Emarsys Türkiye Ülke Müdürü Murat Erdör, yeni e-ticaret yasasından sonra şirketlerin önemli oranda veri kaybına uğradığını belirterek, şirketlerin yeni tüketicilere ve üyelere ulaşmasını sağlayacak 5 yöntemi açıkladı. Yazılı veya elektronik onay olmadan, tüketicilere ileti gönderimini yasaklayan yasayla şirketlerin ciddi veri kaybına uğradığını ifade eden Erdör, yeni ortamda doğrudan pazarlama kanallarının interaktif yapıya dönüştüğünü ve tüketici odaklı dijital pazarlamanın daha önem kazandığını vurguladı. Emarsys Türkiye Ülke Müdürü Murat Erdör, tüketici odaklılık açısından yeni üyeleri çekmenin 5 yöntemini şirketlere hitaben şöyle açıkladı:
1. Sadece mutlaka gereken bilgileri isteyin: Üyelik formunuzu sadeleştirerek, sadece en gerekli bilgileri talep edin.
2. Farklı üyelik türleri sunun: Hedef kitlenize, e-bülten seçenekleri sunarak ne tür içerikleri ne sıklıkla almak istediklerini size söyleme imkânı verin.
3. Potansiyel üyelere neye abone olduklarını anlatın: Müşterilerinize; indirimler, yeni ürünler, özel etkinliklere davetiyeler vb. neler göndermeyi planladığınızı söyleyerek, kendileriyle ilgili olup olmadığını anlamalarını sağlayabilirsiniz.
4. İzin formunuzu sitenizde öne çıkarın: Üye olmayı kolaylaştırmak için izin formunuza sitenizin çeşitli sayfalarında yer verin ancak gizlemeyin, bir köşeye saklamayın. Yeni ziyaretçilerin üye olmasını teşvik etmek için “light box” veya “pop over” kullanılabilir.
5. Blog yazılarına üyelikle ilgili bir aksiyon çağrısı ekleyin: Her blog yazısının, YouTube videosunun veya başka içeriklerin sonuna üyelikle ilgili bir link ve aksiyona çağrı ekleyin. Yeni yasayla şirketler veri kaybına uğradı
Emarsys Türkiye Ülke Müdürü Murat Erdör, yeni e-ticaret yasasından sonra şirketlerin önemli oranda veri kaybına uğradığını belirterek, şirketlerin yeni tüketicilere ve üyelere ulaşmasını sağlayacak 5 yöntemi açıkladı. Yazılı veya elektronik onay olmadan, tüketicilere ileti gönderimini yasaklayan yasayla şirketlerin ciddi veri kaybına uğradığını ifade eden Erdör, yeni ortamda doğrudan pazarlama kanallarının interaktif yapıya dönüştüğünü ve tüketici odaklı dijital pazarlamanın daha önem kazandığını vurguladı. Emarsys Türkiye Ülke Müdürü Murat Erdör, tüketici odaklılık açısından yeni üyeleri çekmenin 5 yöntemini şirketlere hitaben şöyle açıkladı:
1. Sadece mutlaka gereken bilgileri isteyin: Üyelik formunuzu sadeleştirerek, sadece en gerekli bilgileri talep edin.
2. Farklı üyelik türleri sunun: Hedef kitlenize, e-bülten seçenekleri sunarak ne tür içerikleri ne sıklıkla almak istediklerini size söyleme imkânı verin.
3. Potansiyel üyelere neye abone olduklarını anlatın: Müşterilerinize; indirimler, yeni ürünler, özel etkinliklere davetiyeler vb. neler göndermeyi planladığınızı söyleyerek, kendileriyle ilgili olup olmadığını anlamalarını sağlayabilirsiniz.
4. İzin formunuzu sitenizde öne çıkarın: Üye olmayı kolaylaştırmak için izin formunuza sitenizin çeşitli sayfalarında yer verin ancak gizlemeyin, bir köşeye saklamayın. Yeni ziyaretçilerin üye olmasını teşvik etmek için “light box” veya “pop over” kullanılabilir.
5. Blog yazılarına üyelikle ilgili bir aksiyon çağrısı ekleyin: Her blog yazısının, YouTube videosunun veya başka içeriklerin sonuna üyelikle ilgili bir link ve aksiyona çağrı ekleyin. 2016’da siber paralı askerlerin sayısı artacak
Macaristan’ın Budapeşte şehrinde düzenlenen Kaspersky Lab’ın Cyber Security Weekend etkinliğinde Kaspersky Lab uzmanları 2016 tahminlerinden de söz ettiler. 2016 tahminleri, şirketin dünyanın her yerinden 42 üst düzey güvenlik uzmanını içeren GREAT (Global Araştırma ve Analiz Ekibinin) uzmanlıklarına dayanıyor.
Tahminleri hakkında konuşan Kaspersky Lab Avrupa Araştırma Merkezi Başkanı Marco Preuss şunları söyledi: “BT güvenliği sektörünü zorlayacak gelişmelerle dolu bir yıl bekliyor. Bilgi ve tahminlerimizi sektörün her yerinden meslektaşlarımızın yanı sıra kamu kuruluşları, emniyet gücü ve özel sektör kuruluşlarıyla paylaşmanın önümüzdeki sorunlarla proaktif olarak yüzleşmek için gerekli işbirliğini teşvik edeceğine inanıyoruz.”
Kaspersky Lab’ın uzmanları, 2016 yılında siber casusluk simsarlığında büyük bir değişim göreceğimizi tahmin ediyor. Öncelikle APT’lerin (gelişmiş kalıcı tehdit) yapılandırma ve kullanımlarında büyük bir değişiklik olacak. Bellekte barınan veya dosyasız zararlı yazılımlara yönelim büyürken ‘kalıcılığın’ önemini yitireceği ve dolayısıyla virüs bulaşan bir sistemde bırakılan izlerin ve algılanma olasılığının azalacağı beklenmekte.
Bunun yanı sıra uzmanlar, üstün siber beceriler sergileme ihtiyacının azaldığını ve yatırım geri dönüşünün ulus devlet saldırganların çoğunun aldığı kararlara yön vereceğini görüyor. Bu nedenle, bootkit’ler, rootkit’ler ve araştırma ekipleri tarafından kullanılan özel zararlı yazılımlara yatırım yapmak yerine hazır zararlı yazılımların yeniden tasarlanmasında bir artış olacak.
Daha uzun vadeli bir bakış açısıyla, APT alanına daha fazla yeni başlayanın gireceğini beklemek doğru olacak. Daha fazla kişi çevrimiçi saldırılardan faydalanmaya çalıştıkça siber paralı askerlerin sayısı da artacaktır. Bu paralı askerlerin, ödemeye hazır olan herkese saldırı uzmanlığı sunması ve ayrıca ilgili şahıslara, ‘Hizmet olarak Erişim’ olarak adlandırılabilecek bir teklif biçiminde yüksek profilli kurbanlara dijital erişim satması beklenmekte.
Tüketicilere yönelik tehditler de gelişecek
Uzmanlara göre fidye yazılımları bankacılık Trojan’larında daha fazla zemin bulacak ve genellikle zengin ve bu nedenle karlı hedeflerin sahip olduğu OS X cihazlara ek olarak mobil ve Nesnelerin İnterneti gibi yeni alanlara yayılması bekleniyor.
Siber suçlular, durmadan kurbanların paralarını çalmanın yeni yollarını arayacak. Bu nedenle ApplePay ve AndroidPay gibi alternatif ödeme sistemlerinin yanı sıra borsaların finansal siber saldırılara daha fazla hedef olması bekleniyor.
2015 yılında Kasperksy Lab uzmanları, korsan aktivistlerden ulus devletlere kadar herkes özel resimler, bilgi, müşteri listeleri ve kodların kurbanları utandırmak amacıyla stratejik olarak bırakılmasını benimsediğinden utandırma ve zorbalık saldırıları olan DOXing’lerin sayısında artışa tanık oldu. Ne yazık ki Kaspersky Lab, bu uygulamanın 2016 yılında katlanarak devam etmesini bekliyor.
Peki ne yapılmalı?
Geleceğin siber saldırılarıyla bağlantılı riskleri en aza indirmek için şirketler, eksiksiz bir güvenlik stratejisi oluşturmalı ve uygulamaya koymalı. Personeli siber güvenlik konusunda eğitmek, fazladan koruyucu katmanla çok katmanlı Uç Nokta koruma uygulamak ve altyapının tüm unsurlarını korumak, mobil olan her şeye özen göstermek ve haberleşme ve hassas verilere şifreleme uygulamak önemli. Siber saldırılarla karşılaşma riski yüksek olan şirketler özel bir Güvenlik Operasyonları Merkezi oluşturmayı düşünmeli.
Bireysel kullanıcılar tüm cihazları için sağlam bir güvenlik çözümüne yatırım yapmalı ve şifreli haberleşmeye geçmeli. Bununla birlikte sadece teknolojiye de güvenmemeli. Siber güvenliğin temelleri hakkında bilgi edinmek çalışmak ve koruma çözümleriyle gelen seçenekleri keşfetmek sizi birçok vakaya karşı koruyabilir. Yaşamlarımızın git gide büyüyen bir bölümü çevrimiçi hale gelirken çevrimiçi alışkanlıklarınızı gözden geçirmek akıllıca olabilir; çünkü bilgi bir kez çevrimiçine yüklendiğinde sonsuza dek orada kalır ve size ve şirketinize karşı kullanılabilir. Türk girişimcilere Birleşik Krallık’ın kapıları açılıyor
Birleşik Krallık’ın Türkiye ile sağlık, eğitim ve enerji gibi pek çok farklı sektörde ticaret ve yatırım ilişkilerini geliştirmek amacıyla Mart 2013’ten bu yana sürdürdüğü GREAT kampanyası, Türk şirketlere yeni ufuklar açmaya devam ediyor. Kampanya kapsamında geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen GREAT Start-up yarışmasında elde edilen başarının ardından bu yıl düzenlenen GREAT Scale-up yarışması, kazanan şirketlerin Birleşik Krallık’ta işlerini büyütmelerini ve uluslararası bir ağa dâhil olmalarını sağlamanın yanı sıra girişimci bir ekosistem ile bağlantı kurmalarına yardımcı olacak.
Türk şirketleri Londra’da fırsatlarla buluşacak
GREAT Scale-up yarışmasının tanıtımı Suada’da yapılan 5. Geleceğin Gücü Girişimciler Forumu’nda gerçekleştirildi. GREAT Scale-up yarışmasını duyuracak olmaktan dolayı duyduğu heyecanı dile getiren Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu Leigh Turner, “Türkiye ve Birleşik Krallık tüm sektörler genelinde girişimci ve yenilikçi şirketlere sahip. Birleşik Krallık olarak biz fikir ve ticaret alışverişinin istikrar ve refaha katkı sağladığına inanıyoruz. Bu yüzden Türk ve İngiliz şirketlerini her fırsatta bir araya getirmeye çabalıyoruz.” dedi.
Yarışma hakkında bilgiler de veren Leigh Turner, “İşletmelerini İngiltere’de büyütmek isteyen şirketler, Türk CEO’lardan oluşan güçlü bir heyet tarafından değerlendirilecek ve iş fikri, niteliği ve İngiltere’deki büyüme potansiyeli gibi kriterlere göre katılımcılar arasından 5 girişimci şirket seçilecek. Şirketlerin ufuklarını genişletme fırsatı bulacağı bu yarışmanın iki ülke arasındaki bağları daha da güçlendireceğine inanıyoruz” diye konuştu. Twitter anket özelliğini geliştiriyor
Popüler sosyal medya kanallarından Twitter, bilindiği gibi geçtiğimiz dönemde anket özelliğini duyurmuş ve kullanıcıların beğenisine sunmuştu.
Birçok farklı kesimden kullanıcının ilgisi ile karşılanan Twitter’ın söz konusu bu anket özelliği, beraberinde bir eleştiriyi de getirmişti. Zira Twitter, bahsi geçen anket özelliğini, sadece iki farklı seçenek sunabilme olarak kısıtlamıştı.
Son gelen bilgilere göre ise Twitter, gelen bu eleştirileri göz ardı etmemiş ve yakın zaman içerisinde, iki seçenek kısıtlamasını artırma yönünde adım atma hazırlığında!
Twitter Anket’in iki seçenek kısıtlaması, kalkabilir!
Aslında aktarılan bu bilgi, bir safsatadan çok daha ötesi… Zira Twitter’ın Genel Medya Yöneticisi Katie Stanton, çeşitli anketler oluşturdu ve Twitter aracılığı ile oluşturulan bu twit anketler, iki seçenek ile sınırlı kalmayan ve dört seçenek sunan anketlerden meydana geldi.
Twitter yöneticilerinden gelen bu anket twitlerinden sonra, yakın zaman içerisinde iki seçenek sınırının kalkacağı dillendirilmeye başlandı.
Bu da demek olacak ki artık Twitter kullanıcıları oluşturacakları anketler için, sadece “Evet” veya “Hayır” cevaplarını kabul etmekle sınırlı kalmayıp, çok daha fazla seçenek sunan twit anketler oluşturabilecekler.
Şu an için, doğrudan Twitter kanadından resmi bir bilgi gelmiş değil. Ancak anlaşılan o ki Twitter, son dönemlerde yaşadığı mali sıkıntıları, aynı zamanda mevcut kullanıcıları için yaşamamak adına, gelen bu eleştirileri geri çevirmeyecek. YouTube, içerik sağlayıcılara hukuki destek verecek
YouTube’un, günümüzün en önemli içerik mecrasına dönüştüğünü kabul etmek gerek. Her gün yüz milyonlarca insanın ziyaret ettiği YouTube’da video üreten içerik sağlayıcıları da büyük önem taşıyor. Türkiye’de YouTube içerik sağlayıcıları, reklam verenlerin henüz düşük ücretler ödemesinden dolayısı, Avrupa ve ABD’deki içerik sağlayıcıları kadar büyük gelir kazanamıyor ancak piyasaya büyüdükçe, video üreticilerinin geliri de katlanıyor. Örnek vermek gerekirse, ABD’de sadece video oyunu tanıtan ortalama bir içerik sağlayacısının aylık 5-10 bin dolar düzeyinde gelir sağlaması, normal kabul ediliyor. Ortalamanın biraz üzerine çıkan içerik üreticileri aylık 20-30 bin dolarlar seviyesine çıkabiliyorlar. Çok popüler olan içerik sağlayıcıların yıllık reklam gelirleri ise milyon dolarlarla ölçülüyor.
Fakat içerik sağlayıcıların başında büyük bir bela var: Telif hakları… Videolarından büyük paralar kazandıkları ortaya çıkan içerik sağlayıcıları, videoda işlenen konu hakkında telif hakkı iddia eden fırsatçılar tarafından ağır tazminat davalarıyla tehdit ediliyorlar.
Bu durumun farkına varan YouTube da, içerik sağlayıcılarını koruma altına almak için onlara hukuki destek vermeye ve mahkeme masraflarını karşılamaya, şirket avukatlarını içerik sağlayıcıların emrine vermeye karar verdi.
Şimdilik bu karardan yararlananacak olanlar, 4 büyük içerik sağlayıcısı… Ancak YouTube diğer vakaları da inceleyerek başka içerik sağlayıcılarına da destek verebilecek. Kısacası, YouTube artık içerik sağlayıcılarını koruma altına aldı ve onlara bulaşan, YouTube’a bulaşmış olacak.
Windows 30 yaşına bastı
PC’leri komut satırıyla kullanılan bilgisayarlardan grafik ara yüzü ile çalışan sistemlere dönüştüren Windows işletim sistemi bugün 30 yaşına bastı.
Microsfot’un, MS DOS işletim sistemi ile birlikte piyasaya sürdüğü Windows ilk defa 20 Kasım 1985 yılında kullanıcılarıyla buluştu. Ancak o zamanın PC sistemlerinin tümü Windows’u çalıştırabilecek kapasiteye sahip değildi ve komut satırı üzerinden çalışan MS DOS sistemi de uzun yıllar yoğun olarak kullanılmaya devam etti.
Windows 1.0 aynı zamanda PC’leri mouse yardımıyla kontrol etmenin lüksünü de sunuyordu. Bugünkü Windows sistemine oranla çok basit işlevler yerine getirebilen Windows 1.0 sayesinde yazılımları pencereler üzerinde çalıştırmak ve yazılımlar arasında geçiş yapabilmek, bilgisayar kullanıcıları için çok büyük bir devrimdi.
Windows 1.0 piyasaya çıktığında, özellikle mouse’a alışık olmayan PC kullanıcıları arasında büyük şikayetlere neden olduysa da bu işletim sistemiyle IBM, Apple ve Microsoft arasında, kişisel bilgsayar pazarındaki büyük yarış da başlamış oldu.
“Farklı düşünmeye devam edin”
BrandWeek2015 kapsamındaki konuşmasında reklam ve pazarlama dünyasının ezberbozan inovasyondan nasıl yararlanmaları gerektiğini anlatan Intel Yeni Teknolojiler Dünya Başkan Yardımcısı Ayşegül İldeniz, 35 yıl öncesinin en önemli bilim kurgu dizisi Uzay Yolu’ndaki ışınlanma, ışık hızında seyahat dışında her teknolojinin günlük hayata girdiğini hatırlatarak şunları söyledi: “2020 yılında 50 milyar internete bağlı cihaz çıkacak ve 7 milyar insan var. Bu demek oluyor ki, kullandığımız, var olan her şey ama her şey akıllanacak ve bunlar milyarlarca olacak. Ama bunların da ötesinde yeni bir dünyaya giriyoruz. Bu cihazların oluşturacağı yeni dünyanın şekillenmesinde drone teknolojilerinden yapay zekâya, maker hareketinden giyilebilir teknolojilere pek çok yeni akım rol oynuyor. Özetlemek gerekirse kendi kendine karar veren nesneler, bunların gündelik hayatımıza nüfuz etmesi ve robotların giderek insanların işlerini yapmaları hayatımızı değiştiren temel trendler olacak. Bu denklemi çözdüğümüz anda çok farklı bir dünyaya merhaba diyeceğiz.”
Bugün ne düşünüyorsak tüm dünyaya bunu söylemeye başladığımızı belirten İldeniz, bundan sonra üretim konusunda da ne istersek onu üretir hale gelineceğini belirterek, “Kan şekerini dengeleyen kontak lens, evlere akıllı termostat, kendi kendine park eden otomobiller gibi şeyler yaygınlaşacak. Giyilebilir teknolojiler tarafınfda akıllı saatler, yol gösteren gözlükler, akıllı zıbınlar çok yakın zamanda günlük hayatımızın bir parçası olacak” şeklinde konuştu.
Güzel ve yaratıcı bir dünya bizim elimizde
Konuşmasının sonunda “Aynı beyinleri kullanıp farklı sonuçlara ulaşamazsınız. Ekibinizde sizden farklı kişiler de olmalı” diyen İldeniz sözlerini şöyle sürdürdü: “Rengarenk bir dünya hayal edin. Bu farklılığı kucaklamamız gerekiyor. Bizden farklı düşünen bizim gibi olmayan insanlarla ilişkiye geçmek çok önemli. Büyük farklılıklar her zaman aynı kişilerle oluşmaz. Bu olanakları güzel bir dünya için kullanabilirsek çok güzel bir dünya bizi bekliyor. Farklı düşünmeye devam edin.” Türkiye’nin sağlığı e-nabız’da atacak!
Turkcell CEO’su Kaan Terzioğlu, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. A. Arif Ergin ve T.C. Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci’nin konuşmacı olarak katıldığı panelin gündem maddeleri Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen e-nabız sistemi, 5G ve teknoloji yatırımları oldu.
Moderatörlüğünü Altınay Robot Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Altınay’ın yaptığı oturumda sektörlerin geleceğine etki eden en önemli unsur olan teknoloji ve teknoloji yatırımları ile yeni ürünler, yeni ihtiyaçlar, pazarlar oluşturmada ve mevcut ürünlerin geliştirilmesinde teknoloji etkisi ele alındı.
TÜBİTAK’ta Fikri Mülkiyet yaklaşımı başlıyor
1960’lardan bu yana Türkiye’nin teknoloji yüzü olan TÜBİTAK’ın 2005 yılı itibariyle değişim sürecine girdiğini değinen TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. A. Arif Ergin, bundan sonra Ar-Ge süreçlerinin ticari yönünün de ele alınması gerektiğine dikkat çekerek, yatırımcılarla yeni yaklaşımları paylaştı. Destek ve fonlama kısmının günümüzde teknoloji ve bilgi üretiminde tek başına sürdürülebilir olmadığına dikkat çeken Ergin, “Bugüne dek Ar-Ge kısmı fon ve desteklerle ilerledi. Ancak fikir ya da ürün ticari hayata geçemedi, altı hep boş kaldı. Bundan sonra Ar-Ge’den nasıl yüksek teknolojili ürün çıkarırız, ürünleri nasıl ticari hayata sokarız ve yüksek getiriler elde ederiz, buna odaklanmamız gerekiyor. Teknoloji üretiminde Fikr-i Mülkiyet yaklaşımını benimsemeliyiz. Uluslararası alanda savunabileceğimiz ve satabileceğimiz üretimler gerçekleştirmeliyiz. Ticarileşme ve markalaşma konusunda geride kalıyoruz. Ürünün haksız yere kullanılmasını engellemek için haklarımızı savunma platformunu oluşturmamış lazım. Böylelikle know how ihraç edebilir hale gelecek ve yüksek ekonomik değer oluşturacağız” dedi. Ergin, TÜBİTAK’ın finansör yapıdan çıkacağının belirterek, finans kısmını Devlet Kalkınma Bankası programları ve KOSKEB yaklaşımları ile bu ihtiyacın çözülebileceğini belirtti.
Türkiye’nin iletişim altyapısı herkese avantaj ve verimlilik getirecek
Türkiye’nin artık tüketen değil, üreten tarafta olması gerektiğine dikkat çeken Turkcell CEO’su Kaan Terzioğlu, Turkcell Teknoloji Merkezi’nden çıkan ürünlerin Türkiye’de kullanılmaya başlandığını belirterek şunları söyledi: “Merkezimizde 800’e yakın mühendis bulunuyor. Burada üç ana amaç etrafında çalışılıyor. Birincisi Telekomünikasyon. Şirketlerin işletim ve yönetim sistemlerinin geliştirilmesi, ithalatı azaltmak üzerine çalışmalar yapılıyor. İkincisi altyapıya yönelik kendi Ar-Ge’mizi yapıyoruz. Amacımız az kaynak kullanımıyla verimliliği artırmak. Son olarak geleneksel hizmetlerin yanı sıra katma değerli hizmetler geliştiriyoruz. Daha çok tüketicilerimizi ilgilendiren bu çerçevede anlık mesajlaşma, görüntülü ve sesli konuşma teknolojileri üretiyoruz. Dünya ekonomisinde çok önemli olan bu uygulama ve fikirler Türkiye’den çıkıyor. Bu yazılımlar ve adapte edilmiş donanımları pazara sunuyoruz. Teknoloji verimlilik getiriyor. Verimlilik rekabetin ana unsurudur. Rekabet avantajı sağlar. İletişim teknolojileri de bunun için var. Türkiye’nin iletişim altyapısını kurarak, herkese rekabet avantajı sağlayan platformları kurmayı hedefliyoruz.”
5G bugünün buhar teknolojisi
Gelecek teknolojilerine de değinen Terzioğlu, “Turkcell olarak toplam spectrum’un %47’sini aldık ve 13 yıl içinde hayata geçireceğiz. 4.5 G bir altyapı olacak. 5 G buhar ya da elektrik teknolojisi gibi, nesnelerin interneti olacak ve 1 milyar cihaza hizmet verecek. 5G tüm iş yapış şekillerini değiştirecek. Yani makineler makinelerle konuşacak. Verimlilik artışı gelecek. Yaptığımız işin tanımı değişecek. Az kaynakla büyük üretimler gerçekleşecek. En yakın örnek sürücüsüz otomobil. Bu teknoloji baştan aşağı tüm sektörleri değiştirecek. Bunların başında da sağlık ve eğitim olacak” dedi.
Türkiye e-nabız sistemi ile tanışıyor
T.C. Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci ise Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan e-nabız sistemine ilişkin çok önemli bilgiler paylaştı. Mobil uygulamaların doktor ve hastalar için kolaylık sağladığına dikkat çeken Birinci, “Tedaviyi ölçmek için kayıt sistemi lazım, bunun için de teknolojiye ihtiyaç var. Bundan sonra hasta olmayı önlemek üzere yapılacak çalışmalar öne çıkacak. Hastaya anında müdahale edebilecek teknolojik altyapıyı kurmak ilk hedeflerimizden. Bireyselleşmiş sağlık modelleri akıllı telefon kullanımı ile birleşecek. T.C Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen e-nabız sistemi bun en iyi örnek olacak. Herkes kendi durumunu sistem üzerinden takip edebilecek, kendi doktorunu seçebilecek, doktora gittiğinde sil baştan hikayeye gerek kalmayacak. Yayladaki kişi de ev hanımı anne de bunu rahatlıkla kullanabilecek. Mesafelerin bir önemi kalmayacak ve birçok hastalık, tedavi ve tavsiyeler bu kanal üzerinden yürütülebilecek. Sporcular bile kendi doping kontrollerini bu kanal üzerinden gerçekleştirebilecek. Salgın hastalıklarda önlem almak konusunda bize çok büyük hız kazandıracak. Bölgesel aksiyon alabileceğiz. Bu da maliyetleri azaltacak” diyerek yeni nesil sağlık sistemini zirvede katılımcılara anlattı. Google o ismi işe aldı!
Google, bulut bilişim alanında çok deneyimli bir isim olan Diane Greene’i işe aldığını duyurdu. Diane Greene VMWare’ın kuruluşunda bulunmuş ve 1998’den beri, internet teknolojileri alanında önemli uygulamalar geliştirmiş, bulut bilişim alanında çok deneyimli bir isim. Google şimdi bulut servislerini Greene’e teslim edecek.
Google, Greene’i işe alırken aynı zamanda Greene’in kurduğu bulut startup’ı Bepob’ı da satın alarak Google servisleri arasına kattı.
Google elinde bulundurduğu güçlü arama servisi, Chrome tarayıcısı ve Android işletim servisi sayesinde bulut alanında avantaja sahip. Fortune 500 listesinde yer alan büyük şirketlerinin %60’ı Google’ın profesyonel bulut bilişim servislerini kullanıyor. Ancak bu servisler, bulut bilişim alanındaki potansiyel gelir getirici servislerin sadece küçük bir kısmını oluşturuyor.
IDC’nin raporuna göre önümüzdeki 4 yıl içinde bulut bilişim ekonomisinin boyutu 25 milyar dolara ulaşacak. Google bu alanda piyasanın lideri olan Amazon ve hızla yükselen Microsoft ile rekabet etmek zorunda. Diane Greene’in Google saflarına katılması da Google’ın bu yarışta ciddi olduğunun bir işareti. 25 milyar dolarlık pastanın büyük payını kimseye bırakmamaya kararlı görünen Google, Greene’in yönetiminde bulut tabanlı uygulamalar ve hatta işletim sistemleri geliştirmek üzere çalışacak. Bu girişimin Google için ne kadar önemli olduğunu anlamak için, Google’ın gelecek tahminlerini de doğru okumak gerekiyor.
Google’ın hesaplarına göre, 2020 yılına geldiğimizde, Google’ın reklam kazancı, bulut bilişim servisi gelirlerinin altında kalacak. Yani bulut bilişim servisleri, Google’ın asıl kazanç kapısı olacak. Google’ın bu yıl kazançlarının %89’un (69 milyar dolar) reklamdan sağladığını düşünecek olursak, bu rakamları geçecek olan bulut bilişim servislerinin ne kadar stratejik öneme sahip olduğunu anlayabiliriz.
Elbette Türkiye’de de işlerimizi planlarken, dünyadaki bu yükselen trendi gözden kaçırmamak gerekiyor. Dünya artık bulut bilişim servisleri üzerinden iş yapıyorken, Türkiye’de hala klasik servisler ve uygulamalar üzerinden iş yürütmeye çalışacak firmaların rekabette geri kalacağını görmek zor değil. Ancak asıl mesee, Türkiye’de hızla yükselen bulut bilişim teknolojilerine ne kadar yatırım yapabilecek ve bulut bilişim teknolojileri geliştirme konusunda ne kadar başarılı olabilecek?
Samsung Electronics, “Asya’nın Topluma En Duyarlı Şirketi” seçildi

Skype’ta video kayıt dönemi başlıyor
Microsoft’un video görüşme uygulaması Skype, Android kullanıcıları için yeni bir özelliğini devreye alıyor.
Özellikle profesyonellerin yoğun olarak kullandığı Skype mobil uygulaması altık kullanıcıların aldığı video mesajları galeriye kaydetmesine olanak tanıyacak. Böylece ilgili video, kullanıcı tarafından dilediği zaman tekrar ulaşmak için kayıt altında olacak.
Yeni özelliği kullanmak için, videoyu alan kişi mesaj kutusunda videonun üzerine basılı tutarak çıkan seçeneklerden “galeriye kaydet”i işaretleyebilecek. Ayrıca yeni gelen güncelleme ile kullanıcılar, bir görüşmede gönderilen imajların üzerine basılı tutarak çıkan menü yardımıyla, ilgili imajı başka bir görüşmeye kopyalayabilecek. Bu özellik de yine iş dünyasında müşteri ile yapılan görüşmelerde elde edilen dosyaları iş arkadaşları ile yapılan görüşmelere aktarmak için hızlı ve pratik bir çözüm sunuyor.
Skype, söz konusu özellikleri şimdilik sadece Android uygulaması için devreye almış olsa da iOS uygulamasının da kısa süre içinde güncellenmesi bekleniyor. Google Play’de reklamlı uygulamalar işaretlenecek
Reklam destekli gelir modeli, çoğu mobil uygulama için hayati önem taşıyor. Ücretsiz veya düşük ücretle kullanıcısına ulaşan uygulamaların, düzenli gelir elde ederek geliştiricisini ayakta tutabilmesi için devreye reklamlar giriyor.
Reklam gelirini ise küçümsememek gerekiyor. Ortalama seviyede kullanıcısı bulunan ve hedef kitleye göre reklam alan bir uygulamanın geliştiricisine ayda 5-10 bin dolar seviyesinde gelir getirmesi çok olağan bir durum. Elbette bu rakamın ülkeden ülkeye değiştiğini de akılda tutmak önemli.
Ancak ne var ki, bazı reklamlı uygulamaların çok yoğun ve rahatsız edici boyutlarda reklam göstermesiyle kullanıcıların tepkisini çektiğini de unutmamak gerekiyor.
Google’ın şimdi bu duruma karşı kullanıcıları önceden bilgilendirmek için, uygulamalara “reklam destekli” işareti koyması bekleniyor. Firma bu konuda resmi bir açıklama yapmış değil ancak uygulama geliştiricelere gönderdiği e-mail ile, eğer uygulamada reklam kullanılıyorsa, yönetim konsoluna girerek bunu belirtmeleri istenmiş. Aksi halde uygulamanın Google Play markette engelleneceği uyarısı da yapılmış.
Dolayısıyla, yakın tarihte Google Play markette bazı uygulamaların üzerinde “reklam destekli” işaretini görebileceğiz.
Google minimum uygulama fiyatlarını düşürdü
Mobil uygulamalar ilk kez karşımıza çıktığımızda, onlarca dolara satılan masa üstü yazılımların yanında 1 dolarlık fiyatlarla herkese çok ucuz görünmüşlerdi.
,Ancak zamanla 1 doların bile pahalı olduğu ülkelerin bulunduğu gerçeği ortaya çıktı.
Hindistan gibi mili gelirin çok düşük olduğu ülkelerde, insanların ayda 5-10 dolarla geçinmeye çalıştığı bölgelerde, mobil bir uygulamanın 1 dolar olması, ne kadar mantıklı, bir düşünün…
Üstelik son dönemde doların tüm dünyada değer kazanmasıyla birlikte, düşük gelir seviyesine sahip toplumların mobil uygulamalara erişmesi daha da zorlaştı.
Google şimdi, bu handikabı yenebilmek için, doların milli paraya göre çok değerli olduğu, ayrıca milli gelir seviyesinin, asgari ücretin düşük olduğu ülkelerde minimum uygulama fiyatını düşürme kararı aldı.
Bu yeni kararla birlikte Hindistan, Ukrayna ve Türkiye, dünyada mobil uygulamaları en ucuz satın alabilecek ülkeler arasına girdi. En büyük fiyat düşüş oranı ise Polanya’da yaşandı. Ancak yine de AB üyesi olan Polanya’da minimum uygulama fiyatı 45 sent düzeyinde bulunuyor. Türkiye içinse minimun fiyat 21 sent.
Fiyatların yeniden belirlendiği ülkeler ise şöyle:
- Brezilya: R$ 0.99 (US$0.26) — eskisi: R$2.00
- Şili: CLP $200.00 (US$0.28) — eskisi: CLP $500.00
- Kolombiya: COP$ 800.00 (US$0.26) — eskisi: COP$ 2000.00
- Macaristan: Ft 125.00 (US$0.43) — eskisi: Ft 225.00
- Endonezya: Rp 3,000.00 (US$0.22) — eskisi: Rp 12,000.00
- Malezya: RM 1.00 (US$0.23) — eskisi: RM 3.50
- Meksika: MXN$ 5.00 (US$0.30) — eskisi: MXN$ 9.90
- Peru: S/. 0.99 (US$0.30) — eskisi: S/. 3.00
- Filipinler: ₱15.00 (US$0.32) — eskisi: ₱43.00
- Polanya: zł1.79 (US$0.45) — eskisi: zł2.99
- Rusya: руб 15.00 (US$0.23) — eskisi: руб 30.00
- Suudi Arabistan:﷼ 0.99 (US$0.26) — eskisi: 4.00﷼
- Günay Afrika: R3.99 (US$0.28) — eskisi: R10.00
- Tayland: ฿10.00 (US$0.28) — eskisi: ฿32.00
- Türkiye ₺0.59 (US$0.21) — eskisi: ₺2.00
- Ukrayna: ₴5.00 (US$0.21) — eskisi: ₴8.00
- Vietnam: ₫6,000 (US$0.27) — eskisi: ₫21,000.00
2016 ve sonrasında güvenliğimizi tehdit edecek saldırılar
Intel Security, 2016’da siber tehdit alanındaki önemli gelişmeleri tahmin ettiği McAfee Labs Tehdit Tahminleri Raporu’nu yayınladı. Gelecek senenin tahminlerinin yanı sıra 2020’ye kadar bu alanda beklenen doğal gelişmelerle ilgili öngörülerin de bulunduğu raporda, BT güvenlik endüstrisinin de muhtemel tepkilerine yer veriliyor. Intel Security’nin düşünce liderlerinden 33’ünün görüşlerini yansıtan rapor, siber suç alanında şu anki eğilimleri inceliyor, iş ve teknoloji fırsatlarına ayak uydurmaya çalışan organizasyonları gelecekte nelerin beklediği ve onları hedefleyen siber suçlular üzerine tahminlerde bulunuyor.
Intel Security’nin McAfee Labs’dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Vincent Weafer, “Organizasyonların karşı karşıya oldukları tehdit alanının gerçekliklerini karşılamak için, işlerini engelleyecek değil, tam tersi önlerini açacak, yarın ve uzak gelecekte ne tür tehditlerle karşı karşıya kalınabileceğini anlayan teknolojileri kullanarak, ihtiyaç duydukları yerde organizasyonlara yardım etmemiz gerekiyor” dedi.
Intel Security Türkiye ve Azeybaycan Bölge Direktörü İlkem Özar ise; bilişim teknolojilerindeki hızlı gelişim ve değişimin, BT güvenliğini de etkilediğini ve bu gelişmeleri takip etmenin ve anında tepki vermenin ötesinde, iyi bir öngörü sahibi olabilenlerin, risklerden kaçınıp, fırsatları değerlendirebileceğini söylüyor. Bu noktada hem 2016 hem de gelecek 5 senenin muhtemel tehditlerinin yer aldığı bu raporun değerinin bir kez daha önemi belirten Özar ” Teknolojiyi, son kullanıcıyı, veriyi ve dijital servisleri korumak için hepimizin gelecekte karşılaşacağımız tehlikeleri çok iyi anlaması gerekiyor.” diyor.
2016 Tehdit tahminleri
Fidye yazılımı tehditlerinden, otomobil sistemlerine yapılan saldırılara; altyapı saldırılarından, çalınan verilerin saklanıp satılmasına kadar muhtemel birçok tehditin bahsedildiği rapor 2016’da birçok farklı saldırı eğilimi kapsıyor.
Donanım
Her tipteki donanım ve bellenime (firmware) yönelik saldırılar muhtemelen devam edecek ve onları mümkün kılacak araçlar pazarı da genişleyip büyüyecek. Sanal makineler, sistem bellenim kök kullanıcı takımının (rookit) hedefi olabilirler.
Fidye yazılımı
Anonimleşen ağlar ve ödeme yöntemleri, hızla büyüyen fidye yazılımı tehdidine önemli derecede arttıran faktörlerden biri olmaya devam ediyor. 2016’da çok sayıda acemi siber suçlu, fidye yazılımlarındaki büyümeyi daha da hızlandırabilecek “bir-servis-olarak-fidye” ürünlerini kullanacaklar.
Giyilebilir cihazlar
Çoğu giyilebilir cihaz nispeten küçük miktarlarda kişisel verileri saklasa da, onları yönetmek için cep telefonlarını ele geçirmeye çalışan siber suçlular tarafından hedeflenebilirler. Endüstri, işletim sistemi çekirdekleri (kernel), ağ ve Wi-Fi yazılımları, kullanıcı arayüzleri, bellek, yerel dosyalar ve depolama sistemleri, sanal makineler, web uygulamaları, erişim kontrol ve güvenlik yazılımları gibi potansiyel saldırı noktalarını korumaya çalışacaktır.
Çalışanların sistemleri yoluyla saldırılar
Organizasyonlar, güvenlik durumlarını iyileştirmeye, son güvenlik teknolojilerini kurmaya, yetenekli ve deneyimli kişileri işe almaya, etkin politikalar oluşturmaya ve tetikte olmaya devam edeceklerdir. Böylece saldırganlar, muhtemelen odaklarını değiştirecek, diğer şeylerin yanı sıra, gittikçe artan bir şekilde çalışanlar yoluyla kurumlara saldıracak, kurumsal ağlara erişmek için çalışanların güvenliği nispeten zayıf ev sistemlerini hedefleyeceklerdir.
Bulut servisleri
Siber suçlular, bulut servislerini korumak için oluşturulmuş, zayıf veya önem verilmemiş kurumsal güvenlik politikalarını kullanma arayışında olabilirler. Giderek artan gizli iş bilgilerini barındıran böyle servisler, eğer kullanılırlarsa, organizasyonel iş stratejisi, şirketin portföy stratejileri, yeni nesil yenilikler, finansal bilgiler, satın alma ve ele geçirme planları, çalışan verileri ve diğer veriler riske girebilir.
Otomobiller
Güvenlik araştırmacıları, temel güvenlik özellikleri eksik olan veya en iyi güvenlik politikası uygulamalarını karşılamada başarısız olan, internete bağlanan otomobil sistemlerinin potansiyel olarak kötüye kullanım senaryolarına odaklanmaya devam edecekler. BT güvenliği üreticileri ve otomobil üreticileri, araç erişim sistemi motor kontrol birimleri (MKB’ler), motor ve transmisyon MKB’leri, gelişmiş sürücü yardım sistemi MKB’leri, uzaktan kumandalı anahtar sistemleri, pasif anahtarsız giriş, V2X alıcı, USB’ler, OBD II’ler, uzak bağlantı tipi uygulamalar ve akıllı telefon erişimi gibi saldırıya maruz kalabilecek noktaları korumak amacıyla, kılavuz, standartlar ve teknik çözümler geliştirmek için birlikte proaktif olarak çalışacaklar.
Çalınan verilerin veri ambarları
Çalınan kişisel kimlik bilgileri setleri, büyük veri ambarlarında bir araya getiriliyorlar ve bölece siber saldırganlar açısından daha değerli birleşik kayıtlar oluşturuluyor. Gelecek yıl, çalınan kişisel kimlik bilgileri, kullanıcı adları ve şifreler için çok daha güçlü bir karaborsanın geliştiğini göreceğiz.
Birleşik saldırılar
En önemli yeni saldırı vektörlerinden biri, sistemleri ve verileri bütünleştirmek için gizli ve seçici ele geçirmeler olacak. Bu saldırılar, bir kurbanın maaş çeki için maaş hesabı ayarlarını kötü amaçla değiştirmek ve parayı başka bir hesaba yatırtmak gibi fail lehine işlemlerin ve verilerin değiştirilmesi gibi olayları kapsayacak. McAfee Labs 2016’da, milyonlarca doların siber hırsızlar tarafından çalınabildiği finans sektöründe birleşik bir saldırıyı gözlemleyebileceğimizi tahmin ediyor.
Tehdit istihbaratını paylaşma
Birçok ülkede tehdit istihbaratının kurumlar ve güvenlik üreticileri arasında paylaşılması hızla artacak ve gelişecek. Şirketlerin ve kurumların tehdit istihbaratını devletle paylaşmasını mümkün kılacak şekilde yasal adımlar atılabilecek. Bu alanda en iyi uygulamaların geliştirilmesi hızlanacak, korumadaki gelişmeleri ölçmek için başarı ölçütleri ortaya çıkacak ve endüstri üreticileri arasındaki tehdit istihbaratı işbirlikleri genişleyecek.
2020’ye kadar tahminler
Beş yıllık bir sürece bakıldığında, tehdit aktörlerinin tipinin, saldırganların davranışlarının ve hedeflerinin nasıl değişeceği ve önümüzdeki beş yılda endüstrinin bu değişimleri nasıl karşılayacağı tahmin edilmeye çalışıldı:
İşletim sistemi altı saldırıları
Uygulamalar ve işletim sistemleri klasik saldırılara karşı güçlendirilirken, saldırganlar bellenim ve donanımdaki zayıflıklara yönelebilir. Saldırılar boyunca potansiyel olarak saldırganların geniş bir kontrol gücüne sahip olması, kolayca istedikleri sayıdaki kaynağa erişebilir ve sistem yönetimini alıyor olmaları, bu saldırı çeşidini daha cazip kılıyor.
Tespit edilmekten kaçınma
Saldırganlar, yeni saldırı noktalarını hedefleyerek, özel saldırı yöntemlerini kullanarak ve aktif olarak güvenlik teknolojisinden sakınarak, tespit edilmekten kaçınmaya girişeceklerdir. Bulunması zor saldırı stilleri, MBR’ı (master boot records), BIOS’u ve bellenimi hedefleyen dosyasız tehditleri, şifreli sızmaları, sandbox atlatma kötü amaçlı yazılımı, uzak kabuk ve uzak kontrol protokollarının kullanımını ve yukarıda adı geçen işletim sistemi altı saldırıları içerecektir.
Yeni cihazlar, yeni saldırı noktaları
IoT ve giyilebilir cihaz saldırılarında henüz büyük bir artış yokken, 2020’de bu sistemlerin kurulu tabanının saldırganları cezbedecek şekilde bir kullanım seviyesine eriştiklerini görebileceğiz. Teknoloji üreticileri ve dikey çözüm sağlayıcıları, uygun olduğu yerlerde cihaz mimarilerine güvenlik kontrolleri yerleştirirken, kullanıcı güvenliği kılavuzu ve endüstrinin en iyi uygulamalarını oluşturmaya çalışacaklardır.
Siber casusluk kurumsal alana yöneliyor
McAfee Labs, kötü amaçlı kod ve hacking servisleri için karaborsanın, siber casusluk kötücül yazılımlarının kamu sektöründe kullanılmasına ve kurumsal saldırılara finansal istihbarat toplamak ve saldırganların tercih ettiği piyasaları manipüle etmek üzere izin verebileceğini tahmin ediyor.
Gizliliğin zorlukları ve fırsatları
Kişisel dijital verilerin hacmi ve değeri artmaya devam edecek, bu da siber hırsızları cezbedecek ve potansiyel olarak da dünya genelinde yeni gizlilik yönetmeliklerinin çıkarılmasına yol açacaktır. Aynı zamanda şahıslar, verilerinin paylaşımı için tazminat talep edecek ve alacaklardır.Bu “değer değiş tokuşu” etrafında bir pazar gelişecektir ve bu pazarın şekillendirdiği çevre, şahısların ve organizasyonların dijital gizliliği yönetme şekillerini değiştirebilir.
Güvenlik endüstrisinin yanıtı
Güvenlik endüstrisi, özel saldırıları bulmak ve düzeltmek için daha etkili araçlar geliştirecek. Ele geçirilen hesaplarla bağıntısı olabilecek düzensiz kullanıcı aktivitelerini bulmak için davranış analitiği geliştirilebilir. Paylaşılan tehdit istihbaratı, muhtemelen sistemleri daha hızlı ve daha iyi koruyacaktır. Buluta entegre güvenlik, görünümü ve kontrolü iyileştirebilir. Son olaraksa, otomatik bulma ve düzeltme teknolojisi, kurumları en genel saldırılardan korumayı sağlayabilir, böylece BT güvenlik elemanları da en kritik güvenlik olaylarına odaklanmak için serbest kalırlar.
Weafer sözlerini şöyle tamamladı, “Tahminlere ve rakiplere ayak uydurmak, istihbarat değiş tokuşunu, bulut bilgi işlemi ve dağıtım gücünü, platform çevikliğini ve siber suçluların düzenli olarak kullandığı insan kaynakları değerlerini birleştirmemizi gerektiriyor. Gelecekteki tehditlere karşı savaşı kazanmak için, organizasyonlar daha fazla görmek, daha fazla öğrenmek, daha hızlı bulmak ve yanıt vermek ve ellerindeki bütün teknoloji ve insan kaynaklarını tam olarak kullanmak zorunda.” Silikon Vadisi’nde kamyonda yaşayan biri daha
24 yaşındaki mühendis Jason Roesslein, Tesla Motors’ta çalışmak için The Bay Area’ya doğru yola koyulmuştu.
Birkaç ay ev arkadaşıyla kaldıktan sonra ödediği 1.250 dolarlık kira kendisine çok fazla geldi ve farklı seçenekler aramaya başladı.
Jason, 2014 Ekim’den beri minibüste yaşıyor ve halinden de memnun. Duş almak için şirketin spor salonunu kullanıyor ve yemek konusunu da şirkette hallediyor. Bu yaşam biçimiyle Jason, 5 ayda 10.000 dolar gibi bir para biriktirmiş.
Peki neden bir minibüs?
Bu fikri düşündüğü ilk zamanlarda Tesla’da çalışan başka biriyle tanışan Jason, o kişinin de Subaru Forester’ında yaşadığını öğrenmiş. Daha sonra iş arkadaşının Subaru’sunu bir minibüsle değiştirmeyi planladığını duymuş. Bunun ardından aklında fikirler oluşmaya başlayan Jason yaptığı bir tasarımla minibüsü eve çevirme planlarına girişmiş. Bundan sonra yapması gereken eBay’den bir minibüs satın almak olmuş. 13.000 dolara aldığı 2006 model Dodge Sprinter’ın iç tasarımı için de 1.000 dolarlık bir harcama gerçekleştirmiş.
Bu yaşam tarzından sonra Jason’un gideri aylık 100 dolarlık araba sigortası ve 75 dolarlık telefon ücretine inmiş. Uyumak için bir uyku tulumu ve soğuk gecelerde ise ısıtıcıyla idare ediyor. Yemek için ise şirketin kafeteryasını kullanan Jason, tuvalet ihtiyacı için yine kampüsün tuvaletlerini, duş için de Tesla çalışanlarına ücretsiz hizmet veren bir spor salonunu kullanıyor.
Jason, seyyar evini her yere götürebiliyor ve bu da zamandan tasarruf anlamına gelmekte. Bir minibüste yaşamayı düşünmek zor olsa bile Jason bu duruma alışmış ve gerçekleştirdiği bu tasarruftan oldukça da mutlu.
İşin ilginç yanı ise, ABD’deki teknoloji çalışanları arasında bu yaşam biçiminin giderek daha fazla rağbet görmesi. Ev kiralarının aylık binlerce doları bulmaya başlaması, ev ve ofis arasında trafik sıkışıklığına katlanmak zorunda kalınması ayrıca bir evi ayakta tutmak için yan masrafların da çok olması, genç çalışanların ikinci el ucuz kamyonet/minibüs bozması karavanlarda yaşamayı tercih etmesine neden oluyor.
Maaşını kiraya yatırmak istemeyen ve hızlıca birikim yapmak isteyen gençler için bu akım Türkiye’ye de ulaşır mı bilinmez. İkinci el kamyon/minibüs fiyatları her ne kadar ucuz olsa da, Türkiye’de bu tür bir yaşam biçimine elverişli olacak kampüs sahibi şirketlerin bulunmaması, dev holdinglerin ise merkezlerini şehir içindeki gökdelenlere taşımış olması, genç mühendisler ve çalışanlar için kampüs olanaklarını kullanarak karavan içinde yaşama imkanını mümkün kılmıyor.
Kaynak: ShiftDelete.Net Kadın girişimciler e-ticarete erkeklerden önce giriyor
E-ticaret, barındırdığı geniş fırsatlar ve büyüme potansiyeli ile günümüzde girişimcilerin en çok ilgilendiği alanların başında geliyor. Türkiye’de e-ticaret yazılımları sektöründe lider konumda olan IdeaSoft, 16 Kasım’da başlayan Global Girişimcilik Haftası kapsamında, 2015 yılınının başından bu yana e-ticarete atılan girişimciler üzerinde bir araştırma yaparak ülkemizde e-ticaret girişimlerinin genel çerçevesini çizdi.
Türkiye’de 2015 yılında e-ticarete atılan girişimcilerin büyük bölümü İstanbul kaynaklı olduğunu açıklayan IdeaSoft, İstanbul’u takip eden illerin ise sırasıyla Kocaeli, Gaziantep, Kayseri ve Antalya olduğunu duyurdu. İstanbul’dan sonra gelen illerin Anadolu’nun hemen her bölgesinden olması, Türkiye’de e-ticaret bilincinin yaygınlaşmaya başladığının da bir göstergesi oldu.
IdeaSoft tarafından yapılan araştırmada ortaya çıkan bir diğer dikkat çekici sonuç ise kadın girişimcilerin e-ticarete olan büyük ilgisi oldu. 2015 yılında e-ticarete atılan girişimci kadınların sayısı geçtiğimiz yıla göre %80 oranında arttı. Bu kadın girişimcilerinin yaş ortalamasının da 24 olması bir diğer önemli veri olarak göze çarptı. E-ticaret girişimcisi erkeklerde ise yaş ortalaması 28 oldu. Bu da kadınların e-ticaret girişimlerini erkeklere oranla çok daha erken başlattığını ortaya koydu.
En Çok Tercih Edilen Sektörler Hangileri?
E-ticaret girişimlerinde en çok tercih edilen sektörün yöresel ürünler olduğunun belirtildiği araştırmada, organik ürünler, sağlıklı yaşam ürünleri, tekstil ve el yapımı özel ürünler de e-ticaret girişimcilerinin 2015’te en çok tercih ettikleri sektörler oldu.
IdeaSoft Genel Müdürü Seyhun Özkara, Global Girişimcilik Haftası kapsamında yaptığı açıklamada “E-ticaret, girişimciler için çok büyük fırsatlar barındırıyor. Bunun farkında olanların sayısı her geçen gün artıyor. E-ticarete atılan girişimcilerin önemli bir bölümü mevcut şirketlerini dijital dünyaya taşıyarak bu işe başlıyor. Girişimciler dijital dünyaya adapte oldukça başarı ihtimalleri o ölçüde artıyor. Sektöre de bağlı olarak bir e-ticaret girişimi 6 ay ile 1,5 yıl arasında bir dönem içerisinde meyvelerini vermeye başlıyor.” dedi.
IdeaSoft’tan E-Ticaret Girişimcilerine Destek
E-ticarete adım atmak isteyen girişimcilerin her zaman yanında olan IdeaSoft, Global Girişimcilik Haftası kapsamında, 16-30 Kasım tarihleri arasında yeni girşimcilere %30’a varan indirimler sunacak. IdeaSoft bunun yanında e-ticaret girişimcileri için IdeaSoft Akademi’de ücretsiz e-ticaret eğitimleri de verecek. Google yeni bir giyilebilir cihaz geliştiriyor
Google Glass çok sansasyonel bir ürün olarak yıllarca teknoloji dünyasının gündeminden düşmedi. Son olaraak, Google gözlüğün toplumda aldığı tepkilerden dolayı cihazı piyasaya sürmeye vazgeçmişken ortaya çıkan Hololens’in gördüğü büyük ilgiyle bu kararından vazgeçtiğini açıkladı. Glass’ı yeniden tasarlayarak ve geliştrerek daha kabul edilebilir bir ürün olarak piyasaya sürmeye hazırlanan Google bu sırada boş da durmuyor.
Glass’ı de geliştiren Google’ın giyilebilir cihazlar birimin, şimdi ekranı olmayan ancak akıllı yeni bir giyilebilir cihaz geliştirmek üzere çalışmaya başladığı duyuldu. Project Aura ismi verilen projenin, bir tür kulaklık olacağı ve Google Glass ile de uyumlu çalışacağı konuşuluyor. Projenin isminin, modüler telefon projesi Project Ara’ya çok benzemesi de modüler telefonla bağlantılı ayrı bir ürün olabileceği şüphesi doğuruyor.
Google projeyi geliştirecek mühendiseler için iş ilanı vermeye başladı ve işe daha önce girmiş mühendislerin LinkedIn profillerinden anlaşıldığı üzere projenin hem kulak hem de göz üzerine yoğunlaştığı anlaşılıyor.
Projeyi, 2014’te Google Glass projesinin başına geçen Ivy Ross’un geliştireceği de anlaşılıyor. Bu da projenin Glass ile bağlantısını ortaya koyuyor.
İsmi mi değişiyor?
Bir önemli ihtimal de, Google’ın daha önce ismi kötü olaylarla anılan Google Glass’ın ismini değiştirerek yeni tasarıma sahip bir ürün geliştirmeye çalışıyor olması.
Google Glass’ın sosyal alanlarda insanların mahremiyetini kolayca ihlal edebilecek bir ürün olması ona karşı gelişen ağır tepkilerin asıl nedenini oluşturuyordu. Örneğin bir kullanıcı, spor salonunda gözündeki Glass ile çevrede spor yapan insanları kolayca kayıt altına alıp çoğu insan için mahrem sayılabilecek bu görüntüleri sosyal medyada anı anına yayınlabiliyor. Dolayısıyla, Google Glass barlar, spor salonları, sinema-tiyatro salonları, restoranlar gibi sosyal alanların çoğunda yasaklanmıştı.
Google’ın şimdi projenin ismini değiştirmesi ve cihaza farklı bir imaj yüklemesi, insanların mahremiyet endişelerini gidermek için yeterli olacak mı, bilinmez. Google’ın rakiplerinin ortaya koyduğu diğer gözlükler, sosyal alanlarda kullanılabilecek gözlükler değiller. Microsoft’un Hololens’i veya Facebook’un Oculus’u tamamen ev kullanımına yönelik cihazlar.
Google ise bu alanda çok cesur bir adım atarak, sanal gerçeklik/arttırılmış gerçeklik gözlüğünü sokağa çıkarıyor ve bu da insanları korkutuyor.
Geçtiğimiz yıl ABD’de Google Glass giyen iki kişi, diğer insanların mahremiyetini ihlal ettiği gerekçesiyle çıkan kavgad hastanelik olana kadar dövülmüşlerdi. İşte Google’ın altından kalkması gereken “gerçek” bu.
Bakalım, Project Aura gerçekten duyurulduğunda karşımıza ne çıkacak ve karşımıza çıkan gözlük, insanların tepkisini yumuşatmayı başarabilecek mi? Bu çok zor bir görev ve sonucunu hepimiz çok merak ediyoruz. Microsoft, Minecraft ile kodlama öğretecek
Microsoft Minecraft’ı satın aldığında teknoloji dünyasında büyük şaşkınlık oluşmuştu. Rekor fiyata satın alınan oyun Microsoft’un artırılmış gerçeklik gözlüğü Hololens’in tanıtımında da büyük pay sahibi olmuştu.
Microsoft şimdi Minecraft’ı yeni bir proje için kullanmaya karar verdi. Bundan böyle çocuklar Minecraft sayesinde programlamayı öğrenebilecek.
ABD Başkanı Barack Obama’nın TV’de gençlere yönelik yayınladığı mesajlarda ısrarla kodlamayı öğrenmeleri gerektiğini vurgulamasından da anlaşılacağı üzere ABD’de çocukların kod yazmayı öğrenmesine büyük önem veriliyor.
Çocuklar bundan sonra Minecraft’ta oyunu kodlayarak oynayabilecekler. Böylece program yazmanın temel mantığını anlayabilecekler. Çocuklar, mouse ve klavye ile doğrudan gidip bir ağacı kesmek yerine, ekrandaki karakterin bu işi yapması için basit komutlar yazacaklar. Örneğin, a-baltayı çıkar, b-ağaç bul, c-ağacı kes, d-odunları eve getir, e-şömineyi yak.
Elbette Microsoft, bu kodlama sistemini daha derinleştirip çocukların Minecraft’ta kompleks işlemleri yaptırmalarını sağlayacak. Penta’dan bulut tabanlı çözümler platformu
Türkiye’nin önde gelen teknoloji dağıtıcılarından Penta Teknoloji, çeşitli tedarikçi ve hizmet sağlayıcıların bulut tabanlı çözümlerinin bayiler ve kullanıcılar ile buluştuğu Penta Bulut platformunu duyurdu.
Sanal bir Pazar yeri olarak tasarlanan Penta Bulut, Penta Teknoloji’nin 5.000’i aşkın bayisine, yazılım ve donanım pazarında olduğu gibi uçtan uca çözüm sunmayı hedefliyor. Bayiler bu pazar yerinde, müşterilerinin gereksinimi olan bulut ve servis hizmetlerini tek bir noktadan karşılayabilecek.
“Ekosistemi destekliyoruz”
Penta Bulut’un KOBİ ölçeğindeki işletmelerin ihtiyacı olabilecek pek çok hizmeti bayileri aracılığıyla, büyük yatırımlar yapmadan, aylık ve yıllık dönemlerde küçük ödemeler yaparak kullanabilmelerini sağlayan bir platform olma yolunda ilerleyeceğini belirten Penta Teknoloji Satış ve Pazarlama Direktörü Necmi Ön, konuyla ilgili olarak “Penta Bulut ile çözüm ortaklarımızın müşterilerine sunduğu ürün ve hizmet seçeneklerini artırarak iş alanlarını ve kazançlarını büyütmeleri, ayrıca global tedarikçilerin dünyasında yerli tedarikçilere de yer verilmesi hedefleniyor.”
Penta çözüm ortaklarına yönelik Bayinet portali üzerinden kullanıma sunulan Penta Bulut ile çözüm ortaklarına Bulut ve Servis Hizmetleri olmak üzere iki ana kategoride hizmet sunuluyor. Bulut Hizmetleri kapsamında sanal sunucu-altyapı, uygulamalar ve yedekleme çözümleri yer alırken; Servis Hizmetleri başlığı altında ise çözüm ortaklarının Penta’dan satın aldıkları kurulum gerektiren her türlü donanım ve yazılım ürünlerinin kurulu ve teknik ekip desteği sağlanıyor.
Hızla büyüyecek bir platform
Penta Bulut hizmetlerinde; Altyapı, Platform ve Uygulama kategorilerinde değişik konfigürasyonda belirlenip paket haline getirilmiş çözümler, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın (GİB) tüm teknik gerekliliklerini sağlayan e-dönüşüm çözümleri, T.C. Maliye Bakanlığı ve GİB standartlarına uygun geliştirilen e-fatura sistemleri, içerikleri ile farklılaşan üç ayrı web sitesi yazılım uygulaması ve üç ayrı paket e-ticaret uygulaması yer alıyor. ERP, CRM, doküman yönetimi ve zengin seçenekli sektörel temelli çözümler gibi pek çok ürün ve hizmet de önümüzdeki dönemde Penta Bulut Market’te yerini alacak. 








