Bir siber saldırı kaça mal oluyor?

Siber güvenlik, günümüzde hem kamu kuruluşları hem de özel sektör için büyük önem arz ediyor. Dijital dünya, sunduğu avantajların yanında, birçok tehlikeyi de beraberinde getiriyor. Brandefense CEO’su Hakan Uzun, dijital ortamdaki tehlikelere karşı koruma sağlamak ve olası krizleri engellemek için siber güvenlik tatbikatlarının olmazsa olmaz olduğuna dikkat çekiyor.

Gittikçe dijitalleşen dünyada, dijital bilgilerin korunması ve güvende tutulması her türlü kurum ve kuruluş için hayati bir gereklilik haline gelmeye devam ediyor. Bu kapsamda dijital verilerin korunması için kullanılan siber güvenlik uygulamaları; bilgisayarlar, sunucular, kritik sistemler, mobil cihazlar, elektronik sistemler ve veriler gibi dijital varlıkları koruma altına almayı sağlıyor. Siber güvenlik sistemleri, gizliliği ve veri bütünlüğünü sağlamanın yanı sıra, iş sürekliliğini ve itibarı koruma açısından büyük bir rol oynuyor. Siber güvenlik tatbikatlarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Brandefense CEO’su Hakan Uzun, şunları aktardı:

“Siber güvenlik sistemlerinin sağlıklı bir biçimde işlemesi için düzenli olarak gerçekleştirilen siber güvenlik tatbikatları, organizasyonların güvenlik duvarlarını test etmek ve siber saldırı yollarını açan potansiyel açıkları tespit etmek için önemli bir fırsat sunuyor. Ayrıca, siber saldırılar ve güvenlik ihlalleri durumunda nasıl hareket edileceğini uygulamalı olarak görmeyi sağlıyor. Bu tatbikatlar, güvenlik açıklarını gidermek ve savunma önlemlerini iyileştirmek için de kullanılabiliyor. Siber güvenlik tatbikatlarının güncel saldırı türlerini dikkate alarak hazırlanması, gerçeğe daha yakın bir deneyim yaratmayı sağlıyor. Bu sayede kuruluşlar, gerçek bir kriz anında nasıl hareket edeceklerini pratiğe dökerek kriz yönetimi yeteneklerini güçlendiriyor.

Başarılı bir siber saldırı ortalama 4,24 milyon dolarlık zarara sebep oluyor

Siber güvenlik tatbikatlarının tüm kuruluşlarda yaşanabilecek kriz anları için bir ön hazırlık görevi gördüğünü düşünüyorum. Bu tatbikatlar, verilerin korunması konusunda hayati bir rol oynuyor. İhlalleri tespit etmek büyük bir çalışma gerektiriyor. Bir ihlali tespit etmek için ortalama 212 güne ihtiyaç duyulurken, ihlale müdahale edilmesi 286 gün sürebiliyor. Bu ihlaller kuruluşlar için ortalama 4,24 milyon dolar zarara sebep olabiliyor. Siber güvenlik tatbikatları sayesinde, kuruluşların varlığını tehdit eden ve büyük zarara sebep olabilecek tehlikelere karşı önlem alınabiliyor. Böylece kuruluşlar dijital dünyada güvenlik sağlama hedefine bir adım daha yaklaşarak siber saldırıları büyük bir tehdit olarak görmekten uzaklaşıyor.”

Türk savunma sanayisi, insansız araçlarda çığır açan bir başarıya imza attı!

Türk savunma sanayisi, insansız sistemlerin geliştirilmesi ve kullanımı konusunda yeni bir başarıya imza attı. HAVELSAN, insansız otonom kara aracı BARKAN 2’yi Türk güvenlik güçlerinin kullanımına sunarak, dolanan mühimmat yeteneklerini bu araca entegre etti.

Bu yıl içerisinde, ROKETSAN tarafından üretilen güdümlenebilir mini füze METE ile BARKAN 1 aracından başarılı atışlar gerçekleştirildi. Şimdi ise BARKAN 2, kamikaze mühimmat atışı yapabilme yeteneği ile dikkat çekiyor.

BARKAN 2, dolanan mühimmat entegrasyonu ile sınıfında bir ilki gerçekleştirerek “kamikaze insansız hava aracı (İHA)” olarak kabul ediliyor. Bu başarı, Türk savunma sanayisinin insansız sistemlerdeki gelişmeye olan katkısını gösteriyor.

BARKAN 2, 15 kilometre yarıçaplı bir bölgede görev ve faaliyetler icra edebilirken, tek bir kuleye bağlı olarak aynı anda atış yapabilen hidrojen destekli iki lançerli sistemden (bir lançer lazer güdümlü sistem, bir lançer dolanan mühimmat) ile Gürbağ Savunma’ya ait keşif gözetleme ve kamikaze amaçlı dolanan mühimmatın atışı başarıyla gerçekleştirildi. Bu, uluslararası arenada bir ilk olarak kabul ediliyor.

Atılan kamikaze mühimmat, elektrikli tahrik sistemi, 3000 metre uçuş irtifa yüksekliği ve 40 dakika havada kalma süresi ile 15 kilometre menzile ulaşabilme kapasitesine sahip.

Geçen aylarda Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren BARKAN, modüler yapısı sayesinde farklı faydalı yüklerin hızlı bir şekilde entegre edilmesine olanak tanıyor.

HAVELSAN Ürün Geliştirme ve Üretim Direktörü Veysel Ataoğlu, bu başarının Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edilen BARKAN insansız kara araçlarıyla elde edildiğini belirtti ve seri üretim taleplerinin beklendiğini ifade etti.

BARKAN 2 aracının hareket kabiliyetinin artırıldığını ve farklı faydalı yüklerin entegre edildiğini açıklayan Ataoğlu, aynı zamanda insansız kara aracının otonom kabiliyetinin geliştirildiğini ve geleceğin muharebe sahasına hazırlık için çalışmaların devam ettiğini vurguladı.

Ataoğlu, “Karma Sürü Operasyon Merkezi”ni oluşturarak farklı firmaların ürünlerini değerlendirdiklerini ve bu sistemlerin entegrasyonunu tamamladıklarını belirtti. Ayrıca, bu başarıların Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünü artıracağını ve gelecekteki muharebe sahalarında kullanılacağını söyledi.

Son olarak, BARKAN 2’nin aynı anda farklı silah sistemlerini kullanabilme yeteneği üzerine çalıştıklarını belirten Ataoğlu, bu sayede çok çeşitli görevlerin yerine getirilebileceğini ve gelecek taleplere uygun çözümlerin sunulacağını ifade etti.

Bosch Türkiye’de atama!

0

İstanbul – Türkiye’nin önde gelen hizmet ve teknoloji tedarikçilerinden Bosch Türkiye’de Kurumsal İletişim ve Kamu İlişkileri Direktörlüğü görevine Burcu Coşkun atandı. Coşkun yeni görevinde, Türkiye ve Orta Doğu bölgesinde 17 ülkede, Bosch markalarının kurumsal itibar yönetimi ve tüm kurumsal iletişim süreçlerinin yanı sıra kamu, sektörel dernek ve sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkilerden sorumlu olacak.

Burcu Coşkun kimdir?

2003 yılında Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun olan Burcu Coşkun, Boğaziçi Üniversite’sinden ve European University College Brussels’dan Avrupa İşletme Yüksek Lisans derecelerine sahiptir.

İş hayatına Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nda başlayan Coşkun, 12 yıl boyunca görev yaptığı Coca-Cola İçecek’in faaliyet gösterdiği 10 ülkede Grup Kurumsal İlişkiler ve Sürdürülebilirlik Müdürü olarak şirketin kamu ilişkileri ve sürdürülebilirlik süreçlerine liderlik etti. 2019-2021 yılları arasında Meşrubatçılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, 2016-2021 yılları arasında Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı (ÇEVKO) ve DEİK Türkiye – Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan İş Konseyleri Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Coşkun, 2021 yılından bu yana PwC Türkiye’de Kurumsal İlişkiler Direktörü olarak görev yapıyordu. Burcu Coşkun, Ağustos ayı itibarıyla Bosch Türkiye ve Orta Doğu Kurumsal İletişim ve Kamu İlişkileri Direktörü olarak atandı.

Tesla, Almanya’da uygun fiyatlı elektrikli otomobil üretecek!

Konuyla ilgili bilgi sahibi bir kaynak Pazartesi günü yaptığı açıklamada, otomobillerini kitlesel olarak satın almak için elektrikli araç üreticisi için uzun süredir beklenen bir gelişme olduğunu söyledi. İsmini vermek istemeyen kaynak, üretimin ne zaman olduğunu söylemedi. Tesla ise yorum yapmaktan kaçındı.

İcra Kurulu Başkanı Elon Musk, İngiltere’deki bir yapay zeka zirvesine katıldıktan sonra Cuma günü Gruenheide’deki fabrikayı ziyaret etti ve kişisel sıkı çalışmaları için teşekkür etti. Kaynak, Tesla’nın Almanya ile ilgili hedeflerini burada açıkladığını iddia ediyor.

Almanya’daki tesis şu anda Avrupa’nın en çok satan elektrikli aracı Model Y‘yi üretiyor.

Musk, uzun süredir daha uygun fiyata bir elektrikli otomobil yapmayı planladığını ancak 2022 yılında henüz teknolojinin hakim olmadığını ve planın rafa kaldırıldığını söyledi.

Yine de kaynaklar Eylül ayında otomobil üreticisinin, EV‘nin alt deposunun neredeyse tamamını tek parça halinde kalıplamasının mümkün olduğunu ve bir yeniliğe yaklaştığını söyledi; bu, üretimi hızlandıracak ve maliyetleri düşürecek bir atılım.

Tesla 5 milyonuncu elektrikli otomobilini üretti

Kitlesel pazara açılmak, Tesla’nın araç teslimatlarını 2030 yılına kadar 20 milyona çıkarma hedefine ulaşmak için kritik öneme sahip.

Ancak zayıf ekonomi ve yüksek faiz oranları elektrikli araçlara olan talebi vurarak elektrikli araç üreticilerinin son aylarda satışlarını artırmak amacıyla fiyatları düşürmesine neden oldu.

Tesla ayrıca Cuma günü işçilere, tüm Kasım aylarından itibaren %4’lük bir ücret artışı olacağını ve üretim üretiminin Şubat 2024’ten itibaren yıllık ek 2.500 avro alacağını bildirdi.

Uber ve Lyft, mağdurlarına 328 milyon dolar dağıtacak!

James, anlaşmaların, maliyetlerin müşteriler tarafından ödenmesi gerekirken sürücülerden satış vergileri ve diğer ücretleri uygunsuz bir şekilde tahsil eden Uber ve Lyft‘e yönelik soruşturmaları çözdüğünü söyledi.

Uber 290 milyon dolar, Lyft ise 38 milyon dolar ödeyecek. Paranın mevcut ve eski sürücülere dağıtılacağını söylendi. Şirketler ayrıca New York City dışındaki sürücülere ücretli hastalık izni ve saat başına 26 dolar asgari ücret sağlamayı da kabul etti.

James yaptığı açıklamada, “Araç paylaşımı sürücüleri, insanları gitmeleri gereken yere götürmek için gece gündüz her saat çalışıyor.” dedi. “Yıllar boyunca Uber ve Lyft, zorlu koşullarda uzun saatler çalıştıkları sırada sürücülerini yüz milyonlarca dolarlık ücret ve sosyal haklardan sistematik olarak aldattı.

Uber’in baş hukuk sorumlusu Tony West, anlaşmanın “New York’taki sınıflandırma sorununu gidermeye yardımcı olduğunu ve insanların giderek daha fazla çalışmayı tercih etme şeklini yansıtan bir modelle bizi ileriye taşıdığını” söyledi.

Lyft’in baş politika sorumlusu Jeremy Bird, yaptığı açıklamada, “Bu, sürücüler için bir kazanç ve New York Başsavcılığı ile bunu başarmaktan gurur duyuyoruz.” dedi.

Uber ve Lyft, son birkaç yılda New York’ta her yerde bulunur hale geldi; kullanımı kolay araç çağırma uygulamaları, şehrin ikonik sarı taksilerinin yerini büyük ölçüde aldı. Şirketler, New York gibi şehirlerdeki taksi hizmetlerini düzenleyen düzenlemelere uyum sağlamakta yavaş davrandı ve sürücülere temel iş koruması ve sosyal yardımlar sağlama konusunda tereddüt etti.

New York, sözde esnek ekonomide fiilen bağımsız yükleniciler olarak sınıflandırılan uygulama tabanlı sürücüler için asgari ücreti belirleyen ilk şehir oldu. Şehir ayrıca Uber Eats gibi uygulama tabanlı yemek dağıtım hizmetleri için de asgari ücret uygulamasına geçti.

Kaliforniya’da Mart ayında bir mahkeme, Uber ve Lyft gibi araç çağırma ve teslimat şirketlerinin Kaliforniya’daki sürücülerine bağımsız yükleniciler olarak davranmaya devam edebileceklerine, yani ücretli hastalık izni ve işsizlik sigortası gibi yardımlardan yararlanamayacaklarına karar verdi.

Bitcoin Halving nedir?

Bitcoin blok zincirindeki en önemli olaylardan biri, madencilik ödülünün yarıya indirildiği yarılanma. 2020’den bu yana, işlemleri doğrulayan ağ katılımcılarına başarıyla çıkarılan her blok için 6,25 Bitcoin veriliyor. Bir sonraki yarılanmanın, blok ödülünün 3.125’e düşeceği tahmin ediliyor. Ayrıca bu, 2024 yılının başından ortasına kadar gerçekleşecek. Zamanla blok ödülü bir satoshiye yaklaştıkça her yarılanmanın etkisi azalacak.

Bitcoin yarılanması olayı, Bitcoin madenciliği işlemlerinin ödülü yarıya indirildiğinde meydana geliyor. Yarılanmalar, yeni madeni paraların yaratılma hızını azaltır ve böylece mevcut yeni arz miktarını azaltıyor. Bitcoin en son 11 Mayıs 2020’de yarıya indi ve 6,25 BTC’lik blok ödülü sağladı. Nihai yarılanma, dolaşımdaki Bitcoin sayısının teorik maksimum arz olan 21 milyona ulaşacağı 2140 civarında gerçekleşecek.

Bitcoin Halving ne anlama geliyor?

Bitcoin yarılanmasını anlamak için öncelikle Bitcoin ağının nasıl çalıştığını bilmelisiniz. Bitcoin’in temelindeki teknoloji olan blockchain, Bitcoin’in yazılımını çalıştıran ve ağında meydana gelen işlemlerin kısmi veya tam geçmişini içeren bir bilgisayar ağından oluşuyor. Her tam düğüm, Bitcoin ağındaki bir işlemin onaylanmasından veya reddedilmesinden sorumlu. Bunu yapmak için düğüm, işlemin geçerli olduğundan emin olmak için bir kontrol gerçekleştiriyor. Bunlar, işlemin doğru doğrulama parametrelerini içermesini ve gereken uzunluğu aşmamasını sağlamayı içeriyor.

Her işlem ayrı ayrı onaylanmakta. Bunun ancak bir blokta yer alan tüm işlemler onaylandıktan sonra gerçekleşeceği söyleniyor. Onaylandıktan sonra işlem mevcut blok zincirine eklenir ve diğer düğümlere yayınlanıyor.

Blok zincirine daha fazla bilgisayar (veya düğüm) eklemek, blok zincirinin istikrarını ve güvenliğini artırıyor. 1 Kasım 2023 itibarıyla Bitcoin kodunu çalıştırdığı tahmin edilen 16.902 düğüm var. Herkes, tüm blok zincirini ve işlem geçmişini indirmek için yeterli depolama alanına sahip olduğu sürece Bitcoin ağına bir düğüm olarak katılabilse de, bunların hepsi madenci değil. Ağ, yaklaşık dört yılda bir, 210.000 blok kazdıktan sonra, Bitcoin madencilerine işlemleri gerçekleştirmeleri için verilen blok ödülü yarı yarıya azalıyor. Bu olaya yarılanma adı veriliyor çünkü yeni bitcoinlerin dolaşıma çıkma hızını yarı yarıya azaltıyor. Bu ödül sistemi , önerilen 21 milyon jeton sınırına ulaşıldığı 2140 yılına kadar devam edecek. Bu noktada madenciler, ağ kullanıcılarının ödeyeceği işlemlerin işlenmesi için ücretlerle ödüllendirilecek. Bu ücretler, madencilerin hâlâ katılmaya ve ağa devam etmeye teşvik edilmesini sağlıyor.

Bitcoin korku endeksi nedir?

Korku ve Açgözlülük Endeksi, yatırımcıların ve tüccarların Bitcoin ve Kripto pazarını duyarlılık perspektifinden analiz etmelerine yardımcı olan bir araç. Piyasanın ne ölçüde aşırı korkulu veya aşırı açgözlü hale geldiğini tanımlıyor. Bu nedenle buna Korku ve Açgözlülük Endeksi diyebiliriz.

Buradaki fikir, piyasanın genel olarak aşırı derecede korkulu olduğu durumlarda geçerli. Bitcoin o dönemde ucuz/düşük değerli olduğunu gösteriyor. İyi bir satın alma fırsatı sunuyor.

Bitcoin korku endeksi ne anlama geliyor?

Bunun tersi de geçerli. Yani Korku ve Açgözlülük Endeksi piyasa katılımcılarının son derece açgözlü olduklarının sinyalini verdiğinde, Bitcoin fiyatının gerçek değerinin çok üzerinde olduğunu ve satış yapmak için iyi bir zaman olabileceğini gösterebiliyor.

Endekslerden alınan puanları anlamak, akıllı yatırımcılara piyasa aşırı derecede korkulu olduğunda satın alma ve piyasa aşırı derecede açgözlü olduğunda ise satış yapma fırsatı sunabilir. Böylece potansiyel olarak yatırım kararlarını iyileştirebiliyor. Bu gösterge kırmızı rakamları gösterecek. Böylelikle piyasa duyarlılığının son derece olumsuz olduğu durumlarda ‘aşırı korkuyu’ ifade edecek. Duyarlılık ve piyasa ivmesi son derece olumlu olduğunda yeşil rakamlar ve ‘aşırı açgözlülük’ gösteriliyor.

Korku ve Açgözlülük Endeksi bu nedenle yararlı bir duygusal yönetim aracı olarak hareket edebiliyor. Yatırımcının kendi duygularını piyasanın geri kalanından ayırmasına olanak tanımak ve ani fiyat hareketleri ve piyasa oynaklıklarına karşı mantıksız tepkilerden kaçınmak. Bu durum özellikle piyasadan farklı veri girdileri kullanan ve birçoğunu burada bulabileceğiniz diğer araçlarla birlikte kullanıldığında geçerli.

Korku ve Açgözlülük Endeksi 0’dan 100’e kadar basit bir ölçek. 0’ın kırmızı ve 100’ün yeşil olduğu renk kodlu. Skorun kırmızı ve sıfıra yakın olması aşırı korkuya işaret eder ve birçok Bitcoin (BTC $) ve kripto yatırımcısının fiyatın daha da düşmesi konusunda fazla endişe duyduğunu gösterebiliyor. Bu noktada kripto korkusu yüksek ve yatırımcılar rasyonel düşünemiyor. Skorun yeşil olması ve 100’e yakın olması aşırı açgözlülüğe işaret ediyor. Birçok Bitcoin ve kripto yatırımcısının fiyatların gelecekte daha da artacağı konusunda çok heyecanlı olduyor. Korku ve Açgözlülük Endeksi’nin girdileri her gün birkaç farklı kaynaktan üretiliyor.

Death cross nedir?

0

“Death Cross” son zamanlardaki fiyat zayıflığını yansıtan bir piyasa grafiği modeli. Kısa vadeli hareketli ortalamanı uzun vadeli bir hareketli ortalamanın altına düşmesini ifade ediyor. Borsada en yakından takip edilen hareketli ortalamalar 50 günlük ve 200 günlük.

Ölüm çaprazı, eğer geçiş 50 günlük hareketli ortalama ile yapılırsa, yalnızca fiyat hareketinin iki aydan biraz daha uzun bir süre boyunca kötüleştiğini gösteriyor.

Uğursuz ismine rağmen, ölüm haçı pazarda korkmaya değer bir dönüm noktası değil. Piyasa geçmişi, ortalamanın üzerinde getirilerle kısa vadeli bir toparlanmanın öncesinde gelme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Modelin öngörücü gücüne ikna olanlar, death cross’un 1929, 1938, 1974 ve 2008 de dahil olmak üzere geçen yüzyıldaki tüm ciddi ayı piyasalarından önce gerçekleştiğine dikkat çekiyor.

Ölüm çaprazı yani Death cross nedir?

Teknik olarak Death Cross, kısa vadeli hareketli ortalamanın uzun vadeli hareketli ortalamaya negatif şekilde geçiş yapması diyebiliriz. Yatırımlarda Death Cross çizgisini belirlemek için 50 günlük hareketli ortalama (DMA) ve 200 günlük hareketli ortalama dikkate alınıyor. Death Cross’un anahtar noktası çok güçlü bir satış belirtisi göstermesi. Yani Ölüm Kesişimi modelinin ortaya çıkması ciddi satış baskısına yol açabiliyor. Bu durumda ise hisse fiyatı bir aydan bir yıla kadar beklentilerin altında kalabiliyor. Death cross nedir sorusunu en iyi bu şekilde açıklayabiliriz.

Ölüm Kesişimi modeli temel anlamda üç aşamada gerçekleşiyor. İlk olarak yatırım aracının satın alma hızının azalması ve yükseliş trendinin bitmesi gerekiyor. Ardından satış yapan kişi sayısı piyasada üstünlük elde etmeli ve fiyatı düşürmeye başlamalı. İkinci aşama ise kısa süreli ortalamanın uzun vadeli ortalamanın altına düşmesiyle gerçekleşiyor. 50 günlük hareketli ortalama, 200 günlük hareketli ortalamanın altına düşüyor. Böylelikle Death Cross noktasına kadar geriler. 50 günlük ortalamanın bu düşüşü, piyasada uzun vadeli düşüş eğilimi başlatabiliyor. Son aşamada aşağı yönlü fiyat düşüşü hızlanır ve gerçek bir Ölüm Kesişimi’nin meydana geldiği kabul ediliyor. Death Cross’un ortaya çıkmasıyla birlikte yatırım aracının uzun vadeli bir düşüşe gireceği öngörülüyor. Ancak yatırım aracı kısa vadede düşüşü bozar ve yeniden yükselmeye başlarsa Death Cross’un yanıltıcı olabileceği biliniyor.

Ölüm Kesişimi’nin güvenilir olup olmadığını anlamak için işlem hacmine bakmak gerekiyor. Eğer yüksek işlem hacmiyle gerçekleşiyorsa güvenilir olduğunu söyleyebiliriz. Böylelikle Yüksek işlem hacmi, yatırımcıların satış yaptığını gösteriyor.

ChatGPT çağ atlıyor: OpenAI, GPT-4 Turbo isimli yeni dil modelini tanıttı!

0

OpenAI, geniş dil modelleri GPT-4 ve GPT-3.5’te, güncellenmiş bilgi tabanları ve çok daha uzun bir bağlam penceresi de dahil olmak üzere birçok yeni iyileştirme duyurdu. Şirket şimdi de GPT-4 Turbo adlı yeni dil modelini duyurdu. Aynı zamanda Google ve Microsoft’un yolunu izleyeceğini ve müşterilerini telif hakkı davalarına karşı korumaya başlayacağını söyledi.

GPT-4 Turbo daha ucuz ve daha güçlü

Şirketin Pazartesi günü düzenlediği ilk geliştirici konferansında yaptığı duyuruya göre, şu anda bir API önizlemesi yoluyla kullanılabilen GPT-4 Turbo, Nisan 2023’e kadar uzanan bilgilerle eğitildi. GPT-4’ün Mart ayında yayınlanan önceki sürümü yalnızca Eylül 2021’e kadar olan verilerle eğitilmişti. Bu nedenle yeni Turbo, çok daha güncel bir hafıza sunuyor.

GPT-4 Turbo ayrıca 128 bin bağlam penceresiyle daha fazla veri “işleyecek” ve OpenAI bunun “tek bir istemde 300 sayfadan fazla metne eşdeğer” olduğunu söylüyor. Genel olarak daha büyük bağlam pencereleri, GPT gibi büyük dil modellerinin soruyu daha fazla anlamasını ve daha düşünülmüş yanıtlar sunmasını sağlar.

Daha önce OpenAI, GPT-4’ün biri yalnızca 8 bin, diğeri 32 bin bağlam penceresine sahip iki sürümünü yayınlamıştı. GPT-4’ün bu en yeni sürümü, görüntü istemlerini, metinden konuşmaya isteklerini kabul etmeye ve ilk olarak Ekim ayında duyurulan bir özellik olan DALL-E 3’ü entegre etmeye devam edecek.

OpenAI, GPT-4 Turbo’nun geliştiriciler için daha ucuz olduğunu söylüyor. Giriş maliyeti, GPT-4’teki 0,03 ABD dolarına kıyasla, LLM’lerin okuyabileceği temel metin veya kod birimi olan 1.000 jeton başına yalnızca 0,01 ABD doları. Her çıktı 1.000 jeton başına 0,03 ABD doları olacak. Genel olarak OpenAI, GPT-4’ün yeni sürümünün önceki sürümlerden üç kat daha ucuz olduğunu söylüyor.

Şirket, GPT-4 Turbo’da yapılan iyileştirmelerin, kullanıcıların modelden tek komutta daha karmaşık görevleri gerçekleştirmesini isteyebileceği anlamına geldiğini söylüyor. İnsanlar GPT-4 Turbo’ya sonuçlar için XML veya JSON’daki kod gibi özel olarak kendi seçtikleri kodlama dilini kullanmasını bile söyleyebilecek.

Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşabilirsiniz.

Melek yatırımcı nasıl olunur?

Melek yatırımcılar, kendi yatırımlarından geri dönüş alırken startup şirketlerinin büyümesine de yardımcı olabiliyor. Ayrıca yatırım portföylerini geleneksel tahvil ve hisse senetlerinin ötesinde çeşitlendirmek için yeni fırsatlar sunuyor. Melek yatırımcıların ne olduğunu ve nasıl melek yatırımcı olunacağını öğrenmek, bu tür bir yatırımcı olmanın sizin için uygun olup olmadığına karar vermenize yardımcı olabiliyor.

Bu yazıda melek yatırımcının ne olduğunu açıklıyor, dokuz adımda nasıl melek yatırımcı olunacağını yanıtlıyoruz.

Melek yatırımcı, yeni kurulan işletmelere özsermaye veya gelirin bir kısmı karşılığında finansman sağlıyor.

Melek yatırımcı olarak başlamak için kaynak bulabilirsiniz. Başkalarıyla ağ kurabilirsiniz. Ayrıca sizin için doğru yatırımları bulmak üzere bir gruba katılabilirsiniz.

İlk aşamadan son aşamaya melek yatırımcı nasıl olunur?

Melek yatırımcı olmayı seçerken potansiyel riskleri değerlendirebilirsiniz. Yatırım hedeflerinize uygun bir değerleme yöntemi seçebilirsiniz. Melek yatırımcı nasıl olunur konusunda dikkat edilmesi birkaç nokta var.

İlk aşamada kimi finanse edeceğinizi seçin. Melek yatırımcılar, yatırım yapılabilir girişimleri melek grupları veya ağları aracılığıyla buluyor. Destek ve mentor olun. Melek yatırımcılar, sermaye artırmanın yanı sıra yeni kurulan şirketlerin iş kararları almasına yardımcı oluyor. Geri dönüşlerini toplayın. Melek yatırımcılar, satın alma veya halka arz gibi özsermaye, gelir ve likidite olaylarından kendilerine düşen payı topluyor.

Yatırımcılar genellikle yedi yıllık bir süre içinde ilk yatırımlarının 10 ila 50 katı kadar getiri ararlar. Bir startupın sektörü yüksek getiri elde etme şansını gösterebiliyor. Melek yatırımcıları cezbeden ortak sektörler şu şekilde:

  • Sağlık hizmeti
  • Enerji ve fayda
  • Tüketici ürünleri ve hizmetleri
  • Mobil telekomünikasyon
  • internet
  • Elektronik

Neden melek yatırımcı olmak istediğinizi, belirli bir süre içerisinde ne kadar yatırım yapmak istediğinizi ve ne tür yatırımların ilginizi çektiğini düşünün. Beğendiğiniz şirket türlerini, hangi endüstrileri tercih ettiğinizi, startup’ın konumunu ve riske atmak istediğiniz net değer miktarını göz önünde bulundurun.

Melek yatırımlarla ilgili temel bilgileri öğrendikten, süreçten memnun kaldıktan, gerekli bilgileri edindikten ve bir startup şirketi seçtikten sonra yatırımınızı yapmanın zamanı geldi. Ortalama olarak, çoğu yeni melek yatırımcı yatırımlarını yapmak için araştırma ve hazırlık yapmak için altı veya yedi ay harcıyor.

WhatsApp’a e-posta doğrulaması geliyor

0

WhatsApp, kullanıcıların gizliliğini ve güvenliğini artırmak amacıyla yeni bir özellik üzerinde çalışıyor ve bu özellik kısa bir süre içinde tüm kullanıcılara sunulacak. İki adımlı e-posta doğrulaması, Ağustos ayından bu yana geliştirilen ve şu anda beta kullanıcılarına sunulan bu önemli güvenlik önlemi, kullanıcıların WhatsApp hesaplarını daha güvenli hale getirmelerine olanak tanıyacak.

Bu yeni özellik sayesinde kullanıcılar, hesaplarına kişisel e-posta adreslerini bağlayarak hesaplarını ek bir güvenlik katmanıyla koruma altına alabilecekler. Bu da demek oluyor ki, hesaplarına erişim daha da güçlü bir şekilde korunacak ve veri hırsızlığı veya bilgisayar korsanlığına karşı daha etkili bir önlem alınmış olacak.

WhatsApp’ın beta sürümünden gelen görseller, bu yeni özelliğin kullanımının oldukça basit olduğunu gösteriyor. Kullanıcılar, sadece birkaç adımı takip ederek WhatsApp’a e-posta adreslerini ekleyebilecekler. Bu e-posta adresi yalnızca kullanıcının görebileceği şekilde gizli tutulacak ve e-posta hesabını doğrulamak için bir bağlantı gönderilecek. Bu sayede kullanıcılar, hesaplarına ek bir güvenlik katmanı eklemek konusunda rahatça adım atabilecekler.

Resmi bir lansman tarihi henüz açıklanmamış olsa da, WhatsApp’ın bu yeni doğrulama sisteminin yakın gelecekte tüm kullanıcılara sunulması bekleniyor. Bu adım, WhatsApp’ın gizlilik ve güvenlik önlemlerini artırmak için attığı önemli adımlardan sadece biri olarak öne çıkıyor. Kullanıcıların bilgilerinin ve iletişimlerinin daha iyi korunmasına yönelik bu tür gelişmeler, WhatsApp’ın güvenilirliğini daha da artıracak gibi görünüyor.

Intel CEO’su, şirketin en büyük hatalarını açıkladı!

Intel’in CEO’su Pat Gelsinger, şirketin geçmişte yaptığı üç büyük hatayı açıkladı. Bu hatalar, akıllı telefon işini bırakma, yapay zeka odaklı GPU çalışmalarını iptal etme ve büyük bir dökümhane inşa etmeye yeterli odaklanmama olarak sıralandı.

Intel’in en büyük başarısızlıklarından biri, akıllı telefon çipleri konusundaki girişimlerdi. İlk Atom işlemcileri 2008’de tanıtıldı ve başlangıçta netbooklarda tercih edildi. Ancak 2012 yılında cep telefonlarına taşındığında, ARM işlemcilerine karşı rekabet edemedi ve proje 2016’da rafa kaldırıldı.

Ayrıca, 2010’da başlatılan Larrabee projesinin iptali de bir başka hataydı. Bu genel amaçlı GPU projesi, Gelsinger’in Intel’den ayrılmasının ardından iptal edildi. Eğer başarılı olsaydı, şirket, yapay zeka alanında Nvidia’ya karşı daha rekabetçi olabilirdi.

CEO, ayrıca Intel’in beş yapay zeka şirketini satın almasını eleştirdi ve Larrabee’nin devam etmesi durumunda bu satın almaların gereksiz olacağını savundu. Ancak 2019’da 2 milyar dolara satın alınan Habana Labs’ın Gaudi ürünleri, şirketin yapay zeka yol haritasının temelini oluşturuyor.

Son olarak, Gelsinger, şirketin büyük bir dökümhane kurma konusundaki eksik çabalarını eleştirdi. Şirket şu anda döküm işini önceliklendirmiş durumda ve rekabeti yakalamak için yoğun şekilde çalışıyor. Gelsinger, Intel’in son teknoloji çipleri sadece kendi kullanımı için üretmesinin hata olduğunu savundu.

Pat Gelsinger, Intel’in yeni bir rota çizdiğini ve bu rotanın şirketin geleceği için ne kadar başarılı olacağının zamanla görüleceğini belirtti. Intel, bu hatalardan ders alarak gelecekte daha rekabetçi olmayı hedefliyor.

SpaceX, Falcon 9 roketi ile yeni bir rekor kırdı!

SpaceX, kendi Falcon 9 roketiyle bir kez daha rekor kırdı. 3 Kasım Cuma günü, Florida’nın Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu’ndan gerçekleşen bir fırlatma ile Falcon 9 roketi, SpaceX’in 23 Starlink internet uydusunu yörüngeye başarıyla taşıdı. Bu görev, Falcon 9’un ilk aşaması için benzeri görülmemiş 18. görevi olarak kayda geçti.

Falcon 9 roketi, uzay taşımacılığı alanında dikkat çekici bir geçmişe sahiptir. Daha önce, 30 Mayıs 2020’de NASA astronotları Doug Hurley ve Bob Behnken’i uzaya taşıyarak SpaceX’in insanları yörüngeye gönderme misyonunda tarihi bir adım atmıştı. Bu başarı, SpaceX’i tarih kitaplarına yazdırdı.

Ancak, bu rekor sadece Falcon 9 roketi için bir dizi başarının bir parçasıdır. Roket, birçok misyonda görev alarak uzaya olan taşıma görevlerini başarıyla yerine getirdi. Roketin 20. uçuşa ulaşabilmesi için ilerleyen zamanlarda daha fazla görevde yer alması beklenmektedir.

Falcon 9 roketinin uzun süre boyunca aktif kalabilmesi, uzay taşımacılığının geleceği için önemli bir adımdır. SpaceX’in kurucusu ve CEO’su Elon Musk, yeniden kullanılabilir uzay uçuş donanımının önemini vurguluyor. Bu, Mars’a insan yerleşimi ve diğer büyük uzay keşifleri için önemli bir ilerleme sağlayabilir.

Falcon 9 roketinin uzay yolculukları sırasında gövdesinin renginin değişmesi ve egzozdan kaynaklanan birikintiler, bu roketin uzun bir hizmet geçmişini yansıtıyor. Bu başarılar, SpaceX’in uzay taşımacılığı alanındaki liderliğini pekiştiren önemli gelişmelerden sadece biri.

Elon Musk ve SpaceX, uzay keşfi ve taşımacılığının geleceğini şekillendirmeye devam ediyor. Bu rekora imza atan Falcon 9 roketi, bu vizyonun bir parçası olarak sürekli olarak tarihi bir rol oynuyor.

Apple’ın Çin’deki iPhone satışları, Huawei yüzünden düşüyor!

Çin’deki akıllı telefon pazarı, apple için son dönemde karmaşık bir seyir izliyor. apple, bu büyük pazarda karşılaştığı zorluklarla başa çıkmak için stratejik adımlar atmaya çalışıyor. son raporlara göre, tf securities’den analist ming-chi kuo, foxconn’daki tedarik zinciri sorunları nedeniyle özellikle iphone 14 pro ve iphone 14 pro max modelleri için iphone sevkiyatlarında önemli bir düşüş yaşandığını belirtti. kasım 2022’de 12 milyon adetlik bir azalma yaşanmıştır.

Bu düşüşün bir kısmı, çin pazarında yapısal değişikliklere neden olan huawei’nin yeniden canlanmasına da bağlanabilir. Huawei, bir dönem çin’deki pazar lideriydi, ancak abd hükümetinin yaptırımları ve diğer faktörler nedeniyle zorlu bir dönem geçirmişti. Huawei’nin toparlanması, apple’ın pazar payını etkileyen bir faktör olarak öne çıkıyor.

Apple pazar

Hindistan’da büyüme potansiyeli

Ancak, apple küresel ölçekte hala büyümeye devam ediyor. özellikle hindistan gibi büyüme potansiyeli yüksek pazarlara odaklanmış durumda. hindistan’da, finansman seçenekleri ve cazip tekliflerle birlikte premium akıllı telefonlara olan ilgi artıyor. ayrıca, apple’ın yerel üretim girişimleri, pazar payını artırmada önemli bir rol oynuyor. şirketin hindistan’daki pazar payını %4,5’ten %6’ya çıkarması bekleniyor.

Apple’ın stratejik yaklaşımı

Apple ceo’su Tim Cook, Çin’deki zorluklara rağmen iyimserliğini koruyor. şirket, e-ticaret platformlarında iphone 15 serisi için fiyat indirimleri ve inovasyon çabaları gibi stratejilerle pazardaki pozisyonunu güçlendirmeye çalışıyor. cook, apple’ın çin pazarına olan bağlılığını vurguluyor ve şirketin gelecekteki hedeflerine odaklandığını belirtiyor.

apple, çin’deki zorlukları hindistan ve diğer büyüme potansiyeli olan pazarlardaki büyümeyle dengelemeyi hedefliyor gibi görünüyor. şirketin stratejik hamleleri ve pazar odaklı yaklaşımı, rekabeti sıkı tutmayı amaçlıyor. apple, küresel ölçekte hala güçlü bir pazar payına sahip olmaya devam ediyor ve pazar dinamiklerine uyum sağlama konusundaki kararlılığını sürdürüyor.

Windows 11 23H2 güncellemesi ile Windows’a yapay zeka geliyor!

Windows güncellemesinin getirdiği en büyük değişiklik, Microsoft’un artık masaüstünde bağımsız bir uygulama olarak kullanılabilen yapay zeka destekli sohbet robotu Copilot. 

Bing Chat’i temel alan Copilot, sistem ayarlarını değiştirme veya bir odaklanma oturumu başlatma yeteneği de dahil olmak üzere bir dizi özellikle birlikte geliyor. Microsoft, daha geniş çapta kullanıma sunmadan önce, başlangıçta Kuzey Amerika ile Asya ve Güney Amerika’nın bazı kısımları da dahil olmak üzere belirli küresel pazarlara yönelik bir ön izleme sürümü sunacağını söylediğinden, Copilot’un küresel olarak hemen kullanıma sunulmayacağını belirtmekte fayda var.

Dikkat çeken bir diğer değişiklik ise bağımsız Sohbet uygulamasının kaldırılması ve yerine Microsoft Teams’in eklenmesi. Teams varsayılan olarak görev çubuğuna sabitlenmiş olsa da, eğer rahatsız olmuyorsanız ve ekranınızın kalabalıklaşmasını istemiyorsanız kısayolu birkaç tıklamayla kolayca kaldırabilirsiniz.

Microsoft ayrıca uygulamaların yönetilme biçiminde de bazı değişiklikler yapıyor. Planın bir parçası olarak sistem uygulamaları artık Başlat Menüsündeki ‘Tüm Uygulamalar‘ın altında bir ‘Sistem‘ etiketi gösterecek. Mevcut kurulumda, sistem uygulamaları ‘Ayarlar‘ panelindeki ‘Yüklü Uygulamalar‘ altında listeleniyor ancak güncellemenin ardından Sistem > Sistem Bileşenleri altında kendi ‘Ayarlar‘ sayfalarına sahip olacaklar. Burada bulacağınız uygulamalardan bazıları Game Bar, Microsoft Store ve Phone Link.

Bu değişikliklere ek olarak, gelen güncelleme aynı zamanda yeniden tasarlanmış bir Dosya Gezgini, RGB aydınlatma kontrolleri, USB4 ve Thunderbolt cihazları için bir ayarlar sayfası ve arka plan kaldırma ve katman desteği sunan güncellenmiş bir Paint uygulamasını da içeriyor. 

Diğer düşünceli eklemeler arasında yenilenen Fotoğraflar ve Snipping Tool uygulamaları yer alıyor. İlki, ana konuya odaklanmak için arka planı bulanıklaştırabilirken; ikincisi, ekran görüntülerindeki metni tanıyabiliyor ve hatta kullanıcı gizliliğini korumak için bazı kısımlarını düzeltebiliyor.

23H2 güncellemesi şu anda isteğe bağlı bir güncelleme olarak sunuluyor ve Microsoft, otomatik güncelleme sürecinin “önümüzdeki aylarda” başlayacağını söylüyor. Güncellemeyi hemen almak için Ayarlar‘a gidin, Windows Update‘i seçin. Ardından ‘En son güncellemeleri çıktıkları anda alın‘ seçeneğinin yanındaki düğmeyi açın. Şimdilik ‘Güncellemeleri kontrol et‘e basmanız yeterli.

Nanoteknolojinin bir sonraki keşfi yepyeni bir su geçirmez malzeme oldu!

0

Ayrıca, bu malzeme çeşitleri üzerinde yapılan ek araştırmalar, sıvı benzeri moleküllerin yüksek konsantrasyonlarda olduğu gibi düşük konsantrasyonlarda da, suya aynı derecede dayanıklı olduklarını gösterdi.

Bu yeni araştırma özellikle faydalı çünkü daha önce moleküllerin düşük konsantrasyonlarının su ile silikon yüzeyi arasında daha fazla sürtünmeye neden olacağına ve dolayısıyla suyun ona yapışmasına neden olacağına inanılıyordu. Ancak Nature Chemistry‘de yer alan yeni makale, durumun hiç de böyle olmadığını gösteriyor.

Araştırmacılar daha fazla sürtünme bulmak yerine, konsantrasyonun düşük olduğu durumlarda bile suyun malzemeden serbestçe aktığını keşfetti. Aslında yüzeyden akarak hem yüksek hem de düşük konsantrasyonlarda süper su geçirmez bir malzeme gibi davranmasını sağlıyor. Araştırmacılar, bunun, neredeyse ihtiyaç duyulan her yerde damlacık hareketliliğini artırabileceğimiz anlamına geldiğini belirtiyor.

Bu keşfin bu kadar önemli olmasının en büyük nedenlerinden biri, diğer süper su geçirmez malzemelerin ne kadar kırılgan olabileceği. Çoğu için kaplamaların çok ince olması gerekiyor, bu da fiziksel temastan sonra hızla dağıldıkları anlamına geliyor. Ancak bu yeni keşif, bu malzemeleri daha da dayanıklı hale getirebilir.

Bu, borularda ısı transferi, buz çözme ve buğulanmayı önleme gibi şeylerin yanı sıra kendi kendini temizleyen yüzeylerin süper su geçirmez malzemeyi kullanmasına da olanak sağlayabilir. 

Belki de bu tür malzemelerin sonunda giysilere dahil edildiğini görebiliriz; böylece yağmur botları, yağmurluklar ve diğer giysi türleri birkaç yıl sonra daha fazla su geçirmezlik özelliği sunabilir.

Microsoft Exchange’de büyük açık!

Sıfır gün güvenlik açıkları, Trend Micro’nun Sıfır Gün Girişimi (ZDI) tarafından dün açıklandı ve 7 ve 8 Eylül 2023’te Microsoft’a bildirildi.

Microsoft’un raporları kabul etmesine rağmen güvenlik mühendisleri kusurların anında hizmet verilmesini garanti edecek kadar ciddi olmadığına karar vererek düzeltmeleri sonraya erteledi.

ZDI bu cevaba karşı çıktı ve Exchange yöneticilerini güvenlik riskleri konusunda uyarmak için kusurları kendi izleme kimlikleri altında yayınlamaya karar verdi.

Kusurların bir özetini aşağıda bulabilirsiniz:

  • ZDI-23-1578 – ‘ChainedSerializationBinder’ sınıfında, kullanıcı verilerinin yeterince doğrulanmadığı ve saldırganların güvenilmeyen verileri seri durumdan çıkarmasına olanak tanıyan bir uzaktan kod yürütme (RCE) hatası. Başarılı bir şekilde yararlanma, bir saldırganın Windows’taki en yüksek ayrıcalık düzeyi olan ‘SİSTEM’ olarak rastgele kod yürütmesine olanak tanır.
  • ZDI-23-1579 – ‘DownloadDataFromUri’ yönteminde bulunan bu kusur, kaynak erişimi öncesinde bir URI’nin yetersiz doğrulanmasından kaynaklanmaktadır. Saldırganlar, Exchange sunucularındaki hassas bilgilere erişmek için bu durumdan yararlanabilir.
  • ZDI-23-1580 – ‘DownloadDataFromOfficeMarketPlace’ yöntemindeki bu güvenlik açığı aynı zamanda hatalı URI doğrulamasından da kaynaklanıyor ve potansiyel olarak bilgilerin yetkisiz olarak ifşa edilmesine yol açıyor.
  • ZDI-23-1581 – CreateAttachmentFromUri yönteminde mevcut olan bu kusur, yetersiz URI doğrulamasıyla önceki hatalara benziyor ve yine hassas verilerin açığa çıkması riskini taşıyor.

Tüm bu güvenlik açıklarının kullanımı için kimlik doğrulaması gerekiyor ve bu da CVSS ciddiyet derecesini 7,1 ile 7,5 arasına düşürüyor. Ayrıca, kimlik doğrulama gerektirmek bir azaltıcı faktör ve muhtemelen Microsoft’un hataların düzeltilmesine öncelik vermemesinin nedeni de bu.

Microsoft Exchange Server
Microsoft Exchange Server

Bununla birlikte, siber suçluların Exchange kimlik bilgilerini elde etmek için zayıf şifreleri kaba kuvvetle kullanmak, kimlik avı saldırıları gerçekleştirmek, bunları satın almak veya bilgi hırsızlığı günlüklerinden elde etmek dahil olmak üzere birçok yolu olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Yukarıdaki sıfır günlerin, özellikle ZDI-23-1578’in (RCE) önemsiz olarak değerlendirilmemesi gerekiyor; bu durum, sistemin tamamen tehlikeye girmesine neden olabilir.

ZDI, göze çarpan tek azaltma stratejisinin Exchange uygulamalarıyla etkileşimi kısıtlamak olduğunu öne sürüyor. Ancak bu, ürünü kullanan birçok işletme ve kuruluş için kabul edilemeyecek derecede yıkıcı olabilir.

Ayrıca, hesap kimlik bilgileri ele geçirilmiş olsa bile siber suçluların Exchange örneklerine erişmesini önlemek için çok faktörlü kimlik doğrulamanın uygulanmasını da öneriyoruz.

Bir Microsoft sözcüsü, yorum taleplerine aşağıdaki ifadeyle yanıt verdi:

“Bu sorunları koordineli güvenlik açığı açıklaması kapsamında gönderen bu bulucunun çalışmasını takdir ediyoruz ve müşterilerin korunmasına yardımcı olmak için gerekli adımları atmaya kararlıyız.

Bu raporları inceledik ve bunların ya halihazırda ele alındığını ya da önem derecesi sınıflandırma yönergelerimiz kapsamında acil servis çıtasını karşılamadığını tespit ettik ve bunları gelecekteki ürün sürümlerinde ve güncellemelerde uygun şekilde ele almayı değerlendireceğiz. – bir Microsoft sözcüsü” 

Ayrıca Microsoft, keşfedilen kusurların her biri hakkında aşağıdaki ek içeriği sağladı:  

  • ZDI-23-1578 ile ilgili olarak: Ağustos Güvenlik Güncelleştirmelerini uygulayan müşteriler zaten korunmaktadır.
  • ZDI-23-1581 ile ilgili olarak: Açıklanan teknik, bir saldırganın e-posta kimlik bilgilerine önceden erişmesini gerektirir ve ayrıcalık yükseltme elde etmek için bu teknikten yararlanılabileceğine dair hiçbir kanıt sunulmamıştır.
  • ZDI-23-1579 ile ilgili olarak: Açıklanan teknik, bir saldırganın e-posta kimlik bilgilerine önceden erişmesini gerektirir.
  • ZDI-23-1580 ile ilgili olarak: Açıklanan teknik, bir saldırganın e-posta kimlik bilgilerine önceden erişmesini gerektirir ve hassas müşteri bilgilerine erişmek için bu teknikten yararlanılabileceğine dair hiçbir kanıt sunulmamıştır.

Mac satışları yüzde 34 düşen Apple umudunu M3’e bağladı

0

Geçtiğimiz hafta finansal rapor açıklaması yapan Apple iPhone gelirlerinin bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla arttığı, servis gelirlerinin ise rekor kırdığı bir finansal çeyreği geride bıraktıklarını duyurdu.  Ancak şirketin diğer tüm donanım bölümü satışlarının (Mac, iPad ve Apple Watch gibi giyilebilir ürünler) düşüş göstermesi dikkat çekici. Şirket 30 Eylül’de sona eren 3 aylık dönemde toplam 89,5 milyar dolar gelir raporladı.

Apple tarafından yayınlanan finansal raporda iPhone tarafına bakıldığında gelirlerin bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla %2,7 oranında artarak 43,8 milyar düzeyine ulaştığı görülüyor. Tüm seneye göz atıldığında ise Apple firması iPhone satışlarından bir önceki yıla kıyasla %2,4’lük bir düşüşle 200,5 milyar dolar kazanmış durumda.

CEO Tim Cook CNBC’ye verdiği demeçte iPhone 15 serisinin 14 serisinden daha güçlü bir erken ivme gösterdiğini söyledi. “Eğer iPhone 15’in bu dönemdeki satışlarına bakar ve bir önceki çeyreğin aynı dönemindeki iPhone 14 ile karşılaştırırsanız, iPhone 15’in iPhone 14’ten daha iyi performans gösterdiğini görürsünüz” diyen Cook, Pro ve Pro Max cihazlarının her ikisinin de şu anda arz kısıtlaması altında olduğunu (talebe yetişemediklerini) sözlerine ekledi.

Mac satışları son 2 yılın en düşük seviyesinde

Apple tarafından yayınlanan finansal raporda Mac cihazların satış rakamlarının düşmesi ise son derece çarpıcı. Mac sektörü, bir önceki yıla göre yüzde 34’lük bir düşüş yaşadı. Analistler, Apple’ın geçtiğimiz hafta başında düzenlediği M3 etkinliğinde güncellenmiş MacBook Pro’ları ve yenilenmiş iMac’i tanıtmasını düşen gelirlere bağlıyor. Firmanın bir an önce tekrar Mac satışlarını artırma ve PC pazarında söz sahibi olmak istediği, bu nedenle de Mac cihazlara özel bir önem verdiği söyleniyor. Apple CEO’su Tim Cook da mevcut PC tüketici pazarını “zorlu” olarak tanımlıyor.

Apple CEO’su finansal rapor ile ilgili verdiği bir demeçte, “Mac’in Aralık çeyreğinde çok daha iyi bir çeyrek geçireceğini düşünüyorum,” diyor ve ekliyor: “M3’ümüz var, yeni ürünlerimiz var ve şu an için yıldan yıla karşılaştırma olgusuna sahip değiliz çünkü geçtiğimiz yıl Mac tarafı alışılmadık derecede güçlüydü.” Buna karşın, rakamlar Cook’un bu sözlerini pek desteklemiyor. Mac satışları sadece son çeyrekte %34 düşmekle kalmamış, tüm yıla bakıldığında da (30 Eylül 2022 – 30 Eylül 2023 arası dönem) Mac gelirleri %27 azalmış durumda. Üstelik firmanın 1 yıl içinde elde ettiği Mac gelirlerinin (29,35 milyar dolar), sadece geçen yıldan değil (40,1 milyar dolar) ondan bir önceki yıldan (35,1 milyar dolar) bile düşük seviyede olması dikkat çekiyor.

iPad ve giyilebilir cihazlar düşüşte, hizmet gelirleriyse rekor kırıyor

Firmanın yaptığı çeyrek açıklamasına göz atıldığında, henüz yeni bir modelin gündemde olmadığı iPad tarafında gelirlerin yüzde 10 oranında düştüğü görülüyor. Giyilebilir cihaz gelirleri ise yüzde 3 oranında azalmış durumda. Her zamanki gibi Apple’ın hizmetler birimi ise güvenilir bir para kazanma aracı oldu ve yıldan yıla yüzde 16 artış gösterdi. Hizmetler tarafında açıklanan 22,3 milyar dolarlık çeyrek bazlı gelir ve 85,2 milyar dolarlık yıllık gelir bu bölüm için tüm zamanların rekoru anlamına geliyor.

Apple CEO’su yıl sonu tatil alışveriş sezonuna girerken şirketin konumu konusunda iyimser görünüyor. Yayınlanan basın açıklamasında Tim Cook, “iPhone 15 serisi ve 2030 yılına kadar tüm Apple ürünlerini karbon nötr hale getirme çabalarımızda önemli bir kilometre taşı olan ilk karbon nötr Apple Watch modellerimiz de dahil olmak üzere, tatil sezonuna girerken şimdiye kadarki en güçlü ürün yelpazesine sahibiz” diyor.

ChatGPT kullanıcılara kendi sohbet robotlarını yaratma imkanı verecek!

0

Üretken yapay zekâ uygulamaları hızla benimseme kazanırken pazarda yer alan oyuncular da yeni özellikler ve geliştirmeler sunarak kullanıcı ilgisi çekmeye devam ediyor. Bir süre önce yapay zeka görüntü oluşturma aracı DALL-E’nin yeni sürümünü yayınlayan OpenAI şimdi de kullanıcılara kendi GPT oluşturucu robotlarını yaratma imkanı tanıyor. OpenAI ilk geliştirici konferansına hazırlanırken, önemli bir ChatGPT güncellemesi sızdırıldı. Ekran görüntüleri ve videolar, GPT-4 kullanan ChatGPT’de zaten mevcut olan web tarama ve veri analizi gibi özelliklerin çoğuna sahip özel bir chatbot yaratıcısını gösteriyor. Görünüşe göre OpenAI, kullanıcıların sohbet robotlarını paylaşabilecekleri veya başkaları tarafından yapılanlara göz atabilecekleri yeni bir pazara da sahip olacak.

Choi adlı bir kullanıcı birkaç gün önce söylentilere konu olan güncellemelerin bir özetini yayınladı. Dün ise SEO araçları geliştiricisi Tibor Blaho, kullanıcıların bir istem girmesine olanak tanıyan bir GPT Builder seçeneğini gösteren, özelliğin kullanıcı arayüzünün bir videosunu paylaştı. Buna göre “Oluştur” sekmesinde, bot için varsayılan bir dil, ton ve yazı stili seçme seçenekleri var. Ardından, “Yapılandır” sekmesinde botu adlandırmak, tanımlamak ve yapabilecekleri ve yapamayacakları hakkında talimatlar vermek için alanlar bulunuyor. Kullanıcılar ayrıca ısmarlama bir bilgi bankası için dosya yükleyebilir ve web taraması ve görüntü oluşturma gibi yetenekleri değiştirebilir. Sohbet botunuza özel eylemler eklemek için de bir kutu var.

Son olarak, yapılandırma seçeneklerinin yanında, botu düzenlenirken test etmek için bir istem kutusu içeren bir “Önizleme bölmesi” mevcut. Braho, GPT Builder’ın ayrıntılı bir dökümünü de bir LinkedIn gönderisinde yayınladı.

Yeni Gizmo aracına ek olarak Choi, OpenAI’nin “Esnek” ve “Yıllık” seçeneklere sahip kurumsal bir “Ekip” abonelik planı yayınlamayı planladığını iddia ediyor. Choi, Team planının sınırsız yüksek hızlı GPT-4 ve dört kat daha uzun bağlam gibi özelliklerini açıklayan bir ekran görüntüsü paylaştı. Ekran görüntüsü, yıllık aboneliğin kullanıcı başına aylık 25 dolar olarak fiyatlandırıldığını söylüyor. Choi, yıllık olmayan seçeneğin ise aylık 30 dolar olacağını ve her iki planın da minimum üç kullanıcıyı destekleyeceğini söylüyor.

Son ChatGPT beta özellikleri arasında canlı web sonuçları, görüntü oluşturma ve sesli sohbet yer alıyor. OpenAI, Pazartesi günü geliştirici konferansında yeni araçların önizlemesini yapacağını söylüyor, bu nedenle bu söylentilerin doğru olup olmadığını öğrenmek için muhtemelen uzun süre beklememiz gerekmeyecek