Kreatif ajansların yarışacağı ve kâr amacı gütmeyen bir brief doğrultusunda hazırlanan YouTube videolarının değerlendirileceği Film Hack Türkiye yarışmasının konu başlığı ise “Güvenli İnternet” olarak belirlendi.
22 Ocak günü Google Türkiye Ofisi’ni ziyaret etme imkanı bulabilecek ajanslar yarışma ile ilgili yüz yüze bilgi alabilirken bu fırsatı yakalayamayanlar ise e-posta aracılığıyla [email protected] adresi üzerinden iletişim kurabilecek.
İlgili ajanslar tarafından oluşturulan ve 3 Şubat’a kadar teslim edilecek filmler, özel jüri tarafından değerlendirilecek. Film Hack Türkiye yarışmasının sonuçları ise tüm dünyada ve ülkemizde “Güvenli İnternet Günü” olarak kutlanan 9 Şubat’ta düzenlenecek ödül töreninde açıklanacak.
İnternetin güvenli ve bilinçli bir şekilde kullanılması konusunda farkındalık yaratmaya yönelik çalışmasıyla Film Hack Türkiye yarışmasında birinci olan ekip, Google Londra ofisini ziyaret etme veYouTube kreatif ekipleri ile bir araya gelme şansını yakalayacak. TBV ve YouTube’dan Film Hack Türkiye Yarışması
Kreatif ajansların yarışacağı ve kâr amacı gütmeyen bir brief doğrultusunda hazırlanan YouTube videolarının değerlendirileceği Film Hack Türkiye yarışmasının konu başlığı ise “Güvenli İnternet” olarak belirlendi.
22 Ocak günü Google Türkiye Ofisi’ni ziyaret etme imkanı bulabilecek ajanslar yarışma ile ilgili yüz yüze bilgi alabilirken bu fırsatı yakalayamayanlar ise e-posta aracılığıyla [email protected] adresi üzerinden iletişim kurabilecek.
İlgili ajanslar tarafından oluşturulan ve 3 Şubat’a kadar teslim edilecek filmler, özel jüri tarafından değerlendirilecek. Film Hack Türkiye yarışmasının sonuçları ise tüm dünyada ve ülkemizde “Güvenli İnternet Günü” olarak kutlanan 9 Şubat’ta düzenlenecek ödül töreninde açıklanacak.
İnternetin güvenli ve bilinçli bir şekilde kullanılması konusunda farkındalık yaratmaya yönelik çalışmasıyla Film Hack Türkiye yarışmasında birinci olan ekip, Google Londra ofisini ziyaret etme veYouTube kreatif ekipleri ile bir araya gelme şansını yakalayacak. Doğa Koleji, hangi teknolojileri kullanıyor?
Doğa Koleji Bilgi Teknolojileri Koordinatörü Ömer Ömeroğlu ile Doğa Koleji’nin teknoloji yatırımlarını ve bu yatırımlar sonrası sağladığı faydaları konuştuk.
Bilgi teknolojileri alanında başta güvenlik kısmında çalışmalar yapan Doğa Koleji, Platin Bilişim ile iş birliğini daha da geliştirdi.
Peki Doğa Koleji, Platin Bilişim ile hangi çalışmaları hayata geçirdi? Bu projelerin faydaları neler?
Cevabı başarı hikayesi videomuzda.
Apple, sanal gerçeklik uzmanlarını işe almaya başladı
Google, Facebook, HTC, Valve, Sony, Microsoft ve Samsung, sanal gerçeklik/arttırılmış gerçeklik konusunda kıyasıya mücadele içine girmişken, bu yarışta adından söz ettirmeyen tek firma, Apple kaldı.
Her zaman olduğu gibi, projelerini gizlice yürütmeyi ve ürün lansman tarihine kadar bilgi vermemeyi tercih ettiğini bildiğimiz Apple, sanal gerçeklik konusunda da tek kelime sır vermiyor ancak gizli gizli VR projeleri üzerinde çalıştığını saklaması kolay da olmuyor.
Microsoft’un Hololens projesi için geliştirdiği teknolojilerle Microsoft’tan ödül kazanan önemli bir mühendis olan, Virginia Tech üniversitesi profesörlerinden Doug Bowman’ın şimdi Apple tarafından işe alındığı haberi, piyasaya bomba gibi düştü.
Apple’ın biir VR gözlüğü veya iOS ile uyumlu özel bir VR projesi geliştirdiğine dair şüpheleri destekleyen en önemli kanıt haline gelen bu işe alım hakkında fazla bir detay açığa çıkmış değil. Ancak Doug Bowman’ın yaptığı çalışmalar ve yazdığı makaleler, VR teknolojileri alanında çalışan diğer geliştiricilerin büyük ilgisini görüyor.
Apple geçen yıl da iPhone ile çalışacak bir VR gözlüğünün patent başvurusunda bulunmuştu. Doug Bowman’ın da bu patentle bağlantılı gözlüğün geliştirilmesinde görev alacağı düşünülüyor.
Vodafone nesnelerin internetine oynuyor
Vodafone, Nisan ayında hizmete girecek 4.5G teknolojisine yönelik hazırlık çalışmaları kapsamında önemli bir inovasyona daha imza attı. 4.5G ile birlikte hayatımızda daha geniş yer tutacak Makineler Arası İletişim (M2M) servislerinde oyunun kurallarını uygulama geliştirme, büyük veri analizi, raporlama ve uçtan uca hizmet anlayışıyla değiştirmeye hazırlanan Vodafone, Türkiye’de ilk kez uygulama geliştirme imkânı sunan “Nesnelerin İnterneti (Internet of Things-IoT) Platformu”nu hayata geçirdi. İçinde SIM kart bulunan veya SIM kart bulunmayıp WiFi, lisanssız radyo frekansı gibi farklı telsiz iletişim teknolojilerini destekleyen tüm cihazlar, Vodafone’un yeni platformunda hayat bulacak. Böylece, enerjiden otomotive, sağlıktan tarıma, finanstan perakendeye her sektörde bağlantılı servisleri herhangi bir altyapı yatırımına ihtiyaç duymadan hızla geliştirmek mümkün olacak. Geliştirilen M2M servisleri, Vodafone Türkiye Bulut Teknolojileri Üssü’nde güvenli bir şekilde saklanabilecek.
İnsan DNA’sı dijital imza olacak
M2M’in bir sonraki boyutunu temsil eden nesnelerin interneti, elektronik iletişim kurma kabiliyeti olan herhangi bir nesnenin diğer nesne ile iletişime geçerek standart mobil bağlantıdan daha yüksek değer ve hizmet üretebilmesi anlamına geliyor. Nesnelerin interneti ile birlikte, birbirine bağlı bu makineler geniş bir ağ olarak insan hayatını ve kurumların iş yapış biçimlerini dönüştürecek. Katma değerli servisler, raporlama, sektör spesifik uygulamalar, cihaz-cihaz ve cihaz-insan interaktivitesi, nesnelerin interneti altyapısı üzerinde yükselecek. Büyük veri analizi, bulut bilişim, güvenlik, cihaz yönetimi gibi konuların merkezi bir şekilde ve uçtan uca yönetilmesi mümkün olacak. Diğer yandan, nesnelerin interneti sayesinde, artırılmış gerçeklik hayatımızın bir parçası haline gelecek; yüz yüze konuşmalarda gerçek zamanlı tercüme yapılabilecek; nesneler 3D web’e dönüştürülerek e-posta ile gönderilebilecek; kalıtsal bilgileri gelecek nesillere taşıyan insan DNA’sı dijital imza olarak kullanılabilecek; insanlarla hologram aracılığıyla görüşülebilecek.Engin Aksoy: “Nesnelerin interneti 10 yılda 19 trilyon dolarlık ekonomi yaratacak”
İletişimde yeni bir çağın habercisi olan 4.5G teknolojisinin genişbant hizmetlerinde hız, kapasite ve kalite artışını beraberinde getireceğini belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Engin Aksoy, şunları söyledi: “4.5G sayesinde bağlantılı hayatın her an her yerde çok hızlı ve kesintisiz akacağı bir geleceğe adım atacağız. Özellikle nesnelerin internetinin gelişimiyle birlikte her sektörde geleneksel iş yapış şekil ve süreçleri kökten değişecek. Nesnelerin interneti tüm dünyada 10 yılda 19 trilyon dolarlık bir ekonomiye hayat verecek. Bağlantı ekonomisi, bu sürede dünyanın Gayri Safi Milli Hasılası’nı tam iki katına çıkarabilecek potansiyele sahip bulunuyor. Nesnelerin internetinin Türkiye’de de özel sektörde yaklaşık 170 milyar dolar, kamu sektöründe ise 23 milyar dolar değer yaratması bekleniyor. Kamu kuruluşları, sanayi, internet bağlantılı araçlar, sağlık hizmetleri ve tüketici ürünleri, nesnelerin interneti yatırımlarında öncelikli alanlar olacak.”“Bağlantılı servis sunmak, portal tasarlamak kadar kolay olacak”
Nesnelerin internetinin iş dünyası için önemli fırsatları beraberinde getireceğine işaret eden Aksoy, şöyle devam etti: “Bugünden yarına hazırlanmak isteyen işletmelerin ‘dijital iş ortağı’ olarak, bu fırsatları gerçeğe dönüştürmek için Türkiye’nin ilk ‘Nesnelerin İnterneti Platformu’nu hayata geçirdik. Dijital servislerde oyunun kurallarını değiştirecek ‘Vodafone Türkiye Nesnelerin İnterneti Platformu’ sayesinde, çözüm ortaklarımız ve kurumsal müşterilerimiz, her sektörde bağlantılı servisleri herhangi bir altyapı yatırımına ihtiyaç duymaksızın hızla geliştirebilecek. Örneğin, SIM kartlarla bağlantılı hale gelen araçlar için geliştirilen Araç Takip Sistemi’ne ek olarak bakım, ilkyardım, bilgi ve eğlence gibi uygulamalar da bu platformda bir web portali tasarlar gibi kolayca geliştirilebilecek. Bağlantılı araçlardan toplanan verilerle kullanıma göre sigorta ve araç bakım gibi farklı iş modelleri sunmak mümkün olacak.”İş ve uygulama geliştirmede çığır açacak
“Vodafone Türkiye Nesnelerin İnterneti Platformu”, ileri düzey uygulama geliştirme yetenekleri sayesinde, standart teknoloji geliştirme süreçlerinden çok daha kısa sürede, uçtan uca cihazlarla iletişim halinde olan ve tamamen bilgi güvenliği standartlarına uygun bir çözüm geliştirme arayüzü sunuyor. Tüm mobil teknoloji standartlarıyla uyumlu esnek cihaz desteğiyle, web tabanlı veya mobil cihazlara uygun uygulama geliştirme imkânı verirken, tamamen ölçeklenebilir yapısı sayesinde de farklı ölçek ve miktarda cihazın oluşturduğu veri trafiğini destekliyor. Ayrıca, büyük veri analizi araç ve yetkinlikleriyle, geliştirilen uygulamalar tarafından işlenen tüm verilerin geçmişe yönelik ve gerçek zamanlı analizini yapabiliyor. Diğer yandan, sektörel uygulamaların birbiriyle iletişimini sağlayarak bağımsız uygulamaların karşılıklı ek ticari fayda yaratmasını mümkün kılıyor. Bunlar gibi pek çok akıllı özelliği bünyesinde barındıran “Vodafone Türkiye Nesnelerin İnterneti Platformu”, her ölçekten işletmenin Vodafone deneyim ve teknolojisini kullanarak hızlı ve güvenli bir şekilde yeni iş geliştirmesi için önemli fırsatlar sunuyor.2016’da profesyonel BT yönetimini bunlar yönlendirecek
2015, giyilebilir teknoloji ve Nesnelerin İnterneti’nin (IoT) gerçek anlamda işler hale gelebilmesi için yol gösteren işaretlerin daha yaygın hale geldiği ve sarı ve altın (ya da mavi ve siyah) elbisenin interneti çıldırttığı bir yıl oldu.
Analitiğin gitgide öne çıkması, Gartner’ın “İçiçe Geçen Araçlar” olarak nitelediği, toplumun uygulamalara ve bilgiye erişmek ya da diğer insanlarla, sosyal topluluklarla veya işletmelerle etkileşime girmek için kullandığı uç nokta araçları ve şimdiye dek hiç olmadığı kadar hizmete odaklanmış yeni iş kolunun çıması sonucunda, günümüzün BT altyapısı üzerindeki baskı da her geçen gün daha da artmakta. Veeam önümüzdeki 12 ayda profesyonel BT yönetimini yönlendirecek ve hem işyerlerimizde hem de tüketici olarak tecrübelerimizi tanımlayacak dört kilit trend olduğunu düşünüyor.
Veeam Software Türkiye Ülke Müdürü Ozan İnan 2016’da işletmeleri etkileyeceğini düşündüğü önde gelen teknoloji trendlerini şöyle açıklıyor:
- Erişilebilirliğin Kritikliği: 2016’da Nesnelerin İnterneti ön plana erişilebilirliği getirecek. Mobil ve birbirine bağlı cihazların yükselişi, arıza zamanına toleransın hiç olmadığını gösteriyor. Müşteriyle birebir görüşen şirketlerden bir mobil hizmet sağlayıcı ya da borsaya kadar tüm kurumların herhangi bir kesinti yaşama lüksü olduğu günler çoktan geride kaldı. Birkaç saatlik fazla önemli olmayan bir arıza işletmede çalışanları erişimleri olmadığı için mutsuz edebilir ama daha da önemlisi işletmeler para, veri, yatırımcı ve iş ortaklarının gözündeki güvenilirlikleri, müşterilerinin sadakatlerini kaybedebilirler. Nesnelerin İnterneti hız kazandıkça kesintilerin olası maliyeti de yükselmeye başlamaktadır. Ek olarak, daha fazla veri ve hizmetin artık hem şirket içinde hem de bulutta olması 2016’da işletmelerin verilerinitüm cephelerde yedeklemek, korumak ve kurtarmak için stratejilere sahip olmaları gerekliliğini ortaya koymaktadır.
- Eskiden Kalma Düşünce Şekli, Uygulamalar ve Sistemler İnovasyonun Gelişmesini Engellememeli: Sektör, altyapı ve dağıtım modellerinin yetkinliklerinde gözle görülür bir büyümeye şahit oluyor ama pek çok kurum eskiden kalma bu uygulamaların çevresindeki teknolojileri değişimin hızına uygun şekilde modernize edemedi. Önümüzdeki yılla birlikte şirketler rakiplerine yetişebilmek için yeni nesil uygulama teknolojilerine geçecekler. En yeni altyapı ve uygulama teknolojilerinin kullanılmasının belirgin avantajları var ama geçmişte bunun önünde bazı engeller vardı. Örneğin; var olan ekip değişmeye karşı olabiliyordu ya da eski uygulamalar “sonsuza kadar ihtiyaç duyulacak” gibi görülebiliyordu. Bugün neredeyse her uygulamayı modernize edecek teknikler var ve kaybedilmemesi gerektiğinden saklanmak zorunda kalan eski uygulamalar için de bugün altyapı teknolojileri, modası geçmiş işletme sistemlerini ve uygulamaları online tutabiliyorlar. Yeni nesil uygulamalara geçiş bazı işyerleri için kolay olmayacak ama önemli olan bunlara sahip olmanın bu geçişe değecek olması. Şirketler, BT bakış açısından yeni faydalar da görecekler ama aynı zamanda işlerini tekrar değerlendirmeleri için benzersiz bir fırsata da sahip olacaklar. Bu sistemlerden vazgeçmek işletmelerin, iş gücü ve müşteri tabanında kesintisiz çalışma talebini karşılayacak yeni hizmetler sunmalarını sağlayacak.
- Büyük Veri, Küçülüyor Gibi Gözükecek: İşletmeler için büyük veriden yararlanmak ve onu kâra çevirmek kritik olmaya devam edecek ama depolama maliyetleri düşmeye devam ettikçe büyük veri önümüzdeki yılın kuralı haline gelecek. Büyük veri, “büyük” tanımlamasından çıkarak ve müşteriler, iş ortakları ve çalışanlara fayda sağlamak üzere oluşturulmuş bir veri olarak görülmeye başlanacak. İşletmeler arayüzlere odaklanabilecek ve son kullanıcıyı veriye bağlayarak hizmet sağlama erişilebilirliğinin önemini daha da yukarıya çekecekler. 2016 sanal gerçekliğin (Oculus, Microsoft Hololens), hareket tabanlı arayüzlerin, ses tanıma ve 3D baskının üretim amaçlı kullanılması için artan şekilde benimsenmesine şahit olacak. İşletmeler için BT arayüzü de değişiyor: patlayan veri büyümesi karşısında geleneksel veri yönetme teknikleri daha fazla uygulanamaz oluyor. İşlemci arayüz giderek artan şekilde doğru verinin doğru zamanda doğru insana ulaşmasını garantileyecek otomasyon ve veri yaşam döngüsü yönetimine odaklanacak.
- Hizmet Olarak Felaket Kurtarmanın Ortaya Çıkması: Bulut tabanlı altyapının işletmeler için standart olmaya başlaması devam ettikçe popülerliği ve pazar payı artan yeni hizmetlerin sunulduğunu görüyoruz. Örneğin; birçok şirket giderek artan şekilde siber saldırılara karşılık vermelerine ve iş devamlılığını sağlamalarına yardım edecek bulut tabanlı Hizmet Olarak Güvenlik’i işletmeleride uygulayacaklar. Veeam, Hizmet Olarak Felaket Kurtarma’nın (DRaaS) 2016’da erişilebilirlik çevresindeki müşteri ve çalışan beklentilerini karşılamalarını ve artırmalarını sağlayarak oyunu değiştireceğini tahmin ediyor. İşletmeler BT ve erişilebilirliği operasyonlarının merkezine koymaya devam ettikçe garantili yedekleme ve kurtarma zamanlarına sahip hizmet seviyesi anlaşmaların modern şirketler için bir standart haline geleceğini görmeyi bekleyebiliriz.
HP teknoloji çözümleriyle geleceğin sınıfını yaratıyor

HP, eğitim alanına yönelik yeni PC’lerini ve yazılım çözümlerini gün yüzüne çıkardı. Öğrenciler, öğretmenler ve toplum için anlamlı eğitim sonuçları oluşmasını destekleyecen yeni çözümler ve programlar arasında şunlar yer alıyor:
• HP Education Edition dizüstü bilgisayarlar
• HP School Pack 2.0 Yazılımı
• HP ve Microsoft’un Reinvent the Classroom Programı
HP Kurumsal Bilgisayarlar Kategori Müdürü Uğur Varlıoğlu, yeni çözümlerle ilgili şu görüşü paylaşıyor: “HP olarak her öğrencinin bir sistemin standart ürünleri haline gelmektense yaratıcı birer birey olma fırsatına sahip olmaları gerektiğini düşünüyoruz. HP, öğretmenlere ve öğrencilere öğrenimi ‘standartlaştırmayan’ araçlar sunma misyonunu benimsedi. Bu araçlar eğitimi daha esnek, daha iş birliğine yatkın ve daha dinamik olmakla birlikte daha özgün bir hale getirecek.”
HP Education Edition Dizüstü Bilgisayarlar: Okullar için geliştirildi. Öğrenim için tasarlandı
HP Education Edition Dizüstü Bilgisayarlar günlük akademik kullanımın zorlu şartlarına dayanabilecek şekilde geliştirildi. Windows 10 ile öğrenim için tasarlanan ürünler ders anlatımını, derse katılımı ve eğitime yönelik etkin kullanım şartlarını iyileştiren yenilikçi araçlara sahipler.
HP Education Edition Dizüstü Bilgisayarların özellikleri şöyle:
• Sınıf yaşamının şartlarına uygun pil ömrü
• Bulut tabanlı Eğitim Yönetim Sistemleri, değerlendirmeler ve online eğitim programları için premium seviyede kablosuz teknoloji
• Sınıf şartlarına uygun dayanıklı tasarım
• Eğitim ve öğretimi alışılmış kalıplarından dışarı taşıyan etkin ve eğitsel araçlar
HP ProBook 11 G2 Education Edition dizüstü bilgisayar sınıf yaşamının tüm zorluklarına karşı kauçuk kaplamasıyla korunuyor ve 18 saate kadar pil ömrü avantajı sunuyor. Güçlü ve çok yönlü HP ProBook 11 EE Windows 10 işletim sistemiyle çalışıyor ve opsiyonel dokunmatik ekranıyla Intel® Core™ seviyesine kadar yüksek performans sunuyor.
Windows 10 işletim sistemli HP x360 310 G2 PC Education Edition, dönebilen mafsallarıyla sant, çadır, dizüstü ve tablet olmak üzere dört farklı modda kolayca kullanılabiliyor. HP 310 x360 f Intel® Celeron® or Pentium® işlemciyi ve 256 GB’ye kadar kapasiteli katı hal belleğini içerisinde barındırıyor.
HP School Pack 2.0, iş birliğine dönük, standartlara uygun ve kişiselleştirilmiş eğitim için tasarlanmış, yalnızca Windows cihazlarına özel, yepyeni bir dijital araç ve içerik çözümü olarak öne çıkıyor. School Pack 2.0 bir dizi eğitsel, yönetsel ve ek ihtiyaçlara yönelik aracı içerisinde barındırıyor. Yazılım süitinin en önemli parçalarından biri HP Classroom Manager Student Edition öğretmenlere sınıftaki PC’leri yönetme ve öğrencileriyle kolaylıkla iletişim kurma imkânını tanıyor. HP School Pack 2.0 yazılım paketinde yer alan diğer özellikler şöyle: Fishtree’nin oluşturduğu HP Uyarlanabilir Öğrenme, HP Prime Graphing Hesap Makinesi Uygulaması, Classlink Tek Oturum Açma, Programlama Öğreten Codecademy, Corinth Classroom, Müfredat Matrisi, Oxford® Advanced Sözlük ve PASCO® SPARKVue™ .
HP School Pack yazılım süitinin yeni özelliklerinden biri de BT kaynaklarını en düşük seviyede kullanarak okullarda BT yönetimini kolaylaştıran bulut tabanlı uygulama HP Touchpoint Manager . HP Touchpoint Manager sayesinde verileri, cihazları ve kullanıcıları yönetmek ve güvenceye almak kolaylaşıyor. Okullardaki BT yöneticileri HP Touchpoint Manager’ı kullanarak oluşan aksaklıkları gerçek zamanlı ve kolayca giderebilecekler. Ayrıca farklı cihazlar, markalar ve işletim sistemleri arasında tek tıkla çalışabilen güvenlik politikaları da uygulayabilecekler.
Tüm HP Education Edition tablet ve dizüstü bilgisayarlar premium 2×2 AC WLAN , HP School Pack 2.0 ve bir yıl boyunca kullanılabilen Eğitime yönelik HP Touchpoint Manager ile birlikte geliyor.
HP ve Microsoft Sınıf kavramını yeniden icat ediyor
HP ve Microsoft ortak geliştirdikleri Reinvent the Classroom (Sınıfı Yeniden İcat Et) programını da duyurdular. Tüm dünyaya yönelik bu girişim, öğretici inovasyona ve hem Windows 10 hem de HP çözümlerini temel alan yeni nesil öğrenim deneyimlerine ilham vermeyi hedefliyor. Reinvent the Classroom son teknoloji ile donatılmış Öğretim İnovasyon Stüdyolarını tüm dünyada 60’tan fazla okula yerleştirerek harmanlanmış öğrenime, uluslararası iş birliğine ve eğitim alanında “kendin yap” akımına destek verecek. Microsoft Office 365, Skype ve HP Adaptive Learning (Uyarlanır Öğrenme) gibi araçlar sayesinde bu okullar öğrenimin geleceğini şekillendirecekler.
HP Kişisel Sistemler Grubu Ticari PC’lerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Alex Cho, eğitime yönelik yeni çözümlerle ilgili şu açıklamayı yapıyor: “Microsoft ile birlikte öğrencilere ve okullarak öğrenime ilişkin fırsatları yeniden düşünme imkânı verecek heyecan verici yeni cihaz ve çözümler sunuyor, Geleceğin Sınıfı vizyonunu oluşturuyoruz. Bu vizyon HP ve Microsoft’un Reinvent the Classroom programı aracılığıyla tecelli ederek inovasyonun nasıl daha kapsayıcı öğrenim ortamları yaratabileceğini gösterecek.”
Android, Google’a ne kadar para kazandırdı?
Apple ve Google arasındaki rekabet mobil işletim sistemleri iOS ve Android üzerinden hızla devam ediyor. Elbette iki şirket diğer pek çok alanda da birbirine karşı cephe almaya devam ediyor. Küçük internet cihazları, otomobil teknolojileri, akıllı ev sistemleri, web tarayıcıları, reklam pazarlama vs derken, Apple ve Google arasında gerçekten dev bir rekabet olduğunu biliyoruz. Ama bu rekabetin en çok gözümüze çarptığı nokta şimdilik mobil işletim sistemleri.
Apple, 40 milyar dolar kazanmış
Apple’ın CEO’su Tim Cook, geçtiğimiz günlerde AppStore’un Apple’a ve iş ortaklarına ne kadar para kazandırdığına dair detaylı rakamlar vermişti. Buna göre AppStore’un sadece 2015 yılında 6.4 milyar dolar kazandığını biliyoruz. Tim Cook ise Apple yönetiminde geçerdiği başarılı bir 2015 için şirketten 10.4 milyon dolar kar payı aldı. Her yıl %20 büyüyen AppStore ise açıldığı günden bu yana şirkete 40 milyar dolardan fazla kazanç sağladı. AppStore hakkındaki kazanç raporunu konu alan haberimizi bu linkten okuyabilirsiniz. Elbette Apple’ın iOS yükl telefon satışlarından elde ettiği kazanç da ayrı bir konu. Google’ın ise Android’den ne kadar kazandığına dair net bir bilgi sahibi değildik ancak Google ve Oracle arasında, Java yüzünden yıllardır devam bir dava, bu bilginin mahkemede ortaya çıkmasını sağladı. Oracle’ın, Google hakkında mahkemeye açıkladığı belgelere göre, Google ilk günden bu yana, Android üzerinden 31 milyar dolar gelir elde etmiş ve bunun 22 milyar doları da kar hanesine yazılmış. Paranın kaynağı ise Google’n Android platformunda pazarladığı reklamlardan, Android telefon satışlarından aldığı komisyonlardan ve Play marketteki uygulama satış gelirlerinden oluşuyor. Oracle’ın rakamlarında küçük yanılma payları olsa da, ortaya çıkan tablo, Apple’ın mobil işletim sisteminden sağladığı kazanç noktasında Google’dan fersah fersah önde olduğunu gösteriyor. Google’ın 22 milyar dolarlık karının içinde Android telefon satışları da bulunuyorken, Apple’ın 40 milyar dolarlık kazancının içinde iPhone, iPod ve iPad satışları bulunmuyor, ki bu satışlardan oluşan karın yüzlerce milyar doları bulduğunu biliyoruz. Öte yandan, rakibine oranla çok daha küçük kazançlarla çalıştığını gördüğümüz Google’ın bu dar alanına rağmen, rakibini çok zorlayan bir ürün ortaya çıkardığını da kabul etmek lazım. Eğer iOS’un ve Android’in başarısını sadece kazandıkları paraya endeksleyecek olsaydık şu anda Dünyada milyarlarca iOS telefon bulunması Android’in ise teknoloji meraklısı küçük bir zümre tarafından kullanılan, butik bir işletim sistemi olarak kalması gerekiyordu.Mustafa Koç vefat etti, sosyal medya yıkıldı
Türkiye bugüne üzücü bir haberle merhaba dedi. Sabah saatlerinde Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç’un kalp krizi geçirdiği bilgisi ajanslara ulaştı.
Bu haberin hemen akabinde Koç’un hayatını kaybettiği dedikoduları ortaya atıldı. Koç Holding, Mustafa Koç’un hala hayatta olduğunu ve Beykoz Devlet Hastanesi’nden, Amerikan Hastanesi’ne nakil edildiğini açıkladı.
4 saatlik müdahale yeterli olmadı
Fakat Koç’un Amerikan Hastanesi’ne nakil edilmesinden kısa süre sonra acı gerçek de ortaya çıktı. Yapılan açıklamada Koç’un sabah saat 07:00sularında geçirdiği kalp krizi sonrasında, 4 saat süren yoğun çabalara karşın kurtarılamadığı ve hayata gözlerini yumduğu belirtildi. Türkiye’nin önde gelen iş adamlarından biri olan Mustafa Koç’un vefatı, sosyal medyada da odak konusu oldu. Birçok ünlü isim, Mustafa Koç’un vefatı üzerine baş sağlığı mesajı yayınladı. İşte Koç’un ölümünün sosyal medyadaki yansıması.Çok üzüldüm… Allah önce eşi ve çocuklarına, sonra tüm ailesine ve sevenlerine sabır versin. Mekanın cennet olsun sevgili Mustafa Koç
— Ebru Gündeş (@EbruGundes) January 21, 2016
Sayın Mustafa Koç'un vefat haberini üzüntüyle öğrendim. Kendisine Allah'tan rahmet, geride kalanlara başsağlığı ve sabırlar dilerim.
— Arda Turan (@ArdaTuran) January 21, 2016
Bu ülkeye maddi manevi her anlamda değer kazandıran çok özel bir insanı kaybettik. Mekanın cennet olsun Mustafa Koç.
— Salih Uçan (@salihucan48) January 21, 2016
Mustafa Koç'un vefatı ile Türkiye değerli bir iş adamını yitirdi…
— cüneyt özdemir (@cuneytozdemir) January 21, 2016
Koç ailesinin ve Türkiye'nin başı sağolsun…
Mustafa Koç'a Allah'tan rahmet sevenlerine ve ailesine sabır dilerim.
— Ahmet Kural (@AHMTKURAL) January 21, 2016
https://twitter.com/Metin_Akpinarr/status/690118822255271937 Kaynak: ShiftDelete.Netİyi insanlar nedense erken ölüyor. Nur içinde yat Mustafa Koç. Çok üzdün bizi bilesin.
— Fatih Altayli ??? (@fatihaltayli) January 21, 2016
GM, otomobil sahibi olma kavramını değiştirecek
Otomobil üreticilerinin gelecek tahminleri, çok ilginç öngörüler içeriyor. Hızla yükselen “paylaşım” mantığının yakın gelecekte otomobil endüstrisini de etkileyeceğine dair projeksiyonlar yapan firmalar, yakın gelecekte insanların otomobil satın almak yerine otomobilleri paylaşmak üzerine alternatif bir ekonomi geliştireceklerini düşünüyorlar.
Bugün hızla yükselen Uber gibi mobil uygulamaların da desteklediği bu öngörüye göre, otomobil satışları hızla düşecek, insanlar işten eve, evden işe gitmek için on binlerce dolar ödeyip bir otomobil satın almak yerine çok daha düşük maliyetler otomobilleri paylaşacaklar. Otomobil paylaşım uygulamaları hızla popülerleşecek ve çok sayıda insan ulaşım ihtiyacını bu paylaşım ugulamaları üzerinden düşük maliyetle giderecekler. Otomobil satın alan az sayıdaki insan da otomobillerinin maliyetini, paylaşım uygulamaları sayesinde çıkaracak.
Otomobil paylaşım uygulaması
Bu öngörüler otomotiv endüstrisinde hala tartışıla dursun, ünlü otomobil üreticisi GM şimdiden kendi “paylaşım” servisini yayına soktu. Maven isimli otomobil paylaım uygulamasını teste başlayan GM, yakın gelecekte otomobillerini bu uygulamanın üzerinde pazarlamayı ve gelir elde etmeyi umuyor. Uygulamanın mantığı ise bir grup kullanıcının, aynı otomobili paylaşması ve bunun için ödeme yapması üzerine kurulu. Ancak burada önemli bir detay var. Paylaşılan otomobil, GM şirketine ait oluyor. Yani aslında GM, otomobil paylaşmak isteyen gruplara otomobillerini kiralıyor. Bunu da mobil uygulama üzerinden çok pratik şekilde yapıyor. Uygulama, otomobili paylaşan kişilerin hesabından otomatik olarak ücreti tahsil ediyor, ücretlendirme de saat başına yapılıyor. Böylece tüm gün otomobili kiralamak gibi pahalı bir maliyete katlanmaksızın, küçük arkadaş grupları, belli lokasyonlar arasındaki ulaşım ihtiyacını GM’den otomobil kiralayarak gideriyorlar. Otomobil paylaşım uygulaması olarak Maven, özellikle ABD piyasasında bir ilk değil. Piyasada yavaş yavaş adını duyurmaya başlayan Getaround, Zipcar ve Turo isimli start-up’lar da otomobil paylaşımı konusunda ABD halkının dikkatini çekiyorlar.Foxconn, Sharp’ı satın mı alıyor?
Sharp, Japonya’nın eski ve güçlü teknoloji şirketlerinden biri olarak tanınıyor. Ancak uzun zamandır Sharp’ta işler pek iyi girmiyor. Satışları büyük oranda düşen ve borç batağında debelenen Japon devi, her şeye rağmen ayakta durmak için çaba veriyor. Özellikle ekran teknolojileri konusunda deneyimli olan Sharp’ın aynı zamanda tüketici elektroniği alanında farklı ürünleri de bulunuyor.
Foxconn ise Çin’in en önemli teknoloji şirketlerinden biri. Onu aslında, Apple için taşeron olarak iPhone ve iPad’leri üretmesiyle de tanıyoruz. Ancak Foxconn, artık sadece taşeron bir üretici olmak istemiyor ve teknoloji üretip bunu Apple gibi dev şirketlere satan firma olmayı da istiyor. Bu amaçla da Apple’ın kullandığı ekran teknolojilerini üreten Sharp’a göz koymuş görünüyor.
Borçları nedeniyle zor zamanla yaşayan Sharp’ı satın almak için masaya 5,4 milyar dolar nakit para koyan Foxconn şimdilik Sharp’ı satın almaya en yakın firma gibi görünüyor. Foxconn’dan birkaç hafta önce bir Japon yatırım fonu Sharp’a 2,7 milyar dolarlık teklif yapmıştı. Dolayısıyla Foxconn, işini garantiye almak için en yakın rakibinin iki katı teklifle Sharp’ın karşısına çıkmış bulunuyor.
Sharp’ın 2016 içinde bankalara ödemesi gereken 4.4 milyar dolarlık borç ödemesi bulunuyor ve bu ödemeler gerçekleşmezse iflas ilanının gelmesi söz konusu olacak. Dolayısıyla Sharp’ın önünde teklifi kabul etmekten fazla bir seçenek bulunmuyor ancak daha büyük bir teklif veren çıkabilir veya Sharp önemli nakit akışı sağlayacak yeni iş anlaşmaları yaparsa, önündeki borç ödemelerini yeniden yapılandırma şansına erişebilir. Sevgililer Günü, yıllık e-ticaret hacminin %5’inin oluşturacak
E-ticaret sitelerinin, yıl boyunca en çok satış hacmine ulaştığı günlerin başında gelen 14 Şubat için tavsiyelerde bulunanan Emarsys Türkiye Ülke Müdürü Murat Erdör, 14 Şubat tarihinin birçok sektör için önem taşıdığını ve bu özel günün yıllık e-ticaret hacminin yüzde 5’ini oluşturduğunu vurgulayarak, kurumların geri dönüş oranlarını ve alışveriş miktarlarını artırabilmeleri için 5 önemli noktayı mutlaka uygulamaları gerektiğini ifade etti.
Murat Erdör, Sevgililer Günü kampanyaları özelinde tavsiyeleri şöyle sıraladı:
1. Başlıklarla ön plana çıkın
Kampanya başlıkları net olarak ana mesajı vermeli ve ilgi çekici olmalıdır. Başlığınızda, “Sevgililer Günü’ne özel ürünler” yerine “Sadece Sevgililer Günü’ne özel %70’e varan indirimler” cümlesi daha fazla dikkat çekebilir.2. Gönderim zamanına dikkat edin
Sevgililer Günü alışverişi e-ticaret alanında en çok hafta içi ve ofislerden yapılıyor. E-posta gönderimi yaparken bu detayı dikkate almanızda fayda var.3. Hatırlatma e-postasını unutmayın
Sevgililer Günü gelmeden önce müşterilerinize tekrar hatırlatma e-postası gönderip, hediye fikirleri hakkında bilgiler verebilirsiniz.4. Segmente edin
Sevgililer Günü’nde sipariş veren erkekler, kadınlardan 2 kat daha pahalı hediyeler alıyor. Hedef grubunuzu erkek ve kadınlar olarak ayırıp, erkeklere kadın, kadınlara erkek hediye alternatifleri gönderin.5. Referans sunun
E-posta içeriğinizde ve web sayfanızda referanslara ve ürün değerlendirmelerine mutlaka yer verin. Birçok müşteri aynı ürünü satın alan kişilerin fikirlerine önem verir. Emarsys hakkında: Emarsys, B2C şirketlerine yönelik bulut pazarlama yazılımları alanında dünyanın önde gelen sağlayıcılarından biri olarak ilk B2C pazarlama bulutunu sunan marka konumunda bulunuyor. İşletmelere müşterilerini hedeflemeleri için hedefe yönelik bilgiler sunan şirket, makine öğrenmesi ve veri bilimiyle gerçek kişiselleştirme ve her kanalda mesaj iletimini bir araya getirerek müşterilere en etkin şekilde ulaşılmasını, bağlılığın ve sonuçların maksimize edilmesini sağlıyor. 16 uluslararası ofisi ve 500’den fazla çalışanıyla 140 ülkedeki 1.300’ü aşkın müşterisine hizmet sunan Emarsys, her ay 1 milyardan fazla müşteri profilini analiz ediyor ve segmentlere ayırıyor. Ayrıca 250.000’dan fazla kişiselleştirilmiş kampanya yaratarak müşterilerinin gelirlerini ve yatırım getirilerini arttırmasına yardımcı oluyor.Unkapanı müzik piyasasına ‘dijital fikri mülkiyet’ geliyor
Elektronik zaman damgası uygulaması Tasdix, Unkapanı Digital’le birlikte önemli bir işbirliğine imza attı. Senaryodan besteye, fotoğraftan şiire, grafik çiziminden yazılım koduna tüm eserler için dijital ortamda koruma imkanı sunan Tasdix ile Unkapanı müzik piyasasını dijital platforma taşıyan Unkapanı Digital’in bu işbirliği amatör müzisyenlerin eserlerini hukuki delil oluşturacak şekilde güvence altına alıyor.
Türkiye’nin ilk ve lider elektronik sertifika sağlayıcısı E-GÜVEN’in bir ürünü olan Tasdix, 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında eserlerin oluşturulma zamanlarına dair delil oluşturuyor. Unkapanı Digital ise geleceğin yıldızlarının eserlerini yapımcılarla buluşturan dijital bir platform. Platform tüm müzik türlerine açık. Türkiye’nin önde gelen müzik yapım şirketleri üye olarak bu platformda yer alıyor ve müzik dünyasına adım atmaya hazırlanan yeni isimleri yakından izliyorlar.
Yapılan işbirliği kapsamında, eser sahipleri önce Unkapanı Digital’e üye oluyor, ardından Tasdix.com’a üye olarak ücretsiz Tasdix programını bilgisayarlarına indiriyorlar. Videolarını herhangi bir yerde yayınlamadan önce çok kısa bir sürede Tasdixleme işlemini gerçekleştirdikten sonra Unkapanı Digital sitesine videolarını yüklüyorlar. Böylelikle eserinin herkesten önce kendinde olduğunu yasal olarak kanıtlayabilme fırsatına sahip oluyorlar.
Tasdix esere ve eser sahiplerinin emeğine sahip çıkıyor
Projeyi tanıtmak amacıyla düzenlenen toplantı, E-GÜVEN Genel Müdürü Can Orhun, Unkapanı Digital Proje Koordinatörü Mustafa Kınış, Fikri Mülkiyet Hakları Koruma Derneği’nden Avukat Dilek Üstün Ekdial ve MÜYAP Başkanı Bülent Seyhan’ın ev sahipliğinde gerçekleşti. Toplantıda konuşan E-GÜVEN Genel Müdürü Can Orhunşunları ifade etti:
“E-GÜVEN olarak Tasdix’in Unkapanı Digital’e verdiği destek ile öncelikli hedefimiz müzik piyasasına ilk adımlarını atan müzisyenleri, eserlerini nasıl koruyacaklarına yönelik bilinçlendirmek. Günümüzde dijitalleşen hayat, yaratıcı çalışmalar yapan kişilere yeni ufuklar açarak yeni araçlar sunarken aynı zamanda eserlerinin izinleri dışında kullanımına ilişkin de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Tasdix ile bu tehdidi en aza indirmek için çalışıyoruz. Tasdix, sağladığı hizmetle, sanatçıların bu eserler için harcadığı, maddi ve manevi, ölçülebilir ve ölçülemeyen emeğine sahip çıkıyor.”
Proje dahilinde platforma üye olanlara sundukları fırsatlara da değinen Orhun şöyle devam etti:
“Yaratıcı zihnin ne zaman yeni bir eser ortaya çıkaracağı öngörülemiyor. Örneğin bir müzisyen gece yarısı yaptığı besteyi bilgisayarında Tasdix kullanarak anında güvence altına alabiliyor. Bu işbirliğiyle artık Unkapanı Digital’de de müzisyenler, eserlerini anında Tasdixleyerek özgürce paylaşabilecek ve yapımcılara sunabilecek. Unkapanı Digital platformuna üye olanları, Tasdix’e de üye olmaya davet ederek, Ocak 2017’ye kadar eserlerini ücretsiz Tasdixleme fırsatı sunuyoruz. Böylelikle hem amatör müzisyenleri eserlerini korumaları yönünde bilinçlendiriyoruz hem de ücretsiz bir hizmet sağlıyoruz.”
Eserlerini duyurmak isteyen geleceğin yıldızlarının önünü açacak
Projenin mimarları arasında bulunan Unkapanı Digital Proje Koordinatörü Mustafa KınışUnkapanı Plakçılar Çarşısı’nın dijital platforma taşınmasının hikayesini anlattığı konuşmasında: “Günümüzde teknoloji bize büyük imkânlar sunuyor. Ben de neden birçok dijital kanalda hesapları olan yapımcılar ve seslerin, yine dijital kanallarda ve sosyal medyada videolarını yükleyerek duyurmak isteyen amatör müzisyenler bir platformda buluşmasın diye düşündüm. Unkapanı Digital ülkenin her yerinden hatta yurtdışından bile amatör ses sanatçılarının kendi videolarını yükleyerek portal üzerinde kayıtlı olan müzik yapımcıları ile buluşma fırsatı sunan bir dijital ortam. Türkiye’de son 10 yılda fiziki albüm satışı yüzde 80’lerin üzerinde düşerken dijitalde gelirler 2004 yılında 0,4 milyon dolardan 2013’te 9,7 milyon dolara yükseldi. Dijitalin bu derece yaygınlaştığı günümüzde amatör sanatçıların dijital ortamlarda seslerini duyurmaları kadar elbette eserlerini koruyabilmeleri de çok önemli. Bu noktada Tasdix ile birlikte gerçekleştirdiğimiz projeyle amatör müzisyenler hem eserlerini sergileyebiliyor hem de onları güvence altına alabiliyor. Tasdix ve Unkapanı Digital işbirliğinin hem seslerini hem de eserlerini duyurmak isteyen geleceğin yıldızlarının önünü açacağına inanıyorum.” dedi. Toplantıya katılanlar arasında Tasdix ve Unkapanı Digital işbirliğine destek veren Unkapanı Digital Proje Danışmanı Üstün Barışta, MÜYORBİR Başkanı/sanatçı Burhan Şeşen, Ada Müzik kurucusu Bülent Forta, Dokuzsekiz Müzik kurucusu Ahmet Çelenk, Çimen’s Yapım kurucusu/sanatçı Mazlum Çimen, Kalan Müzik Kurucusu Hasan Saltıkda vardı. Konuk sanatçı olarak katılanlar arasında Soner Sarıkabadayı ve Murat Ak yer aldı. Murat Ak toplantının sonunda davetlilere mini bir konser performansı sergiledi.Faraday otomobillerinin tasarımında 3D teknolojisi
Faraday, elektrikli otomobil üreticisi Tesla’ya rakip olarak ortaya çıkan yeni bir otomobil üreticisi. Üreteceği elektrikli otomobillerle piyasada önemli bir rekabet yaratması ve elektrikli otomobil fiyatlarının düşmesine katkıda bulunması da bekleniyor.
Hem Faraday Future hem de Dassault Systèmes, bugünlerde insanlar ve arabaları arasındaki ilişkide gerçekleşmekte olan büyük değişimin farkında. Bu yeni otomobil neslinin gelişimi, üreticilerin klasik otomotiv tasarımı disiplinlerini İnternete bağlanabilirlik, alternatif güç kaynakları ve otonom sürüş teknolojileriyle entegre etmesini gerektiriyor. Faraday Future, Dassault Systèmes’in 3DEXPERIENCE platformunu bu hızlı tasarım ve teknoloji entegrasyonunu olanaklı hale getirebilecek tek yenilikçilik platformu olarak gördü.
Faraday Future Ürün ArGe Kıdemli Başkan Yardımcısı Nick Sampson şunları söyledi: “Otomotiv deneyimi ile müşterilerimizin geriye kalan hayatı arasında bağlantı sağlamaya yönelik nihai hedefimizle araç tasarımına kullanıcı odaklı ve teknoloji öncelikli bir yaklaşım getiriyoruz. Dassault Systèmes’in müşteri deneyimi odağı ve eşsiz teknolojileri, piyasadaki en gelişmiş elektrikli araçlar sunmaya yönelik en iddialı programımızı gerçekleştirmemize olanak tanıyacak. Dassault Systèmes’in ‘Target Zero Defect’ ve ‘Smart Safe & Connected’ gibi endüstri çözümü deneyimleri Faraday Future’un karar vermesini kolaylaştırmıştır.”
3DEXPERIENCE platformunu temel alan “Target Zero Defect” ve “Smart Safe & Connected” endüstri çözümü deneyimleri, dünya çapında 400’den fazla çalışanı bulunan şirkette iki hafta içinde uygulamaya koyuldu. Faraday Future’un üretimi, daha önce herhangi bir diğer çözümle mümkün olmayan bir şekilde tasarlamasına, simüle etmesine ve hazırlamasına olanak tanıyor.
Dassault Systèmes Ulaşım ve Mobilite Sektörü Başkan Yardımcısı Olivier Sappinşunları söyledi: “Faraday Future ulaşım ve mobilite sektörünü dönüştürmeye çalışmaktadır. Dassault Systèmes ile ortak olmayı seçerek, hızlı bir şekilde uygulamaya koyulan ve hızlı ve iddialı geliştirme takvimine uyum sağlayan kanıtlanmış bir çözüme sahip oldular. Faraday Future 3DEXPERIENCE platformunu hızlı bir şekilde benimsemiş ve otomotiv ve yüksek teknoloji sektörlerindeki kapsamlı deneyimimizin avantajlarından faydalanmaya başlamıştır.”
Faraday Future’a konsept otomobilini gerçeğe dönüştürmesinde yardımcı olmasına ek olarak 3DEXPERIENCE platformundan, Faraday Future’un Kuzey Las Vegas’ta inşa edilmekte olan üretim tesisinde de faydalanılacak. Dassault Systèmes’in “Lean Production Run” dahil üretim için endüstri çözümü deneyimleri, Faraday Future gibi şirketler tarafından tesis iyileştirme, kalite kontrolü ve tesis operasyonlarında gerçek zamanlı görünürlük için kullanılıyor. 3DEXPERIENCE platformunun üretim becerilerinin zenginliğinden faydalanan Faraday Future, en yüksek modern standartlara dayalı bir yüksek teknoloji fabrikası inşa edebilecek ve gelecekte yeni nesil otomobillere yönelik talebin bir adım önünde olacak. Jeopolitik belirsizlikler global CEO’ları endişelendiriyor
PwC’nin dünya genelinde 1.400’ün üzerinde CEO ile görüşerek hazırladığı ve “Değişen dünyada başarının yeni tanımı” teması ile yayınlanan 19. Yıllık Küresel CEO Araştırması’nın sonuçlarına göre CEO’ların 2016’da küresel ekonominin iyileşeceğine dair büyüme beklentileri, geçen yıla göre 10 puan düşerek yüzde 27’ye geriledi. Küresel ekonominin kötüye gideceğini söyleyen CEO’ların oranı ise yüzde 23 oldu; bu oran 2015 yılında yüzde 17 seviyesindeydi. Beklentilerin azalmasında Çin’in ekonomide yaptığı yeniden düzenlemeler, ham petrol fiyatlarındaki düşüş ve jeopolitik güvenlik endişeleri öne çıktı.
Sonuçları, Davos’ta gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının açılışında duyurulan PwC Küresel CEO Araştırması’na göre 2016 yılında küresel ekonominin iyileşeceğine dair en iyimser olan bölgeler yüzde 34 oranla Orta Doğu ve yüzde 33 oranla Batı Avrupa olurken, Kuzey Amerika’daki CEO’lar arasında iyimser düşünenlerin oranı yüzde 16’da kaldı. Çin’deki CEO’ların yüzde 33’ü ise küresel ekonomik büyümenin 2016 yılında yavaşlayacağını düşündüğünü belirtti.
Küresel CEO Araştırması’na göre bu gibi belirsiz zamanlarda şirket yönetimini üstlenen CEO’ların yüzde 90’ı iş stratejisi geliştirirken en çok tüketici taleplerine önem verdiklerini söylerken, şirketlerinin hedeflerini daha geniş bir toplumsal etki yaratacak şekilde değiştirdiklerini belirten CEO’ların oranı yüzde 69 oldu. CEO’lar bu kapsamda “yükselen beklentileri anlamak ve karşılamak”, “bu beklentileri karşılayacak ve hayata geçirecek teknoloji, inovasyon ve yeteneğe odaklanmak” ile “başarının tanımını yeniden belirleyerek risk ve fırsatları daha iyi ölçümleyebilmek” üzere çalıştıklarını belirttiler.
Haluk Yalçın: Boşa geçirecek saniyemiz yok, hedeflerimize odaklanmalıyız
Araştırma sonuçlarını değerlendiren PwC Türkiye Başkanı Haluk Yalçın şunları söyledi; “19. Küresel CEO Araştırmamız, dünya ekonomisine yön veren CEO’ların bu yıla yönelik görüşlerinin yanısıra ekonomide ve iş yapma yöntemlerinde değişen trendleri de ortaya koyuyor. Bu yönüyle araştırmanın dünyamızın geleceğine hükmeden “Mega trendler” ile ilgili öngörülerimizi de doğruladığını söyleyebiliriz. Enerji denklemi dünya dengelerini farklı yönlerden test ediyor. Küresel ekonomideki karmaşık görünüme ve güvenlik konularının dikkatimizi fazlasıyla dağıttığı ortama rağmen yılın en temel trendlerinden biri olarak teknolojideki sıçrama ve onunla birlikte gelen dijital dönüşüm kendini gösteriyor. Türkiye açısından boşa geçirecek bir saniyemiz yok. Jeopolitik riskler ve dünya ekonomisindeki yavaşlığa rağmen büyüme, markalaşma ve endüstriyel yatırım hedeflerine yönelik çok sıkı çalışmalı büyük adımlar atmalıyız.”CEO’lar en çok aşırı düzenleme ve jeopolitik gelişmelerden endişe ediyor
PwC’nin araştırmasına göre CEO’ların yüzde 66’sı, 2016 yılında işletmelerini bekleyen tehditlerin üç yıl öncesine göre daha fazla olduğunu düşünüyor. CEO’ların yüzde 79’u “aşırı regülasyonları” büyüme beklentilerinin önündeki en büyük tehdit olarak görürken, geçtiğimiz yıl CEO’ların endişeleri arasında dördüncü sırada yer alan jeopolitik belirsizlik, bu yıl ikinci sıraya yükseldi; CEO’ların yüzde 74’ü bu endişeyi işaret etti. Döviz kurundaki dalgalanma ve kilit yeteneklerin bulunabilirliği konuları da bu yıl CEO’ları en çok endişelendiren sorunlar arasında yer aldı. Ülke çıkarlarına ve ticari çıkarlara tehditleri temsil eden siber güvenlik konusu da CEO’ların yüzde 61’inin endişeleri arasında yer alıyor. Endişe seviyesi en yüksek olan CEO’lar ülke olarak ABD, Avustralya ve İngiltere’de, sektör olarak bankacılık, teknoloji ve sigortacılıkta yer alıyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan CEO’lar genel trendden biraz farklılaşarak yüzde 93 oranla jeopolitik belirsizlikler, yüzde 90 oranla döviz kurundaki kırılganlık ve yüzde 77 oranla sosyal istikrarsızlık konularını 2016 yılında kendilerini bekleyen en büyük tehditler olarak öne çıkardılar.Rus CEO’lar gelir artışı bekliyor
Araştırmada önümüzdeki yıl şirketlerinin büyüyeceğinden oldukça emin olduğunu söyleyen CEO’ların oranı 2015’e göre dört puan düşüşle yüzde 35’e geriledi. Bu karamsarlığa rağmen, Hindistan’daki CEO’ların yüzde 64’ü, İspanya’daki CEO’ların yüzde 54’ü, Romanya’daki CEO’ların ise yüzde 50’si daha iyimser olarak öne çıktı. Oranlarda en çarpıcı değişimin yaşandığı ülke ise Tayvan oldu. Kısa vadeli şirket büyümesi konusunda kendinden oldukça emin olan CEO’ların oranı geçtiğimiz yıl yüzde 65’ken, 46 puanlık bir düşüşle bu yıl yüzde 19 oldu. Güven düzeyi en düşük ülke ise İsviçre oldu. 2015 yılında İsviçre’deki CEO’ların yüzde 24’ü gelir artışı konusunda kendinden oldukça emin olduğunu söylerken, bu oran 2016 yılında yüzde 16’ya geriledi. Gelirlerin artışı konusunda güven, geçtiğimiz yıla göre dünyadaki büyük ekonomilerin neredeyse tümünde azaldı. Örneğin Çin’de CEO’ların gelir artış beklentisi yüzde 36’dan yüzde 24’e, ABD’de yüzde 46’dan yüzde 33’e, İngiltere’de yüzde 39’dan yüzde 33’e ve Almanya’da yüzde 35’ten yüzde 28’e düştü. Bu oran sadece İtalya ve Japonya’da geçen yılla benzer kaldı. İtalya’da şirket gelirlerine güven her iki yıl da yüzde 20 iken, Japonya’da geçen yıl yüzde 27’den bu yıl yüzde 28’e çıktı. Bu genel eğilime karşı çıkan tek ülke olan Rusya’da geçtiğimiz yıl yüzde 16 ile oldukça düşük olan güven seviyesi bu yıl yüzde 26’ya yükseldi. Türkiye’de ise şirket büyümesi konusunda “çok emin” olduğunu söyleyen CEO’ların oranı yüzde 40 oldu.İlk 10 yatırım pazarına Meksika geri döndü ve BAE katıldı
Yatırım beklentileri açısından ABD, Çin, Almanya ve İngiltere, CEO’ların önümüzdeki 12 aydaki büyüme için en önemli gördüğü ülkeler olmaya devam etti. Meksika ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de, Endonezya ve Avustralya’nın yerini alarak bu yıl ilk 10’a girdi. Küresel yatırım pazarları arasında Hindistan, Brezilya, Japonya ve Rusya da yer alıyor. Türkiye’deki CEO’ların yatırım yapmayı planladığı ülkeler arasında ise yüzde 27 oranla ilk sırada ABD, yüzde 23 ile Rusya ve ardından yüzde 20 oranla Almanya ve Çin geliyor.PwC Küresel CEO Araştırması 2016 sonuçlarından öne çıkanlar…
İşe alım beklentilerinde 2 puanlık düşüş PwC araştırmasına göre geçen yıla göre iki puanlık düşüşle CEO’ların yüzde 48’i, önümüzdeki 12 ayda çalışan sayılarını artırmayı planlıyor. İşletmelerin işe alım faaliyetlerinin en yüksek olduğu ülkeler, Hindistan (yüzde 70), İngiltere (yüzde 66) ve Çin (yüzde 57) olarak görülüyor. Temel becerilerin ulaşılabilirliğine ilişkin endişeler yüzde 72 ile hala yüksek oranda seyrediyor. Eğlence ve medya sektörü ve teknoloji sektörü başta olmak üzere bazı sektörlere ilişkin endişe seviyelerinin yüksek olduğu görülürken, STEM (fen bilimleri, teknoloji, mühendislik, matematik) becerilerinin eskiden beri önemli olduğu üretim, ilaç ve yaşam bilimleri sektörleri de endişe seviyesi açısından ön plana çıkıyor. Coğrafi açıdan endişe seviyeleri Asya-Pasifik (yüzde 81), Orta Doğu (yüzde 83) ve Afrika bölgelerinde (yüzde 86) en yüksek; Batı Avrupa’da yüzde 59 ile en düşük seviyede gerçekleşti. CEO’ların yüzde 49’u geleceğin liderlerini geliştirme yöntemlerini değiştirdiklerini söylüyorlar. Bu da işletme liderlerinin, gelecek kuşak CEO’ların teknoloji, daha kapsamlı tehditler ve paydaşların organizasyonlardan beklentilerini içeren daha karmaşık bir ortamı idare edebilmek için daha kapsamlı becerilere sahip olması gerektiğinin bilincinde olduğunu gösteriyor. CEO’ların artan paydaş beklentileri ve işletmeye güven konularına ilişkin kapsamlı görüşlerine bakıldığında, yüzde 41’i işyeri kültürü ve davranışlarına daha fazla odaklandıklarını belirtiyor. Türkiye’deki CEO’ların yarısı yetenekleri elinde tutmak için performans yönetimine odaklanırken, önümüzdeki 12 ay içerisinde planladıkları yeniden yapılandırma çalışmalarının arasında maliyet düşürme girişimleri, yeni iş ortaklıkları ve yurtiçi birleşme/satın almalar öne çıkıyor.CEO’lar vergi sistemi ve gelir eşitliğinde iyileştirme bekliyor
CEO’ların yüzde 56’sı net ve etkili bir vergi sisteminin hükümetlerin birinci önceliği olması gerektiğini belirtirken, yüzde 53’ü nitelikli, eğitimli ve uyum sağlayabilen iş gücünün, yüzde 50’si ise hem fiziksel hem de dijital altyapının önemli olduğunu belirtiyor. Ancak CEO’lar özellikle etkin bir vergi sistemi ve gelir eşitliği açısından hükümetlerinin çok iyi olduğunu söylemekten kaçındılar. CEO’ların yüzde 67’si istikrarlı bir vergi sisteminin düşük vergi oranlarından daha önemli olduğu görüşünde. Diğer yandan CEO’ların yüzde 33’ü hükümetlerin kişisel verileri koruma konusunda yetersiz olduğunu söylerken, yüzde 26’sı ise yeterli olduğunu görüşünde. Çin (yüzde 46), ABD (yüzde 60), Brezilya (yüzde 72), ve Arjantin (yüzde 52) bu konuda en yüksek endişe seviyelerine sahip hükumetler arasında yer alıyor.Teknolojik gelişmelerin işletme beklentilerinde etkisi yüksek
Küresel CEO Araştırması’na göre CEO’ların yüzde 90’ı artan müşteri ve paydaş beklentilerini değerlendirmek ve bu beklentileri karşılamak için teknoloji kullanımı şekillerini değiştirdiklerini belirtiyor. En önemli değişim seviyeleri, müşterilerin hizmet beklentilerinin yüksek olduğu bankacılık ve sermaye piyasaları (yüzde 90), sigortacılık (yüzde 95), konaklama ve eğlence (yüzde 94) ve sağlık (yüzde 93) sektörlerinde görülüyor. Genel olarak, CEO’ların dörtte üçü (%77) teknolojik gelişmelerin, işletmelerin iletişim, raporlama, yatırım ve planlamaya yönelik beklentilerini önümüzdeki beş yıl içinde değiştirmiş olacağına inanıyor. Türkiye’deki CEO’lar için de ek maliyetler önemli bir engel teşkil ederken, doğru yeteneklerin eksikliği yüzde 53 oranla en önemli engel olarak karşımıza çıkıyor. Buna ek olarak, CEO’ların yüzde 87’si şirketlerin uzun vadeli kârlılığı, kısa vadeli kârlılıktan daha önde tutacağını söylüyor. Genele bakılacak olursa, CEO’lar başarılı kuruluşlarda müşteri ve diğer paydaş ihtiyaçlarının hissedarların ihtiyaçlarından daha önemli olacağına inanıyor. Yeni teknolojiler konusunda CEO’lar en yüksek faydayı veri ve analiz araçları ile CRM sistemlerinden beklerken, Ar-Ge ve yenilik ise yüzde 53 oranla ikinci sırada geliyor. Tayvan (yüzde 76), Brezilya (yüzde 72), Fransa (yüzde 71) ve Almanya’daki (yüzde 67) CEO’lar ise küresel ortalamaya göre Ar-Ge ve yeniliğe daha fazla öncelik veriyor.Honeywell ve ODTÜ’den HVAC Teknoloji Platformu
Honeywell ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi geleceğin mühendislerinin otomasyon teknolojileri alanındaki eğitimlerine katkıda bulunmak amacıyla ısıtma, soğutma ve havalandırma sistemleri eğitim platformu HVAC’ı kurdu.
Honeywell’in sosyal sorumluluk programı Honeywell Hometown Solutions’ın kurumsal vatandaşlık yaklaşımıyla ücretsiz olarak sunduğu ekipmanlar ile oluşturulan platform, Makina Mühendisliği Bölümü öğrencilerine, bina otomasyonu ve iklimlendirme kontrolü alanında ısıtma, soğutma ve havalandırma sistemlerindeki saha süreçlerini birebir modelleme imkanı sunuyor.
Honeywell Türkiye ve Orta Asya Başkanı Orhan Geniş, “Daha önce ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü işbirliği ile hayata geçirdiğimiz projeyi Makine Mühendisliği Bölümü ile bu yıl bir adım daha ileriye taşıyoruz. Bu işbirliği sayesinde ülkemizin ihtiyacı olan daha fazla sayıda kaliteli mühendislik öğrencisinin yetişmesi için eğitimlerine destek oluyoruz. Amacımız öğrencilerin mezun olduktan sonra karşılaşacakları profesyonel iş hayatındaki süreçlere daha kolay uyum sağlamalarına destek olmak ve Türkiye’nin kalifiye iş gücüne katkıda bulunmak. Bu amaç doğrultusunda Türkiye’nin en değerli üniversitelerinin başında gelen ODTÜ ile işbirliği yapıyor olmaktan ötürü gurur duyuyoruz” dedi.
Projeyle ilgili değerlendirmede bulunan ODTÜ Makina Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tuna Balkan da, “Honeywell’in ürünleri ile akademisyenlerimiz tarafından tasarlanan HVAC Teknoloji Platformu’nun öğrencilerimizin deneysel eğitim süreçlerine önemli katkı sağlayacağına inanıyorum. En son teknoloji ile geliştirilen platform gerçek zamanlı deneyimlemede öğrencilerimiz için çok değerli bir fırsat. Honeywell ile gerçekleştirdiğimiz işbirliği sayesinde öğrencilerimiz küresel ölçekli iş fırsatlarına önceden hazırlanma imkanı bulacaklar” şeklinde konuştu.
Honeywell ve ODTÜ işbirliği, Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Süreç Denetim Laboratuvarı’nda kurulan platform ile ilk kez 2014 yılında başlamıştı. Proses otomasyon ve kontrol teknolojileri konusundaki eğitimlerde kullanılan ilk platformun ardından işbirliğinin bir sonraki adımı olarak hayata geçen bu yeni platform ile öğrencilerin iklimlendirme sistemleri konusundaki son teknolojilere daha iyi uyum sağlayarak gelecekteki iş hayatına şimdiden hazır olmaları amaçlanıyor.
Tasarımı ODTÜ Makina Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri ile işbirliği içerisinde gerçekleştirilen platformun klima santrali (AHU) ünitesinde, Honeywell saha cihazları kullanıldı. Honeywell Entegre Bina Yönetim Yazılımı (Enterprise Buildings Integrator – EBI) adı verilen entegre bir ön uç/frontend aplikasyonu ile gerçek bir binanın HVAC simülasyonunun modellenmesine olanak sağlayan platformun kontrolü Honeywell XL Web II Kontrolörleri ile gerçekleştirildi. Platform sayesinde öğrenciler bina otomasyonu ve iklimlendirme sistemlerinde farklı otomasyon senaryolarını modelleyerek gerçek zamanlı deneyler yapma imkanına sahip oldular.
1992 yılında kurulan Honeywell Türkiye’nin İstanbul, Ankara ve İzmir’de şubeleri bulunmaktadır. Türkiye’nin önde gelen sanayi tesislerinin çoğu, üretimde kalite ve enerji verimliliği nedeniyle Honeywell’i tercih etmektedir. Ticari binalar ve konutlarda konforlu bir yaşam ve güvenli bir çalışma alanı oluşturmak için Honeywell’in akıllı bina teknolojileri tüketiciler tarafından öncelikli olarak tercih edilmektedir. Endüstri 4.0 Ne Değildir?
Eğer medyadaysanız bir şekilde kendinizi okutmanız, izletmeniz gerekir. Bunun için sıkça yapılan uygulamalardan biri ise içinde yüksek sayılar bulunan haberlere sansasyonel bir hava katıp vermektir. Davos Zirvesi’nin ana gündemi olan Endüstri 4.0 tam da medyaya istediği bu malzemeyi verdi. Zirveyi düzenleyen Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) blogunda çıkan bir makale hızla yayıldı. Yalnızca Türkiye’deki yayınlar değil, hemen her ülkenin önde gelen yayınında da aynı haber vardı.
Alex Gray imzasıyla yayınlanan bu makale, Endüstri 4.0’la ilgili WEF’in blogunda yayınlanan onlarca makaleden yalnızca biri. Ancak medyada diğer makaleler arasında bulunan Endüstri 4.0’ın ne tip değişimler getireceği, Afrika ülkelerine ne gibi ekonomik katkıları olacağı, hangi sektörü nasıl değiştireceğine dair yorumlar maalesef pek çıkmadı.
Bunu bir kenara bırakıp Endüstri 4.0’ın gerçekte ne gibi değişimler getireceğine bakmakta fayda var. Çünkü bu yapılmadığı takdirde insanların aklında sadece robotların ve yapay zekanın yaygınlaşması yüzünden 5 milyon kişiyi işsiz bırakacağı kalacak. Yapay zekanın halen bebek adımları attığını ve raporda belirtilen 2020’de değil, 2025 sonrasında asıl etkisini göstereceğini hatırlatmakta fayda var. Detayları TechInside için daha önce yazdığım, “2026’yı İnsan Egosu Şekillendirecek” başlıklı yazıda bulabilirsiniz.
Yaşanacak değişimlere dönelim. Endüstri 4.0’ı öncelikle geçmişteki kapsamlı değişimlerle karşılaştırmakta fayda var. Mesela tarlaların artık insan ve hayvan gücüyle değil, traktörle sürülmesi gibi. Eğer bu olmasaydı bugün sadece belirli bölgelerde değil, dünyanın pek çok yerinde açlık sorunuyla karşı karşıya olacaktık. Endüstri 4.0, şimdi bunu bir adım daha öteye taşıyan yenilikler içeriyor. Nesnelerin interneti, drone tipi insansız hava araçları, uydu verilerinden uzun vadeli hava durumu takibi gibi işlemler, 5G gibi gelişmiş iletişim teknolojileri sayesinde ekilen tarlalardan çok daha yüksek verim alınabilecek. Dünya nüfusunun büyük bir iştahla arttığını düşünürsek daha verimli tarlalara kesinlikle ihtiyacımız var.
Bir başka sektörü ele alalım. Mesela otomotiv. Üretim sektörü, Dünya Ekonomik Forumu’nun raporunda belirtildiği gibi en fazla etkilenecek alanlardan biri. En fazla derken 5 yıllık dönem için öngörülen azalma oranının yüzde 1,63 olduğunu belirtmeliyim. Ancak otomotiv özelindeki değişim sanılanın aksine bu kadar etkili olmayacak. Zira otomotiv üretiminde endüstriyel robot kullanımının geçmişi 1959’a kadar gidiyor. Endüstriyel robotların en yoğun kullanıldığı ülkelerden biri olan ABD’deki oran zaten bugün bile kimi tesislerde yüzde 80’lere kadar çıkmış durumda. Almanya’da da benzer bir durum söz konusu. Bir diğer büyük üretici Japonya için de aynı yorumu yapmak mümkün. Otomotivi bugünkü büyüklüğüne getirenler arasında robotların payı büyük. Şöyle düşünün, eski usül insan gücü odaklı bir üretim sürecinden bahsediyor olsaydık o çok beğendiğiniz otomobili almak için belki 1,5 – 2 yıl beklemeniz gerekecekti. Bunu ister miydiniz?
Endüstri 4.0 elbette sadece tarım ve otomotivi dönüştürmeyecek. İnşaat, medya, finans, enerji, sağlık diğerlerine oranla daha fazla etkilenecek sektörler arasında yer alıyor. Diğer yandan verimliliğe olan katkısı sayesinde küresel ısınmayla mücadelede de en önemli araçlardan biri olacak. Aşağıda, Dünya Ekonomik Forumu’nun Davos’un hemen öncesinde yayınladığı Future of Jobs isimli rapordan bir ekran görüntüsü bulacaksınız. Burada hangi sektörde ne oranda çalışan sayısı değişimi olacağı net bir şekilde veriliyor.
Raporda olan, ancak medyada görünmeyen bir diğer nokta da 2020’de çalışanların ne gibi yeteneklere sahip olması gerektiği. Problem çözme yeteneğiniz yine öncelikli, ama mesela kalite kontrol işi çoğunlukla robotlar tarafından yapılacağından iş dünyasında aranan bir kriter olmayacak. 2020 kriterlerinden biri “duygusal zeka”nız. Yaratıcılık da hızla yükselenler arasında.
Özetle, Endüstri 4.0 sadece sektörleri değil, iş dünyasını ve dolayısıyla sizi dönüştürecek. Umarım, geleceğin iş dünyası temsilcilerini yetiştiren üniversitelerimiz bu durumun farkındadır… KOBİ’lerin e-ticaret satışları %60 arttı




ABD’nin savunma bakanlığına bağlı dev araştırma kurumu DARPA çok önemli bir teknoloji üzerinde çalıştığını resmen duyurdu.
DARPA’nın açıklamasına göre kurum “brain-machine interfaces” (Beyin-makine arayüzü) (BMI) ismini verdiği yeni bir teknolojiyi hayata geçirmek üzere.
BMI, insan beynine eklenecek bir cihaz ile dijital cihazları beyin vasıtasıyla kontrol etmeyi mümkün kılıyor. Daha anlaşılır bir örnek vermek gerekirse, beyine yerleştirilecek küçük bir cihaz, akıllı telefon ile iletişim kurarak, kullanıcının sadece düşünerek kontak listesindeki kişileri aramasını, uygulamaları çalıştırmasını sağlayacak.
Söz konsu cihaz, DARPA’nın uzun süredir üzerinde çalıştığı Neural Engineering System Design (NESD) projesinin bir parçası olarak geliştiriliyor. Cihazın temel işlevi ise nöronlar arasındaki kimyasal sinyalleri dijital sinyallere çevirmek olacak.
![the-future-of-online-shopping[1]](https://www.techinside.com/wp-content/uploads/2016/01/the-future-of-online-shopping1-768x432.png)






