Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1789

Vodafone mağazalarından uluslararası para transferi

0

vodfoneVodafone, abonelerine mobil finansal servisleri en yenilikçi çözümlerle sunmaya devam ediyor. Bu doğrultuda, Vodafone öncülüğünde servis sağlayıcısı MoneyGram/Gönder-al işbirliğiyle Vodafone mağazalarında uluslararası para transferi hizmeti başlatılarak Türkiye’de bir ilke imza atılıyor. Üstelik, bu hizmetten yalnız Vodafone aboneleri değil tüm operatörlerin aboneleri de faydalanabiliyor.

İlk aşamada İstinye Park, Taksim ve Zeytinburnu gibi İstanbul’un önemli semtlerindeki Vodafone Cep Merkezleri’nde sunulan bu hizmet sayesinde aboneler, MoneyGram’ın bulunduğu 200 ülkede 334 bini aşkın noktaya para alım ve gönderim işlemi gerçekleştirebilecek. Uluslararası para transferi işlemini yüksek komisyonlar ödemeden, yüz yüze ve güvenli bir şekilde yapmak için abonelerin seçili Vodafone mağazalarına kimlikleriyle gitmeleri yeterli.

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk:

“Dünyada gittikçe önem kazanan mobil finansal servisler alanında biz de Vodafone Türkiye olarak önemli çalışmalar yürütüyoruz. Ülkemizde öncülüğünü yapmayı hedeflediğimiz Dijital Dönüşüm’ün en önemli aşamalarından birinin mobil ödeme olanaklarının yaygınlaştığı bir topluma geçmek olduğuna inanıyoruz ve tüketicilerimizin hayatını kolaylaştıracak mobil ödeme altyapılarına yatırım yapıyoruz. Bu kapsamda, Moneygram/Gönder-al işbirliğiyle Vodafone mağazalarımızda uluslararası para transferi hizmetini başlatıyor olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Türkiye’de bu hizmeti sağlayan ilk ve tek operatör olmakla beraber yalnızca Vodafone abonelerine değil tüm operatörlerin abonelerine bu hizmeti sunuyoruz. İlk aşamada İstanbul’daki seçili Vodafone Cep Merkezleri’nde uluslararası para transferi olarak başlattığımız bu hizmetimizin kapsamını önümüzdeki dönemde daha da genişleteceğiz.”

Vodafone ile gerçekleştirdikleri işbirliğinden büyük mutluluk duyduklarını belirtenMoneyGram/Gönder-al Yönetim Kurulu Başkanı Fazıl Taboğlu ise konuyla ilgili değerlendirmesinde, “MoneyGram/Gönder-al sistemi ile müşterilerimize hayatın vazgeçilmezi olan finansal hizmetlere kolay ulaşma ve avantajlı para transferi olanağı sunuyoruz. Vodafone ile olan işbirliğimiz, hedeflerimize ulaşmada önemli bir atılımı oluşturuyor” dedi.

Vodafone’un elektronik para ve ödeme hizmetleri şirketi VPAŞ

Vodafone’un elektronik para ve ödeme hizmetleri kuruluşu Vodafone Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri Anonim Şirketi (VPAŞ), Vodafone müşterilerine, ödeme hizmetlerinin sunulması, para havalesi yapılması, elektronik para ihraç edilmesi ve fatura ödemelerine aracılık edilmesini kapsayan geniş bir yelpazede hizmet vermek üzere kuruldu. VPAŞ ile Cep Nakit Kart, Vodafone Cep Cüzdan ve Mobil Ödeme dahil tüm mobil finansal servislerin tek çatı altında toplanması amaçlanıyor. VPAŞ bünyesinde fatura ödemeden online alışverişe ve para transferine kadar tüm mobil finansal servisler hem elektronik hem de fiziksel ortamda ve güvenli bir şekilde yürütülebilecek.

Kaspersky Lab Türkiye’de bayi ağını genişletiyor

0

Kaspersky-Lab

Kasperksy Lab, Türkiye pazarına verdiği büyük önem doğrultusunda yatırımlarını hız kesmeden sürdürüyor. 15-17 Ocak tarihlerinde Kıbrıs’ta Merit Park Otel’de düzenlenen bayi toplantısında, Kaspersky Lab; Türkiye’de KOBİ’ler için tasarlanmış olan Kaspersky Small Office Security ürününü anlattı.

Bayi toplantısına yeni bayiler yoğun bir katılım ve ilgi gösterdi. 80 yeni bayinin katıldığı toplantıda, Kaspersky Small Office Security ürününün avantajları detaylı bir şekilde katılımcılara aktarıldı. İnteraktif bir ortamda geçen toplantıda bayiler de ürünle ilgili sık sık sorular sorarken, bu ürüne dair heyecan duyduklarını ve pazarda satmaya çok istekli olduklarına dair geri bildirimlerini Kaspersky Lab yetkililerine aktardılar.

Kaspersky Lab Türkiye Ülke Müdürü Sertan Selçuk, konuyla ilgili şunları söyledi: “Küçük ölçekli işletmelere olan satışlarımızda 2015 yılında yaklaşık 3 kat büyüme sağladık. Böylesine bir büyüme yaşadığımız için gurur duyuyoruz, verdikleri destek için de tüm bayilerimize teşekkür ediyoruz. 2016 yılında da en az 2 kat büyüme bekliyoruz. Bu büyümeyi sağlayabilmek için pazar yatırımlarımız da devam edecek ve yine bayilerimizle birlikte hareket edeceğiz, birlikte büyüyeceğiz. 2016’da KOBİ düzeyindeki firmaların bilgi güvenliğine daha fazla yatırım yapacağını düşünüyoruz ve biz de Kaspersky Lab olarak KOBİ’lerimizin yanında olmaya, onlara en etkin koruma sağlayan ve kullanıcı dostu ürünleri sunmaya devam edeceğiz.”

50’den az çalışana sahip işletmeler için özel olarak hazırlanan Kaspersky Small Office Security BT uzmanlığı gerekmeksizin, birinci sınıf koruma ve kullanım kolaylığı sağlıyor. Bulut tabanlı yönetim konsolu ile web tarayıcısı üzerinden BT güvenliğini ve cihazlarının her yerden kolaylıkla yönetilmesine imkan tanıyor.

Teknolojiden dolayı 5 milyon kişi işsiz kalacak

0

104163[1]

Yapay zeka, robotik ve biyoteknoloji alanlarında yapılan gelişmeler sonucu iş dünyasının değişmesi konuşuluyor. Tıpkı tarihte örneklerine rastlanabilecek teknolojik gelişmeler sonucu ölen meslekler gibi.

Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı rapora göre teknoloji 2020 yılında 5 milyon işin ölmesine sebep olacak.

Rapora göre idari işler ve ofis işleri Dördüncü Sanayi Devrimi‘nin gelişiyle tarihe karışacak olan en riskli işler arasında yer alıyor. Dünyanın sanayi açısından en büyük 15 ülkesinden 350 şirketin katılımıyla gerçekleşen forumdan böyle bir sonuç çıkması işin ciddiyetini ortaya koyuyor.

Eski işlerin yerine yeni işler

Özellikle akıllı robotların gelişimi kas gücüne dayalı işlerin yerini almaya başlayacak. İlerleyen yapay zeka belki de bugün tahmin bile edemeyeceğimiz işleri elimizden alacak. Bunun yanı sıra teknoloji, profesyonel servisler ve medya sektörlerinde 2.1 milyon yeni fırsatınolacağı söyleniyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun kurucusu ve yöneticisi Klaus Schwab’a göre iş gücünün bu teknolojik gelişmeye açık olmadığı ülkeler yetenek sıkıntısı, kitlesel işsizlik ve büyüyen eşitsizlik ile karşılaşacak.

Değişen iş alanları eğitimde de değişikliklere neden olacak. Bugün ilkokula başlayan çocukların %65’inin henüz ortaya çıkmamış yeni iş alanlarında çalışacağı da söylendi. Yeni iş alanları için çocukları eğitmenin kritik önemtaşıdığının da altı çizildi.

 

Kaynak: ShiftDelete.Net

WhatsApp neden ücretsiz oldu?

1

WhatsApp dün sürpriz yaparak yıllık 0,99 dolarlık abonelik ücretini kaldırdığını açıkladı. Facebook tarafından toplam 22 milyar dolar karşılığında satın alınan Mesajlaşma yazılımının tek gelir kaynağı olarak bu abonelik ücretleri görünüyordu. 1 miyara yaklaşan abone sayısıyla dikkat çeken anında mesajlaşma servisinin kurucusu ve CEO’su Jan Koum bu kararı neden aldıklarına dair açıklama yaptı.

Jan Koum’a göre, WhatsApp için kullanıcı sayısı büyük önem taşıyor. Özellikle Hindistan ve Brezilya’da önemli sayıda kullanıcıları bulunuyor ancak bu kullanıcıların yıllık 1 dolar ödeyecek imkanı bulunmuyor. Sorun kullanıcıların maddi durumlarından öte, dijital bir servise ödeme yapacak teknik alt yapının bulunmaması. Bu kullanıcılar kredi kartı kullanmıyor, online ödeme sistemlerine ulaşma şansları bulunmuyor. Dolayısıyla, 1 dolarlık yıllık ücret nedeniyle 1 yıllık bedava kullanım sonunda servisten ayrılmak zorunda kalıyorlar. Şimdi ise mesajlaşma uygulaması, dünyanın her yerinden çok sayıda yeni kullanıcıyla buluşmak üzere plan yapıyor.

WhatsApp reklam göstermeyecek ama…

Öte yandan Facebook’un bir parçası olan uygulama, reklam göstermeyeceği konusunda kullanıcılarına söz verse de kullanıcıların yarattığı büyük veri sayesinde aslında reklam verenlere veya iş dünyasına büyük katkı sağlıyor. Bu veriler sayesinde pazarlama kampanyalarını doğru konumlandıran iş dünyası, daha fazla satış hacmine ulaşabiliyor. Dolayısıyla, WhatsApp ne kadar çok kullanıcıya ulaşırsa, iş dünyasına satacağı kullanıcı verisi ve bu verilerden elde edeceği kazanç da o kadar artıyor.

WhatsApp, abonelik ücretlerinden ne kadar kazanç sağladığını hiçbir zaman açıklamadı ancak şirket içinden sızan veriler 2014’te 15 milyon dolar gelir elde ettiğini gösteriyor. Öte yandan şirket 2014 yılında 250 milyon dolar zarar etmişti.

Zuckerberg ise mesajlaşma uygulamasının bugünkü durumunu, Facebook’un 2006-2007’deki haline benzetiyor ve WhatsApp’ın gelir elde etmeye başlaması için zamana ihtiyacı olduğunu vurguluyor.

 

Vidivodo Yönetim Değişikliğine Gitti

0

1452854577_Vidivodo_Logo

Yurt içinden ve dışından milyonlarca internet kullanıcısına erişen video paylaşım ve izleme platformu Vidivodo.com’da yeni yönetimle birlikte değişim rüzgarı da başladı. Punto Yeni Medya çatısı altında yayın hayatına devam eden Vidivodo.com, yönetim değişikliğiyle birlikte tasarım ve teknolojisini de yeniledi.

Yeni tasarımı ve güncel içerik yönetimiyle dikkatleri üzerine çeken ve birçok kategoride en güncel videoları internet kullanıcılarıyla buluşturan Vidivodo.com’un önem verdiği alanlardan biri de, günümüzün en büyük trendlerinden biri olan oyun videoları olacak.

Video oyunları alanında; özgün, eğlenceli ve kaliteli içerik üreten yayıncıların toplandığı platform açığını kapatmak adına Türkiye’de ilk adımı atan Vidivodo.com, önemli sayıda takipçisi ve hayranı bulunan oyuncuları, sadece Vidivodo.com’a özel ürettikleri içerikler ve projelerle yeni dönemde takipçileriyle buluşturacak.

Hem E-sports oyuncularının yayınlarını paylaşabilecekleri, hem de E-sports takipçilerinin pek çok oyun içeriğini izleyebilecekleri bir platform haline gelmeyi de planlayan Vidivodo.com’un takviminde, yakın gelecekte canlı yayınlar da olacak.

2016 yılında özellikle oyun içerikleriyle tanınan yayıncılara ve E-sports takımlarına yönelecek Vidivodo.com’un Kurucu Ortağı Fatih Özkara, platformda yaşanan son gelişmelerle ilgili olarak: “Vidivodo.com’un tüm tasarımını ve teknolojisini yenileyerek, çok daha hızlı ve yeni reklam birimlerine kolay entegre olabilen yayın teknolojisine taşıdık. Yeni dönemde güncel ve eğlenceli içeriklerimizin yanında, daha fazla özel oyun içeriklerine ve oyunculara yönelerek, Vidivodo.com’un oyuncuların ve dolaysıyla ‘gençliğin buluşma noktası’ olmasını da amaçlıyoruz. Yakın gelecekteki hedefimiz, mevcut yayın politikamıza ek olarak, oyun ve E-sports dünyasına destek veren, Türkiye’deki yeni ve en aktif video içerik mecrası olmak” dedi.

Devlet kayıtları Bitcoin teknolojisine emanet

0

Bitcoin-Tech-not-talk-01

Bitcoin, tam anlamıyla devletlerin kabusu oldu denilebilir. Sahipleri takip edilemeyen bu para birimi sayesinde, kayıt dışı ekonomide büyük miktarda para dönüyor ve üstelik yasa dışı yollardan elde edilen kara paranın sisteme sokulması mümkün oluyor. Elbette dijital paranın uyuşturucu ticareti veya cinayet şebekeleri için hayatı çok kolaylaştırdığını da unutmamak gerekiyor.

Öte yandan Bitcoin’in güçlü teknolojik alt yapısı devletlerin ilgisini de çekmeye devam ediyor. İngiltere şimdi, Bitcoin benzeri dijital kayıt teknolojisini kullanarak devlet belgelerini dijital ortamda saklamayı tartışıyor. Bu teknoloji, dışarıdan müdahaleye, hacker saldırılarına, verilerin değiştirilmesine imkan vermediği için, tapu bilgileri gibi önemli kayıtların sağlıklı biçimde dijital ortamlarda kayıt edilmesine imkan tanıyor.

Tapu ve vergi kayıtları için Bitcoin teknolojisi

İngiltere başbakanının baş bilim danışmanı Sir Mark Walport da, hükumetin bir anda Bitcoin benzeri bir dijital alt yapı kurarak tapu ve vergi kayıtları gibi önemli devlet belgelerini bu yapı içinde saklaması gerektiğini savunuyor. Üstelik bu alanda harekete geçen şirketler de bulunuyor. Texas’ta kurulu olan Factom şirketi geçtiğimiz yıl Honduras’ta tapu kayıtlarını dijital blok zinciri teknolojisi ile dijital ortama aktarmak üzere çalışmaya duyurmuştu.

 

Endüstriye çocuk işçi suçlaması

0

Countries-With-Highest-Child-Labor-In-2014-Somalia

Çocuk işçiler, dünya ekonomisindeki en dramatik sorunlardan biri. Tekstilden elektroniğe, otomotivden mobilyaya kadar, endüstrinin her alanındaki şirketler çocuk işçi çalıştırılması suçlamasıyla karşı karşıya kalabiliyorlar.

Ancak sorun sadece doğrudan şirketlerin üretim yaptığı fabrikalarında çocuk işçi çalıştırmamaları ile çözülemiyor. Bu büyük şirketlerin, hammadde sağladığı kaynaklarda da çocuk işçilerin çalıştırılmadığına dikkat etmeleri isteniyor çünkü fabrikalarda çocuk işçi çalışmasa bile şirketlerin yarattığı talep nedeniyle faaliyet gösteren yan işletmelerin çocuk işçiler çalıştırması, dolaylı olarak çocukların sömürülmesine kapı açıyor.

Teknoloji dünyasının üç devi, Apple, Samsung ve Sony şimdi bu suçlamayla karşı karşıya. Cihazlarını üretmek için satın aldıkları hammaddelerin çıkarıldığı kaynaklarda çocuk işçi çalıştırıldığı suçlamaları dinmiyor. İnsan hakları kuruluşları Lityum İon pillerin üretimi için gerekli olan kobalt madeninin Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden satın alındığını ve bu ülkedeki madenlerde çocukların sömürü düzeyinde, üstelik hayati tehlike içeren şartlarda çalıştırıldığını vurguluyorlar.

UNICEF’in raporlarına göre ülkede 40 bin çocuk, ölümcül tehlikeler altında ve sömürü düzeni içinde, madenlerde çalıştırılıyor. İnsan hakları kuruluşu Amnesty International’ın raporunda ise bu madenlerden çıkarılan kobaltın Apple, Samsung ve Sony’ye satıldığı açıkça vurgulanıyor.

Rapora karşı yorum yapan Apple yetkilileri ise, tedarik zincirindeki tüm şirketlerin çok sıkı kontrol edildiğini ve çocuk işçi konusunda hiç tölerans göstermediklerinin altını çiziyorlar. Samsung ve Sony de bu konuda sıfır tölerans politikasına sahip olduklarını belirtiyorlar.

Öte yandan raporda, kobaltın African Resources Watch (ARW) tarafından takip edildiği, çocukların çalıştırıldığı madenlerdeki kobaltın Congo Dongfang Mining isimli şirkete satıldığı, bu şirketin büyük bölümünün ise Çin madencilik devi Zhejiang Huayou Cobalt Ltd’e ait olduğu vurgulanıyor. Çinli madencilik şirketinin ise bu kobaltı 16 büyük müşterisine pazarladığı raporda belirtiliyor. Bunların arasında Apple, Sony ve Samsung da bulunuyor.

 

2016 yılında kanalı bekleyen 5 önemli trend

0

Customers-Suppliers

2015 yılında, bulutun işletmeler üzerindeki güçlü etkisine şahit olduk. Bulut bilişimin esnekliğinden ve gücünden yararlanan şirketler, müşteri hizmetlerinde bir dönüşüm yaratan yeni dijital iş modelleri sundu. Ayrıca tüm endüstriyi ve hatta kültürü yeniden şekillendiren yeni nesil ekonomik modelleri bulunan Uber ve Tinder gibi tamamen yeni işletmeler öne çıktı.

Bu ortam karşısında kanal da evrim geçiriyor. Esneklik ve ölçeklenebilirlik için müşteri gerekliliklerini daha iyi karşılamak adına BT kanalının kendisi de gittikçe daha esnek ve ölçeklenebilir hale geliyor. Bugünkü kanalın yalnızca iki veya üç yıl öncesi ile çok az ve hatta belki de hiç benzerliğinin olmadığını söylemek doğru olacak.

Satıcıların, yönetilen hizmet sağlayıcılarının ve dış kaynak sağlayıcılarının sahip olduğu yetkinliklerin birleştirilmesiyle birlikte, birkaç yıl içinde bu farkların anlamı da çok az olacak. Aksine sadece “ortaklara” sahip olacağız, yani segmentasyon yerini gerektiği şekilde farklı satış hareketleri sunmak üzere esneyebilen ortaklara bırakacak.

Biz yepyeni bir güçlü kurumsal BT çağına ilerlemeye devam ettikçe, 2016 yılında bu değişim hızının daha da artacağını düşünüyorum. Bu da aşağıdaki şekillerde ortaya çıkacak:

1. Kanal iş birliği içinde rekabet, daha yaygın hale gelecek

2. Yetenek savaşı olacak

3. Flash, yazılım tanımlı ve hiper birleştirilmiş altyapılarda yüksek büyüme göreceğiz

4. Dağıtıcılar, evrim geçirmeye devam edecek

5. 2016, Nesnelerin İnterneti’nin ilk büyük yılı olacak

Genel olarak ise önümüzdeki yıl, kanal işletmeleri için çok fazla fırsat vaadediyor ama sadece modern iş ortamında başarılı olmak için gerekli değişimi benimseyebildikleri sürece.

Kanal içinde rekabet daha yaygın hale gelecek

Bulut bilişim ve sanallaştırmanın gelişi, BT altyapısı kanalını eskiden olduğundan çok daha karmaşık hale getirdi. Ortaklara ve aynı şekilde müşterilere sunulan çok çeşitli teknolojiler ve iş modelleri ile bir ortağın tüm potansiyel müşteri ihtiyaçlarını karşılaması artık mümkün değil.

Örneğin bir dağıtıcı, yerinde altyapı sunmada harika olabilir ama bulut bazlı yönetilen hizmetler sağlamada daha az başarılıdır. Sonuç olarak 2016 yılında kanal dahilinde ‘iş birliği içinde rekabet’ olarak tanımlanan süreçte bir artış göreceğiz.

Hizmet sağlayıcılar, mümkün olduğu yerlerde kendi becerilerini kullanarak ve gerektiğinde rakipler ile alt yüklenicilik anlaşmaları yaparak tüm müşteri gerekliliklerine yönelik hizmet vermeye çalışacak. Günümüz ortamında bir satıcı, işletmelerin istediği perspektifte hizmet sunmaya haiz değilse, genel olarak bir rakibi bile olsa bunu yapabilen bir işletme ile ortaklık kurabilir.

Bu dönüşüm, müşteriyi sürecin merkezine yerleştiriyor. Yeni kanal ekosisteminde tek önemli olan müşterinin ihtiyacı. Bu değişimin ışığında kanal işletmelerinin müşteriyi daha da iyi anlaması gerekecek. Hiç olmadığı kadar müşteriyi tanımaya çalışmalı, sadece müşterilerin iş modellerini değil ama aynı zamanda iç satın alma dinamiklerini de derinlemesine anlamalı. Karar alıcıların kim olduğunu bilmek kadar verilen teknolojilere karşı sahip olabilecekleri önyargıları anlamak da önem taşıyor.

BT ortak ekosisteminde yetenek için bir savaş olacak

Hibrit bulut dağıtımlarının hızı arttıkça ve bulut teknolojileri gelişmeye devam ettikçe, kanal kurumlarının doğru yerde doğru satış yeteneğine sahip olması gittikçe daha önemli olacak.

2016’nın kanal satış temsilcisinin, artık sadece müşterinin uygulamasını değil, hizmet eden altyapıyı da anlaması gerekecek. Bu bilgi, bir işin şirket içinde mi yoksa kamusal bulutta mı yürütülmesinin en iyi olduğunu ve de Hizmet olarak Platform (PaaS), Hizmet olarak Altyapı (IaaS) gibi hibrit altyapılar için gerekli olan önemli platform teknolojilerini anlamasına zemin oluşturacak.

Tabi ki güvenlik, işletmeler artan siber suç seviyesinden kendilerini korumak istedikçe 2016’da da BT’nin önemli bir unsuru olmaya devam edecek. Hibrit bulut pazarını hedefleyen satış personelinin, bu nedenle aynı zamanda bir güvenlik uzmanı olması, müşterilere hibrit altyapılarının güvenli ve etkili olmasını nasıl sağlayacakları konusunda fikir verebilmesi gerekecek. Bu da satış personelinin tüm bulut ortamı boyunca uzanan engin ve derin teknoloji bilgisine ihtiyaç duyacağı anlamına gelir.

Kanal kurumları, bu nedenle, mümkün olan en iyi personeli arayacak. Satıcılar hızla bulut konusunda bilgili satış ekipleri oluşturmaya çalışacağı için, bu da bir tür yetenek savaşını tetikleyecek.

Yetenek yönetimi tüm kanal işletmeleri için 2016 yılında öncelik haline gelecek. Ayrıca, satış temsilcilerine hibrit bulut fırsatından yararlanmak için ihtiyaç duydukları yetenekleri veren yerinde ve güçlü eğitim programları oluşturmayı içeriyor. Aynı zamanda, satış temsilcilerinin bağlılığını sağlayan ve onları ödüllendiren şirket kültürü ve iş uygulamalarını da önem taşıyor. Böylece, işletmeler personellerini ellerinde tutabilirler.

2016’da flash depolama, yazılım tanımlı ve hiper yakınsanmış altyapılarda hızlı büyümeye şahit olacağız

2015 yılında işletmelerin bulut modeli olarak, hibrit bulutu tercih ettiğine şahit olduk. 2016 yılında bu trend devam edecek ve üç önemli teknoloji alanında büyüme getirecek:

  • Flash depolama
  • Yazılım tanımlı altyapılar
  • Hiper yakınsanmış altyapılar

Geçen yıl, hibrit bulut birleştirilmiş altyapıların ve referans mimarilerin büyümesini sağladı. Bu büyüme, işletmeler bulut ortamları içindeki karmaşıklığı yönetmeye çalıştıkça 2016’da da devam edecek.

Aynı zamanda 2016’nın, yeni kanal oyuncuları özel yazılım ve orta ölçekli uygulamalara hizmet vermek için fırsatlardan yararlanmaya çalıştıkça, yeni oluşan hiper birleştirilmiş altyapı segmentinin büyüyeceğini öngörüyoruz. Hiper birleştirilmiş pazar, tamamen kanala odaklanarak temel olarak orta ölçekli işletmeleri hedefliyor ve satıcılar için önemli bir yeni gelir kaynağı vadediyor.

Son olarak yazılım tanımlı altyapılar, kanal için güçlü bir satış kaynağı olmaya devam edecek. Artık, kurumsal BT’nin geleceğinin, altyapının tümüyle sanallaştırılmasına bağlı olduğu açıkça görülüyor. Bu nedenle, 2016’da başarılı olmak isteyen tüm kanal oyuncuları, satış kataloglarında yazılım tanımlı teklifler bulunduracak.

Dağıtıcılar dönüşmeye devam edecek

Son zamanlarda değişim kanalda, bulut devrimi nedeniyle çokça hissediliyor. Bugün, dağıtıcıların bulut hizmetlerini birleştirmesi ve donanıma ağırlıklı bir iş yürütürken satıcılar ile bu hizmetler arasında bağlantı kurması gerekiyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde varlığını sürdürmek ve başarılı olmak isteyenler için çok önemli bir değişik olarak göze çarpıyor. Çeşitli sağlayıcıların bulut hizmetlerini birleştirmek ve bu hizmetleri satıcılara sunmak da müşterilerine altyapı ihtiyaçlarına yönelik tüm çözümleri sunmaya çalışan satıcılar için paha biçilemez olacak.

2016 yılında, daha fazla dağıtıcının, özel bulut hizmetlerini birleştirip ilişkilendirmesini ve sağlayıcıların rolünü üstlenmesini de bekliyorum. Bu da dağıtıcılar, müşterilerine etkili hibrit bulut ortamları sağlamaya odaklanırken, BT sağlayıcılarının ürün inovasyonuna odaklanmasına olanak tanıyacak.

2016, Nesnelerin İnterneti’nin ilk büyük yılı olacak

Gartner, 2016 yılında Nesnelerin İnterneti’nin, ‘akıllı’ makine ve dijital cihaz şebekesi ve bir veri omurgasıyla bir araya getirilmiş hizmetler sayesinde büyük bir çıkış yapacağını öngörüyor. Bu, neredeyse her şeyin bir cihaz olduğu ve her nesnenin, işletmelerin değişmesine neden olabilecek öngörüler oluşturma yeteneğine sahip olduğu bir vizyonu temsil ediyor.

Özellikle, hâlihazırda kendi büyük veri depolama ve analizi becerilerini geliştiren büyük sistem entegratörleri için, veri ve analiz kesişim yollarında, büyük bir fırsat ortaya çıkacak. Bu tür kurumlar, müşterilere hem başarı için gerekli temel altyapıyı hem de kurumlarca sunulan avantajları açıklamak için harika bir konumda bulunuyor.

Sonuç olarak, Nesnelerin İnterneti’nin bir getirisi olarak, tüm işletmeler bir nevi büyük veri işletmesi olacak. 2016 yılında, kanal şirketleri, işletmelerin bu yeni veri odaklı dünyaya geçişine yardımcı olmaları konusunda daha faza öne çıkacak.

Markalar, Açık Havada mı Büyür?

0

İnternet reklamcılığı, hiç şüphesiz mobil ağın bir çığ halini alması ve internet video platformlarının hemen herkes tarafından kullanılmasıyla, önemli bir derece kazanmış oldu. Nitekim günümüzde internet reklamlarının, TV reklamları ile karşılaştığı bir döneme taşındık.

Buna karşın, açık hava reklamcılığı ise markalar için, çok daha başka bir boyutta geçerliliğini devam ettiriyor.

Markalar, açık hava da mı büyür?

techinside_promo-1-acik-hava-reklamciligi-2016-techinside

Kimi zaman boş kalan açık hava reklam panolarını, “Markalar açık havada büyür!” solaganları ile dolu bir halde görmek mümkün oluyor. Peki, ciddi anlamda vaat edilen bu sloganın temeli ne kadar sağlam mı?

Aslında bu sorunun kısa cevabı, reklam verenin beklentileri ile ilgili bir konumda yer ediyor. Zira hemen her sektörde olduğu gibi reklam konusunda da, beklentilere göre farklı işleyişler yaşanıyor. Bu noktada farklılaşma, reklam verenin amacının sadece marka bilinci oluşturmak mı yoksa somut bir geri dönüş mü bekliyor olması ile ilgili…

Bilindiği gibi açık hava reklamları, konumlarına ve sürelerine göre ciddi yatırım gerektiren bir tanıtım aracı. Ancak her ne kadar ciddi bir potansiyel bulundursa da, TV ve özellikle de internet reklamları için birçok dezavantajı bulunuyor.

Bu dezavantajlardan en belirgin olanı, reklam verenin sadece hitap ettiği kesime yönelik reklamlar oluşturup oluşturamaması noktasında beliriyor.

Tabii ki bu durum da biraz önce belirtilen beklentilere odaklanıyor. Zira bir firmanın satış beklentileri veya özel bir ürünü buluyorsa, bu ürünü en iyi şekilde internet ortamında sergileyebilir ve bizzat hedef kitlesine ulaşabilir.

Ancak yıllardır süregelen bir algıyı da göz ardı etmemekte büyük fayda var. Bu da insanların, özellikle özel kesimlerde konumlanan açık hava reklamlarına ve sponsorluklara değer veren bir yargı ile yaklaştığı oluyor.

açık hava reklamları

Kullanıcıların zihninde, belirli bir markanın böylesine bir açık hava reklamı vermesi ve ciddi yatırımlar yaptığını düşünmesi, ciddi anlamda marka bilincini tetikleyen etmenlerden. Elbette bu nokta da dikkatli adımlar atmak gerekiyor. Zira “kuş uçmaz, kervan geçmez” alanlarda, ciddi ödemeler ile açık hava reklamlarına ödenek ayırmak, bazı durumlarda sadece boşa kürek çekmek olarak değer görebilir.

Özetlemek gerekirse hala, hem ülkemiz hem de dünya geneli için açık hava reklamlarının marka bilinci açısında büyük avantajları bulunuyor. Keza TV reklamları için de aynı durumun geçerlilik sunduğu belirtilebilir.

Öte yandan internet reklamları ise, doğrudan hedef kitleye ulaşabilmesi ve geri dönüşlerin verimli olarak takip edilmesi ile farklı açılardan birkaç adım önden ilerliyor. Özellikle son beş yıllık zaman dilimi dikkate alındığında, insanların hem internet, hem mobil, hem de masaüstü alanda ilgi göstermesi, markaların da paralel olarak dağılım sergileyebileceği anlamını taşıyor.

Yeniden belirtmek gerekirse, reklam veren için temel nokta, asıl amaçları ve geri dönüş beklentileri ile sınırlı kalıyor. Hemen her platformun kendine göre avantajı ve dezavantajı bulunuyor. Bu bağlamda ciddi analizler ve uzun vadeye yayılan stratejiler belirlemek gerekiyor. Zira açık hava reklamlarında da kullanıcılar istikrarlı tanıtımları, dikkatlerinden kaçırmıyor.

Microsoft, eski Windows’ların ölüm fermanını imzaladı

2

windows

Microsoft, Windows 10’u artık temel Windows sürümü olarak kabul edeceğini ve bu sisteme ekleyeceği güncellemelerle Windows’u sürekli güncel tutacağını, artık uzun aralarla ortaya çıkan yeni Windows sürümlerinin olmayacağını açıklamıştı.

Bu yeni politika gereği işletim sistemi devinin, eski Windows sürümlerine ayırdığı iş gücünden de kurtulması ve odağını yeni Windows 10 güncellemelerine ayırması gerekiyor.

Windows XP deneyiminden de ağzı yanan Microsoft, şimdi eski Windows işletim sistemlerinin daha hızlı eskimesi ve kullanıcıların ondan daha çabuk vazgeçmeleri için yeni bir hamle yapıyor.

Microsoft’un açıklamasına göre, şirket bundan sonra çıkacak yeni işlemciler için eski Windows sürümlerine güncelleme yapmayacak. Böylece Windows 7, Windows 8 gibi eski Windows sürümleri yeni işlemcilere sahip PC’lerde çalışmayacak.

Bu yeni karar, Intel’in yeni çıkacak işlemcisi Skylake ile uygulamaya girecek. Yani üzerinde Skylake işlemcisi bulunan PC’ler Windows 10’dan başka Microsoft işletim sistemiyle çalışmayacak.

 

İnternet alışverişinde fiyat önemli

0

online shop

Fiyat ve karşılaştırma sitesi Bilio.com düzenli olarak yaptığı anket çalışmalarıyla çoğunluğun alışveriş eğilimlerini ortaya koymaya, e-ticaret dünyasına, yazılımcılara ve girişimcilere fikir verecek sonuçlar elde etmeye devam ediyor. Aralık ayı içerisinde Bilio.com’un web sitesi üzerinden yaptığı internet alışverişi anketinin sonuçları şöyle:

İnternetin tercih edilmesinin başlıca nedeni uygun fiyata erişim kolaylığı 

Ankette yeni yıl alışverişini internetten yapabileceklerini söyleyen kişilerin yüzde 51’i, bu tercihlerindeki en büyük etkenin, internette uygun fiyata daha kolay erişebilme imkanı olduğunu söylüyor. İnterneti tercih edenlerin yüzde 27’si ise, geniş ürün seçeneği nedeniyle alışverişi tercih ederken, yüzde 22’si internet alışverişinin daha hızlı olmasını sebep gösteriyor.

İnternet alışverişlerinde en çok teknoloji ürünleri alınıyor

Bilio.com’un anketindeki “Yeni yıl hediyeleri için en çok hangi ürünleri İnternetten alırsınız?” sorusunu yanıtlayanların yüzde 60’ı, internet üzerinden yaptıkları alışverişlerde teknoloji ürünü satın aldıklarını belirtiyor. Bunu yüzde 16’yla tekstil ürünleri ve yüzde 15’le aksesuarlar izliyor. İnternet üzerinden dekorasyon ürünleri satın aldıklarını belirtenlerin oranı ise yüzde 9.

İnternetten alışveriş yapanlar fiyat karşılaştırma olanağından faydalanıyor

“İnternetin sağladığı fiyat karşılaştırma imkanları hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusunu yanıtlayanların yüzde 83’ünün “Mutlaka detaylı araştırır en uygununu alırım” yanıtını verdiği, geri kalan yüzde 17’lik kesimin ise, “Karşılaştırmak aklıma gelmiyor” yanıtını verdiği görülüyor. Alışverişlerinde interneti tercih edenlerin ezici bir çoğunluğu önce fiyat karşılaştırması yaparak karar veriyor.

Lenovo, dünya PC pazarında lider

0

lenovoPC pazarındaki büyük düşüş, tüm PC üreticilerini endişelendiriyor. Windows 10’un çıkışıyla PC pazarında yine bir hareketlenme olacağı düşünülüyordu ancak bu beklenti de boş çıktı.

Bu arada daralan PC pazarında rekabet de tüm hızıyla sürüyor.

Ekim-Kasım-Aralık aylarını kapsayan 2015 yılının 4’üncü çeyrek IDC ön sonuçlarına göre %21.4 global pazar payı ile Lenovo dünyanın en büyük PC üreticisi oldu. IDC ön sonuçlarına göre toplam PC pazarı tüm dünyada yıldan yıla %10.6 oranında düştü ve toplam PC adedi 71.9 milyon olarak gerçekleşti.

Lenovo ise sektördeki bu önemli düşüşe rağmen yıl boyunca 15.4 milyon PC adediyle ve %20’nin üzerinde pazar payıyla liderliğini yıl boyu sürdürdü. Lenovo IDC sonuçlarına göre 11 çeyrektir PC’de liderliğini devam ettiriyor.

App Store, Devletlerden Daha Çok Kazanıyor

0

16-01/18/app-store.jpg

Apple, mobil dünya için çok önemli bir marka. Ondan önce sayısız firma mobil teknolojileri hayatımıza entegre etmek için büyük çaba sarf etmiş olsa da başarılı olamadılar. 2000‘lerin başında bu konuda başarıya en fazla yaklaşan PalmOS sistemleri bile mobil dünya için fanteziden bir tık öteye geçemedi.

Apple ise 2007’deki iPhone lansmanı ile yıllardır mobil işletim sistemleri ve dokunmatik cihazlar üzerine çalışan Microsoft, Google, Samsung, Nokia, Ericsson gibi önemli rakiplerini ters köşeye yatırmayı başardı. Aslında Apple’ın bu alandaki başarısına en önemli katkıyı yapan ise mobil uygulamalar oldu.

Rakiplerinin yapamadığını yapan ve çok güçlü bir mobil uygulama ekosistemi oluşturan Apple, gerçek anlamda mobil devrimi başlatan firma oldu.

Apple şimdi, bu başarısını borçlu olduğu mobil uygulamalar alanında yeni bir rekor kırdı. 2015‘in son döneminde, Noel tatili süresince App Store‘da harcanan para 1 milyar doları geçti.

Toplamda 1.1 milyar dolar satış gerçekleştiren App Store, bu büyük başarısıyla hem Apple‘a para kazandırırken hem de mobil uygulama ekosistemindeki sayısız şirket için güçlü bir gelir kaynağı yarattı.

2008’de açıldığından bu yana toplamda 40 milyar doları aşan bir gelir oluşturan App Store, dünyadaki çoğu devletten daha çok para kazanıyor olduğu gerçeğiyle, tam bir altın madeni olarak da tanımlanabilir.

Öte yandan bu başarının perde arkasındaki rakamlar da başlı başına başarı öyküsü kabul edilebilir. Apple ekosistemi ABD’de 1.9 milyon kişiye iş sağlarken, Çin‘de 1.4 milyon kişi, Avrupa‘da ise 1.2 milyon kişi Apple‘ın yarattığı iş potansiyelinden kazanç sağlıyor.

Apple’ın yanına diğer markaları da eklediğimizde, mobil teknolojilerin dünya çapında on milyonlarca kişiye iş sağladığını, büyük bir ekonomik değer yarattığını görmezden gelemiyoruz.

Samsung Türkiye’ye yeni başkan

0

samsungSamsung Electronics Türkiye Başkanı DaeHyun Kim, Aralık 2013’ten bu yana Samsung Electronics İtalya Başkanı olarak 550 çalışandan oluşan bir ekibi yönetiyordu.

DaeHyun Kim, İtalya’nın; 2014 yılında ciro açısından Avrupa’da 4.sırada yer alarak Samsung’un önde gelen ülke pazarlarından biri haline gelmesinde önemli bir rol üstlendi. Samsung Electronics İtalya’yı farklı ürün kategorilerinde pazar liderliğine taşıdı. Aynı zamanda devlet ve kamu sektörüyle yakın işbirliği ile kurumsal vatandaşlık faaliyetlerinin geliştirilmesine ağırlık verdi.

Ağustos 2013’ten bu yana Samsung Electronics Türkiye’ye başkanlık yapan Yoonie Joung’dan görevi devralan DaeHyun Kim, 1989 yılında bilgisayar bölümünde Samsung ailesine katıldı ve şirkette geçen 27 yılında Samsung Electronics’in Avrupa’daki çeşitli alt kuruluşları ve birimlerinde görev aldı. 2004-2009 yılları arasında Samsung Electronics Almanya’da direktörlük görevinde bulunan DaeHyun Kim, 2010-2011 yılları arasında Samsung Electronics Macaristan Başkanı olarak çalıştı. Daha sonra ise Samsung Electronics Görüntü Birimi (Visual Display) Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu bölgesi ürün pazarlama grubunun Başkan Yardımcısı olarak satış ve pazarlama faaliyetlerini yönetti.

DaeHyun Kim, Sogang Üniversitesi Ekonomi bölümünden lisans, Kore Yüksek Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nden İşletme yüksek lisans derecesine sahip.

Amerika, telefonları izlemek istiyor!

0

_77782703_smartphonesmanyafp[1]

Teknolojinin iyiden iyiye insan hayatına aracılık etmesi ve nesnelerin internetine doğru gidilen şu günlerde, kişisel güvenliğe yönelik çalışmalar ve girişimler devam ediliyor.

Kısa bir süre önce New York Meclisi tarafından, akıllı telefon üreticilerine yinelenen bir çağrı yapıldı. Meclis tarafından akıllı telefon üreticilerine yapılan çağrı ise, telefonlarda kasıtlı olarak “arka kapı” bırakılması!

Akıllı telefonlar izlenmek isteniyor!

Yinelenen çağrının detaylarına değinmek gerekirse üreticilerden, gerekli durumlarda hükümetin kullanıcıların bilgilerine ulaşmasına imkan sunacak kasıtlı bir “arka kapı” bırakılması isteniyor.

Böylece hükümet tarafından istenen herhangi bir bilgi erişimi, rahatlıkla yapılabilecek. Aslında söz konusu olan bu istek, ilk olarak 2015 Yaz aylarında gündeme getirilmişti. Ancak o defa olduğu gibi yine bu istek, kullanıcılar tarafından eleştiri altına alındı. Zira söz konusu bu kasıtlı olarak üretim sürecinde eklenen “arka kapı”, kullanıcının tüm bilgilerini bir nevi açıkta tutması anlamına da geliyor.

16-01/16/news_1-telefonlarin-izlenilebilir-olmasi-isteniyor-2016.jpg

Öte yandan bu durum, şifreleme tekniklerine de darbe vurma potansiyeli taşıyor. Zira kullanıcı bilgilerini şifreleyerek okunamaz veya çok zor okunur hale getiren şifreleme teknikleri, bahsi geçen bu “arka kapı” ile anlamsız bir hale geliyor.

Tüm bunların üstüne Apple, kısa bir süre önce yeni bir şifreleme tekniğini de duyurmuştu. Apple’ın duyurduğu bu yeni şifreleme tekniği, hükümetin işini neredeyse çıkmaza sokmuş oluyor.

Anlaşılan o ki bu çağrıya en azından Apple kanadından olumlu bir cevap gelmeyecek. Zira hatırlanacağı üzere kısa bir dönem önce Apple ve hükümet, adli soruşturmaya tabii tutulan bir kullanıcının iMessageverilerine ulaşılamaması ile karşı karşıya gelmişti.

 

Kaynak: ShiftDelete.Net

Sanal gerçeklik gözlükleri, neleri değiştirecek?

0

Virtual-Reality-and-Marketing

On yıl önce, ikinci hayat olarak sunulan, bilgisayardaki yaşam alanları büyük sükse yapmıştı. Bugünkü teknoloji ifadesiyle, sanal gerçeklik yaygın olarak gerçek hayatta var olan yada olmayan yerlerin en az 3 boyutlu olarak bilgisayar ile yeniden oluşturulması ve gerçek gibi deneyimi sunması için kullanılıyor.

İlk sanal gerçeklik gözlüğü deneyimim bir müzede olmuştu. Bu deneyimim sonrası, bu cihazın dil eğitiminde, oyunlarda, uçuş simülasyonlarında, askeri veya sivil tatbikat simülasyonlarında, tıpta, eğlencede yaygın olarak kullanılma ihtimali olabileceğini düşündüm. Baktım ki en az bu kadar alanda zaten deneyimler gerçekleşmiş.

En son geçin hafta Las Vegas’taki Tüketici Elektroniği Fuarında (CES), sürücüsüz otomobiller yanı sıra en fazla ilgi gösterilen alanın, sanal gerçeklik olduğu görüldü. Bazı yeni markalar ilk defa 360 derece video kaydı yapan sanal gerçeklik kameralarını tanıttı. Aslında sanal gerçeklik kameraları olmazsa, sürücüsüz araba teknolojisi de olmaz.

Bazı markalar, piyasadaki modellerini güncellediğini de gösterdi. CES 2016’da dikkat çeken en iyi ve en yeni sanal gerçeklik kameralarına bir göz gezdirelim. Unutmayalım ki gözlükler yanı sıra tüketici video kayıtlarına yönelik ürünler artmaya başladı. Ürünlere bakalım ve sonra teknolojinin hangi yöne seyredebileceğini yorumlayalım:

KeyMission 360 Nikon’un 360 derece 4K kayıt yapan ilk kamerası. 30 metreye kadar su geçirmezlik özelliği var. Ayrıca 2 metreye kadar düşmelere de dayanıklı. 2016’nın ilk çeyreğinde satışa çıkması bekleniyor.

HumanEyes şirketinin ürettiği Vuze, ilginç tasarımıyla ve makul fiyatıyla dikkat çekiyor. Sekiz adet geniş açılı Full-HD lense sahip olan kamera saniyede 30fps kayıt yapıyor ve 4K çözünürlük sunuyor. HumanEyes adlı şirketin ürettiği kamera Ağustos 2016’da satışa çıkabilir.

Geleneksel fotoğraf filmi üreticisi Kodak da bu alana ilgi duyanlardan. SP360 avuç içine sığacak şekilde tasarlanmış bir aksiyon kamerası. 4K 2880 x 2880 çözünürlük ve 30fps görüntü kaydı sunuyor. Tam küre şeklinde görüntü kaydetmek için iki kamerayı bir arada kullanmak gerekiyor.

360fly kameraları 2015’te satışa çıkmıştı. Serinin bu yeni modeli ise 4K video kaydı yapabiliyor. Suya dayanıklı olan modelde canlı yayın yapma ve gelişmiş görüntü kurgu imkanı sunuluyor. 360fly 4K’nın motorcular için geliştirilmiş bir de kask modeli satışa çıkacak.

Hatırlarsanız, sanal gerçeklik gözlüklerindeki rekabet iki yıl önce başlamıştı. Facebook, 2014 yılında Oculust Rift’i 2 milyar dolara satın alınca, herkesin gözü bu alana çevrildi. Ardından her şirket bu alanda var olacağının sinyallerini veri. GoogleGlass’ın da sektöre büyük cesaret verdiği söylenebilir. HTC’nin Vive’ı ve Playstation’ın VR’ının 2016’nın ilk yarısında pazarda olması bekleniyor.

Microsoft Hololens ayrı bir açılım kazandırdı. Google ise VR deneyimini herkesin yaşayabileceği ucuz Cardboard’u teknolojiyi herkesin ulaşabileceği bir yere koydu. Özellikle bir doktorun, Cardboard’u kullanarak bir çocuğun hayatını kurtaran ameliyat gerçekleştirdiği haberi, büyük farkındalık oluşturdu.

Samsung’un Amerika’da 99 dolar’dan pazara sürdüğü Samsung Gear VR’lar ise Amazon’a gelir gelmez tükenmişti. Bakalım, üretimde hangi yeni atakları göreceğiz…

Madem eğitimde, her çeşit simülasyonda, savunmada, eğlencede bu gözlükler kullanılabilecek, bundan sonra tüketiciye yönelik sanal gerçeklik yazılımlarında patlama yaşanması beklenebilir.

Türkiye’de Fatih Projesi ile öğrencilere tablet dağıtımı gündemdeydi. Bence bu proje, sanal gerçeklik gözlüklerine çevrilse daha etkili sonuç alınabilir. Yabancı dil eğitimi başta olmak üzere, coğrafyadan geometriye, matematikten kimyaya üç boyutlu ve interaktif öğretmenler sanal gerçeklik gözlükleriyle her an yanında olabilecek.

Eğlence ve turizm bakımından da öyle, sanal gözlükler ile isteğin ülkenin istediğin bölgelerine her an gidebilme şansı yakalayabileceksin. Müzeleri en rahat şekilde sanal olarak gezip, yine en maceraları turlara bu gözlüklerle katılabileceksiniz.

Daha önce sanal gerçeklik üzerine birkaç sinema filmi piyasaya çıkmıştı, teknolojinin boyutu görüldüğüne göre, yeni film senaryoları çok daha etkileyici olacaktır.

İşin tüketim noktasına bakılırsa, gözlük ve kamera olarak satışlar, tahminlerin üzerine çıkabilir. Yeter ki üç boyutlu görseller vücutta arıza oluşturmasın. Maalesef bu teknoloji, hareket hastalığına (Motion Sickness) sebep olabiliyor.

Üzerinde yoğunlaşılması gereken diğer bir konu ise, sanal gerçeklik ürünlerinin diğer akıllı cihazlarla entegrasyonu ve uyumu olacaktır.

İşin pazarlama yönüne bakacak olursak; Almanya merkezli bir istatistik şirketi olan Statista, 2018 yılına kadar, sanal gerçeklik ürünlerinin 5.2 milyar dolar bir pazar oluşturabileceğini açıkladı. Statista’nın stratejik partnerleri arasında Amerikan Reklamcılar Derneği (AAAA) ve Interactive Advertising Bureau (IAB) da bulunuyor.

Madem reklamcılardan bahsettik, sanal gerçeklik alanının reklamcılar için de yeni bir mecra olacağını söylememize gerek yok.

Sonuçta her alanda kullanılabilecek, kitlesel yeni bir ürüne hazır olmanızı hatırlatıyorum. Sanal gerçeklik, Matrix filmini yaşayacağımız bir döneme kapı da açıyor olabilir. Bakalım gerçeği değiştirebilecek mi? Yoksa hangisi gerçek, diye mi soracağız?

Herkes bu firmaların peşinde

0

WhatsApp, sevilen, popüler bir anında mesajlaşma yazılımı olarak büyük ilgi topladığında, bir anda Facebook’un da dikkatini çekti ve 22 milyar dolar ödeyerek WhatsApp’ı satın aldı. Aynı şekilde Oculus Rift, sanal gerçeklik teknolojileri geliştiren kendi halinde bir şirket iken, Zuckerberg’in dikkatini çekti ve 2 milyar dolarlık bir satın alma gerçekleşti.

Diğer teknoloji firmaları da boş durmadılar, Intel, drone teknolojileri geliştiren bir şirket satın aldı, Google askeri robotlar üreten bir şirketi bünyesine kattı, 3,2 milyar dolar ödeyerek bir termostat şirketini satın alması da herkesi şaşırtmıştı. Dell 67 milyar dolar ödeyerek EMC’yi satın aldı, Microsoft’un yüz yıllık Nokia’yı satın alması da büyük bir sürprizdi. Google’ın yıllar önce 4 milyar dolar ödeyerek YouTube isimli yeni kurulmuş bir video paylaşım servisini satın alması ise medyanın gündemine bomba gibi düşmüştü. 4 Milyar dolar rakamı ise o yıllarda insanların hayallerini zorlayan bir rakamdı.

Teknoloji dünyasında bunlar gibi sayısız satın alma haberine şahit olduk. 2016 da farklı bir yıl olmayacak. Büyük teknoloji firmaları, ceplerinde milyarlarca dolarla, teknoloji dünyasında umut vadeden küçük şirketlerin peşinde koşuyorlar. Peki bu yıl, teknoloji sermayesinin peşinde olduğu o şirketler hangileri?

1-Groupon

Peşindeki firma: Google

groupon-ceo[1]

Google, aslında 2012’den beri Groupon’ın peşinde. Google’ın elindeki dev tüketici verisi ile Groupon’un iş dünyasındaki büyük bağlantıları ve indirim kampanyaları birleştiğinde, Google için çok büyük bir gelir kaynağı oluşacak. Ancak Groupon son derece inatçı ve dört yıldır teklifleri geri çeviriyor. Öte yandan 2014’de 11 dolar olan hisse değeri bugün 2,6 dolar seviyesine kadar indi. Dolayısıyla şirketin değeri %76 kayıpla karşılaştı ve artık eskisinden daha da cazip bir hedef haline geldi.

2-Yelp

Peşindeki firma: Google, Yahoo, Priceline

The Yelp Inc. logo is displayed in the window of a restaurant in New York, U.S., on Thursday, March 1, 2012. Yelp Inc., the site that lets users review everything from diners to dentists, is set to price it's IPO tonight and could potentially raise as much as $100 million, which would value the company at about $838 million. Photographer: Scott Eells/Bloomberg via Getty Images
The Yelp Inc. logo is displayed in the window of a restaurant in New York, U.S., on Thursday, March 1, 2012. Yelp Inc., the site that lets users review everything from diners to dentists, is set to price it’s IPO tonight and could potentially raise as much as $100 million, which would value the company at about $838 million. Photographer: Scott Eells/Bloomberg via Getty Images

Foursquare gibi, mekan tanıtan ve indirim imkanları sağlayan bir şehir rehberi görevi gören Yelp, yine kullanıcılarına satacak ürünler ve teklif edecek indirimler arayan Google ve Yahoo’nun hedefinde bulunuyor. Yine otel, restoran, mekan arama motoru olan Priceline da Yelp ile yakından ilgileniyor. Yelp’in iki yıl önceki 98 dolarlık hisse değeri ise şu anda 22 dolar seviyesinde geziniyor.

3-GrubHub

Peşindeki firma: Amazon, Yelp

grubhub441-insidelarge[1]

Türkiye’deki YemekSepeti’ne benzer bir yiyecek sipariş servisi veren GrubHub 500’dan fazla şehirde 30 bin restoranla çalışıyor. Hergün sayısız sipariş üzerinden büyük bir kazanç sağlayan GrubHub’da son bir senedir işler çok da iyi gitmiyor. Rakiplerin piyasaya girmesiyle hisse değerleri 45 dolardan 21 dolara kadar indi. Mekan, restoran tavsiye servisi Yelp ile online alışveriş hizmeti veren Amazon, GrubHub’l satın almak için peşinde koşuyor.

4-Pandora

Peşindeki firma: Sirius

Pandora_Radio_Unblocked[1]

İnternet radyo servisi Pandora’nın hisseleri, 2011’den beri New Yok borsasında işlem görüyor. Evlerde ve otomobillerde dinlenen Pandora’ya radyonun geleceği olarak bakılıyordu. Stream müzik servisi Sirius ise Pandora’yı satın alarak özellikle otomobillerde ücretli abonelik sistemiyle daha gelişmiş müzik servisleri sunmak istiyor. Pandora’nın hisse değerleri ise 2014’te 38 dolarken şu sıralarda 10 dolar seviyesinde seyrediyor.

5-TripAdvisor

Peşindeki firma: Google, Priceline

tripadvisor_3211288b[1]

Otel ve konaklama merkezi arama ve rezervasyon yapma hizmeti veren tripadvisor, çok sayıdaki otel arama motorundaki farklı fiyatları kaşrılaştıma imkanı verdiği için büyük ilgi gördü. Kendi otel arama motoru da olan ve turizm hizmetlerine büyük önem veren Google da TripAdvisor’ın peşinde. Yine aynı sektörde faliyet gösteren Priceline da TripAdvisor’u kendi renklerine katmak için Google ile yarışıyor. Öte yandan TripAdvisor tarafında işler gayet iyi gidiyor. 2014’te 80 dolarlar seviyesinde olan şirket hisse değerleri 2015’te 100 dolar seviyesini gördü. Dolayısıyla TripAdvisor, masada oldukça nazlanacak ve çok yüksek fiyatlar isteyecek.

6-Twitter

Peşindeki firma: Google, AOL, Yahoo, Facebook

jack-dorsey-241213[1]

Facebook ile aynı dönemlerde ortaya çıkan Twitter, sosyal medya kavramının temellerini atan servislerden biri olarak kabul ediliyor. Dünya çapında büyük ilgi görmesine rağmen bu ilgiyi bir türlü nakite çevirmekte başarılı olamayan firma sürekli Facebook’un gölgesinde kalıyor. Sosyal medyada reklam vermek isteyen şirketlerin Twitter yerine Facebook’u tercih etmelerinin mağduru olan Twitter son kurşun olarak daha önce şirketten kovdukları, şirketin kurucusu ve hissedarı Jack Dorsey’i yeniden CEO görevine getirdi. Dorsey şimdi elindeki tüm güçle Twitter’ı ayaklandırmak için uğraşıyor ancak başarılı olamazsa Twitter hissedarları eninde sonunda dev şirketlerin bol sıfırlı tekliflerinden en büyüğünü kabul ederek kendi ceplerini doldurarak yeni yatırımlara yelken açma yoluna gidecekler. İşte o an geldiğinde ise masaya en büyük teklifi koymak için sıradan bekleyenler, Google, AOL (Time Warner), Yahoo ve Facebook. Üstelik şirketin değeri de hızla eriyor, iki yıl önce hisse başına 60 dolar olan değeri bugün hisse başına 20 dolara inmiş bulunuyor. Hissedarların, şirket iyice erimeden büyük teknoloji şirketleri arasında rekabeti kızıştırıp Twitter’ı değerinden daha yüksek bir fiyata satma kararı almaları da an meselesi.

7-Shutterfly

Peşindeki şirket: Belli değil

Shutterfly-photobook[1]

1999’da kurulan Shutterfly, online fotoğraf sipariş servisi veriyor. Dijital fotoğraflarınızı servise gönderiyorsunuz ve kısa süre sonra fotoğraflarınızın fotoğraf kağıdına basılmış, isterseniz çerçevelnemiş, dilerseniz farklı şekilde formatlandırılmış baskıları kapınıza kadar geliyor. New York borsadında 2014’te hisse başına 50 dolar değerle işlem gören Shutterfly, 2016’ya ise 35 dolarla başladı. Öte yandan 2014’ten beri şirketi satmak istiyor olsa da henüz istediği rakamı veren bir dev henüz çıkmadı ancak WhatsApp, Messenger, Instagram gibi servislerini aynı zamanda online bir sipariş servisine dönüştürmek isteyen Facebook gibi bir devin Shutterfly’ı satın alarak Instagram’a entegre etmesi çok şaşırtıcı olmayacaktır.

 

Online dating sitesi SupportGirls’e İngiltere’den yatırım

0

supgTürk girişimciler Berhan Kongel ve Cömert Tülümen tarafından geliştirilen mobil uygulama SupportGirls, tüm dünyada büyük ilgi görüyor. SupportGirls 2015’in Mayıs ayında kullanıma sunulmasının ardından yalnızca 4 ay içinde 40 bin kullanıcıya ulaşınca, uluslararası yatırım şirketlerinin de radarına girdi. Geçtiğimiz Ağustos ayında İngiltere merkezli Harlex Projects’ten aldığı 1,2 milyon dolar tutarındaki yatırım sonrasında Avrupa’nın yanı sıra Türkiye, Ortadoğu ile Kuzey Afrika pazarlarında hızla büyüyen uygulama, bugün itibariyle kullanıcısı sayısını 100 binin üzerine çıkarmayı başarmış bulunuyor. 2016’da 500 bin kullanıcıya ulaşmayı hedefleyen SupportGirls özellikle Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika pazarlarında liderliğe oynamayı amaçlıyor. Uygulama daha şimdiden 7 ülkenin mobil marketlerinde ilk 10 uygulama içerisinde kendine yer edinmiş bulunuyor.

SupportGirls, bugüne dek geliştirilen arkadaşlık ve ‘online dating’ platformlarından farklı olarak, kadınlarda ve erkeklerde sadece belirli grupları hedefliyor. Başarılı ve varlıklı erkekleri, güzel kadınlarla bir araya getirmeyi amaçlayan uygulama, bu kriterleri arka planda çalışan reyting, otomatik filtreleme ve hesap onaylama algoritmalarıyla sağlıyor.

SupportGirls hayalleri gerçekleştiriyor…

SupportGirls’ü hayata geçiren girişimciler Berhan Kongel ve Cömert Tülümen, uygulamayı geliştirirken insanların hayallerini gerçekleştirmelerine yardımcı olmayı hedeflediklerinin altını çiziyor.

Berhan Kongel, SupportGirls uygulaması hakkında şu bilgileri veriyor: “Uygulamayı kurgulamadan önce yaptığımız araştırma ve anketler, her 10 kadından sekizinin bir erkekte aradığı özellikler arasında ‘başarılı/zengin’ olmasının; her 10 erkekten dokuzunun ise bir kadında aradığı özellikler arasında ‘güzel’in ilk sırada bulunduğunu gösterdi. Açıkçası, dünyada bu konumlandırmayı yapmak istemeyecek bir ‘online dating’ ürünü olduğunu da düşünmüyoruz. Kullanıcılar da aslında içten içe, ‘playful dating’ olarak da adlandırılan bu tür platformlarda iletişime geçtikleri herkesin bu özelliklere sahip olduğunu hayal ediyorlar. Kadın profiller, ayaklarını yerden kesecek, başarılı, hem eğlenebileceği hem de evlenebileceği bir erkek ararken; erkek profiller de güzel kadınlarla beraber görünmek istiyorlar. Biz, şu anda hedeflediğimiz pazarlarda bunu gerçeğe dönüştüren en iyi uygulama olduğumuza inanıyoruz. İnsanların hayallerini gerçeğe dönüştürmek için yola çıktık ve bunu başardığımızı görmekten dolayı da mutluyuz.”

Kadınlar ücretsiz kullanıyor

Kadınların şimdilik herhangi bir ücret ödemeden kullanabildikleri SupportGirls için erkek kullanıcılar ayda 50 dolar ödüyorlar. Bu fiyat politikasını ‘zengin erkek/güzel kadın’ oranını belirledikleri seviyede tutmak için oluşturduklarını söyleyen Cömert Tülümen, “Şu anda 100 bini aşkın kullanıcımızın 5 binini premium erkek kullanıcılar oluşturuyor, bunların da yüzde 20’si Türkiye’den. Kullanıma sunulalı henüz 8 ay olmasına karşın, uygulamanın gerek yatırımcılardan gerekse kullanıcılardan gördüğü ilginin yanında, ‘online dating’ alanında uluslararası başarı yakalayan ilk Türk girişimi olması da yeni pazarlara açılmamız konusunda bizi cesaretlendiriyor. Hedefimiz 2016 yılında hızlı büyüdüğümüz Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika pazarlarında daha da güçlenerek en az 15 ülkenin mobil marketlerinde ilk 5 uygulama arasına girmek,” diyor.

iOS ve Android işletim sistemine sahip mobil cihazlarda kullanılabilen SupportGirls’te, kullanıcılar, yaş grubunun yanı sıra diğer kullanıcıların konumuna göre arama yapabiliyorlar. Aynı zamanda kullanıcılar birbirleriyle uygulama üzerinden yazılı ve görüntülü sohbet edebiliyorlar.

Apple otomobil yapıyor mu?

0

elon musk

Apple’ın otomobil üretip üretmeyeceği uzun zamandır tartışma konusuydu. Firma bu konuda hiçbir yorum yapmazken çeşitli otomobil üreticileri ile çok yoğun görüşmeler yapmaları, iCar’ın gerçek olacağına dair şüpheleri de körüklüyordu.

Elektrikli otomobil üreticisi Tesla’nın kurucusu Elon Musk, geçen hafta BBC’ye verdiği röportajda bu konuya değindi ve Apple’ın otomobil üretmek üzere çalışma yaptığının altını çizdi.

Telefon devinin otomobil planlarını “açık bir sır” olarak tanımlayan Elon Musk, Apple gibi güçlü teknoloji firmalarının eninde sonunda otomobil üretmeye ilgi duyacaklarının da altını çizdi. Üstelik Apple’ın çok başarılı bir otomobil üreticisi olabileceğini de vurguladı.

Elon Musk’ın, konuyla ilgili vurguladığı en önemli detay ise telefon üreticisinin otomotiv endüstrisinde çalışan 1000’e yakın deneyimli mühendisi son dönemde işe almış olması: “Eğer binden fazla mühendisi işe alıyorsanız, bazı şeyleri saklamanız çok zor olur,”

Oyun değiştirici bir firma: Apple

Piyasada yayılan söylentilere göre Apple, aynı iPod, iPhone ve iPad’de olduğu gibi, son derece gizli olarak elektrikli ve hatta otonom bir otomobil projesi üzerinde çalışıyor ve bu aracı yine sürpriz bir lansmanla duyurarak otomotiv endüstrisinde de telefon pazarında olduğu gibi, bir anda yıldız üretici konumuna yükselmek istiyor. Hatırlanacağı gibi, Steve Jobs’ın başında olduğu firma aslında bir PC üreticisi olarak tanınırken, hiç beklenmedik şekilde iPhone telefonunu lanse ederek bir anda telefon pazarına girmiş ve bu hareketin sonunda Ericcson, Motorola, Nokia gibi yüz yıllık dev telefon üreticilerinin işlerini elinden alarak bu firmaların havlu atmasına neden olmuştu.

iPhone üreticisi şimdi aynı stratejiyi uygulayarak otomotiv sektörüne girerek otomobil üretmeye başlarsa, Ford, Fiat, Mercedes, BMW, Toyota gibi dev ve köklü otomotiv firmalarını oyun dışı bırakabilir mi? Bekleyip göreceğiz.