İGA İstanbul Havalimanı tarafından yapılan açıklamada, Mehmet Yasir Koca’nın 18 Temmuz 2024 tarihi itibarıyla Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CFO) olarak göreve başladığı duyuruldu. Koca’nın İGA ve iştiraklerinin mali işlerinin yönetiminden sorumlu olacağı belirtildi.
Bilkent Üniversitesi İşletme Bölümü’nden Yüksek Şeref öğrencisi olarak mezun olan Mehmet Yasir Koca, master derecesini London Business School’da tamamladı. Çalışma hayatına 2013 yılında Garanti Bankası’nda Yatırım Bankacılığı alanında başlayan Koca, PwC, UniCredit, YDA Group firmalarında finans alanında yönetim görevleri üstlendi. 2017-2022 yılları arasında Kalyon Holding Kurumsal Finans Başkanlığı görevini yürüten Mehmet Yasir Koca, 2022 yılından bu yana Kalyon Enerji’de CFO (Finans ve Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı) olarak görev yaptı.
Dünyanın en büyük bilgisayar üreticilerinden Lenovo, bugün yaptığı resmi açıklama ile Dr. Tolga Kurtoğlu’nun şirketin yeni CTO’su olarak göreve başladığını açıkladı. Kurtoğlu, bu önemli görevi Dr. Yong Rui‘dan devraldı ve teknoloji dünyasında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Lenovo’nun yeni CTO’su Kurtoğlu, daha önce HP’de CTO’luk, HP Labs Global başkanlığı, Xerox Palo Alto Araştırma Merkezi CEO’luğuve Dell’de ürün geliştirme grubu liderliği gibi üst düzey pozisyonlarda görev almış bir isim. Özellikle otomasyon, makine zekası, sistem mühendisliği ve 3D/dijital üretim alanlarında geniş bir bilgi birikimine sahip olan Kurtoğlu, bu alanlarda çok sayıda patente sahip olup, birçok akademik makale yayımlamıştır. Bu birikim ve deneyimiyle, Lenovo‘nun teknoloji alanındaki yenilikçi çalışmalarına önemli katkılar sunması bekleniyor.
Lenovo Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Yuanqing Yang, bu atamayla ilgili olarak, “Donanım, yazılım ve yapay zeka teknolojilerindeki deneyimi, inovasyon liderliğimizi ve ‘Herkes için Daha Akıllı Yapay Zeka’ odağımızı daha da güçlendirecek,” diyerek, Kurtoğlu’nun şirkete katılımından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Dr. Tolga Kurtoğlu ise bu önemli görevle ilgili yaptığı açıklamada, “Lenovo’yu inovasyona olan cesur bağlılığı nedeniyle uzun zamandır takdir ediyorum. Tüm tüketicilerin ve şirketlerin yapay zekanın potansiyelini yakaladığı bir dönemde, Lenovo’nun portföyünün gelişimini hızlandırmak ve sektörleri dönüştüren, bireyleri güçlendiren güçlü, esnek ve aynı zamanda sorumlu yapay zeka çözümleri sunmak için dünyanın dört bir yanındaki araştırma ekipleriyle birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum,” ifadelerini kullandı.
Makine Öğrenmesi (ML) ve Yapay Zeka (AI) artık sadece bilimkurgu filmleriyle sınırlı değil. Gerçek dünyada, zaten buradalar ve geleceğimizi farkına bile varamayacağınız şekillerde şekillendiriyor. Özellikle Makine Öğrenimi, en acil sorunlarından bazılarına çözümler sunarak birçok sektörde devrim yarattı.
Makine öğrenmesi ve geleceğin teknolojileri
Rutin görevlerin otomatikleştirildiği ve çalışanların daha karmaşık ve değerli görevlere odaklanabildiği bir işyeri hayal edin. Envanter ihtiyaçlarını tahmin edebilen, müşteri sorularını doğru bir şekilde öngörebilen işletme artık hayal değil. İşletmeler, Makine Öğreniminin gücünden yararlanarak operasyonlarını dönüştürüyor ve verimliliklerini hızla artırıyor.
Makine Öğreniminin deneyimlerden öğrenme konusundaki yeteneği sayesinde verimliliği artırıyor. İşletmeler, bir zamanlar zaman alan çeşitli görevleri otomatikleştiriyor. İster e-postaları sıralamak, ister faturaları işlemek ya da spam tespit etmek olsun, Makine Öğrenimi çözümleri devreye giriyor ve insan çalışanların yükünü alıyor. Böylece yüksek vasıflı işgücü, yaratıcılıklarını, problem çözme becerilerini ve insani dokunuşlarını gerektiren faaliyetlere katılmakta özgür kalıyor.
Ancak Makine Öğreniminin büyüsü otomasyonla bitmiyor. Bu teknolojinin parlaklığı tahmin yeteneklerinde yatıyor. Makine Öğrenimi algoritmaları, geçmiş satış verilerini inceleyerek gelecekteki envanter ihtiyaçlarını şaşırtıcı bir doğrulukla tahmin edebiliyor. Bu, artık maliyetli fazla stoklama veya zarar verici eksik stoklama olmadığı anlamına geliyor. Her ürün doğru şekilde stoklanıyor ve bu da operasyonel verimliliği önemli ölçüde artırıyor.
Her başarılı işletmenin önemli bir ayağı olan müşteri hizmetleri, Makine Öğreniminin büyük bir sıçrama yaptığı bir başka alan.
Makine Öğrenimi iş dünyasını yeniden şekillendiren güçlü bir araç. Daha hızlı, daha verimli süreçlerin, gelişmiş müşteri hizmetlerinin ve daha akıllıca karar vermenin önünü açıyor. Dolayısıyla, geleceğe baktığımızda, Makine Öğreniminin iş verimliliğini yeni zirvelere taşımada çok önemli bir rol oynayacağı açık.
OpenAI, yapay zeka alanındaki çığır açan çalışmalarıyla bilinen bir şirket, devasa işletme maliyetleri nedeniyle iflasın eşiğine geldiği iddia edildi. Şirketin, 2024 yılında 5 milyar dolarlık bir zararla karşı karşıya kalacağı ve mevcut durumda 12 ay içinde likiditesini tüketeceği belirtiliyor.
OpenAI İflas tehlikesi
OpenAI, özellikle Microsoft tarafından yapılan 13 milyar dolarlık yatırımla destekleniyor. Ancak ChatGPT gibi büyük dil modellerini çalıştırmanın maliyeti oldukça yüksek. Sadece ChatGPT’yi aktif tutmak günde 700.000 dolara mal oluyor. Bu maliyet, daha gelişmiş modellerle birlikte artış gösteriyor.Rapora göre, OpenAI yapay zeka modellerini eğitmek için 7 milyar dolar, personeli için ise 1,5 milyar dolar harcamayı planlıyor. Bu rakamlar, sektördeki diğer oyuncuların 2024 yılı için tahmin ettiği harcamaları oldukça aşıyor.
Gelir tarafında ise şirket, ChatGPT’den yılda 2 milyar dolar, dil modellerinden erişim ücretlerinden ise 1 milyar dolar gelir elde ediyor. Ancak bu gelirler, artan maliyetleri karşılamaya yetmiyor.
Yapay Zeka sektöründe denge değişiyor mu?
OpenAI İflas tehlikesi OpenAI’ın bu durumu, yapay zeka sektöründeki hızlı büyüme ve rekabetin gölgesinde dikkat çekiyor. Microsoft, Apple ve Nvidia gibi dev şirketlerin yapay zekaya yaptığı yatırımlar sonucu büyük kazançlar elde ettiği bir dönemde, bu haber sektördeki dengelerin değişebileceğine işaret ediyor.
Sektör uzmanları, OpenAI’ın durumu hakkında farklı görüşlere sahip. Bazıları, bu durumun yapay zeka sektörünün henüz emekleme aşamasında olduğunu ve bu tür iniş çıkışların yaşanabileceğini belirtiyor. Diğerleri ise, OpenAI’ın başarısız olması durumunda yapay zeka alanındaki inovasyonun yavaşlayabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Gelecek ne getirecek?
OpenAI’ın geleceği, önümüzdeki aylarda yapacağı yeni yatırım arayışlarına ve sektördeki gelişmelere bağlı olacak. Şirketin bu zorlu süreci atlatıp atlatamayacağı, yapay zeka sektörünün geleceği için önemli bir soru olarak karşımızda duruyor.
Teknoloji, Stable Diffusion gibi yapay zeka modellerinden yararlanarak sanatı yeni bir aşamaya taşıyor. Yeni teknolojiler ile önemli çalışmalar, doğayla ilgili görüntüler, sesler, kokular, metinler ve iklim ölçümleri yapılıyor. En büyük veri setini içeren dünyanın ilk büyük doğa modeli de bunlar arasında yer alıyor.
Yapay zeka sanat eserleri ve sahiplik kavramı
Dünya Ekonomik Forumu tarafından görevlendirilen, yeni sanat ve teknoloji füzyonunu içeren iki önemli sanat eseri, Londra’daki Serpentine North Galerisi’nde sergilendi. Teknoloji, sanat dünyasını derinden etkiliyor ve sanatın nasıl olduğunu gösteriyor. Dijital araçlarla birlikte, sanatçılar olanaklarını ve sanatın ne olabileceğini genişleten bir dizi yeni teknik ve ortama sahip.
Ayrıca teknoloji, sanatçılara tarih boyunca özgün ifade biçimleri sağladı. Analogdan dijital yaratıma geçiş veya Empresyonizmin doğuşu gibi sanatsal hareketlerdeki büyük değişimleri örnek gösterebiliriz. Teknoloji ve bilimdeki gelişmeler sayesinde mümkün oldu. Bu gelişmeler, yaratıcı üretimin sınırlarını zorladı ve sanatçıların keşfetmesi için yeni ufuklar açtı. Teknoloji ile sanatçılar sanatsal ifadeye katkıda sağlıyor.
Sanatta teknoloji, geleneksel yaratıcılık biçimlerinin ötesine geçti. Yeni estetikler, sanal deneyimler, bilimsel kavramlar ve mantıksal akıl yürütmeler sunduğu için algıları zorlamada önemli bir rol oynadı. Böylelikle sanat ve teknolojinin birleşimi, yeni olasılıkları keşfetmeyi sağladı. İçinde yaşadığımız değişen dünyayı ve sanatçıların gelişimini ifade ettikleri yenilikçi yolları yansıtan sürükleyici deneyimler yaratmaya olanak tanıyor.
Çok az teknoloji, yapay zeka kadar geleceğimizi şekillendirme potansiyeli gösterdi. Tıptan mikrofinansa ve orduya uzanan alanlardaki uzmanlar, yapay zeka araçlarını değerlendiriyor. Bunların işlerini ve dünyalarını nasıl dönüştürebileceğini araştırıyorlar. Profesyoneller için yapay zeka, benzersiz bir dizi zorluk ve fırsat sağlıyor. Özellikle de algoritmaların büyük miktarda veriyi yeni içeriğe dönüştürmesi soruna neden oluyor.
Bu konu MIT Sanat Konseyi’nin (CAMIT) yıllık toplantısının bir parçası oldu. Bu toplantıda da yapay zeka ve sanatın birlikteliği gündeme geldi. Özellikle bu ikilinin bir arada yer aldığı çalışmalarda sahiplik kavramı karşımızda soru işareti olarak duruyor.
Samsung, amiral gemisi Exynos 2500 çipsetine odaklanırken, orta seviye cihazlar için de güncellemeler yapmaya devam ediyor. Bu doğrultuda, Galaxy A56 modelinde kullanılacak olan Exynos 1580 işlemcisi, Geekbench‘te yapılan performans testleriyle gündeme geldi. Bu testler, yeni çipsetin ne kadar güçlü olacağını ve rakiplerine karşı nasıl bir konumda duracağını göstermesi açısından büyük önem taşıyor.
Exynos 1580, performans açısından oldukça dengeli bir yapı sunuyor. 1 adet 2.91GHz hızında performans çekirdeği, 3 adet 2.60GHz hızında orta çekirdek ve 4 adet 1.95GHz hızında verimlilik çekirdeği olmak üzere toplam 8 çekirdeklibir yapılandırmaya sahip. Bu yapı, özellikle çoklu görevler ve enerji verimliliği açısından kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi hedefliyor. Benzer çekirdek konfigürasyonu, Exynos 1480 modelinde de görülmüştü, bu nedenle Exynos 1580‘nin selefiyle benzer bir segmentte yer alması bekleniyor.
Geekbench testlerinde Exynos 1580, tek çekirdek performansında 1.046 puan, çoklu çekirdek performansında ise 3.678 puan aldı. Exynos 1580 Bu skorlar, Snapdragon 888 ve Exynos 2100 gibi daha önce piyasaya sürülmüş çipsetlerle karşılaştırılabilir düzeyde. Ancak, yeni yonga seti, 2021’de tanıtılan Snapdragon 8 Gen 1‘in benzer testlerde aldığı 13xxve 4.3xx puanlarının gerisinde kalıyor. Bu durum, Exynos 1580‘nin halen en son amiral gemisi yonga setleriyle baş edebilecek güçte olmadığını gösteriyor. Ancak, Exynos 1480‘e kıyasla %17’lik bir tek çekirdek performansı ve %9’luk bir çoklu çekirdek performansı artışı sağladığı da göz ardı edilmemeli.
Exynos 1580‘nin resmi çıkış tarihi henüz açıklanmadı. Ancak Samsung’un Galaxy A5x serisi için geçmişteki lansman tarihleri göz önüne alındığında, Galaxy A56‘nın 2025’in ilkbaharında piyasaya sürülmesi bekleniyor. Samsung’un bu yeni işlemciyle kullanıcılarına nasıl bir deneyim sunacağı merakla bekleniyor. Şirketin, özellikle orta seviye segmentte rekabet gücünü artırmak için bu çipsette neler sunduğu, pazardaki konumunu etkileyecek önemli bir faktör olacak.
Son haftalarda, Çinli teknoloji şirketleri Amerikan sistemleriyle rekabet edebilecek düzeyde gelişmiş yapay zeka teknolojilerini tanıttı. Bu yenilikler, hızla piyasaya sunularak tüketiciler ve yazılım geliştiriciler için erişilebilir hale geldi.Şanghay’da düzenlenen Dünya Yapay Zeka Konferansı‘nda, Kuaishou’nun kurucusu Qu Dongqi, Kling adını verdikleri yapay zeka teknolojisiyle oluşturulmuş bir video sundu. Kling, Amerikan startup’ı OpenAI’nin video üreten yapay zekası Sora‘ya benzer bir teknolojiye sahip. Ancak, Kling’in Sora’dan farkı, duyurulmasından kısa bir süre sonra geniş bir kitleye açılması oldu.
Bir diğer Çin yapay zeka girişimi olan 01.AI, sohbet botları geliştirmek için kullanılan Yi-Large Global SOTA LLM adlı büyük bir dil modelini tanıttı. Bu model, performans testlerinde Amerikan rakipleri GPT-4 ve Llama-3 ile aynı düzeyde puan almayı başardı.
Çin, yapay zeka alanında iddialı
2022’nin sonunda ChatGPT’nin piyasaya sürülmesiyle ABD’de başlayan yapay zeka patlamasının ardından, Çinli şirketler de bu alanda hızlı bir ilerleme kaydediyor. Çinli geliştiriciler, açık kaynak kodu kullanarak mevcut yapay zeka teknolojilerini geliştirmek ve iyileştirmek için yoğun çaba harcıyor. Bu durum, Çin’in bu alanda lider bir konum elde etme amacını yansıtıyor.
ABD’nin ihracat kısıtlamaları, Çinli şirketlerin Nvidia’nın gelişmiş yapay zeka hızlandırıcılarına erişimini zorlaştırsa da, Çinli şirketlerin yazılım alanında Amerikan rakiplerini yakalaması mümkün görünüyor. ABD’de bazı kongre üyeleri, yapay zeka yazılımlarının ihracatını kontrol altına alacak bir yasa tasarısı hazırlarken, diğerleri ise açık kaynak teknolojilerinin kullanımını sınırlamaya çalışıyor. Ancak, bu tür kısıtlamaların, ABD’ye beklenen faydadan çok zarar verebileceği ifade ediliyor.
Çin’in bu alandaki ilerleyişi, ülkenin küresel yapay zeka pazarında önemli bir oyuncu olma yolunda kararlı adımlar attığını gösteriyor.
Google, yapay zeka teknolojilerini ürünlerine entegre etme konusundaki çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Bu kez de gözler, dünyanın en popüler internet tarayıcısı Chrome‘a çevrildi. Chrome’a eklenen yeni bir yapay zeka özelliği sayesinde, indirdiğiniz dosyalar çok daha detaylı bir şekilde taranacak ve olası tehlikeler hakkında anında uyarılacaksınız.
Google Güvenli Gezinti teknolojisi olarak adlandırılan bu yeni özellik, indirdiğiniz dosyaları zararlı yazılımlar, virüsler veya diğer tehditler açısından analiz ediyor. Eğer bir dosyada şüpheli bir durum tespit edilirse, Chrome size hemen bildirim gönderiyor. Bu bildirimler, farklı ikonlar, renkler ve açıklayıcı metinlerle destekleniyor, böylece olası tehlikeleri kolayca anlayabiliyorsunuz.
Daha kapsamlı koruma için gelişmiş koruma modu
Eğer daha da fazla güvenlik istiyorsanız, Chrome’un Gelişmiş Koruma modunu etkinleştirebilirsiniz. Bu mod sayesinde,indirilen dosyalar çok daha derinlemesine taranır ve potansiyel tehditlere karşı daha güçlü bir koruma sağlanır.
Google, bu yeni yapay zeka destekli özelliklerle kullanıcıların online deneyimini daha güvenli hale getirmeyi amaçlıyor.Şirket, bu sayede kullanıcıların endişe duymadan internette gezinip dosya indirebileceklerini belirtiyor.
Özetle, Google Chrome’a eklenen yeni yapay zeka özelliği, indirdiğiniz dosyalarınızı zararlı yazılımlara karşı korumanıza yardımcı oluyor. Bu sayede, internette daha güvenli bir şekilde gezinme deneyimi yaşayabilirsini
Yapay zeka alanında öncü kuruluşlardan biri olan OpenAI, SearchGPT adlı yeni nesil bir arama motorunu tanıttı. Bu yapay zeka destekli arama motoru, çevrimiçi bilgiye erişim şeklimizi köklü bir şekilde değiştirmeyi hedefliyor. SearchGPT, gelişmiş algoritmaları ve kullanıcı merkezli tasarımı ile geleneksel arama motorlarının ötesine geçerek daha sezgisel ve etkileşimli bir deneyim sunuyor.
SearchGPT‘nin en dikkat çekici özelliği, gelişmiş arama yetenekleri. OpenAI’nin dil modellerinin gücünü kullanarak, arama sorgularına yalnızca yüzeysel yanıtlar vermekle kalmayıp, aynı zamanda derinlemesine ve bağlamsal içgörüler sunuyor. Bu özellik, kullanıcıların hem güncel hem de alakalı bilgilere daha hızlı ve etkili bir şekilde ulaşmasını sağlıyor.
Özetleme ve atıf özelliği
SearchGPT‘nin bilgi özetleme kabiliyeti, kullanıcıların karmaşık bilgileri daha kolay anlamalarına yardımcı oluyor. Platform, sadece verileri tekrarlamak yerine bunları düzenleyerek net ve eyleme geçirilebilir özetler sunuyor. Ayrıca, verdiği bilgilerin kaynaklarını açıkça belirtmesi, kullanıcılarla güven oluşturuyor ve sunulan bilgilerin doğruluğunu doğrulamaya olanak tanıyor.
SearchGPT‘nin etkileşimli yapısı, kullanıcıların arama sürecine daha fazla dahil olmasına olanak tanıyor. Kullanıcılar, aramalarını derinleştirmek ve konular hakkında daha fazla bilgi edinmek için takip soruları sorabiliyorlar. Bu konuşma tarzı yaklaşım, arama deneyimini daha doğal ve ilgi çekici hale getiriyor.
Görsel cevaplar ve yayıncı ortaklıkları
Görsel öğrenmeyi destekleyen SearchGPT, metin tabanlı yanıtlarını tamamlamak için görsel cevaplar sunuyor. Bu özellik, bilgiyi daha anlaşılır ve akılda kalıcı hale getiriyor. Ayrıca, OpenAI’nin yayıncılarla yaptığı iş birliği, platformun sunduğu bilgilerin güvenilirliğini ve bütünlüğünü artırmayı hedefliyor.
SearchGPT, pazara girişiyle birlikte Google ve Bing gibi dev rakiplere meydan okumaya hazırlanıyor. Kullanıcı etkileşimini ve bağlam anlayışını ön planda tutan bu yeni arama motoru, arama motoru pazarında önemli bir değişim yaratma potansiyeline sahip. OpenAI’nin bu alandaki yenilikçi yaklaşımı, piyasada önemli bir pay elde etme fırsatı sunuyor.
Şu anda prototip aşamasında olan SearchGPT, kullanıcı güvenini sağlamak için içerik doğruluğu ve güvenilirliği gibi zorluklarla karşı karşıya. OpenAI, bu zorlukları aşmak için dikkatli adımlar atıyor.
SearchGPT gibi yapay zeka destekli arama motorlarının yükselişi, bilgi doğruluğu, verilerde önyargı ve kullanıcı gizliliği gibi etik ve pratik endişeleri de beraberinde getiriyor. OpenAI, bu konularda sorumlu bir yaklaşım benimsemek için çalışıyor.
Kullanıcı deneyimini geliştirme ve gelecek bizyonu
SearchGPT, kullanıcı deneyimini iyileştirme ve yayıncılara içerikleri üzerinde daha fazla kontrol sağlama taahhüdüyle, daha dinamik bir arama ortamı yaratma yolunda ilerliyor. OpenAI’nin uzun vadeli vizyonu, arama deneyimini daha alakalı ve güvenilir kılmak için sürekli iyileştirmeler yapmayı içeriyor.
SearchGPT’yi nasıl kullanırım
Şu anda sınırlı bir test aşamasında olan SearchGPT, genel erişime açık değil. OpenAI’nin web sitesindeki bekleme listesine katılarak platforma erişim için başvuruda bulunmak mümkün. Bu yeni arama motoru, gelecekte arama deneyimimizi nasıl şekillendireceğini merakla bekleyen teknoloji dünyası tarafından dikkatle izleniyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin yüksek teknoloji alanında büyük bir atılım yapma hedefi doğrultusunda önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Kacır, HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı çerçevesinde Türkiye’nin çip ve batarya üretim kapasitesini artırma planlarını detaylandırdı. Bu program, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımıyla kamuoyuna tanıtıldı.
Çip ve batarya üretimi için dev bütçe!
Bakan Kacır, programın otomotiv, beyaz eşya, elektronik, savunma ve havacılık gibi alanlarda kritik öneme sahip çiplerin yerli üretimini sağlamak üzere 5 milyar dolarlık bir kaynağa sahip olduğunu belirtti. Açıklamalarına göre, Türkiye, 65 nanometre ve daha küçük ölçekte çip üretim teknolojisine odaklanacak.
Geçtiğimiz yıl küresel çip pazarının 600 milyar doları aştığını vurgulayan Kacır, yapay zeka teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte Türkiye’nin bu alanda kendi ihtiyaçlarını karşılaması ve ihracat kabiliyetini artırmasının hedeflendiğini ifade etti.
Elektrikli araçlar ve enerji depolama sektörlerinde kritik öneme sahip olan bataryaların üretimi için de ciddi destekler sunulacak. Bakan Kacır, 2030 yılına kadar gerçekleştirilecek batarya üretimine, megavatsaat başına 6.000 dolara kadar hibe desteği sağlanacağını duyurdu. Bu desteklerle birlikte, Türkiye’nin 80 GWh kapasiteli bir batarya üretim kapasitesine ulaşması planlanıyor.
Çip üretimi için sağlanacak destekler
Yatırımcılar, çip üretimi için yatırımlarının yüzde 90’ına kadar sermaye katkısı alabilecekler. Ayrıca çeşitli finansal teşvikler ve hibe destekleri sunulacak. Vergi teşvikleri ve muafiyetleri ile yatırımcılara önemli avantajlar sağlanırken, istihdam destekleri de iş gücü oluşturma ve eğitim programlarına katkıda bulunacak. Yatırımlar için arazi tahsisleri yapılacak ve projelerin finanse edilmesine yardımcı olunacak.
Sermaye katkısı: Yatırımların yüzde 90’ına kadarı karşılanacak.
Hibe desteği: Çeşitli finansal teşvikler sunulacak.
Vergi teşvikleri: Yatırımcılara vergi muafiyetleri sağlanacak.
İstihdam destekleri: İş gücü oluşturma ve eğitim programları desteklenecek.
Yatırım yeri tahsisi: Yatırımlar için arazi tahsisi yapılacak.
Finansman desteği: Projelerin finanse edilmesine yardımcı olunacak.
Batarya üretimi için sağlanacak destekler
Batarya üretimi yatırımları için yatırımların yüzde 95’ine kadar hibe desteği sağlanacak. Bu alanda da vergi teşvikleri ve muafiyetleri sunulacak. İstihdam destekleri ile iş gücü oluşturma ve eğitim fırsatları desteklenecek.
Hibe destekleri: Yatırımların yüzde 95’ine kadar hibe desteği sağlanacak.
Vergi teşvikleri ve muafiyetleri: Üretim süreçlerinde vergi kolaylıkları sunulacak.
İstihdam destekleri: İş gücü oluşturma ve eğitim için destekler verilecek.
Bakan Kacır, bu büyük yatırım programı ile Türkiye’nin yerli talepleri karşılayarak yüksek teknoloji üretiminde küresel bir oyuncu haline gelmeyi amaçladığını vurguladı. Daha fazla bilgi ve başvuru için programın resmi web sitesi www.hit30.sanayi.gov.tr adresi ziyaret edilebilir.
Dijital Beslenme terimi, sosyal medya alışkanlıklarının zihinsel refahımız üzerindeki etkisini tanımlıyor. Sağlıklı dijital alışkanlıklar geliştirme ve dijital refahımızı iyileştirme konusunda rehberlik sağlıyor. Sidney merkezli bir psikolog olan Jocelyn Brewer bu alanda önemli bir çalışma yaptı. Dijital Beslenme, dijital platformların kasıtlı ve akıllı kullanımını ve dijital içeriğin bilinçli tüketimini yönlendirmek için suçluluk duygusundan uzak bir felsefe.
Sosyal medya algoritmaları ve günlük yaşam
Sosyal medya kullanımının ruhsal sağlık üzerindeki etkisini araştıran çalışmalar karışık sonuçlar üretiyor. Bazı çalışmalar dijital platformların potansiyel zararlı sağlık etkilerinden açıkça bahsediyor. Bazıları olumlu etkilerini vurguluyor.
Sosyal medya kullanımının ruhsal sağlık sonuçları çoğunlukla içerik türüne bağlı. Ayrıca çeşitli sosyal medya platformlarında geçirilen zaman da etkili oluyor. Siber zorbalık deneyimi veya şiddet içeren, cinsel ve nefret dolu içeriklere maruz kalmak süreci zorlaştırıyor. Özellikle çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler arasında kesinlikle ciddi olumsuz ruhsal sağlık etkileri olabiliyor. Buna karşılık, çevrimiçi platformlar aracılığıyla geliştirilen sosyal ve duygusal bağlantılar çok önemli. Sıklıkla sağlık eşitsizlikleri ve kronik sağlık sorunları yaşayan azınlık topluluklarının ruhsal sağlığını artırabiliyor.
Giderek artan bir kanıt havuzu, kendilerini çevrimiçi olarak dijital olarak geliştirilmiş görüntülerle karşılaştırmayı veya sosyal medya popülerliklerini başkalarıyla karşılaştırmayı amaçlayan kişilerin kaygı ve depresyon gibi olumsuz ruhsal sağlık sonuçları yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde, sosyal medya kullanımının beden imajı endişelerini tetiklediğini söyleyebiliriz. Yeme bozuklukları gibi ölümcül psikiyatrik hastalık riskini artırdığı buldu.
Buna karşılık, yalnız saatlerde biriyle çevrimiçi sohbet etmek veya sağlıklı sosyal ağlar kurmak gibi belirli olumlu sosyal medya deneyimlerinin mutluluk, anlam ve amaç, fiziksel ve ruhsal sağlık, karakter, yakın sosyal ilişkiler ve finansal istikrarla ilişkili olduğu gözlemlendi. Sosyal medya algoritmaları bu yönüyle günlük yaşamımızda kritik etkiye sahip.
Avustralyalı araştırmacılara göre, Nisan 2024’te çevrimiçi olması planlanan bir süper bilgisayar, insan beynindeki tahmini işlem hızına rakip olacak. DeepSouth adlı makine saniyede 228 trilyon işlem gerçekleştirebiliyor. Bu, sinir nöron ve sinaps ağlarını insan beyni ölçeğinde simüle edebilen dünyanın ilk süper bilgisayarı.
Nöromorfik bilgisayarlar ve gelecek hedefleri
DeepSouth, insan beyninin biyolojik süreçlerini taklit etmeyi amaçlayan nöromorfik bilişim anlamında bilinen bir yaklaşıma ait. Batı Sidney Üniversitesi’ndeki Uluslararası Nöromorfik Sistemler Merkezi’nden yönetilecek. Bununla birlikte beynimiz bildiğimiz en şaşırtıcı bilişim makinesi. Beyin, hesaplama gücünü trilyonlarca bağlantı (sinaps) aracılığıyla etkileşim kuran milyarlarca küçük birime (nöron) dağıtıyor. Yalnızca bir buzdolabı ampulünün kullandığı güce ihtiyaç duyuyor. Buna rağmen dünyanın en güçlü süper bilgisayarlarıyla rekabet edebiliyor.
Bununla birlikte süper bilgisayarlar genellikle çok fazla yer kaplayacak ve büyük miktarda elektrik gücüne ihtiyaç duyacak. Dünyanın en güçlü süper bilgisayarı olan Hewlett Packard Enterprise Frontier, saniyede bir kentilyondan biraz fazla işlem yapabiliyor. 680 metrekare (7.300 ft kare) alanı kaplıyor ve çalışması için 22,7 megawatt (MW) gerekiyor.
Beyinlerimiz, sadece 1.3-1.4 kg ağırlığında. Sadece 20 watt güçle saniyede aynı sayıda işlem yapabiliyor. Diğer şeylerin yanı sıra, nöromorfik bilgisayarlar bu inanılmaz verimliliğin sırlarını çözmeyi amaçlıyor.
30 Haziran 1945’te matematikçi ve fizikçi John von Neumann, yeni bir makinenin, Elektronik Ayrık Değişken Otomatik Bilgisayar’ın (Edvac) tasarımını açıkladı. Bu, modern elektronik bilgisayarı bildiğimiz haliyle etkili bir şekilde açıkladı. Onlarca yıldır, bir mikroçipteki transistör sayısı yaklaşık her iki yılda bir iki katına çıktı. Moore Yasası ismiyle bilinen gözlem etkili oldu. Böylelikle, daha küçük ve daha ucuz bilgisayarlara sahip olmamızı sağladı. Ancak, transistör boyutları artık atom ölçeğine yaklaşıyor. Bu küçük boyutlarda, aşırı ısı üretimi bir sorundur, aynı zamanda transistörlerin işleyişine müdahale eden kuantum tünelleme adı verilen fenomen de öyle.
Micron, dünyanın en hızlı veri merkezi SSD’si olarak nitelendirdiği 9550 Gen5’i resmen duyurdu. Bu yeni SSD, 14 GB/sn okuma hızlarıyla sınıfında zirve performans sunarken, yapay zeka yüklerine de hazır olarak tasarlandı.
Micron, sektördeki en hızlı kurumsal sürücüler olduğunu iddia ettiği Micron 9550 serisi SSD’lerini tanıttı. PCIe 5.0 x4arayüzüne sahip Micron 9550 Pro ve 9550 Max SSD’ler, gelişmiş dayanıklılık ve güç verimliliğinin yanı sıra kendi sınıfında rakipsiz performans vadediyor.
Öne çıkan özellikler
Micron’un 9550 serisi, PCIe Gen5 x4 arayüzüne ve 232 katmanlı 3D TLC NAND belleğe sahip firmanın tescilli NVMe 2.0b denetleyicisine dayanıyor. Sürücüler, 3,2 TB ile 30,72 TB arasında değişen kapasitelerde, günde bir veya üç sürücü yazma dayanıklılığının yanı sıra farklı sunucu türlerinin gereksinimlerini karşılamak için U.2, E1.S ve E3.S form faktörleriyle satışa sunulacak.
Performans değerleri
Micron 9550 NVMe SSD, 14,0 GB/s sıralı okuma hızları ve 10,0 GB/s sıralı yazma hızları sunuyor. Rastgele okumalarda 3,300 milyon IOPS ve rastgele yazmalarda 0,9 milyon IOPS elde ediyor. Böylelikle rakip benzer çözümlerden daha fazlasını vadediyor. Firmaya göre kritik AI iş yüklerinde rakiplere kıyasla %33, Big Accelerator Memory (BaM) ile GNN eğitiminde %60’a kadar daha hızlı performans sunuyor. Güç verimliliği tarafında ise Micron, GNN ve LLM eğitimi gibi yapay zeka iş yüklerinde benzer SSD’lere göre 9550 SSD’nin %43‘e kadar daha az güç tükettiğini söylüyor.
Farklı kullanım alanları için çeşitler
Micron, üst düzey veri merkezi SSD’lerini farklı çeşitlerde sunacak. Okuma-yoğun uygulamalar için Micron 9550 Prosürücüleri, DWPD dayanıklılık derecesi ile 3,84 TB, 7,68 TB, 15,36 TB ve 30,72 TB kapasitelerde; karma kullanım için Micron 9550 Max ise üç DWPD dayanıklılık derecesi ile 3,2 TB, 6,4 TB, 12,8 TB ve 25,6 TB kapasitelerde satışa sunulacak.
Nestle Türkiye, operasyonel süreçlerinde verimlilik ve çeviklik sağlamak amacıyla yapay zeka destekli bir çözüm olan Cere Insight’ı uygulamaya aldı. Türk teknoloji şirketi Cerebrum Tech tarafından geliştirilen bu yenilikçi araç, Nestle Türkiye çalışanlarının çalışma biçimlerini dönüştürmeye başlıyor.
Nestle, Cerebrum Tech tarafından geliştirilen Cere Insight’ı uygulamaya aldı
Cere Insight, temel olarak şirketin geniş ve detaylı iç literatürüne kolay erişim sağlayan yapay zeka destekli bir chatbot olarak hizmet veriyor. Çalışanlar, Cere Insight’ı kullanarak karmaşık bilgilere hızlı ve kolay bir şekilde ulaşabiliyor, sorularına doğru ve anında cevaplar alabiliyorlar.
Bu iş birliği sadece bir teknoloji uygulamasından öte, küresel bir dönüşüm projesi niteliği taşıyor. Cere Insight’ın geliştirilmesi ve entegrasyonu, Nestle ve Cerebrum Tech ekipleri arasında yakın bir iş birliğiyle global ölçekte gerçekleştirildi. Uygulama Nestle’nin mevcut sistemleriyle sorunsuz bir şekilde entegre olacak şekilde tasarlandı ve şirketin global API’larıyla da uyumlu hale getirildi.
Cere Insight ise bu noktada çok yönlü özellikleriyle dikkat çekiyor. Örneğin, çoklu dosya desteği sayesinde uzun belgeleri ve web sitesi içeriklerini özetleyebiliyor, büyük veri setlerinden anlamlı içgörüler çıkarabiliyor.
Ayrıca, kullanıcıların kodlama bilgisi gerektirmeden kendi özelleştirilmiş chatbot’larını oluşturmalarına olanak tanıyarak yapay zekayı herkes için erişilebilir hale getiriyor. Cere Insight’ın sunduğu bir diğer önemli avantaj ise, veri toplama ve analiz süreçlerini otomatikleştirerek zamandan tasarruf sağlaması ve ekiplerin daha stratejik görevlere odaklanmasını mümkün kılması.
Nestle Türkiye, Cere Insight’ın potansiyelinin farkında olarak bu yapay zeka destekli platformu “Bilgilerin Bilgesi Odin” adıyla küresel çapta kullanıma sunmayı hedefliyor. Bu sayede, şirket içindeki bilgi paylaşımı ve iş birliği daha da güçlendirilerek, operasyonel mükemmelliğe giden yolda önemli bir adım atılmış olacak.
Popüler metinden videoya yapay zeka üreticisi Runway‘in, yapay zeka modelini izinsiz olarak YouTube videolarıyla eğittiği tespit edildi. Runway, Gen-3 Alphaadlı video oluşturma aracıyla tanınıyor ve bu aracın yüksek kaliteli video üretim kapasitesi geçtiğimiz ay geniş çapta tanıtılmıştı. Ancak, son gelişmeler bu güçlü aracın eğitiminde kullanılan verilerin, büyük eğlence şirketlerine ve popüler içerik üreticilerine ait YouTube videolarını içerdiğini ortaya koydu.
404 Media tarafından elde edilen belgeler, Runway’in, Netflix, Disney, Nintendo, ve Rockstar Games gibi büyük eğlence şirketlerinin YouTube kanallarına ait videoları, ayrıca MKBHD, Linus Tech Tips, ve Sam Kolder gibi tanınmış içerik üreticilerinin videolarını kullanarak Gen-3 Alpha’yı eğittiğini ortaya koyuyor. Bu tür içeriklerin kullanımı, telif hakkı ihlalleri ve izinsiz veri kullanımı konularında ciddi endişelere yol açıyor.
Belgelerde, Runway’in Gen-3 Alpha’nın eğitiminde kullanılan veriler arasında 21.000 adet Washington Post, 10.000adet New York Times, ve 27.000 adet Wall Street Journal videolarının bulunduğu belirtiliyor. Ayrıca, Runway’in YouTube ve Google tarafından engellenmemek amacıyla proxy’ler kullanarak tüm bu videoları topladığı ifade ediliyor. Bu durum, Runway’in telif haklarına ve platform politikalarına karşı büyük bir ihlalde bulunduğunu gösteriyor.
This spreadsheet is a staggering document. Tens of thousands of channels, videos, websites (including piracy sites) marked as fodder for Runway's Gen-3, a model that's been widely praised for its quality and cinematics capabilities: https://t.co/s6VvQaIjyrpic.twitter.com/7ZY4M4Lzju
YouTube CEO’su Neal Mohan, YouTube içeriklerinin yapay zeka eğitiminde izinsiz olarak kullanılmasının platformlarının politikalarını açıkça ihlal ettiğini belirtti. Ancak, Runway’in telif hakkı ihlali suçlamalarıyla karşı karşıya kalan tek yapay zeka şirketi olmadığı vurgulandı. OpenAI‘nin CTO’su Mira Murati, yakında piyasaya sürülecek Soravideo oluşturucusunun eğitim verilerinin YouTube videolarını içerip içermediğinden emin olmadığını ifade etmişti. Benzer şekilde, Anthropic, Apple, Nvidia, ve Salesforce gibi diğer büyük teknoloji firmalarının da 170.000‘den fazla YouTube videosu üzerinde eğitim yaptıkları ve bu verileri doğrudan indirmeseler de yapay zeka modellerini eğitmek için kullandıkları tespit edilmişti.
Bu olay, yapay zeka endüstrisinin veri toplama ve kullanma yöntemleri konusundaki etik ve hukuki sorunları yeniden gündeme getiriyor. Telif hakkı ihlalleri ve izinsiz veri kullanımıyla ilgili tartışmalar, teknoloji dünyasında geniş yankılar uyandırmaya devam ediyor. Şirketlerin telif hakkı sahiplerinin haklarına saygı göstermesi ve veri kullanımında daha şeffaf olması gerektiği konusunda çağrılar artıyor.
Yapay zeka şirketlerinin bu tür ihlallerden nasıl kaçınabilecekleri ve platformların politikalarını nasıl daha iyi koruyabilecekleri, teknoloji dünyasının gelecekteki önemli tartışma konuları arasında yer alacak.
X veya eski adıyla Twitter, yine Elon Musk’ın sahibi olduğu xAI firmasının geliştirdiği üretken yapay zekâ aracı Grok’un eğitiminde kişilerin X mesajlarını ve içeriklerini kullanmaya başladı. Grok, sadece ücretli üyelere yönelik bir uygulama olsa da, tüm kullanıcıların gönderileri üzerinde eğitilmesine olanak tanıyan bu ayar otomatik olarak etkinleştirdi. Kullanıcıların verilerini korumak için tek şansı ise bu ayarı manuel olarak kapatmak.
Söz konusu ayar açıksa, X gönderilerinizin yanı sıra kullanıcı etkileşimlerinizi, girdilerinizi ve Grok ile elde ettiğiniz sonuçları eğitim ve ince ayar amacıyla kullanabiliyor. X, “bu aynı zamanda etkileşimlerinizin, girdilerinizin ve sonuçlarınızın da bu amaçlar için hizmet sağlayıcımız xAI ile paylaşılabileceği anlamına gelir” diye açıklıyor.
X’in mobil uygulaması üzerinden bu ayarı devre dışı bırakmak mümkün olmasa da, sosyal ağın masaüstü sürümünde bunu yapabilirsiniz. Bunun için izlemeniz gereken yol ise aşağıdaki adımları gerçekleştirmek.
X’in Grok veri paylaşım ayarları nasıl kapatılır?
1-) Masaüstünüzde X’in Ayarlar sayfasını açın.
2-) “Gizlilik ve güvenlik” düğmesini seçin.
3-) “Grok “u seçin ve kutunun işaretini kaldırın.
Ayarı kapattıktan sonra, “Konuşma geçmişini sil” düğmesine tıklayarak yapay zekâ ile konuşma geçmişinizi (varsa) silebilirsiniz.
Bu haftanın başlarında X’in sahibi Elon Musk, xAI’nin Grok büyük dil modelini “dünyanın en güçlü yapay zekâ eğitim kümesini” kullanarak eğitmeye başladığını söyledi. Musk, yapay zekâ modelinin “Aralık ayına [2024] kadar her ölçütte dünyanın en güçlü yapay zekâsı” haline geleceğini söyledi. Musk ve X’in, kullanıcıların geçmiş tweetlerini ve gönderilerini de kullanarak yapay zekâsını eğitmek için güçlü eğitim kümesinden daha fazlasını kullanmayı umduğu açık.
X, yapay zekâsını eğitmek için kullanıcı verilerini kullanan tek sosyal ağ değil; Meta da geçtiğimiz ay AB ve Birleşik Krallık kullanıcılarını, yapay zekâsını eğitmek için Facebook ve Instagram’daki herkese açık içeriği kullanmasına izin verecek bir değişiklik konusunda bilgilendirdi. Şirket sonunda düzenleyici baskısına boyun eğdi ve planlarını durdurdu.
2022 sonlarından bu yana başlayan ve özellikle 2023’te popüler oyunlarda sıkça yaşanan çökme sorunları, Intel kullanıcılarını oldukça zorlamıştı. Şirket, yaptığı açıklamada sorunun temel nedenini “yüksek çalışma voltajı” olarak belirledi ve bu sorunu gidermek için bir mikro yama geliştireceğini duyurdu. Bu yama, Ağustos ortasında tüm anakart üreticilerine dağıtılacak.
Intel, sorunu donanım yerine yazılımla çözmeye odaklandığı için ürünlerini toplatma veya satıştan çekme gibi bir adım atmayacak. Bu durum, sorun yaşayan kullanıcılar için garanti sürelerinin uzatılıp uzatılmayacağı veya iade süreçlerinin nasıl işleyeceği gibi soruları akıllara getiriyor.
Kullanıcılar endişeli
Mikro yamanın sorunu tamamen çözüp çözmeyeceği henüz netlik kazanmadı. Kullanıcılar ise bu durum karşısında endişeli. Özellikle yüksek performans bekleyen oyuncular, yaşanan bu sorunlardan dolayı büyük mağduriyet yaşıyor.
Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz uzmanlar, Intel’in bu yaklaşımının doğru olup olmadığı konusunda farklı görüşlere sahip. Bazı uzmanlar, yazılım güncellemesinin sorunu çözebileceğini düşünürken, bazıları ise donanım kaynaklı bir sorun olduğu için yazılım güncellemesinin yeterli olmayabileceğini belirtiyor.
Intel’in bu kararı, sektörde büyük yankı uyandırdı. Tüketici hakları savunucuları, Intel’in bu durum karşısında daha fazla sorumluluk alması gerektiğini savunuyor. Öte yandan, Intel yetkilileri, kullanıcıların sabırlı olmasını ve yamanın yayımlanmasını beklemesini istiyor.
TikTok, müzik severler için büyük bir yenilik sunuyor. Popüler sosyal medya platformu, kullanıcıların şarkıları mırıldanarak veya söyleyerek bulmalarını sağlayan “Sound Search” adlı yeni özelliğini tanıttı. Bu özellik, YouTube Music ve Shazam gibi müzik tanıma uygulamalarına güçlü bir rakip olabilir.
TikTok Sound Search özelliği nedir?
TikTok’un Sound Search özelliği, kullanıcıların şarkıların adlarını mırıldanarak, söyleyerek veya çalarak bulmalarını sağlıyor. Özellik, şarkı tabanlı trendlerin hızla değiştiği TikTok platformunda, kullanıcıların güncel trendleri kolayca bulmalarına yardımcı olacak. Şu anda bu özellik, belirli bölgelerdeki bazı kullanıcılar için erişilebilir durumda ve genel kullanıma sunulması için kesin bir tarih verilmiş değil.
Sound Search, Shazam ve YouTube Music ile nasıl karşılaştırılır?
TikTok’un Sound Search özelliği, YouTube Music’in şarkı algılama aracına benzer bir işlev görse de, Shazam’dan birkaç adım önde. Shazam, genellikle gerçek şarkıyı çaldığınızda işe yararken, Sound Search mırıldanarak veya söyleyerek de şarkıları tanıyabiliyor. Ayrıca, Sound Search, şarkının adını bulmanın ötesinde, şarkının kullanıldığı TikTok videolarını da gösterebiliyor.
Sound Search özelliğine nasıl erişilir?
TikTok kullanıcıları, Sound Search özelliğine uygulamanın arama çubuğuna gidip mikrofon simgesine tıklayarak ve Sound Search seçeneğini belirleyerek erişebilir. Bu yeni özellik, TikTok’un arama yeteneklerini daha da geliştirerek kullanıcı deneyimini artırmayı vaat ediyor. TikTok’un Sound Search özelliği, müzik ve video trendlerini takip eden kullanıcılar için önemli bir araç olabilir. Şarkıların anında bulunabilmesi ve bu şarkıların kullanıldığı videoların gösterilmesi, TikTok’un müzik ve video içeriklerinin keşfedilmesini daha da kolaylaştıracak.
TikTok’un Sound Search özelliği hakkında daha fazla bilgi ve güncellemeler için takipte kalın!
Kripto para borsalarına yönelik siber saldırılar hız kesmeden devam ediyor. Geçtiğimiz ay BtcTurk’te yaşanan ihlalin ardından bu ay başlarında da Bir hacker Ethereum’un posta listesi sağlayıcısını ele geçirdi ve 35.000’den fazla adrese kripto boşaltıcı çalıştıran bir e-posta göndermişti. Şimdi ise Amerikan kripto borsası Gemini’da bir ihlal yaşandığı rapor edildi. Gemini, etkilenen kişilere bir ay önce, 26 Haziran 2024’te bildirimler göndermeye başladı ancak mektupların bir örneğini ilk kez dün Kaliforniya’daki Başsavcılık Ofisi’ne sundu.
Bildirime göre Gemini, yetkisiz bir aktörün 3 Haziran ve 7 Haziran 2024 tarihleri arasında tedarikçisinin sistemlerini ihlal etmesiyle üçüncü taraf veri ihlaline uğradı. Olay, Gemini’nin (Automated Clearing House) ACH fon transferleri için kullandığı tam ad, banka hesap numarası ve yönlendirme numarası dahil olmak üzere Gemini’nin bazı müşterilerinin bankacılık bilgilerini etkiledi.
Kripto borsası, doğum tarihi, fiziksel adres, sosyal güvenlik numarası, e-posta adresi, telefon numarası, kullanıcı adı veya şifre gibi başka hiçbir bilginin servis sağlayıcının sistemlerinde barındırılmadığını ve tehlikeye atılmadığını söylüyor. Veri ihlali olayı şu anda kontrol altına alınmış gözüküyor ve harici uzmanların desteklediği bir soruşturma devam etmekte. Ancak, bu noktada başka bir bilgi mevcut değil.
Gemini tarafından gönderilen bildirimlerde, kullanıcılara gelen iletişimler konusunda dikkatli olmaları ve ifşa edilen bilgilerin bir kısmını kullanan dolandırıcılık belirtilerini aramaları tavsiye ediliyor. Ayrıca, insanlara olası saldırıları önlemek için Gemini’ye sağladıkları banka hesaplarında çok faktörlü kimlik doğrulamayı etkinleştirmeleri ve ek koruma önlemlerinin veya yeni bir hesap numarasının etkinleştirilmesini istemek için bankalarıyla iletişime geçmeleri söyleniyor.
Gemini ayrıca mektup alıcılarına kredi raporlarına dolandırıcılık uyarıları veya güvenlik dondurmaları yerleştirmeyi düşünmelerini tavsiye ediyor ancak etkilenen kişilere herhangi bir kimlik hırsızlığı koruma hizmeti sunmuyor.
Gemini, ilk olarak 2013 yılında ikiz yatırımcılar Tyler ve Cameron Winklevoss tarafından kurulmuştu. Winklevoss ikizleri, Facebook kurucusu Mark Zuckerberg’i fikri mülkiyet ihlali nedeniyle 2004 yılında dava etmeleri ve neticesinde 20 milyon dolar nakit ve 45 milyon dolarlık Facebook hisse senedi almaya hak kazanmaları ile tanınmıştı. 2013 yılında Bitcoin pazarına giren ikili o dönemde toplamda dolaşımdaki Bitcoin’lerin yaklaşık %1’ini son derece düşük fiyatlarla (8 – 11 dolar bandı) satın almışlardı. Bitcoin yatırımlarını sürdüren Winklevoss ikizlerinin günümüzde 70.000’in üzerinde (güncel değerleme ile 4,7 milyar dolarlık) Bitcoin sahibi olduğu düşünülüyor.
Winklevoss’ların sahibi olduğu Gemini 2022 yılında da 5,7 milyon kullanıcısının e-posta adresleri ve telefon numaraları da dahil olmak üzere iletişim bilgilerini ifşa eden üçüncü taraf bir satıcı tarafından büyük bir veri ihlaline uğramıştı. Çalınan veri tabanı dark web’de satışa sunuldu ve daha sonra bilgisayar korsanlığı forumlarında ücretsiz olarak sızdırıldı.
ABD’li teknoloji devi Apple, dünyanın en büyük akıllı telefon pazarı olan Çin‘de büyük bir darbe aldı. IDC‘nin yeni raporuna göre, Apple ikinci çeyrekte Çin’deki en çok satan markalar sıralamasında ilk beşin dışına düştü.
Yerli markaların yükselişi
Huawei gibi yerli Çinli markaların hızlı yükselişi, Apple’ı zor durumda bıraktı. Özellikle Huawei’nin yüzde 50‘lik etkileyici büyümesiyle ikinci sıraya yerleşmesi dikkat çekti. Vivo ise yüzde 17.1‘lik büyümeyle zirvedeki yerini korudu. Oppo, Honor ve Xiaomi de sırasıyla üçüncü, dördüncü ve beşinci sırada yer alarak rekabetin ne kadar yakın olduğunu gösterdi.
IDC verilerine göre, iPhone sevkiyatları bu dönemde yüzde 3.1 oranında düştü. Canalys ve Counterpoint Research gibi diğer araştırma şirketleri de benzer sonuçlara ulaşarak iPhone satışlarındaki düşüşü teyit etti. Apple, talebi artırmak için yaptığı indirimlere rağmen beklenen başarıyı elde edemedi.
Çin pazarının zorlukları
Apple’ın Çin pazarındaki zorlukları, sadece bu çeyrekle sınırlı değil. Yerli markaların güçlü rekabeti, artan milliyetçi duygular ve ekonomik yavaşlama gibi faktörler, Apple’ın büyümesini engelliyor. Analistler, Apple’ın Çin pazarında yaşadığı bu düşüşün uzun vadeli etkilerinin olabileceğini belirtiyor. Şirketin, Çinli tüketicilerin değişen ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilmek için yeni stratejiler geliştirmesi gerekiyor.
Apple’ın Çin’deki düşüşü, küresel teknoloji pazarında önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bu durum, hem Apple’ın geleceği hem de Çinli akıllı telefon pazarının dinamikleri hakkında önemli ipuçları sunuyor.