Postuby, sosyal medya yönetim platformu, Alesta Yatırım önderliğinde gerçekleştirilen son yatırım turuyla 900 bin dolarlık bir değerleme elde etti. Bu yatırım turuna, Alesta Yatırım’ın yanı sıra bireysel yatırımcılar Erkin Fındık ve Birol Özkan da katılım gösterdi.
Yenilikçi bir yaklaşımla sosyal medya yönetimi
Postuby, yapay zeka desteğiyle sosyal medya içeriklerinin hızlı ve kolay bir şekilde oluşturulmasını sağlayarak dikkat çekiyor. Platform, 2022 yılında kurulmasının ardından bugüne kadar 50 bin kullanıcıya ulaşmayı başardı. Postuby, yeni yatırım turuyla birlikte geliştireceği versiyon 3 (V3) ile tam otonom sosyal medya içerik yönetimi sunmayı hedefliyor.
Küçük işletme ve startup’lara özel çözümler
Özellikle küçük işletmeler ve startuplar için tasarlanmış olan Postuby, bu segmentlerin sosyal medya yönetim süreçlerini daha verimli hale getirme misyonuna sahip. Postuby’nin kurucu ortakları Şafak Tozar ve Kadir Karademir, platformun global pazarda büyüme odaklı stratejiler geliştirdiklerini ve kullanıcıların sosyal medya içeriklerini kolaylıkla tasarlayabilmelerini sağlayacak araçlar üzerinde çalıştıklarını belirtiyor.
Geleceğe yönelik hedefler
Postuby CEO’su Şafak Tozar, yeni yatırım ile birlikte platformun en büyük hedefinin, kullanıcılar için tam otonom bir sosyal medya içerik yönetimi sunabilmek olduğunu ifade etti. Tozar, “Sosyal medya yönetiminde bir devrim yapmaya hazırlanıyoruz. Özellikle küçük işletmelerin ve startupların bütçelerini minimumda tutarak en yüksek faydayı alıp, sosyal medyada büyümelerini sağlamak temel misyonumuzdur,” dedi.
Apple tarafından yapılan açıklamada, firmanın yerel bir okulun temiz su girişimini desteklemenin yanı sıra Vietnam’daki tedarikçilere yaptığı harcamaları da arttıracağı belirtildi. Apple CEO’sunun iki günlük ziyareti sırasında programcılar, öğrenciler ve içerik oluşturucularla bir araya gelmesi bekleniyor. Şirket, Apple’ın tedarik zinciri ortakları aracılığıyla 2019’dan bu yana ülkede yaklaşık 16 milyar dolar harcadığını bildirdi.
İki günlük ziyaret için Vietnam’ın başkenti Hanoi’ye inen Cook, Vietnamlı programcılar ve içerik oluşturucularla bir araya gelecek. Vietnam’da Apple ürünlerinin montajını yapan şirketlerin sayısı son on yılda yaklaşık dört kat arttı. Cook, eski adı Twitter olan X’te Hanoi’nin Hoan Kiem Gölü’nde Vietnamlı şarkıcılarla yumurtalı kahve içerken çekilmiş fotoğraflarını yayınladı.
Cook ayrıca bir sanat atölyesini de ziyaret ederek Vietnamlı genç sanat direktörü Phuong Vu ile de fikir alışverişinde bulundu. Cook, “Phuong Vu ve ekibi son derece yaratıcı. Bana iPhone, iPad ve Mac kullanarak hayal güçlerindeki her şeyi ve her şeyi Nirvana Space’te nasıl hayata geçirdiklerini gösterdiler – eşi benzeri olmayan bir sanat atölyesi!” dedi.
60’tan fazla insan hakları ve çevre örgütü Apple’a bir çağrı yaparak Vietnam’daki iklim aktivistlerinin gözaltına alınmasına karşı çıkması talebinde bulunmuşlardı. Tim Cook’un ziyaretinin bu çağrının hemen sonrasında gerçekleşmesi dikkat çekici. Ancak öte yandan, firmanın Çin’den çekilip operasyonlarını hızla Asya’daki diğer ülkelere yönlendirmeye başladığını da es geçmemek gerekiyor.
Apple, yaptığı en son finansal rapor açıklamasında 30 Aralık’ta sona eren 3 aylık dönemde 119,5 milyar dolar satış geliri ve 33 milyar dolar net kar duyurmuştu. Firmanın hem satış gelirlerini hem de net karını artırması dikkat çekerken buna karşın Apple’ın 3. en büyük pazarı durumundaki Çin’de net satış gelirlerinin 23,9 milyar dolardan 20,8 milyar dolara gerilediği görülmüştü. Özellikle çip sektörü ve teknoloji alanında ABD – Çin arasındaki gerilim hızla artarken Apple’ın Asya-Pasifik bölgesinde yeni pazarlara yatırım yapmaya başlaması stratejik bir hamle olarak niteleniyor.
Vietnam, son yıllarda Apple’ın Çin dışındaki en önemli üretim merkezi olarak ortaya çıktı ve Luxshare, Foxconn, Compal ve GoerTek gibi tedarikçiler ülkede 150.000’den fazla Vietnamlıyı istihdam eden fabrikalar işletiyor.
ABD Güney Kaliforniya’da eski bir doğalgaz çevrim santrali, ülkenin en büyük batarya ordularından birisine dönüşüyor. Calpine‘in Nova güç bankası, bu yaz faaliyete geçtiğinde ABD’de faaliyet gösteren batarya tesislerinin en büyüklerinden birisine dönüşmeye hazırlanıyor. 680 megawatt ve 2.720 megawatt-saatlik milyar dolarlık proje, Kaliforniya’nın güneş enerjisi üretimini kritik akşam ve gece saatlerine kaydırmasına yardımcı olacak ve şebekeyi son yıllarda birçok kez uçurumun eşiğine getiren sıcak hava dalgalarına karşı destekleyecek.
Tesis, temiz enerjiye geçişi birçok yönden somutlaştırıyor. Santralin kendisi, 2008 yılında GE tarafından bir verimlilik modeli olarak kurulan, ancak 12 saatlik devreye girme süresi nedeniyle ucuz gaz ve hava koşullarına bağlı yenilenebilir üretim çağına uygun olmayan 800 megavatlık bir kombine çevrim santralinin yerine kurulacak. Batarya tesisinin kurulduğu Menifee kasabası, gaz çevrim santraline ev sahipliği yapıyordu. Ancak gaz yakan bu devasa santral son 10 yıldır kullanım dışıydı ve şimdi fosil yakıtların yerini alabilecek daha temiz bir enerjiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
Ayrıca bu yeni tesis Nova, Vistra ve NRG ile birlikte ülkenin en büyük bağımsız gaz santrali filolarından birini işleten Calpine’in enerji depolama pazarına büyük girişini temsil ediyor. Houston merkezli Calpine daha önce iki Kaliforniya projesiyle batarya teknolojisiyle uğraşmıştı, ancak Nova’nın fiyat etiketi ve güç kapasitesi Calpine’i pazarda önemli bir oyuncu haline getiriyor.
Federal analistler 2024’ün ABD genelinde şebeke bataryası kurulumları için en büyük yıl olacağını tahmin ediyor ve Calpine’in projesini en büyük projelerden biri olarak vurguluyorlar. Şirketin bu yıl enerjilendirmeyi planladığı 620 megavat, sektörün beklenen toplam yeni ilavelerinin %4’ünden fazlasını temsil ediyor.
Bu yeni şebeke bataryalarının çoğu, devasa güneş filosunun üretimi durduğunda talebi karşılamak ve araçların ve binaların elektrifikasyonuna ayak uydurmak için alabileceği tüm sevk edilebilir güce ihtiyaç duyan Kaliforniya’da inşa edilecek. Menifee Güç Bankası ve bu yıl eyalette devreye girmesi beklenen diğer gigawatt değerindeki depolama, özellikle bu anlamda çok ihtiyaç duyulan takviyeyi sağlayacak.
Büyük ölçekli, hızlı inşa edilmiş bir batarya tesisi
Nova projesinin ölçeğini, kavramak oldukça zor. Calpine’de elektrik proje müdürü olan Robert Stuart’a göre, bu devasa proje 26.304 pil modülü veya toplam 3 milyon hücre içeren toplam 1.096 pil konteyneri barındırıyor. Konteynerlerin tamamı Çinli batarya devi BYD tarafından üretildi. Calpine, bu ölçekte enerji depolamanın, 680.000 tipik Amerikan evine dört saat boyunca elektrik sağlamak için yeterli olduğunu açıkladı.
Asıl dikkat çekici olan ise projenin ne kadar hızlı bir şekilde bir araya geldiği. İnşaat geçtiğimiz Ağustos ayında başladı ve tesisin diğer bölümlerinde kurulum devam ederken bu yaz boyunca 510 megavatlık tam operasyonel kapasiteye ulaşması bekleniyor. Benzer ölçekteki geleneksel bir doğalgaz çevrim santralinin kurulmasının, sistemlerin karmaşıklığı ve bunun için gereken çok sayıda farklı zanaat nedeniyle üç veya dört yıl sürebileceği belirtiliyor.
Yeni projede olduğu gibi batarya kurulumları ise modüler yapıları nedeniyle hızlı bir şekilde ilerlemektedir. Devasa batarya aslında projenin trafo merkezine ve oradan da daha geniş şebekeye bağlanan invertörler ve batarya muhafazaları içeren çok daha küçük, aynı bloklardan oluşan bir seri. Devasa bir batarya depolama tesisi inşa etmek, bitene kadar aynı tasarımı tekrar tekrar bağlamak demektir. Bu nedenle Calpine’ın gerçekleştirdiği gibi sistemler proje tam olarak bitmese de bazı bölümlerine enerji verebilir – bu bir gaz türbini için mümkün olmayan bir şeydir.
Batarya depolama tesisleri yenilenebilir enerji için son derece kritik ve dünyada bu konuda pek çok farklı proje geliştiriliyor. Calpine’ın projesi ise en büyüklerden birisi olarak göze çarpıyor.
Android için Spotify’ın son sürümlerindeki kod parçacıkları, şirketin uzun süredir gecikmeli olan kayıpsız sesinin yakın gelecekte gelme olasılığını bir kez daha ortaya koyuyor.
İlk olarak üç yıl önce “Spotify HiFi” olarak bilinen ve daha sonra daha pahalı bir “Supreme” abonelik katmanının parçası olduğu söylentileri ortaya çıkan Spotify, yeniden stratejiye yönelmiş gibi görünüyor.
Kod örnekleri, “Music Pro” eklentisine kayıpsız sesin ekleneceğini gösteriyor. Bunlar, platform abonelerinin parçalarla tamamen yeni bir şekilde oynamasına olanak tanıyacak. Yani Music Pro başlı başına başka bir plan değil, henüz bilinmeyen bir fiyat karşılığında Premium’a ekleyebileceğiniz bir şey.
Şimdilik uzun bekleyiş devam ediyor.
Şaşırtıcı bir şekilde Spotify, belirli modellerde sesi geliştirmek için “patentli teknolojiyi” kullanan bir tür kulaklık optimizasyon özelliği de planlıyor; kodda Apple‘ın AirPods’undan bahsediliyor. Hypixely ayrıca Music Pro’nun daha gelişmiş kitaplık filtrelemesine (ruh haline, türe vb. göre) olanak sağlayacağına inanıyor.
Spotify, AI çalma listelerini daha da genişletiyor ancak bunların Music Pro eklentisinin bir parçası olup olmayacağı kesin değil.
Özel sektör ve akademiyi bir araya getiren Ar-Ge iş birliği kapsamında İTÜ Ayazağa Yerleşkesinde kurulan sahada, 5G teknolojileri geliştirilecek ve nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine katkı sağlanacak. Kampüs içinde kullanılan otonom otobüs, Teknoloji Kampüsü’nün odaklanacağı ilk çalışmalar arasında yer alıyor.
İstanbul Teknik Üniversitesi 5G Teknoloji Kampüsü’de gerçekleştirilecek olan çalışmaları ve kampüs içinde hizmet veren 5G destekli otonom otobüsü Turkcell CEO’su Dr. Ali Taha Koç, İTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu ve Ericsson Türkiye Genel Müdürü Işıl Yalçın’la değerlendirdik.
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin akademik gücünü, Turkcell ile Ericsson’un teknoloji uzmanlığıyla buluşturan “5G Teknoloji Kampüsü”; İTÜ Ayazağa Yerleşkesinde çalışmalarına başladı. İTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ve Ericsson Türkiye Genel Müdürü Işıl Yalçın’ın katıldığı imza töreninin ardından, Turkcell 5G test altyapısı ile desteklenecek otonom otobüste bağlantı hızı ve verimlilik ölçümü yapıldı.
İTÜ, Turkcell ve Ericsson arasındaki Ar-Ge iş birliği; öğrencilere ve akademisyenlere 5G’ye yönelik araştırma-geliştirme projelerinde aktif olarak çalışma fırsatı sunacak. Projenin, telekomünikasyon ekosistemi ve teknoloji endüstrisine nitelikli insan kaynağı yetişmesi adına da önemli bir rol üstlenmesi hedefleniyor. Turkcell’in üstün fiber altyapısı üzerinde inşa edilen 5G test ağı, Ericsson tarafından sağlanan çekirdek şebeke ve yeni nesil akıllı antenler gibi donanımlar ile Turkcell şebeke yönetim sistemlerine entegre şekilde hizmet verecek.
Akademik birikim sanayi ve teknolojiyle buluşacak
İmza töreninde konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, “İTÜ olarak, eğitim ve araştırmanın yanı sıra inovasyon ve teknoloji transferinde de öncü rol oynamaktayız. Turkcell ve Ericsson ile gerçekleştirdiğimiz bu Ar-Ge iş birliği, üniversitemizin akademik birikimini sanayi ve teknolojiyle buluşturarak, öğrencilerimiz ve araştırmacılarımız için benzersiz fırsatlar sunuyor. 5G Teknoloji Kampüsü, akademik araştırmaların gerçek dünya uygulamalarına dönüşebileceği bir ortam sağlayarak, bilimin sınırlarını genişletiyor. Burada kurulan 5G test ağı, araştırmacılarımızın bu yeni teknolojileri kullanarak insanların yaşamlarını nasıl iyileştirebileceğini keşfetmeleri için bir test ortamı görevi görecek. Ayrıca öğrencilerimizin 5G çalışmalarına katılmaları ve yenilikçi bilgi ve iletişim teknolojileri çözümlerinin gelişimine aktif olarak katkıda bulunmaları için ideal bir fırsat sunacak. Bu sayede, teknoloji alanında güçlü yetenek havuzuna da katkılar sağlamış olacağız” dedi.
Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ise imzalanan anlaşma kapsamında şunları söyledi: “Turkcell olarak, ülkemizi global teknoloji haritasında daha rekabetçi bir konuma taşıyacak her türlü yenilikçi yaklaşımı destekliyoruz. Yeni nesil 5G teknolojisi; yakın gelecekte eğitimden sağlığa, ulaşımdan sanayiye tüm endüstrilerde dönüştürücü bir etki yaratacak. İstanbul Teknik Üniversitesi ve Ericsson ile olan bu iş birliğiyle başlattığımız 5G Teknoloji Kampüsü projesi ile hem akademisyenleri ve genç zihinleri iş dünyasıyla bir araya getiriyor, hem de çeşitli kullanım senaryolarını ve son teknolojilerin pratik uygulamalarını gerçekleştiriyoruz. Bireyler ve kurumlar için yeni nesil mobil ağları, ilk ve öncü olarak sunma konusundaki çalışmalarımız sürüyor. Önümüzdeki yıllarda da benzer Ar-Ge projeleriyle birçok yeniliğe imza atacak ve yerli teknoloji ekosistemini genişletmeye devam edeceğiz. Oluşan bu birikimlerle ülkemizin 5G teknolojisine geçişinde de liderliğimizi ve rehberliğimizi sürdüreceğiz.”
5g otonom otobüs
Bağlantılı bir dijital gelecek inşa etmek
Ericsson Türkiye Genel Müdürü Işıl Yalçın ise “Ericsson olarak, ülkenin önde gelen akademik kurumları ve iletişim altyapısı sağlayıcılarıyla iş birliği içinde Türkiye’deki yerel Ar-Ge ekosisteminin gelişimini sürdürmeye kararlıyız. 5G Teknoloji Kampüsü’nün İstanbul Teknik Üniversite yerleşkesinde başlatılması, gelişmekte olan teknolojileri kullanarak daha bağlantılı bir dijital gelecek inşa etmek için ortak çabalarımızın bir adımı. Ericsson ve Turkcell, Türkiye’de 2G mobil iletişimin tanıtımından bu yana verimli bir ortaklık yürütüyor. İki şirket, ülkenin ve bölgenin yaşam kalitesini artırmak, işletmeleri güçlendirmek ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek adına, son teknoloji mobil telekomünikasyon ağları kurmak için yakın iş birliği içinde. Bunun güzel adımlarından birini de İTÜ’deki 5G Teknoloji Kampüsü’nde attığımız için çok mutluyuz” yorumunda bulundu.
Rekabet kurumu kararı uyarınca Threads Türkiye’de kullanıma kapatılıyor. Meta tarafından bugün yayınlanan bir duyuruya göre, 29 Nisan itibarı ile Türkiye’den Threads’e erişilemeyecek. Açıklama şöyle:
Rekabet Kurumu’nun (TCA) aldığı karar doğrultusunda Threads, 29 Nisan 2024 tarihinden itibaren artık Türkiye’deki kullanıcılar tarafından kullanılamayacak. Bu, Türkiye’deki kişilerin Threads uygulamasını indiremeyeceği, Threads’e erişemeyeceği, bir Threads profili oluşturamayacağı veya mevcut Threads profillerini kullanamayacağı anlamına geliyor.
Bir Threads profili oluşturduysanız ve Türkiye’de bulunuyorsanız profiliniz devre dışı bırakılır ancak silinmez. Profiliniz devre dışı bırakıldığında profiliniz ve içeriği (örneğin: gönderileriniz, diğer gönderilerle etkileşimler) silinmez. Siz ve Threads’teki diğer kişiler tarafından görülemez. Şu anda profilinizi yeniden etkinleştiremeyeceksiniz. Bu, Instagram hesabınızı ve verilerini etkilemeyek.
Profiliniz devre dışı bırakıldığında, istediğiniz zaman Threads bilgilerinizin bir kopyasını indirebilirsiniz. Ayrıca Threads profilinizi silmeyi de seçebilirsiniz. Not: Birden fazla Threads profili oluşturduysanız ek profillerinizi yönetmek için Threads.net’i kullanabilirsiniz.
Yakın gelecekte Threads’i Türkiye’ye geri getirmek için çalışıyoruz.
Rekabet Kurumu’nun kararı ne diyor?
Rekabet kurumu, Threads’in kullanımını 24-07/125-50 nolu kararı ile kapatıyor. Bu karara göre, Instagram verilerinin Meta tarafından Threads uygulamasında kullanılması ve bu verilerin birleştirilmesi rekabet ortamına zarar verme potansiyeline sahip.
Noname, 2020 yılında Oz Golan ve Shay Levi tarafından ortaklaşa kuruldu; genel merkezi Palo Alto’da bulunuyor ancak İsrail kökenli. Girişim, girişim yatırımcılarından 220 milyon dolar topladı ve en son Aralık 2021’de Georgian ve Lightspeed liderliğindeki C Serisinde 135 milyon dolar topladığında değeri 1 milyar dolar olmuştu.
İlgili kişi, satış fiyatının bu değerlemeye göre önemli bir indirim teşkil ettiğini ancak şu anki haliyle anlaşmanın nakit olacağını söyledi. Anlaşma nihai değil ve değişebilir ya da hiç gerçekleşmeyebilir.
Noname’i destekleyen diğer yatırımcılar arasında Insight Partners, ForgePoint, Cyberstarts, Next47 ve The Syndicate Group yer alıyor.
Potansiyel anlaşma fiyatı, Noname’in son özel değerlemesinin yarısı kadar olmasına rağmen, erken aşamada yatırım yapanlar satıştan anlamlı bir getiri elde edecekler.
Kaynak, anlaşmanın şirkete yıllık yaklaşık 15 kat yinelenen gelir değerinde değer verdiğini söyledi. Satışın tamamlanması halinde Noname’in yaklaşık 200 çalışanının Akamai’ye geçmesi bekleniyor.
Noname Security sözcüsü “Politika olarak söylentiler veya spekülasyonlar hakkında yorum yapmaktan kaçınıyoruz.” dedi.
The Information, Ocak ayında Noname’in önemli ölçüde daha düşük bir değerlemeyle başka bir finansman turu artırmaya çalıştığını bildirdi. Şubat ayında İsrailli haber kaynağı Calcalist, Noname’in Akamai de dahil olmak üzere birçok potansiyel alıcıyla görüşmelerde bulunduğunu bildirdi.
Teknoloji patlamasının zirvesinde sermaye toplayan birçok VC destekli şirket, ABD Fed’in faiz oranlarını artırmasının ardından değerlemelerinin düştüğünü gördü. Birçoğu artık eş zamanlı olarak alıcı ve finans dünyasında çift yönlü süreç olarak bilinen yeni bir finansman turu arıyor.
Bu arada, sonraki aşamadaki birçok VC, bir yılı aşkın süredir donmuş bir halka arz piyasasının ardından likidite arıyor. Dolayısıyla, girişim endüstrisindeki genel ruh hali, eğer güçlü halka arzlar yakın zamanda geri dönmezse birleşme ve satın alma faaliyetleri için pazarlıklı alışveriş zamanı olacağı yönünde.
Airchat uygulamasının önceki bir sürümü geçen yıl piyasaya sürüldü, ancak AngelList’in kurucusu Naval Ravikant ve eski Tinder ürün yöneticisi Brian Norgard liderliğindeki ekip, uygulamayı yeniden oluşturdu ve dün iOS ve Android’de yeniden başlattı.
Şu anda yalnızca davetle erişilebilen Airchat, Apple’ın App Store’unda sosyal ağlarda şimdiden 27. sırada yer alıyor.
Görsel olarak Airchat, diğer kullanıcıları takip etme, bir gönderi akışında gezinme ve ardından bu gönderileri yanıtlama; beğenme ve paylaşma becerisiyle oldukça tanıdık. Aradaki fark, gönderilerin ses kayıtları olması ve uygulamanın daha sonra bunları metne dönüştürmesi.
Airchat’i açtığınızda mesajlar otomatik olarak oynatılmaya başlıyor ve yukarı aşağı kaydırarak hızlı bir şekilde bunlar arasında geçiş yapıyorsunuz. Eğer bu kadar istekliyseniz, aslında sesi duraklatabilir ve sadece metni okuyabilirsiniz; kullanıcılar ayrıca fotoğraf ve video paylaşabiliyorlar. Ancak ses, herkesin odaklandığı ve Ravikant’ın metin tabanlı sosyal uygulamalarla karşılaştırıldığında dinamiği dönüştürmek olarak tanımladığı şey gibi görünüyor.
Bu sabah Airchat’e katıldıktan sonra gördüğüm gönderilerin çoğu uygulamanın kendisiyle ilgiliydi; Ravikant ve Norgard soruları yanıtlıyor ve geri bildirim istiyorlardı.
Ravikant, “İnsanların hepsi diğer insanlarla iyi geçinmek için yaratılmıştır, bu sadece doğal sese ihtiyaç duyar.” dedi. “Çevrimiçi salt metin medyası bize, insanların anlaşamayacağı ama aslında herkesin anlaşabileceği yanılsamasını verdi.“
Teknoloji başlangıcından bu yana, sesin önümüzdeki büyük sosyal medya trendi olacağına dair yapılan bahislerin ilk örneği değil. Ancak Airchat’in eşzamanlı olmayan, konu başlıklı gönderileri; Clubhouse ve Twitter Spaces gibi canlı sohbet odalarından oldukça farklı bir deneyim sunuyor. Norgard, bu yaklaşımın katılım için sahne korkusu engelini kaldırdığını savunuyor, çünkü “burada bir mesajı oluşturmak için istediğiniz kadar deneme yapabilirsiniz ve kimse bilmez.”.
Hatta ekibin, ilk kullanıcılarla yaptığı görüşmelerde “günümüzde AirChat’i kullanan insanların çoğunun oldukça içe dönük ve utangaç olduğunu” tespit ettiğini söyledi.
Kişisel olarak henüz bir şey yayınlamaya kendimi ikna edemedim. Başkalarının uygulamayı nasıl kullandığını görmek beni daha çok ilgilendiriyordu.
Deneyim açısından hız konusunda da biraz zorlanıyorum. Uygulama varsayılan olarak 2x ses çalmayı kullanıyor ve bunun kulağa doğal gelmediğini düşünüyorum; özellikle de tüm fikir insani bağlantıyı geliştirmekse.
Bu arada, Ravikant’ın sesin sertliği azaltma gücüne olan inancı, içerik denetleme özelliklerine olan ihtiyacı mutlaka ortadan kaldırmaz. Haber akışının “istenmeyen postaları, trolleri ve sizin veya onların haber almak istemeyeceği kişileri gizlemeye ilişkin bazı karmaşık kurallar” tarafından desteklendiğini söyledi, ancak yayınlandığı sırada içerik denetimiyle ilgili bir takip kullanıcı sorusuna yanıt vermedi .
Para kazanmayla ilgili (yani reklamları, sesleri veya başka şeyleri ne zaman görmeye başlayabileceğimiz) sorulduğunda Ravikant, “şirket üzerinde hiçbir para kazanma baskısı olmadığını” söyledi. (Kendisini şirketin “tek yatırımcısı değil” ama “büyük yatırımcısı” olarak tanımladı.)
“Para kazanma konusu daha az umurumda olabilir.” dedi. “Gerekirse bu işi tekdüze yürütürüz.”
Co-Founder Academy ve Skilled Hub ortaklığında sunulan ve Unreal Engine 5 teknolojilerini temel alan 3 aylık online oyun geliştirme eğitim programına başvurular devam ediyor. Bu program, katılımcılara oyun geliştirme dünyasının kapılarını aralarken, Unreal Engine 5’in güçlü araçlarını kullanarak yaratıcılıklarını ve teknik becerilerini geliştirmelerine olanak tanıyor. Başvurular 10 Mayıs 2024 tarihine kadar devam edecek.
Programın Detayları
Eğitim Süresi: 3 ay (Toplam 132 saat)
Eğitmen: Zafer Masalcı, Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi
Eğitim İçeriği: Unreal Engine 5’in temelleri, gelişmiş oyun geliştirme teknikleri, uygulamalı atölye çalışmaları
Sertifikalar: Skilled Hub, Co-Founder Academy ve YTÜ Teknopark’tan katılım sertifikaları
Ücret: Program ücretlidir.
3 aylık Unreal Engine 5 eğitim programı için başvurular devam ediyor!
Eğitim süreci boyunca katılımcılar, Unreal Engine 5 ile çalışmanın temellerinden ileri düzey tekniklere kadar kapsamlı bir eğitim alacaklar. Gerçek dünya örnekleriyle zenginleştirilmiş uygulamalı projeler, katılımcıların becerilerini somut bir şekilde geliştirmelerini sağlayacak. Eğitim içeriği, oyun mekaniği ve fizik, iki ve üç boyutlu oyun tasarımı, Blueprint sistemi, Actor sınıfları, animasyon blueprint’leri ve yapay zeka uygulamaları gibi alanlarda yoğunlaşacak.
Teknik eğitimin yanı sıra, katılımcıların iletişim, liderlik ve problem çözme gibi soft skill yetenekleri üzerinde de durulacak. Bu yetenekler, oyun geliştirme sektöründe başarıya ulaşmanın kilit faktörlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Eğitim süresince, oyun tasarımının temel prensipleri ile başlanacak, ilerleyen dönemlerde daha kompleks oyun mekanikleri ve karakter animasyonları gibi konulara derinlemesine dalınacaktır. Ayrıca, sektördeki gerçek projelerden alınan örnek olay çalışmaları ile teorik bilgiler pekiştirilirken, katılımcıların gerçek dünya tecrübesi kazanmaları hedeflenmektedir. Bu süreçte geliştirilen projeler, kursiyerlerin profesyonel portföylerinde sergilenecek ve potansiyel işverenler için değerli referanslar oluşturacak.
Başvuru için Son Günler! Oyun geliştirme alanında kendinizi geliştirmek ve bu dinamik sektöre adım atmak istiyorsanız, bu eğitim programını kaçırmayın. Başvurularınızı 10 Mayıs 2024 tarihine kadar tamamlamanız gerekmekte. Kendi oyununuzu geliştirme yolculuğuna çıkarken bu eşsiz fırsatı değerlendirin ve oyun geliştirme uzmanı olarak kariyerinize yön verin!
Cuma günü, Çin yetkililerinin önde gelen telekom şirketlerine önümüzdeki üç yıl içinde başta Intel ve AMD olmak üzere yabancı yarı iletkenleri ortadan kaldırmalarını emrettiği bildirildi.
Emir, ülkenin en büyük sağlayıcılarından üçü olan China Telecom, China Mobile ve China Unicom’u içerecek. Operatörlerin bu yabancı silikonun değiştirilmesine ilişkin taslak zaman çizelgelerini sunmaları gerekecek.
Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı’nın aldığı karar, Intel ve AMD için pek de iyiye işaret değil: 2023 itibarıyla Çin pazarı, onların gelirlerinin sırasıyla yüzde 27 ve yüzde 15’ini oluşturuyor.
Yönerge, FCC’nin Huawei ve ZTE yapımı telekomünikasyon ekipmanlarını ABD ağlarından yasaklamasından dört yıldan biraz fazla bir süre sonra geldi. Pekin ile bilgi paylaşımını zorunlu kılan Çin yasaları nedeniyle, Huawei ve ZTE’nin istihbarat toplama operasyonlarını kolaylaştırmak için ekipmanlarına arka kapılar yerleştirmek zorunda kalabileceği endişeleri söz konusuydu. Huawei ise bunun olacağını defalarca reddetti ve faaliyet gösterdiği her yerde yerel yasalara uyması konusunda ısrar etti.
Görünüşe göre Pekin intikam almaya hazır. Ancak, yabancı çiplerin yerli silikonla değiştirilmesinin maliyetini dengelemek için telekomünikasyon şirketlerine ne tür bir destek sağlanacağı şu anda belli değil.
ABD’nin Huawei kitinden kurtulma çabalarında da gördüğümüz gibi, bu çile Çinli ağ operatörleri için oldukça maliyetli olabilir. FCC, taşıyıcılara tazminat ödemek için 1,9 milyar dolar ayırmasına rağmen 5,6 milyar dolardan fazla nakit talep aldı.
2027 son tarihi, Çin hükümetinin ABD teknolojilerine bağımlılığını sona erdirmeye yönelik devam eden çabalarının yalnızca sonuncusu.
Geçen yılın sonlarında Pekin, Çin vatandaşlarının kullanımı için onaylanan 18 CPU’dan oluşan bir liste yayınladı. Bahsedilen listede özellikle eksik olan Intel ve AMD idi, ancak Çin henüz x86’yı devirmedi. Liste, Via Technology’nin planlarını kullanan Shanghai Zhaoxin Integrated Circuit Co tarafından üretilen x86 parçalarını içeriyor.
Çin’in Batı teknolojisinden uzaklaşması, Orta Krallık’ın yapay zeka için gerekli en ileri işlemci teknolojilerine ve yakın vadede kendi kendine yeterliliğe ulaşmak için gerekli çip yapım ekipmanına erişimini engellemek amacıyla tasarlanan Amerikan ticaret kısıtlamalarına yanıt olarak yoğunlaştı.
Bu çabalara rağmen, Huawei ve Semiconductor Manufacturing International Co (diğer adıyla SMIC) dahil olmak üzere Çin kaynaklı şirketler, nispeten üst düzey silikon üretme konusunda oldukça başarılı oldu.
Bu haftanın başlarında Huawei’in kablosuz ağlarda ve akıllı telefonlarda kullanılan parçalar için yerli çip üretim ekipmanlarının geliştirilmesini hızlandırmayı amaçlayan bir araştırma ve geliştirme tesisi kurduğu ortaya çıktı.
Neural Concept, 2018 yılında yeni gelişen yazılımı ile dünyanın en aerodinamik bisikletinin geliştirilmesine yardımcı oldu. Bugün 10 Formula 1 takımından dördü aynı teknolojinin bir evrimini kullanıyor.
Bu arada Baqué’nin şirketi Airbus ve Safran gibi havacılık tedarikçileriyle sözleşmeler alarak 2022’de 9,1 milyon dolarlık A Serisi artış elde etti. Şu anda 50 çalışana sahip İsviçre merkezli Neural Concept, B Serisi tura çıkmak için çalışırken yazılımı da Williams Racing gibi tarihi F1 takımlarının motor sporlarının dünya prömiyeri formunun zirvesine geri dönüş yolunu bulmalarına yardımcı oluyor.
Ancak Formula 1 araçları, 1.000 beygir gücünde hibrit V6 motorlara dayanırken Baqué’nin teknoloji üzerine ilk pratik uygulaması insan gücüyle çalışan bir araçtı.
Pedal gücü
Baqué, 2018 yılında École Polytechnique Fédérale de Lausanne Bilgisayarlı Görme Laboratuvarı’nda makine öğrenimi tekniklerinin üç boyutlu problemlere uygulanması üzerinde çalışıyordu.
Baqué, “Bu ekibe liderlik eden, altıncı veya yedinci nesil motosikletleri tasarlayan bu adamla temasa geçtim ve amaçları bisiklet hızı konusunda dünya rekorunu kırmaktı.” dedi. Bu adam Guillaume DeFrance’dı ve takım da Savoie Mont Blanc Üniversitesi’nden IUT Annecy’ydi. Bisiklet takımı zaten yarım düzine bisiklet tasarımı yinelemesinden geçmişti.
Baqué, “İki gün sonra, neredeyse mevcut dünya rekoru sahibine benzeyen bir şekille ona geri döndüm.” dedi. Etkilenen ekip daha fazla yineleme istedi. Sonuç, Baqué’ye göre “şu anda dünyanın en aerodinamik bisikleti” oldu.
Bu güçlü bir ifade, ancak 2019’da kazanılan çok sayıda dünya rekoruyla da destekleniyor. Aerofolyo şeklindeki alt borulardan veya sürtünmeyi azaltmak için çukurlu jantlardan bahsetmiyoruz. Bu bisiklet, bisikletçinin rüzgardan tamamen korunan kompozit bir kozanın içinde ter atması ile tamamen örtülmüştür.
Çekirdek teknoloji, Nöral Konsept Şekli veya NCS adı verilen bir ürün. Aerodinamik önerilerde bulunan, makine öğrenimi tabanlı bir sistem. Yüksek eğitimli mühendislerin üç boyutlu aerodinamik simülasyonları çalıştırmak için gelişmiş yazılım paketlerini kullandığı geniş hesaplamalı akışkanlar dinamiği (CFD) alanına uyuyor.
CFD, fiziksel modellerin oyulup rüzgar tünellerine atılmasından çok daha hızlı. Yine de, aynı zamanda oldukça yoğun bir sistem ve büyük ölçüde insanların iyi kararlar almasına bağlı.
NCS, özünde mühendislerin potansiyel aerodinamik tuzaklardan kaçınmasına yardımcı olurken onları dikkate almadıkları yönlere doğru itiyor. “Yardımcı pilot modunda” bir mühendis, örneğin bir başlangıç noktası sağlayarak mevcut bir 3 boyutlu şekli yükleyebilir.
NCS daha sonra sinir ağına derinlemesine dalacak ve seçimli bir macera oyununun 3D dünyasında geliştirmeler veya değişiklikler önererek olası yolları ortaya koyacak. İnsan mühendis daha sonra en umut verici önerileri seçer, bunları daha fazla test ve iyileştirme sürecinden geçirir; aerodinamik zaferin yolunu adımlayarak ilerler.
Mesela sadece “rüzgarı aldatmak” değil
NCS sadece yarış için değil aynı zamanda otomotiv ve havacılık endüstrilerinde de faydalı. Baqué, biraz muhafazakar olan havacılık ve uzay endüstrisinde çalışmakla ilgili olarak “Bu tür şirketlerde geniş çapta benimsenme yolu yavaştır.” dedi. “İhtiyaçların biraz daha yoğun olduğu ve hızla değişebilecekleri otomotiv endüstrisiyle bu şekilde daha fazla çalışmaya başladık.”
Neural Concept, aralarında Bosch ve Mahle’nin de bulunduğu çok sayıda küresel tedarikçiyle sözleşme imzaladı. Aerodinamik, otomotiv dünyasında giderek daha önemli hale geliyor; üreticiler belirli boyuttaki bir pil paketiyle mümkün olan en geniş menzili sunan daha aerodinamik otomobiller arıyor.
Ama mesele rüzgarı aldatmak değil. NCS ayrıca, daha verimli hale getirildiğinde süreçte çok fazla enerji tüketmeden pili optimum sıcaklıkta tutabilen pil soğutma plakaları gibi şeylerin geliştirilmesinde de kullanılıyor. Baqué, “Elde edilebilecek çok büyük kazanımlar var.” dedi, bu da daha fazla menzil anlamına geliyor.
Bu teknolojilerin nihai deneme alanı her zaman yollar olsa da, nihai laboratuvar Formula 1’dir. 1950’den bu yana küresel bir motor sporları fenomeni olan F1, şu anda benzeri görülmemiş bir popülerlik dalgası yaşıyor.
Yapay zekanın aralıksız yürüyüşü burada bitmeyecek. Yarış stratejisi ve hatta araç ayarları için pit duvarında yapay ajanların kararları verdiğinden bahsediliyor.
Roberts, “AI/ML endüstrisindeki büyüme katlanarak arttığı için büyüleyici bir dönem.” dedi. “Ancak bu aynı zamanda günümüzde teknolojiyle ilgilenen herkesin karşı karşıya olduğu gerçek bir zorluk. Hangi yeni araçları keşfetmeye, geliştirmeye ve benimsemeye zaman ayırıyoruz?”
Bu, ortalama “Drive to Survive” izleyicisini cezbedecek türden bir entrika değil, ancak birçok F1 hayranı için yarışın arkasındaki yarış, dramanın nihai kaynağı.
Neural Concept’e gelince, şirket otomotiv endüstrisinin motor sporları dışı tarafına da derinlemesine girmeye devam ediyor; daha verimli elektrik motorları geliştirmek için çalışıyor, kabin iklimlendirmesini optimize ediyor ve hatta çarpışma testlerine giriyor.
Baqué, şirketin yazılımının mühendislerin bir arabanın çarpışmaya karşı dayanıklılığını optimize ederken gereksiz ağırlığı ortadan kaldırmasına yardımcı olabileceğini söyledi. Ancak şimdilik Neural Concept, arabaların tamamı üzerinde değil, yalnızca bireysel bileşenler üzerinde çarpışma simülasyonları yapabiliyor.
Akıllı saatler, fitness takip cihazları ve diğer giyilebilir cihazlar cep telefonlarımız ve tabletlerimiz kadar olağan hale geldi. Bu bağlantılı cihazlar saati söylemekten çok daha fazlasını yapıyor. Sağlığımızı takip ediyor, e-postalarımızı görüntülüyor, akıllı evlerimizi kontrol ediyor ve hatta mağazalarda ödeme yapmak için bile kullanılabiliyorlar.
Giyilebilir cihazlar günlük hayatımıza her zamankinden daha fazla girerken aynı zamanda daha fazla veri topluyor ve giderek artan sayıda başka akıllı sistemlere bağlanıyor. Bu potansiyel güvenlik ve gizlilik risklerini önceden anlamakta fayda var. Tehdit aktörlerinin akıllı giyilebilir cihazlara ve ilgili uygulama ve yazılım ekosistemine yönelik saldırılardan para kazanmalarının birçok yolu bulunuyor. Verileri ve şifreleri ele geçirip manipüle edebilir ve kayıp ya da çalıntı cihazların kilidini açabilirler. Kişisel verilerin üçüncü taraflarla gizlice paylaşılmasıyla ilgili potansiyel gizlilik endişeleri de var.
Dijital güvenlik şirketi ESET, giyilebilir cihazlarla ilgili riskleri araştırdı, önerilerini paylaştı.
Giyilebilir cihazların ekosistemleri saldırıya açık
Taktığınız cihaz resmin yalnızca bir parçası. Aslında cihazın yazılımından uygulamasına bağlantı için kullandığı protokollere ve arka uç bulut sunucularına kadar birden fazla unsur vardır. Güvenlik ve gizlilik üretici tarafından gerektiği gibi dikkate alınmadıysa hepsi saldırıya açık. İşte bunlardan birkaçı:
Bluetooth: Bluetooth Düşük Enerji genellikle giyilebilir cihazları akıllı telefonunuzla eşleştirmek için kullanılır. Ancak yıllar içinde protokolde çok sayıda güvenlik açığı keşfedildi. Bu açıklar, yakın mesafedeki saldırganların cihazları çökertmesine, bilgileri gözetlemesine veya verileri manipüle etmesine olanak sağlayabilir.
Cihazlar: Genellikle cihaz üzerindeki yazılım, kötü programlama nedeniyle harici saldırılara karşı savunmasızdır. En iyi tasarlanmış saat bile nihayetinde insanlar tarafından üretilmiştir ve bu nedenle kodlama hataları içerebilir. Bunlar da gizlilik sızıntılarına, veri kaybına ve daha fazlasına yol açabilir. Ayrıca cihazlardaki zayıf kimlik doğrulama/şifreleme, cihazların ele geçirilme ve gizli dinlemeye maruz kalması anlamına gelebilir. Kullanıcılar, giyilebilir cihazlarındaki hassas mesajları/verileri halka açık yerlerde görüntülerken omuz sörfçülerinin de farkında olmalıdır.
Uygulamalar: Giyilebilir cihazlarla bağlantılı akıllı telefon uygulamaları bir başka saldırı yoludur. Kötü yazılmış ve güvenlik açıklarıyla dolu olabilirler ve kullanıcı verilerine ve cihazlarına erişimi açığa çıkarabilirler. Uygulamaların ve hatta kullanıcıların veriler konusunda dikkatsiz davranması da ayrı bir risktir. Meşru uygulamalar gibi görünmek üzere tasarlanmış sahte uygulamaları yanlışlıkla indirebilir ve kişisel bilgilerinizi bunlara girebilirsiniz.
Arkadaki sunucular: Belirtildiği gibi sağlayıcıların bulut tabanlı sistemleri, konum verileri ve diğer ayrıntılar dahil olmak üzere cihaz bilgilerini depolayabilir. Bu, saldırganlar için cazip bir hedef teşkil eder. Güvenlik konusunda iyi bir geçmişe sahip saygın bir sağlayıcı seçmek dışında bu konuda yapabileceğiniz pek bir şey yoktur.
iCabbi yüzünden, Birleşik Krallık ve İrlanda’da 287.961 kişinin adları, e-posta adresleri, telefon numaraları ve kullanıcı kimlikleri çevrimiçi olarak açığa çıktı.
Bir araştırmaya göre BBC gibi medya kuruluşlarında ve Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı gibi çeşitli devlet dairelerinde üst düzey rollere sahip kişilerin bilgilerine de yer verildi.
Anlaşılan o ki, bir dizi eski Birleşik Krallık Parlamento Üyesi (milletvekili), bir üst düzey politika danışmanı ve bir AB büyükelçisi de veri ifşasına kapılmıştı.
Açığa çıkan veri setinde yaklaşık 2.000 akademik e-posta adresi de (.ac.uk alan adlarına sahip olanlar) görülüyordu. Bulgularını vpnMentor’a açıklayan siber güvenlik araştırmacısı Jeremiah Fowler, her hesabın benzersiz göründüğünü ve hiçbir kopyanın bulunmadığını söyledi.
Bu tür veriler teorik olarak taksi şirketini taklit eden, kurbanın tam adını kullanan ve kullanıcı kimlikleri de dahil olmak üzere diğer ayrıntıları bilerek meşru görünen kimlik avı dolandırıcılıklarını ikna etmek için kullanılabiliyor.
Dublin merkezli iCabbi, 15 ülkede 800’den fazla taksi filosuna, platformun tamamını oluşturan uygulamalar da dahil olmak üzere yazılım sağlıyor. Dispatch, filo gönderimini yönetmeye yönelik bir sistem ve BookApp, taksi şirketlerinin özel bir uygulama olmadan tüketiciye yönelik bir araç çağırma uygulaması deneyimi sunmasına olanak tanıyor.
Şirket ayrıca hesap tabanlı müşterileri daha kolay yönetmek için BookBusiness, otomatik sesli rezervasyon için BookVoice ve navigasyon ve araç içi ödemeler gibi şeyler için bir dizi sürücü uygulaması gibi yazılımlar da sunuyor.
Personel ayrıntılarının ifşaya dahil edilmemesi göz önüne alındığında, ifşa edilen verilerin iCabbi teknolojisiyle desteklenen, müşteriye yönelik uygulamalarla ilişkili olduğu görülüyor.
Fowler’ın verileri iCabbi’ye nasıl bağlayabildiği sorulduğunda şunları söyledi: “(iCabbi) ortak paydaydı. Veritabanında iCabbi’den de bahsediliyordu.”
Veritabanını bulmanın “son derece kolay” olduğunu ve şirketin bir siber suçlu çetesinden ziyade etik bir araştırmacıdan haber aldığı için şanslı olduğunu da ekledi.
Fowler, “Bu durumda, bir IoT arama motorunun API’sini kullanarak (veritabanını) buldum.” dedi. “İfşa edilen dosyalar dizine eklendi ve bunları manuel olarak inceledim. Ne yazık ki, bunları bulmak son derece kolaydı ve asıl tehlike, birçok kötü aktörün de bu tür verileri arıyor olmasıdır.
“Neyse ki, bir güvenlik araştırmacısından sorumlu bir açıklama bildirimi aldılar ve fidye yazılımı bildirimi yerine veritabanını güvence altına aldılar.”
Fowler, veritabanının; müşteri verilerinin yanı sıra şartlar ve koşullar dosyalarını da içeren çeşitli belgeler için uygulama tarafından kullanılan bir içerik yönetimi depolama deposu olduğunu düşünüyor. Açığa çıkan kayıtlar, korunan diğer belgelerle aynı klasörde saklanıyordu ancak bunların niteliği bilinmiyor.
“iCabbi ağının yakın risk altında olduğunu söylemiyorum, ancak müşteri belgelerinin toplandığı ve saklandığı dosya yolunun açığa çıkması konusunda varsayımsal bir risk sunuyorum.”
iCabbi, Fowler’a çoğu zaman olduğu gibi güvenlik sorununun nedeninin insan hatası olduğunu söyledi.
Bir şirket temsilcisi araştırmacıya “Bu konuya dikkatimi çektiğiniz için tekrar teşekkür ederim; kayıtları sildik.” dedi.
“Burada suç ne yazık ki insan hatası… müşterilerin taşınmasının bir parçası ama ortak klasörleri kullanmamalıyız. Müşterileri bu ihlalden haberdar etmek için onlarla temasa geçeceğiz.”
iCabbi’nin takdirine göre şirket konuyu bir gün içinde ele aldı ve Fowler’a göre onun açıklamasına profesyonelce yanıt verdi.
“Onların dürüstlüğüne ve ifşanın nasıl gerçekleştiğini açıklamalarına saygı duyuyorum. Bana göre bu, dürüstlüğü ve şeffaflığı gösteriyor.” dedi.
“Deneyimlerime göre, bir kuruluşta veri olayı yaşandığında önümüzdeki birkaç yıl içinde başka bir olayla karşılaşma ihtimali çok düşük.
“Bunun nedeni, kaynakların siber güvenlik ve zafiyet testlerine verilmesi ve yatırım yapılmasıdır. Stanford Üniversitesi’nin araştırmasına göre, tüm veri ihlallerinin yaklaşık yüzde 88’i insan hatasından kaynaklanıyor. Hatalar olur, bunun adı koymak ve utandırmak değil. Aynı zamanda farkındalık ve müşterilerin bilgilendirilmesiyle de ilgili.”
Şirketin, söylendiği gibi, etkilenen müşterilerle henüz temasa geçip geçmediği bilinmiyor. Veritabanının ne kadar süreyle açığa çıktığı ve siber suçlular tarafından veri tabanına erişilip erişilmediği konusunda da sorular devam ediyor.
Teknoloji devi Microsoft ve yapay zeka araştırma şirketi OpenAI, yapay zeka yeteneklerinin sınırlarını zorlayacak ve Nvidia’ya olan bağımlılığı azaltacak dev bir veri merkezi projesi üzerinde çalışıyor olabilir. The Information tarafından yayınlanan bir habere göre proje, “Stargate” adı verilen bir yapay zeka süper bilgisayarı içeren 100 milyar dolarlık bir yatırımı kapsıyor.
Habere göre Microsoft, projenin maliyetini karşılayacak ve tamamlanması 2028 yılı olarak hedefleniyor. Proje beş aşamadan oluşuyor ve Stargate bu aşamaların en sonuncusu ve en iddialısı. Proje hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmazken, uzmanlar veri merkezinin kendisi aslında dev bir süper bilgisayar olarak işlev göreceğini düşünüyor.
Hedef, Nvidia bağımlılığından kurtulmak
Raporun ana iddiası, Microsoft ve OpenAI’nın bu projeyle birlikte yapay zeka alanında sıkça kullanılan Nvidia işlemcilerine olan bağımlılığı azaltmayı hedeflemesi. Veri merkezi kendi özel işlem birimleriyle donatılacak ve bir milyona kadar XPU hesaplama birimi barındırabilecek. Bu durum gerçekleşirse, Stargate şu anda yapay zeka alanında kullanılan Nvidia GPU’larından ve bağlantı teknolojilerinden tamamen bağımsız çalışacak.
Projenin maliyetinin 115 milyar dolara kadar çıkabileceği düşünülüyor. Bu rakam, Microsoft’un geçtiğimiz yıl sunuculara yaptığı yatırımın üç katından fazla. Microsoft, OpenAI için daha küçük ölçekli bir dördüncü aşama süper bilgisayarı üzerinde de çalışıyor ve bu projenin 2026 yılında tamamlanması bekleniyor.
Stargate projesi henüz resmi olarak doğrulanmamış olsa da, yapay zeka alanında devrim niteliğinde bir gelişme yaratma potansiyeline sahip. Bu proje, Microsoft ve OpenAI’nın yapay zeka teknolojisindeki liderlik mücadelesinde önemli bir hamle olabilir.
Intellexa Alliance tarafından geliştirilen “Aladdin” adlı yeni malware ile tüm dünyada akıllı telefonlar, kullanıcı hiçbir işlem yapmadan casus aracına dönüştürülebiliyor.
Siber güvenlik dünyası yeni bir tehditle karşı karşıya olabilir: “heise”nin haberine göre “Aladdin” isimli yazılım, çevrimiçi reklamlar aracılığıyla cep telefonlarını fark edilmeden bulaştırabiliyor. Bu teknolojinin arkasında ise devlet trojanı “Predator” ile bilinen Intellexa Alliance şirketi bulunuyor. “Aladdin”in çalışma şeklini Yunan gazetesi Inside Story ve İsrail gazetesi Haaretz, değerlendirmeye aldıkları belgelerle ortaya koydu. Malware’in kurulumu için kullanıcıdan tıklama yapması gerekmiyor, yani bir sıfır tıklamalı (zero-click) saldırı söz konusu.
Enfeksiyon süreci, tarayıcı hazırlanmış reklamları yüklediği anda otomatik olarak gerçekleşiyor. Bu tür sistemler oldukça karmaşık kabul edilse de reklam tabanlı casusluk saldırılarına karşı savunma stratejileri ise neredeyse hiç bilinmiyor.
Intellexa, 2018 yılında eski bir İsrailli subay olan Tal Dilian ve güvenlik ve istihbarat sektöründen meslektaşları tarafından kuruldu. Şirket ağı, birden fazla ülkeye ve adaya yayılıyor, yasal merkezi ise İrlanda’da Thalestris adıyla faaliyet gösteriyor. Yan kuruluşları ise Yunanistan, İsviçre, Kıbrıs ve Britanya Virjin Adaları gibi ülkelerde bulunuyor. “Aladdin” gibi teknolojilerin İsrail dışında geliştirilmesi çabaları, bu tür gözetleme araçlarının ihracatını çevreleyen mevcut düzenlemelerin sınırlarını vurgulayabilir.
Ortaya çıkan bir diğer belgede ise Intellexa’nın Orta Doğu’daki bir müşteriye “Aladdin”dan bahsedilmeden dört milyon euro değerinde kapsamlı bir casusluk paketi teklif ettiği görülüyor. Bu pakette 50 adede kadar enfeksiyon yer alıyor ve yaptırımlar nedeniyle muhtemelen ABD, Yunanistan ve İsrail telefon numaralarına yapılan saldırılar hariç tutuluyor.
Akkök Holding Şirketleri’nden Aksa Akrilik, ocak ayında başlattığı haftada dört gün mesai uygulamasını kalıcı hale getirme kararı aldı. Üç aylık pilot uygulamanın ardından çalışanlarda gözlemlenen iş-yaşam dengesi, motivasyon ve verimlilik artışı şirketi bu kalıcı adıma teşvik etti.
Uygulama 1450 Aksa çalışanından 225’ini kapsıyor. Bu çalışanlar haftada bir gün daha fazla izin kullanarak, maaş ve yan haklarında herhangi bir kesinti olmadan, 08.00-17.00 saatleri arasında çalışmaya devam edecekler.
Şirket, eksik çalışılan günü telafi etmek için ek mesai uygulaması yapmıyor. Haftada dört gün mesai uygulamasıyla birlikte çalışan sayısında da bir artışa gidilmedi. Aksa Akrilik, bu süreci halihazırdaki norm kadrosuyla yönetmeyi başarıyor.
Pilot uygulamanın sonuçları oldukça umut verici
Aksa Akrilik Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Cengiz Taş, uygulama sayesinde iş sonuçlarına ve hedeflere göre performans değerlendirmesi yapıldığını ve çalışanlara işleri üzerinde daha fazla sorumluluk verildiğini belirtiyor.
Çalışanlardan alınan geri bildirimler de oldukça olumlu. Geribildirim anketlerine göre, haftada dört gün çalışanlarda iş terminlerinde ve toplantılara katılımda herhangi bir aksama yaşanmadığı, verimliliğin arttığı, iş-yaşam dengesinin sağlandığı, şirkete bağlılık ve motivasyonun yükseldiği görülüyor.
Pilot uygulamanın organizasyonel yedeklemeye de katkı sağladığı gözlemlendi. Çalışılmayan günlerde gelişebilecek durumlara karşı çalışanların diğer ekip arkadaşlarıyla iş takibi konusunda daha fazla etkileşimde olması, ekip içi iş birliğini de artırdı.
Aksa Akrilik’in bu uygulaması, Türkiye’de iş dünyasında öncü bir örnek oluşturuyor. Haftada dört gün mesai modelinin yaygınlaşması, çalışanların refahı ve işletmelerin başarısı için önemli bir adım olabilir.
Windows’un kurucu ortaklarından Bill Gates, yapay zekanın neredeyse tüm alanlarda baskın olacağına inanıyor.
Teknoloji ve bu alandaki gelişmelerden bahsederken, Windows’un kurucu ortaklarından olması nedeniyle Bill Gates akla ilk gelen isimlerden biri. Söylediği her şey, bu alanda uzmanlaşmış birçok kişi tarafından dikkate alınıyor gibi görünüyor. Bu nedenle, her şeyi kökten değiştirecek bir teknoloji olan yapay zeka hakkındaki son açıklamaları oldukça çarpıcı oldu.
Gates, yapay zekanın hakim olduğu yakın bir gelecek öngörse de, bu teknolojiden “sağ kalacak” birkaç iş olacağına inanıyor. En azından, son aylarda yapay zeka araçlarına ayrı ayrı odaklanarak hem faydalarını hem de olası risklerini analiz ettiği blog yazısı “Gates Notes“taki son yazısında buna değindi.
Bu risklerden biri aslında yapay zekanın birçok işte insanların yerini alacak olması ve bu da iş kaybına yol açacak. Uluslararası Para Fonu zaten 2025 yılına kadar işlerin %60’ının yapay zekaden bir şekilde etkileneceğini öngörmüştü.
Windows’un kurucu ortağı, yapay zeka araçlarının birçok işin ve sürecin otomatikleştirilmesine izin vereceğini, ancak bu tür araçların insanları nasıl etkileyeceği konusunda aşırı karamsar olmadığını ve aslında birçok alanda yardımcı olacaklarına inandığını belirtiyor.
Ancak yakın gelecekte yapay zekaya “bağışıklık” kazanacak sadece üç iş olacağını savunuyor. Bu teknoloji dalgasına “direnecek” tek şeylerin enerjiyle ilgili işler, biyolojiyle ilgili pozisyonlar ve yapay zeka araçlarının tasarımı ve işletimi konusunda uzmanlaşmış profesyoneller olacağını söylüyor. Girişimci, bu üç alanın doğası gereği, insanların yerinin doldurulamayacağı tek alanlar olacağına inanıyor.
Bu son yineleme, yazı yazma, matematiksel hesaplamalar, mantıksal akıl yürütme ve kodlama gibi çeşitli alanlarda iyileştirmeler sunarak, konuşma tabanlı yapay zeka için yeni bir standart belirliyor.
Geliştirmeler ve Erişilebilirlik
Yeni “gpt-4-turbo-2024-04-09” artık ChatGPT Plus, Team veya Enterprise gibi OpenAI’ın premium planlarına abone olan kullanıcılar tarafından kullanılabiliyor. Bu güncelleme yalnızca daha doğal etkileşim yetenekleri getirmekle kalmıyor, aynı zamanda yapay zekanın bilgi tabanını Aralık 2023’e kadar genişletiyor.
Önceki model yalnızca Nisan 2023’e kadar olan verilerle sınırlıydı. OpenAI’ya göre, “ChatGPT ile yazarken [yeni GPT-4 Turbo ile], yanıtlar daha dolaysız, daha az ayrıntılı ve daha konuşma dili kullanarak olacaktır.” Bu ayarlama, yapay zeka etkileşimlerini daha insancıl hale getirmeyi ve şirketin kullanıcı deneyimini geliştirme konusundaki sürekli bağlılığını yansıtmayı amaçlamaktadır.
Dahası, görüntü anlayışını dahil eden GPT-4 Turbo with Vision gibi yeni özelliklerin lansmanı ile birlikte OpenAI, yapay zekanın neler yapabileceğinin sınırlarını zorlamaya devam ediyor. ChatGPT-3.5 kullanımı için hesap oluşturma gereksinimlerinin yakın zamanda kaldırılması, yapay zeka teknolojisini demokratikleştirmeye yönelik bir başka adımı işaret ediyor, ancak kullanıcıları etkileşim geçmişlerini kaydetmekten alıkoyuyor.
Meta, popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp’ta yapay zeka destekli bir sohbet robotu test etmeye başladı. Bu, Microsoft, Google ve Meta gibi birçok büyük şirketin şu anda odaklandığı yapay zekanın gelişiminde atılmış yeni bir adım.
Meta’nın yapay zeka destekli sohbet robotu “Meta” henüz geliştirme aşamasında ve yalnızca deneme aşamasında olan WhatsApp beta sürümünde kullanılabiliyor. Hindistan’daki ve diğer bazı ülkelerdeki kullanıcılar, WhatsApp’ın beta programına katılarak bu yeni sohbet robotunu deneyebilirler.
Meta, beta sürümünden alınan bir ekran görüntüsü paylaştı.
Meta sohbet robotunun, kullanıcıların WhatsApp görüşmeleriyle bağlantılı olmayacağı ve bağımsız olarak çalışacağı belirtiliyor. Şu anda, Meta yapay zekası, uygulamanın üst kısmındaki arama çubuğuna entegre edilmiş durumda. Kullanıcıların arama çubuğuna yazdıkları her şey, Meta sohbet robotuna soru gönderilene kadar gizli kalıyor. Bu sayede kullanıcılar, sohbet geçmişlerinde belirli içerikleri aramanın yanı sıra artık doğrudan Meta yapay zeka sohbet robotuyla iletişime geçebilecek.
Meta’nın yapay zeka destekli sohbet robotu, önümüzdeki aylarda daha fazla kullanıcıya sunulacak. Meta, yapay zeka destekli sohbet robotunu kullanıma sunmayı planlıyorsa, son WhatsApp sürümünde nasıl görüneceği henüz belli değil.tunesharemore_vert