VakıfBank “Hack to the Future” kodlama maratonu başlıyor!

VakıfBank’ın gençlere bankacılığın geleceğini şekillendirme fırsatı sunduğu hackathon etkinliği “Hack to the Future” için başvurular başladı. Bu yıl 4-6 Şubat tarihleri arasında üçüncü kez gerçekleştirilecek etkinlikte, dijitalleşmenin yanı sıra sürdürülebilirliği destekleyecek projelerin geliştirilmesi hedefleniyor. “Dijital kolaylaştırır” yaklaşımıyla sektöründe öncülük üstlenen VakıfBank’ın, üçüncü kez gerçekleştireceği “Hack to the Future” etkinliği için geri sayım başladı. Yenilikçi fikirleri olan genç yazılımcıları ve tasarımcıları bir araya getirecek etkinlik bu yıl dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odağıyla gerçekleştirilecek. 4-6 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek etkinliğin proje geliştirme aşaması çevrimiçi platformda yürütülecek. Finale kalan projelerin sahipleri ise sunumlarını gerçekleştirmek için fiziksel olarak jüri karşısına çıkacak. Bankacılığın geleceğinde rol oynayacağına inandığı fikirleri olup bunları projeye dönüştürmek isteyen gençler 23 Ocak tarihine kadar https://hacktothefuture.com.tr/ adresinden başvuruda bulunabilecek.

VakıfBank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde, “Bankacılığın geleceği dijitalleşme ve sürdürülebilirlik etrafında şekilleniyor. VakıfBank olarak yapay zeka, blockchain, nesnelerin interneti, makine öğrenmesi gibi teknolojilerin müşterilerimiz için hayatı kolaylaştıracak ürün ve hizmetlere dönüştürülmesi konusunda yoğun çaba harcıyoruz.

Aynı zamanda sürdürülebilir bankacılık alanında öncü rol üstleniyoruz. Bu yıl dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odağında gerçekleştirdiğimiz üçüncü ‘Hack to the Future’ etkinliği ile gençleri bir kez daha finans dünyasının geleceğinde söz sahibi olmaya davet ediyoruz. Hem onların yenilikçi yaklaşımlarından besleniyor hem de finans ve teknoloji alanındaki güçlü birikimimizle gençlerimizin deneyim kazanmasına ve kendilerini geliştirmesine destek oluyoruz” ifadelerini kullandı.

Yarışmaya katılacak ekipler, bu yılın ana temaları olan dijital bankacılık kullanıcı deneyimi ve tasarımı, yeni nesil müşteri iletişimi, yenilikçi ürün ve hizmetler ile sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik alanlarında yenilikçi fikirler geliştirerek, projelendirecek. İlk kez VakıfBank hackathon organizasyonunda kodlanarak üretilmiş olması istenen fikirler, bilgi ve bilişim teknolojileri, dijital çözümler, finans, girişimcilik gibi alanlarda uzman isimlerden oluşan jüri tarafından değerlendirilecek. Dereceye girenler toplamda 85 bin TL ödül kazanacak.

Schneider Electric, 2022 inovasyon zirvesi’nde iş dünyasını konuşacak!

Schneider Electric, Orta Doğu ve Afrika 2022 İnovasyon Zirvesi’nde dijital dönüşüm ve sürdürülebilirliğin iş dünyasını nasıl değiştirdiği hakkında konuşacak. Dubai’de 9-10 Şubat 2022 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan iki günlük etkinlikte sektör liderleri, teknoloji uzmanları ve kamu sektöründen karar alıcılar bir araya gelerek dijital özellikli, net sıfır geleceğe giden yol belirlenecek.

Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketi Schneider Electric oldu

Enerji yönetimi ve otomasyonun dijital dönüşümüne önderlik eden ve Corporate Knights tarafından 2021 yılında Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketi seçilen Schneider Electric iş dünyası, kamu sektörü ve teknoloji alanındaki liderleri birinci çevrimiçi ve çevrimdışı Orta Doğu ve Afrika 2022 İnovasyon Zirvesi’nde bir araya getiriyor. Sektörün geleceğini tanımlayacak olan ve 9-10 Şubat 2022 tarihlerinde gerçekleştirilecek bu iki günlük etkinlikte sektör liderleri, teknoloji uzmanları ve kamu sektöründen karar alıcılar, işletmelerin giderek hızı artan dijital dönüşümden nasıl faydalanabileceğini ve bölgede net sıfır hedeflerine nasıl katkıda bulunabileceğini tartışacak. Orta Doğu ve Afrika bölgesinde düzenlenen, kendi alanındaki bu en büyük ve en detaylı etkinlikte 1000’in üzerinde katılımcı fiziksel olarak yer alırken, 4000 kişi de etkinliğe çevrimiçi olarak katılacak. MEA İnovasyon Zirvesi Dubai’de gerçekleştirilecek ve eş zamanlı olarak çevrimiçi yayınlanacak. İki gün boyunca teknolojinin enerji, lojistik, imalat, perakende ve kamu hizmetleri sektörlerinde büyüme ve sürdürülebilirliği nasıl hızlandırabileceğine odaklanılacak. Etkinlikte ayrıca enerji maliyetlerinin düşürülmesini, kurumların ve operasyonların daha esnek, daha uyumlu hale getirilmesini sağlayacak EcoStruxure ile tasarlanmış, Nesnelerin İnterneti özellikli yazılım, çözüm ve hizmetlerin tanıtılacağı bir İnovasyon Merkezi yer alacak. Teknoloji ve veri tarafından yönlendirilen bir dünyada yaşıyoruz. Dijitalleşme ve elektrik hepimiz için daha sürdürülebilir bir geleceğe şekil verecek. MEA İnovasyon Zirvesinin açılışı Schneider Electric CEO ve Başkanı Jean-Pascal Tricoire tarafından yapılacak. Bunun ardından teknoloji ve sürdürülebilirlik alanlarında üst düzey yöneticilerin katılacağı bir dizi panel düzenlenecek. Schneider Electric’te Uluslararası Operasyonlardan Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Luc Remont şunları söyledi: “Teknoloji ve veri tarafından yönlendirilen bir dünyada yaşıyoruz. Dijitalleşme ve elektriklendirme hepimiz için daha sürdürülebilir bir geleceğe şekil verecek. Bu değişime nasıl tepki vereceğimiz bizim tercihimiz ve teknolojiye odaklanan kuruluşlar uzaktan çalışma, daha fazla esneklik, daha yüksek verimlilik, daha düşük maliyet ve daha çevre dostu operasyonlar gibi kavramlardan faydalanacak.” Schneider Electric, etkinlik sırasında Orta Doğu ve Afrika bölgesindeki müşterilerinin geleceğin dijitalleşmesine geçişine yardımcı olacak bir dizi yeni çözüm ve teknolojinin duyurusunu yapacak. Schneider Electric Orta Doğu ve Afrika Başkanı Walid Sheta ise şöyle bir ekleme yaptı: “Zihinlerin yeniliklere odaklanmasını istiyoruz. Böylece kuruluşlar hem iş dünyası hem de sektördeki bir sonraki büyük değişime hazırlanabilir. Bunlardan biri pandemi, diğeri iklim değişikliği. MEA İnovasyon Zirvesi ile bölgedeki müşterilerimiz ve iş ortaklarımız dönüşümü nasıl gerçekleştireceklerini ve geleceğe nasıl çok daha hazır hale geleceklerini daha kolay kavrayacaklar.”

Workcube 2022’de yüzde 100 büyüme hedefliyor

0
İşletmeler için olmazsa olmazlardan biri olan yazılım çözümleri için uçtan uca bütüncül dijitalleşme sunan Workcube, 2022’de USD bazında yüzde 100 büyümeyi ve yeni ürünü Workcube Holistic ile önemli atılımlara imza atmayı hedefliyor. Workcube aynı zamanda, Workcube’ün yurt dışı yapılanması kapsamında 2022 yılında 5 ülkede Workcube uzmanları için ortak çalışma ofisleri, Catalyst HUB’lar açarak yaygınlaşacak.

Workcube 2022’de rekor büyüme gerçekleştirecek

Workcube Türkiye Yöneticisi Olgar Ataseven, şu anda dünyadaki tüm şirketlerin bulut tabanlı ve bütüncül çözümlere yani Workcube ya da Workcube benzeri uygulamalara geçmek için büyük çaba içerisinde olduğunu belirterek, “Workcube bu konuda, uçtan uca dijitalleşme sağlamak üzere konumlanan dünyada en iyi ürünlerden biri, hatta en iyisi olduğunu söyleyebilirim” dedi. 17 Kasım’da lansmanını gerçekleştirdikleri Workcube Holistic ile gelecek dönemde eksponansiyel bir büyümeye imza atmayı planladıklarının altını çizen Ataseven, “İşletmelere uçtan uca dijitalleşmeyi sunabilen tamamen Web tabanlı bir İş platformu olmamız ve hem teknolojik hem de fonksiyonel genişlik anlamında rakibimizin olmaması sebebi ile önemli bir pazar payı yakaladık ve bu trend artarak devam ediyor. 2022’de de USD bazında en az %100 bir büyüme olacağını öngörüyoruz. Pandeminin yarattığı koşullar işimizde booming etkisi yarattı” dedi.

5 ülkede ortak çalışma ofisleri, HUB’lar açacağız!

2022 için Workcube olarak yurt dışı beklentilerinin de oldukça yüksek olduğunu belirten Ataseven, “Yurtdışı açılımlarımızda başta Almanya, İsviçre ve ABD olmak üzere 5 farklı ülkede yeni Catalyst HUB’lar açacağız. Bu ülkelerde Workcube etrafında oluşturacağımız iş ekosisteminin faydalanmasına açacağımız HUB’larda hem ortak satış, proje yönetimi hem de eğitim faaliyetlerimizi iş ortaklarımız ile birlikte yürüteceğiz. Bu zaten halihazırda Türkiye’de uyguladığımız bir model. 2022’den itibaren bu modeli farklı ülkelere taşımak üzere gerekli altyapı ve network oluşturma çalışmalarımızı tamamladık. Türkiye’nin önündeki en önemli risk, yabancı menşeli ürünlerin artık sürdürülebilirliğinin kalmaması sebebi ile işletmelerin gittikçe maliyetleri yönetme konusunda sıkışacak olması. Ellerinde yenilemelerini ve geliştirmelerini neredeyse yapamayacakları yazılımlar ile kalacaklarını öngörüyoruz. Özellikle çok büyük bütçeli ERP projelerinin devri 2022’de azalacak gibi gözüküyor. Burada da Workcube için çok büyük bir fırsat oluşacaktır” şeklinde konuştu. İstihdamda, yatırımlarda ve iş ortaklıklarında Covid-19 sürecinde vites büyüttüklerini de sözlerine ekleyen Ataseven “Pandemi döneminde hem istihdam hem de gelir açısından önemli bir büyüme kaydettik. Gelecek dönemde yatırım ve istihdamlarımız hem yurt içinde farklı şehirlere kayacak, hem de yurt dışına uzanacak” diyerek sözlerini tamamladı.

Türkiye’nin ilk fijital yapay zeka zirvesi 11 Şubat’ta gerçekleştirilecek

0
Başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada yapay zeka politikaları üreten lider bir sivil toplum kuruluşu olma vizyonuyla eğitimden ekonomiye, sağlıktan politikaya onyedi farklı alanda faaliyetler yürüten ve politika yapım süreçlerine katkı sağlayan AIPA, birinci yıl dönümünde önemli bir zirveye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Geleceğimizi şekillendirecek olan ve birçok bilinmezliği barındıran yapay zeka olgusunu, yaşama dokunan tüm alanlarında en ince detaylarıyla konuşmak üzere kurgulanan AI [Tomorrow Summit], içeriği ile alanındaki yerli ve yabancı duayen konuklarıyla Türkiye’nin en kapsamlı ilk ve tek zirvesi olmaya aday.

Türkiye’nin ilk yapay zeka zirvesi: Tomorrow Summit

11 Şubat’ta düzenlenecek olan zirve dijital platformlardan herkese açık ve ücretsiz olarak yayımlanacak. Tüm gün sürecek zirvenin ardından AITS Awards’ta başarılı yapay zeka projelerine imza atan markalar sahneye çıkarak ödüllerini alacak. Kuantum Araştırma tarafından AI [Tomorrow Summit]’e özel olarak geliştirilen yapay zeka tabanlı bir metotla değerlendirilecek olan projeler sektörel bazda ödüllendirilirken, AIPA özel jürisi tarafından da yapay zekaya bireysel destekte bulunan en başarılı isme Türk Bilim İnsanı Cahit Arf anısına özel kategori ödülü sunulacak. Türkiye yapay zeka (AI) ekosistemine katkıda bulunmak, bu alana ilgi duyan ve yatırım yapacak olan karar vericileri biraraya getirerek katma değer sağlayacak bir etki ağı kurmayı amaçlayan AI [Tomorrow Summit]’in konuşmacıları ve program detayı çok yakında zirvenin web sitesinde yayımlanacak. AI [Tomorrow Summit], iş dünyası, akademisyenler, yatırımcılar, girişimciler, teknoloji şirketleri, STK temsilcileri, medya mensupları, öğrenciler ve yapay zekaya ilgi duyan herkese ulaşmayı hedefliyor.

OCR Labs Türkiye’deki dijital kimlik doğrulama ihtiyacını giderecek!

0
Dijital kimlik doğrulamada dünyanın lider şirketlerinden OCR Labs, Türkiye’deki faaliyetlerini büyütüyor. Şirket, kullanıcıların işlem süreçlerini hızlandırmak ve dolandırıcılığı önlemek için gelişmiş görüntü analizi ve derin öğrenme teknolojilerini kullanıyor. OCR Labs, video ve biyometrik çözümleriyle başta finans olmak üzere tüm sektörlerde yasal düzenlemelere uygun olarak dijital müşteri edinimi ihtiyaçlarını karşılıyor. İşte ayrıntılar…

OCR Labs, Türkiye’deki faaliyetlerini büyütüyor

Geliştirdiği kimlik doğrulama teknolojileriyle veri güvenliği ve dolandırıcılığa karşı koruma sağlayan OCR Labs, Türk kullanıcıları dünyanın herhangi bir yerinden sadece kimlikleri ve akıllı telefonlarıyla güvenle doğrulayabiliyor. Şirket, OYAK Yatırım ile kurduğu işbirliğinden güç alarak Türkiye’deki şirketlerin gelişmiş yasal düzenlemelere uyumlu şekilde uzaktan müşteri edinim ihtiyaçlarını karşılayabilmek için özel bir çözüm geliştirdi. Türkiye Bankalar Birliği’nin 27 Nisan 2021’de duyurduğu Bankalarca Kullanılacak Uzaktan Kimlik Tespiti Yöntemlerine ve Elektronik Ortamda Sözleşme İlişkisinin Kurulmasına İlişkin Yönetmelik ile bankalar artık mobil cihazlar ve bilgisayarlar üzerinden kimlik tespiti yaparak müşteri kabul edebiliyor. Bu noktada dijital kimlik doğrulama teknolojilerinin önemi artıyor. OCR Labs’ın Gelişmiş Yüz Eşleştirme teknolojisi, sektörün en güvenilir üçüncü parti test kuruluşu iBeta’nın gerçekleştirdiği testlerde dolandırıcılık vakalarını tespit etme ve gerçek başvuruları onaylama alanında yüzde 100 başarı sağlıyor. Ayrıca OCR Labs, ISO 27001, 27017, 27018, 27701, 22301, 30107-3, 19795, 9001, TDIF IP2 ve SOC Tip 1 ve 2 gibi öncü uluslararası sertifikalara sahip. ISO 29100 süreci de devam ediyor. OCR Labs Uluslararası Genel Müdürü Russ Cohn, Türkiye’de sundukları hizmetleriyle ilgili şunları söyledi: “Pazar lideri dijital kimlik doğrulama çözümlerimizi Türkiye’ye sunmaktan ve Türkiye’nin öncü markalarından OYAK Yatırım ile kurduğumuz işbirliğinden heyecan duyuyoruz. Türkiye, finansal hizmetler sektöründeki güçlü teknoloji altyapısı ile artık işletmeler ve tüketiciler için finansal ürünlere erişim için yenilik yapma ve yeni fırsatlar yaratma konumunda yer alıyor. Uzaktan kimlik düzenlemesine ilişkin yeni hükümet tebliği ile artık finans kuruluşlarının Kara Para Aklamayı Önleme (AML) gerekliliklerini yerine getirmesi, karşılanan müşterilere Yakın Alan İletişimi (NFC), Video ve Kimlik doğrulama kullanılması gerektiğini ve bu sayede mümkün olan en yüksek küresel standartlara doğru ilerlediğini görüyoruz. Ayrıca teknolojiye ilgi duyan nüfusu, güçlü yasal düzenlemeleri ve gerek bankacılık gerekse telekomünikasyon sektörlerindeki güçlü altyapısı ile dijital müşteri karşılamadaki yenilikler için potansiyeli yüksek bir merkez konumunda. Bu sektörler yeni düzenlemeleri ve teknolojileri kullanmaya başladıktan ve müşteri memnuniyetini artırdıktan sonra diğer sektörlerde de benzer adımların atılacağını öngörüyoruz. Bu büyük ekosistemde hem kurumlar hem de tüketiciler için yeni ekonomik fırsatların değerlendirilmesine yardımcı olmaktan son derece mutluyuz. Türkiye pazarı için geliştirdiğimiz ileri seviye çözümlerimiz dolandırıcılığı azaltıyor, yapılan düzenlemeleri karşılıyor, kimliklerini paylaşan tüketiciler için gelişmiş güvenlik sunuyor, banka hesabı olmayan ve ağırlıklı mobil cihazlar kullanan tüketiciler olan genç nesillerdeki yeni trendlere uyum sağlıyor ve şirketlerin birçok kanaldan müşteri kazanmasının ve doğrulamasının önünü açıyor. Lider dijital kimlik doğrulama çözümlerimizle müşterilerimize mümkün olan en iyi deneyimi sunarken, regülasyonlara uyumluluk endişesi olmadan işlerini ölçeklendirmeye odaklanabilmeleri için müşterilerimizin kimlik doğrulama yükünü ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz.”

Red Hat, Ansible Automation’ı Microsoft Azure’da sunuyor

0
Bulut bilişimin ve yönetilen hizmetlerin kolaylığı bir araya geldiğinde BT şirketleri bulutlarını hızlıca otomatikleştirebiliyor ve ölçeğini artırabiliyor. Red Hat ve Microsoft müşterilerinin kurumsal sınıf kullanım alanlarını kağşayan bir çözümü hizmete alırken ve yapılandırırken endişelenmesi gerekmiyor. Çünkü otomatikleştirilmiş işletim sistemi yapılandırması, uygulama ulaştırma, ağ otomasyonu, Kod olarak Altyapı (Infrastructure as code, IaC) ve güvenlik orkestrasyonu gibi karmaşık senaryolarda bile çalışmaya anında başlayabiliyorlar.

Red Hat, Ansible Automation’ı Microsoft Azure’de sunuyor

IDC’nin raporuna göre, “şirketlerin neredeyse tamamı (yüzde 97), her alanında otomasyonu etkili bir şekilde kullanabilmelerini engelleyen önemli bariyerlerin olduğunu belirtiyor. 2023’e kadar doğru araçlara ve becerilere sahip BT/Sec/DevOps ekipleri oluşturmak için gerekli miktarda yatırım yapılamamasından ötürü birçok BT otomasyon çalışması ertelenecek veya tamamen başarısız olacak. Asıl hedef ise her ölçekte tutarlı, uyumlu ve işbirliğine dayalı otomasyon sağlamak.” Red Hat Ansible Automation Platform on Azure BT şirketlerinin bu zorlayıcı işleri her ölçekte gerçekleştirebilmesini ve bunu da kullanıcı hatasını en aza indirerek yapabilmesini sağlıyor. Azure bilişim, ağ ve depolama gibi Azure hizmetleriyle entegrasyonu sayesinde otomasyona yapılan yatırımın geri dönüşünü (ROI) daha da iyileştiriyor ve müşterilerin BT operasyonlarının ölçeğini artırmasına yardımcı oluyor. Red Hat Ansible Automation Platform on Azure kurumsal BT ekiplerinin hibrit bulut için yaptığı otomasyon çalışmalarında daha yüksek ölçeğe, hıza ve standartlara ulaşmasını sağlıyor. Bu sayede BT ekiplerinin altyapı bakımını ve operasyonel yükünü ortadan kaldırmasına yardımcı olarak daha verimli, esnek ve ölçeklenebilir bir iş için otomasyon stratejileri sunmaya odaklanmalarına yardımcı oluyor. Ansible Automation Platform’un en yeni versiyonunda, otomasyon uygulama geliştirme yaşam döngüsüne daha derinden entegre ediliyor ve hibrit bulutlar ve sınır bilişim ortamları arasında büyük ölçekli dağıtımlar için bağımsız otomasyon yetenekleri ekleniyor. Esnek temeli, araçları, hizmetleri ve yetenekleri, şirketler için mümkün olanın sınırlarını genişleten yepyeni bir özelleştirme ve kontrol düzeyi sunuyor.

Erişilebilirlik

Red Hat Ansible İş Birimi Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı Joe Fitzgerald, konuyla ilgili şunları söylüyor: “İçinde bulunduğumuz periyodu otomasyonun dönemi olarak adlandırıyoruz. Üretimden lojistiğe kadar diğer alanlarda olduğu gibi otomasyon, uygulamaları hibrit bulut ölçeğinde inşa etmek ve işletmek için gerekli operasyonel ölçeklenebilirliği sağlayan tek teknoloji olma özelliğini taşıyor. Dünyanın dört bir yanındaki müşteriler bunun farkına varıyor ve birçok farklı seçeneği araştırıyor. Ancak şirketlerin otomasyon ihtiyaçları, iş yüklerini veya altyapıyı oluşturmaktan ya da ortadan kaldırmaktan çok daha fazla oluyor. Sürekli BT yönetimine odaklanan herhangi bir operasyon ekibinde yer alıyorsanız otomatikleştirilmiş altyapı sağlamak, tek başına yeterli olmayacaktır. Ansible Automation Platform, DevOps ve ITOps’a uygulama yaşam döngüsünün her aşamasını istenilen ölçekte otomatikleştirme ve yönetme imkanı sunuyor. Ancak aynı zamanda NetOps, SecOps ve FinOps’a uygulamayı ulaştırmaktan bağımsız olarak yürütülmesi gereken birçok görevi otomatikleştirme yeteneği veriyor.” Microsoft Azure Core Ürünleri ve Tasarımı Kurumsal Başkan Yardımcısı Erin Chapple ise “Red Hat Ansible Automation gibi açık kaynak otomasyon teknolojilerini Microsoft Azure’a entegre ederek müşterilerimizin gelecekteki iş ihtiyaçlarını karşılamak için otomasyonu daha iyi ölçeklendirebilmesini, mevcut uygulamaları geliştirebilmesini ve otomasyon kültürünü uygulayabilmesini sağlıyoruz. Red Hat ile devam eden iş birliğimiz, inovasyonu müşteriler için mümkün olduğunca ulaşılabilir ve verimli hale getiriyor” diyor.

Paratika’dan dijital dönüşüm konusunda bir ilk!

0
Avrupa’nın lider ödeme sistemleri şirketi Payten’in 20 yılı aşkın deneyimiyle geliştirdiği Merkez Bankası lisanslı markası Paratika, Takasbank iş ortaklığı ile Türkiye’de ve dünyada ilk kez gerçekleştirilen bir projeye imza attı. Proje kapsamında, paya dayalı kitle fonlaması sisteminde girişimciler için toplanan ve Takasbank tarafından bloke edilen fonların yatırım ve ödeme işlemleri için gerekli ödeme altyapısı, Paratika Ödeme Hizmetleri tarafından sağlanıyor.

Ödeme altyapıları Paratika’ya emanet

Online platform üzerinden girişimcilerin ve onlara destek olmayı seçen yatırımcıların yatırım ve ödeme işlemlerinin devlet kontrolünde, güvenilir ve şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmesi ihtiyacına Takasbank iş ortaklığı ile cevap veren Paratika, Türk girişimcilik ve yatırımcılık ekosisteminde yepyeni bir dönem başlattı. Türkiye’de ve dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan projede tüm online ödeme süreçleri Paratika tarafından ülkemizdeki regülasyonları ve paydaşların ihtiyaçlarını gözeterek, toplumsal fayda ve girişimcilik ekosisteminin sağlıklı bir şekilde büyümesi hedeflenerek tasarlandı. Paratika imzası taşıyan ödeme altyapısı, bir projenin veya girişim şirketinin ihtiyaç duyduğu fonu sağlamayı amaçlayan kitle fonlamasında girişimcileri ve yatırımcıları güvenli bir ortamda buluşturuyor. Halihazırda pazarda kullanılan online ödeme altyapılarının ötesine geçen bu yenilikçi çözüm, yatırım ödemelerinin proje tamamlandığında girişimciye ulaştırılmasına, hedeflenen yatırım tutarına ulaşılamadığında ya da hedeften fazla yatırım toplandığında gerekli iade işlemlerinin hızla ve şeffaflıkla gerçekleştirilmesine imkan sağlıyor. Paratika CEO’su ve Payten Türkiye Ülke Müdürü Burak Kutlu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söylüyor: “Dünyada çok yaygın olarak kullanılan yeni nesil finansman modeli kitlesel fonlama (crowdfunding) Türkiye’de her gün daha da popülerleşerek gündeme geliyor. Biz de Paratika olarak, Takasbank iş ortaklığı ile gerçekleştirdiğimiz bu projede Payten’in global desteği ve güçlü Ar-Ge yapısı sayesinde gerekli tüm özelleştirmeleri yaparak öncü bir çözüm yarattık. Bu projemizle DNA’mızdaki dayanışma alışkanlığımızı dijital dönüşümden geçirdiğimizi söyleyebiliriz. Projemiz kapsamında, paya dayalı kitle fonlama konseptiyle çevrim içi ortamda girişimcilerle bir araya gelen ve projeleri seçen yatırımcıların yatırım/ödeme işlemlerinin devlet kontrolünde, güvenilir ve şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlıyoruz. Oluşturduğumuz özel altyapı sayesinde Türk girişimcilere katkıda bulunmak ve yatırımcıları korumak gibi iki önemli hedefi tam 12’den vuruyoruz. Halihazırda 12 kitle fonlama platformunun aktive edildiği projemizin bu başarısının katlanarak artmasını bekliyoruz. Ne kadar çok girişimin finansmanına katkı sağlarsak, Türkiye’den çıkartmayı hedeflediğimiz unicorn girişimler için o kadar çok adım atmış olacağız ve kitlesel fonlama yöntemiyle fonlanan girişimlerin yurt dışına ihraç edilmesinin gururunu birlikte yaşayacağız. Şu ana kadar paya dayalı kitle fonlama projesi kapsamında 16 proje toplam 11203 yatırımcının desteği ile ihtiyaç duyduğu fona ulaştı. Bu vesileyle yatırım bekleyen tüm projelere başarılar diliyor, katkı sağlamak isteyen herkesi yenilikçi Türk projelerini incelemeye davet ediyoruz.”

Metaverse dünyasına merhaba diyenler!

0
Yeni Matrix ile başlayan süreçte dijital dönüşümün daha kapsamlı etkisi ile karşılaşıyor olacağız ve bu tamamen günlük/gerçek hayatla ilgili olacak. Bu döneme adaptasyon önemli bir sorun ve bunu hem teknolojiyi hem de gerçek hayatı iyi bilen liderler olmadan başarmak imkânsız. Red Hat Türkiye Genel Müdürü Haluk Tekin, daha önce de düzenlediğim bir panelden bildiğim görüşlerini burada Linkedin’deki paylaşımıma yorum olarak yazarak bu liderlerden bir olduğunu bir kez daha kanıtlamış. Haluk, “Açık ya da kapalı kaynak fark etmiyor her türlü yazılım, üretildiği andan itibaren güvenlik açıkları içerir.

Açıklar, yazılımın doğasında var

Yazlımın doğasında bu var. Önemli olan çıkan açıkların hızlı bir şekilde giderilebilmesi için iyi bir destek yapısının olması. Açık kaynak yazılımların bu konuda avantajı var çünkü sadece belli bir grup değil, çok geniş bir kesim tarafından gözetim altında tutuluyor. Dumlu, global bir teknoloji şirketinin Türkiye genel müdürü olarak çalıştığı o dönemde dijital işletme tanımını “Bir fikrin dijitalleşmesi için yazılıma dönüşmesi, test edilmesi ve sürekli olarak geliştirilerek yeni versiyonlarının üretilmesi gerekiyor. Yeni versiyonlar hem rekabette ileride kalmak için zorunlu” şeklinde yapıyordu. Versiyonlama konusunda Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Ultav’ın hassasiyetini de birebir biliyorum. Vestel’de önemli işler yapan ve şu anda da Vestel Ventures’ın da başında bulunan Ultav, dijital dönüşüm ile iş modeli dönüşümünü birleştirme ve aynı zamanda bu dünyaya adapte olma konusunda izlememiz gereken bir diğer lider. Bu yorumları birleştirince, Metaverse’ü teknoloji dünyasının büyük oyuncularının dijitalleştirmeyi başardıkları bir fikri olarak kabul edebiliriz. Bu yolculuk ilerlerken, daha önce de belirttiğim gibi yeni gerçekliğin sorunlarını, Haluk’un da belirttiği gibi her aşamada çözecek şekilde servis altyapısını kurmak gerekiyor. Metaverse, aslında insanlara servis edilecek yeni bir gerçekliğin adı ve SLA’leri 7/24 ve gerçek zamanlı olmak durumunda. Dijital ikiz çalışmalarından bildiğimiz, bu tür bir çalışmanın muazzam ve kesintisiz bir bilgi işlem gücü ve ağ bağlantısı gerektirdiği. Bu özellik şimdiden High Performance Computing (HPC) ve quantum bilgisayarlar ile 5G için önemli bir pazarın müjdesini veriyor. Aynı zamanda bu alanlara yatırım yapma ihtiyacını da ortaya koyuyor. Yeni Matrix filmini izlemek, bu dünyaya adapte olma yolculuğunda iyi bir ilk adım. İlk Matrix üçlemesi, bir bilgisayar programı ile özdeşleştirdiğim bir çalışmaydı. Kahin, algoritmaya; ajanlar, virüs korumasına şeklindeki çeşitli paralellikler kurmak mümkün oluyordu. Ama her şeyin bir bilgisayar programının içinde geçtiğini düşünüyorduk. Şimdi Metaverse’e ve dijital ikizler dünyasına yakınsayan bir kurgu söz konusu. Filmde, versiyonlama yani aynı soruya yeniden yanıt verme dijital dünyanın ve ekonominin yeni normaline işaret eden iyi bir vurgu. İki dünyanın birlikte var olması, bugün için dijital ikiz ile geldiğimiz ve gelecekte Metaverse ile ulaşacağımız dünyaya işaret ediyor. İki dünyanın birlikte var olması, yeni normalin belirleyici özelliği olacağa benziyor. Metaverse’ü (meta: ötesi; verse ya da universe: evren; metaverse: evren ötesi) daha ilgi çekici hale getirecek olan; duymadıysanız yakında duymaya başlayacak olduğunuz, omniverse terimi olacak. Ne anlama geldiğini anlamak için perakendecilik sektöründe yıllardır konuşulan omni- channel yani çoklu entegre kanal yapısı ile ilgili okumanızı tavsiye ederim. Burada kritik olan farklı evrenlerde de sizi tanıyor olmaları. Metaverse’ü (meta: ötesi; verse ya da universe: evren; metaverse: evren ötesi) daha ilgi çekici hale getirecek olan; duymadıysanız yakında duymaya başlayacak olduğunuz, omniverse terimi olacak. Ne anlama geldiğini anlamak için perakendecilik sektöründe yıllardır konuşulan omni- channel yani çoklu entegre kanal yapısı ile ilgili okumanızı tavsiye ederim. Burada kritik olan farklı evrenlerde de sizi tanıyor olmaları.

Yılbaşındaki tüketim çılgınlığı otomotiv sektörünü vuracak!

Yedek parça sektöründe 50 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Motor AŞİN, pandemi ile gündeme gelen ve gün geçtikçe büyüyen çip krizine dair açıklamalarda bulundu. Çip krizi nedeni ile yaklaşık 2 yıldır yaşanan sıfır araç probleminin bir süre daha hayatımızda olması öngörülüyor. Motor AŞİN CEO’su Saim Aşçı, “2022 yılının üçüncü çeyreğinde çip krizinde bir çözüme ulaşılabileceği öngörülüyor. Fakat bu, sektöre hemen bir rahatlama getirmeyecektir. Üreticiler her ne kadar kapasite artırımına gitse de, yeni fabrikalar ve yeni oyuncular ile sektöre girmeye hazırlansalar da bu hemen çözülecek bir sorun değil. İlk olarak salgından beri aksayan durumlar giderilmeye çalışılacak ve geçmişin yaraları sarılacaktır. Sektörde tam olarak rahatlama 2023 yılının ikinci çeyreğine kadar sarkar diye düşünüyoruz. Yılbaşı alışverişlerindeki tüketim çılgınlığı otomotive direkt etki edecek. Sonuç itibariyle kriz otomobillerde bir teknoloji diyetini de mecbur kılıyor.” dedi.

Kriz otomobillerde teknoloji diyetini mecbur kıldı

Otomotiv yedek parça sektörünün başlıca oyuncularından olan Motor AŞİN, salgın ile beraber baş gösteren çip krizine dair açıklamalarda bulundu. Sıfır araç tedarikinde büyük problemler yaratan çip krizinin bir süre daha devam edeceğine, hatta bu krizin daha da büyüyebileceğine değindi. Çözüm bulunsa dahi, bunun sektöre hemen yansımasının mümkün olmadığına, 3 ile 6 ay arasında bir süreye ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekildi. Otomobil üretiminde kullanılan çipin ne kadar önemli ve esas bir girdi olduğu pandemi süreci ile beraber anlaşıldı. Çipsiz bir otomotiv üretiminin olmayacağını söyleyen Motor AŞİN CEO’su Saim Aşçı, “Otomobilin içinde 1400’e yakın çip bulunuyor. Motordan beyine, beyinden araç elektroniğine varan tüm detaylar bu çipler ile sonuca vardırılıyor. Birçok konfor ve birçok opsiyonu da bu çipler sağlıyor. Bazı konfor ve opsiyonlardan vazgeçilirse üretimde daha az adette çip kullanılabilir. Fakat dijitalleşmeye doğru gittiğimiz bu dönemde çipsiz bir otomobil üretimi söz konusu dahi olamaz. Start-stop, navigasyon, şerit takip sistemi, adaptif hız sabitleyici, kör nokta uyarı sistemi gibi yenilikçi donanımlara bir süre veda etmemiz gerekecek gibi görünüyor. Zira kriz otomobillerde teknoloji diyetini mecbur kıldı.” dedi.

Yılbaşındaki tüketim çılgınlığı otomotivi tekrar vuracak

Salgının ilk dönemlerinde, 2020 yılının Mayıs ayında açıklanan verilere göre çip krizi sebebi ile 3 milyondan fazla üretimin karşılık bulmaması ile beraber 110 milyar dolarlık bir zarardan bahsediliyordu. Çip krizinin katlanarak büyümesi ile zararda da görülen artışa vurgu yapan Aşçı, “Yeni açıklanan veriler otomotiv sektöründe 210 milyar doları aşan bir üretim kaybından bahsediyor. Çip krizinin sadece otomobil sektörünü değil, tüketici elektroniğini de etkilediği göz önünde bulundurduğumuzda, küresel ekonomiye maliyetinin 500 milyar dolar civarında bir zarar getirdiği söz konusu. Ne yazık ki tüm iyimser tahminler karşılığını bulmadı. Öte yandan yılbaşının gelmesiyle her sene sonunda olduğu gibi bir tüketim çılgınlığı ile karşılaşacağız. Kasım ve Aralık aylarında tüketici elektroniğine olan talep pik yapacağı için çip üreticileri, üretimini tekrar bu yöne kaydırmak durumunda kalacak, bu üreticilerin ürettiği çiplerin yalnızca yüzde 10'u otomotiv endüstrisi için ve otomotiv üretimi ilk öncelikleri değil. Tüketici elektroniğinden çok daha yüksek kar elde ediyorlar.” ifadelerine yer verdi. Ortaya çıkan bu krizin derinlerinde küresel ısınmanın yattığına dikkat çeken Aşçı, “Uzakdoğu üreticileri Amerika’yı, Amerikalı üreticiler Uzakdoğu’yu suçluyor. Fakat Avrupa'daki araştırmacılar, konunun küresel ısınma ve kuraklıkla da ilintili olduğuna dikkat çekiyorlar. Çip krizi sadece fabrikaların yapılıp, kapasitenin artırılması ile çözülebilecek bir problem değil. Küresel ısınmanın sebep olduğu kuraklık gibi durumlar için de uzun vadede çözümler yaratılması gerekiyor.” dedi.

IFS, iklim değişikliğine karşı çalışmalarını hızlandırdı!

0
Son iki yıldır tüm dünyayı etkileyen pandemi, uzun süredir gezegenimizi tehdit eden iklim değişikliği sorunu ve sürdürülebilirlikle ilgili farkındalığın artmasını sağladı. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere hükümetler, kamu kurumları, özel sektör, işletmeler ve tüketiciler daha yeşil bir gelecek için ortak noktada buluştu. Sürdürülebilirliğin her zamankinden çok daha fazla önem kazandığı bir döneme girildi. Diğer yandan insanların yoğun yaşadıkları şehirlerde doğal kaynakların hızla ve kontrolsüz bir şekilde tüketilmesi ve çevreye verilen zarar, insanlığın ve gezegenin geleceğini tehdit ediyor yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Yaşam alanlarında sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğine neden olan sera gazlarının iklim sisteminin düzgün bir şekilde işlemesine olanak tanıyacak düzeyde tutulması büyük önem taşıyor.

Dijital dönüşüm sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşıyor

Dünyanın karşı karşıya kaldığı iklim değişikliği ve hava kirliliği gibi zorlukların üstesinden gelinmesinde dijital dönüşüm büyük önem taşıyor. Dijital dönüşüm alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden biri olan IFS, yürüttüğü çalışmalarla iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilirlik alanlarına öncülük ediyor.
IFS Türkiye CEO Ergin Öztürk
Dünyamızın karşı karşıya kaldığı bu zorluklarla mücadele edecek, dünyayı daha iyi bir geleceğin beklemesine yardımcı olacak çözümlere sahip olduklarını belirten IFS Türkiye CEO’su Ergin Öztürk “Daha sürdürülebilir bir gelecek için açıkladığımız planımıza sadık kalarak, bu alanda büyük ilerlemeler kaydedeceğimize inanıyoruz. Sunduğumuz özellikler ve müşterilerimize yarattığımız değerler ile dijital dönüşümün gücünden faydalanarak daha yeşil bir dünyanın inşa edilmesinde çalışıyor olmaktan memnuniyet duyuyoruz.” dedi.

Güçlü sürdürülebilirlik hedefleriyle öne çıkıyor

IFS geçtiğimiz aylarda kendi operasyonlarını iyileştirmek, müşterilerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarını sağlamak ve aynı zamanda çevre duyarlılığını geliştirmek adına endüstride genel anlamda etki yaratmak için bir plan aracılığıyla sürdürülebilirlik hedeflerini açıkladı. IFS, Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda odaklanacağı eğitim, karbon emisyonlarını düşürme, filantropi, çalışanlar ve yönetim olmak üzere birkaç alan belirledi. IFS Eğitim Programı kapsamında şirket, dünya genelinde 80’e yakın üniversite ile birlikte çalışmalar yürütüyor. Öğrencilere burs, hibe ve BT ekipmanları sağlarken staj ve mentörlükler sunarak pratik bilgiler de sağlıyor. IFS Türkiye, ülkemizde Yeditepe Üniversitesiyle uzun yıllardır ortak çalışmalar yürüterek sektörün ihtiyaçlarını karşılarken, öğrencilerin gerçek hayat bilgilerine erişmeleri için çalışıyor. IFS, 2019 yılında başlattığı program dahilinde gayrimenkullerini konsolide ederek ve sahip olduğu mülklerin yeşil bina özelliklerini geliştirerek karbon ayak izini azaltmayı taahhüt ediyor. Şirket, 2019 yılından bu yana dünya genelinde gayrimenkul alanını yüzde 9,5 oranında azaltırken otomobil filosunu yüzde 86 küçülttü. IFS, 2025 yılına kadar karbon nötr bir şirket olmayı taahhüt ediyor. Şirket aynı zamanda çeşitlilik çıtasını sektör paydaşlarına göre oldukça yüksekte tutuyor. Dünya genelinde çalışanlarının yüzde 34’ünü kadınlar oluşturuyor ve bu rakam sektör ortalamasının oldukça üzerinde. Kadın çalışan oranı IFS Türkiye ofisinde ise yüzde 40’in üzerinde seyrediyor.

Müşterilerinin sürdürülebilirliğini geliştirmek için çalışmalar yürütüyor

IFS, geçtiğimiz Mart ayında müşterilerinin en son teknolojilerden faydalanmaları ve modüler bir şekilde şirket içi altyapılarında ya da bulut ortamında kullanıma alabilmelerini ve böylece gereksiz bilgi işlem ve depolama alanı kullanımını azaltmalarını sağlayan IFS Bulut’u kullanıma sundu. IFS Bulut geleneksel veri merkezlerine göre bilgi işlem açısından yüzde 52 ila 79 arasında, depolama açısındansa yüzde 71 ila 79 arasında daha fazla enerji tasarrufu sağlıyor. Ayrıca IFS Bulut kapsamında müşterilerinin kendi sürdürülebilirlik hedeflerini ve taahhütlerini izlemeleri, yönetmeleri raporlamaları için sürdürülebilirliği yönelik bir modül bulunuyor. IFS Bulut’un bağlandığı değer zincirlerinde birçok bilgiyi barındıran bu modül IFS Bulut müşterilerine standart bir özellik olarak sunuluyor.

IFS, Okyanusların Koruyucusu ile güçlerini birleştiriyor

IFS, sadece kendi içinde ya da müşterileri için değil, tüm dünya için sürdürülebilirliğin bir gündem maddesi olmasını istiyor. Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler’in Okyanusların Koruyucusu olarak tanıdığı Lewis Pugh’u IFS Sürdürülebilirlik Elçisi olarak görevlendirdi. Atamanın ardından Pugh konuyla ilgili, “Hükümetlerin, şirketlerin ve bireylerin hepsinin olumlu bir değişim yaratmada rol oynamasına ihtiyaç var. IFS ekibi gibi sürdürülebilirlik konusunu açıkça ciddiye alan bir şirketle çalışmaktan dolayı gurur duyuyorum. Müşterilerinden ve iş ortaklarından oluşan ekosistemleriyle etkileşim kurma becerisine sahip olmak, geniş bir etki yaratma fırsatı sunar. Günümüzde iklim krizi, dünya üzerindeki yaşamı tehdit eden bir noktaya gelmiştir. Şu an herkesin elini taşın altına koyması gerekmektedir.” açıklamasında bulundu.

Tüm kartlarınıza ve kampanyalara tek uygulamadan ulaşın!

Puan Harca ile banka kartlarınıza, marka kartlarınıza ve promosyon kodu ile katılım sağlanan kampanyalara tek uygulamadan ulaşmak ister misiniz? Tüm kartları tek bir uygulamada toplayarak verimlilik sağlayan dijital cüzdan uygulaması Puan Harca, çeşitli kampanyalar ile de alışveriş deneyiminizi bir üst seviyeye taşıyor. Puan Harca sayesinde banka veya anlaşmalı marka kartlarındaki puanlarınızı, bakiyelerinizi tek bir uygulamadan anlık olarak takip edebilirsiniz. Tüm kartları tek uygulamadan takip edebilirken, puanlarınızı birleştirerek hediye kazanma şansı da elde edebilirsiniz. Buna ek olarak kampayalara katılım sağlayabileceğiniz uygulamada Türkiye’nin büyük markalarının kampanyalarına tek bir uygulamadan katılabilirsiniz. Ayrıca elde ettiğiniz hediyeleri de Puan Harca uygulaması ile Anında Cüzdan’da görüntüleyebilirsiniz.

Nasıl kullanılır?

Puan Harca’ya kayıt ol, kartlarını ekle, hediyeler satın al, kampanyalara katıl! Puan Harca’nın tüketiciler için sağladığı faydalar:
  • Banka veya anlaşmalı Marka kartlarındaki puanları/bakiyeleri tek bir uygulamadan takip etmelerini sağlar.
  • Kartlarındaki puanları veya bakiyeleri tek başına ya da birleştirerek, Türkiye’nin en değerli markalarının dijital hediye çeklerini/ürünlerini satın almasını sağlar.
  • Kartlarındaki puanların veya bakiyelerin yetersiz olduğu durumlarda kalan ödemeyi banka kartlarından tamamlamasını sağlar.
  • Türkiye’nin en değerli markalarının kampanyalarına tek bir uygulamadan katılmayı sağlar.
  • Satın aldığı veya kampanyadan kazandığı ödülü anında teslim almasını sağlar.
Puan Harca’nın firmalara sağladığı faydalar:
  • Ciro ve karlılık artışı için yeni bir pazar sağlar.
  • Yeni müşteriler kazandırır.
  • Marka bilinirliliğini artırır.
  • Minimum maliyet ile hızlı kampanya oluşturma olanağı sağlar.
  • Tiko Puan çözümü ile pazarlama giderlerinde ve çalışan ödüllendirmede %39’a yakın vergi avantajı sağlar.
  • Sadakat kart sistemleri sahibi ise; biriken puanların harcanması için avantajlı ve düşük maliyetli bir kanal oluşturur.
Puan Harca hakkında daha detaylı bilgi almak için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Jidu Auto elektrikli araç seri üretimine başlıyor

0
Çin’de Baidu’nun Jidu Auto’su elektrikli araç seri üretimine başlıyor. Böylelikle Çin’de üretim konusunda yen bir dönem başlıyor.

Jidu Auto elektrikli araç sektöründe güçleniyor

Baidu CEO’su Robin Li, Jidu Auto’nun 2023’te ilk “robot” elektrikli araçlarının seri üretimine başlayacağını söyledi. Çin’in teknoloji devi Baidu ve Çinli otomobil üreticisi Geely arasındaki bir elektrikli araç girişimi olan Jidu, Baidu’nun Pazartesi günü düzenlediği yıllık geliştiriciler konferansında Li, insan müdahalesine ihtiyaç duymayan otonom Seviye Dört’te elektrikli araçlar yapacağını söyledi. Elektrikli araç konusunda Tesla ve birçok otomotiv devi büyük bir paya sahip olsa da Çin’de bu alanda önemli üreticiler bulunuyor. Jidu Auto da elektrikli araç konusunda seri üretimle birlikte bu alanda canlılık katacak.

Ferrari dijital ürünler için Velas ile anlaştı

0
Ferrari dijital ürünler için Velas ile anlaşmayı başardı. Ferrari hayranları dijital içeriklere ulaşabilecek.

Ferrari dijital ürünler alanında Velas ile yürüyecek

Lüks spor otomobil üreticisi yaptığı açıklamada, Ferrari’nin İsviçreli teknoloji şirketi Velas Network ile hayranları için dijital içerik oluşturmak için çok yıllı bir anlaşma imzaladığını söyledi. Dijital ürün ve hizmet tedarikçisi Velas, gelecek sezondan itibaren Ferrari’nin Formula 1 yarış takımıyla ortak olacak. Ayrıca Velas, Ferrari Esports Series’in, Şahlanan At tek marka çevrimiçi serisinin ve katılan tüm takımların yarıştığı resmi dijital şampiyona olan F1 Esports Series’de yarışacak Esports takımının isim sponsoru olacak. Velas, blok zinciri teknolojisinin lider sağlayıcısı ve takas edilemez tokenler (NFT’ler), blok zincirinde depolanan ve onları benzersiz kılan ve bir para satma aracı olarak popülaritesi artan bir kimlik koduna sahip kripto varlıkları içeriyor.

Telefonica Huawei donanımlarını değiştiriyor

0
Telefonica Huawei donanımlarını değiştirmek için Ericsson ile temasını sürdürüyor. Şirketin Ericsson’dan 5G ağ ekipmanı aldığı söylendi.

Telefonica Huawei donanımlarını kaldırmak istiyor

Telefonica’nın İspanya’da piyasaya sürdüğü Huawei donanımlarının bir kısmını değiştirmek için İsveçli üretici Ericsson’dan 5G ağ ekipmanı satın aldığı iddia edildi. Yeni nesil mobil ağ ekipmanının değiştirilmesi, Telefonica’nın 2019’da açıkladığı tedarikçileri çeşitlendirme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Genişleme, telekomünikasyon şirketinin başlangıçta, alternatif malzemeleri güvenceye almadan önce satın aldığı bazı Huawei ekipmanlarını piyasaya sürdüğünü söyledi. Telefonica’daki kaynak, Telefonica’nın Ericsson’dan ne kadar ekipman aldığını veya satın almanın ne zaman yapıldığını söylemeyi reddetti. Telefonica’nın 2019 kararı, ağ ekipmanlarında küresel pazar lideri Çinli Huawei’nin Washington ve Pekin arasındaki siyasi gerilimlerin merkezine çekildiği bir zamanda geldi.

Didi çalışanları hisse satamayacak

0
Alınan yeni kararla birlikte Didi çalışanları hisse senedi satışı yapamayacak. Bu kararın süresiz şekilde yürürlükte olacağı belirtildi.

Didi çalışanları hisse satışı konusunda kısıtlandı

Çinli araç çağırma devi Didi Global, mevcut ve eski çalışanlarının şirket hisselerini satmasını süresiz olarak yasakladı. Raporda, şirketin halka arzından sonra mevcut ve eski personelin hisse satmasına izin verilmeyen 180 günlük kilitlenme süresinin 27 Aralık’ta sona ermesi gerekiyordu. Ancak yasağın yeni bir bitiş tarihi olmadan uzatıldığı belirtildi. Rapora göre, çalışanlar şirket Hong Kong’da işlem görene kadar hisse satamayacak. Şirket Çin’de, Pekin merkezli araç çağırma devini New York Menkul Kıymetler Borsası’ndan çıkma planlarını açıklamaya ve Hong Kong’da listelenmeye zorlayan düzenleyici bir baskının hedefi oldu.

BYD ve Momenta yeni girişim kuruyor

0
BYD ve Momenta yeni girişim için ortaklık kuruyor. Üçlü ortaklıkla Çin’de otonom sürüş için yeni bir hamle yapılmış olacak.

BYD ve Momenta, yeni girişimle otonom sürüşü hedefliyor

Çin’in BYD ve otonom sürüş girişimi Momenta, otonom sürüş yeteneklerini dağıtmak için üçlü bir ortaklık kurdu. DiPi Intelligent Mobility olarak anılan ve Shenzhen’de bulunan yeni kuruluş, BYD’nin bir otomobil üreticisi olarak yeteneklerini Momenta’nın akıllı sürüş konusundaki uzmanlığıyla birleştiriyor. BYD, işletmeye 60 milyon Yuan yatırım yaparken, Pekin merkezli Momenta 40 milyon Yuan yatırım yapıyor. İddiaları belirten söz konusu kişi, ön çalışma kapsamının, bazı araba manken türlerinde “Seviye 2 artı” otonom sürüş işlevselliğini kullanmayı benimseyeceğini belirtti. Seviye 2 yarı otonom araçlar, direksiyondan hızlanmaya ve frenlemeye kadar neredeyse tüm sürüş noktalarını sürdürebilecek bilgi birikimine sahiptir, ancak sürücü istenirse müdahale edebilmelidir.

Linux ve açık kaynak geliştiricileri güvenliğe odaklanacak

0
Linux ve açık kaynaklı yazılımlar her zamankinden daha popüler olacak. Ancak asıl değişiklikler güvenlik konusunda olacak.

Linux ve açık kaynak geliştiricileri güvenlik üzerine çalışacak

Linux, son dönemde yükselen bir trend haline geldi. En İyi 500 süper bilgisayarın 500’ünün tümü Linux ile çalışıyor. Son verilere göre Linux kullanıcıları yüzde 28 arttığını, Windows kullanıcıları ise yüzde 3 azaldı. Bunda açık kaynaklara olan ilgideki artışın büyük bir rolü var diyebiliriz. Gartner’ın Açık Kaynak Yazılımı için 2021 Hype Döngüsüne göre: “2025’e kadar, işletmelerin yüzde 70’inden fazlası, mevcut BT harcamalarına kıyasla OSS’ye yönelik BT harcamalarını artıracak. Ayrıca, 2025 yılına kadar hizmet olarak yazılım ( SaaS), daha iyi operasyonel basitlik, güvenlik ve ölçeklenebilirlik sağlama yeteneği nedeniyle OSS için tercih edilen tüketim modeli olacak” deniliyor. Gartner, yeni şirket içi uygulamaların yüzde 70’inden fazlasının açık kaynaklı bir veritabanı üzerinde geliştirileceğini tahmin ediyor. Eşzamanlı olarak, mevcut tescilli ilişkisel veritabanı örneklerinin yüzde 50’si dönüştürülmüş veya açık kaynaklı VTYS’lere dönüştürülecektir. Ulusal Güvenlik Açığı Veritabanı (NVD) ölçeğine göre, son derece korkunç olan 10.0 CVSSv3 olarak derecelendirilmiş durumda. Log4j2 sorunları açık kaynak için büyük bir problem oluşturuyor.

Tech Data’dan, Avrupa’daki iş ortaklarına bulut desteği

Tech Data A TD SYNNEX Company’nin Avrupa’daki ortakları için başlattığı güçlendirilmiş bulut destek hizmetleri programı ELITE Bulut Destek Hizmeti (CSS) İş Ortağı Programı, iş ortaklarının müşteri artışına yardımcı olabilecek, iş hedeflerine uygun kȃrlı bulut hizmetleri ve lisans portföyü oluşturmasına olanak tanıyor.

Tech Data, bulut altyapılarını güçlendirdi

Tech Data A TD SYNNEX Company Türkiye Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı, şu an itibariyle bu servis ve hizmetlerin Türkiye’de de yurtdışı kaynaklı olarak verilebildiğini belirtiyor. Yumrukçallı, “Verilecek servis ve hizmetlerin kalitesinin en üst düzeyde olması için, alanında uzman teknik kadrolar bölge bağımsız oluşturuldu. Bu durum, tüm Avrupa ile aynı anda Türkiye’de de bu servis ve hizmetlerin alınmasına olanak sağlıyor” diyor. Ortak markalı veya kendi markaları ile temel ve genişletilmiş ELITE CSS Ortak Programı seçenekleri arasında seçim yapabilme olanağı sunan program, ortakların müşteriye özel bir hizmet paketleri oluşturmasını sağlayan esnek bir yapıya ve kullanıma göre faturalandırma özelliğine sahip. Garantili ilk yanıt süresi SLA’leri, hizmet kalitesine dayanan rekabet gücü sağlama veya regülasyonun getirdiği zorunlulukları karşılama noktasında önem taşıyor. Tech Data Avrupa Bulut ve Yazılım Başkan Yardımcısı Denis Fouquet, programın bütünü hakkında “ELITE CSS programı, iş ortaklarının Tech Data'nın ölçeğinden ve bulut uzmanlığından yararlanarak bulut hizmetleri yeteneklerini nispeten düşük bir yatırımla dönüştürmelerini sağlıyor. Bulut hizmetleri için yeni bir çağın habercisi olan bu program, iş ortağının sayısız eklenti ve kendi markalarıyla çözüm sunma seçeneklerini karıştırıp eşleştirerek gerçekten özelleştirilmiş hizmet teklifleri geliştirmesini mümkün kılıyor. Bunun, iş ortaklarımız ve onların son müşterileri için hızla olmazsa olmaz hale gelecek müşteri odaklı bulut hizmetleri için yeni bir standart oluşturduğuna inanıyoruz” değerlendirmesini yapıyor.

Tech Data, NVIDIA ile Avrupa Anlaşmasını imzaladı!

0
Bir TD SYNNEX (NYSE: SNX) şirketi olan Tech Data, bugün, hızlandırılmış bilgi işlemde dünya lideri NVIDIA ile bir Avrupa dağıtım anlaşması yaptığını duyurdu. Bu gelişme, Tech Data’nın bölge genelinde NVIDIA Ağ Çözümleri sunduğu mevcut anlaşmayı genişletmesi anlamına geliyor. Ayrıca artık NVIDIA donanımını, NVIDIA AI Enterprise (Kurumsal Yapay Zeka) yazılım paketini ve NVIDIA DGX™ sistemlerini ve NVIDIA Omniverse™ Enterprise platformunu da içeriyor.

Tech Data ve NVIDIA el sıkıştı

NVIDIA AI Enterprise, NVIDIA-Certified Systems™ ile VMware vSphere üzerinde çalışmak üzere optimize edilen, onaylanan ve desteklenen, uçtan uca, bulutta yerel bir AI ve veri analizi yazılımı paketi. 3D tasarım işbirliğinin yanı sıra gerçek zamanlı ve fiziksel olarak doğru simülasyon için oluşturulmuş, genişletilebilir, açık bir platform bir platform olan NVIDIA Omniverse Enterprise, kullanıcıların büyük 3D tasarım araçlarını, varlıklarını ve insanları paylaşılan bir sanal alanda birbirine bağlamasını sağlıyor. Anlaşmaya ayrıca NVIDIA DGX sistemleri eklenerek, kurumların yapay zeka geliştirmeyi kurumsal amaca yönelik çözümlerle ölçeklendirmesine olanak tanıyor. Tech Data, NVIDIA hizmetlerini kapsamlı bir profesyonel ve yönetilen hizmet yelpazesiyle güçlendirecek ve çeşitli dikey kullanım durumları için temelde NVIDIA ürünleriyle özelleştirilmiş çözümler geliştirmek için kendi Çözüm Fabrikası metodolojisinden yararlanacak. Ayrıca Tech Data, Practice Builder (Uygulama Oluşturucu) programları aracılığıyla ortaklarına uzmanlıklarını ve iş hazırlıklarını hızlandırma fırsatı sunacak. Practice Builder, iş olgunluk değerlendirmesi, eğitim ve çözüm geliştirme dahil olmak üzere, iş ortaklarının kendi yeni nesil çözüm uygulamalarını geliştirmelerini sağlamak için yapılandırılmış bir yol oluşturuyor ve bilgi ve beceri geliştirme kaynaklarına erişim sunuyor. Bu programlar çevrimiçi etkinleştirme yolları olarak sunuluyor ve çözüm uygulama danışmanları tarafından desteklenen sanal strateji geliştirme atölyeleri gibi çeşitli unsurları içeriyor. Tech Data Avrupa Gelişmiş ve Özel Çözümler kıdemli başkan yardımcısı Miriam Murphy şunları söyledi: “NVIDIA anlaşmamızı tüm çözümleri kapsayacak şekilde genişletmek ve NVIDIA’nın en son Yapay Zeka ve Omniverse simülasyon teknolojisini ekosistem ortaklarımız için geliştirdiğimiz çözümlerle bir araya getirebilecek olmak son derece heyecan verici. Yapay Zeka, verimliliği artırmak, daha iyi kararlar almak ve dünyayı daha güvenli hale getirmek için verilerden yararlanma yarışında işletmeler, hükümetler ve diğer kamu kurumları için hızla hayati bir bileşen haline geliyor. Bu arada, dijital ikizleri ve Omniverse Enterprise gibi sanal dünyaları mümkün kılan platformlar, toplumların etkileşim kurma, işbirliği yapma ve yaratma şeklini temelden dönüştürmeye hazırlanıyor. Ortaklarımızın teknoloji için bu büyüme alanına girmeleri için daha doğru bir zaman olamaz.” Tech Data Avrupa Küresel Bilgi İşlem Bileşenleri başkan yardımcısı Hugo Graça ise görüşlerini şöyle belirtti: “NVIDIA’nın NVIDIA DGX sistemleri gibi öncü ürünleri, masadan veri merkezine ve buluta giden araçlarla desteklenen kurumsal sistemler içeren uçtan uca bir portföy ile çığır açıyor, Yapay Zeka ile süper bilgi işlem performansı ve daha hızlı içgörüler sunuyor. Böylece derin öğrenme ve analitik talebini karşılıyor. Tech Data’nın kapsamlı tamamlayıcı hazır bileşenler portföyü, satış öncesi mühendislik ekipleri, çözüm fabrikası ve entegrasyon hizmetleri ile NVIDIA’nın erişimini kanal ekosistemimiz genelinde genişletmeyi ve ortakların pazara sunma sürelerini iyileştirmelerine yardımcı olmayı dört gözle bekliyoruz.” NVIDIA Channel Business EMEA başkan yardımcısı Alfred Manhart, “Tech Data, NVIDIA ürün yelpazesinin EMEA bölgesi genelinde kapsamlı dağıtımını etkin bir şekilde destekleyecektir” dedi ve şöyle ekledi: “Güçlü satış öncesi becerilere, teknik desteğe ve kavram kanıtlama olanaklarına sahip olan Tech Data, kapsamlı ekosistem ortağı ağıyla NVIDIA AI Enterprise ve Omniverse Enterprise çözümlerini yürütmek için ideal bir konumdadır.” NVIDIA ürünleri ve hizmetleri artık Birleşik Krallık, İrlanda, Fransa, Hollanda, Belçika, Almanya, Avusturya, İsviçre, İtalya, İspanya, Portekiz, Polonya, Çekya, İsveç, Danimarka, Finlandiya, Norveç, Baltıklar ve GüneydoğuAvrupa’daki Tech Data ortakları tarafından kullanılabiliyor.