Türk şirketi Google Eddystone’nun çözüm ortağı oldu

0
shop-product-physical-webHem Türkiye’de hem de dünyada adını ilk kez Apple’ın desteklediği Beacon teknolojisi konusunda geliştirdiği çözümlerle duyuran Türk Ar-Ge şirketi Blesh, önemli bir başarıya daha imza attı. 14 Temmuz’da Google’ın platform bağımsız Beacon teknolojisi olarak duyurduğu Eddystone’un dünyadaki ilk çözüm ortaklarından biri olma başarısını yakalayan Blesh, 2014 yılı sonunda da Nesnelerin İnterneti alanında bir ilki başarmış ve Google’ın önderlik ettiği Physical Web beacon cihazlarını geliştiren ve 2 haftada 30’dan fazla ülkeye satmayı başaran tek şirket olmuştu. Konuya ilişkin açıklama yapan Blesh CEO’su Devrim Sönmez, “Bir Türk teknoloji şirketi olarak dünyanın geleceğini şekillendirecek bir teknoloji konusunda uzmanlaşarak teknoloji üretmemiz ve onu dünyaya ihraç etmemiz genç bir şirket olan Blesh için oldukça önemli adımlar olmuştu.  Önce teknoloji devi Apple’ın ardından da yine dev bir şirket olan Google’ın ekosistemine dahil edilmemiz bize büyük gurur kaynağı ve motivasyon oldu.  Bu süreçlerde ortaya koyduğumuz başarılar Türkiye’nin teknoloji alanında dünyaya yeni teknolojiler ihraç edebileceği konusunda önemli birer örnek olma özelliği taşıyor. Blesh olarak; Türk mühendislerinin gücünü bundan sonra da tüm dünyaya göstermeye ve büyümeye devam edeceğiz” dedi. Eddystone, Bluetooth Smart teknolojisini kullanarak lokasyon bazlı iletişime ve Nesnelerin İnterneti’ne yeni bir yön veriyor. Eddystone, hem iOS hem de Android işletim sistemleriyle çalışabiliyor.

e-tebligat dönemiyle tasarruf başladı

0
e-tebligatTürkiye’de, UYAP sistemi üzerinden yılda ortalama 9 milyonu tüzel ve 27,5 milyonu gerçek kişiler olmak üzere toplamda 36,5 milyon adet tebligat gönderimi gerçekleştiriliyor. En önemli e-dönüşüm süreçlerinden birini oluşturan e-tebligat sayesinde günler veya haftalar süren tebligat gönderim süreleri saniyelere iniyor. Kâğıt kullanılmadan yapılan e-tebligat uygulaması ile yılda ortalama 50 bin ağaç kesilmekten kurtulacak. Klasik yöntemlerle gönderimi gerçekleştirilen tebligatların maliyeti 14 TL’yi bulurken, e-tebligat ile bu rakam 1 TL’ye düşüyor. Kâğıt israfını engelleyen e-tebligat ile saniyeler içinde tebligat yapılabilecek Eski sistemde haftaları bulan tebligat süreleri geride kalıyor. E-tebligat ile saniyeler içinde tebligat yapılabilecek, ilgili yere ulaştığına dair delil okunabilecek. Dolayısıyla e-tebligat ile çok daha hızlı bir sisteme geçilmiş olacak. E-tebligat, kâğıt israfını engelleyeceği için aynı zamanda doğayla dost bir çözüm. Yükümlülerin e-tebligat alabilmeleri ve gönderebilmeleri için KEP adresi edinmeleri gerekiyor. KEP sistemi; resmi, hukuki ve ticari yazışmaların ve e-belge paylaşımlarının yasal geçerli, güvenli şekilde mekândan bağımsız olarak her an ve her yerden yapılabilmesini mümkün kılıyor. UYAP sistemi üzerinden 36,5 milyon adet tebligat gönderimi gerçekleştiriliyor Türkiye’de toplamda 36,5 milyon adet tebligat gönderimi gerçekleştirildiğini belirten TÜRKKEP Genel Müdürü Yüksel Samast, “Ülkemizde, UYAP sistemi üzerinden yılda ortalama 9 milyonu tüzel ve 27,5 milyonu gerçek kişiler olmak üzere toplamda 36,5 milyon adet tebligat gönderimi gerçekleştiriliyor. E-tebligat uygulaması, garantili, kesin teslim olanağı sunuyor. Bu sayede, hak kayıplarının önemli oranda azaltılması mümkün olacak. E-tebligat sistemi, tebligat gönderen merciiler için ve çok fazla sayıda tebligat alan kurumlar için kâğıt, postalama, işçilik, saklama gibi maliyetlerde yüksek oranda tasarruf sağlayacak.” dedi. Tek tıkla tebligat dönemi başladı E-tebligat sistemi ile 14 TL olan tebligat gönderim ücretlerinin 1 TL’ye düşeceğine dikkat çeken Samast, e-tebligat sisteminin kurumlar ve bireyler açısından zaman, maliyet, insan gücü gibi birçok açıdan ekonomik fayda sunduğunu ifade etti. Günler süren tebligat sürelerinin büyük iş kayıplarına yol açtığını söyleyen Samast, saniyeler içerisinde gönderimi gerçekleştirilecek tebligatlar ile kurumların ve bireylerinin işlemlerini daha hızlı, sorunsuz ve kolay yapabileceğini sözlerine ekledi. Ülkemizin e-dönüşüm sürecinde çok önemli bir adım attığının altını çizen Samast, Türkiye’nin önde gelen güven kurumu TÜRKKEP olarak KEP, E-Fatura, E-Defter, E-İmza, E-Tebligat ve E-Arşiv Fatura hizmetleri ile e-dönüşüme öncülük etmeye devam edeceklerini aktardı. Alıcı ve gönderici kimliği için e-imza şart KEP sisteminde kullanıcı olan özel veya tüzel kişilerin gönderi yapabilmeleri, gelen tebligatlara aynı yolla cevap yazabilmeleri için e-imza kullanmaları gerekiyor. KEP sisteminde hiçbir KEP iletisi e-imza olmaksızın gönderilemiyor. Alıcı ve gönderici kimliğinin tanımlanabilmesi için KEP sisteminde e-imza kullanılması gerekiyor.

AssisTT 1 ay içerisinde 465 kişi alacak

0
call centerGeleneksel çağrı merkezi işlevlerinin ötesine geçen hizmetleriyle dikkat çeken, Türk Telekom grup şirketi AssisTT, Türkiye’nin dört bir yanındaki çağrı merkezlerine yeni alım yaparak ülke istihdamına katkı sağlamaya devam ediyor.  AssisTT,önümüzdeki 1 ay içerisinde Burdur, Erzincan, Ordu, Giresun, Karaman, Kırıkkale ve Rize’de toplamda 465 kişilik personel alımı yapacak. İŞKUR işbirliği ile başlayacak işe alım sürecinde Giresun’da 100, Ordu’da 100, Erzincan’da 95, Rize’de 50, Burdur’da 50, Kırıkkale’de 50 ve Karaman’da da 20 genç AssisTT bünyesinde görev yapmaya başlayacak. Adaylar, başvurularını AssisTT kariyer portalı olan www.assisttkariyerim.comadresinden veya ilgili ildeki İŞKUR merkezinden yapabiliyor.
Yatırımlar kalkınmada öncelikli şehirlere 
21 şehirde 24 çağrı merkezi bulunan AssisTT, Anadolu’da sağladığı istihdam gücünü her geçen gün artırıyor. Yatırımlarını kalkınmada öncelikli şehirlerde yoğunlaştıran AssisTT’in son 2 yılda, 9 yeni çağrı merkezi açarak 5 bin 500’e yakın yeni personeli işe aldığına dikkat çeken AssisTT İnsan Kaynakları ve İdari İşler Genel Müdür Yardımcısı Banu Saraçlar,  “AssisTT Türkiye’de yaygın hizmet ağına sahip. Bu çerçevede Anadolu’ya istihdam için yatırımlarımız devam edecek. Şirket olarak özellikle Anadolu’da kalkınmada öncelikli yerlere özel önem veriyoruz. Yaptığımız bu yatırımlarla Türkiye nüfusunun geniş kesimini oluşturan kadın ve gençlerimizin istihdamına katkıda bulunduğumuz için ayrıca mutluyuz. AssisTT olarak büyüyen yapımızda iş deneyimi ile birlikte; eğitim ve gelişim fırsatları da sunarak çalışanlarımızı geleceğe taşıyacağız. Anadolu’ya istihdam için yatırımlarımız devam edecek” dedi.   Anadolu şehirlerine yatırımlarının süreceğini belirten Saraçlar; “Yaklaşık 10 bin çalışanı olan AssisTT, yalnızca büyük çapta işe alım yapmakla kalmıyor, çalışanlarının mutluluğunu ve kariyerlerinde ilerlemesi için de gereken altyapıyı da hazırlıyor. Çalışanlarımızın yükselmesine imkan veren iş modelleri oluşturmayı öncelikli işlerimiz arasında görüyoruz. AssisTT içinde yalnızca geçen yıl çalışanlar arasından 167 kişi yönetimsel-idari görevlere terfi etti. Bu da bizi sektörde ayrıştıran güçlü özelliklerimizden biri olarak ön plana çıkartıyor.” diye konuştu.

Teknosa kendi markasıyla akıllı telefon satacak

0
1.TeknoSA+Genel+Muduru+Bulent+GurcanTeknoSA, kendi akıllı telefon ve saatini piyasaya çıkararak Türkiye teknoloji perakendeciliği sektöründe yine bir ilki gerçekleştiriyor. 2000 yılından bu yana “Herkes için Teknoloji” felsefesi ile hareket eden ve bugün teknolojiyi Türkiye’nin 81 iline götüren TeknoSA, Preo markasıyla kendi ürünlerini tüketicilerle buluşturacak. Preo P1 akıllı telefon ve Pwatch akıllı saat modeli, 16 Temmuz itibariyle Türkiye’nin 81 ilindeki TeknoSA mağazalarında ve online alışveriş sitesi teknosa.com’da satışa sunulacak. 15’inci yılında yeni atılımlarla müşterilerine sunduğu kesintisiz deneyim ve teknolojide entegre hizmet anlayışını güçlendirmeyi hedefleyen TeknoSA, yılın ilk çeyreğinde, önce kendi markasıyla mobil iletişim hizmeti vermeye başladı. Şimdi de kendine ait özel markalı ürünlerle Türkiye’de teknolojiye erişimi daha da kolaylaştırmayı hedefliyor. Gürcan: “Bugün ve gelecekte tüm teknolojik ihtiyaçların tek adresi olmayı hedefliyoruz.” TeknoSA’nın kurulduğu günden bu yana Türkiye’de herkesin teknolojiye erişimini kolaylaştırdığını, teknolojinin tüm evlere girmesinde önemli bir rol üstlendiğini dile getiren TeknoSA Genel Müdürü Bülent Gürcan; “15 yıllık birikim ile şimdi daha fazlasını yapmak için kolları sıvadık. Sunduğumuz ürün ve hizmetleri, tüketicilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda çeşitlendirmek, herkesi akıllı cağın teknolojileriyle buluşturmak yönünde atılımlara imza atıyoruz. TeknoSA Mobil’i TeknoSA güvencesi ve avantajlarıyla müşterilerimize sunmak, bu doğrultuda atılmış önemli bir adımdı. Şimdi ise markalı ürünlerimiz TeknoSA Preo P1 model akıllı telefon ve Pwatch ile yine bir yeniliğe imza atıyoruz. Türkiye’nin 81 ilindeki mağazalarımız, teknosa.com ve mobil uygulamalarımızla yılda 200 milyonu aşkın ziyaretçi ağırlıyoruz. 4,5 milyonu aşkın Turuncu Kart sahibi müşterimiz var. Türkiye’de teknoloji ihtiyaç ve eğilimlerini en iyi analiz eden şirketlerden biriyiz. Bu birikimi de tüketicilerin beklentilerine göre tasarlanan akıllı telefon ve saat ürünlerimizle taçlandırmak istedik. Bu yatırımlarla TeknoSA’nın, bugün ve gelecekte tüm teknolojik ihtiyaçların TEK ADRESİ olmasını hedefliyoruz.” diye konuştu. Tüketicilerin ihtiyaçları dikkate alınarak geliştirildi Geliştirme aşamasında tüketicilerin beklenti ve ihtiyaçları göz önüne alınan Preo P1 akıllı telefon, ileri teknoloji özellikleriyle dikkat çekiyor. P1, ekran, kamera ve pil gibi detaylarda güçlü bir ürün. LTE yani 4G uyumlu. 5 inç ekran, 13 megapiksel arka, 5 megapiksel ön kamera çözünürlüğü ve standart 8 GB hafıza gibi özellikleri bulunan PREO P1, 749 TL’ye tüketicilerle buluşacak. TeknoSA’nın bir diğer Private Label ürünü Preo Pwatch ise sağlıklı ve hareketli bir yaşam arzu edenler için tasarlandı. Adım sayma, mesafe takibi, harcanan kaloriyi gösterme, uyku düzenini ve kalitesini takip etme ve vücut kitle indeksini ölçme özelliklerinin yanı sıra diyet programı yapabilmeye de imkan tanıyor. Farklı renkli kayışlarıyla modayı da beraberinde getiren Pwatch, 99 TL’lik fiyatıyla meraklılarını sevindirecek. Lansman dönemine özel olarak, Preo P1 telefon ve Pwatch akıllı saat birlikte 799 TL’den satışa sunulacak. Ayrıca, 24 ay taahhütlü TeknoSA Mobil hattını alan veya hattını TeknoSA Mobil’e taşıyanlar, Preo P1 telefona 350 TL’ye varan indirimle 399 TL’ye sahip olabilecek. Yine bu dönemde Preo P1 telefon alan müşterilere Preo markalı kılıf hediye edilecek. “Akıllı ürünü olmayan kalmasın” TeknoSA Genel Müdürü Bülent Gürcan, TeknoSA markalı ürünlerle ilgili hedeflerine dair şöyle konuştu: “Bilgiye erişimi kolaylaştıran, kesintisiz iletişim ve nesnelerin interneti döneminde daha iyi bir yaşam vaat eden akıllı ürünlerin, giyilebilir teknolojilerin Türkiye’de herkese erişmesini istiyoruz. Emarketer.com tahminlerine göre 2015 için Türkiye’de cep telefonu kullananlar içinde akıllı telefon penetrasyonu %50 seviyelerinde. Batı Avrupa’da bu oran %66’yı geçiyor. Bu da bize potansiyeli gösteriyor. Türkiye’nin lider teknoloji perakende şirketi olarak, tüketiciye daha fazla değer sunmak için hem özel markalı ürünler hem de diğer yenilikçi işlerle fark yaratmaya devam edeceğiz.” “Tüketici güveniyorsa, her ihtiyacı tek noktadan karşılıyor” Dünya’da ve Avrupa’da özel markalı ürünlerin çok yaygın olduğunu belirten Gürcan, Türkiye’nin bu alanda çok mesafe kaydettiğini, özellikle de telekomünikasyon sektöründe Private Label ürünlerin ciddi alıcı bulduğunu söyledi. Tüketicilerin teknoloji alışverişlerinde eskiye göre çok daha bilinçli olduğunu belirten TeknoSA Genel Müdürü;“Tüketiciler, perakende firmalarına güveniyorsa, gönül rahatlığı ile ihtiyacı olan tüm ürünleri de satın alıyor. Biz 15 yıldır müşterilerimizle güven-güven ilişkisini kurduk. Müşterimiz bizim markamıza güveniyor, biz de onlara güvenerek yeni ürün ve hizmetleri tüketicilerle buluşturmaya, özel markalı ürünlerle müşterilerimize değer katan seçenekler oluşturmaya yöneliyoruz” diye konuştu. “Büyümeyi akıllı telefonlar sürüklüyor” Türkiye Tüketici Teknolojisi Ürünleri pazarı hakkında da bilgi veren Bülent Gürcan, şunları söyledi: “Pazar, 2015 yılının ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14 büyüdü ve 9,4 milyar TL ciroya ulaştı. Bu dönemdeki yüzde 23’lük büyüme hızıyla Telekom kategorisinin büyümenin lokomotifi olduğunu görüyoruz. Burada akıllı telefonlar ön planda. Önümüzdeki dönemde de yeni modeller, 4G ve 5G’nin etkisiyle de büyümenin yine akıllı telefonlar odağında gerçekleşmesini bekliyoruz. PREO P1 ile akıllı telefon pazarına girmemizin önemli nedenlerinden birisi de bu. Bununla birlikte özel markalı ürünleri sadece akıllı telefonla ve akıllı saat ile sınırlı değerlendirmiyoruz, farklı kategoriler de gündemimizde.”

Skyscanner ve Yahoo! JAPAN’dan Dev İşbirliği

0
planes-189a2015 yılında yaklaşık 71 milyar dolar değerinde rezervasyon oranına ulaşması beklenen Japonya seyahat pazarı, dünyanın en büyük üçüncü pazarı olarak konumlanıyor. Skyscanner Japan kuruluşundan sonra gerçekleştirdiği bu işbirliği ile gücüne güç katarak bu önemli pazardaki büyümesini hızlandırıyor. Bu iş birliği sayesinde seyahatseverler için büyük bir fırsat yaratılıyor ve seyahatseverler ücretsiz olarak milyonlarca uçak biletini arama imkanı buluyor. Yapılan işbirliği kapsamında Skyscanner, Uygulama Programlama Arayüzü ‘nü (API) Yahoo! JAPAN ile paylaşarak uçuş arama sonuçlarına güç katacak. Bu şekilde Skyscanner, Yahoo! JAPAN’ın hem geniş kullanıcı kitlesinden hem de Japonya seyahat pazarının zenginliğinden faydalanabilecek. Ayrıca geçen yıl Japonya’da yüzde 40 oranında ziyaretçilerini artıran Skyscanner, bu pazarda daha da çok büyüyebilecek. Skyscanner’ın Kurucu Ortağı ve CEO’su Gareth Williams gerçekleştirilen işbirliğine ilişkin: “Skyscanner Japan uluslararası seyahat arama motoru destekli bir start-up projesi olup, dünyanın en büyük üçüncü seyahat pazarında yer alan en büyük arama motoru olarak konumlanmaktadır. Bu işbirliğinin Japonya ve tüm dünyadaki seyahatseverler için önemli bir gelişme olduğunu düşünüyoruz. Skyscanner olarak seyahatseverlere bütün dünyada çok kapsamlı seyahat alternatifleri sunuyor ve arama motorumuzu ülkeler bazında geliştirmenin seyahatseverler için de faydalı olacağına inanıyoruz. Yahoo! JAPAN ile gerçekleştirdiğimiz bu işbirliğimiz sonucunda; seyahatseverlere daha çok avantaj sağlayacağımıza inanıyoruz. “ dedi. Yahoo! JAPAN Medya Departmanı Müdürü Gen Miyazawa ise: “Lider uluslararası seyahat arama motoru Skyscanner ile yaptığımız bu işbirliği, Japonya’da seyahat alanında hizmet sunabilmemiz için bize büyük fırsatlar sağlayacak. Yahoo! JAPAN olarak Skyscanner’ın desteğiyle seyahatseverlere sunduğumuz seyahat deneyimini daha da zenginleştireceğiz. Skyscanner’ın seyahatteki uzmanlığıyla, Japonya’daki seyahatseverlere eşsiz bir seyahat deneyimi yaşatmayı hedefliyoruz. “ Skyscanner ve Yahoo! JAPAN‘ın yönetim kurulu seviyesinde üst düzey temsilciler tarafından teknik ve danışman sıfatıyla destek vereceği Skyscanner Japan ‘ın özerk bir şekilde çalışması planlanıyor. Bu anlamda öncelikle hem Yahoo! JAPAN hem de Skyscanner’dan Skyscanner Japan için çalışacak uzmanlar sağlanacak. Bu işbirliği kapsamında, Tokyo ofisinin kurulması ve bu ofise bir CEO atanması hedefleniyor.

Facebook, dijital asistan hazırlıyor

0
facebook MoneypennyJames Bond severler, Moneypenny ismini iyi bilirler. İngiliz istihbarat ajansı başkanının asistanı olan Moneypenny, Bond’a sık sık yardım eder ve bilmesi gereken bilgileri aktarır. İşte bu ünlü isim, şimdi Facebook’un dijital asistanının ismi olarak karşımıza çıkacak gibi görünüyor. Apple’ın SIRI’sine ve Microsoft’un Cortanası’na, hatta Google’ın Now servisine rakip olarak hazırlandığı anlaşılan Moneypenyy, rakiplerinin aksine, kendisine sorulan soruları cevaplamak için diğer insanların deneyimlerini kullanacak. Facebook’tan şimdilik Moneypenny hakkında detaylı bilgiler almak mümkün değil. Hatta Facebook,Moneypenny’yi resmen kabullenmiş de değil ancak şirket içinden sızan bilgiler, Facebook’un Moneypenny’i yayınlamaya çok yakın olduğunu söylüyor. Muhtemelen sonbahardaki büyük lansman dalgalarından birinde Facebook’un yeni dijital asistanını da görmemiz mümkün olacak.

Microsoft Windows 10 kutlamalarına hazırlanıyor

0
windows_10_green-wallpaper-1920x1080Microsoft, 29 Temmuz’da dünya çapındaki tutkunları, parakendecileri ve Microsoft mağazaları da dahil olmak üzere dünya çapında Windows 10’un çıkışını ve insanlara yaratacağı katma değeri kutlayacağını açıkladı. İlk defa ücretsiz güncelleme imkanı sunacak olan Windows 10, her zaman güncellenerek hızlı ve daha güvenli bir deneyim sunuyor olacak. Yani, diğer bir deyişle, Windows 11 olmayacak, onun yerine Windows 10 kısa süre sonra ismini Windows olarak değiştirip sürekli güncellenerek kendini yenileyecek. Windows 10, Cortana, Microsoft Edge adı verilen yeni tarayıcısı ve Xbox’la uyumlu çalışma olanağı gibi yenilikleriyle şimdiye kadar olan en iyi Windows olacak. Windows 10 bireylerin kullanımına çok daha uygun olacak. Windows ve Cihazların Pazarlamasından Sorumlu Başkan Yardımcısı Yusuf Mehdi “Windows 10’un çıkışını kutlamaktan heyecan duyuyoruz” dedi. Yusuf Mehdi, dünyanın gelişimine katkıda bulunan bütün kurum ve şahısları tebrik etti ve onları destekleyerek “Windows 10’un çıkışına damga vuracağız” dedi. 13 farklı bölgede kutlama Windows 10’un yenilenmesinde 5 milyon Windows üyesinin çok değerli emekleri mevcut. Windows 10’u ilk olarak elde edecek olan Windows üyeleri Sindey, Pekin, Tokyo, Sao Paolo, Londra, Berlin, Madrid, Singapur, Johannesburg, Nairobi, Yeni Delhi, Dubai ve New York olmak üzere 13 farklı yerdeki kutlamalara devet edildi.  Kutlamalar kapsamında deneysel tanıtımlar, eğlenceler ve Windows ekibiyle tanışma imkanları sunulacak.

Dropbox kurumsala dönüyor

0
dropbox-1Bulut depolama servisleri arasında büyük bir rekabet yaşanıyor. Apple iCloud, Google Drive, Microsoft OneDrive, Box, Dropbox ve Hightail gibi ünl servisler, daha fazla kullanıcı kazanmak ve daha fazla kazanç sağlamak için saldırgan kampanyalar düzenliyorlar. Apple, Google ve Microsoft, sahip oldukları kullanıcı tabanı nedeniyle biraz daha rahatlar çünkü işletim sistemlerini ve uygulamalarını otomatik olarak kendi bulut depolama sistemlerine bağlayarak, her kullanıcılarını yine otomatik olarak bulut servislerine de entegre ediyorlar. Ancak Dropbox, kelimenin tam anlamıyla tırnağıyla kazıyarak kendine pazar payı açıyor. Dropbox, geçtiğimiz dönemde, kullanıcılarını daha fazla memnun etmek için farklı kampanyalarla ekstra depolama alanı hediye etmiş ve bu sayede adını da duyurmayı başarmıştı. Dropbox’ın yeni hedefi ise kurumsal pazarda en büyük oyunculardan biri olmak. Büyük kurumların, sadece ücretsiz hesaplarla yetinemediğini ve ücretli depolama alanları da satın almak durumunda kaldığını bilen Dropbox, bu sayede gelirlerini arttırmayı hedefliyor. Dropbox’ın Temmuz 2015 itibariyle 400 milyon kullanıcısı bulunuyor. Bu rakam, onun değerini milyarlarca dolara taşıyor. Bulut servisi, kişisel kullanıcıların ücretli plana geçmek istemesi halinde Dropbox Pro aboneliği sunuyor ve aylık 10 dolar ücret alıyor. Ancak kurumsal müşteriler için Dropbox Business servisini barındırıyor. Business planında en az 5 kullanıcılık hesap açılması gerekiyor ve her hesabın yıllık 150 dolarlık ücreti bulunuyor. Yani minimum ücret, şirket başına yıllık 750 dolara geliyor. Business servisinde kullanıcılar birbirinin dropbox kutusuna dosya gönderip alabiliyor, yine kullanıcıların iş yerindeki ve evlerindeki PC veya MAC sistemlerine şirketce erişim sağlanabiliyor, yöneticiler tüm diğer kullanıcıların hangi bilgisayarlara, hangi dosyalara, hangi klasörlere erişebileceğini detaylıca kontrol edebiliyor. Dropbox’ın, Business planını geliştirmek için giriştiği yeni hamle, özellikle KOBİ’lerde büyük ilgi görecek gibi görünüyor. Orta ölçekli şirketlerde binlerce lirayı bulan dosya sunucusu barındırma/bakım ve personel masrafları yerine, şirketlerin Dropbox’a yönelerek dosyalarını bulutta barındırmaya başladığına şahit olacağız.

Online Mülakat için Türk uygulaması: DoHire

0
dohire_logoSektörün ilk ve tek mobil uygulamasına sahip DoHire temel olarak Türkiye’deki İK profesyonellerinin en çok vaktini alan ilk mülakat ve telefon görüşmelerine online çözüm sunuyor. Zaman, maliyet, marka değeri ve kalifiye eleman problemlerini optimize eden DoHire, hem adaylar hem de kurumlar için birçok avantaj yaratıyor. Hem İş Verenin Hem Adayların Yanında
  • İş görüşmelerinde daha fazla adayla görüşme şansı sağlıyor ve zaman kaybını engelliyor.
  • Hızlı, dijital, interaktif, sürdürülebilir bir işe alım modeli oluşturuyor ve görüşmelerin sonucunda erken karar verilmesini sağlıyor.
  • Farklı şehirde veya ülkede yaşayan bir adayla seyahat etmeden ön görüşme gerçekleşebiliyor.
  • Tek ekrandan ihtiyaç duyulan bilgiye erişip, görüşmeleri yaparken; büyük bir aday havuzuna sahip olunabiliyor.
  • Görüşmelerle ilgili zaman ve mekan planlaması sorunlarını ortadan kaldırıyor.
  • İş yoğunluğundan her adayla görüşemeyen bölüm müdürleri, diledikleri zaman ve yerde kayıtları izleyebiliyor.
  • İletişime geçilemeyen pasif adaylarla çok daha kolay bir şekilde iletişime geçme imkanı sağlıyor.
  • İşe alımda kullanılan teknolojik yöntemler, adayın gözünde yenilikçi bir imaj çizilmesine katkıda bulunuyor.
Özgeçmişler Sadece Bir Kağıt Olmaktan Çıkıyor!
  • Özgeçmiş dokümanını ‘sadece bir kağıt’ olmaktan çıkaran DoHire, video görüşme sayesinde, adaya, CV’de yer alandan çok daha detaylı bir şekilde kendini ifade edebilme şansını veriyor.
  • DoHire, çalışan adayların en büyük sıkıntılarından biri olan iş görüşmesi için iş yerinden izin alma sorununu ortadan kaldırıyor. Ulaşım ile ilgili her hangi bir zaman kaybı yaşamadan, mekandan bağımsız video kayıt oluşturabilme olanağı sağlıyor. Böylece en uygun olunan zamanda mülakat gerçekleşebiliyor.
  • İş görüşmelerindeki seyahat masraflarını ortadan kaldırıyor.
  • Aday, video kayıt oluştururken birden fazla deneme yapabiliyor. Bu da hazırlanabilme ve kendinden emin olduğu videoyu paylaşabilme fırsatı sunuyor.
Peki Online Mülakat Nedir? Online mülakat, aday ile işveren arasındaki görüşmeyi dijital ortamda gerçekleştirerek zamandan ve maliyetten tasarruf etmenizi sağlayan online bir sistemdir. Neden Kullanılmalı? Özellikle birden fazla şehirde ofisi bulunan ve tek bir İK departmanı tarafından işe alımların gerçekleştirildiği kurumsal şirketlerde, işe alım personellerinin şehirlerarası seyahatleri sıkça gündeme geliyor. Bu hem adaylar hem de işverenler için yorucu bir süreç. Dijital dünyadaki gelişmelerin hız kesmeden artmasıyla birlikte iş hayatını kolaylaştıran çözümlerin sayısı da hızla artıyor. Özellikle insan kaynakları departmanları için üretilen çözümler ve yazılımlar en çok konuşulan konular arasında. Bu çözümler arasında en çok ilgi çeken ise hiç şüphesiz online mülakat platformları. Kalifiye çalışan istihdamı, işe alımın en zorlayıcı süreci. DoHire, belirli bir süre içinde sorulan sorulara cevap veren adayların, tutarlılıklarının ve beden dillerinin daha detaylı bir şekilde analiz edilmesine yardımcı oluyor. Bu sayede adayların kısa sürede objektif cevapları ve tutumları izlenerek işe alım süreçleri çok daha kaliteli bir şekilde yönetilir. Bunun yanı sıra video mülakat teknolojisi, İK yöneticilerine mülakat videolarını istedikleri sıklıkta ve ortamda izleme imkanı sağladığından, işe alım kararını da daha objektif bir şekilde almalarına yardımcı olur. Bu sayede, bir adayın bir soruya verdiği cevap istenilen zamanda tekrar izlenebiliyor ve ürün daha objektif yorum yapılmasını sağlıyor. Bunun yanı sıra, süre sınırının bulunması, adayların verdikleri cevapların doğruluk oranını da artırdığı için görüşmenin verimliliği de pozitif yönde etkileniyor. DoHire, adaylara sunulan kurumsal imajın iyileşmesinde ve marka algısının daha iyi iletilmesine olanak sağlıyor. Böylelikle adaylara farklı bir mülakat tecrübesi katarak, kendilerini daha rahat ifade edebilecekleri bir ortam sunuluyor. İnsan Kaynakları departmanının en büyük problemlerinden bir diğeri ise yüksek işten çıkma (retention) oranları. İşten çıkma oranının düşük olması, çalışanların mutlu olması, bu da müşterilerinizin mutlu olması anlamına geliyor. Bu nedenle, “doğru” insanları istihdam edebilmek önemli. Sağladığı teknolojik servis ile doğru personeli doğru departmanda konumlandırmaya, yani “yetenek yönetiminin” etkili bir şekilde yapılmasına yardımcı oluyor. Video Mülakat Nasıl Maliyet Avantajı Sağlar? Gün içerisinde işe alım uzmanlarının en çok zaman kaybettiği operasyonlar mülakatlardır. Ortalama 45 dakika süren mülakatların değerlendirmeleri de göz önüne alındığında her bir aday için 1 saatlik bir zaman dilimi harcanmış olur. Video mülakat teknolojileri mülakat süresini 15 dakika gibi makul bir süreye indirerek değerlendirme kısmını da işe alım profesyonelinin inisiyatifine bırakır. Bu sayede zaman bazlı maliyet dörtte üç oranında düşürülmüş olur. Bunun yanı sıra seyahat gerektiren görüşmeler firmaların İK harcamalarında en üstte yer alan kalemlerdir. Online mülakat teknolojisi firmayı seyahat maliyetlerinden kurtararak daha etkili sonuçlar alınmasına olanak sağlar. Geçtiğimiz yıllarda çeşitli firmalar, kendi geliştirdikleri çözümler ile online mülakat konusunda aşamalar kaydetmiş olsalar da yazılım geliştirme maliyeti ve teknik destek sistemi külfetli hale getiriyordu. Yurtdışındaki global firmaların sıklıkla kullandığı online mülakat platformları, Türkiye’de de yeni yeni gündeme geliyor. Sistem Nasıl Çalışıyor?
  • DoHire firmalara insan kaynakları profesyonellerinin kullanabileceği özel bir panel sağlar.
  • İK profesyonelleri bu panel aracılığıyla yöneltmek istedikleri soruları, her bir soruya ayrılması gereken süreyi ve son mülakat tarihini belirler.
  • Sonraki süreçte adaylara mail yoluyla bir iş görüşmesi daveti gönderilir.
  • Daveti alan adaylar hem firma ve pozisyon hakkında bilgi edinir hem de video cevaplarını firmaya iletir. İK profesyonellerine görüşmenin tamamladığı bildirildikten sonra işe alım uzmanları gerekli değerlendirmeyi yaparak karar verirler.
İşe alım için online mülakat platformunu kullanan insan kaynakları yetkilileri, adaydan talep ettikleri nitelikleri, cevaplamalarını istedikleri soruları kolay bir şekilde dijital ortama aktarabiliyorlar. Aday ise bu soruları dilediği zaman dilediği yerde yanıtlayıp, kayıt altına alarak, şirket yetkilisine online mülakat platformu üzerinden iletmiş oluyor.

Lenevo’nun pazar payı büyüyor

0
Thinkpad+TwistLenovo ilk çeyrekte iyi gelen sonuçların ardından Nisan-Mayıs-Haziran aylarını kapsayan 2015 yılının 2’inci çeyrek IDC ön sonuçlarına göre liderliğini pekiştirirdi. IDC ön sonuçlarına göre toplam PC pazarı ise tüm dünyada yıldan yıla %11.8 oranında düştü ve toplam PC adedi 66 milyon 100 bin olarak gerçekleşti. Lenovo ise sektördeki bu önemli düşüşe rağmen liderliğini devam ettirdi ve dünyada %20.3’lük bir pazar payına yükselmeyi başardı. Lenovo Eş Başkanı Gianfranco Lanci konuyla ilgili şunları söyledi: “Lenovo olarak, şirketimizin en güçlü işkollarından olan PC’de pazar payı artışını sürdürdüğümüzü görmekten dolayı çok mutluyuz. PC’ler hala şirketimizin kalbi ve bu alanda büyümeyi sürdürmemiz için yeteri kadar fırsatımız var. Bununla beraber PC’deki gücümüz diğer stratejilerimizi de besliyor. Şirket içinde kendimize yeni büyüme alanları yaratarak, Lenovo’yu sadece cihaz satan bir şirketten, yazılım, donanım ve bulut sistemlerini bir araya getiren, sunduğu etkili ve kolay kullanımlı cihazlarla sağlıklı müşteri ilişkileri kuran bir şirket haline getirdik. İleriye dönük odağımız da bu olacak ve PC sektöründe kazanmaya devam etmek bu vizyonu gerçekleştirebilmemiz için anahtar role sahip.”

Tatilde nereye gidelim aşkım?

0
Beach+picRamazan Bayramı kapıda ve pek çok kişi tatilini planladı bile; kimileri bayram vesilesiyle ailelerini ziyarete gidecek, kimileriyse deniz kenarında dinlenmeye… Seyahat arama sitesi momondo ise Türklerin tatillerini nasıl planladıklarını göz önüne seren ilginç bir araştırmaya imza attı: “Ne kadar öncesinden planlama yapıyoruz?”, “Seyahati tasarlarken kimin sözü geçiyor?”, “Esin kaynaklarımız neler?” sorularına cevap arayan momondo’nun ulaştığı sonuçlar ilginç… Eğer siz de bu bayram nereye gideceğinize henüz karar verdiyseniz, tatil planlarını üç ila bir hafta öncesinden yapan yüzde 13’lük kesime dahilsiniz. Ancak rotalarını çok daha önceden belirleyenlerin sayısı daha fazla; araştırmaya katılanların yüzde 32’si iki – üç ay öncesinden hazırlıklarını tamamladıklarını söylüyor. Yaklaşık yüzde 25 ile ikinci en büyük grup ise seyahatlerini bir ay öncesinden kesinleştirenler. Ve yine her dört kişiden biri en az dört ay öncesinden tatil planlarını yapıyor. ÇOCUKLAR DA BELİRLEYİCİ OLUYOR Peki destinasyona kim karar veriyor? Yüzde 75’lik bir grup “Destinasyonu ben belirliyorum!” derken, sayıları hiç de azımsanmayacak kadar fazla olan katılımcılar (yüzde 49) tatil yerini seçerken partnerlerinin belirleyici olduğunu vurguluyor. 18 -22 yaş arası gençlerin yüzde 33’ü seyahat söz konusu olduğuna ebeveynlerinin isteklerine uyarken, buna karşılık 36 – 55 yaş arasındakilerin yüzde 38’i çocuklarının tatilde nereye gidileceğine karar verdiğini söylüyor! AİLE VE ARKADAŞLAR, “İLHAM PERİSİ” ROLÜNÜ OYNUYOR Tatil planı yaparken nereden veya kimden ilham aldığımıza gelince… momondo’nun araştırması gösteriyor ki, Türklerin yüzde 49’u arkadaşlarının ve aile bireylerinin daha önce gittikleri yerlere gitmeyi seviyor. İkinci (yüzde 45) ilham kaynağı ise seyahat siteleri; tatilcilerin yüzde 40’ı ise sosyal medyaya güveniyor. Anket aynı zamanda bu alanda nesilden nesle ciddi bir fark olduğunu ortaya koyuyor. Yaşları 56 ila 65 arasında değişen katılımcıların yüzde 46’sı tatillerini planlarken bir seyahat acentesinden yardım almayı düşünürken, gençlerin (18 – 22 yaş arası) sadece yüzde 21’i bu fikre sıcak bakıyor.

Gençler ücretli sadakat programlarına yöneliyor

0
Multiethnic Group of People Social Networking at Cafe
Multiethnic Group of People Social Networking at Cafe
Markaların sadakat programlarına artık hepimiz aşinayız. Çoğunlukla, düzenli müşterilerine indirim ve ayrıcalık sağlama odaklı olan bu kampanyaların çalışma mekanizması, düzenli şekilde alışveriş yapan, ürün satın alan müşterileri, indirimlerle veya hediyelerle mutlu etmek üzerine kurulu oluyor. Örneğin, süper marketlerin alışveriş kartları bu tür sadakat programlarına iyi bir örnektir. Bir süper marketten alışveriş yaptığınız sürece kartınızde hediye puanları birikir, ayrıca kartınızla kasa giderek sadakat programının üyesi olduğunu gösterdiğinizde, sepetinizdeki bazı ürünler için hemen indirim alırsınız. Elbette dünyadaki tek sadakat programı, süper market kartları değil. Havayolları, mobil uygulamalar, web servisleri, teknoloji marketleri gibi, sayısız alanda sayısız sadakat programı ile karşılaşıyoruz. LoyaltyOne’ın bu kampanyalar hakkında yaptığı yeni bir araştırma şimdi ilginç bir sonucu ortaya koydu. Araştırmaya göre, yeni nesil, yani Y Jenerasyonu olarak tanıdığımız gençler, herkesin yararlanabildiği, kolayca ulaşabildiği sadakat programlarını beğenmiyorlar. Aslında Y Jenerasyonunun temel özelliği, tatmin edilmelerinin zor olmaları. Onlar, kolay kolay hiçbir şeyi beğenmeyen bir nesil olarak tanınıyorlar. Kullandıkları web servislerinin, mobil uygulamaların, ticari hizmetlerin sadakat programlarını seçerken, ücretli programları öncelikli tercih ediyorlar. Yani, Amazon’dan alışveriş yapıyorlarsa, yıllık 99 dolarlık abonelik ücretini ödeyerek Amazon’un Prime servisini kullanmayı tercih ediyorlar. Alışveriş yapacaklarsa, bir tür alışveriş kulübü olan Jet.com’un yıllık 50 dolarlık üyelik ücretini ödeyerek, bu klübe özel indirimlerin ve ürünlerin yer aldığı mağazalardan alışveriş yapmayı seviyorlar. Araştırma, 18-65 yaş aralığındaki 1000 kişi üzerinde yapılmış ve Y jenerasyonundaki bireylerin %76’sının, ücretli sadakat programlarını tercih ettiği dikkat çekmiş. Bu oran, bir önceki nesil olan 1960-1980 arası doğan X neslinde, yani bugün 30-60 yaş aralığınd olan nesil için, %61’e düşüyor, daha önceki nesil içinse %48’e iniyor. Y neslinin %77’si, ücretli sadakat programları için ödenen ücretin, o program sayesinde elde edilen ödüllere değdiğini düşünüyor. %58’si ise, ücretli sadakat programlarının, bedava üye olunan programlardan daha kaliteli ve değerli olduğuna inanıyor. Y neslinin %71’i, online alışverişlerinde posta/kargo ücreti ödemek istemedikleri için ücretli sadakat programlarını seçtiklerini dile getirirken, %68’i de aynı zamanda üyelere özel indirim tekliflerini almak için üye olduklarını belirtiyorlar. Kısaca söylemek gerekirse, gençleri hedef alan bir uygulama veya servisi hayata geçirirken, bu servis için geliştirilecek sadakat programlarında, ücretli seçenekleri de göz önüne almak akıllıca bir seçim olabilir.

Metro’dan BT girişim desteği

0
Metro+Accelerator+Gorsel2Metro Toptancı Market, HORECA sektörünün geleceğine yön veren projelerin sahibi olan IT girişimcilerini desteklemek amacıyla Techstars işbirliği ile Techstars Metro Accelerator Yarışması’nı düzenliyor. Metro’nun dünya genelinde çalıştığı 2 milyondan fazla restoran, otel ve işletme mutfaklarına köprü olan Techstars METRO Accelerator’a katılmak isteyen girişimciler, 3 Ağustos 2015 Pazartesi gününe kadar başvuruda bulunabilecekler. Lojistikten gıda teknolojisine, finansal teknoloji çözümlerinden mobil çözümlere kadar her türlü teknoloji ile otel, restoran, kafe ve işletme mutfaklarına katma değer sağlayacak çözümler yaratanların katılacağı yarışmaya girişimciler, projelerini İngilizce olmak kaydıyla sadece http://www.techstarsmetro.com/ üzerinden gönderebilecek. Ödeme, sipariş, pazarlama, yönetim ve teknoloji çözümleri geliştiren girişimcilerin yanı sıra data yönetimiyle fark yaratan proje sahiplerinin katılabileceği yarışmada, projenin hayata geçirilmiş olması koşulu aranmıyor. 120 bin Avro’luk yatırım desteği… 3 Ağustos Pazartesi günü tamamlanacak başvuruların ardından tüm dünyadan 10 proje seçilecek ve kazanan projeler, Eylül ayında açıklanacak. Techstars METRO Accelerator’da kazanan10 girişimci, Berlin’de 13 hafta sürecek bir eğitim programında fikirlerini METRO ve Techstars’ın eşsiz kaynaklarıyla geliştirme ve 120 bin Avro’ya kadar yatırım desteği alma imkanı bulacak.

Spotify, dünyanın müzik haritasını çıkardı

0
54661Spotify dünya genelinde 1000’e yakın şehirde dinlenen en popüler müzikleri, interaktif bir görsel harita üzerinde gösteren Müzik Haritası: Dünya Şehirleri hizmetini müzikseverlerin beğenisine sundu. Müzikseverler, dünya genelinde şehirlerin müzik nabzını tutan “Dünya Müzik Haritası” üzerinde 1000’in üzerinde şehrin üzerine tıklayarak o şehirlerde en çok dinlenen şarkı listelerini, her bir bölgenin kendine has müzik tercihlerini görebiliyor, bu şarkıları dinleyerek yeni müzikler keşfetme olanağı buluyorlar. Müzikseverlerin günümüz şarkılarının en çok hangi şehirlerde dinlendiğini, hangi şehirlerde arka planda kaldığını kolaylıkla takip etmesini sağlayan harita, Spotify kullanıcılarının dinlediği yaklaşık 20 milyar şarkının analizi ile her 2 haftada bir güncelleniyor. Harita aynı zamanda dünyanın en popüler müzik dinleme trendlerini de ortaya çıkarıyor. Buna göre en öne çıkan küresel trendler şu şekilde:
Tüm dünya hip hop dinliyor! – Bu müzik türü, coğrafya ya da dil ayrımı fark etmeksizin diğer tüm müzik türlerinden daha fazla dinleniyor. Yerli müzik kazanıyor! – Tüm müzik türlerinde yerli şarkıcılar, kendi bölgelerindeki en çok dinlenen şarkılara imza atıyor. Dünyada ve Türkiye’de farklı şehirlerde en çok dinlenen müzisyenlere dair birkaç örneği ise aşağıda bulabilirsiniz: New York en çok The Chainsmokers dinliyor. Berlin, Mia’nın tarzını seviyor. Londra, Jamie xx’in sesiyle sallanıyor. İstanbul, İzmir, Eskişehir, Adana ve daha pek çok Anadolu şehri, yaza damgasını vuran Ceza’nın ritimleriyle kendinden geçiyor. Kayseri, Gülşen’le bangır bangır! Dünya Müzik Haritası’na https://eliotvb.cartodb.com/viz/971d1556-0959-11e5-b1a4-0e9d821ea90d/embed_map adresinden erişip siz de dünyanın farklı şehirlerinde dinlenen müziklere göz atabilirsiniz.

Fikir aşamasındaki girişimlere yatırım

0
mza_1Melek yatırımcılık ve girişimcilik ekosistemin daha hızlı büyümesine katkıda bulunmak için eğitim seminerleri, yatırımcı buluşmaları ve startnow101 gibi yeni programlar açıklayan BIC Angel Investments, İzmir bölgesinde melek yatırım ve girişimciliği daha da yaygınlaştırmak için İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ile işbirliği protokolü imzaladı. Üniversitelilere girişimcilik fırsatı Türkiye melek yatırımcılık ekosistemine katkılarından dolayı ‘Yılın Melek Yatırımcı’sı ödülünü de kazanan BIC Angel Investments’ın Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Joachim Behrendt, Türkiye’de üniversite gençliğinin girişimcilik ve yeni fikirleri hayata geçirme konusunda daha da desteklenmesi gerektiğini söyleyerek, genç girişimcilerin Türk ekonomisine belli bir dönem sonra önemli katkılar  sağlayabileceklerini belirtti. Açıkladıkları startnow101 isimli program ile fikir aşamasındaki girişimlere bile destek olabilme kabiliyetine eriştiklerini söyleyen Behrendt, altın değerindeki genç fikirleri BIC Angel Investments içerisinde yer alan meslek duayenleri mentorluğünde hayata geçirmek istediklerini ekledi. Girişimcilik Türkiye’nin genlerine işlenmeli  Gelişmiş ekonomilere bakılınca halen gelişim aşamasında olan Türkiye girişimcilik ekosistemine taze kan ve fikirlere ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Behrendt, gençlerin girişimcilik ve liderlik konusunda daha da fazla cesaretlendirilmesi gerektiğini söyledi. Behrendt, girişimcilik konusunda gençliğe ne kadar çok fırsat tanınırsa başarılı girişim çıkma oranının da aynı şekilde artış kaydedileceğini dile getirdi.

Sahura kalkmışken online alışveriş de yaptık!

1
online-shoppingYaptığı analizlerle e-ticaret sektöründe tüketim alışkanlıklarına ışık tutan hepsiburada.com, online alışverişin arttığı dönemlerden biri olan Ramazan ayında öne çıkan ürünleri açıkladı. Ramazan ayında online satışların en yoğun olduğu zaman dilimi olarak mesai saatleri öne çıktı. 10.00-18.00 saatleri arasında online alışveriş yoğunluğu artarken, en çok alışveriş yapılan iller ise sırasıyla; İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya ve Kocaeli oldu. Sahur saatlerinde de alışveriş hareketli Ramazan ayında online alışverişler sahur saatlerinde de hareketlendi. Ramazan ayında gece 01.00-03.00 saatleri arasında yapılan satışlarda artışlar yaşandı. Sahur saatlerinde %70 oranında erkek, %30 oranında kadın müşteriler alışveriş yapıyor. Kitaplar en çok satılan ürünler arasında üst sıralarda Hepsiburada.com’da Ramazan ayında adet bazında en çok satılan ürünlerde ilk sırada deterjan ve temizlik malzemeleri bulunurken, kitaplar ikinci sırada yer alıyor. Bu ürünleri, araç bakım-temizlik malzemeleri, sofra-mutfak gereçleri ve bebek bezi takip ediyor. Ayrıca cep telefonları, deodorantlar, tablet bilgisayarlar ve parfümler en çok satan ürünler arasında bulunuyor.

İngiltere sosyal medyayı yasaklayacak mı?

0
david cameronİngiltere, İŞİD gibi örgütlerle başa çıkabilmek için, ülkesindeki vatandaşların şifreli iletişim sağlayan anında mesajlaşma yazılımlarını kullanmayı bırakmalarını istiyor. 2012’de çıkan bir yasaya göre, ülkedeki internet servis sağlayıcıların, tüm kullanıcıların web geçmişlerini, e-posta ve mesajlaşma kayıtlarını tutmaları gerekiyor. Ancak, ISS’ler şifreli olarak çalışan Facebook Messenger, Snapchat veya WhatsApp gibi yazılımlardaki yazışmaları göremiyorlar. Bu da, ülkedeki anti-terör soruşturmalarının çıkmaz sokağa girmesine neden oluyor zira eylem yapmasından şüphelenilen, özellikle İŞİD gibi örgütlere mensup şüphelilerin, kontaklarıyla rahatça yazışarak planlarını yürütmelerini sağlıyor. İngiltere başbakanı David Cameron, “ülkemizde güvenliğimizi tehdit eden aşırı görüşlü militanların eylemlerini gerçekleştirmeye yardımcı olacak  enstürmanların çalışmasına izin veremeyiz,” diyerek yasaklama kararı hakkında ne kadar ciddi olduğunu ortaya koyarken, aynı zamanda herkesin aklında da soru işaretleri yaratıyor: Terör korkusunu bahane ederek, insanlardan özgürlüklerini almak ve onları gözlem altında yaşamaya mecbur bırakmak, demokrasinin bir parçası mıdır? Yoksa İngiltere de polis devleti olma konusunda İŞİD’den yardım mı alıyor?

İşe alımlarda video mülakat zamanı geldi

1
Header2Bir firmanın en değerli varlıklarından biri, şüphesiz ki, çalışanlarıdır. Doğru yeteneklere, doğru eğitime, doğru karaktere sahip çalışanlar, bir firmayı başarının zirvelerine çıkarabileceği gibi, yanlış insanlarla çalışmak da çöküşe giden yolu açacaktır. Bu aşamada çalışanları seçmek konusu büyük önem kazanıyor. Firmanın hem kabiliyetlerini hem de prestijini arttıracak doğru çalışanları bulmak o kadar da kolay bir iş değil. Yöneticilerin, doğru adayları belirlemek için bazen günler, haftalar süren, yorucu saatler boyunca adaylarla uzun uzun diyaloğa girmeyi gerektiren mülakat süreçlerinden geçmek zorunda kalmaları, iş dünyasının acı bir gerçeği. Ancak artık bu yorucu süreci, biraz daha rahatlatacak yeni bir enstrüman var: Video mülakatlar… İş verenlerin, çalışan adayları ile video üzerinden mülakat düzenlemesi, hem iş yerindeki değerli toplantı odalarının, çalışma alanlarının adaylarla meşgul edilmesini önlerken hem de yöneticilerin değerli zamanlarını, adayların ağırlanması, karşılanması, misafir edilmesi, mülakata hazır hale gelmeleri, mülakatın bitirilmesi noktası gibi uzun ve zaman alıcı süreçlerden kurtaran olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Video mülakatlar sayesinde firmalar, aynı şehirde/aynı ülkede bulunmayan ancak poziyon için doğru kişi olacak, doğru adaylara ulaşmak için de ekonomik bir fırsat yakalamış oluyorlar. Başka şehirde, başka ülkede yaşayan adayları mülakata çağırmak, aynı zamanda önemli ve pahalı bir lojistik problem olduğundan, çoğu şirketin önemli iş pozisyonları için, aynı şehirde yaşayan adayalarla “muhtaç” kaldığını da gözden kaçırmamak lazım. Oysa, video mülakat sayesinde, firmalar ellerindeki açık pozisyonlar için, şehir veya ülke değiştirmeye gönüllü, üstelik de pozisyon için son derece doğru adaylara kolayca ulaşma imkanına kavuşuyorlar. Üstelik, bir adayın, mobilden veya masa üstünden, video konferans gerçekleştirebiliyor olması da, günümüz iletişim teknolojilerine hakim olduğunu ortaya koyan, müşterilerinizle çok daha kolay iletişecek, şirket içindeki süreçlere çok daha kolay uyum sağlayabilecek bir aday olduğunu da ortaya koyacaktır. Elbette dev bir şirket, kendine CEO ararken, video mülakat yapacak değil. Ancak, orta seviye yöneticiler ve hatta alt seviye uzmanları, ilk aşama mülakat için şirket merkezine çağırmak yerine onlarla önceden bir video mülakat yapmanın, şirketlerin yöneticileri için büyük bir zaman ve emek tasarrufu sağlayacağını görmezden gelmeyelim. Dolayısıyla, artık her İK yöneticisinin, sık sık mülakat yapan her şirket yöneticisinin kendine bir de Skype veya Periscope hesabı açması zorunlu olacak gibi görünüyor.

E-ticaretin yüzde 10’u tabletler üzerinden

0
tabletsOnline ve offline kampanyaların ölçümlenmesini ve optimizasyonunu sağlayan Performans Pazarlama Platformu’nu sunan intelliAd, 1 milyon tüketici, 10 farklı sektör ve 125 ayrı şirket üzerinde yaptığı mobil cihazlar üzerinden alışveriş araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Tüm sektörlerin ortalaması alındığında, akıllı telefonlar ve tabletler online alışveriş trafiğinin üçte birini oluşturuyorlar. Akıllı cep telefonları ve tabletler, dönüşüm oranlarında lüks moda sektörünün %31’ini, ev gereçleri sektörünün %22’sini gerçekleştiriyorlar. Tabletler online mağazaların vitrinleri intelliAd’in trafik ve dönüşüm analizlerine göre, akıllı cep telefonlarının, tabletlerin ve masaüstü bilgisayarların, tüketicilerin satın alma karar süreçlerinde farklı rolleri oluyor. Akıllı cep telefonları genellikle araştırma cihazları, tabletler mağaza vitrini, masaüstü bilgisayarlar ise satın almanın gerçekleştiği cihazlar gibi kullanılıyor. Tablet kullanıcılarının satın alma süreci 140 saat sürüyor Tablet kullanıcısının alışveriş süreci, diğer tüm cihazlara göre daha uzun sürüyor. Bir online satın alma gerçekleşmeden önce tablet kullanıcısı, ortalama 140 saatini ürünü araştırmakla geçiriyor ve e-ticaret sitelerine 3,8 ziyaret gerçekleştiriyor. Bu süre, masaüstü bilgisayar kullanıcılarına göre 15 saat daha fazla. Pazar günü tablet gelirleri yüzde 35 artıyor Tüketiciler tabletlerini genellikle hafta içi ürünleri araştırmak ve daha yakından incelemek için kullanırken, pazar günleri alışverişlerini tamamlıyorlar. Hafta içi günlerinde tabletlerden elde edilen dönüşüm oranları yüzde 12-14 seviyesinde sabit kalıyor. Pazar günleri ise %21 seviyesine çıkıyor. Tablet kullanıcılarının neredeyse üçte ikisi siparişlerini pazar günü veriyorlar. Online alışveriş gelirlerinin genel toplamına bakıldığında pazar günleri tabletlerden elde edilen gelirler yüzde 35 oranında artıyor. Tüketicilerin online satın alma süreçlerindeki cihaz işlevlerini ve kullanım alışkanlıklarını inceleyen intelliAd Media Direktörü ve COO’su Mischa Rürup, “Tüketiciler hafta sonlarındaki boş zamanlarını satın alma kararlarını uygulamaya koymak için ayırıyorlar. Hafta sonları çoğu kargo şirketinin çalışmaması, siparişi pazar günü vermeyi mantıklı hale getiriyor. Ayrıca tüketiciler, son kararlarını değerlendirmek için tatil günlerinde daha çok zaman buluyorlar. Klavye gibi çevre birimlerinin olmaması, tablet üzerinden e-ticaret sitelerinde dolaşmayı yavaşlatıyor ancak asla engellemiyor. Tablet, mobil cihazlar arasında en çok dönüşüme sahip olan cihaz” yorumunu yaptı. Online alışveriş trafiğinin yüzde 10’u tabletlerden geliyor intelliAd’in araştırmasına göre online alışverişteki trafiğin yüzde 0’u ve dönüşümün yüzde 9’u tabletler üzerinden geliyor. Ancak, lüks moda sektörünün yüzde 17’si ve iç tasarım sektörünün yüzde 14’ünde satın almalar tabletler üzerinden yapılırken, elektronik ürünlerde bu oran yalnızca yüzde 4’te kalıyor. Tabletlerin dönüşüm oranı telefonlardan fazla Tüm sektörlere genel olarak bakıldığında tabletlerden elde edilen dönüşüm oranı yüzde 3,7 olarak görülüyor. Bu oran, PC’lerden az (yüzde 5,2) ancak akıllı cep telefonlarından fazla (yüzde 2,0). Online ecza ürünleri yüzde 13 ile en yüksek tablet dönüşüm oranını görürken, yüzde 1,1 ile elektronik sektörü en düşük dönüşüm oranına sahip. Süre olarak bakıldığında tablet kullanıcılarının 333 saat ile satın alma kararı vermeden önce en çok zaman ayırdıkları sektör lüks moda. En hızlı karar sürecine sahip sektör ise 85 saat ile elektronik sektörü.