DYRE tekrar hortladı

0
Bilgisayar korsanları yeni saldırı teknikleri geliştirdikçe bunları kullanarak maddi kazanç elde etmek için kullanıyorlar. 2015 ve sonrasında finans, bankacılık ve ödeme sistemlerini hedef alan saldırıların yoğunluğu gittikçe artıyor. 2015’te perakende ve bankacılık sektörünün etrafında gelişecek tehditler şiddetini daha da artırdı. Artan saldırılar, finansal kuruluşların tüm çevrimiçi hizmetlerinin güvenliği için iki adımlı güvenlik doğrulama sistemlerini zorunlu kılıyor. Trend Micro Akdeniz Ülkeleri Genel Müdürü Yakup Börekcioğlu‘nun konu hakkındaki görüşleri bu videoda.

AB, veri güvenliğinde anlaştı

0
eu-flag-ss-1920Yaklaşık 3 senedir devam eden Avrupa veri güvenliği ve gizliliği yasama çalışmaları en sonunda nihayetine eriyor. Avrupa Konseyi bakanları genel anlamda bir fikir birliğine vardılar ve bir sonraki aşamaya geçmek için yıl sonuna kadar tüm gerekli içeriğin hazırlanmasına onay verdiler. Avrupa Komisyonu, Parlamento ve Konsey’in de dahil olduğu üçlü çalışma için oldukça hevesli olduklarını bildirirken, 2015’in sonuna kadar sonuca varmak istediklerini yinelediler. Palamento ise konuya destek vereceğini Mart 2014 tarihinde açıklamıştı ancak Avrupa Konseyi (Liderler zirvesi)’nde çoğu başlıkta yeniden görüşmeye gidilmesini söylemişti. Avrupa Birliği Savunma Bakanları tarafından açıklanan genel yaklaşıma dair maddeler ise şu şekilde; – Veri güvenliği konusunda AB genelinde tek bir yasalar bütünü geçerli olacak, bölgedeki iş dünyası operasyonlarının üzerindeki yük (gereksiz admin gereklilik kuralları ve diğer bildirimler) azaltılacak. – Unutulma Hakkı ve vatandaşların bilgilerinin tehlikede olması durumlarında çözüm için daha geçerli yasaların oluşturulması. – AB dışındaki firmaların, Birlik içindeki şirketler ile çalışırken aynı yasalara uyma zorunluğunun getirilmesi. – Veri güvenliği ile ilgili yasama organlarının güçlerinin yükseltilmesi, etkinliğin arttırılması. Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen bazı isimler bu çalışmaların aslında politik kararlar olduğunu ve amacın sadece vatandaşı korumak olmadığını dile getiriyor. Dijital haklar organizasyonu olarak bilinen Access ise Konsey’in metninin pek çok açıkla dolu olduğunu söylüyor, mevcut yasa tasarılarının halkın bilgilerini izinsiz olarak şirketlerin kullanmasına izin verdiğini, değişimin olmayacağını savunuyor. Bir sonraki üçlü görüşme ise 24 Haziran tarihinde gerçekleşecek.

Hosting Festivali Ankara’da sahne aldı

0
Ülkemizde hosting, verimerkezi, bulut servis sağlayıcılarına yönelik ilk ve tek organizasyon olarak bilinen Hosting Festivali, Ankara’lı teknolojiseverler ile buluştu. Temel amacı sektör standartlarını yükseltmek ve sektör oyuncularını bölgemiz için rekabetçi konuma getirebilmek olan etkinliğin hedefi ise teknik düzeyde gerçekleşen etkinlikler kadar idari, hukuki ve pazarlama alanlarına da yoğunlaşabilmek. Etkinlikte Türkiye hosting sektörünün uzman isimlerinden Selçuk Saraç ile sizler için sohbet ettik. Tam gün süren etkinlikte diğer konuşmacılar ile yaptığımız video röportajları ise isimlerine tıklayarak izleyebilirsiniz. Huzeyfe Önal Av.Sertel Şıracı İsmail Tunalı

Amazon dronelar için devletle savaşacak!

0
image-gallery-01._V367570019_Amazon’un insansız hava araçları ile kargo teslimatı gerçekleştirdiği ve üzerine büyük yatırım yaptığı Amazon PrimeAir servisinin önünde büyük bir tehlike duruyor: Drone yasaları. ABD’de şehirlerin üzerinde drone uçuranlara dair büyük bir tepki oluşmuş durumda. Komşularının pencerelerini gözetleyenler, açık pencerelerden içeri drone sokan yaramaz çocuklar veya kötü niyetli drone sahipleri kadar, hava trafiğini tehlikeye sokan sorumsuz drone sahipleri de bulunuyor. Dolayısıyla pek çok eyalette, drone’ların uçurulmasına dair özel yönetmelikler devreye giriyor. Bu yeni kurallara göre, drone’ların, kullanıcının göz temasından çıkmayacak şekilde uçurulması ve güneş battıktan sonra drone uçurulmaması gibi uygulamalar var. Amazon, her eyaletin kendine göre kurallar koyması halinde, ülke çapında bir insansız kargo servisi işletmenin mümkün olmayacağını dile getirerek, bu tür kurallara karşı hukuki karşı atağa geçeceğinin sinyallerini veriyor. Buna göre, Amazon hem yargıda hem de lobiler üzerinden yasama organları üzerinde baskı oluşturarak, ABD’deki drone yasalarının, insansız hava kargo şirketlerinin işini etkilemeyecek şekilde düzenlenmesini sağlayacak. Eğer Amazon’un planları gerçek olursa, normal vatandaşlar belirli kısıtlamalara uyarak drone uçurmak durumunda kalırken, kargo şirketi işletme lisansına sahip Amazon PrimeAir gibi şirketler, kısıtlayıcı yasalara takılmadan drone uçurabilecekler. Bakalım Amazon büyük savaşında başarılı olabilecek mi?

Temiz enerji için milyarlarca dolar yatırım geliyor

0
İnsanoğlu son 100 yıldır çevreyi çok ağır bir şekilde kirletiyor. Bunun geri dönüşünün olmayabileceğini tartışmaya başladığımız süre sadece son 30 yılı kapsıyor. Yani birilerinin insanlığı aklın yoluna davet etmeye kalkışması için 70 yıl geçmesi gerekmiş. Son 30 yılı da, çevreyi kirletmeye son verip vermemeye karar vermek için harcadık. Neyse ki, dünya artık çevre konusunda bilinç sahibi olmaya başlıyor ve hem ülkeler hem de dev kurumlar, dünyanın yaşanabilir bir yer olmaya devam edebilmesi için, temiz enerji kullanmanın şart olduğunu kavradılar. Bu bilinçlenmenin en büyük kanıtı da temiz enerji üretiminin ve kullanımının geniş kalabalıklara yayılması. Güneşten veya rüzgardan elektrik üretmek bugün keşfedilen bir teknoloji değil ancak bugüne kadar bu teknolojilere, “ihtiyacı karşılayacak kadar güçlü değiller, gereksizler, çok pahallılar,” gibi bahanelerle yaklaşmak popülerdi. Şimdiyse dev teknoloji şirketleri, temiz enerji üretmek ve kullanmak konusunda kararlı adımlar atmaya başladılar. ABD’de NASA’yı uzaya taşına uzay gemilerini üreten Elon Musk’ın kurduğu Tesla’nın, Powerwall isimli bir temiz enerji ürününü geniş kullanıma açması, Almanya’da Mercedes’in hemen benzer bir ürünle ortaya çıkması, dev şirketlerin temiz enerjiye verdiği önemi gösteriyor. Elbette bu şirketlerin amacı, bu ürünlerden kar elde etmek ve modern dünyadaki yeni nesil enerji pazarının hakimi konumuna yükselmek. Bu alanda faliyet gösteren şirketlerin ise hayalci olduklarını söylemek mümkün değil zira, eskinin aksine, devletler de onlara büyük destek veriyor. Şubat ayında, ABD’de Obama yönetimi, Clean Energy Investment Initiative adını verdikleri bir programla, temiz enerji üreten ABD şirketlerine 2 milyar dolarlık fon aradıklarını duyurdu. Şu anda bu fonda, temiz enerji alanına yatırım yapan fonların toplamı 4 milyar doları buldu. Bu dev bütçenin yatırımcıları sadece güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, dalga enerjisi gibi klasik alanlara yatırım yapmayacak, aynı zamanda uzun yıllardır teknoloji dünyasının önündeki şişe ağzını oluşturan pil teknolojilerini de geliştirecekler ve böylece çok daha uzun süre dayanan piller ortaya çıkacak. Bu da, dijital dünyanın çok daha hızlı şekilde günlük hayatın içine sızması anlamına gelecek. Giyilebilir cihazlar büyük hızla yaygınalaşacak, evimizde kullacacağımız, internete bağlı küçük nesnelerin çeşidi hızla artacak ve fiyatları da ucuzlayacak. Yani, çevreyi kurtarmak ve daha yaşanılır bir dünya oluşturmak için  gösterilen çaba aynı zamanda teknolojinin hayatımıza çok daha hızlı ve efektif şekilde yayılmasını sağlayacak.

“Hedef liderlik”

0
Yaptığı yatırımlarla Türkiye baskı pazarında liderliğe oynayan Samsung, sunduğu baskı teknolojileriyle işletmelere verimliliği ve tasarrufu garanti ediyor. Konuyla ilgili düzenlenen toplantıda Samsung Electronics Kurumsal Baskı Çözümleri Grup Müdürü Emre Feyizoğlu ile sohbet ettik.

SAS dünyayı “Nesnelerin Analitiği” ile tanıştırıyor

0
5 yıl içinde sayısının 26 milyara ulaşacağı öngörülen “birbirine bağlı” cihazların oluşturduğu Nesnelerin İnterneti kavramı, sadece analitik yaklaşımla adreslenebilecek bir büyük veri fırsatını da beraberinde getiriyor. Dünya ekonomisine 1,9 trilyon$ gibi çok büyük bir ek değer katması beklenen Nesnelerin İnterneti bu değeri ancak ortaya çıkardığı büyük verinin anlık olarak analiz edilip buna uygun aksiyonlar alınabilmesi ile yaratabilir. SAS, bu duruma ortaya attığı “Nesnelerin Analitiği” kavramıyla çözüm getiriyor. Gartner 2020 yılına gelindiğinde dünyada birbirine bağlı neredeyse cihaz sayısının 26 milyara ulaşacağını, Cork Institute of Technology ise 20 yıl içinde tek bir kişinin yaklaşık 5000 “nesneyle” bağlantılı olacağını tahmin ediyor. Her an veri üreten tüm bu “nesnelerin” birbirleriyle bağlantılı olması “Nesnelerin İnterneti (Internet of Things)” adlı kavramı ortaya çıkarıyor. Gartner, Nesnelerin İnterneti ile bu cihazların dünya ekonomisinde yaklaşık 1,9 trilyon $ değer artışı sağlayacağını öngörüyor. Giderek daha geniş bir hale gelen “Nesnelerin İnterneti” beraberinde sadece gelişmiş analitik ile adreslenebilecek bir büyük veri fırsatını ortaya çıkarıyor. Dünya analitik lideri SAS bu noktada ortaya “Nesnelerin Analitiği (Analytics of Things)” kavramını çıkarıyor. Yeni Analitik Kültürü Makine endüstrisi, telekom, otomotiv, perakende, havacılık ve sağlık sektörleri başta olmak üzere çok geniş bir alanda Nesnelerin Analitiği yaklaşımı sayesinde, sorunların önceden belirlenmesi, anlık otomatik önlemlerin alınabilmesi, geleceğe yönelik tahminlerin yapılabilmesi ve kaynakların verimli kullanılabilmesi mümkün oluyor. Modern bir petrol sondaj platformunun günde yaklaşık 8TB, bir Boeing 787’nin 1 saatlik uçuşta ortalama 40TB veri ortaya çıkardığı düşünüldüğünde, ortaya çıkan bu büyük veriyi yüksek performansla, gecikme yaşanmadan, anında analitik süreçlerden geçirebilecek güçlü araçlara ihtiyaç var. Dünya analitik lideri SAS yüksek performanslı analitik çözümleri ile bu yeni analitik kültüründe öncü konumda yer alıyor. SAS Event Stream Processing Engine, SAS High-Performance Analytics, SAS Asset Performance Analytics ve SAS Cloud Analytics gibi araçlar ile yüksek hacimli, gerçek zamanlı ve gecikmesiz analitik yapılarak hızlı karar ve aksiyon alınabiliyor. Böylece Nesnelerin İnterneti’nin ortaya çıkardığı gerçek değer Nesnelerin Analitiği yaklaşımıyla değerlendirilebiliyor. Nesnelerin Analitiği, yollara yerleştirilen sensörlerle trafik sıkışıklıklarını belirleyip trafik akışını optimize etmekten, üretim bantlarında oluşabilecek problemleri önceden belirleyip üretimin aksamamasını sağlamaya, uçakların ürettiği veriyi inceleyerek güvenlik sistemlerini geliştirmekten bir mağaza müşterisine eline aldığı ürünle ilgili dijital ekranda anlık teklifler sunabilmeye kadar çok geniş bir yelpazede iş ihtiyacını adresliyor. Nesnelerin İnterneti’nden değer yaratmanın yolunun Nesnelerin Analitiği olduğunu söyleyen SAS Türkiye Genel Müdürü Hakan Erdemli, “Bu değeri oluşturmak için gerekli olan teknolojide dünyada lider ve öncü konumda bulunuyoruz. Büyük veri, gelişmiş analitik ve gerçek zamanlı karar alma yeteneği bir araya geldiğinde ortaya sınırsız fırsat çıkıyor. SAS olarak ortaya çıkardığımız Nesnelerin Analitiği kavramı analitiğin gücünün dünyayı nasıl değiştirebildiğini gösterecek.” şeklinde konuştu.

Samsung, baskı teknolojilerine yatırım yapıyor

0
Emre+Feyizoglu++%26++Tansu+YegenSamsung, Türkiye baskı pazarındaki trendler ve sunduğu rekabetçi teknolojileri hakkında bilgilendirme yapmak üzere bir toplantı organize etti. Samsung Electronics Türkiye Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen ve Kurumsal Baskı Çözümlerinden Sorumlu Grup Müdürü Emre Feyizoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmada, kurumlardaki dijital dönüşüm ile birlikte değişen ihtiyaçlara yanıt veren Samsung baskı çözümleri hakkında bilgi verildi. Yeni nesil kurumsal iş çözümlerinin, günümüz iş dünyasında rekabet avantajı sağladığına dikkat çeken Samsung Electronics Türkiye Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen, “Baskı çözümleri, hem yerel hem de küresel arenada ciddi yatırımlar yaptığımız ve iddialı olduğumuz bir pazar. Akıllı Ofis vizyonumuzun bir parçası olan baskı çözümleri alanında tüm ihtiyaçları karşılayan teknolojilerimizle, kurumların Bilgi Teknolojileri (BT) politikalarıyla uyumlu yeni iş ortamlarının oluşturulmasında önemli bir rol oynuyoruz” dedi. Türkiye baskı çözümleri pazarında Samsung’un %20’lik pay sahibi olduğunu belirten Tansu Yeğen, pazara dair öngörülerini ise şöyle özetledi: “IDC tarafından gerçekleştirilen BT Satınalma Araştırması’nın verilerine göre, Türkiye’de BT Pazarı’nın 2012’den 2017 yılına kadar %25 oranında bir büyüme gerçekleştirmesi öngörülüyor. Aynı araştırma kapsamında baskı çözümlerinde de benzer bir büyüme trendi beklenirken; kurumların, verimliliklerini arttıran ve yaklaşık %30’a kadar maliyet tasarrufu sağlayan Baskı Yönetim Hizmetleri’ne olan ilgisi yüksek. Samsung sponsorluğunda McKinsey tarafından yapılan Sektörel BT Yatırım Araştırması’na göre ise, Baskı Yönetim Hizmetleri 2014-2015 yılları arasında %50 oranında büyüme beklentisi ile yine öne çıkıyor. 2014 yılında Türkiye’de 42 milyon dolar olarak ifade edilen Baskı Yönetimi Hizmetleri pazarı için 2015 yılındaki beklenti 62 milyon dolar. IDC’nin 2014 yılı verilerine göre, Türkiye lazer baskı çözümleri pazarı yıllık yaklaşık 620 bin adetlik bir hacme sahip. Ciro bazında bakıldığındaysa, yaklaşık 236 milyon dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Samsung olarak, baskı çözümlerinde sahip olduğumuz yaklaşık %20’lik pazar payı ve giderek artan satışlarımızla liderliğe oynuyoruz.” Mobil baskı hizmetleri tarafında da dünyada ilkleri ürettiklerini ifade eden Yeğen; “2013 yılında dünyadaki ilk NFC (Near Field Communication) yazıcıyı ürettik. 2014 yılında ise Android işletim sistemine sahip yazıcılarımızla, global baskı pazarında bir başka ilke imza atmanın gururunu yaşadık. Girdiği tüm pazarlarda liderliğe oynayan ve en yeni teknolojileri üretmeyi hedeleyen Samsung’un, aynı başarısını baskı çözümleri alanında ortaya koyması, bizler için hem çok önemli hem de gurur verici” dedi. Tansu Yeğen: “Baskı çözümlerinde agresif bir büyüme trendi içindeyiz” Samsung’un baskı pazarındaki hedefleri kapsamında, ekibini ve kanal yapısını büyüterek oldukça agresif bir büyüme trendi içinde olduğunun altını çizen Tansu Yeğen, kurumlara çok daha etkin bir şekilde temas etmek amacıyla yeni dönemde pek çok distribütörlük ve iş ortaklıkları gerçekleştirdiklerini de vurguladı. Tansu Yeğen sözlerine şöyle devam etti; “Bu konuda, Türkiye’de alanının en iyisi ve etkini diyebileceğimiz Koyuncu ve Arena ile distirbütörlük anlaşmalarımız bulunuyor. Koyuncu ve iş ortakları ile tüketiciye hitap ederken; Arena ve iş ortakları ile Kurumsal Pazara teknolojilerimizi sunuyoruz. Önüzümdeki dönemde ekibimize ve iş ortaklarımıza yapacağımız yatırımlarla kapsama alanımızı daha da genişleteceğiz” dedi. En çok tercih edilen çözüm: Mobil cihazlardan yazdırma ve tarama Son yıllarda yazıcı ve baskı pazarında tercihlerin değiştiğini belirten Samsung Electronics Kurumsal Baskı Çözümleri Grup Müdürü Emre Feyizoğlu, günümüzde işletmelerin baskı sistemi ihtiyaçları arasında maliyet tasarrufu, çevresel ve finansal sürdürebilirlik, mobil yazdırma, güvenlik, merkezi yönetim, uyumluluk ve dokümantasyon süreçlerinin otomatize edilmesi gibi önceliklerin yer aldığına dikkat çekerek; Samsung olarak öncelikli odaklarının kurumların bu ihtiyaçlarını kabul edilebilir maliyetlerde karşılayabilecekleri doğru ürün ve çözümleri sunmak olduğunu söyledi. Emre Feyizoğlu, son 5 yıllık süreçte en çok tercih edilen hizmetleri ise şu şekilde sıraladı: “Mobil cihazlardan iş gönderme, bulut tabanlı yazdırma servisleri ve NFC yazdırma çözümleri ilk sırayı alırken, personel kartları ve pin kodu kullanarak fotokopi ve baskı işlemlerinin güvenliğini arttıran kartlı sistem yazılımları, merkezi cihaz yönetimi ve kullanıcı/proje bazlı detaylı raporlama uygulamaları da tercih edilen hizmetlerin arasında yer alıyor.” Emre Feyizoğlu: “Müşterilerimizin doküman süreçleriyle ilgili öngörülemeyen maliyetlerini ortadan kaldırıyoruz” Emre Feyizoğlu, Samsung yazıcı ve baskı çözümlerinin kurumlara sağladığı maliyet avantaj ve tasarrufları hakkında şunları söyledi: “Baskı yönetim hizmetleri kapsamında sunduğumuz hizmetlerle, müşterilerimizin 4-5 yıllık süreçte hesaplanamayan ya da öngörülemeyen maliyetlerini ortadan kaldırarak; finansal sürdürülebilirliklerine ciddi katkılar sağlıyoruz. Bunun dışında yerinde servis hizmeti sayesinde, satın alma ve BT ekiplerinin asıl görevlerine odaklanmalarına yardımcı oluyoruz. Müşterilerimiz, sunduğumuz dokümantasyon güvenlik ve takip yazılımları sayesinde kişi/departman bazında baskı maliyetlerini anlık olarak takip edebiliyor; gereksiz ya da aşırı baskı faaliyetlerini tespit ederek engelleyebiliyor.” Gelişen ve yaygınlaşan Doküman Yönetim Sistemleri’nin yazıcı ve sarf malzemesi pazarına olan etkisine de değinen Feyizoğlu, “Baskı ve fotokopi işlerinin takibi, raporlanması ve kurumsal firmalara özel uyarladığımız baskı kural ve politikaları ile işletmeler, artık baskı hacmini ciddi anlamda kontrol altına alabiliyorlar. Bu tarz çözümler, çalışanların dokümanlarını güvenli bir şekilde yazdırmalarına olanak sağlayarak; sadece yetkilendirilmiş kullanıcıların kimlik kartlarını okutarak yazdırma, kopyalama ve tarama işlemlerini gerçekleştirmelerini sağlıyor” dedi. Samsung kısıtlı bütçesi olan KOBİ’lere özel ve düşük maliyetli etkili çözümler sunuyor Samsung, büyük kurumlara sunduğu kurumsal paket çözümlerinin yanı sıra özellikle geçtiğimiz yıl lansmanını yaptığı Samsung Business Core baskı çözümleriyle KOBİ’lerin (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler) yardımına da koşuyor. Yalın BT altyapısına sahip KOBİ’lere, herhangi bir sunucu gereksinimi olmadan güvenli yazdırma olanağının yanı sıra belge iş akışı ortamının yönetilmesi ihtiyacını kolayca ve düşük maliyetlerle karşılama imkanı sunuyor. Baskı Çözümleri Pazarında ‘İlk’leriyle Samsung 1982 yılından bu yana pazarda üretim yapan Samsung; pazara aşağıdaki ilkleriyle de imzasını attı: 2010 İlk Wi-Fi Direct Yazıcı 2011 Dünyanın İlk Çift Çekirdek İşlemcili Yazıcısı 2013 İlk NFC (Near Field Communication) Yazıcısı 2014 İlk Android Çok Fonksiyonlu Yazıcısı

Yeni teknolojilere müşteriler ilham veriyor

0
1990 yılında kurulan Genesys, o günden bu yana müşteri hizmetlerinin daha üst seviyelere taşınmasına öncülük ediyor. Genesys’in müşteri deneyimi platformu ve çözümleri, şirketlerin müşterileriyle tüm temas noktalarından, kanallardan ve etkileşimlerden faydalanarak sorunsuz iletişim kurmasına yardımcı oluyor. Bu çözümler, şirketlerin farklı müşteri deneyimleri sunarak gelirlerini ve müşteri sadakatini arttırmalarını sağlıyor. Genesys Müşteri Deneyimi Platformu tabanlı çözümleri, işletmelerin etkileşimleri bilinçli şekilde yönetmesine ve müşteri memnuniyetini üst düzeye çıkarmasına olanak sağlıyor. Biz de konuyla ilgili Genesys Bölge Pazarlama Yöneticisi Atalay Aktaş ile bir röportaj gerçekleştirdik.

Yerli uçak için şirket kuruldu!

0
TRJ+328+HAVAABD merkezli bir uzay ve havacılık sistemleri şirketi olan Sierra Nevada Corporation (SNC) en yeni yüzde yüz iştiraki olan TRJet Havacılık Teknolojileri Anonim Şirketi’nin (TRJet) kuruluşunu duyurdu. SNC’nin, Bölgesel Uçak Projesi kapsamında ülkenin ilk bölgesel jet uçağını üretmek üzere, 27 Mayıs 2015 tarihinde T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının desteğiyle Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.S. (STM) ile imzaladığı Mutabakat Zaptı’nın ardından beklenen açıklama Paris Air Show fuarında geldi. Merkezi Ankara Merkezi Ankara’da bulunan bir Türk şirketi olan TRJet, Bölgesel Uçak Projesinin yanı sıra ticari havacılık sektöründe de hizmet verecek. Kısa bir süre önce başlatılan Bölgesel Uçak Projesinde Türkiye’nin ilk yerli yolcu uçağı TRJ628’in üretimine giden ilk adım olarak Dornier 328 (D328) uçaklarının modernize edilmiş bir versiyonu olan TRJ328’’den yararlanılacak. TRJ328 uçaklarının yanı sıra diğer çeşitleri de üretip satacak olan TRJet şirketi Türkiye’nin ilk yerli yolcu uçağının hayata geçirilmesinde çok önemli bir rol oynayacak. Dünya havacılık pazarına açılacak TRJet, iki saygın havacılık şirketi SNC ve 328 Support Services GmbH (328 SSG)’nin ortak mirasından aldığı güçle, modern Alman uçak mühendisliği ile sektördeki en yeni modifikasyon standartlarını bir araya getiren bir havacılık ve uzay şirketi oluşturacak. Türk hükümeti, bu teknolojiden ve Dornier’in ticari havacılığın başlangıcına kadar dayanan yenilikçilik mirasından yararlanarak Türkiye’nin mevcut sivil havacılık sektörünün büyümesini desteklemenin yanı sıra ülkenin dünya havacılık pazarına açılmasını da sağlayacak. Hâlihazırda dünyanın 85 ülkesinde sertifikalandırılmış olan 328 modeli ABD, İsviçre, Almanya, Birleşik Krallık ve Danimarka gibi çok sayıda ülkede halen kullanılıyor. “Ulaşımın çehresi değişecek” SNC şirketinin başkanı Eren Özmen yaptığı açıklamada “Teknoloji, araştırma, işbirliği ve onlarca yıllık tecrübe birleşiminin TRJet’in gelecekte Türkiye’de ve dünya çapında başarılı olabilmesi için doğru reçete olduğuna inanıyoruz. TRJet’in, Türkiye’deki ortaklarımızla ve Türkiye’nin Bölgesel Uçak Projesi’ne dahil olanların azmi ve desteğiyle birlikte, Türkiye’de ulaşımın çehresini değiştirecek bir uçak üretme yolculuğunda başarılı olacağına inancımız tam” şeklinde konuştu. Yarım asrı aşkın tarihinin büyük bir bölümünde uluslararası girişim fırsatlarının takipçisi olan SNC’nin Türkiye’de de yıllardır çeşitli iş ilişkileri bulunuyor. SNC şirketinin Türk asıllı sahipleri Başkan Eren Özmen ve CEO Fatih Özmen bu yeni kurulan şirkette de yönetim kurulu üyesi olarak liderlik görevi üstleneceklerinden, TRJet aynı zamanda Özmen çiftinin Türkiye Cumhuriyeti’ndeki yatırımlarını da güçlendirmiş olacak. Sadece ülke içerisinde sınırlı kalmayacak olan TRJet, istihdam sağlayıp, yerli firmalardan da faydalanarak, bölge ekonomisine önemli katkılarda bulunmanın yanı sıra Türkiye’nin gelişmekte olan sivil havacılık sektörünü kalkındırmaya devam edecek.

Telekom şirketleri için 39 milyar dolarlık fırsat

0
TelecomSabit, mobil ve loT trafiğin beklenen büyümesiyle mücadele eden Avrupalı operatörler, Bulut teknolojisinin yüksek derecede optimize edilmiş teknolojisinden ve işletme tasarımından esinlenerek yeni teknoloji tasarımları ve standartları üzerinde çalışıyor. Küresel yönetim danışmanlığı Arthur D. Little (ADL) ve Alcatel-Lucent’ın endüstriyel araştırma ve danışmanlık kolu Bell Labs Consulting’in yayınladığı Geleceği NFV ve SDN ile Yeniden Şekillendirmek adlı yeni rapor, Bulut Servis Sağlayıcı olma yolunda telekom endüstrideki rekabetin nasıl şekilleneceğini ortaya koyuyor. Yeni raporda, ADL ve Bell Labs, Network Functions Virtualization (NFV) ve Software-Defined Networks (SDN)’nin Servis Sağlayıcıların şebekelerine stratejik değerini ve etkisini ilk kez gözler önüne serdi. Çalışmada öne çıkan noktalar şöyle: 1- Servis Sağlayıcılar yeniden konumlanmak için hızlı ve bir amaç doğrultusunda hareket etmeli Şebeke sanallaştırma teknolojileri, geleneksel taşıyıcıların pazar payını hızla eritebilecek yeni rakipleri pazara kazandırıyor. Şebeke sahipliği, servis sağlamak için artık ön koşul olmadığından sanal olarak herkes servis sağlayıcı olabilir. Bankalar, perakendeciler ya da medya şirketleri gibi kurumsal müşteriler kitlesel telekomünikasyon pazarına el atarak geleneksel telekom şebekelerine güçlü alternatifler olabilirler. Geleneksel sağlayıcılar bu yeni sınıf kitle-pazar rakiplerini hem gözlemleyip hem de bu durumdan faydalanmalı. Ayrıca onları daha değerli ürünlere ve hızla büyüyen 18 Milyar Euro değerinde IT güvenlik faaliyeti ve 17 Milyar Euro değerinde bulut servisi pazarı ve yeni gelişen erişime dayalı olmayan toptan satış faaliyeti gibi servis segmentlerine taşıyacak şebeke fonksiyonları geliştirmeliler. 2- Öncü müşteriler ve partnerlerle geleceği yeniden yaratmak Telekomünikasyon endüstrisi şebekeleriniyüksek seviye bir programlanabilirliğe hazırlarken, ihtiyaç duyulan anlık-bağlantıların sağlanması için tedarikçilerle ve devlet organlarıyla çok daha yakından çalışmak zorundalar. 3- Basitlik, Yakınsama, Sanallaştırma ve Otomatize etme Son 20 yıldır yaşananşebekelerdeki IP modernizasyonu, eski şebeke fonksiyonlarını yaşatmave ayrıkyönetim sistemlerine duyulan ihtiyaçnedeniyle tam olarak gerçekleştirilemedi. Öncelikle şebeke fonksiyonelliğini konsolide edenve eski donanımlarından kurtulacak olan Telekom operatörleri, hep hedeflenenIP dönüşümlerini en sonunda gerçekleştirebilecekler. Rapor bulguları, bu servis sağlayıclar için NFV ve SDN’yi bütünleştirme etkisinin tek bir şebeke alanında yılda 14 Milyar Euro değer oluşturabileceğini gösteriyor. İş süreçlerinin otomasyonu ve sadeleştirilmesiyle, şebeke dışı operasyon maliyetleri konusunda ise yılda 25 Milyar Euro kazanç sağlanacak. Arthur D. Little Ortağı Jesús Portal, konuyla ilgili olarak “Şimdi, Avrupa telekomünikasyon endüstrisinin şebekeleri bulut çağına taşımalarının tam zamanı. Gerekli ölçüdeki programlanabilirliği ve otomasyonu başarabilenler yeni çağda çok rekabetçi olacaklar.” Bell Labs Consulting Yönetici Ortağı Cassidy Shield ise, “Yeni ‘bulut şebekesine’ geçmek servis sağlayıcılar için artık ‘belki’den öte ‘nasıl ve ne zaman’ sorusu. Bu sorulara her operatörün vereceği yanıt ve izleyeceği strateji, teknoloji yapısına ve iş modeline göre çok farklı olabilir fakat planlamaya şimdiden başlanması gerektiği şüphesiz.” Çalışmada, 35 Avrupa ülkesindeki operatörler incelendi. Bu operatörler, 2013 yılında toplamda 250 Milyar Euro gelir elde etti. Yıllık OPEX’leri ise 150 Milyar Euro.

Anadolu Bilişim, SAP PCoE sertifikasını yeniledi

0
Atakan+KaramanAnadolu Bilişim sahip olduğu SAP’nin Uzman İş Ortağı (PCoE / Partner Center of Expertise) sertifikasını yeniledi. Yeni sertifikayla Anadolu Bilişim, iki yıl süreyle SAP çözümlerinin uzman entegratörü olarak deneyimini ispatladı. Anadolu Bilişim’in SAP PCoE standartlarına uyumluluğunu belgeleyen sertifikayla Anadolu Bilişim müşterileri, dünyanın ilk gerçek zamanlı bellek içi platformu SAP HANA üzerinde geliştirilen SAP çözümlerini Anadolu Bilişim’in sektördeki deneyimiyle edinebilecek. Ayrıca iş zekası, kurumsal kaynak yönetimi, insan kaynakları yönetimi, raporlama, müşteri ilişkileri yönetimi gibi uçtan uca SAP portföyü Anadolu Bilişim’den satın alınabiliyor. SAP’nin PartnerEdge Channel programı dâhilinde iş ortaklarına verdiği SAP PCoE sertifikası, müşterilere üstün kalitede hizmet ve ürün ulaştırıldığını belgeliyor. Bu sertifika ile Anadolu Bilişim, SAP standartlarına uygun çözüm ve ürünlerin satış lisansıyla birlikte, SAP çözümlerinin müşteri ihtiyaçlarına yönelik uygulaması konusunda da uzmanlığını yeniden belgelemiş oldu. Sertifika iki yıl süreyle Anadolu Bilişim’e sunuldu. Anadolu Bilişim Kurumsal Uygulama Hizmetleri Direktörü Atakan Karaman, konu hakkında şunları söyledi: “Türkiye’de bilişim hizmetlerinin öncüsü olmak için faaliyetlerimizi sürdürürken, 15 ülkede 50 binden fazla kurumsal kullanıcıya hizmet götürüyoruz. Bir hizmet şirketi olarak, müşterilerimizin ihtiyaçlarına yönelik esnek çözümler tasarlıyoruz. İş ortaklarımız arasında bulunan global yazılım devi SAP’nin tüm çözüm portföyünü, müşterilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda onlara ulaştırıyoruz. SAP HANA platformu dâhil olmak üzere uçtan uca SAP çözümlerinde güvenilir iş ortağı olduğumuzu belgeleyen SAP PCoE sertifikası denetimini başarıyla tamamlamanın gururunu yaşıyoruz. Anadolu Bilişim’in deneyimi ve uzmanlığıyla, SAP çözüm portföyünün güvenilir entegratörü olarak, iki yıllık SAP PCoE sertifikasından aldığımız güçle işini geleceğe taşımak isteyen tüm kurumları Anadolu Bilişim’le iş birliğine davet ediyoruz.”

International Hackathon Silikon Vadisi ile aynı anda İstanbul’da

0
Nilsen+AltintasTürk Ekonomi Bankası (TEB), stratejik ortağı BNP Paribas ile birlikte bankacılık ve finans dünyası için müşteri deneyiminde fark yaratacak girişimci fikirlere destek olmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda TEB; San Fransisco, Paris, Brüksel, Roma ve İstanbul olmak üzere beş farklı şehirde eş zamanlı düzenlenen global yazılım maratonu BNP Paribas International Hackaton’ın İstanbul ayağını 12-14 Haziran tarihlerinde Saklıköy TEB Formasyon Akademisi’nde gerçekleştirdi. Bankacılık ve finans dünyası için müşteri deneyiminde fark yaratacak, yenilikçi çözümler geliştirmek ve girişimcilere destek olmak amacıyla düzenlenen BNP Paribas International Hackathon, finansal teknoloji üreten 10 girişimci ekibi ağırladı. Yarışma boyunca, kurgusal bir data seti kullanarak kod yazan, mobil veya web tabanlı yazılım geliştiren girişimciler, TEB ve diğer sektörlerden gelen uzmanlardan da mentorluk desteği aldı. Girişimcilerin projeleri, teknoloji ve finans dünyasının önde gelen isimleri, melek yatırımcılar, danışmanlar, teknokent temsilcileri, global ödeme sistemi sağlayıcıları ve TEB yöneticilerinden oluşan bir jüri tarafından değerlendirildi. Titizlikle yapılan değerlendirmenin ardından yarışmayı kazanan girişimciler ve projeleri belirlendi. Müşterilerin banka ile ilgili soru, şikayet, talep ya da işlemleri için cep telefonlarında kullandıkları anlık mesaj uygulamaları üzerinden çağrı merkezindeki müşteri temsilcileriyle gerçek zamanlı mesajlaşarak hizmet almalarını sağlayan bir platform geliştiren DumeTech birinci olurken; kullanıcı davranışını ölçümleyerek müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik analiz servisleri üzerine çalışan AppAnalytics ikinciliği elde etti. Hologramik sanal asistan sistemi “Fijital Adam: Sanal Finansal Danışman” projesiyle Manetho ise üçüncü oldu. “Hackathon çevik inovasyona katkı sağlayacak” BNP Paribas International Hackathon’ın ödül töreninde konuşma yapan TEB İnsan Kaynakları ve İnovasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Doç.Dr. Nilsen Altıntaş şunları söyledi: “Dünya hiç olmadığı kadar hızlı bir değişim içinde ve müşteri beklentileri de aynı hızla değişiyor. Bu da bizim değişen müşteri taleplerini derinlemesine anlamamızı, değişen dünyaya hızlıca adapte olmamızı, ürün ve hizmetleri yine hızlı bir şekilde hayata geçirmemizi gerektiriyor. TEB olarak kurum içi girişimcilik programımızla iyi fikirleri olan ve bu fikirleri hayata geçirecek isteği ve yeteneği olan arkadaşlarımıza, projelerini hayata geçirebilecekleri ortamı sunuyor; onlara eğitim, mentorluk ve koçluk desteği sağlıyoruz. Bu yaklaşımımızı ülke genelinde de inovasyon kültürünün gelişmesi ve girişimcilerin desteklenmesi yönünde sürdürüyoruz”. BNP Paribas’ın ilk kez beş ülkede eş zamanlı düzenlediği bu etkinlikte TEB olarak ev sahipleri arasında yer almaktan dolayı büyük mutluluk duyduklarını ifade eden Altıntaş, “International Hackathon’un ülkemizde giderek yükselen girişimcilik ekosisteminin çevik dünyasını çalışanlarımızın uzmanlığı ve derin müşteri bilgisiyle birleştirme ve müşterilerimize fayda sağlayacak yenilikçi fikirlerin hayata geçirilme süresini kısaltma amacımıza katkıda bulunacağına inanıyorum” diye konuştu. Üç proje uluslararası jürinin karşısına çıkacak Uzun soluklu bir programın ilk aşaması olarak tasarlanan Hackathon kapsamında beş ülkede eş zamanlı olarak tamamlanan 48 saatlik maratonu, üç aylık bir dijital eğitim kampı ve en çok umut vaat eden projeler için de dört aylık bir kuluçka dönemi takip edecek. Geliştirdikleri projelerin tüm haklarının yanı sıra toplamda 120 bin TL’lik para ödülü kazanan girişimciler, TEB Girişim Evi’nden de danışmanlık desteği almaya hak kazandı. Ayrıca, jüri tarafından seçilen üç proje Kasım ayında Paris’te gerçekleşecek Global Demo Day’de BNP Paribas uluslararası jürisinin karşısına çıkarak Türkiye’yi temsil edecek. Kazanan girişimciler için, para ödülünün yanı sıra potansiyel iş ortaklığı imkanları da olacak. Ayrıca girişimciler, TEB’in stratejik ortağı BNP Paribas’ın 80’e yakın ülkedeki global ağı sayesinde yeni müşterilere ulaşma ve işbirliği şansına da sahip olacak.

Hitachi’den parmak damarı teknolojisi

0
hitachifingervein1Parmak damar haritasını kullanan ve kişilerin bilgisi haricinde kopyalanamadığı için yüksek güvenlik çözümleri sunan Hitachi Parmak Damarı Teknolojisi, bankacılık işlemlerinde de güvenliği en üst seviyeye taşıyor.
Temel Parmak Damarı uygulamaları bankacılıkta şube içi işlemlerinin imzalanması, ATM’lerden kartsız para çekme, elektronik belge imzalama ve online bankacılık işlemlerinin onaylanması gibi pekçok işlemde kullanılıyor.
Hitachi’nin parmak damarı teknolojisi, Polonyalı Bank Zachodni WBK tarafından şube içi işlemlerde biyometrik imza çözümü olarak da kullanılmaya başlandı. Bu yılın Nisan ayından itibaren Lubin’deki Bank Zachodni WBK müşterileri ve Haziran ayından itibaren de Varşova’daki müşteriler sadece parmaklarını kullanarak kişisel hesap sözleşmelerini imzalayabiliyor.
Hitachi’nin bu teknolojisinin pilot olarak uygulandığı şubelerde Parmak Damarı okuyucusunu ve dokunmatik monitörü kullanan müşteriler, sadece parmaklarını kullanarak bankayla bir kişisel hesap sözleşmesi imzalayabiliyor. Elektronik olarak imzalanan belgeler otomatik olarak e-posta adreslerine gönderiliyor. Bankacılık hizmetlerine erişimi kolaylaştıran teknoloji ile işlem güvenliğinin artmasının yanı sıra şubede kullanılan kağıt belgelerin oranını da yaklaşık yüzde 80 oranında azaltılması sağlanıyor.
Bank Zachodini pilot uygulamanın başarılı bir şekilde tamamlanmasının ardından bu uygulamayı tüm şubelerinde hayata geçirmeyi planlıyor. Şu anda banka diğer kanallarında, yani ATM’ler ve online bankacılık hizmetlerinde (kurumsal müşterileri için) de bir pilot uygulama başlatmayı planlıyor.
Türkiye’de İş Bankası ATM’lerinde kullanılıyor
Biyometri, bir kişiyi iris, parmak izi, ses veya damar haritası vb. fiziksel veya davranışsal özelliklerini temel alarak tanımlamak için kullanılan bir teknolojidir. Parmak Damarı biyometrisi de insan parmağındaki bireye özgü damar desenini temel alıyor. Küresel bankacılıkta kendisini kanıtlayan bu teknoloji, banka müşterileri için en üst düzeyde güvenlik ve gizlilik sağlıyor. Hitachi’nin Parmak Damarı okuyucuları Japonya bankacılık sektöründe kullanılan biyometrik çözümler içinde yüzde 80’lik bir pazar payına sahipken, Türkiye’de de 2012 yılından beri İş Bankası ATM’lerinde kartsız para çekme işlemlerinde kullanılıyor. Ayrıca SGK’nın özel hastane ve üniversite hastanelerinde devam eden biyometrik doğrulama projesinde de başarıyla kullanılıyor.

E-Güven’den 7/24 zaman damgası hizmeti

0
Zaman_damgasiE-Güven, www.e-guven.com adresindeki web sitesi üzerinden de online zaman damgası satışına başladı. Kredi kartı veya banka havalesi yoluyla online olarak satın alınan zaman damgaları anında kullanılabiliyor. Dijital ortamdaki işlemlerin gerçekleştirilme zamanına ilişkin değiştirilemez kanıt niteliğindeki zaman damgası e-devlet, e-ticaret ve özel sektördeki uygulamaların gerçekleştirilme ve onay zamanlarını kesin biçimde belirlemek amacıyla kullanılıyor. Zaman damgasının bireylerin ve şirketlerin e-devletle ilgili işlemlerinde ya da dijital ortamdaki iş süreçlerinde kullanıldığını belirten E-Güven İş Geliştirme, Kurumsal Satış, Kanal Yönetimi ve Pazarlamadan Sorumlu Direktörü Ayşegül Tüzün şunları ifade etti: “Türkiye’nin e-dönüşüm sürecinde zaman damgası her geçen gün daha da önemli hale geliyor ve bu ürüne olan talep de aynı şekilde sürekli artıyor. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını onlardan önce düşünerek biz de artan bu talepleri daha hızlı bir şekilde karşılamak için zaman damgalarının satışını internet üzerinden de daha hızlı yapmaya başladık. Satın alma işlemini takiben müşterilerimiz, zaman damgasını kullanmak istedikleri sistemlere entegre edebilmek için gereken bilgilere online ortamda otomatik olarak ulaşabiliyorlar ve süreci çok kısa sürede tamamlamış oluyorlar” Petrol şirketleri raporlarına zaman damgası atmak zorunda E-devlet ve e-ticaret sürecinin gelişmesi ve genişlemesiyle birlikte zaman damgasının önemli bir uygulama haline geldiği sektörlerden birinin de petrol dağıtıcıları olduğunu vurgulayan Tüzün şöyle konuştu: “Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) bayi denetim sistemini düzenlemeye yönelik kararı uyarınca petrol piyasasında dağıtıcı lisansına sahip şirketler 1 Haziran’dan itibaren uzaktan erişim sistemiyle bayilerinden aldıkları raporları 3 gün içinde zaman damgasıyla işaretleyerek EPDK’ya iletmek zorundalar. EPDK’nın petrol dağıtıcısı şirketler için getirdiği zaman damgası kullanım zorunluluğu, detaylı ve çok sayıda raporlamanın yapıldığı sektörde denetim ve kontrolün daha sağlıklı yapılmasına imkan veriyor.” İnternet sağlayıcıların loglama işlemlerinden, şirketlerin müşterilerine bilgilendirme e-mail ve SMS’i göndermek için aldıkları izinlere kadar pek çok işlemin gerçekleşme anının belgelenmesi gerektiğine dikkat çeken Tüzün, “Zaman damgası, söz konusu işlemlerle ilgili oluşabilecek hukuki süreçlerde yetkili mercilere sunulabilecek ve kabul görecek kanıt niteliğindeki en önemli araçlardan biridir” dedi.

İş Yatırım, yedeklemede Glasshouse dedi

0
yedeklemeYedekleme ortamında yaşanan sıkıntıların kendilerini yeni bir arayış içerisine sürüklemesi sonucunda tüm operasyonu dış kaynak kullanarak yürütmeye karar veren İş Yatırım BT ekibi, bu hizmeti alanında uzman bir ekipten almayı arzu ederek tecrübe ve referanslarına güvendikleri GlassHouse Türkiye’yi tercih etti. Şirket temel yaklaşımının kaliteli dış kaynak hizmeti almaya dönük olduğunu belirten İş Yatırım Bilgi Teknolojileri Bölüm Yönetmeni Murat Alpar, süreçle ilgili şu bilgileri verdi: “Yedeklemede operasyonlarının tarafımızca takibini gerektiren bir sistem hızla değişen ve artan yeni ihtiyaçlarla beraber iş sürekliliği hedeflerimize ulaşmamızı zorlaştırıyordu. Varolan yedekleme altyapımızın teyp tabanlı oluşu ve sanal sunucuların yedeklenemesindeki zorluklar gibi durumlar sistemde teknoloji güncellemesini de gerekli kılıyordu. Biz de yedekleme ortamımız için bir yatırım yapmak yerine uzman bir ekibin yönetimine daha profesyonel bir sisteme geçmenin daha doğru olacağını düşündük ve yedekleme operasyonumuzun tümünü sistemleriyle birlikte GlassHouse Türkiye ekibinin yönetimine verdik. Sadece Türkiye’nin değil tüm bölgenin en başarılı firması olarak bildiğimiz GlassHouse Türkiye’yi tercih etmek bu anlamda hiç de zor olmadı. Yedekleme operasyonumuzun uzman bir ekip tarafından yönetilmesi ve günlük olarak rapor paylaşılması işlerimizi çok rahatlattı. Bu projede GlassHouse Türkiye ekibini tercih ettiğimiz için çok memnunuz.” diyerek sözlerini tamamladı. Şirketlerin karşılaştığı teknolojik sorunlarının çözümünün ‘lider teknoloji’ ve ‘güvenilir iş ortağı’ olduğunu dile getiren GlassHouse Türkiye CEO’su Emre Pekar, bu bilinçle yola çıkan şirketlere en iyi hizmeti vermek için çabaladıklarını ve aldıkları olumlu tepkilerden de fazlasıyla memnun olduklarını belirtti.

Telecom Italia Sparkle Türkiye’de

0
Telecom-Italia-SPARKLE-1024x722Arena, Telecom Italia Grubu’nun uluslararası hizmet kolu olan Telecom Italia Sparkle’ın yüksek esneklik ve yüksek ölçeklendirilebilir yapıya sahip bulut çözümlerinin tüm Türkiye’ye dağıtımından sorumlu olacağını duyurdu. Arena, %80’i mühendislerden oluşan uzman kadrosuyla, KOBİ müşterileri için ICT tedarikçisi olacak. Telecom Italia Sparkle Bulut Platformu sayesinde Arena bayileri KOBİ’lere satışı ve kurulumu kolay bir IaaS bulut çözümü sunabilecek. Konuyla ilgili olarak Arena Genel Müdür Yardımcısı Atıf Büyüksoy şu sözleri dile getirdi: “Arena Value olarak, Telecom Italia Grubu’nun küresel operatörü ve Avrupa’nın lider bulut altyapısı ve hizmeti sağlayıcısı Telecom Italia Sparkle ile yapmış olduğumuz işbirliği dolayısıyla mutluyuz. Müşterilerimizin ve iş ortaklarımızın ihtiyaçlarından yola çıkarak kurduğumuz deneyimli mühendislerden oluşan kadromuz ile bundan böyle Türkiye’nin her tarafında IaaS ve SaaS çözümleri sunabileceğiz. Arena olarak zengin bulut hizmetleri portföyümüzle tüm iş ortaklarımıza satış öncesi ve satış sonrası desteği vereceğiz. Bu birlikteliğin her iki taraf için de hayırlı olmasını temenni ediyorum.” İşbirliği ile ilgili olarak Telecom Italia Sparkle Doğu Avrupa & MED Bölge Satış Direktörü Paolo Ficini ise şöyle konuştu: “Telecom Italia Sparkle’ın yüksek ölçeklendirilebilir ve maliyet-etkin bulut çözümünü, Türkiye pazarındaki bilgisi, tecrübeli personeli ve yaygın dağıtım ağına sahip Arena ile tüm Türkiye’ye sunmamızı sağlayan bu işbirliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz. Arena KOBİ’lerin işlerini verimli olarak büyütmelerine destek olacak.

Avrupa’da 13 girişim milyar dolar sınırını aştı

0
Unicorn; yani tek boynuzlu at mitolojik dünyanın en efsanevi canlılarından biri. Ancak bu sözcük bugünlerde bir başka şeyi daha tanımlıyor: Milyar dolar değerine ulaşan girişimleri. GP Bullhound tarafından yayınlanan bir rapor, Avrupa’da tekboynuz ünvanını taşıyan 13 yeni şirket olduğunu ortaya koydu. Araştırma, tüm şirketleri değil, belirli kriterleri karşılayan şirketleri inceliyor. Bu kriterler arasında şirketin genel merkezinin Avrupa’da olması ve 2000 yılından sonra kurulmuş olması öne çıkıyor. Raporun detaylarına bakıldığında son 30 yılda Avrupa’da 40 şirketin milyar dolar değerini aştığı görülüyor. Listede tanıdık ve daha sonra çeşitli büyük şirketler tarafından satın alınanlar da bulunuyor. Pazar değeri açısından son 30 yılın ilk sırasında Skype bulunuyor. 8 milyar doların üstünde bir değere sahip olan şirketi yine benzer bir tutarla Spotify ve Rocket Internet takip ediyor. 40 şirket arasında Yandex, Supercell, Yemeksepeti’ni satın alan Delivery Hero ve Skyscanner gibi Türkiye’de de tanınan şirketler var. Bu 40 şirketin ortalama piyasa değeri ise 3 milyar dolar seviyesinde. İngilizler önde, İsveç takipte… Son değerlendirmeye göre 13 şirketin 8’i İngiltere merkezli. Almanya’dan üç, Fransa ve Hollanda’dan ise 1’er şirket bulunuyor. 2000 yılının başlangıç kabul edildiği tabloda ise bu 40 şirketin piyasa değerinin toplamda 120 milyar dolara ulaştığı görülüyor. İngiliz şirketler 17 ile ilk sırada bulunurken İsveç, 6 ‘tekboynuz’ ile ikinci sırada bulunuyor. Almanya ve Rusya ise 4’er şirketle takipte. ABD’deki duruma bakıldığında ise benzer kriterleri karşılayıp ‘unicorn’ olarak tanımlanan 22 yeni şirket olduğu görülüyor. Toplam piyasa değeri ise çok daha fazla. Yalnızca Facebook bile 275 milyar dolarla tüm Avrupa merkezli milyar dolarlık şirketlerin toplamının iki katı değere sahip. Kurucuların yaş ortalaması yüksek GP Bullhound’un listesindeki 13 şirketin ortalama değeri 2.1 milyar dolar olarak ölçülmüş. Bunların yüzde 31’inin finans teknolojileri üzerine çalışması dikkat çekici. Bu şirketlerin bir önceki yıla oranla ortalama büyüme oranı ise yüzde 33’ü buluyor. Rapordaki bir diğer dikkat çekici nokta ise tümünün Almanya’da ürün ve hizmet sunuyor olması. Rapordaki bir diğer dikkat çeken nokta ise kurucularının yaş ortalaması. Burada 35-40 yaş aralığının yüzde 36 ile ilk sırada olduğu görülürken, yüzde 22’lik bir kesim 30-35 yaş arasında. 25 yaşın altında olanlar ise yüzde 14’lük paya sahip.
Avrupa merkezli olup, piyasa değeri  milyar doların üzerinde olan girişimler.
Avrupa merkezli olup, piyasa değeri milyar doların üzerinde olan girişimler.
Yeni tekboynuzlar kimler? Listedeki 13 şirket ve faaliyet alanları ise şu şekilde sıralanıyor; Adyen: Amsterdam, Hollanda merkezli şirket finans teknolojileri üzerine çalışıyor. Şirket, 2014 Aralık ayında aldığı yatırımla 1.5 milyar dolarlık piyasa değerine ulaştı. BlaBlaCar: Türkiye’de de 2014’le birlikte faaliyet göstermeye başlayan BlaBlaCar’ın merkezi Fransa’da bulunuyor. Şirket, şehirlerarası ulaşım konusunda özel araç sahipleriyle yolcuları buluşturan bir platform olma niteliği taşıyor. Delivery Hero: Yemeksepeti’ni 587 milyon dolara satın alan Delivery Hero’nun merkezi Almanya’da. Avrupa’nın alanındaki en büyük şirketlerinden biri olan Delivery Hero’nun önemli bir hissesi Rocket Internet’e ait. FanDuel: Listedekilerden farklı bir odağı olan FanDuel, fantazi futbol olarak da tanımlanan sanal oyunlar için altyapı sunuyor. 125 çalışanı bulunan Şirket, futbolun dışında basketbol, Amerikan futbolu gibi farklı oyunlar için de benzer bir servis sunuyor. Farfetch: Moda ve e-ticareti birleştiren Farfetch, listedeki İngiltere merkezli bir diğer şirket. 2008’de Londra’da kurulan Farfetch, bugün Londra dışında Paris, New York, Milan, Bükreş, Riyad ve Seattle’da da ofislere sahip. Funding Circle: Finans teknolojileri alanının önde gelen isimlerinden biri olmayı başaran Funding Circle’ı online bir nakit akışı ve borç servisi gibi düşünmek mümkün. 2010 yılında kurulan şirketin hizmet verdiği kurumlar arasında İngiltere hükümetinin de bulunması geldiği noktayı gösteriyor. Home24: Listedeki üç Almanya merkezli şirketten biri olan Home24, Almanya’nın en büyük online mobilya mağazası olma niteliği taşıyor. Powa: Ödeme sistemleri üzerine çözüm sunan Powa, listede İngiltere merkezli bir diğer şirket. 2007’de kurulan şirketin portföyünde bulut tabanlı e-ticaret çözümleri ile tablet pos gibi ürünler bulunuyor. Rocket Internet: Avrupalı internet şirketleri arasında ilk akla gelen isimlerden biri olan Rocket Internet, bu yıl milyar dolar barajını aşan bir diğer şirket oldu. Almanya merkezli şirket bir dönem Türkiye’de de çeşitli yatırımlarıyla adından söz ettirmişti. Shazam: 2002 yılında, henüz akıllı telefonların bu denli hayatımıza girmediği dönemde kurulan Shazam, çalan şarkının bir bölümünden adını ve söyleyeni bulmayı sağlayarak dikkat çekmişti. İngiltere merkezli şirket, müzik sektörünün gelişiminde de önemli bir role sahip. Skrill: Online para transferi üzerine faaliyet gösteren Skrill, 200 ülkede ve 40 farklı para biriminde kullanılabilmesiyle öne çıkıyor. 2001’de kurulan şirketin 36 milyonun üzerinde kayıtlı müşterisi bulunuyor. Transferwise: Skrill gibi online para transferi alanında uzmanlaşan TransferWise, Virgin Group CEO’su Richard Branson’dan aldığı yatırımla dikkatleri üzerine çekmişti. Şirketin ortaya çıkış hikayesi ise ilginç. Kurucularından Taavet Hinrikus ve Kristo Kaarman Londra – Estonya arasında para transferinde sıkıntı yaşayınca şirketi kurma kararı almış. Ve: Ve Interactive, listedekiler arasında satın almayla büyüyenler arasında yer alıyor. 6 binden fazla e-ticaret şirketi içi platform sunan Ve, Aralık 2014’te bulut tabanlı veri görselleştirme hizmeti sunan Fransız qunb şirketini bünyesine katmıştı.

Ericsson’dan çarpıcı Mobilite Raporu

0
111Ericsson’un en son yayınladığı Mobilite Raporu’na göre, gelişmiş mobil teknoloji 2020’ye kadar tüm dünyada yaygınlaşacak; nüfusun yüzde 70’i akıllı telefon kullanacak, yüzde 90’ı ise mobil geniş bant ağları ile kapsanacak Akıllı telefon kullanıcı sayısı 2020 yılına kadar iki katından fazlaya çıkarak 6,1 milyara ulaşacak. Bu yeni kullanıcıların neredeyse yüzde 80’i Asya Pasifik, Ortadoğu ve Afrika’dan gelecek 2020’ye kadar mobil veri trafiğinin yüzde 80’i akıllı telefonlar üzerinden gerçekleşecek. Kuzey Amerika ve Avrupa, akıllı telefon başına en yüksek veri kullanımına sahip olmaya devam edecek Video hizmetleri ve online içeriklerde videoların daha çok yer alması sebebiyle video trafiği 2020’ye kadar her yıl yüzde 55 büyüyecek Ericsson’un en son yayınladığı Mobilite Raporu’na göre, gelişmiş mobil teknolojiler 2020’ye kadar günlük hayatımızın sıradan bir parçası haline gelecek. Akıllı telefon kullanıcı sayısı iki katından fazla artarak 6,1 milyar’a çıkacak, dünya nüfusunun %70’i akıllı telefon kullanacak ve dünyanın yüzde 90’ı mobil geniş bant ağları ile kapsanacak. Mobil trendleri kapsamlı olarak değerlendiren rapor, gelişmiş pazarlarda kişi başına düşen cihaz sayısının giderek arttığını gösteriyor. Gelişmekte olan bölgelerde ise, akıllı telefon kullanımı gittikçe artıyor. 2020 yılına kadar bu artışın %80’inin, Asya Pasifik, Ortadoğu ve Afrika’dan geleceği tahmin ediliyor. 2020’de aylık veri kullanımı Kuzey Amerika’da 14 GB’a kadar yükselecek Rapora göre akıllı telefonlara artan ilgi, veri kullanımında hızlı büyümeyi beraberinde getiriyor. Buna göre akıllı telefon ile veri kullanımının 2020 yılına kadar on kat artacağı görülüyor. Veri trafiğinin yüzde 80’inin, akıllı telefonlar üzerinden elde edileceği ve akıllı telefon başına aylık ortalama veri kullanımının Kuzey Amerika’da 2020 yılına kadar 2,4 GB’tan 14 GB’a kadar yükseleceği raporda yer verilen veriler arasında… Ericsson Stratejiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Rima Qureshi konuya ilişkin yaptığı açıklamada: “Gelişmiş mobil teknolojilerde ve veri kullanımındaki muazzam artış ile akıllı telefonlarla bağlanabilirliğin artışı, günümüzün “büyük veri” devriminin kapımıza geldiğini bize hissettiriyor. Ericsson olarak burada, telekom operatörleri ve diğer kurumlar için yeni gelir fırsatları yakalamak adına büyük ölçekli dönüşüm potansiyeli görüyoruz. Öte yandan bu potansiyel, rekabetçi ve etkili olmak için uygun maliyetli teslimat konularına odaklanmayı ve yeni iş modellerine açık olabilmeyi beraberinde getiriyor” dedi. 2020’ye kadar 26 milyar adet bağlı cihaz Raporda, sürekli çeşitlenen uygulamalar, düşen modem maliyetleri ve oluşan yeni iş modellerinin birleşkesi, bağlı cihazların büyümesindeki önemli faktörler olarak öne çıkıyor. Buna ek olarak, uygulamalar için yeni kullanım alanları oluşuyor ve bu da bağlı cihazların daha hızlı gelişmesine olanak tanıyor. Ericsson’a göre bu minvalde 2020’ye kadar bağlı cihaz sayısı 26 milyar olacak ve bu da 2020yılı için koyulan 50 milyar bağlı cihaz vizonuna doğru ilerlendiğini gösteriyor. Video, mobil trafiğin yüzde 60’ını oluşturacak, içerikler videoya kayacak Video tarafında ise, 2020 yılına kadar, mobil video trafiğinin her yıl yüzde 55 büyüyeceği ve bu sürenin sonunda ’video’nun tüm mobil veri trafiğinin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturacağı değerlendiriliyor. Büyüme, içeriği elde etme tercihini videodan yana kullananlar ile haber, reklam, sosyal medya gibi online içeriklerin videoya kaymasıyla gerçekleşecek. Gelişmiş pazarlardaki mobil geniş bant veri tüketimine bakıldığında, trafiğin önemli bir bölümünün, sınırlı sayıda abone tarafından oluşturulduğu görülüyor. Toplam kullanıcı sayısının %10’unu oluşturan bu yüklü veri kullanıcıları, toplam trafiğin %55’ini elinde tutuyor. Bu kesim arasında video kullanımının yaygın olduğu ve günlük olarak ortalama bir saat video izlendiği tahmin ediliyor.