Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1790

Platin Bilişim’e yeni marka ve pazarlama müdürü

0

2001 yılından bu yana Türkiye’nin önde gelen kurumlarına “Veri Koruma”, “Arşivleme”, “İş Sürekliliği”, “IT Altyapı yönetimi” ve “Güvenlik” konularında profesyonel çözümler sunan Platin Bilişim, kurumsal iletişim ve pazarlama çalışmalarını sektörün deneyimli ismi Çiçek Doğan’a emanet etti.

Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi’nde tamamlayan Çiçek Doğan,  Marka ve Pazarlama Yönetmeni olarak Platin Bilişim bünyesinde yeni görevine başladı., lisansüstü eğitimini ise İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Anabilim Dalı’nda tamamladı. Doğan, halen Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi bünyesinde Halka İlişkiler dalında doktora eğitimine devam ediyor.

Çalışma hayatına Accenture Türkiye’de iç iletişim uzmanı olarak başlayan Çiçek Doğan, bu alandaki tecrübelerini hem bilişim hem de farklı sektörlerde devam ettirdi. Uzun süre ZyXEL’de kurumsal iletişim ve reklam uzmanı olarak çalışan Çiçek Doğan, kurumsal iletişim stratejisi ve pazarlama yönetimi konusunda projeler geliştirdi.

Cisco Connect 2014 gerçekleştirildi

0

Cisco’nun en önemli teknoloji etkinliklerinden biri olan Cisco Connect Türkiye 2014, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde iş dünyasından ve kamu kurumlarından teknoloji karar alıcılarını bir araya getirdi. “Yarın burada başlıyor” temasıyla düzenlenen Cisco Connect Türkiye 2014, en güncel teknoloji trendlerinin yanı sıra Cisco’nun kuruluşunun 30’uncu yılı kutlamalarına da sahne oldu. Intel’in ana sponsorluğu, Netaş’ın platin, Biltam ve Sekom’un ise altın sponsorluklarıyla düzenlenen Cisco Connect Türkiye 2014’ün ziyaretçileri, interaktif bir sergi alanı olan “Çözümler Dünyası”nda ürün ve teknoloji demoları ile Cisco ve iş ortaklarının üstün çözümlerini deneyimleme fırsatı buldu.

Cisco Connect Türkiye 2014’te düzenlenen basın toplantısında bir konuşma yapan Cisco Global Başkanı & Operasyondan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi (COO) Gary Moore, Her Şeyin İnterneti (IoE) dönemine girdiğimiz şu günlerde hem bireyler hem de işletmeler için ortaya çıkacak eşi görülmemiş fırsatlarla ilgili bilgi verdi.

Cisco, Her Şeyin İnterneti kavramını; ülkeler, bireyler ve işletmeler için yeni yetenekler, daha zengin deneyimler ve daha önce görülmemiş ekonomik fırsatlar yaratmak üzere veriyi hayatımıza katacak şekilde, insanları, süreçleri, veriyi ve nesneleri biraraya getirerek ağ bağlantılarını daha önce olmadığı kadar amacına uygun ve değerli hale getirmek olarak tanımlıyor. Önümüzdeki yıllarda Her Şeyin İnterneti; iş inovasyonu, üretkenlik ve müşteri etkileşiminin yeni belirleyicisi olacak.

Gary Moore, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Dünyanın işleyişinin, yaşamın, oyunların ve öğretilerin yöntemini değiştirme vizyonu; kurulduğu günden bu yana devam eden otuz yıllık yolculuğunda Cisco’nun temel taşını oluşturuyor. Vizyonumuz; müşterilerimiz ve iş ortaklarımızla yeni piyasalar yaratmak ve endüstrideki dönüşüme liderlik etmek için geçmişin üzerine inşa edilen geleceğin öngörülmesi prensibine odaklanmamıza rehberlik ediyor.”

Cisco, Türkiye’deki dönüşümün ana paydaşı olma konusunda kararlı
Türkiye’de 1997 yılında faaliyete geçen ve bugün hem İstanbul hem de Ankara’da ofisi bulunan Cisco, bölgedeki operasyonlarında sürekli büyüme kaydediyor. Basın toplantısında bir konuşma yapan Cisco Türkiye Genel Müdürü Cenk Kıvılcım, şunları söyledi: “Cisco’nun Türkiye’nin yerli kuruluşları ve kamu kurumlarıyla işbirliğine olan bağlılığı, bilgi ve iletişim teknolojileri, kritik ulusal altyapılar, sağlık, finans ve servis sağlayıcı piyasalarındaki gelişimi hızlandırmaya yardım edecek.”

Bugün Cisco’nun sayıları artmaya devam eden çalışanları ile iş ortaklarından oluşan 650 kişilik bir ekosistemi ve 3 binden fazla Cisco Sertifikalı İnternet Uzmanı bulunuyor. Türkiye’nin hedeflerine paralel olarak çalışmalarını sürdüren Cisco, her geçen gün işgücüne katılan vatandaşlar için daha fazla iş fırsatı yaratmayı hedefliyor.

Türkiye’de vasıflara ve yeteneklere yatırım
2013 yılında IDC’nin Türkiye özelinde hazırladığı bir rapor, Türkiye’nin 37 bin ağ uzmanı açığıyla, ihtiyaç duyulan ağ kurulum vasfının yüzde 37.8 altında olduğunu ortaya koydu. Cisco, Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği ile yürütmekte olduğu farklı eğitimlerle, yerel pazardaki artan ağ uzmanlığı ihtiyacını karşılamak üzere küresel ağ kurulumu uzmanlığı ve bilgi birikimini, Türkiye’nin gençlerine, onları kalifiye hale getirmek için aktarıyor ve Türkiye’deki BİT sektörünün gelişimine katkıda bulunuyor.

Örneğin Türkiye’de 16’ncı yılını kutlayan Cisco Networking Academy’de bu yıl, 136’dan fazla eğitim kurumunda 5 bin 800’den fazla öğrenci eğitim aldı. Cisco Networking Academy, Türkiye’de lider yükseköğrenim enstitüleri, meslek liseleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla kurduğu iş ortaklıklarıyla yetişmiş işgücünün oluşturulması için çalışmalarını sürdürüyor. Program Türkiye’de uygulanmaya başladığından bu yana 41 binden fazla kişiye ulaştı. İşgücüne yeniden katılmak isteyen ancak devlet hizmetlerinden yeteri kadar yararlanamayan kişiler, mahkûmlar ve öğrenciler gibi; her yaştan ve ekonomik durumdan katılımcının yer aldığı programa katılan kadınların oranı, programa dünya çapında kadınların ortalama katılım oranı olan yüzde 27’nin üzerinde gerçekleşti.

Türkiye’yi GSMA’de Turkcell temsil edecek

0

Turkcell, dünyadaki mobil operatörlerin haklarını temsil eden GSM Association (GSMA) Yönetim Kurulu’na seçildi. Turkcell, 2015-2016 döneminde Türkiye’yi temsilen GSMA Yönetim Kurulu’nda hizmet verecek ve Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv tarafından temsil edilecek. Süreyya Ciliv, 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren yeni yönetim kurulu ile birlikte görevine başlayacak.

Dünyada 800’den fazla GSM operatörünü, ilgili yan sektörlerdeki 250’den fazla şirketle bir araya getiren GSMA, 1995 yılından beri faaliyet gösteriyor. GSMA Yönetim Kurulu, GSMA Genel Müdürü Anne Bouverot ve 25 mobil operatörün yöneticisi olmak üzere toplam 26 temsilciden oluşuyor.

GSMA, mobil iletişim sektörünün en büyük etkinliği olan Mobil Dünya Kongresi (GSMA Mobile World Congress) başta olmak üzere ses getiren birçok zirve ve etkinliğin organizasyonuna da ev sahipliği yapıyor. Mobil operatör istatistikleri, sektör öngörüleri ve çeşitli raporlar konusunda da çalışmalar yürüten GSMA sektörün durumunu özetleyen araştırmalar da yayınlıyor. Referans kabul edilen bu araştırmalarda sektörün şu anki durumuna ışık tutularak geleceğe yönelik politikaların belirlenmesine katkı sağlıyor.

 

AUx İstanbul, tasarım dünyasının buluşma yeri oldu

0

Autodesk Türkiye İş Geliştirme Müdürü Emin Cenal ile üretim sektöründe Autodesk ürünlerinin kullanımını AUx İstanbul etkinliğinde konuştuk.

Polis kameralarının kaçınılmaz geleceği

0

Polislerin üzerlerine giydiği kameraların artık gerçeğe dönüşme zamanı gelen bir fikir olduğunun belki de en iyi kanıtı finans dergilerinin bu kameraları tedarik eden şirketlerin kazançları üzerine uzun makaleler üretmeye başlaması. TASER International, Digital Ally ve GoPro gibi şirketlerin tümü, polis gözetlemesi pazarının sessizce ivme kazanmasıyla birlikte değerlemelerinde inanılmaz artışlar gördü. Meclis onayı bekleyen bu potansiyel devlet kuşunun önemli etkenlerinden bir tanesi de Obama yönetiminin polis kameraları aracılığıyla toplum ilişkilerini arttırmayı amaçlayan 263 milyon dolarlık ödenek girişimi.

Henüz piyasadaki ürünler arasındaki en iyisini belirlemek için yeterli verilere sahip olunmasa da polislerin ülke çapında kullandıkları ürünler hakkında birtakım analizler yapılabilir. TASER ve bir başka şirket olan VieVu, hali hazırda 5000 polis merkezine 70.000’in üzerinde kamera satmış durumda. Yeni fon ise 50.000 polis memurunu bu video teknolojisiyle donatmanın yanında onlara bu teknolojinin nasıl kullanılacağını öğretmek için eğitim vermeye de yetiyor.

3087817278

Kameraların kendisi dudak uçuklatan cihazlar değiller. Etrafta pek çok Google Glass görmememiz veya hali hazırda var olan akıllı telefonların direk polis uygulamaları için kullanılmamasının tek sebebi araç içi kameraların veya şok cihazlarının tarihçeleri değil. Bir neden de şirketlerin sağladığı yazılımlarının sağlamlığı. 600-900 dolar arasında değişen cihaz maliyetleriyle, projedeki esas değer verinin bulut tabanlı sunuculara kusursuz bir şekilde ve otomatik olarak aktarılabilmesinde yatıyor. Teoride insanın devreye gireceği tek nokta bir sistem yöneticisinin hangi videoya kimin ne zaman erişebileceğini ayarladığı zaman olmalı. Standart dosya izinlerinden ziyade “ne zaman” ve “ne kadar süreyle” soruları kontrol edilmesi gereken önemli parametrelerden biri.

Bu kadar çok video şüphesiz yeni veri depolama sorunları da yaratacaktır ancak belki de daha da önemlisi bu sistemleri incelemek için yeni yazılım analizi metodu fırsatları doğacaktır. Hem Taser’ın Evidence.com’u hem de VieVu’nun VeriPatrol yazılımı her bir videonun seyredilişini yakından takip ediyor. Elbette önemli yazılım özellikleri arasında videoların düzenlenmesine veya gereğinden fazla iyileştirilmesine karşı alınan önlemler bulunuyor.

Başarılı olan örneklerden biri Taser’ın Axon sistemi. Bu ağa bağlanabilen bilgisayarda bir kulak aparatı, baş kamerası, iletişim radyosu ve dokunmatik ekran ile 10 saat pil ömrüne sahip Linux tabanlı bir beyin mevcut. Karmaşıklığı bazı askeri giyilebilir teçhizata yaklaşıyor. Görünen o ki yakında tek bir kameranın (veya tek bir görüş noktasının) yetmeyeceği zamanlara da gelebiliriz. Kafada ve vücutta sürekli dolaşan ön ve arka kameralar bir memurun düzgün bir şekilde kontrol edebileceğinden fazla olabilir.

Sürekli ara belleğe alınmış video uzunluğu veya kare sayıları gibi şeyleri kontrol etmenin ağırlığı altında ezilmek yerine yakın zamanda bu tip işlevlerin uzaktan kontrol edildiğine şahit olabiliriz – aynı Google Glass’ın bazı hastanelerde “uzak gözler” olarak kullanıldığı gibi. Buralarda baş anestezistler birden fazla hastanın hayati bilgilerini orada bulunan stajyerlerin gözlerinden kontrol edebiliyorlar. Cerrahlar hastalarının ne zaman geldiğini sekreterlerinin gözünden görebiliyorlar. Başka doktorlar cerrahın neler yaptığını onun gözünden inceleyebiliyorlar.

Ferguson gibi yeni test bölgeleriyle birlikte vücut kameralarının pazara girişi düşündüğümüzden hızlı gerçekleşebilir.

2015’te de güvenlik sorunlu olacak

0

Kaspersky Lab Global Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT) son birkaç yıldır, RedOctober, Flame, NetTraveler, Miniduke, Epic Turla, Careto/Mask ve diğerleri de dahil olmak üzere dünyanın en büyük Gelişmiş Kalıcı Tehdit (APT) kampanyalarına ışık tuttu. Ekip şimdi de 2015’e dair tehdit öngörülerini açıkladı.

Dünya çapında siber saldırılardan sorumlu 60’dan fazla tehdit aktörünü yakından gözlemleyen uzman ekip, şimdi de APT dünyasında ortaya çıkan en popüler tehditlerin bir listesini hazırladı. İşte ana başlıklar;

Büyük APT gruplarının parçalanması
Sayısı giderek artan küçük tehdit aktörlerinin daha fazla şirketi hedef alması olası görünüyor. Büyük organizasyonların ise, geniş bir yelpazedeki kaynaktan gelen daha fazla sayıda saldırıya maruz kalması bekleniyor.

Siber suçlu dünyasında APT tarzı saldırılar
Siber suç çetelerinin son kullanıcılardan para çalmaya odaklandığı günler geride kaldı. Suçlular artık doğrudan paranın olduğu yere, bankalara saldırmaya ve bu karmaşık saldırılar için de APT tekniklerini kullanmaya başladı.

Otel ağlarını kullanarak üst düzey yöneticileri hedef alıyorlar
Oteller dünya genelinde üst düzey bireyleri hedef almak için oldukça ideal yerler. Darkhotel group otellerde kaldıkları süre boyunca özel ziyaretçileri hedef aldığı bilinen APT aktörlerinden biri.

Gelişmiş atlatma teknikleri
Teşhir edilme endişesi taşıyan APT gruplarının sayısı artacak ve dolayısıyla ortaya çıkmaktan korunmak için daha gelişmiş önlemler almaya başlayacaklar.

Veri sızdırmanın yeni yöntemleri
2015 yılında, sızdırma (bir bilgisayardan yapılan yetkisiz veri transferi) işleminin daha gizli ve zor tespit edilecek şekilde yapılmasını sağlamak üzere daha fazla sayıda grubun bulut hizmetlerini kullanması bekleniyor.

Sahte bayrak kullanımı
APT gruplarının, sahte bayrak kullanımı ile (saldırının başka bir kuruluş tarafından yürütülüyormuş gibi görünmesini sağlamak için) faaliyetlerini dikkatli bir şekilde adapte etmeleri ve hükümetin şüpheli saldırganları ‘adlandırma ve utandırma’ niyetini kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaları bekleniyor.

Kaspersky Lab GReAT Başkanı Costin Raiu şu yorumlarda bulundu “2014 yılı için kullandığımız sıfat ‘sofistike’ ise 2015 yılı için ‘zor yakalanan’ sıfatını kullanabiliriz. APT gruplarının ortaya çıkmaktan kaçınmak için çok daha kaçamak ve sinsice hareket edeceklerine inanıyoruz. Bu yıl zaten sıfır günlük açıklardan yararlanan yazılımlar kullanan bazı APT oyuncuları olduğunu ortaya çıkardık ve bunların inatçı ve gizli yeni teknikler geliştirdiklerini gözlemledik. Tüm bunları, kullanıcılarımız için çok sayıda yeni savunma mekanizması geliştirmek ve dağıtmak amacıyla kullandık.”

Intel “nesnelerin interneti” platformu açıyor

0

Intel, iş dünyasının Nesnelerin İnternetine hazırlanmasına yardımcı olmak amacıyla salı günü ağa bağlı olan cihazların bağlantılarının ve güvenliklerinin koordine edilip yönetilebileceği bir platformun tanıtımını yaptı.

Nesnelerin interneti henüz gelişmekte olsa da IDC’ye göre pazar büyüklüğü geçtiğimiz seneki 1,9 trilyon dolarlık büyüklüğünden 2020 yılında 7,1 trilyon dolar büyüklüğüne erişecek. Akıllı telefon devrimini kaçıran Intel yeni nesil bağlı cihazları sınırlarına dahil etmek için aktif olmaya çalışıyor gibi gözüküyor.

Intel nesnelerin interneti platformu, çip devinin donanımlarını ve yazılımlarını kullanan internete bağlı cihazların bir referans modeli cihazından oluşuyor.

Intel ayrıca platformunu ileriye taşımak için yazılımlar, donanımlar ve taahhütlerini de duyurdu. Bunların içinde: nesnelerin interneti cihazlarının verilerini, bağlantılarını ve güvenliklerini yönetmek için bulut tabanlı bir yazılım olan Wind River Yönetim Sistemi; sensor verilerini toplamak ve filtrelemek için güncellenmiş Intel nesnelerin interneti geçit donanımları; şirketin nesnelerin interneti geliştirici kitlerini desteklemesi için Intel’in bulut analizi yazılımında yapılan değişiklikler; Intel nesnelerin interneti geçitleri için McAfee’s Enhanced Security güvenlik programı, Intel’den Enhanced Privacy Identity güvenlik teknolojisini diğer üreticiler için destekleme sözü ve nesnelerin interneti cihazlarına iç veya dış veri API’leri oluşturmak için Intel API’ye ve Traffic Management servisine erişim bulunuyor.

Intel-Internet-of-Things1

New York City’den bir emlak şirketi olan Rudin Management, aydınlatma ve ısıtma sistemleri gibi daha önceden internete bağlı olmayan cihazları internete bağlamanın finansal bir örneğini teşkil etti. DiBoss adını verdiği kendi tasarımı yazılım sistemini kullanan şirket binalarındaki enerji kullanımı ve diğer sistemlerini yönetiyordu. Intel’e göre şirket sadece bir binasında bir yıl içerisinde 1 milyon dolar tasarruf yaptı.

Intel nesnelerin internetinin geliştirilmesi ve kurulmasındaki katılımının devamını sağlama almak amacıyla aralarında Accenture, Booz Allen Hamilton, Capgemini, Dell, HCL, NTT Data, SAP, Tata Consultancy ve Wipro’nun da bulunduğu birkaç danışmanlık şirketi ile ortaklık yaptı. Intel ve danışma partnerleri organizasyonların nesnelerin interneti sistemini daha etkili ve verimli şekilde kurmalarına yardım etmeyi amaçlıyor.

Intel’in nesnelerin interneti platformu şirketin Haziran ayında Atmel, Dell, Samsung ve Wind River ile kurduğu ve amacı internete bağlı nesnelerin interneti cihazları için açık kaynaklı standart belirlemek olan Interconnect Consortium’un kuruşunu takip ediyor. Broadcom da Ekim ayında ayrılana kadar bu grubun bir parçasıydı.

The Open Interconnet Consortium, Qualcomm, the Linux Foundation, Cisco, Microsoft ve diğerlerinin kurduğu rakip grup AllSeen Alliance’ın kuruluşundan sonra kurulmuştu.

Bu sırada Google da kendi Nest ürünlerindeki Thread protokölünü destekleyen Thread Group’u destekliyor. Bu grubun diğer üyeleri arasında ARM, Freescale, Samsung ve diğerleri bulunuyor.

Intel aynı zamanda farklı bir grup olan ve endüstriyel makinelerde internete bağlılık üzerine yoğunlaşmış Industrial Internet Consortium’un da bir parçası. Bu grubun diğer kurucu ortakları arasında Cisco, GE ve IBM bulunuyor.

Bir zaman sonra tahmini milyarlarca nesnelerin interneti cihazı birbirleriyle konuşmaya başlayacak. Fakat bu biraz daha zaman alabilir.

Quadro’dan kurumsal pazara tablet

0

Windows 8.1 işletim sistemli yeni Quadro Soft Touch 101WS tablet ile küçükten büyüğe herkesin, eğenceden iş dünyasına kadar pek çok amaca uygun ürünlerine bir yenisini daha eklemiş oldu. 2014 yılında, Türkiye’de 100.000’den fazla kullanıcının özel yaşamlarının vazgeçilmezi olan Quadro marka tabletler, Windows 8.1 işletim sistemli yeni Quadro Soft Touch 101WS tablet ile profesyonel kullanım için testlerini tamamladı ve üretime başladı.

Günümüzde mobil cihazlar, başta akıllı telefonlar ve tabletler olmak üzere hayatın vazgeçilmezleri arasında bulunmaktadır. Sosyal medya uygulamaları başta olmak üzere iletişim uygulamaları ve genel internet erişimi için yoğun kullanılan akıllı telefon ve tabletlere talep o kadar arttı ki, bu talep özellikle notebook pazarında ciddi daralmaya yol açtı. Fakat iş uygulamlarının kullanım ihtiyacı elbette azalmadı. İş uygulamalarını mobil kullanımda sürdürmek isteyen notebook kullanıcıları ise ya birisini tercih etmek zorunda kaldı ya da çift cihaz taşıma durumunu yaşadılar. Akılllı teknolojilerin öncü markası Quadro’nun yeni ürünü Soft Touch 101WS Tablet ise bu duruma son vermeye aday.

Quadro Soft Touch 101WS tablet bilgisayarlar; 4 Çekirdekli Intel işlemci, 2GB Bellek, 32GB Hafıza,  10,1” Ekran gibi üst özelliklere sahip olmasının yanı sıra Quadro intelligent Teknolojisini de içinde barındırıyor. Bu sayede kullanıcılar Windows 8.1 tabanlı yazılımlarını kullanıyor olmanın dışında tablet bilgisayarlarını konuşarak kumanda edebilecek hatta konuştuklarını yazıya çevirebilecekler.

Quadro Soft Touch 101WS’nin Öne Çıkan Özellikleri

• 4 Çekirdek teknolojili Intel ATOM Quad Core işlemcisi, Intel HD Grafik Kartı ve diğer yüksek performaslı donanımsal özellikleri ile tablet ötesi performans.

• Tabletle yeni tanışan ve diğer tüm kullanıcıların alışık olduğu Windows 8 ekran ve menüleri ile öğrenim ve adaptasyon süreci gerektirmeyen kolay kullanımlı ara yüz.

• Aşinası olduğunuz ve sürekli aktif olarak kullandığınız Microsoft Office gibi temel yazılımları kullanabilme ve bilgisayarınızla kolay senkronizasyon.

• 10.1″ IPS Teknolojisi, 10 Noktadan Dokunmatik ve (1280 x 800 Pixel) geniş ekranıyla ergonomik, kolay kullanım

• İnce şık ve hafif tasarımı (535gram) ile prestijli görünüm ve kolay taşınabilirlik.

• Yüksek kapasiteli bataryası (6000mAh) ile 8 – 10 saat kullanım süresi, gün boyu kullanım imkanı.

• Flash, Silver Light ve benzeri ara yazılımlarla yüksek uyumluluk. Sistem içi uygulamalarda, Internet ortamında interaktif sayfaları görüntüleme ve kullanımda yüksek uyumluluk, kusursuz performans.

• Her iki yüzünde yer alan yüksek çözünürlüklü kameraları sayesinde yüksek kalitede fotoğraflar, net ve akıcı görüntülü görüşme konforu.

• Yüksek kalitede görüntü aktarımı sağlayan HDMI video arabirimi sayesinde evde, işte okulda; TV, Projeksiyon ve benzer aygıtlar üzerinden görüntü aktarımıyla etkileşimli sunumlar, eğlenceli paylaşımlar.

• Akıllı Bilgisayar Teknolojisi “Quadro İntelligent Technologie”

Quadro Soft Touch 101WS’nin Teknik Özellikleri                                    

 

İşlemci                  : Intel® Atom™ Z3735F Quad Core 1.33 GHz 2MB Cache, (Max. 1.83 GHz)

RAM Bellek         : 2GB DDR3

ROM Flash           : 32 GB Dahili Hafıza  (MicroSD Card Desteği ile Max.64 GB)

Ekran Özellikleri : 10.1″ Kapasitif, 10 Noktadan Dokunmatik Yüksek Hassasiyette Multitouch Ekran

Çözünürlük          : 1280 x 800 Pixel IPS

Grafik İşlemci      : Intel HD Graphics Ekran Kartı

Kamera                : Çift Kamera (Görüntülü görüşme desteği) 2 Mp Ön / 2 Mp Arka

Kart Desteği         : Micro SD Kart (Maksimum 64GB)

Bluetooth             : Versiyon 4.0

G-Senör               : Otomatik, 4 Yönlü Yerçekimi Sensörü

3G Desteği           : Harici 3G Desteği

Wi-Fi                   : 802.11b/g/n  Kablosuz İnternet

Usb                      : USB OTG High Speed Arabirim

Ses                       : 0.8W x 2 Dahili Hoparlör – 3.5mm Kulaklık girişi – Dahili Mikrofon

I/O Port                : 1xHDMI, 1x Mini USB, 1 x DC-IN Girişi, 1 x Kulaklık Girişi, 1 x Mikro SD Kart

İşletim Sistemi     : Microsoft Windows 8.1 bing

Diğer Özellikler    : Çoklu Dil Desteği , Flash 11 ve HTML5  Desteği

Güç                       : Lithium-ion, 3.7V / 6000mAh / 8-10 Saate Kadar Kullanım

Boyut / Ağırlık      : 258 x 172.3 x 9.5mm   /  0.535kg

Dönüm Noktaları

2

TechInside markası ile yola çıktığımız günden bu yana beş altı ayı geride bıraktık. Zaman hep aynı tempoda akıyor ama bizlerin içinde bulunduğu hengâmede zaman algımız nasıl şekilleniyorsa biz bu süreyi sanki bir kaç gün geçmiş gibi hissetmişiz.

Elimizde basılmış üç dört farklı sayısı ile dergimiz, bin taneye yakın haber ile internet sitemiz, çektiğimiz yüz taneye yakın yüzü aşkın video, devam eden araştırma projelerimiz ve eğitim ile etkinliklerimizden memnun müşterilerimiz (dostlarımız) olunca zaman algımızın bizi kandırdığını anlıyoruz.

Yeni kurulan yapıların ilk dönemlerinde dönüm noktaları daha hızlı seyrediyor. İlk ziyaretçiler, ilk dergi, üçüncü dergi, günde 1000 kişi, ilk 10 bin ziyaretçi, ayda 100 bin tekil ziyaretçi, ilk 1000 sosyal medya takipçisi… ilkler, onlar, yüzler, binler, on binler, yüz binler… Sırada milyonlar var diyebilir miyiz? Çok isteriz ama gerçekçilik çizgisinden uzaklaşıp, hayallere kapılmamak lazım.

TechInside’ı büyütmek için çaba harcadığımız bu dönemde bizim kısa zamanda yaşadığımız ilk dönüm noktalarını uzun yıllar önce atlatmış sektörümüzün bazı köklü firmaları da kendi dönüm noktalarını yaşadılar. Örneğin Logo 30. Yılını, Estap 25. Yılını, Etiya 10. Yılını kutladı. Teknolojinin bu kadar hayatın kendisine entegre olduğu, hayat yoğunluğunun zaman algımız üzerindeki oyunlarını da göz önüne alacak olursak, bir işletme için, 10, 25 ve 30 gibi yıllar söylenirken dile kolay ama yönetirken ve yaşarken neredeyse bir ömür ile eşdeğer süreler.

Bilgi Teknolojileri sektörünün genel olarak ülkemizdeki tarihine dönüp baktığımız zaman, bu gün her ne kadar başarıları ve dönüm noktalarını konuşsak da geride kalmış pek çok sonları da görüyoruz. Bir dönemler adını altın harfler ile yazan firmaların pek çoğu bu gün ancak Wikipedia sayfalarında kendilerine yer bulabiliyorlar. Geçmişte yaşanan bu tarz deneyimler şüphesiz ki gelecek dönemin işletme stratejilerine de yön veriyor.

Siz elinizde tuttuğunuz bu üçüncü sayımızı okurken biz çoktan dördüncü sayımız için çalışmaya başlamış olacağız çoktan bitirdik ve matbaaya gönderdik. Üçüncü sayımız bizler ve okuyucularımız için küçük bir dönüm noktası, bizi bir sonraki bekleyen hedef 6. Sayı, sonrasında 12. Sayı, akabinde üçüncü yıl ve bu şekilde devam edecek. Her seferinde aradaki geniş zaman dilimini akıllıca düşünülmüş, tecrübeyle tasarlanmış, doğru hedeflenmiş bir şekilde doldurmamız lazım. Aksi takdirde bu giderek büyüyen zaman dilimleri arasındaki geçişler giderek sıkıcı ve çekilmez bir hal alabilir. Bu gerçeğin farkında olarak yönetim stratejilerimizi belirliyoruz.

Eğer sıkılmadan buraya kadar okuduysanız dönüm noktasına bir de farklı bir açıdan bakalım. Dönüm noktaları her zaman bir varlığın bir anlayışın ulaştığı zamana veya niceliğe bağlı bir durum olmak zorunda değil. Dönüm noktası zaman zaman, hatta genelde, bir nitelik ifade etmelidir. Bu nitelik her daim ilerleyiş olmak zorunda da değildir. Kazandığınız tecrübe ve deneyim size bir sonraki adımı atmak yerine durmanız gerektiğini söyleyebilir. O zaman dönüm noktası, yeni bir yaş kutlaması olmaktan çıkar ve bir terakki gerçeğine dönüşür. Dışarıdan bakıldığında son nokta gibi gözüken bir adım aslında var olan ilerlemenin şekil değiştirerek devam ettiği bir sonraki adımın başlangıcıdır.

Felsefe ahkâmı kesmeye son verelim :) TechInside’ın ve içinde bulunduğumuz sektörün dinamizmi ile sanırım biz dönüm noktalarını her bir nefeste yaşıyoruz. Geri kalanlar kutlamalar için bahanelerimiz.

Twitter’da 2014 yılında neler oldu?

0

Twitter için 2014, Dünya Kupası, Ebola salgını ve meşhur Oscar selfie’si yılı oldu. Türkiye’de ise yine Dünya Kupası, futbol liginde yaşanan heyecanlı maçlar ve Cumhurbaşkanlığı seçimi gibi önemli olaylar Twitter’a damgasını vurdu. Yepyeni bir yıla başlamadan önce yılsonunu notlandırmak amacıyla “Twitter’da bir yıl” özetimizi oluşturmak için verilerimizi inceledik. Bu özetin yer aldığı, Dünya genelinde popüler Tweet’leri ve en etkili anları 2014.twitter.com adresinden inceleyebilirsiniz.

Twitter, 2014 yılında yaşanan tarihi ve önemli olaylara eş zamanlı bir film müziği işlevi gördü. Dünyada olup biten ne varsa, ister Dünya Kupası olsun ister siyasi referandumlar, birçok önemli olay aynı anda Twitter’da da yaşandı. Türkiye’de ise en çok konuşulan konu bu yıl futbol oldu. Dünya Kupası karşılaşmaları, Fenerbahçe’nin şampiyonluğu ve önemli derbiler Twitter’daki Türk kullanıcıların en çok tartıştığı konular içerisinde yer aldı.

Türkiye’de en çok konuşulan önemli anlar
Türkiye’de Twitter’ın kullanımı politik haber takibi üzerine olsa da, bu trend yerini futbola bıraktı. Twitter istatistikleri, Türkiye’nin büyük bir futbol hayran kitlesi olduğunu gösterdi…

2014 Dünya Kupası, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en çok Tweet atılan konu olarak tarihe geçti. Özellikle 8 Temmuz 2014’te yapılan Almanya- Brezilya karşılaştırması Türkiye’de en çok konuşulan konu olarak ilk sıradaki yerini aldı. İkinci sırada, 10 Ekim’de Euro 2016 elemeleri için evimizde yapılan ilk Milli maç olan ve 2-1 mağlubiyet aldığımız Türkiye-Çek Cumhuriyeti maçı oldu. Diğer en çok konuşulan karşılaşmalar ise Fenerbahçe- Galatasaray derbisi (25 Ağustos) ve Fenerbahçe- Sivasspor (26 Eylül) karşılaşması oldu.

2014, Türkiye için yoğun ve birçok önemli olayın yaşandığı bir yıl oldu. 2014’te yapılan ve ilk kez halkoyuyla belirlenen Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Başbakanlık değişimi bu önemli olaylardan birkaçı olarak tarihe geçti.

Dünya Kupası boyunca 672 milyon Tweet!
Dünya Kupası sırasında, Dünya genelinde 672 milyondan fazla Tweet atıldı. Bu rakam, bir etkinlik ile ilgili atılan en yüksek Tweet sayısıydı; 32 günlük, 64 maçtan oluşan Dünya Kupası’nı 16 günlük Olimpiyatlar’la karşılaştırmak bile zor.

2014’te en fazla “Retweet” edilenler
Her yıl en fazla Retweet edilen Tweeti ‘altın Tweet’ olarak ödüllendiriyoruz. Her yıl bu Tweet dünya üzerinde kaç milyon Twitter kullanıcısıyla hangi mesajın etkileşime geçtiği konusunda farklı bir hikâye anlatıyor.

Bu yıl, Ellen Degeneres’in Oscar törenindeki Tweet’i, 2013’teki (Lea Michele) ve 2012’deki (Barack Obama) en fazla Retweet edilmiş Tweet’leri de geçerek yılın en çok Retweet edilen Tweet’i oldu. Ellen’ın Tweet’i 3 milyondan fazla Retweet edildi.

İnsanlar aynı zamanda takip ettikleri hesaplardaki mesajlara cevap vererek, favorileyerek ve Retweet ederek idolleriyle daha yakın temasa geçebilmek için Twitter’ı aktif olarak kullanmaya başladı. 2014’ün en popüler Tweet’lerini keşfetmek için, dünya genelinde zirve yapmış en fazla Retweet edilen Tweet’lerden birkaçını sizler için inceledik:

  • Justin Bieber (@JustinBieber) Twitter’da hayranlarına her zaman değerli olduklarını ve güçlü ve inançlı olmaları gerektiğini söyledi ve bu tweet hayranları tarafından, zirve yaparak 471.000 kezden fazla Retweetle paylaşıldı.
  • Bu arada, One Direction’ın boyband yıldızı Niall Horan (@NiallOfficial) hayranlarına gruba destek oldukları 4 yıl için Twitter’da teşekkür etti ve bu tweet özel 4. Yıldönümlerini paylaşırlarken, dünya üzerindeki hayranları tarafından büyük sayılarda retweet edildi, bu Tweet 366.943 Retweet’te zirve yaptı.
  • Bu yıl aktör Robin Williams (@RobinWilliams) vefat etti, Akademi Alaaddin’den alıntı yapıp Robin’in ölümünü anmak için Twitter’ı kullandı. Herkes tarafından hatırlanacak bu Tweet 327.432 Retweet’te zirve yaptı.
  • Liam Payne’in (@Real_Liam_Payne) grup arkadaşı Niall Horan’ın gözlerinden oluşan kolajı paylaştığı Tweet 330,777 Retweet’te, Niall’a onu ne kadar sevdiğini söylediği Tweet’i de 324,894 Retweet’te zirve yaptı.

2014’te en fazla takip edilenler
Ünlü futbolcu Neymar Jr, 1.5 milyondan fazla takipçi kazanarak 2014’ün en fazla takipçi artışına sahip “VIT” oldu. Neymar Jr. Çeyrek finallerde Brezilya’ya 4 gol kazandırdı ama Kolombiya’yla oynanan o maçta sırtındaki bir kemiğin kırıldığı bir kaza geçirdi ve Dünya Kupası’nın geri kalan kısmına katılamadı.

Sevdiğiniz herkes Twitter’da!
Ünlü komedyen Cem Yılmaz’a ait Twitter hesabı bu sene de Twitter’da en çok takipçisi olarak listenin başını çekti. Cem Yılmaz’ın Twitter hesabını 5,323,814 takipçi ile eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün hesabı izledi. Twitter’da en çok takip edilen diğer hesaplar ise aşağıdaki gibi sıralandı.

2014’te Türkiye’de en fazla takip edilen 10 hesap:
Twitter Hesabı                                                                   Takipçi Sayısı

  1. CMYLMZ Cem Yılmaz                                               7,575,029
  2. cbabdullahgul Abdullah  Gül                                   5,323,814
  3. atademirer Ata Demirer                                             4,560,527
  4. GalatasaraySK Galatasaray SK                               4,470,164
  5. DemetAkalin Demet Akalin Kurt                            4,229,575
  6. ntvspor NTV Spor                                                        3,991,558
  7. okanbayulgen Okan Bayulgen                                 3,983,836
  8. Fenerbahce Fenerbahçe SK                                       3,663,684
  9. ntv   NTV                                                                         3,409,925
  10. yilmazerdogan Yılmaz Erdoğan                               3,241,538

Yandex’ten iş dünyasına Data Factory

0

Yandex, son kullanıcıya yönelik sunduğu, beğeni toplayan servislerinin yanı sıra iş dünyası için de önemli çözümler sunan hizmetler üzerinde çalışıyor. Bu çalışmaların en önemlileri arasında yer alan Yandex Data Factory, Paris’teki LeWeb’14 konferansında duyurulmasıyla birlikte iş dünyasının hizmetine sunuldu..

Moskova ve Amsterdam’da yer alan ofislerden yürütülecek olan Yandex Data Factory projesi, kademeli olarak tüm dünyada hizmet verebilecek. Yandex’in ses ve görüntü tanıma, yapay zeka öğrenimi, derin nöral ağlar ve ses işleme gibi üstün teknolojilerini kullanarak eldeki büyük miktardaki veriyi anlamlandırmayı sağlayan Yandex Data Factory, büyük veri kullanan kurumlar için önemli bir çözüm sunuyor. Yandex Data Factory, ses ve görüntü kayıtlarından işlem taleplerine kadar çok farklı şekillerdeki veriyi değerlendirip kurumların potansiyel müşterileri hedeflemesini, iş hedefleri koymasını veya iş süreçlerini optimize etmesini mümkün kılıyor.

Yandex Data Factory’nin pilot çalışmaları da projenin farklı endüstrilerdeki başarısını gösterir nitelikte. Yol ve ulaşım yönetimiyle ilgili bir kurumla yapılan çalışmada Yandex Data Factory, trafik yoğunluğu verilerini, yol zemin kalitesi bilgilerini, ortalama hız ve kaza sayısını işleyerek belli saatlerde yaşanabilecek trafik sıkışıklığını tahmin edip kaza olasılığını hesaplamayı başardı. Bankacılık sektöründe yapılan bir pilot çalışmada ise Yandex Data Factory tarafından analiz edilen müşteri bilgileri ve hareketleri sayesinde kişiye özel kampanyalar düzenlenerek satışlarda artış elde edildi.

Pilot uygulamalarla farklı sektörlerde başarısı kanıtlanan Yandex Data Factory, üstün teknolojiyi alanında uzman ekibiyle birlikte sunuyor. 2007 yılında açılan Yandex School of Data Analysis’te veri analizi üzerine uzman yetiştiren Yandex, 2014’te de Moskova Ekonomi Yüksek Okulu’nda açtığı Bilgisayar Bilimleri Fakültesi ve bu fakültenin içinde yer alan Büyük Veri ve Bilgi Erişimi bölümüyle de bu alandaki yatırımlarını sürdürüyor.

Siber saldırı sayısı bir milyar arttı

0

Şirketin istatistiklerini temel alan 2014 rakamlarından çarpıcı detayların bazıları şöyle;

  • 2014’te Kaspersky Lab antivirüs ürünleri tarafından, kullanıcıların bilgisayarları ve mobil cihazlarına karşı gerçekleştirilen 6,2 milyar, yani 2013 yılından bir milyar adet fazla sayıda kötü niyetli saldırı engellendi.
  • Kullanıcı bilgisayarlarının yüzde 38’i bir yıl içinde en az bir web saldırısına maruz kaldı.
  • Kaspersky Lab ürünleri tarafından etkisiz hale getirilen web saldırılarının yüzde 44’ü, ABD (tüm saldırıların yüzde 27,5’i) ve Almanya’da (%16,6) bulunan zararlı web kaynakları kullanılarak gerçekleştirildi. Hollanda (yüzde 13,4)3. sırada geliyor.
  • Banka hesaplarına çevrimiçinden erişim sağlayarak para çalma girişimleri yaklaşık 2.000.000 kullanıcı bilgisayarında engellendi.
  • Kaspersky Lab ürünleri, kullanıcılarını her gün ortalama 3,9 milyon İnternet tabanlı saldırıya karşı korumakta.
  • Kaspersky Lab’ın web antivirüs ürünü 123.000.000’dan fazla benzersiz zararlı nesne algıladı: Bunların yüzde 74’ü zararlı URL’lerde bulundu.
  • OS X tabanlı bilgisayarlara virüs bulaştırmaya yönelik toplam 3,7 milyon girişim Kaspersky Lab ürünleri tarafından engellendi
  • Ortalama bir Mac kullanıcısı yıl boyunca 9 tehditle karşılaştı
  • Kaspersky Lab çözümleri Android tabanlı cihazlarda geçen yılın dört katı, yani 1.4 milyon adet saldırıyı engelledi.

Her gün Kaspersky Lab’ın Zararlı Yazılım Engelleme Araştırma ekibi 325.000 yeni zararlı yazılım dosyası işliyor. Bu rakam, geçen yıla göre günde 10.000 adet ve 2012’ye göre günde 125.000 adet daha fazla.

Her gün 1,6 milyondan fazla sayıda farklı dosya Kaspersky Lab’ın Zararlı Yazılım Engelleme Araştırma ekibi tarafından işleniyor. Bunların yaklaşık yüzde 20’si, yani neredeyse beşte biri tehlikeli. 2013’ün rakamlarına kıyasla bu yıl, algılanan zararlı yazılım dosyası sayısında yüzde 3,17 artış oldu. 2012-2013 arasındaki 12 aylık dönemde yüzde 50’den fazla artış görüldü. Kaspersky Lab’ın uzmanlarına göre büyüme oranındaki bu keskin azalma, siber suçluların bilgisayarlara virüs bulaştırmak için bugünlerde kullanmakta oldukları taktiklerin büyük ölçüde değişmesini yansıtmakta.

Mobil tehditler
· 2013 yılının 2,8 katı, 295.500 adet yeni mobil zararlı programı
· Geçen yılın 9 katı, 12.100 adet mobil bankacılık Trojanı
· Mobil Trojanlar içeren saldırıların yüzde 53’ü kullanıcıların parasını hedeflemektedir (SMS-Trojanları, bankacılık Trojanları)
· Android kullanıcılarının yüzde 19’u (beşte biri) yıl içinde en az bir kez bir mobil tehditle karşılaşmıştır.
· Mobil zararlı yazılım saldırıları dünya çapında 200’den fazla ülkede gerçekleşmiştir

Finansal tehditler
Mobil finansal zararlı yazılımlarda uzmanlaşan dolandırıcılar muhtemelen yıllardır kişisel bilgisayarlardan para çalmakta olan deneyimli“meslektaşlarından” etkilendi. Halen Zeus en yaygın bankacılık Trojanı ve ChePro ve Lohmys sırasıyla ikici ve üçüncü sırada bulunuyor. Kullanıcıların parasını hedefleyen saldırıların dörtte üçü bankacılık zararlı yazılımları kullanılarak gerçekleştirildi ancak bunlar sadece finansal tehditler değil. Bitcoin cüzdan hırsızlığı ikinci en popüler bankacılık tehdidi (yüzde 14). Bitcoin madencilik yazılımı (yüzde 10), şifreli para ile bağlantılı bir diğer tehdit. Bitcoin üretmek için bilgi işlem kaynaklarını kullanıyor.

Mobil daha güvenli

0

Mikko Hyppönen Kimdir?
Mikko Hyppönen F-Secure şirketinin Baş Araştırma Görevlisi’dir (CRO). F-Secure Finlandiya’da 1991’den beri çalışmaktadır. Kendisi ayrıca TED konuşmacısıdır. Hyppönen tarihte ortaya çıkmış en büyük virüs/zararlı yazılım salgınları esnasında takımını başarıyla yönetmiştir. Storm solucanına ismini kendisi vermiştir. Ayrıca Conficker Çalışma Grubu’nun da bir üyesi olup Stuxnet solucanıyla ilgili çeşitli brifingler vermiştir. Hypponen siber suç vakalarıyla ilgili kanunların yürürlüğe girmesi hakkında ABD, Avrupa ve Asya’da çeşitli çalışmalarda bulunmuştur. Hypponen güvenlik konusunda dünya genelinde en önemli konuşmaları yapmıştır. Dünya basınında, Vanity Fair’deki 9 sayfalık profili de dahil olmak üzere, yüzlerce röportajı yayınlanmıştır.

1969 doğumlu olan Hyppönen, PC World dergisi tarafından “internet ile ilgili en önemli 50 kişi” arasında gösterilmiş, ilave olarak ”FP Global 100 Thinker” listesine dahil edilmiştir. Kendisi ayrıca her on yılda bir verilen “Virus Bulletin Award” ödülünü “sektördeki en iyi eğitmen” olarak kazanmıştır. Hypponen, halen ISF (Information Security Forum) ve Lifeboat Vakfı’nın danışma kurulu üyesidir. Bilgisayar ve internet güvenliği konuları dışında, Hypponen’in klasik arcade oyunları ve pinball oyun makinelerinden oluşan koleksiyonu bulunmaktadır.

Mail.ru CEO’su: e-posta ölmedi!

0

Bazı insanlar sizi sosyal ağların, mesajlaşma uygulamalarının ve Asana ile Slack gibi ortak çalışma uygulamalarının yükselişiyle birlikte e-postanın sonunun yakında geleceğine veya hali hazırda geldiğine ikna etmeye çalışacaktır. Dmitry Grishin gibi birine sorarsanız bunların hepsi palavra.

Elbette Grishin tarafsız değil. Kendisi 100 milyon aktif hesap ile Rusya’nın en büyük e-posta sağlayıcısı Mail.ru grubunun CEO’su ve kurucu ortağı. O henüz kendi şirketinin temeli olan e-posta teknolojisinden ümidi kesmemiş. Aksine bu konuda gayet inatçı.

Grishin bir söyleşide ‘‘E-posta evrenseldir’’ diyor.

Mail.ru e-postayı kucaklayan ve onu geliştirmeye çalışan teknoloji devlerinden biri. Google yakın zamanda Gmail’in mobil sürümünün yeniden keşfedilmiş bir hali olan Inbox’ı yayınladı. Microsoft geçtiğimiz haftalarda e-posta girişimi Acompli’yi satın aldı. Ve şimdi Mail.ru kendi e-posta uygulaması olan, sadece mobil destekleyen ve modern çağda e-postanın nasıl olması gerektiğini yeniden düşünen myMail’i çıkartıyor.

MyMail sadece Mail.ru hesap sahipleri için değil. Mail.ru grubu Rusya’nın dışına yoğunlaştıkça (şirket geçtiğimiz sene California Mountain View’de bir ofis açmıştı) hali hazırda insanların kullandığı Google Mail, Yahoo, Microsoft Outlook, Microsoft Windows Live Hotmail ve AOL gibi değişik e-posta sağlayıcılarını destekliyor.

Grishin’in temel fikri e-postanın inanılmaz bir şekilde hâlâ temel iletişim aracı olması. Örnek vermek gerekirse hayatınızdaki herkes aynı sosyal ağı veya mesajlaşma uygulamasını kullanmıyor. Bu da e-postaya öteki servislere göre bazı kesin avantajlar veriyor, bu servislere Mail.ru grubunun yönettiği VKontakte ve Odnoklassniki sosyal ağları da dahil.

Grishin ‘‘Eğer sana bir şey yazmak istersem e-posta ile yazarım çünkü e-postan olduğuna eminim. Ama bir Slack hesabın olup olmadığına emin değilim’’ diyor.

myMail ile Mail.ru grubu bazı ilginç şeyler yapmış. Şifreleri tamamen devre dışı bırakmış. Kullanıcılara her bir e-posta hesabı için ayrı ayrı push bildirimlerini yönetme imkanı vermiş. Ayrıca eğer Mail.ru e-postayı gönderen kişinin herkese açık bir fotoğrafını bulabilirse o kişiye küçük bir profil resmi olarak atıyor, böylece siz mail yazarken bu profil resmini görebiliyorsunuz.

Grishin ‘‘Birinin sadece e-posta adresini ve resmini göstermek inanılmaz karmaşık bir teknoloji. Fakat kullanıcılar için bu, basitlik anlamına geliyor’’ diyor.

Ek olarak Grishin size myMail uygulamasının sevenin sadece kendisi olmadığını söyleyecektir. Söyleşide uygulamasının popülaritesini göstermek için iPhone 6 Plus’ını çıkartan Grishin onun Apple App Store’da üretkenlik kategorisindeki en iyi ücretsiz uygulamalar sıralamasında Asana ve Trello’dan daha yüksekte olduğunu gösterdi. Gerçekçi olmak gerekirse uygulama Gmail ve Yahoo mail uygulamalarını koltuğundan etmeyi başaramamıştı. Tabii SnapChat, WeChat, ve WhatsApp gibi büyük sosyal uygulamalarını da. Fakat myMail Google’ın yeni Inbox uygulamasının bir adım gerisindeydi.

Grishin, Apple’ın standart e-posta uygulamasını da açarak myMail gibi bir uygulama varken kimin böyle birşey ile e-posta yazacağı düşüncesini sesli bir şekilde dile getirmekten de çekinmedi. Son olarak myMail hakkında ‘‘bunun gerçekten havalı bir şey olduğuna inanıyorum’’ diye konuştu.

Uğur Geyik tekrar Arena’da

0

Türkiye BT ve telekomünikasyon sektöründe toplamda on beş sene sayılı dağıtıcı şirketlerde profesyonel hizmetlerde bulunan Uğur Geyik, 1995-2001 yılları arasında kariyerine başladığı Arena’ya geri döndü. Uğur Geyik, 1 Aralık tarihinden bu yana Arena’da KOBİ İş Çözümleri Satış Müdürü olarak görev yapıyor.

Kariyerine Arena’da başlayan Uğur Geyik sonrasında, sırasıyla, Beko Elektronik, Sanko Holding, Tekofaks, Hayat Bilgi Teknolojileri, Turkcell Superonline ve Gold Bilgisayar’da çeşitli görevlerde bulundu.

Foxconn’un robotları iPhone’lar için yetersiz

1

Foxconn, fabrikalarında çalışan 1 milyonun üzerinde insanla birlikte dünyanın en büyük elektronik üreticisi. Daha fazla ürünü daha hızlı ve daha ucuza üretme çabası kötü çalışma şartları ve düşük maaşlara, dolayısıyla kötü bir baskıya sebep olsa da şirket bu probleme bir çözüm üretmek için çalışıyor: robot iş gücü. Foxconn bu yılın başında insan işçilerin yerine geçecek olan birkaç bin robot kuracağını açıklamıştı ancak yayınlanan yeni bir rapor böyle bir planın uygulanabilirliği hakkında şüphe uyandırıyor. Foxconn robotları (foxbotlar) Apple için yeterince hassas değil ve dolayısıyla iPhone üretiminde kullanılamayacaklar. Bu da Foxconn’un planlarını büyük oranda zedeleyecek.

Apple’ın titizlik isteyen standartları parçaların 0,02 milimetre hata payı ile kurulmasını gerektiriyor. Bu da bir insan saçından daha ince. Foxbotlar ise 0,05 milimetrelik hassasiyet ile çalışıyor. Aslında bu rakam robotlar ile üretimde oldukça etkileyici ancak Foxconn’un beslenme veya barınma ihtiyacı taşımayan bir işgücü hayali şimdilik suya düşmüş gibi görünüyor. Neyse ki Foxconn ‘‘bir milyon (kullanışsız) robot’’ projesinde çok fazla ilerlememişti.

Öteki donanım üreticileri Apple ile aynı standartlara sahip olmayabilirler ancak Samsung ve Motorola gibi şirketlerin Apple’ın reddettiği üretim teknolojileri ile ilgilenmesi zor olacaktır. Fakat düşük maliyetli ve markasız ürünler ile sahte iPhone’lar yapan küçük Çinli şirketlerin ilgisini çekebilir.

Çoğu telefon ve tabletin gerekli hassasiyet sebebiyle büyük bölümü insanlar tarafından montajlanıyor. Çoğu robot küçük parçaları cihazlara endüstriyel ölçekte monte edecek becerikliliğe sahip değil. Teknolojiyi gerçeğe dönüştürmek için çalışmalar mevcut ancak bunun olması için sıfırdan yeni endüstriye robotlar tasarlamak gerekiyor. Bu da ekonominin dengesini kaybetmesine sebep oluyor. Yani öyle değilmiş gibi gözükebilir ancak cebinizdeki telefon el işi olmasaydı daha pahalı olabilirdi. Foxconn hızlıca para kazanmaya bakıyor dolayısıyla Foxbotların tasarımını otomotiv robotlarını baz alarak tasarlamıştı.

Maliyetleri 20.000 dolar ile 25.000 dolar arasında değişen robotlar iPhone seviyesinde hassasiyete sahip olmasalar bile Foxconn tesislerinde kullanılıyorlar. Tüm zor işler ise halen insanların hünerli parmakları tarafından yapılıyor. Foxbotların sadece vida sıkmalarına, metal parlatmalarına ve paketleme yapmalarına izin veriliyor zira bu görevler birkaç milimetrenin fark etmeyeceği kolay görevler.

Raporlara göre Foxconn robot kollarını daha hassas olacak şekilde yeniden tasarlıyor ve böylece Apple’ın onayını almayı umuyor. Bu iş birkaç yıllık araştırmaya mal olabilir ancak sonunda ortaya çıkacak robotlar çok daha yetenekli olacaktır. Hatta otomotiv robotlarını tamamen göz ardı edilerek insan koluna benzer bir kola ve birden çok parmağa sahip yeni robotlar tasarlanacağı yönünde söylentiler mevcut. Bu durum makineleri çok daha yetenekli yapabilir ama aynı zamanda daha pahalı yapacaktır. Otomasyonda genellikle maliyet vardır – araştırma ve kurma maliyetlerini kurtarması için birkaç sene geçmesi gerekebilir. Görünen o ki Foxconn bu maliyetten otomotiv sektöründe kullanılan robotları yeniden düzenleyerek kurtulamayacak.

Microsoft Android’e çalışıyor!

2

Linus Torvalds meşhur olan ‘‘Eğer Microsoft bir gün Linux için yazılımlar yaparsa bu ben kazandım demektir’’ sözünü söylerken muhtemelen bugün içinde yaşadığımız dünyayı hayal etmemişti. Microsoft henüz temel Linux kanallarına kayda değer bir efor harcamasa da Android’e oldukça katkıda bulundu. Gerçek şu ki Google Play Store’daki 40’dan fazla uygulamasıyla Microsoft dünyanın en popüler mobil işletim sistemine girmek için büyük adımlar atıyor.

Microsoft CEO’su Satya Nadella’nın sahneye çıkıp gelecek için ‘Önce bulut, önce mobil’ hedefini açıklamasından çok önce Google’ın Play Store’unda Microsoft’un birkaç uygulaması bulunuyordu. Başlangıçta bu uygulamalar ya küçüklerdi ya da bir amaca yönelik tasarlanmışlardı. Geçtiğimiz sene boyunca Google Play Store’da yer alan Microsoft uygulaması sayısı çarpıcı bir şekilde arttı. Yeni uygulamalar arasında Office Mobil paketinin tamamı ve uygulamalarınıza ve takvim verilerinize hızlıca ulaşabileceğiniz bir kilit ekranı bulunuyor. Android’de var olan bu uygulamaların en iyi kısmı ise neredeyse tüm modern cihazlarda çok iyi bir şekilde çalışması. Android, pek çok kullanıcı için Microsoft’un uygulamalarının Google’ın uygulamaları yerine geçebileceği bir konuma doğru yaklaşıyor.

Microsoft’un uygulamalarının tüm mobil cihazlardaki en iyi seçenekler olması için zorladığını hayal etmek güç değil, Google’da geçtiğimiz yıllarda Chrome ve Gmail’de aynısını yaparak iyi para kazanmıştı. Rekabet son kullanıcılar için her zaman iyidir, özellikle gizli saklı değil de böyle herkese açık bir şekilde olduğu zaman. Umarız Microsoft’tan 2015 yılında daha çoğunu göreceğiz.

Video trafiğinin yüzde 27’si mobilden

0

Büyük ekranlara ve akıllı cihazlara doğru olan geçiş tüketicilerin çevrimiçi video içeriği tüketim şeklinde önemli değişikliklere sebep olacak. 2016 yılının başından itibaren izlenecek videoların yarısının mobil cihazlar üzerinden izleneceği tahmin ediliyor, bu da artık çevrimiçi video yayıncılarının yüksek sayıda kullanıcılara erişmesi için ‘önce mobil’ stratejisine yönelmelerinin zamanının geldiği anlamına geliyor.

239 ülke ve bölgeden anonim izleme davranışı verisi toplayan Ooyala’ya göre 2014 yılının ikinci çeyreğinin sonuna doğru mobil video trafiğinin payı neredeyse yüzde 27’ye erişmiş durumdaydı. Ooyala’nın Global Video Index Q2 2014 raporunda belirttiğine göre mobil videodaki büyüme yeni bir durum olmamasına rağmen büyüme hızı dikkat çekici boyutlara erişmiş durumda.

Servis sağlayıcılar mobil video izleyicilerinin giderek artan taleplerine cevap vermek için sürekli yeni teknolojiler kullanıyor ve yeni çözümler arıyorlar. Raporun sunduğu verilere göre kullanıcılar 10-30 dakika arasındaki videoları diğer her şeyden çok tüketiyorlar ve bunları 30-60 dakikalık videolar izliyor. Fakat internete bağlı televizyonlar gibi büyük ekranlı cihazlar daha uzun süreli videolar için tercih ediliyor, böylece hem ekran boyutu hem içerik önemli faktörler haline geliyor.

multiscreen-video-views-mobile-desktop-tablet

Video izleyicilerinin mobil cihazlar arasında favorisi ise tabletler. 60 dakikadan fazla süren uzun video içeriklerine bile tablet kullanıcıları vakitlerinin yüzde 20’lerini ayırıyorlar. Bunun yanında 60 dakikadan az olan içerikler için zamanlarının yüzde 20’sinden fazlasını ayırıyorlar. Fakat mobil cihazlara bakıldığında kullanıcılar vakitlerinin yüzde 23’ünü 30 dakikadan kısa videolar için ayırırken 30 dakikadan uzun videolar için vakitlerinin yüzde 17’sinden az kısmını ayırıyorlar. Bu bulgular kısa videoların daha çok mobil izlenme sayısı getireceğini açıkça ortaya koyuyor.

Video içeriği gelir getiren aracın ötesinde bir şey gibi görülüyor

Kullanıcılara gün içerisinde daha cazip içerikle erişebilme kabiliyetiyle videolar e-ticaret sektöründe her zaman diğer araçlara oranla avantaja sahip oldular. Akıllı telefon ve tabletlerin kullanım oranlarının artması sebebiyle mobil servis sağlayıcılar da kâr stratejilerini gözden geçirmek zorunda kaldılar. Video içeriğine artık sadece bir gelir kaynağına bakılandan farklı bir gözle bakılıyor. Online video artık şirket stratejilerinin temel parçalarına dahil ediliyor.

Ooyala raporlarına göre mobil video izleme oranı son 12 ayda iki katından fazla artarak tüm çevrimiçi izleme trafiği içinde yüzde 25 paya sahip oldu. Mobil video içeriğinin popülaritesi şu gerçekten anlaşılabilir: mobil videoların payı son 8 çeyrekte yüzde 400’den fazla artarak 2012’nin ikinci çeyreğindeki yüzde 5 değerinden Haziran 2014’te yüzde 27’ye geldi.

Günümüzün çoklu-cihaz dünyasında cihazların arasındaki sınırlar bulanıklaşırken mobil video kullanıcılarında rapor edilen bu artışın sebepleri değişiyor. Ana sebeplerden bir tanesi bire çok yayınların içeriğin web üzerinden bire bir dağıtımı şekline dönüşmesi. Geçmişteki pek çok yılda, mobil videonun büyümesi ittifak ile artan kullanımına işaret eden raporlar ile analiz edilmişti.

mobile-video-and-tablet

Video fırtınası bekleniyordu

GoTV hizmeti ile Sprint Corporation bu alanda bir öncüydü. Mobil video mobil kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamaya uzun süre devam etti ama teknoloji durağan kalamayacak bir şeydir. İnovasyon oranındaki artışla birlikte mobil geniş bant ağlarında bir gelişme oldu. Mobil webde yüksek kaliteli video içeriği çoğalıyor. Şirketler kullanıcılarına ulaşmada videonun potansiyelinin farkına varıyorlar. Video içeriği şirketlerin onu daha çok insanın ilgisini çekmek için bir araç olarak kullanmasıyla bize kusursuz bir ekran sağladı. Bu veri tabanı şirketlerin daha hızlı ağlar, daha fazla bant genişliği ve daha akıllı cihazlar üzerinde çalışmak için geçerli sebepler sağladı. Bu müthiş büyümenin yolunu açan bu çabalar oldu. İstatistikler bile kuvvetli bir şekilde kullanıcının yararına. Sonuç olarak mobil video payı yıldan yıla yüzde 127 ve son iki yılda yüzde 400 arttı.

Ekran büyüklüğü ve içerik uzunluğu bu devamlı büyümenin ana sebebi olmaya devam edecek

mobile-video-report
Telekomünikasyon şirketleri tüketici pazarına girmede görsel içeriğin potansiyelinin farkına vardılar. Araç ve çözüm depolarına bakıldığında servis sağlayıcıların artan talebe karşılık vererek yüksek kalitede video hizmetlerini dağıtımına devam etmelerinin zor olduğu görülüyor. Bununla beraber daha iyi servisler için analiz edilen şey tablet ve akıllı telefonlarda video izlemeye ayrılan zamanın oranı. Mobil izleyiciler zamanlarının yüzde 45’ini 6 dakika veya daha kısa süren videoları izlemeye harcıyor. Fakat 10 dakikadan daha uzun içerikler için çevrimiçi video izlemeye harcanan zamanın yüzde 81’ini internete bağlı televizyonlar ve yüzde 70’ini tabletler alıyor.

Rapor ayrıca mobil video izlenmeleri hakkında başka bir ilginç faktörü ortaya çıkartıyor: mobil kullanıcılar 3 dakikadan az videolara bayılıyorlar. 2014 yılının ikinci çeyreğinde izlenen videoların yüzde 70’e yakını 3 dakikadan kısa süre tutuyor, bu oran tabletlerde biraz daha azalarak yüzde 62’ye iniyor. Bu da mobil telefon ve tablet kullanıcılarının 3 dakikadan daha kısa süren videoları daha çok izlemelerine rağmen iş etkileşime ve zaman harcamaya geldiğinde 10 dakika veya daha uzun süren videoların daha etkili olduğu anlamına geliyor.

Akıllı cihaz ve internet kullanıcılarının sayısı arttıkça rekabet de katılaşacak
İnternet kullanıcılarının yüzde 7,9 artmasıyla mobil video izlenme sayılarının da sarsıcı bir şekilde artması bekleniyor. Cisco Visual Networking Index (VNI)’ye göre küresel internet video trafiği 2018 yılında tüm tüketici internet trafiğinin yüzde 79’unu oluşturacak. Bu oran 2013 yılında yüzde 66’ydı. İşte mobil servis sağlayıcılarının kâr marjlarının büyük oranda bu videolara dayanmasının ve böylece daha iyi hizmetler sunmalarının altında bu oran yatıyor. Reklamlar zamanla şirket kârlarının yükselmesinde kritik bir faktör haline geldi. Eğer kullanıcılar bu oranda artmaya devam ederse pazar araştırmacıları giderek daha fazla markanın kullanıcılarına erişmek için bu alana yönlenmesiyle birlikte daha sert bir rekabetin olacağını öngörüyorlar.

Akıllı telefon sayısındaki artışla birlikte tüketiciler istatistikleri arttırıyorlar. Gelir optimizasyonu küresel devlerin her zaman akıllarındaydı. Apple ve Android cihazlarının yeni ve inovatif teknolojileriyle birlikte (farklı ekran büyüklükleri, gelişmiş güvenlik önlemleri vb.) tüketiciler hiç kuşkusuz gelişmiş mobil video deneyimi için akıllı cihazlara itimat edeceklerdir.

“Watson’a Sor Söylesin” devri başlıyor

0

“Bu duyuru aynı zamanda IBM’in Twitter ile yakın dönemde yaptığı küresel çaplı işbirliğini de destekler nitelikte. Twitter ve IBM işbirliği; bulut bilişimin küresel bir işbirliği için nasıl kullanılabileceğini ortaya koyan bir örnek. IBM ve Twitter, mevcut kurumsal veri akışlarını zenginleştirerek iş kararlarını iyileştirmeyi hedefliyor.

Örneğin, kurumsal verilerle sosyal verilerin bütünleştirilmesi uzun vadeli eğilimlerin tahmin edilmesiyle yeni ürünlerin geliştirilmesine katkıda bulunacak; ya da hava durumları gibi gerçek zamanlı değişimlere dayalı olarak gerçek zamanlı karar verme süreçlerini iyileştirecek. Bu anlaşma kapsamında IBM, Twitter verilerini Watson Analitik kullanarak sunacak.

İşletmelerin güçlü öngörüsel ve görsel analitik araçlara anında erişim kazanmasını sağlayan Watson Analitik, iş hayatındaki profesyonellerin öngörüler elde etmek için verileri ayıklama, analiz etme ve görsel anlatıma uygun hale getirmek gibi ihtiyaç duydukları zaman alıcı görevleri otomatikleştiriyor.

Watson Analitik ürününü masaüstü ve mobil aygıtlarda çalışmak üzere tasarlanmış, buluta dayalı bir hizmetin freemium (ücretsiz olan ve farklı özellikler istendiği taktirde satın alma opsiyonu sunan) sürümüne kullanıcılar artık herhangi bir masaüstü veya mobil cihazdan erişebilecek.

Özellikle görselleştirmeye odaklanan veri bilimcileri ve analistleri temel alarak tasarlanmış analitik yeteneklerin aksine IBM Watson Analitik; pazarlama, satış, operasyon, finans ve insan kaynakları gibi veriyi yoğun olarak kullanan işlerdeki profesyoneller için veriyi hazırlama, öngörüsel analiz yapma ve görsel hikaye anlatımı gibi adımları otomatikleştiriyor.

16 Eylül’de ilk duyurusu yapıldığından bu yana 22.000’den fazla kişi Watson Analitik beta versiyonu için kayıt yaptırdı. Teknik destek, en iyi uygulama örnekleri ve eğitim çalışmalarıyla ilgili paylaşımların yapılacağı Watson Analitik Topluluğu kullanıcı grubuna da bugünden itibaren erişim mümkün olacak.

Xerox’ta Londra’dan Connecticut’a transfer

0

Xerox’taki çalışma yaşamını 1996 yılından beri sürdüren Verda Erdener, Aralık 2014 itibarı ile Xerox’un A.B.D Norwalk Connecticut’taki genel merkezinde çalışmaya başladı. Verda Erdener’in Mart 2013’den beri Xerox Avrupa İç Kontrolörü ve Kurumsal Risk Müdürü olarak gerçekleştirdiği başarılı çalışmalar yeni bir uluslararası göreve atanmasını sağladı. 3 yıllık bir sözleşme ile Xerox’un genel merkezine (Xerox Corporation Headquarter) Kurumsal Finansal Planlama ve Analiz Müdürü olarak atanan Verda Erdener 2018 yılına kadar bu görevini sürdürecek.

Daha önce sadece Avrupa bölgesi ülkelerinden sorumlu olan Verda Erdener’in yeni görevindeki sorumluluk bölgesi Xerox’un faaliyet gösterdiği dünya üzerindeki tüm ülkeler olacak.

Verda Erdener yeni görevinde, Xerox’un tepe yönetimine, Xerox’un faaliyet gösterdiği ülkelerdeki satış aktiviteleri, kar-zarar hesapları ve potansiyel beklentilerle ilgili stratejik karar alma süreçlerine temel olacak bilgi ve raporları hazırlayacak. Sorumlu olduğu ülkelerin yıllık ve üçer aylık hedeflerini, gerçekleştirme durumlarını dönemsel olarak takip edecek.

İstanbul Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunu olan Verda Erdener, Marmara Üniversitesi’nde Finans ve Muhasebe konusunda yüksek lisans yaptı.  1975 İstanbul doğumlu olan Verda Erdener’in Pamir adında bir oğlu var.