iPhone 15 Pro Max’in satış rakamları Apple’ı sevindirirken, cihazın karşılaştığı aşırı ısınma sorunu gündeme oturdu. Apple, A17 Pro yonga seti ile donatılmış olan bu yeni modelini tanıtarak büyük umutlarla çıktı, ancak yonga üretiminde yaşanan sıkıntılar ve artan talep, cihazın performansını olumsuz etkiliyor.
Apple, 3nm bant teknolojisi için büyük yatırımlar yaparak A17 Pro yonga setini geliştirdi. Ancak, 3nm sürecinde yaşanan verimlilik sorunları, cihazın aşırı ısınmasına neden oldu. Bu sorunu çözmek adına voltaj artışı gibi önlemler alındı, ancak bu da cihazın sıcaklık problemini çözemedi.
Cihazı test edenler, yoğun kullanım sırasında 47 dereceye kadar varan sıcaklıkların tespit edildiğini raporladılar. Telefon, sadece 2 dakika içinde aşırı ısınıyor ve performansta yüzde 25’e varan kayıplar yaşanıyor. 20 dakikalık yoğun grafik kullanımının ardından ise performans kaybı yüzde 34’e kadar çıkıyor.
I can confirm the iPhone 15 Pro Max A7 Pro throttling is bad. Apple needs to cool this chipset properly, just 2 minutes is all it took to lose almost 25% performance to drop to almost 34% after 20 minutes of GPU load. And yes these scores are amazing for a mobile chipset.… pic.twitter.com/bummfYojDh
Bu sorunun üstesinden gelmek için Apple’ın cihaza etkili bir soğutma sistemi eklemesi gerekebilir. Ayrıca, iPhone 15 Pro Max’in gerçek bir oyun makinesi olarak tanımlandığı düşünüldüğünde, bu ısınma sorunu Assassin’s Creed ve Death Stranding gibi yoğun oyunları oynamak isteyen kullanıcıları endişelendiriyor.
Apple, bu aşırı ısınma sorununu çözmek ve kullanıcılarına sorunsuz bir deneyim sunmak için çalışmalarını sürdürüyor. Ancak, bu sorunun ne kadar sürede çözüleceği ve cihazın performansını nasıl etkileyeceği henüz netlik kazanmış değil. Apple kullanıcılarının ve endüstri gözlemcilerinin bu konuyu yakından takip etmeye devam edeceği tahmin ediliyor.
İş dünyasının ve günlük yaşamın her alanına sızan siber suçlar hukuk sistemi için de endişe yaratmaya devam ediyor. Dünyadaki savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçları yargılamakla görevli Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) bilgisayar sisteminin geçtiğimiz günlerde uğradığı siber saldırı bu konudaki en güncel örneklerde biri. Av. Görkem Gökçe, UCM’nin uğradığı bu saldırı hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Av. Görkem Gökçe
Savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçları yargılayan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) bilgisayar sisteminin geçtiğimiz günlerde uğradığı siber saldırı hukuk sektörünü derinden sarstı. Yapılan açıklamaya göre Uluslararası Ceza Mahkemesi bilgisayar ağında olağandışı bir etkinlik tespit ettiğini ve saldırıya karşı alınan önlemlerle ilgili çalışmaların devam ettiğini belirtti. Mahkeme sözcüsü, saldırının ciddiyeti ve detayları hakkında yorum yapmaktan kaçındı ve bu siber güvenlik olayına müdahale etmek ve etkilerini azaltmak için acil önlemler aldığını açıkladı. Mahkeme ayrıca saldırının hangi sistem kısmına sızıldığını belirtmedi.
UCM, dünyadaki savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçları yargılamakla görevli bir kurum olup, içerisinde cezai delillerden koruma altındaki tanık isimlerine kadar hassas belgeleri barındırıyor. Hollanda hükümeti, bu olayın etkilerini analiz etmeye ve azaltmaya yönelik mahkemeye yardım etmeye devam ettiğini ve ayrıca siber güvenliği güçlendirmek için adımlar attığını açıkladı. Ülkenin Ulusal Siber Güvenlik Merkezi de soruşturmaya destek veriyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi saldırısı uluslararası ceza hukuku ve adalete olan güveni sarsabilir
Gökçe Avukatlık Kurucu Ortağı Av. Görkem Gökçe UCM’nin uğradı siber saldırı hakkında şu değerlendirmeleri yaptı: “Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) siber saldırıya uğraması, küresel hukuk ve uluslararası ilişkiler bağlamında büyük bir endişe kaynağıdır. Dünya genelindeki savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçları yargılamakla görevli olan bu mahkemenin işleyişine ve güvenliğine yönelik herhangi bir saldırı, uluslararası ceza hukuku ve adalete olan güveni sarsabilir. Saldırının niteliği ve ciddiyeti henüz tam olarak anlaşılamamış olsa da, mahkeme tarafından alınan acil önlemler ve Hollanda hükümetinin yardımıyla yürütülen analiz çalışmaları, olayın vahametini ve potansiyel etkilerini azaltma çabasını yansıtıyor. Ancak, bu tür bir siber saldırının mahkemenin içerdiği hassas bilgilere ve cezai delillere zarar verebileceği ve mahkemenin yürüttüğü soruşturmaları olumsuz etkileyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.”
Uluslararası alanda siber güvenlik tehditlerine karşı mücadelede iş birliği şart
Hollanda istihbarat teşkilatı (AIVD), 2022 yılında yayımladığı yıllık raporunda UCM’nin Rusya’nın ilgisini çektiğini ve mahkemenin Gürcistan ve Ukrayna’daki olası Rus savaş suçlarını araştırdığını belirtiyor. AIVD, geçen Haziran’da mahkemeye sızma girişiminde bulunan bir Rus askeri ajanını tespit ettiğini duyurmuştu. UCM Savcısı Karim Khan ise, Ağustos 2023’te yaptığı açıklamada, siber saldırıların gelecekteki savaş suçları soruşturmalarının bir parçası olabileceğini ifade etmişti. Bu olay, uluslararası alanda siber güvenlik tehditlerine karşı mücadelede daha güçlü işbirliği ve önlemlerin gerekliliğini bir kez daha vurguluyor.
Av. Görkem Gökçe bu saldırının hukuk sistemi üzerinde yaratacağı etkilere dair açıklamasına şöyle devam etti: “Bu olay aynı zamanda uluslararası kurumların siber güvenliği konusundaki zorlukları ve tehlikeleri vurguluyor. UCM gibi önemli bir kurumun bu tür saldırılara maruz kalması, uluslararası toplumun, siber güvenlik önlemlerini güçlendirmek ve uluslararası hukukun dijital alanındaki yetersizliklerini ele almak için daha fazla işbirliği yapması gerektiği yönünde bir çağrı olarak değerlendirilebilir. Bu tür olaylar, siber güvenliği güçlendirmeye yönelik kararlı adımlar atmanın ve uluslararası adalete zarar veren her türlü tehdidi önlemenin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.”
Tesla, 2021 yılında tanıttığı Tesla Optimus robotu üzerinde büyük gelişmeler kaydediyor. Yakın zamanda yapılan bir güncelleme ile robot, nesneleri kendi başına sıralayabilme yetisine sahip olduğunu duyurdu. TeslaBot’un son videosu, bu ilerlemeyi gözler önüne seriyor ve dikkat çekici becerilerini sergiliyor.
Video, TeslaBot’un kendini kalibre edebilme yeteneği ile başlıyor, böylece yeni ortamlara uyum sağlama kabiliyeti daha da gelişmiş hale geliyor. TeslaBot, görüş ve eklem pozisyon sensörlerini kullanarak dış geri bildirime ihtiyaç duymadan uzuvlarını doğru bir şekilde konumlandırabiliyor. Bu, TeslaBot’un nesnelerle etkileşime girebilmesini ve görevlerini hassaslık ve el becerisiyle yerine getirebilmesini sağlıyor.
Optimus can now sort objects autonomously ?
Its neural network is trained fully end-to-end: video in, controls out.
Come join to help develop Optimus (& improve its yoga routine ?)
Optimus’un bir görevi, mavi ve yeşil blokları eşleşen yerlere sıralamaktı. Tesla Optimus, blokları kolayca kavrayabiliyor ve insan benzeri bir hızda sıralayabiliyor. Ayrıca, ortamdaki dinamik değişiklikleri, blokları hareket ettirmesi gerektiği gibi idare edebilir. Ayrıca, Optimus kendi hatalarını düzeltebilir, örneğin bir bloğun yan yatması veya döndürülmesi gerektiğinde bunu algılayıp düzeltiyor.
Videoda ayrıca Tesla Bot’un denge ve esneklik yeteneklerini gösteren bazı yoga hareketleri de görüntüleniyor. Bu hareketler, pratik bir görevle ilgili olmasa da, TeslaBot’un vücut kontrolü ve denge becerilerini sergiliyor
Ancak, Tesla’nın Optimus robotunun Boston Dynamics’in Atlas robotu ile hala büyük farklar var. Ancak Tesla, hızla ilerliyor ve daha fazla mühendisi Optimus üzerinde çalışmaya davet ediyor. Üretim veya ticari kullanıma ne zaman hazır olacağına dair henüz bir bilgi yok, ancak video, robotun hızlı bir şekilde ilerleme kaydettiğini ve Tesla otomobilleriyle aynı yazılımı kullandığını biliyoruz. Tesla, Optimus’un gelecekte ne gibi potansiyellere sahip olabileceği konusunda heyecan verici bir yolculuğa devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde Murat Erkan’ın istifasının hemen ardından 15 Eylül’de Turkcell Genel Müdürlüğü görevine getirilen Bülent Aksu’nun görevine son verildiği öğrenildi. Konuyla ilgili Turkcell, Kamuoyu Aydınlatma Platformu aracılığıyla bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, “25 Eylül 2023 tarihinden itibaren Turkcell Genel Müdürü olarak görev yapan Bülent Aksu’nun görevine son verilmiştir. Turkcell Grubu olarak, şirketimizde üst düzey görevlerde bulunmuş olan Bülent Aksu’ya bundan sonraki profesyonel yaşamında başarılar dileriz” ifadelerine yer verildi.
10 gün önce işe başlamıştı
14 Eylül’de Murat Erkan’ın genel müdürlük görevi sonlandırılmış, bu göreve Bülent Aksu atanmıştı. Bülent Aksu’nun yönetim kurulu başkanlığı görevini bırakmasının ardından bu göreve Şenol Kazancı’nın getirildiği duyurulmuştu.
Bülent Aksu’nun kariyerindeki diğer önemli görevleri; 2016-2018 yılları arasında Turkcell CFO’su, Ağustos 2018 – Ocak 2021 tarihleri arasında Hazine ve Maliye Bakanlığı Bakan Yardımcısı, Kasım 2018 – Mart 2019 tarihleri arasında Türk Telekomünikasyon A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi, Mart 2019 – Mart 2020 tarihleri arasında Turkcell Yönetim Kurulu Üyesi ve Mayıs 2019 – Şubat 2021 tarihleri arasında Türk Eximbank Yönetim Kurulu Başkanı olarak sıralanmaktadır. Aksu, en son olarak Mart 2020’de Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı olarak atanmıştı.
Bu gelişmeler ışığında, Turkcell’in yeni CEO’sunun kim olacağı merak ediliyor.
SANKO Holding’in yürütücülüğünde dördüncü kez düzenlenen ve bu yıl rekor katılımla 19 bin üzerinde takımın, 55 binin üzerinde gencin başvurduğu TEKNOFEST Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması’nda İzmir için geri sayım başladı. İstanbul ve Ankara’dan sonra 27 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında Çiğli Havalimanı’nda gerçekleşecek TEKNOFEST İzmir’de de SANKO Holding geleceğin teknolojisini üretecek gençlerin final ve ödül heyecanını paylaşacak.
Dünyanın en büyük Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST’in ana paydaşlarından SANKO Holding, 27 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında Çiğli Havalimanı’nda gerçekleşecek TEKNOFEST İzmir’de geleceğin teknolojisini üretecek gençleri desteklemeyi sürdürüyor.
TEKNOFEST Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması
SANKO Holding’in 2020 yılından bu yana yürütücülüğünü üstlendiği TEKNOFEST Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması ile toplumda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve enerji verimliliği kültürü oluşturulması; verimlilik ve çevre konularında farkındalığın artırılarak yenilikçi ve teknolojik fikirlerin geliştirilmesi hedefleniyor.
Yarışma, endüstriyel işletmelerin uyguladığı enerji verimli ve çevre duyarlı uygulama projelerini ve teknolojileri ortaya çıkararak bilgi ve tecrübelerin paylaşılmasını sağlamak, genel anlamda endüstriyel alanda enerji verimliliğini artırmak amacını taşıyor.
Bu yıl ilk kez girişimcilik projelerinin de dahil edildiği TEKNOFEST İzmir’de, Çevre, Enerji ve İklim Teknolojilerinin yanı sıra ‘Turizm Teknolojileri ve Oyun’, ‘Engelsiz Yaşam Teknolojileri’ ile ‘Sağlık ve İyi Yaşam Teknolojileri’ projeleri yarışıyor. Yarışmanın sonuçları TEKNOFEST İzmir’de açıklanacak ve ödül töreni gerçekleşecek.
TEKNOFEST geleceği şekillendiriyor
TEKNOFEST’in gençlerin geleceğe umutla bakmasını sağlayan ve başarıya teşvik eden büyük bir organizasyon olduğunu belirten SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, TEKNOFEST’in gençlere fikirlerini sunma olanağı vererek geleceği şekillendirdiğini ifade ederek, “TEKNOFEST gençlere, gençler bize ilham veriyor. Büyük bir gururla dört yıldır TEKNOFEST’in ana paydaşları arasında yer aldığımız TEKONOFEST’in sinerjisinin ülkemizi çok ileri noktalara taşıyacağına inanıyoruz. Dünyanın her alanda dönüşüme uğradığı bir süreçten geçiyoruz. Bu bilinçle hem ülkemiz hem de insanlık adına geleceğin teknolojisini üreten, topluma faydalı olacak projeler geliştiren gençlerimizin her zaman destekçisi olmalıyız.” şeklinde konuştu.
19 bin 52 takım, 55 bin 625 yarışmacı katılmıştı
2020 yılında Gaziantep’te düzenlenen TEKNOFEST Çevre ve Enerji Teknolojileri yarışmasına 1.468 takım başvururken, 2021 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen TEKNOFEST yarışmasına 2 bin 462 takım başvuruda bulunmuştu. Trabzon ve Samsun’da düzenlenen TEKNOFEST 2022’de ise 8 bin 778 başvuru yapılmıştı.
TEKNOFEST 2023 Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması’na, ‘Üniversite ve Üzeri Seviyesi’ ve ‘Lise Seviyesi’ kategorilerinde düzenlenen yurt içi ve yurt dışından toplam 19 bin 52 takım ve 55 bin 625 yarışmacı başvuru yaparken 86 takım finalde yarışma hakkı elde etti.
Yarı İletken Endüstrisi Birliği’nin (SIA) yakın tarihli bir raporunda vurgulandığı üzere, ABD yarı iletken endüstrisi ülke çapında rahatsız edici bir işgücü açığıyla karşı karşıya. Raporda, yarı iletken endüstrisinde ihtiyaç duyulan işgücünün bugün yaklaşık 345.000 olduğu ve bu rakamın 2030 yılına kadar %33 artarak yaklaşık 460.000’e ulaşmasının beklendiği belirtiliyor. Bununla birlikte, öngörülen yeni işlerin %58’i (veya yaklaşık 67.000’i) eleman açığı nedeniyle boş kalma riski taşıyor. Bu tahmine göre, çip fabrikası tekniker işlerinin %39’u boş kalabilir.
Yetenek açığının kapatılması, ABD ekonomisinin ve yarı iletken endüstrisinin başarısı için kritik önem taşıyor. Intel bu konuda bir çalışma yaparak gerek kendisinin gerekse de yarı iletken endüstrisinin işgücü ihtiyaçlarını karşılamak için yerel toplum kolejleriyle ortaklaşa belirli bölgesel programlar oluşturarak bu zorlukla doğrudan yüzleşmeye karar verdi.
Teknikerler için Eğitim Programı
Yıllar boyunca Intel gibi yarı iletken şirketleri, fabrikalardaki tekniker işlerinin büyük bir kısmını doldurmak için devlet üniversitesi öğrencilerine bel bağladı. Ancak şirketler STEM (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) eğitimine ve lisans, yüksek lisans ve doktora programları için araştırma fonlarına daha fazla yatırım yaptıkça, tekniker eğitimine verilen önem yıllar içinde azaldı. SIA, hızla büyüyen yarı iletken sektörü için kamu üniversiteleri ve teknik kolejlerde sertifika eğitim kampları kurulmasının, çıraklık ve diğer eğitim programları gibi programların artırılmasının önemli olduğunu tespit etti.
Intel’in, bölgesel düzeyde Arizona, Oregon ve New Mexico’daki teknisyen programlarına, büyük fabrika üretim ve araştırma ve geliştirme tesislerinin bulunduğu İrlanda ve İsrail’e ise uluslararası olarak yatırım yaptığı biliniyor. Firma Ohio’da açılacak yeni fabrikalarını desteklemek için, tekniker eğitiminin geliştirilme şeklini yeniden keşfetmeye karar vermiş ve diğer bölgelerde yaptığı yatırımlardan önemli dersler almış. Çip üreticisi firma özellikle sektörde matematik ve fen becerilerine duyulan güvenin yanı sıra öğrenciler üzerine ek maliyet getirmesi nedeniyle öğrencilerin iki yıllık teknik programlara ilgi göstermediğini fark etti.
Columbus State Community College öncülüğünde Ohio’daki topluluk kolejleri bu sorunu çözmek için sektörde ilk defa bir yıllık bir yarı iletken teknisyeni sertifika programını oluşturdu. Program, yetenek hattının oluşturulmasına yardımcı olmak için 2023-24’te başlatılıyor. Sertifika programına katılan üniversiteler arasında Columbus State Community College, Marion Technical College, Rhodes State College, North Central State College, Central Ohio Technical College, Clark State, Northwestern State, Stark State, Zane State, Owens Community College ve Lorian Community College bulunmakta. Sertifika, Intel tarafından belirtilen giriş seviyesi teknisyen pozisyonu için gereken asgari teknik becerilerle uyumlu yeni geliştirilmiş üç program içeriyor: İmalata Giriş, Yarı İletken 101 ve Vakum Sistemleri kursları.
Bir yıllık bu yeni sertifika programında teknik merkezler, toplum yüksekokulu programları ve lisans üniversite programlarına entegre edilerek öğrencilerin tekniker sertifika kredilerini sorunsuz bir şekilde transfer etmeleri sağlanıyor. Ayrıca, temel becerilerin bir yıllık bir programda yoğunlaştırılmasıyla öğrenciler üzerindeki mali yük azaltılmış oluyor. Bu değişikliklerle Intel, programın daha çeşitli bir öğrenci grubunun ilgisini çekeceğini ve bunun da bir bütün olarak yarı iletken endüstrisine fayda sağlayacağını umuyor.
Intel, giriş seviyesindeki bir teknisyen için arzu edilen becerilerin birleştirilmiş bir listesini sunarak bunu programa katılan enstitüler arasında paylaştı. Enstitüler mevcut kursları ve müfredatı değerlendirerek bir yıllık sertifika programını oluşturdu. Bu sertifika programında kazanılması hedeflenen beceriler ise iki sınıfta inceleniyor:
Temel teknik beceriler
El aleti temelleri: Yarı iletken fabrikalarında önleyici ve düzeltici bakımda yaygın olarak kullanılan tork anahtarları, sürücüler, alyan anahtarları, İngiliz anahtarları ve dijital voltmetreler (DVM’ler) dahil olmak üzere el aletlerinin doğru ve güvenli kullanımına aşinalık.
Mekanik, pnömatik, hidrolik ve vakum sistemleri: Mekanik sistemlerin nasıl çalıştığını anlama ve mekanik şemaları okuma. Pnömatik, hidrolik ve elektrik gibi temel çalıştırma türlerini anlamanın yanı sıra yarı iletken üretiminde vakum sistemlerinin nasıl çalıştığını bilmek.
Matematik: Yarı iletkenlerde sorun giderme, inşa etme/sabitleme ve istatistik konularında yardımcı olacak matematik becerilerini uygulama becerisi.
Elektrik temelleri ve elektronik: Elektrik sistemleri etrafında güvenli bir şekilde çalışabilme becerisi. Sorun giderme ve bozuk bileşenleri yeniden kablolamak için bir bileşenden diğerine kablolamayı izlemek için elektrik şemalarını okuma. Bir sistemin sıfır volt kontrolünü gerçekleştirmek için DVM’leri kullanma.
Kimyasallar ve gazlar: Bir fabrika ortamındaki farklı kimyasal türlerini (asitler, bazlar, toksik ve yanıcı maddeler) ve uygun kişisel koruyucu ekipman, prosedürler ve güvenlik sistemlerinin riski nasıl azaltabileceğini anlamak.
Mesleki beceriler
Endüstri bilgisi: Yarı iletken üretimi (kusurlar, kontaminasyon, süreç akışı, araçlar ve işlemler), güvenlik (kimyasallar/gazlarla çalışma, elektrik güvenliği ve kilitleme etiketleme uygulamaları), yalın üretim, el aletleri ve temiz oda giydirme hakkında bilgi.
İletişim becerileri: Teknik ve profesyonel yazma, sözlü ve sözsüz iletişim, dinleme ve belgeleme, grup katılımı, okuma, taslak hazırlama, araştırma becerileri, bilgisayar okuryazarlığı ve Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO) standartları.
Problem çözme ve eleştirel düşünme: Model tabanlı problem çözme kavramları için sorun giderme tekniklerini anlama.
Intel Yarı İletken Eğitim ve Araştırma Programı tarafından oluşturulan teknisyen sertifika programlarına ek olarak Intel, Ulusal Bilim Vakfı ile de iki programda işbirliği yapıyor: ABD işgücünün yarı iletken üretiminde yeni bir döneme hazır olmasını sağlamak için Mühendislik Teknolojisi ve İleri Yarı İletken Üretim Teknisyenliği Eğitiminin Geliştirilmesi (ETSTE) ve Yarı İletkenlerin Geleceği (FuSe).
Yukarıda bahsedilen doğrudan yatırımların yanı sıra Intel, lisans, yüksek lisans ve doktora programlarından gelen yetenekleri teşvik etmek için hem yerel hem de ABD genelinde diğer sertifikalar, modüller, sınıflar ve mikro-kimlik programları sunmak için eğitim kurumlarıyla birlikte çalışıyor.
Yapay zeka uygulamaları son dönemin en popüler konularından birisini oluşturuyor. Bir yandan firmalar birbiri ardına çeşitli yeni araçlar ve hizmetler duyururken, bir yandan da teknoloji devleri bu yeni araç, uygulama ve hizmetleri kendi ürünlerine entegre etmek için adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Rekabetin hayli yüksek olduğu bu ortamda, ülke yönetimleri ve yerel yönetimler de boş durmuyor ve mevcut AI uygulamaları için (özellikle güvenlik bağlamında) bir çerçeve oluşturmaya gayret ediyorlar. Pennsylvania valisinden de benzer bir hamle geldi.
Pennsylvania valisi Shapiro yaptığı açıklamada, eyaletlerin giderek artan bir şekilde yapay zekanın etkisini ve nasıl düzenleneceğini ölçmeye çalıştığı bir dönemde, Pennsylvania eyalet hükümetinin operasyonlarında yapay zekayı kullanmaya hazırlanacağını söyledi. Shapiro, eyalet yönetiminin bir yapay zeka yönetim kurulu topladığını, yapay zekanın kullanımına ilişkin ilkeler yayınladığını ve devlet çalışanları için eğitim programları geliştirdiğini söyledi.
Eyalet valisi Shapiro, eyaletin kamu güvenliği kurumlarının şimdiden dolandırıcılık gibi yapay zeka kaynaklı tehditlere hazırlanmak için yapay zeka uzmanlarına danışmaya başladığını söyledi. Bu çerçevede Vali Saphiro oluşturdukları yapay zeka yönetim kurulunda alanında uzman kişilerin yer aldığını ve Carnegie Mellon fakültesinin de yardımıyla yapay zekanın geliştirilmesi ve kamuda kullanılması konusunda rehberlik etmek istediklerini belirtiyor.
ABD çapındaki eyalet kurumları ve yasa koyucular için de yapay zeka giderek büyüyen bir endişe alanı. Wisconsin, Teksas, Louisiana, Kuzey Dakota ve Batı Virginia gibi eyaletler yapay zekanın bazı etkilerini incelemek üzere harekete geçti. California’da vali Gavin Newsom bu ayın başlarında yapay zekanın gelişimi, kullanımı ve risklerini incelemek için bir idari emir imzaladı. Ayrıca ABD Ulusal Eyalet Yasama Konferansına göre en az 25 eyaletteki milletvekilleri bu konuyu ele alan yasa tasarıları sundu.
Tasarılardan biri, bir kişinin bir devlet programına uygunluğunun belirlenmesine yardımcı olmak ve dolandırıcılığı tespit etmek için vaka görevlilerinin bunu kullanmasına izin verecek. Bir diğeri ise otomatik aramalarda, sesli veya yazılı çevrimiçi istemlerde kullanılmak üzere algoritmik mantık içeren yazılım üreten şirketlerin bir kaydını oluşturacak.
Otonom ağır hizmet tipi robot kamyonlarının, mutlaka yedek insan sürücü de barındırmalarını zorunlu kılan bir yasa tasarısı Cuma günü geç saatlerde California eyalet Valisi Gavin Newsom tarafından veto edildi. Assembly Bill 316 adlı tasarı, bir yandan yollardaki tamamen otonom kamyonların sayısını azaltmak bir yandan da istihdamı korumak için işçi sendikaları tarafından desteklenen bir çabaydı.
İnsan gerektirmeyen ya da çok az insan etkisiyle yol alabilen otonom kamyonlar, birçok sensörle donatılmış özel bir araç tipi. Sensörler, yapay zeka programlarının da desteğiyle yoldaki levhaları, yolun yapısını ve trafiği analiz ederek 7/24 kullanım sağlıyor. Bu sayede özellikle lojistik ve nakliye sektöründe daha güvenli ve hızlı bir ulaştırma ağının önü açılıyor. California valisinin tasarıyı veto etmesi, Aurora ve Daimler Truck gibi mal taşımak için sürücüsüz kamyonları test eden ve geliştiren şirketlerin elini rahatlatıyor. Veto, California eyalet yasama meclisi tarafından üçte iki oyla geri çevrilebilir ancak California’da bu en son 1979 yılında gerçekleşmiş, dolayısıyla da geri çevrilme ihtimali zayıf.
Kaliforniya ABD’de sürücüsüz araçların test edilmesine ve kullanılmasına izin veren tek eyalet değil, ancak şu anda en önemli test alanı konumunda. İlk olarak 1939 New York Dünya Fuarı’nda ortaya çıkan sürücüsüz araç fikri özellikle son 15 yılda çok büyük bir aşama kaydetti. Bireysel kullanıcılar için tasarlanan Tesla modellerinden toplu taşımaya, ticari taksilerden ağır yük vasıtalarına kadar her alanda çeşitli sürücüsüz araçlar ve otonom sistemler hızla geliştirilmeye ve test edilmeye başlarken ilk otonom kamyonlar da 2022’de yollarda hizmet vermeye başladı. Buna karşın, özellikle ABD’de hayli güçlü lobi faaliyetleri yürüten işçi sendikaları otonom kamyon uygulamalarına şiddetle karşı çıkıyorlar.
ABD’de taşımacılık ve lojistik sektörünün en büyük sendikalarından birisi olan Teamsters vetodan önceki saatlerde bir basın açıklaması yayınladı. Sendika California eyalet valisinin bu veto ile “39 milyon California sakininin güvenliğine sırtını döndüğü” ve “yüz binlerce çalışanı işsiz bırakabilecek” bir kapı açacağı uyarısını yapıyor.
California valisi Newsom Cuma günkü veto mesajında “316 sayılı Meclis Yasası, Kaliforniya’da ağır hizmet tipi otonom araç teknolojisinin düzenlenmesi ve denetlenmesi için gereksizdir. Mevcut yasa, uygun düzenleyici çerçevenin oluşturulması için yeterli yetkiyi sağlamaktadır” diyor.
AKLease, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile toplam 25 milyon Euro değerinde kredi anlaşması imzaladı. Kredi ile enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanında hayata geçirilen yatırımlara finansman sağlanacak.
Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği projelerine destek
AKLease Genel Müdürü Eser Okyay
Kredi yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği projelerinin finansmanında kullanılacak. Sektörde 35 yıldır lider konumunu sürdüren AKLease’in Genel Müdürü Eser Okyay yeni anlaşmayla ilgili şunları söyledi: “AKLease olarak EBRD ile imzalamış olduğumuz bu kredi anlaşması çevreci yatırımlar hayata geçirmek isteyen müşterimiz için yeni bir soluk olacak. Türkiye leasing sektörünün ilk ve tek sürdürülebilirlik ürünü olan ECOLease kapsamında destekleyeceğimiz yatırımlar ülkemiz ekonomisine de önemli katkılar sağlayacak. ECOLease ile sürdürülebilirlik ve enerji finansmanı tarafında sektördeki yerimizi sağlamlaştırmak ve büyütmek istiyoruz.
Taahhütümüz; 2030 yılında portföyümüzün tamamının ECOLease ürünlerinden oluşması ve böylece yüzde yüz sürdürülebilirlik odaklı bir ürün portföyüne sahip olmak. İmzaladığımız kredi anlaşmaları da bize bu yolda büyük bir güç katıyor ve bizi bu taahhüdümüze daha çok yaklaştırıyor.”
Anadolu Vakfı’nın gençlere 40 yılı aşkın süredir eğitim desteği verdiği burs programının yeni dönemi için başvurular 30 Eylül’de sona eriyor. Anadolu Vakfı 2023-2024 Eğitim ve Öğretim Yılı Burs Programı kapsamında burs desteği almak isteyen üniversite öğrencileri, bu tarihe kadar www.anadoluvakfi.org.tr adresinden online başvuruda bulunabilecek. Kurulduğu 1979 yılından bu yana sürdürdüğü burs programı ile eğitime aralıksız destek veren vakfın 2023-2024 Eğitim ve Öğretim Yılı Burs Programı’na başvurular 30 Eylül 2023 tarihinde sona eriyor. Bugüne kadar 30 binden fazla öğrencinin eğitimine burs desteğinde bulunan Anadolu Vakfı’nın karşılıksız eğitim desteğinden yararlanmak isteyen üniversite öğrencileri, başvurularını 30 Eylül’e kadar www.anadoluvakfi.org.tr adresinden online olarak yapabilecek. Burs programı kapsamında değerlendirme sonrası burs almaya hak kazanan başarılı üniversite öğrencilerine 2023-2024 Eğitim ve Öğretim Yılında aylık olarak İstanbul, Ankara, İzmir’de 3.500, diğer illerde 3.000 TL’lik destek sağlanacak.
Amaç gençlerin hayata daha donanımlı başlamalarını sağlamak
Anadolu Vakfı Genel Müdürü Evrim Hizaler
Anadolu Vakfı Burs Programı kapsamında gençlere sunulan desteğin kapsamı maddi desteğin ötesine geçiyor. Anadolu Vakfı Genel Müdürü Evrim Hizaler, şunları söyledi “Anadolu’nun en büyük zenginliği çeşitlilikten kaynaklanıyor. Biz de çeşitlilik ve kapsayıcılık ilkelerimizle, Türkiye’nin 81 ilinden, mühendislikten tıbba, temel bilimlerden görsel ve işitsel sanatlara kadar, hemen her branşta uzmanlaşmak isteyen öğrencilere destek olmak için 45 yıldır çalışıyoruz. Ülkemizin çok çeşitli bölgelerinde fırsat eşitliğinden yoksun bir şekilde ve dezavantajlı koşullarda eğitim gören yetenekli gençlerimizin tek ihtiyacının maddi destek olmadığı bilinciyle hareket ediyoruz. Gençlerimize ‘Geleceğin için Buradayız’ diyor, onlara yönelik desteğimizi sadece maddi katkı sağlamaktan ibaret görmüyoruz. Burs sağlamanın yanı sıra Anadolu Vakfı Akademi ile hayata geçirdiğimiz eğitim ve gelişim programları ile bursiyerlerimizin kişisel gelişimlerine ve kariyerlerine destek vermek üzere çok yönlü çalışmalar yürütüyoruz. Gençlerin hayata hazırlanmaları için ihtiyaç duydukları nitelikli bilgi, eğitim ve rehberlik desteğini sağlıyoruz. Böylece, hayata hazırlandıkları ve desteğe en çok gereksinim duydukları dönemde doğru ve nitelikli rehberlik almalarını amaçlıyoruz. Bu doğrultuda sunduğumuz eğitimler, mentorluk ve koçluk programları, sosyal etkinlikler ve staj fırsatları da bu yaklaşımımızı ortaya koyuyor.” Anadolu Vakfı Akademi, gençlere yönelik özel olarak hazırlanan eğitim ve gelişim destekleri ile Anadolu Vakfı’nın eğitime desteğini farklılaştıran en önemli programlardan birini oluşturuyor. Bursiyerler, bu zengin program içeriği sayesinde gelişimlerine önemli katkılar yapacak bilgi, beceri ve rehberlikten yararlanıyor.
Destek mezuniyet sonrasında da devam ediyor
Evrim Hizaler, “Anadolu Vakfı olarak bursiyerlerimizi öğrencilikleri sırasında olduğu gibi mezuniyet sonrasında da desteklemeye devam ediyor, iş hayatındaki ilk adımlarını attıkları bu kritik dönemde de onlara destek veriyoruz. Anadolu Grubu şirketlerindeki staj programlarına katılım fırsatları, iş olanakları, mezuniyet sonrasına özel koçluk ve mentorluk destekleri ile çeşitli etkinlik ve gönüllülük programlarının da aralarında olduğu çeşitli olanaklar sunuyoruz. Tüm bunlar, burs programımızı farklılaştıran ve gelişim programlarımızı destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.” dedi.
Ürünleri arasında blokzincir tabanlı kitlesel fonlama platformu, NFT tabanlı egzersiz uygulaması ve Midle isimli Web3 dünyasına özel veriye dayalı pazarlama platformu olan şirket, yeni ürünü TheSender.App’i yayınladı.
Farklı kullanıcı segmentlerine yönelik Web3 ve blokzincir tabanlı ürünler geliştiren teknoloji şirketi GAMI Web3 Venture Builder, yeni ürünlerini kullanıma sunmaya devam ediyor. Global hedefleri doğrultusunda ilerlemeye devam eden şirket, kripto kullanıcılarının Metamask cüzdanı aracılığıyla birden çok adrese tek bir işlemle kripto varlık göndermesini sağlayan web3 tabanlı blokzincir platformu TheSender.App’i yayına aldı.
Tek bir işlemle birden fazla gönderim avantajı
Çoklu kripto varlık gönderimine dair kullanım kolaylığı sunan platformda kullanıcılar, metamask cüzdanlarıyla platforma bağlanarak, hangi ağda hangi adrese gönderim yapacaklarını ve hangi kripto varlığı göndereceklerini seçebilecekler. Adres ve token miktarlarının doğruluğunun teyit edilmesiyle gerçekleşen işlem sonrasında kullanıcılar, gönderimin tamamlanmasının ardından yaptıkları işlemin bir dökümünü görüntüleyebilecek ve gönderimlerini kontrol edebilecekler.
GAMI Venture Builder’ın yeni ürününde, kullanıcılar tek bir işlemle EVM bazlı layer1 ve layer2 birçok ağda birden fazla gönderim sağlarken, zaman ve dikkat avantajına sahip olacaklar. Bununla birlikte platform, rakiplerine kıyasla çok düşük bir komisyon ücreti fırsatı da sunacak. Kullanıcılar network transfer ücretleri hariç her bir toplu gönderim için yalnızca $1 platform komisyonu ödeyecek.
GAMI 2023 yılını dört ürünle kapatacak
Şirket, geçtiğimiz aylarda yayına aldıkları üçüncü platform olan ve an itibarıyla 100’den fazla projenin pazarlama faaliyetlerinde aktif olarak kullandığı, 122’den fazla ülkeden 14 bin kullanıcıya ulaşan Midle’ı hayata geçirmişti. 2023 hedefleri doğrultusunda çalışmaya devam eden GAMI Web3 Venture Builder, dördüncü ürünü TheSender.App ile sektördeki konumunu güçlendirmeye devam ediyor.
Huawei, son çıkardığı Mate 60 Pro akıllı telefonunda kullanılan yeni işlemci tasarımıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Bu hamle, Çinli teknoloji devinin, ABD yaptırımlarının yol açtığı teknoloji kısıtlamalarına rağmen yabancı teknolojiye olan bağımlılığını azaltma stratejisinin bir parçası.
Mate 60 Pro’nun içindeki ana çip, Huawei’nin kendi tasarladığı yarı iletkenlerle üretilmiş bir işlemciyi barındırıyor. Bu işlemcinin dikkat çekici bir yanı, sekiz merkezi işlem biriminden dördünün tamamen Huawei’nin kendi tasarımına dayanıyor olması. Diğer dört işlemci ise Arm tabanlı, ancak Huawei tarafından özelleştirilmiş ve uyarlanmış.
Huawei, 2019’dan bu yana ABD’den gelen yaptırımlarla mücadele ediyor ve bu yaptırımlar altında 5G teknolojisi ve gelişmiş çiplere erişimi kesiliyor. Ancak, Huawei, kendi çip tasarım işletmesi olan HiSilicon sayesinde bu zorlukların üstesinden gelmeye çalışıyor ve Kirin 9000S SoC gibi ürünlerle kendi işlemci çekirdeklerini geliştiriyor.
Bu strateji, Huawei’nin Apple’ın uzun süredir başarılı bir şekilde uyguladığı kendi çip tasarımını benimsemesiyle benzerlik gösteriyor. Huawei’nin yerli tasarım yeteneği, ayrıca patent lisanslama maliyetlerini azaltma ve ürünlerini rakiplerinden farklılaştırma fırsatları sunuyor.
Huawei’nin yaklaşımı ayrıca, veri merkezi sunucularında kullanılan CPU çekirdek tasarımlarını telefona uyarlayarak endüstriye yeni bir yaklaşım sunuyor. Ancak ABD yaptırımları, Huawei’nin en son teknolojiyi kullanma konusundaki zorluklarını sürdürüyor.
Sonuç olarak, Huawei’nin Mate 60 Pro’su, şirketin teknoloji kısıtlamalarına rağmen inovasyon yapma yeteneğini gösteriyor, ancak performans ve güç tüketimi açısından hala bazı zorluklarla karşı karşıya. Bu, Huawei’nin rekabet avantajını sürdürme çabalarının bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
Dünya genelindeki bilim insanları, genetik düzenleme aracı CRISPR kullanılırken meydana gelen istenmeyen mutasyonları yüzde 70’e kadar azaltmayı başardılar. Bu önemli gelişme, gen düzenlemesinin daha güvenli ve hassas hale getirilmesinde büyük bir adım o
Araştırmacılar, geleneksel CRISPR teknolojisinde kullanılan gen editörünün bölünmesinin, istenmeyen genom mutasyonlarına neden olma riskini önemli ölçüde azaltabilecek daha hassas bir araç geliştirdiler. Bu yeni araç, gen düzenlemesi sırasında istenmeyen mutasyonların oluşma olasılığını büyük ölçüde azaltarak hastalıklara neden olan mutasyonların düzeltilmesini kolaylaştırabilir.
Çalışmanın başyazarı Hongzhi Zeng, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Ekibimiz, açılıp kapatılabilen benzersiz bir güvenlik ve doğruluk düzeyi sağlayan daha gelişmiş bir CRISPR versiyonu oluşturmayı amaçladı. Bu yeni araç, genomumuzdaki hastalıklara yol açan mutasyonların yaklaşık yarısını düzeltebilme potansiyeline sahip” dedi.
Geleneksel CRISPR teknolojisi, istenen gen bölgelerinde düzenlemeler yaparken yanlışlıkla istenmeyen mutasyonlara neden olabilme sorunuyla karşı karşıyadır. Araştırmacılar, adenin baz düzenleyiciyi (ABE) iki ayrı proteine bölmek suretiyle yeni bir gen düzenleme aracı geliştirdi. Bu sayede yeni bölünmüş gen düzenleme araçlarının, orijinal ABE’ye göre daha kısa bir süre aktif kalmasının yanı sıra istenmeyen düzenlemeleri azaltma avantajına sahip olduğu görüldü.
Araştırma fareler üzerinde başarıyla test edildi ve Zeng, “Sağlam bir baz düzenleyici ile karşılaştırıldığında, bizim versiyonumuz hedef dışı düzenlemeleri yüzde 70’in üzerinde azaltıyor ve hedefe yönelik düzenlemelerin doğruluğunu artırıyor” açıklamasını yaptı.
Bu gelişme, genetik düzenlemenin gelecekte daha güvenli ve etkili bir şekilde kullanılmasına olanak tanıyabilir ve birçok genetik hastalığın tedavisinde yeni kapılar açabilir. Bilim insanları, CRISPR teknolojisinin potansiyelini daha da genişletmek için çalışmalarına devam ediyorlar.
AMD, robot teknolojisinin gelişimini hızlandırmak ve daha fazla uygulama alanı için kapılar açmak amacıyla yeni bir çip ve platform olan “Kria“yı piyasaya sürdü. Bu yeni platform, robotlar ve otomasyon sistemleri için tasarlanmış çiplerin kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlıyor. İşte AMD’nin Kria platformunun getirdiği önemli yenilikler:
Kria platformu, robotik uygulamalarda yüksek performans sağlayacak güçlü donanım bileşenleri içeriyor. Dört çekirdekli Arm Cortex-A53 işlemci ve çift çekirdekli Arm Cortex-R5F gerçek zamanlı işlemci, çeşitli görevler için güçlü bir işlem kapasitesi sunuyor. Bu, robotların karmaşık işlemleri daha hızlı ve verimli bir şekilde gerçekleştirmesine yardımcı oluyor.
Kria’nın özelliklerinden biri, elektrik motorlarının hassas kontrolünü mümkün kılan düşük gecikme süresi. Bu özellik, fabrika otomasyonundan cerrahi robotik cihazlara kadar birçok alanda kullanılabilir. Özellikle endüstriyel otomasyon uygulamalarında, hızlı tepki süresi ve kesintisiz motor kontrolü kritik önem taşıyor.
Kria platformu, robotlar ve otomasyon sistemlerinin ötesinde birçok uygulama alanına hitap ediyor. Enerji üretimi, asansörler, trenler ve toplu taşıma araçları gibi sektörlerde kullanılabileceği gibi tıbbi sistemlerde de yer alabilir. Bu, robot teknolojisinin sadece endüstriyel otomasyonla sınırlı olmadığını gösteriyor.
Kria platformunun entegre fan-out ambalajı sayesinde küçük boyutlu olması, taşınabilir robotik sistemler için ideal bir seçenek sunuyor. Ayrıca, düşük güç tüketimi, enerji verimliliği ve pil ömrü açısından avantaj sağlıyor. Bu da mobil robotlar için uzun süreli görevlerde kullanılabilirliği artırıyor.
Kria’nın başlangıç kiti, kullanıcıların robotik projelere hızla başlamalarını kolaylaştırıyor. Bu kit, evde bile robotik sistemlerin kurulumunu hızlandırmak için gerekli bileşenleri içeriyor. Bu, robot teknolojisinin daha geniş bir kullanıcı kitlesi tarafından benimsenmesini teşvik edebilir.
AMD’nin Kria platformu, robot teknolojisinin önemli bir gelişimini temsil ediyor. Bu platform, robotlar ve otomasyon sistemleri için yüksek performanslı, düşük güç tüketimli ve erişilebilir bir çözüm sunarak gelecekteki robotik projelerin kapılarını açabilir. Robot teknolojisi, birçok sektörde daha fazla otomasyon ve verimlilik sağlayarak gelecekte daha yaygın bir şekilde kullanılabilir.
Teksas’ın güzel doğal kaynaklarını koruma ve sürdürülebilir ekonomik kalkınma arasında bir dengeyi sürdürmeye çalışırken, SpaceX Port Isabel’deki Güney Körfezi’ne 200.000 galon arıtılmış atık su boşaltma talebiyle gündeme geldi. Elon Musk’ın sahibi olduğu bu uzay aracı şirketi, Teksas Çevre Kalitesi Komisyonu’ndan izin almak için harekete geçti.
SpaceX‘in bu teklifi Teksas Çevresel Kalite Komisyonu, bu teklifi eyaletin insanları ve doğal kaynaklarını koruma hedefine uygunluğunu değerlendiriyor ve bu süreçte kamuoyunun görüşlerine büyük önem veriliyor. Komisyon, bu teklifin çevresel etkilerini dikkatle incelemekte ve bu konuda halkın katkısını bekliyor. Ayrıca, körfezin yakınında yaşayan ve bu potansiyel etkileri deneyimleyecek olan sakinleri bilgilendiriyor.
Port Isabel Şehir Müdürü Jared Hockema, atık suyun arıtılması sürecinde eklenen tatlı suyun körfezin tuz dengesini etkileyebileceği endişesiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Nihayetinde amacımız çevreyi halkın kullanımı için korumak. Çevreye erişime bağlılar, insanlar bozulmamış bir doğal çevre istiyorlar – bu yüzden Port Isabel’e ve Güney Padre adasına geliyorlar. Burası çok popüler bir balıkçılık noktası, eşsiz bir ekolojik konum. Bunun etkilenmediğinden emin olmak istiyoruz.” dedi
Bu gelişmeye karşı bazı Teksaslılar olumsuz tepkiler gösterdi. Örneğin,bir vatandaş “Elon toplumumuza çöplüğü gibi davranmak istiyor” şeklinde bir tweet attı. ETX Gov ise, “Teksas’ın en iyi plajlarını mahvedecekler” diyerek tepkisini dile getirdi. Lorena ise, “Bu bölgeden sadece birkaç kilometre uzakta yaşayan insalar ise bunun etkileyeceği yaban hayatı için endişeliyim” dedi.
Bu olay, çevresel ve ekonomik çıkarların dengelediği hassas bir konuyu yansıtıyor ve ilgili taraflar arasında dikkatli bir değerlendirme ve tartışma gerektiriyor.
Norveç Hava Kuvvetleri, Finlandiya’nın güneyindeki Baana 23 tatbikatının bir parçası olarak F-35A savaş uçağını otoyola indirerek tarihi bir adım attı. Bu tatbikatta gerçekleşen otoyol operasyonu, pilotlara bu tür zorlu görevleri başarıyla gerçekleştirebilme becerisi kazandırmayı amaçlıyor. İniş sırasında kullanılan yer, 551 numaralı yerel otoyolun Karttula ve Tervo kasabaları arasındaki bölümüydü.
Bu otoyol inişi sırasında, F-35A savaş uçakları motorları çalışırken yakıt ikmali de yapıldı, böylece hızlı bir şekilde tekrar havalandılar. Otoyol üzerinden kalkış ve iniş yapabilme yeteneği, muharebe operasyonlarının karmaşıklığı ve beklenmedik koşulları göz önüne alındığında son derece kritik bir kabiliyet.
Norveç Kraliyet Hava Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Rolf Folland, bu başarıyı sadece Norveç Hava Kuvvetleri için değil, aynı zamanda İskandinav ülkeleri ve NATO için de bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Bu gelişme, düşman kuvvetlerinin konvansiyonel uçak pistlerini tahrip etme olasılığı göz önünde bulundurulduğunda askeri operasyonların planlamasını daha karmaşık hale getiriyor. Bu nedenle, askeri uçakların otoyolları kullanarak hızlı bir şekilde operasyonlara katılabilme yetenekleri, savunma stratejilerinin bir parçası olarak büyük bir öneme sahip.
Tümgeneral Folland, “Savaş uçakları yerde savunmasızdır, bu nedenle küçük havaalanlarını ve şimdi de otoyolları kullanarak savaşta bekalarını arttırabiliriz” dedi. Bu gelişme, Norveç’in ve müttefiklerinin savunma kapasitelerini artırmak için attığı önemli bir adım olarak kayda geçti.
NASA’nın OSIRIS-REx uzay aracı, yaklaşık 6,2 milyar kilometrelik tarihi bir yolculuktan sonra asteroit Bennu’dan aldığı örnekleri Dünya’ya getirerek bilim dünyasında büyük bir başarıya imza attı. Operasyon, ABD Ordusu’nun Utah çölündeki Dugway Deneme Alanı’nda gerçekleştirildi ve NASA ile ABD Hava Kuvvetleri ekipleri, OSIRIS-REx tarafından 2020’de toplanan Bennu asteroidi örneklerini içeren bir uzay kapsülünü başarıyla yeryüzüne indirdi.
Bu olağanüstü başarı, OSIRIS-REx uzay aracının Bennu asteroidine ulaşmak için tamamladığı 6,2 milyar kilometrelik yolculuğun ardından gerçekleşti. Uzay aracı, Dünya’nın yaklaşık 101.000 km üzerindeyken taşıdığı numuneleri serbest bıraktı. Kapsül, içinde 250 gram kaya parçacığı ve diğer materyaller bulundurarak bilim insanlarının Dünya’daki yaşamın kökenleri ve Güneş Sistemi’nin ilk günlerine dair önemli soruları yanıtlamaya yardımcı olabilecek verileri taşıyor.
NASA, kapsülün inişini canlı yayınla milyonlarca insanla paylaştı ve bu tarihi anı “Bilim için iniş! Tarihte ilk kez bu tür bir nesneden eve güzel şeyler getirdik. Artık hepimiz rahat bir nefes alıyoruz.” ifadeleriyle duyurdu.
Precious cargo ?
The #OSIRISREx asteroid sample hitches a ride on a helicopter. The next stop is a clean room here in Utah. It will eventually make its way to @NASA_Johnson for scientific analysis. pic.twitter.com/pP6ZHVtTXg
Kapsül, 43,450 km/s hıza ulaşarak Dünya atmosferine giriş yaptığında ısı kalkanı 2,900 dereceye kadar yüksek sıcaklıklara maruz kaldı. Ancak iniş sorunsuz geçti ve kapsül, güvenli bir şekilde yeryüzüne indi. İlk incelemeler, kapsülün sağlam olduğunu ve iniş sırasında herhangi bir hasar almadığını gösterdi.
Şimdi, kapsül bir helikoptere bağlanacak ve ABD Ordusu’nun Dugway Deneme Alanı’nda özel bir odaya taşınacak. Burada açılacak olan kapsül içindeki Bennu asteroidi örneği, daha sonra farklı bilimsel kurumlara ve dünya uzay ajanslarına dağıtılacak. NASA, numunenin yüzde 70’ini tutacak ve uzun yıllar boyunca analiz edecek. Bu önemli veriler, Güneş Sistemi ve yaşamın kökenleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için kullanılacak.
OSIRIS-REx uzay aracının bu başarısı, uzay keşiflerinin ve bilimsel araştırmaların önemini bir kez daha vurguluyor ve gelecekteki keşiflere ilham kaynağı oluyor.
Samsung, Fan Edition (FE) temalı cihazlara verdiği önemi bir kez daha gösteriyor. Arjantin’de sızan bilgilere göre, Samsung’un bu yıl içinde FE serisine dört farklı cihaz eklemeyi planladığı ortaya çıktı. İlk üç cihaz kesin olarak bilinirken, diğer bir FE cihazının da yolda olduğu tahmin ediliyor. İşte sızdırılan bilgilere göre geliyor olan üç cihaz:
Samsung Galaxy S23 FE: teknoloji tutkunlarını heyecanlandıran yenilikler
Samsung’un Galaxy S serisi, her yıl teknoloji tutkunları tarafından büyük bir ilgiyle bekleniyor. Şimdi, bu serinin Fan Edition üyesi olan Samsung Galaxy S23 FE ile ilgili heyecan verici detaylar gün yüzüne çıkıyor. Cihazın özellikleri şu şekilde sıralanıyor:
6,4 inç boyutunda Dinamik AMOLED ekran: Yüksek çözünürlük ve 120Hz yenileme hızı
İki farklı yonga seti seçeneği: Amerika Birleşik Devletleri’nde Snapdragon 8 Gen 1, diğer pazarlarda ise Exynos 2200.
Güçlü bir pil: 4.370mAh kapasite, 25W hızlı şarj desteği.
Kamera yetenekleri: Optik görüntü sabitleme (OIS) ile donatılmış 50 MP geniş açı kamera, 8 MP ultra geniş açı ve 12 MP telefoto sensör.
Samsung Galaxy Tab S9 FE: tablet deneyimini yeniden tanımlıyor
Samsung’un tablet serisi de bir yenilikle karşımıza çıkıyor. Galaxy Tab S9 FE, tablet kullanıcılarının beklentilerini karşılamaya aday özelliklere sahip:
10.9 inç AMOLED ekran: Canlı renkler ve keskin görüntüler sunabilir.
Performans odaklı Exynos 1380 yonga seti.
RAM ve depolama seçenekleri: 8GB veya 12GB RAM ile 128GB veya 256GB depolama.
Fotoğrafçılar için: 13MP arka kamera.
Hızlı şarj özelliği: 45W şarj desteği.
Samsung Galaxy Buds FE: ses kalitesi ve konforun bir araya geldiği kulaklıklar
Ses tutkunları için tasarlanan Galaxy Buds FE, dikkat çekici özelliklere sahip:
12mm sürücüler: Kaliteli ses deneyimi.
Üç mikrofon: Gelişmiş ses kalitesi ve arama performansı.
Aktif gürültü engelleme özelliği: Dışarıdaki gürültüyü bloke ederek daha derin bir müzik deneyimi.
Diğer bir FE cihazının da yakında tanıtılacağına dair söylentiler var ancak henüz resmi bir açıklama gelmedi. Samsung’un bu yeni FE serisi cihazlarıyla ilgili daha fazla detay ve resmi tanıtım tarihi merakla bekleniyor. Güncel bilgilere ve resmi duyurulara dair takipte kalın.
Huawei’nin işletim sistemi HarmonyOS, hızla büyüyen bir ekosistemin parçası olarak 600 milyon kullanıcıya ulaştı. Şirketin kurucusu ve CEO’su Ren Zhengfei, bu başarıyı açıklarken, ABD yaptırımlarının zorluklarına rağmen Huawei’nin geleceğine olan inancını vurguladı.
HarmonyOS, Çin’de akıllı telefonlar, tabletler ve endüstriyel ekipmanlar gibi bir dizi cihazda kullanılan çok çeşitli işletim sistemlerini içeriyor. Zhengfei’ye göre, bu çeşitlilik Huawei’nin teknoloji portföyünü genişletmesine ve farklı sektörlerde rekabetçi olmasına olanak tanıyor. Şu an itibarıyla, yaklaşık 30 farklı HarmonyOS işletim sistemi kullanılıyor ve bu ekosistemin toplam kullanıcı sayısı 600 milyonu aşıyor.
Huawei, HarmonyOS ve diğer ekosistem ürünlerinin geliştirilmesine devam etmek için büyük yatırımlar yapmaya kararlı. Özellikle sunucu tabanlı EulerOS gibi projelere odaklanarak, Huawei, endüstriyel partnerlerle işbirliği yaparak büyümeyi hedefliyor. Bu, şirketin sadece tüketici ürünleri değil, aynı zamanda kurumsal çözümlerle de ilgilendiğini gösteriyor.
ABD yaptırımlarına rağmen, Huawei’nin kurucusu Ren Zhengfei, Amerikalılarla işbirliği yapmaktan kaçınmayacaklarını ve Çin’in kendi insan kaynaklarına ve bilimsel potansiyeline yatırım yaparak rekabetçi bir ekosistem oluşturması gerektiğini belirtiyor. Bu, Huawei’nin teknoloji alanındaki liderliğini sürdürmek için önemli bir adım olarak görülüyor.
Sonuç olarak, Huawei’nin HarmonyOS ekosistemi büyümeye devam ediyor ve şirket, teknoloji ve inovasyon alanındaki liderliğini sürdürme konusundaki kararlılığını gösteriyor. ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya olmalarına rağmen, Huawei, kendi içinde güçlü bir ekosistem oluşturarak rekabeti sürdürmeye devam ediyor. Bu, Çin’in teknoloji sektöründe uluslararası bir oyuncu olarak daha da güçlenmesine yardımcı olabilir.