Vadiden Hikayeler #1: DO Venture Partners

0

TechInside’ın Silikon Vadisi’nde gerçekleştirdiği yeni röportaj dizisi Vadiden Hikayeler, DO Venture Partners ile başlıyor.

Türk girişimcilerin Silikon Vadisi’ndeki deneyimlerini mercek altına alacağımız bu röportaj dizisi sayesinde, yeni girişimcilere çok önemli bir deneyim aktarımı gerçekleştirirken, ülkemiz sermayesini, iş ve beyin gücünü dünyadaki rakiplerine karşı hazırlayacak start-up’ların öykülerini de kayıt altına alıyoruz.

Dünyadaki teknolojinin merkezi Silikon Vadisi

Serimizin ilk röportajında, DO Venture Partners’ın kurucusu Duygu ÖKTEM CLARK, Silikon Vadisi’ndeki Start-up’ını nasıl kurduğunu, hedeflerini, çalışma düzenini, Vadi’deki sert rekabette karşılaştıkları engelleri, yatırım toplama sürecindeki aşamaları ve zorlukları anlatıyor.

Duygu ÖKTEM CLARK bu aşamada Türk girişimcilere, çok değerli bir uyarıda bulunuyor ve çok sık yapılan, ardından da pişman olunan bir hatayı hatırlatıyor: Yatırım bulmak için acele etmeyin ve mümkün olduğu sürece Start-up’ınızı öz kaynaklarınızla büyütmeye çalışın. Böylece hem iş sürecinin başında düzeninizi oturturken yatırımcı baskısından kurtulup daha özgür hareket etme kabiliyetine sahip olacaksınız, hem de şirketiniz değerlenirken elinizde daha fazla hisseniz bulunacak, daha fazla kazanç elde edeceksiniz.

DO Venture Partners’in son derece değerli deneyimlerini TechInside okurlarına aktardığımız röportajımızı aşağıda izleyebilirsiniz. TechInside’ın YouTube kanalına ve e-mail listesine abone olarak, hem serimizdeki yeni röportajlar yayınlandığında onlara kolayca ulaşabilir hem de teknoloji sektöründeki önemli haberlere ve gelişmelere ilk siz erişme şansını yakalayabilirsiniz.

 

 

Blockchain derslerinin sayısı artıyor

0

Üniversitelerde verilen blockchain dersleri artış gösteriyor. İki şirketin ortaklaşa yürüttüğü araştırmada, üniversitelerin blockchain dersleri incelendi.

Öğrencileri bLockchain dersleri alma oranı yüzde 42

Dünyanın en büyük kripto para borsalarından biri olan Coinbase ile araştırma şirketi Qriously oldukça ilginç bir çalışmaya imza attı. Üniversitelerde blockchain ve kripto para dersi verilme oranını konu alan çalışmada, dünyanın en iyi ilk 50 üniversitesi incelendi.

Yürütülen çalışmaya göre, bu 50 üniversitenin yüzde 42’sinde blockchain ve kripto para konusunda en az bir ders veriliyor. Blockchain ve kripto para dersi alan öğrenci oranının ise yüzde 10 olduğu belirtiliyor.

Üstelik bu dersi alan öğrencilerin bölümleri çok farklılık gösteriyor. Bilgisayar bilimlerinden, antropolojiye kadar farklı bölümlerden öğrenciler bu dersleri görüyor. Ayrıca ankete katılan öğrencilerin yüzde 26’sı blockchain ve kripto paralar ile ilgili ücretli ders alabileceklerini belirtiyor.

Duke Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümünden Prof. Dr. Campbell Harvey, blockchain dersi almış hukuk fakültesi öğrencisinin iş başvurusu bile yapmasına gerek olmadığını söylüyor.

Tesla kablosuz şarj cihazı satışa çıktı

0

Tesla kablosuz şarj cihazı piyasaya çıktı. Şirketin, müşterilerin günlük ihtiyaçlarına karşılık verdiği ürünlerine bir yenisi daha eklendi

Tesla kablosuz şarj cihazı özellikleri

Elektrikli otomobilleri ile bilinen Tesla, bu sektördeki tecrübesiyle batarya teknolojileri konusunda önemli bir birikime sahip. Şirket, bu birikimiyle bireysel kullanıcılara hitap eden ürünler geliştirerek, müşterilerinin farklı ihtiyaçlarına da cevap veriyor. Son olarak tanıtılan kablosuz şarj cihazı ile bu ürünlere bir yenisi daha eklendi.

Şirketin daha önce duyurduğu PowerWall ile benzer bir tasarıma sahip olan ürün, 6000 mAh kapasiteye sahip. Bir adet USB Type-A ve bir adet USB Type-C girişi olan cihaz, 22 Wh gücünde.

5V/2A’lik girişi olan cihaz, sade tasarımının yanı sıra, temel şarj ihtiyacını karşılayabiliyor.

Ancak ürünün fiyatının diğer ürünlere kıyasla biraz pahalı olduğunu söyleyebiliriz. Kablosuz şarj cihazları genel olarak 40 dolar civarı fiyat etiketine sahipken, Tesla’nın ürünü 60 dolardan satışa çıktı.

Tarımda blockchain kullanılıyor

0

Alipay ve Ant Financial tarımda blockchain kullanmaya başladıklarını duyurdu. Tarımda blockchain kullanımıyla ürün takibinin daha kolay ve güvenli hedefleniyor.

Tarımda blockchain ile ürün takibi

400 milyon kullanıcıya hitap eden teknoloji şirketi Alipay’ın liderliğinde yeni bir blockchain projesi başlatıldı. Çin’in Wuchang bölgesinde başlatılan projeyle üretilen pirinçlerin takip edilmesi hedefleniyor. Böylelikle Çin’de ve dünyada meşhur olan Wuchang pirincinin taklitlerinin önüne geçilmesi hedefleniyor.

Alipay tarafından yayınlanan duyuruda, pirinçlerin teslimat süresinin kısaltılacağına vurgu yapıldı. Wuchang pirincinin teslimat süresi 3-7 gün sürerken, blockchain ile bu 2 gün hatta daha kısa bir sürede gerçekleştirilebilecek.

Çin hükümeti kripto para piyasasına karşı oldukça sert bir tutum takınarak yasaklar uyguluyor. Ancak blockchain teknolojisini gerek özel gerekse kamu kuruluşlarında kullanmak için girişimlerde bulunuyor.

Yandex otonom araç testlerine başladı

0

Yandex otonom araç testlerine Rusya’da başladı. Yandex otonom araç testleri ile gönüllü yolcular, bu araçlarla ücretsiz ulaşım sağlayabilecekler.

Yandex otonom araç testlerini halka açık yapıyor

Otonom araç sektöründe lider şirketlerden biri olmayı hedefleyen Yandex, önemli bir adım attı. Rusya’nın Innopolis şehrinde iki otonom araç ile başlayan testler, halka açık bir şekilde yapılıyor. Bu testlerde üniversite, stadyum, konutlar gibi belirli yerlere ücretsiz ulaşım hizmeti veriliyor.

Sürüş testlerinde emniyet mühendisi, ön yolcu koltuğunda oturacak. Testlere katılmayı kabul eden 100 gönüllü yolcu ise gitmek istedikleri yerlere bu araç ile ücretsiz gidebilecekler.

Geçtiğimiz yıl Prius model otonom aracının prototipini duyuran Yandex, bu alanda çalışmalarına devam edecek. Şu an için sürüş güvenliğine odaklanan Yandex, testlerin yanı sıra yeni model otonom araçlar da geliştirecek. Şirketin gelecek hedefleri arasında emniyet mühendisi olmadan ulaşım hizmeti vermek yer alıyor. Aşağıdaki video ile Yandex’in otonom araç çalışmasını görebilirsiniz.

Radore’den CIO’lara özel yaz dönemi için 5 öneri

Yaz döneminde iş yoğunluğunun nispeten azalması BT departmanlarının işlerini toparlamaları için fırsat yaratıyor. Yıl boyunca tüm sistemi çalışabilir halde tutmak üzere mesai harcayan CIO’lar ve BT uzmanlarının daha verimli bir yıl geçirmek için yaz ayları bitmeden yapması gerekenleri Radore Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kubilay Akyol önemli açıklamalarda bulundu.

Donanım ve yazılımda yeni bir sayfa açın

İşletmede verimini yitirmiş donanım ve yazılımların ayıklanması için yaz dönemini değerlendirmek mümkün. Miadı dolmuş ağ anahtarları, güncelliğini yitirmiş güvenlik duvarları, eski bilgisayarlar ve diğer bağlantılı varlıkları elden geçirin. Gerçekçi olup, varlıkları konsolide etme zamanı.

Standartlarınızı gözden geçirin

Kesintisiz hizmet verebilen bir BT departmanı için kablolama altyapısından sanallaştırılmış ortamlarına kadar verilen hizmetin standartlarını belirleyin ve otomasyona doğru adım atın. Yaz döneminde artan zaman, sürekli insan müdahalesi gerektirmeyen sistemlere geçiş için çok iyi bir fırsat.

Sistem yedeklerinizi kontrol edin

Olası bir zor durum karşısında kesintisiz hizmete devam edebilmek için felaket kurtarma planınızı yeniden gözden geçirin. Bununla birlikte düzenli bir yedekleme sistemi için gelenekselden yeni nesil sistemlere geçiş süreçlerinizi planlayın ve uygulayın. Bu dönemde felaket kurtarma stratejileri üzerine testler yapabilirsiniz.

Eğitimler düzenleyin

Günümüzde yaşanan en büyük sorunlar ve güvenlik açıkları kullanıcı hatalarından kaynaklanıyor. Bunun önüne geçmenin yolu ise güncellenen tehditler karşısında bilinçlendirici eğitimlerden geçiyor. Ayrıca BT ekibinin de kendisini yenilemesi için kendi içinizde ufak seanslar düzenleyebilirsiniz. Bazen dışarıdan gelen bir eğitimci bazense farklı disiplinlerde çalışan BT uzmanları farklı bakış açıları sunabilir.

Trendlerle vizyonunuzu tazeleyin

Birçok işletme yeni nesil trendlere ayak uydurarak yeni nesil iş modellerine adapte olmaya çalışıyor. Bu sayede artan rekabette BT yatırımı ile öne çıkabileceğini öngören şirketlerin en önemli yol göstericileri CIO’lar oluyor. Yaz dönemi ise dijital dönüşüm, büyük veri, bulut bilişim, otomasyon, yapay zekâ gibi önemli trendlere nasıl uyum sağlanacağının değerlendirilmesi ve stratejilerin oluşturulması için fırsat yaratıyor.

Müşterilerine yüzde 99,99 oranında uptime garantisi sunan Radore’nin CIO’lar ve BT ekiplerinin işlerini nasıl daha kolay hale getirdiğini öğrenmek için bu adresi kullanabilirsiniz.

Veri sızıntılarından en çok sağlık sektörü zarar görüyor

0

Ponemon Institute tarafından gerçekleştirilen Veri Sızıntısı Maliyeti Araştırması, sağlık sektörünün sekizinci kez veri sızıntılarından en çok etkilenen sektör olduğunu açığa çıkarıyor.

Araştırmaya göre ele geçirilen bir hassas verinin şirketlere maliyeti bu yıl %4,8 oranında artışla ortalama 148 dolara ulaşmışken, bu rakam sağlık sektöründe 408 doları buluyor. Bitdefender Antivirüs, siber güvenliği önemsemedikleri takdirde sağlık sektöründeki şirketlerin büyük tehlike altında olduklarını belirtirken, hasta kayıtlarını ele geçiren siber saldırganların ciddi zararlar verdiğini vurguluyor.

Veri Sızıntısı Ortalama 265 Gün Sonra Fark Ediliyor

Sağlık sektörünü saldırı hedefi haline getirerek hasta kayıtlarını ele geçiren hackerler, bu kişisel verilerle medikal cihaz ya da ilaç almak adına sahte kimlik oluşturuyor, sigorta şirketlerinden taleplerde bulunuyor, banka hesaplarına ulaşarak maddi zarara yol açıyor ya da derin internette satışa çıkarıyor. Ponemon Institute’nin araştırması, veri sızıntılarından kaynaklanan en yüksek müşteri kayıp oranının sağlık sektörüne ait olduğunu gözler önüne seriyor. Konu sağlık olduğu için oldukça yüksek beklentilere sahip olan müşterilerin de etkisiyle, her 50 milyon çalınmış kayıt ortalama 118 milyon dolar iş kaybı oluşturuyor. Üstelik sorunu fark edip kontrol altına almak küçük kapsamlı veri sızıntılarında ortalama 265 gün, büyük veri sızıntılarında ise 365 gün sürüyor. IBM’nin hazırladığı bir başka araştırmaya göre ise Amerikalıların %75’i, hackerler için kolay hedef olabileceğini düşündükleri şirketlerle çalışmayacağını belirtiyor.

Şirketler Hem Kendilerini Hem Hastalarını Riske Atıyor

Bir an önce güçlü bir güvenlik programı oluşturup uygulamayan şirketlerin kendilerini ve hastalarını tehlikeye attığını belirten Bitdefender Antivirüs’e göre, şirket çalışanlarının güncel siber tehditler ve bu tehditlere karşı güvenlik kuralları ile ilgili eğitilmesi gerekiyor.

Ayrıca kimin, hangi hasta kaydına ne zaman eriştiğini denetleyerek sadece yetki verilen çalışanların bu özel bilgilere ulaşabildiğinden emin olunması konusunda şirketleri uyaran Bitdefender Antivirüs, kontrolü kolaylaştırmak için elektronik sağlık kaydı uygulamaları gibi yazılımlarından faydalanılabileceğini hatırlatıyor. Şifrelendikleri takdirde, verilere erişilse bile hasar oluşturulamayacağını paylaşan Bitdefender Antivirüs, şirketin özel ihtiyaçları ile çalışma şekline uygun bir şifreleme metodunun uygulanmasını ve verilerin bulut tabanlı yedeklemesinin yapılmasını öneriyor.

Düzenli Olarak Güncellenmeyen Medikal Cihazlar Sorun Yaratıyor

Şirketlerde kullanılan cihazların, kullanıcıların güvenliğini sağlayacak güncel yazılımlarla kullanılması gerektiğini hatırlatan Bitdefender Antivirüs, verileri koruyacak yeni jenerasyon bir güvenlik duvarına ya da kötü niyetli yazılımları tespit eden diğer teknolojilere yatırım yapmanın da güvenliği destekleyeceğini belirtiyor.

Bilgisayar, tablet ve mobil cihazlar gibi ilk akla gelenler dışında, tıbbi cihazların da güvenlik açısından sorun yaratmayacağına dikkat edilmesi gerekiyor. Güvenlik zafiyeti içermemesi için medikal cihaz güncellemelerinin düzenli olarak yapılması gerektiğini belirten Bitdefender Antivirüs, MRI cihazı gibi uzun zamandır güncellenmeyen bir işletim sistemine sahip olabilecek cihazlardaki güvenlik açıklarının diğer sistemlere de yayılmasıyla büyük problemlerin ortaya çıkacağının altını çiziyor.

Klavye üzerindeki ısı izlerinden parola çalınabilir

0

Siber tehditleri inceleyen bir grup akademisyen ‘Thermanator‘ adını verdikleri yeni bir saldırı yöntemi keşfetti. Buna göre, bilgisayar klavyesinde yazdığınız giriş bilgileriniz veya parolanız vücut ısınız kullanılarak çalınabilir. Küresel anitivirüs yazılım kuruluşu ESET, henüz sadece akademik araştırma düzeyindeki bu sıra dışı saldırı yöntemini mercek altına aldı.

ESET Güvenlik Araştırmacısı Tomas Foltyn’in derlediği bilgilere göre Kaliforniya Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, 30 kullanıcının dört farklı klavyede hem güçlü hem zayıf 10 farklı parola girmesini sağladılar. Ardından bir termal görüntüleme kamerası kullanarak henüz basılmış tuşlarda kalan ısı izlerini taradılar.

İkinci aşamada ise ‘düşmanlar‘ olarak hareket edecek bu alanda uzman olmayan sekiz kişinin katılımıyla, termal görüntüleme verilerinden hareketle basılan tuşları sırasıyla bulmaları istendi ve bu işlem eksiksiz bir şekilde gerçekleştirildi. Özetle bu kişiler, kamera tarafından ilk tuşa basıldıktan sonraki 30 saniye içerisinde basılan tüm tuşları sırasıyla başarılı bir şekilde tespit ettiler.

Bir dakika sonra da ısı tespit edilebiliyor

Bulgularını “Thermanator: Thermal Residue-Based Post Factum Attacks On Keyboard Password Entry” adlı makalede açıklayan araştırmacılar, kısmi tuş basımlarını ilk tuşa basıldıktan bir dakika sonra elde edebilmenin mümkün olduğunu ortaya koydular. Böylece bulmacanın elde edilen parçaları kolayca parola kırma saldırıları için kullanılabilir.

Bu arada “Thermanator” araştırması, tek parmakla yazı yazan kişilerin her tuşta bıraktığı büyük ısı kalıntısı göz önünde bulundurularak, bu saldırıya karşı özellikle duyarlı olduklarını da ortaya koydu. On parmakla yazı yazanlar, parmaklarını klavye üzerinde daha çok dinlendirdikleri için daha büyük termal iz bırakmaktadırlar ve bu anlamda daha güvendedirler.

Saldırı olabilmesi için kurban hemen yerinden kalkmalı

Saldırının işleyebilmesi için bir dizi koşulun yerine getirilmesi gerekmektedir.Özellikle, kurbanın hassas bilgilerini tuşladıktan kısa bir sonra sistemden uzaklaşması gerekmekte ve kameranın klavyeyi açık bir görüş açısıyla görüntüleyebilmesi gerekmektedir.

Panzehirler: Termal gürültü ve fare kullanımı

Akademisyenler, verinin ele geçirilmesini imkansız ya da çok zor kılacak bir dizi risk azaltıcı yöntem de öneriyor. Bunlar arasında, kişinin hassas bilgilerini girdikten sonra ellerini klavyeye sürmesi ya da rastgele şeyler tuşlayarak klavye üzerindeki kalıntılarda bir tür ‘termal gürültü‘ yaratması geliyor. Diğer panzehirler ise fare (mouse) kullanılarak ekran üzerindeki klavyeden parola karakterlerinin seçilmesi gibi yöntemler içeriyor.

Google Go uygulaması makale okuyabiliyor

0

Google Go uygulaması okuma deneyimini daha hızlı ve rahat hale getiriyor. Artık Google Go uygulaması ile makaleler, web yazıları okunabiliyor.

Google Go uygulaması ile okuma-dinleme deneyimi

Teknolojinin getirdiği yenilikler, okuma ve yazma deneyiminde de dönüşüme neden oluyor. Artık içeriklerin dijitalleşmeye başladığı günümüzde Google Go, önemli bir yenilik sunuyor. Okumak için zaman bulmakta zorlanan kullanıcılar, okumak istedikleri makale veya sayfayı Google Go’ya kaydedebilir ve bunu okumak yerine dinleyebilirler.

20’den fazla dilde hizmet veren uygulama, x2 okuma hızı seçeneğiyle de kullanıcıların farklı tercihlerine cevap veriyor. Google Go ile herhangi bir anlatıcıya ihtiyaç duyulmuyor. Bu sayede araba sürerken, işten sonra uzanmış dinlenirken okumak istenen yazılar dinlenebiliyor.

Brezilya, Endonezya, Hindistan, Nijerya, Kenya, Güney Afrika ve Gana gibi ülkeler dahil olmak üzere 28 farklı ülkede kullanıma sunulan uygulmanın, dil öğrenmek için de kullanılabileceği belirtiliyor

İkinci Amazon Go mağazası açılıyor

0

Amazon, Amazon Go mağazası sayısını artırmak için ilk adımı attı. İkinci Amazon Go mağazası, Seattle’da açılacak.

Amazon Go mağazası çalışanlara hitap edecek

Amazon, yeni nesil mağazalarında müşterilerine kasiyersiz bir alışveriş konsepti sunuyor. Müşterilerin her açıdan hareketlerini izleyen kameralarla dolu olan Go Store konsepti, Amazon Go mobil uygulamasıyla entegre çalışıyor. Müşteriler ürünü raftan aldıktan sonra Amazon Go mobil uygulaması üzerinden ödeme gerçekleştiriyor ve direkt olarak mağazadan çıkabiliyorlar.

Amazon, bu mağaza konsepti sayısını artırmak için ikinci Amazon Go mağazası adımını Seattle’da attı.

Sadece hafta içi açık olacak olan bu mağaza, sadece çalışanlara hitap edecek. İsteyen çalışanlar sabah 7 ve akşam 7 saatleri aralığında mağazaya gelerek alışveriş yapabilecekler.

Mağazada cips, bar, şeker ve yerel çikolatalar gibi hızlı atıştırmalıkların yanı sıra salatalar, sandviçler gibi hızlı atıştırmalıklar satılacak. Ayrıca evde yemek yapmak isteyen müşteriler için de çeşitli malzemeler sunulacak.

Toyota ve Uber ortaklık kurdu

0

Toyota ve Uber otonom sürüş teknolojisini geliştirmek için ortaklık kurdu. Toyota ve Uber arasındaki ortaklık, 2021 yılını hedef alıyor.

Toyota ve Uber otonom sürüş güvenliğini sağlayacak

Toyota tarafından yapılan resmi açıklamayla, otonom araç ortaklığı kapsamında Uber’e 500 milyon dolarlık yatırım yapıldığı duyuruldu. Toyota, Uber’in otomatik sürüş teknolojisini kendi otomatik güvenlik destek sistemi olan ile Toyota Guardian entegre edeceğini söyledi.

Uber CEO’su Dara Khosrowshahi, bu anlaşmanın türünün ilk örneği olduğunu ve en güvenli otonom araçları Uber ağına getireceklerini söyledi.

Toyota ile Uber arasındaki bu anlaşmanın tamamen teknoloji geliştirmek odaklı olduğunu söyleyebiliriz. Uber’in otonom aracının, Arizona eyaletinde bir bisikletlinin ölümüne neden olması sonrası özellikle sürüş güvenliği konusunda önemli planlamalar yapılıyor.

2021 yılına kadar sürecek bu ortaklık sonrasında, yeni güvenli teknolojinin denemelerine başlanması bekleniyor.

Dell Technologies Forum 2018 için tarih belli oldu

Yedi teknoloji liderinin gücünü bir araya deneyimleme fırsatı sunacak Dell Technologies Forum 2018, 27 Eylül’de İstanbul’da hayat buluyor. “Make it Real” konsepti ile hayat bulacak etkinlikte iş dünyasında ve teknolojide yaşanan dönüşüm gerçeğine ışık tutulacak.

İşletmelerin önümüzdeki yıllarda hayatta kalabilmeleri ve rekabetçi olabilmeleri için dönüşmek zorunda olduğuna dikkat çeken Dell EMC Türkiye Ülke Müdürü Sinan Dumlu, “Bu dönüşümün işletmelere, piyasaya ve dünyamıza etkilerini konuşmak için Türkiye’deki BT profesyonellerini etkinliğimizde ağırlayacağız. Robotik gelişmelerden yapay zekâ çözümlerine geleceğin teknolojilerine uygun altyapıların bugünden oluşturulması için gereken yatırımların nasıl yapılması gerektiğinin önemi üzerinde duracağız” dedi.

Dell Technologies Forum sırasında geleceğin inşa edileceği teknolojiler konuşulacak

Etkinlik boyunca geleceğin yıkıcı teknolojilerine hazır olmak için şirketlerin nasıl dijital, BT, Güvenlik ve iş gücü dönüşümlerini tamamlaması gerektiği üzerinde durulacağı bilgisini veren Dumlu, nasıl uzun vadeli yatırımlarla geleceğe hazır altyapılar oluşturacaklarına dair önerilerde bulunacaklarını aktardı. Ayrıca etkinlik kapsamında yakınsanmış altyapılar, hibrit bulut ve sanallaştırma gibi geleceğin inşa edileceği teknolojiler ve sürdürülebilir bir dünya için yapılması gerekenler konuşulacak.

İlk kez 7 lider marka bir arada

Bu yıl ilk kez Dell Technologies Forum olarak gerçekleşecek etkinlikte Dell, Dell EMC, Pivotal, RSA, SecureWorks, Virtustream ve VMware markaları bir araya gelecek. Intel ve Microsoft tarafından desteklenen etkinliğin ana konuşmacıları arasında Dell EMC META Bölgesi Genel Müdürü Mohammed Amin de yer alacak.

#DellTechForum etiketiyle takip edilecek ve 27 Eylül’de Wyndam Grand Levent’te düzenlenecek etkinlik hakkında daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

2018’in ilk yarısında E-Ticaret ne durumda?

Ekonomik göstergelerin önemle takip edildiği ve değişkenlik gösterdiği bugünlerde Dopigo, E-Ticaret sektörünün ekonomik ve ticari beklentilerini bizzat E-Ticaret sektörünün içerisindeki oyuncuların ve aynı zamanda değişik platform ve web sitelerinden satış yapan şirket yöneticilerinin gözünden değerlendirdi.

Dopigo vasıtasıyla E-Ticaret operasyonlarını yönetmeye devam eden 150’den fazla farklı kullanıcının 2018 yılının ilk altı ay sonuçlarını değerlendirdiği ve gelecek altı ayın beklentilerini ortaya koyduğu E-Ticaret Görünüm Araştırması serisinin ikincisi yayımlandı. Dönemsel olarak tekrarlanan araştırma serisi ile gelişmeler ve beklentiler takip ediliyor.

İnternet alışverişleri en gözde pazar olmaya devam ediyor

Çoğunlukla fiziksel mağaza sahibi de olan araştırma katılımcılarının yüzde 83’ü beş yıldan daha az bir süredir E-Ticaret ile uğraşıyor. Serinin ilk araştırma sonuçlarında bu oranın yüzde 70’ler civarında olduğunu düşünürsek E-Ticarete online pazaryerleri aracılığıyla giriş yapanların oranında dikkate değer bir artış görülüyor.

Online pazaryerlerinde (Hepsiburada, n11.com, Gittigidiyor.com, Amazon Türkiye) satış yapan katılımcıların yüzde 47’si ayrıca kendilerine özel bir E-Ticaret web sitesine de sahip.

Katılımcılar; fiziksel, toptan ya da E-Ticaret satış kanalları arasında kıyas yapıldığında en çok geliri E-Ticaret üzerinden elde ettiklerini beliriyor. Online pazaryerleri ve E-Ticaret web siteleri birlikte değerlendirildiğinde en çok geliri bu alandan elde ettiğini söyleyen katılımcıların oranı yüzde 71 iken, fiziksel mağazalarından en çok gelir elde ettiğini belirtenlerin oranı yüzde 18, toptan satış vasıtasıyla en çok geliri elde ettiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 11’de kalıyor.

Katılımcıların yüzde 76’sı geçtiğimiz altı ayda yeni satış kanalları bularak, yüzde 54’ü ise yeni ürün fikirleri bularak genişlemeye gittiğini belirtiyor. Bu alanları yüzde 24 ile ofis, mağaza ve depo yatırımları, yüzde 18 ile yeni teknoloji satın alımları takip ediyor. Bir önceki araştırmaya göre; yeni teknoloji satın alımlarında ve yeni çalışanları işe alma oranlarında düşüşler söz konusu.

E-Ticarette gelecek beklentileri olumlu

Ekonomik risklerin giderek arttığı geçtiğimiz altı ayda E-Ticarete yaptıkları yatırımları değerlendirmeleri istendiğinde, katılımcıların yüzde 26’sı yaptığı yatırım kadar kazancı olduğunu, yüzde 40’ı yaptığı yatırımdan daha az kazanç elde ettiğini belirtirken yüzde 7,4’ü yaptığı yatırımın beş katından fazla, yüzde 28’i ise yaptığı yatırımın iki katından fazla kazanç sağladığını belirtiyor.

Önümüzdeki altı ayda yaptıkları E-Ticaret yatırımlarından bekledikleri getiriyi değerlendiren katılımcıların yüzde 24’ü yaptıkları yatırımın beş katından fazla, yüzde 42’si yaptıkları yatırımın iki katından fazla, yüzde 25’i yaptığı yatırım kadar, yüzde 9’u ise yaptığı yatırımdan daha az kazancı olacağını tahmin ediyor.

Katılımcıların yaklaşık yüzde 55’i 2018 yılının ilk altı ayında E-Ticaretteki ortalama faaliyet büyüklüğünün yüzde 10’dan fazla arttığını belirtti. Bunun yanı sıra tüm katılımcıların yüzde 80’i gelecek altı ayda tüm ekonomik koşullara rağmen E-Ticaret faaliyetlerinde bir artış bekliyor.

E-Ticaret girişimcisinin en büyük problemi ürünlerini fiyatlandırma

2017 yılını değerlendirmesinde, E-Ticaret yapanların ortak problemleri sırasıyla; paketleme, fatura kesme, stok takibi ve ürün araştırma olurken, 2018 yılının ilk altı ayına göre en büyük problemler sırasıyla; ürün fiyatlandırma, ürün paketleme, ile ürün araştırma ve stok takibi olarak yer değiştirmiş durumda. Bunun başlıca sebebi ise son dönemdeki hareketli döviz kurlarının ürün fiyatlandırmalarına doğrudan etki etmesidir.

E-Ticaretten elde edilen gelir artıyor

E-Ticaretten elde ettikleri gelirin 2018 yılının ilk altı ayında nasıl gerçekleştiğini sorduğumuzda katılımcıların yüzde 54’ü gelirlerinin yüzde 10’dan fazla arttığını belirtiyor.

Yüzde 25’ü ise yüzde 10’dan az arttığını belirtirken, ekonomik koşullar ne olursa olsun katılımcıların yüzde 75’den fazlasın E-Ticarette gelirlerini artırmış. yüzde 7,5’lik bir kısım ise gelirlerin bir önceki yıla göre aynı kaldığını ifade ediyor.

E-Ticaret için saatli bomba: Döviz kuru

2018 yılının devamında yaklaşık yüzde 50’lik bir oranla beklenen en büyük riskin döviz kurundaki yükselmeler olduğunu belirten katılımcılar, aslında yine döviz kurunun artmasıyla doğru orantılı olarak kargo maliyetlerinin yükselmesinden ve enflasyon artışından endişe duyuyor.

Yüzde 3,6 ile en düşük risk; müşterilerin E-Ticaret harcamalarındaki azalma olarak görülüyor.

Araştırma doğrultusunda katılımcılardan giderlerinin sıralamasını yapmaları istendiğinde, bir önceki araştırmamıza kıyasla yerini koruyan satın alma maliyetleri ilk sırada yer alırken, yine bir önceki araştırmada ikinci sırada yer alan operasyonel giderlerin yerini kargo maliyetleri almış durumda.

Girişim Sermayesi Yatırım Fonları için devlet desteği geliyor!

0

Bugünün döviz kurları ve piyasa ortamı, sermayelerin en iyi nasıl değerlendirileceği ile ilgili olarak akla pek çok soru getiriyor. Tam da bu noktada, girişimleri yatırım aracı olarak kullanan girişim sermayesi yatırım fonları (GSYF), devletin özel olarak desteklediği güvenli yatırım araçları arasında değerlendiriliyor. Girişim sermayesi yatırımları konusunda uzmanlaşan Buba Business Angels, bu dönemin girişimlere yatırım yapma dönemi olduğunu ifade ederken, yatırım fonlarının mutlak başarısının ise takım çalışmasından geçtiğinin altını çiziyor.

Buba Melek Yatırımcılık Ağı yöneticilerinden Neda Soydan gerçekleştirilen Buba melek yatırımcılık ağı toplantısında, konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Sermaye Piyasası Kurulu’nun düzenlemeleri, denetimi ve gözetimi sayesinde GSY fonları, kurumların yatırım çeşitlendirmesi ve aktif risk yönetimi yapmalarını sağlayan güvenli bir araç haline geldi. Kurumlar, yatırımlarının belli bir kısmını bu yöne kaydırarak aslında belirsiz para piyasalarındaki risklerini dağıtmış oluyorlar. Yatırımcı kurumların bu alanda bilgilenebilmesi için SPK tarafından oluşturulmuş oldukça fazla sayıda kaynak doküman mevcut. Devlet, girişimlerin güvenli şekilde yatırımcıya, yatırımcıların da güvenli şekilde girişimciye ulaşabilmesi için değerli fırsatlar sunuyor.

Buba’dan Neda Soydan Bosphorist Fonu’na dikkat çekti

Fırsatların ilki, GSYF kurulması için yapılan yönetmelik düzenlemeleri oldu. Geçtiğimiz sene ülkemizde 13 adet portföy yönetim şirketi SPK’dan ihraç belgesi onayı alarak kuruldu ve faaliyetlerine başladı. Buba’nın İstanbul Portföy Yönetim Şirketi ile birlikte kurduğu Bosphorist Fonu da bu girişim sermayesi fonlarından biri. Fon çalışmalarında, yatırım kararını cazip kılan esas fırsatın ise devlet tarafından sağlanan vergi teşvikleri olduğunu gördük. Girişim sermayesi yatırım kazançları kurumlar vergisinden istisna. Bakanlar Kurulu kararıyla bu kazançlar üzerinden yapılacak olan (bu kazançlar dağıtılsın veya dağıtılmasın) stopajın oranı ise yüzde 0 olarak belirtiliyor.

Hemen ardından 2018 yılında devletin girişim sermayesi için oluşturduğu ikinci fırsat, Tübitak’ın teknolojik girişimleri desteklemek için başlattığı 1514 Fon Projesi (TechInvest TR) oldu. TechInvest projesinin yol haritasında, fonu oluşturmak için ilk adımda üniversiteler bir araya geliyor, teknoloji transfer ofisleri aracılığıyla ortak yatırımlarını yapıyorlar. Tübitak, toplam yatırım miktarına denk gelen yatırımı, fona hibe ediyor.

Kurumların da yatırımcı olarak bu fona dahil olması mümkün. Toplanan fona Hazine, ayrıca katkıda bulunuyor. Fon büyüklüğü minimum 50 milyon olarak kurgulanan TechInvest TR, yatırımların SPK ve Tübitak denetiminde olmasını sağladığından, yatırımcı kurumlara güvenilir bir yatırım ortamı sağlamış oluyor. Üniversitelerin yatırım kararı alma yetkileri bulunmuyor ancak, TechInvest projesi ile birlikte teknoloji fonları süreçleri ile ilgili tecrübe kazanmaları sağlanıyor. TechInvest TR üniversitelerin girişimcilik ekosistemine olan katkılarını arttırmayı hedefliyor.

Bu kavramlar ülkemizde çok yeni olduğu için GSYF’ların bünyesinde çalışan stratejik ortakların görevlerine açıklık getirmek gerekiyor. Portföy yönetim şirketleri (PYŞ), girişim sermayesine yapılan yatırımların SPK regülasyonlarına uygunluğunu sağlayan ve iç kontrollerle SPK denetimine hazırlama sorumluluğunu taşıyan fon yöneticileri. PYŞ’ler kurdukları bağımsız yatırım komitesi ekibiyle birlikte, 1514 Fon Projesini başarıyla yürütebilecek yetkinlikteler.

Bir diğer taraftan, fona yatırım almak için girişimler ile görüşmek, ön seçimleri gerçekleştirmek, seçilenleri teknik/finansal uzmanların olduğu komitelerde dinlemek, yatırım komitesi için hazırlamak, yatırım kararı alındıktan sonra değerleme yapmak, finansal ve hukuki değerlendirmeleri takip etmek işi ise, farklı ve çok önemli bir uzmanlık alanı. Bir diğer uzmanlık gerektiren iş ise, yatırım sonrası girişimleri takip etmek yani yatırım aldıktan sonra ara görüşmeler yapmak, performanslarını ölçmek, değerlendirmek ve farklı iş birlikleri ile buluşmalarını sağlamak.

Girişim Sermayesi Yatırım Fonlarının bu anlamda kilit ortağı olan Buba melek yatırım ağı, 2014’ten bu yana sürdürdüğü yatırımcılık faaliyetleriyle birlikte girişim seçme konusunda uzmanlaştı. Tecrübesini, önce üniversiteler içerisindeki teknoloji girişimlerini seçip yatırım yaparak kazanan Buba, kurduğu ve yönettiği Vodafone ve Garanti Bankası gibi hızlandırıcı programlarında çoklu girişim yönetim modelleri geliştirdi.

Girişimcilerin ön seçiminden-desteklenmesine kadar giden süreçlerin tüm alt yapısını kurguladı, uzmanların olduğu sayısız komiteler düzenledi, girişimleri ileriye taşıyacak etkinlikler gerçekleştirerek mentorluk faaliyetlerini yürüttü. 2018 Ocak’ta İstanbul Portföy Yönetim Şirketinin stratejik ortağı olarak Bosphorist Fonunu kuran Buba ekibi, arkasında 70 kişilik danışmanlık ekibiyle birlikte fon operasyonlarının tüm aşamalarında bilfiil çalışarak tecrübelerini arttırıyor. Bugün 1514 fonlarının kuruluş aşamasında da farklı üniversiteler ve kurumlarla birlikte son hızda çalışmalarına devam eden Buba, 2019 yılında 1514’ün ilk girişimlerine yatırım yapmayı hedefliyor.

Baidu kripto para sansürü uygulayacak

0

Çin’de kripto para yasaklarına neredeyse her gün bir yenisi ekleniyor. Son olarak Baidu kripto para sansürü uygulama kararı aldı.

Baidu kripto para sansürü ile engelleme yapacak

Çin hükümetinin kripto paralara yönelik yasaklar uygulamaya başlamasıyla, birçok özel şirket de bu konuda kripto paraları engellemeye devam ediyor. Çin’de Google’ın yasaklı olması nedeniyle ülke genelinde kullanılan Baidu arama motoru de buna katıldı. Artık Baidu’nun online topluluk platformu Baidu Tieba, Alibaba ve Tencent gibi kripto para sansürü uygulayacak.

Böylelikle online topluluktaki kripto para konuları ve tartışmaları engellenecek. Yapılacak engellemenin, Çin hükümetinin kararlarına uygun şekilde olacağı belirtiliyor.

300 milyondan fazla aylık kullanıcısı olan platformda şu an için kripto para ve dijital para birimleri başlıklarına ulaşılamıyor. İlerleyen günlerde engellenen bu konu sayısının artması bekleniyor.

Mercedes elektrikli SUV’un ucunu gösterdi

0

Alman otomobil devi Mercedes, elektrikli bir SUV modelinin tanıtımına hazırlanıyor. 

2025 için hazırlık

Alman hükumetinin 2025 yılından itibaren ülkede elektrikli otomobil dışında sıfır otomobil satışına izin vermeyeceğini açıklamasının ardından elektrikli modeller geliştirmek üzerine yoğun enerji harcayan Alman otomobil üreticileri için, elektrikli modellerini erkenden piyasaya sürebilmek ve piyasadaki yerlerini sağlamlaştırmak büyük önem taşıyor.

Mercedes de, yeni elektrikli SUV’unu 4 Eylül’de medyaya tanıtmadan önce araca dair teaser niteliğinde görüntüleri medyaya verdi.

Medyaya sızan bilgilere göre 400 HP motor gücü olacak araçta 70 kWh pil kapasitesi bulunacak ve aracın menzili de 500 km olacak.

Bitcoin Cash dibe vurdu!

0

Bitcoin’in ardından Bitcoin Cash de dibe vurarak yatırımcılarını üzdü. Bitcoin Cash son dönemde neredeyse yüzde 78 değer kaybı yaşadı.

Bitcoin Cash 3500 dolar kayıp yaşadı

Bitcoin’de yaşanan işlemlerde gecikme süreleri, işlem ücretleri gibi sorunları ortadan kaldırmak için bir grup geliştirici tarafından BCH piyasaya sürülmüştü. Piyasaya çok hızlı bir giriş yapan BCH, Bitcoin’de yaşanan teknik sorunları ortadan kaldırmada etkili olmuştu. Hatta bir dönem bir dönem Bitcoin’in yerini alabileceği de konuşulmaktaydı. Ancak başta Bitcoin olmak üzere diğer kripto para birimleri gibi BCH de dibe vurdu.

Son dönemde birim başına 3500 dolar değer kaybeden BCH, yüzde 78 oranında değer kaybı yaşamış oldu. Böylelikle yüzde 65 oranında değer kaybı yaşayan Bitcoin’e kıyasla çok daha kötü bir performans gösterdi.

BCH şu an için yatırımcılarını üzmüş olsa da bunun tüm kripto para piyasası için geçerli olması tekrar yükseliş için umut verebiliyor. Ayrıca BCH’nin teknik alt yapısının da sağlam olması, yatırımcıların güvendiği bir diğer konu.

Didi şoförü müşterisine tecavüz edip öldürdü

0

Çin’in dev araç paylaşım servisi Didi Chuxing, bir şoförünün müşterisine tecavüz edip öldürmesinin şokunu yaşıyor. 

Güvenlik problemi

Uber ile de ortaklık yapan Didi tüm Çin’de ve özellikle de Uzak Doğu bölgesinde hakim konumda bulunuyor. Ancak şimdi şoförlerin güvenilirliği konusunda yeterince özen göstermediği suçlamasıyla karşı karşıya.

Bir müşterisinin, bir gün önce bir şoförü cinsel taciz iddiasıyla suçlamasının ardından aynı şoförün ertesi gün başka bir müşteriye tecavüz etmesi ve genç kadını öldürmesi şimdi şirketin tüm faliyetlerini durdurmasına neden oldu.

Bir süre önce yine bir müşterinin öldürülmesi nedeniyle araç paylaşım servisi hizmetin kullanılmasına yönelik saat limiti getirmiş ve gece geç saatlerden sonra kadın müşteriler için kadın şoförlerin hizmet vermesi kuralını koymuştu.

Bakan Mustafa Varank’tan dijital ekonomi açıklaması

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, dijital ekonomi hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Varank, Türkiye’nin dijital ekonomiye geçişi konusunda olumlu yaklaşımlarda bulundu.

Varank’tan dijital ekonomi vurgusu

Sayın Mustafa Varank katıldığı G20 Dijital Ekonomiden Sorumlu Bakanlar Toplantısı sonrasında Türkiye’nin dijital ekonomiye geçişi hakkında önemli bilgiler verdi. ABD ile Türkiye arasındaki ekonomik savaşa da değinen Varank, bu ticaret savaşının kimseye fayda getirmeyeceğine vurgu yaptı.

Türkiye’nin dijital ekonomiye geçebileceğinin sinyallerini veren Varank; “Dijital ekonomi, yeni sanayi ve finans devriminin ateşleyicisi haline geliyor. Dijital ekonominin araçlarıyla, her türlü siyasi müdahalelerden uzak ve bağımsız bir ödeme ve takas sisteminin uygulanması yollarını bulabiliriz. Böylece, bazı para birimlerinin de küresel ayrıcalıklarını kırabiliriz. Bunun mümkün olduğunu düşünüyor ve üzerinde çalışmaya değer önemli bir konu olduğuna yürekten inanıyorum” dedi.

Ayrıca dijital devlet konusunda ise ”Yenilikçi, bütüncül ve veri odaklı kamu sektörünü teşvik eden ülkeler dijital çağın yıldızları olacaktır. Dijital devlet ekosisteminin güçlendirilmesi, hem politika yapma kararlarımızı kolaylaştırmakta hem de verimliliğimizi geliştirmekte. İşte bu nedenle, G20 bünyesinde açıkladığımız ilkelerin mantığını çok yerinde buluyorum. Bu çerçeve, devletlerini dijital olarak dönüştürmeyi hedefleyen ülkeler için sağlam ve güvenilir bir ölçüt sunuyor” dedi.