Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 580

En büyük blockchain game jam’lerinden Speedrun geri döndü!

Solana Foundation, Superteam, MagicBlock ve The76Devs ortaklığıyla blokzincir alanının en büyük blockchain game jam’lerinden Speedrun geri döndü! 

29 Haziran – 5 Temmuz tarihleri arasında bu yıl üçüncüsü düzenlenen online global Game Jam sürecinde $50.000 değerinde ödül havuzu ve ek fırsatlar katılımcılarını bekliyor. Global’de yarışacağın Speedrun Game Jam’e katılarak oyun alanındaki yeteneklerini yarıştırırken ekstra ödüller kazanabilir, web3 gaming workshop’una katılarak bu dünyaya adım atabilir, süreç sonunda oyununu yatırımcılara sunarak girişim yolculuğunu başlatabilirsin.

Game Jam teması kapsamında web2’deki oyununuzu web3’e taşıyarak ya da yeni baştan bir oyun geliştirerek farklı track’lerden bu yarışa dahil olmak mümkün. Daha önce hiç web3 teknolojileri kullanmayan ve bu alana ilgi duyanları ise online & fiziksel workshoplar ve Superteam Turkey ekibi tarafından sağlanacak mentörlük desteği bekliyor olacak.

Ayrıca 29 Haziran’da İstanbul’da Game Jam’in Türkiye’deki fiziksel etkinliğine katılım sağlayarak buradaki workshop, mentörlük ve ek ödüllerden faydalanabilirsin.

Sen de blockchain alanında oyun geliştirmek Game Jam sürecinde yer almak istiyorsan hemen başvur.

Başvuru için tıklayın.

SoftBank, Perplexity AI’e 3 milyar dolar yatırım yapacak!

Bloomberg News’in Perşembe günü bildirdiğine göre, Japon teknoloji yatırımcısı SoftBank Group Corp’un Vision Fund 2’si, ABD’li arama girişimi Perplexity AI’ye 3 milyar dolarlık değerlemeyle 10 milyon ila 20 milyon dolar arasında yatırım yapıyor.

Konuya yakın kaynaklara dayandırılan raporda, SoftBank yatırımının 250 milyon dolarlık daha büyük bir finansman turunun parçası olarak yapılacağı belirtildi.

Anlaşmanın kesinleşmediğini ve şartlarının hala değişebileceğini söylendi.

Perplexity yorum yapmayı reddederken, SoftBank da yorum taleplerine yanıt vermedi.

Perplexity’nin arama araçları, kullanıcıların kaynaklar ve alıntılarla sorulara anında yanıtlar almasını sağlar. OpenAI‘den Meta’nın açık kaynaklı modeli Llama‘ya kadar bilgileri toplayabilen ve üretebilen çeşitli büyük dil modelleri tarafından desteklenmekte.

San Francisco, Kaliforniya merkezli Perplexity AI, Ocak ayında aralarında Nvidia ve Amazon kurucusu Jeff Bezos’un da bulunduğu bir grup yatırımcıdan 520 milyon dolarlık değerlemeyle 73,6 milyon dolar topladı.

Şirket daha önce 2023 yılında pazarlamaya çok az para harcayarak 500 milyondan fazla sorguya yanıt verdiğini açıklamıştı.

Küresel yapay zeka yatırımları hız kazanıyor

Softbank yatırımı, küresel boyutta yaşanan yapay zeka patlamasından sonraya denk geldi. Son yıllarda yapay zeka alanında artan yatırımlar, teknolojinin hızla ilerlemesine ve geniş bir yelpazede yeniliklerin ortaya çıkmasına neden oldu.

Şirketler, sağlık, finans, otomotiv ve eğitim gibi sektörlerde yapay zekayı kullanarak verimliliği artırmayı ve maliyetleri düşürmeyi hedefliyor. Özellikle makine öğrenimi ve doğal dil işleme gibi alanlarda yapılan araştırmalar, yapay zekanın potansiyelini daha da artırıyor. Bu gelişmeler, geleceğin dijital dönüşümüne öncülük ediyor.

BTM, global arenada zirveye oynuyor

0

İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından kurulan Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM), girişimcilik ekosisteminde adından sıkça söz ettirmeye devam ediyor. Dünya çapında en iyi 5 kuluçka merkezinden biri seçilen BTM, Türkiye’den çıkan başarılı girişimlere ev sahipliği yaparak ülkenin girişimcilik potansiyelini gözler önüne seriyor.

BTM’nin düzenlediği ve bu yıl “Momentum” temasıyla gerçekleşen Sahne XL etkinliği, girişimcilerin projelerini yatırımcılara sunmaları için önemli bir platform oluşturdu. Etkinlikte, BTM’nin Ön Kuluçka ve Kuluçka programlarını başarıyla tamamlayan 18 girişim, projelerini tanıttı. Yapay zekâ destekli projelerin öne çıktığı sunumlar, geleceğin teknolojilerine dair heyecan verici sinyaller verdi.

İTO ve BTM Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, BTM’nin 7 yılda 9 binden fazla girişimciye ve 6 bine yakın girişime destek olarak önemli bir başarıya imza attığını vurguladı. Avdagiç ayrıca, BTM’nin Global Startup Ödülleri’nde “En İyi Kuluçka Merkezi” kategorisinde finale kalmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

BTM Genel Müdürü İbrahim Elbaşı ise, BTM’nin bu yılki hedefinin Global Startup Awards’da dünya birinciliği olduğunu belirterek, 8 Temmuz’a kadar devam edecek halk oylamasında herkesi BTM’ye destek vermeye davet etti.

Sahne XL etkinliğinde sunum yapan girişimler arasında; yapay zekâ destekli lojistik platformundan akıllı sulama teknolojilerine, mobil oyunlardan dijital sağlık platformuna kadar geniş bir yelpazede yenilikçi projeler yer aldı.

Etkinlikte sunum yapan girişimler ve faaliyet gösterdikleri alanlar ise şöyle:

SKYMOD Teknoloji: SKYMOD tercih edilen büyük dil modelini kullanarak yapay zekâ asistanları oluşturmayı sağlıyor ve işletmelerin operasyonel yüklerini azaltmak için diyalog tabanlı yapay zekâ projeleri geliştiriyor.

Yenesse: Yenesse havalimanı transferlerine odaklanıyor. Kullanıcılar şoför bilgileri ve araç detaylarına erişip online rezervasyon yapabilirken, taşımacılar da taleplere bağımsız olarak teklif sunabiliyor.

E-dison AI: E-dison mobilite sektöründe B2B2C SaaS yaklaşımıyla elektrikli araç şarj istasyonlarını akıllı hale getiren yapay zekâ modelleri üretiyor.

Heysem AI: HEYSEM AI görüntü işleme ve derin öğrenme teknolojileriyle fabrikalarda üretim verimliliğini arttırıyor. Fabrika kameralarıyla kullanıcıya gerçek zamanlı izleme ve optimizasyon sağlıyor.

Shipink: Shipink e-ticaret şirketlerine global kargo gönderimi sağlıyor. Üyeler kargo ücretlerini öğrenebiliyor, etiket yazdırabiliyor, uluslararası belgeleri otomatik oluşturup gönderileri kolayca takip edebiliyor.

Mangrov: Mangrov işletmeleri benzer ürün ihtiyaçlarını kolektif olarak satın almaya teşvik ederek ölçek ekonomisinden faydalanıp küçük kuruluşların endüstri devleriyle büyümesine olanak tanıyor.

KamyondaPOS: KamyondaPOS lojistik sektöründe yapılan navlun ödemelerini kredi kartı ile yapma kolaylığı sunarak bireysel nakliyecilerin finansal esnekliklerini artırıyor ve nakit paraya daha hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Mentor Özel Ders: Mentor Özel Ders Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinde okuyan veya mezun eğitmenleri öğrencilerle buluşturan bir pazaryeri. Öğrencilere akademik ve sosyal destek sağlamayı hedefliyor.

Upfolx: Upfolx İK platformu olarak şirketlere eğitim bütçeleri atama imkânı sunarken içerik sağlayıcılara tek bir SaaS platformu üzerinden erişim sunarak yapay zekâ destekli kişisel asistan hizmeti de veriyor.

Valufy: Valufy şirket değerlemesini geleneksel ve yeni nesil metotlarla birleştirip yapay zekâ destekli bir platform üzerinden sunarak hızlı, şeffaf ve uygun maliyetli bir değerleme imkânı sağlıyor.

MonitUp: MonitUp işletmelerin verimliliğini artıran bir üretkenlik aracı. Çalışan aktivitelerini izleyip geliştirilmesi gereken alanları belirliyor ve performansı iyileştirerek işletme maliyetlerini azaltıyor.

Aivigo: Aivigo kas-iskelet rahatsızlıklarının önlenmesi ve tedavisinde kişiselleştirilmiş çözümler sunan yapay zekâ destekli dijital sağlık platformu. Kurumlar ve sigorta şirketlerinin maliyetlerini de azaltıyor.

Anytime: Anytime kullanıcıların kendi takvimlerine göre iş başvurusu yapmalarını ve işverenlerin proje bazlı ihtiyaçlarını karşılamayı sağlıyor. “Akıllı Eşleşme” özelliği ise iş arayanları uygun ilanlarla buluşturuyor.

Yomio Drops: Yomio Dropsmeyve ve yoğurttan oluşan karışımı düşük sıcaklıklarda dondurup ve ardından vakum altında kurutarak uygulanan freeze dry ile besin değerlerini korumuş sağlıklı atıştırmalıklar üretiyor.

Dental Cepte: Dental Cepte diş hekimleri için gerekli olan medikal cihazlar, sterilizasyon malzemeleri, teknik servis, reklam ajansı hizmetleri gibi birçok farklı gereksinimi tek bir uygulama üzerinden sunuyor.

BlueOperation: BlueOperation IoT teknolojileri, yapay zekâ ve bina teknolojileri entegrasyonlarını kullanarak tesis yönetimi ve operasyonel iş süreçlerine yönelik çözümler üretiyor.

Fraktal Games Studio: Fraktal Games Studio sınırları zorlayan mobil bulmaca oyunları tasarlayarak oyuncuların düşünme becerilerini, yaratıcılıklarını ve öğrenme potansiyellerini en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor.

Akasu: AKASU yapay zekâ destekli otonom sulama teknolojileriyle küresel iklim krizine önlem alınmasına ve çiftçilerin ürün verimliliğinin artırılmasına yardımcı oluyor.

Zuckerberg’den “Tanrı yaratma” iddiası!

Meta CEO’su Mark Zuckerberg, Perşembe günü yayınlanan bir röportajında yapay zekânın geleceğine ilişkin görüşlerini dile getirirken “tek bir yapay zekâ” olmayacağına yürekten inandığını söyledi. Yapay zekâ araçlarını pek çok insanın kullanımına sunmak için açık kaynağın değerinden bahseden Zuckerberg, açık olmaktan uzak gördükleri isimsiz rakiplerinin çabalarını küçümsedi ve onların “Tanrı’yı yarattıklarını” sandıklarını söyledi.

Zuckerberg, Kane Sutter (@Kallaway) ile yaptığı yeni bir YouTube röportajında, “Teknoloji sektöründeki insanların ‘tek bir gerçek yapay zekâ’ inşa etmekten bahsetmelerini oldukça itici buluyorum” dedi ve ekledi: “Sanki Tanrı’yı ya da başka bir şeyi yarattıklarını düşünüyorlar ve… bizim yaptığımız bu değil. Biir yapay zekâ laboratuvarındaysanız… yaptığınız şeyin çok önemli olduğunu hissetmek istemenizi anlıyorum.  Ama bence gerçekçi olmak gerekirse, işler böyle yürümüyor. İnsanların telefonlarında kullandıkları tek bir uygulama yok. İnsanların tüm içeriklerini almak istedikleri tek bir içerik üreticisi yok. İnsanların her şeyi satın almak istediği tek bir işletme yok.”

Zuckerberg konuşmasında, insanların farklı ilgi alanlarını yansıtacak çok sayıda farklı yapay zekânın yaratılması gerektiğini söyledi. Şirket ayrıca Perşembe günü ABD’de, içerik oluşturucuların ve kullanıcıların Instagram’ın mesajlaşma sistemi aracılığıyla AI avatarları oluşturmasına olanak tanıyacak AI Studio yazılımının ilk testlerini duyurdu. Yapay zekâlar takipçilerinden gelen soruları yanıtlayabilecek ve insanlarla eğlenceli bir şekilde sohbet edebilecek ancak karışıklığa neden olmamak için “AI” olarak etiketlenecek.

Zuckerberg suçlamalarında Apple’ı mı hedef alıyor?

Meta CEO’su, kapalı yapay zekâ platformları kuran şirketlere atıfta bulunurken, insanlar için en iyi deneyimlerin bu şekilde yaratılacağına inanmadığını şu sözlerle ifade ediyor: “Farklı şeyler deneyen mümkün olduğunca çok sayıda insanı özgür bırakmak istiyorsunuz. Kültür tam olarak budur, değil mi? Bir grup insanın insanlar için her şeyi dikte etmesi değildir.”

Meta’nın lansman sırasında yalnızca OpenAI ile çalışmak yerine yapay zekâlarını Apple’ın işletim sistemlerine entegre etmek için Apple ile pazarlık yapmaya çalıştığı ancak reddedildiği bildiriliyor. Apple, gizlilik uygulamalarının yeterince güçlü olmadığına inandığı için Meta ile resmi görüşmelerde ilerlememeye karar verdi. Bir anlaşma olmazsa, Meta dünya çapında potansiyel olarak milyarlarca iPhone kullanıcısına erişimini kaybedecek.

Akıllı gözlükler ve VR yükselişte ama bu telefonların sonu değil

Röportajda Zuckerberg, şirketin Ray-Ban Meta akıllı gözlüğüyle kaydettiği ilerlemeye değinerek, bunun yolunun bir gün şu anda tam holografik ekranlar üzerinde yapılan çalışmalarla birleşeceğini söyledi. Bununla birlikte, ilkinin yakın vadede daha cazip olacağını söyledi.

Zuckerberg “Aslında bu gözlüklerde herhangi bir ekrana sahip olmadan önce bile kameralar, mikrofon, hoparlörler ve çok modlu yapay zekâ yeteneği ile harika bir deneyim yaratabileceğinizi düşünüyorum” dedi. Bir ekrana sahip olmamak maliyetleri de düşük tutuyor. Meta’nın akıllı gözlüğü yaklaşık 300 dolar, Meta Quest Pro ise 1.000 dolar.

Nörosinyal yakalayan akıllı bileklikler mi geliyor?

Zuckerberg, yakınsama öncesinde üç farklı ürün olacağını söyledi: ekransız akıllı gözlükler, baş üstü ekran türü ve tam holografik ekranlar. Sonunda, insanların beyinlerine bağlı sinirsel arayüzler yerine, bir gün elleriyle iletişim kuran beyinden gelen sinyalleri alan bir bileklik takabileceklerini söyledi. Bu, ellerini çok az hareket ettirerek nöral arayüzle iletişim kurmalarını sağlayacak. Hatta zamanla, insanların yazı yazmasına da olanak sağlayabilir.

Zuckerberg, bu tür girdilerin ve yapay zekâ deneyimlerinin hemen akıllı telefonların yerini alamayabileceği konusunda uyarıda bulundu. “Teknoloji tarihinde yeni bir platformun insanların eskisini kullanmayı bırakmasını sağlayacağını sanmıyorum. Sadece daha az kullanırsınız” dedi. Örneğin, insanlar 10 ila 15 yıl önce bilgisayarlarında yapabilecekleri işleri artık akıllı telefonlarında yapıyor. Ama bu bilgisayarlardan tamamen vaz geçmeyi beraberinde getirmiyor.

Zuckerberg “Bence bu gözlükler için de geçerli olacak” diyor ve ekliyor: “Akıllı telefon sahibi olmayı bırakacak değiliz. Sadece cebinizde kalacak ve gerçekten onunla bir şeyler yapmanız gerektiğinde çıkaracaksınız. Ama giderek daha fazla insanın şöyle demeye başlayacağını düşünüyorum: ‘Hey, bu fotoğrafı gözlüğümle çekebilirim. Bu soruyu yapay zekâya sorabilirim ya da birine mesaj gönderebilirim – gözlükle her şey çok daha kolay” demeye başlayacağını düşünüyorum.”

Çinli Loongson, Lenovo ile kurumsal iş yüklerine doğru ilerliyor!

Loongson, dün 53 yazılım geliştiricisinin talimat seti mimarisi (ISA) ile uyumlu 105 ürün oluşturduğunu duyurdu.

Lenovo listelenen satıcılardan biri. Loongson’un listesinde Çinli donanım üreticisinin bir sunucu sanallaştırma platformu, hiper birleşik yığın ve bir bulut yönetimi ürünü yer alıyor.

Ürün listesinde ayrıca sağlık sektörüne yönelik dikey uygulamalar, veritabanı/blockchain yönetim araçları, veri güvenliği ürünleri ve yedekleme uygulamaları da yer alıyor.

Yukarıda bahsedilen yazılımlar, Lenovo’nun bulut veya sanallaştırılmış ortamlarında çalışabiliyorsa, Loongson’un Çin’deki kurumsal alıcılara ulaşma şansı var; tabii bu potansiyel müşterilerin, Çinli çip tasarımcısının oluşturduğu nispeten mütevazı silikon üzerinde çalışmaktan memnun olması durumunda. Loongson’un mevcut amiral gemisi cihazı, 16 çekirdekli, 2.5GHz, 64-bit model LS3C5000.

Söylentilere göre halefi olan LS3C6000’in, AMD’nin 2020’de piyasaya sürülen Zen 3 çekirdeklerinin performansıyla eşleşeceği bildiriliyor.

Loongson, izin verilen lisanslı MIPS ve RISC-V ISA’lardan ilham alan teknolojiyi tercih ederek x86 veya Arm ile uyumluluktan bilinçli olarak kaçınıyor.

Kendi silikonunun ağa bağlı depolama cihazları satıcısı tarafından benimsendiğini açıklayan Çinli çip tasarımcısı için birkaç hafta iyi geçti. Bu tür makineler CPU’lardan çok fazla talep gerektirmiyor ve bulut bilişimin giderek daha fazla benimsenmesi göz önüne alındığında pek avantajlı bir pazar değil. Ancak ürünleri için başka bir uygulama alanı bulmak Loongson için oldukça olumlu bir gelişme.

Lenovo

Tıpkı geçen hafta Loongson CPU’ları üzerinde çalışan “bine yakın” masaüstü bilgisayarın Fuzhou şehrinin bir bölgesinde kendine yer bulduğu haberi gibi.

Çin, Batı teknolojisini yerli üretimlerle değiştirme yönünde giderek daha acil bir istek duyduğunu ifade etti; bu karar, yerel sanayiyi büyütmeye yönelik bir politika hedefinin yanı sıra yerli teknolojinin geliştirilmesinin gerekli olduğunun kabul edilmesiyle yönlendirildi. ABD öncülüğündeki yaptırımlar, en yeni ve en büyük bilgi işlem kitinin muhtemelen yakın zamanda Orta Krallık’a girmesine izin verilmeyeceği anlamına geliyor.

Lenovo’nun ürünlerinin Loongson mimarisi üzerinde çalışmasını sağlaması, Çin Malı donanımının kullanıcıların ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilmesi ve dolayısıyla eskiyen ve değiştirilmeleri gereken mevcut kurumsal teknoloji sitelerine daha uygun bir alternatif olması yönünde önemli bir adım.

Bu durum AMD ve Intel gibi şirketleri rahatsız edecektir. Çin’in bulutları, hükümetleri ve büyük işletmeleri (her biri bir milyar müşterisi olan iki telekom şirketi gibi) başka bir yerde bulunması zor büyüklükte müşteriler.

Bu nedenle Lenovo’nun Loongson’un uyumlu yazılımlar listesinde yer alması önemli. 

Chrome mobil uygulamasına yepyeni özellikler geliyor!

Duyurulan Chrome özellikleri arasında yerel arama sonuçları için yeni kısayollar, daha kolay gezinme için yenilenmiş bir adres çubuğu, trend olan arama önerileri, hayranlar için canlı spor kartları ve kullanıcıların tarama alışkanlıklarına hitap edecek daha kişiselleştirilmiş arama önerileri yer alıyor.

Özellikler yakında hem Android hem de iOS cihazlar için kullanıma sunulacak. 

Yeni özellikler arasında kullanıcıların ayarlara gitmeden belirli görevleri daha kolay gerçekleştirmelerine yardımcı olan Chrome Eylemleri de yer alıyor. Bu özellik artık yerel arama sonuçlarına da geliyor; bu, kullanıcıların yerel bir işletmeyi arayabileceği ve “Ara”, “Yol Tarifi” ve “Yorumlar” gibi kısayol düğmelerine hızlı bir şekilde erişebileceği anlamına geliyor.

Bu, şu anda Android cihazların Chrome’unda mevcut ve Google, bu sonbaharın sonlarında iOS için de bir sürümünü yayınlayacak. 

Google ayrıca iPad’ler ve Android tabletler için Chrome adres çubuğunu da geliştirdi. Yeni tasarım, kullanıcıların Chrome adres çubuğunu açmalarına rağmen o anda bulundukları web sayfasını görüntülemelerine olanak tanıyarak daha iyi bir gezinme deneyimi için daha büyük tablet ekranlarından tam olarak faydalanmalarını sağlıyor.

Google Chrome, üçüncü parti çerezleri devre dışı bırakıyor

Ayrıca iOS ve Android cihazlardaki Chrome tarayıcı, geçmiş aramalara dayalı yeni kısayol önerileri sunacak. Şirket, birisi Chrome’da “programlar” yazıp City Metro web sitesine sık sık tıklarsa, kullanıcı “programlar” araması yaptığında bu web sitesinin artık arama önerilerinde daha üst sıralarda görüneceğini açıkladı.

Bir diğer kullanışlı özellik ise daha önce yalnızca Android cihazlarda kullanılabilen trend aramalar. Google nihayet iOS’taki Chrome adres çubuğuna trend arama önerileri getiriyor ve kullanıcılara Google Arama’da hangi popüler aramaların gerçekleştiğini görme olanağı sağlıyor. 

Google ayrıca, kullanıcılara tuttukları spor takımının ne zaman oynadığını bildirmek ve en son maçlardan en son skorlar ve önemli anları içeren otomatik güncellemeler sağlamak için Chrome’un Keşfet Akışı’nın mobil sürümünde canlı spor kartlarını da kullanıma sundu. Kullanıcılar, Chrome mobil uygulamasındaki üç noktalı menüyü seçerek özelliği özelleştirebilirler.

Japonya, sporcularını kızılötesi kameralardan gizlemek için özel bir kumaş geliştirdi!

Radar sinyallerini dedektörlerden uzaklaştırarak tespit edilmekten kaçınan hayalet uçaklara benzer şekilde; kumaş, kızılötesi ışığı emip kameralara ve kızılötesi sensörlere ulaşmasını engeller.

Bazı cihazlar, gece görüş gözlükleri ve termal kameralar gibi kızılötesi algılamanın, görünmeyeni nasıl ortaya çıkarabileceğini istemeden de olsa gösterdi. İnsanlar üzerinde kullanıldığında kızılötesi fotoğrafçılık, bir kişinin vücut hatlarını veya ince bir giysi tabakasının altında giydiği iç çamaşırlarını ortaya çıkarabilir.

The Japan Times’a göre, 2020 yılında sporcular kızılötesi kameranın “sosyal medyada cinsel içerikli altyazılarla paylaşılan fotoğraflarını” keşfettikten sonra Japon Olimpiyat Komitesi’ne şikayette bulundular. O zamandan bu yana Mizuno, Sumitomo Metal Mining ve Kyodo Printing, atletik üniformalarda kullanılabilecek kadar esnek olan ve aynı zamanda sporcuları koruyan yeni kumaşı birlikte geliştirdi.

Mizuno tarafından paylaşılan deneylerde, “Oyun üniforması kumaşı” ve yeni kızılötesi emici kumaşın bir katmanı altında saklanan siyah bir “C” baskısı, kızılötesi kamera ile fotoğraflandığında neredeyse tamamen gizleniyor.

Yeni ışık emici kumaşın birden fazla katmanı olsa daha yardımcı olurdu, ancak sporcular yaklaşan Paris Olimpiyat Oyunları’nda beklenen aşırı sıcaklarla ilgili endişelerini dile getirdiğinden, üniformaların katılımcıları serin ve rahat tutarken istilacı meraklılara karşı koruma sağlama arasında bir denge kurması gerekiyor.

Her sene daha üst seviyede bir güvenliğe ihtiyaç duyuluyor!

2024 Paris Olimpiyat Oyunları öncesinde siber güvenlik önlemleri güçlendirildi. Paris Olimpiyat organizatörleri, oyunlar öncesinde siber güvenliği artırmak ve potansiyel siber saldırılara karşı koruma sağlamak için Cisco ve Eviden’ı görevlendiriyor.

Etkinlik, bilet ödeme bilgileri de dahil olmak üzere çok miktarda veri nedeniyle birincil hedef durumunda. Google’ın sahibi olduğu siber güvenlik firması Mandiant’ın bir raporu, çok sayıda hükümet yetkilisi ve üst düzey karar vericinin katılacağı için casusluk gruplarının bilgi toplamak için 2024 Olimpiyatlarını hedef alma ihtimalinin yüksek olduğu konusunda uyarıyor.

Unity eğitimi ile kendi oyun projenizi hayata geçirin!

Oyun geliştirme dünyasına adım atmak isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat sunan Sıfırdan İleri Seviye Unity ve Kariyer Geliştirme Programı, Co-Founder Academy, Skilled Hub ve BUG Lab TEKMER iş birliğiyle düzenleniyor. Oyun geliştirmeye yeni başlayanlardan deneyimli geliştiricilere kadar herkese hitap eden bu kapsamlı program, katılımcılara oyun geliştirme dünyasında sağlam bir temel oluşturma fırsatı veriyor.

Katılımcılar, Unity ile Oyun Geliştirme Bootcamp Programı’na kayıt yaptırdıklarında, oyun geliştirme dünyasında sağlam bir temel oluşturma fırsatı elde edecekler. Program, başlangıç seviyesinden deneyimli geliştiricilere kadar herkesi hedefliyor. Temel oyun geliştirme ve programlama konularında, oyun geliştiricilerin rolleri ve süreçleriyle tanışacaklar. Unity Editörü’nü etkin bir şekilde kullanmayı öğrenirken aynı zamanda C# programlama dilini kullanarak oyun mantığı oluşturmayı ve versiyon kontrol sistemlerini keşfetme fırsatı bulacaklar.

İş veya staj fırsatı bulabilecek miyim?

Evet! Programımız, %100 staj desteği sunuyor. Başarılı öğrencilerimiz, sektörün önde gelen firmalarında staj yapma fırsatı bulacaklar. Bu sayede, teorik bilgilerinizi pratiğe dökerek kariyerinize sağlam bir adım atabilirsiniz. Program boyunca kazandığınız yetenekleri gerçek dünya projelerinde uygulama şansı yakalayacaksınız. Ayrıca, staj yapacağınız firmalarla olan bağlantılarınız, mezuniyet sonrası iş fırsatlarını da beraberinde getirebilir. Eğitim boyunca size verilecek olan kariyer danışmanlığı hizmeti ile iş arama süreçlerinizi de en verimli şekilde yönetebilirsiniz.

Program sonunda sertifika sahibi olacak mıyım?

Kesinlikle! Programı tamamlayan her katılımcıya Skilled Sertifikası ve YTÜ Teknopark Katılım Sertifikası verilecektir. Bu sertifikalar, yetkinliklerinizi belgeleyerek kariyerinizde size avantaj sağlar. İş başvurularınızda bu sertifikalar, sizi rakiplerinizden öne çıkaracaktır. Sertifikalarınız, işverenlere alanınızdaki bilgi ve becerilerinizi kanıtlar nitelikte olacak ve profesyonel profilinizi güçlendirecektir. Ayrıca, bu sertifikalar sayesinde uluslararası geçerliliği olan yetkinliklerinizi de sergileme fırsatına sahip olacaksınız.

Eğitimler yüz yüze mi, yoksa online olarak mı gerçekleşecek?

Eğitimlerimiz Zoom üzerinden online olarak gerçekleşecektir. Böylece herkes, konumundan bağımsız olarak katılabilir. Online eğitimler, esneklik ve erişilebilirlik sunar. Bu eğitim modeli, zaman ve mekân sınırlamalarını ortadan kaldırarak yoğun programınıza uyum sağlar. Eğitimler sırasında interaktif oturumlar, canlı dersler ve anlık geri bildirimlerle eğitim sürecinizin etkin ve verimli olmasını sağlıyoruz. Ayrıca, ders kayıtlarına her zaman erişim imkânı sunarak öğrenme hızınıza ve tekrar ihtiyaçlarınıza göre dersleri tekrar edebilirsiniz.

Son başvuru tarihi nedir?

Unity Oyun Geliştirme programına kayıt için son tarih 30 Haziran 2024’tür. Bu tarihe kadar kayıt olabilirsiniz. Kayıt işlemlerini son tarihten önce tamamlamanız önemlidir. Erken kayıt yaptırarak programdan daha iyi faydalanabilir ve yerinizi garanti altına alabilirsiniz. Kayıt sürecinin ardından, hemen hazırlık materyallerine ve ön derslere erişim sağlayarak eğitime hızlı bir başlangıç yapabilirsiniz. Kayıt sürecinde karşılaşabileceğiniz tüm sorular için destek ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

Özetle, bu program, oyun geliştirme dünyasına adım atmak isteyenler için mükemmel bir fırsattır. Katılımcılar, Unity eğitimi ile sıfırdan başlayarak kendi oyunlarını geliştirme becerilerini kazanacak, staj ve sertifika fırsatlarıyla kariyerlerinde avantaj sağlayacaklardır. Online olarak gerçekleşecek eğitimlerle esnek ve erişilebilir bir öğrenme deneyimi sunan bu program, 30 Haziran 2024’e kadar başvurulara açıktır. Hemen başvurun ve oyun geliştirme dünyasında yerinizi alın!

📆 Son Başvuru Tarihi: 30 Haziran 2024
🔗 Başvuru Formu: bit.ly/4bxjwfH

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın!

İletişim Bilgileri: [[email protected]]

Elon Musk ve SpaceX, ISS’yi yok edecek!

NASA, anlaşmayı çarşamba günü duyurdu ve SpaceX bünyesinde “uzay istasyonuna yörüngesinden çıkma yeteneği sağlayacak ve nüfuslu bölgelere yönelik risklerden kaçınacak” bir araç “geliştirilip teslim edileceğini” bildirdi.

SpaceX “yörüngeden çıkış aracını” ürettikten sonra NASA onun mülkiyetini alacak ve işletecek.

NASA, Eylül 2023’te yörüngeden çıkarma aracı için teklif istedi. Uzay aracına ihtiyaç duyulmasının nedeni, NASA ve diğer ISS paydaşlarının yörünge yaşam alanının ömrünü doldurduğuna karar vermesi; gelecekteki keşifler için daha küçük ve özel mülkiyete ait uzay laboratuvarlarının daha iyi seçenekler olarak görülmesiydi.

İstasyon, 2021’de yörüngeden çıkarılan ve tamamı Dünya atmosferinde yanmayan 2.600 kilogram harcanmış pillerden çok daha fazla, 400 tondan fazla kütleye sahip. Yaklaşık 750 gramlık bir malzeme, Florida’daki bir evin çatısına çarparak tamirat ve diğer masrafları karşılamak için 80.000 dolar talep eden bir davaya yol açtı.

ISS yeterince büyük olduğundan enkaz, bir çatıda delik açmaktan çok daha fazla hasara neden olabilir; bu nedenle NASA, işin ilk seferde doğru yapıldığından emin olmak için SpaceX’ten özel bir araç istedi.

NASA’nın araca ve ISS’yi yok etmek için gereken operasyona ilişkin ilk tahmini bir milyar doların biraz altındaydı.

NASA’nın SpaceX ile yapılan anlaşmaya ilişkin duyurusu, “tek ödüllü sözleşmenin toplam potansiyel değerinin 843 milyon dolar olduğunu” belirtiyor ve aracın fırlatılma fiyatı da dahil olmak üzere diğer görev masrafları için bir miktar boşluk bırakıyor.

NASA ve diğer ISS ortak kurumları, yörüngeden çıkma aracının tamamen yeni bir araç mı yoksa mevcut bir tasarımı uyarlıyor mu olduğunu önemsemiyor.

Elon Musk, sözleşme ödülünü bir re-Xeet ile kabul etti, ancak SpaceX’in planları hakkında herhangi bir ipucu vermedi.

Şirketin ne yaratırsa yaratsın, 2029 yılına kadar hazır olması gerekiyor. Çünkü 2030 yılında ISS’i mezara göndermeyi planlıyorlar.

Bu arada NASA, çok daha küçük bir şeyin yörüngesinden ne zaman çıkabileceğini bulmaya çalışıyor: Acil durumlar dışında uçmaya uygun olmadığı düşünülen Boeing yapımı Starliner kapsülü.

ISS mürettebatının planladığı birkaç uzay yürüyüşü var ve bu da Starliner’ın ayrılışını en erken Temmuz ayına itecek.

Sonia’nın yapay zeka aracı, hastalara terapi desteği verecek!

Bir çalışma, OpenAI’in ChatGPT’sini zihinsel sağlık tavsiyesi için kullanan kişilerin %80’inin, bunun düzenli terapi seanslarına iyi bir alternatif olduğunu düşündüğünü ortaya koyuyor. Ayrı bir rapor, sohbet robotlarının depresyon ve anksiyete ile ilgili belirli semptomları azaltmada etkili olabileceğini buldu.

Öte yandan, terapist ile danışan arasındaki ilişkinin, diğer bir deyişle insani bağın; ruh sağlığı tedavisinde başarının en iyi belirleyicileri arasında olduğu iyice anlaşıldı.

Üç girişimci (Dustin Klebe, Lukas Wolf ve Chris Aeberli) chatbot yanlısı terapi kampında. Girişimleri Sonia, kullanıcıların bir iOS uygulaması aracılığıyla çeşitli konular hakkında konuşabileceği veya mesajlaşabileceği bir “Yapay Zeka Terapisti” sunuyor.

Sonia’nın CEO’su Klebe, bir röportajda şunları söyledi: “Bir yapay zeka terapisti oluşturmak, bir dereceye kadar, mevcut teknolojiyi yeniden paketlemek yerine yeni bir ilaç geliştirmeye benziyor.”

Üçlü, 2018 yılında ETH Zürih’te bilgisayar bilimi okurken tanıştı ve MIT’de yüksek lisans eğitimine devam etmek için birlikte ABD’ye taşındı. Mezun olduktan kısa bir süre sonra, ölçeklenebilir teknolojiye olan ortak tutkularını özetleyebilecek bir startup kurmak için yeniden bir araya geldiler.

Bu başlangıç ​​Sonia oldu.

Sonia, kullanıcıların uygulamadaki “terapi seansları” sırasında söylediklerini analiz etmek ve bunlara yanıt vermek için bir dizi üretken yapay zeka modelinden yararlanıyor. Bilişsel davranışçı terapi tekniklerini uygulayan uygulama, kullanıcılardan ayda 20 dolar veya yılda 200 dolar ücret alıyor.

Klebe, FDA onayı almayan Sonia’nın depresyon, stres ve kaygıdan ilişki sorunları ve yetersiz uykuya kadar çeşitli sorunlarla başa çıkabileceğini iddia ediyor. Klebe, insanların şiddet veya intiharı düşünmesi gibi daha ciddi senaryolar için Sonia’nın “acil durumları” tespit edecek ve kullanıcıları ulusal yardım hatlarına yönlendirecek “ek algoritmalara ve modellere” sahip olduğunu söylüyor.

YouTube, plak şirketlerini yapay zeka anlaşmalarına zorluyor!

Financial Times’a göre YouTube, Universal Music Group (UMG), Sony Music Entertainment ve Warner Records’a şarkılarının yapay zeka müzik araçlarını yasal olarak eğitmek için lisanslanması karşılığında toplu bir ödeme yapmayı teklif ediyor.

YouTube, Financial Times’a test aşamasında yalnızca on sanatçı tarafından desteklenen Dream Track’i genişletmeyi düşünmediğini ancak “diğer deneyler hakkında plak şirketleri ile görüşmelerde bulunduğunu” doğruladı. Rapora göre platform, “düzinelerce” sanatçının müziğini lisanslamayı hedefliyor ve bu, bunun yerine YouTube’un bu yılın sonlarında piyasaya sürmeyi planladığı yeni yapay zeka araçlarını eğitmek için kullanılacak.

YouTube’un bu lisanslar için ödemek istediği ücret açıklanmadı ancak rapor, bunların telif bazlı düzenlemeler yerine muhtemelen tek seferlik ödemeler olacağını söylüyor.

Ne olursa olsun, hem sanatçılar hem de onları temsil eden plak şirketleri muhtemelen biraz ikna edici olacaktır. Sony Music, AI şirketlerini içeriğinin “izinsiz kullanımına” karşı kapsamlı bir şekilde uyardı ve UMG, AI tarafından oluşturulan müziğe karşı yetersiz korumanın lisans müzakerelerinin başarısızlığa uğramasına neden olmasının ardından tüm müzik kataloğunu geçici olarak TikTok’tan çekmeye istekliydi.

Ocak ayında aralarında Billie Eilish, Pearl Jam ve Katy Perry’nin de bulunduğu 200’den fazla sanatçı, teknoloji şirketlerinin “sanatçıların haklarını ihlal etmek ve değerlerini düşürmek” için yapay zekayı kullanmayı bırakmaları çağrısında bulundu.

Bu tartışmaların haberi, Sony, Warner ve Universal gibi plak şirketlerini temsil eden Amerika Kayıt Endüstrisi Birliği’nin (RIAA), üretken yapay zeka müziği alanında en iyi iki şirkete karşı ayrı telif hakkı ihlali davaları açmasından birkaç gün sonra geldi.

Plak şirketleri, Suno ve Udio’dan gelen çıktıların “büyük ölçekte ses kayıtlarının lisanssız kopyalanması” kullanılarak üretildiğini iddia ediyor; RIAA, ihlal başına 150.000 dolara kadar tazminat talep ediyor.

Yakın gelecekte, tablonun nasıl bir hal alacağını daha iyi öngörmek mümkün olacak.

Google Çeviri, yüzlerce yeni dili destekleyecek!

Google Çeviri şimdiye kadar 133 dili destekliyordu, dolayısıyla şirketin şimdiye kadarki en büyük genişleme olduğunu söylediği bu genişleme önemli bir sıçramaya işaret ediyor.

Google’ın PaLM 2 AI dil modeli, Translate’in bu yeni dilleri öğrenmesine yardımcı oldu. Google’dan Isaac Caswell’in bir blog yazısında söylediğine göre; Hintçe’ye yakın olan Awadhi ve Marwadi gibi dilleri veya Seyşel Creole ve Mauritius Creole gibi Fransız kreol dillerini öğrenmede özellikle iyiydi.

Caswell, Çeviri’de yeni desteklenen dillerin listesinin “uzun süredir Google Çeviri için en çok talep edilen dillerden biri olan” Kantonca’yı da içerdiğini söylüyor. Castwell, “Kantonca yazılı olarak Mandarin Çincesi ile sıklıkla örtüştüğü için veri bulmak ve modelleri eğitmek zor oluyor.” dedi. Ayrıca, “yeni dillerin yaklaşık dörtte birinin Afrika’dan geldiğini.” de söylüyor.

Caswell, verdiği bir röportajda yeni dillerin çoğunun en az bir milyon kişi tarafından konuşulduğunu, “birkaç”ının ise yüz milyonlarca insan tarafından konuşulduğunu söylüyor.

Google çeviri

Google, yapay zeka hamlelerini her geçen gün genişletiyor!

Şirket, geçtiğimiz günlerde Gmail’de e-posta yazmanıza ve e-posta dizilerini özetlemenize yardımcı olabilecek yeni bir Gemini AI yan panelini kullanıma sundu.

Şirket ayrıca Gemini yan panelini Dokümanlar, E-Tablolar, Slaytlar ve Drive’a da ekledi. Yeni özelliklerin lansmanı, Google’ın geçen ay I/O geliştirici konferansında bu yeni AI hizmetlerini duyurmasının hemen ardından geliyor. Konferans, teknoloji devinin yeni AI tekliflerine odaklanmıştı.

Küçük işletmeleri bekleyen büyük tehlike!

Kaspersky‘nin analizine göre, bu yılın ilk çeyreğinde KOBİ’lerin yaşadığı enfeksiyon sayısı geçen yılın aynı dönemine göre %5 arttı. 2.400’den fazla firma, yazılım ürünlerinde gizlenen veya bu ürünleri taklit eden kötü amaçlı yazılım ve istenmeyen yazılımlarla karşılaştı. KOBİ ile ilgili yazılımların kılığına giren 4.110 benzersiz dosya dağıtıldı. Bu, yıldan yıla %8’lik bir artışı temsil ediyor ve bu aktivitenin artmaya devam edeceği anlamına geliyor.

Kaspersky siber güvenlik uzmanı Vasily Kolesnikov, “KOBİ’ler hedef olmadıkları yanılgısına kapılabilirler, ancak birbirine bağlı büyük bir ekosistemin parçasıdırlar ve siber suçlular herhangi bir zayıflığı istismar edecektir” dedi.

En yaygın saldırı türü, meşru yazılımları taklit ederek gelen Truva Atları olmaya devam ediyor. Truva Atı saldırıları, Ocak-Nisan ayları arasında 100.465’e ulaştı – 2023’ün aynı dönemine göre %7 artış gösterdi.

En sık kullanılan saldırı kanalı Microsoft Excel

Microsoft Excel, yeniden en sık saldırıya uğrayan kanal olarak birinci sıraya yerleşti. Microsoft Word ikinci, Microsoft PowerPoint ve Salesforce ise üçüncü sırada yer aldı. Kolesnikov, tehdit aktörlerinin Excel’i siber saldırılarda kullanma girişimlerini artırdığını belirtti.

Microsoft Excel‘in ofis ortamlarında yaygın olarak kullanılması, siber suçlulara büyük veri setlerinde kötü amaçlı verileri gizleme ve manipüle etme olanağı sağlar” dedi.

Diğer büyük tehditler arasında, 17.320 saldırı kaydedilen DangerousObjects kötü amaçlı yazılımı yer alıyor – bu, 2023’e göre yaklaşık yedi bin daha fazla ve yıl bazında en hızlı yükselen tehdit olarak dikkat çekiyor.

Son yıllarda, Kaspersky‘nin gözlemlediği bir trend, Microsoft hizmetlerini taklit eden web sayfalarının yayılması oldu. Bu teknik, işletmelerin tek bir yazılım paketine bağımlılığını istismar ediyor.

Aynı zamanda, saldırganlar meşru Facebook altyapısını kullanarak kurumsal sosyal medya hesaplarını ele geçiriyor. Kaspersky, birçok durumda sahte sosyal medya giriş sayfaları tespit etti.

Kolesnikov, “Tüm KOBİ’ler için, herhangi bir kurumsal varlığa erişim politikalarının net olması ve personelin temel siber güvenlik kurallarına uyması gerektiğini sürekli olarak hatırlatmak kritik öneme sahiptir” dedi.

Audi, ChatGPT’yi seçti!

0

Audi, müşterilerine daha iyi bir deneyim sunmak için yapay zekanın potansiyelinden yararlanmaya devam ediyor ve üçüncü nesil modüler bilgi-eğlence sistemi (MIB 3) ile E3 1.2 elektronik mimarisine sahip mevcut ve gelecek modellerine ChatGPT entegrasyonunu duyurdu.

Yeni Q6 e-tron gibi araçlar ve E3 1.2 elektronik mimarisine sahip gelecek yeni modeller, Audi asistanının bir uzantısı olarak Cerence Chat Pro aracılığıyla ChatGPT’ye sahip olacak. Bu sayede sürücüler, gelişmiş sesli kontrol özelliğiyle bilgi-eğlence, navigasyon ve klima sistemlerini yönetebilecek ve genel konularda sorular sorabilecek.

Doğal dil kullanarak bilgi talep etme olanağı, sürücülerin gözlerini yoldan ayırma ihtiyacını azaltarak sürüş güvenliğini artırıyor. ChatGPT, Microsoft Azure OpenAI Hizmeti üzerinden sunuluyor ve otomotiv sınıfı bir ChatGPT entegrasyonu sağlayan Cerence Inc. tarafından geliştirilen Chat Pro çözümünü temel alıyor.

Audi İç Mekan, Bilgi-Eğlence ve Bağlantı Geliştirme Başkan Yardımcısı Marcus Keith, ChatGPT’yi sesli kontrole sorunsuz bir şekilde entegre ederek her iki uygulamanın da güçlü yönlerini bir araya getirdiklerini belirtiyor.

Keith, “Sesle kontrol edilen bir dizi işleve ek olarak, müşterilerimiz artık yapay zekâ tabanlı bilgiye basit ve güvenli bir şekilde erişebilecekler. Bu, Audi araçlarında sınıfının en iyisi kabin içi deneyimine doğru atılan bir sonraki adımdır.” dedi.

Audi, yeni E3 1.2 elektronik mimarisine sahip modellerde bulunan ve yeni Audi Q6 e-tron modeliyle ilk kez tanıtılan kendi kendine öğrenen sesli asistanını geliştirdi. Sürücüler, asistanı her zamanki gibi “Hey Audi” diyerek veya direksiyon simidindeki bas-konuş düğmesini kullanarak etkinleştirebiliyor.

Audi asistanı, bir araç işlevini yerine getirip getiremeyeceğini, bir varış noktası arayıp aramayacağını veya hava durumu tahmini verip veremeyeceğini otomatik olarak algılıyor. Yalnızca genel bilgi gerektiren sorular ChatGPT’ye yönlendiriliyor.

Tüm işlevler Audi asistanına entegre edildiği için sürücüler sorunsuz bir deneyim yaşıyor. Veri güvenliği en üst düzeyde tutuluyor ve optimum gizlilik sağlamak için tüm sorular ve cevaplar işlemden sonra siliniyor. Ayrıca, ChatGPT hiçbir zaman araç verilerine erişemiyor.

Gelecekte, sürücülerin doğru lastik basıncı gibi araçla ilgili sorular sorabilmesi de mümkün olacak. Cerence gibi büyük dil modellerinin kullanımı, bu ve diğer birçok kullanım senaryosunun önünü açıyor. Audi, müşteri deneyimini iyileştirecek hizmetler ve ürünler sunmanın yanı sıra iş süreçlerini optimize etmek için yapay zekanın potansiyelinden tam olarak yararlanmayı hedefliyor.

Yapay zeka, tasarımda yaratıcı bir itici güç olarak, İK bilgi aktarımında bir sohbet botu olarak ve üretimde kalite kontrolünü desteklemek gibi çeşitli alanlarda kullanılıyor. Gövde yapımında nokta kaynaklarının kontrolü ve pres atölyesinde yapay zekâ tabanlı çatlak tespiti, markanın yapay zeka alanındaki en son uygulamaları arasında yer alıyor.

Audi aynı zamanda, davranış ilkelerinde ve bir ilkeler bildirgesinde yapay zekânın sorumlu bir şekilde kullanılmasını da taahhüt ediyor. Uyumluluk, yönetmelik (AB Veri Yasası ve AI Yasası) ve etik kurallar doğrultusunda, çalışanlar yapay zekâyı geleceğe yönelik bir şekilde kullanmak üzere eğitiliyor.

Bounce Watch 2,5 Milyon Euro değerleme üzerinden yatırım aldı!

0

Kasım 2023’te Cem Ötkün ve Sedat Yusuf Ergüneş tarafından Amsterdam’da kurulan girişim, ilk 6 ay içinde dikkat çekici bir başarıya imza atarak hızlı bir büyüme kaydetti. Bounce Watch Yatırım turuna katılan melek yatırımcılar arasında Aylin Kosova Bilgin, Can Üzel, Deniz Güven, Dora Güçsav, Gülin Yücel ve Süha Güçsav yer aldı. Bounce Watch, girişim sermayesi dünyasına gerçek zamanlı veri ve içgörüler sunarak hem girişim keşfetme sürecini iyileştiriyor hem de girişim performansını izliyor. Ayrıca, platformun anlaşma akışı yönetimini kolaylaştırdığı ve gerçek zamanlı şirket izleme, kişiselleştirilmiş sektör haberleri ve otomatik keşif gibi özellikler sunduğu belirtildi.

Platform, bugüne kadar 250 binden fazla girişim, 40 binden fazla yatırımcı ve 300 binden fazla gerçekleşmiş yatırım verisine erişti. Bounce Watch’un sunduğu veriler arasında alınan yatırımlar, ekip büyüklükleri ve değişiklikleri, teknolojik kapasiteler, web sitesi detayları ve trafik değişimleri, haberlerde yer alma, sosyal medya aktiviteleri gibi kişiselleştirilebilir metrikler bulunuyor.

Bounce Watch‘un ağırlıklı olarak Avrupa, ABD ve Kanada’daki girişimlerin verilerine odaklandığını belirten Kurucu Ortak & CEO Cem Ötkün, yatırım ile ilgili yaptığı açıklamada, önümüzdeki yıl içinde bu pazarlara açılmayı ve yatırımcılara kişiselleştirilmiş raporlama ve analiz hizmetleri sunmayı hedeflediklerini vurguladı.

Apple’ın 1 Milyar dolarlık yatırımı gecikecek!

0

Apple, Kuzey Carolina’da planlanan büyük yeni kampüs projesini ertelediğini açıkladı. Firma, 2021 yılında Kuzey Carolina’ya 1 milyar dolardan fazla yatırım yapacağını ve bu yatırımın Raleigh ve Durham’daki Araştırma Üçgeni bölgesinde yeni bir mühendislik ve araştırma merkezini içereceğini duyurmuştu.

Ancak bu duyurudan bu yana kampüs üzerinde sınırlı bir ilerleme kaydedildi ve Apple, bugüne kadar inşaat hakkında herhangi bir güncelleme yapmadı. Apple, kampüs üzerindeki çalışmaları durdurduğunu ve projenin zaman çizelgesini dört yıl uzatmak için çalıştığını söyledi.

Apple, Kuzey Carolina'daki Kampüs projesini dört yıl erteledi

Gecikme için herhangi bir neden belirtilmedi, ancak Apple Kuzey Carolina’da inşaat yapma taahhüdünü yineledi. Açıklamada, “Apple, Kuzey Carolina’da yirmi yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteriyor ve burada ekiplerini büyütmeye derinden bağlı. Son üç yılda Raleigh’deki ekibimize 600’den fazla kişi ekledik ve önümüzdeki yıllarda yeni kampüsümüzü geliştirmeyi dört gözle bekliyoruz” denildi.

Apple, geçen yıl inşaatın ilk aşaması için geliştirme planları sunmuştu, ancak projenin kesin zaman çizelgesi hiçbir zaman net değildi. Apple’ın Research Triangle Park olarak adlandırdığı kampüsün planları, toplam 700.000 metrekare ofis alanı, 190.000 metrekare ek alan ve 41 dönümlük alanda yaklaşık 3.000 park yeri içeren altı bina ve bir otopark garajı içeriyor.

Meta’nın ‘AI ile Üretildi’ etiketi hatalı çalışıyor!

Şubat ayının başlarında Meta, sosyal ağlarında ilk kez yapay zekâ araçlarıyla oluşturulan fotoğrafları etiketlemeye başlayacağını duyurmuştu. Meta, Mayıs ayından bu yana Facebook, Instagram ve Threads uygulamalarında bazı fotoğrafları düzenli olarak “Made with AI” etiketiyle etiketliyor. Ancak zaman zaman etiketlerin yanlış konulması dikkat çekiyor.

Mark Zuckerberg’in sahibi olduğu sosyal medya devinin fotoğrafları etiketleme yaklaşımı, özellikle de AI araçları kullanılarak oluşturulmamış fotoğraflara “Made with AI” etiketini eklemesi üzerine kullanıcıların ve fotoğrafçıların tepkisini çekti. Meta’nın bu etiketi yapay zekâ ile oluşturulmamış fotoğraflara otomatik olarak eklediğine dair pek çok örnek var. Kolkata Knight Riders’ın Hindistan Premier Ligi Kriket turnuvasını kazandığı aşağıdaki fotoğraf bu örneklerden birisi.

Yine dikkat çekici bir şekilde, etiket yalnızca mobil uygulamalarda görülebiliyor, web’de görülemiyor. Diğer pek çok fotoğrafçı da fotoğraflarının yanlışlıkla “Yapay Zekâ ile Üretildi” etiketiyle etiketlenmesinden duydukları endişeyi dile getirdi. Onlara göre bir fotoğrafı bir araçla düzenlemek bu etikete tabi olmamalı.

Her türlü efekt ve düzeltme otomatik olarak AI damgası mı yiyor?

Eski Beyaz Saray fotoğrafçısı Pete Souza bir Instagram paylaşımında fotoğraflarından birinin yeni etiketle etiketlendiğini söyledi. Souza, Adobe’nin kırpma aracının çalışma şeklini değiştirdiğini ve JPEG görüntüsü olarak kaydetmeden önce “görüntüyü düzleştirmeniz” gerektiğini söyledi. Bu eylemin Meta’nın algoritmasını bu etiketi eklemesi için tetiklediğinden şüpheleniyor. Souza, “Asıl can sıkıcı olan, işaretini kaldırmış olmama rağmen gönderinin beni ‘Yapay Zekâ ile Üretilmiştir’ ibaresini eklemeye zorlaması” diyor.

Meta ise şirketin etiketlerin bir görüntüde kullanılan yapay zekâ miktarını yansıttığını gösterme yaklaşımını tekrar değerlendirdiklerini söylüyor. Meta sözcüleri “Amacımız her zaman insanların yapay zekâ ile üretilmiş bir içerik gördüklerinde bunu anlamalarına yardımcı olmak olmuştur. Elbette her konuda olduğu gibi bu konuda da son geri bildirimleri dikkate alıyoruz ve etiketlerimizin bir görüntüde kullanılan yapay zekâ miktarını yansıtması için yaklaşımımızı değerlendirmeye devam ediyoruz” diyor.

Şubat ayındaki bir blog yazısında Meta, etiketi tespit etmek için görüntülerin meta verilerini kullandığını açıklamıştı.  Şirket o dönemde “Görünmez işaretleri – özellikle de C2PA ve IPTC teknik standartlarındaki “AI tarafından oluşturulan” bilgileri – tanımlayabilen endüstri lideri araçlar geliştiriyoruz, böylece Google, OpenAI, Microsoft, Adobe, Midjourney ve Shutterstock’tan gelen görüntüleri, araçları tarafından oluşturulan görüntülere meta veri ekleme planlarını uygularken etiketleyebiliyoruz” diyordu. Ancak  sözümona “endüstri lideri” araçlar belli ki saptama konusunda önemli bir yanılgı payıyla çalışıyor.

Şimdilik Meta, bir fotoğrafçının fotoğrafını temizlemek için bir araç mı kullandığını yoksa oluşturmak için yapay zekâ mı kullandığını belirtmek için ayrı bir etiket sağlamıyor. Kullanıcılar için bir fotoğrafta ne kadar yapay zekâ kullanıldığını anlamak zor olabilir. Meta’nın etiketinde “Bu gönderideki içeriği oluşturmak veya düzenlemek için Üretken Yapay Zekâ kullanılmış olabilir” ibaresi yer alıyor.

Birkaç ay içinde yapılacak ABD seçimleriyle birlikte, sosyal medya şirketleri yapay zekâ tarafından üretilen içeriği doğru bir şekilde ele alma konusunda her zamankinden daha fazla baskı altında olacaklar. Üstelik yapay zekâ ile oluşturulmuş görseller ile gerçek fotoğraflar arasındaki fark giderek küçülüyor. Örneğin geçtiğimiz haftalarda Miles Astray adlı bir fotoğrafçı, Flamingone isimli gerçek fotoğrafıyla yapay zeka kategorisinde bir fotoğraf yarışmasını kazandı!

Salesforce’un rakibi Creatio 200 milyon dolar fon topladı!

Teknoloji devi Salesforce ile rekabet eden ve müşteri ilişkileri yönetimi için düşük kodlu bir yazılım platformu olan Creatio, yaptığı bir açıklama ile yeni bir finansman turunda 200 milyon dolar toplamaya başardıklarını duyurdu. Böylece firmanın değeri 1,2 milyar dolara çıkarak yeni bir unicorn firmanın doğmasını sağlamış oldu.

Sapphire Ventures liderliğindeki fonlama, Creatio’nun gelirinin birkaç yıl boyunca yıllık %50 oranında artmasının ardından geldi. StepStone Group ve mevcut yatırımcılar Volition Capital ve Horizon Capital de finansman turuna katıldı. Daha önce Creatio, birkaç yıl süren “bootstrapping” sürecinin ardından 2021 yılında 68 milyon dolar toplamıştı; bu da şirketin dış finansman sağlamadan ayakta kalması anlamına geliyor. Tüm bu pozitif haberlere karşın şirketin hala kâr etmiyor oluşu ise dikkat çekici.

Creatio’nun kurucusu ve CEO’su Katherine Kostereva konuyla ilgili olarak, “Creatio’nun temelini oluşturan düşük kodlu otomasyon platformu, iş akışlarınızı anında otomatikleştirme özgürlüğü sağlıyor” diyor ve ekliyor: “Ortak yatırımcılarımızın aramıza katılmasından dolayı çok mutluyuz, ancak strateji üzerindeki kontrol de kurucu ekipte kalmaya devam edecek.”

2014 yılında kurulan Creatio, Polonya ve Ukrayna da dahil olmak üzere yedi küresel ofiste 700 kişiyi istihdam ediyor. Müşteri ilişkileri yönetimi alanında Salesforce ile rekabet eden firma AMD, Coca Cola ve MetLife gibi orta ve büyük ölçekli şirketlere hizmet veriyor. Şirket, pazarlama ve satışla ilgili görevlerde otomasyonu hızlandırmak için üretken yapay zekayı (AI) kullanarak ürün geliştirmesini daha da hızlandırmak için yeni finansmanı kullanmayı planlıyor.

Yatırıma öncülük eden Sapphire Ventures’ın genel müdürü Rajeev Dham’a göre, düşük kodlu ve kodsuz girişimler 2021’deki fonlama çılgınlığından sonra bir durgunluk yaşarken, Creatio belirli iş süreçlerine odaklanmasıyla öne çıkıyor. Dham, Creatio’yu benzerlerinden ayıran özelliği ise şu şekilde tanımlıyor: “Sadece genel amaçlı, kodsuz bir platform değiller. Oldukça büyük bir pazara odaklanırken, mimari açıdan esnek bir arka uca sahip kodsuz bir platformlar”.

Düşük kodlu ve kodsuz platformlar, genellikle arka ofis işlevleri olarak adlandırılan perde arkasındaki tüm işleri yönetir. Bu platformları tercih eden kullanıcılar, istenen her bir işlev ve yetenek için satır satır kod yazmak yerine bir akış şeması hazırlar gibi uygulamalar oluşturabilirler. Bu platformlar ayrıca genellikle deneme, prototip oluşturma, test etme ve dağıtmaya olanak tanıyan özelliklere sahiptir. Güvenlik özellikleri ise yeni uygulamaları potansiyel siber saldırılardan korumak için özellikle önemlidir.

Falcon Heavy fırlatma ve inişte göz kamaştırdı!

SpaceX’in Falcon Heavy roketi ABD Kennedy Uzay Merkezi’nin Fırlatma Kompleksi’nden, fırlatma yöneticilerinin bir gün önce sadece %30 kabul edilebilir hava şansı öngören tahminlere rağmen uygun hava koşullarını bulmasıyla fırlatıldı. Roketin görev yükü olan GOES-U hava durumu uydusu, Falcon Heavy’nin ikinci kademesinden kalkıştan dört buçuk saat sonra, kademenin uyduyu sabit bir transfer yörüngesine yerleştirmek için üç yanma dizisini tamamlamasının ardından başarıyla konuşlandırıldı.

Falcon Heavy’nin fırlatılma anının yanı sıra, dünya yüzeyine iniş anı da etkileyici görüntülere sahne oldu. SpaceX’in sahibi Elon Musk, iki Falcon Heavy yan çekirdeğinin iniş anını sosyal medya platformu x’te (eski adıyla Twitter) paylaştı.  Bu fırlatma Falcon Heavy’nin toplamda 10’uncu, Ekim 2023’te fırlatılacak Psyche asteroid görevinden sonra NASA’nın sözleşme imzaladığı ikinci fırlatma oldu. Bir başka Falcon Heavy de bu Ekim ayında NASA için Europa Clipper görevini fırlatacak.

Fırlatma aynı zamanda NOAA’nın bir SpaceX roketiyle ilk kez bir GOES hava durumu uydusu fırlatması oldu. Önceki üç GOES-R uydusu United Launch Alliance’ın Atlas 5 roketleriyle fırlatılmıştı, ancak NASA SpaceX’e Eylül 2021’de GOES-U’nun Falcon Heavy ile fırlatılması için 152,5 milyon dolarlık bir sözleşme verdi. ULA, elinde Atlas roketi kalmadığı için teklifini geri çekti.

GOES-U, Lockheed Martin tarafından Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi için inşa edilen Geostationary Operational Environmental Satellite (GOES) R uydu serisinin dördüncü ve son uydusu. Yörüngeye girdikten sonra GOES-19 olarak yeniden adlandırılacak olan uzay aracı yörüngede devreye alınacak ve ardından GEO’da 75 derece doğuya taşınarak operasyonel GOES-Doğu uydusu olarak GOES-16’dan görevi devralacak.

Uydu, önceki üç GOES-R uydusuna benzer bir yeryüzü ve uzay bilimleri aletleri paketi taşımakla birlikte, güneşi gözlemlemek için Kompakt Koronagraf (CCOR) aletini de içermekte. CCOR, yaklaşık 30 yıllık Solar and Heliospheric Observatory uzay aracının yerini alarak, uzay havasını etkileyen patlamalar ve koronal kütle atımları için güneş koronasını izleyecek.

Meteoroloji uzmanları, ilk üç GOES-R hava durumu uydusu tarafından sağlanan gözlemlerin hava durumu tahminlerini önemli ölçüde geliştirdiğini söylüyor. Ulusal Hava Servisi Direktörü Ken Graham 24 Haziran’daki fırlatma öncesi brifinginde “GOES-R serisi uydular bizim için oyun değiştirici oldu” dedi ve ekledi “Serinin 2016’daki ilk fırlatılışından bu yana, en son GOES serisi, hayat kurtarmaya ve mülkleri korumaya yardımcı olmak için yeni ve geliştirilmiş tahminler, uyarılar ve hizmetler sağladı.”

GOES-R serisindeki yeni özellikler arasında bir yıldırım haritacısı da yer alıyor.

Kripto varlık yasası TBMM’den geçti!

0

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), uzun zamandır beklenen ve kripto varlık piyasasını düzenlemeyi amaçlayan kanun teklifini onayladı. Yeni yasa, Sermaye Piyasası Kanunu’nda (SPK) değişiklikler yaparak, kripto varlık hizmet sağlayıcıları için yeni kurallar, yükümlülükler ve cezalar getiriyor.

TBMM, kripto varlık yasa tasarısını kabul etti

Kripto varlık yasasının temel amaçlarından biri, yatırımcıları korumak ve piyasada güvenli ve şeffaf bir ortam oluşturmak olacak. Bu kapsamda, tüm kripto varlık hizmet sağlayıcılarının SPK’dan faaliyet izni alması zorunlu hale getirildi.

Ayrıca bu firmaların belirli bir sermaye şartını karşılamaları ve TÜBİTAK tarafından belirlenen bilgi sistemleri ve teknolojik altyapı kriterlerine uyması gerekecek.

Yeni yasa ile kripto varlıkların ihracı, satışı ve dağıtımı da SPK’nın yetki alanına giriyor. Bu işlemlerin tamamı kayıt altına alınacak ve manipülatif eylemlere karşı 6 milyon liraya kadar para cezası uygulanacak. Piyasa dolandırıcılığı, piyasa bozucu eylemler ve bilgi suistimali gibi suçlara karşı da cezalar getirildi.

Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının mali denetimleri SPK tarafından yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşları yapılacak. Yasa, müşterilere ait nakit ve kripto varlıklara ilişkin tedbir, haciz ve benzeri taleplerin doğrudan hizmet sağlayıcılar tarafından karşılanmasını da öngörüyor.

İzinsiz faaliyet gösterenler ise ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalacak. Bu firmaların yetkililerine 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ve yüksek miktarda adli para cezası verilebilecek.

Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, yurt dışında yerleşik kripto varlık hizmet sağlayıcılarının da Türkiye’deki faaliyetlerini sonlandırmaları gerekiyor. Bu firmaların, Türkiye’de ikamet eden kullanıcılara yönelik hizmetlerine son vermeleri için 3 aylık bir süre tanındı.