Sam Altman yeniden OpenAI CEO’su, kim kazandı kim kaybetti?

0

OpenAI firmasında neler yaşandı, süreç nasıl gelişti, bizi neler bekliyor? Okuyucularımızı baştan uyaralım biraz uzun bir yazı dolayısıyla çayınızı – kahvenizi alın, kemerlerinizi bağlayın, koltuğunuzu dik ve güneşliğinizi açık konuma getirin. Hazırsanız başlıyoruz…

Gerek OpenAI firması özelinde gerekse de genel olarak yapay zekâ camiası ve teknoloji sektöründe son derece baş döndürücü bir haftayı geride bıraktık. Önce geçtiğimiz cuma günü OpenAI yönetim kurulu şok bir kararla CEO Sam Altman’ı kovduklarını açıkladı ve OpenAI firmasının geçici CEO’luk görevini ilk etapta şirketin Baş Teknoloji Sorumlusu Mira Murati getirildi. Ancak tepkiler çığ gibi büyürken ve Murati daha koltuğuna bile oturamamışken pazartesi günü bu kez de Twitch CEO’su ve Silikon Vadisi efsanelerinden Emmett Shear’ın yeni CEO olacağı açıklandı. Şimdi ise eski CEO Sam Altman şirketin başına geri döndü. Üstelik yenilenmiş bir yönetim kurulu ve Microsoft’un muazzam desteğiyle birlikte.

Yalnızca 1 hafta içinde gelişen bu inanılmaz olaylar silsilesi ve OpenAI firmasında yaşanan süreç pek çok uzman tarafından artık yönetim kurulunun darbe girişimi ve Sam Altman’ın karşı darbesi olarak özetleniyor. Peki bu darbe girişiminin ve karşı darbenin gerekçeleri nelerdi?

Open AI yönetim kurulu darbesine ne sebep oldu?

İddiaya göre gerek Altman’ın son dönemde giderek artan bir biçimde yönetim kurulunu hiçe sayması ve “fon bulma” ve “iş ortaklığı arayışı” gibi şirket için kritik adımlar atarken bile yönetim kurulunu bilgilendirme ihtiyacı hissetmemesi, CEO’nun kovulması yani yönetim kurulunun darbe girişiminde en önemli etmenlerden birisi. Özetle yönetim kurulu doğal olarak kritik her karar öncesinde istişare ve oy birliği ararken Sam Altman, belki biraz da idolü Steve Jobs’a özenerek şirketi “tek kişilik şova” dönüştürmeye çalışmış.  

Yönetim kurulunun darbe girişimine yol açan bir diğer neden ise başından beri “kâr amacı gütmeyen bir girişim” olarak yola çıkan OpenAI’ın özellikle Sam Altman’ın son dönemde aldığı kararlar nedeniyle hızla “kâr peşinde koşan ve ticarileşen” bir yapıya evrilmesi. Öyle ki 2015 yılında kurulan OpenAI, ilk kitlesel ürünü olan GPT-3 sürümünü tam 5 yıl sonra 2020’de duyurdu. Ancak sadece 3 yıl içinde DALL-E, DALL-E 2 ve DALL-E 3’ün yanı sıra ChatGPT ve GPT 4 yayınlandı. Yani şirket hızla ürün ve versiyon geliştiren bir yapıya dönüştü.

Darbe girişimi için son gerekçe ise, yönetim kurulunun yapay zekâ gelişimi konusunda biraz daha muhafazakâr (koruyucu) bir yaklaşıma sahip olmasına ve bu önemli teknolojinin yol açabileceği zararlar ve risklerin iyice irdelenmesi gerektiği düşüncesine karşın Sam Altman’ın bambaşka bir motivasyonla yol alması oldu.

Altman’dan karşı darbe nedir, nasıl yapılır dersi

Tüm bu etmenler ve her ne kadar tüm süreç son 1 haftada hayli yankı uyandırsa da belki de henüz sır olarak kalmaya devam eden farklı gerekçeler neticesinde yönetim kurulu CEO Sam Altman’ı bir anda kovdu. Yönetim kurulunun muhtemelen öngöremediği ise, OpenAI’da çalışanların Sam Altman’a son derece büyük bir destek vermesi, üstelik şirketin en büyük yatırımcısı (13 milyar doların üzerinde devasa bir yatırım) konumundaki Microsoft’un da hiç zaman kaybetmeden Sam Altman’a sahip çıkması oldu. Bundan sonrası, yatırımcı ve çalışan desteğini alan Sam Altman’ın kendisini kovan yönetim kuruluna karşı verdiği destansı mücadele ve karşı darbe olarak niteleniyor.  

Gelinen noktada, yapay zekâ camiasını sarsan Sam Altman’ın kovulması haberinden yalnızca 1 hafta sonrasında devrik CEO mağrur bir biçimde şirketin başına geri döndü. Üstelik Altman’ın görevine son verilmesini sağlayan yönetim kurulu da yapılan pazarlıklar neticesinde fes edildi ve yeni bir geçici yönetim kurulu oluşturuldu. Bu kurulda eski Salesforce Inc eş CEO’su Bret Taylor, eski ABD başkanı Bill Clinton döneminde Hazine Bakanlığı yapmış olan Larry Summers ve önceki kuruldan kalan Quora Inc CEO’su Adam D’Angelo yer alıyor. Kısa bir süre içinde yönetim kuruluna yeni üyeler atanacağı ve 6 kişilik eski yönetim kurulunun yerine 9 kişilik bir yönetim kurulu oluşturulacağı söyleniyor.

Kim kazandı kim kaybetti?

Peki sadece 1 hafta gibi kısa bir sürede yaşanan tüm bu gelişmeler ve OpenAI karmaşasında sürecin kazanan ve kaybedenleri kim oldu isterseniz gelin biraz da buna göz atalım:

Kazananlar

Sam Altman, şüphesiz sürecin en büyük kazananı zira OpenAI firmasının ve genel olarak yapay zekâ teknolojisinin nereye gitmesi gerektiğine dair kendi vizyonuyla ilerlemek için yepyeni ve tartışmasız bir yetkiye sahip. Kendisi adeta devrimin yüzü olarak görülüyor ve artık OpenAI’da tartışılmaz karar verici. Yönetim kurulunun bile görevden alamadığı Kral Sam’in önünde kim durabilir ki? Üstelik artık yenilenen yönetim kurulunda bulunan Taylor gibi yeni müttefiklere de sahip.

Microsoft ve Satya Nadella ise sürecin gizli kazananları durumunda zira OpenAI firmasının en büyük yatırımcısı konumundaki Microsoft, devrik CEO’ya açıktan destek vermesinin meyvelerini toplamayı başardı. Yapay zekâ devriminde ortağı olarak OpenAI’a büyük ölçüde güvenen 2,8 trilyon ABD doları değerindeki teknoloji devi, 700 OpenAI mühendisini işe almak zorunda kalmadan yatırımını başarıyla korumuş oldu. Üstelik yönetim kurulu değişikliğinde Microsoft’un da belirleyici bir faktör olduğu konuşuluyor. Satya Nadella ise hem sürece doğrudan yön vererek “müzakereci” imajını güçlendirdi hem de adeta “büyük yatırımcı olduğumuz bir şirkette bana sormadan CEO kovamazsınız” demiş oldu.  Nadella, geçtiğimiz haftaki CEO değişikliğinden sadece dakikalar önce haberdar edildiğine vurgu yapmış ve “Bir daha asla böyle bir sürprizle karşılaşacağımız bir duruma geri dönmeyeceğiz” demişti.

Tam olarak bir kazanan diyemesek de tüm bu süreç sonunda mansiyon ödülü sahibi muhtemelen kalan Quora Inc CEO’su Adam D’Angelo oldu. OpenAI firmasının yönetim kurulu neredeyse toptan değişikliğe uğrarken yerini korumayı başaran tek kişinin D’Angelo olması dikkat çekici.  

Kaybedenler

Yapay zekâ rekabeti: Yapay zekâ alanında en iyi ve en parlak yetenekler için bir işe alım yarışına dönüşecek gibi görünen bu yarışın önü kesildi. Örneğin Salesforce CEO’su Marc Benioff bu süreçte işten ayrılmak isteyen OpenAI çalışanlarına “CV’nizi doğrudan bana gönderin” derken Nvidia Corp ve pek çok firma OpenAI’dan ayrılmak isteyenlere kapılarının açık olduğunu ve hatta ayrılacak çalışanların tazminatlarını da ödeyebileceklerini duyurmuştu.  OpenAI’nin potansiyel müşterileri kargaşa nedeniyle alternatiflere bakarken, bir anda tüm sorun sadece 1 haftada çözülmüş görünüyor.

Eski Twitch CEO’su Emmett Shear sürecin bir başka kaybedeni zira pazartesi günü OpenAI CEO’su olacağı açıklanan Shear ilk etapta turnayı gözünden vurduğunu düşünmüş olmalı. Shear, 2014 yılında Twitch’i satın alan Amazon.com’daki görevinden sadece birkaç ay önce ayrılmıştı ve bir anda dünyanın en çok konuşulan start-up’ının geçici CEO’su olarak atanmıştı. Ne yazık ki CEO’luğu 5 gün bile sürmedi. Üstelik Shear’ın aslında yönetim kurulunun üçüncü tercihi olduğu söyleniyor dolayısıyla Silikon Vadisi efsanesi için ciddi bir itibar kaybı söz konusu

Yapay zekâ camiasında muhafazakarlar veya etkin fedakârlar olarak nitelenen ve yapay zekânın yol açabileceği zararlar ve risklerin iyice irdelenmesi gerektiği düşüncesine sahip olanlar sürecin bir diğer kaybedeni. Bazıları OpenAI yönetim kurulunda da bulunan bu kişiler, maalesef artık OpenAI’den dolayısıyla da yapay zekâya yön veren bir yapının dışına itilmiş gibi görünüyorlar.

Elon Musk ve X ise sürecin bir başka kaybedeni olarak niteleniyor zira Elon Musk aslında OpenAI’nin ilk kurucularından birisi. Sam Altman ve OpenAI’nin diğer kurucularının Musk’ın şirketin kontrolünü ele geçirmesini sağlayacak bir teklifi reddetmesinin ardından kâr amacı gütmeyen OpenAI girişiminden 2018’de ayrılan Musk planladığı bağışı da geri çekmişti. O zamandan beri Musk ile Altman arasında gerilim ve karşılıklı atışmalar yaşanıyor. Elon Musk, Altman’ın gidişini bir fırsat olarak değerlendirmiş ve kendi yapay zekâ girişimi Grok’un lansmanını hızlandırmıştı. Şimdi ise Sam Altman’ın CEO olarak OpenAI firmasına geri dönmesi ve şirketin çalışanlarını büyük ölçüde koruması Musk için bir dezavantaj olarak değerlendiriliyor.

Bundan sonra bizi neler bekliyor?

Son 1 hafta içinde yaşananlar göz önüne alınınca bundan sonra neler yaşanacağı konusunda kimse net ve tutarlı bir senaryo sunamıyor. Bununla birlikte OpenAI firmasının kısa süre önce ses erişimini tüm ChatGPT kullanıcıları için ücretsiz hale getirdiğini hatırlatmakta fayda var. CEO fırtınası sürecini geride bırakan OpenAI kısa vadede yeni ürün ve hizmetlerin yanı sıra, kullanıcı benimsemesini artırmaya odaklanacak diyebiliriz.

Bununla birlikte, Microsoft’un her ne kadar büyük yatırımcı olsa da OpenAI CEO değişimi sürecinde bu kadar etkin bir rol oynamasından rahatsızlık duyulduğu da konuşulan bir konu. Hatta regülasyon kurumlarının tüm süreçle ilgili çok yönlü bir soruşturma başlatabileceği de yine iddialar arasında.

Özetle, OpenAI firmasında yaşanan büyük drama bugün itibarıyla yönetim kurulu değişikliği ve CEO Sam Altman’ın geri dönüşüyle sona ermiş gibi gözüküyor. Ancak son 1 haftada yaşanan baş döndürücü süreç göz önüne alınırsa, hiçbir şey için çok kesin konuşmamak gerekiyor.

Hindistan deepfake için düzenleme getiriyor!

Hindistan, etik kaygılar nedeniyle deepfake’leri düzenlemeye çalışıyor. Kıdemli bir milletvekili, son haftalarda sosyal medya platformlarında bu tür içeriklerin çoğaldığına ilişkin raporların ardından yaptığı açıklamada, Hindistan’ın deepfake içeriğin ve diğer zararlı yapay zeka medyasının yayılmasını tespit etmek ve sınırlamak için kurallar taslağı hazırladığını söyledi.

Hindistan Bilişim Bakanı Ashwini Vaishnaw, bakanlığın tüm büyük sosyal medya şirketleri, endüstri kuruluşu Nasscom ve akademisyenlerle günün erken saatlerinde toplantılar yaptığını ve deepfake videoların ve uygulamaların yayılmasıyla daha iyi mücadele etmek için bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu konusunda fikir birliğine vardığını söyledi.

Hindistan deepfake düzenlemesi için neler yapıyor?

Vaishnaw: “Şirketler endişelerimizi paylaşıyor ve bunların (deepfake’lerin) ifade özgürlüğü olmadığını anladılar. Bunun topluma çok zararlı bir şey olduğunu anladılar. Bu konuda çok daha ağır bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu anladılar, bu nedenle yönetmeliğin taslağını bugün bizzat hazırlamaya başlayacağımız konusunda hemfikiriz” diyor.

Bakanlığın 10 gün içinde derin sahtekarlıklarla nasıl mücadele edileceğine ilişkin “açık ve eyleme geçirilebilir öğeler” ile hazır olacağını söyleyen bakan, Yeni Delhi’nin aynı zamanda bu kurallara uymayanlara para cezası ve bu tür videolar oluşturan kişilere de hesap sorulmasını değerlendirdiğini ekledi. Sosyal medya şirketlerinin bu konuyla ilgili Aralık ayı başında bakanlıkla bir takip toplantısı yapacağını söyledi.

Deepfake’ler temel anlamda, bir kişinin benzerliğini veya sesini gerçekçi bir şekilde değiştirmek için genellikle yapay zeka kullanan, sentetik olarak oluşturulmuş medyalar diyebiliriz. Bazen eğlenceli olsa da, rıza ve potansiyel yanlış bilgilendirme konusunda çok sayıda etik kaygı var. Bilişim bakanlığının hareketi, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin geçen hafta deepfake videolarla ilgili endişelerini dile getirmesinin ardından geldi. Vaishnaw: “Deepfake’ler herhangi bir kontrole gerek kalmadan çok daha hızlı yayılıyor ve yüklendikten birkaç dakika sonra viral oluyorlar. Bu nedenle topluma olan güveni güçlendirmek ve demokrasimizi korumak için bazı çok acil adımlar atmamız gerekiyor” diyor. Vaishnaw, yeni düzenlemenin ayrıca bireylerin bu tür videoları bildirmesi için raporlama mekanizmalarının güçlendirilmesine ve sosyal medya şirketlerinin proaktif ve zamanında eylemlerine odaklanacağını söyledi.

Samsung Galaxy S24 fiyatı ve çıkış tarihi

0

Samsung için yoğun bir yıl oldu. Şirket, 2023 yılının başında Galaxy S23 serisini piyasaya sürdü. Geçtiğimiz yaz,  yılın en iyi katlanır telefonlarından ikisi olan Galaxy Z Fold 5 ve Galaxy Z Flip 5’i aldık. Ancak şirketin bir sonraki akıllı telefon serisini tahmin etmek için asla erken değil. Samsung önceki takvim programına sadık kalırsa Galaxy S24, S24 Plus ve S24 Ultra’nın 2024’ün başlarında duyurulmasını bekleyebiliriz.

Samsung Galaxy S24 fiyatıne kadar olacak?

Samsung’un en yeni Galaxy akıllı telefonlarını ne zaman duyuracağına dair resmi bir tarih yok. Ancak yakın tarih, yeni Galaxy S24 telefonlarının Ocak veya Şubat 2024’te duyurulacağını gösteriyor. 2023 yılında Samsung, 1 Şubat’ta çıkış tarihi 17 Şubat olan Galaxy S23 serisini duyurmuştu. Bir yıl önce ise Galaxy S22 serisi, 25 Şubat çıkış tarihi ile 9 Şubat’ta piyasaya sürülmüştü. 2021 yılında ise Galaxy S21 serisi piyasaya sürülmüştü. 14 Ocak’ta duyurulmuştu ve yayın tarihi 29 Ocaktı. The Elec’in bir raporuna göre Samsung, Galaxy S24 serisini 17 Ocak 2024’te San Jose, California’da düzenlenecek Unpacked etkinliğinde duyurabilir. Bu, Samsung’un Ocak ayında yeni Galaxy S serisini piyasaya sürdüğü ilk sefer olmayacak, ancak şirket bunu üç yıl aradan sonra ilk kez gerçekleştirecek.

Samsung Galaxy telefonlarının fiyatları son yıllarda çoğunlukla sabit kaldı; giriş seviyesi S23 modeli ABD’de 800 dolardan, S23 Plus modeli 1.000 dolardan ve S23 Ultra modeli ise 1.200 dolardan başlıyor. Renderler doğruysa bu sefer önceki nesillerdeki gibi kavisli kenarları olmayan düz ekranlar göreceğiz. Artık kavisli cam olmadığı için, her zamankinden daha ince çerçeveler bekleyebilirsiniz. Galaxy S24 Ultra muhtemelen bir Samsung akıllı telefon için bugüne kadarki en ince çerçevelere sahip.

The Elec’e göre Galaxy S24 Ultra, iPhone 15 Pro serisi gibi ilk kez titanyum çerçeveye sahip olabilir . Bu şüphesiz Galaxy S24 Ultra’nın ağırlığını önemli ölçüde, belki de yüzde 10’a kadar azaltacak. Gelecek yılın telefonlarıyla ilgili birkaç önemli özelliğin daha sızdırıldığını gördük. Teknik özellikler ve söylentiler hakkında konuşurken, gerçek özelliklerden, özellikle de piyasaya sürülmesinden bu kadar uzakta bazı farklılıklar olabileceğini not etmek her zaman önemli. Ancak büyük açıklamaya yaklaştıkça gerçek özelliklerin de ortaya çıkması bekleniyor.

Fintek girişimleri için girişim sermayesi yatırım fonu!

Albaraka Türk Katılım Bankası tarafından hayata geçirilen Fintek girişim kurucusu Insha Ventures, Albaraka Portföy Yönetimi öncülüğünde 100 milyon TL’nin üzerinde girişim sermayesi yatırım fonu kurdu. “Uçtan uca Fintek inşa eder, büyütür ve yatırım yapar” anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Insha Ventures, bu yeni fonla faaliyet alanını genişletmenin yanı sıra bünyesinde bulunan markalara ve Fintek alanında potansiyel gördüğü girişimlere yatırım yapacak.

2024 yılında 3 farklı girişime yatırım yapacak

Insha Ventures Genel Müdürü Hasan Sami Bayansar
Insha Ventures Genel Müdürü Hasan Sami Bayansar

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Insha Ventures Genel Müdürü Hasan Sami Bayansar, şunları söyledi: “Insha Ventures olarak, bünyemizde bulunan markalara operasyondan pazarlamaya, stratejiden satış kanallarına kadar geniş bir yelpazede destek sağlayan bir ‘venture builder’ olarak faaliyet gösteriyoruz. Albaraka Portföy Yönetimi’nin inisiyatifiyle kurduğumuz fonun temel odak noktası, geliştirilmesi ve büyütülmesi gereken projelere destek olmak.

Bu odak doğrultusunda önceliğimiz Insha Ventures çatısı altında bulunan projeleri ve ürünleri spin-off (şirketleştirmek) yapmak. Böylelikle projelerimizi bağımsız birer şirket haline getirerek daha fazla büyümelerini sağlayacağız.  İlerleyen süreçte sadece kendi projelerimize değil, Fintek dikeyindeki değer yaratma potansiyeli olan girişimlere de destek olmayı hedefliyoruz. Bu bağlamda, 2024 yılı içerisinde 3 farklı girişime yatırım yaparak, sektördeki varlığımızı güçlendirmeyi amaçlıyoruz.”

Yapay zeka kilisesi yeniden hayata geçiyor!

0

Sürücüsüz otomobil öncüsü, insanlarla yapay zeka arasında manevi bir bağlantı kurmak için “birkaç bin kişinin” bir araya geldiğini söyledi.

Geleceğin Yolu adı verilen yapay zekaya ibadet etmeye ve geliştirmeye adanmış bir kilise hayata geri dönüyor. Dini kurum, eski Google ve Uber mühendisi Anthony Levandowski’nin buluşu. Yeni bir röportajda Levandowski, Geleceğin Yolu’nun üyeleri arasında artık “birkaç bin kişinin” bulunduğunu söyledi.  Kilisenin yeniden canlanması, Levandowski’nin kiliseyi 2021’de kapatmasının ardından gerçekleşti. Başlangıçta 2015’te kurulan Levandowski, Geleceğin Yolu’nu ilerlemeye değer veren insanlara yönelik bir organizasyon olarak tanımladı.

Yapay zeka kilisesi ne anlama geliyor?

Yapay zeka kilisesi

Yeniden başlatma, büyük ölçüde OpenAI’nin ChatGPT’sinin popülaritesindeki patlama ve OpenAI’nin iç draması ortaya çıkmaya devam ederken yapay zeka endüstrisini saran kaos sayesinde yapay zekanın hızlanmasıyla birlikte geliyor. Levandowski: “Son 4 milyar yıldır organik yaşam formlarımız vardı. Ancak şimdi ilk kez işler değişiyor ve inorganik yaşam formlarına sahip olacağız. Bu inorganik yaşam formlarının] ne olacağını bilmiyoruz. Ancak onu tüm bu sihirli güçlerle birleştireceğiz ve onun bize bir şeyler vermesini istiyoruz” diyor.

Levandowski bir teknoloji iyimseri ve yapay zekanın insanlar için “Dünya üzerinde cennet” yaratma potansiyeline sahip olduğuna inanıyor.

Levandowski: “Dinler hikayeler anlatmak, efsaneler yaratmak veya fazla mesai yaparak kutsal yazılar yazmak ve herhangi bir gerçek kanıt olmaksızın toplum için bu deneyimi yaratmakla ilgili. Burada aslında onların görebilecekleri, her yerde olabilecekleri ve belki de bize yardım edebilecekleri ve normalde Tanrı diyeceğiniz şekilde bize rehberlik edebilecekleri şeyler yaratıyoruz” diyor.

Teknoloji girişimcisi ve sürücüsüz otomobil öncüsü Anthony Levandowski, yapay zekaya tapınma ve anlayışa odaklanan dini bir hareket yaratma yönünde yeni bir girişimde yapay zeka kilisesini yeniden başlattığını belirtiyor. Ancak bu durum din öncüleri tarafından tepkiyle de karşılanabilir. Yapay zekanın günümüzde teknolojik altyapı anlamında önemli katkıları oldu. Ancak yapay zeka kilisesi bu konunun manevi yönünü de gösteriyor.

ChatGPT sahte veri seti üretti!

0

ChatGPT, bilimsel hipotezi desteklemek için sahte veri seti üretiyor. Araştırmacılar, chatbot’un arkasındaki modelin ikna edici sahte bir veri tabanı ürettiğini söylüyor ancak adli tıp incelemesi, bunun gerçek olarak kabul edilmediğini gösteriyor.

Araştırmacılar, doğrulanmamış bir bilimsel iddiayı desteklemek amacıyla sahte bir klinik deney veri seti oluşturmak için yapay zeka (AI) sohbet robotu ChatGPT’nin arkasındaki teknolojiyi kullandı. Kasım’da JAMA Ophthalmology’de yayınlanan bir makalede yazarlar, ChatGPT’nin üzerinde çalıştığı geniş dil modelinin en son sürümü olan GPT-4’ü Python ve programlama dilini içeren Gelişmiş Veri Analizi (ADA) ile eşleştirerek kullandılar. İstatistiksel analiz yapabilir ve veri görselleştirmeleri oluşturabilir. Yapay zeka tarafından oluşturulan veriler, iki cerrahi prosedürün sonuçlarını karşılaştırdı ve yanlış bir şekilde bir tedavinin diğerinden daha iyi olduğunu gösterdi.

ChatGPT sahte veri seti akademide kullanılacak

İtalya’daki Cagliari Üniversitesi’nde göz cerrahı Giuseppe Giannaccare: “Amacımız, birkaç dakika içinde gerçek orijinal verilerle desteklenmeyen ve aynı zamanda mevcut kanıtlarla karşılaştırıldığında zıt veya ters yönde olan bir veri seti oluşturabileceğinizi vurgulamaktı” diyor. Yapay zekanın ikna edici veriler üretme yeteneği, araştırmacılar ve dergi editörleri arasında araştırmanın bütünlüğü konusundaki endişeleri artırıyor. Mikrobiyolog ve bağımsız araştırma görevlisi Elisabeth Bik: “Üretken yapay zekanın intihal yazılımı kullanılarak tespit edilemeyecek metinler oluşturmak için kullanılabileceği bir şeydi, ancak sahte ama gerçekçi veri kümeleri oluşturma kapasitesi bir sonraki endişe düzey” diyor.

Yazarlar, GPT-4 ADA’dan, korneanın incelmesine neden olan ve odaklanmanın bozulmasına ve görmenin zayıflamasına yol açabilen keratokonus adı verilen göz rahatsızlığı olan kişilerle ilgili bir veri seti oluşturmasını istedi. Hastalığı olan kişilerin yüzde 15-20’si için tedavi, iki prosedürden biri kullanılarak gerçekleştirilen kornea naklini içeriyor. İlk yöntem olan penetran keratoplasti (PK), korneanın tüm hasarlı katmanlarının cerrahi olarak çıkarılmasını ve bunların bir donörden alınan sağlıklı dokuyla değiştirilmesini içeriyor. İkinci prosedür olan derin ön lameller keratoplasti (DALK), korneanın yalnızca ön tabakasını değiştirerek en içteki tabakayı sağlam bırakıyor.

Yapay zeka tarafından oluşturulan veriler 160 erkek ve 140 kadın katılımcıyı içeriyordu ve DALK uygulananların hem görme hem de görüntüleme testinde PK olanlara göre daha iyi puanlar aldığını gösterdi; bu bulgu, gerçek klinik çalışmaların gösterdiğiyle çelişiyor. 2010 yılında 77 katılımcıyla yapılan bir çalışmanın raporunda, DALK’ın sonuçlarının ameliyattan sonraki 2 yıla kadar PK’nınkilerle benzer olduğu ortaya çıktı.

İstanbul’un tüm verileri yedekleniyor!

İBB, şehir verilerini afet durumlarına karşı koruma altına almak için Felaket Kurtarma Merkezi (FKM) projesini hayata geçiriyor. Proje ile veriler Ankara’da düzenli olarak yedeklenecek. İstanbul ve bölgesini kapsayan olası büyük deprem, sel ve yangın gibi büyük afet durumlarında kritik kamu düzenine ait faaliyetler kesintisiz sürecek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi(İBB) Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı ve İBB telekomünikasyon altyapı iştirak şirketi İSTTELKOM AŞ tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Felaket Kurtarma Merkezi(FKM) projesi uygulamaya konuyor. Proje İBB Veri Merkezi bünyesinde yer alan önemli verileri deprem vb. diğer büyük afet durumlarına karşı Ankara da düzenli olarak yedeklenerek güvenli bir şekilde korunması ve gerektiğinde kullanılabilir olmasını amaçlıyor. 

Oluşturulan yeni yapı ile İstanbul ve bölgesini kapsayan olası büyük deprem, sel ve yangın gibi büyük afet durumlarında kritik kamu düzenine ait faaliyetlere ait veriler korunacak, şehirdeki sürdürülebilirliğe ve toparlanmaya önemli katkılar sunacak.

Her birimin verisi yedeklenecek 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi

İBB’nin tüm birimlerine verilerini yedekleyeceklerini kaydeden İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Erol Özgüner, ‘’Felaket Kurtarma Merkezi projesi ile İBB ve iştiraklerine ait verileri büyük ölçekli afet, diğer vb. acil kriz durumlarına karşı özel olarak koruma altına alıyoruz. 17 Ağustos Marmara ve büyük Hatay depremi hepimiz için önemli bir tecrübe oldu. Yeni sistem İBB’nin afet durumlarında vatandaşlara kesintisiz hizmet vermesine güçlü destek olacak’’ dedi.

İBB İştirakler Teknoloji Grup Başkanı Nihat Narin ise ‘’Stratejik öneme sahip ’Felaket Kurtarma Merkezi’ projesi ile İstanbul’un her anlamda afetlere daha dirençli ve hazırlıklı olmasını amaçlıyoruz. Yapılan çalışmaları ile veri güvenliği, iş sürekliliği ve belediyecilik hizmetlerinin kesintisiz devam etmesi ana hedefimiz. İBB olarak İstanbul’u örnek bir dünya kenti haline getirmek için teknolojik yeni çözümler sunmaya devam edeceğiz’’ ifadelerini kullandı.  

Google IPTV ihlalini araştırıyor!

0

Birinci sınıf IPTV hizmetleri, hem seçim hem de fiyat açısından yasal platformları geride bırakma konusunda itibar kazanmış olsa da, erişim için en azından bir miktar paraya da mal oluyor. ‘Ücretsiz IPTV‘ sunan siteler her iki yöne de gidebilir. Ancak Pluto TV ve Peacock TV gibi ‘HIZLI’ olarak adlandırılan hizmetler sayesinde risk almaya artık gerek yok. Bu, eski ana akım içeriğin kaşıntıyı gidermesi ve kullanıcıların çok fazla reklama aldırış etmemesi durumunda geçerli.

Artık iptv-org’un repo’su GitHub’da düzenli olarak trend olarak görülüyor ve bu hafta da bir istisna değil. İptv-org’un zaten kamuya açık olan akışları indekslemeyi amaçlaması ilginç bir açı. Çünkü en azından teoride projeyi hak sahipleri için daha az basit bir hedef haline getiriyor. Depodaki yasal bir bildirim, hak sahiplerinin bağlantıların nasıl kaldırılabileceğini açıklıyor. Ancak elbette bağlantıların kaldırılması, gerçek akışların kaldırılmasına hiçbir şey katmıyor. En üst düzey İspanyol futbol ligi LaLiga (Liga Nacional de Fútbol Profesional), kendisini korsan IPTV sağlayıcılarıyla sürekli bir çatışma içinde buluyor ve tartışmalar nadiren geride kalıyor.

Google IPTV için araştırmalarını sürdürüyor

LaLiga, 2018’de Android uygulamasını güncelleyerek taraftarların telefonlarını bar ve restoranlardaki izinsiz yayınları tespit edebilecek casusluk cihazlarına dönüştürdü. Bu, gizlilik ihlalleri nedeniyle büyük bir para cezasıyla sonuçlandı. LaLiga ayrıca çok sayıda site ve hizmete geleneksel DMCA yayından kaldırma bildirimleri gönderiyor. Aşağıdaki 20 Kasım 2023 tarihli kısaltılmış örnek Google’a gönderilmiş ve 1.100’den fazla URL’nin arama sonuçlarından kaldırılması talep edildi. İlk 18 URL, GitHub’daki iptv-org deposuyla ilgili olup, “rapor edilen web sitesinin, ödeme kanalları için şifre çözme anahtarlarını yetkisiz bir şekilde sağlayan sunuculara kanal hizmetleri veya abonelikler sattığı” şeklindeki spesifik iddiaya dayanıyor.

iptv-org, OpenCollective aracılığıyla bağışları kabul etse de kanal hizmetlerine veya aboneliklere erişim satmıyor. Projenin tüm amacı zaten halka açık akışları indekslemek olduğundan, iptv-org’un şifre çözme anahtarları sağlayan sunuculara abonelik sattığı iddiasını anlamak zor. LaLiga’nın herhangi bir içeriğinin iptv-org tarafından indekslenen bir kanalda yayınlanıp yayınlanmadığını eldeki bilgilerden tespit etmek imkansız. Bildirimde, ihlal edildiği iddia edilen belirli bir içeriğe veya ihlalin gerçekleştiği iddia edilen belirli URL’lere/kanallara atıfta bulunulmamakta. Bunun yerine, ana sayfasından lisanslamaya ayrılmış sayfalara ve sık sorulan sorulara kadar her şeyi hedefleyerek projenin kendisini Google aramasından çıkarmaya çalışıyor.

Broadcom ve VMware artık birleşiyor!

0

Broadcom, VMware’i 61 milyar dolara satın aldı. Gecikme ekonomik olmaktan ziyade politikti. Ayrıca bu onayın ÇHC ile ABD arasındaki ilişkilerin yeniden çözülmeye başladığı bir dönemde gelmesi tesadüf değil. Ancak gecikmeye kapılan ortaklar ve müşteriler için uzun bekleyiş nihayet sona erdi.

Broadcom, VMware’i satın alacağını doğruladığından beri planı aşamalı olarak çizildi. Çip ve yazılım devinin, istikrarlı bir şekilde kendini geliştirmeyi sürdüren VMware için büyük planları var. Bu yılki VMware Explore Barcelona etkinliğinde şirketin birleşik bir cephe ve net bir vizyon sunduğu, aynı zamanda Broadcom ile ilgili konulardaki tartışmaları neredeyse tamamen sınırlamak zorunda kaldığı görüldü. Bir yandan VMware, bulut veri yönetimine ilişkin duyurular ve özel yapay zeka teklifine IBM ve Intel’in eklenmesiyle giderek güçleniyor. Ortaklar ve müşteriler, özellikle önceden genişleyen yığının daha tek tip başlıklar altında birleştirilmesi söz konusu olduğunda firmanın gösterdiği çabalardan memnun görünüyordu.

Broadcom ve VMware stratejisi ortak noktada bulaşıyor

Öte yandan, Broadcom’un satın alınmasının gölgesi olayın üzerinde büyük bir etki yarattı ve anlaşmanın gerçekleşmesine dair belirgin bir beklenti vardı. Satın almanın artık başarılı olmasıyla Broadcom, VMware Cloud Foundation’a yoğun yatırım yapmak istediğini ve aynı zamanda Tanzu, yazılım tanımlı uç ve VMware’in özel yapay zeka teklifi gibi ürünlerin avantajlarını öne çıkarmak istediğini açıkça belirtti.

Açılış konuşmasında VMware CEO’su Raghu Raghuram, satın alma için VMware’in Broadcom’a entegrasyonuna hazırlanmak için harcanan 17 aylık çalışmayı kabul etti. Geleceğe dair birkaç söz söylemek üzere Broadcom CEO’su Hock Tan’ı sahneye davet etti. Tan, Broadcom’un VMware’i satın aldığını ilk duyurmasından bu yana yöneticinin müşterilerle yaptığı görüşmelerden edindiği bilgiye göre katılımcılara üç taahhütte bulundu.

Tan, “Öncelikle, Ar-Ge yatırımlarını artırarak inovasyonun hızını sürdürmekle kalmayıp aynı zamanda hızlandıracağız. Sonra, ürünlerimizi daha kullanılabilir hale getirmek ve dağıtımını ve tüketimini çok daha kolay hale getirmek için iş ortaklarımız, katma değerli satıcılarımız, distribütörlerimiz, OEM’lerimiz, yönetilen hizmet sağlayıcılarımız ve tabii ki küresel sistem entegratörlerimiz ile birlikte VMware ekosistemine çok daha fazla yatırım yapmayı planlıyoruz. Son olarak kendimizi ve ürünlerimizi daha kolay anlaşılır hale getireceğiz” dedi.

Anadolujet’in adı resmen değişti!

0

THY’nin alt markası Anadolujet’in AJet olarak Sabiha Gökçen merkezli bir havayoluna dönüşmesiyle İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (İSG) ekonomik havayolu işletmeciliğinde hub oldu. İşte konuyla ilgili tüm detaylar…

Anadolujet’in yeni adı AJet oldu!

Temmuz 2023 itibarıyla Türk Hava Yolları’nın iştiraki olarak kurulan AJet Hava Taşımacılığı Anonim Şirketi’nin ilk uçağı, Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki Teknik A.Ş. hangarında düzenlenen lansmanda tanıtıldı. Yeni logosunda kırmızı renge veda eden, mavi ve siyah renkleri kullanan AJet’in kurumsal renklerine boyalı uçağı ilk kez gösterildi.

AJet’in global standartlarda düşük maliyetli hava yolu olarak faaliyetlerine devam edebilmek ve pazardaki rekabetçi konumunu güçlendirebilmek amacıyla genel müdürlük yönetim merkezini Sabiha Gökçen olarak belirlemesiyle Sabiha Gökçen Havalimanı, Türkiye’nin 2 dev düşük maliyetli taşıyıcısına ev sahipliği yapacak.

Şirket kurulumunun ardından AJet’in uçuş operasyon yetkisi alması ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden (SHGM) farklı meydanlar için slot talebinde bulunması, özellikle İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nın önemini arttırıyor.

‘Havalimanı otoritesi’ HEAŞ verilerine göre, bu yılın ilk 10 ayında toplam 31 milyon yolcu ağırlayan Sabiha Gökçen, ekim itibarıyla bir önceki yılda taşınan yolcu sayısını geçti. 2024 yılının ilk çeyreğinde gökyüzüyle buluşması beklenen AJet uçaklarının, “Şehrin havalimanı” İstanbul Sabiha Gökçen’de yolcu trafiğini olumlu etkilemesi bekleniyor.

Havalimanı’ndan yapılan açıklamada bu gelişmenin memnuniyetle karşılandığı belirtilirken, “AJet’in genel merkez olarak Sabiha Gökçen’de konumlanma kararı, iş verimliliği ve bağlanabilirliğini artırmak isteyen havayolları için havalimanımızın tercih sebebi olmasının bir kanıtıdır.

Tüm havayolu şirketleriyle bugüne kadar kurduğumuz ortaklıklara değer veriyoruz. ‘Şehrin havalimanı’ olarak yeni iş birlikleri ile destinasyon sayımızı artırmaya ve ortaklıklarımızı güçlendirmeye devam edeceğiz” denildi. Sabiha Gökçen 53 ülkede 122 dış hat ve 40 iç hat olmak üzere toplam 162 destinasyona hizmet veriyor.

İngiltere’de sağlık verileri şaibeli Palantir firmasına emanet!

ABD’de Pentagon, CIA ve NSA gibi kurumlarla çalışan ve adı pek çok şaibeye karışan Palantir, dünyanın en büyük sağlık hizmeti sağlayıcısı NHS‘ye Federe Veri Platformu (FDP) sağlamak üzere 330 milyon sterlinlik (412 milyon dolar) bir sözleşme imzaladı.

Sekiz haftayı aşkın bir gecikmenin ardından NHS İngiltere, vergi mükellefleri tarafından finanse edilen kuruluşun farklı sistemlerde tutulan veriler nedeniyle karşılaştığı sorunları çözmeye yardımcı olmak için Palantir ile anlaştıklarını duyurdu. Varılan anlaşma çerçevesinde Palantir firması Foundry ürünü çatısında tüm NHS verilerini bir araya getiren bir federe veri platformu kuracak.

NHS İngiltere, yapılan sözleşmenin yedi yıl süreceğini ve 330 milyon sterline (412 milyon dolar) mal olacağını açıkladı. NHS ilk yıl platforma 25.6 milyon sterlin (32 milyon dolar) yatırım yapmayı vaat ediyor. Anlaşma başlangıçta iki yıllık uzatma opsiyonu ile beş yıllık bir sözleşme olarak ihale edilmişti ve maksimum değeri 480 milyon sterlin (600 milyon dolar) olarak açıklanmıştı.

Palantir aslında ödeme sistemleri sağlayıcısı PayPal’un kurucusu Peter Thiel tarafından 2003 yılında kurulan bir veri analiz yazılımları firması. Ancak Palantir’in yükselişi, CIA ve Pentagon gibi kurumlara sağladığı yazılım ve veri analitiği desteğiyle son derece sessiz sedasız gerçekleşti. 2015 yılına gelindiğinde piyasa değeri 15 milyar dolara ulaşan şirket sonrasında da farklı teknolojilere de yatırım yaparak sessiz sedasız yükselişinde devam etti. Hatta geçtiğimiz aylarda da askeri yapay zekâ uygulamaları üzerine araştırmalarıyla gündeme geldi.

COVID-19 pandemisinin ilk aşamalarında NHS İngiltere ile temaslarını sıklaştıran Palantir, rekabetçi bir süreç olmadan düzenlenen 1 sterlinlik sembolik bir kontrat sayesinde NHS’ye teknolojik destek sağladı. Ardından NHS’den 1 milyon sterlin (1,25 milyon dolar) değerinde kontrat alan Palantir, Aralık 2020’de yine rekabet olmadan 23 milyon sterlinlik (#28,7 milyon) bir sözleşme kazandı. Daha yakın tarihli uzatma anlaşmaları, analitik yazılım şirketinin benzer yazılım sağlayan diğer şirketlerle rekabet etmeden NHS’den toplam 60 milyon £ (75 milyon $) kazandığı anlamına geliyor.

NHS İngiltere, son açıklanan Federe Veri Platformu ihalesinin geçen yıl Nisan ayında açıldığını ve son derece adil ve açık yürütüldüğünü savunuyor. Buna karşın özellikle mahremiyet savunucusu grupların veri gizliliği ve hasta mahremiyeti konusunda endişeleri mevcut.

Enerji sıkıntısı yaşayan NASA plütonyum-238 sevkiyatı ile rahatladı!

ABD Enerji Bakanlığı, Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı’ndan Los Alamos Ulusal Laboratuvarı’na yaklaşık 0,5 kiloluk bir plütonyum-238 sevkiyatı gerçekleştirdi. Söz konusu radyoizotop, NASA görevlerine yakıt sağlamak için kullanılacak.

 NASA, 1964 yılından bu yana Apollo Ay görevlerinden Viking Mars görevine, uzayın derinliklerine gönderilen Voyager araçlarından Mars’taki Perseverance gezgin robotuna dek pek çok projede ısı kaynağı olarak plütonyum-238 kullanıyor. Bu radyoizotoplar, doğal bozunma süreçlerinde ısı açığa çıkarırlar ve uzay araçlarında bulunan Radyoizotop güç sistemleri (RPS) aracılığı ile uzay aracına ısı ve elektrik sağlamada kullanılırlar.

Ancak özellikle ikinci dünya savaşı ve takip eden soğuk savaş döneminde nükleer silahlanma yarışında yan ürün olarak bolca üretilen plütonyum-238 artık çok nadir üretiliyor. Hatta NASA son derece zahmetli ve bakımı zor olan bu radyoizotop ihtiyacını 1993 – 2013 arasında Rusya’dan tedarik ediyordu. Şimdi bir yandan Ay’da üs kurmak bir yandan da Mars’a astronot göndermek niyetinde olan NASA için plütonyum-238 tedarikinin kesilmemesi önemli.

NASA’nın Cleveland’daki Glenn Araştırma Merkezi’nde RPS program yöneticisi olan Carl Sandifer konuyla ilgili açıklamasında “NASA’nın Radyoizotop Güç Sistemleri Programı, görevlerin güneş sistemimizdeki ve yıldızlararası uzaydaki en zorlu ortamlardan bazılarında çalışmasını sağlamak için Enerji Bakanlığı ile ortaklaşa çalışıyor” diyor.  NASA açıklamasında ayrıca “Bu 0,5 yeni ısı kaynağı plütonyum oksit sevkiyatı, on yılı aşkın bir süre önce plütonyum-238 üretiminin yurt içinde yeniden başlatılmasından bu yana yapılan en büyük sevkiyattır. Bu, 2026 yılına kadar yılda ortalama 1,5 kilogramlık sabit üretim hedefine ulaşma yolunda önemli bir kilometre taşına işaret etmektedir” deniliyor.

Öte yandan, NASA hem maliyetleri düşürmek hem de alternatif kaynak ve materyalleri kullanmak için de çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. NASA, bir yandan roket nozul sistemlerini optimize etmeye çalışırken bir yandan da daha hafif materyaller kullanarak toplam yük kapasitesini artırmanın hesaplarını yapıyor. Bu konudaki son çalışma ise, özel bir alüminyum türünden yapılmış 3D baskılı bir roket motoru nozulu oldu. Ayrıca uzay ajansı, Ay yörüngesine kurulacak olan Gateway uzay istasyonu için güçlü yeni iticiler test ediyor.

YouTube videoları neden donuyor veya geç açılıyor?

Son 10 günde YouTube videolarında donma ve gecikme sorunları yaşadıysanız (veya hala yaşıyorsanız) sorun sizde veya internet sağlayıcınızda olmayabilir. Google, reklam engelleyicilerin kullanımını caydırma çabalarını bir üst seviyeye çıkardı ve kasıtlı olmasa da video akış sorunları yaşanmaya başladı.

Bu ayın başlarında ilettiğimiz üzere reklam gelirlerindeki artış hızı son derece düşen YouTube, çareyi reklam kesicileri (adblocker) devre dışı bırakmakta arıyor. Reklam engelleyici eklentiye sahip kullanıcılar bir süreden beri YouTube videoları izlerken “YouTube izin verilenler listesine alınmadıkça veya reklam engelleyici devre dışı bırakılmadıkça video oynatımı engellenir” şeklinde bir açılır pencere bildirimi alıyor. Üstelik Google’ın reklam engelleyicilerin kullanımını caydırma çabaları bununla da sınırlı değil. Kullandığı algoritma ve tespit mekanizması hataları nedeniyle şimdi reklam engelleyici kullanmayan izleyiciler de donma ve gecikme sorunları yaşamaya başlamış durumda.

Sorunun özellikle Firefox ve Edge gibi Google’ın Chrome web tarayıcısına rakip tarayıcılarda yaşanması ise, kullanıcı tepkilerine neden olmuş durumda. Google, konuyla ilgili net bir açıklama yapmaktan kaçınsa da, reklam engelleyicileri kapatmak istemeyen kullanıcılar için içeriğini kasıtlı olarak daha az tıklanabilir hale getirdiğini kabul ediyor. Ancak arama devi bu politikanın herhangi bir tarayıcıyla bağlantılı olmadığını savunuyor.

Analistlere göre ne yazık ki, Google tarafından reklam engelleyicilerin varlığını tespit etmek ve gecikmeyi tetiklemek için kullanılan yöntem yanlış pozitiflere eğilimli görünüyor. Google, reklam engelleyicilerini kaldıran kullanıcıların videoların yüklenmesinde geçici gecikmeler yaşamaya devam edebileceğini, ancak sorunun “tarayıcılarını yeniledikten” sonra kendiliğinden çözüleceğini söyledi.

Bununla birlikte, Google’ın reklam engelleyicileri caydırma çabaları farklı tepkilere de neden olmuş durumda. Örneğin online mahremiyetk savunucuları, YouTube‘un reklam engelleyici algılama sisteminin bir gizlilik ihlali olduğunu ve AB yasalarına göre yasadışı olduğunu savunuyor. Bir gizlilik uzmanı olan Alexander Hanff, YouTube’a karşı İrlanda Veri Koruma Komisyonu’na (DPC) bir şikâyette bulundu. Hanff yaptığı açıklamada, “AdBlock algılama komut dosyaları casus yazılımlardır, bunları tanımlamanın başka bir yolu yoktur ve bu nedenle izin alınmadan kullanılmaları kabul edilemez” demişti.

Arama devi bu konuda kendisini nasıl savunacak henüz bilinmemekle birlikte Google yoluna Haziran ayında, reklam engelleyiciler de dahil olmak üzere eski Chrome uzantılarını elden geçirilmedikleri sürece işe yaramaz hale getirecek planlı bir API değişikliği ile devam edecek.

Akamai uyardı! Binlerce yönlendirici ve kamera savunmasız!

Bir Akamai gönderisine göre, daha önce üreticileri ve genel olarak güvenlik araştırma topluluğu tarafından bilinmeyen her iki güvenlik açığı da, etkilenen cihazlar varsayılan yönetim kimlik bilgilerini kullandığında kötü amaçlı kodun uzaktan yürütülmesine izin veriyor.

Bilinmeyen saldırganlar, cihazları tehlikeye atmak için Sıfır Gün’den yararlanıyor; böylece yönlendiricileri, kameraları ve diğer Nesnelerin İnterneti cihazlarını daha önce hayal bile edilemeyecek boyutlarda DDoS’leri taşıyabilen bir botnet’in parçası yapan güçlü bir açık kaynaklı yazılım parçası olan Mirai ile enfekte olabiliyorlar.

Akamai araştırmacıları, saldırı altındaki Sıfır Gün’lerden birinin bir veya daha fazla ağ video kaydedici modelinde olduğunu söyledi. Diğer Sıfır Gün, “oteller ve konut uygulamaları için yapılmış çıkış tabanlı kablosuz LAN yönlendiricisinde” bulunuyor. Yönlendirici, “birden fazla anahtar ve yönlendirici üreten” Japonya merkezli bir üretici tarafından satılmakta. İstismar edilen yönlendirici özelliği “çok yaygın bir özellik” ve araştırmacılar, üretici tarafından satılan birden fazla yönlendirici modelinde istismar edilme olasılığını göz ardı edemezler.

Akamai, güvenlik açıklarını her iki üreticiye de bildirdiğini ve bunlardan birinin güvenlik yamalarının önümüzdeki ay yayınlanacağına dair güvence sağladığını söyledi. Akamai, sıfır günlerin daha yaygın şekilde kullanılmasını önlemek için düzeltmeler yapılana kadar belirli cihazları veya üreticileri tanımlamadığını söyledi.

Bu bilgi sınırlı olsa da, bu CVE’lerin vahşi doğada devam eden sömürülmesi konusunda topluluğu uyarmanın bizim sorumluluğumuz olduğunu hissettik. Savunuculara yardım etmek için sorumlu bir şekilde bilgi ifşa etmek ile tehdit aktörleri orduları tarafından daha fazla istismarı sağlayabilecek bilgileri aşırı paylaşmak arasında ince bir çizgi var.

Akamai gönderisi, saldırılarda kullanılan bir dizi dosya karma ve IP ve etki alanı adresi sağlar. Ağ video kamera ve yönlendirici sahipleri, ağlarındaki cihazların hedef alınıp alınmadığını görmek için bu bilgileri kullanabilir.

Uzak kod yürütme, önce bir saldırganın savunmasız cihazda yapılandırılmış kimlik bilgilerini kullanarak kimliğini doğrulamasını gerektiren komut enjeksiyonu olarak bilinen bir teknik kullanıyor. Kimlik doğrulama ve enjeksiyon, standart bir POST isteği kullanılarak gerçekleştiriliyor.

Her iki üreticinin de bilgilendirildiğini, ancak bunlardan sadece birinin şu ana kadar önümüzdeki ay beklenen bir yama yayınlamayı taahhüt ettiğini söyledi. İkinci üreticiden gelen bir düzeltmenin durumu şu anda bilinmiyor.

Ukraynalı hackerlar Rusya'nın en büyük bankasını hackledi

Cashdollar, eksik bir İnternet taramasının en az 7.000 savunmasız cihaz olduğunu gösterdiğini söyledi. Etkilenen cihazların gerçek sayısı daha yüksek olabilir.

Mirai ilk olarak 2016’da, düşman bir tehdit aktörünün kontrolü altındaki güvenliği ihlal edilmiş cihazlar ağı anlamına gelen bir botnetin, o zamanlar rekor kıran 620 gigabit/saniye DDoS olan güvenlik haber sitesi KrebsOnSecurity’yi devirmesiyle kamuoyunun dikkatini çekti.

Muazzam ateş gücünün yanı sıra, Mirai başka nedenlerle de öne çıktı. Birincisi, komuta ettiği cihazlar, bundan önce büyük ölçüde görülmemiş olan bir yönlendiriciler, güvenlik kameraları ve diğer IoT cihazları türlerinden oluşan bir topluluktu. Ve bir diğeri için, temel kaynak kodu hızla serbestçe kullanılabilir hale geldi. Kısa süre sonra Mirai, oyun platformlarını ve onlara hizmet veren ISS’leri hedef alan daha da büyük DDoS’larda kullanılıyordu. Mirai ve diğer IoT botnet’leri o zamandan beri İnternet hayatının bir gerçeği oldu.

Akamai tarafından keşfedilen saldırılarda kullanılan Mirai türü, öncelikle JenX olarak bilinen daha eski bir seçenek. Bununla birlikte, komut ve kontrol sunucularına bağlanmak için normalden çok daha az alan adı kullanacak şekilde değiştirilmiş. Bazı kötü amaçlı yazılım örnekleri, hailBot olarak bilinen ayrı bir Mirai varyantına da bağlar gösteriyor.

Akamail tarafından gözlemlenen sıfırıncı gün saldırılarında kullanılan kod, Çin merkezli bir güvenlik firmasının Mayıs ayında bir Rus haber web sitesini hedef aldığını gözlemlediği DDoS saldırılarında kullanılan kodla neredeyse aynı.

Bu istismarlarla hedef alınma olasılığıyla ilgilenen kişiler veya kuruluşlar, saldırıları tespit etmek ve püskürtmek için Akamail tarafından yayınlanan Snort kurallarını ve uzlaşma göstergelerini kullanabilir. Şu anda, savunmasız olan belirli cihazları veya bu cihazların üreticilerini tanımlamanın bir yolu yok.

OpenAI’de yaşananlar, Sam Altman’ın Worldcoin’e katılımını etkilemeyecek!

Kaynak, Altman’ın Tools for Humanity ile bir ilişkisi olduğunu ve “bunun değişmesinin beklenmediğini” söyledi. Kaynak, Altman’ın hala projenin başkanı ve kurucu ortağı olduğunu ekleyerek, projenin web sitesindeki bilgilerin güncel olduğunu doğruladı.

Altman’ın devrildiği haberi, Worldcoin tokeni WLD’yi Cumartesi günü 1,84 dolara düşürdü, ancak token hafta sonu toparlandı ve şu anda CoinMarketCap verilerine göre önceki seviyelerle 2,40 dolardan eşit işlem görüyor.

Worldcoin, Blockchain Capital liderliğindeki bir C Serisi turda Mayıs ayında 115 milyon dolar topladı. Mart ayı itibariyle Altman, projenin yönetim kurulundaydı, ancak day-to-day operasyonlarına dahil değildi.

Worldcoin Vakfı Pazartesi günü geç saatlerde verdiği demeçte, ”İnsanlık kanıtları AI’in hızla ilerleyen çağında giderek daha önemli hale geliyor.” dedi. Şirket, Worldcoin’i destekleyen ekibin hala projenin misyonuna odaklandığını, “World ID aracılığıyla daha insani bir internet ve daha erişilebilir bir küresel ekonomi inşa etmenin, çevrimiçi olarak insanlığı ve benzersizliği doğrulamanın gizliliği artıran bir yolu” olduğunu söyledi.

Worldcoin, insanların süsenlerini tarayan ve kullanıcıların Worldcoin’in uygulamasına ve dijital pasaportuna erişmelerini sağlayan bir kimlik atayan tartışmalı Orb donanımıyla tanınıyor. Doğrulama süreci, bireylerin kimliklerini kanıtlamak ve herhangi birinin birden fazla hesap yapmasını engellemek için.

Kripto projesi, şirketin kullanıcıları aldığı veri güvenliği ve gizlilik önlemleri ve toplanan verilerin nasıl kullanılacağı veya işleneceği konusunda bilgilendirmediği endişeleri nedeniyle Worldcoin’in vatandaşlarının gözlerini daha fazla taramasını yasaklayan bazı ülkeler, özellikle de Kenya’dan geri tepmelerle karşı karşıya kaldı.

Worldcoin, şirketin daha gevşek gizlilik kurallarına sahip gelişmekte olan ülkeleri hedeflediğini iddia eden eleştirmenlerden de tepki aldı. Proje, çoğu katılımcıya (ABD ve diğer bazı ülkeler dışında) kaydolma karşılığında yaklaşık 58,5 dolar değerinde 25 WLD jetonu veriyor ve bu da eleştirmenlerini sömürücü olarak adlandırmaya teşvik etti.

Bu, bireylerin kaydolmasını engellemedi. Web sitesine göre, 120 gün önce halka açıldığından beri, Worldcoin’e 2,46 milyondan fazla kişi kaydoldu. Son yedi günde 65.200’den fazla yeni hesap oluşturuldu ve proje günde ortalama 137.000 cüzdan işlemi yaptı.

Tools for Humanity ürün başkanı ve Worldcoin’e temel bir katkıda bulunan Tiago Sada, daha önce bana gelişmekte olan ülkelere odaklanmanın ve ücretsiz jetonlar sağlamanın “adil” olduğunu, çünkü çoğu teknoloji projesinin “işletilmesi daha kolay olanlar” olduğu göz önüne alındığında, önce gelişmekte olan pazarlara odaklandığını söylemişti. Ve Altman öngörülebilir geleceğe yardım etmek için etrafta kalmalı.

Samsung’un 3nm üretimi TSMC’ye yetişemiyor!

0

Güney Kore merkezli teknoloji devi Samsung, 3nm üretim sürecinde önemli zorluklarla karşı karşıya. Son raporlar, şirketin bu teknolojide istediği başarıyı elde edememesi nedeniyle birçok önemli müşterisinin alternatif arayışlara yöneldiğini gösteriyor. TSMC’nin (Taiwan Semiconductor Manufacturing Company) 3nm teknolojisinin tercih edilme eğiliminde olduğu bildiriliyor.

Gelişmiş yarı iletken çipler üreten AMD, Apple, MediaTek, Nvidia ve Qualcomm gibi büyük teknoloji şirketleri, TSMC’nin 3nm teknolojisine yönelerek Samsung Foundry’nin kapısını çalmaktan kaçınıyor. Qualcomm’un önceden hem Samsung Foundry’nin hem de TSMC’nin 3nm süreçlerini kullanabileceği söylentileri ortaya atılmıştı. Ancak yeni bir rapor, Qualcomm’un ve MediaTek’in, Dimensity 9400 ve Snapdragon 8 Gen 4’ü üretmek için TSMC’nin ikinci nesil 3nm sürecini tercih edeceğini iddia ediyor.

TSMC’nin 3nm sürecinin verimliliği konusundaki raporlar, maliyetin yüksek olduğunu, ancak hata oranının düşük olduğunu gösteriyor. Şirket, şu anda aylık 60.000 ila 70.000 yonga plakası üretirken, bu kapasitenin gelecek yılın sonuna kadar 100.000’e çıkması bekleniyor.

Öte yandan, Samsung Foundry, rekabet avantajı sağlamak için yeni bir transistör tasarımı olan GAA (Gate All Around) kullanıyor. Ancak, şirketin henüz büyük müşterilerini çekmekte zorlandığı ifade ediliyor.

Samsung’un, AMD ve Qualcomm gibi önemli müşterilerinin gelecekteki çiplerini üretmek için yeni nesil 3nm ve 4nm süreçlerini kullanabileceği söylentileri var. Ancak, bu konuda henüz resmi bir açıklama yapılmış değil. Şirket aynı zamanda System LSI adlı çip tasarım kolunun, Exynos 2500 işlemcisiyle önemli bir adım atacağına dair spekülasyonlarla anılıyor.

Samsung Foundry’nin 2030 yılına kadar TSMC’yi geride bırakma hedefi bulunsa da, şu ana kadar somut bir başarı elde edilemediği belirtiliyor. Şirketin, yeni teknolojilerle rekabetçi bir konuma gelmek için çabalarını sürdürdüğü ancak mücadelesinin devam ettiği gözlemleniyor.

Musk Yahudi karşıtı yorumuyla hedef haline geldi

Elon Musk’un Yahudi karşıtı bir tweet’e verdiği yanıtın sonuçları büyüyor. Aralarında  Apple, IBM, Disney ve Paramount’un da bulunduğu birçok işletme, önceden Twitter olarak bilinen sosyal ağdaki reklamları askıya aldıklarını söyledi.

Beyaz Saray da Cuma günü X’i uyardı. Beyaz Saray sözcüsü Andrew Bates yaptığı açıklamada, “Amerikalılar olarak temel değerlerimize aykırı olan bu antisemitik ve ırkçı nefreti en güçlü ifadelerle kınıyoruz” dedi. The Associated Press’e göre IBM, Apple ve diğer şirketlerin reklamlarının sitedeki Nazi yanlısı içeriğin yanında göründüğü bildirildi. Boykot,  çalışmaların  Musk’ın şirketi geçen yıl satın almasından bu yana sosyal medya platformunda nefret söyleminin arttığını tespit etmesi üzerine geldi. X yorum talebine yanıt vermedi.

Musk Yahudi karşıtı yorumuyla X’i hedef haline getirdi

X hesabınızı nasıl silebilirsiniz?

Hesabınızı kapatmadan önce tweetlerinizin bir arşivini oluşturmak isteyebileceğinizi unutmayın. Eğer ilgileniyorsanız,  tüm gönderilerinizi nasıl indireceğinizi de biliyoruz .

  • X hesabınızda oturum açın ve profil simgenize dokunun.
  • Yan menüde aşağı kaydırıp Ayarlar ve Destek’e dokunun, ardından Ayarlar ve gizlilik’i seçin.
  • Hesabınız > Hesabınızı devre dışı bırakın öğesini seçin.
  • Devre Dışı Bırak’a dokunun.
  • Parolanızı girmeniz istenecek ve onaylamak için Devre Dışı Bırak’a dokunacaksınız.

Fikrinizi değiştirirseniz, hesabınızı devre dışı bıraktıktan sonra 30 güne kadar geri yükleyebilirsiniz. Ancak hesabınızın devre dışı bırakılması hesabınızın silinmesi anlamına gelmez. Hesabınızı silmek istiyorsanız, 30 günlük devre dışı bırakma süresi içinde hesabınıza erişmemeniz yeterli.

Hesabınızı devre dışı bırakmak için düğmeye tıklamış olabilirsiniz ancak X, üçüncü taraf uygulamaların, oturum açtığınızda hesabınızı yeniden etkinleştirebileceğini belirtiyor. Bunun olmasını önlemek için, eski gönderileri otomatik olarak silen uygulamalar gibi üçüncü taraf uygulamaların X hesabınıza erişimini iptal etmeniz gerekiyor. Başlamak için X hesabınızda oturum açın ve Ayarlar ve gizlilik > Güvenlik ve hesap erişimi > Uygulamalar ve oturumlar > Bağlı uygulamalar’a gidin . Daha sonra her uygulamayı tek tek seçecek ve Uygulama izinlerini iptal et ‘i tıklayacaksınız.

X hesabınızı nasıl yeniden etkinleştirebilirsiniz?

  • Fikrinizi değiştirirseniz hesabınızı 30 güne kadar istediğiniz zaman yeniden etkinleştirebilirsiniz. İşte yapmanız gerekenler:
  • X hesabınızda oturum açın.

Hesabınızı yeniden etkinleştirmek isteyip istemediğinizi soran bir bildirim göreceksiniz. Evet’i seçerseniz X ana sayfa zaman çizelgenize yönlendirileceksiniz. Gönderilerinizin ve takipçilerinizin geri yüklenmesinin biraz zaman alabileceğini unutmayın.

NASA, Mars görevini New Glen fırlatmasına yetiştirecek!

NASA, Şubat ayında güneş rüzgarının Mars’ın manyetosferi ile etkileşimini inceleyecek bir çift küçük uydu olan Kaçış ve Plazma Hızlandırma ve Dinamik Kaşifleri (ESCAPADE) misyonunu başlatmak için Blue Origin‘i seçti. Sözleşme değeri başlangıçta açıklanmadı, ancak daha sonra federal bir tedarik veritabanında 20 milyon dolar olarak açıklandı.

Ne Blue Origin ne de NASA, New Glenn lansmanlarının tezahüründe ESCAPADE’in tam olarak nerede gerçekleşeceğini açıklamadı. Bir Blue Origin yöneticisi Ariane Cornell, Mart ayındaki Satellite 2023 konferansında “Bu erken bir New Glenn görevi olacak ve hazır olacağız.” dedi.

NASA Danışma Konseyi’nin insan keşif ve operasyon komitesinin 20 Kasım tarihli bir toplantısında, NASA’nın Fırlatma Hizmetleri Ofisi direktörü Bradley Smith, yaklaşık bir yıl için planlandığını söylediği ESCAPADE lansmanı hakkında “inanılmaz derecede heyecanlı” olduğunu söyledi. Yine de çizelgeleri ve geçmiş sunumları, ESCAPADE için bir Ağustos 2024 lansmanını listeledi.

New Glenn için inanılmaz derecede iddialı bir ilk lansman ve ortaklığı gerçekten takdir ediyoruz.” dedi.

Komite toplantısının ilerleyen saatlerinde, NASA’nın ESCAPADE’in New Glenn lansmanının açılışında olmasını beklediğini doğruladı. “Büyük olasılıkla New Glenn’in ilk lansmanı olacağız.” dedi.

Smith, ESCAPADE’in NASA’nın risk toleransı daha yüksek olan “D sınıfı” bir görev olarak nitelendirdigi için bu kabul edilebilir olduğunu söyledi. “Bir fiyat etiketi ve bu riski yansıtan bir misyon güvence modeli ile biraz risk almaya hazırız.

Yeni bir roketin ilk fırlatılmasındaki doğal teknik risklerin yanı sıra, program riskleri de var. Yeni Glenn gelişimi, Blue Origin’in öne sürdüğü orijinal programın yıllar yılı gerisinde. Şirket, roketin ilk fırlatılmasına yönelik ilerleme hakkında son güncellemeler sağlamadı, ancak Blue Origin’deki New Glenn’in kıdemli başkan yardımcısı Jarrett Jones, Eylül ayında Dünya Uydu İş Haftası’nda ilk uçuş aracının yıl sonuna kadar bir Florida entegrasyon tesisine ulaşacağını ve şirketin 2024’te New Glenn’in “birden fazla” lansmanını planladığını söyledi.

Smith, Blue Origin’in araç için programını gördüğünü, ancak bununla ilgili ayrıntıları açıklamadığını belirterek, ”New Glenn’in pede olmasıyla ilgili kesinlikle bazı program riski var.” dedi. Lansmanın programa göre gerçekleşmesi ihtimaline göre “orada bir yüzde koymayı” reddetti.

Smith’in belirlediği bir zorluk, ESCAPADE için kullanılan sözleşme yaklaşımı. NASA, NASA Fırlatma Hizmetleri (NLS) 2 gibi diğer fırlatma sözleşmelerinin NASA’ya daha büyük görevler için sunduğu ek yük ve içgörü olmadan küçük uydular için düşük maliyetli fırlatma hizmetleri sağlamayı amaçlayan Venture-Class Acquisition of Dedicated and Rideshare (VADR) adlı bir sözleşme aracı kullanarak Blue Origin’i seçti.

Açıkçası, NLS 2 altında sahip olacağımız içgörüye sahip değiliz. Bu, temel sözleşmemiz kapsamında bir görev olsaydı, tam olarak ne zaman uçacağımızı size söylemek için tüm sözleşme teslimatlarına sahip olurduk.” dedi.

Valeo, Nvidia’ya dava açtı!

ABD’nin Kuzey Kaliforniya Bölge Mahkemesi’nde görülen bir dava, Alman otomotiv şirketi Valeo Schalter und Sensoren’in, teknoloji devi Nvidia’ya karşı ticari sırların çalınması suçlamasıyla hukuki süreç başlattığını ortaya koydu. Valeo, eski bir çalışanının, Microsoft Teams toplantısında göstermemesi gereken bir Powerpoint slaydında şirketin ticari sırlarını ifşa ettiğini iddia ediyor.

Dava dosyasına göre, Valeo’nun destekli park uygulamasının kaynak kodunun, toplantı sırasında gösterilmesi, eski çalışanın Nvidia’ya katılmadan önce bu fikri çaldığı iddialarını güçlendiren bir kanıt olarak kullanılıyor. Her iki şirket, büyük bir otomotiv OEM ile ortak bir proje üzerinde çalıştıkları için toplantıda bulunuyordu. Söz konusu OEM ile yapılan sözleşme, hem şirkete hem de Nvidia mühendislerinin işbirliği toplantıları düzenlemelerini gerektiriyordu.

Mahkeme dosyasına göre, toplantı sırasında bir hata sonucu Valeo’nun ticari sırlarının görüntülendiği iddia edilen bir kaynak kodu penceresi ortaya çıktı. Valeo, bu olayın ardından içsel bir soruşturma başlattı ve eski çalışanın şirketten ayrılmadan önce ticari sırları kopyaladığını tespit etti. Valeo’ya göre, çalınan kaynak kodları arasında ultrasonik sensör verilerinin işlenmesi, çevresel harita oluşturma ve park yardımı gibi önemli özellikleri içeren 27.000’den fazla dosya bulunuyordu.

Dava dosyasında, eski çalışanın Valeo’nun yazılımını çaldığını itiraf ettiği ve bu kodları Nvidia’da kullanarak Almanya’da mahkum edildiği belirtiliyor. Valeo, bu çalıntı kodların Nvidia yazılım mühendisleriyle paylaşılmış olabileceğini iddia ediyor ve bu durumun Nvidia’nın rekabet avantajını artırdığını savunuyor.

Nvidia ise iddialara karşı çıkarak eski çalışanın katkılarını tamamen kaldırdığını belirtiyor. Ancak Valeo, yapılan düzenlemelerin tam olarak çalıntı kodları ortadan kaldırmadığını iddia ediyor.

Dava, Nvidia’nın rekabet avantajını kullanarak Valeo’nun ticari sırlarını kötüye kullandığı iddiasıyla devam ediyor. Valeo, mahkemeden Nvidia’nın bu eyleminin neden olduğu rekabetçi zararın tazminatını talep ediyor ve Nvidia’nın veya çalışanlarının ticari sırlarını kullanmasını veya ifşa etmesini yasaklayacak bir tedbir kararı istiyor. Jürili duruşma tarihi henüz açıklanmadı.