Türkiye, Karadeniz gazı için dev yüzen platform satın aldı!

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Türkiye’nin Karadeniz kıyılarında keşfedilen dev doğal gaz rezervini işlemesini sağlayacak devasa bir yüzer platform satın aldı. Enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithalata bağlayan Türkiye, Ağustos 2020’den bu yana keşfedilen 710 milyar metreküplük doğal gaz sahasını geliştirme stratejisi doğrultusunda önemli bir adım attı.

Yaklaşık dört futbol sahası büyüklüğündeki, Brezilya’dan satın alınan 360 metrelik platform, şu anda Singapur’da modernizasyon sürecinden geçiyor ve Haziran 2025’te Türkiye’ye ulaşması bekleniyor. Bu devasa yapı, Türkiye’nin Karadeniz’deki doğal gaz rezervlerinden en etkili şekilde yararlanmasını sağlayacak ve ülkenin günlük gaz üretimini 4 milyon metreküpten 20 milyon metreküpe çıkaracak.

Türkiye Karadeniz

Platform, Karadeniz’in derinliklerinden gelen ham gazı işleyecek, denizin ortasında işleme operasyonlarını yürütecek ve işlenen gazı boru hattı sistemleri aracılığıyla kıyıya taşıyacak. Platform, kendi motoru olmamasının yanı sıra, başka gemiler tarafından çekilecek. Bu stratejik hamle, Türkiye’nin enerji üretim kapasitesini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda maliyet etkinliği açısından da avantaj sağlayacak.

Norveç’ten uzman ekiplerle yapılan işbirliği, Türkiye’nin enerji sektöründeki bilgi ve becerilerini güçlendirecek. Bu uluslararası ortaklık, Türkiye’nin enerji kaynaklarından daha etkili bir şekilde yararlanma kapasitesini artırarak, bölgesel ve küresel enerji piyasalarındaki konumunu güçlendirecek.*

Bu satın alma ile Türkiye, ABD, Rusya, Brezilya, Norveç ve Malezya gibi seçkin ülkelerin bulunduğu, bu ölçekte bir platforma sahip ülkeler kulübüne katılmış oldu. Türkiye’nin enerji stratejisindeki bu önemli adım, ülkenin sadece enerji üretim kapasitesini artırmakla kalmayıp aynı zamanda bölgesel ve küresel düzeyde enerji piyasasındaki etkileşimini güçlendirecek.

TEMSA fabrikalarında dijital dönüşümü yapay zeka ile gerçekleştirecek 

TEMSA Motorlu Araçlar, etki alanını yeni iş birlikleri ile genişletiyor. Bu doğrultuda üretim endüstrisine kapsamlı bir teknoloji sağlayıcısı olma yolunda çalışmalar yürüten şirket, şimdi de dijital inovasyon ve yazılım çözümleri sunan Supply Chain Wizard (SCW.AI) ile iş birliğine imza attı. 

Sabancı Holding’e bağlı bir şirket olarak faaliyet gösteren TEMSA Motorlu Araçlar, SCW.AI ile iş birliğine imza atarak SCW.AI şirketinin yenilikçi ürününü müşterilerle buluşturacak. SCW.AI’nin Yeni Nesil Dijital Fabrika Platformu, üreticilere veriye dayalı karar verme çözümlerini birbirine bağlayan bir platform. Özellikle ilaç, yiyecek ve içecek endüstrilerine odaklanan platform, dijital dönüşüm programlarına hız, basitlik ve ölçeklenebilirlik sağlıyor. TEMSA Motorlu Araçlar ve SCW.AI arasında gerçekleşecek iş birliği kapsamında iki şirket geleceğin üretim ortamını modernize etmek ve dijitalleştirmek için birlikte çalışacak. Bu iş birliği, Dijital Fabrika platformu ile gelişmiş tedarik zinciri görünürlüğü sunarak ve operasyonlardaki mükemmelliği hızlandırarak imalat endüstrisinin operasyonel verimliliğini artırmayı hedefliyor. Bu iş birliği sayesinde her iki şirket de artık imalat endüstrilerindeki müşterilerine daha kapsamlı çözümler sunabilecek ve iş değeri yaratmada daha yüksek etki düzeylerinden yararlanabilecek.

Üretim şirketlerinin dijital dönüşümüne katkı 

TEMSA

TEMSA Motorlu Araçlar IoT Endüstriyel Teknolojiler Müdürü Salim Buge iş birliğiyle ilgili şu açıklamalarda bulundu: “TEMSA Motorlu Araçlar olarak hedeflerimiz doğrultusunda sahip olduğumuz yenilikçi kimliğimizi yeni iş birlikleriyle geliştiriyoruz. Üretim konusundaki tecrübelerimizi endüstriyel verilerle destekleyerek sektöre teknoloji tabanlı verimlilik sağlayacak birçok yeni çözüm sunmak için yola çıkıyoruz. Bu kapsamda, yenilikçi bir yazılım (SaaS) firması ve dijital fabrika –  dijital tedarik zinciri çözümlerinde uzmanlaşmış global bir oyuncu olan SCW ile de yeni bir birlikteliğe imza attığımız için oldukça mutluyuz. Bu birliktelikle üretim süreçlerini optimize etmek için son teknolojilerin gücünden yararlanan ürünleri müşterilerle buluşturacağız. Amacımız uçtan uca tedarik zincirinde verimliliği ve şeffaflığı artırarak üretim şirketlerinin dijital dönüşümlerine katkı sağlamak.”

Küresel erişim artacak

SCW.AI Kurucusu ve CEO’su Evren Özkaya ise şunları söyledi: “Üretim sektörlerinin dijital dönüşümünü hızlandıran yenilikçi, uçtan uca tedarik zinciri çözümleri oluşturmak için uzmanlığımızı birleştirdiğimiz TEMSA Motorlu Araçlar ile bu stratejik ortaklığı kurmaktan heyecan duyuyorum. TEMSA Motorlu Araçlar ile küresel erişimimiz daha da artacak. Ortaklığımız, tamamen otomatikleştirilmiş fabrikalar kurma hedefimizden hareketle, her iki şirketimizin de en son teknolojileri ve hizmetleri sunmasına yardımcı olacak. Birlikte, üretim endüstrisinin daha çevik, daha esnek, yüksek üretkenlik ve kârlılığa sahip sürdürülebilir bir gelecek durumuna dönüşümünü teşvik edecek ve sürücüsüz tedarik zincirlerinin temelini oluşturacağız.”

Rolls-Royce’un yeni uçak motoru bir testi daha geçti!

Rolls-Royce , bugün UltraFan® teknoloji demonstratörünün Birleşik Krallık’ın Derby kentinde bulunan tesisinde maksimum güçte başarıyla çalıştırdığını duyurdu. Testin ilk aşamasında %100 Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) kullanıldı.

Bu gelişme, bu yılın başlarında ilk kez başarıyla test edilen UltraFan demonstratörü için önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. UltraFan ekibi ilk testin yapıldığı tarihten bu yana, titizlikle yürütülen test sürecinin bir parçası olarak gücü kademeli olarak artırdı ve demonstratör motor her seferinde beklentiler doğrultusunda bir performans sergiledi. Testten elde edilen sonuçlar, ekiplerin analiz etmesi ve üzerinde çalışmaya devam etmeleri icin değerli öğrenimler ve veriler sağlayacak.

Dünyanın en verimli uçak motoru olacak

Rolls-Royce

Bu başarı, UltraFan programının bir parçası olarak geliştirilen teknoloji paketine olan güveni de artırdı. UltraFan, halihazırda hizmette olan dünyanın en verimli ”geniş gövde uçak motoru” olan Trent XWB’ye kıyasla %10’luk bir verimlilik artışı sağlıyor. Bu nedenle bu kabiliyetin teyit edilmesi, mevcut ve gelecekteki uçak motorlarının verimliliğini artırma yolunda büyük bir adımı temsil ediyor. Bu da ilk Trent motorunun hizmete girmesinden bu yana toplamda %25’lik bir verimlilik artışı gerçekleştirdiği anlamına geliyor.

UltraFan’ın ~25.000-110.000 lb itiş gücü aralığında ölçeklendirilebilir olmasını sağlayan teknolojisi, 2030 ve sonrasında beklenen yeni dar ve geniş gövdeli uçaklara güç sağlama potansiyeli de sunuyor.

UltraFan geliştirme programı kapsamında ortaya çıkarılanlan ve geliştirilen pek çok yeni teknoliji; Rolls-Royce’un mevcut Trent motorlarına aktarılabilme potansiyeli taşıdıklarından, müşteri havayollarına daha yüksek seviyede kullanılabilirlik, güvenilirlik ve verimlilik elde etme imkanlarını beraberinde getiriyor.

Rolls-Royce CEO’su Tufan Erginbilgiç, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

“UltraFan demonstratörümüzün tam güç seviyesinde başarılı olarak çalıştırılması, Rolls-Royce’un inovasyon ve teknolojinin en ileri noktasında yer aldığının bir göstergesidir. Bu harika gelişme, yeni nesil süper verimli uçakları geliştiren müşterilerimizin planlarını hayata geçirmede bizi güçlü bir konuma getiriyor.”

Rolls-Royce’un Mühendislik, Teknoloji ve Emniyet Grup Direktörü Simon Burr ise şunları dile getirdi:

“2050’ye kadar Net Sıfır uçuşa ulaşmak yolunda, %100 SAF ile çalışan UltraFan gibi yüksek verimli, en yeni nesil gaz türbinlerinin bir kombinasyonunun, toplam çözümün yaklaşık %80’ine katkıda bulunacağını tahmin ediyoruz. Bu nedenle bugünkü duyuru Rolls-Royce ve sektörün geneli için çok önemli.”

UltraFan demonstratörü, Birleşik Krallık’ın Derby şehrinde bulunan, dünyanın en büyük ve en akıllı kapalı hava motoru test tesisi olan Testbed 80’de tam güçle çalıştırıldı.

Demonstratörün test edilmesi, Birleşik Krallık Hükümeti tarafından Havacılık ve Uzay Teknoloji Enstitüsü (ATI), Innovate UK; AB’nin Temiz Gökyüzü programlarının yanı sıra LuFo ve Almanya’daki Brandenburg Eyaleti aracılığıyla desteklenen uzun yıllara dayanan bir çalışmanın sonucu.

UltraFan’ın yapım aşaması on yıl sürdü ve konsept 2014 yılında kamuoyuna açıklandı. Daha önce hiçbir sektör oyuncusunun bu boyutta üretmediği dişli bir tasarım barındıran UltraFan, şu anda hizmette olan yaklaşık 4.200 Rolls-Royce Civil geniş gövde uçak motorundan temelde farklı bir mimari tasarıma sahip.

Bu ölçekte üretim yapmak, Rolls-Royce’a müşterilerinin ihtiyaçlarına göre ölçek küçültme esnekliği sağlıyor. Ayrıca Rolls-Royce’u geleceğin uçaklarına güç sağlamak için iki şaftlı, üç şaftlı, doğrudan tahrikli ve dişli tahrik çözümlerinden oluşan bir portföy sunabilme konusunda eşsiz bir konuma getiriyor.

OpenAI’dan beklenen nihai açıklama! Kovulan CEO geri dönüyor mu?

1

OpenAI kaosu her geçen gün daha farklı bir boyuta dönüyor. Geçtiğimiz günlerde OpenAI’dan kovulmasıyla gündeme gelen Sam Altman, yeni bir gelişmeyle karşımıza çıkıyor. Ortaya çıkan haberlere göre OpenAI’nın kovulan CEO’su Sam Altman geri dönüyor. İşte detaylar!

Sam Altman’ın geri dönüşü için anlaşmaya varıldı!

Yapay zekâ şirketi OpenAI’da son günlerde büyük bir CEO krizi yaşanıyor. Geçtiğimiz günlerde OpenAI CEO’su Sam Altman, görevinden alındı. CEO’nun görevden ayrılmasıyla birlikte Microsoft’a geçtiğine dair birçok haber ortaya çıktı.

Bunun üzerine OpenAI’nın 500’den fazla çalışanı Sam Altman’ın geri dönmesini istediklerini ve geri dönmediği takdirde istifa ederek Microsoft’a geçeceklerini belirtti. Tüm bunların ardından bugünkü haberlere göre kovulan CEO’nun geri döneceği haberleri ortaya çıktı.

Şirketin X hesabı üzerinden konuya ilişkin bir açıklama geldi. Açıklamada Altman’ın CEO olarak geri dönüşü için bir anlaşmaya varıldığına dair ifadeler yer aldı. Yeni yönetim kurulunda Bret Taylor başkan olarak atandı. Kurulda ise Larry Summers ve Adam D’angelo da yer aldı.

Şirketin ardından Sam Altman da bir açıklama yaptı. Açıklamasında OpenAI’ı sevdiğini ve şirkete dönmek için sabırsızlandığını ifade etti. Ayrıca Microsoft CEO’su Satya Nadella’nın da desteğini aldığını belirten CEO, şunları ekledi: “Microsoft ile güçlü ortaklığımızı geliştirmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.”

Birkaç saat önce OpenAI’nın Sam Altman ile bu hafta en kısa sürede geri dönmesi üzerine görüştüğü bildirildi. Tüm bu görüşmelerin ardından Sam Altman’ın şirkete CEO olarak tam anlamıyla geri döneceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Peki, siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!

Elon Musk, reklam verenleri ifade özgürlüğüne zulmetmekle suçladı!

Tesla ve SpaceX gibi şirketlerin CEO’su Elon Musk, Twitter’ın sahibi olduğu X platformunda reklam veren büyük şirketlere karşı sert bir tepki gösterdi. Musk, reklam verenleri özgür iradeye zulüm yapmakla suçlayarak, Twitter’ın pazar değerindeki düşüşünün nedenlerinden biri olarak reklam kayıplarını gösterdi.

Elon Musk’un İddiası: Zulme Mi Uğruyor? X platformunu satın aldıktan sonra manipülasyona izin verdiği gerekçesiyle önemli reklam verenlerin desteğini kaybeden Musk, bu hafta anti-semitist içerikler ve kendi reklamları nedeniyle Comcast, IBM ve NBC gibi dev şirketlerin reklamlarını geri çekmesiyle bir darbe daha aldı. Elon Musk, Yahudi karşıtı terimlerin yasaklanmasına rağmen Media Matters hesabının anti-semitist söylemler ve reklamların bir araya gelmesinde payının olduğunu iddia ederek dava açtı.

Elon Musk

Reklam Verenler İfade Özgürlüğüne Karşı Zalim Mi? Musk, Twitter’ın en büyük 100 reklam vereninden 37’sinin yılın ilk çeyreğinde reklam harcaması yapmadığını ve 24 tanesinin harcamalarını yüzde 80 oranında kıstığını belirterek, bu büyük reklam verenlerin ifade özgürlüğüne karşı zalim olduklarını savundu. Musk, sosyal medya platformlarının ifade özgürlüğüne zarar veren eğilimlere karşı çıkarak, bu durumun Twitter’ın piyasa değerine olumsuz etki ettiğini vurguladı.

Elon Musk’un Twitter’ın reklam verenlerini kaybetmesi ve ifade özgürlüğü tartışmaları, sosyal medya platformlarının geleceği konusundaki endişeleri artırıyor. Musk, platformu satın almasının ardından karşılaştığı zorluklara rağmen ifade özgürlüğü ve reklam politikalarında yapılacak değişikliklerle ilgili olarak halka açık bir açıklama yapmadı.

Ulaştırma ve altyapı Bakanı Uraloğlu, yerli ve milli 5G için çağrı programını açıkladı!

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin 5. Nesil (5G) Mobil Haberleşme Altyapısının Geliştirme Projelerine destek vermek amacıyla yeni bir çağrı programı başlattığını duyurdu. Bakan Uraloğlu, yerli ve milli üretimi teşvik etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Bu projeyle Türkiye’de ilk defa üretici firma, ürünü kullanabilecek operatör ve destekleyici kurum işbirliğiyle yerli ve milli ürün geliştirilmesi yönünde çalışma yapılmış olacak.” açıklamasında bulundu.

Dünya genelinde rekabetin iletişim altyapısıyla mümkün olduğunu vurgulayan Uraloğlu, dijital teknolojilerin ekonomik büyümeyi destekleyen kilit bir faktör haline geldiğini ifade etti. Mevcut 4,5G ve 5G teknolojilerine odaklanarak Türkiye’nin dijitalleşme sürecine liderlik etmeyi amaçladıklarını belirten Bakan, “Teknoloji dünyasında bir çığır açacak 5G ağları, ekonomik değerde trilyonlarca dolar ve milyonlarca iş fırsatı yaratacak.” şeklinde konuştu.

Elektronik haberleşme sektöründe yerli ve milli üretim ekosistemini güçlendirmek amacıyla 2017’de kurulan Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi’nin, “Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi” ile bir adım daha ileri taşındığını söyledi. Uraloğlu, İstanbul Havalimanı’nda 5G altyapısı kurarak kullanıcıların bu teknolojiyi deneyimlemelerine olanak sağladıklarını ve 25 farklı yerde gerçekleştirilen 5G denemelerinde başarı elde ettiklerini ifade etti.

Bakan Uraloğlu, 5 Ocak 2023’te başlatılan “5. Nesil (5G) Mobil Haberleşme Altyapısının Geliştirme Projelerinin Desteklenmesi Amacıyla Çağrı Programı” ile 200 milyon liralık destek sağlanmasını planladıklarını belirterek, “Bu çağrı ile yerli ve milli üretimi teşvik etmek, dışa bağımlılığı azaltmak ve AR-GE faaliyetlerini desteklemek amaçlanmaktadır. Türkiye, dijitalleşme konusundaki adımlarıyla geleceğin lider ekonomilerinden biri olma yolunda ilerliyor.” dedi.

Son olarak, Uraloğlu, AR-GE süreçlerini tamamlayarak BTK, HGM, mobil operatörler ve yerli üreticilerle işbirliği içinde olduklarını belirterek, “Yerli ve milli ürün tedariki hususlarında ilgili paydaşları bir araya getiren süreçte BTK, HGM ve mobil operatörler Vodafone, Turkcell, Türk Telekom ile proje izleme ve değerlendirme hususlarında işbirliği yapıyoruz.” açıklamasında bulundu.

Apple Vision Pro’nun çıkış tarihi belli oldu!

Apple, teknoloji dünyasını heyecanlandıran yeni nesil akıllı cihazı Vision Pro’nun çıkış tarihini belirledi. Bloomberg’in tanınmış teknoloji muhabiri Mark Gurman’ın elde ettiği bilgilere göre, Apple Vision Pro‘nun önceki planlanan çıkış tarihi olan Ocak 2024’ten vazgeçilmiş ve şimdi cihazın resmi olarak Mart 2024’te satışa sunulması planlanıyor.

Gurman, Apple’ın Vision Pro’yu ilk olarak Ocak ayında piyasaya sürmeyi düşündüğünü ancak bazı içsel sebeplerden dolayı bu planlarından vazgeçmek zorunda kaldığını belirtti. Yeni plana göre, cihazın Amerika’da Mart 2024’te satışa sunulması beklenirken, diğer ülkelerdeki lansman tarihleri de bu tarihe yakın olarak belirlenmiş durumda.

Son haftalarda ortaya çıkan visionOS ve iOS 17.2 beta sürümleri, Vision Pro’nun çıkışına dair heyecanı artırdı. Bu güncellemeler, cihazın son test aşamalarından başarıyla geçtiğini ve gelecek senenin ilk çeyreğinde kullanıcılara sunulmaya hazır olduğunu gösteriyor. Gurman’a göre, Vision Pro’nun ABD’deki lansmanı Mart ayında gerçekleşecek ve ardından diğer ülkelerdeki kullanıcılara da sunulacak.

Fiyat konusunda da bilgi verilen haberde, Vision Pro’nun 3499 dolarlık fiyat etiketi ile piyasaya sürüleceği belirtiliyor. Bu fiyat, cihazın yüksek performansı ve özelliklerine karşılık gelecek şekilde belirlenmiş, böylece Vision Pro sınırlı bir pazarda yer alacak.

Apple, muhtemelen Mart ayında düzenleyeceği bir etkinlikle Vision Pro’nun özellikleri, kullanımı ve daha fazla detayıyla ilgili bilgileri paylaşacak. Bu lansman, teknoloji tutkunlarını heyecanlandırmaya devam ederken, Vision Pro’nun çıkışıyla birlikte Apple’ın teknoloji dünyasına yepyeni bir soluk getirmesi bekleniyor.

Google, Haritalar’da kullanıcı odaklı değişimler yapıyor!

Google Haritalar, bulunan çok sayıda özelliğe rağmen ürün tamamen kusursuz değil. Bir yerden diğerine gitmenize yardımcı olsa da, örneğin trafikten kaçınmak için yeniden rota belirlemeniz gerektiğinde her zaman güvenilir değil. 

Diğer kullanıcılarla konum paylaşımı ve işbirliği geçmişte de başarısızlıkla sonuçlandı. Artık Google, Haritalar‘da uzun süredir devam eden bazı sorunları yeni, yorumlanması daha kolay bir renk şemasıyla çözmeye çalışıyor gibi görünüyor.

Birkaç Haritalar kullanıcısı, Eylül 2023 gibi erken bir tarihte testlerde tespit edildikten sonra Google‘ın geçen ay yolda olduğunu doğruladığı güncellenmiş renk şemasını fark ve takip etmeye başladı. Bunu ayrıca kendi kişisel telefonlarımızdan birinde ve bir ihbarcıda da görüyoruz. Haritalar‘ın web sürümünde yeni renklerin bulunduğunu bize bildirdi.

@SonderQuest’in X’te açıkladığı gibi, renk paleti çoğunlukla turkuaz mavisi, nane yeşili ve griden oluşuyor gibi görünüyor. Bazıları, ince ayarların henüz Haritalar uygulamasında görünmediğini belirtti; bu da Google‘ın, bunların yavaş yavaş kullanıma sunulduğunu kabul etmesiyle örtüşüyor.

Yeni renk şemasını ilk olarak almak için Fransa, Almanya, İngiltere ve ABD’nin de aralarında bulunduğu on iki ülke sıraya girdi. Google, renklerin “gerçek dünyayı daha da doğru bir şekilde yansıtması” gerektiğini söylese de herkes onlardan memnun değil. Bazı Haritalar kullanıcıları bunun çok parlak olduğuna inanıyor ve hatta Google‘ın açıklamasına rağmen eski renk paletinin daha doğru olduğunu iddia ediyor. X’teki @mrschimpf dahil diğerleri, değişikliğin resmi olmadığını umuyor ve tüm Haritalar kullanıcılarına sunulmaması gerektiğini iddia ediyor. Şirket, bu ince ayarların Haritalar kullanıcılarının navigasyon sırasında çevrelerini daha iyi anlamalarına yardımcı olmak için yapıldığını belirtiyor.

Google, işlevselliğinden kullanıcı arayüzüne kadar her şeyi geliştirmek için sürekli olarak Haritalar‘da güncellemeler yapıyor. Bununla birlikte, kendi Haritalar uygulamasına sahip olan Apple’ın hâlâ sıkı bir rekabetiyle karşı karşıya olduğu söyleniyor. 

Bir zamanlar büyük ölçüde işlevsiz ve hatalı olduğu yönünde bir üne sahip olmasına rağmen, Haritalar son yıllarda Apple tarafından önemli ölçüde iyileştirildi; öyle ki artık bir kez daha Google‘ın alternatifiyle rekabet edebilir hale geldi. Pek çok kişi, Apple Haritalar‘ın daha net görünümünden, sezgisel sesli yol tariflerinden ve güncellenmiş görüntülerinden övgüyle söz ediyor. 

Apple, Haritalar‘da kapsadığı bölgeleri de genişletecek gibi görünüyor. Google‘ın şu anda Haritalar‘da iyileştirmeler yapmasının ve kullanıcı tabanını korumak için çok çalışmasının nedenleri bunlar olabilir.

Özel bir Google Haritalar kullanıcısıysanız, yeni renk şeması, uygulamayı bir sonraki açışınızda sizi hazırlıksız yakalayabilir. Bununla birlikte şirketin şimdilik bu değişikliklere sadık kalmaya niyetli olduğu anlaşılıyor. 

Kullanıcı deneyiminizi olumsuz etkiliyorsa veya gezinmeyi zorlaştırıyorsa alternatifleri keşfetmemeniz için hiçbir neden yok. Ancak Google‘ın Haritalar‘ı geliştirmeye yönelik sürekli kararlılığı dikkate alınmaya değer bir şey. Navigasyondan işlevselliğe kadar her şeyin iyileştirilmesi için ürünün sürekli olarak güncellendiğini bilmek size gönül rahatlığı sağlayabilir.

SpaceX bir teknoloji sanatçısına sınırsız yetki verdi!

49 yaşındaki Pilat, kendini “tekno-iyimser” olarak tanımlayan, uzay araştırma şirketinin bir gün kendi kendini idame ettirebilen bir şehir kurmak için insanları bir Yıldız Gemisi filosuyla Mars’a gönderme misyonunun hayranı. Mashable’a, şirketin kurucusu Elon Musk’un kişisel hayali olan bu bağlılığın insanlığı kurtarmak için gerekli olabileceğini söyledi. Kendisine bahşedilen benzeri görülmemiş erişim (roketler ve uzay aracı yapan mühendislerin samimi bir görünümü) için minnettar olmasına rağmen, tüm bunların ardındaki ünlü statüsü onu eğlendiren milyardere borçlu hissetmiyor. Yeni bir uzay çağını canlandırması nedeniyle Musk’u JFK’ye benzetiyor. Ancak Pilat , SpaceX’in CEO’sundan veya perde arkasında kendisine izin veren herhangi bir teknoloji firması liderinden asla para istemediği konusunda kararlı.

Teknoloji sanatçısı fütüristik destek sağlıyor

Pilat: “Makineler için çalışıyorum, belirli bir kişi için çalışmıyorum. İş o kadar önemli ki, bir insanı memnun edecek bir şey yapma tuzağına düşmek istemiyorum” diyor. Pilat , SpaceX teknolojisini sanat yoluyla yakalamaya çalışırken şirket, onlarca yıl sonra Kızıl Gezegen yerleşimine ulaşma yolunda muazzam bir sınavla yüzleşmek üzere. Altı ay önce mürettebatsız bir Starship’i uzaya uçurmak için yapılan başarısız girişimin ardından şirket, 18 Kasım Cumartesi sabahı yeniden denemeyi planladı. Starship, NASA’nın iki katı itme kapasitesine sahip, 120 metre yüksekliğinde devasa bir roket ve uzay aracı. Ancak bu deneme de başarısızlıkla sonuçlandı.

SpaceX’in 20 Nisan’da Güney Teksas’taki özel uzay limanından yaptığı ilk denemede roket devasa iticiden ayrılmadı ve kontrolden çıktı ve Meksika Körfezi üzerinde havalandıktan dört dakika sonra patladı . Motor patlaması, fırlatma rampasındaki kalıntıların korunan sulak alanlara ve yakındaki sahile saçılması, çevrecilerin dava açmasına ve FAA soruşturmasına yol açtı.

Ancak başarısızlığın ortasında bile, yok edilmiş bir Starship’in istenmeyen havai fişekleri de dahil olmak üzere, paslanmaz çelikten bir devin yerden yükselmesinin etkileyici başarısı kalabalığın hoşuna gitti. Washington Post uzay muhabiri Christian Davenport, olayı “performans sanatı olarak roketçiliğin yanıcı şiddeti” olarak tanımladı.

SpaceX’in genel merkezinde resmi olmayan ikametine başlamadan önce Pilat, üreticinin Spot adını verdiği robot köpekleriyle ünlü bir teknoloji şirketi olan Boston Dynamics ile ilişki kurdu. Başlangıçta ilginç, dört ayaklı makinenin portresini çizmeye çalıştı. Bu proje, robotların boyamak için kullanıldığı, ayaklarının tuval üzerinde lekeler bıraktığı Pilat’a dönüştü. Pilat, köpekleri kendi talimatlarına göre programlamak için mühendislerle birlikte çalıştı. Kendisi ve üç robot köpek, 3 Aralık’tan itibaren Avustralya’nın Melbourne kentindeki Ulusal Victoria Galerisi Trienali sanat sergisinde bir gösteri yapacak. Etkinlik boyunca ziyaretçiler, köpeklerin özerk bir şekilde bir resim oluşturmasını izleyebilecek.

MIT çalışması, yapay zekâ gelişimini cep telefonlarına taşıyor

0

ABD’nin uygulamalı bilimler alanında en önde gelen üniversitelerinden birisi konumundaki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) araştırmacılar, yapay zekâ konusunda yeni bir metot üzerinde çalışıyor. Araştırmacıların geliştirdiği yeni metot, makine öğrenimi teknikleri üzerinde yeni bir yaklaşımı içeriyor. Bu yöntem sayesinde üretken yapay zekâ çıktıları doğruluğunu korurken daha az kaynak kullanarak yapay zekâ modellerine ince ayar yapılabilmesini sağlıyor. Araştırmacılar bu yeni yöntemin akıllı telefonlar gibi daha küçük cihazlarda yapay zekayı geliştirmek için kullanılabileceğini iddia ediyor.

Özellikle ChatGPT’nin yayınlanmasıyla birlikte son 1 yıldır hayatımıza giren yaratıcı yapay zekâ uygulamaların en önemli dar boğazlarından birisini kaynak kullanımı oluşturuyor. Her ne kadar bu yenilikçi uygulamalar cep telefonu, PC ve tablet gibi gündelik cihazlarda kullanılabilse de, bu ve benzeri uygulamaları geliştirmek ve “eğitmek” için devasa veri kaynakları ve süper hızlı bilgisayarlara ihtiyaç duyulmakta. MIT araştırmacılarının geliştirdikleri yeni bir eğitim yöntemi ise, uç bilişim cihazlarında da yapay zekâ için sürekli öğrenmeyi mümkün kılıyor.

Araştırmacılar, derin öğrenme tekniklerinin yapay zekâ sohbet robotlarının kullanıcı aksanlarını anlamasına ya da bir kişinin yazma geçmişine dayanarak yazacağı bir sonraki kelimeyi tahmin etmesine yardımcı olabileceğini söyledi. Ancak bu özellikler, yapay zekâ modeline yeni verilerle ince ayar yapılmasını gerektiriyor.

MIT bünyesinde bu süreç üzerinde çalışan bir ekip bunun akıllı telefonlarda ve küçük uç cihazlarda bir sorun haline geldiğini, çünkü bu cihazların ince ayar işlemi için gereken bellek ve hesaplama gücünden yoksun olabileceklerini söyledi. Bunu aşmanın bir yolu bulut sunucuları kullanmak, ancak bu hem enerji endişelerini hem de hassas veriler söz konusu olduğunda güvenlik risklerini beraberinde getiriyor.

MIT araştırmacıları ise düzeltmek için, derin öğrenme modellerinin doğrudan bir uç cihazda yeni sensör verilerine verimli bir şekilde adapte olmasını sağlayan bir teknik geliştirdiklerini iddia ediyor. Araştırmacıların PockEngine adını verdikleri bu eğitim yöntemi, doğruluğu artırmak için makine öğrenimi modelinin hangi parçalarının güncellenmesi gerektiğini belirleyebiliyor. Bu yöntem daha sonra yalnızca bu belirli parçaları depoluyor ve bunlarla hesaplama yapıyor.

MIT ekibi, derin öğrenme modellerinin, bir tahminde bulunmak için verileri işleyen birbirine bağlı birçok düğüm katmanından oluşan sinir ağlarına dayandığını söyledi. Ancak sinir ağındaki tüm katmanlar doğruluğu artırmak için aslında elzem değil ve Ekip, önemli olan katmanlar için tüm katmanın güncellenmesinin gerekmeyebileceğini söyledi. PockEngine yöntemi, belirli bir görevdeki her katmana ince ayar yapmak ve her bir katmandan sonra doğruluk artışını ölçmek için tasarlanmış. PockEngine daha sonra, ince ayar yapılması gereken her katmanın yüzdesini belirlemek için her katmanın katkısını ve doğruluk ile ince ayar maliyeti arasındaki dengeleri tanımlıyor.

MIT ekibi, bu eğitim yönteminin gerekli hesaplama gücünü en aza indirmek ve ince ayar sürecinin hızını artırmak için yapılması gereken ana hesaplamaları çalışma zamanından önce gerçekleştirebileceğini söyledi. Araştırmacılar, PockEngine’in bazı donanım platformlarında doğrulukta bir düşüş olmadan diğer yöntemlerden 15 kat daha hızlı performans gösterebildiğini iddia ediyor.

Geçtiğimiz hafta, eski Apple tasarımcıları tarafından kurulan Humane şirketi, giyilebilir cihazlar için yeni bir çağ yaratmayı amaçlayan yapay zekâ destekli yeni cihazının ayrıntılarını paylaştı. Küçük cihazın adı Humane AI Pin, ancak yüksek fiyat etiketi ve yetenekleri konusundaki belirsizlik şimdilik benimseme önünde ciddi bir engel olacak gibi görünüyor.

Binance CEO’su suçlamaları kabul ederek istifa etti!

0

Dünyanın en popüler kripto para borsalarından Binance’in Kurucusu ve CEO’su Changpeng Zhao, ABD’nin kara para aklama ile ilgili suçlamalarını kabul etti. Bunun neticesinde 4.3 milyar dolarlık (123 milyar TL) cezayı ödemesi gerecek. Ayrıca kurucusu olduğu şirketindeki CEO görevinden de istifa edecek.

Binance CEO’su CZ kara para aklamayı kabul etti

ABD’den gelen bilgilere göre Binance, ABD Adalet Bakanlığı tarafından sunulan 4.3 milyar dolarlık suçlamaları kabul etti. Anlaşmanın bir parçası olarak Binance CEO’su Changpeng Zhao kara para aklama suçlamalarını kabul edecek ve liderlik görevini bırakacak.

Binance

Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan davaya göre Binance, 2018’den bu yana regüle edilmemiş bir borsa işletiyor ve kripto para işlemleri yoluyla kara para aklanmasına izin veriyor. Bu yılın başlarında ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), Binance ve Zhao’yu kayıt olmadan faaliyet göstermekle suçladı.

4,3 milyar dolarlık anlaşma, ABD makamları tarafından bugüne kadar bir kripto para firmasına karşı yapılan en büyük yaptırım olacak. Anlaşma şartlarına göre CEO Zhao’nun Salı günü federal mahkemede suçunu kabul etmesi bekleniyor.

Yeni Binance CEO’su hakkındaki ayrıntılar ise henüz belirsizliğini koruyor. CZ’nin yerine geçecek kişi veya yeni rolüne ilişkin detayların Salı günkü duruşmadan sonra açıklanması bekleniyor.

Kripto Para

Öte yandan Binance ve Adalet Bakanlığı bu anlaşmayla ilgili henüz resmi açıklamayı yapmış değil. Sonuçlandırılması halinde, dünyanın en büyük kripto borsalarından biri için büyük bir değişimi temsil edecek.

Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlar kısmında bizlerle paylaşmayı unutmayın.

Türkiye’de 3000 yıl önce konuşulmuş kayıp bir dil ortaya çıktı!

0

Türkiye’de, Hitit İmparatorluğu döneminde, M.Ö. 2. binyılda yazılmış on binlerce antik kil tabletin arasında gizli bir metin bulundu. Henüz hiç kimse bu ilginç çivi yazısı yazısının ne söylediğini bilmiyor ancak 3000 yıldan daha uzun bir süre öncesine ait, uzun zamandır kayıp bir dil gibi görünüyor.

Uzmanlar, gizemli deyimin, diğer Anadolu-Hint-Avrupa dilleriyle köklerini paylaşıyor gibi görünse de, Orta Doğu’da bulunan diğer hiçbir antik yazı diline benzemediğini söylüyor.

Türkiye’de kayıp dil bulunması ne anlama geliyor?

Gizemli karalamalar, bilinen en eski Hint-Avrupa dili olan Hititçe yazılmış bir kült ritüel metninin sonunda başlıyor. Esasen şu anlama gelen bir girişten sonra başlıyor: “Bundan sonra Kalaşma ülkesinin dilinde okuyun”

Kalaşma, muhtemelen antik Anadolu’daki çok daha büyük Hitit İmparatorluğu’nun kuzeybatı ucunda, bu kil tabletin daha sonra ortaya çıkarıldığı başkent Hattuşa’dan biraz uzakta bulunan Tunç Çağı’ndan kalma organize bir topluma gönderme yapıyor Hattuşa Harabeleri Arkeolojik Kazı Başkanı Andreas Schachner’e göre tableti ilk eline aldığında öneminin ağırlığını hissedebiliyordu. Spesifik olarak, kil tabletin, şu anda Boğazköy, Türkiye’de bulunan aynı bölgede bulunan 25.000’den fazla diğer tabletle karşılaştırıldığında oldukça iyi korunmuş olduğunu fark etti.

Yüzyılı aşkın bir süredir tarihçiler, arkeologlar ve dilbilimciler, Hattuşa’nın kraliyet anlaşmaları , siyasi yazışmalar, hukuki ve dini metinlerden oluşan inanılmaz arşivini ortaya çıkarmak ve tercüme etmek için birlikte çalışıyorlar. Bu tabletlerin çoğu Hitit çivi yazısı ile yazılmış olsa da aynı yerde çalışan uzmanlar başka farklı diller de bulmuşlardır. Bu yazılar, MÖ 1650’den 1200’e kadar Anadolu’nun büyük bir kısmında hüküm süren Hitit İmparatorluğu’nun gölgesinde kalan çeşitli etnik gruplardan geliyor gibi görünüyor.

Son zamanlarda başka bir dilin keşfi çok şaşırtıcı olmasa da heyecan verici diyebiliriz. Schwemer: “Hititlerin yabancı dillerdeki ritüelleri kaydetmeye özel bir ilgileri vardı” diyor. Sadece bilimsel nedenlerden dolayı değil, Hitit İmparatorluğu binlerce tanrı ve tanrıçayı kutlamış görünüyor. Hititler, Karadeniz ile Akdeniz arasındaki geniş yarımadada giderek daha fazla toprak fethettikçe, tarihçiler İmparatorluğun yeni tebaayı devreye sokmanın bir yolu olarak yeni dinler edindiğinden şüpheleniyor. Schachner, İmparatorluğun diğer dinlere saygı göstererek muhtemelen genişleme sırasında saygı kazanmayı umduğunu söylüyor.

Eski Anadolu tarihçisi Tülin Cengiz’e göre Hattuşa’nın kraliyet arşivlerinde Suriye’den Mezopotamya’ya kadar tapınılan tanrılardan bahsedilmektedir.

Türkiye’den Tesla’ya beklenmedik davet!

0

Tesla, dünya çapında altı farklı fabrikaya (Gigafactory) sahip. Bunlar başlıca Çin, ABD ve Almanya’da bulunuyor. Bir süre önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Tesla CEO’su Elon Musk ile yaptığı görüşmede yeni fabrikayı Türkiye’ye kurmasını istemişti. Musk’a yeni davet ise Sakaryalı iş insanlarından geldi.

Tesla Türkiye fabrikası Sakarya’da olur mu?

Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) Başkanı Akgün Altuğ, Tesla CEO’su Elon Musk’a açık bir çağrıda bulundu. Sakarya ve bölge şehirlerin otomotiv endüstrisinde oldukça güçlü olduğunu ifade eden Altuğ, Toyota’nın 1994’te yaptığı yatırımlardan örnek verdi.

Sakarya’nın ayrıca jeolojik avantajlarına da değindi. Kuzey Marmara Otoyolu’nun şehrin ortasından geçtiğini belirten Başka Altuğ aynı zamanda Karadeniz’e ulaşım sayesinde malların kolayca Karasu Limanı’na transfer edilebileceğini belirtti.

Eylül ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’de bulunan Türk Evi’nde yabancı basın ile birlikte Elon Musk’ı ağırladı. İkili yaptıkları görüşmede Türkiye’nin ve dünyanın teknoloji gündeminin yanı sıra teknoloji üretimine de değindi. Ayrıca bunların yanı sıra Elon Musk’a bir davette de bulunuldu.

Elon Musk’a bir sonraki fabrikasını Türkiye’de kurması ve üretim yapması için açık davette bulundu. Ancak görüşme sonrasından konuyla ilgili ikiliden bir açıklama gelmedi.

Tesla Türkiye

Öte yandan Elon Musk, Twitter’da yaptığı paylaşımda Tesla’nın Suudi Arabistan ile görüştüğü iddialarını yalanladı. Raporların gerçek olmadığını söyleyen CEO, S. Arabistan’a fabrika açmak için görüşme yapılmadığını ifade etti. Bu durum da Orta Doğu ve Balkanlar’a yönelik fabrikanın Türkiye’de açılma ihtimalini artırıyor.

Elon Musk başarısızlık serisini sürdürmeye devam ediyor!

0

Elon Musk için patlayıcı bir hafta sonu oldu. Amerikalı milyarder, yalnızca başka bir roketinin kamuoyu önünde “hızlı ve plansız şekilde sökülmesine” tanık olmak zorunda kalmadı. Aynı zamanda Apple, Disney ve IBM’in de aralarında bulunduğu bir grup tanınmış küresel şirketin, sosyal medyası X’ten reklam çekmesini de izledi.

Tamamı bilinen isimler olan işletmeler, Amerikalı milyarderin Yahudi karşıtı bir komplo teorisine kamuoyu desteği sonrasında, eski adı Twitter olan sitede harcama yapmayı durdurma kararı aldı. Geçtiğimiz hafta Musk, Yahudileri beyazlara karşı nefreti teşvik etmekle suçlayan bir komplo gönderisine yanıt verdi. Bunun “gerçek” olduğunu belirtti . O zamandan beri, amacının eleştirinin İftirayla Mücadele Birliği (ADL) kampanya grubu gibi belirli kampanya gruplarına yönelik olduğunu ve daha geniş Yahudi topluluğunu hedeflemediğini savundu.

Musk başarısızlık haberlerini geride bırakmak istiyor

Teknoloji girişimcisini çevreleyen bu yeni, maliyetli tartışma, Starship roketinin Teksas semalarında beklenmedik bir aksamayla karşılaştığı sırada Musk’un itibarının zaten ateş altında olduğu anlamına geliyordu. SpaceX gemisinin iticisi herhangi bir uyarı olmadan patlamadan ve yükselen roketle tüm temas kesilmeden çok önce, X platformu aynı zamanda “hızlı bir parçalanmaya” da yol açabilecek bir medya fırtınasıyla karşı karşıyaydı. Musk’ın “ifade özgürlüğünü baltalamak” ve platformuna zarar vermek isteyenler tarafından kasıtlı olarak yanlış tanıtıldığı iddiasına rağmen, diğer önde gelen markalar ve kamuoyuna mal olmuş kişiler hızla siteden uzaklaştı.

Aralarında Avrupa Komisyonu, Comcast, Paramount TV ve film stüdyosu Lionsgate’in de bulunduğu endişeli reklamverenler, X’in tanıtım kampanyalarını bıraktı veya platformun sahibi konumunu daha da netleştirene kadar duraklıyor. Ancak Musk saldırıya geçti. X’teki antisemitizm iddialarına kararlı bir şekilde dikkat çeken Amerikan izleme örgütü Media Matters’a karşı “termonükleer dava” açmakla tehdit ediyor. Sitedeki son raporu, Nazi yanlısı gönderilerin yanında pahalı markalı reklamların göründüğüne dikkat çekti.

Musk’ı istifaya çağıranlar arasında Facebook’un kurucu ortağı Dustin Moskovitz de yer alırken, Beyaz Saray da “Yahudi karşıtı ve ırkçı nefretin iğrenç bir şekilde teşvik edilmesini en güçlü ifadelerle” kınadı. ABD’li müzik yapımcısı Steve Greenberg gibi birçok tanınmış X kullanıcısı da bu hafta sonu platformdan ayrılacaklarını duyurdu. Greenberg bunun “nefret dolu ve tehlikeli bir şeye” dönüştüğünü söyledi.

AB yapay zekâ yarışında süper bilgisayar ile avantaj peşinde!

0

AB liderleri, Avrupa’nın süper bilgisayarlarını yapay zeka geliştiren start-up’lar ve KOBİ’ler için daha erişilebilir hale getirerek onlara küresel yapay zeka yarışında avantaj sağlamaya çalışıyor. Avrupa Komisyonu ve Avrupa Yüksek Performans Bilgisayar Ortak Girişimi (European High-Performance Computing Joint Undertaking) geçtiğimiz günlerde yaptıkları bir açıklamada, AB’de halihazırda mevcut olan üç süper bilgisayara “erişimi açmaya ve genişletmeye” kararlı olduklarını belirttiler.

Amaç, yeni kurulan şirketlerin, KOBİ’lerin ve yapay zekâ modelleri geliştirmesine ve ölçeklendirmesine yardımcı olmak ve yapay zekâ eğitimini ve testini hızlandırmak. Bir süper bilgisayara erişimin, bunu yapmak için gereken süreyi “aylar veya yıllardan” birkaç haftaya indirebildiği söyleniyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Son yıllarda yaptığımız yatırımlar sayesinde Avrupa süper bilgisayar alanında lider konumdadır. AB’de son teknoloji ürünü üç süper bilgisayarımız var. Bu gücü kullanmamız gerekiyor,” diyor ve ekliyor: “Bugün duyurusunu yaptığımız Avrupa’nın süper bilgisayar altyapısına erişim, yeni kurulan şirketlerin yapay zekanın sorumlu bir şekilde ve Avrupa değerleri doğrultusunda geliştirilmesine ve ölçeklendirilmesine öncülük etmelerine yardımcı olacaktır.”

Madrid’de düzenlenen dördüncü yapay zekâ ittifakı toplantısı kapsamında yapılan bu duyuru hemen hemen her endüstriyi bir düzeyde altüst edecek olan yapay zekanın geliştirilmesinde, başta ABD ve Çin olmak üzere dünyanın geri kalanına yetişmek için AB bloku tarafından gösterilen çabanın bir parçası olarak yorumlanıyor. Analistler, 2023’ün ikinci çeyreğinde Avrupa risk sermayesi finansmanının geçen yılın yarısı kadar olduğunu ancak yapay zekâ yatırımlarının hızla arttığını ortaya koyuyor. Analistlere göre, Avrupalı yapay zekâ şirketleri bu yılın ikinci çeyreğinde 1,5 milyar dolar topladı ve bu rakam kıtanın toplam fonlarının %12’sini temsil ediyor.

Son dönemde Avrupa’da Londra merkezli şirketler yapay zeka alanında öne çıktı. Yapay zeka uygulamaları geliştirme platformu Builder.ai, bankacılık ve sigortacılık için zeka platformu Quantexa ve yapay zeka destekli video platformu Synthesia fon almayı başaran şirketler olurken, geçtiğimiz hafta, işletmelere ve hükümetlere jeneratif yapay zeka sağlayan bir Alman start-up’ı olan Aleph Alpha, en son B Serisi finansman turunda 500 milyon dolardan fazla para topladığını ve Avrupa’nın en hızlı büyüyen ve yapay zeka start-up’larından biri haline geldiğini duyurdu.

Öte yandan geçtiğimiz haftalarda Intel, Dell Technologies ve Cambridge Üniversitesi, yapay zekâ firmaları için birlikte tasarlanan Dawn Faz 1 süper bilgisayarının kullanıma sunulduğunu duyurmuştu.

Sodyum iyon piller geleceğin anahtarı olabilir

Günümüzde enerji depolama teknolojileri, sürdürülebilir enerji hedeflerine ulaşma yolunda önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, sodyum iyon piller, geleceğin enerji depolama çözümlerinde önemli bir yer tutabilir.

Lityum iyon piller, şu anda yaygın olarak kullanılan enerji depolama teknolojisinin öncüsü olmasına rağmen, bu pillerin üretiminde kullanılan lityumun sınırlı kaynakları ve artan talep, sektörde önemli zorluklar yaratmaktadır. Sodyum iyon piller ise bu zorlukları aşma potansiyeline sahip.

Yeni pil teknolojisi , lityum iyon pillere benzer bir tasarıma sahip olup, daha ucuz ve bol miktarda bulunan sodyumu kullanır. Bu özellikleri, sodyum iyon pilleri enerji depolama sektöründe umut vadeden bir alternatif haline getiriyor.

Sodyum iyon pillerin avantajlarından biri, geniş bir sıcaklık aralığında çalışabilme yetenekleridir. -30°C ila 60°C ve hatta 80°C’ye kadar olan sıcaklık aralıklarında performans gösterebilme özelliği, çeşitli iklim koşullarında kullanılmalarını mümkün kılıyor.

Bu yeni nesil pillerin potansiyelini artıran bir diğer önemli faktör ise güvenlik avantajlarıdır. Lityum iyon piller, taşınmadan önce özel koşullarda şarj edilmelidir, ancak Yeni pil teknolojisgüvenli bir şekilde boşaltılabilir, bu da termal sorunları minimize eder.

Yeni pil teknolojileri bir diğer önemli özelliği de çeşitli endüstrilerde kullanılan lityumun aksine, daha uygun fiyatlı malzemelerle üretilebilmeleridir. Bu durum, maliyet etkin enerji depolama çözümleri için kapıları aralayabilir.

Bazı firmalar, sodyum iyon pillerini sabit enerji depolaması ve elektrikli araçlarda kullanma konusunda denemeler yapmaktadır. Natron Energy gibi şirketler, sodyum iyon pilleri büyük ölçekli üretim tesislerinde kullanmak için planlar yaparak, bu alandaki potansiyeli göstermektedir.

Gelecekte, Yeni pil teknolojileri lityum iyon pillerle rekabet edebilme potansiyeli bulunmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, Yeni pil teknolojileri enerji depolama sektöründe önemli bir oyuncu olabilir. Ancak, lityum iyon küresel üretim kapasitesinin hala oldukça yüksek olduğunu ve sodyum iyon pillerin bu hakimiyeti hemen devralamayabileceğini belirtmek önemlidir.

Sonuç olarak, sodyum iyon piller, enerji depolama teknolojilerinde umut vaat eden bir geleceğe işaret ediyor. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, bu pillerin daha geniş çapta kullanılması ve sürdürülebilir enerjiye geçişte önemli bir rol oynaması bekleniyor.

Amazon ücretsiz üretken yapay zekâ kursları sunuyor!

Üretken yapay zekâ (Gen AI) kavramı ChatGPT ile geçtiğimiz yıl hayatımıza girdiğinden beri hem son kullanıcı bazında hem de kurumsal alanda ilgi çekmeye devam ediyor. İrili ufaklı pek çok firma bu alana yatırım yaparken, üretken yapay zekâ uygulama ve araçlarını doğru ve etkin kullanabilmek de giderek önem kazanıyor. E-ticaret ve bulut bilişim devi Amazon da bu konuya eğilen firmalar arasında ve şirketin “AI Ready” adı verilen girişimi, şimdi ücretsiz eğitim kursları başlatıyor.

AI Ready aslında Amazon tarafından halihazırda sunulan AWS tabanlı AI becerileri eğitim programlarının bir uzantısı. Ancak bu programa şimdi AI proje yönetimi ve geliştirmeyi kapsayan sekiz ücretsiz kurs eklenmiş durumda. Amazon, programları aracılığıyla 21 milyon kişinin AWS bulut bilişim becerileri konusunda eğitim aldığını ve 2025 yılına kadar 2 milyon kişinin AI kurslarını kullanacağını umduğunu söylüyor.

Amazon’dan ücretsiz derse ek olarak toplam 12 milyon dolarlık burs

Herkese açık ve ücretsiz 8 derse ek olarak Amazon, dünya çapında 50.000’den fazla lise ve üniversite öğrencisine AWS bursu ile Udacity’de yeni bir yapay zekâ kursu verecek. Küresel olarak yetersiz hizmet alan ve yeterince temsil edilmeyen topluluklardaki öğrencilere öncelik verilecek olan Udacity kurslarının şirkete maliyeti 12 milyon dolar olarak açıklanıyor. Ayrıca Amazon yine öğrencilerin üretken yapay zekâ hakkında bilgi edinmelerine yardımcı olmak için code.org ile yeni bir iş birliğine gittiklerini açıkladı. Amazon’dan yapılan duyuruda şu ibareler yer alıyor:

“Yapay zeka konusunda bilgili bir iş gücüne duyulan ihtiyaç hiç bu kadar büyük olmamıştı. AWS ve araştırma şirketi Access Partnership tarafından yapılan yeni bir çalışmada işverenlerin %73’ü yapay zekâ becerilerine sahip yetenekleri işe almanın bir öncelik olduğu, ancak yine bu şirketlerin dörtte üçünün AI yetenek ihtiyaçlarını karşılayamadıkları bulgusuna ulaştık. Ayrıca işverenler, çalışanlarının yapay zekâ konusunda beceri kazanmaları halinde %47’ye kadar daha fazla maaş almalarını bekliyor. Yine işletmelerin %93’ü önümüzdeki beş yıl içinde kuruluşlarında yapay zeka çözümlerini kullanacaklarını öngörüyor.”

Özetle Amazon, bir yandan yapa zekâ işleri için yetenek talebinin arttığını görerek bu konuda yepyeni bir eğitim seti tasarlamış, öte yandan ise bu kurslar ile kendi yapay zekâ ürünlerini tanıtmak ve reklam yapmak için bir yol geliştirmiş. Amazon tarafından sunulan 8 derslik kurs insanlara üretken yapay zekanın temellerini, yapay zeka etrafında projeler planlamayı ve Amazon’un CodeWhisperer yapay zeka kod oluşturucusunun nasıl kullanılacağını tanıtan “teknik olmayan” bir eğitim. Geri kalan kurslar ise insanları AWS makine öğrenimi ve dil modelleri ile Bedrock AI uygulama üreticisi hakkında eğiterek Amazon’un AI teknolojisini Microsoft / OpenAI ve Google gibi büyük oyuncuların arasına sokmaya yardımcı olabilir.

Amazon’un ücretsiz kurslarıyla ilgilenenler, AWS Educate sitesinden ilk üretici yapay zeka eğitimine ve CodeWhisperer’a giriş derslerine erişebilirler. Amazon’un Transcribe konuşmadan metne oluşturucusunu kullanmayı öğrenmek de dahil olmak üzere ücretsiz kursların geri kalanı AWS Skill Builder sitesinde yer alıyor.

SpaceX Starship roketi ikinci test uçuşunda kayboldu

Mürettebatsız Starship uzay aracı, şimdiye kadar yapılmış en güçlü roketle fırlatıldı. Ancak  ikisi de kalkıştan kısa bir süre sonra kayboldu.

Süper Ağır roket iticisi 33 devasa motorunu ateşledi ve Starship güvenli bir kalkış yaşadı. SpaceX ilk kez “sıcak evreleme”yi denedi. Bu, uzay aracının künt kuvvet travmasıyla roket iticiden ayrıldığı bir adımdı.

SpaceX Starship roketi testleri devam ediyor

Roket itici, Meksika Körfezi üzerinde bir ateş topu halinde patladı. Starship, SpaceX’in uzay aracının sinyalini kaybetmesinden ve sistemin yazılımını, rotadan sapmaması için uçuşu sonlandıracak şekilde tetiklemesinden önce, başlangıçta gayet iyi bir şekilde yoluna devam etti. Starship’in Dünya’ya dönmeden önce gezegenin etrafında neredeyse bir tur atması planlanmıştı, ancak bu ikinci test uçuşundan elde edilen veriler SpaceX’in insanlığı “çoklu gezegen” yapma yolundaki sonraki adımlarını belirlemek için kullanılacak.

Mürettebatsız test uçuşunun yaklaşık 10 dakika sonrasında SpaceX, Starship ile bağlantısını kaybetti. Şu ana kadar neyin yanlış gitmiş olabileceğine dair herhangi bir potansiyel teoriyi kamuoyuyla paylaşmadı. Lansmanın ardından yapılan açıklamada şirket, misyondan elde edilen verileri inceleyeceğini ve güncellemeleri web sitesinde paylaşacağını söyledi. FAA’nın, tam olarak planlandığı gibi gitmeyen herhangi bir uzay görevinden sonra rutin olduğu gibi, testle ilgili bir kaza soruşturmasına başlaması da bekleniyor. Ajans yaptığı açıklamada, fırlatma sonucunda “Herhangi bir yaralanma veya kamu malı hasarı bildirilmedi” dedi.

SpaceX’in fırlatma rampası tamamen sağlam görünüyor. Bu da Super Heavy roket motorlarının kalkış sırasındaki sarsıcı kuvvetlerini azaltmak için kullanılan yeni bir su baskını sisteminin yer tesislerinin güvenliğini sağlamaya yardımcı olduğunu gösteriyor. Starship’in fırlatma sahasını çevreleyen Teksas ilçesi Cameron County, fırlatma işleminden kısa bir süre sonra SpaceX’in fırlatma tesisine ve halk plajlarına giden tek yolu açtı. Bu, ilçe için hızlı bir geri dönüş oldu ve Nisan ayında yapılan test lansmanından sonra yolların önemli ölçüde daha uzun süre kapalı kalmasına neden oldu. SpaceX, Nisan ayındaki fırlatmadan sonra Super Heavy’nin motorlarının katıksız gücünün fırlatma rampasını parçaladığını kabul etti. SpaceX CEO’su Elon Musk bundan “kaya hortumu” olarak bahsetti.

Ancak bu fırlatma sırasında kullanılan yeni su baskını sistemi, bu sabahki fırlatma sırasında motorlar ateşlendiğinde yaklaşık 360.000 galon suyu yukarı doğru fırlattı. CNN, kalkıştan birkaç saat sonra fırlatma alanını ziyaret ettiğinde, roketin fırlatıldığı yer zarar görmemiş görünüyordu ve bölgede hemen görülebilen büyük enkaz izleri yoktu.

Sağlıkta yapay zeka hangi avantajları sağlıyor?

Yapay zeka şu anda her yerde karşımıza çıkıyor. Hisse senedi seçimlerine rehberlik ediyor, tatilleri planlıyor ve bir sonraki büyük gişe rekorları kıran filmi yazıyor. Ancak üretken yapay zeka kendini gösterirken, makine öğrenimi doktorların durum teşhisini daha hızlı ve daha verimli hale getirmek için bilgileri sindirmesine ve kullanmasına yardımcı oluyor.

FDA kısa süre önce, 510(k) izni, De Novo talebi veya pazarlama öncesi onay yoluyla pazarlamada kullanılmasına izin verilen, yapay zeka ve makine öğrenimi kullanan 692 tıbbi cihazın bir listesini yayınladı. Bu sınıflandırma kovaları, test edildikleri ve insanlar üzerinde kullanım için güvenli kabul edildikleri anlamına gelir. Bazı cihazlar 1990’ların ortasından beri kullanılıyor. Ancak 171’i listede yeni ve makine öğrenimini yeni ve yenilikçi yollarla içeriyor.

Sağlıkta yapay zeka ne aşamada?

ChatGPT, Bard veya Bing gibi üretken yapay zeka, insan benzeri konuşmaları ve benzer şekilde insan benzeri hata yapma yetenekleriyle haber oldu. Carta Healthcare tarafından ağustos ayında yapılan bir anket, ABD’deki dört hastadan üçünün tıbbi ortamda yapay zekaya güvenmediğini ortaya çıkardı. Healthgrades’in baş tıbbi sorumlusu Brad Bowman, yapay zeka bazı insanları tedirgin etse de makine öğreniminin yapay zekanın çok daha istikrarlı bir şekli olduğunu açıklıyor. Bowman: “Yapay zekanın tamamı bir araya getiriliyor, ancak bu tıbbi cihazlar esasen veri toplamak, hesaplamalar yapmak ve bilgilerden bir tür değer veya sonuç elde etmek için bir algoritma veya formül kullanıyor. Çoğunlukla bilgisayarların iyi yaptığı şeyleri yapıyor” dedi.

Bowman, EKG makinelerini örnek olarak kullanarak makine öğreniminin onlarca yıldır var olduğunu söyledi. Basitçe kalbin elektriksel nabızlarını ölçerek başladılar, ancak ön teşhisler sunacak şekilde gelişti. Ancak tek başına bu ölçümler işe yaramazdı. Bowman: “EKG’nin normal mi yoksa anormal mi olduğunu size söyleyebilirler, ancak nedenini söyleyemezler. Yine de buna kendiniz bakmalı ve makinenin önerdiği şeye katılıp katılmadığınıza karar vermelisiniz. Genel olarak cihazların karar vermesine izin vermiyoruz” dedi. EKG’lerin öngörme yetenekleri zamanla geliştirildi ve şimdi aynı teşhis yeteneği, büyük miktarlarda veriyi herhangi bir insanın yapabileceğinden daha hızlı işlemek için büyük ölçekte kullanılıyor. Birçok tıbbi uzmanlık alanı, diğer şeylerin yanı sıra kanser tespitini daha hızlı ve daha doğru hale getirebilecek teşhis araçları oluşturmak için yeniliğe yöneldi.

Makine öğrenimini yürekten benimseyen bir uzmanlık alanı var: Radyoloji. FDA’nın listesindeki 692 cihazın 531’i radyolojide kullanıldı. Bowman’a göre radyoloji, öncelikli olarak tanısal bir alan olarak, neyin normal ve anormal olduğuna dair yeni değerlendirme listeleri oluşturmak amacıyla geçmiş taramalardan elde edilen büyük veri yığınlarını sentezlemek için makine öğrenimini kullandı.

Bowman, teknolojinin insan anlayışını aştığını, çünkü makinelerin artık büyük veri kümelerini karşılaştıramama ve hatırlama yetersizliği nedeniyle insanların tamamlayabildikleri referansları birkaç nesil geride bıraktığını söyledi. Sağlıkta yapay zeka önemli bir atılım yapıyor.