Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 653

Baykar’dan iddialara yanıt geldi!

0

Baykar gelir kaynakları, Türkiye’nin savunma kaynaklarından aldığı pay, devlet teşvikleri, ödediği vergiler ve diğer konularda hakkında dile getirilen iddialara bugün bir basın açıklaması ile yanıt verdi. Açıklamayı aşağıda bulabilirsiniz.

Baykar Basın Açıklaması

Uzunca bir süredir firmamız ve yöneticilerimize yönelik olarak dolaşıma sokulan yalan, iftira ve çarpıtmalara karşı cevabımızdır.

Baykar’ın gelirlerinin kaynağı nereden geliyor?


Dünyanın en büyük SİHA ihracatçısı olan Baykar’ın hâlihazırda imzalanan sözleşmelerinin %97.5’u ihracat kaynaklıdır. Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA Ar-Ge sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin %83’ünü ihracattan elde etti. Bu alanda dünya üzerinde gelirleri bu kadar yüksek oranda ihracattan olan benzeri bir savunma sanayii kuruluşu yoktur. Teknoloji şirketlerinde dahi benzeri zor bulunur. Küresel teknoloji şirketlerinde bile böylesi bir ihracat başarısının örneği azdır.

Baykar, yurt dışındaki ihracat faaliyetlerinde ABD, İsrail ve Çin firmalarıyla yarışarak rekabette geride bıraktı. Şimdiye kadar 34 ülkeye yüksek teknoloji ihracatı yaptı. Baykar’ın tek bir faaliyet alanı var o da insansız hava aracı teknolojilerinin milli olarak geliştirilmesi ve üretimidir. Jet yakıtı sattılar iftirasındaki gibi petrol, benzin, motorin vb. gibi bir yakıt işimiz hiç ama hiç olmadı.

Türkiye’nin savunma kaynakları Baykar’a mı aktarılıyor?

Baykar ve ortakları kuruluşundan bugüne kadar devletten tek kuruş nakit hibe desteği almamış ve kuruluşundan bu yana tek kuruş banka kredisi dahi kullanmamıştır. Tüm projelerimizin finansmanını %100 öz kaynaklarımızla karşılamaktayız. İhracattan kazandığımızı projelerimize yatırarak büyümekteyiz.

Türkiye’nin savunma ve güvenlik harcamaları içerisinde Baykar’a yapılan ödemelerin payı SSB’nin de daha önce açıkladığı gibi %1’in altındadır. Türkiye’ye ait savunma harcamalarının %70’i devlet firmalarına verilmektedir.

21 yıl önce ancak 100’den az firmanın bulunduğu savunma sanayiinde, bugün 3000’e yakın firma, 80 bine yakın personel ile faaliyetlerini sürdürmektedir.

Baykar devletten teşvik alıyor mu?

Türkiye sanayisinin gelişimi ve desteklenmesi amacıyla devlet tarafından yatırım teşvik uygulamaları gerçekleştirilmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan istatistiklerde 2012 yılından bu yana 86.897 yatırım teşvik belgesi düzenlendiği açıklanmıştır. Bu destekler arasında KDV istisnası, gümrük vergisi istisnası, kurumlar vergisi indirimi vb. nakdi olmayan destek unsurları gibi bir de yatırım kredileri için faiz veya kar payı desteği, nitelikli personel desteği, enerji desteği, hibe desteği gibi unsurlar yer almaktadır.

Baykar bugüne kadar yapmış olduğu yatırımlarda hiçbir zaman nakdi teşvik kullanmamıştır. Yatırım kredileri için faiz veya kar payı desteği, nitelikli personel desteği, enerji desteği, hibe desteği gibi nakdi unsurlardan hiçbiri Baykar tarafından talep edilmemiş ve Baykar’a sunulmamıştır. Ayrıca destek kararında sunulan yatırım yeri tahsisi ve SGK prim destekleri de bugüne kadar Baykar tarafından kullanılmamıştır.

Baykar’ın yaptığı tüm yatırımlar kendi öz kaynaklarından karşılanmaktadır. Malum algı ajanları tarafından devletten sanki Baykar’a aktarılıyormuş gibi gösterilen 600 milyon liralık teşvik, aslında Baykar’ın yapacağı yatırıma karşılık bazı kalemlerde yabancı firmalar dâhil olmak üzere tüm yatırımcı firmalara tanınan vergi indirim hakkıdır. Baykar, sadece geçen yıl 6.4 milyar lira vergi ödemiştir. Şimdiye kadar söz konusu 600 milyon liranın kat be kat üstünde yatırım yapmıştır. Halen binlerce personel istihdam etmekte ve genç mühendis adaylarının yetişmeleri için programlar yürüten dünyanın sayılı yüksek teknoloji firmalarından biridir. 

Baykar rekabet etmeden devletten doğrudan mı sipariş almaktadır?

Baykar, rekabet sayesinde doğdu. Rekabetçi yapısıyla sektöründe dünyanın önde gelen firmalarından biri haline geldi. Türkiye, Baykara’dan önce İsrail’den İHA alıyordu. Baykar İHA üreterek İsrail firmasıyla rekabet etti ve Türkiye’ye çok daha kaliteli İHA’ları 10’da 1 maliyetle tedarik etti.

Türkiye Cumhuriyeti envanterine giren ilk insansız hava aracı Bayraktar Mini İHA’dır. Bayraktar Mini İHA, 2004 yılında Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından ilk kez uygulanan rekabete açık, milli ve özgün geliştirme modeliyle yapılan yarışmanın ardından envantere girmiştir. Projeyi yarışmadaki tüm rakiplerini geride bırakarak birinci olan milli girişim Baykar gerçekleştirmiştir.

Yüksek teknolojiye sahip tüm yatırımlarımızı bugüne kadar 1 adet dahi sipariş garantisi almadan, ihracattan kazandığımız öz kaynaklarımızla finanse ettik. Tüm yatırımlarımızı aynı şekilde ihracattan kazandığımız öz kaynaklarımızla gerçekleştirdik.

34 ülkeye ihracat yapan ve bu süreçlerde gerçekleştirilen ihalelerde birçok ülkenin firmasını geride bırakarak dünyanın en büyük İHA ihracatçısı olan bir firma, rekabet etmeden dünyada birinci hale nasıl gelebilir?

Baykar vergi ödemiyor mu?

Baykar 2023 yılında ülkemize vergi ve bağış yoluyla toplamda 12.2 milyar TL doğrudan katkı sağlamıştır.

Baykar, 2023’te 6.4 milyar lira ile Türkiye’nin en yüksek vergi ödeyen firmalarından biri oldu. Ayrıca firma ortakları (Selçuk Bayraktar ve Haluk Bayraktar) 2021 ve 2022 yıllarında vergi rekortmeni oldu. 2023 yılında ise (2022 yılı için) 800 milyon TL gelir vergisi ödedik.

Baykar bu işleri tek başına mı yapıyor?

Baykar hali hazırda yüzlerce KOBİ ölçeğinde firma ile birlikte çalışarak yüksek teknolojiye sahip bu sistemleri üretmektedir. Baykar etrafında oluşturduğu ekosistemi yukarı çekmek için milli firmalarımızla güçlü bir işbirliği yürütmektedir. Baykar’ın ihracat başarısı aynı zamanda Türkiye’de adı sanı bilinmeyen küçük ve orta ölçekli birçok firmanın da ihracat başarısıdır.

Baykar’ın ihraç ettiği SİHA’ların akıllı mühimmatları devlete ait TSKGV firması Roketsan tarafından üretilmektedir. Yine elektro-optik kamera sistemleri bir diğer TSKGV firması Aselsan tarafından geliştirilmiştir.

Devlet firmaları Baykar’ın rakibi değil beraber çalıştığı çözüm ortaklarıdır. Yakalanan millileşme vizyonu ve Milli Teknoloji Hamlesi odağındaki bu sinerji sayesinde Türk savunma sanayii arka arkaya ihracat rekorları kırmaktadır. Daha da önemlisi Türk firmaları böylesine stratejik bir alanın ana aktörü haline gelmektedir. 

Baykar’ın sosyal sorumluluk projeleri var mı?

Kurduğumuz tüm vakıflar, kurucuları haricinde kimseden yardım, bağış veya hibe kabul etmez. Bu bizim temel prensibimiz hatta kırmızı çizgimizdir.

Bu vakıfları ülkemize, gençlerimize katkı sağlayabilmek için kuruyoruz.

T3 Vakfı her ay 5 bin öğrenciye Özdemir Bayraktar bursu veriyor. Dünyanın en büyük teknoloji festivali TEKNOFEST’i düzenliyor.

Milli Teknoloji Hamlesi’nin en önemli buluşma noktası olan TEKNOFEST’e 140 paydaş destek veriyor. Baykar, Milli Teknoloji Hamlesi gayesine ömrünü vakfeden Özdemir Bayraktar’ın vasiyet ettiği şekilde bu dev organizasyonun finansal yükünün yarısını tek başına karşılıyor.

Can Sağlığı Vakfı ise onkoloji, genetik, nadir hastalıklar, psikiyatri gibi alanlarda araştırma yapan bilim insanlarının araştırmalarına destek sağlıyor. Bu işlerin tamamını halkımız için maddi ve manevi birikimlerimizle destekleyerek gerçekleştiriyoruz.

Apple Watch’larda Ghost Touch sorunu yayılıyor!

0

Apple Watch kullanıcıları için keyifli bir deneyim olması gereken akıllı saat kullanımı, son dönemlerde ghost touch sorunu nedeniyle کابوس (kabus)a dönüşüyor. Bu sorunda, tıpkı hayalet dokunuşları varmış gibi ekran kendi kendine uygulamaları açıyor, menülerde geziniyor ve istenmeyen işlemleri gerçekleştiriyor.

Sorun ilk olarak yeni çıkan Watch 9 ve Watch Ultra 2 modellerinde ortaya çıkmış ve kullanıcıların tepkisini çekmişti. Apple yetkilileri sorunu kabul edip yazılımsal bir güncelleme ile düzelteceklerini duyurmuştu. Ancak asıl endişe verici gelişme bundan sonra yaşandı. Ghost touch sorunu, kısa sürede daha fazla Apple Watch modelini etkisi altına aldı.

Şu anda elde edilen bilgilere göre Watch 7, Watch 8 ve birinci nesil Watch Ultra kullanıcıları da ghost touch sorunuyla karşı karşıya. Bu durum, sorunun yazılımsal bir hata olma ihtimalini güçlendiriyor. Zira yeni çıkan modellerde görülen bir sorunun bir önceki nesil modellere de sıçraması, yazılım kaynaklı bir güncellemenin sorunu çözebileceği umudunu veriyor.

Apple, sorunun varlığını kabul ediyor ve kullanıcıları bir nebze rahatlatmaya çalışıyor. Yetkili Servis Sağlayıcılara gönderilen yeni bir notta, sorundan etkilenen kullanıcıların cihazlarını zorunlu yeniden başlatma işlemi ile geçici olarak düzeltebilecekleri belirtiliyor. Bunun yanında güncel watchOS yazılımının yüklenmesi de öneriliyor. Ancak bu önerilerin ne kadar etkili olduğu ve sorunu kökten çözüp çözmeyeceği henüz netlik kazanmadı.

Ghost Touch sorununu çözmek için neler Yapılabilir?

  • Apple Watch’unuzu yeniden başlatın: Apple’ın önerdiği gibi yan düğme ve Digital Crown’u 10 saniye boyunca basılı tutarak cihazınızı yeniden başlatmak, sorunu geçici olarak çözebilir.
  • watchOS güncellemelerini kontrol edin: En son watchOS sürümünü yükleyerek yazılımsal hataların giderilmiş olması ihtimali bulunuyor.
  • Apple Destek ile iletişime geçin: Sorun devam ederse Apple Destek hattı üzerinden yetkililere ulaşarak daha detaylı bilgi ve çözüm önerileri alabilirsiniz.
  • Yetkili servise başvurun: Eğer yukarıdaki adımlar sorunu çözmezse, yetkili bir Apple servisine giderek teknik destek almanız gerekebilir.

Kullanıcılar ne diyor?

Birçok Apple Watch kullanıcısı, online forumlarda ghost touch sorunu ile ilgili yaşadıkları sıkıntıları ve hayal kırıklıklarını dile getiriyor. Kimileri sorunun günlük kullanımlarını engellediğini, kimileri ise yanlışlıkla acil durum aramaları yapıldığından dolayı endişelerini dile getiriyor. Kullanıcılar, Apple’ın soruna kalıcı bir çözüm bulmasını bekliyor.

Apple Watch’larda giderek yaygınlaşan ghost touch sorunu, kullanıcı deneyimini ciddi anlamda olumsuz etkiliyor. Apple’ın sorunun çözümü için attığı adımların yeterli olup olmadığı ise henüz belirsizliğini koruyor. Kullanıcılar ise kalıcı bir çözüm bulunmasını umutla bekliyor.

Huawei MateBook X Pro 2024 özellikleri ve fiyatı

0

Huawei, yeni dizüstü bilgisayarı MateBook X Pro 2024’ü tanıttı. İnce ve hafif tasarımıyla dikkat çeken bu model, kullanıcılara yüksek performans ve yenilikçi özellikler sunmayı hedefliyor. İşte MateBook X Pro 2024’ün öne çıkan özellikleri ve fiyatı:

Huawei’nin iddiasına göre, MateBook X Pro 2024, sadece 980 gram ağırlığıyla rakibi Apple MacBook Air’dan daha hafif. Havacılık sınıfı magnezyum alaşımından yapılan kasası, şık görünümünü korurken dayanıklılığı da sağlıyor. Ayrıca, endüstride bir ilk olan elmas alüminyum malzeme ve Cloud Falcon mimarisiyle ağırlık dengesi sağlanmış.

14.2 inçlik 3.2K OLED dokunmatik ekranda 3120 x 2080 çözünürlük, 3:2 en boy oranı, 1000 nit parlaklık ve 120Hz yenileme hızı sunuluyor. İki farklı işlemci seçeneği bulunuyor: Intel Core Ultra 9 185H ve Ultra 7 155H. Core Ultra 7 işlemcili model, 16GB/32GB RAM ve 1TB depolama alanıyla geliyor. Core Ultra 9 işlemcili model ise 32GB RAM ve 2TB depolama alanına sahip.

Huawei MateBook X Pro

MateBook X Pro 2024, 3D metamalzeme anteni sayesinde %40-50 oranında artırılmış ağ verimliliği sunuyor. Ayrıca, akıllı ses perdesi çözümüyle donatılmış 6 hoparlörüyle ses deneyimini geliştiriyor. Port seçenekleri arasında 1 adet USB-C ve 2 adet Thunderbolt 4 bulunuyor. Batarya ömrü ise 140w şarjı destekleyen 70Wh lityum polimer batarya ile sağlanıyor.

Huawei MateBook X Pro 2024, Pangu geniş dil modelini entegre ettiği ilk dizüstü bilgisayar. Pangu yapay zeka modeli sayesinde metin özetleme, gerçek zamanlı içerik çevirisi ve AI Eyes gibi akıllı özellikler sunuyor.

Başlangıç fiyatı 1547 dolar olan MateBook X Pro 2024, farklı yapılandırmalarda farklı fiyatlarla sunuluyor. İşlemci, bellek ve depolama alanına göre fiyatlandırma aşağıdaki gibidir:

  • Intel Core Ultra 7, 16GB RAM, 1TB: 1547 dolar
  • Intel Core Ultra 7, 32GB RAM, 1TB: 1727 dolar
  • Intel Core Ultra 9, 32GB RAM, 2TB: 2072 dolar

Huawei, MateBook X Pro 2024’ün Çin dışında satışa sunulup sunulmayacağına dair bir açıklama yapmadı.

Samsung Galaxy AI türkçe desteğine kavuşuyor!

Samsung, Galaxy AI platformunu genişletmeye devam ediyor. Bugün yapılan açıklamaya göre, Samsung Galaxy AI, mevcut 13 dil seçeneğine Arapça, Endonezce ve Rusça’yı ekleyerek toplamda 16 dili destekleyecek. Ancak bu genişleme burada durmayacak. Samsung, Galaxy AI platformuna daha da fazla dil seçeneği eklemek için çalışmalarını sürdürüyor.

Şirketin planlarına göre, bahar aylarına kadar Avustralya İngilizcesi, Kantonca ve Kanada Fransızcası gibi diller de Galaxy AI’nın repertuarına eklenecek. Ancak en büyük sürpriz, yıl sonuna kadar Galaxy AI platformuna eklenmesi planlanan 10 yeni dil seçeneğiyle ilgili. Bu diller arasında Rumence, Türkçe, Felemenkçe ve İsveççe gibi birçok farklı dil bulunuyor.

Samsung Galaxy AI

Samsung’un bu hamlesi, şirketin küresel pazardaki varlığını güçlendirmeyi amaçlıyor. Yeni dil seçenekleri eklenerek, Galaxy AI’nın daha geniş bir kullanıcı kitlesi tarafından kullanılması hedefleniyor. Bu, Samsung’un teknoloji alanındaki liderliğini pekiştirmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Bu güncellemeler, Samsung kullanıcılarına Ayarlar uygulaması üzerinden sunulacak olan bir güncelleme ile gelecek. Bu sayede, mevcut Galaxy AI kullanıcıları yeni dil seçeneklerinden kolayca faydalanabilecekler. Samsung, Galaxy S24 serisi ile başlayan bu genişleme hamlesini diğer cihazlara da yayarak, Galaxy AI’nın erişilebilirliğini artırmayı hedefliyor.

Starlink’e rakip geliyor: Astranis Omega 50 Gbps kapasiteli uydu internet sunacak!

Uydu İletişimi Sektöründe Rekabet Artıyor: ABD’li uydu iletişim şirketi Astranis, Starlink’e rakip olacak yeni nesil uydusunu tanıttı. Astranis Omega adı verilen uydu, mevcut uydulara kıyasla 5 kat daha fazla kapasite sunarak internete erişimi kolaylaştırmayı ve daha uygun fiyatlı hale getirmeyi hedefliyor.

Daha güçlü, daha uzakta: Omega uyduları, Starlink uydularından 60 kat daha uzakta, yaklaşık 35 bin kilometre yükseklikte yörüngeye yerleştirilecek. Bu sayede daha geniş bir alanı kapsayabilecek ve daha güçlü sinyaller gönderebilecekler.

Teknik özellikler: Yaklaşık 600 kg ağırlığındaki Omega uyduları, 10Gbps’den 50Gbps’ye kadar veri hızı sağlayabilecek. Bu da Starlink V2 uydularından 5 kat daha fazla hıza denk geliyor.

Astranis, Omega uydularıyla ISS’lerden işletmelere ve hükümetlere kadar geniş bir yelpazede müşteriye hitap etmeyi planlıyor. Uyduların esnek yapısı, müşterilerin ihtiyaçlarına göre özelleştirilmesine de olanak tanıyor.

Fırlatma Planı: Astranis, ilk Omega uydusunu 2025’te tamamlamayı ve 2026’da 6 uyduyu fırlatmayı hedefliyor. 2026’dan sonra ise her yıl 24 Omega uydusu fırlatılması planlanıyor.

Astranis, Starlink’e kıyasla daha düşük maliyetli bir uydu interneti hizmeti sunmayı vadediyor. Ayrıca, daha esnek uydu çözümleri sunarak müşterilere özel seçenekler de sunabiliyor.

Astranis, Starlink’e kıyasla daha yeni bir şirket ve şu anda daha az sayıda uyduya sahip. Bu nedenle, Starlink’in sunduğu geniş kapsama alanına henüz ulaşamamış durumda. Astranis Omega uyduları, uydu interneti sektöründe önemli bir gelişmeyi temsil ediyor. Daha fazla kapasite, daha düşük maliyet ve esnek çözümler sunarak Starlink’e güçlü bir rakip olma potansiyeline sahip.

Amazon’a 535 milyon dolar ceza!

0

ABD’nin Illinois eyaletinin Chicago şehrinde bulunan bir federal mahkeme jürisi, yerel teknoloji şirketi Kove IO’nun, Amazon Web Services‘in (AWS) patentlerini ihlal ettiğine karar verdi. Bu kararın ardından Kove, AWS’den 525 milyon dolar tazminat almaya hak kazandı.

West Loop merkezli Kove IO şirketi, CEO John Overton ve doktora çalışmaları sırasında tanıştığı ortak mucit Stephen Bailey tarafından geliştirilen üç patentinin, AWS tarafından ihlal edildiğini iddia ediyordu. Şirketin açtığı davada, Overton ve Bailey’nin “bulut teknolojisinin ortaya çıkışından yıllar önce, yüksek performanslı ve sonsuz ölçeklenebilir dağıtık ‘bulut’ depolama teknolojisini geliştirdiği” belirtiliyordu.

Dava dilekçesinde ayrıca, Kove’nin teknolojisinin, “bulutta depolanan veri miktarı katlanarak arttıkça ve bulut depolama hizmeti, devasa miktarda veriyi depolama ve retrieval (erişme) konusunda sınırlamalarla karşılaştıkça, AWS için vazgeçilmez hale geldiği” ifade ediliyordu. Bilindiği üzere AWS, Netflix, Facebook, Disney ve Sony gibi birçok teknoloji devinin kullandığı bulut bilişim hizmetleri sunuyor.

Salı günü gerçekleşen duruşmada jüri, AWS’nin Kove’nin patentlerini ihlal ettiğine karar verdi ancak bu ihlalin kasıtlı olmadığını, yani patentlerin varlığından habersiz olunduğunu belirtti. Jüri kararıyla birlikte Kove, 525 milyon dolarlık tazminat alma hakkına sahip oldu.

Kove avukatı Renato Mariotti konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu karar, fikri mülkiyet haklarının korunmasının önemini vurguluyor. Aynı zamanda Kove’nin buluşlarının öneminin bir kanıtı. Şirketimiz öncü teknolojisi sayesinde büyümeye ve başarılı olmaya devam edecek.” ifadelerini kullandı.

Amazon kararı temyiz edecek

Amazon sözcüsü Duncan Neasham ise verilen kararın temyiz edileceğini duyurdu. Neasham açıklamasında, “Jürinin, AWS’nin patentleri kasıtlı olarak ihlal etmediğini kabul etmesine teşekkür ediyoruz.” dedi. Neasham, davanın davalık konusu olan patentlerin süresi dolduğu için, bu hizmetlerin (DynamoDB ve Simple Storage Service) kesintiye uğramayacağını veya herhangi bir değişikliğe uğramayacağını da sözlerine ekledi.

Öte yandan Kove’nin, aynı patentlerin ihlali nedeniyle Google’a karşı da benzer bir dava açtığı ve davanın halen devam ettiği biliniyor.

Google, Gemini kullanım rehberi yayınladı. Hemen indirin!

Gemini gibi araçlar, iş akışlarına ve günlük yaşama daha fazla entegrasyon vaat ediyor ancak doğru kullanımı kolay değil. Google’ın Cloud Next 2024 etkinliğinde tanıttığı 45 sayfalık el kitabı, bu araçların en iyi şekilde kullanılması için rehberlik sağlıyor.

Google Gemini El kitabı, yapay zeka araçlarını kullanmada yeni olanlar için hızlı bir başlangıç sağlarken, deneyimli kullanıcılar için de faydalı ipuçları içeriyor. Kullanıcıların yapay zeka araçlarına doğru soruları sormasına ve istekleri net bir şekilde ifade etmelerine yardımcı olmak için bir dizi strateji sunuyor.

Google, el kitabında, kullanıcıların doğal dil kullanmasını, spesifik olmasını ve gereksiz karmaşıklıktan kaçınmasını öneriyor. Google Gemini Ayrıca, isteklerin bir persona, bir görev, bağlam ve istenen biçim olmak üzere dört bileşenden oluşması gerektiğine vurgu yapıyor.

Google Gemini El kitabı ayrıca, şirketlerdeki belirli kişilerin iş hayatlarını kolaylaştırmak için yapay zekayı nasıl kullanabileceklerine dair örnekler sunuyor. Ancak, el kitabını almak için kullanıcıların Google’a kaydolmaları gerekiyor ve bazı kişisel bilgilerin paylaşılması isteniyor.

Google Gemini bu kılavuzu, yapay zeka araçlarını etkin bir şekilde kullanmak isteyen herkes için önemli bir kaynak olarak öne çıkıyor. Ancak, kullanıcıların gizlilik endişeleri ve kişisel veri paylaşımı konusunda dikkatli olmaları gerekiyor.

Google Gemini el kitabına bu linkten ulaşabilirsiniz.

Amazon Alexa’ya veda ediyor!

Teknoloji devi Amazon, Alexa sesli asistanı için önemli bir değişiklik duyurduğu bildirildi. Artık geliştiricilere, Alexa özelinde uygulama geliştirmeleri için ödeme yapılmayacak. Bu kararın bir sonucu olarak, Amazon’un önceden planladığı Alexa uygulama mağazası projesi de rafa kaldırılmış durumda.

Amazon, Haziran 2024’te sona erecek olan Alexa Developer Rewards Programı aracılığıyla geliştiricilere aylık ödemeler yapmayı sonlandırıyor. Ayrıca, Amazon Web Services üzerinde geliştiricilere ücretsiz kredi sağlayan bir diğer program da sona erdiriliyor. Ancak, geliştiriciler uygulamaları üzerinden gelir elde etmeye devam edebilecekler.

Alexa, on yıl önce piyasaya sürüldüğünde sesli asistan teknolojilerinin popülerleşmesine öncülük etmiş ve kullanıcıların günlük ihtiyaçlarına cevap verecek birçok özelliği sunmuştu. Ancak, teknoloji alanındaki hızlı ilerlemelerle birlikte Alexa, artık daha gelişmiş yapay zeka teknolojilerinin gerisinde kalmış gibi görünüyor.

Amazon’un bu kararı, Alexa’nın daha üretken yapay zeka yetenekleriyle güçlendirilmesi çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ancak, bu değişikliklerin bir sonucu olarak, geliştiricilerin kendi uygulamalarını oluşturarak Alexa platformuna katkı sağlamaları için teşvik edildikleri program sona eriyor.

Bu değişikliklerle birlikte, Amazon Alexa’ sesli asistan stratejisinde nasıl bir yol izleyeceği merak konusu olurken, şirketin yeni stratejileri ve Alexa’nın geleceği hakkında daha fazla detayın ilerleyen dönemlerde açıklanması bekleniyor.

Amazon, geçtiğimiz yıl içerisinde Alexa özelinde çeşitli önlemler almaya başlamıştı ve bu son karar da bu sürecin bir parçası olarak görülüyor.

Intel i9 işlemcilerde kritik sorun: oyunlar çöküyor!

Oyun severler için üzücü haber! Intel’in 13. ve 14. nesil Core i9 işlemcilerinde, Unreal Engine ile geliştirilen oyunlarda çökme sorunları yaşandığı ortaya çıktı. Fortnite, The Finals ve Tekken 8 gibi popüler oyunlar da bu sorundan nasibini alıyor.

Sorun ilk olarak Intel Core i9 13900K ve 14900K işlemcileri kullanan oyunculardan gelen şikayetler ile gündeme geldi. Oyuncular, oyun oynarken rastgele çökmeler ve hata mesajları aldıklarını bildirdiler.

Epic Games, sorunun farkında olduğunu ve Intel ile birlikte çözüm üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Sorunun kaynağı henüz tam olarak bilinmemekle birlikte, Intel’in 13. ve 14. nesil işlemcilerinde bir kararlılık sorunu olduğu düşünülüyor.

Sorunun geçici çözümü olarak Epic Games, Intel Core i9 13900K ve 14900K işlemci kullanan oyunculara BIOS ayarlarında değişiklik yapmalarını tavsiye etti. Intel ise sorunun farkında olduğunu ve çözüm üzerinde çalıştıklarını açıkladı.

Ancak sorunun “resmî” çözümüne daha zaman olduğu tahmin ediliyor. Bu süreçte Intel i9 işlemci kullanan oyuncular, oyunlarda çökme ve hata mesajları alma riskini göze alarak oynamaya devam edebilir veya BIOS ayarlarında değişiklik yaparak sorunu geçici olarak çözebilirler.

Sorunun etkileri

Sorun, Unreal Engine ile geliştirilen birçok oyunu etkilediği için oldukça geniş bir oyuncu kitlesini etkiliyor. Oyuncular, oyunlarda çökmeler ve hata mesajları nedeniyle oyun deneyimlerini tam anlamıyla yaşayamıyorlar.

Çözüm önerileri

Sorunun çözümü için Intel’in bir güncelleme yayınlaması gerekiyor. Bu güncelleme, işlemcilerdeki kararlılık sorununu gidererek oyunlarda çökme ve hata mesajlarının oluşmasını engelleyecektir.

Bu haberin yazıldığı sırada Intel’den sorunun çözümüyle ilgili herhangi bir resmi açıklama yapılmış değil. Konuyla ilgili son dakika gelişmeleri için bizi takipte kalın.

Altman ve Ive, kişisel yapay zeka aracı için 1 milyar dolar yatırım arıyor!

OpenAI’nın CEO’su Sam Altman ve efsanevi eski Apple tasarımcısı Jony Ive, kişisel yapay zeka cihazları için büyük bir yatırım arayışına girdi. Bu cihaz, uzun bir süredir gündemde olan bir proje ve 2023’ün sonlarında Sam Altman ve Jony Ive, yapay zeka odaklı donanım projesiyle ilk kez dikkatleri üzerine çekti. Financial Times, bu projenin “yapay zekanın iPhone’u” olarak nitelendirildiğini iddia etmişti.

Altman ve Ive, bu yeni cihaz için 1 milyar dolarlık bir girişim kurma niyetinde olduklarını belirtmişlerdi. Geçtiğimiz aylarda, Altman’ın, Ive’ın sahibi olduğu tasarım şirketi LoveFrom’un bu cihazın geliştirilmesine yardımcı olması için çalışmalar yaptığına dair haberler de ortaya çıkmıştı.

Bugün ise Jony Ive ve Sam Altman’ın yapay zeka destekli yeni cihaz için 1 milyar dolarlık yatırım toplamayı hedeflediği bildiriliyor. Ancak geliştirilen cihazın ne olduğu hala belirsizliğini koruyor.

Bu arada, Sam Altman’ın çip pazarını değiştirmek için büyük bir adım atmış olabileceği de konuşuluyor. OpenAI tarafından geliştirilen sistemler, genellikle Nvidia çipleriyle çalışıyor ve bu da yüksek maliyetlerle sonuçlanıyor. Bu nedenle, Altman’ın kendi çiplerini geliştirerek maliyetleri azaltmak için çalıştığı belirtiliyor.

Son olarak, Altman’ın dünyanın çip üretim kapasitesini artırmak ve yeni nesil yapay zeka sistemlerine güç vermek amacıyla çok büyük bir teknoloji girişimi için fon toplamak için Birleşik Arap Emirlikleri hükümeti dahil olmak üzere birçok yatırımcıyla görüştüğü belirtiliyor. Altman’ın hedeflediği projenin 5 trilyon ila 7 trilyon dolar arasında bir maliyet gerektirebileceği ifade ediliyor. Abu Dabi’nin devlet destekli yatırım şirketi MGX’in Altman’a destek olabileceği de bildiriliyor.

Altman, üretken yapay zeka sistemleri için temiz enerji üretiminde bir devrime ihtiyaç olduğunu belirtiyor ve yatırım turları kapsamında bu alana da odaklanıyor. Üretken yapay zeka sistemlerinin güç kaynakları, büyük miktarda enerji tüketiyor ve bu nedenle düşük maliyetle sürdürülebilir bir yapı için yeni çözümlere ihtiyaç duyuluyor.

Waymo Los Angeles’ta ücretli Robotaksi hizmeti başlatıyor!

Salı günü yaptığı açıklamada, teknoloji startup’ı Waymo’nun, ülkenin sürücüsüz otomobil teknolojisiyle ilgili deneylerinin hız kazanmasıyla birlikte, Çarşamba gününden itibaren Los Angeles’ta ücretli robot taksi yolculukları sunmaya başlayacağı belirtildi.

Google’ın bir yan kuruluşu olan Waymo, Ocak ayında Los Angeles’ta bir hizmet sunmayı planladığını duyurmuş ve eyaletin yasal onayını ve yerel desteği aramıştı. O zamandan beri ücretsiz “turda” sürüşler sunarken, geçen ay Teamsters sendikası ve Los Angeles Ulaştırma Bakanlığı’nın karşı çıkmasına rağmen ücretli bir hizmete genişleme için yasal onay aldığı belirtildi.

Şirket, Salı günü yaptığı açıklamada 50.000’den fazla kişinin hizmeti kullanmak için bekleme listesinde olduğunu ve Çarşamba gününden itibaren kaç kullanıcının uygulamayı tam olarak kullanmasına izin vereceğini belirtmedi. Geçen ay şirket, Santa Monica’dan Los Angeles şehir merkezine kadar 63 kilometrekarelik bir alanı kapsayan 50’den az araçtan oluşan bir Los Angeles filosuyla başladığını söyledi.

Hizmetin, diğer araç çağırma akıllı telefon uygulamalarına benzer şekilde çalıştığı ancak Waymo’nun araçlarında insan sürücü bulunmadığı vurgulandı. Sürücüler, uygulamadaki ve aracın ses sistemindeki talimatları takip ederken, Waymo çalışanlarının uzaktan yardımcı olabileceği belirtildi.

Robotaksilerin, teknoloji ilerledikçe daha fazla konuşulmaya başladığına dikkat çekilirken, Tesla CEO’su Elon Musk’ın Tesla’nın Ağustos ayında bir robotaksi ürünü ortaya çıkaracağını söylediği ancak ayrıntı vermediği ve General Motors’un yan kuruluşu Cruise’un, insan tahrikli araçları belirli şehirlerde yeniden kullanıma sunduğu ifade edildi.

Çin merkezli çeşitli teknoloji girişimlerinin de Kaliforniya yollarında sürücüsüz araçları test ederek kanun yapıcıların dikkatini çektiği belirtilirken, şimdilik Waymo’nun tek rakibinin geleneksel, insan güdümlü araç hizmetleri olduğu vurgulandı.

Waymo’nun Los Angeles’a doğru genişlemesiyle, ülkenin en büyük ikinci şehrine – ve uzun zamandır araba seyahatiyle eşanlamlı olan bir şehre – kâr amacı gütmeyen otonom taksilerin getirileceği belirtilirken, Waymo’nun halihazırda San Francisco ve Phoenix’te ticari robot taksi hizmetleri sunduğu ifade edildi.

Waymo’nun ürün yönetimi direktörü Chris Ludwick’in, Los Angeles hamlesini bir dönüm noktası olarak nitelendirdiği belirtildi.

Türk Telekom ve Schneider Electric’den Endüstriyel Otomasyon anlaşması

0

Türk Telekom, Schneider Electric ile endüstriyel otomasyon ve enerji yönetimi teknolojileri konularında işbirliği yaparak sürdürülebilir dijital dönüşüm ve verimlilik artışını hedefliyor. Bu işbirliği Türkiye’nin dijitalleşme sürecini destekleyecek. Ayrıca 5G teknolojisinin etkin kullanımını da içeriyor.

Türk Telekom’dan 5G yolunda önemli adım

Türk Telekom, telekomünikasyon sektöründeki tecrübesini ve altyapısını kullanarak, endüstriyel otomasyon çözümleri sağlıyor ve 5G altyapısı için hazırlıklarına devam ediyor. Çözümler arasında da kestirimci bakım, dijital ikiz, robotik sistemler ve enerji kaynakları yönetimi gibi teknolojiler yer alıyor.

Schneider Electric tarafından da IoT, otomasyon ve dijital ikiz teknolojileri gibi yenilikçi çözümler sunuluyor. Şirket, EcoStruxure platformu ve AVEVA ile işbirliği yaparak, açık mimari üzerinden güçlü yazılım çözümleri sağlıyor.

Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Özden şunları söyledi:

“Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden bir kurum olarak, sürdürülebilir bir gelecek için teknoloji alanındaki birikimimizi hayatın tüm alanlarına yansıtacak çevresel ve sosyal alanlarda öncü adımlar atıyoruz.

Güçlü fiber altyapımızla Türkiye’de 5G’ye en hazır operatör olarak, bugün ve gelecek için, ürün ve servislerimizi yeni nesil teknolojiler ile zenginleştirmeye devam ediyoruz. İşletmelerimizin ve endüstrilerin dijitalleşmesine destek vererek ekonomik büyümelerinde etkin rol alıyoruz.

Bu kapsamda; Schneider Electric ile endüstrilerin sürdürülebilirlik ve verimlilik hedeflerine ulaşmaları için sağladığımız hizmetleri arttırmak amacıyla; endüstriyel otomasyon ve enerji yönetim teknolojilerini kapsayan stratejik iş birliğimizin önemli olduğuna inanıyoruz”

Schneider Electric Türkiye, Orta Asya Bölgesi Dijital Enerji ve Secure Power İş Birimi Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Sağlam şunları söyledi:

“Bugün binalardan veri merkezlerine, endüstriyel tesislerden enerji altyapılarına kadar her segmentte dönüşümü tetikleyen IoT, otomasyon, dijital ikiz gibi teknolojiler, 5G bağlantısının yaygınlaşması ile yeni bir boyut kazanacak.

Birçok yeni cihaz, hizmet ve uygulama kullanıma sunulacak. 186 yıllık köklü ve küresel bir deneyime sahip Schneider Electric olarak IoT özellikli, açık mimari ve platformumuz EcoStruxure, güçlü agnostik yazılım portföyümüz ve bu alanda uzman şirketimiz AVEVA ile birlikte bu dönüşüme liderlik etmeyi bir misyon olarak ele alıyoruz.

Dünyanın önde gelen bağımsız yazılım şirketleriyle iş ortaklıkları aracılığıyla da müşterilerimizin yenilikçi otomasyon çözümlerinden yararlanmalarına yardımcı oluyoruz. Böylece dijital ve inovatif çözümlerle müşterilerimizin kârlılığı ve güvenilirliğini garanti altına alırken, verimlilik ve karbondan arındırma odaklı bir strateji ile de sürdürülebilir bir değer sunuyoruz.

Bu doğrultuda çalışmalarımıza güç katmak ve ülkemizin ve bölgenin dönüşümüne hizmet etmek üzere Türk Telekom ile stratejik bir iş birliğine imza atıyoruz. Kapsamı ve yaratacağı değer ile alanında ilk olacak bu iş birliğiyle Türkiye’nin dijital ve sürdürülebilir gelişimine hız katacağız”

Yapay zeka, gıda krizi riskine karşı umut ışığı olabilir!

0

Uzmanlar dünya nüfusunun 2050’de 9.7 milyara ulaşmasını beklerken artan nüfusun gıda krizine yol açmaması için de çözümler arayışındalar. Bahçeşehir Üniversitesi’nden bir araştırmacı da gelecekteki gıda krizi riskine karşı yapay zekanın tarımda umut olabileceğini söyledi.

Yapay zeka, gıda krizi riskine karşı umut ışığı olabilir!

Tarımın insanlık tarihindeki önemi ve nüfus artışına bağlı olarak gıda üretimindeki artan ihtiyaçlar, gelecekte yaşanabilecek sorunları daha da artırabilir. Bu noktada yapay zeka tarım sektöründe umut vadeden bir çözüm olabilir.

Bahçeşehir Üniversitesi’nden Dr. Müge Kesici, yapay zeka sayesinde deneyimsiz kişilerin dahi tarım yapabileceğine vurgu yaparak özellikle küçük arazilerde ve aile işletmelerinde yapay zekanın önemine dikkat çekti.

Tarımda kullanılan verilerin işlenmesinde yapay zekanın büyük önem taşıdığını belirten Kesici, tohum seçiminden iklim verilerine kadar birçok faktörün yapay zeka tarafından yönetilebileceğini ifade etti. Yapay zekanın, tarımda girdi maliyetlerini azaltarak üretimi verimli hale getirebileceğini dile getirdi.

Dr. Kesici, yapay zekanın tarımdaki etkilerinin uluslararası bir zirvede tartışılacağını ve sektörel uzmanları bir araya getireceğini belirtti. Tarımın yanı sıra eğitim, sağlık, finans gibi farklı alanlarda yapay zekanın kullanımı ve gelecekteki öngörülerin ele alınacağı zirvede, birçok önemli firma ve uzman yer alacak.

Videoları dakikalar içinde oluşturun: Google Vids ile tanışın!

Teknoloji devi Google, işyerinde hikaye anlatımını kolaylaştırmak için yeni bir yapay zeka destekli video oluşturma aracı olan “Google Vids“i Cloud Next 2024 etkinliğinde tanıttı. Google, bu yeni Workspace aracıyla birlikte kullanıcılarına video prodüksiyon ve düzenleme süreçlerinde önemli bir yardımcı sunmayı hedefliyor.

Google Vids, Haziran ayında Workspace Labs‘te kullanıma sunulacak ve yapay zeka desteğiyle videoları stok materyallerden, resimlerden ve arka plan müziğinden önerilen sahnelerle otomatik olarak oluşturacak. Kullanıcılar, geniş bir kütüphaneye erişerek kendi seslerini kaydedebilecek veya önceden ayarlanmış sesleri seçebilecekler. Ayrıca, Google Vids‘in diğer Workspace uygulamalarıyla entegrasyonu sayesinde Drive‘daki belgeleri ve diğer dosyaları kolayca eklemek mümkün olacak.

Google Vids‘i kullanmak için, kullanıcıların öncelikle hedeflerini, hedef kitlelerini ve video uzunluklarını belirlemeleri gerekecek. Sonrasında ise bir şablon seçerek Google‘ın yapay zekasının videoları otomatik olarak oluşturmasına izin verilecek. Videoları özelleştirmek için kullanıcılar, stok medya, seslendirme veya diğer öğeleri ekleyebilecekler.

Google‘un yeni yapay zeka destekli video oluşturma aracı Google Vids, işyerinde verimliliği artırmak ve hikaye anlatımını güçlendirmek için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu yeni araç, işletmelerin içerik üretim süreçlerini daha etkili ve kolay hale getirecek.

Google bulut’da devrim: Axion tanıtıldı!

Google, teknoloji dünyasında heyecan yaratan bir adım atmaya hazırlanıyor. Cloud Next 2024 etkinliği sırasında duyurulan Axion, bulut ve veri merkezleri için tasarlanmış ilk ARM işlemcisi olma özelliğini taşıyor. Bu yeni işlemci, Google’ın bulut hizmetlerinde çığır açmayı amaçlıyor ve sektörde büyük bir etki yaratması bekleniyor.

Axion, Arm’ın Neoverse V2 CPU’sunu kullanarak geliştirildi ve mevcut Arm tabanlı rakiplerinden önemli ölçüde daha iyi performans sunuyor. Google, Axion’un X86 tabanlı sistemlere kıyasla yüzde 50 daha iyi performans ve yüzde 60 daha az güç tükettiğini açıkladı. Bu, enerji verimliliği ve performans açısından büyük bir adım olarak nitelendiriliyor.

Yeni işlemci, v5p Tensör İşleme Birimi’ne (TPU) sahip olacak ve önceki nesil TPU’lardan iki kat daha yüksek ham performans sunacak. Ayrıca, Axion’un termal verimliliğini artırmak için sıvı soğutma teknolojisi kullanılacak, bu da daha güvenilir ve verimli bir çalışma sağlayacak.

Axion’un detaylı teknik özellikleri henüz tam olarak açıklanmamış olsa da, Google’ın kendi çip tasarımı konusunda önemli bir adım olduğu belirtiliyor. Google, hizmetlerinin birçoğunun Axion işlemcisine geçeceğini ve bu yeni teknolojinin gelecekte daha fazla hizmete güç sağlayacağını belirtiyor.

Google, Axion’un hangi makinelerde kullanılacağı konusunda henüz net bir açıklama yapmamış olsa da, bu bilginin yakın gelecekte kamuoyuna duyurulması bekleniyor. Ayrıca, Axion’un duyurulması, Pixel akıllı telefon ve tablet serisi için özel olarak tasarlanmış Tensor yonga setinin gelecekteki potansiyelini işaret ediyor. Son sızıntılar, Tensor G5 yonga setinin, Google’ın ilk şirket içi CPU ve GPU tasarımına sahip olacağını ve TSMC 3nm ”N3E” sürecini temel alacağını öne sürüyor.

Google’ın Axion ile bulut ve veri merkezlerinde nasıl bir dönüşüm yaşayacağı ve bu yeni işlemcinin sektörde nasıl bir etki yaratacağı, teknoloji dünyasında büyük bir merakla bekleniyor. Bu yeni gelişme, Google’ın teknoloji liderliğini pekiştirmesi ve bulut bilişim alanında yeni bir çağ açması açısından büyük önem taşıyor.

Türkiye turizmine 250 milyon dolar yatırım!

Re-Pie Portföy’ün yeni fonu Artnouve Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, Akdeniz çanağının en önemli turizm beldesi Bodrum’da sürdürülebilirlik odaklı nitelikli yaşam alanı kuracak. Artnouve GSYF’nin Bodrum’daki projesi, son yıllarda turizm alanında yapılmış en büyük yatırımlar arasında yer alacak. Girişim sermayesi yatırım fonu Artnouve, yeni kentsel mekânlar ve yaşam alanları, akıllı şehir ve inşaat teknolojileri geliştirerek, sürdürülebilirlik vizyonuna sahip şirketlere yatırım yapıyor.  

Son dönemlerin en büyük satın almalarından birini gerçekleştirirken dünyaca ünlü ultra lüks otel markası Aman’ın Bodrum’daki Amanruya otelini de satın alan Artnouve GSYF’nin ilk projesi, otelle birlikte Bodrum-Demirbükü’nde toplam 400 dönüm üzerinde gerçekleştirilecek.

Akdeniz havzasının sürdürülebilirlik odaklı en nitelikli yaşam alanı olacak projeyle, dünyanın en lüks otel markalarından birinin de içinde yer alacağı ultra lüks villalardan oluşan bir yaşam kompleksi kurulması planlanıyor.

Demirbükü’nde 400 dönüm üzerinde gerçekleşecek

Re-Pie Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel
Re-Pie Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel

Re-Pie Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel, Artnouve GSYF’nin yatırımı hakkında, “BES fonları, bireysel ve tüzel yatırımcıların katılımıyla 250 milyon USD kaynakla kurduğumuz Türkiye’nin en büyük girişim sermayesi yatırım fonu Artnouve GSYF’nin ilk yatırımı olan proje, Bodrum Demirbükü’nde 400 dönümlük geniş bir arsa üzerinde gerçekleşecek. Sürdürülebilirlik anlamında sadece ülkemizde değil, dünyada da öne çıkan en iyi uygulamalardan birine imza atacağız. Vazgeçmeyeceğimiz tek unsur, bölgenin bitki örtüsü, kara ve denizdeki canlı yaşamı başta olmak üzere doğal hayatı korumak olacak. Dünyanın en ünlü mimarlık ofisleriyle çalışmalarımız sürüyor. Global ölçekte 7 mimari ofis çalışmalarını yaptı. Bu çalışmaları harmanladık.  Proje alanında yer alacak otel için dünyaca ünlü bir markayla anlaşma sağladık ve kısa süre içinde duyuracağız” açıklamasını yaptı. “Böylece, ülkemizin turizm profesyonelleri de dünya standartlarında istihdam olanağı bulacakları yeni bir turizm alanına kavuşacak. Projeye yabancı yatırımcılardan da büyük ilgi var.”

Sürdürülebilirlik projenin değerini artırıyor

Artnouve GSYF yatırımıyla Bodrum’da yapılacak yeni proje, bölgenin biyolojik çeşitliliğinin korunmasının yanı sıra ekolojik, tarihi ve sosyal zenginliğiyle uyumlu bir sürdürülebilirlik yaklaşımını benimsiyor. Projede, su ve enerji verimliliği ile doğal kaynakların korunması ve yeni yaşam alanı sakinlerinin bu konudaki deneyiminin en üst seviyeye çıkarılması amaçlanıyor.

Projenin sürdürülebilirlik yaklaşımını değerlendiren Çamlıbel, şunları söyledi:

“Projemize en büyük değeri kazandıran özellik, sürdürülebilirlik yaklaşımı olacak. Bu çerçevede hazırlanan master plan, mevcut bitki türleri dahil olmak üzere doğal yaşamı bütünsel olarak korumak, bölgenin doğal potansiyelini geliştirmek ve proje unsurlarını yerel ekosisteme doğallıkla entegre etmek için koruma odaklı tasarıma öncelik veriyor. Mevcut bitki örtüsünü en kapsamlı şekilde muhafaza ederken entegre su yönetimi ile arazinin doğal su kaynaklarının korunması ve döngüsel su kullanımıyla doğal kaynak kullanımının en düşük seviyeye çekilmesi hedefleniyor. Proje, net sıfır enerji stratejisine bağlı kalarak güneş enerjisi kullanımını, yağmur bahçelerini ve sulama için su depolamayı öne çıkararak dünyanın en yaygın kullanılan yeşil inşa derecelendirmesi olan LEED sertifikası gereksinimleri çerçevesinde hayat bulacak.”

Türkiye turizmine katkı sağlayacak

Artnuove GSYF’nin yatırımlarında odaklanacağı ilk alanlardan olan turizm, Türkiye ekonomik göstergelerine göre ülkenin GSYH’ına katkıda sanayi kadar kritik bir rol oynuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre Türkiye’nin turizm geliri 2023 yılında 54 milyar doları aştı.

“Bu rakamlar ihracata dayalı büyümeyi hedefleyen Türkiye ekonomisi için çok önemli. Re-Pie Portföy olarak bizler de turizmden gelen bu girdinin artmasına yardımcı olacak şekilde ülkemizin nitelikli turizm alt yapısına katkı sağlayacak bir proje hayata geçireceğiz” diyen Çamlıbel “Artnouve GSYF ile gerçekleştireceğimiz ilk projede, fonumuz Türkiye’ye önemli bir yatırım çekerek hem ülke turizmine hem de istihdama destek olacak” diye konuştu.

Çamlıbel, şunları söyledi: “Akdeniz havzası, dünyanın en zenginlerinin tatillerini geçirdiği bölge olarak öne çıkıyor. Burada da Fransa’nın St Tropez’si ve İtalya’nın Garda’sı gibi marka olmuş şehirler, bölgeler var. Ülkemizde de Bodrum bu merkezlerden biri. Bodrum geçtiğimiz yıllarda çok büyük bir dönüşümden geçti. Artık sadece bir tatil beldesi değil, yıl boyunca yaşayan bir nüfusa ev sahipliği yapan bir çekim merkezi. Bodrum turistik bakımdan da hızlı bir gelişim gösterdi. Bu gelişimde Bodrum’un doğal güzelliği ve ikliminin yanı sıra, sunduğu kültürel derinlik, koylarının sağladığı mahremiyet, canlı eğlence hayatı, havaalanı ve marinası sayesinde uluslararası erişimin kolaylığı önemli rol oynadı. Fonumuz bu çizgiyi sürdürülebilirlik odaklı devam ettirecek.”

Xiaomi SU7 sahiplerine uyarı: donanımıyla oynamayın, yarışa sokmayın!

Xiaomi’nin elektrikli aracı SU7, sadece 27 dakikada 50 bin adet satışla büyük bir rekora imza attı ve firmanın pazar değerini 4 milyar dolar artırdı. Ancak bu başarı, bazı araç sahiplerini donanım modifikasyonları yapmaya ve hatta yarışlara sokmaya yönlendirdi. Xiaomi, son dönemde gerçekleştirdiği bir soru-cevap seansında, bu konuda kullanıcılarına önemli uyarılarda bulundu.

Xiaomi’nin SU7 elektrikli aracı, çok sayıda bileşeni ile adeta küçük bir süper bilgisayar gibi çalışıyor. Bu durum, araç sahiplerinin donanım modifikasyonları yapabileceği veya orijinal ayarları değiştirebileceği anlamına geliyor. Ancak Xiaomi, bu tür modifikasyonların güvenlik riskleri taşıyabileceği konusunda kullanıcılarını uyarıyor. Şirket, yalnızca orijinal donanımın test edildiğini ve dışına çıkılması durumunda sorunlar yaşanabileceğini vurguluyor.

Diğer taraftan, araçlarıyla yarış yapmak isteyenler için de Xiaomi bir uyarıda bulunuyor. Şirket, yarış gibi ekstrem sürüş senaryolarının araç bileşenlerine stres uygulayabileceğini ve bu durumun teknik bakım ve uzmanlık gerektirebileceğini dile getiriyor. Bu nedenle, kullanıcıların bu tür aktiviteleri gerçekleştirmeden önce dikkatli olmaları önem taşıyor.

Xiaomi SU7 için bu uyarıları, elektrikli araç sahiplerini donanım modifikasyonlarından ve ekstrem sürüş senaryolarından kaçınmaları konusunda bilinçlendiriyor. Şirketin bu adımı, hem kullanıcıların güvenliğini hem de araçların uzun ömürlülüğünü korumayı hedefliyor. Kullanıcıların, araçlarını güvenli ve sorunsuz bir şekilde kullanabilmeleri için Xiaomi’nin önerilerine dikkat etmeleri önemlidir.

Microsoft ve Quantinuum’dan hata yapmayan kuantum bilgisayar!

Microsoft ve Quantinuum, kuantum bilgisayarlarda hataları en aza indirmeyi başardıklarını açıkladı. Yeni teknoloji ile 14 bin deneyde tek bir hata bile oluşmadı ve hata oranı 100 binde 1’e düşürüldü.

Kuantum bilgisayarlar, klasik bilgisayarlara kıyasla büyük bir potansiyele sahip. Fakat hata oranlarının yüksek olması, bu teknolojinin önündeki en büyük engellerden biri. Araştırmacılar, bu sorunu çözmek için kübit sanallaştırma sistemi adını verdikleri yeni bir yöntem geliştirdi.

Kübit sanallaştırma, 30 fiziksel kübitten 4 sanal kübit oluşturarak hata oranını düşürmeyi başarıyor. Microsoft, bu sistemi Quantinuum’un fiziksel kübitlerine uygulayarak 14 bin deneyi hatasız tamamladı.

Bilim insanları, bu sonucun bugüne kadar elde edilen en iyi oran olduğunu söylüyor. Microsoft Stratejik Görevler ve Teknolojilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Jason Zander, “Tek bir hata olmadan 14 binden fazla ayrı deney gerçekleştirdik. Bu, kayıtlardaki her şeyden 800 kat daha iyi bir oran.” dedi.

Microsoft, bu teknolojiyi gelecek aylarda bulut bilişim müşterilerine sunmayı planlıyor.Kuantum bilgisayarlar, sağlık, çevre ve yapay zeka gibi alanlarda büyük atılımların önünü açabilir. Bu teknoloji, klasik bilgisayarların yapamadığı karmaşık hesaplamaları gerçekleştirerek ilaç geliştirme, yeni malzemeler keşfetme ve iklim değişikliğiyle mücadele gibi alanlarda önemli katkılar sağlayabilir.

Örneğin, kuantum bilgisayarlar kimyasal reaksiyonların nasıl gerçekleştiğini modelleme potansiyeline sahip. Bu sayede, ilaç geliştirme sürecinde laboratuvar çalışmaları azaltılabilir ve yeni ilaçlar daha hızlı bir şekilde geliştirilebilir.

Kuantum bilgisayarlarda yaşanan bu gelişme, bu alandaki ilerlemenin hızlandığını gösteriyor. Gelecekte, kuantum bilgisayarların hayatımızın birçok alanında önemli bir rol oynayacağı öngörülüyor.

WhatsApp’ın çizim düzenleyici aracı yenilendi: İşte yeni tasarım

WhatsApp, kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve iletişim araçlarını daha işlevsel hale getirmek için çizim düzenleyici aracında önemli bir yenilik yapıyor. Şu anda test aşamasında olan yeni tasarım, kolay erişim ve daha sezgisel bir arayüz sunarak kullanıcıların beklentilerini karşılamayı amaçlıyor.

Geçtiğimiz günlerde WhatsApp, gezinme çubuğunun tasarımını yenilemiş ve üst çubuğun rengini beyaz olarak değiştirmişti. Ancak şimdi, WhatsApp çizim düzenleyici aracını da güncelliyor. Android için WhatsApp beta 2.24.9.6 güncellemesiyle birlikte, çizim düzenleyici aracı yeni bir görünüme kavuşuyor. Yeni tasarımda, renk çubuğu ekranın üst kısmında bulunuyor. Ancak gelecekteki güncellemelerle birlikte, renk araçları ve fırça gibi özellikler ekranın alt kısmına taşınacak. Bu değişiklikler, kullanıcıların çizim araçlarına daha kolay erişim sağlamasını ve daha rahat bir şekilde kullanabilmesini amaçlıyor.

Yenilenen çizim düzenleyici aracı, kullanıcıların iletişimini daha da zenginleştirmeyi hedefliyor. Yeni özelliklerle birlikte kullanıcılara 24 varsayılan renk seçeneği sunulacak, bu da çizimlerin daha renkli ve çeşitli olmasını sağlayacak. Ayrıca, güncellenen çizim düzenleyici aracının performansı da artırılarak kullanıcıların daha akıcı bir deneyim yaşaması hedefleniyor.

Henüz test aşamasında olan bu yenilikler, WhatsApp kullanıcılarının iletişim deneyimini daha da geliştirmeyi amaçlıyor. Yenilenen çizim düzenleyici aracı, kullanıcıların mesajlaşma deneyimini daha eğlenceli ve etkileşimli hale getirerek WhatsApp’ı tercih edilen iletişim aracı haline getirmeyi hedefliyor.

92 ülkedeki iPhone kullanıcıları hacker tehdidi altında!

Apple, dün 92 ülkedeki iPhone kullanıcılarına, telefonlarının “paralı casus yazılımı” saldırısına hedef olabileceği konusunda uyarı gönderdi. Şirket, kimliği belirsiz saldırganların, iPhone’ları uzaktan ele geçirmeye çalıştığını tespit ettiğini duyurdu.

Uyarıda, “Apple Kimliğiniz ile ilişkili iPhone’unuz paralı casus yazılımı saldırısına hedef alındı. Bu saldırı muhtemelen kim olduğunuz veya ne yaptığınız nedeniyle size özel olarak yöneltilmiştir. Bu tür saldırıları tespit ederken kesinlik elde etmek imkansız olsa da, Apple bu uyarı konusunda yüksek bir güvene sahiptir – lütfen ciddiye alın” ifadeleri yer aldı.

Apple, bu tür uyarıları yılda birkaç kez gönderiyor ve 2021’den bu yana 150’den fazla ülkedeki kullanıcıyı tehditlerden haberdar etti. Geçen Ekim ayında ise Hindistan’daki bazı gazeteci ve politikacılara benzer bir uyarı gönderildi. Daha sonra, insan hakları savunucusu Amnesty International, casus yazılım üreticisi NSO Group’un casus yazılımı Pegasus’un Hindistan’daki önemli gazetecilerin iPhone’larında tespit edildiğini bildirdi. (Edindiğimiz bilgilere göre, Apple’ın son uyarı alanlar arasında Hindistan’daki kullanıcılar da bulunuyor.)

Seçimlerle ilgili olabilir mi?

Bu casus yazılım uyarıları, birçok ülkenin seçimlere hazırlandığı bir dönemde geliyor. Son aylarda, birçok teknoloji şirketi, hükümetlerin seçim sonuçlarını etkilemeye yönelik girişimleri konusunda kullanıcılarını uyardı. Ancak Apple’ın uyarılarında bu zamanlamanın nedenine değinilmedi.

Şirket, etkilenen müşterilere, “Bu bildirimi size göndermemize neden olan daha fazla bilgi sağlayamıyoruz, çünkü bu, paralı casus yazılımı saldırganlarının tespitten kaçınmak için davranışlarını uyarlamalarına yardımcı olabilir” açıklamasında bulundu.

Apple daha önce saldırganları “devlet destekli” olarak tanımlasa da, bu tanımları şimdi “paralı casus yazılımı saldırıları” ile değiştirmiş durumda.

Müşterilere gönderilen uyarıda ayrıca, “NSO Group’un Pegasus’u gibi paralı casus yazılımı saldırıları son derece nadirdir ve normal siber suçlu faaliyetlerinden veya tüketici kötü amaçlı yazılımlarından çok daha karmaşıktır” ifadesi yer alıyor.

Apple, bu tür saldırıları tespit etmek için yalnızca “dahili tehdit istihbaratı bilgileri ve araştırmalarına” güvendiğini söyledi. Şirket açıklamasında, “Araştırmalarımız asla kesinlik elde edemese de, Apple tehdit bildirimleri, bir kullanıcının paralı casus yazılımı saldırısıyla bireysel olarak hedef alındığına dair yüksek güvenli uyarılardır ve çok ciddiye alınmalıdır” ifadelerine yer verdi.