Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1791

CIA’i hack’leyen ergenler geri döndü!

0

clapper

Crackas With Attitude ismini geçtiğimiz Ekim ayında duymuştuk. Dünyanın en güçlü istihbarat örgütlerinden biri olan CIA’nin şefinin kişisel e-posta adresini kırarak özel yazışmalarını WikiLeaks üzerinden yayınlayan hacker grubunun, yaşları henüz 15-18 arasındaki ergenlerden oluşması da ayrıca bir gündem konusu olmuştu.

CIA’nin tüm imkanlarına rağmen kimlikleri tespit edilemeyen genç hacker’lar bu kez de ABD’nin Ulusal Güvenlik örgütünün başkanı James Clapper’ın kişisel e-posta hesabını kırdılar.

Grubun ele geçirdiği bilgiler arasında, özel e-postalar, eşinin epostaları, ev adresi, telefon ve internet bağlantısı bilgileri de yer alıyor. Hacker grubu daha da ileri giderek, Clapper’ın telefonunu, Özgür Filistin Hareketinin ofisine yönlendirdi. Bu nedenle, bir süre boyunca Clapper’a ulaşmaya çalışanlar, Özgür Filistin Hareketi’nin ofisiyle muhatap olmanın şaşkınlığını yaşadılar.

 

PC satışları büyük düştü!

2

pc

PC’ler, uzun bir dönem boyunca dijital dünyaya erişim için en önemli cihaz konumundaydı. Ancak mobil dünyadaki gelişim, PC’leri tahtından indirmiş gibi görünüyor.

IDC’nin raporuna göre, 2015’in dördüncü çeyreğinde PC satışları, geçen yılın aynı dönemine göre %10.6 oranında düşüş gösterdi. Böylece, PC satışlarında yıllardır süren düşüş, hızlanarak devam etmiş oldu.

Gartner’in araştırmasına göreyse aynı dönemde PC satışlarındaki düşüş %8.3 olarak gerçekleşti. Bu düşüşün önemli bir sebebi olarak, PC’lerin ömürlerinin uzaması gösteriliyor. Artık eski PC’lerin gücü, günümüz yazılımlarını çalıştırmak için yeterli oluyor ve PC sahipleri, yeni PC satın almak için daha uzun zaman bekliyor. Şirketler için de yeni ve daha güçlü bir yazılım satın almak yerine, daha “light” ihtiyaçları olan bulut servislerine abone olmak daha mantıklı bir seçenek görülüyor. Dolayısıyla büyük kurumların PC donanımlarına yaptığı yatırımların da azaldığı gözleniyor.

Satışlara marka bazında baktığımızda ise, 2014 ve 2015 dördüncü çeyreğinde, Lenovo %4,5, HP %10,1, Dell %5,7 düşüş yaşarken,  Asus’un satışları %0,8, Apple’ın PC satışları ise %2,8 artmış görünüyor.

Türkiye’nin İlk Büyük Veri Laboratuvarının Analitik Ortağı SAS

0

1452672997_SAS_Logo

Endüstrinin ve iş dünyasının ihtiyaçlarını da adresleyecek büyük veri analitiği çalışmaları yürütecek olan, Türkiye’nin ilk ve tek Büyük Veri Davranışsal Analiz ve Görselleştirme Laboratuvarı, Sabancı Üniversitesi ve MIT işbirliğiyle, Akbank’ın stratejik ortaklığında kısa bir süre önce kurulmuştu. Laboratuvara önemli bir destek de dünya analitik lideri SAS’tan geldi. SAS, analitik yazılımlarını ve global uzmanlığını paylaşarak projenin başarısı için önemli katkılar sunacak.

Laboratuvarda, MIT Media Lab Human Dynamics Group öğretim üyeleri ve araştırmacıları ile birlikte yakın çalışarak araştırmalar yürütülecek. Human Dynamics Group, insanların günlük hayattaki ve sosyal ortamlardaki davranışlarını farklı kaynaklardan toplanabilen ‘Büyük Veri’nin analizi ile açıklamaya çalışmakta ve sözkonusu davranışları tahmin etmeye yönelik matematiksel modeller ve teknikler geliştirmeyle ilgileniyor. Bu konular aynı zamanda yeni kurulan laboratuvarın da ilgi ve çalışma alanları arasında yer almakta olup ek olarak “veri görselleştirme”, yani “karmaşık ilişkisel veritabanlarını görselleştirme” yoluyla anlamlandırma üzerine de çalışmalar yürütülecek. Çalışmaların, endüstrinin ve iş dünyasının ihtiyaçları ile paralel olarak yürütülmesi hedefleniyor.

SAS Türkiye Genel Müdürü Hakan Erdemli konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bu projenin bizim için çok kritik 2 önemi var. Birincisi, çıkaracağı işlerin kalitesine ve katkısına çok inandığımız bu laboratuvarın endüstrinin ve iş dünyasının ihtiyaçlarını adresleyecek çalışmalar yapacak olmasından dolayı büyük heyecan duyuyoruz. İkinci önemi ise şu: İş dünyasında önemi giderek artan ve daha da artacak olan veri ve analitiğin üniversitelerde ele alınması, öğrencilerin iş dünyasına atılmadan bu vizyonu elde etmeleri SAS’ın tüm dünyada desteklediği bir girişim. Her iki alanda da birlikte çok iyi işler çıkaracağımıza olan inancımız tam.”

Laboratuvar direktörlerinden Doç. Dr. Burçin Bozkaya, büyük veri analitiğinin dünyada giderek önemli ve uygulama alanları artan bir konu olduğuna, bu girişimin de Türkiye’de akademi ve iş dünyası işbirliğinin bu alandaki ilk ve en kuvvetli örneği olduğuna dikkat çekti. Dr. Bozkaya, büyük veri üreten ve analiz ihtiyacı içinde bulunan firmaların laboratuvar bünyesinde yürütülecek araştırma çalışmalarını, SAS’ın sunduğu bu destekle daha da etkin bir şekilde gerçekleştirebileceklerini söyledi ve araştırmanın yanı sıra Sabancı Üniversitesi’nin lisanstan doktoraya kadar olan tüm iş ve veri analitiği eğitim programlarında da SAS’ın desteğini almaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.

Cep telefonundan bir gün bile ayrılamıyoruz

0

Hand_holding_smartphone_thumb800

Tüm sosyoekonomik segmentleri kapsayan ve 8369 kişinin katıldığı internet üzerinden yapılan araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 72’si internete bağlanmak için ADSL bağlantısı kullanırken, yüzde 63’ü 3G kullanıyor. Fiber optik hat kullananların oranı ise yüzde 16 şeklinde ölçümleniyor. İnternete her gün girmeyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 2 olarak araştırma sonuçlarına yansırken, internete girmek için bilgisayar ve cep telefonu haricinde bir cihaz kullananların oranı yüzde 19’u buluyor.

İnterneti ne sıklıkla kullanıyorsunuz?

Her an %72
Her gün 1-2 saat %26
Haftada birkaç sefer %2
Ayda bir kez %0
İki üç ayda bir kez %0
Yılda bir kez %0

İnternete nerelerden giriyorsunuz?

Akıllı telefon %86
Bilgisayar %84
Ipad %16
Diğer (Lütfen belirtiniz.) %3

Katılımcıların yüzde 95’i sosyal ağları kullandığını belirtirken, Türk kullanıcıları, cep telefonlarından mümkünse hiç ayrı kalmak istemiyorlar.

Cep telefonunuz olmadan kaç gün geçirebilirsiniz?

Hiç geçiremem %47
1 gün %25
1 hafta %14
1 ay %4
1 yıl %1
1 yıldan daha fazla %9
Cep telefonu kullanmıyorum. %1

Sosyal ağ kullanıcılarının yarısı bu ağları kişisel işleri için kullanıyor. Ancak sosyal ağların en çok kullanılma nedeni olarak kullanıcıların yakın çevresinden, ayrıca yerel ve yabancı kaynaklardan haber alma istekleri olduğu istatistiklerde görülüyor.

Sosyal ağları neden kullanıyorsunuz?

Haberleri takip etmek için %76
Sosyalleşmek ve çevre ile iletişim kurmak için %76
Kişisel işlerim için. %51
İş ilanları için %18
Diğer (Lütfen belirtiniz.) %2

İnternet kullanıcıları ezici bir çoğunluk ile Facebook kullanmayı tercih ediyorlar. Twitter ve Instagram ise kullanıcıların yarısı tarafından kullanılıyor. Snapchat uygulamasına baktığımız zaman ise internet kullanıcılarının yalnızca yüzde 8’lik bir kesim tarafından kullanılmakta olduğu ortaya çıkıyor.

Hangi sosyal medya sitesini / sitelerini aktif olarak kullanıyorsunuz?

Facebook %94
Twitter %54
Instagram %54
LinkedIn %21
Swarm %19
Snapchat %8
Diğer (Lütfen belirtiniz.) %2

Türk internet kullanıcılarının sosyal ağlardaki hareketleri kontrol etme oranları da yüksek. Günde en az iki kere kullandığı sosyal ağlara bakanların oranı yüzde 85 olarak ölçümleniyor.

Hangi aralıklarla Facebook, Twitter, Instagram vb. sosyal medya hesaplarınıza bakarsınız?

Yarım saatte bir %26
1-3 saatte bir %42
4-10 saatte bir %17
11-23 saatte bir %3
Günde bir %10
Haftada bir %2
Ayda bir %0
Diğer (Lütfen belirtiniz.) %0

Anket katılımcılarının yarısından fazlası, Facebook’un önümüzdeki 3 yıl boyunca şu anki popülerliğini devam ettireceği görüşünde birleşiyor. Instagram’ın 3 yıl daha popüler kalacağını düşünenlerin oranı ise sadece yüzde 18.

Sizce 3 yıl sonra popülaritesini yitirmeden kullanılmaya devam edilen sosyal paylaşım sitesi hangisi olacaktır?

Facebook %54
Twitter %21
Instagram %18
LinkedIn %4
Scorp %2
Diğer (Lütfen belirtiniz.) %1

Siber saldırılar marka itibarına büyük zarar veriyor

0

Branding

Kaspersky Lab ve B2B International tarafından 2015 yılında Türkiye’nin de aralarında olduğu 26 ülkeden 5500 BT uzmanının katılımıyla gerçekleştirilen anket marka itibarına dair önemli bulgulara işaret etti.

Son derece rekabetçi bir ortamda başarılı şirketler, sadece verimlilik ve ürün veya hizmet kalitesinden çok daha fazla değerin üzerinde yükselmekte. Müşteriler ve iş ortaklarının güvenine sahip olmak büyük bir karlılık sağlayabilir ve lekesiz bir itibar, bu güveni oluşturmada anahtar bir rol oynayabilir. Tüketicinin güvenini kaybetmek genellikle karlılığın azalmasına neden olur ve bazen de iflasa sürükler.

İtibarın zarar görmesi, doğrudan söz konusu vakanın kamu tarafından öğrenilmesine bağlı. Türkiye’de katılımcıların %31’i şirketlerinde meydana gelen bir vaka hakkındaki bilgilerin medyaya sızdırıldığını ve kamuya açıklandığını söyledi.

İtibarın gördüğü hasarın boyutu, şirketin imajını düzeltmek için harcadığı miktarla ölçülebilir. Türkiye’de her üç şirketten biri (%37), şirket dışından danışmanlardan yardım istemek zorunda kalmış. İlginç bir şekilde, geçtiğimiz son üç yıl içinde şirketler, olumlu bir itibara daha büyük önem vermeye başlamış.

Kaspersky Lab Uç Nokta Ürün Yönetimi Başkanı Konstantin Voronkov şunları söyledi: “Şirketinizin ne kadar büyük veya küçük olduğu önemli değildir – zarar gören bir itibar her işletmeye eşit derecede zarar verebilir.” Bu durumda, bilgi güvenliği sağlamak için tüm olanaklı önlemleri almanız önemlidir. Kurumsal BT altyapısının her öğesinin karmaşık çok katmanlı koruması, hem şirket içinden bilgi sızdırma hem de ağa sızmaya çalışan bilgisayar korsanlarına karşı şirketinizin güvenliğini sağlayacaktır.”

Çok katmanlı bilgi güvenliği için Kaspersky Lab, kurumsal altyapının her öğesi için bir çözüm portföyü sunar. Kaspersky Endpoint Security ve Kaspersky Small Office Security gibi entegre çözümlerin yanı sıra Kaspersky Security for Mobile, Kaspersky Fraud Prevention ve Kaspersky Security for Virtualization gibi özel çözümler içerir ve genişletilmiş destek hizmetleri korumayı daha da dayanıklı hale getirir.

Facebook Mentions şimdi Android’de

0

artboard-0-1-not-blurred

Facebook, bir süre önce iOS işletim sistemi için geliştirdiği Facebook Mentions uygulamasının Android cihazlar için de kullanıma sunulduğunu duyurdu.

Bu gelişme ile birlikte artık Android kullanan kamuya mal olmuş kişiler de Facebook Mentions kullanarak takipçileri ile etkileşime girebilecek, telefonlarından güncelleme yaparak, fotoğraf paylaşarak veya canlı Soru-Cevap etkinliği düzenleyerek sohbetler başlatabilecek ve Mentions’ın Live özelliği sayesinde onlarla canlı videolar paylaşabilecek.

Facebook Mentions uygulaması, kısa süre önce sadece iOS cihazlar için devreye girmiş ve dolayısıyla sadece iPhone kullanan film yıldızları, müzisyenler veya şovmenler tarafından kullanılan bir uygulamaya dönüşmüştü.

Facebook, 10 Eylül’den itibaren ise gazetecileri de bu platforma dahil ederek Facebook Mentions’ı, canlı haberlerin izlenebildiği önemli bir platforma çevirmişti.

TURKCELL’den 1 yılda 105 milyon kilovat saat enerji tasarrufu

0

turkcell tasarrufEnerji tasarrufuna yönelik teknoloji ve uygulamaları iş süreçlerinin her aşamasında hayata geçiren Turkcell, hem çevre korumasına hem de Türkiye’nin enerji faturasının azaltılmasına katkı sağlıyor. 2015 yılı boyunca uygulanan verimlilik ve tasarruf çözümleri sayesinde 105 milyon kilovat saateyakın enerji tasarrufu sağlandı. Ortaya çıkan tasarruf miktarı ise 29 milyon TL oldu. Bu tasarrufla çevreye yaklaşık 62 bin 950 ton daha az karbondioksit salınımı gerçekleştirilirken, ortaya çıkan enerji tasarrufunun miktarı ise 38 bin 858 hanenin bir yıllık toplam elektrik tüketimi seviyesine ulaştı. Turkcell ayrıca, bir yılda yaptığı toplam karbondioksit azaltımıyla, 101 bin adet yetişkin kızılçam ağacının yaptığına eşit oranda karbondioksit azaltımı yapmış oldu.

Turkcell ayrıca hibrit iletişim ünitelerinin yanı sıra elektrik şebekesinin ulaşamadığı 26 noktaya kurduğu güneş panelleri ve rüzgâr tribünleriyle çalışan iletişim üniteleriyle de enerji tasarrufuna katkı sağladı.

Turkcell Plazalarında bir yılda yapılan enerji tasarrufu 5 milyon kilovat saat 

Tasarruf konusunda yaptığı çalışmaları sadece altyapı ile kısıtlı tutmayan Turkcell, binalarındaki elektrik ve mekanik sistemlerde de enerji tasarrufu çalışmalarını sürdürdü. Bu sayede de 2015’debin 850 hanenin yıllık enerji tüketimine karşılık gelen 5 milyon kilovat saat enerji tasarrufusağlandı.

Turkcell, Türkiye’de ISO 14064 alan ilk GSM operatörü oldu

Turkcell’in, sera gazı salımlarını belirlemesi, izlemesi, raporlaması ve azaltımı konularında tutarlılık ve şeffaflık göstermesi ve şirkette sera gazı yönetimi stratejileri geliştirmesiyle uygulamasının yanı sıra gelecek için planlar oluşturması gibi çalışmaları, bağımsız denetçi kuruluşlar tarafından doğrulandı. Bu sayede Turkcell, kurumsal sera gazı emisyonlarının hesaplanması ve raporlanması belgesi olan ISO 14064’ü Türkiye’de almaya hak kazanan ilk GSM operatörü oldu.

Turkcell Genel Müdür Yardımcısı İlker Kuruöz konuyla ilgili şunları söyledi:

“Turkcell olarak bir yandan müşterilerimize yenilikçi ve teknolojik ürünler sunarken bir yandan da yaşanabilir bir çevre için sosyal ve kurumsal yönetim alanlarında üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmek için çalışıyoruz. Bu amaçla işimizin her aşamasında çevre dostu çözüm ve uygulamaları kullanıyoruz. Bunun için yatırımlarımızı sürekli artırıyoruz. 2015’te kendi şebekemizdeki çevre dostu sistemlere yaptığımız yatırımın toplam miktarı 64 milyon TL’ye ulaştı. Yaptığımız yatırımlar sonucu 2015’te enerji kullanımında yaklaşık 105 milyon kilovat saatlik bir tasarruf sağladık. Ortaya çıkan bu tasarruf miktarının sürdürülebilir kalkınma alanında ülkemiz ve sektörümüz için çok önemli bir değer olduğunu düşünüyoruz.  Şirket olarak önümüzdeki yıllarda da çevresel sürdürülebilirlik çalışmalarımızı artırarak devam edeceğiz. Çevreyi koruyan, verimlilik ve tasarruf sağlayan uygulamalarımızla çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz.”

E-fatura ve SMS-fatura kullanımıyla yılda 21.559 ağaç kesilmekten kurtuluyor

Turkcell, enerji tasarrufu bilincini şirketle sınırlamayarak abonelerine de yaymayı amaçlıyor. Bu amaçla hem kağıt tüketimini hem karbon salınımını azaltan çevre dostu bir uygulama olarak e-fatura ve SMS-fatura kullanımını teşvik ediyor. Bu sayede toplamda sadece bir ayda 105 ton daha az kağıt kullanımı gerçekleşerek ayda bin 799 ağaç kesilmekten kurtarılıyor. Böylece bir yılda 21 bin 588 ağacın varlığı korunmuş oluyor.

2015’te M2M çözümleriyle daha az yakıt tüketildi

Turkcell makinelerarası iletişim (M2M) çözümlerinin daha fazla kullanılmasıyla, birçok alanda da enerji tasarrufu ve ülke ekonomisine katkı sağlandı. Lojistikten tarıma, su ve elektrik sayaçlarından beyaz eşya sektörüne ve konutlara kadar kullanım alanı çok geniş olan teknoloji sayesinde 2015’te ülke ekonomisine, 2,1 milyar TL’den fazla fayda sağlandı. Turkcell M2M Akıllı Araç çözümleri sayesinde ise sadece trafikteki araçların yakıt tüketiminin azalmasıyla 1,5 milyar TL tasarruf sağlanmış oldu.

Casio, Üretimi Çin’den Japonya’ya Taşıdı

0

Lambasız projeksiyon teknolojisini 2010 yılında projeksiyonlarda kullanarak sektöre öncülük eden CASIO,  Çin’de yaptığı üretimi, yeni teknolojileri de kullanacağı Japonya’daki üretim tesislerine taşıdı.

2007 yılından beri CASIO Türkiye Distribütörlüğünü yapan MOBİT Bilişim Yönetim Kurulu Başkanı Gündüz Ekinci Casio tarafından Japonya’da misafir edildiklerini, Japonların Dünyanın en büyük çevre felaketi olan Minamata Felaketi sonrasında cıvasız ürünlere büyük hassasiyet gösterdiklerini ve geleceğin, daha da geliştirilecek bu teknolojide olduğunu söyledi.

Son dönemde tüm markalar çevre sağlığını önemseyen, daha az maliyetle daha kaliteli görüntü üreten projeksiyonlara yöneldi. Bu konuda cıvalı lamba olmadan, led ışık kaynağı ile görüntü elde etmeyi başaran Casio, 2010 yılında sektörde çığır açtı. Bu aynı zamanda, çevre sağlığı ve dünyanın geleceği için de büyük ve sorumluluk sahibi bir adımdı. Dünya çapındaki bu yenilik aslında bir önemli değişimi de beraberinde getirdi. LED&Lazer Hibrit bu ürünler cıva lambasız bu ürünler, cıva lambalı projeksiyonlara yakın fiyatlarla piyasaya sürüldü. Böyle olunca Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de büyük ilgi gördü. Bu teknoloji daha da geliştiriliyor. Önümüzdeki yıl bu serinin devamı gelecek. Casio buna yatırım yapmaya devam ediyor. Diğer projeksiyonlar gibi Core serisi cıvasız ürünler de, Japonya Yamagata’daki fabrikada üretiliyor.” dedi.

Japonya’da Casio’nun yeni üretim tesislerini de gezen ve bilgiler alan Ekinci “Daha önce Çin’de olan üretim tesisleri artık Japonya’ya alındı. Özellikle mercekler konusunda çok daha hassas bir üretim yapılıyor. Üretim bandında robot teknolojisi kullanılıyor. Bu da üretimin daha hassas ve temiz olmasını sağlıyor. Ancak sonrasında tüm parçalar tamamen elle montajlanıyor. Projeksiyonlar bu fabrikadan tüm dünyaya dağıtılıyor. Üretim teknolojisi ve kalitesi yıllardır istikrarlı bir şekilde arttırılıyor.” şeklinde konuştu.

 

WhatsApp Virüsüne Dikkat!

0

whatsapp

Comodo, dünya çapında 900 milyonu aşan WhatsApp kullanıcılarını yeni bir saldırıya karşı uyardı. Siber suçlular, rasgele kişilerin hedeflendiği bir kimlik avı kampanyası kapsamında resmi WhatsApp içeriği gibi görünen sahte e-postalar göndermeye başladı.

Mesaja tıklandığında kötü amaçlı yazılım bilgisayarlara ya da telefonlara bulaşarak bütün kişisel bilgileri ve dosyaları ele geçiriyor.

Comodo, siber saldırganlara karşı güvenlik çözümleri üretmeye devam ediyor. Comodo Antispam Laboratuvarları (CASL) son olarak, sayıları 900 milyonu aşan WhatsApp kullanıcılarını hedef alan bir saldırıyı tespit etti.

WhatsApp saldırısı; IP, alan adı ve URL analizlerinden yararlanarak ortaya çıkardı. Yeni yöntemde, siber saldırganlar, rastgele kişilerin hedeflendiği kimlik avı (phishing) kampanyası kapsamında, kötü amaçlı yazılımı (malware) yaymak için resmi WhatsApp içeriği gibi görünen sahte e-postalar gönderiyor.

Mesaja tıklandığında kötü amaçlı yazılım bilgisayarlara ya da telefonlara bulaşmış oluyor.

E-postalar, “WhatsApp” olarak bir şemsiye marka adı altında gizlenmiş şekilde sahte bir adresten geliyor, ama “kimden” kısmına dikkatle bakıldığında e-postanın aslında WhatsApp’tan gelmediği kolayca anlaşılıyor.

Konu satırları rastgele karakter dizisiyle bitiyor

Comodo Antispam Laboratuvarları, siber saldırganların, bu kötü amaçlı yazılımı yaymak ve bilgisayarlara bulaştırmak için yazdıkları e-postalardaki konu satırlarının her birinin, ‘xgod‘ ya da ‘Ydkpda‘ gidi rastgele bir karakter dizisiyle bittiğini tespit etti.

Bunların bazı verileri kodlayarak alıcıları belirlemek için kullanıldığı değerlendiriliyor.

Otomatik açılan bir uygulamaya ekleniyor

Konu satırlarının ek kısmında, kötü amaçlı yazılımın yürütülebilir (.exe) dosyasının yer aldığı bir sıkıştırılmış (zip) dosya bulunuyor.

Söz konusu kötü amaçlı yazılım, “Nivdort” ailesinin bir varyantı.  Bu kötü amaçlı yazılım çoğu zaman kendini farklı sistem klasörleri içine kopyalıyor ve bilgisayarın kayıt defterinde otomatik açılan bir uygulamaya kendini ekliyor.

E-posta ekindeki zip dosyası açılıp çalıştırıldığında, kötü amaçlı yazılım bilgisayara geçmiş oluyor.

CRM Deneyimi Kullanıcı Memnuniyeti Araştırması

0

crm

Çalışma, Mart 2015 ve Haziran 2015 tarihleri arasında online platform üzerinde yayınlandı ve 322 değerlendirme yapıldı. Veri kalite testleri sonucunda 283 giriş analiz amaçlı kullanıma uygun bulundu.

34 kritere bağlı olarak gerçekleşen değerlendirmeler ,şirketlerin sorumlu müdürleri, IT yöneticileri ve CRM uzmanları tarafından, bireysel olarak yapıldı. Analiz sonuçları,yeni bir CRM çözümü arayan ,mevcut CRM çözümünü verimli olarak kullanamayan şirketler açısından oldukça etkili oldu.

CRM Memnuniyet kriterlerine göre;

  • Ürün/Çözüm memnuniyeti ve Destek/İş Ortağı son kullanıcı memnuniyetleri “tatmin edici” olarak sonuç verirken,
  • Sistem / çözüm bağlantılı kriterlere bağlı Formlar ve raporlar, mobil kullanım, ara yüz (Dış veri entegrasyon yeteneği, uluslar arası kullanım, performans,ergonomi ve veri bakım eforu)
  • Proje bağlantılı kriterlerden ,zaman planına bağlılık , şirkete özel geliştirme uygulamaları “tatmin edici ”sonuçlar vermedi.
  • Fiyat/Performans oranıkriteri değerlendirmede en çok katılımcının katıldığı kriterlerden oldu.

Bu yıl ilk kez sorulan ,uluslararası kullanım kriteri malesef düşük memnuniyet derecesi aldı. Nedeni, genel olarak lokal ihtiyaçları karşılamak amacıyla ortaya çıkan çözümlerin, dil, karakter seti, yerel mevzuat (içerisinde fiyatlama, faturalama özellikleri bulunan çözümler için) gereksinimlerini yeterli derecede karşılamadığı yönündedir.

Yatırım Yaparken Doğru Ortağı Seçtiğinize Nasıl Emin Olabilirsiniz?

0

startup

Yeni kurulan bir şirket, kendi avantajlarına ve dezavantajlarına sahiptir. Avantajlıdır çünkü bu şirkete yatırım yapıp ortak olma maliyeti çok düşüktür. Ortak olduğunuz şirket ileride güzel kazançlar elde etmeye başladığında, yatırımınızı kat kat geri almış olursunuz ve elbette güçlü bir şirketin ortağı olarak iş hayatında önemli bir başarı kazanmış olursunuz. Öte yandan, yeni kurulan şirketlerin dezavantajı, piyasada henüz isminin duyulmamış olması, bağlantılarının zayıf olması ve elbette ayakta kalıp kalmayacağının belirsiz olmasıdır. Dolayısıyla, yatırımınız buhar olup uçma riskini de taşır.

İşte bu noktada, yatırımınızı doğru şirkete yaptığınıza emin olabilmeniz için, ortak olcağınız şirkette ve elbette müstakbel ortaklarınızda belli bazı özellikleri aramalısınız.

1-Kendini adamış bir ortağa yatırım yapın

Para yatıracağınız şirkette görmek istemeyeceğiniz en büyük problem, başka meselelere, başka konulara, başka işlere odaklanmış bir yöneticidir. Şirketin kurucusu, ortağı, yöneticileri tam anlamıyla şirketin faliyetlerine odaklanmış olmalı, başka bir odak noktası, uğraş konusu olmamalıdır. Şirket ortaklarının ve yöneticilerinin gece gündüz demeden, şirketin büyümesi için iş bağlantıları kurması, projeleri ilerletmesi, müşterilerinin ihtiyaçlarına cevap vermesi, işi ve şirketi mükemmelliğe taşımak için kendilerini adamaları gerekir. Aksi halde, yatırdığınız paranın büyük risk altında olduğunu düşünmelisiniz.

2- Geçmişi başarılarla dolu olmalı

Yatırım yapacağınız şirketin kurucusu, müstakbel ortağınız sizden alacağı yatırımı gerçekten başarılı bir projeye dönüştürebilecek mi? Bu sorunun cevabını onun geçmişinde bulabilirsiniz. Daha önce çalıştığı şirketler, yaptığı işler, geliştirdiğ projeler ve bu işlerdeki başarısı, büyük oranda yeni işine de taşınacaktır. Hepsinden önemlisi, bu başarılı geçmiş sayesinde çevresindeki kontakları, network’ü, yeni işini başarıya taşımak için gerekli olan kapıları açmaya yardımcı olacaktır.

3- Şirketin paraya neden ihtiyacı var?

Yatırım yapacağınız Start-Up neden yatırıma ihtiyaç duyuyor? Bu sorunun cevabı basit gibi görünebilir ama arkasındaki sebepler şirketin durumu hakkında önemli ipuçları verir. Mevcut çalışanlarının maaşını ödemekte zorlanan, kirasını, vergilerini, faturalarını ödeyemeyen bir şirkete yatırım yaparken iki kez düşünmelisiniz. Söz konusu şirket muhtemelen önceki müşterilerini memnun edememiş ve yeni işler alamadığı için ödeme darlığında düşmüş bir şirkettir ve yakın gelecekte de bu durumun birden değişmesini beklemek hayalcilik olur. Öte yandan, yeni aldığı siparişleri yetiştirmek, mevcut işlerini yeni pazarlara açmak, kazançlı işlerini büyütmek isteyen bir şirkete yatırım yapmak, yatırımınızın geri dönüşü için daha sağlıklı olacaktır.

4- Müstakbel ortağınız yeterince şeffaf mı?

Bir şirkete ortak olmadan önce şirket hakkındaki tüm kayıtları incelemeniz, defterlere göz atmanız, şirketin durumu hakkında net bir bilgi almak istemeniz hakkınızdır. Start-Up’ın kurucusu, müstakbel ortağınız bu konuda size yardımcı oluyor mu yoksa bazı detayları sizden sakladığını mı düşünüyorsunuz? Sizden saklanan detaylar varsa, bu hususların ileride başınızı ağrıtacağına emin olabilirsiniz.

5- Diğer yatırımcılar aptal mı?

Kimse para kazanma fırsatlarını kaçırmak istemez. Bir start-up’ı keşfettiğinizde, ona yatırım yapmadan önce, diğer yatırımcıların da onu sizden önce görmüş olabileceği ihtimalini gözden kaçırmayın ve kendinize şu soruyu sorun: Diğer yatırımcılar neden bu şirkete para bağlamadı? Bu sorunun cevabı, çok farklı sebepler olabilir. Diğer yatırımcılar kazanç potansiyelini beğenmemiş olabilir, kurucusuyla aralarında kişisel problemler olabilir, şirketin faaliyetlerini yeterince anlayamamış olabilirler. Dolayısıyla, başka yatırımcıların yatırım yapmaması, sizi bağlamaz ama o yatırımcların sebeplerini doğru anlamak, zarar etmenizi önleyebilir veya yatırımınız karşılığında daha büyük bir hisseye sahip olabilirsiniz.

6-Hedefleriniz ortak olsun

Farklı hedeflere odaklanmış ortaklar, bir şirket için büyük problem olacaktır. Ortaklığınızı resmileştirmeden önce hedeflerinizin de ortak olduğundan emin olmalısınız. Elbette her hedef, daha çok kazanç sağlamak üzerine kuruludur ancak bu hedefe giden yollar farklılık gösterir. Siz, paranızın geri dönüşümü içinde bir veya iki senede belli bir miktar kazanç beklerken, şirketin kurucu ortakları önümüzdeki beş seneyi şirketin küçük küçük ama emin adımlarla, riske girmeden büyümesine ayırmak istiyor olabilirler. Dolayısıyla, ortaklarınızla gelecek hedeflerini detaylıca konuşmanız büyük önem taşıyor.

Bosch, ağa bağlı otomobilleri kişisel asistana dönüştürüyor

0

bocsh

Şirketin Las Vegas’taki CES 2016 basın toplantısında bir konuşma yapan Bosch CEO’su Dr. Volkmar Denner, “Sürücünün dikkatinin dağılmasını en aza indirmenin yolu, doğru zamanda doğru bilginin sunulmasıdır” dedi. Gösteri otomobilindeki, gösterge paneli ve orta konsol bir elektronik ekrana dönüştürüldü. Bu dev ekranda gösterilen bilgiler, aracın mevcut çevresine bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Sağ taraftan bir yaya yaklaştığında, sürücüyü uyarmak üzere bir ışık dizisi etkinleşiyor. Ajandadaki randevular gibi sürücü tercihleri de dikkate alınıyor. Örneğin; bir randevu iptal olduğunda, geleceğin otomobili otomatik olarak ajandadaki bir sonraki randevunun güzergahını gösteriyor. Sürücüler, daha fazla zaman kazanmak ve yolculuklarını daha rahat bir şekilde yapmak için otomatik pilotu de etkinleştirebilecek.

Ancak yarının ağa bağlı otomobilleri, bundan çok daha fazlasını yapabilecek. Akıllı eve yapılacak bir bağlantı ile ısıtma veya güvenlik sistemleri gibi evdeki aletleri istenilen zamanda çalıştırabilecekler. Örneğin; evde kimse yokken kurye bir paket teslim edecekse kuryenin paketi evin içerisine bırakmasına izin vermek ve alındığını teyit etmek için aracın ekranında bir tuşa basmak yeterli olacak. Teknolojiyle etkileşim, gerçekten çok çeşitli şekillerde olabilecek ve üstün bir güvenlik ve rahatlık sağlayacak. Ağa bağlı eğlence-bilgi sistemi, sürücülerin sadece trafik hakkında bilgi almasını sağlamakla kalmayacak; bir yolcuyla konuşuyormuş gibi mimik ve sözlerle online servislere ve akıllı telefon uygulamalarına erişmelerine de imkan verecek. Bu özellik, otomobili, sürücünün gerçek anlamda kişisel asistanına dönüştürecek.

Gerçek butonlara sahipmiş hissi veren bir dokunmatik ekran

Fuar öncesinde Bosch, yeni dokunmatik ekranı ile “Araç İçi Ses/Görüntü” kategorisinde CES 2016 İnovasyon Ödülü’nün sahibi oldu. Bu cihaz, ekrandaki öğelerin hissedilmesini sağlayarak farklı yüzey dokuları oluşturabiliyor. Bu dokunsal geribildirim, navigasyon, radyo ve akıllı telefon işlevleri gibi eğlendirici bilgilendirme uygulamalarını çalıştırmayı kolaylaştırıyor. Sürücülerin artık kontrol etmek için ekrana bakmalarına bile gerek bulunmuyor. Bunun yerine, gözlerini yoldan ayırmalarına gerek olmayacak. Ekran, farklı butonları ve işlevleri belirtmek üzere pürüzlü, düzgün ve dokulu yüzey hisleri oluşturuyor; bir seçim yapmak için, butona daha sıkı basılması gerekiyor. Bunu özel kılan şey, dokunmatik ekranın sıradan bir ekrandan farklı görünmemesi ve yine de kullanıcılara gerçek butonlara basıyor hissi vermesidir.

Yanlış yönde giden sürücülerden korkmaya gerek yok: Bulutta koruyucu meleğiniz var

Bağlanabilirlik, sürücü bilgilerini daha önce olmadığı kadar güncel tutuyor. Bu, özellikle yanlış yönde giden sürücüler söz konusu olduğunda önemli. Genelde radyo istasyonlarının yayın aracı üzerinden uyarıda bulunması birkaç dakika sürer, ancak yanlış yönde giden sürücülerin neden olduğu kazaların üçte biri sadece 500 metre içerisinde gerçekleşir.

Bosch, meydana geldikten sadece on saniye sonra sürücülerin tehlikeyi öğrenmesini sağlayacak yeni bir bulut tabanlı yanlış yönde giden sürücü uyarısı geliştiriyor. Saf bir yazılım modülü olarak, Bosch’un myDriveAssist gibi akıllı telefon uygulamaları veya mevcut eğlence- bilgilendirme sistemlerine uygun bir maliyetle entegre edilebiliyor. Yanlış yönde giden sürücüyü algılamak üzere bulut tabanlı işlev, otobanlardaki isimsiz araç hareketini izin verilen gidiş yönü ile karşılaştırıyor.

Bir uyuşmazlık varsa yanlış yönde giden sürücüler birkaç saniye içerisinde hataları konusunda uyarılıyor. Aynı zamanda, ters yönde giden yakın otomobiller de tehlike konusunda uyarılıyor. Bu fonksiyon, 2016 yılında bir bulut servisi olarak sunulacak.

Otoban pilotu, 2020 yılından itibaren yollardaki güvenliği artıracak

Yüksek seviyede otonom sürüş, karayolu trafiğinin güvenliğini daha da artıracak. Bosch kaza araştırmacıları tarafından yapılan tahminlere göre, otonomun artırılması, sadece Almanya’da üçte bir oranında olmak üzere, kaza oranlarını önemli ölçüde azaltabilecek.

Bosch, CES 2016’da Sands Expo’daki bir başka demo araç ile otonom yolculuklar için gerekli olan sistemleri ve sensörleri sergileyecek. Ziyaretçiler, sürücülerin otobanlardaki tüm görevlerini ve sorumluluklarını üstlenen yüksek seviyede otonom bir sistem olan otoban pilotunun nasıl çalıştığını öğrenecek. Bosch, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nin yanı sıra artık Japonya’da da otobanlarda otonom sürüşü test ediyor.

Gelecekte otomobiller, dönemeçlerin etrafını görebilecek ve trafik sıkışıklıklarını, inşaat şantiyelerini ve kazaların konumlarını internet üzerinden gerçek zamanlı olarak aktaran sistem sayesinde tehlikeli noktaları öğrenebilecek. Bu veriler, bir elektronik ‘ağa bağlı ufuk’ olarak hizmet verecek; güvenliği ve etkinliği artırarak otomobillere ileride onları neyin beklediğiyle ilgili çok daha iyi bir bilgi sağlayacak.

Park yeri bulmak sürücülerin değil, otomobillerin işi

Her yolculuk park etmeyle sonlanır. Bosch, bunu kolaylaştırmak için, otomatik vale parkı olarak adlandırılan yeni bir fonksiyon geliştiriyor. Bu çözüm, otoparkta boş bir park yeri bulma görevini sürücülerin üzerinden alıyor ve otomobillerin kendi kendilerini park etmesini sağlıyor. Sürücüler, otomobillerini bir otoparkın veya garajın girişinde bırakabiliyor. Ardından, bir akıllı telefon uygulaması ile otomobillerine, kendisine bir park yeri bulma talimatı veriyorlar. Gitme zamanı geldiğinde ise otomobili, sürücüyü bıraktığı noktaya aynı şekilde çağırıyorlar. Tamamen otomatik park etme, otoparklardaki akıllı altyapıya ve araçların üzerlerindeki sensör sistemine bağlı olarak çalışıyor. Her ikisi için de ağ bağlantısı gerekiyor. Kaldırımdaki sensörler, boş park yerlerinin konumu hakkında güncel bilgiler sağlıyor, böylece otomobiller nereye gideceğini biliyor. Bosch, tamamen otomatik park işlevinin yanı sıra gerekli bileşenleri de geliştiriyor.

Apple Car İçin Domain Alındı!

0

Elektrikli tahrik ve otonom sürüş sistemleriyle son dönemde otomotiv gündemini meşgul eden teknoloji şirketleri arasında atak yapması merakla beklenen Apple, bu konudaki ilk hamlesini domain alarak gerçekleştirdi.

Tesla ve Google’ın son dönemde otomobil teknolojileri ile adını sıkça duyurmasına rağmen, Apple’ın bu konudaki çalışmalarını büyük bir gizlilik içinde sürdürdüğü herkesçe biliniyor. Ancak Apple bu konudaki suskunluğunu aralarında ‘Apple Car’ isminin de bulunduğu bir dizi alan adını satın alarak bozdu.

16-01/11/icar-1452464655.jpg

iCar Merakla Bekleniyor

Hem teknoloji hem de otomotiv sektörünün merakla beklediği ilk otomobilini üretmek için gizliden gizliye çalışmalarını sürdüren Apple, ‘apple.car’, ‘apple.cars’ ve ‘apple.auto’ alan adlarını satın aldı.

Söz konusu bilgilerin Who.is. alan adı sağlayıcısı tarafından verildiği belirtilirken, Apple’ın bu yıl düzenlenecek etkinlikte bu konuda bir sürpriz yapabileceğine ilişkin henüz bir yorum yapılmış değil. iPhone ve iPad ilebilişim sektöründe yepyeni bir çağ açan Apple’ın üreteceği otomobil için, isminin ‘iCar’ olacağı yönünde söylentiler ortalıkta dolaşsa da Kaliforniyalışirket bu konuda ser verip sır vermiyor.

16-01/11/carplay.jpg

Apple CarPlay için Alındı İddiası

Söz konusu alan adlarının, markanın araç içi eğlence sistemi Apple CarPlayiçin alınmış olabileceği iddiaları da gündeme geldi.

Sürücülerin araç içerisinde iPhone’larını kullanmadan arama yapma ve mesajlarını sesli olarak dinlemelerini sağlayan Apple CarPlay ile alan adları arasında bir bağlantı şimdilik görünmese de, Apple’ın otomobil üretimine başlaması tüm çevrelerde büyük bir heyecanla bekleniyor.

 

Kaynak: ShiftDelete.Net

Tüketici Elektroniği Fuarından Dersler…

0

volvo

Sadece CES değil, her yerde teknoloji haberleriyle çoştu yeni yılın ilk haftası…

Peki, Türkiye’de teknolojide üzerlerine toz kondurmayan şirketleri, acaba turistik gezi dışında ne yaptılar?

Bir yazılım şirketinin yöneticisine, geçen gün niye Las Vegas’ta olmadığını sordum. O da, aynı soruyu bana sordu. Haklıydı… Eğer, teknolojiyle ilgili bir işiniz varsa veya yazmanız gerekiyorsa, gelişmeleri eş zamanlı takip etmek gerekiyor. Ben de orada olmalıydım, ancak bitirmem gereken işler mani oldu.

Önce fuarda olanlar üzerine kısa bilgiler vereyim.

Benim öngörüm tuttu ve geleneksel markaların yanı sıra yenileri de etkinliği “Sürücüsüz Araçlar Fuarına” çevirdi. Yoksa “Otonom Araçlar” mı demeliyiz?

Herkesin gözü, Faraday Future’un üstündeydi. Geleceğin oyuncularından biri olacağı iddiasıyla ortaya çıkan şirket, FFZero1 aracıyla, beklentilerimi karşılamayan bir tanıtım yaptı. Eğer yeni model ve elektrikli araçların pillerinde yenilik yapabilirse kalıcı olabilir.

Tesla, hala sektörü domine eden bir şirket özelliğini önümüzdeki iki yıl daha sürdürecek gibi görünüyor.

Audi, 2017 model araçlarında Qualcomm Snapdragon 602A işlemciler kullanılacağını açıkladı. Demek ki teknolojiler kaynaşmaya devam edecek. Cep işlemcilerinin bilinen markası Qualcomm, her türlü cihaza girmek için yol arayacak.

Audi, ayrıca araçlarındaki yolcuların sağlık sorunları yaşatmaları halinde, otomatik olarak sağlık yardımı çağırısı yapacağını duyurdu.

2015’ı emisyon skandalı ile geçiren Volkswagen de yeni elektrikli araç konsepti BUDD-e’yi tanıttı. Bakalım dünyanın en büyük motorlu araçlar grubu VW, aleyhindeki rüzgarı çevirmek için hangi atakları yapaca.

Önümüzdeki dört yılda 13 elektrikli araç üretmeyi hedefleyen Ford, yeni nesil araçlarında akıllı araç yazılımları CarPlay ve Android Auto’nun bulunacak.

Sürücüsüz otomobiller konusunda en iddialı adımlardan birini NVIDIA ortaya koydu. Volvo ile de stratejik partnerlik anlaşması yaptığı açıklandı.

Buna göre, NVIDIA, CES’te tanıttığı otonom teknoloji, daha güvenlikli otomobiller yaratmak için yol gösterici ilkeleriyle, “Volvo’nun 2020 Vizyonu”na büyük bir katkı sağladı. Bu çalışma, otonom ve yarı otonom sürüşte yarattığı ilerleme ile dünyaya liderlik ettiği gibi, otomotiv sektörü için de yeni bir güvenlik ölçütü getirdi.

Diğer taraftan Volvo, On Call isimli mobil uygulamasını destekleyen araçları, Microsoft’un Band 2 bilekliği üzerinden sesle kontrol edilebilecek. Volvo daha önce de, sürücüsüz araçlarının sigorta yükümlülüğünü üzerine alacağını açıklamıştı.

Dünyanın önde gelen markaları sürücüsüz araba yapar da Çinliler boş durur mu? Fuar öncesi Çinli Baidu, BMW ile birlikte sürücüsüz otomobillerini Pekin yakınlarında test ettiler.

Buna ilaveten CES’te BMW Motorrad, motosiklet kullanıcılarının güvenliğini düşünerek yol ve araç hakkındaki bilgilerini gösteren akıllı kask ve lazer destekli far sistemini duyurdu.

Japon Toyota, internete bağlanabilen LTE özellikli araçlarından bir süredir veri topluyor. Topladığı bu veriyi anlamlandırmak içinse büyük veri merkezi inşa ediyor. Bu tür verileri, her ülkenin karayolu teşkilatı şimdiden toplamaya başlasa geleceğin ulaşım altyapısı için hazırlık olur.

Bence bu yılın en büyük çıkışını Çinli Ehang yaptı. EHang tarafından geliştiren EHang184 adlı drone 23 dakika havada kalabilirken aynı zamanda yolcu taşıyabiliyor. Sürücüsüz helikopterin bu yılın içinde satışa başlayacak. Drone ve insansız araçlar, geleceğin ulaşım stratejisinin esasında yer alacak.

CES’te gelişmeler haliyle bununla sınırlı değil ama ders alınması gereken ve önemlilerinden bir demet sundum.

Geçen hafta Microsoft CEO’su Satya Nadella Ankara’daydı. Türkiye, herşeye rağmen iyi bir pazar ve insan kaynağı açısından büyük bir kaynak. Şirketler radarlarını bu topraklarda tutmak zorunda.

Amerika’da en büyük data kullanan şirketi Netflix’miş. YouTube ikinci sırada yer alıyor. Dizi, film ve final maç yayınlarıyla popülerliğini artıran Neflix, artık bütün dünyaya yayın yapacak hale geldi. Haliyle Türkiye’nin de yeni yayın platformu olacak. Haftanın en popüler teknoloji gelişmelerinden biri de buydu. Haliyle kendini yenilemeyen Digiturk, Dsmart, Tivibu düşünsün, diyelim.

Bilimin temeli sayılan diğer haber ise maddenin temelinden geldi. Amerikan, Japon ve Rus bilim insanları 4 yeni element buldular.

Bu yıl, sadece siyasi çalkantılar, komşu ülkeler arasındaki gerginlikler, ekonomideki sarsıntılar değil, teknoloji de çok konuşulacak.

CES 2016 ile başlayan teknoloji çılgınlığı, bir buçuk ay sonra Barcelona’daki GSM Zirvesi’nde yeni pik yapacak. Eğer seyirci olmaktan öte bu gelişmelerde oyuncu da olabilirsek, sadece yazmakla kalmaz, övünç de duyacağız…

John McAfee Yeni Şirket Kurdu

0

everkey

Intel’in satın aldığı McAfee antivirüs şirketinin kurucusu olan John McAfeee, şirketini sattıktan sonra kazandığı milyonlarla Orta Amerika’daki tropik cennet Belize’ye yerlemiş; kadınlar, silahlar ve uyuşturucuyla dolu fotoğraflarla süslenmiş bloguyla da tüm dünyanın dikkatini çekmişti. Ardından ise Belize’de bir cinayet işlediği suçlamasıyla karşılaşmış ancak iftiraya uğradığını savunarak yasa dışı yollardan ülkeden kaçarak ABD’ye ulaşmıştı, ABD’de ise hakkındaki suçlamalar düşmüştü.

ABD’de yaşanan NSA-Prism skandalı ardından, halkın güvenlik konusundaki endişelerine cevap verecek bir politikacı olacağını iddia ederek 2016’daki başkanlık seçimleri için başkan adayı olan John McAfee, şimdi ise yeni kurduğu dijital güvenlik şirketiyle gündeme geldi.

Everkey isimli bir dongle üreten McAfee, bu minik cihaz sayesindeki kullanıcıların evindeki tüm dijital cihazları tek hamleyle kilitleyip açmayı mümkün kılacak.

Everkey, AES-128 bit şifreleme yöntemini kullanarak ev ağını çok güçlü biçimde şifreleyebiliyor. Cihazın önemli bir avantajı, kullanıcıları şifre ezberleme zorunluluğundan kurtarması. Bu dongle ile şifrelenen ağlarda çalışan cihazları izlemek mümkün olmayacak. Böylece NSA’nın ABD’deki her vatandaşın dijital iletişimini izlemesi nedeniyle halkta oluşan “izleniyoruz,” endişesi de hafiflemiş olacak. NSA’nın gelişmiş bilgisayarlarının bile söz konusu şifreyi çözebilmesi için çok uzun süreler boyunca çalışması gerekecek. Bu da pratik olarak NSA’nın gözlerini kör edecek. Ancak elbette kullanıcıların dongle’ı çaldırmaması gerekecek.

McAfee, çalınma problemine karşı yakında Everkey’e biometrik güvenlik kontrolü ekleyeceğini de belirtiyor. Yani cihaz çalınsa bile, kullanıcının parmak izi veya diğer biyometrik verileri olmadan çalışmayacak.

McAfee, Everkey’i aynı zamanda başkanlık yarışında bir propaganda aracı olarak da kullanacak. Kendisini, ABD’deki dijital güvenlik ve mahremiyet sorununu çözebilecek tek başkan adayı olarak tanıtan McAfee, aslında bu iddiasında çok da haksız değil. Antivirüs alanında bir efsane olan McAfee, dünyanın ilk ticari antivirüs yazılımını yayınlayarak PC’lerin sürekli virüs tehdidi ile zarar gördüğü yıllarda, kullanıcıların hayatını kolaylaştırmış ve bu başarısıyla McAfee markasını dünya çapında ünlü bir antivirüs şirketine dönüştürmüştü.

 

Tesla otomobilleri sürücülerden kurtuluyor

0

tesla

Tesla, elektrikli otomobillerin imajını kökten değiştiren bir otomobil üreticisi. ABD’li firma, sadece birkaç ay önce bir gece yarısı tüm Tesla S modellerine yüklediği Autopilot uygulaması ile araçlarını sürpriz şekilde sürücüsüz otomobillere dönüştürmüş ancak, ön koltukta bile oturmayan kullanıcıların otomobil otoyolda son hızla seyrederken arka koltuktan video çektmesi gibi vakalarla karşılaşınca firma büyük bir kazaya yol açmamak için, uygulamaya bazı kısıtlamalar getirmişti.

Yine de Tesla, bilerek veya bilmeyerek, Autopilot uygulamasıyla, sürücüsüz otomobil teknolojilerinde büyük yol kat ettiğini ispatlamış oldu.

Firma şimdi ise, otomobilin kendi kendine otoparktan çıkarak, sürücünün bulunduğu yere gelmesini sağlayan yeni bir uygulama olan Summon uygulamasını tanıttı. Yeni uygulama, kullanıcıların evde, iş yerinde veya bir alışveriş merkezinde ya da restoranda aracın otoparktan kendi kendine çıkarak sürücünün bulunduğu yere kadar gelmesini sağlıyor. Bir anlamda, dijital vale işlevi gören Summon uygulaması, kullanıcıların araçlarını park etmek veya parktan çıkarmak için harcadıkları uzun zamandan tasarruf etmesini sağlayacak. Örneğin, bir restoranda yemeği biten kullanıcı, restorandan çıkmak üzereyken otomobili çağırabilecek ve kendisi restoran kapısı önüne çıktığında aracını da kapı önünde hazır bekliyor bulacak.

Tesla’nın CEO’su Elon Musk ayrıca, ABD’deki politik engelleri aşabilirlerse, 2018 yılında ABD’yi bir kıyıdan diğer kıyıya tamamen sürücüsüz olarak geçebilecek Tesla otomobillerinin piyasaya çıkacağını da haber verdi ki, bu aslında Autopilot uygulaması ile Tesla’nın çok yaklaştığı bir sonuçtu.

 

Bitcoin, bankalarla savaşmak için silaha mı dönüşüyor?

2

bitcoin

Dijital para birimlerinin ilki ve en yaygını olan Bitcoin finans dünyasını endişelendirmeye devam ediyor. Dünya çapında on milyonlarca kullanıcıya ulaşan Bitcoin, bazıları için bir yatırım aracı, bazıları için anonim olarak alışveriş yapabilmenin güvenli yolu, bazıları içinse vergilerden ve finans dünyasının komisyonlarından kaçınarak para transfer edebilmenin çözümü.

Aslında Bitcoin, varlığı itibariyle, para basma yetkisine sahip olan devlet mekanizmalarını devre dışı bırakan, dolayısıyla devletin varlığına karşı duran bir oluşum. Bu nedenle de çoğu devlet henüz net olarak tanımlanamayan bu organizmayı net bir tanıma oturtarak “yok etmek” için elinden geleni yapıyorlar.

Devlet mekanizmasının Bitcoin’den rahatsız olmasının temelinde, Bitcoin’in kayıt dışı ekonomiye hizmet ediyor oluşu yatıyor. Örneğin, online olarak uyuşturucu satan karanlık bir şahsiyet Bitcoin kullanmadığı taktirde, yasa dışı yollardan edindiği servetini açıklayamayacağı gibi, online olarak sattığı uyuşturucu için kimlerden para aldığı kolayca takip edilebileceği için, müşteri bulması da imkansızlaşacak, dolayısıyla işine devam etmesi mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla, internet üzerinde ne kadar yasa dışı iş çeviren insan varsa, yüksek miktarda Bitcoin’e ihtiyaç duyuyorlar ve bu talep de Bitcoin’in giderek değerlenmesine neden oluyor. Elbette Bitcoin de yasa dışı faaliyetlerin para birimi olarak ünleniyor.

Fakat Bitcoin sadece yasa dışı işlemler için kullanılmıyor. Güney Kıbrıs’ta yaşanan mali kriz sırasında bankalardan paralarını çekemeyen çok sayıda Kıbrıslı’nın, paralarını Bitcoin’e çevirerek sakladığı ve yurt dışındaki tanıdıklarına transfer ederek paralarını kurtarmaya çalıştığı gözlendi. Aslında bu işlem de, uluslarası para trasnferi konusundaki regulasyonların çevresinden dolanmak amacını taşıyan yasa dışı bir işlem olarak kabul edilebilir. Ancak bir diğer yandan, Bitcoin’i yasal para ile alışverişi yapılan dijital bir varlık olarak değerlendirdiğimizde, Bitcoin’i yasal çerçeve içine çekmek mümkün oluyor. Elbette parasını verip satın aldığınız dijital bir varlığı, istediğiniz kişiye göndermek, almak, vermek veya farklı bir fiyata satmak da yine ticaret kavramının sınırları içinde kalıyor. İşte Bitcoin’den nefret eden devlet ve finans kurumlarının elini bağlayan detay da bu. Tam olarak bu nedenle her Bitcoin sahibini yasadışı ilan etmek mümkün olmuyor.

Bitcoin şimdi yeni bir hamle ile finans kurumlarını çok rahatsız edecek bir kapı açıyor: Vergisiz, komisyonsuz, ücretsiz para transferi.

Bildiğiniz gibi, para transferi, finans kurumlarının önemli bir gelir kaynağı. A şubesinden B şubesindeki bir hesaba para göndremek istediğinizde, ödediğiniz 1-2 liralık komisyon ücretlerini hatırlayın. Sonra her gün milyonlarca insanın/şirketin birbirine para transferi yaptığını düşünün. Bir ülkedeki finans sisteminde hergün, sadece para transferinden milyonlarca liralık gelir oluşuyor. Üstelik bu para transferi uluslararası yapılacak olursa, işlem başına onlarca dolarlık ücretler alınıyor, transfer edilen paranın boyutu büyüdükçe komisyon da büyüyebiliyor.

Bitcoin kullanıcıları şimdi, bu yüksek transfer ücretlerini ödememek için sosyal bir çözüm geliştirdiler. Para transferi konusunda kurulan startup şirketleri, Goabra veya Freemit gibi Bitcoin transfer sistemleri, aynı Uber’de, Kickstarter’da, Indiegogo’da olduğu gibi topluluğun gücünü kullanarak para transferinde bankaları devre dışı bırakmayı hedefliyorlar.

Peki bunu nasıl yapacaklar?

Aslında sistemin mantığı çok basit. Örneğin Türkiye’den Amerika’daki bir arkadaşınıza 100 dolar göndermek istiyorsunuz… Normalde bu işlem için, bankadan bankaya değişmekle birlikte, 30-40 dolar Swift ücreti ödemeniz gerekir. Ancak Goabra gibi sistemler sayesinde kullanıcılar, karışık online servislere üye olmak zorunda kalmadan, Bitcoin’i doğrudan paraya çevirebiliyorlar. Siz bir Bitcoin cüzdanına sahipseniz, ABD’deki arkadaşınızın karmaşık abonelik işlemlerine bulaşıp Bitcoin cüzdanı açmasına ve aldığı Bitcoin’i paraya çevirmek için karmaşık Bitcoin borsalarında satmak için uğraşmasına gerek kalmadan, parayı doğrudan dolar olarak almasını sağlayabiliyorsunuz. Bunun için Goabra sistemine kayıtlı olan, adı sanı, adresi, iletişim bilgileri belli olan “vezne” kullanıcılardan birine 100 doları Bitcoin olarak gönderiyorsunuz. ABD’deki arkadaşınız da bu kişiyle iletişime geçiyor %1 kesintiyle parayı kendi hesabına aktarabiliyor.

Bitcoin’deki bu hızlı gelişmeleri anlayabilmek için ABD’de bir yeraltı akımı olarak yükselen “unbanked” (bankasız) yetişkinleri de anlamak gerekiyor.

ABD’de yaşayan ancak herhangi bir banka hesabı olmayan yetişkinlere “bankasızlar” ismi veriliyor. Bu kişilerin sayısı tahminen 10 milyon kişiye ulaşıyor. Aralarında ülkeye kaçak yollardan girenler veya bir şekilde devletten saklananlar ya da bankacılık sistemine güvenmeyen ve banka hesabı açtırmayanlar bulunuyor.

Yine de dijital çağda bu bankasız yetişkinlerin de yolu online dünyada bir ödeme işlemiyle kesişiyor ve o noktada Bitcoin devreye giriyor. Goabra gibi startup’lar da bu 10 milyon kişinin dijital para transferi ihtiyacından %1 komisyon alarak kazanç sağlamak istiyorlar. Yani yıllık yaklaşık 1-5 milyar dolarlık bir para transferinin banka hesaplarına hiç uğramadan bu yeni startupların üzerinden Bitcoin olarak geçeceğini tahmin edebilirsiniz. Bu da Goabra gibi sistemlerin yılda 10-50 milyon dolar gelir üretmesi anlamına geliyor.

Elbette bu yeni sistemde güvenlik zaafları büyük soru işaretleri olarak karşımızda duruyor. Birkaç yüz dolarlık transferler büyük sorun olmasa da binlerce dolarlık ödemelerin vezne kullanıcısı tarafından alı konmayacağına dair garantinin kim olacağı da henüz belli değil ama bu yeni mekanizma eğer kabul görürse Bitcoin ekosisteminin bankacılık sistemine çok ciddi bir gol atacağını ve Bitcoin ile finans dünyası arasındaki savaşın daha da büyüyeceğini tahmin etmek zor değil.

 

İTÜ Arı Teknkent’ten ABD çıkarması

0

arikent

Programa katılmaya hak kazanarak, 1 Ocak 2016 itibarıyla Amerika’ya giden dokuz teknoloji firması, Amerika’da kalacakları 1 aylık süre boyunca müşteri ve yatırımcılarla bir araya gelmeye hazırlanıyor.

ITU GATE ile 27 firma Amerika’ya açıldı

Programa dahil olan firmalar perakende sektöründen, çağrı merkezlerine, sigortadan gayrimenkule kadar birçok alanda teknoloji çözümleri üretiyor. Türkiye’de aldıkları iki aylık eğitimin ardından,programın Amerika ayağında İTÜ ARI Teknokent’in ofislerinin yer aldığı Amerika’nın önemli girişimcilik merkezleri Chicago 1871 ve San Francisco Galvanize’da yatırımcı ve potansiyel iş ortaklarıyla buluşuyor.

İTÜ ARI Teknokent Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Deniz Tunçalp, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “İTÜ ARI Teknokent olarak, öncelikli hedefimiz ülkemizin girişimcilik alanındaki gelişimine destek vermek ve bu projeleri uluslararası platformlarda tanıtmak. Bundan önce iki defa düzenlediğimiz programda firmalarımız önemli başarılar elde etti. Program ile şimdiye kadar 8 ITU GATE firması USA’da şirketlerini kurdu ve ticari faaliyetlerine başladı. Bu dönem giden dokuz firmamızın da önemli işbirlikleri kuracağına inanıyoruz. Türkiye’nin örnek gösterilen destek programlarından biri haline gelen İTÜ GATE Uluslararası Hızlandırma Programı’nı önümüzdeki yıllarda da sürdürerek, daha fazla firmamızın uluslararası arenada yer alması için çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.

İTÜ GATE Uluslararası Hızlandırma Programı’na katılacak dokuz firma ise şu şekilde sıralandı:

Alotech: Bulut hizmetleriyle çağrı merkezlerine esneklik, maliyet avantajı, yönetim ve kullanım kolaylığı kazandırmayı hedefliyor. (alotech.com.tr )

OBASE: Detailer adlı ürünüyle perakende sektöründe , stok fazlasını azaltma, satış, müşteri sayısı, müşteri sürekliliği, işgücü verimliliğini artırmayı amaçlıyor. (www.obase.com )

ODC İş Çözümleri Danışmanlık Ticaret AŞ: SmartMessage ürünü ile kullanıcıların tek bir ara yüz üzerinden tüm kampanyalarını yönetebileceği, veritabanında etkin bir filtreleme ile grup mesajlarını anında veya zaman planlı gönderebileceği ‘’merkezi’’ bir çözüm sunuyor. (www.odc.com.tr )

Mekansal İşler: UrbanStat platformu ile sigorta, gayrimenkul ve mekansal analitik sektörlerinde büyük kurumların maliyetlerini düşürmeyi planlıyor. (en.mekansalisler.com/ www.urbanstat.com)

LA Software Group: Şirketlerin maliyetlerini optimize etmesini, karlılıklarını artırmasını ve hızlı değer yaratımını sağlayan uzman çözümler sunuyor. (www.la.com.tr )

Wordego: İnternet reklamcıları ve web yayıncılarının gerçek zamanlı dijital reklam alışverişi yapabilmelerini sağlayan bir online reklam networkü sunuyor.(www.wordego.com)

SFS AŞ: Sigorta Sektörü için yazılım geliştirme, danışmanlık ve bilişim hizmetleri sağlıyor. (www.sfs.com.tr)

BARN Teknoloji Ticaret AŞ: Geliştirdiği 10xZone ürünü ile gıda sektöründe yer alan küçük ölçekli firmalara yönelik sadakat ve ödül programları düzenleyerek, müşteri bağlılığını artırmayı hedefliyor. (www.10xzone.com )

Monument Labs, Inc.: Monument, resim ve videoların tek bir yerde depolanarak otomatik organize edilmesini sağlayan bir akıllı depolama ürünü sunuyor. (getmonument.com)

Google, Play Store’da Temizlik Yaptı!

0

google play

Mobil güvenlik uzmanı Chris Dehghanpoor tarafından Google Play Store’da tespit edilen 13 zararlı yazılım kaldırıldı.

Dehghanpoor tarafından Google’a bildirilen kötü niyetli uygulamaların hepsi, yüksek indirme oranlarına ve olumlu yorumlara sahip. Google Play Store’dan kaldırılan uygulamalar;

– Cake Blast
– Jump Planet
– Honeycomb
– Crazy Block
– Crazy Jelly
– Tiny Puzzle
– Ninja Hook
– Piggy Jump
– Just Fire
– Eat Bubble
– Hit Planet
– Cake Tower
– Drag Box

Detaylı incelemeler yapan Dehghanpoor, uygulamaların arka planda başka uygulamalar indirdiğini, Play Store’da otomatik olarak olumlu yorumlar ve derecelendirmeler yaptığını belirtiyor.

Ayrıca uygulamalar Root’lu cihazlara kurulduğunda, fabrika ayarlarına çevrilse bile sistemde kalmaya devam ediyor. Güvenlik uzmanı, bu uygulamaları kurmuş olanların telefonlarına orijinal fabrika yazılımını sıfırdan yüklemelerini tavsiye ediyor.

 

Kaynak: ShiftDelete.Net

2016’da internet kullanıcı sayısı 3 milyarı aşacak

0

internet

Mobilite ve bulut bilişimin sağladığı avantajlarla desteklenen iş süreçleri, daha esnek çalışma koşullarını beraberinde getiriyor. Bu eğilimlerin iş hayatındaki yoğun kullanımıyla birlikte iş hayatında yeni nesil uygulamaların kullanımını da artırıyor. Değişen iş süreçlerinin hızlı, esnek ve kolay yönetilebilir olması, çalışanların motivasyonlarını doğrudan etkiliyor. Çalışanlar kişisel hayatlarında, sosyal medyada kullandıkları uygulamaların rahatlığını kurumsal uygulamalardan da bekliyor. Çalışanların beklentilerini göz önünde bulundurarak geleneksel iş süreçlerini değiştiren ve esnek çalışma modelini kullanıcıların hizmetine sunan Unify, geliştirdiği Circuit çözümü ile kullanıcıların farklı işletim sistemlerini birleştirerek, farklı cihazlar arasındaki uyumsuzluğu ortadan kaldırıyor. Bu uygulamada tüm mesajlar tek bir noktada birleşiyor. Ekip çalışanları, arkadaşlarının bulunduğu zaman dilimini görebiliyor, kullanıcının o anki ayarlarına göre uygun veya meşgul olup olmadığını anlayabiliyor.

2019’da dünyanın yarısı internete bağlanacak

Sektör bağımsız her firmanın en önemli gündem maddelerinden biri olan dijitalleşmenin önemine değinen Unify Türkiye Ülke Müdürü Erda Tütüncüoğlu, “e-Marketer raporuna göre, 2016 yılı başında internete bağlanan kullanıcı sayısının 3 milyarı aşması, dünya genelinde tablet kullanıcı sayısının 1 milyarı geçmesi bekleniyor. Raporda, 2019 yılına gelindiğinde, dünyadaki her iki kişiden birinin internete bağlanmış olacağı öngörülüyor. Dünyadaki gelişmelerin yanında, 2016 yılı başında, Türkiye’deki internet kullanıcı sayısının ise 45 milyona ulaşacağı ifade ediliyor. Telefonların, tabletlerin ve birbirinden farklı birçok cihazın iş hayatımızda yer aldığını düşünürsek, dijital dünyaya uyum sağlamanın ne kadar gerekli olduğunu anlıyoruz. Bütün iş süreçlerimizi yeni nesil çalışma şekline uygun olarak dönüştürdüğümüzü söylemek mümkün. Bu doğrultuda geliştirmiş olduğumuz Circuit isimli ürünümüz, kurumların ve çalışanların beklentileri göz önünde bulundurularak geliştirildi. Kurumların internet üzerinden toplantı yapmalarını ve seyahat masraflarını en aza indirerek önemli tasarruflar elde edilmesini mümkün kılan Circuit ile çalışanlar ofise değil, ofis çalışanların ayağına geliyor.” dedi.

2018’de dünya nüfusunun yüzde 48,2’si internet kullanacak

e-Marketer tarafından yayımlanan rapora göre, internet kullanıcı sayısı 2016 yılı başında yüzde 6,2 artarak 3 milyarı aşacak. 2016’da dünya nüfusunun yüzde 44,4’ü internete bağlanacak. Rapora göre, 2018 yılında dünya nüfusunun yüzde 48,2’sinin internet kullanacağı öngörülüyor. Ayrıca araştırmaya göre, İngiltere’de e-posta, iş yapış modelinde bir numaralı iletişim aracı. Bunu yüzde 75 ile paylaşılan takvimler ve linkler izliyor. CIO’lara göre, çoklu lokasyona sahip ve çalışan mobilitesi fazla olan şirketlerin çoğu, mobil iletişim işbirliğine önem veriyor ve bu konuya yatırım yapıyor. CIO’ların yüzde 46’sı saha çalışanlarını, mobil işbirliğinin en büyük yararlanıcıları olarak görüyor. Yüzde 36’sı mobil uygulama yönetimini en önemli başlık olarak görürken, yüzde 31’i ise mobil işbirliği hizmetlerinin genişlemesini stratejik bir öncelik olarak değerlendiriyor.

Gönderilen veya alınan dosyaları arama derdi bitiyor, her şey elinizin altında

İnternet tarayıcısı üzerinden kolayca ses, video, masaüstü ekran paylaşımı yapmayı sağlayan Circuit uygulaması, her işletim sisteminde kolayca çalışıyor. PC veya istenilen mobil cihaz üzerinden kullanıcılara bilgiye erişim, konferans, dosya paylaşımı gibi esnek çalışma imkânı tanıyan Circuit, mobilitenin ön planda olduğu yeni nesil iş hayatına yeni bir soluk kazandırıyor. Uygulama içerisinde konulara göre istenilen başlık açılabiliyor ve sadece izlenilmek istenilen konular takip edilebiliyor. Kullanıcılar, kendilerini ilgilendiren konu başlıklarında tüm yazışmaları kolayca takip edebiliyor. Circuit’in bir diğer avantajı da grup içerisinde paylaşılan dokümanların tek bir yerde toplanması. Böylece ekip çalışması içerisindeki kimin, hangi dosyayı ne zaman paylaştığı görülebiliyor, daha önce yazılanlar aranarak zaman kaybı yaşanmıyor.