2 bin 198 hanenin enerjisi Güneş’ten sağlanacak!

Enerjisa Enerji ‘İşimin Enerjisi’ çatısı altında geliştirdiği yatırımlar ile Türkiye’ye rekor niteliğinde yenilenebilir enerji projesi kazandırmaya devam ediyor. Daha önce kamu ve özel sektör iş birliği ile birçok Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesini hayata geçiren Enerjisa Enerji, şimdi ise bir belediyenin sahip olduğu arazi üzerine kurulu en büyük GES projelerinden biri olma unvanını taşıyacak projeyi Eyüpsultan Belediyesi ile birlikte hayata geçirdi. Toplamda 10 bin 244 güneş panelinin kullanıldığı santral ile 2 bin 198 hanenin yıllık elektrik tüketimine eş enerji üretimi sağlanacak.

enerjisa ges

Etki odaklı bir sürdürülebilirlik yaklaşımı ile Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük eden lider elektrik dağıtım, perakende satış ve müşteri çözümleri şirketi Enerjisa Enerji, 2018 yılından bu yana İşimin Enerjisi çatısı altında yenilenebilir enerji uygulamalarını hayata geçiriyor. Enerji verimliliği uygulamaları, yeşil enerji sertifikasyonu, gibi ürünleri de barındıran İşimin Enerjisi’nin öne çıkan GES çözümü için bu kez Eyüpsultan Belediyesi ile bir araya gelindi. 5,6 MWp kurulu gücü ile bir belediyenin sahip olduğu en büyük arazi üzerine kurulu GES yatırımlarından biri olacak projenin yıllık 6.594 MWh mertebesinde enerji üretmesi öngörülüyor. Ayrıca bu proje ile bir yıl içerisinde yaklaşık 4 bin 274 ton karbon salımı da engellenmiş ve böylece doğanın korunmasına katkıda bulunulmuş olacak.

İstanbul’un da kurulu gücü en büyük arazi GES projelerinden biri olacak olan bu projede 10 bin 244 adet güneş paneli kullanılırken, öngörülen enerji üretimi 2 bin 198 hanenin yıllık tüketimine eşdeğer olacak. Böylelikle ülkemizin geçtiğimiz yıl imzaladığı Paris İklim Anlaşması’ndaki sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sunulmuş olacak.

Enerjisa Enerji’nin İşimin Enerjisi çözümleri ile kamu kurumları da hem elektrik enerjisinden önemli miktarda tasarruf ediyor hem de karbon salımı önlenerek daha iyi bir gelecek yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Türkiye’nin enerji dönüşümündeki başarısına destek

GES projesinin kurulduğu arazide gerçekleştirilen açılışa Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakan Yardımcısı Sn. Abdullah Tancan, İstanbul Milletvekili Sn. Süleyman Soylu, Eyüpsultan Belediye Başkanı Sn. Deniz Köken ile Enerjisa Enerji’nin üst düzey yöneticileri katıldı.

Enerjisa Enerji CEO’su ve Enerjisa Müşteri Çözümleri A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Murat Pınar,
Enerjisa Enerji CEO’su ve Enerjisa Müşteri Çözümleri A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Murat Pınar,

Enerjisa Enerji CEO’su ve Enerjisa Müşteri Çözümleri A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Murat Pınar, “İşimin Enerjisi çatısı altında projeler geliştirmeye ve yenilenebilir enerji yatırımları yapmaya başladığımız ilk günden bu yana hem Türkiye’de hem de dünyada muazzam bir dönüşüm gerçekleşti. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre Türkiye yenilenebilir enerjide kurulu güç bakımından Avrupa’da 5’inci ve dünyada 12’nci sırada yer alıyor. Biz Enerjisa olarak sektöre örnek olacak bu projeleri hayata geçirerek Türkiye’nin enerji dönüşümündeki başarısına doğrudan destek vermenin sorumluluğunu taşıdığımızı gösteriyoruz.

Ne umut verici ki 2023’te ilk kez güneş enerjisi yatırımları petrol kadar önem kazandı. Talep temiz enerjiden oldukça bu makas açılacak ve herkes için daha iyi bir gelecek adına önemli bir aşama kaydedilmiş olacak. Bu kapsamda bizim gibi yenilenebilir enerjiye inanan, geleceği burada gören ve İstanbul’un en büyük arazi GES projelerinden birini hayata geçirmemizi sağlayan Eyüpsultan Belediyesi’ne ve katkıları için de GBB Enerji A.Ş.’ye teşekkür ediyorum. Projede emeği geçen herkesi kutlarım.” dedi.

Jeotermal ısıtmalı teknolojik sera faaliyete başladı!

Yediyol Holding hayatın her alanında yenilenebilir ve sürdürülebilir jeotermal enerji yatırımlarına devam ediyor. Yediyol Holding markası Agrotermal seracılık bir milyon metrekarelik yatırımı ile Konya Tuzlukçu bölgesini jeotermal teknolojili sera alanında cazibe merkezine dönüştürüyor. Dev proje ile bölgede ilk etapta 1000 kişiye istihdam sağlamayı hedeflerken istihdamın tamamına yakını kadınlardan oluşacak ve bölgesel kalkınmaya destek verecek. Proje aynı zamanda minimum su tüketimi ile yüksek kaliteli ve sağlıklı ürün elde edilmesine imkân sağlıyor. Üretim ve ihracat yoğunluğu sebebi ile cari açık konusunda ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlayan yatırım projesi, mevsim koşullarına bağlı kalmadan 12 ay boyunca üretim yapabiliyor. Üretim sistemi yurt içi ve yurt dışı pazarında tüketicilere sürekli ve kaliteli ürün temini sağlarken aynı zamanda nitelikli iş gücü yetiştiriyor.

Hedef:  Tarım ihracatı konusunda dünyanın merkezi olmak

Yediyol Holding Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Şuheyp Mendi
Yediyol Holding Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Şuheyp Mendi

Konya Tuzlukçu bölgesinde yer alan 1 milyon metrekarelik projenin ilk etabı olan 50 bin metrekarelik alanın fide dikimleri gerçekleştirildi. Serayı ziyaret eden Konya Tuzlukçu Kaymakamı Eyyüp Tuğ, Konya Tuzlukçu Belediye Başkanı Nurettin Akbuğa, Yediyol Holding Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Şuheyp Mendi ve Yediyol Holding Genel Müdürü Erkan Şahinalp ilk fideleri dikti.

Konya Tuzlukçu Kaymakamı Eyyüp Tuğ katıldığı fide dikim töreninde bu yatırım sayesinde bölgenin tarım ihracatı konusunda dünyanın merkezi olacağına ve bölgesel kalkınma konusunda muazzam bir destek sağlayacağına inandığını belirtti. Projenin hedeflenen 1 milyon metrekare alanda üretime geçilmesi için Yediyol Holding ve Agrotermal seracılık yatırımına ellerinden gelen desteği vereceklerini söyledi.

Yediyol Holding Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Şuheyp Mendi konuşmasında; “Bugün 1 milyon metrekarelik Agro jeotermal ısıtmalı teknolojik sera projemizin birinci etabı olan 50 bin metrekarelik alanımızın fide dikim işlemlerini gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Bu büyük yatırım ile Konya Tuzlukçu bölgesini dünyanın jeotermal ısıtmalı teknolojik sera merkezi haline getirerek, Hollanda’nın tarım ihracatındaki tahtını sarsacak bir Türkiye için güç kaynağı olmak istiyoruz” dedi.

WhatsApp sohbet gizliliği artıyor!

Dünya genelinde milyonlarca kullanıcısı bulunan WhatsApp, gizlilik ve güvenlik konularında daha fazla kontrol sağlamak amacıyla yeni bir özelliği test ediyor. Android platformu için geliştirilen WhatsApp beta 2.24.4.14 güncellemesiyle birlikte ortaya çıkan bu özellik, kullanıcıların sohbet kilitlerini ana cihazlarından bağlı tüm diğer cihazlara otomatik olarak senkronize edebilmelerine olanak tanıyor.

Güncelleme ile beraber, ana cihazda bir sohbetin kilitlenmesi durumunda, bu kilit diğer bağlı cihazlara da anında uygulanacak. Bu da demek oluyor ki, kullanıcılar artık bir sohbeti sadece ana cihazlarında değil, aynı zamanda diğer bağlı cihazlarında da tek bir işlemle güven altına alabilecekler.

Bu özellik, özellikle birden fazla cihazı aktif olarak kullanan ve gizlilik konusunda hassas olan kullanıcılar için önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Önceki durumda, her cihazda ayrı ayrı kilitlenmesi gereken sohbetler, bu yeni güncelleme ile birlikte tek bir hareketle tüm bağlı cihazlarda koruma altına alınabilecek.

Güvenliğe verilen bu önem, bağlı cihazlardaki kilitli sohbetlere erişimi sınırlamak için gizli bir kodun kullanılmasına dayanıyor. Bu da kullanıcılara ek bir güvenlik katmanı sunarak sohbetlerin izinsiz erişimlere karşı daha etkili bir şekilde korunmasını sağlıyor.

WhatsApp’ın bu tür güncellemelerle kullanıcı deneyimini sürekli olarak geliştirmesi, uygulamanın rekabetçi mesajlaşma pazarında lider konumunu sürdürmesine katkı sağlıyor. Şu anda beta testi aşamasında olan bu özelliklerin, başarılı bir şekilde tamamlanmasının ardından geniş kullanıcı kitlesine sunulması bekleniyor.

Ultrason etiketi iç hastalık tespiti yapacak

0

MIT’in yeni ultrason etiketi iç organlarınızı hastalık açısından kontrol edebiliyor. MIT tarafından geliştirilen pul boyutunda yeni bir ultrason etiketi, organ sertliğinin izlenmesine ve hastalıkların ve tümör ilerlemesinin tespit edilmesine yardımcı olabiliyor.

Ultrason etiketi iç hastalık tespitinde testlerde başarılı oldu

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) mühendisleri, hastaların iç organlarını izlemek için yenilikçi bir ultrason etiketi geliştirdi. Yeni çıkartma kabaca posta pulu boyutunda ve cilde kolayca yapıştırılabiliyor. Çıkartma daha sonra iç organları karaciğer veya böbrek yetmezliği gibi hastalık belirtileri açısından izlemek üzere tasarlandı. Ayrıca katı tümörler gibi şeylerin ilerlemesini de izleyebilir. Yeni bir araştırmaya göre ses dalgalarını cilt üzerinden vücuda gönderebilen yeni bir yapışkan sensör geliştirildi. Bu dalgalar iç organlardan yansıyarak çıkartmaya geri dönüyor. Temmuz 2022’de tanıtılan daha önceki bir çıkartmanın geliştirilmiş hali olan yeni çıkartma, daha sonra organ sertliğinin bir işareti olarak okunabilecek yansıyan dalgaların desenini ölçüp takip edebiliyor.

Makalenin kıdemli yazarı, MIT’de makine mühendisliği profesörü Xuanhe Zhao: “Bazı organlar hastalığa yakalandığında zamanla sertleşebiliyor. Bu giyilebilir çıkartmayla, uzun süreler boyunca sertlikteki değişiklikleri sürekli olarak izleyebiliyoruz, bu da iç organ yetmezliğinin erken teşhisi için hayati önem taşıyor” diye ekledi.

Bu önermeye dayanarak ekip, organların sertliğini 48 saat boyunca sürekli olarak izleyebilen bir çıkartma geliştirdi. Üstelik çıkartma o kadar hassas ki, bir hastalığın ilerleyişini gösterebilecek hafif değişiklikleri tespit edebiliyor. Yapışkan sensör test edildiğinde sıçanlarda akut karaciğer yetmezliğinin erken belirtilerini tespit etti. Ancak henüz insan denekler üzerinde test edilecek. Araştırmanın başyazarı Hsiao-Chuan Liu: “Karaciğer veya böbrek naklinden hemen sonra bu etiketi bir hastaya yapıştırabileceğimizi ve organın sertliğinin günler içinde nasıl değiştiğini gözlemleyebileceğimizi hayal ediyoruz. Akut karaciğer yetmezliğinin erken tanısı varsa, doktorlar durumun ağırlaşmasını beklemek yerine hemen harekete geçebilirler” diyor.

Şu anda klinisyenler böbrekler ve karaciğer gibi organların sertliğini ölçmek için ultrason elastografisini kullanıyor. Bu teknik, el tipi bir probun vücuda ses dalgaları göndererek iç organların hafifçe titreşmesine ve karşılığında dalgalar göndermesine neden olan ultrason görüntülemeye benziyor. Prob, organın neden olduğu titreşimleri algılıyor ve bu model, organın ne kadar titrek veya sert olduğuna dönüştürülebiliyor.

TechOne VC portföyündeki girişim sayısını 36’ya çıkardı!

 2023 yılında 20 girişime yatırım yapan TechOne VC, 14 devam yatırımı gerçekleştirerek yatırım yaptığı toplam girişim sayısını 36’ya çıkardı. Girişim dünyasında attığı yeni adımlarla dikkat çeken TechOne VC, yeni girişimlere olan desteğini sürdürüyor. Bu kapsamda 2023 yılında 14’ü devam yatırımı olmak üzere 20 girişime yatırım yapan şirket, bugüne kadar yatırım yaptığı erken aşama girişim sayısını 36’ya yükseltti. Şu anda aktif olan 36 portföy şirketi 1600’den fazla kişiye istihdam sağlarken bu girişimlerin toplam cirolarının yüzde 93’ü ise global pazardan geliyor.

Geçtiğimiz yıl odak alanını Türkiye’den Orta ve Doğu Avrupa ile Baltık Ülkeleri’ne doğru genişleten ve küresel pazarlara açılma veya bulundukları ülkelerde pazar lideri olma potansiyeli yüksek olan girişimlere yatırım yapan TechOne VC, sahip olduğu geniş ağ ve stratejik iş birliklerini girişimlere açarak girişimlerin globalleşme yolculuklarına katkı sağlıyor. Bu kapsamda geçtiğimiz dönemde TechOne VC’nin gerçekleştirdiği yatırımlara DFF, Goldman Sachs, Endeavor ve EBRD gibi sektörün önde gelen yatırım şirketleri katıldı.

Yatırımlarda hangi kriterler dikkate alınıyor?

Yatırım kararlarını alırken ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) kriterlerini dikkate alan TechOne VC, yatırım yaptıktan sonra belirlenen etki hedeflerinin izlenmesi tarafında da çalışmalara başlamış durumda. Mevcut portföy şirketlerine etki skorlamasını entegre ederek sürdürülebilirlik odağını geliştiren fonun yatırımlarının yüzde 60’ını 2X kriterlerine uygun cinsiyet dengesini gözeten yatırımlar oluşturuyor. Ek olarak, veri-odaklı risk sermayesi anlayışını benimseyen TechOne VC, büyük veri setlerini özel olarak geliştirdiği bir platform aracılığıyla işleyerek, potansiyel yatırımların değerlendirilmesinde daha objektif ve kapsamlı bir bakış açısı sunuyor.

 TechOne VC Yönetici Ortağı Yiğit Arslan 2023 yılı yatırımlarıyla ilgili yaptığı açıklamada, “Kurulduğumuz günden bu yana erken aşama girişimleri desteklemek adına yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Veri-odaklı yaklaşımımızla birlikte alanlarında geleceğin pazar lideri olma potansiyeli taşıyan girişimci takımlarla yatırım yaparak portföyümüzü genişletiyoruz. Geleceğin lider şirketlerini, işini tutkuyla yapan ve küresel vizyona sahip ekiplerin kuracağına inanıyoruz. TechOne VC olarak, girişimlere stratejik ve operasyonel anlamda değer katmaya devam edeceğiz. 2024 yılında yatırımcısı olduğumuz girişim sayısını 40’ın üzerine çıkarmak istiyoruz.” dedi.

BAE Systems drone tanıtımı yaptı!

BAE Systems, gelecekteki gelişmelerin bir teaserında, 4-8 Şubat tarihlerinde Suudi Arabistan’ın Riyad kentinde düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’nda gelecekteki insansız hava aracının bir modelini sergiledi. BAE Systems yakın zamanda Riyad’daki Dünya Savunma Fuarı’nda yaklaşmakta olan insansız hava aracının bir modelini sergiledi ve askeri teknolojinin geleceğine dair umut verici bir bakış sundu. BAE Systems’e göre, bir Raymond Chandler romanından daha fazla gizemle dolu bu kitap, bize gelecekteki askeri insansız hava araçlarının nasıl görünebileceğine dair bir ipucu veriyor.

BAE Systems drone gösterimi yaptı

BAE Systems’in fuardaki sunumunda, yeni drone’larının bir modeli yer alıyordu ve ilgi çekici bir şekilde adı veya yetenekleri gibi belirli ayrıntılardan yoksundu. Ancak tasarımı bazı ipuçları verdi. Drone, yüksek hızlı uçuş potansiyeline ve radar tespitinden kaçmak için gizlilik özelliklerine işaret eden, belirgin bir şekilde kırpılmış elmas delta kanadına sahipti. Jet tahriki, V şeklindeki kuyruğu, açılı gövdesi, örtülü egzozları ve koyu kaplaması, gizlilik ve verimliliğe verdiği önemi daha da vurguluyordu. Drone, transonik veya süpersonik hızlarda performans gösterebileceğini ve küçük bir radar kesitine sahip olduğunu gösteren, kırpılmış bir elmas delta kanadına sahip. BAE Systems drone projes

BAE Systems, drone’un özellikleri hakkında ağzı sıkı kalırken, bunun saldırı, istihbarat toplama, gözetleme, keşif (ISR) ve hava kontrolü dahil olmak üzere çeşitli askeri işlevleri geliştirmeyi amaçlayan orta büyüklükte bir Mürettebatsız Hava Sistemi (UAS) olduğunu ortaya çıkardı. Drone’un tasarımında, BAE Systems’in insansız hava teknolojisindeki yeniliğe olan bağlılığını yansıtan tek bir jet motoru ve benzersiz bir kanat ve kuyruk konfigürasyonu bulunuyor. Yeteneklerini çevreleyen gizliliğe rağmen, BAE Systems’in drone’u kamuya açıklama kararı, onun askeri savunmaya potansiyel katkısına olan güvenlerini gösteriyor.

Bu drone modelinin tanıtılması, gelecekteki askeri operasyonlar üzerindeki potansiyel etkisi konusunda yaygın bir merak uyandırdı. Ancak kavramsal aşamanın ötesine geçip geçmeyeceği BAE Systems’in ileriye dönük stratejik kararlarına bağlı. Bununla birlikte sergi, askeri drone teknolojisinde gelecekte neler olabileceğine dair heyecan verici bir ön izleme işlevi gördü.

Dünyanın ilk süper barajı Çin’den!

Çin, diğer tüm ülkelerden daha fazla büyük baraj inşa ederek, baraj inşaatı konusunda dünya lideri olduğunu dünyaya kanıtlamış ve dünya çapındaki konumunu sabitlemiş durumda. Aynı zamanda ‘Üç Geçit Barajı’ olarak bilinen dünyanın en büyük hidroelektrik santralinin üretiminde de dünyaya öncülük etme başarısını gösterdi. Ülke artık, türünün ilk örneği olan dünyanın ilk süper barajını inşa ederek lider konumunu ve hakimiyetini korumayı hedefliyor.

Tamamlandığında dünyanın ilk süper barajı olacak

Çin’in 14. Beş Yıllık Planı kapsamında 2021 yılında duyurulan süper baraj, Hindistan’ın Brahmaputra Nehri olarak da bilinen Yarlung Zangbo Nehri için planlanıyor. Tibet’teki Himalaya eteklerinde yer alan bu sistem, bölgenin nehirlerinde ve kayalıklarında depolanan büyük potansiyel enerjiyi hedef alıyor. Three Gorges Barajı’nın elektrik üretim kapasitesini üç kat aşması beklenen proje, Çin’in karbon emisyonlarını azaltma hedefleriyle uyumlu olup, 2030 yılına kadar emisyonların en yüksek düzeye çıkarılmasına ve 2060 yılına kadar karbon nötrlüğüne önemli ölçüde katkıda bulunabileceğini öne süren projeksiyonlar bulunmakta.

Ne yazık ki, bu plan hem yurt içinde hem de yurt dışında tonlarca tartışmaya yol açtı. Eleştirmenler, Three Gorges Barajı’nın inşaatı ve inşaatı sırasında 1.25 milyondan fazla insanın yerinden edileceğini tahmin ediyor. Bu durum, rahatsız edici emsaller olarak doğal yaşam alanlarının bozulmasıyla daha da alevlendi. Yarlung Zangbo Barajı ile ilgili buna benzer sorunların potansiyel olarak ağırlaşmasının ardından endişeler ortaya çıktı. Bu aynı zamanda dünyanın en derin kanyonunda inşa edildiğini de hesaba katıyor.

Dahası, başta Hindistan ve Bangladeş olmak üzere komşu ülkeler endişelerini dile getirdikçe jeopolitik gerilimler de ortaya çıkıyor. Aşağı havzadaki ülkeler büyük ölçüde nehrin sularına bağımlı ve akışındaki değişiklikler korkunç sonuçlara yol açabiliyor. Buna karşılık Hindistan, olası etkileri azaltmak için Brahmaputra kolunda kendi hidroelektrik projesini planlıyor.

Çin’in projesiyle ilgili şeffaflığın olmayışı korkuları artırıyor. Bazıları Çin’i, itirazları etkili bir şekilde dile getirmek için çok geç olana kadar uluslararası muhalefeti bastırmak için projeyi gizlemekle suçluyor. Etiyopya’nın Mavi Nil üzerindeki tartışmalı barajı ve Orta Doğu’daki Dicle-Fırat Nehri kompleksi üzerindeki rekabetler de dahil olmak üzere su kaynaklarına ilişkin benzer anlaşmazlıklar küresel olarak ortaya çıktı.

Yapay zeka endişelendiriyor!

Yapay zeka tarafından üretilen yanlış bilginin sebep olduğu dezenformasyon, dünya çapında yaklaşık 3 milyar insanın sandık başına gideceği seçimler yılı 2024’ün en önemli küresel riskleri arasında gösterildi. Güncel bir araştırma, her beş kişiden üçünün yapay zeka tarafından üretilen yanlış bilgilerden endişe duyduğunu ortaya koydu. 

2024’ün dünya çapında yaklaşık 3 milyar seçmenin sandık başına gideceği bir yıl olması, dezenformasyon ve yanlış bilgi sorununu yeniden kritik hale getirdi. Dünya Ekonomik Forumu 2024 Küresel Riskler Raporu önümüzdeki iki yıl için dezenformasyon sorununu küresel riskler arasında ilk sıraya koydu. Üretken yapay zekanın yanıltıcı içerik oluşturma yetkinliği ve deepfake gibi yapay zeka destekli dezenformasyon teknikleri ise bu sorunu derinleştiriyor. Türkiye’nin de mart ayındaki yerel seçimlere hazırlandığı bu dönemde, yapay zeka destekli uygulamalar ve bilgi operasyonları konusunda farkındalık oluşturmak ve seçmenleri bilgilendirmek için Yapay Gündem adı verilen bir platform oluşturuldu. Yapay Gündem, doğrulama platformu Teyit’in Eş Kurucusu Gülin Çavuş ve Uppsala Üniversitesi araştırma mühendisi Mert Can Yılmaz tarafından kuruldu.

Beş kişiden üçü yapay zekanın ürettiği yanlış bilgiden endişe duyuyor

ABD ve Birleşik Krallık’ta 10 bin kişiyle yürütülen bir araştırma, her beş kişiden üçünün yapay zeka tarafından üretilen yanlış bilgiden endişe duyduğunu ortaya koydu. Geçtiğimiz haftalarda, Kasım 2024’teki başkanlık seçimine hazırlanan ABD’de, yapay zeka tarafından üretilen sahte bir mesaj, New Hampshire’daki Demokrat seçmenleri ABD Başkanı Joe Biden’ın sesiyle “oy vermemeye” çağırmıştı. Benzer yapay zeka tekniklerinin tehlikelerini hatırlatan Yapay Gündem Kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Gülin Çavuş, “İnsanlık 21. yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarına doğru ilerlerken yapay zeka teknolojilerinin kazandığı muazzam bir ivmeye tanıklık ediyoruz. Önümüzdeki yüzyılda insanlığın içine düşeceği dramatik bir değişim ve dönüşüm sürecine odaklanmak durumundayız. Bir yandan yapay zeka gibi teknolojik yeniliklerin getirdiği heyecan, diğer yandan bu yeniliklerin bizi bir distopyaya hapsetme ihtimali var. Hayatın her alanını radikal bir dönüşüm sürecine sokma gücüne sahip teknolojiler artık herkesin parmaklarının ucunda. Bu sürecin insanlığı hangi noktaya taşıyabileceğine dair konuları tartışmak istiyoruz” dedi.

Mart 2024 yerel seçimlerine özel bülteniyle yayına başlayacak

Okurlarına podcast yayınları ve e-posta bültenleri aracılığıyla seslenecek Yapay Gündem’in ilk odağının Mart 2024’te gerçekleştirilecek yerel seçimler olduğunu belirten Mert Can Yılmaz, “İki haftada bir yayımlanacak e-posta bülteninde, yapay zeka destekli dezenformasyonun seçimler üzerindeki potansiyel etkisini analiz edeceğiz ve seçmenlerin bilinçli kararlar vermesine yardımcı olacak bilgiler sunacağız. Yapay zeka teknolojilerinin toplumsal yansımalarına ilişkin özel olarak tasarlanmış e-posta bültenimizde, ulusal ve uluslararası alanda yapay zeka, medya ve demokrasi üzerine uzman akademisyenlerin, gazetecilerin ve hukukçuların görüşlerine de yer vereceğiz. Bültenler aracılığıyla yapay zeka teknolojilerinin seçim süreçlerine ve genel anlamda demokrasiye yönelik potansiyel olumlu ve olumsuz etkilerine ilişkin analizler ve Türkçe eğitsel materyaller sunacağız” ifadelerini kullandı.

Yapay zekanın etik kullanımına da odaklanacak

Teyitçilik ve medya okuryazarlığı konularında sık sık konuşmacı olan ve eğitimler veren, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Türkiye Ulusal Komitesi Üyesi ve Avrupa Doğruluk Kontrolü Standartları Ağı’nın Yönetim Kurulu Üyesi Gülin Çavuş, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı:

“Otoritelerin ve kamuoyunun gelişen teknolojilerin kullanım çerçevelerini belirleme hızları, çoğunlukla bu teknolojilerin gelişme hızlarının gerisinde kalıyor. Üretken yapay zekanın potansiyeli ve deepfake gibi yapay zeka destekli dezenformasyon teknikleri, demokrasiler üzerinde olumsuz etkilere de sebep olabilir. YapayGundem.com adresinde yayın hayatına başlayacak platformumuz, yapay zeka uygulamalarının etik kullanımı hakkında farkındalık yaratma ve bu konuda Türkçe kaynak eksikliğini giderme görevini de üstlenecek. Yapay zekanın risk ve fırsatlarının yanı sıra bilgi operasyonu kavramını okurlarımıza ve dinleyicilerimize aktararak, eleştirel medya okuryazarlığını destekleme amacıyla çalışacağız.”

Kendi kendine öğrenen robot kapı kolu açıyor

0

Carnegie Mellon Üniversitesi araştırmacıları, robotların yeni zorluklarla karşılaştıkça özerk bir şekilde öğrenmelerini sağlayan devrim niteliğinde bir eğitim programı tasarladı. Haoyu Xiong, Russell Mendonca, Kenneth Shaw ve Deepak Pathak’ın öncülük ettiği ekibin yöntemi, robotların sürekli insan müdahalesi olmadan yeteneklerini kademeli olarak geliştirmelerine olanak tanıyor.

Kendi kendine öğrenen robot öğrenerek ilerliyor

Geleneksel olarak robotlar belirli görevlerle programlanır ve bu durum onların yeni durumlara uyum sağlama yeteneklerini sınırlıyor. Ancak bu yenilikçi program, robotların temel bilgilerle başlamasına ve bunları uygulamalı deneyim yoluyla geliştirmesine olanak tanıyor. İnsan rehberliğine ve örneklere dayanan geleneksel yöntemlerin aksine bu yaklaşım, robotların yeni senaryolara özerk bir şekilde uyum sağlamasını sağlayarak çok yönlülüklerini ve bağımsızlıklarını artırıyor.

Ekip üyesi Deepak Pathak bir röportajda: “Robotların, içinde bulunduğunuz her yeni senaryo türü için test zamanında örnekler vermeye devam edecek insanlara güvenmeden, robotların özerk bir şekilde çalışmasını istiyorsunuz” dedi. Araştırmacılar, kapıları ve çekmeceleri hareket ettirmek için özel olarak tasarlanan, tek kol ve tokalı el ünitesiyle donatılmış özel bir robot üretti. Tokasını kullanarak kapıları açmak üzere eğitilen robot, pratik yaparak tekniklerini yavaş yavaş geliştirdi. Dikkat çekici bir şekilde, projenin 25.000 dolar tutarındaki maliyeti, uyarlanabilir öğrenme yetenekleriyle donatılmış diğer benzer robotik sistemleri önemli ölçüde geride bırakıyor.

Bu buluş, etkili eğitim için robotları gerçek dünya koşullarına maruz bırakmanın önemini vurguluyor. Robot eğitimine ilişkin araştırmaların çoğu kontrollü laboratuvar ortamlarında gerçekleştirilirken, bu çalışma gerçek dünyaya maruz kalmanın öneminin altını çiziyor. Robotların farklı ortamlarda öğrenmesine olanak tanıyarak gerçekliğin karmaşıklığına daha iyi uyum sağlayabilir.

Dış mekan deneyleri sırasında araştırmacılar, robotun farklı türdeki kapı kollarına uyum sağlama yeteneğini gözlemledi. Tanıdık bir kapı koluyla karşılaştığında robot kapıyı zahmetsizce açtı. Ancak alışılmadık bir düğmeyle karşı karşıya kalan robot, önceki deneyimlerinden edindiği bilgileri kullanarak bir çözüm geliştirdi ve dinamik öğrenme kapasitesini sergiledi. Bu yeni eğitim programıyla robot, bazı denemeler 30 dakika kadar sürse bile, kapı ve çekmeceleri açma konusunda yüzde 95 gibi etkileyici bir başarı oranına ulaştı. Bu, robotun bağımsız olarak uyum sağlama ve öğrenme yeteneğini vurgulayarak robotik araştırmalarında önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Kendi kendine öğrenen robot için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Yeni nesil otomobil üreticisi Türkiye’de!

0

Çin’in en büyük yeni nesil otomobil üreticilerinden Hozon Neta, Türkiye operasyonlarını hayata geçirmeye başladı. İstanbul Kağıthane’deki “GRS Automobility” tesisiyle ilk showroomun kapılarını açan markanın yakın zamanda duyurulan kompakt SUV modeli de satışa sunuldu. 1 milyon 649 bin TL’lik fiyat etiketiyle satışa sunulan Neta U hem online hem de fiziksel showroom vasıtasıyla satın alınabiliyor. Markaya dair önemli bilgiler veren GRS Automobility Genel Müdürü Vedat Uygun, hayata geçirilen yeni yönetmelik kapsamında sahadaki çalışmalarının tüm hızıyla devam ettiğini belirtirken, Hozon Neta’nın Avrupa pazarına giriş yaparken ülkemizi güçlü bir üretim üssü olarak değerlendirdiğine ve yatırım sinyali verdiğine dikkat çekti.

Elektrikli araç üretiminde Dünya’daki ilk 10 üretici arasında yer alan Hozon Neta, Neta U modeliyle Türkiye pazarına giriş yaptı. Kompakt SUV modeli Neta U; zengin güvenlik ve teknoloji ekipmanları ve 420 kilometre menzile sahip CATL bataryasıyla kendi sınıfının iddialı modelleri arasında yerini alacak. 1 milyon 649 bin TL’lik satış fiyatına sahip olan Neta U, ayrıca sınıfının en geniş arka diz mesafesini sunan SUV olarak ön plana çıkıyor. V2L fonksiyonu sayesinde tıpkı bir jeneratör gibi enerji kaynağı haline dönüşerek farklı elektronik cihazları şarj edebilen dinamik SUV modelde, tek pedal sürüş modu, yüksek konfor ve teknoloji donanımları, her biri 8 inç olan iki ayrı dokunmatik ekran, premium materyallerle bezenmiş iç mekân öne çıkıyor. Birçok aktif ve pasif güvenlik ekipmanıyla donatılan Neta U modelinin C-NCAP testlerinden 5 yıldız aldığı belirtiliyor. Sadece 30 dakikada yüzde 30’dan %yüzde 80’e hızlı şarj özelliğiyle öne çıkan kompakt SUV modelde, mevsimsel farklılıklarda sürüş menzilini koruma altına alan Hozon Neta’nın patentli batarya ısı yönetim sistemi de standart olarak sunuluyor.

Türkiye üretim için güçlü aday

GRS Automobility Genel Müdürü Vedat Uygun
GRS Automobility Genel Müdürü Vedat Uygun

Türkiye’deki ilk fiziksel showroom’u İstanbul Kâğıthane’de açılan Hozon Neta’nın ikinci showroom’u da Mart ayında açılacak. Öte yandan GRS Automobility Genel Müdürü Vedat Uygun hem online hem de offline kanallar üzerinden de satışa başlayan Hozon Neta ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Uygun, “Yakın zamanda yürürlüğe giren yönetmelik kapsamında satış sonrası hizmetlerimiz üzerinde çalışmaya tüm hızımızla devam ediyoruz. İyi kurgulanmış satış sonrası hizmetlerinin ve yaygın servis ağının, müşteri memnuniyetinin, markamıza duyulacak aidiyet duygusunun satış rakamlarından çok daha önemli olduğunu vurgulamıştık, tekrar vurguluyoruz. Diğer yandan Hozon Neta, global stratejileri çerçevesinde, yılın ikinci çeyreğinde Avrupa pazarına giriş yapacak. Büyük Avrupa pazarı için ülkemiz, güçlü bir üretim üssü olarak değerlendiriliyor ve üretime yatırım konusunda önemli bir aday olarak görülüyor.” dedi.

Cam seramik nükleer atık depolama için kullanılabilecek

0

Yeni bir cam seramik nükleer atık depolamanın geleceği olabilir. Saskatchewan Üniversitesi’nden bir araştırma ekibi, yeni bir cam-seramik kompozitin nükleer atıkların daha iyi, daha güvenli depolanması için gerekli tüm özelliklere sahip olabileceğini buldu.

Cam seramik nükleer atık depolama için gelecek sunabilir

Korozyona dayanıklı yeni kompozit, mevcut endüstriyel standart kaplardan daha büyük depolama kapları üretebiliyor. Sonuçları geçerliyse, bu nükleer endüstri için, özellikle de yeniden kullanılamayan nükleer atıkların güvenli bir şekilde nasıl bertaraf edildiği konusunda devrim niteliğinde olabilir. Bir yıl süren çalışmanın ardından bulgularını yayınlayan Saskatchewan Üniversitesi doktora öğrencisi Mehrnaz Mikhchian: “Basitçe söylemek gerekirse, nükleer atıkların kontrol altına alınması için en iyi adayı bulmak istiyoruz” diye açıklıyor.

Nükleer enerji, fosil yakıtlara daha temiz bir alternatif olma potansiyeline sahip. Ancak iki ana zorluk yaygın şekilde benimsenmesini engelledi: çevreye sızmanın önlenmesi ve büyük miktarlarda atığın güvenli bir şekilde bertaraf edilmesi. Nükleer atıkların depolanması, insan sağlığının ve çevrenin korunmasını sağlamak amacıyla katı düzenlemelere ve güvenlik standartlarına tabi. Depolama kabının seçimi, radyoaktivitenin türü ve seviyesi ile uzun vadeli güvenlik ve güvenliğin dikkate alınması gibi çeşitli faktörlere bağlı. Örneğin, yüksek seviyeli nükleer atık (HLW), nükleer atıkların en radyoaktif ve tehlikeli biçimi. Esas olarak reaktörlerden gelen kullanılmış nükleer yakıttan oluşuyor. HLW genellikle metal kutulardan veya beton fıçılardan yapılmış özel kaplarda depolanıyor.

Orta düzey atık (ILW), reaktör bileşenleri, kirlenmiş ekipman ve tıbbi ve endüstriyel uygulamalardan kaynaklanan bazı atıklar dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan gelen radyoaktif malzemeleri içeriyor. ILW, HLW’ye benzer şekilde, genellikle betonarme kaplarda veya metal varillerde depolanıyor. Düşük seviyeli atık (LLW), nükleer tesislerden gelen kontamine koruyucu giysiler, aletler ve ekipmanların yanı sıra tıbbi tesislerden ve araştırma laboratuvarlarından gelen malzemeler gibi daha az radyoaktif malzemeleri içeriyor. LLW genellikle özel olarak tasarlanmış çöplüklerde veya sığ mezarlık alanlarında depolanıyor. Birçok ülke şu anda yüksek seviyeli nükleer atıkların bertaraf edilmesi için kalıcı bir çözüm olarak derin jeolojik depoları araştırıyor veya inşa ediyor. Bu teknik, atıkları çevreden izole etmek için yerin derinliklerine sabit jeolojik oluşumlara gömmeyi içeriyor. Ancak USAsk’ın yeni bulguları yardımcı olabilir.

QNBEYOND Hızlandırma Programı 6.Dönem başvuruları açıldı!

QNB Finansbank‘ın inovasyon laboratuvarı QNBEYOND, Hızlandırma Programı’nın 6. Dönemi için başvuruları almaya başladı. Midas, ikas, KolayBi, HockeyStack, Wope, Novus gibi birçok başarılı girişimin mezun olduğu program, bugüne dek 43 mezun verdi ve mezunların bugüne dek aldığı toplam yatırım ise 100 milyon dolar üzerinde. 

QNB Finansbank çatısı altında kurulan ve bir girişimcilik laboratuvarı olarak faaliyetlerine devam eden QNBEYOND Hızlandırma Programı’na kabul edilen girişimler altı ay süreyle birçok iş ortağı ile tanışırken hibe desteğinden yararlanacak ve güçlü mentor ağına erişim sağlayabilecekler. QNB Finansbank üst yönetimi ile eşleşerek düzenli olarak birlikte çalışma imkanından da yararlanacak olan girişimler, Ekim 2024’te yapılacak Demo Day ile programdan mezun olacaklar.

Güçlü mentor ağından faydalanma imkanı

Sektör profesyonelleri ve QNB Finansbank çalışanlarından oluşan 130 kişiyi aşkın güçlü bir mentor ağına sahip olan QNBEYOND, girişimcilerin ihtiyaç duyabileceği neredeyse tüm konular için alanında uzman bir mentora sahip.  Ayrıca hızlandırma programına katılan girişimlere Amazon Web Services, Google Cloud, Microsoft Azure gibi servis sağlayıcılar; Notion, HubSpot, Docsend, New Relic, Miro, Remote, Asana gibi yabancı servisler ve Fol, iyzico ve TalentGrid gibi şirketlerden on binlerce dolar değerinde indirim fırsatı da sunuluyor.

QNBEYOND 5. Dönemden kimler mezun olmuştu? 

Exportal: İhracatını artırmak isteyen Türk firmalar ve yurt dışında bulunan ithalatçılar için özel olarak tasarlanmış; ürün çeşitliliği, sade arayüzü ve 10+ dilde destek verebilen ekibiyle ithalat & ihracat süreçlerini uçtan uca kolaylaştıran yeni nesil B2B ticaret portalıdır.

Flowla: Flowla, satış ekiplerinin tüm döküman, aksiyon ve iletişimini tek bir linkte müşterileri ile paylaşmasını sağlar. Satış sürecini adım adım ilerleyen bir dijital akış haline getirerek hız ve dönüşümü arttıran bir platformdur.

Novus: İçerik üretimi ihtiyacı olan şirketler için güncel, güvenilir ve kuruma özel yapay zeka çözümleri sunan bir platform.

Searchbase: Searchbase, şirketlerin LLM’leri kullanırken yaşadığı hafıza problemini ve getirdiği yüksek ücret yükünü 10 kat daha ucuza ve kullanıcı deneyimini iyileştirerek çözen bir araçtır.

Udext: Udext, saha çalışanları ve şirketleri arasındaki iletişim kanallarını ön hazırlık gerektirmeden kuran, çeşitli otomasyonlarla etkileşimi ve operasyonel verimliliği arttıran bir iletişim platformudur.

Videolity: Yapay zeka ile herhangi bir videodaki ürünleri anında alışveriş yapılabilir formata getiren, e-ticaret yapan şirketler için B2B SaaS platformudur.

WeFarm: Boş tarlaları üretim yapan çiftliklere dönüştüren ve sahiplerine gelir yaratan yeni nesil bir tarım teknolojisi platformudur.

Wope: Wope, işletmelerin büyük yatırımlar yapmaksızın dijital büyümelerini hızlandıran ve SEO stratejilerini AI ile güçlendiren bir dijital büyüme platformudur.

Başvuru linki 

QNBEYOND Hızlandırma Programı 6. Dönemine başvuracak olan girişimler, ürünleri, hizmet ya da teknoloji açısından yenilikçi ve ölçeklenebilir ise, başarıya ulaşmak için yetkin ve bu işe kendini adamış bir ekibe sahip ise, QNB Finansbank ve iştirakleri ile iş birliği yapabilme fırsatı elde edecekleri programa link üzerinden başvuruda bulunabilecekler.

Radyo istasyonu kulesi çalındı!

Alabama’daki bir radyo istasyonu, hırsızların 60 metrelik radyo kulesini çalmasının ardından geçici olarak kapanmak zorunda kaldı. Guardian’ın ilk öğrendiğine göre, Jasper, Alabama’daki bir istasyon olan WJLX’e, hırsızların geçen hafta istasyonun AM kulesini ele geçirmesinin ardından Federal İletişim Komisyonu (FCC) tarafından yayının durdurulması emri verildi.

Radyo istasyonu kulesi hırsızlığı

WJLX’in genel müdürü Brett Elmore: “Bunca yıldır bu işte, işin etrafında, buna benzer şeylerde bulundum, hiç böyle bir şey görmedim. 60 metrelik bir kulenin çalındığını duymazsınız” dedi. WBRC’nin haberine göre Elmore, hırsızlığın ilk olarak geçen hafta kulenin yakınındaki alanı düzenli olarak yöneten bir çevre düzenleme ekibi tarafından keşfedildiğini söyledi. Radyo istasyonu kulesi hırsızlığı, çevre kontrolü sırasında tespit edildi.

Radyo kulesi daha önce yerel bir kümes hayvanı fabrikasının arkasındaki ormanlık bir alanda bulunuyordu. Elmore, hırsızların kulenin tellerini kestiğini ve bir şekilde onu kaldırdığını söyledi. Hırsızlar ayrıca yakındaki bir binadan istasyonun AM vericisini de çaldı. Elmore hırsızlığı hemen bildirdi ancak yerel polisin de bu küstah soyguna aynı derecede şaşırdığını söyledi. Hırsızlığın küçük radyo istasyonu için önemli bir etkisi oldu. Elmore, istasyonun mülkünün sigortalı olmadığını söyledi. Elmore, kuleyi değiştirmenin istasyona 100.000 ila 150.000 dolar arasında bir maliyete mal olabileceğini, bunun da “sahip olduğumuzdan daha fazla para” olduğunu söyledi.

FCC ayrıca, hırsızlık nedeniyle istasyonun yayından kaldırılması gerekeceğini bildirdi. WJLX’in FM vericisi ve kulesi halen mevcut olsa da, AM istasyonu yayında değilken FM vericisini çalıştırmasına izin verilmiyor. Elmore, “Bu çok büyük bir kayıp. İnsanlar bize ulaştı ve nasıl yardım edebileceklerini sordular. Ancak 60 metrelik bir kuleniz ve bir AM vericiniz olmadığı sürece nasıl yardımcı olabileceğinizi bilmiyorum” dedi. Kule hırsızlığı haberi viral hale gelirken Elmore, birçok kişinin kendisine ve yerel polise kulenin ortadan kaybolmasıyla ilgili kendi teorileriyle ulaştığını söylüyor. Elmore, hırsızların vurduğu tek istasyonun WJLX olmadığını da sözlerine ekledi. Yaklaşık altı ay önce yakındaki bir radyo istasyonunun klima ünitesi, bakır boruları ve diğer malzemeleri çalınmıştı.

Romantik dolandırıcılara kanmayın!

Mesajlaşma uygulamalarını kullanan kişi sayısı 2023 yılında 3,3 milyarı aştı. En çok kullanılan uygulamalar arasında WhatsApp, Facebook Messenger ve WeChat geliyor.

Dolandırıcılar bu platformlara para ya da veri aşkıyla bakıyor. Mesajlaşma uygulamaları diğer tehditlerin yanı sıra hem kimlik avı hem de çevrimiçi aşk dolandırıcılığı için bir platform haline dönüşüyor. 2019’dan 2022’ye kadar ABD Federal Ticaret Komisyonu’na  bildirilen aşk dolandırıcılığına atfedilen kayıp miktarı 493 milyon dolardan 1,3 milyar dolara yükseldi. Sosyal ağlar ve mesajlaşma uygulamaları, 2022’de bir aşk dolandırıcılığı nedeniyle para kaybettiğini söyleyenlerin yüzde 59’u için ilk iletişim platformuydu. 

Dolandırıcılık yöntemleri değişiyor

Genel dijital güvenlik farkındalığının artmasıyla birlikte dolandırıcıların taktikleri de değişiyor. Bağlantı kurdukları kişilere  bir riskli cümle gönderiyorlar: “Hadi gidip başka bir yerde sohbet edelim.” Genellikle kurban, üçüncü taraf uygulama mağazalarında veya web sitelerinde sunulan yeni ve bilinmeyen bir uygulamaya yönlendirilir. Bu sayede kullanıcıdan akıllı telefondaki özel verileri okuyabilen casus araçları indirmesini sağlar. Bu gibi durumlarda en güçlü silah arka planda çalışan uygulamanın şüpheli faaliyetlerini tespit edebilecek güvenilir bir siber güvenlik çözümüne sahip olmaktır.

Romantik ilişki dolandırıcılıkları nasıl çalışıyor?

Dolandırıcılar, arkadaşlık sitelerinde sahte kimliklere bürünür. Yalnız kişilerle arkadaş olarak, bu kişilerle yakın bir ilişki kurar ve bu kişilere evlilik teklifinde bile bulunabilirler. Ancak kısa süre sonra para veya kullanabilecekleri yeni bir banka hesabı açmanızı isteyebilirler. Dolandırıcılıklarını ilerletmek için bu hesapları kullanır ve romantik ilişki kurbanını bir para kuryesine dönüştürürler.

Romantizm dolandırıcılığının farkına nasıl varırsınız?

Buluşmadan kaçınmak için bahaneler uydurmak: Dolandırıcı, defalarca bunu yapmaya istekli olduğunu belirtmesine rağmen yüz yüze görüşmekten kaçınacaktır.

İşler çok hızlı ilerliyor: Yeni “partneriniz” sadece birkaç gündür sohbet ediyor olmanıza rağmen derin bir ilgi/şefkat ve belki de yakınlık arzusu ifade edecektir.

Para istemek: Romantik dolandırıcılar genellikle neden bir an önce paraya ihtiyaç duyduklarına dair yürek parçalayıcı bir hikayeyle gelirler. Ayrıca borçlarını faiziyle ödeyebilecek ancak “şu anda fonlarına erişemeyen” zengin insanlar olarak da poz verebilirler. 

Güvenli iletişimden ayrılmak: Dolandırıcı, doğrudan iletişim kurmak için bir arkadaşlık hizmetinden veya sosyal medya sitesinden ayrılmayı isteyebilir. Yalnızca katı uygulama inceleme politikalarına sahip güvenilir uygulama mağazalarını kullandığınızda dolandırılma ihtimaliniz de hızla azalacaktır.

Akıllı telefonunuzda güvenlik yazılımı olsun

Kötü amaçlı bir uygulama indirmiş olmanız durumunda, telefonunuzda güçlü bir antivirüs yazılımı bulundurmanız iyi olacaktır. Bu, özellikle uygulamanın tamamen işlevsel olduğu ve herhangi bir belirgin kırmızı bayrak göstermediği durumlarda yararlı olabilir. ESET Mobile Security (EMS), yükleme gerçekleşmeden önce bile indirme işlemi sırasında tehditleri algılayabilir ve engelleyebilir. Bu, tehdidin kullanıcıya asla ulaşmayacağı anlamına gelir. EMS, var olan uygulamaları taramak için de kullanılabilir. Kullanıcıya indirme klasörlerindeki tüm dosyaları açıldığında, oluşturulduğunda veya çalıştırıldığında kötü amaçlı kodlara karşı tarayan gerçek zamanlı dosya sistemi koruması sağlar.   Kötü amaçlı bir uygulamayı çalıştırma veya indirme durumunda kullanıcıları kötü amaçlı kodun tespit edildiği konusunda uyarır.

Pakistan seçim için interneti kapattı!

Pakistan seçim gününde telefon ve internet hizmetlerini kesti. Üst düzey bir bakanlık, Güney Asya ülkesi ulusal seçimlere başlarken Pakistan’ın “olası tehditlerle” mücadele etmek için ülke çapında cep telefonu ağını ve internet hizmetlerini geçici olarak askıya aldığını söyledi.

Pakistan içişleri bakanlığı yaptığı açıklamada, bu hareketin ülkedeki son terör olaylarından kaynaklandığını söyledi. Yerel gazeteciler X’te internete kablolu geniş bant bağlantılarıyla erişilebildiğini bildirdi. Ancak kesintileri takip eden bağımsız bir hizmet olan NetBlocks, daha sonra Pakistan’ın internet hizmetlerini de engellemeye başladığını söyledi.

Pakistan seçim sırasında iletişimi kesti

Her ne kadar bir ülkenin önemli günlerde mobil ağları ve interneti kapatması eşi benzeri görülmemiş bir durum olmasa da ülke çapında bir blokaj halen devam ediyor. Komşu ülke Hindistan’ın yanı sıra Uganda ve Etiyopya da dahil olmak üzere diğer ülkelerdeki hükümetler de geçmişte benzer hamleler yapmıştı. İfade özgürlüğünün savunucuları geçmişte hükümetleri mobil ağ kapatmalarının aşırı kullanımı olarak gördükleri için eleştirmiş, siyasi oylamalar sırasında bilgiye ve iletişime erişimin daha da fazla sürdürülmesi gerektiğini savunmuştu.

İletişim kanallarının kesilmesi, güvenlik konusundaki endişeleri de gündeme getiriyor. Seçim sırasında yapılan herhangi bir usulsüz hareket büyük bir probleme neden olabiliyor. İçişleri Bakanlığı’nın terör tehditleri ve toplumsal huzursuzluk nedeniyle internet hizmetlerini kapattığı bir geçmişi var. Ayrıca yakın zamanda hapisteki eski Başbakan İmran Han’ın liderliğindeki muhalif Pakistan Tehreek-e-Insaf (PTI) partisinin düzenlediği çevrimiçi mitingleri önlemek için hizmetleri de kapattı.

PTI ve Pakistan Halk Partisi (PPP), yetkilileri, eski Başbakan Navaz Şerif’in liderliğindeki Pakistan Müslüman Birliği-Navaz (PML-N) lehine seçim sonucuna hile karıştırma taktiği olarak internet erişimini engellemekle suçladı.

Eleştirmenler, internet erişiminin özgür ve adil seçimler için hayati önem taşıdığını, çünkü seçmenlerin bunu oy kullanma yerlerini bulmak, onlara ulaşmak için ulaşım rezervasyonu yaptırmak, usulsüzlükleri Pakistan Seçim Komisyonu’na bildirmek ve diğer seçmenlerle bilgi paylaşmak için kullandığını söylüyor. PTI ayrıca destekçileriyle iletişim kurmak için büyük ölçüde sosyal medyaya güveniyor. Hükümet yetkilileri tarafından yerel, bölgesel veya ulusal bazda kasıtlı olarak internetin kapatılması, son yıllarda, genellikle toplumsal huzursuzluğu kontrol etmek, yanlış bilgilendirmeyle mücadele etmek veya ulusal güvenliği korumak adına daha yaygın hale geldi.

Amazon fiyat manipülasyonu davasıyla karşı karşıya!

Amazon, popüler Buy Box modülündeki algoritmanın fiyat manipülasyonu içerdiği iddiaları nedeniyle ABD mahkemelerinde davalık edildi. Tüketiciler, Amazon’un bu algoritmayı kullanarak müşterileri yanılttığını savunarak platforma karşı hukuki adımlar attı. Fiyat manipülasyonu davaları, sanal alışveriş devleri arasında sıkça gündeme gelmekte.

Amazon fiyat manipülasyonu Davasının odak noktasını oluşturan Buy Box özelliği, ürün sayfalarının hemen altında bulunan karo dizilimi şeklindeki modülü içeriyor. Bu modül, kullanıcılara FBA kapsamındaki tercih edilen satıcılardan derlenmiş tavsiye fiyatlarını göstermekte. Ancak davacılar, Amazon’un bu modülü manipüle ederek en uygun fiyatlı ürünleri geri plana ittiğini ve daha yüksek fiyatlı ürünleri öne çıkararak kendi karını artırdığını iddia ediyor. Bu durumun tüketicilere zarar verdiği ve rekabeti bozduğu öne sürülüyor.

Davacılar, 2016 yılından bu yana modülde en uygun fiyatlı ürünlerin geri planda kaldığını, daha pahalı ürünlerin ise öne çıkarıldığını savunuyor. Bu durumun sonucunda Amazon’un kârının arttığı, ancak tüketicilerin zarara uğradığı öne sürülüyor.

Davanın seyri ve sonucu büyük bir merak konusu. FBA programı dışında kalan satıcıların modülde geride yer aldığı düşünüldüğünde, bu durum Amazon’un tekelleşme suçlamalarıyla karşı karşıya kalmasının önemli bir örneği olarak değerlendiriliyor. Gelişmeleri yakından takip edeceğiz ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz.

2023’ün en popüler telefonları belli oldu

0

Teknoloji dünyasının kritik bir aktörü olan Canalys, 2023 yılında akıllı telefon pazarında yaşanan önemli değişiklikleri ortaya koyan bir rapor sundu. Bu rapor, pazarın devleri Apple ve Samsung’un, amiral gemisi modelleriyle bir kez daha zirvede yer aldığını gösteriyor.

Apple’ın imparatorluğu: iPhone 14 Pro Max 34 milyon

2023’ün En Popüler Telefonlarında Yılın en çok satan telefonu, etkileyici 34 milyon adetle iPhone 14 Pro Max oldu. Apple’ın diğer modelleri de listede üst sıralarda yer alarak markanın gücünü bir kez daha kanıtladı. iPhone 15 Pro Max, iPhone 14 ve iPhone 14 Pro sırasıyla ikinci, üçüncü ve dördüncü sıraları zorluyor.

2023'ün En Popüler Telefonları

Samsung’un cevabı: Galaxy modelleriyle güçlü performan

2023’ün En Popüler Telefonları arasında Samsung, üç farklı Galaxy modeliyle listede dikkat çeken bir performans sergiledi. Galaxy A14 4G, 21 milyon adet satışla altıncı sıraya yerleşirken, Galaxy A54 5G ise 20 milyon adetle sekizinci sırayı elde etti. Ancak, Samsung‘un amiral gemisi Galaxy S23 serisi, listede yer alamadı.*

Toplamda 186 Milyon iPhone Satışı: Apple ve Samsung Zirvede

Apple, toplamda 186 milyon adet iPhone satışı gerçekleştirerek diğer markaları geride bıraktı. Analiz ve araştırma şirketi Canalys‘in raporu, 2023’ün telefon pazarında Apple ve Samsung‘un hâlâ ön planda olduğunu vurguluyor. Bu iki dev marka, amiral gemisi modelleri ve artan taleple birlikte pazarın kontrolünü sağlam bir şekilde elinde tutuyor.

Android’e dolandırıcılık önleme sistemi geliyor!

Google, Android kullanıcılarını dolandırıcılardan korumak amacıyla yeni bir pilot program başlatıyor. Şirket, Google Play Protect aracılığıyla sahtekarlığa karşı koruma sağlayan bir özelliği test edecek.

Geçen yıl Play Protect’in gerçek zamanlı tarama özelliği ile uygulama indirme işlemlerini daha güvenli hale getiren Google, ancak dolandırıcıların sosyal mühendislik taktikleri kullanarak güvenlik önlemlerini aşmaya ve kullanıcıların maddi ve kişisel bilgilerini çalmaya çalıştığını belirtiyor.

Siber suçluların, Android telefon kullanıcılarını güvenlik önlemlerini devre dışı bırakmaya ve kötü amaçlı yazılım, dolandırıcılık ve kimlik avına yönelik uyarıları göz ardı etmeye ikna etmek için çeşitli taktikler kullandığını ifade eden Google, bu yöntemlerle suçluların kolayca güvenlik kodları, şifreler ve finansal bilgiler elde edebileceğine dikkat çekiyor.

Androide dolandırıcılık

Google’a göre, Android telefonlara yapılan kötü amaçlı yazılım yüklemelerinin %95’i internet üzerinden yükleme yapan kaynaklardan geliyor. Bu sorunla mücadele etmek için Google, Singapur Siber Güvenlik Ajansı (CSA) ile ortaklık kurarak yeni bir dolandırıcılık önleme sistemi için pilot program başlatacak.

Androide dolandırıcılık Google’ın yeni sistemi, mali dolandırıcılık amacıyla sıklıkla suistimal edilen hassas çalışma zamanı izinlerini kullanabilecek uygulamaların kurulumunu analiz edecek ve otomatik olarak engelleyecek. Sistem, kullanıcı internet üzerinde bir kaynaktan uygulama yüklemeye çalıştığında devreye girecek ve dışarıdan yüklenen bir uygulamanın genellikle dolandırıcılık yapmak için kötüye kullanılan dört çalışma zamanı iznini kontrol edecek: RECEIVE_SMS, READ_SMS, BIND_Notifications ve Erişilebilirlik.

Singapur’daki Androide dolandırıcılık pilot program sırasında sistem, bu dört izinden herhangi birini beyan eden dışarıdan yüklenen uygulamaları engelleyecek. Kullanıcılar, Play Protect tarafından uygulamanın kurulumunu otomatik olarak engellediğini bildiren bir mesaj alacaklar. Google, pilot programının ne zaman sona ereceğini veya diğer pazarlardaki Android telefon kullanıcılarının bu yeni sistemden ne zaman yararlanabileceğini açıklamadı.

Sahte LastPass uygulaması App Store’da yayınlandı!

Sahte LastPass şifre yöneticisi Apple’ın App Store’unda tespit edildi. LastPass, uygulamasının sahte bir kopyasının Apple App Store’da dağıtıldığı görüldü. Muhtemelen kullanıcıların kimlik bilgilerini çalmak için bir kimlik avı uygulaması olarak kullanıldı.

Sahte uygulama, orijinal uygulamaya benzer bir ad, benzer bir simge ve markanın özgün tasarımına yakın görünecek şekilde kırmızı temalı bir arayüz kullanıyor. Ancak sahte uygulamanın adı ‘LastPass’ yerine ‘LassPass’ ismine sahip ve bir ‘Parvati Patel’ yayıncısı var. Buna ek olarak, yalnızca tek bir derecelendirme var. (gerçek uygulamada  52 binin üzerinde puan var) Yalnızca dört inceleme sahte olduğu konusunda uyarıda bulunuyor.

Sahte LastPass uygulaması tartışma yarattı

LastPass, kimlik doğrulama sırları ve kimlik bilgileri (kullanıcı adı/e-posta ve şifre) gibi çok hassas bilgileri depolamak için kullanıldığından, uygulama muhtemelen bir kimlik avı uygulaması gibi davranacak ve kimlik bilgilerini çalacak şekilde oluşturulmuş. BleepingComputer uygulamayı test etmediği için uygulamanın iç işleyişine, potansiyel kimlik avı sürecine veya işlevselliğine ilişkin diğer ayrıntılara aşina değiliz.

Gerçek LastPass, müşterilerin dikkatini veri kaybı riskine çekmek için web sitesindeki bir uyarı aracılığıyla klon uygulamasının varlığı konusunda uyardı. LastPass’ın uyarısı şu şekilde: “Müşterilerimizin, sahte uygulama kaldırılıncaya kadar kendileri için doğru LastPass uygulamasını indirdiklerini doğrulayabilmeleri için, sahte uygulamanın URL’sini ve meşru uygulamamızın bağlantısını ekledik” oldu. Açıklamada: “İçiniz rahat olsun, LastPass bu uygulamanın mümkün olan en kısa sürede kaldırılması için aktif olarak çalışmaktadır ve uygulamalarımızın sahte kopyalarını ve/veya fikri mülkiyet haklarımıza yönelik ihlalleri izlemeye devam edecek” ifadelerine yer verildi.

Bu kadar açık bir şekilde hileli bir uygulamanın Apple App Store’a dahil edilmesi, şirketin App Store’daki yazılımın gizlilik, güvenlik ve içerik açısından yüksek standartları karşılamasını sağlayan sıkı uygulama inceleme süreci sayesinde çok nadir görülen bir durum. Bu süreç, geliştiricilerin uyması gereken ayrıntılı yönergelere uyulmasını sağlamak için Apple ekibi tarafından otomatik kontrolleri ve manuel incelemeyi içeriyor. Ancak bir şekilde bu LastPass klonu kabul edildi. Ayrıca Apple, bir uygulamanın yönergelerini ihlal ettiğini fark ettiğinde genellikle hızlı bir şekilde uygulamayı App Store’dan kaldırıyor ve geliştiriciyi yasaklıyor. Ancak sahte LastPass, bu hikayenin yayınlandığı tarihte Apple App Store’da mevcut olmaya devam ediyor.