Meta CEO’su Mark Zuckerberg, katıldığı bir YouTube söyleşisinde, Instagram ünlüleriyle yapay zeka aracılığıyla sohbet edilebileceğini duyurdu. Bu yeni özellik sayesinde, Instagram’da ünlülere gönderilen DM’lere doğrudan cevap alınmasa bile yapay zeka botları aracılığıyla yanıtlar alınabilecek ve sohbet devam edebilecek.
Instagram, yapay zeka alanında yeni bir adım atarak AI Studio adlı özelliğini tanıttı. Bu özellik sayesinde, içerik üreticileri ve Instagram ünlüleri kendi yapay zeka destekli chat botlarını oluşturabilecekler. Bu botlar, fenomenlerin ve ünlülerin tarzını, kişiliğini ve karakterini yansıtacak şekilde tasarlanacak. Kullanıcıların gönderdiği DM’lere mantıklı ve rasyonel cevaplar verecek olan bu botlar, aynı zamanda çeşitli içerik önerilerinde de bulunabilecek.
Mark Zuckerberg, bu özelliğin şu an sadece ABD’de sınırlı sayıda Instagram fenomeni ve içerik yöneticisine sunulduğunu ve hala geliştirilme aşamasında olduğunu belirtti. Kullanıcıların gerçek biriyle konuştuklarını sanmamaları için, sohbet sırasında ‘AI’ veya ‘Beta’ gibi ifadeler kullanılacak.
Etkileşim ve bağlantılar artacak
Instagram, bu yenilikle birlikte içerik üreticilerinin takipçileriyle daha yakın bir bağ kurmalarını ve etkileşimi artırmalarını hedefliyor. Yapay zeka chatbotları, takipçilerin sorularına daha hızlı ve etkili bir şekilde yanıt vererek hem takipçi sayısının hem de Instagram kullanıcı sayısının artmasına katkı sağlayabilir.
Küresel yayılma bekleniyor
ABD’de başarılı olması halinde, bu yeni özelliğin diğer ülkelere de yayılması planlanıyor. Sizler bu yeni özellik hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizlerle paylaşabilirsiniz.
Windows 95 ve tercihe göre Windows 3.11 ile çalışan, dünyanın en yavaş bilgisayarı olarak tanıtılan Pocket 386 satışa çıktı. Retro severlerin büyük bir ilgi göstermesi beklenen ve sadece işlemcisi bile 40 sene önce piyasaya sürülmüş olan bu taşınabilir cihazda Doom ve Commander Keen gibi oyunlar oynanabiliyor. İşte bilgisayara ait detaylar ve resmi satış fiyatı…
Pocket 386, transparan ve siyah renk seçenekleriyle sunuluyor. Söz konusu teknoloji ve bilişim dünyası olunca, bit pazarına her daim nur yağabiliyor. Kısa bir süre önce piyasaya sürülen Pocket 386, dünyanın en yavaş bilgisayarı olma ünvanını oldukça kısa sürede ele geçirdi. Windows 95 işletim sistemiyle ve 40 yıllık bir işlemciyle gelen cihaz, cep boyutunda olması ve dönemin kült oyunlarını oynatabiliyor olmasıyla büyük bir ilgi çekiyor.
Günümüzde retro oyunlara büyük bir ilgi var. Her ne kadar AAA kalitesindeki yapımlar yüz milyonlara varan satış rakamları elde etse de, belli bir kesim harıl harıl emülatör indirerek eski oyunları deneyimlemeye çalışıyor. Daha önce Book 8086 isimli retro cihazı piyasaya süren Çin menşeli geliştirici ekip tarafından satışa sunulan bu yeni cihaz, 40MHz 386 SX çip, 8MB DRAM, değiştirilebilir ekran kartı ve 90’lar nostaljisini hissettiren tasarımıyla da dikkat çekiyor.
Pocket 386’da, 7 inçlik IPS LCD ekranı, 16:9 ve 4:3 en boy oranları arasında geçiş yapabilme özelliği de yer alıyor. Cihazın ekranı, yüksek renk doğruluğu ve geniş izleme açıları sunarak kullanıcılara nostaljik bir deneyim yaşatıyor. Ayrıca cihazın taşınabilir olması, retro oyun severler için büyük bir avantaj sağlıyor.
Pocket 386’nın bağlantı seçenekleri de oldukça geniş. Cihazda bulunan USB ve HDMI çıkışları sayesinde, modern cihazlara kolaylıkla bağlanabiliyor. Ayrıca, cihazın taşınabilirliği sayesinde her yerde kullanılabiliyor olması, kullanıcıların retro oyun deneyimini diledikleri her yere taşımasına imkan tanıyor.
Cihazın satış fiyatı an itibarıyla 187 dolar (6.120 TL) olarak göze çarpıyor. Retro teknoloji meraklılarının ve koleksiyoncuların büyük ilgisini çekecek bu cihaz, hem nostaljik bir yolculuğa çıkmak isteyenler için hem de eski oyunları modern dünyada yeniden deneyimlemek isteyenler için mükemmel bir seçenek sunuyor.
Pocket 386, retro teknolojiye olan ilginin yeniden canlandığı bu dönemde, teknolojinin ne kadar hızlı ilerlediğini ve geçmişteki cihazların nasıl bir deneyim sunduğunu hatırlatıyor. Teknoloji dünyasındaki hızlı değişimlere rağmen, eski cihazlara duyulan bu ilgi, nostaljinin ve geçmişe duyulan özlemin bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
Çin, tamamen karbon fiberden yapılmış dünyanın ilk yolcu treninihizmete sunmaya hazırlanıyor. “Cetrovo 1.0” veya “Carbon Star Rapid Transit” olarak bilinen bu inovatif tren, geleneksel trenlere göre çok daha hafif, enerji açısından daha verimli ve yolculara üst düzey konfor sunuyor. Qingdao Sifang Rolling Stock Co. tarafından geliştirilen metro treni, fabrika testlerini başarıyla tamamladı ve bu yıl içerisinde raylara çıkarak düzenli seferlere başlaması bekleniyor.
Cetrovo 1.0‘ın ana taşıyıcı yapıları, gövde ve boji şasisi dahil olmak üzere, tamamen karbon fiberden imal edildi. Bu ileri teknoloji malzemesi sayesinde tren, geleneksel muadillerine göre %11 daha hafif. Bu inanılmaz hafiflik, trenin enerji tüketimini %7 oranında azaltıyor ve yıllık karbon emisyonlarını 130 ton gibi muazzam bir oranda düşürüyor. Karbon fiberin sunduğu avantajlar bununla sınırlı değil. Daha hafif bir tren, tekerlek ve raylarda daha az aşınma sağlayarak bakım maliyetlerini önemli ölçüde düşürecek.
karbon fiber yolcu trenini enerji verimliliği ile de dikkat çekiyor. Geleneksel trenlere kıyasla daha az enerji tüketimi, hem çevreye duyarlı hem de ekonomik bir çözüm sunuyor. Bu özelliği ile tren, sürdürülebilir ulaşımın önemli bir örneği olarak öne çıkıyor. Ayrıca, trenin daha az enerji tüketimi ve düşük karbon emisyonları, şehirlerdeki hava kalitesini iyileştirme potansiyeline sahip.
Cetrovo 1.0, yalnızca teknik özellikleriyle değil, yolcu konforu açısından da üstün bir deneyim sunuyor. Azalan titreşim ve gürültü sayesinde yolcular, daha sessiz ve rahat bir yolculuk yapabilecekler. Trenin iç tasarımı, modern ve ergonomik koltuklar, geniş alanlar ve yüksek kaliteli malzemelerle donatılarak yolcuların konforunu maksimize ediyor.
Tamamen otonom ve sürücüsüz
Cetrovo 1.0, tamamen otonom ve sürücüsüz bir metro treni olarak tasarlandı. Bu özellik, operasyonel verimliliği artırırken, insan hatasından kaynaklanan riskleri de minimize ediyor. Gelişmiş yapay zeka ve sensör sistemleri ile donatılan tren, güvenli ve kesintisiz bir hizmet sunmayı amaçlıyor.
Çin’in teknolojik inovasyonda yeni adımı
Çin’in bu yenilikçi adımı, teknolojik inovasyon ve sürdürülebilir ulaşım alanında önemli bir kilometre taşı olarak nitelendiriliyor. Ülkenin bu alandaki yatırımları ve başarıları, gelecekteki ulaşım çözümlerine yönelik umut verici gelişmelerin habercisi. Cetrovo 1.0‘ın başarıya ulaşması, diğer ülkeler için de örnek teşkil edebilir ve küresel ölçekte sürdürülebilir ulaşım çözümlerine ilham verebilir.
Cetrovo 1.0‘ın, bu yılın sonlarında Qingdao şehrinde düzenli seferlere başlaması bekleniyor. Çin’in bu ileri teknoloji harikası treni, hem çevre dostu yapısı hem de üstün konfor özellikleri ile gelecek nesil ulaşımın öncüsü olma yolunda ilerliyor.
Microsoft, bilgisayarları çökerten KB5039302 numaralı Windows 11 güncellemesinin dağıtımını durdurdu. 26 Haziran 2024 tarihinde yayınlanan bu güncelleme, bazı sistemlerin durmadan yeniden başlatılmasına neden oluyor ve bilgisayarları kullanılamaz hale getiriyor. Özellikle Windows 11 güncellemesi 22H2 ve 23H2 istemci sürümlerini çalıştıran cihazları etkileyen bu sorun, kullanıcılar arasında büyük bir rahatsızlık yarattı.
Microsoft’tan klasik çözüm: yüklemeyin
Windows 11 güncellemesi, şu ana kadar soruna kesin bir çözüm bulamasa da kullanıcılara KB5039302 güncellemesini yüklememelerinitavsiye ediyor. Şirket, bu ciddi hatanın daha fazla yayılmasını önlemek amacıyla güncellemenin dağıtımını askıya aldı. Özellikle CloudPC, DevBox veya Azure Virtual Desktop gibi yazılımlarla sanal makineler ve iç içe sanallaştırma kullanıldığında ortaya çıkan bu hata, bazı Windows 11 Home kullanıcıları tarafından da bildirildi.
Microsoft, sorunla ilgili bir düzeltme üzerinde çalıştığını belirterek kullanıcılardan bir sonraki güncellemeyi beklemelerini istiyor. Şirketin bu tür hataların önüne geçebilmek için daha dikkatli bir test süreci yürütmesi gerektiği düşünülüyor. Kullanıcılar, Microsoft’un bu ciddi hatayı hızlı bir şekilde düzeltmesini ve benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemleri almasını bekliyor.
Bu olay, yazılım güncellemelerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösteriyor. Güncellemeler, yeni özellikler ve güvenlik iyileştirmeleri sunsa da bazen ciddi sorunlara yol açabiliyor. Kullanıcıların, özellikle önemli güncellemeleri yüklemeden önce bir süre bekleyip potansiyel sorunlar hakkında bilgi edinmeleri tavsiye ediliyor.
Microsoft, bu tür hataların önüne geçmek için daha kapsamlı bir test süreci yürütmeli ve kullanıcı geri bildirimlerine daha fazla önem vermeli. Kullanıcıların bu süreçte dikkatli olmaları ve güncellemeler hakkında bilgi sahibi olmaları, olası sorunların önüne geçilmesine yardımcı olabilir.
Huawei, masaüstü işlemci pazarında büyük bir atılım yaparak Apple’ın M3 işlemcisi ile rekabet edecek düzeye geldiğini duyurdu. 5nm sürecinde üretilen TaiShan çekirdekleri ile dikkat çeken Huawei, son dönemde Nvidia A100 hızlandırıcısına yakın performans sergileyen Ascend hızlandırıcıları ile de önemli bir başarı elde etti.
Gelen sızıntılara göre, Huawei yeni bir çekirdek mimarisi üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor. TaiShan çekirdeklerinin, Kirin 9000s işlemcisindeki Cortex-A510 çekirdeklerinin yerini alması bekleniyor. Bu yeni nesil çekirdeklerin çok daha yüksek performans ve verimlilik sunduğu ifade ediliyor. Huawei’nin yeni nesil TaiShan V130 mimarisini kullanacağı ve bu mimarinin Kirin 9100 yonga setinde yer alacağı belirtiliyor.
5nm sürecinde üretilecek olan bu yeni TaiShan çekirdeklerini kullanan masaüstü KunPeng işlemcisinin, Apple M3 ile rekabet edebilecek düzeyde olduğu iddia ediliyor. Bu rekabetin hangi kategoride olacağı henüz netlik kazanmış değil. Sadece düşük güç çekirdekleri mi yoksa yonga setinin geneli mi rekabet edecek henüz bilinmiyor. Eğer yonga setinin genelinde bir rekabet olacaksa, Huawei’nin büyük bir başarıya imza attığını söylemek mümkün.
Performans ve verimlilik
TaiShan çekirdeklerinin öne çıkan özelliklerinden biri, düşük güç tüketimi ile yüksek performans sunmaları. Kirin 9000s işlemcisindeki Cortex-A510 çekirdeklerine kıyasla çok daha verimli oldukları ifade ediliyor. Bu da, özellikle enerji verimliliği ve performansın kritik olduğu mobil cihazlar ve taşınabilir bilgisayarlar için büyük bir avantaj sağlıyor.
Huawei, son yıllarda işlemci ve yonga seti geliştirme konusundaki çabalarını artırdı. Ascend hızlandırıcılarının Nvidia A100 hızlandırıcılarına yakın performans göstermesi, şirketin bu alandaki iddiasını ortaya koyuyor. Şimdi ise, masaüstü işlemcilerde Apple gibi dev bir rakibe meydan okuyarak çıtayı daha da yükseltiyor.
Firmanın yeni TaiShan çekirdeklerinin yanı sıra, diğer teknolojik ilerlemeleri de dikkat çekiyor. 5nm üretim süreci, daha küçük, daha hızlı ve daha enerji verimli yongaların üretilmesine olanak tanıyor. Bu süreç, Huawei’nin hem mobil cihazlar hem de masaüstü bilgisayarlar için güçlü ve verimli çözümler sunmasını sağlıyor.
Huawei’nin Apple M3 ile rekabet edebilmesi, teknoloji dünyasında büyük bir yankı uyandırabilir. Apple, M serisi işlemcileriyle performans ve verimlilik konularında önemli bir başarı yakaladı. Huawei’nin bu başarıya meydan okuyacak düzeye gelmesi, pazarın dinamiklerini değiştirebilir. Özellikle masaüstü ve dizüstü bilgisayar kullanıcıları için daha fazla seçenek sunulması, tüketiciler için de büyük bir avantaj olabilir.
Huawei’nin bu alandaki çalışmaları ve gelecek planları merakla bekleniyor. Şirketin TaiShan çekirdekleri ve diğer yenilikçi teknolojileri ile nasıl bir performans sergileyeceği, teknoloji dünyasında büyük bir ilgiyle takip edilecek.
Reading Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, yapay zekâ tarafından üretilen sınav cevaplarını gizlice göndererek kendi profesörlerini kandırdılar ve gerçek öğrencilerden daha iyi notlar aldılar. Proje kapsamında sahte öğrenci kimlikleri yaratılarak, lisans dersleri için eve götürülen çevrimiçi değerlendirmelerde ChatGPT-4 tarafından oluşturulan düzenlenmemiş yanıtlar gönderildi.
Projeden haberdar edilmeyen üniversite hocaları 33 girişten sadece birini sahte – kopya olarak işaretledi ve geri kalan yapay zekâ cevapları ortalamanın üzerinde notlar aldı. Yazarlar, bulgularının ChatGPT gibi YZ işlemcilerinin, bilgisayar öncüsü Alan Turing’in adını taşıyan “Turing testini” deneyimli jüri üyeleri tarafından fark edilmeden geçebildiklerini gösterdiğini söyledi.
İnsan eğitimcilerin YZ tarafından üretilen yanıtları tespit edip edemeyeceğini araştırmak için “türünün en büyük ve en sağlam kör çalışması” olarak nitelenen araştırmanın yazarları, bunun üniversitelerin öğrencileri nasıl değerlendirdiği konusunda önemli etkileri olduğu konusunda uyardı. Çalışma şu sonuca varmış: “Mevcut eğilimlere dayanarak, YZ’nin daha soyut akıl yürütme yeteneği artacak ve tespit edilebilirliği azalacak, bu da akademik dürüstlük için sorunun daha da kötüleşeceği anlamına geliyor.” Çalışmayı inceleyen uzmanlar, bunun evde yapılan sınavlar ya da gözetimsiz dersler için alarm veren bir durum olduğunu söyledi.
Üretken yapay zekâ araçları matematik ve geometride yetersiz
Bununla birlikte yapılan çalışmanın bir yapay zekâ doğruluk testi değil, yapay zekâyı fark edip edememe testi olduğunun altını çizmek gerekiyor. Yine son dönemde hızla yükselen ChatGPT baro sınavını geçti, ChatGPT reçete hazırlıyor gibi haberler ve araştırmaların tartışmalı olduğunu ve üretken yapay zekâ araçlarının özellikle geometri, matematik, fizik gibi bilim dallarında oldukça fazla hatalı cevap verdiğini (halüsinasyon gördüğünü) unutmamak gerekiyor.
Örneğin aşağıda görebileceğiniz üzere GPT 4 temelli ChatGPT’ye sinüs teoremi ile çözülebilecek nispeten biraz zorlayıcı bir geometri – trigonometri sorusu verdiğimizde, yapay zekâ son derece kendinden emin bir şekilde Yanlış cevap veriyor. Üstelik soruyu İngilizce ve Türkçe olarak sorduğumuzda 2 farklı yanıtla (ikisi de yanlış) karşılaşıyoruz.
Microsoft’un CoPilot üretken yapay zekâ aracı için de durum pek farklı değil. CoPilot soruyu anlamaktan bile oldukça uzak bir Yanlış cevap veriyor.
Dolayısıyla üretken yapay zekâ araçları görselleştirme, sesi yazıya – yazıyı sese dönüştürme, konu özetleme gibi konularda harikalar yaratsalar da pozitif ve rasyonel bilimler konusunda henüz pek de başarılı olmadıklarını unutmamak gerekiyor.
TikTok, Uber ve X gibi popüler platformların yüz ve ehliyet fotoğraflarını işleyerek kimlik doğrulama hizmeti sağlayan AU10TIX şirketi, yönetici kimlik bilgilerinin çevrimiçi olarak ifşa edilmesiyle gündeme geldi. 404 Media tarafından ortaya çıkarılan bu durum, bilgisayar korsanlarının kimlik doğrulama hizmetindeki hassas kullanıcı verilerine bir yıldan fazla bir süre boyunca erişebilmesine yol açtı.
2002 yılında İsrail’in Hod HaSharon kentinde kurulan AU10TIX, yaş, adres ve biyometrik doğrulamadan deepfake tespitine kadar geniş bir yelpazede kimlik doğrulama hizmetleri sunuyor. Şirket, TikTok, X, Bumble, Uber ve Coinbasegibi büyük platformlarla iş birliği yaparak bu hizmetleri sağlıyor. Örneğin, X’te hesabınızı doğrulamak için hem bir selfie hem de devlet tarafından verilmiş bir kimlik sağlanması gerekiyor. AU10TIX bu resimleri kimliğinizi doğrulamak için kullanıyor ve bu verileri 30 güne kadar saklıyor.
Ancak, 404 Media’nın raporuna göre, Eylül 2022’de bir AU10TIX çalışanın kimlik bilgileri kötü amaçlı yazılım tarafından toplandı ve Mart 2023’te bir Telegram kanalında paylaşıldı. Bu kimlik bilgileri, isimler, doğum tarihleri, uyruklar, kimlik numaraları ve yüklenen belgelerin türü dahil olmak üzere birçok hassas kullanıcı verisine erişim sağlıyordu. Dahası, belgelerin kendi görüntülerine bağlantılar da mevcuttu; bu da bilgisayar korsanlarının sayısız sürücü belgesine erişebilmesi anlamına geliyordu.
AU10TIX, 404 Media ile temasa geçtikten bir hafta sonra yaptığı açıklamada, olayın 18 ay önce meydana geldiğinibelirtti. Şirket, kapsamlı bir soruşturma sonucunda çalışanların kimlik bilgilerinin yasadışı yollardan erişildiğinitespit ettiklerini ve bu bilgilerin derhal iptal edildiğini açıkladı. AU10TIX, soruşturmanın ardından kimlik bilgilerinin artık kullanıcı verilerine erişmek için kullanılamayacağını ifade etti.
Buna karşılık, spiderSilk baş güvenlik görevlisi Mossab Hussein, kimlik bilgilerinin bu ay itibariyle hala çalıştığınıbelirtti. 404 Media’nın bu bilgiyi paylaşmasının ardından AU10TIX yeni bir açıklama yaparak, potansiyel olarak erişilebilir PII (Kişisel Tanımlayıcı Bilgi) verilerine dair mevcut bulgulara dayanarak herhangi bir istismar kanıtı görmediklerini belirtti. Şirket, müşterilerinin güvenliğinin son derece önemli olduğunu ve bilgilendirildikleriniekledi.
AU10TIX, ilgili operasyonel sistemi hizmet dışı bırakarak yeni bir sistemle değiştirmeye ve güvenlik önlemlerini iyileştirmeye devam edeceğini duyurdu.
Kullanıcı verilerinin bu denli tehlikeye atılması, güvenlik önlemlerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Büyük platformlar ve hizmet sağlayıcılar, kullanıcı verilerinin korunması adına daha sıkı tedbirler almalı ve olası ihlallerin önüne geçmek için proaktif adımlar atmalıdır.
Medeniyet Teknopark, teknoloji ve inovasyon odaklı 15 kişilik bir iş grubu ile Londra’da düzenlenen “London Tech Week” etkinliğine katılım sağladı. Londra’da yeni küresel işbirlikleri hakkında açıklamalarda bulunan Medeniyet Teknopark Genel Müdürü Ali Ramazan Tak, “Bu etkinliğin amacı, girişimcilerin projelerini küresel pazarlara tanıtmak ve uluslararası işbirliklerini artırmaktı. Yaptığımız ikili görüşmeler ve heyetler arası görüşmelerde önemli sonuçlar aldık” dedi.
Türk teknoloji şirketleri küresel sahneye çıktı
Medeniyet Teknopark, Ticaret Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin destekleriyle düzenlenen iş gezisinde, Türk teknoloji şirketleri ürünlerini dünya sahnesinde sergileme fırsatı buldu ve uluslararası işbirliği olanaklarını değerlendirdi. Ali Ramazan Tak, bu gezinin firmalara sağladığı faydaları ve elde edilen somut sonuçları vurguladı.
Firmalarımızı küresel pazarlara zorluyoruz
Tak, Medeniyet Teknopark’ın girişimcilik ekosisteminin bir parçası olarak, firmaların projelerini başarıyla tamamlamalarının yanı sıra ürünlerini küresel pazarlara taşımaları için gerekli tüm desteği sağladıklarını belirtti. “Firmalarımızı sadece desteklemekle kalmıyor, onları küresel pazarlarda yer almaları için zorluyoruz” diyen Tak, özellikle finansal teknoloji, sağlık teknolojileri ve savunma sanayi alanında faaliyet gösteren startupların bu iş gezisi kapsamında Londra’ya götürüldüğünü ifade etti.
Girişimciler ürünlerini tanıtma fırsatı buldu
Ali Ramazan Tak, 15 kişilik heyetle London Tech Week’de Türkiye Pavilyonu’nda girişimcilerin ürünlerini tanıtma fırsatı bulduklarını belirterek, “Etkinlik sırasında yapılan ikili ve yatırımcı görüşmeleri oldukça verimli geçti. Ayrıca Brunel Üniversitesi ve London South Bank Üniversitesi’nin girişimcilik merkezleri ziyaret edilerek, karşılıklı işbirliği toplantıları gerçekleştirildi” dedi.
Büyükelçimiz Koray Ertaş yatırımcıları tek tek dinledi
Tak, Londra Büyükelçisi Koray Ertaş’ı makamında ziyaret ettiklerini belirtti. Büyükelçi Ertaş, Türk firmalarını tek tek dinleyerek ilgili yerel ve yabancı firmalarla irtibat kurulmasını sağladı. Büyükelçilikte yapılan toplantılarda Londra pazarına açılmak isteyen iş adamları, sanayi ve ticaret ateşeleri ile bir araya geldi.
Londra’dan gelecek startuplara Medeniyet Teknopark ev sahipliği yapacak
Tak, Londra South Bank Üniversitesi ile yapılan işbirliği anlaşmasının Türk girişimcilerin Londra ekosistemine dahil olmalarını sağlarken, Londra’dan gelecek startuplar için de Medeniyet Teknopark’ın ev sahipliği yapacağını belirtti. “Bu önemli ticari seyahatin gerçekleşmesine katkı sunan Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Londra Büyükelçiliği ve Londra Ticaret Ateşemize teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Katılımcı firmalar ziyaretten memnun
Londra’daki zirveye katılan şirketler, önemli iş ağları geliştirdiklerini ve zirvenin şirketler için kısa ve orta vadede yeni iş sözleşmelerine kapı aralayabileceğini ifade etti. Firma temsilcilerinden Mustafa Mihmanlı, “Buraya finansal teknolojilerle ilgili çözümlerimizi tanıtmak ve İngiltere pazarına nasıl girebileceğimizi araştırmak için geldik. Görüşmelerimiz çok olumlu geçti ve büyük ilgiyle karşılandık” dedi.
Güney Kore’den gelen haberler, ülkenin önde gelen internet sağlayıcılarından KT’nin yarım milyondan fazla abonesinin bilgisayarına aktif olarak kötü amaçlı yazılım yüklediğini ortaya koyuyor. JBTC tarafından yapılan derinlemesine bir araştırma, KT’nin torrent trafiğini sınırlamak ve engellemek için bu yazılımı dağıttığını iddia ediyor.
Polis soruşturmasına göre, kötü amaçlı yazılımın dağıtılmasının ardındaki neden, büyük olasılıkla bir ağ yönetimi çözümü olarak BitTorrent trafiğine müdahale etmeyi amaçlıyordu. Ayrıca, maliyet tasarrufunun da önemli bir rol oynadığı belirtiliyor. Torrent trafiği, ağ üzerinde büyük bir yük oluşturduğundan ve maliyetli olabildiğinden, internet sağlayıcıları tarafından genellikle sınırlanmak isteniyor.
Güney koreli İSS Güney Kore’de dosya paylaşımı oldukça popüler ve özellikle Webhard hizmetleri yaygın olarak kullanılıyor. Webhard, dosyaların erişilebilir kalmasını sağlamak için özel web tohumları da sunan ücretli BitTorrent destekli hizmetlerdir. Bu hizmetler, Kore’de o kadar popüler hale geldi ki, internet sağlayıcıları bu trafiği fark etmeye başladı. KT, daha önce Grid Sistemine müdahale ettiği için yakalanmıştı ve 2020 yılında bir mahkeme davasında ağ yönetimi maliyetlerini gerekçe göstermişti.
600.000 kullanıcı etkilendi
internet sağlayacısı Torrent kullanlara Polis soruşturması sırasında KT’nin veri merkezine yapılan baskında, düzinelerce cihazın bant genişliğini sınırlamaktan daha fazlasını yaptığı tespit edildi. JBTC’nin raporuna göre, KT’nin kötü amaçlı yazılımı 600.000 aboneye dağıttığıbildirildi. Bu yazılım, abonelerin veri transferlerine müdahale etmek ve özel dosya transferlerini izlemek amacıylakullanıldı.
KT’nin kötü amaçlı yazılımı neden dağıttığı ve tam olarak ne yapmayı amaçladığı belirsizliğini koruyor. Polis, ağla ilgili maliyetler hakkında KT içinde tartışmalar yapıldığını ve finansal nedenlerin rol oynadığını düşünüyor. Webhard şirketlerinden birinin satış müdürü, torrent transferlerinin önemli bant genişliği maliyetlerine yol açtığını belirtti. Bu transferler, KT’nin ağı üzerinden gerçekleştirildiğinden, İSS’ye yılda milyonlarca dolara mal olabiliyor.
Güney koreli internet sağlayacısı Torrent kullanlara KT, ağındaki trafiği yönetmeyi amaçladığını savunsa da, bu plan açıkça geri tepti. Polis soruşturması halen devam ediyor ve savcılığa sevk edilen bir düzineden fazla şüpheli kişi tespit edildi. Bu olay, Güney Kore’nin internet sağlayıcıları ve kullanıcıları arasındaki güveni derinden sarsacak gibi görünüyor.
Rusya’nın 2022 yılında faaliyet dışı bıraktığı Resurs-P1 uydusunun parçalanması sonucunda yörüngeye dağılan 200 parça uzay çöpü, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki (ISS) yedi astronotun güvenliğini tehlikeye attı. ISS’den yapılan açıklamaya göre, astronotlara Çarşamba günü çalışmayı bırakmaları ve “kendi uzay araçlarına sığınmaları” uyarısıyapıldı.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), uydu parçalarının yarattığı güvenlik tehdidinin birkaç gün daha devam edebileceğini ve astronotların bilimsel araştırmalarını ve diğer çalışmalarını kesintiye uğratabileceğini belirtti. NASA, Rusya’ya ait uydunun Alçak Dünya Yörüngesi’nde parçalanmasının Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki (ISS) astronotlar için güvenlik endişesi oluşturduğunu açıkladı.
NASA, Resurs-P1 uydusunun Dünya’nın etrafında 160-2000 kilometre aralığındaki yüksekliği ifade eden Alçak Dünya Yörüngesi’nde parçalandığını ve parçaların, ISS’deki astronotları bir saat boyunca güvenli alanlara sığınmaya zorladığını duyurdu. NASA ayrıca, Resurs-P1 uydusunun parçalarının ISS’deki astronotlar için kısa süreliğine güvenlik endişesi oluşturduğunu, bu parçaların halihazırda yörüngede bulunan uzay çöpü kütlesini artırdığını kaydetti.
100’ün üstünde parçaya ayrıldı
Resurs-P1’in parçalarını takip eden ABD Uzay Komutanlığı da uydunun 100’ün üstünde parçaya ayrıldığını ve parçaların diğer uydular için acil tehdit oluşturmadığını bildirdi. Uydunun parçalanma sebebinin henüz belirlenmediğini kaydeden NASA ve ABD Uzay Komutanlığı, olayın dün TSİ 19.00 civarında meydana geldiğini belirtti.
OpenAI, GPT-4 tabanlı yeni bir model olan CriticGPT‘yi tanıttı. CriticGPT, insan eğitmenlerin “insan geri bildirimi üzerine takviyeli öğrenme” (RLHF) sürecinde ChatGPT’nin yanıtlarını denetleyerek hataları tespit etmelerine yardımcı olacak. Firma, ChatGPT tarafından üretilen koddaki hataları belirlemek için tasarlanan bu yeni modelin, insanların büyük dil modeli (LLM) çıktılarını daha doğru hale getirmeyi hedeflediğini belirtiyor.
CriticGPT, insan eğitmenlere ChatGPT tarafından oluşturulan programlama kodunu incelemede yardımcı olmak için geliştirildi. OpenAI, bu yeni aracın yardımıyla kod gözden geçirme işlemlerinde insan performansını %60 oranında artırmayı başardıklarını iddia ediyor. CriticGPT, ChatGPT’ye güç veren aynı GPT-4 ailesine dayanıyor ve kodu analiz ederek olası hatalara işaret ediyor. Bu sayede insanlar, aksi takdirde fark edilemeyebilecek hataları daha kolay tespit edebiliyor.
Kodlama hatalarını tanımayı öğrendi
Araştırmacılar, CriticGPT’yi kasıtlı olarak eklenmiş hatalar içeren kod örneklerinden oluşan bir veri kümesi üzerinde eğitti. Bu eğitim süreci, modelin çeşitli kodlama hatalarını tanımasını ve işaretlemesini sağladı. OpenAI, RLHF sürecinde yapay zekaların hatalarını tespit ederek ince ayarların yapılmasını sağlamak için böyle bir araca ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Zira yapay zekalar geliştikçe yaptıkları hatalar azalıyor veya fark edilmesi zorlaşıyor.
Yeni modelin eleştirileri, doğal hataları içeren vakaların %63’ünde ChatGPT’nin kendisi tarafından üretilenlere tercih edildi. Bunun nedeni, CriticGPT’nin daha az “nitpick” (yardımcı olmayan küçük şikayetler) üretmesi ve daha az sıklıkla halüsinasyon görmesi. OpenAI, CriticGPT’nin kod incelemelerinde daha ayrıntılı eleştiriler yazmasına yardımcı olmak için Force Sampling Beam Search (FSBS) adını verdikleri yeni bir teknik de geliştirdi.
OpenAI, kod üzerindeki deneylerin yanı sıra LLM eleştirmenlerinin genel yardımcı görevlerde nasıl performans gösterdiğini de araştırdı. CriticGPT’nin yeteneklerinin kodun ötesine geçtiği ve daha önce kusursuz olarak değerlendirilen ChatGPT eğitim verilerinin bir alt kümesinde hatalar bulduğu keşfedildi. Bu, modelin kod dışı görevlere de genelleme potansiyelini ve ince hataları yakalama yeteneğini gösteriyor.
CriticGPT’nin sınırlamaları
CriticGPT, GPT-4 üzerine inşa edilmiş bir yapay zeka modeli olduğu için bazı sınırlamaları bulunuyor. Model, daha dar ve kaliteli bir veri kümesinde eğitilmiş olsa da halüsinasyon görmeye devam ediyor. Bu da insanların yanlış etiketlemeler yapmasına neden olabiliyor. Ayrıca CriticGPT, uzun ve karmaşık görevleri değerlendirmede performans düşüklüğü yaşıyor. Model, belirli bir yerde tespit edilebilen hataları belirlemede oldukça iyi olsa da gerçek dünyadaki hatalar bir cevabın birçok bölümünde olabiliyor. OpenAI, CriticGPT’nin karmaşık görevlerde bir yere kadar yardımcı olabileceğini, ancak son derece karmaşık görevlerin doğru değerlendirilmesinde bir uzman yardımına ihtiyaç duyulabileceğini belirtiyor.
OpenAI, CriticGPT ile GPT-4’ün hatalarını GPT-4’e emanet ederek, yapay zeka modellerinin doğruluğunu artırmayı hedefliyor. CriticGPT, insan eğitmenlere kod gözden geçirme sürecinde önemli bir destek sunarken, aynı zamanda daha geniş görevlerde de etkili olabileceğini gösteriyor. Ancak, modelin sınırlamaları göz önüne alındığında, insan uzmanların rolü hala büyük önem taşıyor.
Doğuş Teknoloji’nin geleceğin iş dünyasına yön verecek girişimlere kapılarını açtığı yenilikçi girişim programı InvenDO Up, bu yılki değerlendirme sürecini tamamladı. Programa kabul edilen üç yenilikçi girişim ise Binclusive, Chex ve Caspipot oldu. InvenDO Up, bu girişimleri mentorluk, yatırımcı sunumu, teknik yol haritası, yeni müşteri edinimi, yerel ve global yatırım ağlarına erişim gibi birçok alanda destekleyecek.
Doğuş Teknoloji’nin inovasyon ve girişimcilik ekosistemine katkı sağlamak amacıyla sürdürdüğü ve bu yıl da çok sayıda başvuru alan girişimcilik programı InvenDO Up’ta değerlendirme süreci tamamlandı. Programa kabul edilen üç yenilikçi girişim ise Binclusive, Chex ve Caspipot oldu. InvenDO Up, bu girişimlere mentorluk, yatırımcı sunumu, teknik yol haritası, yeni müşteri edinimi, çalışma alanı ve toplantı odası desteği, yerel ve global yatırım ağlarına erişim gibi birçok alanda destek sunacak.
Güçlü Vizyona Sahip Yenilikçi Girişimler
Girişimlerin odaklandığı alanlara bakıldığında Binclusive; kurumların yazılımlarını ve içeriklerini 1 milyar insan için erişilebilir hale getirmeyi amaçlayan ve erişilebilirlik yasalarına uygun sertifikalandırmalarını sağlayan bir yapay zekâ çözümü sunuyor. Yiyecek-içecek ve yemek servisi pazarı oyuncuları için geliştirdiği yapay zekâ destekli uçtan uca çözümler ile dikkat çeken Chex, bu şirketler ve oyuncular için kâr maksimizasyonu sağlayan bir işletmeler arası SaaS girişimi olarak öne çıkıyor. Caspipot ise honeypot hizmetlerini dakikalar içinde oluşturulabilen, saldırganların takip edilebileceği ve saldırı yüzeyi izleme ile ihlal veri kontrolü sağlayan bir SaaS güvenlik çözümü sunuyor.
InvenDO Up Girişimcilere Değer Katıyor
InvenDO Up programına kabul edilen bu yenilikçi girişimler, Doğuş Teknoloji’nin sunduğu birçok destekten yararlanma fırsatı bulacak. Bu imkanlar arasında mentorluk, eğitim, Doğuş Grubu içinden ve dışından müşterilerle tanışma, yatırımcı sunumunun güncellenmesi, yerel ve global yatırım ağlarına erişim, teknik yol haritasının çıkarılması ve Doğuş Teknoloji’den yatırım alma gibi fırsatlar bulunuyor.
Doğuş Teknoloji’nin inovatif ve girişimci ruhunu yansıtan, geleceğin iş dünyasına yön verecek projelerin desteklenmesi ve geliştirilmesi amacıyla oluşturulmuş bir platform olan ve bu sene üçüncüsü gerçekleştirilen InvenDO Up Programı’na, bugüne kadar 650’nin üzerinde girişim başvuru yaptı. Bu yüksek başvuru sayısı, programın girişimcilik ekosisteminde ne kadar değerli ve etkili bir rol oynadığını gösteriyor.
Nvidia CEO’su Jensen Huang, şirketin yıllık toplantısında yaptığı açıklamada, yapay zeka tabanlı otomasyon pazarının 50 trilyon dolarlık potansiyeline dikkat çekti. Huang, Nvidia’nın gelişmiş çiplerinin, ağır sanayide yapay zekanın yeni oyun alanını oluşturacağını belirtti. Ayrıca, yapay zekanın teknoloji sektöründen sağlık hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede etkili olduğunu vurguladı.
Yapay zeka otomasyonu geliyor
Üretken yapay zekanın iş akışlarını kolaylaştırdığı günümüzde, ikinci dalga olarak yapay zeka otomasyonu hızla yaklaşıyor. blackwell Microsoft, Amazon ve diğer büyük şirketler bu otomasyon yarışına girmiş durumda. Bu yarışta fark yaratacak olan en önemli unsur ise bilgi işlem gücü kapasitesi olacak. Nvidia, donanım tarafında ve dünyanın en iyi yapay zeka hesaplama yığınlarından biri olan CUDA ile işlem gücü tarafında hazır bulunuyor. Huang, Nvidia’nın bu alandaki güçlü konumundan faydalanarak, 50 trilyon dolarlık yapay zeka tabanlı otomasyon pazarında öncü olmayıhedeflediklerini ifade etti. Sektörün zaten otomasyona doğru ilerlediğini ve yapay zekanın ekonomik geleceğinin parlak olduğunu belirtti.
Blackwell’e övgüler
Huang, aynı zamanda Nvidia’nın yaklaşık 10 milyar dolar harcayarak geliştirdiği yeni Blackwell mimarisi hakkında da konuştu. CEO, Blackwell’in Nvidia tarihindeki ve tüm bilgisayar tarihindeki en başarılı ürün olacağını iddia etti. İstatistiklere bakıldığında bu iddianın doğruluk payının yüksek olduğunu söylemek mümkün. Blackwell, Nvidia için büyük bir zenginlik kaynağı olma potansiyeli taşıyor. Blackwell B100 ve B200’ün net fiyatları açıklanmadı, ancak B100 için fiyat aralığının 30.000 ila 40.000 dolar olduğunu bizzat Huang belirtti. Bu fiyatlar, özel hizmet isteyen firmalar için artabilir.
Nvidia’nın yapay zeka otomasyonundaki bu güçlü duruşu ve yeni Blackwell mimarisi, şirketin gelecekteki başarılarının habercisi olarak görülüyor.
ABD Adalet Bakanlığı (DoJ) tarafından yapılan duyuruda hacker Stigal ve Rusya Dış İstihbarat Ajansı (GRU) üyelerinin Ocak 2022’de ABD merkezli bir şirketi kullanarak WhisperGate sözde fidye yazılımını düzinelerce Ukrayna devlet kurumundaki sistemlere dağıtarak verileri yok ettiği belirtildi. O dönemde yapılan bir Microsoft analizi, WhisperGate’in ilk etapta fidye yazılımı (ransomware) sanılmasına karşın böyle olmadığını ve doğrudan bir siber saldırı aracı olduğunu ortaya koymuştu.
İlgili rapor WhisperGate saldırılarının Bitcoin olarak 10.000 dolarlık bir ödeme talep etmesine rağmen, pratikte tüm disk bölümlerini geri yüklenemeyecek şekilde bozan bir veri silici olarak hareket ettiğini göstermişti.
Rus hacker, veri silme saldırılarının yanı sıra, Ukrayna’da korku ve belirsizlik yaratmak amacıyla hassas verilerin dışarı sızdırılması ve bilgi sızdırılması işlerine de karışmakla suçlanıyor. ABD Adalet Bakanlığı açıklamasında “Komplocular, hedeflenen Ukrayna bilgisayar sistemlerinin birçoğunun güvenliğini tehlikeye atmış, hasta sağlık kayıtları da dahil olmak üzere hassas verileri dışarı sızdırmış ve web sitelerini tahrif ederek “Ukraynalılar! “Ukraynalılar! Hakkınızdaki tüm bilgiler kamuya açık hale geldi, korkun ve en kötüsünü bekleyin. Bu sizin geçmişiniz, bugününüz ve geleceğiniz içindir” diyerek korku salmaya çalışmıştır” ifadeleri yer alıyor.
Bu faaliyet Rusya’nın Ukrayna işgalinin hemen öncesinde gerçekleşmesi açısından da oldukça manidar. İşgal sonrasında ise WhisperGate ABD de dahil olmak üzere Ukrayna’ya desteklerini ifade eden daha fazla ülkeye yayıldı. Örneğin, Ağustos 2022’de Stigal ve diğerleri Orta Avrupa’daki bir ülkenin ulaşım altyapısını hackledi.
Hacker için 10 milyon dolar ödül kondu
ABD Adalet Bakanlığı’na bağlı olan ve aranan kişilerin başına ödül koyan Rewards for Justice de ayrıca GRU hacker’ı için 10 milyon dolarlık bir ödül açıkladı ve Stigal’ın nerede olduğu hakkında bilgi sahibi olan herkesin bu bilgiyi Tor ağı üzerinden güvenli bir şekilde yetkililerle paylaşmaya çağırdı. ABD Adalet bakanlığı daha önce de benzer bir biçimde BlackCat siber suç çetesinin yakalanmasına yardımcı olanlara 10 milyon dolar ödül vereceğini açıklamıştı.
Rus hacker tutuklanması ve suçlu bulunması halinde, Ukrayna, ABD ve diğer NATO üyesi ülkelere yönelik siber saldırılara katıldığı gerekçesiyle ABD’de en fazla beş yıl hapis cezasına çarptırılabilir. Analistler hackerın benzer suçlamalarla farklı ülkelerde de karşılaşabileceği ve hapis süresinin uzayabileceği görüşünde.
NBC Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Peacock yayın platformunun aboneleri için Yaz Oyunlarının günlük özetlerini sunmak üzere Michaels’ın sesini yeniden yaratmak için yapay zekâ yazılımı kullanacağını duyurdu ki bu, büyük bir medya şirketi tarafından yapay zekâ kullanımı için bir dönüm noktası.
Olimpiyatlar için bir yapay zekâ sesinin kullanılması, teknolojinin özellikle görüntü, ses ve metin yaratma kabiliyetinde sıçrama ve sınırlarla büyüdüğü bir dönemde gerçekleşti. Bu da gazetecilik gibi yaratıcı sektörlerde yapay zekânın nasıl kullanılabileceği, hatta kullanılması gerektiği konusunda soru işaretleri yarattı.
“Your Daily Olympic Recap on Peacock” adı verilen yeni bir araç, etkinlik güncellemeleri, sporcuların geçmiş hikayeleri ve abone tercihlerine göre kişiselleştirilmiş diğer ilgili içerikleri içerebilen 10 dakikalık özet paketlerini mümkün kılacak.
Şirket, Paris’teki 5.000 saatlik canlı yayından elde edilen önemli anların yaklaşık 7 milyon farklı şekilde paketlenebileceğini ve yapay zekâyı kişiselleştirilmiş özetler sunmanın önemli ölçüde daha verimli bir yolu haline getirdiğini söyledi. Michaels bir basın açıklamasında, “Bu konuda bana ulaşıldığında şüpheciydim ama açıkçası merak ediyordum,” dedi ve ekledi: “Sonra akıllarında ne olduğunu detaylandıran bir gösteri gördüm ve ‘ben de varım’ dedim.” Bir NBC sözcüsü CNN’e yaptığı açıklamada Michaels’a katılımı için ödeme yapıldığını söyledi.
Yapay zekâ yayıncılara yeni imkanlar sağlarken eleştirilere de neden oluyor
Uzun süredir yayıncılık yapan Michaels şu anda Amazon Prime’da Perşembe Gecesi Futbolu’nun play-by-play spor spikerliğini yapıyor. Ayrıca hem NBC hem de ABC için önceki Olimpiyat Oyunları yayınlarında yaptığı çalışmalarla tanınıyor. NBC, yapay zekâ sisteminin Michaels’ın önceki NBC yayın sesleri kullanılarak eğitildiğini söyledi.
Yapay zekâ ses desteği kullanımı, son dönemde ciddi tartışmaları da beraberinde getirmişti. Bu tartışmaların başında ise ünlü oyuncu Scarlett Johansson’un sesinin izinsiz kullanılması yer alıyor. Johansson, OpenAI’ın ChatGPT 4.0 modelinde kullanılan “Sky” adlı sesin kendisine ait olduğunu ve izinsiz kullanıldığını iddia etmişti.
Şirket, NBC Sports editörlerinden oluşan bir ekibin, her şeyin gerçeklere uygun olduğundan ve isimlerin doğru telaffuz edildiğinden emin olmak için ses ve klipler de dahil olmak üzere tüm içeriği inceleyeceğini söyledi.
Önemli anlar aracı 27 Temmuz’dan itibaren Peacock’ta web tarayıcıları ve iOS ve iPadOS uygulamaları aracılığıyla kullanılabilecek.
Veri merkezlerinde Nvidia’nın baskın GPU tedarikçisi olduğu artık bir sır değil, ancak şimdi talep arttıkça AMD’nin bu pazarda ciddi bir rakip haline gelmesi olası. Kısa bir süre önce AMD’ye başvuran bir müşteri, 1,2 milyon GPU’dan oluşan bir yapay zekâ eğitim kümesi oluşturmayı talep etti. Bu da potansiyel olarak ortaya çıkacak yapının mevcut en hızlı süper bilgisayar olan Frontier’den 30 kat daha güçlü olmasını sağlayacak. Bu AMD için eşsiz bir fırsat zira firma 2023 yılında veri merkezi GPU’larının %2’sinden bile daha azını tedarik etti.
AMD Veri Merkezi Çözümleri Genel Müdürü Forrest Norrod verdiği bir röportajda, 1,2 milyon GPU kullanarak yapay zekâ eğitim kümeleri oluşturmak için müşterilerden gerçek talepler aldıklarını açıkladı. Bunu bir perspektife oturtmak gerekirse, mevcut yapay zekâ eğitim kümeleri genellikle birkaç yerel sunucu rafında yüksek hızlı ara bağlantı yoluyla bağlanan birkaç bin GPU kullanılarak oluşturuluyor.
Şu anda YZ geliştirme için düşünülen ölçeğin henüz bir benzeri görülmemiş. Norrod, “Düşünülen bazı eğitim kümeleri gerçekten akıllara durgunluk veriyor” diyor. Aslında, YZ modellerini eğitmek için kullanılan bilinen en büyük süper bilgisayar, 37.888 Radeon GPU’ya sahip Frontier ve AMD’nin potansiyel süper bilgisayarı, Frontier’den 30 kat daha güçlü olabilir
Güç tüketimi can yakıyor!
Elbette bu o kadar basit olmayacak. Mevcut güç seviyelerinde bile, yapay zekâ eğitim kümeleri oluştururken göz önünde bulundurulması gereken çok sayıda zorluk var. Yapay zekâ eğitimi, hızlı sonuçlar sunmak için düşük gecikme süresi gerektirir, önemli miktarda güç kullanır ve sadece birkaç bin GPU ile bile donanım arızaları beklenenin çok üzerine çıkabilir. Dolayısıyla AMD ve işbirliği yapacağı şirket(ler) için pek çok zorluk söz konusu olacak.
Çoğu sunucu yaklaşık %20 kullanımla çalışır ve uzak makinelerde binlerce küçük ve eş zamanlı olmayan iş yükünü idare eder. Ancak yapay zekâ eğitiminin yükselişi, sunucu yapısında önemli bir değişikliğe yol açıyor. Makine öğrenimi modellerine ve algoritmalarına ayak uydurmak için, bir yapay zekâ veri merkezinin bu iş için özel olarak tasarlanmış büyük miktarda bilgi işlem gücüyle donatılması gerekir. Yapay zekâ eğitimi, esasen kümedeki her düğümün bilgileri olabildiğince hızlı bir şekilde ileri geri iletmesini gerektiren büyük, eşzamanlı bir iştir.
AMD veri merkezi pazarında rekabetçi olabilir mi?
En ilginç olanı ise bu rakamların 2023 yılında veri merkezi GPU sevkiyatlarının %2’sinden daha azını oluşturan AMD’den geliyor olması. Diğer %98’i oluşturan Nvidia, müşterilerinin kendisinden ne üretmesini istediği konusunda ağzını sıkı tuttu. Pazar lideri olarak, ne üzerinde çalıştıklarını ancak hayal edebiliriz.
Önerilen 1,2 milyon GPU’lu süper bilgisayar tuhaf görünse de AMD yöneticisi Norrod, “çok aklı başında insanların” yapay zekâ eğitim kümelerine yüz milyar dolara kadar para harcamayı düşündüklerini söyledi. Teknoloji dünyasında son birkaç yıl YZ gelişmelerindeki patlama ile tanımlandığı için bu bir şok olmamalı. Görünen o ki şirketler rekabetçi kalabilmek için yapay zekâ ve makine öğrenimine önemli miktarlarda yatırım yapmaya hazır.
TeamViewer, konuyla ilgili yaptığı ilk açıklamada “26 Haziran 2024 Çarşamba günü, güvenlik ekibimiz TeamViewer’ın dahili kurumsal BT ortamında bir düzensizlik tespit etti” dedi ve ekledi: “Müdahale ekibimizi ve prosedürlerimizi derhal etkinleştirdik, dünyaca ünlü siber güvenlik uzmanlarından oluşan bir ekiple birlikte incelemelere başladık ve gerekli düzeltme önlemlerini uyguladık.”
Şirket, ihlal konusunda şeffaf olmayı planladığını ve daha fazla bilgi elde edildikçe soruşturmanın durumunu sürekli olarak güncelleyeceğini belirterek şunları söylüyor: “TeamViewer’ın dahili kurumsal BT ortamı, ürün ortamından tamamen bağımsızdır. Ürün ortamının veya müşteri verilerinin etkilendiğini gösteren hiçbir kanıt yoktur. Soruşturmalar devam ediyor ve öncelikli odak noktamız sistemlerimizin bütünlüğünü sağlamak olmaya devam ediyor.”
Ancak, şeffaf olmayı hedeflediklerini söylemelerine rağmen, “TeamViewer IT güvenlik güncellemesi” sayfası, belgenin arama motorları tarafından indekslenmesini engelleyen ve dolayısıyla bulunmasını zorlaştıran bir <meta name=”robots” content=”noindex”> HTML etiketi içeriyor.
TeamViewer saldırısı neden önemli?
TeamViewer, kullanıcıların bir bilgisayarı uzaktan kontrol etmelerini ve cihazın önünde oturuyormuş gibi kullanmalarını sağlayan çok popüler bir uzaktan erişim yazılımı. Şirket, ürününün şu anda dünya çapında 640.000’den fazla müşteri tarafından kullanıldığını ve şirketin piyasaya sürülmesinden bu yana 2,5 milyardan fazla cihaza yüklendiğini söylüyor.
TeamViewer, ürün ortamının veya müşteri verilerinin ihlal edildiğine dair herhangi bir kanıt olmadığını belirtirken, hem tüketici hem de kurumsal ortamlarda yoğun kullanımı, dahili ağlara tam erişim sağlayacağı için herhangi bir ihlali önemli bir güvenlik sorunu anlamına geliyor.
Saldırının arkasında Rus APT29 grubu olduğu iddia ediliyor
İhlal haberi ilk olarak Mastodon’da, hükümet, güvenlik uzmanları ve Hollanda şirketleri tarafından siber güvenlik tehditleri hakkında bilgi paylaşmak için kullanılan bir web portalı olan Hollanda Dijital Güven Merkezi’nde paylaşılan bir uyarının bölümlerini paylaşan BT güvenlik uzmanı Jeffrey tarafından bildirildi.
Sağlık uzmanlarının tehdit istihbaratını paylaştığı bir topluluk olan Health-ISAC’tan bugün gelen bir uyarıda da TeamViewer hizmetlerinin Cozy Bear, NOBELIUM ve Midnight Blizzard olarak da bilinen Rus hack grubu APT29 tarafından aktif olarak hedef alındığı iddia edildi. Jeffrey tarafından paylaşılan Health-ISAC uyarısında, “27 Haziran 2024 tarihinde Health-ISAC, güvenilir bir istihbarat ortağından APT29’un Teamviewer’ı aktif olarak kullandığına dair bilgi aldı” ifadeleri yer alıyor.
APT29, Rusya’nın Dış İstihbarat Servisi (SVR) ile bağlantılı bir Rus gelişmiş ve kalıcı tehdit grubu. Hacker grubu siber casusluk yetenekleriyle tanınıyor ve yıllar içinde Batılı diplomatlara yönelik saldırılar ve Microsoft’un kurumsal e-posta ortamının yakın zamanda ihlal edilmesi de dahil olmak üzere çok sayıda saldırıyla ilişkilendirildi.
Android için Medusa bankacılık truva atı neredeyse bir yıl boyunca düşük bir profil sergiledikten sonra Fransa, İtalya, ABD, Kanada, İspanya, İngiltere ve Türkiye’yi hedef alan kampanyalarda yeniden ortaya çıktı. Mayıs ayından bu yana takip edilen yeni faaliyet, daha az izin gerektiren ve doğrudan ele geçirilen cihazdan işlem başlatmak amacıyla yeni özelliklerle birlikte gelen daha kompakt varyantlara dayanıyor.
Türk kullanıcılar özellikle şu ibareleri SMS mesajlarında görüyorsa, hiçbir linki tıklamamaları konusunda uyarılıyorlar:
Aidat İadesi
Youtube Premium
Cimer Aidat İadesi
İnat TV PRO Video Oynatici
Avast Premium
17 Agustos
İnat TV Video Oynatici
Android 14 Guncellemesi
TangleBot olarak da bilinen Medusa bankacılık truva atı, 2020 yılında keşfedilen bir Android hizmet olarak kötü amaçlı yazılım (MaaS) operasyonu. Kötü amaçlı yazılım tuş kaydı, ekran kontrolleri ve SMS manipülasyonu sağlar. Aynı isme sahip olmasına rağmen, operasyon Medusa fidye yazılımı çetesinden ve dağıtılmış hizmet reddi (DDoS) saldırıları için kullanılan Mirai tabanlı botnetten farklı.
Son kampanyalar, çevrimiçi dolandırıcılık yönetimi şirketi Cleafy’nin tehdit istihbarat ekibi tarafından keşfedildi ve kötü amaçlı yazılım varyantlarının şimdi daha güçlü olduğu ortaya çıktı. Medusa varyantları şimdi daha küçük, cihazda daha az izlemeye ihtiyaç duyuyor ve tam ekran bindirme ve ekran görüntüsü yakalama özellikleri barındırıyor.
Medusa varyantları aktif olarak kullanılıyor
Araştırmacılar, son Medusa varyantlarının ilk kanıtının Temmuz 2023’e ait olduğunu söylüyor. Cleafy, kötü amaçlı yazılımı SMS kimlik avına (‘smishing’) dayanan kampanyalarda gözlemledi. Araştırmacılar, kötü amaçlı yazılımı kullanan 24 kampanya keşfetti ve bunları kötü amaçlı uygulamalar sunan beş ayrı botnet (UNKN, AFETZEDE, ANAKONDA, PEMBE ve TONY) ile ilişkilendirdi.
UNKN botnet’i, başta Fransa, İtalya, İspanya ve İngiltere olmak üzere Avrupa’daki ülkeleri hedef almaya odaklanan farklı bir tehdit aktörleri kümesi tarafından işletiliyor. AFETZEDE, ANAKONDA, TONY ve PEMBE ise Türkiye’yi hedef alıyor.
Popüler kandırmaca yöntemi 4K Sports
Bu saldırılarda kullanılan son dropper uygulamaları arasında sahte bir Chrome tarayıcı, bir 5G bağlantı uygulaması ve 4K Sports adlı sahte bir yayın uygulaması yer alıyor. UEFA EURO 2024 şampiyonasının şu anda devam ettiği göz önüne alındığında, yem olarak 4K Sports yayın uygulamasının seçilmesi zamanlama açısından manidar görünüyor.
Cleafy, tüm kampanyaların ve botnetlerin Medusa’nın komuta ve kontrol (C2) sunucusu için URL’leri halka açık sosyal medya profillerinden dinamik olarak alan merkezi altyapısı tarafından yönetildiğini belirtiyor.
Medusa varyantının yeni özellikleri
Medusa kötü amaçlı yazılımının yazarları, ele geçirilen cihazlardaki ayak izini azaltmayı tercih ederek artık yalnızca küçük bir dizi izin talep ediyor, ancak yine de Android’in Erişilebilirlik Hizmetlerine ihtiyaç duyuyor. Ayrıca kötü amaçlı yazılım, kurbanın kişi listesine erişme ve önemli bir dağıtım yöntemi olan SMS gönderme yeteneğini koruyor.
Cleafy’nin analizi, kötü amaçlı yazılım yazarlarının kötü amaçlı yazılımın önceki sürümünden 17 komutu kaldırdığını ve beş yeni komut eklediğini gösteriyor:
destroyo: belirli bir uygulamayı kaldır
permdrawover: ‘Üzerinde Çizim’ izni talep edin
setoverlay: siyah bir ekran kaplaması ayarlayın
take_scr: ekran görüntüsü al
update_sec: kullanıcı gizliliğini güncelle
‘setoverlay’ komutu, uzaktan saldırganların arka planda gerçekleşen kötü niyetli ODF faaliyetlerini maskelemek için cihazın kilitli/kapalı görünmesini sağlamak gibi aldatıcı eylemler gerçekleştirmesine olanak tanıdığı için dikkat çekicidir.
Ekran görüntüsü yakalama özelliği de tehdit aktörlerine virüs bulaşmış cihazlardan hassas bilgileri çalmak için yeni bir yol sunan önemli bir eklenti. Cleafy henüz Google Play’de herhangi bir dropper uygulaması gözlemlememiş olsa da, MaaS’a katılan siber suçluların sayısı arttıkça, dağıtım stratejilerinin çeşitlenmesi ve daha sofistike hale gelmesi kaçınılmaz.
2019 yılında Orkun Aşa tarafından kurulan Hummingdrone; geliştirdiği otonom drone ve yapay zeka çözümleri ile güneş enerjisi santrallerinin dijital dönüşümüne liderlik ediyor, enerji üretim performansını en üst düzeye çıkarıyor. INSPECT isimli özgün yapay zeka tabanlı platformu aracılığıyla güneş varlıklarının performansı ile ilgili detaylı içgörüler sunan Hummingdrone; EPC (engineering, procurement and construction), O&M (operation and maintenance), OEM (original equipment manufacturer) firmalarının ve GES (Güneş Enerjisi Santrali) yatırımcılarının üretim performansını yükseltmek, potansiyel riskleri ve üretim kayıplarını tespit ederek önlemek ve yatırım getirilerini artırmak adına çalışıyor.
İş Bankası Yapay Zeka Fabrikası, 100. Yıl Yatırım Fonu’nun liderlik ettiği yatırım turunda 2 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım alan Hummingdrone’un yatırımcı portföyünde İTÜ ARI Teknokent ve Ertunç Özcan Şirketi’ne ek olarak Figen Korun, Orhan Mutlu Topal, Kerim Baran ve Altuğ Akça gibi melek yatırımcılar da yer aldı.
İklim kriziyle mücadelede temiz enerji
Temiz enerji yatırımlarının iklim krizi ile mücadelede üstlendiği rolün önemini vurgulayan Hummingdrone Kurucu’su Orkun Aşa, “Bugün küresel olarak tüm canlı ekosistemleri etkisi altına alan iklim krizinin en büyük tetikleyicileri arasında insan faaliyetleri sonucu atmosfere salınan sera gazları bulunuyor. Bu salımın temel sebebi yoğun fosil yakıt kullanımı. Küresel sera gazı emisyonlarının 4’te 3’ü mevcut enerji sistemlerinden kaynaklanıyor. Enerji sistemlerinin küresel karbondioksit emisyonu içindeki oranı ise %90. Enerji endüstrisinde gözlenen yatırım eğilimleri, iklim krizinin önüne geçmek ve küresel ısınmayı Sanayi Devrimi öncesi döneme göre 1.5°C ile sınırlandırma şansımızı korumak için ihtiyaç duyduğumuz noktaya henüz gelmedi. Fakat umudumuz var.” dedi ve “Son yıllarda temiz enerji alanında yapılan yatırımlar fosil yakıtlara yapılan yatırımlara kıyasla daha yüksek. Yeşil enerji alanında yapılan bu yatırımların katlanarak artacağı ve fosil yakıtlara kıyasla 10 katına çıkacağı öngörülüyor.” şeklinde sözlerine devam etti.
Hummingdrone olarak inovasyonu önceliklendirerek iklim krizi ile mücadele etmek ve enerji alanında kaydedilen bu dönüşüme dijital bir yaklaşım getirerek öncülük etmek adına kararlı olduklarının altını çizen Aşa, “Yenilenebilir enerji kaynakları arasında gelişen teknolojiler ile ilk sıraya oturan güneş enerjisi endüstrisinin dijital dönüşümüne öncülük etmeyi amaçlayarak bu alanda yapılan yatırımların çok daha yüksek bir etkiye sahip olması ve yatırım geri dönüş süresinin kısalması adına çalışıyoruz. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları pusulasında geliştirdiğimiz özgün yapay zeka tabanlı INSPECT platformumuz ile sürdürülebilir ekonomik büyümeyi güvence altına almak hedefiyle ilerliyor; iş ortaklarımızın operasyonel maliyetlerini en aza indirirken üretim potansiyellerine ulaşmalarını sağlıyoruz. Böylece güneş enerjisi alanında yapılan yatırımların çok daha verimli ve etkili olmasına katkı sunuyoruz.” şeklinde konuştu.
Bu yatırım ile şimdiye kadar yarattıkları etkiyi katlayarak artırmayı hedeflediklerini belirten Aşa, “Şu anda güneş enerji santrallerinin bakımsızlık ve arızalar sebebiyle üretim kayıp oranı küreselde %4,5. Bu oran Türkiye’de %8’e yükseliyor. Aldığımız bu yatırım ile özgün teknolojimizi çok daha etkili şekilde geliştirmeyi, bize güvenen partner ağımızı genişletmeyi ve Türkiye’de kaydedilen kayıp oranını azaltarak yerel enerji üretimini ve yerli endüstri paydaşlarını desteklemeyi hedefliyoruz. 2025 yılı sonuna kadar 50 milyon dolar değerinde bir üretim kaybının önüne geçerek güneş enerjisi endüstrisinin çok daha etkili şekilde ölçeklenmesini sağlamayı amaçlıyoruz.” şeklinde sözlerini tamamladı.
Yatırıma liderlik eden İş Bankası Yapay Zeka Fabrikası (YZF), 100. Yıl Yatırım Fonu Yeni Nesil Girişimcilik Başkanı Barış Karakullukçu; Hummingdrone’un sürdürülebilir enerjinin geleceğini inşa ettiğini belirtirken “Güneş enerjisi sektörüne yönelik geliştirdiği otonom drone ve özgün yapay zeka çözümleriyle dikkat çeken Hummingdrone, sürdürülebilir ve temiz enerji kaynaklarını dönüştüren bir güç haline geldi. Orkun Aşa liderliğindeki şirketin sektördeki öncü konumunu daha da pekiştireceğine olan inancımız tam. Bu yatırım turu ile ekibin; yenilikçi çözümlerini daha da ileriye taşıyacağını biliyor, bu iş birliğinin gelecekteki enerji çözümlerine katkı sağlayacağına inanıyoruz. YZF olarak Hummingdrone’un başarı hikayesinin bir parçası olmaktan gurur duyuyor ve sürdürülebilir enerjinin geleceğini inşa etme yolculuğunda başarılarının devamını diliyoruz.” dedi.
Intel, yapay zekâ altyapısı için yüksek hızlı veri işlemeyi mümkün kılacak yeni nesil optik bilgi işlem bağlantı chiplet’ini duyurdu. Optical Fiber Communication Conference 2024 (OFC) etkinliğinde tanıtılan bu chiplet, yüksek bant genişliği, düşük güç tüketimi ve daha uzun erişim sunarak, yapay zekâ ölçeklenebilirliği ve yeni bilgi işlem mimarileri için devrim niteliğinde bir adım atıyor.
Tam Entegre Optik I/O Chiplet ne getiriyor?
Intel’in OCI chiplet’i, veri merkezleri ve yüksek performanslı bilişim (HPC) uygulamaları için yüksek bant genişliğine sahip bağlantıda ileriye doğru büyük bir adım atıyor. Bu yeni chiplet, birlikte paketlenmiş optik giriş/çıkış (I/O) sağlayarak, makine öğrenmesi iş yükü hızlandırmasını ve yüksek performanslı yapay zekâ altyapısında devrim yaratmayı vaat ediyor.
“Verilerin sunucudan sunucuya sürekli artan hareketi, günümüzün veri merkezi altyapısının yeteneklerini zorlarken, mevcut çözümler ise elektrikli I/O performansının pratik sınırlarına hızla yaklaşıyor. Ancak, Intel’in çığır açıcı atılımı sayesinde, müşteriler birlikte paketlenmiş silikon fotonik bağlantı çözümlerini sonraki nesil bilişim sistemlerine sorunsuz bir şekilde entegre etme olanağına kavuşuyor,” diyen Thomas Liljeberg, Intel IPS Grubu kıdemli direktörü, bu yeniliğin önemini vurguladı.
Yapay zekâ tabanlı uygulamalar, küresel olarak giderek daha fazla kullanılıyor ve büyük dil modelleri (LLM) ve üretken yapay zekâ alanındaki gelişmeler bu trende hız kazandırıyor. Intel‘in yeni OCI chiplet’i, yapay zekâ hızlandırma iş yüklerinin gereksinimlerini karşılamak için yüksek bant genişliği, düşük güç tüketimi ve daha uzun erişim sunarak, yüksek performanslı yapay zekâ altyapısında devrim yaratıyor.
Intel’in OCI chiplet’i, yüksek hızlı veri iletiminde büyük bir atılımı temsil ediyor. İnovasyonu teşvik eden ve bağlantının geleceğini şekillendiren Intel, yapay zekâ altyapısı ortamının ön saflarındaki yerini muhafaza ediyor.
Intel’in bu yeni teknolojisi, yapay zekâ ve veri merkezleri için yüksek performanslı bilgi işlemde yeni bir dönemi başlatıyor. Bu gelişmeler, gelecekteki yapay zekâ uygulamaları için büyük bir potansiyel sunuyor.