İçerik gerçekten kral mı?

0

Dijital dönüşümden önce de sonra da yılların değişmeyen gerçeği, içeriğin her daim kral olduğu. Tüketiciye sunulan hizmet ya da ürünle ilgili doğru, kopyala-yapıştır olmayan, ürüne ve hizmete özel oluşturulmuş, en yalın haliyle optimum bilgi sunan içerik, markaların ve e-ticaret sektörünün başarısına ve müşterinin siteye tekrar tekrar gelmesine katkı sunuyor.

Her ne kadar ikinci plana atılsa da, bir ürün ve hizmeti tüketici özelinde değerli hale getiren, algısında yer edinesini sağlayan en önemli kriterlerden biri “içerik”. Doğru içerik üretimi markalara ve işletmelere büyük oranda katkı sağlıyor. Uluslararası alanda başarı yakalamış, tüketicisiyle, müşterisiyle bağ kurmuş markaların ürettikleri veya sundukları hizmetlerin yanı sıra oluşturdukları sloganlara, sundukları ürünlerle ilgili detaylı bilgilendirmelere, paylaştıkları yazılı tüm argümanlara ne derecede önem verdiklerine tanıklık ediyoruz. Çünkü içeriği doğru kullanmak, farkındalığı ve uzun vadede bağlılık ve başarıyı beraberinde getiren bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktadan baktığımızda dijital dönüşüm öncesinde de sonrasında da içerik her zaman zirvede ve kral olmaya da devam edecek.

Dijital dönüşümün de bir parçası olan ve her alanda önemli bir konumda bulanan içerik üretimi, e-ticaret siteleri için de vazgeçilmezler arasında yer alıyor. E-ticaret sitelerinde içeriğin doğru üretimi; zaman ve maliyet kavramları üzerinden bakıldığında da büyük avantajlar sağlıyor. Tüketiciye sunulan hizmet ya da ürünle ilgili doğru, kopyala-yapıştır olmayan, ürüne ve hizmete özel oluşturulmuş, en yalın haliyle optimum bilgi sunan içerik, e-ticaret sektörünün başarısına ve müşterinin siteye tekrar tekrar gelmesine katkı sunuyor.

Doğru içerik e-ticaret sitelerinin imajını yansıtıyor

E-ticaret sitelerinde içeriğin doğru oluşturulması ve doğru kullanılması, sitelerinin imajına da büyük katkıda bulunuyor. Hedef kitle açısından sunduğu doğru ve yeterli içerikle kabul gören ve benimsenen e-ticaret siteleri diğer sitelere oranla daha başarılı oluyor. Hedef kitle üzerinde olumlu bir etki yaratmanın sırrı, içeriğin hedef kitleye yansıması ile doğrudan alakalı bir konu. İçerik belirlenen hedef kitlenin sosyo-ekonomik statü grubuna, kültürel birikimine, yaşam tarzına ve en önemlisi de duygularına hitap edecek boyutta ise başarının kapılarını biraz daha aralanıyor.

İyi bir farklılaşma aracı

E-ticaret sitelerindeki mevcut ürünlerin doğru konumlandırılması ve doğru tanıtılması açısından içerik kavramı büyük önem arz ediyor. Unutulmamalı ki, ürün ve hizmeti tanıtıcı içeriklerin özgün ve diğer e-ticaret sitelerindeki içeriklerden farklı olmaması güven problemini de beraberinde getiren bir husus. Ayrıca sunulan içeriklerin, ürün bilgilendirmelerinin kendine has metinler olmasının, diğer e-ticaret sitelerinden farklılaşma stratejisinde temel noktalarından birisi olduğu da unutulmamalı. Doğru içerik üretimi ile ürünü doğru konumlandırma arasındaki ilişkiyi başarılı bir şekilde algılayabilen ve uygulayabilen e-ticaret siteleri, diğer sitelere kıyasla başarı oranlarını daha fazla arttırıyor.

Yanlış ve eksik içerik kullanımı e-ticaret sitelerini çıkmaza sokuyor

İçeriğin önemi ve gücü, dijital dönüşüme hızla ayak uyduran dünya açısından güçlü bir stratejik hamle olarak literatürde yerini almış vaziyette. İçeriğin gücü, büyük e-ticaret devleri ya da küçük çaplı e-ticarete siteleri fark etmeksizin, marka açısından büyük bir önem teşkil ediyor. Satış öncesi, anı ve sonrasındaki dönemlerde sunulan içeriğin özgün, doğru ve yeterli olmasının, e-ticaret sitesinin misyon, vizyon ve pazarlama politikalarının da bir yansıması olduğunu söyleyebiliriz.

Özellikle satış anında ürün ve hizmete ait içeriğin doğru sunulmamış olması ve bu süreç nezdinde tüketicinin ürün ya da hizmetle ilgili ve dolayısıyla da e-ticaret sitesi özelinde yaşadığı hayal kırıklığı, e-ticaret sitesinin imajını yıpratan bir duruma dönüşüyor. Bu durum göz önüne alındığında e-ticaret sitelerinin benzeri problemleri yaşamamaları için, sundukları içerik ile politikaları arasında bir uyum olması önem taşıyor. Bu uyum sağlandığında e-ticaret için dönem dönem büyük sorunlar yaratan içerik sorunsalı, markalar için büyük bir avantaja dönüştürülebilir.

Murat Erdör

E-Global, Alibaba Cloud’un Türkiye’deki yetkili iş ortağı oldu!

Alibaba Grubu’nun bünyesinde yer alan uluslararası e-ticaret platformu Alibaba.com’un Türkiye’deki iş ortağı E-Glober, şimdi aynı zamanda Alibaba Cloud’un da Türkiye’deki yetkili tek iş ortağı oldu. Alibaba Cloud’un güçlü bulut bilişim yetkinlikleriyle uluslararası altyapısını bir araya getiren bu genişletilmiş iş birliği, Türk şirketlerinin dijital dünyaya entegre olmalarını ve dünyaya açılmalarını kolaylaştıracak oldukça önemli bir gelişme.

Bulut sistemine geçiş oranı giderek hızlanan Türkiye’de, herkese açık olan bulut bilişim piyasası IDC’ye göre 96.93 milyon dolar değerinde. Bölgede giderek güçlenen bağlanırlık ve artan ticari faaliyetler, bulut bilişim teknolojisiyle donatılmış Türk şirketleri için büyüme fırsatları sunuyor. Alibaba Cloud’un uluslararası altyapısından yararlanan Türk şirketleri, uluslararası faaliyetleri desteklemek ve küresel ticaretteki rekabet gücünü arttırmak için coğrafi erişimini genişletebilecek.

Yeming Wang, Alibaba ve E-Global ortaklığı hakkında konuştu

Alibaba Cloud Uluslararası Genel Müdür Yardımcısı Yeming Wang, Alibaba Cloud’un her zaman geleceğe yönelik ve dayanıklı teknolojilerinin faaliyet gösterdikleri pazarlara dahil edilmesi konusunda taahhüdü olduğunu belirtti ve sözlerine devam etti;

“Eksiksiz bir bulut bilişim çözüm yelpazesini E-Glober’ın yerel pazardaki uzmanlığıyla bir araya getirerek, Türkiye’de her ölçekten şirketin tercih ettiği bir bulut hizmeti sağlayıcısı olmayı amaçlıyoruz. E-Glober gibi bilgi sahibi ve iyi bağlantıları olan yerel ortaklarla çalışmak, dil ve kültürel bariyerleri aşmamıza yardımcı olurken, Alibaba Cloud’un pazardaki konumunu güçlendirecek ve Türk şirketlerinin dünyaya açılmalarına ve dijital çağın fırsatlarını yakalamalarına fırsat sunacak.”

E-Glober CEO’su Orkan Aytulun, Türk şirketlerinin bulut bilişimin tüm özelliklerinden yararlanmaları konusunda büyük hedefleri olduğunu belirtti ve sözlerini sürdürdü; “Bu motivasyonu görmek, bize cesaret verdi. Oldukça etkili ve etkin uluslararası bulut hizmeti sağlayıcısı Alibaba Cloud ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğimiz sayesinde, büyük potansiyele sahip Türk pazarına sunacağımız son teknoloji bulut ürünlerine ve hizmetlerine yönelik giderek artan talebi karşılayacağız.”

İş birliğiyle her ölçekteki Türk şirketi, Alibaba Cloud’un kapsamlı bulut bilişim ürünleri yelpazesinde yer alan elastic computing, veri tabanı hizmetleri, ağ oluşturma, güvenlik, orta katman yazılımları, analizler ve büyük veri gibi hizmetlere erişebilecek. Bu çözüm portföyü, çevrimiçi perakende, multimedya ve oyun da dahil olmak üzere birçok sektörden yerli şirketin artan ihtiyaçlarını karşılayacak.

Özellikle, Alibaba Cloud Elastik Bilişim Hizmeti, Türk şirketlerine bulut uygulamaları sırasında daha kısa bekleme süreleri sunarak daha hızlı sonuçlar elde etmelerine ve gerçek zamanlı taleplere göre kapasite ölçeklendirmelerine imkan tanıyacak. Bu hizmete erişim özellikle, internette faaliyet gösteren şirketlerin ve KOBİ’lerin maliyet tasarrufu elde etmelerinde, inovasyon süreçlerini hızlandırmalarında ve piyasaya daha hızlı ürün sunmalarında önemli rol oynayacak.

Yapay zekalı otonom silahlar geliştirilecek!

0

KAIST ve Hanwha arasında kurulacak olan yeni ortaklık ile yapay zekalı otonom silahlar geliştirilecek. BM gelecek hafta yapacağı toplantıda, yapay zekalı otonom silahlar için çağrıda bulunacak.

Yapay zekalı otonom silahlar endişeye neden oluyor

Kore İleri Teknoloji ve Bilim Enstitüsü (KAIST), savunma üreticisi Hanwha Systems ile ortaklık kuracağını duyurdu. Kurulacak olan bu ortaklık, yapay zekanın silahlarda kullanılacağı anlamına geliyor. Bu haberlerden sonra dünyanın dört bir yanındaki akademisyenler, KAIST’in Güney Kore’nin en büyük silah üreticisi ile işbirliği yapmasını boykot için çağrıda bulundu.

KAIST ve Hanwha arasındaki işbirliğinde ana hedefte “askeri silahlara uygulanacak yapay zeka teknolojileri geliştirmek” için “Ulusal Savunma ve Yapay Zeka Yaklaşım Araştırma Merkezi” kurulması var.

Tüm bu gelişmelerin ardından, BM otonom silahları tartışmak üzere gelecek hafta Cenevre’de toplanacak. BM’den 20’den fazla ülke, katil robotlar üzerinde tam bir yasak oluşturmak için tekrar bir çağrıda bulunulacak.

New South Wales Üniversitesi’nden Toby Walsh yaptığı açıklamada “Askeri bağlamda da dahil olmak üzere hayat kurtarmak için yapay zeka ile yapabileceğiniz pek çok harika şey var. Ancak amacın açık bir şekilde otonom silahlar geliştirmek olduğunu ve bunun gibi bir ortaklığın büyük bir endişe kaynağı olduğunu” söyledi.

Apple Pay Brezilya’da başlıyor

Apple, Apple Pay için Brezilya’da yerel bir banka ile Itaú ortaklık kurdu. Apple Pay ile Itaú ortaklığı ödeme noktalarını hızlı bir hale getirecek.

Apple Pay Brezilya’da!

Apple geçtiğimiz günlerde, Brezilya’daki mobil ödeme ve dijital cüzdan hizmetini yerel banka Itaú ortaklık kurdu. Yerel banka ile kurulan ortaklık sayesinde, ülke genelinde 1.2 milyon kullanıcıya ulaşılması hedefleniyor. 90 gün ile sınırlı olarak, uygulama kullanıcılarına özel indirimler sağlanacak. Süper market zincirleri, restoranlar, perakendeciler gibi yerlerden yapılacak alışverişlerde kullanıcılar indirimden faydalanabilecek.

Anlaşmanın bir parçası olarak, Itaú müşterileri de Apple ürünlerinin satın alınmasında indirimlerden faydalanabilecek. Itaú’a göre ortaklığın ana hedefi, perakende satış noktalarında ödeme gecikmeleri gibi sorunları ortadan kaldırmak.

Yaklaşık 60 milyon müşterinin bir müşteri tabanına sahip olan banka için ilk hedef 1.2 milyon kullanıcıya ulaşmak.

Apple’a göre, ülke çapındaki tüm satış noktalarının yüzde 67’si hızlı ödeme işlemlerine başlamaya hazır. Böylelikle Brezilya, Apple’ın Pay sisteminin başlatldığı 21. ülke olacak.

Veri merkezi ile evler ısıtılacak

Veri merkezi konusunda yaşanan en büyük sorunlardan biri, sürekli çalışma ile yüksek derecede ısı açığa çıkması oluyor. Yeni bir çalışma, veri merkezi ile evlerin ısıtılmasını mümkün hale getiriyor.

Veri merkezi ısısı evlere dağıtılacak

Stockholm veri merkezinin ısı değiştiricileri, şehrin ısıtma ağına bağlanıyor. İskandinav veri merkezi operatörü, yeni ısıtma ağını İsveç’in lider enerji tedarikçisi olan Digiplex ve Stockholm Exergi ile ortaklaşa geliştiriyor. Bu proje ile veri merkezinin oluşturacağı atık ısı ile 10.000 hanenin ısınabilmesi hedefleniyor.

Hava-hava ısı eşanjörüne sahip bir operasyonel veri merkezinin, bir şehrin bölgesel ısıtma şebekesine aşırı ısı aktarımının ilk defa yapıldığını belirtiyor. Bu nedenle, bu projenin dünyada bir ilk niteliğinde olduğunu söyleyebiliriz.

Veri merkezleri, dijital dünyada büyük bir yardımcımız olsa da dünyaya büyük ölçüde zarar veriyor. Yıllık karbondioksit emisyonlarının yüzde 2’sinden sorumlu olan veri merkezleri, dünyadaki güç tüketiminin yüzde üçünü oluşturuyor. Bu nedenle veri merkezlerinde karbon ayak izinin azaltılması oldukça büyük bir önem taşıyor.

Çevrimiçi alışveriş için otomat kullanımı artıyor

Walmart, çevrimiçi alışveriş deneyimini iyileştirmek için Pickup Towers projesini genişletiyor. Çevrimiçi alışveriş için 500’den fazla yeni kulenin açılacağı belirtiliyor.

Çevrimiçi alışveriş için Pickup Towers

Walmart bu hafta yaptığı bir açıklamada, yıl boyunca ABD’deki mağazalarına 500’den fazla ek Pickup Tower açacağını duyurdu. Müşterilerin çevrimiçi alışverişlerini dağıtan yüksek teknolojili satış makineleri olan Pickup Tower, ilk olarak 2017 yılında yaklaşık 200 mağazaya tanıtılmıştı. Müşteriler mağazadan satın alma seçeneğini seçtiklerinde bu kuleler ile ürünlerini hızlı ve kolay bir şekilde temin edebiliyor.

Müşteriler bu otomat ile alımda satıcıya güven duyarken, Walmart da nakliye masraflarından büyük ölçüde kurtuluyor. 6700 adet kamyon filosu olan firma, bu sayıyı 4700’e indirerek işlemlerini tamamlayabilecek duruma geldi. Ayrıca mağazadan teslimatın 2 iş günü içerisinde  ücretsiz gerçekleşmesi de müşterilerin ilgisini çeken bir diğer nokta oluyor.

Walmart, geçen yıl tanıtımlarından bu yana kulelerden yarım milyondan fazla siparişin alındığını belirtti. Program başarılı olduğu için Walmart, ABD genelinde 700’den fazla mağazaya, ABD nüfusunun yüzde 40’ına ulaşacak şekilde daha fazla kule açacak.

Çin’de sosyal medya fişlemesi başladı

0

Korktuğumuz “Big Brother” distopyası sonunda gerçek oluyor. Çin’de tüm vatandaşlar sosyal medyadaki paylaşımlarına göre fişlenmeye ve özel bir puanlama sistemine dahil edilmeye başlandı.

Ne paylaştığınıza dikkat

İnsanları sosyal medya üzerindeki paylaşımlarıyla, hükumetin doğru bulduğu veya yanlış bulduğu detaylara göre puanlandıran bir sistemi hayata geçiren Çin böylece tüm vatandaşlarını, yöneticilerin istediği yönde sosyal medya paylaşımları yapmaya zorlamayı ve aykırı sesleri bastırmayı planlıyor.

2014 yılında ilk temeli atılan ve duyurusu yapılan sistemin şu anda deneme aşamasında olduğu ve tam fonksiyonel olarak 2020 yılında hayata geçecek. Sistem hayata geçtiğinde tüm devlet işlemlerinin, bireylerin toplumdaki rollerinin sosyal medya puanına göre şekillenmesi bekleniyor. Örneğin, sosyal medya puanı düşük bireylerin kredi almasının zorlaşması, daha fazla vergi ödemesi, yasal cezalar alması gibi uygulamaların hayata geçeceği düşünülüyor. 

Diğer bir deyişle, Big Brother distopyası artık gerçek. Tüm dünyaya geçmiş olsun.

Teknoloji devleri kripto paraya karşı birleşiyor

Kripto paraya karşı dünya çapında büyüyen ilgiyi durdurmak için teknoloji devleri güçlerini birleştiriyor.

Kripto paranın yükselişini önlemek

Facebook ve Google, kripto para reklamlarını yasaklama kararı almışken şimdi Twitter da bu işbirliğine katılacağını açıkladı.

Twitter’ın kripto para reklamlarını belli kurallara bağlayacağı ve bu kuralları yerine getiremeyen reklamları yayına almayacağı vurgulanıyor.

Twitter’ın, regule edilemeyen, otoriteler tarafından kontrolü sağlanamayan dijital para birimlerine ve kripto para borsalarına dair reklamları yasaklayacağı düşünülüyor.

 

Microsoft Open Source Summit ile açık kaynak dünyası bir araya geldi!

0

Bireylere ve kurumlara daha fazlasını başarmaları için destek olmayı misyon edinen Microsoft, açık kaynak dünyasına destek olmayı sürdürüyor. Microsoft Türkiye’nin organizasyonu olan Open Source Summit etkinliğinde bir araya gelen 600’e yakın açık kaynak tutkunu, bilgi alışverişi yaparken en yeni teknolojileri deneyimleme fırsatına kavuştu. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Microsoft CTO’su Onur Koç ve Microsoft Türkiye Açık Kaynak Strateji Lideri Kaan Demircan tarafından yapıldı. Open Source Summit’e DevOps’un efsane isimlerinden Donovan Brown ve açık kaynak dünyasında yakından tanınan Stephen Walli de konuşmacı olarak katıldı.

Açık kaynak dünyasının önde gelen isimleri bir araya geldi!

Microsoft’un 2009 yılından bu yana açık kaynaklı yazılımlara olan desteğini sürdürdüğü söyleyen Microsoft Türkiye CTO’su Onur Koç, “Açık kaynak konusu özellikle bulut stratejimizin önemli bir parçası. Yazılımcılar tamamı açık kaynaklı olmak kaydıyla istedikleri veri tabanını, yazılım dilini ve altyapıyı kullanarak Azure üzerinde uygulama geliştirebiliyor. Bugün Türkiye’deki müşterilerimizin ve iş ortaklarımızın Azure tabanlı uygulamalarının yüzde 40’ı açık kaynaklı yazılımlardan oluşuyor. Bu oranın gelecekte daha da artacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.

Maslak UNIQ İstanbul’da 5 Nisan 2018 tarihinde düzenlenen Open Source Summit 2018’de aynı zamanda zirvenin Ana Sponsoru Red Hat, Platinum Sponsoru SUSE ve Gold Sponsorlar Switch ve Comparex gibi global dağıtıcıların yeni teknolojilerinin deneyimlenebileceği workshop‘lar da yer aldı.

Microsoft Spotify’ı satın alıyor

0

Spotify borsaya açılacak mı diye beklerken, sürpriz bir gelişmeyle online müzik devinin Microsoft’a satıldığı ortaya çıktı.

42 milyar dolarlık satış

Microsoft ile yapılan görüşmelerin ardından 41.8 milyar dolarlık satışın kabul edildiği ve Spotify’ın yakında Microsoft bayrağı altına gireceği anlaşıldı.

Microsoft ve Spotify yöneticileri de bu gelişmeleri doğrularken henüz resmi bir açıklama yapılmadı veya satın almanın teknik detaylarına dair bilgiler de medyaya ulaşmadı.

Ancak bu gelişmeyle beraber, Microsoft çok uzun yıllardır var olmak istediği ama bir türlü başarılı olamadığı online müzik yayıncılığı alanında artık lider konuma yükselecek.

Intel o işletim sistemini sattı

0

Intel 2009 yılında 884 milyon dolara satın aldığı, mobil işletim sistemi geliştirme platformu Wind River’ı sattığını açıkladı.

Planlar tutmadı

Intel’in planlarına göre, mobil çağda her türlü cihaz için hızlı şekilde, amaca uygun işletim sistemleri geliştirebilecek olan Wind River sayesinde şirket mobil alanda önemli bir üstünlük sağlayacaktı.

Ancak Wind River’ın en büyük başarısı NASA’nın Mars’a gönderdiği robotlardan biri için “custom” işletim sistemi geliştirmek oldu. Platform bunun dışında önemli bir varlık gösteremedi ve günlük hayat içinde kendisine kullanım alanı açmayı başaramadı.

Teknoloji devi Intel de şimdi Wind River’ı yatırım firması TPG’ye sattığını duyurdu. Öte yandan Wind River’ın Intel projelerinde yer almaya devam edeceğini ve Intel ekosisteminin parçası olarak hayatını sürdüreceği de vurgulandı.

Micron, NAND serisi ticari SSD’sini tanıttı

Micron NAND serisi ilk SSD’si olan 5200 ECO ve 5200 PRO tanıtımını yaptı. Micron NAND serisi ile gerek bulut gerekse sanallaştırma hizmetlerinde kullanıcılara kolaylık sağlayacak.

Micron NAND serisi

Micron yaptığı açıklamada, işletmelerin sanallaştırılmış iş yüklerine ve bulut mimarilerine NAND flash belleği ile güç vermek amacıyla 5200 serisi SATA SSD’sini duyurdu. Micron 5200 ECO ve 5200 PRO’nun yoğunluğu, verimliliği, tutarlılığı ve güç verimliliğini artırmak için 64 katmanlı 3B NAND üzerinde geliştirildiğini belirtti. 5200 serisi, 7.68 TB’a kadar kapasiteler sunuyor. 95 k IOPS rastgele okuma ve 33 k rasgele yazma sağlıyor. (IOPS: Input/output operations per second yani saniyede okuma, yazma hızı)

Micron, 5200 serisinin NAND teknolojisi ile satın alınabilecek ilk kurumsal SSD olduğunu söyledi. Micron’a göre 5200 SSD’ler kolay kurulum sağlıyor. Beş adet hedef iş yükü ve uygulaması vardır: sanallaştırma ve VDI, bulut depolama, OLTP, BI / DSS ve medya akış.

İşletmeleri geleneksel HDD’lerden uzaklaştıracağını belirten Micron, tek bir 2.5 inç SSD’nin 24 10K RPM sabit diskten oluşan bir belleğe göre üç kat daha fazla performans sağladığını belirtti.

Aşağıda görsel ile 5200’ın datasheet’ini inceleyebilirsiniz.

Micron NAND

Zuckerberg’ü Facebook’tan kovuyorlar mı?

0

Facebook’un kurucusu Zuckerberg, şirketteki başkanlık görevinden kovulabilir mi? Daha önce Apple’ı kuran Steve Jobs’un ve Uber’i kuran Travis Calanick’in başına gelenler şimdi de Zuckerberg’ün başına gelebilir.

Psikolojik deney skandalı

Facebook’un milyonlarca kullanıcısının verisini, İngiltere’deki bir psikoloji laboratuvarı ile paylaştığının ve kullanıcılar üzerinde psikolojik deneyler yaptığının ortaya çıkmasıyla sayısız kullanıcı ve kurum Facebook hesaplarını kapatırken bu skandaldan büyük hasar alan sosyal medya devini kurtarmak isteyen büyük yatırımcılar harekete geçti.

Şirkette 1 milyar doların üzerinde yatırımları bulunan önemli bir hissedar olan  Scott Stringer’ın medyaya verdiği demeçte Mark Zuckerberg’ü istifaya davet etmesi, hissedarların yakında Zuckerberg’ü istifa konusunda sıkıştıracaklarının sinyali olarak algılandı.

Zuckerberg, eğer istifa edecek olursa, şirketteki hisseleri nedeniyle sadece şirketin bir ortağı olarak varlığını sürdürecek ancak kararlarda etkisi olamayacak.

Bitcoin’de beklenen çöküşün izleri bulundu mu?

Bitcoin’in onlarca kat değer kazanması üzerine bütün dünyada kripto paralara olan yoğun ilgi, bu para birimlerinin değerlenme karakteristiğini çözmek isteyenleri de harekete geçirdi.

Aradığımız cevap Metcalfe yasası mı?

İsviçre’de Bitcoin hareketleri üzerine yapılan bilimse bir çalışma ise ilginç bir sonuç verdi. 

Çalışmada Metcalfe yasası kurallarının kripto paranın değerlenme döngüsünü açıklayabildiğini fark eden bilim insanları, aynı yasaya uygun şekilde Bitcoin’in 2018 içinde %30 değer kaybedebileceğinin altını çizdi.

ETH Zurich Üniversitesi’nde yapılan araştırma Bitcoin’in 2018 sonuna kadar toplam piyasa değerinin 77 milyar dolara kadar eriyeceğini iddia ediyor. Araştırmanın bulgularına göre, Bitcoin’e ilk defa para yatıran yatırımcıların sayısı büyük oranda azalmış durumda. Bu da yeni ve büyük talep oluşmasını önlüyor.

 

Trump’ın teknoloji vergileri ortalığı karıştıracak

0

Trump’ın ABD şirketlerini korumak için gümrük vergilerini artırarak ithal ürünlerin maliyetini artırma politikası, Mart ayı içinde demir-çelik sektöründe büyük krize neden olmuştu. Trump şimdi de özellikle Çin menşeli teknoloji ürünlerinin ABD’ye girişini engellemek için ağır gümrük vergileri getirmek üzere hazırlanıyor.

50-60 milyar dolar ihracat

Çin’den her yıl ABD’ye 50-60 milyar dolarlık dev bir teknoloji ürünü satışı gerçekleşiyor. ABD’li eski hükumetlerin icat ettiği “globalleşme” trendi ile gelişen serbest ticaret uygulamaları sayesinde hızla gelişen Çin teknoloji sektörü kısa sürede dünyanın en önemli teknoloji üreticisi olmuştu.

ABD’nin şimdi globalleşme konseptinin tam tersi uygulamalarla ABD pazarını dış ürünlere kapatması, Avrupa Birliği ve Çin gibi iki dev ekonomi içinde büyük kriz beklentilerine neden oldu. Demir-çelik tartışmaları sırasında Avrupalı liderler bile Trump’a karşı tavır almışken, Trump’ın yeni ithal teknoloji vergisi nedeniyle özellikle yapay zeka teknolojileri geliştiren Avrupa Birliği şirketlerinin de ABD’li şirketlerle yaptıkları işbirliğinin büyük hasar görebileceği tahmin ediliyor.

Çin ise, ABD’nin yeni gümrük vergilerine daha ağır bir cevap verebilir ve bu da son dönemde bahsi edilen “ticaret savaşları”nın dünya çapında yıkıcı ekonomik etkiler yaratmasına neden olabilir.

Hatırlamak gerekiyor ki, Dünyanın en büyük şirketi Apple bile, bütün dünyaya sattığı iPhone’ları Çin’de yaptırıyor. Bu taşeron işleri kaybetmesi ise Çin için ağır sonuçlar doğurabilir ki Trump’ın tam olarak da bunu istediğinin altı çiziliyor.

Çin şimdiden, ABD’nin teknoloji ürünlerine ağır gümrük vergileri uygulaması halinde, ABD’den ithal ettiği makine parçaları, havacılık ve soya fasülyesi gibi ürünlere karşı sert önlemler alacağını açıkladı.

Öyle görünüyor ki, dünya ticaret savaşları şimdi teknoloji ürünleri üzerinden alevlenmeye hazırlanıyor.

Pizza robotu için patent alındı

0

Little Caesars, pizza robotu patentini alarak fast food endüstrisinde otomatikleşmeye geçiş için öneli bir adım attı. Pizza robotu, malzemeleri kullanarak pizzayı yapabiliyor ve fırına verebiliyor.

Pizza robotu: Little Caesars

Pizza üretimide otomatikleşme çalışmaları genel olarak 3D yazıcı sektörü üzerinde yoğunlaşmış durumda. Ancak Little Caesars farklı bir çalışmaya imza atarak pizza yapabilen robot patenti aldı. Robot temel olarak bir robot koldan farksız çalışıyor. Eklemeli bir yapıya sahip olan robot, hamur tepsisini kaldırıp hareket ettirebiliyor ve fırına yerleştirebiliyor. Sos, peynir gibi malzemeleri pizzaya ekleyebiliyor.

Geçtiğimiz günlerde benzer bir çalışmayla hamburger yapabilen Flippy isimli robot restoranda işe başlamıştı.

Fast Food endüstristindeki bu hızlı otomatikleşme, birçok çalışan için istihdam konusunda tehlike oluşturuyor. Ancak fast food sektörüne üretim hattı eklenmesi ile daha hızlı ve hatasız şekilde siparişlerin hazırlanmasının önü açılıyor. İşe başlaması yaklaşık yıl süren Flippy robotun ardından Little Caesars tarafından patentlenen robotun ne zaman işe başlayacağı merak ediliyor.

Walmart robot arı patenti aldı

0

Walmart robot arı patenti alarak, farklı bir alanda da çalışmalara başlayacağının sinyalini verdi. Walmart’ın robot arı patenti, özellikle tarım sektörüne yeni bir hareketlilik getirebilir.

Robot arı çalışmaları neden önemli?

Alışveriş sektöründeki dev firmalardan biri olan Walmart, otonom robot arılar veya diğer adıyla tozlaşma drone’ları üzerine bir patent aldı. Şirket bu konu hakkında kamuya açık bir beyanda bulunmasa da kendi ekin üretimi ve tarım çalışmaları üzerine bir proje geliştiriyor olabilir. Tozlaşma drone’u haşere tanımlama sistemi olarak hizmet veren, tarımın sağlığını izleyen ve verimi tahmin eden patentlerin dışında tutuluyor.

Maryland Üniversitesi’nde entomoloji doçent ve proje müdürü Dennis vanEngelsdorp, tüm yıl boyunca yüzde 30’luk koloni kaybı yaşandığını ve tarım için önlem alınmasını gerektiğini belirtiyor. Bilim kurgu filmlerinde genellikle dünyanın sonunu getiren bu robot arılar, aslında dünyamız için bir kurtarıcı olabilir.

Alışveriş sektöründe özellikle hızlı hizmet gibi çalışmalara öncelik eden Walmart’ın, bu alanda patent alarak çalışma yürütecek olması da durumun önemini gösteriyor.

Çalışanları Apple’ın uzay gemisine çarpıyor

0

Dünyanın en zengin şirketi Apple, şanına yaraşır bir merkez binası inşaa etmek için uzun yıllar ve 5 milyar dolardan fazla para harcadı. Ancak binada Apple yöneticilerinin tahmin ettiği bir sorun olabilir mi?

Uzay gemisi

Apple Park adını alan ancak herkesin “uzay gemisi” olarak tanımladığı yeni merkez binanın dışını kaplayan cam duvarlar, binanın bahçesinde yürüyen çalışanlar için optik ilüzyonlar yaratıyorlar ve günün bazı saatlerinde, güneşin açısına göre, bazı çalışanlar camları fark edemeyip çarpıyorlar. 

Daha şimdiden 3 Apple çalışanı, ciddi yaralanmaya sebep olacak hızlarda binanın camlarına çarptılar ve iç kanama geçirmediklerinden emin olmak için binanın revirinde kontrolden geçmek zorunda kaldılar.

Öyle görünüyor ki, Apple’ın tasarımcları bu kez büyük bir hata yaptılar ama bu hatayı güncelleme yayınlayarak düzeltmek mümkün görünmüyor. Bakalım Apple, ağır bir kazaya neden olmadan bu sorunu çözebilecek mi?

Tesla’ya nazar mı değdi?

1

Bütün dünya güne, Elon Musk’ın elektrikli otomobil üreten şirketi Tesla hakkında kredi kuruluşlarının yaptığı “iflas riski” haberiyle uyandı.

Model 3 skandalı

Elon Musk’ın geçtiğimiz yıllarda dünyaya tanıttığı “ucuz” elektrikli otomobil Model 3 için topladığı milyarlarca dolarlık ön siparişe rağmen araçların üretimini bir türlü başaramayışı ve şu sıralar ayda 20 bin adet üretilmesi gereken Model 3 için gerekli üretim hatlarının kurulamaması nedeniyle bugüne kadar sadece 462 adet Model 3’ün teslim edilmesi, Tesla’nın içine düştüğü ağır sorunların işareti kabul ediliyor.

Kredi derecelendirme kuruluşu Moodys’in kredi notunu düşürdüğü Tesla’nın şu anda şirketin faliyetlerini sürdürmek için 2-3 aylık nakinin kaldığı daha sonrası içinse krediye muhtaç olduğu vurgulanıyor ancak ne var ki, kredi notu düşen ve teslimatlarını yapamayan, yoğun talebe ve siparişlere rağmen otomobil üretmekte zorlanan şirketin kredi bulmasının zor olacağının altı çiziliyor. 

Elon Musk’ın Model 3’ü medyaya tanıtmadan önce aylarac fabrikanın üretim ve tasarım bölümlerinde gecelediği ve Model 3’ü şirketin kurtuluşu için hayati önemde bir otomobil olarak gördüğü biliniyordu. Ne var ki, Model 3 için toplanan ön siparişlerdeki milyar dolarların üretim kapasitesini artırmak için kullanılmadığı anlaşılıyor. 

Öte yandan Musk’un Panasonic ile ortak olarak inşaa ettiği pil fabrikası Gigafactory’nin de büyük maliyetiyle Tesla’nın kasasını zorladığı, henüz tam kapasite üretime başlamayan Gigafactory’nin yeterince kazanç sağlamadığı da biliniyor.

Tüm bu veriler birleşince, Musk’ın planlarının yolunda gitmediği ve Tesla’ya özel bir krizin kapıda olduğu anlaşılıyor. Ancak Musk’ın Nasa’nın emrine verdiği SpaceX ve ABD hükümetinin çok sevdiği tünel açma şirketi Boring Company’nin para basmaya devam ettiği de biliniyor.