Vodafone’dan 24 milyon TL’lik dijital operasyon merkezi yatırımı
Vodafone, yeni Dijital Operasyon Merkezi’ni hayata geçirdi. En son teknolojilerle inşa edilen Dijital Operasyon Merkezi, yaklaşık 24 milyon TL’lik yatırımla hayata geçti. Merkezde, Türkiye genelinde Vodafone şebeke operasyonlarının 7/24 kesintisiz olarak izlenmesi ve operasyonların sürdürülmesi için tüm enerji ve bilgi sistemleri yedekli olarak hazırlandı.
İstanbul Küçükyalı’da Vodafone’un sürdürülebilir toplumsal kalkınmaya katkı sağlama hedefi doğrultusunda projelendirilen Merkez, Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik (LEED) Sertifikası’nın en üst seviyesi olan Platin sertifika kriterlerine uygun olarak tasarlandı ve inşa edildi. Aynı zamanda engelli dostu olan Merkezde, tüm girişler ve ortak kullanım alanları engelli bireylerin çalışmasına uygun olarak tasarlandı. Dijital Operasyon Merkezi; Müşteri Operasyonları ve Online Servisler ekipleri, Vodafone Net ekipleri, Şebeke Operasyon Merkezi ve Asya bölge ekipleri olmak üzere Vodafone Türkiye’nin operasyon ekiplerini tek çatı altında topladı. Toplam 16.500 metrekare alana sahip olan Merkezde, 1.350 kişi istihdam ediliyor.
Merkezin resmi açılışı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer ile Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcıları Hasan Süel, M. Sinan Kızıldağ, Pınar Kalay ve Selçuk Karaçay’ın katıldığı törenle gerçekleştirildi.
Hasan Süel: “Dijital Operasyon Merkezi, kesintisiz hizmet anlayışımızın can damarı”
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, törende yaptığı konuşmada, Dijital Operasyon Merkezi’nin Vodafone Grubu’nun küresel bilgi birikimi ve tecrübesini en son teknolojik gelişmelerle birleştirerek sundukları en ileri müşteri hizmetleri uygulamalarını tek merkezden aboneleri ile buluşturacağını belirtti.
Süel, şöyle konuştu: “Türkiye’nin uçtan uca dijital kalkınması hedefiyle ilan ettiğimiz “Dijital Dönüşüm Hareketi” kapsamında, geçtiğimiz yıl 1 milyar TL’nin üzerinde yatırım gerçekleştirdik. Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik etme vizyonumuz doğrultusunda, yatırımlarımız içinde en önemli payı teknoloji yatırımları aldı. Yaptığımız teknoloji yatırımlarıyla, mobil iletişim teknolojilerinin sağladığı fırsatları her gün daha fazla birey ve kuruma ulaştırıyoruz. Elbette, müşterilerimizin bu teknolojilerden kesintisiz ve mümkün olan en yüksek kapasitede yararlanması da aynı derecede öneme sahip. Bu doğrultuda, mükemmel müşteri deneyimi sağlamaya yönelik gerçekleştirdiğimiz hizmet yatırımlarını, yaklaşık 24 milyon TL yatırımla hayata geçirdiğimiz Dijital Operasyon Merkezimiz ile bir ileri aşamaya taşıdık. Dijital Operasyon Merkezimiz kesintisiz hizmet anlayışımızın can damarlarından birini oluşturuyor. Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşması ve ülkemizi dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına sokmak için mobil iletişim sektörünün kritik bir rol oynadığının bilinciyle yaptığımız yatırımların, ülkemizin ekonomik kalkınması açısından da kaldıraç etkisi yaratacağını düşünüyoruz. Bu doğrultuda, büyüyen müşteri tabanımızın ihtiyaçlarına en ileri müşteri hizmetleriyle mükemmel cevap verebilmek için yatırımlarımıza aralıksız şekilde devam edeceğiz.”
Yarının daha hızlı ve akıllı işletmeleri
Kurumlara yönelik iş uygulaması çözümleri sunan Infor’un Kanal Yöneticisi Yasemin Giden ile sundukları çözümleri ve düzenledikleri “Yarının Daha Hızlı ve Daha Akıllı İşletmeleri” başlıklı etkinliği konuştuk.
Şirketlerin sosyal ve mobil kabiliyetlerinin nasıl geliştirilebileceğini aktarıldığı etkinlikte, Infor’un üst düzey yöneticileri tarafından verimliliğin bu alanlarda nasıl yüzde 25’lere varan artabileceğine dair detaylar da paylaşıldı. İstanbul Yeşilköy Polat Renaissance Hotel’de düzenlenen etkinlik geniş katılıma sahne oldu.
Hibrit bulut kullanımı artıyor
Oracle tarafından yaptırılan bir araştırmanın sonuçları, 2017’de bulut bilişimde, hibrit altyapıları destekleyen platform ve veritabanı hizmetlerinin hakim olacağını ortaya koyuyor.
IDG Connect tarafından yapılan bu araştırma, hibrit buluta dikkat çekmesinin yanında, özel bulut kullanımının hızla olgunluğa eriştiğine de vurgu yapıyor.
Özel bulut kullanımı konusundaki güvenlik endişelerinin, yerini BT standartlaştırması ve mevcut olan uygulamaların entegre edilmesi konularına bıraktığı söz edilen araştırma, mevcut bulut yapısını hibrit buluta geçirmek isteyen şirketlerin oranını yüzde 36 olarak veriyor.
EMEA Bölgesi’ndeki ülkelerde bulunan 300 katılımcıyla gerçekleştirilen ankette 250’den fazla çalışanı bulunan farklı sektörlerdeki firmalarla görüşülmüş. Elektronik seçim teknolojileri gelişiyor
Siyasi bilimler ve EECS (Electrical Engineering and Computer Science adlı MIT bölümü) güçlerini birleştiriyor ve geleceğin elektronik seçim çözümleri için çalışıyor. MIT öğrencileri kısa süre önce kurulan özel bir sınıfta mevcut oylama sistemlerinin artı ve eksilerini tartışıyor. Sınıf, hem teknolojik hem de siyasi bilimler açısından bakarak, ilgili sistemlerin komplike yapılarını inceliyor.
Megan Goldberg adlı PhD öğrencisi, elektronik oy verme makinelerindeki sorunları çözecek bir fikre sahip olduğunu, ancak daha sonra çok önemli güvenlik açıklarının farkına vardığını, dile getiriyor. Ben Kraft ise işin teknik kısmına göz atıp, “Her şeyi şifreleme ile halledebileceğinizi zannederken büyük resmi göremiyorsunuz.” şeklinde konuşuyor.
2000 yılında yaşanan ve küçük çaplı bir kaosa sebep olan ABD’deki elektronik oylamalı seçimlerin ardından konu hakkındaki hızlandırılan çalışmalar da bu sınıfın konuları arasında. Öğrenciler, klasik oylama seçeneklerinin nasıl olduğunu öğrenirken, zorlukların da farkına varıyorlar. Örneğin seçim döneminde Boston’da yapılan araştırmalar oy sandıklarının ne kadar çabuk dolabileceğini kanıtlamış ve alternatif çözümler için bir konu başlığı haline gelmiş.
İlk dönemin sonunda tecrübe ve fikirlerini paylaşan öğrenciler ile profesörler, disiplinlerarası çalışma metodlarının bu konuda ne derece faydalı olduğunu belirtiyor. Geleceğin elektronik seçim çözümleri hakkında devam edecek olan çalışmalar, farklı açılardan daha değişik fikirlerin birleşmesiyle çözüm üretmenin peşinde olacak. Türk Telekom Grubu, 2014 finansal sonuçlarını açıkladı

Çin’in siber güvenlik paketi korkutuyor
ABD hükümetinin 14 milyar dolarlık siber güvenlik paketinden sonra bu kez gündemde Çin’in siber güvenlik paketi var. Sputniknews’a konuşan uzmanlar, Çin’in güçlendirilmiş yeni siber güvenlik paketinin yakın süreçte sadece küresel BT sektörüne değil, Washington ve Çin’in diplomatik ilişkisine de zarar vereceğini bildiriyor. Başkent Pekin’in yeni yasaları, Çin’e satılan teknoloji ürünlerinin güvenlik riski yaratmaması için, satıcı şirketlerden ürünlerin gizli kaynak kodlarını talep ediyor. Dahili testler sonucu ürünlerin ülkede kullanıma sunulması esasına dayanan hükümler, doğal olarak ABD’li firmaları da zor duruma sokuyor.
International Trade at the Consumers Electronics Association (CEA)’nın başkanı Sage Chandler ise Sputnik’e yaptığı açıklamada, Çin’in yeni siber güvenlik yasalarının sadece Pekin şirketlerine değil, ekonomisine de darbe vuracağını söylemiş. Hatta bu etkinin zamanla finans sektörü gibi farklı alanlara yayılabileceğini de eklemiş.
Çin hükümetine gönderilen mektuptaki öneriler, yasaların bu şekilde devam etmesinin açıkça ayrımcılığa sebep olacağı ve Çin’in Enformasyon İletişim Teknolojileri için izolasyon anlamına geleceğini belirtiyor. Mektuba göre küresel pazarın şirketleri izole olacak ve Çin’in ekonomik yükselişi, geliştirme süreçleri ve müşteri tercihleri gibi başlıklarda ciddi bir gerileme yaşanacak.
Başlangıçta Çinli markalar bu kanunlar sayesinde kâr edebilecek olsa da, Washington ile Pekin arasındaki anlaşmalar ve olası gerginliklerin ülke için ciddi sıkıntı yaratacağı ekleniyor.
Çin hükümetinden bu ortak mektuba henüz bir yanıt gelmiş değil. Tüm bu önlemlerin sebebi ise NSA sızıntısı sonrası ortaya çıkan, tüm dünyayı dehşete düşüren “dijital takip”lerin yarattığı korku. Kısacası Çin kendini korumak için yabancı markalara isteksiz de olsa duvar örmek durumunda kalıyor. Tablet ve telefonlar çocukların gelişimini engelliyor
Araştırmacılara göre küçük çocuklara genellikle oyalanmaları için verilen akıllı telefon ve ya tabletler, onların motor işlevlerini geliştirmelerine engel olabiliyor. Boston University School of Medicine, interaktif medya ürünleri ve onların “eğitim için kullanılabilir olup olmadığı” sorusu üzerine veriler paylaşmış.
Çalışmanın birer parçası olan isimler, televizyon ve videonun yarattığı olumsuz etkilerin artık iyice anlaşıldığını, şimdi ise okul öncesi yaştaki çocuklara verilen mobil cihazların, onların zaten kullanabilecekleri içsel işlevleri körelttiğinin farkına varılması gerektiğini söylüyorlar. Araştırmacılar, akıllı telefon ya da tabletlerin bahsi geçen yaş grubundaki çocukların sosyal-duygusal gelişimlerini zedeleyeceğini de ekliyor.
Araştırmaya göre küçük çocukların kullanmaya başladığı bu gibi cihazlar sebebi ile insan insana olan etkileşim azalabiliyor, matematik ve bilime dair basit öğelerin öğrenilme, fark edilme süreci uzuyor.
Sonuçlar arasında en dikkat çeken detay ise şu; 30 ayın altındaki çocuklar televizyon ve videolardan “insanlarla iletişime geçtikleri zaman” öğrendiklerinden çok daha az şey elde edebiliyor. Aynı durum tablet ve telefonlar için de geçerli. Susam Sokağı gibi eğitim temelli çocuk programları ya da elektronik kitaplar ile öğren-ve-oku uygulamaların işe yarayabildiği ancak bunun okul çağına yakın bir dönemde olası olduğu belirtiliyor. Avnet ve EMC’den yeni işbirliği

Epson Formula 1’e merhaba dedi
Epson ile 2014 Formula 1 Takımlar Şampiyonu Mercedes AMG Petronas Formula 1 Takımı küresel platformda uzun süreli bir işbirliğine imza attı. Epson; Mercedes AMG Petronas’ın yazıcı, tarayıcı, 3LCD projektör ve giyilebilir teknoloji ürünlerinde resmi ortağı ve tedarikçisi oldu. Epson logosu takımın yarış araçlarında, ayrıca pilotlar Lewis Hamilton ve Nico Rosberg’in kıyafetlerinde yer alacak.
Mercedes AMG Petronas Formula 1 Takımı’nın resmi sponsorlarından biri olmakla, Epson’un küresel platformdaki marka yüzüne daha da güç katmaktan mutluluk duyduklarını ifade eden Epson Dünya Başkanı Minoru Usui, “Bu anlaşma ile kendini inovasyona adamış, global liderlikte ustalaşmış, beklentileri sürekli yükselten ve tüm paydaşlarını bağlayan ürünler geliştiren dünya şampiyonu iki marka bir araya geldi” dedi.
2015 sezonuna hazırlandıkları bı dönemde, gerçekleştirilen anlaşma ile Epson’u Mercedes AMG Petronas Formula 1 Takımı’nda görmekten mutluluk duyduklarını belirten Mercedes-Benz Motorsport Başkanı Toto Wolff ise “İleriyi gören firmalarla çalışmak her zaman bir keyif. Epson’un ürünleri ise yarış ve üretim operasyonlarımız için tam uyumlu. Epson’un inovatif teknolojisini performansını hep ileriye taşımak üzere kullanması aynen bizim de her yarışta yapmaya çalıştığımız şeyle bire bir örtüşüyor. Önümüzdeki sezon ve sonrasında da uzun yıllar işbirliğimizin devam etmesini diliyorum” dedi.
Bu işbirliği aynı zamanda çevreye duyarlılık konusunda en üst düzeyde hassasiyete sahip iki kurumu da bir araya getirmiş oluyor. Epson 2050 yılına kadar kendi operasyonlarında ve ürün kullanımları esnasında oluşan karbon salımında yüzde 90 azalma hedeflerken; Mercedes de 2014 yılında önceki modeline göre yüzde 30 daha çevreci olan W05 F1 Hibrid aracıyla yarışmıştı. Vodafone büyüme rakamlarını açıkladı

Eğitim dünyasından KOBİ’lere: Casper VIA T41
Casper’ın Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin siparişiyle özel olarak ürettiği VIA T41 tablet, 10.1 inç’lik IPS ekranıyla piyasa ortalamalarının üstünde ebatlara sahip ekranı, sağlam ve tok yapısı ile dikkat çekiyor. Intel Atom işlemci ve Android işletim sistemiyle gelen Casper VIA T41‘in bu sağlam yapısı, onu sayıları her geçen gün artan mobil çalışanlar için de ideal bir ürün haline getiriyor.
VIA T41’in bir diğer dikkat çeken yanı ise yanında kullanışlı bir klavye ile gelmesi. Ürünü alanlar ayrıca kullanımı kolaylaştıran katlanır bir kılıfa da sahip oluyor.
Turkcell Geleceği Yazanlar projesi 33 bin üyeye ulaştı
Turkcell, birinci yılını dolduran Geleceği Yazanlar projesinin geldiği noktaya dair detayları paylaştı. buna göre 720 bin kişinin ziyaret ettiği “Geleceği Yazanlar” portalinde 2 bin sayfa eğitim dokümanı ve 20 bin satır kod örneği bulunuyor. Turkcell, uygulama maratonlarıyla desteklediği eğitimler için 1,2 milyon TL’lik katkı sağladı. Eğitimlerini tamamlayan 3 bin 500 kişi ise başarı belgesi almaya hak kazandı.
Dünyada mobil yazılım pazarının 30 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığına dikkat çeken Turkcell Genel Müdür Vekili İlker Kuruöz, birinci yılını dolduran Geleceği Yazanlar projesine dair şu yorumu yaptı: ‘Geleceği Yazanlar’ projesiyle Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusunu yazılım alanına yönlendirmeyi ve Türkiye’nin, her geçen gün büyüyen mobil yazılım pazarında etkin bir oyuncu olmasını hedefledik. ‘Geleceği Yazanlar’, kısa sürede bir yazılım okuluna dönüştü. Türkiye’nin yerli yazılımcıları artık ‘Geleceği Yazanlar’dan çıkıyor. Projenin gördüğü ilginin, Turkcell takımını da daha iyisini yapma yolunda motive ettiğine inanıyoruz.”
1 milyon saatlik Online eğitim verildi
Gençlere yazılım alanında yeterlilik kazandırmak hedefiyle Turkcell’in 1,2 milyon TL’lik eğitim katkısı sağladığı “Geleceği Yazanlar” platformunda 1 milyon saat online eğitim verilirken 2 bin sayfa eğitim dokümanı ve 20 bin satır kod örneği bulunuyor. Bu süre içinde 720 bin kişinin ziyaret ettiği gelecegiyazanlar.turkcell.com.tr sitesi 11 milyon sayfa gösterimine ulaştı. Proje kapsamında 50 şehre gidilirken toplam 67 üniversitede etkinlik düzenlendi. Eğitim, gelişim, danışmanlık imkânlarının sunulduğu projenin sitesinden eğitim süreçlerini başarıyla tamamlayan 3 bin 500 geliştiriciye toplam 7 bin 200 başarı belgesi verildi. “Geleceği Yazanlar” eğitimlerinde Android, iOS ve Windows Phone gibi platformlara yönelik uygulama ve yazılım eğitimlerini tamamlayıp mezun olanların sayısı ise 3 bini aştı.
“Geleceği Yazanlar” eğitimlerini başarıyla tamamlayan ve yazılım geliştiren gençlere Turkcell ve iş ortaklarının oluşturduğu ekosistem dâhilinde istihdam fırsatları sunuluyor. Yazılımcılar, Turkcell iş ortağı olarak üretimlerine devam etmek isterlerse tüm Turkcell kanallarından destek sağlanıyor. Citrix dördüncü çeyrek sonuçlarını açıkladı

- Ürün ve lisans gelirleri yüzde 1 azaldı;
- Hizmet olarak yazılım gelirleri yüzde 10 arttı;
- Lisans güncelleme ve bakım gelirleri yüzde 9 arttı;
- Danışmanlık, ürün eğitimi ve sertifikasyondan oluşan profesyonel hizmet gelirleri yüzde 15 arttı;
- Net gelirler EMEA bölgesinde yüzde 7, Pasifik bölgesinde yüzde 5 ve Kuzey ve Güney Amerika bölgesinde yüzde 4 arttı;
- Ertelenmiş gelirler toplamda, 31 Aralık 2013 tarihinde 1,41 milyar dolar olan tutara kıyasla yüzde 10 artarak 31 Aralık 2014 tarihinde 1,56 milyar dolar olarak gerçekleşti;
- Operasyonlardan nakit akışı, 2013 mali yılının dördüncü çeyreğindeki 230 milyon dolar tutarına karşılık 2014 yılının dördüncü çeyreğinde 190 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Artık taksi ücretini PayPal ile ödeyebileceksiniz
PayPal, mobil taksi uygulaması BiTaksi ile güç birliğine gitti. Bundan böyle BiTaksi müşterileri akıllı telefonlarını kullanarak, taksi ücretini PayPal hesapları üzerinden rahatça ödeyebilecek.
BiTaksi CEO’su Nazım Salur, “Hem yolcular hem de şoförler için avantajlar sunan BiTaksi olarak, ödeme seçeneklerimiz arasına PayPal’ı katmış olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Sayıları her geçen gün artan müşterilerimiz PayPal ile ödemelerini daha kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleştirebilecek” derken; PayPal Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Direktörü Kıvanç Onan ise, “Vizyonumuz doğrultusunda Türkiye’de pek çok alanda öncülük eden şirketleri destekliyor, onlarla el ele veriyoruz. BiTaksi, dünyada hızla büyüyen mobil taksi uygulamalarını, yabancı şirketlerden önce Türkiye’de hayata geçiren yerli bir girişim. PayPal olarak BiTaksi ile işbirliğimiz sayesinde hem PayPal kullanıcılarının BiTaksi’nin hizmetlerinden daha kolay şekilde yararlanmalarını sağlıyor hem de ciddi bir büyüme potansiyeli taşıyan bir alana yatırım yapıyoruz.” yorumunu yaptı.
Yapılan anlaşma ile BiTaksi müşterileri, 28 Şubat 2015 tarihine kadar PayPal ile farklı günlerde yaptıkları ödemelerde 3 kere 10’ar TL indirim kazanacak. Kadir Has Üniversitesi’ne Tübitak’tan 1 milyon TL’lik destek
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ve TÜBİTAK Başkanı Yücel Altunbaşak’ın katılımıyla Ankara’da düzenlenen törende hibe anlaşması imzalandı. Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın’ın katıldığı imza töreni ile Kadir Has Üniversitesi, TÜBİTAK’ın “Teknoloji Transfer Ofislerine Yönelik, Hazırlık, Başlangıç ve Kapasite Artırımı Sağlanması ve Uygulanması” başlıklı çağrısına başvuruda bulunan ve hibe desteği alan 14 üniversiteden biri oldu.
İNEO, TÜBİTAK’ın Yenilik Girişimcilik Alanlarında Kapasite Artırılmasına Yönelik Destek Programı kapsamında 2 yıl süreyle, yılda 500 bin TL olmak üzere toplam 1 milyon TL değerinde hibe desteği alacak. CIO’ların farklı görevleri üstleneni makbul
Teknoloji dünyasının tanınmış isimlerinden Vala Afshar, Huffington Post’taki yazısında CIO’ların yalnızca teknolojiye odaklanmasının yeterli olmadığına dikkat çekiyor. Afshar, 2015 State of the CIO raporuna göre, liderler ile BT yöneticileri arasında ciddi bir algı farkı bulunduğuna vurgu yapıyor. Bu araştırmaya göre iş dünyası liderlerinin sadece yüzde 13’ü CIO’ları iş ortakları olarak görüyor. Daha da kötüsü yöneticilerin yüzde 54’ü BT harici departmanların, BT gruplarının kendileri için engel olabileceği görüşüne katılıyor. Afshar’ın aşağıda özetlediğimiz yazısı, sadece şu an CIO seviyesinde görev yapanları değil, bu alanda ilerlemek isteyen orta seviye yöneticileri de ilgilendiriyor.
Dijital iş ekonomisinin değişimi özellikle de BT departmanlarını etkiledi. Bu durumda iş üniteleri de birer teknoloji startup’ı gibi hareket etmeye başladı. Gartner’dan Peter Sondergaard‘a göre BT harici harcamalar yüzde 38 seviyesindeyken, 2017 yılında seviye yüzde 50’leri bulacak. Dijital atılımlar şirketlerin içinde pazarlama departmanı, lojistik ve satış ile birlikte yer alacak.
Gartner Research Başkan Yardımcısı Mary Mesaglio ise startup’ların çok daha hızlı karar mekanizmaları ile işlemesi gerektiğini, zira dijital iş dünyasının ihtiyacının bu yönde olduğunu söylüyor. CIO’lar için biomodal (stabil ve yetenekli) olmaları gerektiğini de ekleyen isim, dijital iş dünyası ekonomisinde tekli yaklaşımların yeterli olmayacağını belirtiyor.
Öte yandan Michigan State University CIO’su Joann Young ise, biomodal CIO’luk hakkında konuşuyor. Young’a göre biomodal olmak önemli olsa da, çağın gerektirdiği bir multimodal CIO olabilmek. Yani teknoloji, iş dünyası, operasyon, strateji, inovasyon, yeterlilik, stabilite ve yetenek gibi başlıklarda etkin olabilmek.
Verilerin hükmettiği dijital çağda dışkaynak kullanımı, bulut ve müşteri tabanlı BT gibi önemli konular öne çıkarken, CIO’ların varlığı daha çok önem kazanıyor. CIO’lar ise daha etkin olabilmek için şu tür farklı yollar deniyor:
– Teknoloji ve iş hayatı: Teknoloji gurusu olmalı ve sektörü anlamalı. CIO’lar diğer liderlerin aksine hem işi hem de teknoloji yüzünü iyi bilmek zorunda.
– Operasyonlar ve strateji: Operasyonlarda yüksek seviyede güvenilirlik ve yaratıcı katkılar sunulmalı. CIO’lar özellikle de operasyon ve stratejiler için daha çok zaman harcamalı.
– İç kaynaklar ve dışkaynak: Yüksek performanslı BT organizasyonları kurun ve alternatif kaynaklar yaratın. Bu konuda kazananlar yeteneklerini öne çıkaranlar olacaktır.
– İnovasyon ve risk: Ortamı iyileştirip, güçlendirin ve yeni icatlar çıkartın.
– Etkinlik ve mükemmelik: BT masraflarını azaltın. İnsan beynini nanobotlar yönetecek
İnternetin kurucularından biri olarak bilinen Nicholas Negroponte, gelecek hakkında yepyeni öngörülerde bulundu. MIT Media Lab’ın yaratıcısı ve Being Digital’ın yazarı olan isim, 80’lerden beri geleceğe dair tahminler yapıyor ve teknoloji dünyasına bir bakıma yön veriyor.
Negroponte’nin yeni tahminine göre 2040’lı yıllarda nanobotlar beyinleri üst seviyeye çıkartabilecek. Önümüzdeki on yıllarda sentetik biyoloji ile biyoloji ve silikonun teknolojinin merkezine oturacağını söyleyen Negroponte’ye göre beyin ile irtibata geçmenin en başarılı yolu içeriden, yani kan akışı ile mümkün. Eğer kan dolaşımı üzerinden minik robotlar ile beyne müdahale edilirse, herhangi bir dilden küçük parçalar öğrenmek ya da Shakespeare’den soneleri bilmek çok kısa sürede mümkün olacak. Bunun içinse her bir bilgi ya da konu için bir hap almamız yeterli olacak.
Bahsi edilen nanobotlar, ileri seviye nanoteknoloji ile hayata geçiriliyor ve kablosuz olarak birbirleri ile irtibat kurabiliyorlar. Bu vasıtayla beynin hack’lenmesi türünde, aynen bir bilgisayarın belleğine girdi eklenmesi gibi işlemler mümkün olabilecek.
Bu öngörüler her ne kadar bilim kurgu hikayesi gibi görünse de, 30 yıllık bir zaman diliminde teknolojinin bu seviyeye gelmesi şaşırtıcı olmayacak. Buna, Negroponte’nin bugün günlük hayatımıza giren pek çok şeyi yıllar öncesinden öngördüğünü – dokunmatik ekrandan 70’lerde bahsetmesi gibi – düşünürsek gelecek o kadar da uzak olmayabilir.
Google ve VMware bulutta işbirliğine gidiyor
Bulut altyapısı üzerinden verilen hizmetler gittikçe çeşitleniyor. Yüksek rekabet ise, hizmeti sunan şirketler arasında işbirliklerinin oluşmasına neden oluyor. Bunların en önemlilerinden biri VMware ve Google arasında gerçekleşti.
Duyurulan anlaşma kapsamında Google Bulut Platformu, vCloud Air’e sıkıca entegre olacak ve şirket müşterilerine VMware’in hibrit bulut platformu üzerinden bulut hizmetlerine daha kolay ulaşmalarını sağlayacak. vCloud Air‘de kullanılacak Google Bulut Platform hizmetleri Google Bulut Depolama, Google BigQuery, Google Bulut Veri Deposu ile Google Bulut DNS olarak sıralanıyor.
Google Küresel İş Ortağı Strateji ve İşbirlikleri yönetici direktörü Murali Sitaram, işbirliğine dair, “Bu anlaşmanın bir sonucu olarak büyük şirket müşterilerimiz Google’ın milisaniyeler içerisinde milyarlarca arama sonucunu bildirmesini sağlayan aynı altyapı üzerine inşa edilmiş Google’ın açık bulutunun güvenlik, ölçülebilirlik ve fiyat performansıyla VMware bulut ortamlarını birleştirebilecekler.” derken; VMware’in Bulut Hizmetleri İş Birimi Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Bill Fathers ise müşterilerinin Google’ın zengin hizmet portföyünden yararlanabilmelerini olanak sağlamaktan duydukları heyecanı belirtiyor. Fathers, “Bu anlaşmayla müşterilerimiz VMware destekli ve sahip oldukları vSphere tabanlı veri merkezi altyapıları ile uyumlu vCloud Air ve Google Bulut Platformu’nun faydalarına sahip olacaklar.” yorumunda bulunuyor. 









