Huawei, 2014 yılı finansal sonuçlarını açıkladı
Huawei, 2014 yılına dair denetlenmemiş finansal sonuçlarını açıkladı. Huawei’nin küresel satış geliri bir önceki yıla göre Yuan bazında yüzde 20, ABD doları bazında yüzde 18 artış göstererek 31 Aralık itibariyle 287 – 289 milyar Yuan (46,5 milyar ABD doları) seviyesine ulaştı.
Huawei CFO’su Meng Wanzhou, Huawei’nin 2014 yılı için ana iş kollarından elde ettiği kârın 2013’e oranla yüzde 12’lik artış göstererek 33,9 ile 34,3 milyar Yuan’a ulaşacağını belirtti. Bu dönemde şirketin operasyon faaliyetlerinden elde ettiği nakit akışı ve şirketin varlıklarının borcuna oranı dengeli seyretti.
4G yatırımları avantaj sağladı
Huawei’nin Telekom Hizmetleri geliri yaklaşık yüzde 15’lik büyüme ile bir önceki yılın üzerine çıktı. Büyümenin önemli bölümünü dünya genelinde yapılan 3G yatırımları ve 4G’ye geçiş yatırımları oluşturdu.
Huawei’nin Kurumsal Çözümler Bölümü ise, yaklaşık yüzde 27 oranında büyüme gösterdi. Bölüm, dünyanın en büyük 500’ü içinde yer alan 100’den fazla şirkete hizmet veriyor. Firma aynı zamanda, SAP ve Accenture gibi önemli firmalarla bulut bilişim ve büyük veriler de dahil olmak üzere müşterek yenilik için stratejik ortaklıklar kurdu.
Huawei Tüketici Hizmetleri ise dünya genelinde hızla büyümekte olan akıllı telefon pazarında orta ve üst segment ürünlerde gerçekleştirdiği yüksek satışlarla bir önceki yıla göre yüzde 32’lik bir büyüme kaydederek gelişmekte olan pazarlardaki güçlü büyümesine devam etti.
Kurumlar için yeni erişim noktası
TP-LINK, geniş alana sahip işyerlerinde, okullarda, konferans salonlarında, otellerde ve AVM’lerde kablosuz ağ sinyalini güçlendirerek daha geniş alanda, daha güçlü sinyal elde etmeyi sağlayan EAP120’yi duyurdu.
Kablosuz ağa çok sayıda cihazın bağlandığı bu tip ortamlarda hem kolay monte edilebilen, hem kolay yönetilebilen, güvenli ve sağlam erişim noktaları gerekiyor.
Duvara ya da tavana kolayca monte edilebilen EAP120, işyerlerinin iç mekanlarına rahatlıkla uyum sağlayacak şık bir tasarıma sahip. Power over Ethernet (PoE) desteği olan ürün, elektrik kablosuna ihtiyaç duymadan, ucu PoE switch’e bağlı bir ethernet kablosu ile çalıştırılıp her yere monte edilebiliyor.
Merkezi Wi-Fi yönetimi
Yüksek yoğunluklu kablosuz ağ kullanan işyerleri için yeni nesil iç mekan erişim noktası olan EAP120, yönetim açısından da kurumlara kolaylık sağlıyor. Merkezi Wi-Fi yönetim özelliklerine sahip olan ürün, Cluster işlevi sayesinde tek bir aygıttan birden çok erişim noktasını yönetebilme olanağı sunuyor.
Yönetici olan AP, tüm kablosuz ağ ayarlarını otomatik olarak diğer AP’lere dağıtıyor. Bu şekilde toplam 23 AP’yi bir cihazdan yönetme olanağı bulunuyor. Tek bir cihazda kurulum yapıldıktan sonra diğer cihazlarda tek tek kurulum yapılması gerekmiyor; sadece açma-kapama düğmesine basmak yeterli oluyor. İlk cihaz, ‘master’ cihaz olarak kabul ediliyor ve sonradan eklenen her erişim noktası, ayarları otomatik olarak ilk cihazdan alıyor.
Misafir ağı yönetimi
TP-LINK EAP120, çok sayıda ve farklı kişilerin kablosuz ağa bağlanması gereken iş yerlerinde Misafir Ağı Yönetimi (Captive Portal – kısıtlı portal) uygulaması ile güvenli bir ağ oluşturuyor.
Ağa misafir olarak bağlanacak kişiler için pratik bir kimlik doğrulama sağlayan bu uygulama ile ağ yöneticisi misafir olarak ağa bağlanacakların kullanıcı adı ya da şifre girme gibi giriş koşullarını önceden basitçe belirleyebiliyor; mevcut Radius veritabanı ile uyumlu çalışabiliyor. Ayrıca EAP120 sağlam güvenlik stratejileri ile kablosuz ağın güvenliğini en üst düzeyde tutuyor.
EAP120 erişim noktası, Cluster’a üye her cihaz üzerine bağlı kullanıcı sayısını limitleyebiliyor. Ayrıca cihazların kendi aralarında yük paylaşımı yapması da ürünün bir başka özelliği.
Integreen’den Boğaziçi Üniversitesi’ne rüzgar santrali
Dünyada yenilenebilir enerjinin yaygınlaşmasında çevre dostu eğitim kampüslerinin önemi büyük. Pek çok köklü kurum, düşük emisyon oranları için mevcut binalarını revize ederken enerji tasarrufu projeleriyle örnek oluyor.
Köklü eğitim kurumlarından biri olan Boğaziçi Üniversitesi de benzer bir yol izlemekle birlikte, yenilenebilir enerjiden üst düzey fayda sağlamak için bir çalışma gerçekleştirdi. Integreen Yenilenebilir Enerji Sistemleri tarafından, üniversitenin Kilyos’ta bulunan kampüsüne yerleştirilen rüzgar türbinleri, kampüsün ihtiyaç duyduğu enerjinin tamamını karşılayacak potansiyele sahip.
27 Aralık 2014’te enerji üretmeye başlayan 900 kW gücündeki santral aynı zamanda Türkiye’nin en büyük lisanssız rüzgar enerjisi santrallerinden biri olma niteliği de taşıyor. Kilyos’un ardından Tokat’ta yeni bir projeyi hayata geçirmeye hazırlanan Integreen, burada Reşadiye İlçesi Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığı ile çalışıyor. Integreen Yenilenebilir Enerji Sistemleri Genel Müdürü Ömer Özkan, yaklaşık 1000 kW kapasiteye sahip projenin 2015 yılı içinde tamamlanmasının planlandığını belirtiyor.
Ucuz ve temiz enerji vizyonuyla müşterilerine kaliteli ve uzun soluklu bir hizmet sunan Integreen Yenilenebilir Enerji Sistemleri, Boğaziçi Üniversitesi Kilyos Kampüsün’de kurduğu Türkiye’nin en büyük lisanssız rüzgar enerjisi santralinin ardından, Tokat’ta yeni bir rüzgar enerjisi santrali projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor.
Integreen Yenilenebilir Enerji Sistemleri Genel müdürü Ömer Özkan konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Integreen Yenilenebilir Enerji Sistemleri A.Ş olarak dünya’nın sayılı rüzgar türbin üreticilerinden Alman Enercon ve Boğaziçi Üniversitesi ile yaptığımız ortak çalışmanın neticesinde 900 kW rüzgar santralin kurulumunu 31 Aralık’ta tamamladık ve Boğaziçi Üniversitesi’nin dünya’nın kendi enerjisini rüzgarla üreten ilk kampüsü olmasını sağladık.”dedi
Pazarlama dünyası müşteriyi analitikle tanıyacak
Kurumların başarısında, müşterilerini ne kadar iyi tanıdığının büyük önemi var. Müşterilerin davranışlarını, kullanım alışkanlıklarını belirlemek başarının anahtarlarından biri haline gelmiş durumda. Bunun yolu ise, alınan hizmet ya da üründe firmaların müşteriye eşlik etmesinden geçiyor.
SAS’ın sponsorluğunda Harvard Business Review tarafından yapıaln bir araştırma müşteri ilişkilerinin analitikle ele alınmasının önemini ortaya koydu.
“Müşteri Deneyimi Yönetiminin Liderlerinden Alınacak Dersler” adını taşıyan araştırmaya göre, kurumların müşteri deneyiminde yaşadığı en önemli zorluk, yüzde 52’lik oran ile müşteriye yönelik yapılan pazarlama yatırımlarının geri dönüşünü olabilecek en üst seviyeye getirmek olarak ortaya çıktı. Bunu, müşteri ile ilgili tek bir görüntü oluşturmak ve yeni müşteri deneyimleri yaratmak izlerken; müşterilerden elde edilen verilerin anlamlandırılması da kurumların karşılaştığı zorluklar arasında yer alıyor.
Araştırmaya göre, verilerin analiz edilerek müşteri davranışlarının tahmin edilmesi ve ona göre pazarlama planlarının yapılması yüzde 40 ile en zorlu süreçlerden biri olarak gözüküyor.
Sektöründe lider konumda olan firmaların sağlam temelli bir müşteri deneyimi oluşturmanın önemini kavradığının belirtildiği araştırmada, bu firmaların veri kaynaklı müşteri deneyimi kararları almak için uygun araç ve sistemlerin kullanılması gerektiği konusunda büyük oranda hemfikir olduğu görülüyor.
Araştırmaya dahil olan, alanında lider kurumların yüzde 61’i, müşteri deneyimi ve davranışlarını analiz etmelerini sağlayacak analitik çözümleri tercih ediyor.
Yakın geleceğin teknoloji liderleri
20 farklı endüstri, 600 farklı isim. Ortak özellikleri hepsinin 30 yaş altında olması. Forbes’un “Dünyayı değiştirecek isimler” sloganıyla lanse ettiği bu liste, yalnızca teknoloji dünyasından değil, pek çok alanda adından sıkça söz ettirecek isimlerin derli toplu bir listesi olma niteliği taşıyor.
Geçtiğimiz yıla oranla beş yeni kategorinin eklendiği liste, beraberinde 450 önemli ismin 600’e çıkmasına da neden olmuş. Sektörler artarken jüri de farklı sektörlerden oluşmuş. Jüride, spor kategorisini teknoloji dünyasının yakından tanıdığı Steve Ballmer değerlendirmiş. Microsoft’un eski CEO’sunun bir basketbol tutkunu olması ve Ağustos ayında Los Angeles Clippers takımını satın alması bu kategoride olmasını sağlamış diyebiliriz. Teknoloji kategorisi Daniel Ek tarafından incelenirken girişim sermayesindeki isim ise Josh Kopelman olmuş.
Örnek aldıkları isim Steve Jobs ya da Bill Gates değil
Forbes, kurumsal teknoloji kategorideki 30 sırayı oluşturan kişi ya da gruplarla ilgili farklı bilgiler de paylaşmış. Buna göre yüzde 76’sı bekar. Yüzde 20 evliyken yüzde 4’ü ise nişanlı. Çocukları olup olmadığına bakıldığında ise yüzde 93’ünün çocuk sahibi olmadığı ortaya çıkıyor.
Örnek aldıkları isimse beklentinin aksine Steve Jobs ya da Bill Gates değil. Bu isimlerin çoğunun favori lideri Elon Musk. Tesla Motors ile elektrikli otomobil çağına geçişi hızlandıran Musk, SpaceX ile uzayın kapısını da aralamaya hazırlanıyor. Elon Musk’ı takip eden isimler ise Steve Jobs, Bill Gates, Jeff Bezos, Richard Branson, Benjamin Franklin, Sheryl Sandberg, Mark Cuban, Peter Thiel ve Warren Buffett olarak sıralanıyor.
İşte kurumsal teknoloji dünyasının 30 genç yıldızı
TechInside’da tüm kategorileri değil ama kurumsal teknoloji kategorisini ele alacağız. İşte, Forbes’un 30 yaş altındaki kurumsal teknoloji liderleri…
1) Austin McChord, 29, Datto
2) Fadel Adib, 25, MIT
3) Mark43, Mark43
4) Baldwin Cunnigham, 26, Partnered
5) Nicolas Desmerais, 29
6) Maisie Devine, 26 & Isaac Rothenbaum, 25, Poacht
7) Paul Doersch, 26, Kespry
8) Taso Du Val, 29, TopTal
9) Segment (4 kurucu), Segment
10) Dmitri Gaskin, 19, Branchmetrics
11) Ishaan Gulrajani, 20, Watchsend
12) Jilliene Helman, 28, Realty Mogul
13) William Hockey, 25 & Zach Perret, 27
14) Nancy Hua, 29, Apptimize
15) Joanna Huey, Casetext
16) Jay Kaplan, 29, Synack
17) Dan Kimerling, 28 & Zachary Townsend, 28, Treasury
18) Marcin Kleczynski, 25, Malwarebytes
19) Andrew Levy, 29, Crittercism
20) Max Lynch, 27, Drifty
21) Om Marwah, 26, Walmart Labs
22) Winith Misra, IBM Watson Group
23) Dan Pinto, 27 & Dmitriy Rokhfeld, 27, Machinio
24) Georg Polzer, 26, Teralytics
25) Kira Radinsky, 28, SalesPredict
26) Vivek Ravisankar, 27, HackerRank
27) Mehdi Samadi, 29, Solvvy
28) Kyle Vogt, 29, Cruise Automation
29) Junyu Wang, 29, Wandoujia
30) Yan Zhu, 23, Yahoo
TechInside Analizi:
Bu tür listeler yalnızca gelecekte hangi isimlerin öne çıkacağını göstermiyor. Aynı zamanda ilgi alanlarına bakarak, teknolojinin nasıl bir geleceğe bizi taşıdığını algılamamızı da sağlıyor. Bu yıl yok, ama önümüzdeki yıllarda Türk teknoloji liderlerinin de burada yer almasını diliyoruz. Bir bakıma Ar-Ge, teşvikler ve eğitim sistemi derken, bu yönde bir gelişime olanak sağlayacak ortamı yaratmak kamunun önceliği olmalı, siz ne dersiniz?
Forbes’un bu listesinde önceki yıllarda yer alan isimlerin ulaştığı başarı bu adayların da nasıl başarılı olabileceğini gösteriyor bir anlamda. Kimler mi var? Dropbox’ın kurucusu Drew Houston, Box kurucu ortağı Aaron Levie ve Cloudera’dan Jeff Hammerbacher…
İşte kurumsal teknoloji dünyasının 30 genç yıldızı
TechInside’da tüm kategorileri değil ama kurumsal teknoloji kategorisini ele alacağız. İşte, Forbes’un 30 yaş altındaki kurumsal teknoloji liderleri…
1) Austin McChord, 29, Datto
2) Fadel Adib, 25, MIT
3) Mark43, Mark43
4) Baldwin Cunnigham, 26, Partnered
5) Nicolas Desmerais, 29
6) Maisie Devine, 26 & Isaac Rothenbaum, 25, Poacht
7) Paul Doersch, 26, Kespry
8) Taso Du Val, 29, TopTal
9) Segment (4 kurucu), Segment
10) Dmitri Gaskin, 19, Branchmetrics
11) Ishaan Gulrajani, 20, Watchsend
12) Jilliene Helman, 28, Realty Mogul
13) William Hockey, 25 & Zach Perret, 27
14) Nancy Hua, 29, Apptimize
15) Joanna Huey, Casetext
16) Jay Kaplan, 29, Synack
17) Dan Kimerling, 28 & Zachary Townsend, 28, Treasury
18) Marcin Kleczynski, 25, Malwarebytes
19) Andrew Levy, 29, Crittercism
20) Max Lynch, 27, Drifty
21) Om Marwah, 26, Walmart Labs
22) Winith Misra, IBM Watson Group
23) Dan Pinto, 27 & Dmitriy Rokhfeld, 27, Machinio
24) Georg Polzer, 26, Teralytics
25) Kira Radinsky, 28, SalesPredict
26) Vivek Ravisankar, 27, HackerRank
27) Mehdi Samadi, 29, Solvvy
28) Kyle Vogt, 29, Cruise Automation
29) Junyu Wang, 29, Wandoujia
30) Yan Zhu, 23, Yahoo İnceleme – Brother MFC-L2700DW
İş dünyası her ne kadar dijitalleşse de baskı sektöründeki rekabet son sürat devam ediyor. Bu sektörün önde gelen oyuncularından biri olan Brother’ın MFC-L2700DW modelini incelemek için masaya yatırdık.
Çok fonksiyonlu yazıcı sınıfındaki ürünün en öne çıkan özelliği 2600 sayfayı bulan toner kapasitesiydi. Bulunduğu ürün gamında L2700D ve L2740DW arasında konumlanan ürün, işini iyi yapan, istenileni veren bir görüntü çizdi. Küçük ve orta ölçekli şirketler için uygun bir seçenek olan L2700DW’nin sunduklarından fazlasını isteyenler, tarayıcısında taranan verileri doğrudan bulut ortamına aktarabilen bir üst modeli de tercih edebilir.
Görüntülü görüşme iş dünyasıyla tüketicileri buluşturuyor
Görüntülü görüşme dönemi gittikçe yaygınlaşıyor. Geliştirdiği video sıkıştırma teknikleriyle, mobil cihazlar dahil yüksek çözünürlüklü görüntülü iletişim olanağı sunan Vidyo, yakın geleceğin önemli oyuncularından olmaya aday.
Cern Laboratuvarları’ndaki çalışmalara tüm dünyadan bilim insanlarının katılımını da sağlayan Vidyo’nun Kıdemli Genel Müdür Yardımcısı Michal Raz ile hizmetlerini ve teknolojisini konuştuk.
Ar-Ge ve girişimcilik için yeni teşvikler açıklandı
Geçen hafta 2015’in ilk Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (BTYK) toplantısı gerçekleştirildi. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da katıldığı BTYK’nın gündeminde 2015’teki Ar-Ge teşvik ve politikaları vardı.
Başbakan Davutoğlu, konuşmasında yeni akademik anlayışın yeşermesi gerektiğine dikkat çekti. Akademisyenlerin özlük haklarında iyileştirmeler yaptıklarını belirten Davutoğlu, ekosistemin önemine dikkat çekti.
Peki toplantıda hangi kararlar alındı? Bu karaları üç ana başlıkta toplamak mümkün;
Üniversiteler ve Ar-Ge
Yeni Ar-Ge stratejilerinin hazırlanmasına vurgu yapılan bu kararda, üniversitelerin sahip oldukları insan kaynakları ve altyapılarına değinildi. Üniversitelerin Ar-Ge stratejilerinin dünyadaki bilimsel ve teknolojik değişime uygun olması gerektiği belirtilirken, Kanada örneği kararın gerekçesinde belirtildi. Kanada, Kanada Araştırma Kürsüleri (Canada Researh Chairs) destek programı sayesinde üniversitelerin uzmanlaşmasının etkilerinden bahsedildi.
Doktora derecesine sahip kişilerin yetkinliğinin artırılması
Toplantıda alınan ikinci karar, “Doktora derecesine sahip insan kaynağının nicelik ve nitelik olarak artırılmasına yönelik çalışmalar” yapılmasıydı. Bu kapsamda üniversiteler için yeni bir destek programı oluşturulması, doktora tez danışmanına yönelik kalite odaklı teşvik sisteminin geliştirilmesi, doktora derecesine sahip insan kaynağına yönelik ihtiyaç analizinin yapılmasına karar verildi.
Aynı konuyu ilgilendiren bir başka madde ise özel sektörün sahip olduğu Ar-Ge merkezlerine yönelik. Yeni alınan kararla, özel sektör Ar-Ge merkezlerine, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri‘ndeki firmalara ve Tübitak’tan Ar-Ge desteği alıp başarılı biçimde tamamlayan özel sektör firmalarına destek sağlanması gerektiği ifade edildi.
Kararın gerekçesinde ise doktora derecesine sahip kişilerin oran olarak azlığı belirtildi. 2012’de Türkiye’de doktora derecesini alanların sayısı 4506 iken, bin kişi başına doktora mezunu sayısı ise sadece binde 4. Bir önceki yıla göre küçük bir düşüşü de simgeleyen bu değer diğer ülkelerde daha iyi durumda. Japonya’da doktora mezunu oranı 1,1 iken, Güney Kore’de 1,4, AB-28’de 1,5 ve ABD’de 1,7. Oran anlamında en iyi olan ülke ise Çin. Çin’de bin kişi başına 2,2 doktora mezunu kişi bulunuyor.
TechInside Analizi:
Toplantıda alınan bu kararları tek başına değil, önceki toplantılarda alınanlarla birlikte değerlendirmek daha doğru olur. Ancak Ar-Ge’nin öneminden, ekosistemin mevcudiyetinden bahsederken; paydaşlar arasında yalnızca ilgili bakanlıklar ve Tübitak değil, yapılanları ticari değere çevirecek özel sektöre ait çok sayıda STK’nın da bulunması daha uygun olacaktır.
Yerli teknolojiyi kullanan daha fazla kazanacak
Toplantıda alınan son karar ise girişimcileri ilgilendiriyor. Buna göre yerli teknolojinin gelişimi için desteklerin artması kararı alınırken, verilecek destekte yerli teknolojiyi yoğun kullanan başlangıç firmalarının gelişimi için uluslararası kuluçka merkezi destek mekanizmalarının geliştirilmesi için çalışılacağı açıklandı.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı ve Tübitak dışında KOSGEB, Türkiye İhracatçılar Meclisi, TOBB gibi kurumların da dahil edileceği süreçte diğer ülkelerde kullanılan yöntemlerin uygulanması sürpriz olmayacak. Zira, kararın gerekçesinde Çin’in Silikon Vadisi, San Fransisco ve Toronto’da kuluçka merkezleri açtığına vurgu yapılıyor. Bununla birlikte Brezilya’nın da benzer bir yapıyla “Start-up Brasil” destek programına sahip olduğu, Meksika’nın ise ABD ve Kanada’da yatırımları olduğu ifade ediliyor. Sürücüsüz Audi ile 900 kilometre
Bu yılki CES tüketici elektroniği fuarının yıldızlarından biri otomobillerdi. Bunlar içinde en dikkat çekenlerden biri ise Audi’nindi.
Las Vegas’taki fuar alanına gitmek için Silikon Vadisi’nden yola çıkan Audi A7 Sportback, şoförün direksiyona dokunmasına gerek bırakmadan yolculuğunu tamamlamayı başardı.
Bu test sürüşüyle, 2016 yılında sürücüsüz otomobil geliştirme hedefine bir adım daha yaklaşan Audi, markanın mühendisleri tarafından özel olarak tasarlanan ve geliştirilen “Jack” takma adlı A7 Sportback 3.0 TFSI quattro model otomobil, Amerika’daki Silikon Vadisi’nden sürücüsüz olarak başladığı yolculuğunu 900 kilometre sonra Las Vegas’taki CES 2015 Tüketici Elektroniği Fuarı’nda sonlandırdı.
Üretime hazır teknolojiler kullanıldı
A7 Sportback, otoyollardaki yolculuğunu sürücüsüz olarak gerçekleştirdi. Ancak ABD yasalarına göre, direksiyon başında herhangi acil bir duruma karşı bir sürücü bulunması gerektiği için, yolculuk sırasında bir kişi direksiyon başında hazır bulundu. Jack, yolculuğunu seri üretime hazır sensörlerin yanında, Audi’nin hali hazırda diğer modellerinde de kullandığı Adaptif Cruise Control (ACC) ve Audi Şerit Asistanı (ASA) gibi sürüş asistanları yardımıyla tamamladı.
Şerit değiştirdi, sollama yaptı
Otomobilin arkasında, önünde, sağında ve solunda bulunan sensörler, 360 derece görüş sağlarken, öndeki ve arkadaki kameralar da otomobilin çevresiyle olan iletişimini sağladı. Yüksek çözünürlüklü 3D kamera da A7 Sportback’in etrafındaki trafiği algılamasına yardımcı oldu. Tüm bu teknoloji, otomobilin sürücüden bağımsız olarak hızlanmasını, fren yapmasını, şerit değiştirmesini ve önündeki araçları sollamasını sağladı.
Şerit değiştirme sırasında, otomobil önce kendi hızını çevresindeki araçların hızıyla karşılaştırdı. Hız ve aradaki mesafenin uygun ve güvenli olduğu kararını alınca da şerit değişimi yaptı. Yolculuğun, şehir merkezi gibi sürücünün devreye girmesinin gerektiği durumlarda sürücüler, ses ve görsel uyarılarla uyarıldı.
Geçen yıl da pistte yarışmıştı
Audi’nin geliştirdiği bir diğer sürücüsüz konsept araç olan RS7 Concept, geçen yıl Ekim ayında, Alman DTM Yarışları’nın sezon finali öncesinde piste çıkmış ve saatte 240 kilometre hıza çıkarak, pistteki turunu tamamlamıştı.
Sahte e-fatura saldırılarında yeni evre
ESET tarafından tespit edilen ve VirLock olarak adlandırılan bu yeni tür zararlı yazılım, çok biçimli parazit virüs olarak tanımlanıyor. VirLock, bir fidye yazılımı olarak kurbanlarının hem bilgisayar ekranlarını kilitliyor hem de cihazlara zararlı şifre yazılımı bulaştırıyor. Virlock bu özelliği ile şekil değiştiren ilk fidye yazılımı niteliğini taşıyor.
Günümüze kadar fidye yazılımları iki ana gruba ayrılmıştı: LockScreens ve Filecoders. Dosyaların şifrelenmesi Filecoder türü zararlı yazılımlarla gerçekleşiyordu. Bu türün en popüler zararlısı Cryptolocker olarak tanımlandı. LockScreen tarzı yazılımlar ise ekranı kilitleyerek, fidye mesajını kurbana iletiyordu. Genellikle mesaj, açılan pencereler halinde ulaştırılıyor ve şifrelenen dosyalar dışında bilgisayar diğer fonksiyonlarını yerine getirebiliyordu.
Her iki işlevi de üstleniyor
Yeni fidye yazılımı VirLock ise her iki rolü de üstlenerek hem dosyaları şifreliyor hem de fidye mesajını görüntülemek için ekranı kilitliyor. Teknik olarak Win32/VirLock olarak adlandırılan, fidye yazılımları ailesinin bu yeni üyesini analiz eden ESET araştırmacıları, ilk defa bir fidye yazılımının kurbanların cihazlarının ekranını kilitlediğini ve ayrıca cihazlar üzerindeki etkilenmiş dosyalarda çok biçimli parazit virüs şeklinde rol oynadığını tespit ettiler.
Polimorfik çalışıyor
ESET Güvenlik Araştırmacısı Robert Lipovsky, “Teknik açıdan bakıldığında VirLock virüsünün ilginç tarafı, virüsün polimorfik yani çok biçimli çalışmasıdır. Bunun anlamı şu: Virüsün ana yapısı, her bir etkilenen dosya için farklı çalışıyor. Ayrıca, bizim analizlerimiz sonucunda şifrelemenin çok yönlü olarak yapıldığı ortaya çıkmıştır. Kötü amaçlı yazılım yazarları, yazılımın kodları ile oynamış görünüyor” açıklamasını yaptı.
Hacker’lar nasıl para kazanıyor?
Sanal dünyanın tehlikeli yüzleri olan hacker’lar aslında sadece zarar verme peşinde değil. Kodlama konusunda üst seviye yeteneğe sahip olan bazı hacker’lar yan projeleri sayesinde her ay binlerce dolar kazanabiliyor. Oyun stüdyosu Ubisoft’un başkanı Cezar Floroiu‘nun özel bir hacker forumunda bir süre önce açtığı başlık sayesinde ortaya çıkan detaylar oldukça şaşırtıcı.
Kendini imha edebilen e-posta hesap hizmetleri, evcil hayvan çözümleri ve banka destek yazılımları sayesinde yasa dışı işlere adım atmadan büyük paralar kazanabilen hacker’lar adına konuşan Floroiu, Business Insider’a bu kazancın sebebinin gelen yoğun talep olduğunu belirtmiş. İnsanların kendilerine tüm platformlarda çözüm yaratacak kişilere ihtiyaç duyduğunu söyleyen Floroiu, hacker’ların bu ihtiyacı karşılayarak para kazandıklarını tekrarlıyor.
Bankalar arası aktarma için liste sunan bir hizmet reklamlar sayesinde yazılımcısına para kazandırıyor. Bir başka yöntem ise 10MinuteMail’de olduğu gibi 10 dakika sonra kendini imha eden e-posta hizmetleri. Sistem aylık 1 milyon tekil kullanıcı sayısına ulaşıyor.
Bir başka hacker ise kurduğu tasarım ve uygulama arayüzleri kütüphanesi sayesinde tasarımcı ve geliştiricilere destek sunarak 2014 yılında 45 bin dolar kazanmış. İçlerindeki en dikkat çekenlerden biri ise online ödemeler ile ilgili e-kitap yazarak 42 bin dolar kazanç elde etmiş.
Bu yan projelerin en kazançlısı ise video ayıklama siteleri. Belli video sitelerinin linkleri üzerinden medya dosyasını indirmenizi sağlayan servislerden biri olan savdeo, geliştiricisine ayda neredeyse hiç masraf yapmadan 30 bin dolar gelir sağlıyor.
İnovasyon liderinizi tanıyın
Çoğumuz şirketlerimizin başındaki liderlerin bizlere inovasyon konusunda ne gibi destekleri olabilir diye düşünebiliyor. Yenilik ve gelişme için kaynak yönetimini dikkatli biçimde yönetmek ise en büyük gereklilik. Peki ya başınızdaki lider aslında nasıl bir yönetici?
Paul Hobcraft, Innovation Excellence’daki yazısında Jean-Philippe Deschamps ve Beebe Nelson tarafından yazılan Innovation Governance kitabına dikkat çekiyor. Kitaba göre iki tip lider var. Bir tanesi önde duran ve diğeri ise arka kısımda kalıp işlerin yürümesini sağlayan. Yazarlara göre organizasyonlar birer kabile formunda yaşar ve her grup kendi kuralları çerçevesinde işlerini görür. Yaptıkları işler, izlemeleri gereken yol ve kurallar ise liderler tarafından yaratılmalıdır.
Kitap, her iki lider tipinin de birbirini tamamladığından bahsederken doğru kombinasyona ihtiyaç olduğunu belirtiyor. İki kişi de yönetmek ve yol göstermek için beraber olmalı. Bu iki lider tipini birbirinden ayırt edebilmek içinse geçmişlerindeki takip ettikleri kurallar ve genel yönetim şekli ile davranışları göz önüne almak gerekiyor.
Verilen iki örnekten bir tanesi öndeki lider olarak lanse edilen Steve Jobs. Jobs, yeni fikirler için yanıp tutuşan, farklı tasarım ve fikirleri birlikte kombine etmek isteyen biri olarak görülüyor. Büyük kazançlara yoğunlaşan Jobs, risk alıyor, hataları tolore edebiliyor. Beraber çalıştığı kişilere özgürlüklerini de veren isim kontrolü elden bırakmıyor ancak aşırı baskıcı olmuyor.
Jobs’ın ölümü sonrası Apple’ın CEO’su olan Tim Cook ise arka plandaki lider tipi olarak örnek gösterilmiş. Cook doğru zamanda doğru ürün düsturunu izleyen, üretim aşamasına özen gösteren, atılımları daha yere basan ve stabilite sağlayan bir yönetici.
Her iki isim de birer lider ancak farklı yöntemleri kabul edip, bunları uygulayan yöneticiler.
Microsoft’tan Azure için güvenlik atılımı
Microsoft, bulut hizmeti Azure‘u güçlendirmeye devam ediyor. Yeni eklenen güvenlik anahtarı bankası ile bulut işyükünü ve daha geniş sanal makineler ile Docker sanallaştırma tabanlı işyüklerini çok daha güvenli bir ortamda yürütüyor.
Microsoft’tan Corey Sanders yaptığı açıklamada, halen bulut bazlı çözümleri basit ve uygun bütçeli formda sürdürüyoruz” şeklinde konuşuyor. Sanders küçük bir de ekleme yapıyor, “Şirketler yeni ölçeklenebilir uygulamalar yazabilirken, bulut da onlarla birlikte hareket edecek”.
Azure Key Vault sayesinde organizasyonlar verileri güvenlik altına almak ve şifreleri saklamak için, şifreleme anahtarlarını depolayabilecekleri bir platforma kavuşmuş oluyor. Günümüz donanım güvenlik modülleri ise bu içeriği saklarken yönetim esnasında sıkıntı yaşatabiliyor, yüksek veri trafiğinde aksamalara neden olabiliyor.
Yeni hizmet, ekstra trafik akışı sözkonusu olduğunda ölçeklenebilir yapısı sebebiyle birkaç dakika içerisinde yeni veri bankaları ve şifre anahtarlarını talep gelen merkeze yönlendirebiliyor.
Hizmet anahtarları Amerikan hükümetinin FIPS (Federal Information Processing Standart) kurallarına uygun olarak 140-2 seviye 2 şifreleme yöntemini kullanıyor.
Azure Key Vault halihazıra ön sürümüyle Amerika’nın belli bölgeleri, Avrupa ve Asya’da denemeye açıldı. Diğer bölgeler ise kısa bir süre içerisinde bu servise kavuşacak.
CES 2015’ten aklımızda kalanlar
Dünyanın en önemli teknoloji etkinliklerinden CES 2015, 6-9 Ocak tarihleri arasında ABD’nin Las Vegas kentinde gerçekleştirildi.
Sahibinden.com 2014’ü rekorla kapattı
Dijital dünyanın önde gelen araştırma şirketlerinden Gemius Global, Aralık 2014’e ait sonuçları açıkladı.
Buna göre Aralık ayında 31.1 milyon tekil ziyaretçiye ulaşan sahibinden.com, Eylül ayındaki 30 milyon tekil ziyaretçiyi geçerek kendi rekorunu yeniledi.
Aynı araştırmaya göre yine Aralık ayında 104.8 milyon kez ziyaret edilen sahibinden.com’da toplamda 3.66 milyar sayfa görüntülendi.
Site, Eylül ayında 100 milyona yakın ziyaretle 3.6 milyar sayfa görüntülenmeye ulaşmıştı.
Panasonic ISE 2015’te Lazer ve 4K çözümlerini tanıtacak
Panasonic’in bu yıl 10-12 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan etkinlikte sunulacak yenilikler arasında piksel sayısını dört katına çıkaran bir 4K projektör ile sektörün en yüksek parlaklık değerine ulaşan lazer projektörler bulunuyor.
Panasonic aynı zamanda yeni geliştirdiği uzaktan izlenen ve yönetilen hizmet çözümünü sergileyecek, Çözüm, Panasonic’in M2M teknolojisiyle bağlantılı Erken Uyarı Sistemi’nin kullanıldığı önde gelen bir İngiltere üniversitesinde yapılan bir denemenin sonuçlarını da sergileyecek.
Ayrıca bir 98″ 4K profesyonel ekranın tanıtılmasından bir yıl sonra, ISE bu yıl Panasonic’in ilk 4K projektörünün tanıtımı için de kullanılacak.
Kansere yeni umut: Nanobot
Eğer bilim ya da teknoloji dünyasından değilseniz, nanobotlarla sadece filmlerde karşılaşmış olabilirsiniz. Ancak onlar gerçek ve yetenekleri gittikçe artıyor. Tıpkı, çok yakında kanser tedavisinde kullanılmaya başlamaları gibi…
İsrail Bar-Ilan Üniversitesi üyesi Ida Bachelet, yaptığı açıklama ile birlilkte kansere çare olabileceklerini duyurdu. DNA sarmallarına yapışarak, hücreleri kanserden koruyacak nanobot’lar üzerinde çalıştıklarını bildiren Bachelet, DNA nanoteknoloji alanında da güçlü bir isim olarak tanınıyor.
DNA nanobot’ları çok yakında kan kanseri bir hastaya zerk edilecek. İşin en sevindirici yönü ise bu işlemin, diğer kanser tedavileri gibi hastaya zarar verecek olmaması. Sadece kanserli hücrelere müdahale eden bu mikroskobik robot modülleri aynı zamanda sağlıklı insanlara da uygulanabilecek, kanseri önceden engelleme şansı doğacak.
DNA’nın temel taşları, DNA sarmallarından kısa olanlar ve uzun olanların tek bir yapı haline getirilmesi ve belli bir forma dönüştürülmesiyle üretilecek.
DNA sarmallarına müdahale edecek nanobot modüllerinin hayata geçirilmesi aşamasında kullanılacak olan yeni bir yazılım sayesinde, DNA’nın nasıl tepki vereceği önceden kestirilebilinecek ve ona göre adım atılacak.
Şimdilik test aşamasına geçmek üzere olan projenin gerçekten işe yarayıp yaramayacağını ise zaman gösterecek. Eğer başarılı olursa, başta kanser olmak üzere tedavisi zor hastalıklarda sıklıkla kullanılan bir tedavi olarak karşımıza çıkabilir.
Çalışanların yüzde 62’sine zam yok
Eleman.net’in yaklaşık 11 bin çalışan ile gerçekleştirdiği araştırma, zamların çalışanların beklentilerini karşılamadığını gösteren olumsuz bir tablo ortaya koyuyor.
Araştırma sonuçlarına göre, çalışanların yüzde 88’i yapılan zamlardan memnun değil. Çalışanlara sorulan “2015 yılında mevcut işinizi değiştirmeyi düşünüyor musunuz?” sorusuna verilen “evet” cevabı ise yüzde 85’lik bir orana sahip. Bu durum çalışanların memnuniyetsizlikten ötürü yeni yıla iş değiştirme fikriyle girdiğini gösteriyor. Çalışanların zam konusundaki beklentilerinin memnuniyetsizlikle doğru orantılı olması ise, performansa dayalı ücret modelinin kaçınılmazlığını ortaya çıkardı.
Çalışanlar tarafından “Yeni yılda yüzde kaç zam aldınız?” sorusuna verilen cevaplar, çalışanların yüzde 62’sinin hiç zam almadığını gösteriyor. Zam oranları konusunda ağırlık, yüzde 1 ile yüzde 5 aralığında toplanıyor. Bu kesim çalışanların yüzde 24’ünü oluşturuyor. Yüzde 6 ile yüzde 10 aralığında zam alanların oranı ise yüzde 8’de kalıyor.
Zam miktarı arttıkça, çalışanların oranı da düşüş eğilimi gösteriyor. Yüzde 21’i aşan zam oranları, yüzde 3’lik bir kesim tarafından temsil ediliyor.
Ne kadar performans o kadar maaş
Yeni yıl ile birlikte yapılan maaş zamlarının hem işverenlerin hem de çalışanların önemli bir gündem maddesi olduğunun altını çizen Eleman.net Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Duyarlar, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Her geçen yıl çalışanların zam konusundaki beklentilerinin artış yönünde ilerlediğini görüyoruz. Buna karşılık olarak da, beklenti arttıkça memnuniyet de düşüş eğilimi çiziyor. Araştırma çalışmasının ortaya koyduğu tablonun bizi şaşırtmaması gerek. Bu tablo karşısında çalışma hayatında farklı modellere gidilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İşverenler tarafından doğru bir planlama yaparak, performansa göre maaş miktarlarının belirlendiği yeni sistemlerin gündeme alınmasıyla, beklenti ve memnuniyet arasındaki bu uçurumu ortadan kaldırabiliriz. Dünyada insan kaynaklarında gündem konusu olan performansa göre ücretlendirme modeli, Türkiye için de kaçınılmaz bir hale geldi. Bu sene bu modelin sektörümüzün ana gündeminde olacağına inanıyoruz.”
Turkcell’den Türkiye’nin enerji faturasında 30 milyon TL’lik tasarruf
Turkcell ve grup şirketlerinden Turkcell Superonline, iş süreçlerinin her aşamasında hayata geçirdiği enerji tasarrufuna yönelik teknoloji ve uygulamalarla, hem çevre korumasına hem de ülkemizin enerji faturasının azaltılmasına katkı sağlıyor.
Uygulanan verimlilik ve tasarruf çözümleri sayesinde, 2014 yılında, 30,7 milyon TL’ye karşılık gelen 111 milyon kilovat saatlik enerji tasarrufu sağlandı.
Turkcell, hibrit iletişim ünitelerinin yanı sıra elektrik şebekesinin ulaşamadığı 26 noktaya kurulan güneş panelleri ve rüzgâr tribünleriyle çalışan iletişim üniteleri ve şebekede yapılan diğer tasarruf çalışmaları sayesinde bir yılda 87 milyon kilovat saatlik enerji tasarrufu elde etti.
Bu tasarrufla çevreye yaklaşık 52.200 ton daha az karbondioksit salınımı gerçekleştirilirken, ortaya çıkan enerji tasarrufunun miktarı ise 32 bin 200 hanenin bir yıllık toplam elektrik tüketimi seviyesine ulaştı. Turkcell ayrıca, bir yılda yaptığı toplam karbondioksit azaltımıyla, 83bin 780 adet yetişkin kızılçam ağacının yaptığına eşit oranda karbondioksit azaltımı yapmış oldu.
Turkcell ayrıca, binalarındaki elektrik ve mekanik sistemlerde de enerji tasarrufu çalışmalarını sürdürdü. Bu sayede de bir yılda 1670 hanenin yıllık enerji tüketimine karşılık gelen 4,5 milyon kilovat saat enerji tasarrufu sağlandı.
Turkcell Superonline, altyapı çözümleriyle tasarruf sağlıyor
Turkcell Superonline ise, GPON teknolojisine sahip şebekesiyle, bir yılda yaklaşık 19,5 milyon kilovat saat elektrik enerjisi tasarrufu elde etti. Ayrıca bu teknolojinin kullanımıyla, cihazların ve soğutma sistemlerinin yayacağı 26,7 milyon kilovat saatlik ısı enerjisi de engellenmiş oldu.
10 Gbps yerine 100 Gbps’lik dalga boyuna geçen şirkette, yaklaşık 299.000 kilovat saat elektrik enerjisi tasarrufu sağlandı. Turkcell Superonline yaptığı tasarruflarla toplamda 7256 hanenin elektrik tüketimine denk gelen enerji tasarrufunu sağladı.
Yılda 5 bin 712 ağaç e-fatura ile kesilmekten kurtuluyor
Turkcell, enerji tasarrufu bilincini şirketle sınırlamayarak abonelerine de yaymayı amaçlıyor. Bu kapsamda hem kağıt tüketimini hem karbon salınımını azaltan çevre dostu bir uygulama olarak e-fatura kullanımını teşvik eden Turkcell’de, e-fatura kullanımı ile sadece 1 ayda 28 ton daha az kağıt kullanılarak 476 ağaç kesilmekten kurtarılıyor. Bu da yılda 5.712 ağacın varlığının korunması anlamına geliyor.
M2M çözümleriyle daha az yakıt tüketildi
Lojistikten tarıma, su ve elektrik sayaçlarından beyaz eşya sektörüne ve konutlara kadar kullanım alanı çok geniş olan M2M teknolojisi sayesinde bir yılda ülke ekonomisine, 1,8 milyar TL’den fazla fayda sağlandı.
Turkcell M2M Akıllı Araç çözümleri sayesinde ise sadece trafikteki araçların yakıt tüketiminin azalmasıyla 1,3 milyar TL tasarruf sağlanmış oldu.









