ERP’de yeni çağı yapay zeka tasarlayacak!

0

Yapay zeka, ilk olarak karşımıza makine öğrenimi (Machine Learning-ML) olarak çıkan bir kavram. Daha önceki çalışmalarda yapay zekaydı ancak makine öğrenimi ile daha iyi modeller oluşmaya başladı. Sonrasında derin öğrenme ve pekiştirmeli öğrenme gibi gelişmelerle devam etti. Yapay zeka, makine öğrenimi ve donanım gelişimleri ile ciddi bir ivme kazandı. Bugün geldiğimiz noktada, işletmelerin birçok alanında yapay zeka destekli uygulamaların yaygınlaştığını gözlemliyoruz.

Yapay zekanın ERP dünyasında kendini gösterdiği en önemli alanlardan bir tanesi ise sohbet robotları. Bu alan, yalnızca sohbet robotlarıyla sınırlı kalmayıp, geniş anlamda Konuşma AI (Conversational AI) olarak adlandırılabilir. Sistem, OpenAI’ın ChatGPT ürünü benzeri bir mantıkla çalışıyor. Konuşma AI çözümleri, çalışanların iş süreçleriyle ilgili sisteme soru sormasını ve bu soruların karşılığı olarak da aldıkları çeşitli raporlarla işlerini kolaylaştırmasını sağlıyor. Bu teknolojiler, kullanıcılarla etkileşimde bulunarak veri toplama, analiz yapma ve hatta belirli kararları otomatikleştirme gibi pek çok işlevi yerine getiriyor. Sonuç olarak, Konuşma AI çözümleri, işletmelerin daha verimli çalışmasını ve daha hızlı kararlar almasını sağlayarak ERP sistemlerine önemli katkılarda bulunuyor.

Şirketlerin dijital dönüşüm süreçlerinin daha hızlı sonuçlanmasını sağlıyor

ERP tarafında, yapay zeka desteğiyle hayata geçen akıllı otomasyon da şirketlerin dijital dönüşüm süreçlerinin daha hızlı sonuçlanmasını sağlıyor. Diğer yandan da dijital dönüşüm süreçlerini başarıyla devam ettiren bu işletmeler, müşterilerinin ihtiyaç duyduğu ürün ve çözümleri de daha hızlı bir şekilde hayata geçirerek müşteri memnuniyeti tarafındaki rekabette bir adım öne geçmeyi başarıyor.

Statista’nın açıkladığı verilere göre yapay zeka pazarı 2024’ü 305,9 milyar dolar değerle kapatacak. Aynı araştırma sonuçlarına göre yapay zeka pazarının yıllık ortalama yüzde 15,8’lik bir ivmeyle 2030 yılını ise 738,8 milyar dolarlık bir rakamla kapatması bekleniyor. Bu hızlı ilerlemenin ERP alanına da sirayet edeceğine vurgu yapan IAS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Can Karabiber, “Yapay zeka artık ERP sistemlerinin geleceğini de şekillendiriyor. Bu teknolojiler, çalışanların veri analizini daha ileri düzeyde yapmasını, tahminlerde bulunmasını ve karar alma süreçlerini daha hızlı bir şekilde otomatize etmelerini sağlıyor. Yapay zekadan destek alan ERP sistemleri sayesinde işletmeler, iş süreçlerini daha hızlı optimize ederek rakiplerinin bir adım önüne geçiyor” dedi.

Canias yapay zekâ destekli bir ERP çözümü olarak öne çıkıyor

 IAS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Can Karabiber
IAS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Can Karabiber

Gerçekleştirdiği inovasyonlar ile geleceğin teknolojilerini yaratarak, tüm paydaşlarına rekabet güçlerini artıracak çözümler sunma misyonuyla hareket eden IAS, özellikle ERP alanında yapay zekadan da destek alan Canias ürünüyle ön plana çıkıyor. Geleneksel ERP sistemleri yapay zeka desteğiyle işletmeleri daha çevik ve verimli hale getirirken stratejik karar desteğinden finans süreçlerine kadar yapay zeka ERP sistemlerine entegre olmuş durumda.

Canias ERP ürünleriyle kurumların her türlü ihtiyacına uygun bir çözüm sunduklarını da belirten Can Karabiber, sözlerini şu şekilde bitirdi: “Bugün geldiğimiz noktada ister KOBİ, ister büyük ölçekli şirketler olsun, karmaşık yönetmesi zor sistemler yerine ihtiyaçlarına en uygun esnek çözümleri tercih ediyor. Biz de yapay zeka gibi teknolojilerin desteğiyle hayata geçirdiğimiz terzi dikimi ürünlerimizle iş ortaklarımıza işletme süreçlerinde ihtiyaç duydukları en uygun ürünü sunuyoruz. Böylece hem müşteri memnuniyetini sağlıyoruz hem de asıl işi teknoloji olmayan iş ortaklarımızın ana işlerine odaklanarak gelirlerini artırması yolunda onlara destek oluyoruz.”

Dell Technologies yapay zekâ destekli Copilot+ PC’lerini tanıttı!

Dell Technologies Dell AI Factory’nin giderek büyüyen yapay zekâ cihazları ve altyapı ürünleri kapsamında Qualcomm Snapdragon® X Elite ve Snapdragon® X Plus ile güçlendirilmiş Copilot+ PC’lerle yapay zekâ bilgisayarları ve iş istasyonları portföyünü genişletiyor. Bu yeni cihazlar, üstün performans ve pil ömrü, üst düzey üretkenlik ve gelişmiş güvenlik özellikleriyle kullanıcıların yapay zekâ bilgisayar deneyimine yeni bir boyut kazandırıyor.

XPS 13, Inspiron 14 Plus, Inspiron 14, Latitude 7455 ve Latitude 5455’ten oluşan Dell Technologies‘in beş yeni dizüstü bilgisayarı, bilgi işlemi hızlandıran ve görevleri basitleştiren hız ve yapay zekâ performansıyla öne çıkıyor.

Dell XPS 13

Dell Technologies

Yapay zekâ için tasarlanan XPS 13, Dell Technologies Snapdragon X Elite ile güçlendirilmiş Copilot+ özelliğine sahip ilk XPS modeli olarak dikkat çekiyor. Artık ikonikleşmiş olan XPS,  zorlu iş yüklerinin üstesinden gelebilen, yaratıcı, ileri düzeyde yanıt verebilen ve etkileyici bir hız sunan dâhili yapay zekâya sahip. Dell’in en ince ve en hafif XPS modeli olan XPS 13, 27 saate kadar pil ömrüyle de içerik üretimini ve üretkenliği önceliklendirenler için ideal.

Dell Inspiron 14 Plus

Dell Technologies

Snapdragon X Plus’a sahip olan Inspiron 14 Plus ise 15 saate kadar pil ömrü sunuyor. Böylece kullanıcılar için hızlı ve daha verimli bir deneyime imkan veriyor. Cihaz, dörtlü hoparlörleri ve 400nit parlaklığa sahip QHD+ ekranıyla da üst düzey bir video ve ses deneyimi sunuyor. Snapdragon X Plus ile güçlendirilen Inspiron 14 de sesli komutlar ve ekstra güvenlik için mekanik kamera deklanşörü gibi özelliklerle kullanım kolaylığı açısından öne çıkıyor.

Copilot+ özellikli yeni Latitude AI dizüstü bilgisayarlar, Qualcomm Snapdragon X Elite 12 çekirdekli ve Snapdragon Plus 10 çekirdekli işlemcileriyle günümüzün yoğun çalışanları için üstün performans ve pil ömrü sunuyor. Kullanıcılar şarj etmeye gerek kalmadan gün boyunca verimli ve sorunsuz bir şekilde çalışabiliyor, nerede çalışırlarsa çalışsınlar üretkenliklerinden ödün vermiyorlar.

Dell Latitude 7455

Dell Technologies

Latitude 7455, çarpıcı 14 inç QHD + dokunmatik ekran, yapay zekâ gürültü azaltma özelliğine sahip dörtlü hoparlörler, Qualcomm® FastConnect ™ Wi-Fi 7 ve daha fazla bağlantı, iş birliği için isteğe bağlı 5G seçeneği ve 21 saate kadar pil ömrüyle birinci sınıf bir yapay zekâ dizüstü bilgisayarı olarak öne çıkıyor.

Dell Latitude 5455

Dell Technologies

Latitude 5455, 16:10 FHD+ ekranı ve çift hoparlörüyle performansı ve yapay zekâyı bir dizüstü bilgisayarda bir araya getiriyor. Çok katmanlı donanım ve ürün yazılımından oluşan güvenlik özellikleri, tedarik zincirindeki sıkı kontrollerden BIOS seviyesindeki kapsamlı savunmalara kadar Latitude cihazlarınızı koruyor.

Cihazın kendisinin yanı sıra, Microsoft Copilot çözümleri için yeni Dell Uygulama Servisleri, tüm kuruluş genelinde daha verimli çalışma yöntemlerini hızla etkinleştirerek riski azaltıyor ve kullanıcıları Copilot teknolojilerini doğru bir şekilde kullanmaya hazırlıyor.

Yeni yapay zekâ deneyimleri

Dell’in Copilot+ bilgisayarları, Snapdragon X Serisi platformlarla desteklenen yeni özel yapay zekâ deneyimleriyle üretkenliği, yaratıcılığı ve iletişimi bir adım öteye taşımayı hedefliyor:

“Recall” kullanıcıların cihazlarında yaptıkları her şeyi hatırlıyor ve bunları bulutta değil, bilgisayarlarında güvenli bir şekilde tutuyor. Böylece kaldıkları yerden devam etmeyi hızlı ve kolay hâle getiriyor.

“Cocreator” ile kullanıcılar, yapay zekâ tarafından üretilen görüntüler oluşturabiliyor.

“Canlı Altyazılar”, canlı veya önceden kaydedilmiş herhangi bir sesi 44 dilden İngilizceye çevirmeye imkan veriyor.

Yeni “Windows Studio efektleri” aydınlatmayı ayarlıyor ve görüşmelerde/aramalarda yeni yaratıcı filtreler sunuyor.

“Otomatik Süper Çözünürlük”, gerçek zamanlı olarak videoların ve oyunların çözünürlüğünü artırmak için yapay zekâyı kullanarak sorunsuz bir akış ve gelişmiş bir oyun deneyimi vadediyor.

PwC, OpenAI’nin en büyük kurumsal müşterisi olmaya hazırlanıyor

PwC’den yapılan açıklamada firma, işletmeler üretken yapay zekâyı benimsemek ve bundan yararlanmak için adeta birbiriyle yarışırken, PwC’nin yeni bir anlaşmanın parçası olarak OpenAI’nin kurumsal ürününün en büyük müşterisi ve ilk satıcısı olacağını söyledi. PwC, Microsoft destekli yapay zekâ girişiminin büyük şirketlere yönelik sohbet robotunun bir versiyonu olan ChatGPT Enterprise’ı kullanıma sunacak.

Anlaşmayı ilk olarak haberleştiren Wall Street Journal’a göre, firma ChatGPT Enterprise’ı 75.000 ABD çalışanına ve 26.000 İngiltere çalışanına sağlayacak. PwC, “Birleşik Krallık ve ABD’deki danışmanlık müşteri hesaplarının %95’inden fazlasıyla aktif olarak genAI ile ilgileniyoruz ve denetim müşterilerimizin çoğuyla yapay zekânın kullanımı ve etkilerini tartışıyoruz” dedi. Ancak, anlaşmanın mali koşullarını veya AI ürününü yeniden satma planlarına ilişkin ayrıntıları açıklamadı.

PwC, ayrıca çalışanlarına vergi beyannamelerini inceleme, gösterge tablosu ve rapor oluşturma gibi görevlerde yardımcı olmak için özel GPT’ler geliştirdiğini açıklamıştı. Şimdi bu GPT’lerin ChatGPT Enterprise ile entegre olup olmayacağı ve nasıl faydalar sağlayacağı merak konusu. Şirket şimdilik sadece OpenAI anlaşmasının PwC’nin daha önce açıkladığı üretken yapay zekâ teknolojisine 1 milyar dolar yatırım yapma planları üzerine inşa edildiğini söylemekle yetiniyor.

OpenAI, her ne kadar ChatGPT ile muazzam bir benimseme ve başarı yakalamış olsa da Microsoft’un ötesinde kurumsal müşterileri de bünyesine katmak için ciddi bir çaba sarf ediyor. OpenAI CEO’su Sam Altman 1 ay kadar önce San Francisco, New York ve Londra’da yüzlerce Fortune 500 şirket yöneticisini ağırlayarak çeşitli sunumlar gerçekleştirmişti

Öte yandan Wall Street Journal’ın sahibi News Corp, Mayıs ayının başlarında OpenAI ile bir içerik anlaşması imzalamıştı. Ayrıca Financial Times ve Reddit de yine ChatGPT ile içerik anlaşmaları imzalamıştı.

Firma ayrıca otomotiv sektörünü de yerini sağlamlaştırmak adına çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Škoda, yapay zeka tabanlı sohbet robotu ChatGPT’yi Laura sesli asistanını entegre ederken, Volkswagen da popüler sohbet botu ChatGPT’yi binek otomobillerinin çoğunda standart bir özellik haline getireceğini duyurmuştu

Yapay Zeka Hırsızları!

0

Teknolojinin yarım asırda nereden nereye geldiğini ve nereye doğru gidebileceğini biraz mizah biraz da nostaljik duygularla aktarıldığı “Yapay Zeka Hırsızları”, bilimsel verilere ve sağlam araştırmalara dayanan benzersiz bir kaynak olarak nitelendiriliyor. Kitapta yer alan her başlık hayatın içinden gerçek hikayeler ve somut örneklerle aktarılıyor.

Teknolojik ikna ve manipülasyon teknikleri, deepfake teknolojileri ve türleri, dezenformasyon ve sahte haberlerin ardındaki gerçekler, yankı odaları, gözetim kapitalizmi gibi bir çok konuyu, dijital dünyaya dair uluslararası raporlara dayanan verilerle detaylı şekilde ele alan kitap, okuyucuyu yalnızca kritik öneme sahip gerçeklerle yüzleştirmekle kalmıyor, internet kullanıcısı herkesin ufak dokunuşlarla kendilerine nasıl dijital kalkan yaratabileceklerine dair pratik çözümler de sunuyor.

Başak Tecer kimdir?

Araştırmacı Yazar Başak Tecer
Araştırmacı Yazar Başak Tecer

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun olduktan sonra kariyerine 1989’da Boyner Grup’ta başlamış, ardından Sabah, Habertürk TV, Star TV ve Milliyet gazetesi olmak üzere, on sekiz yıl boyunca medya kuruluşlarında satış ve pazarlama görevi yapmıştır. 2011 yılında Sabah gazetesi İnsan Kaynakları Eki’ndeki görevinden ayrılarak kendi işini kuran Tecer, Türkiye’de birçok farklı firmaya iletişim, ikna, performans yönetimi konularında eğitmenlik ve danışmanlık hizmeti vermiştir.

Başak Tecer, İngiltere’de Paul McKenna’da NLP Practioner (NLP Pratisyen) ve Master Practioner (NLP Uzman Pra¬tisyen) ve Persuasion Enginering (İkna Mühendisliği) programlarını tamamlamış ve yine merkezi Londra’da bulunan ILM Enstitüsü’nde (Institue of Leadership & Management) eğitimcinin eğitimi sertifikasını almıştır.  

Yale Linus Akıllı Kilit L2 ile tanışın!

0

Akıllı ev güvenlik çözümlerinin lider sağlayıcısı Yale, amiral gemisi Linus ürününün yeni nesli olan Yale Linus Akıllı Kilit L2’nin piyasaya sunulduğunu duyurdu. Güvenlikten ödün vermeden günlük hayatı kolaylaştırmak için tasarlanan yeni Akıllı Kilit, son teknoloji tasarım, işlevsellik ve yeniliği tek üründe bir araya getiriyor. 

Üretiminde daha az malzeme kullanan ve önceki nesle göre %20 daha küçük bir boyuta sahip olan akıllı kilit, endüstriyel tasarım stüdyosu Bould Design tarafından geliştirildi. Şık ve dar endüstriyel tasarımı ve dayanıklı metal gövdesi, gelenekselden çağdaşa her evin mimari tasarımını tamamlıyor. 

Oldukça kolay bir kuruluma sahip olan akıllı kilit çoğu yuvaya/kilide uyum sağlıyor. Kapılara hızlı bir şekilde monte edilebiliyor ve herhangi bir iz bırakmadan çıkarılabiliyor. Önceki nesil Linus ürününden daha hızlı ve daha güçlü olan Linus L2’de yerleşik Wi-Fi özelliği bulunuyor.

Böylece uzaktan erişim sağlamak için Connect Wi-Fi Bağlantı Köprüsü satın almak gerekmiyor. Akıllı kilit tek bir şarjla 6 aya kadar güç sağlayan şarj edilebilir bir pil paketiyle çalışıyor. Pil seviyeleri azaldığında bildirim gönderiyor. 

Kullanıcılar Yale Akıllı Tuş Takımı veya yeni Yale Dot gibi aksesuarlar sayesinde, sanal anahtarları veya kodları güvendikleri kişilerle paylaşıp eve anahtarsız giriş sağlayabiliyor. Yale Home uygulamasındaki Etkinlik Akışı, Akıllı Uyarılar ve bildirimler, evin kapısının ne zaman açılıp kapandığını gösteriyor. Böylece eve erişim izni verilen kişilerin eve giriş çıkışları takip edilebiliyor.

Yale Akıllı Güvenlik Ekosistemi’nde yerini alan Yeni Yale Linus Akıllı Kilit L2, Akıllı Kameralar ve Akıllı Görüntülü Kapı Zilinin yanı sıra Akıllı Depolama serisi ve Akıllı Bahçe ve Garaj Kapısı Kilit Modülü gibi diğer popüler Yale ürünleriyle sorunsuz bir şekilde birlikte çalışabiliyor.

Ayrıca Amazon Alexa, Google Home ve gibi önde gelen sesli asistanlarla da entegre oluyor. Bu yılın ilerleyen dönemlerinde ürün, diğerlerinin yanı sıra Apple Home’u da Linus L2’ye getirecek bir donanım yazılımı güncellemesiyle Thread üzerinden Matter uyumlu olacak. 

Unity ile 8 aylık oyun geliştirme ve kariyer eğitimi başlıyor!

Teknoloji dünyasının sürekli evrim geçirdiği bu günlerde, oyun geliştirme sektörüne olan ilgi giderek artmaktadır. Co-Founder Academy, Skilled Hub ve BUG Lab TEKMER iş birliğiyle düzenlenen Unity oyun geliştirme eğitim programı, bu alanda yetkinlik kazanmak isteyenlere kariyerlerinde önemli bir adım atmaları için benzersiz bir fırsat sunmaktadır. Bu yoğun program, 8 ay sürecek 200 saatlik eğitim süresiyle, katılımcıları Unity ile oyun geliştirici seviyesine getirmeyi hedeflemektedir. Program, katılımcılara sadece temel teknik beceriler kazandırmakla kalmayacak, aynı zamanda iletişim ve liderlik gibi kariyer gelişimini destekleyen soft skills alanlarında da yeteneklerini geliştirmelerine olanak tanıyacaktır.

Eğitim süreci, katılımcıların bilgi ve becerilerini en üst düzeye çıkarmayı hedefleyen kapsamlı bir içeriğe sahiptir. Bu derslerde, katılımcılar güncel oyun geliştirme teknolojileri ve platformları konusunda derinlemesine bilgi edinirken, aynı zamanda etkileyici ve kullanıcı dostu oyunlar oluşturmanın inceliklerini öğrenecekler.

Yeni nesil oyun geliştiricilerini yetiştirmeyi amaçlayan bir eğitim fırsatı sunuyoruz. Oyun geliştirme sürecini en ince ayrıntısına kadar öğrenebileceğiniz bu bootcamp, 96 saat teknik dersler, 24 saat uygulamalı laboratuvar çalışmaları, 24 saat soft skill oturumları, 12 saat sektör odaklı hard skill oturumları, 32 saat birebir destek oturumları ve 12 saat CV ve mülakat hazırlık süreçlerini kapsamaktadır.

Kurs içeriği:

  • Oyun Geliştirme Süreçlerine Giriş: Oyun geliştirici kimdir, ne yapar, ne gibi roller alabilir?
  • Oyun Motorlarına Giriş: Unity’ye giriş, Unity Editörü, sahne oluşturma ve navigasyon.
  • Programlama Temelleri: Unity C# ve Visual Studio kullanımı, C# ile programlamaya giriş.
  • C# Yapıları: Veri tipleri, If-Else yapıları, döngüler, listeler ve enum yapısı.
  • Versiyon Kontrol Sistemleri.
  • UI ve Asset Kullanımı: Model kullanımı, Asset Store’dan hazır asset uygulamaları.
  • Grafik ve Ses: Texture, material ve shaderlar; animasyonlar, particle efektleri, müzik ve ses uygulamaları.
  • Sinematikler: Cinemachine ve sinematik sahne örnekleri.
  • OOP Kavramları: Encapsulation, inheritance, polymorphism, abstraction.
  • 3D ve 2D Oyun Tasarımı: 3D fizikler, 3D karakter kontrolleri, 2D oyun tasarımı, 2D animasyonlar ve fizikler.
  • Yapay Zeka ve Optimizasyon Teknikleri.

Kimler başvurabilir?

  • Oyun geliştirici olma hayalleri kuranlar.
  • Unity’nin güçlü araçlarını kullanarak hayalindeki oyunları hayata geçirmek isteyenler.
  • Kariyer değiştirmek isteyenler.
  • Oyun geliştirme dünyasına hızlı bir giriş yapmak isteyenler.
  • Hardcore oyuncular, oyun dünyasında bir iz bırakmak ve kendi oyunlarını yaratmak isteyenler.

Bu bootcamp, oyun geliştirme tutkusunu profesyonel bir kariyere dönüştürmek isteyen herkes için mükemmel bir başlangıç noktasıdır. Kapsamlı müfredatımız ve uzman eğitmenlerimizle hayallerinizdeki oyunları gerçeğe dönüştürmeye hazır olun!

Programı başarıyla tamamlayan mezunlarımız, YTÜ Teknopark Katılım Sertifikası ve Skilled Hub Eğitim Sertifikası ile ödüllendirilerek kariyerlerinde önemli bir adım atmış olacaklar.

Unity oyun geliştirme eğitim programına başvurular, 23 Haziran 2024 tarihine kadar devam edecek. Bu tarihe kadar yapılan başvurular geçerli kabul edilecek ve sonrasında başvuru süreci kapatılacaktır.

Co-Founder Academy, Skilled Hub ve BUG Lab TEKMER, bu eğitim programı aracılığıyla katılımcılara oyun geliştirme sektöründe aranan niteliklere sahip profesyoneller olarak kariyerlerine başlamaları için gerekli bilgi ve donanımı sunmayı hedeflemektedir. Programın tamamlanmasının ardından katılımcılar, sektördeki iş birlikleri kapsamında staj ve iş imkanlarına erişim sağlama avantajına sahip olacaklardır.

Unity oyun geliştirme eğitim modülü, sektördeki en güncel bilgileri ve uygulamaları sunmak üzere özenle tasarlanmıştır. Katılımcılar, bu eğitimle teknoloji dünyasında güçlü bir rekabet avantajı elde edecek ve kariyerlerinde yeni bir sayfa açacaklardır. Kayıt olmak ve Unity oyun geliştirme yolculuğuna ilk adımı atmak için geç kalmayın!

Detaylı bilgi almak veya başvuru yapmak için [email protected] adresine e-posta gönderebilir, sosyal medya hesaplarımızdan bize ulaşabilirsiniz ya da başvuru formunu doldurabilirsiniz.

Bu heyecan verici eğitim programında sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız. Birlikte, oyun geliştirme dünyasında başarılı bir kariyer yolculuğuna çıkalım!

Kurumsal veriler ShrinkLocker tehdidi altında!

Güvenlik araştırmacıları, kurumsal verileri şifrelemek için Microsoft’un BitLocker şifreleme aracını kullanan yeni bir fidye yazılımı tespit etti. ShrinkLocker olarak adlandırılan bu tehdit, şirketlerin verilerini kurtarmak için sahip oldukları kurtarma seçeneklerini devre dışı bırakıyor.

Kaspersky’nin tespitlerine göre, fidye yazılımı, VBScript kullanarak kötü amaçlı bir komut dosyası aracılığıyla sistemlere bulaşıyor. Bu komut dosyası, sistemde yüklü olan Windows sürümünü algılayabiliyor ve BitLocker özelliklerini ona göre etkinleştirebiliyor. Bu, saldırganların Windows Server 2008’e kadar hem yeni hem de eski sistemleri hedefleyebileceği anlamına geliyor.

ShrinkLocker hem BitLocker’ı kullanıyor, hem de siliyor!

Saldırı başarılı olursa, komut dosyası önyükleme ayarlarını değiştirerek BitLocker aracılığıyla tüm sürücüleri şifrelemeye çalışıyor. Ayrıca, kurbanın BitLocker şifreleme anahtarını geri yüklemesini engellemek için BitLocker koruma önlemlerini siliyor.

Kurban, sistem yeniden başlatıldığında, BitLocker ekranında “Bilgisayarınızda artık BitLocker kurtarma seçeneği mevcut değil” mesajıyla karşılaşıyor. Bu da, kurbanların verilerini kurtarma şanslarının olmadığı anlamına geliyor.

ShrinkLocker’ın vakaları Meksika, Endonezya ve Ürdün’de gözlemlendi. Saldırıların hedefleri arasında çelik ve aşı üretim şirketleri ile bir kamu kurumu yer alıyor.

Hani güvenli olacaktı?

Bu vakada özellikle endişe verici olan şey, başlangıçta veri hırsızlığı veya ifşa risklerini azaltmak için tasarlanan BitLocker’ın saldırganlar tarafından kötü niyetli amaçlar için kullanılması. Bir güvenlik önleminin bu şekilde silah haline getirilmesi son derece ironik ve kötü niyetli yazılımcıların neler yapabileceğini bize gösteriyor. BitLocker kullanan şirketlerin güçlü parolaları ve kurtarma anahtarlarını güvenli bir şekilde saklaması çok önemli.

3 milyon dolarlık Bitcoin cüzdanının kilidi açıldı!

Joe Grand inanılmaz derecede akıllı bir donanım korsanı ve son zamanlarda insanların şifrelerini kaybetmeleri nedeniyle kaybettikleri kripto para birimini kurtarmalarına yardımcı oluyor. Özellikle ilginç vakalar için Joe, iyileşme sürecini belgeleyen videolar hazırlıyor. İşte 2022’de çözdüğü ve minnettar bir müşterisinden 2 milyon doları geri aldığı bir dava.

Kilitli Bitcoin cüzdanı çözüldü

Joe, son videosunda , 2013’ten beri dokunulmamış, 3 milyon doların üzerinde Bitcoin içeren bir yazılım cüzdanının kilidini nasıl açtığını gösteriyor. Bitcoin sahibi Michael, bir şifre yönetim aracı olan RoboForm tarafından oluşturulan 20 karakterlik bir şifreyi kullanarak bir cüzdan oluşturdu. Bu şifreyi şifrelenmiş bir TrueCrypt konteynerine kaydetti. Ne yazık ki konteyner bozuldu ve Michael şifreye erişimini kaybederek Bitcoin zulasını erişilemez hale getirdi.

Joe Grand’ın önceki çalışmasını gören Michael yardım istedi. Joe başlangıçta onu geri çevirdi, çünkü 20 karakterlik bir şifreyi kaba kuvvetle zorlamanın Oort Bulutu büyüklüğünde bir kumsalda bir kum tanesi bulmaya benzeyeceğini biliyordu. Ancak derin yazılım bilgisine sahip bir bilgisayar korsanı olan Bruno, projedeki potansiyeli gördü. Bruno, RoboForm şifre oluşturucunun kendisine odaklanmayı önerdi. RoboForm’un şifreyi nasıl oluşturduğunu anlarlarsa Michael’ın cüzdanına giden bir arka kapı bulabileceklerini varsaydılar. İkili, RoboForm’da tersine mühendislik yapmaya başladı. Bu, şifre oluşturma algoritmasını anlamak için yazılımın incelenmesini içeriyordu. Bunu yaparak Michael’ın şifresinin oluşturulduğu koşulları tam olarak kopyalamayı amaçladılar. Tersine mühendislik süreci sırasında RoboForm’un algoritmasında herhangi bir zayıflık veya kalıp aradılar. Bunları belirleyerek test etmeleri gereken potansiyel şifrelerin sayısını önemli ölçüde azaltabilirler.

Joe ve Bruno, RoboForm’da yeni keşfettikleri anlayışları kullanarak olası şifrelerin bir listesini oluşturdular. Bu liste kaba kuvvet girişiminden çok daha kısaydı ve bu da görevi yönetilebilir hale getiriyordu. Geliştirdikleri listeyle şifreleri tek tek test etmeye başladılar. Hassas yaklaşımları göz önüne alındığında büyük ikramiyeyi kazanmaları uzun sürmedi. Yöntemleri işe yaradı. Michael’ın Bitcoin cüzdanının kilidini başarıyla açarak içindeki 3 milyon doları geri aldılar. Joe ve Bruno’nun başarısı sadece şifre kırmaktan ibaret değildi; onu yaratan sistemi hacklemekle ilgiliydi. Kalıpların dışında düşünerek imkansız bir görevi çözülebilir bir bilmeceye dönüştürdüler.

Çin’den makineli tüfek kullanan robot köpek ve AI destekli yavrusu!

Devlet yayın kuruluşu Çin Merkez Televizyonu (CCTV) bu hafta başında dijital robo-köpeklerle ilgili haberleri yayınladı. Tanıtılan robot köpeklerin her ikisi de Boston Dynamics’in “Spot” robo-köpeğine çok benziyor. Ağırlığının 50 kg olduğu söylenen daha büyük model, bir makineli tüfek taşırken ve silahı ateşleyen Çinli bir asker tarafından uzaktan kumanda edilirken gösteriliyor.

Çinli bir asker olan Chen Wei, “Kentsel savaş operasyonlarımızda yeni bir üye olarak hizmet edebilir, keşif yapmak ve düşmanları tanımlamak ve eğitimimiz sırasında hedefi vurmak için üyelerimizin yerini alabilir” diyor.

Diğer bilgisayarlı robot köpek, 15 kg ağırlığında ve yapay zekâ sayesinde bir savaş alanında kendi yolunu bulma ve “tel örgüler, atılmış lastikler ve lastik çivileri gibi sahadaki engeller hakkında bilgi aktarma” yeteneğine sahip olduğu söyleniyor. Köpek ayrıca zıplayabiliyor, ileri ve geri hareket edebiliyor.

Çin’in makineli tüfek taşıyan robot köpekleri benzersiz olmadığı gibi, bu ikili canavarlara yaklaşımı da benzersiz değil. ABD ordusu da aynı fikri araştırdı ve Çin gibi, makineli tüfekli robot köpeklerin otonom hareket etmeleri yerine tetiği bir insanın çekmesini istiyor. Bu yaklaşım her iki ülkeyi de otonom silahların serbest bırakılamayacak kadar tehlikeli olduğu yönündeki mevcut uluslararası görüşle aynı çizgiye getiriyor. Zira yapay zekâ kontrollü bir silahın yapacağı bir hata çatışmaları tırmandırabilir ve insanlara daha fazla zarar verebilir.

Çin ordusu robo-köpeklerinin cephede görev yapmaya hazır olup olmadığını açıklamadı ancak Kamboçya ile ortak askeri tatbikatlarda kullanılmaları bu senaryonun aktif olarak değerlendirildiğini gösteriyor. Ancak bu yaratıkların ne kadar faydalı olacağı tartışmalı. Çin Merkez Televizyonu canavarların karınlarına monte edilmiş bataryalarının makinelere iki ila dört saat arasında güç sağlayabildiğini bildirdi ki bu gerçek bir çatışmada çok da uzun bir süre sayılmaz.

Öte yandan, bu tip robot köpeklerin daha insani ve faydalı kullanımları da mevcut. Örneğin Alaska’da insanlar yaban hayatı korkutmak için çakal kılığına giren robot köpekleri kullanıyor. Fairbanks havaalanında, Alaska Ulaştırma ve Kamu Tesisleri Departmanı (DOT&PF), yaban hayatı risklerini ele almak için Aurora adlı robot köpek üzerinde bir deneme başlattı. Bir çakal veya tilkiye benzeyen Aurora, vahşi hayvanları uçakların yanına gitmekten caydırmayı, böylece güvenliği ve operasyonel protokolleri güçlendirmeyi amaçlıyor.

Honghu-3 uydu takımyıldızı geliyor!

0

Çin firması Elon Musk’un uzay gücüne karşı savaşmak için 10.000 uyduluk bir sürü planlıyor. Shanghai Lanjian Hongqing Teknoloji Şirketi, Honghu-3 takımyıldızını fırlatmayı hedefliyor.

Honghu-3 takımyıldızı fırlatması

Kenara çekil Starlink; şehre yeni bir oyuncu geldi. Çinli bir şirket, Elon Musk’un devasa Starlink projesiyle rekabet edebilmek için 10.000 uydudan oluşan bir takımyıldızı fırlatmayı planlıyor. Nisan 2024 itibarıyla Starlink yaklaşık 5.874 uydu fırlatmıştı ve Musk’un alçak Dünya yörüngesinde 42.000’e kadar uydudan oluşan dev bir takımyıldızı için iddialı planları var. Musk’ın nihai hedefi dünya genelindeki uzak noktalara düşük maliyetli internet sağlamak. Ancak şimdi, özel roket üreticisi Landspace ile bağlantılı olan Shanghai Lanjian Hongqing Teknoloji Şirketi veya Hongqing Technology, Honghu-3 takımyıldızıyla sahneye çıkıyor.

SpaceNews’e göre firma, bu takımyıldızı 160 yörünge uçağına yerleştirmek için 24 Mayıs’ta Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’ne uydu ağı başvurusunda bulundu. Yörüngeye 10.000 uydunun yerleştirilmesine ilişkin zaman çizelgesi hakkında pek bir şey açıklanmadı. Bildirildiğine göre, Honghu takımyıldızı planının, Çinli kuruluşların uzaya büyük ölçekli uydu takımyıldızları yerleştirmeye yönelik üçüncü büyük girişimi olduğu söyleniyor.

Honghu takımyıldızından önce Çin’in iki büyük mega takımyıldızı önerisi daha vardı: “ulusal Guowang planı ve Şangay destekli G60 Starlink.”

Şangay merkezli Hongqing Technology, Hall itici tahrik teknolojisiyle tanınıyor ve Wuxi Şehrindeki yeni bir uydu üretim tesisiyle genişlemeyi planlıyor. Jinwu-200 kripton yakıtlı Hall etkisi iticileri, Aralık ayında Landspace Zhuque-2 roketiyle fırlatılan Honghu-2 uydusunda başarıyla test edildi.

Şangay, G60 Starlink projesi ve Çin’in önde gelen uydu İnternet altyapısına yönelik genel ulusal vizyonu sayesinde ticari bir uzay geliştirme merkezi olarak ortaya çıkıyor. Çin’deki birçok ticari roket şirketi uydu takımyıldızlarını yörüngeye fırlatmaya hazırlanıyor. Landspace’in yanı sıra Space Pioneer, Galactic Energy, iSpace ve diğerleri de bu fırlatma projelerini kapma yarışında.

Ericsson akıllı fabrika iç mekan drone’unu tanıttı!

Ericsson, akıllı fabrikada iç mekan 5G drone’u tanıttı. Otonom drone, depo envanter yönetimi görevleri için deneniyor. Ericsson, Lewisville, Teksas’taki ABD 5G Akıllı Fabrikasında, kapalı mekan görevlerini gerçekleştirmek için otonom bir drone’un kullanımını gösteren, konsept kanıtlı bir drone projesini başarıyla tamamladı.

Ericsson akıllı fabrika drone’u ile göreve hazır

Şirket, deponun üst raflarındaki otonom envanter kontrollerini tamamlamak için drone’u kullandı. Ericsson, projenin otonom barkod tarama ve envanter yönetimi için drone’ların potansiyelini gösterdiğini söyledi. Drone, gücünü bir Qualcomm işlemciden alıyor ve iç mekan için optimize edilmiş uçuş kontrolü, 5G bağlantılı Nest yerleştirme istasyonu ve canlı video yayın kameralarıyla donatılmış olarak geliyor.

Aynı zamanda Ericsson’un kendi uçtan uca 5G ağına da bağlanabiliyor; şirket, projenin 5G teknolojisinin endüstriyel süreçlere entegre edilmesinde “yeni bir kilometre taşı” olduğunu söylüyor. Ericsson’un 5G Akıllı Fabrikası endüstri 4.0 başkanı Carlos H. Torres: “Bu başarılı demo, 5G ile çalışan drone’ların endüstriyel ortamlarda, özellikle de envanter yönetimi için gelecekteki entegrasyonunun temellerini atmaya yardımcı oluyor. Aynı zamanda bu konsept kanıtı… Ericsson’un mobil olmayan geniş bant ekosistemini geliştirme konusundaki kararlılığını da gösteriyor” dedi. Şirket, projenin yalnızca konsept kanıtı olarak tasarlandığını ve şu anda ABD 5G Akıllı Fabrikasının ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlamadığını belirtti.

Haber, Ericsson’un, üretimi hızlandırmak için akıllı fabrikasına 50 milyon dolar daha yatırım yapacağını açıklamasından bir hafta sonra geldi; bu, tesisin 2020’deki açılışında ilk 100 milyon dolarlık yatırıma ekleniyor. Ericsson, ek fonun 5G ürünlerinin üretiminin hızlandırılmasına yardımcı olacağını ve ABD’nin artan talebini destekleyeceğini ve ülkenin üç yıl önce yasalaşan Amerika’yı Yap Amerikayı Satın Al Yasası’nı karşılayacağını söyledi.

Beyaz Saray Bilim ve Teknoloji Ofisi’nden Asad Ramzanali: “Başkan Biden, tüm Amerikalıların dijital çağın faydalarından yararlanabilmesi için ulusumuzun her yerine hızlı, uygun fiyatlı ve güvenli bağlantı sağlamaya odaklanmış durumda. Bugünkü duyuru, daha fazla Amerikalıyı birbirine bağlamak için devam eden çalışmaları desteklemeye yardımcı olacak hoş bir haber” dedi.

Yapay zeka destekli robotik el XHand tanıtıldı!

0

İnsansı robot üreticisi, nesne manipülasyonu için robotik elini tanıttı. Robot Era, oyuncakları toplayıp yerleştiren, bir kediyi okşayan ve bir çanta paketleyen XHand’in hünerli özelliğini sergiledi. Pekin merkezli insansı robot girişimi Robot Era, günlük ve endüstriyel görevler için tasarlanmış hünerli bir robotik eli piyasaya sürdü.

Robotik el nesne manipülasyonuyla dikkat çekiyor

XHand tasarımı, şirket tarafından yayınlanan bir videoda gösterildi; bu videoda, bir çantayı paketlemek, bitkilerle ilgilenmek ve hatta bir kediyi okşamak gibi görevleri yerine getirme yeteneği sergileniyor. XHand, gösteri için şirketin tam boyutlu insansı robotu XBot-L’ye entegre edildi.

Video açıklamasında Robot Era, elin “özel olarak” somutlaştırılmış yapay zeka için tasarlandığını söyledi. Açıklamada: “Bir kediyi nazikçe sevebilen, makası hassas bir şekilde tutabilen, yumurtaları güvenli bir şekilde tutabilen ve diğer karmaşık görevleri tıpkı bir insan gibi gerçekleştirebilen bir el hayal edin. Cevap XHand!. 12 aktif serbestlik derecesi, yerleşik dokunsal sensörler, yüksek kontrol hassasiyeti, sorunsuz ve güvenilir çalışma ve tamamen kendi geliştirdiği teknolojiyle Xhand, robot biliminde yeni standartlar belirliyor” dedi.

Elin parmak uçlarına yerleştirilen sensörler, tuttuğu nesne hakkında veri toplamasına olanak tanıyarak nesnenin boyutunu, şeklini, dokusunu ve üzerine uygulanacak uygun basıncı belirlemeye yardımcı oluyor.

Endüstriyel kullanım durumları malzeme taşıma, sınıflandırma, toplama ve birleştirme gibi fabrika görevlerini içerirken, evsel kullanım durumları bahçecilik ve evcil hayvan bakımı gibi ev işlerini içeriyor. Bu yılın başlarında Robot Era, insansı robot teknolojisinin erişilebilirliğini artırmak ve insansı tasarımların benimsenmesini hızlandırmak için insansı robot eğitim yazılımı Humanoid-Gym’i açık kaynak olarak kullandığını duyurdu.

Humanoid-Gym, insansı robotları hareket becerileri konusunda eğitmek için Nvidia’nın Isaac Gym’ini kullanıyor ve GitHub’da mevcut. Platform, bir simülasyon avatarının çalışan bir prototipe dönüştürülmesini basitleştirerek insansı robotların pazara çıkış süresini hızlandırıyor.

Papara, Pakistan merkezli SadaPay’i satın aldı

20 milyon kullanıcıya ulaşan Türkiye’nin lider finansal teknoloji şirketi Papara, Pakistan merkezli elektronik para kuruluşu SadaPay’in yüzde yüz hissesini satın aldı. 2023 yılında İspanyol Rebellion’ı satın alan Papara, global büyüme planları kapsamında Avrupa’nın ardından Güney Asya’yı da teknolojisini ve bilgi birikimini götürdüğü coğrafyalar arasına ekledi.

Brandon Timinsky tarafından 2019 yılında kurulan, rekor sürede 1 milyon kullanıcıya ve yıllık 1,5 milyar dolar ödeme hacmine ulaşan SadaPay, dünyanın en hızlı büyüyen elektronik para kuruluşları arasında yer alıyor. Mastercard iş birliğiyle Orta Doğu ve Asya (MEA) bölgesindeki ilk numarasız banka kartını kullanıma sunan SadaPay, Pakistan’da finansal dönüşümün öncüsü konumunda. SadaPay, kuruluşundan bu yana, Recharge Capital ve Kingsway Capital liderliğindeki iki turda 20 milyon dolar yatırım aldı.

Güçlü teknolojimizi, bilgi birikimimizi ve kullanıcı odaklı kültürümüzü 1 milyar nüfuslu bir coğrafyaya taşıyoruz

Papara’nın hem dikey hem de yatay büyümesinin hızla devam ettiğini belirten Papara CEO’su Emre Kenci, “Son yıllarda ülkede gerçekleşen en önemli fintech yatırımı olan bu satın alma ile SadaPay’in yenilikçi ve cesur atılımlarını, Papara’nın güçlü teknolojisi ve kullanıcı odaklı yaklaşımıyla güçlendirerek SadaPay’in bölgenin en önemli fintech oyuncusu haline gelmesini hedefliyoruz” dedi.

Şirketin SadaPay markası ile çalışmalarına devam edeceğini belirten ve geleceğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emre Kenci, “Nüfus artışının, Pakistan ekonomisinin büyümesine pozitif etki edeceği, bunun da ülkeyi gelecek 50 yılda dünyanın en büyük ekonomileri arasına taşıyacağı öngörülüyor” dedi. Kenci, Papara’nın; istikrarsızlığı istikrara, kayıpları kazanca, engelleri avantaja, değişkenliği dayanıklılığa, verimsiz yatırımları ise karlı büyümeye dönüştürme vizyonuyla ilerlediğini vurguladı.

Satın almaya ilişkin görüşlerini paylaşan SadaPay Kurucusu ve CEO’su Brandon Timinsky, “Papara’nın sektördeki uzmanlığından, ileri teknoloji alt yapısından ve ürün çeşitliliğinden yararlanacağımız için son derecede şanslıyız. SadaPay’in güçlü markası, olağanüstü ekibi ve yerel temelleri ile birleştiğinde bu satın almanın, kullanıcılarımıza değer sunma hızımızı önemli ölçüde artıracağına ve Pakistan’ın çeyrek milyarlık nüfusuna değer yaratacağına inanıyoruz” dedi.

240 milyon kişilik nüfusu ile dünyanın en kalabalık beşinci ülkesi olan Pakistan, finansal teknolojiler açısından önemli bir potansiyele sahip. Yüzde 70’i 35 yaş altı genç nüfustan oluşan ülkede, fintech sektörü ve teknolojiye yapılan yatırımlar her geçen gün artarken 2023 yılında internet kullanıcıları yüzde 15,5 mobil bankacılık kullanıcıları ise yüzde 30,2 artışla büyümeye devam etti. 2025 yılında akıllı telefon kullanıcılarının 179 milyona ulaşması öngörülüyor.

NASA kutupları inceleyecek ilk mini iklim uydusunu fırlattı

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) yörüngeye gönderdiği mini uydu PREFIRE (Polar Radiant Energy in the Far-InfraRed Experiment) misyonunun bir parçası. Bu misyon Dünya’nın gezegendeki en soğuk ve en uzak iki bölgeden uzaya yaydığı ısı miktarını ölçecek ayakkabı kutusu büyüklüğünde iki kübik uydudan ya da CubeSat’lardan oluşuyor. PREFIRE görevinden elde edilecek veriler, araştırmacıların sürekli ısınan dünyamızda buzulların, denizlerinin ve hava durumunun nasıl değişeceğini daha iyi tahmin etmelerine yardımcı olacak.

NASA’nın Washington’daki Yer Bilimleri Bölümü Direktörü Karen St. Germain, fırlatılan uydu ve PREFIRE misyonu hakkında yaptığı açıklamada: “NASA’nın yenilikçi PREFIRE görevi, Dünya sistemi anlayışımızdaki bir boşluğu dolduracak ve bilim insanlarımıza Dünya’nın kutup bölgelerindeki inceleme ile gezegenimizin ne kadar enerji emdiğini ve saldığını bu bölgelerin ve buzulların nasıl etkilediğine dair ayrıntılı bir resim sunacak” dedi ve ekledi:

“Bu, deniz buzu kaybı, buz tabakasının erimesi ve deniz seviyesinin yükselmesi tahminlerini geliştirecek ve gezegenimizin sisteminin önümüzdeki yıllarda nasıl değişeceğine dair daha iyi bir anlayış yaratacaktır. Söz konusu veriler hava ve sudaki değişiklikleri izleyen çiftçiler, değişen denizlerde çalışan balıkçı filoları ve direnç geliştiren kıyı toplulukları için çok önemli bilgiler.”

NASA yer kontrolörleri, fırlatmanın ardından CubeSat ile başarılı bir şekilde iletişim kurmayı başardı. İkinci PREFIRE CubeSat önümüzdeki günlerde Fırlatma Kompleksi 1’den kendi Electron roketiyle yola çıkacak. Mühendislerin ve bilim insanlarının her iki kübik mini uydunun da normal çalıştığından emin olacakları 30 günlük bir kontrol döneminin ardından, görevin 10 ay boyunca faaliyet göstermesi bekleniyor.

NASA ve Wisconsin-Madison Üniversitesi işbirliği ile geliştirilen PREFIRE görevinin merkezinde Dünya’nın enerji bütçesi, yani Güneş’ten gelen ısı enerjisi ile gezegen tarafından dışarı verilen ısı arasındaki denge yer alıyor. Bu ikisi arasındaki fark, gezegenin sıcaklığını ve iklimini belirleyen en önemli etmen. Kuzey Kutbu ve Antarktika’dan yayılan ısının büyük bir kısmı uzak kızılötesi radyasyon olarak yayılır, ancak şu anda bu enerji türünün ayrıntılı bir ölçümü mevcut değil.

Atmosferin su buharı içeriği, bulutların varlığı, yapısı ve bileşimi ile birlikte, Dünya’nın kutuplarından uzaya kaçan uzak kızılötesi radyasyon miktarını etkiler. PREFIRE’dan toplanan veriler, araştırmacılara uzak kızılötesi enerjinin Arktik ve Antarktik ortamlardan uzaya nerede ve ne zaman yayıldığı hakkında bilgi verecek.

NASA’nın Güney Kaliforniya’daki Jet İtiş Gücü Laboratuvarı Direktörü Laurie Leshin, “PREFIRE CubeSats küçük olabilir, ancak Dünya’nın enerji bütçesi hakkındaki bilgilerimizdeki büyük bir boşluğu kapatacaklar” diyor ve ekliyor: “Gözlemleri, Dünya’nın ısı dengesinin temellerini anlamamıza yardımcı olacak ve küresel ısınma karşısında buzlarımızın, denizlerimizin ve hava durumumuzun nasıl değişeceğini daha iyi tahmin etmemizi sağlayacak.”

Misyonun CubeSat’larının her biri, kızılötesi dalga boylarını ölçmek için özel olarak şekillendirilmiş aynalar ve sensörler kullanan termal kızılötesi spektrometre adı verilen bir alet taşıyor. Aletlerin CubeSat’lara sığacak şekilde minyatürleştirilmesi, bazı parçaların küçültülürken diğer bileşenlerin büyütülmesini gerektirdi.

ChatGPT Avrupa Birliği’nde mercek altında!

Avrupa Birliği’nin veri koruma kural kitabının ChatGPT için nasıl uygulanacağını değerlendirmek için bir yıldan fazla zaman harcayan bir veri koruma görev gücü, Cuma günü ön sonuçlarını bildirdi. Yayınlanan raporun en önemli yanı, gizlilik uygulayıcılarından oluşan çalışma grubunun henüz OpenAI tarafından gerçekleştirilen veri işleme faaliyetlerinin yasallığı ve adil olup olmadığı konusunda henüz kararsız görünmesi.

Bu konu, yani veri işlemenin yasal bir zemine oturması ve adil bir şekilde gerçekleştirilmesi AB için son derece önemli zira AB bloğunda gizlilik rejiminin onaylanmış ihlallerine yönelik cezalar ilgili firmanın küresel yıllık cironun %4’üne kadar ulaşabiliyor. Gözlemci kurumlar ayrıca uygun olmayan işlemlerin durdurulmasını ve hatta ilgili firmanın tüm faaliyetlerinin engellenmesini de emredebilir. Dolayısıyla teoride OpenAI, yapay zekâ için henüz özel yasal düzenlemelerin olmadığı bir dönemde bölgede önemli bir riskle karşı karşıya.

AB veri koruma uygulayıcıları mevcut veri koruma yasalarının ChatGPT’ye nasıl uygulanacağı konusunda netlik sağlamadan, OpenAI şimdilik sadece ufak dokunuşlarla bloğun Genel Veri Koruma Yönetmeliği’nin (GDPR) çeşitli yönlerini ihlal ettiğine dair artan sayıda şikayetten sıyrılmayı başarıyor. Örneğin, Polonya’nın veri koruma otoritesi (DPA) tarafından açılan bu soruşturma, sohbet robotunun bir kişi hakkında bilgi uydurduğu ve hataları düzeltmeyi reddettiği yönündeki bir şikayet üzerine açıldı. Benzer bir şikayet kısa süre önce Avusturya’da da yapıldı. Firma bu şikayetleri ufak dokunuşlarla geçiştirmeyi başarmış gibi duruyor.

Geçen yıl İtalya’nın gizlilik gözlemcisi OpenAI’ye ChatGPT’nin yerel kullanıcılarının verilerini işleme konusunda geçici bir yasak getirdiğinde bunun bir işaretini gördük. GDPR’de yer alan acil durum yetkileri kullanılarak gerçekleştirilen eylem, yapay zekâ devinin ülkedeki hizmeti kısa süreliğine kapatmasına yol açtı. ChatGPT ise İtalya’da DPA’nın bir dizi talebine yanıt olarak kullanıcılara sağladığı bilgi ve kontrollerde değişiklik yapmasının ardından yeniden faaliyetlerine başlayabildi.

Buna karşın OpenAI’nin ilk etapta yapay zekâ modellerini eğitmek için insanların verilerini işlemek için iddia ettiği yasal dayanak gibi önemli konular da dahil olmak üzere sohbet robotuna yönelik İtalyan soruşturması devam ediyor. Dolayısıyla ChatGPT için AB genelinde belirsizlik devam ediyor.

ChatGPT için GDPR neden önemli?

GDPR kapsamında, insanlar hakkındaki verileri işlemek isteyen herhangi bir kuruluşun işlem için yasal bir dayanağı olması gerekiyor. Yönetmelik altı olası dayanak ortaya koyuyor – ancak bunların çoğu OpenAI’nin bağlamında mevcut değil. Ve İtalyan DPA, yapay zekâ devine, yapay zekâlarını eğitmek için insanların verilerini işlemek için sözleşmeye dayalı bir gereklilik iddiasına güvenemeyeceği talimatını verdi. Geriye sadece iki olası yasal dayanak bıraktı: ya rıza (yani kullanıcılardan verilerini kullanmak için izin istemek); ya da dengeleme testi gerektiren ve denetleyicinin kullanıcıların işleme itiraz etmesine izin vermesini gerektiren meşru menfaatler (LI) adı verilen geniş kapsamlı bir temel.

İtalya’nın müdahalesinden bu yana OpenAI, model eğitimi için kullanılan kişisel verileri işlemek için bir LI’ye sahip olduğunu iddia etmeye başlamış gibi görünüyor. Ancak Ocak ayında, DPA’nın soruşturmasına ilişkin taslak kararında OpenAI’nin GDPR’yi ihlal ettiği tespit edildi. Taslak bulguların ayrıntıları yayınlanmamış olsa da, otoritenin yasal dayanak noktasındaki tam değerlendirmesini henüz görmedik. Şikayete ilişkin nihai karar henüz verilmedi.

ChatGPT’nin yasallığı için hassas bir ‘düzeltme’ mi?

Görev gücünün raporu, ChatGPT’nin eğitim verilerinin toplanması; verilerin ön işlenmesi (filtreleme gibi); eğitimin kendisi; istemler ve ChatGPT çıktıları; ve ChatGPT istemlerine ilişkin her türlü eğitim dahil olmak üzere kişisel veri işlemenin tüm aşamaları için geçerli bir yasal dayanağa ihtiyaç duyduğuna işaret ederek bu çok değişkenli yasallık sorununu tartışmakta.

Listelenen aşamalardan ilk üçü, görev gücünün insanların temel hakları için “kendine özgü riskler” olarak nitelendirdiği riskleri taşımakta. Rapor, web kazıma ölçeğinin ve otomasyonunun, insanların yaşamlarının birçok yönünü kapsayan büyük hacimli kişisel verilerin alınmasına nasıl yol açabileceğini vurgulamakta. Rapor ayrıca kazınan verilerin sağlık bilgileri, cinsellik, siyasi görüşler vb. gibi en hassas kişisel veri türlerini (GDPR’nin “özel kategori verileri” olarak adlandırdığı) içerebileceğini ve bu verilerin işlenmesi için genel kişisel verilerden daha yüksek bir yasal çıta gerektirdiğini belirtiyor.

Özel kategori verilerle ilgili olarak görev gücü, bu verilerin kamuya açık olmasının “açıkça” kamuya açık hale getirilmiş sayılabileceği anlamına gelmediğini ileri sürüyor. Görev gücü ayrıca, “Ayrıca, eğitim aşamasından önce web kazıma yoluyla toplanan kişisel verilerin silinmesi veya anonimleştirilmesi için önlemler alınmalıdır” önerisinde bulunuyor.

ChatGPT kaygan bir zeminde mi ilerliyor?

ChatGPT görev gücü, Nisan 2023’te, İtalya’nın OpenAI’ye yönelik manşetlere taşınan müdahalesinin hemen ardından, bloğun yeni ortaya çıkan teknolojiye ilişkin gizlilik kurallarının uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla kuruldu. Görev gücü, bu alandaki AB yasalarının uygulanmasını yönlendiren Avrupa Veri Koruma Kurulu (EDPB) adlı düzenleyici bir kurum bünyesinde faaliyet gösteriyor. Bununla birlikte, DPA’ların bağımsız kaldığını ve GDPR uygulamasının merkezi olmadığı yerlerde yasayı kendi başlarına uygulama yetkisine sahip olduklarını belirtmek gerekiyor.

Mevcut durumda, DPA’lar arasında ChatGPT ile ilgili endişeler konusunda ne kadar acil hareket etmeleri gerektiği konusunda net bir görüş birlikteliği yok. Bu nedenle, İtalya’nın veri koruma kurumu geçen yıl hızlı müdahaleleriyle manşetlere çıkarken, İrlanda’nın eski veri koruma komiseri Helen Dixon, 2023’te bir Bloomberg konferansında DPA’ların ChatGPT’yi yasaklamak için acele etmemeleri gerektiğini söylemişti.

OpenAI’nin geçtiğimiz sonbaharda İrlanda’da bir AB operasyonu kurmak üzere harekete geçmesi muhtemelen tesadüf değil. Analistlere göre firma bu hamleyle birlikte hem AB veri koruma kanunlarına uyum sağlayacağı mesajını veriyor, hem de yatırım yaparak adeta bir sus payı sağlamaya çalışıyor.  

WhatsApp şifrelemesi için kullanıcılara uyarı!

WhatsApp kullanıcıları, verilerinin bir şifreleme kusuru nedeniyle açığa çıkmış olabileceği nedeniyle ciddi bir güvenlik riskine karşı uyarıldı. Elon Musk aynı zamanda WhatsApp’ın veri ve güvenlik politikalarını da açıkça sorguladı. Bu, WhatsApp’ın iki milyar kullanıcısının başka bir platforma geçmeyi düşünmesi gerekip gerekmediği sorusunu akla getiriyor.

WhatsApp şifrelemesi için dikkat çeken uyarı

Kullanıcılar, “WhatsApp Mühendisleri Şifreleme Kusurunun Kullanıcı Verilerini Açığa Çıkarmasından Korkuyor” gibi son hikayelerden gerçekten endişe duyuyor. Ancak asıl sorun, WhatsApp’ın ünlü mesaj şifrelemesindeki bir kusur değil, daha ziyade meta verilerle ilgili daha karmaşık bir sorun.

Meta veriler şifrelenmez, bu da platform tarafından yakalanıp saklanmasına ve doğru erişime sahip hükümetler veya operatörler tarafından izlenmesine olanak tanıryo. Intercept, ağ düzeyinde izleme veya trafik analizine işaret ederek “açıklanmayan bir WhatsApp güvenlik açığının hükümetlerin kime mesaj attığınızı görmesine izin verdiğini” bildirdi.

WhatsApp’ın gizlilik politikasında: “Etkinliğiniz hakkındaki bilgiler (Hizmetlerimizi nasıl kullandığınız dahil), Hizmetlerimizi kullanarak diğer kişilerle nasıl etkileşimde bulunduğunuz ve faaliyetlerinizin zamanı, sıklığı ve süresi” meta veri kümelerinden biridir. toplanmış. Ayrıca IP adreslerini ve diğer verileri kullanarak kullanıcıların genel konumunu tahmin ediyor.

WhatsApp bu verileri toplarsa kullanıcılarını koruyabilir. Ancak veriler harici olarak analiz edildiğinde bu koruma tehlikeye giriyor. WhatsApp mühendisleri: “Risk altındaki kullanıcılarımızın trafik analizine karşı sağlam ve uygulanabilir korumalara ihtiyacı var” diye uyardı. Bu endişelere rağmen şifrelemenin kendisi bozulmadan kalıyor. WhatsApp, “WhatsApp, mesajlar teslim edildikten sonra mesaj kayıtlarını saklamaz” diyor. Ancak geçerli yasal taleplere yanıt olarak mesaj ve çağrı kayıtları gibi meta verileri toplamaya başlayabilir.

ESET’ten Jake Moore: “Dünyanın dört bir yanındaki hükümetlerin istihbarat ve polis kanıtlarına daha fazla maruz kalması yönündeki baskısıyla, bu potansiyel olarak Meta’nın bir tür orta yol bulmayı kabul ettiği noktadır” diyerek konunun altını çizdi. Elon Musk ayrıca kullanıcı verilerinin hedefli reklamcılık için analiz edildiği iddialarına yanıt olarak “WhatsApp kullanıcı verilerinizi her gece dışarı aktarıyor” tweetiyle WhatsApp’ı eleştirdi. Bu, güçlü içerik şifrelemesiyle bilinen ancak meta veri işlemesi nedeniyle eleştirilen WhatsApp için her zaman bir tartışma konusu oldu.

OpenAI yönetim kurulu ChatGPT lansmanını Twitter’dan öğrenmiş!

0

OpenAI’nin eski yönetim kurulu üyelerinden biri olan ve geçen yıl CEO Sam Altman’ın kovulmasından sorumlu olan Helen Toner, şirketin yönetim kurulunun Kasım 2022’de piyasaya sürülene kadar ChatGPT lansmanından haberdar olmadığını açıkladı. Toner Salı günü The Ted AI Show adlı podcast’te yaptığı açıklamada, “OpenAI yönetim kurulu bundan önceden haberdar edilmedi,” dedi ve ekledi: “ChatGPT’yi Twitter’dan öğrendik.”

Toner’in yorumları, Pazar günü yayınlanan ve bir başka eski OpenAI yönetim kurulu üyesi olan Tasha McCauley ile birlikte kaleme aldığı Economist makalesinde, ChatGPT yaratıcısı OpenAI’nin yönetim şeklini eleştirmesinden sadece iki gün sonra geldi. Toner, Altman’ın 2015 yılında kurucu ortağı olduğu şirketten dramatik bir şekilde kovulmasına ve çalışanların protestolarının ardından hızla görevine iade edilmesine yol açan koşullar hakkında ilk kez açıkça konuştu.

Halen Georgetown’daki Güvenlik ve Gelişen Teknoloji Merkezi’nde strateji direktörü olarak görevini sürdüren Toner, podcast’te, Altman’ın OpenAI yönetim kurulunun işini yapmasını bilgi saklayarak, yanlış beyanlarda bulunarak ve “bazı durumlarda yönetim kuruluna açıkça yalan söyleyerek” zorlaştırdığını söyledi. Eski yönetim kurulu üyesi ayrıca Altman’ın şirketin sahiplik yapısını da yönetim kurulundan sakladığını sözlerine ekledi.

Toner, “Sam, sürekli olarak şirkette hiçbir mali çıkarı olmayan bağımsız bir yönetim kurulu üyesi olduğunu iddia etmesine rağmen, OpenAI başlangıç fonunun sahibi olduğunu yönetim kuruluna bildirmedi” dedi. Altman’ın eylemlerinin “ona güvenme kabiliyetimize gerçekten zarar verdiğini” ve Ekim 2023’e gelindiğinde yönetim kurulunun “onu kovmamız gerekip gerekmediği konusunda oldukça ciddi bir şekilde konuşmaya başladığını” söyledi.

Eski yönetim kurulu üyesi ayrıca ChatGPT üreticisi OpenAI’ın CEO’su Altman’ın yapay zekâ etrafındaki güvenlik endişeleri konusundaki liderliğini de eleştirerek, şirketin güvenlik süreçleri hakkında yönetim kuruluna sık sık yanlış bilgi verdiğini, “yani yönetim kurulunun bu güvenlik süreçlerinin ne kadar iyi işlediğini veya nelerin değişmesi gerekebileceğini bilmesinin temelde imkansız olduğunu” söyledi.

Microsoft destekli Altman tek kişilik şovuna devam ediyor

Altman’ın geçen yıl aniden görevden alınmasının kesin nedenleri hala belirsiz ve Silikon Vadisi’nde yoğun bir spekülasyon kaynağı olmaya devam ediyor. Bağımsız bir soruşturmada hukuk firması WilmerHale, CEO Altman’ı kovma kararının sadece “önceki Yönetim Kurulu ile Bay Altman arasındaki ilişkide bir bozulma ve güven kaybının bir sonucu olduğunu” tespit etmekle yetindi. WilmerHale ayrıca OpenAI’nin önceki yönetim kurulunun Altman’ı “aniden” ve endişelerine yanıt verme şansı tanımadan kovduğunu tespit etmekle yetindi.

Toner’in açıklamaları, ChatGPT yapay zekâ aracını geliştirerek modern yapay zekâ devrimini başlatan OpenAI şirketinin dahil olduğu son tartışma. Son birkaç gün içinde çok sayıda güvenlik araştırmacısı şirketten ayrıldı ve ayrılırken de şirketin yönetimini alenen eleştirdi. OpenAI ayrıca bir Vox soruşturmasının ardından işten ayrılan çalışanlarına imzalattığı hakaret etmeme anlaşmalarından geri adım attı ve aktör Scarlet Johansson’un şirketi izin vermemesine rağmen ChatGPT için sesini kopyalamakla suçlamasının ardından kendini açıklamak zorunda kaldı.

OpenAI, şirketin insanlığı yapay zekânın varoluşsal tehditlerinden korumakla görevli ekibi feshetmesinin üzerinden iki hafta geçmeden yeni bir Güvenlik ve Emniyet Komitesi oluşturdu. OpenAI’nin güvenlik korkuluklarından sorumlu grubun bu son yinelemesinde iki yönetim kurulu üyesi ve CEO Sam Altman yer alacak ve bu hareketin, ortak Microsoft ile birlikte kâr ve hakimiyet için baş döndürücü bir yarışın ortasında kendi kendini denetleme tiyatrosu olmasından korkuluyor.

Özetle, CEO Sam Altman kendi kendisine biçtiği “yeni Steve Jobs olma” rolünü, OpenAI’ın en büyük hissedarı (ve belki de gerçek sahibi) Microsoft’un da desteğiyle başarıyla oynamaya devam ediyor.

Amazon İtalya ile anlaşma aşamasında!

0

AWS, teknoloji devinin Avrupa bulut hizmetlerini güçlendirme planının bir parçası olarak İtalya’daki veri merkezlerini genişletmek için milyarlarca avroluk bir yatırım konusunda İtalyan Hükümeti ile görüşüyor.

Amazon İtalya için bulut operasyonuna başlayacak mı?

Reuters’in bir raporuna göre, yatırımın büyüklüğü ve konumuna odaklanan tartışmalarla birlikte ayrıntılar hâlâ sonuçlandırılıyor . Hatta bir kaynak, AWS’nin mevcut Milan veri merkezini genişletmeyi veya sıfırdan yeni bir site oluşturmayı düşünebileceğini bile belirtti. İlginç bir şekilde, yaklaşıldığında hem AWS hem de İtalyan hükümetinin dijital geçiş departmanı konu hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Sanayi bakanlığından da bir açıklama gelmedi.

Geçen yıl AWS, İtalya’da ilk bulut bölgesini başlattı ve önümüzdeki on yıl içinde buraya 2 milyar avro yatırım yapmayı planladığını duyurdu. Bu girişim yerel endüstriler tarafından sürprizle karşılanmadı. Ferrari ve Assicurazioni Generali gibi önemli müşteriler zaten gemideydi. İtalyan yatırımıyla ilgili son duyuru, AWS’nin önümüzdeki on yılda İspanyol veri merkezlerine 15.7 milyar avroluk devasa bir yatırım yapma yönündeki daha da iddialı planını açıklamasının ardından geldi. Bunun 2.5 milyar Euro’luk kısmı İspanya’ya özel olarak ayrıldı.

Bir kaynağa göre, İtalyan yatırımı hâlâ milyarlarca doları bulacak olsa da, yakın zamanda bir açıklama beklenmediği için, İspanyol planlarının ölçeğine ulaşamayabilir. Ancak AWS’nin radarındaki tek Avrupa ülkesi İtalya değil; ayrıca 2040 yılına kadar Almanya’ya 7.8 milyar avroluk yatırım yapmayı planlıyorlar . Telekom müşterilerine bulut hizmetleri sunmak için büyük kaynak gerektiren altyapı oluşturma çabalarını unutmayalım.

Bu ayın başlarında Telefonica Deutschland, 1 milyon müşteriyi AWS bulutuna taşımayı planladığını duyurduğunda önemli bir kilometre taşına ulaştı. Geçtiğimiz yıl AWS, hükümet ve sıkı denetime tabi sektör müşterilerinin veri gizliliğini korumak amacıyla verileri Avrupa Birliği’nde bulunan sunucularda depolama planlarını bile duyurdu. Analistler ve yöneticiler, geçen yıl bulut harcamalarını duraklatan birçok büyük kurumsal müşterinin, özellikle yapay zekaya artan ilginin etkisiyle yatırımlarını yeniden artırdığını ve  270 milyar dolarlık bulut altyapı pazarındaki toparlanmayı tetiklediğini belirtiyor. Aslında raporlar, AWS’nin bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 17 büyüyerek Wall Street’in yüzde 15’lik büyüme tahminini aştığını ve ilk kez yıllık 100 milyar dolarlık bir büyüme oranına ulaştığını gösteriyor.

GE altıncı nesil savaş motoru turunu tamamladı

0

GE Aerospace’in ayrıca Aralık ayında büyük bir tasarım incelemesini tamamlayan XA102 adlı ikinci bir uyarlanabilir motoru da geliştiriliyor.

General Electric (GE) Aerospace, XA100 uyarlamalı çevrim motoru üzerindeki dördüncü seri testlerin tamamlandığını duyurdu. Testler, ABD Hava Kuvvetlerinin Yeni Nesil Uyarlanabilir Tahrik (NGAP) ve gelecekteki tüm uyarlanabilir çevrim motorlarına yönelik çabalarına yardımcı olmak amacıyla yürütülüyor.

GE altıncı nesil savaş motoru turunu başarılı şekilde tamamladı

GE Aerospace’in XA100’ü, Pratt ve Whitney’in uyarlanabilir çevrim motoru XA101 ve F-35 Block 4 versiyonu için önerilen geliştirilmiş F135 ile rekabet ediyor. eneral Electric (GE) Aerospace, XA100 uyarlamalı çevrim motoru üzerindeki dördüncü seri testlerin tamamlandığını duyurdu. Testler, ABD Hava Kuvvetlerinin Yeni Nesil Uyarlanabilir Tahrik (NGAP) ve gelecekteki tüm uyarlanabilir çevrim motorlarına yönelik çabalarına yardımcı olmak amacıyla yürütülüyor.

GE Aerospace’in XA100’ü, Pratt ve Whitney’in uyarlanabilir çevrim motoru XA101 ve F-35 Block 4 versiyonu için önerilen geliştirilmiş F135 ile rekabet ediyor. GE Aerospace’in ilk uyarlanabilir çevrim motorundan gelen öğrenme ve dijital tasarımın birleşimi, şirkete göre XA102’nin gelecekteki hava hakimiyeti yeteneklerini mümkün kılmak için gerekli tahrik performansı anahtarını sunmasına olanak tanıyacak.

GE Havacılık ve Uzay Savunma ve Sistemleri Başkanı ve CEO’su Amy Gowder, “Dördüncü tur testlerimiz aracılığıyla topladığımız bilgilerle, askeri havacılığın geleceği artık teorik değil, bir gerçek. Bu gerçek dünya motorundan topladığımız her ilave terabayt veri, GE Aerospace’i ve ordumuzu savaşçılara en ileri havacılık yeteneklerini sunma konusunda daha iyi bir konuma getiriyor” dedi. Test, ordunun altıncı nesil savaş motoru programının programını sağlamayı amaçlıyor.

Değişken çevrimli motor (VCE) olarak da adlandırılan uyarlanabilir çevrimli motorlar, ses altı, transonik ve süpersonik gibi karışık uçuş koşullarında verimli bir şekilde çalışacak şekilde tasarlanmış. XA100 adaptif çevrim motoru, ABD Hava Kuvvetlerinin Adaptif Motor Geçiş Programı (AETP) aracılığıyla tasarlanmış, üretilmiş ve test edilmiş. GE, geçen yıl Arnold Mühendislik Geliştirme Kompleksi’nde (AEDC) ABD Hava Kuvvetleri ile ikinci XA100 adaptif çevrim motorunun testlerini başarıyla tamamladı.