. Bu süreçte de yeni yeni rakipleri türedi ve hızla güç kazandı.

Birkaç ay önce Elon Musk tarafından ücretli aboneliklere yönelik alınan bazı kararlar ve platformun politikasındaki değişiklikler büyük gümbürtü koparmıştı. Bu atmosferde Twitter’a rakip pek çok platform yüksek kullanıcı sayılarına ulaştı.

Bunların başını Meta’nın ezeli düşmanı Twitter’a rakip olarak çıkardığı Threads ve Bluesky çekiyordu. Threads, tüm dünyadan ünlü oyuncular, fenomenler ve sporcularla yürütülen başarılı bir PR çalışması sayesinde Meta’nın var olan başarılı ekosistemi üzerinden kısa zamanda 100 milyon kullanıcıyı aştı.

Fakat Bluesky reklam yapmak şöyle dursun, davet kodu olmadan hiçbir kullanıcıyı platformda dahil etmedi. İşleyişe göre yeni gelen her kullanıcı bir başkasından aldığı davet kodunu kullanmak zorunda.

Bu ağır şartlar altında Bluesky’ın istenen başarıyı göstermesi biraz zaman aldı. Fakat tüm bunlara rağmen Bluesky nihayet 1 milyon kullanıcıyı ardında bırakmayı başardı. Threads örneği kullanıcılara istediğini vermek yerine zıtlaşma yoluna giderek başarı eğrisine aşağı yönde ilerle etme eğilimindeyken Bluesky tüm giriş zorluklarına rağmen sürdürülebilir ve pozitif yönde gelişme kaydediyor.

Yeni adı ile X ve bizim hala kullandığımız haliyle Twitter yalpalamaya devam ediyor. Platformun önümüzdeki aylarda belirli bir düzene girip girmemesi ve rakiplerinin süreci nasıl yönettiği önümüzdeki yıllarda kullanıcıların hangi platforma rağbet edeceğini belirleyecek.

Arm’ın değeri halka arz öncesi 50 milyar dolara ulaştı!

0

SoftBank’ın sahibi olduğu çip tasarım şirketi Arm’ın halka arzdan önceki değeri 50 milyar dolar oldu. CEO Rene Haas’ın Nasdaq’ın açılış zilini çalması bekleniyor.

Aylarca süren beklenti ve spekülasyonlardan sonra Arm’ın halka arz günü yaklaşıyor. SoftBank’ın sahibi olduğu çip tasarım şirketi, hisse başına 51 dolar fiyatla bugün 14 Eylül Perşembe günü New York’ta işlem görmeye başlayacak. Bu, Arm’a 52.3 milyar dolarlık bir değerleme sağlayacak.

Arm halka arz ile değerlemesini artırıyor

Japon SoftBank şirketin yüzde 90’ından biraz fazlasını elinde tutmayı planlıyor. Yine de aşırı talep gören turun Arm sahipleri için yaklaşık 4.9 milyar dolar toplaması bekleniyor. Arm’ın tasarımlarının büyük teknoloji müşterileri, hisse satın almaya büyük ilgi gösterdi. Listelemeyi üstlenen bankalar, siparişleri başlangıçta planlanandan bir gün önce yani 12 Eylül günü kapatmış oldu. Arm, küresel yarı iletken endüstrisinin merkezinde olmasına rağmen hiçbir zaman bir bilgisayar çipini kendisi üretmedi. Onun yerine çiplerin planlamasını yapma tarafında yer aldı. Daha sonra fikri mülkiyet haklarını ve talimat setlerini Apple, Nvidia, Qualcomm, Google , Samsung, Alibaba veya ByteDance gibi diğer şirketlere lisansladı. Nitekim şirket 1990 yılında Cambridge, İngiltere’de kurulduğundan bu yana Arm, kendi teknolojisini kullanan 250 milyardan fazla çipin dünya çapında satıldığını tahmin ediyor. Yani Arm, üretimden çok lisanslama modeli odaklı bir iş ağı kurdu.

Tahmin edilebileceği gibi, sıklıkla yarı iletkenlerin İsviçre’si olarak anılsa da bu, Arm’ı “çip savaşı” ortamının ve değer zincirinin giderek artan karmaşıklığının tam ortasına yerleştiriyor. Artan siyasi baskılar ve RISC-V’de potansiyel bir açık kaynak rakibi ile önümüzde engebeli yollar olabiliyor.

SoftBank’ın kurucusu Masayoshi Son, Arm’ı satın almak için 2016 yılında 32 milyar dolar ödedi. Onun düşüncesine aşina olan kişilere göre, Arm’ın gelecek hafta New York’ta işlem görmeye başladığında yapacağı değerleme, listelemenin kendisinden daha az önemli olabilir. Teknoloji halka arzlarında ilk listelemeyi küçük bir hissenin satışıyla sınırlamak alışılmadık bir durum değil. Ancak analistler, SoftBank’ın Arm’daki hisselerinin çoğunu elinde tutma ve bunları borç para almak için kullanma planının, değerini artırmak için uzun vadede arzı kısıtlayabileceğini söylüyor.

Arm’ın akıllı telefon çiplerinden oluşan çekirdek pazarı bu yıl durgunlaştı. Ancak ChatGPT ve diğer üretken yapay zeka sistemlerine güç veren büyük dil modellerini oluşturmak için gereken teknolojide yalnızca çevresel bir rol oynamasına rağmen yapay zeka ve veri merkezi müşterilerinden büyüme umuyor.

Google Pixel Watch 2 renkleri ve şarj hızı sızdırıldı

0

Google Pixel Watch 2, resmi olarak 4 Ekim’e kadar piyasaya sürülecek olmasına rağmen, Google, bu heyecan verici giyilebilir cihazı bir tanıtım videosunda gösterdi. Ancak, hala kesin olarak bilinmeyen bazı önemli detaylar bulunuyor. Bu detaylardan biri, Pixel Watch 2’nin hangi renk seçenekleriyle sunulacağıydı.

Droid-Life, geçmişte güvenilir bilgiler sağlayan bir kaynaktan aldığı bilgilere göre, Google Pixel Watch 2, Altın, Gümüş veya Siyah kasalarla sunulacak. Bu seçenekler, orijinal Pixel Watch ile oldukça benzer görünüyor. Ayrıca, hem LTE hem de yalnızca Wi-Fi modelleri için üç farklı renk seçeneği bulunacak.

Pixel Watch 2’nin renk seçeneklerine ek olarak, kayışlar da önemli bir detay sunuyor. Pixel Watch 2 kutusundan Altın kasa seçerseniz, Hazel adında bir kayışla gelecek. Siyah kasa seçerseniz, Obsidian adında bir kayışla gelecek. Gümüş kasa seçerseniz ise Beyaz renklerden birini tercih edebilirsiniz. ‘Bay’ renginin muhtemelen soğuk yeşil veya kahverengi bir ton olacak.

Bu kayış renkleri, Pixel Watch 2 için yeni olan ve orijinal Pixel Watch’un Kömür kayış seçeneğini değiştirebilecek Ayrıca, Droid-Life, Mercan, Hazel, Moondust, Obsidian ve Porselen tonlarında Spor kayışlarını ayrı olarak satın alabileceğiniz

Ayrıca, Pixel Watch 2’nin şarj hızlarıyla ilgili bazı haberler de mevcut. “Pixel Watch 2 USB-C Hızlı Şarj Kablosu” kutuda bulunacağı iddia ediliyor. Bu konuda daha fazla ayrıntı verilmese de, orijinal Pixel Watch yalnızca 5W hızında şarj oluyordu, bu nedenle , Pixel Watch 2’nin daha yüksek şarj hızlarını destekleyebilir

Düşük şarj hızlarına rağmen, orijinal Pixel Watch’un şarj süresinin uzun olduğunu görmüştük. Ancak, en iyi akıllı saatler arasında kendine bir yer edinmeyi hedefliyorsa, bir şarj hızı yükseltmesi kesinlikle iyi olacaktır.

Google Pixel Watch 2’nin tüm bu detayları ve daha fazlası, 4 Ekim’de Google Pixel 8 ve Pixel 8 Pro ile birlikte tanıtıldığında kesin olarak ortaya çıkacak.

400 milyondan fazla dijital imza atıldı!

0

Tüm imza teknolojilerini tek çatı altında toplayan Dijital İmza Platformu’nda kuruluşundan bu yana gerçekleştirilen imza işlemlerinin sayısı 400 milyonu aştı. Bugün 6 bini aşkın kullanıcısı bulunan platformda, 250 milyondan fazla dijital doküman işlem gördü. 2023’te global pazara açılmaya hazırlanan platform, bugün enerjiden sağlığa pek çok sektöre dijital çözümler sunuyor

DDTECH Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Kulu, yurtdışında Tap&Sign markasıyla faaliyet göstermeye hazırlanan platformun bugün 6 binin üzerinde kullanıcısı bulunduğunu ve platformda 20 milyondan fazla dijital dokümanın işlem gördüğünü söyledi.

Hızla dijitalleşen günümüz iş dünyasında, kurumların süreçlerini daha verimli hale getirmelerinin ve operasyonel maliyetlerini düşürmelerinin büyük önem taşıdığına dikkati çeken Kulu, “Dijital imza çözümümüz ile kurumların dijital ortamda oluşturulan dokümanlarını dijital olarak güvenle imzalamasına olanak tanırken bir dizi avantaj sunuyoruz” dedi.

Dijital İmza Platformu’nun sunduğu avantajlar şöyle sıralanıyor:

  • Zaman Tasarrufu: İmzalama süreçlerinin yüzde 62’si 15 dakikadan daha kısa sürede tamamlanıyor.
  • Operasyonel Maliyetler: Kâğıt, toner, donanım, arşiv, kargo gibi birçok operasyonel maliyet yüzde 90 azalıyor.
  • Eksik/Hatalı İmza Sorunları: Geleneksel sözleşme süreçlerinde sıklıkla yaşanan eksik/hatalı imza ve evrakların eksik yüklenmesinden kaynaklanan sorunlar tamamen ortadan kalkıyor.
  • Hukuki Güvenilirlik ve İspatlanabilirlik: Fiziki arşivlerde kaybolan veya hasar gören dokümanlar nedeniyle ispatlanamayan imzalar, hukuki sorunlara yol açarken, tazminat gibi mali kayıplara neden olabiliyor. Dijital imza Platformu ile dokümanların güvenli şekilde imzalanması ve ispatlanabilirliği sağlanıyor.
  • Back Office Maliyetleri: Fiziksel dokümanların dijital hale gelmesi için alınan servis büro hizmeti ortadan kalkıyor, dokümanların dijital olarak oluşturulması ve imzalanmasıyla dijitalleşme maliyetleri de asgariye indiriliyor.
  • Gelir Kaybının Önlenmesi: Süreçlerin en hızlı şekilde yürütülmesini sağlayan dijital imza çözümü, aktivasyon/hizmet başlangıçlarının ötelenmesini önleyerek gelir kayıplarını azaltıyor.
  • Yüksek Güvenlik: Biyometrik imza ile imzalanan her dokümana, TÜBİTAK Kamu SM zaman damgası basılıp, imzanın coğrafi koordinatları kaydediliyor. Doküman, imzanın dokümandan ayrıştırılması mümkün olmayacak şekilde saklanıyor, ISO-32000-1 sertifikasyonu kapsamında değiştirilemez şekilde kilitleniyor.
  • Fiziksel Arşiv Yükü: Geleneksel imza süreçlerindeki fiziksel arşiv yükü ve maliyetlerini ortadan kaldırıyor.

Dijital ve biyometrik imzanın sektörel kullanım alanları

  • Sağlık: İşlem öncesinde alınan onam formları dijitalleştirilerek, işlemden bir gün önce kullanıcılara gönderiliyor, hastaneye geldiklerinde dijital imzaları alınarak sisteme kaydediliyor.
  • Telekomünikasyon: Şubede ya da adreste sözleşme, hat açma, devir gibi işlemler zamandan ve maliyetten tasarruf edilerek gerçekleştiriliyor.
  • Perakende: Saha operasyonları için alınan gözlem, onay, teslimat ve bakım formları dijitalleştiriliyor, zaman damgası ve lokasyon bilgisiyle doğru işlemin yapıldığı teyit ediliyor.
  • Turizm ve Araç Kiralama Hizmetleri: Otele gelen misafirler, bir tablet aracılığıyla konaklama belge ve formlarını dijital şekilde imzalıyor, süreç daha hızlı şekilde tamamlanıyor. Araç kiralamalarında alım ve teslimlerinde de formların tablete atılan biyometrik imza sayesinde onay süreçleri kolayca gerçekleşiyor.
  • Enerji: Sözleşmelerin abonelik süreçleri hem uzaktan hem de yüz yüze kanallarla dijital olarak tamamlanabiliyor.
  • Üretim: Üretim süreçlerinde uçtan uca dijital imza ve form onay işlemleri gerçekleştiriliyor.