Akıllı telefon pazarı, son altı yılda çarpıcı bir dönüşüm yaşadı ve bu değişikliklerin yarattığı etkiler, pazar araştırmaları firması Counterpoint’in son raporu ile daha net bir şekilde anlaşıldı. 2017 yılında, dünya genelinde 720 farklı akıllı telefon markasıyla rekabet eden pazar, 2023 itibarıyla bu sayıyı neredeyse üçte birine düşürerek sadece 250 marka ayakta kaldı.
Bu dikkat çekici değişimin ardında yatan faktörler oldukça çeşitli. Öncelikle, sürekli büyüyen bir kullanıcı tabanı ve teknolojideki hızlı gelişmeler, akıllı telefon talebini artırdı. Ayrıca, 4G’den 5G ağlarına geçiş, tüketicilerin daha yeni ve hızlı cihazlara yönelmesini teşvik etti.
Ancak, yerel üreticilerin pazardan çekilmesi de bu değişikliğin önemli bir parçasını oluşturdu. Özellikle Hindistan’da Micromax ve Bangladeş’te Symphony gibi yerel üreticiler, üretim kapasitelerini azaltarak ve mobil pazardan çekilerek bu dönüşüme ayak uydurmadılar.
Çinli şirketler ise bu değişiklikte büyük bir rol oynadılar. Büyük teknoloji devleri Apple, Samsung, Xiaomi ve diğerleri ile rekabet edemeyen daha küçük şirketler, sınırlı bilimsel araştırma ve üretim kapasiteleri nedeniyle geride kaldılar. Ayrıca, yerleşik markaların akıllı telefon ve tabletlerinin kalitesi her zaman istikrarlı ve yüksek düzeyde olduğu için, bu büyük şirketlerle rekabet etmek her geçen gün daha da zorlaştı.
Çin merkezli şirketler, tüketicilere rekabetçi fiyatlarla kaliteli akıllı telefonlar sunarak pazarın büyümesine önemli katkılarda bulundular. Ancak, bileşen kıtlığı ve uluslararası mali zorluklar gibi faktörler, birçok küçük şirketi COVID-19 salgını sırasında bile hayatta kalmaktan alıkoydu ve bu nedenle bu şirketler zaman içinde pazardan çekilmek zorunda kaldılar.
Sonuç olarak, akıllı telefon pazarı son altı yılda büyük bir değişim yaşadı ve bu değişiklikte yerel üreticilerin geri çekilmesi ve Çinli şirketlerin etkisi büyük bir rol oynadı. Bu değişim, akıllı telefon pazarının geleceği konusunda büyük bir belirsizlik yaratıyor ve pazarın nasıl evrileceği merak konusu olarak önümüzde duruyor.
Apple’ın yapay zeka şefi John Giannandrea, Google ile Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen rekabet davası sırasında verdiği ifade sırasında iOS 17’de Safari tarayıcısına eklenen sessiz bir özelliğe dikkat çekti. Bu özellik, kullanıcılara Özel Tarama sırasında farklı bir varsayılan arama motoru seçme yetkisi veriyor.
Safari tarayıcısının iOS 17 sürümünde sunulan bu özellik, Ayarlar uygulamasının Safari ve Arama alt başlıkları altında bulunuyor. Kullanıcılar, bu özellik sayesinde normal tarama için varsayılan arama motorunu seçebilirlerken, aynı zamanda Özel Tarama modunda kullanacakları arama motorunu da belirliyebiliyorlar. Bu, kullanıcıların tek bir dokunuşla arama motorları arasında geçiş yapmalarını kolaylaştırırken, aynı zamanda daha fazla gizlilik sağlama seçeneği sunar. Örneğin, kullanıcılar Google yerine daha fazla gizlilik sunan bir arama motoru olan DuckDuckGo’yu tercih edebilirler.
Bu dava, Google ve Apple arasındaki rekabetle ilgili önemli konuları ele alıyor. Google’ın iPhone’da varsayılan arama sağlayıcısı olarak kalabilmesi için Apple’a ödemeler yaptığı gibi konular, rekabetin sağlıklı işlemesine yönelik endişelere neden olmuştu. iOS 17’deki değişiklikler, kullanıcılara hangi arama motorunun Özel Tarama modunda kullanılacağını seçme konusunda daha fazla kontrol sağlıyor. Davanın on hafta sürmesi bekleniyor ve Apple yöneticileri, tanık olarak ifade vermeye çağrılacaklar
Google’a yönelik iddialar, rekabeti engelleyici veya rekabeti bozucu faaliyetlerle ilgili olabilir ve bu dava, bu tür iddiaları araştırmak ve ele almak için yürütülen bir sürecin bir parçası olarak devam ediyor gibi görünüyor. Rekabet, teknoloji sektöründe önemli bir konu olarak karşımıza çıkıyor ve bu dava, sektördeki büyük oyuncular arasındaki rekabetin nasıl etkili bir şekilde denetlenebileceğini tartışmaya açıyor.
Apple’ın son iPhone serisi, iPhone 15, USB-C Ethernet adaptörlerini destekleyerek kullanıcılara yüksek hızlı, güvenilir bir internet deneyimi sunuyor. Bu özellik, Wi-Fi bağlantılarının yetmediği anlarda mükemmel bir alternatif sunuyor.
iPhone 15’in USB-C portu, Ethernet adaptörleri ile uyumlu hale getirilmiş durumda ve bu da kablolu internet bağlantısının kapılarını aralıyor. Bu özellik, özellikle hızlı indirme hızlarına ihtiyaç duyan kullanıcılar için büyük bir avantaj sağlıyor.
Apple’ın resmi destek sayfasında da belirtildiği gibi, iPhone 15 USB-C portu üzerinden Ethernet kablosuna bağlandığında Ayarlar uygulamasında IP adresi gibi çeşitli yapılandırma seçeneklerini içeren gizli bir Ethernet menüsü açılıyor. Bu menü sayesinde kullanıcılar, Ethernet bağlantılarını özelleştirebilir ve hız testleri yapabilirler. Yapılan testler sonucunda, Ethernet bağlantısı üzerinden en yüksek 932 Mbps hıza ulaşıldı.
Daha önceki iPhone modelleri de adaptörler aracılığıyla Ethernet’i destekliyordu, ancak iPhone 15 Pro modelleri USB 3 desteği sayesinde daha yüksek hızlara erişme imkanı sunuyor. Bununla birlikte, dikkate değer bir detay, en üst seviye ve pahalı iPhone 15 Pro Max modelinin kutusundan USB 3 destekli kablo çıkmıyor; bu kabloyu ayrıca satın almak gerekiyor.
Kısacası, iPhone 15’in USB-C Ethernet desteği, kullanıcıların hız ve güvenilirlik konularında daha yüksek beklentilere cevap veren bir cihaza sahip oldukları anlamına geliyor. Bu özellik, mobil cihazlarla bağlantı konusunda yeni bir çığır açabilir ve kullanıcı deneyimini daha da iyileştirebilir.
Intel’in yeni amiral gemisi işlemcisi Intel Core i9-14900KF, lansman öncesinde rekor bir başarıya imza attı. Gelecekt Intel Raptor Lake Refresh işlemciler için heyecan dorukta, çünkü bu işlemci, PassMark platformunda dikkat çekici bir performans sergileyerek gündeme oturdu.
Raptor Lake Refresh işlemcilerin getirdiği önemli güncellemeler arasında daha fazla çekirdek, yüksek saat hızları ve hızlı DDR5 bellek (potansiyel olarak 6400 MT/sn) desteği yer alıyor. Bu yeni işlemciler, Intel 7 işlem düğümünü koruyacak ve mevcut LGA 1700/1800 anakartlarla uyumlu olacak.
Intel Core i9-14900KF, 6GHz saat hızı ve 24 çekirdekli bir donanım ile geliyor. PassMark platformunda elde ettiği 4.939 puanlık rekor skoruyla, Eylül ayının en güçlü işlemcisi oldu. Bu başarı, mevcut amiral gemisi Intel Core i9-13900KS ve 13900K modellerini geride bırakarak dikkat çekiyor. İlginç bir not olarak, i9-13900KS’nin 6,0 GHz saat hızına sahip olduğunu ve i9-14900KF’nin DDR5-5600 bellek ile test edildiğini belirtmekte fayda var.
Ancak, çok çekirdekli performans açısından i9-14900KF, i9-13900K ile hemen hemen aynı seviyede performans sergiliyor, sadece çok küçük bir farkla ayrılıyor. Bu sonuçların, erken mühendislik örneklerine dayandığını unutmayalım. İşlemcinin gerçek potansiyelini tam olarak görmek için nihai sonuçları beklemek gerekebilir.
Intel Core i9-14900K ve KF dahil olmak üzere Raptor Lake Refresh işlemcileri, 17 Ekim tarihindeki bir Intel etkinliğinde resmi olarak tanıtılacak. Bu lansman, 125W kilitsiz Core-K serisi işlemci modellerini içerecek. 65W K olmayan modellerin tanıtımı ise önümüzdeki Ocak ayına planlanıyor. Bu yeni işlemcilerin performansını ve yeteneklerini görmek için sabırsızlıkla bekliyoruz.
Teksas merkezli AST SpaceMobile, telekomünikasyon alanında önemli bir dönüm noktasına imza attı. Şirket, 8 Eylül 2023 tarihinde uzay tabanlı 5G bağlantı teknolojisi kullanarak gerçekleştirilen ilk telefon görüşmesini duyurarak sektörde benzeri görülmemiş bir başarıya imza attı. Bu gelişme, iletişim dünyasını kökten değiştirmenin yanı sıra küresel bağlantıyı daha da yakınlaştırma potansiyeline sahip.
AST SpaceMobile’ın başarılı denemesi, modifiye edilmemiş bir Samsung Galaxy S22 kullanılarak gerçekleştirildi. Özel bir Galaxy S22 telefonu, Hawaii’den İspanya, Madrid’deki bir Vodafone hattına sesli arama yaparak tarihi bir anı kaydetti. AST SpaceMobile, daha önce bu yılın başlarında akıllı telefonlara 4G sinyalleri göndererek uydusunu başarıyla test etmişti.
Bu olağanüstü başarının öne çıkan yönü, telefon görüşmesinin kablosuz cekim gücü olmayan bir bölgeden yapılması. Uzay tabanlı ağlar, dünya genelinde tam kapsama sağlama potansiyeli taşıyor. Başarının arkasında, alçak Dünya yörüngesine yerleştirilmiş en büyük ticari iletişim dizisi olan BlueWalker 3 bulunmaktadır.
AST SpaceMobile, daha önce dünyanın ilk uzay tabanlı sesli aramalarını tipik, değiştirilmemiş akıllı telefonlar kullanarak gerçekleştirmişti. Şirket, hızlı bir şekilde ilerleyerek geçtiğimiz aylarda 14 Mbps‘ye ulaşarak bir rekor kırmıştı. Şirketin test programı, sadece temel sesli aramaları ve metin mesajlaşmasını değil, aynı zamanda standart mobil cihazlarda internet gezinme, dosya indirme, mesajlaşma uygulamaları ve video akışını kolaylaştıran 5G bağlantılarını içeriyor.
AST SpaceMobile’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Abel Avellan, bu önemli teknolojik ilerlemeyi şu sözlerle kutladı: “Bir kez daha, bilgiye erişimde paradigma değişikliğini temsil eden bir adım attık. BlueWalker 3’ün lansmanından bu yana, tüm büyük üreticilerin ürünleriyle tam uyumluluk sağlayarak 2G, 4G LTE ve şimdi de 5G desteği elde ettik.” Bu arada, AST SpaceMobile’ın sektör liderleri AT&T ve Nokia ile yürüttüğü işbirliklerini de belirtmek önemlidir. dedi
NASA, uzay keşiflerinin önemli bir kilometre taşını daha gerçekleştirmeye hazırlanıyor. OSIRIS-REx uzay aracı, yedi yıllık bir görevin ardından Bennu asteroidinden örnekler topladıktan sonra Dünya atmosferine bir kapsül bırakacak. Bu tarihi görev, bilim dünyası için büyük bir heyecan yaratıyor.
Bennu asteroidi gibi asteroitler, güneş sistemimizin oluşumuna dair önemli izleri taşıyan ve yaşamın nasıl başladığını anlamamıza yardımcı olan araştırmalarda kritik bir rol oynuyor. Bu asteroit örnekleri, bilim insanlarına gezegenimizin evrimi ve yaşamın kökeni hakkında derinlemesine bilgi sunacak.
Ayrıca, bu tarihi görev, Dünya’yı potansiyel olarak tehlikeye atabilecek asteroitler hakkında daha fazla bilgi sağlama potansiyeli taşıyor. Bu bilgiler, gelecekte olası çarpışma tehlikelerine karşı daha iyi hazırlık yapmamıza yardımcı olabilir.
NASA, bu heyecan verici inişi canlı olarak izlemeniz için kapılarını açıyor. İşte bu tarihi anı canlı olarak izlemeniz için bazı yollar:
1. NASA’nın resmi web sitesi: NASA’nın resmi web sitesi olan https://www.nasa.gov/nasalive adresini ziyaret ederek canlı yayını takip edebilirsiniz.
2. NASA TV YouTube kanalı: NASA TV’nin resmi YouTube kanalı olan NASA TV YouTube Kanalıüzerinden de canlı yayını izleyebilirsiniz.
NASA’nın canlı yayını, 24 Eylül 2023 Pazar günü Türkiye saati ile saat 17:00’de başlayacak ve kapsülün Utah çölüne inişi yaklaşık olarak saat 17:55 civarında gerçekleşecek.
Bu tarihi anı canlı olarak izleyerek, uzay keşiflerinin sınırlarını bir kez daha zorlayan bu görevi yakından takip edebilirsiniz. NASA’nın bu heyecan verici görevi, insanlığın uzaydaki sıradışı başarılarına bir yenisini ekliyor.
Manga korsanlığıyla mücadele devam ediyor ve bu sefer yayıncılar, eski büyük korsan site Mangamura’nın işletmecisine karşı milyonlarca dolarlık zararlarını telafi etmek için Google ve Cloudflare‘den yardım istiyor. Japonya’da açılan dava kapsamında, yayıncılar mahkeme celbiyle bu teknoloji şirketlerinden Mangamura’nın trafik istatistikleri ve diğer kişisel verilerini talep etti.
Manga korsanlığı, diğer dijital içerik kategorilerinde büyüme dururken özellikle popüler hale geldi. Ancak Japonya, korsan faaliyetlere karşı sıkı bir tutum benimsediğini açıkça belirtti.
Bu mücadele,özellikle 13DL gibi büyük korsan sitelerin kapatılmasıyla birçok başarı elde etti. Ancak en büyük darbeyi Mangamura’nın kapanması vurdu. Mangamura, Japonya merkezli korsanla mücadele grubu CODA’ya göre, yerel manga endüstrisine 2 milyar doların üzerinde zarar verdi.
Mangamura’nın işletmecisi Romi Hoshino tutuklandı ve cezai bir kovuşturmada suçunu kabul etti. 2021’de mahkeme Hoshino’yu üç yıl hapis ve 650.000 doların üzerinde para cezasına mahkum etti.
Ancak yayıncılar hala zararlarını telafi etmek istiyorlar. Kodakawa, Shogakukan ve Shueisha gibi manga yayıncıları geçen yıl eski Mangamura işletmecisine karşı bir hukuk davası açtılar ve 1,9 milyar yen (yaklaşık 13 milyon ABD doları) tazminat talep ettiler.
Bu iddiaları desteklemek ve tazminat talebini güçlendirmek için yayıncılar Mangamura’nın trafik istatistiklerini doğrulamaya çalışıyorlar. Ayrıca, Hoshino’nun kişisel katılımına dair daha fazla kanıt arıyorlar. Bu nedenle Google ve Cloudflare’den bu bilgilere erişim sağlamaları istendi.
Yargıç Sallie Kim, bu bilgilere erişmenin davaya önemli katkılar sağlayabileceğini düşünerek mahkeme celbini onayladı. Google ve Cloudflare ise henüz bu talebe yanıt vermedi.
Japonya’daki dava sadece Mangamura’nın işletmecisini hedefliyor olsa da, bu tür yasal işlemlerin diğer korsan site operatörlerini de etkileyebileceği umuluyor. Shueisha’nın halkla ilişkiler müdürü Atsushi Ito, “Davanın dünyanın dört bir yanına ulaşacağını ve onları korsan faaliyetlerden caydıracağını umuyoruz,” dedi.
Razer ve Dolce&Gabbana, teknoloji ve moda dünyalarının güçlü temsilcileri olarak, bu işbirliğiyle benzersiz bir ürün koleksiyonu yaratma yolunda ilerliyorlar. Koleksiyonun tasarımında oyun dünyasının enerjisi ve tutkusu, Dolce&Gabbana’nın lüks estetiğiyle buluşuyor.
Razer, oyun koltuğu konusundaki uzmanlığını bu koleksiyon için özel olarak tasarlanmış bir versiyon olan Razer Enki Pro ile sunuyor. Bu koltuk, oyuncuların rahatlığı ve performansı için optimize edilmiş bir deneyim sunmayı hedefliyor. Aynı zamanda Razer Barracuda kulaklıkların 24 ayar altınla kaplanmış 50 mm hoparlörlü premium bir versiyonu da koleksiyonun önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu kulaklıklar, üstün ses kalitesi ve lüks bir tasarımın birleşimini sunuyor.
Koleksiyon ayrıca özel olarak tasarlanmış kıyafetlerle tamamlanıyor. Bu kıyafetler, oyuncu tarzını yansıtan özel detaylarla ve Dolce&Gabbana’nın zarif dokunuşlarıyla dikkat çekiyor. Hem oyun dünyasının tutkunları hem de moda severler için bu koleksiyon, tarz ve teknolojinin muhteşem bir birleşim.
Ancak, bu özel koleksiyonun dünya genelinde sadece 1.337 parça ile sınırlı bir sayıda üretileceğini belirtmekte fayda var. Bu nedenle, bu benzersiz ürünlere sahip olmak isteyenler için büyük bir talep olması muhtemel. Satışlar, 2023’ün dördüncü çeyreğinde başlayacak, ancak fiyatlar hala açıklanmış değil. Ancak, bu kadar özel ve lüks tasarım ürünlerin yüksek fiyat etiketleriyle gelecektir.
Razer ve Dolce&Gabbana işbirliği, farklı dünyaları bir araya getirerek teknoloji ve modanın sınırlarını zorluyor. Bu koleksiyon, her iki markanın hayranları için unutulmaz bir deneyim sunmayı amaçlıyor ve oyun dünyası ile modanın buluştuğu benzersiz bir an.
Tesla, Tayvanlı yarı iletken üreticisi TSMC ile işbirliğini güçlendirmeye devam ediyor. Taiwan’s Economic Daily tarafından yayınlanan bir rapora göre, Tesla, kendi sürücü yardım sistemlerini ve otonom sürüş yapay zeka modellerini eğitmek için kullanmayı amaçladığı Dojo D1 süper bilgisayar çipi için siparişlerini ikiye katlayacak. Bu hamle, Tesla’nın yapay zeka hesaplama gücünü artırarak otonom sürüş ve diğer ileri sürüş teknolojilerini hızlandırmayı hedefliyor.
Tesla’nın Dojo D1 süper bilgisayar çipi, sürücü yardım sistemlerinin ve otonom sürüş yapay zeka modellerinin eğitiminde kullanılmak üzere özel olarak tasarlanmış bir uygulamaya özel entegre devre (ASIC) olarak biliniyor . Ancak bu çip, robot taksiler ve benzeri hizmetlerde de geniş bir kullanım potansiyeline sahip. Rapor, Tesla’nın önümüzdeki yıl TSMC ile Dojo D1 ASIC siparişini ikiye katlayarak 10.000 adet çıkaracak. Ayrıca, siparişlerin 2025 yılına kadar artmaya devam etmesi bekleniyor.
Dojo D1 çipinin iddia edilen teknik özellikleri arasında 50 milyar transistör içermesi ve FP16/CFP8 hassasiyetinde 362 TeraFLOPs veya tek hassasiyetli FP32 görevlerinde yaklaşık 22,6 TeraFLOPs kapasitesi bulunuyor.
Ne Tesla ne de TSMC, Dojo D1 çip sipariş artışı hakkında resmi açıklamada bulunmadılar ve bu konuda sessiz kalmayı tercih ediyorlar.
Morgan Stanley analistleri, Tesla’nın yapay zeka hesaplama gücünü sadece otomotiv alanında değil, aynı zamanda yeni pazarlarda da kullanmaya başlayabileceğini ve Dojo süper bilgisayarının işletmeler için fayda sağlayabileceğini öngörüyorlar.
İngiltere Ticaret Bakanlığı ve Başbakanlık Ofisi 1 – 2 Kasım tarihlerinde Londra’da üst düzey katılımla Yapay Zeka Güvenliği Zirvesi düzenlemeye hazırlanıyor. Zirveye kimlerin katılacağı, oturumlar ve konuşmacı listeleri henüz açıklanmamış durumda. Ancak Avrupa Komisyonu’nun resmi olarak bu etkinliğe davet edildiği bildiriliyor. Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Vera Jourova’nın zirveye katılıp katılmayacağı ise henüz net değil.
Yapay zeka uygulamaları son dönemin en popüler konularından birisini oluşturuyor. Bir yandan firmalar birbiri ardına çeşitli yeni araçlar ve hizmetler duyururken, bir yandan da teknoloji devleri bu yeni araç, uygulama ve hizmetleri kendi ürünlerine entegre etmek için adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Rekabetin hayli yüksek olduğu bu ortamda, ülke yönetimleri de boş durmuyor ve bir yandan yapay zeka için bir cazibe merkezi haline gelmeye çalışırken bir yandan da mevcut AI uygulamaları için (özellikle güvenlik bağlamında) bir çerçeve oluşturmaya gayret ediyorlar. Londra’da düzenlenecek etkinlikte tartışılmak üzere 5 ana hedef belirlenmiş durumda.
Öncü yapay zekanın (mevcut uygulama ve araçlar) yarattığı riskler ve eylem ihtiyacı konusunda ortak bir anlayış geliştirmek
Ulusal ve uluslararası çerçevelerin en iyi nasıl destekleneceği de dahil olmak üzere, öncü yapay zeka güvenliği konusunda uluslararası işbirliği için bir süreç ortaya koymak
Öncü yapay zeka güvenliğini artırmak için kuruluşların alması gereken uygun önlemleri önermek
Model yeteneklerinin değerlendirilmesi ve yönetişimi desteklemek için yeni standartların geliştirilmesi de dahil olmak üzere, yapay zeka güvenlik araştırmalarında potansiyel işbirliği alanlarının belirlenmesi
Yapay zekanın güvenli bir şekilde geliştirilmesinin, yapay zekanın küresel bağlamda pozitif bir etki yaratabilmek için kullanılmasını nasıl sağlayacağını göstermek
Söz konusu etkinliğin konuşmacı ve katılımcı listeleri gizli tutulsa da aralarında ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in de bulunduğu bir dizi dünya liderinin zirveye katılması bekleniyor. Çin’in de davet edilen ülkeler arasında. Bu alanda daha sert bir yasal düzenleme hazırlığı içinde olan Avrupa Komisyonu da en üst düzeyde davet aldı ama katılım durumu henüz belli değil.
E-ticaret üzerinden lüks tüketimde 2022-2022 ve 2023’ü kıyasladığımızda adetsel anlamda bir büyüme olduğunu ifade eden TOBB E-ticaret Meclis Üyesi, Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “Yıl sonuna kadar en az yüzde 15 adetsel büyüme bekliyoruz. Lüks tüketim alışkanlıklarında bir genişleme var diyebiliriz” dedi.
E-ticaret üzerinden lüks tüketimde 2022-2022 ve 2023’ü kıyasladığımızda adetsel anlamda bir büyüme olduğunu ifade eden TOBB E-ticaret Meclis Üyesi, Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli şunları söyledi:
Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli
“Örneğin lüks tekstil giyim kategorisinde 2021 yılında ciro rakamı (Yaklaşık 15 bin e-ticaret sitesinin verilerine göre) 1.743.274.549 TL iken, bu rakam 2022’de 3.685.195.334 TL’ye yükselmiş. 2023’ün ilk 8 ayında ise 4.835.219.070 TL olarak gerçekleşmiş. Yıl sonuna kadar bu rakamın en az 7 milyar TL’ye ulaşarak geçen yılın iki katına yükselmesini bekliyoruz. Lüks tüketim yıllık ortalama sepet tutarları kategorisinde örneğin saat-aksesuar segmentine baktığımızda, 2021 yılı rakamı 9.983 TL, 2022 yılı rakamı 28.318 TL olarak gerçekleşmiş. 2023 ilk 8 ayının ortalama sepet tutarı ise 34.334 TL.
Bu rakamın yıl sonuna kadar Black Friday, Cyber Monday ve yılbaşı alışverişleri gibi özel alışveriş festivallerinin de olduğunu göz önünde bulundurursak, en az 60 bin TL’ye ulaşarak geçen yılı ikiye katlayacağını düşünüyoruz. Mücevheratta 2021 yılı yıllık ortalama sepet tutarı 3.549 TL, 2022 yılı yıllık ortalama sepet tutarı 7.121 TL. 2023 ilk 8 ayında ise bu tutar 16.634 TL’ye ulaşmış. Yıl sonuna kadar geçtiğimiz yılın en az 3 katı kadar bir büyümeye ulaşacağını düşünüyorum. Lüks modada 2021 yıllık ortalama sepet tutarı 616 TL, 2022’de bu rakam 1.221 TL’ye ulaşmış. 2023 ilk 8 ayında ise 2.364 TL’ye yükselmiş. Yıl sonuna kadar bu kategorinin de geçtiğimiz yılı en az üçe katlayacağı görülüyor.”
En çok sipariş alan sektörler
Lüks kategoride en çok sipariş alan sektörler sıralaması en yüksekten en düşüğe şöyle; tekstil giyim, kozmetik güzellik, hediyelik ve aksesuar, iç giyim, takı ve mücevherat, motorlu taşılar ve otomotiv yedek parça, hobi, ev bahçe mobilyaları, oyun, beyaz eşya, bilgisayar. Lüks markalar özelinde yıllık ortalama sepet tutarı en fazla olan kategoriler ise şu şekilde sıralanıyor; Saat ve aksesuar, bilgisayar, mücevherat, mobilya dekorasyon, lüks moda ve iç giyim.
Yüzde 15 adetsel büyüme bekleniyor
Verileri değerlendiren TOBB E-ticaret Meclis Üyesi, Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli şunları aktardı: “Veriler bize gösteriyor ki; lüks tüketimde enflasyon farkını çıkardığımızda, yıl sonunda adetsel anlamda büyüme, lüks tüketim alışkanlıklarında ise bir genişleme görmüş olacağız. Fiyatlar, maliyetler ve enflasyon yukarı yönlü ilerlerken lüks tüketimin cirosu bir önceki yılı şimdiden yakalamış durumda. E-ticaret’in en hareketli olduğu dönemlere girmek üzereyiz. Black Friday, Cyber Monday ve yılbaşı alışverişleri gibi özel kampanya ve alışveriş festivallerinin olduğunu göz önünde bulundurursak, adetlerin yıl sonuna kadar (tüm kategorilerin ortalamasında) geçen yılın yüzde 15 oranında üstüne çıkmasını bekliyoruz. En az yüzde 15 adetsel büyüme bekliyoruz. Bu da enflasyondan bağımsız olarak e-ticaret üzerinden gerçekleşen lüks tüketimdeki büyüme oranını göstermektedir.”
Biden yönetimi Ağustos ayında duyurduğu “Çip ve Bilim Yasası” düzenlemesiyle çip üreticisi firmalara 52 milyar dolardan fazla hibe verecek. Ayrıca şirketlere milyarlarca dolarlık vergi indirimi de getiriliyor. Buna karşın firmaların ilgili teşvik ve hibelerden yararlanabilmeleri için Çin’den uzak durmaları gerekiyor. Cuma günü yasaya getirilen ek düzenlemeler ile çip üreticisi şirketlerin Çin’de belirli iş genişlemeleri, ortaklıklar ve araştırmalar yapmasını yasaklayacak nihai kuralları yayınladı.
Nihai kısıtlamalar, federal para alan firmaların bu parayı ABD dışında çip fabrikaları inşa etmek için kullanmalarını yasaklayacak nitelikte. Ayrıca bu yeni düzenlemeler, şirketlerin hibe ve teşvik aldıktan sonra 10 yıl boyunca Çin, İran, Rusya ve Kuzey Kore olarak tanımlanan “endişe duyulan yabancı ülkelerde” yarı iletken üretimi yatırımı yapmaları da ve/veya yatırım genişletme çabalarını da kısıtlıyor. Yeni düzenlemeler fon alan şirketlerin bu ülkelerde belirli ortak araştırma projeleri yürütmesini veya bu ülkelere ulusal güvenlik kaygılarını artıracak teknoloji lisansı vermesini de engelliyor.
ABD Ticaret Bakanlığı, bir şirketin bu kuralları ihlal etmesi halinde, firmanın aldığı hibe veya teşvikin tamamının geri alınabileceğini söyledi. Ticaret Bakanı Gina Raimondo yaptığı açıklamada “Hibe ve teşvik yasasına getirdiğimi bu kısıtlamalar, ulusal güvenliğimizi koruyacak ve Amerika Birleşik Devletleri’nin önümüzdeki on yıllar boyunca önde kalmasına yardımcı olacaktır” dedi.
Kısıtlamalar, gelirlerinin yaklaşık üçte birini Çin’den elde eden çip endüstrisinin yoğun lobi faaliyetlerine konu olmuştu. Firmalar aşırı kısıtlayıcı önlemlerin tedarik zincirlerini bozabileceğini ifade etmişlerdi. Cuma günü yayınlanan nihai düzenlemede ise ABD Ticaret Bakanlığı’nın bu endişeleri dikkate aldığı görülüyor. Firmalara doğrudan yaptırım uygulanması yerine, uyarı – inceleme metodu benimsenmiş durumda. Düzenlemeye göre bir şirketin böyle bir “endişe ülkesinde” yarı iletken üretim kapasitesini artıracak 100.000 dolardan fazla değerdeki her işlemi, Ticaret Bakanlığı tarafından incelemeye tabi olacak.
ABD bu adımları atarken, çip üretimindeki payını kaybetmek istemeyen Çin de önemli kararlar almıştı. İlk etapta bu ayın başlarında Çin yönetimi 40 milyar dolarlık devasa bir fon oluşturarak yarı iletken sektörüne önemli bir destek sağlama sözü vermişti. Ardından Huawei firması da en yetkili ağızlardan yerli çip üretiminin önemine dikkat çeken açıklamalar yapmıştı.
Faladdin uygulaması ile kullanıcılar kendilerine verilen ücretsiz hediye krediler ile fal bakabiliyor. Ancak gün içerisinde birden fazla kullanmak istediğinizde kredi satın almanız gerekiyor. Bu nedenle premium seçenekleri değerlendirmek gerekiyor. Uygulamada sadece kahve falı değil, tarot falı, günlük astroloji, lamba cini ve aşk uyumu da bakılması önemli seçenekler olarak sunuluyor.
Faladdin benzeri bir diğer uygulama Binnaz’da ise gerçek falcı yorumları alınıyor. Uygulama içerisinde fal, astroloji ve danışmanlık gibi alanlar sağlıyor. Bu iki uygulamanın arkasındaki geliştirici şirketi ise Taşdelen’in birlikte çalıştığı Vision Technology. Günümüzde Falaaddin mobil uygulaması 25 milyonu aşkın kullanıcıya sahip.
Taşdelen Faladdin’in çıkış hikayesini açıkladı. Taşdalen: “2010 yılında annem ve arkadaşlarım akşam yemeğinde Türk kahvesi içerken bana ilham geldi. Boş zamanlarında falcılık yapan anneme, Türk Kahvesi Fincanlarından fal bakabildiğini anlattım. Bu ilgimi çekti, ben ve arkadaşlarım kahve fincanlarının resimlerini gönderdik. 15 dakika sonra okumaları annemden e-postayla geri döndü. Potansiyel bir pazar fırsatını fark ettim. Kullanıcıların kahve fincanlarının fotoğraflarını doğrudan anneme gönderdikleri bir blog başlattım. Yaklaşık 1 ay boyunca ücretsiz olan bu pazar test ettim. Konsepti bağımsız falcıları kullanıcılara bağlayan ücretli bir pazaryeri olarak değiştirmeyi tercih ettim. Siteyi geliştirmek için Kaya Diker ile ortaklık kurdum. İkisi de 2012 yılında tam zamanlı olarak “Binnaz”a odaklanma kararı aldı. Sonuç olarak, Ocak 2017’de, günlük fal okuma uygulaması Faladdin’i kullanıma sunduk” diyor.
Faladdin Şubat 2019’da ABD App Store ve Google Play pazarına genişledi. Uygulama, kullanıcılara demografik ayrıntılarına göre seçenekler sağlıyor. Tarot Kartı, Durugörü veya günlük Kahve Fincanı Okuması sağlamak için yapay zeka tabanlı bir algoritma kullanıyor. Nihai hedef, Faladdin’in eğlence, buluşma, kullanıcının refahı ve arkadaşlık sunma gibi çeşitli görevleri yerine getirme yeteneğini genişletmek.
Ancak Sertaç Taşdelen ile Vision Technology arasında son yıllarda önemli sorunlar gündemde. Sertaç Taşdelen hakkında ‘çalıntı isim’ gerekçesiyle dava açıldı. Sanat galerisi Vision Art Platform, Sertaç Taşdelen hakkında “taklit marka ve isim kullanımı” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuştu. Soruşturma başlatan savcılık, sanat galerisine tescilli olan “Vision” markasının Sertaç Taşdelen tarafından “Vision”, “Vision Art”, “Vision Art İnisiyatif”, “Vision Technology”, “thepeopleofvision” şeklinde kullanılarak marka hakkına tecavüz edildiğini tespit etti. Ayrıca Taşdelen’in kendisini Vision’un CEO’su olarak tanıttığı iddiaları da bulunuyor.
Fidye hackerları, küçük işletmelere yönelik saldırıları artırmaya devam ediyor. Güvenlik uzmanları, son dönemde fidye hackerları, daha kısıtlı güvenlik önlemlerine sahip olan küçük işletmeleri hedef aldığını belirtiyor. Bu hackerlar, büyük şirketler yerine daha savunmasız hedeflere odaklanarak büyük oyun oynamak yerine daha düşük seviyeli hedeflere yöneliyorlar.
Trend Micro tarafından yapılan analizler, LockBit, Cl0p ve Black Cat gibi fidye yazılım uygulamaları çok uluslu şirketlere yönelik saldırıları azalttığını ve dikkatlerini daha küçük işletmelere yoğunlaştırdığını gösteriyor.
2023’ün ilk yarısında LockBit fidye yazılımını kullanan saldırıların çoğunluğu, “200’den az çalışana sahip olan” işletmeleri hedefledi. Bu, küçük ve orta ölçekli işletmelerin fidye saldırılarının başlıca hedefi olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Aynı eğilim, fidye uygulamasını (Ransomware as a Service – RaaS) alanında da görülüyor. Black Cat tarafından hedeflenen kurbanların %45’i aynı büyüklük aralığındaki işletmelerken, Cl0p tarafından gerçekleştirilen saldırıların %27’si daha küçük işletmelere yönelik oldu.
Trend Micro’nun teknik yönetecisi Bharat Mistry, küçük işletmelere odaklanmanın nedeninin bir dizi faktörün birleşimi olduğunu belirtiyor. Mistry’ye göre, KOBİ’lerin güvenlik uygulamalarının yetersiz olduğu algısı ve bu işletmelerin siber güvenlik için yeterli yatırım yapamamaları saldırıları artırıyor.
Mistry, “Bu konudaki ilk bakış açısı, KOBİ’lerin tam donanımlı olmayacağı, büyük olasılıkla nakit sıkıntısı içinde oldukları ve siber teknolojiye para harcamanın gerçekten kar hanesine bir katkı sağlamayacağı algısıdır,” diyor.
Ayrıca, hizmet olarak fidye yazılımını kullanmaya başlayan yeni hackerların pazara daha düşük bir giriş yapabilmelerinin işletmeler için daha fazla tehdit oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Trend Micro’nun uyarısı, 2022’nin ikinci yarısına göre 2023’ün ilk yarısında fidye yazılımı saldırılarının %47 arttığını gösteriyor. Bu artış, fidye yazılımı tehdidinin hala büyük bir risk oluşturduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak, fidye hackerlarının hedeflerini sık sık değiştirdiği ve küçük işletmeleri hedef almaya devam ettiği görülüyor. Bu hızlı değişim, siber suçun giderek daha karmaşık bir hale geldiğini ve işletmelerin güvenlik önlemlerini güncel tutmalarının önemini vurguluyor.
BluTV’nin de kurucusu Aydın Doğan Yalçındağ, dijital dönüşümün önde gelen isimleri arasında yer alıyor. 1990 yılında doğan Aydın Doğan Yalçındağ, sektörün önemli isimleri Mehmet Ali Yalçındağ ve Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın çocuğu. Ayrıca medya sektörünün en bilinen isimlerinden Aydın Doğan’ın da torunu. Aydın Doğan Yalçındağ, 2009 Yılında Koç Lisesi’nden mezun oldu. 2013 yılında Brown Üniversitesi’nde lisans eğitimini tamamladı. İş hayatına Londra’da analist olarak başladı. Burada kısa süreli çalışma hayatı sonrasında Türkiye’ye döndü. D-Smart’ta işe başlayan Yalçındağ, 2015 yılında Doğan Holding’e geçti. 2016’da TÜSİAD’ın en genç üyesi oldu.
Aydın Doğan Yalçındağ’ı ön plana çıkaran en önemli çalışması ise 2015 yılında BluTV’yi kurmuş olması. BluTV çok hızlı büyüyerek sektörde sevilen platformlardan biri haline geldi. Daha sonra Aydın Doğan, 2021 başında BluTV’nin yüzde 35’ini Discovery’ye sattı. 2023 ortalarında şirketin CEO’luk görevini ise Deniz Şaşmaz Oflaz’a devretti. Yalçındağ, girişimlerini BluTV ile sınırlı tutmuyor.
Yalçındağ, yaklaşık 4 yıl önce kurduğu Blupay finansal teknoloji şirketinin ilk ürünü hayata geçeceği tarihi beklemeye başladı. BluTV’n in kısmı satışı, yatırım uygulaması tarafında yeni bir kıvılcım başlattı. Şirket ismi Blupay olsa da yatırım uygulamasının isminin farklı alternatifleri konuşuluyor. Bu alternatifler arasında Ortak, Ortaq, Rotada, Robus ve Opsion yer alıyor.
Yalçındağ katıldığı TAİDER toplantısında, teknolojide yaşanan değişimin önemi üzerinde durmuştu. Özetle şu görüşleri dile getirmişti: “Türkiye’de bugün adını duymadığımız şirketler teknolojik değişim ile büyük oyuncular olacak. Ben de bugün bu değişimin tam kalbinde yer almak ve liderlerinden olmak istiyorum. BluTV ile bunu yapıyoruz. Geleneksel yayıncılığın internete ne kadar hızlı kaydığını görüyoruz. BluTV de işin başında, hızlı büyüyor ve bu değişimin de somut bir örneği. Bir noktada ben de Doğan Holding’in başarısı için çalışmak isterim” ifadelerini kullandı.
Aydın Doğan Yalçındağ, Doğan Holding yönetiminde üçüncü kuşağın ilk temsilcisi diyebiliriz. Okuma listesinin ilk sırasında, başta Amazon’un kuruluş süreci ve Elon Musk yer alıyor. Yalçındağ, listesinde teknoloji girişimlerinin hikâyeleri ile teknoloji girişimcilerinin biyografileri olduğunun altını çiziyor.
Avrupa Komisyonu dün yaptığı açıklamada, ilgili cezanın Intel’e bilgisayar çipleri pazarında hakim durumunu kötüye kullanması gerekçesiyle verildiğini duyuruyor. Konu aslında yeni değil zira tespit edilen ihlal 2002 – 2006 yılları arası x86 mimarili çip dönemini kapsıyor ve 2007 yılında açılan bir soruşturmayı dayanak alıyor. Söz konusu soruşturma 2009 yılında sonuçlanmış ve Intel’e rekabete aykırı uygulamaları nedeniyle 1 milyar euro para cezası verilmişti. Intel yaptığı temyiz başvurusunu kazanmış, soruşturma yeniden başlatılmıştı.
AB Komisyonu’nun rekabet politikasından sorumlu üyesi Didier Reynders, uzun bir süreç sonunda soruşturmanın tamamlandığını ve Intel’in hakim konumunu “AB rekabet kurallarına göre yasadışı” bir şekilde kötüye kullanması nedeniyle cezanın yeniden uygulandığını söyledi. Reynders, “Intel, ana rakibinin bilgisayar çiplerini içeren ürünlerin satışını sınırlandırmak, geciktirmek veya iptal etmek için müşterilerine ödeme yaptı” diyor ve ekliyor: “Kararımız, Komisyon’un çok ciddi antitröst ihlallerinin yaptırımsız kalmamasını sağlama konusundaki kararlılığını göstermektedir.”
Avrupa Komisyonu’nun 2009 yılında aldığı ilk karar, Intel‘in iki spesifik yasadışı uygulamada bulunduğuna dair bulgulara dayanıyordu: 1-) bilgisayar üreticilerine x86 CPU’larının tamamını ya da neredeyse tamamını Intel’den almaları koşuluyla tamamen ya da kısmen gizli indirimler vermek (“koşullu indirimler”); ve 2-) bilgisayar üreticilerine rakiplerin x86 CPU’larını içeren belirli ürünlerin piyasaya sürülmesini durdurmaları ya da geciktirmeleri ve bu ürünler için mevcut satış kanallarını sınırlamaları için ödeme yapmak (“çıplak kısıtlamalar”).
2022 yılında Avrupa Komisyonu’nun en yüksek ikinci mahkemesi olan Genel Mahkeme Intel’in temyiz başvurusu üzerine bir karar açıklamıştı. Bu karar, 2009 tarihli Komisyon kararının ilk bulgusunu yani koşullu indirim uygulamasına ilişkin bulgusunu kısmen iptal etmişti. Genel Mahkeme, 2009 tarihli Komisyon kararının ikinci kısmını yani Intel’in çıplak kısıtlamalarının AB rekabet kuralları kapsamında hakim piyasa konumunun kötüye kullanılması anlamına geldiğini teyit etmekle birlikte çıplak kısıtlamalara ilişkin para cezasının miktarının tespit edilemediği sonucuna vararak Intel’e verilen para cezasını tümüyle iptal etmişti.
Avrupa Komisyonu’nun dün aldığı karar ise, sadece çıplak kısıtlamalar için para cezası verilmesini öngören yeni bir karar niteliğinde. Çıplak kısıtlamalar olarak anılan bu kısıtlamalar Kasım 2002 ile Aralık 2006 tarihleri arasında gerçekleşmiş olup, Intel tarafından üç bilgisayar üreticisine (HP, Acer ve Lenovo) rakiplerin x86 CPU’larını içeren belirli ürünlerin piyasaya sürülmesini durdurmak ya da geciktirmek ve bu ürünlerin satış kanallarını sınırlamak için yapılan ödemelerden oluşmakta.
Windows 12 geliştirildi mi henüz net bir şey yok, ancak son duyumlara göre geliştirilmiş olmasa da en azından geliştirilmekte. Eğer bu gerçekse ve duyumlardaki gibi 2024’te piyasaya sürülecekse benim de o sürümde olmasını istediğim bazı şeyler var.
Daha profesyonel ve organize bir çıkış
Windows 11’in yavaş bir kullanıma sunumu vardı. Resmi çıkış tarihinden sonra herhangi biri Windows 11’i yükleyebilse de, bunu manuel olarak yapmanız gerekiyordu. Microsoft, yükseltmeyi Windows Update aracılığıyla diğerlerine yavaşça sundu ve yeni sürümün piyasaya sürülmesini biraz belirsiz hale getirdi.
Windows 12 için Microsoft’tan daha kendinden emin bir yaklaşım görmek istiyorum. Microsoft’un Windows için bir hizmet modeline geçişi, güncellemelerin Windows Update aracılığıyla kullanıma sunulacağı anlamına geliyor ve işletim sisteminin bir sonraki sürümünün aynı anda herkesin bilgisayarında açılırken görülmesi harika olur.
Yine de nefesimi bunun için yormuyorum. Microsoft, haklı olarak, kayıtlı kullanıcıların yeni özellikleri halka sunulmadan önce test etmelerine olanak tanıyan içeriden bir programa sahip ve muhtemelen Windows 12 için de aynı yaklaşımı benimseyecek. Yine de, kullanıcıların yükseltmenin PC’lerine ne zaman gelmesini bekleyeceklerini bilebilecekleri daha kesin bir zaman çizelgesine sahip olmak güzel olurdu.
Microsoft, Windows 12’nin çıkış tarihini veya işletim sistemi üzerinde çalıştığını açıklamadı. Konuyu ilginç hale getiren bir başka şey, kaynakların Microsoft’un büyük Windows güncellemeleri arasında üç yıllık bir sürüm ritmine geçtiğini iddia ettiğini söyleyen Windows Central’dan Zac Bowden’ın bir raporu. Bu, 2024 sonbaharında Windows 12’yi gördüğümüz anlamına geliyor, ancak şu anda söylemek için çok erken.
Geniş uyumluluk
Windows 11, katı CPU gereksinimleriyle birlikte PC’nize Güvenilir Platform Modülü (TPM) kurulmasını gerektirdiği için çok fazla eleştiri aldı. Microsoft’a göre bu, modern güvenliği modern bir işletim sistemiyle eşleştirerek Windows ekosisteminde güvenlik çıtasını yükseltme çabasıydı.
O zamanlar acı çekti, ancak Microsoft, Windows 11’in duyurulmasından bu yana büyük adımlar attı. Windows 12 için, umarım Microsoft, Windows 11’de kurduğu aynı güvenlik sistemine bağlı kalabilir.
Microsoft gereksinimleri tekrar yükseltmek isterse, en azından, umarım Windows 12’yi yüklemede daha az kısıtlama vardır. Tamamen desteklenseler bile, işletim sistemi için uygun şekilde yapılandırılmamış Windows 11 bilgisayarlarda can sıkıcı bir filigran ortaya çıktı. Umarım, Microsoft bir sonraki sürümü biraz daha zarafetle halledebilir. Bugün bile, Windows 11 tarafından desteklenen özel bilgisayarlar yapılandırma sorunlarından kaynaklanmadıklarını söyleyecektir.
Bu muhtemelen kesin, ancak Windows 12’den Windows 11’e ücretsiz bir yükseltme olmalı. Microsoft hala Windows 11 için yeni lisanslar satıyor, ancak Windows 10’un lisanslı bir sürümünü kullanan herkes de ücretsiz olarak yükseltme yapabiliyor. Umarım Microsoft, aynı sistemi Windows 12 için de yerinde tutar.
Bunu görmek istememin büyük bir nedeni, Microsoft’un Windows kullanıcıları hakkında topladığı artan veri miktarı. Windows 8.1’den bu yana Microsoft, işletim sisteminin sonraki sürümlerini ücretsiz olarak ve çoğunlukla işletim sisteminin Microsoft’un düşünce verileri toplama ve reklamcılıktan para kazanabileceği bir hizmete dönüşmesi nedeniyle sundu. Bunun Windows 12 ile değişeceğini sanmıyorum.
Bazı gizlilik odaklı kişiler Microsoft’un veri toplamasıyla ilgili sorunları haklı çıkarmış olsalar da, bu çabalar, önceki Windows sürümlerinde olduğu gibi 100 dolar civarında yükseltmeler yerine Windows güncellemelerinin lisans sahipleri için ücretsiz kalması anlamına geliyor.
Yoğun AI özellikleri
Microsoft’un OpenAI’ye yaptığı milyarlarca dolarlık yatırım, Bing Chat’ten Skype’taki AI özelliklerine kadar şirketin her bölümünde devrim yaratıyor. Windows 12’de, AI’in işletim sisteminin her yerine dokunduğunu görmek istiyorum.
Microsoft’un zaten sahip olduğu bazı AI-powered özellikler var. Windows 11, örneğin bir erişilebilirlik özelliği olarak AI destekli ses yazmayı içeriyor ve AI, Teams’de arka plan bulanıklığını ve gürültü azaltmayı iyileştirmeye dahi yardımcı oluyor. Windows 11’deki arama çubuğuna doğrudan entegre edilen Bing Chat’in kendisinden bahsetmiyorum bile.
Windows 12 için Microsoft’un yapay zekayı nereye uygulayabileceğini söylemek zor. Daha büyük bir odak görmek istediğim bir alan, daha alakalı bilgiler sağlamak ve kullanım kalıplarınıza göre bir program oluşturmak için Odak Oturumlarında, bildirimlerde ve Widget’larda yapay zekanın üretkenliğinden yararlanılabilir.
Daha fazla özelleştirme seçeneği
Windows 11, Microsoft’un işletim sistemine çok ihtiyaç duyulan bir yüz değişikliği getirdi. Yuvarlatılmış köşeler, ortalanmış bir görev çubuğu ve panodaki güncellenmiş simgeler, Windows 11’i çok daha modern bir işletim sistemi gibi hissettiriyor. Ancak Microsoft, bu süreçte Windows’un bilindiği özelleştirmeyi takas etti.
Windows 12’de daha derin özelleştirme seçenekleri görmek istiyorum. Windows 11’i Windows 10’a benzeten birkaç araç var ve Microsoft’un bu özellikleri işletim sisteminin kendisine entegre ettiğini görmek istiyorum. Özellikle, görev çubuğunu ekranın farklı taraflarına taşıma, Başlat menü stillerini değiştirme ve widget gibi özellikleri devre dışı bırakma seçeneklerini görmek istiyorum.
Türkiye’nin yerli ve millî ilk MaaS platformu TRota’nın işletmecisi PTT Teknoloji ile Türkiye’nin önemli mikromobilite şirketlerinden olan ve çevreci ulaşım anlayışını Türkiye’de yaygınlaştırmayı hedefleyen Tripy arasında, Tripy’nin mikromobilite hizmetlerine TRota üzerinden erişilebilmesi amacıyla iş birliği protokolü imzalandı.
Protokol kapsamında, mikromobilite şirketi Tripy ile TRota Hizmet Olarak Hareketlilik (MaaS – Mobility as a Service) uygulamasının entegre olması sağlanarak, son kullanıcıların Tripy hizmetlerine TRota üzerinden erişmeleri sağlanacak. Böylelikle vatandaşlar, TRota’nın yol tarifi sorgulama ve yolculuk planlama fonksiyonlarının yanı sıra Tripy’e ait mikromobilite araçlarına da aynı arayüz üzerinden ulaşabilecek.
Geliştirilmeye devam eden TRota çok yakında ilk olarak Konya’da faaliyete geçerek Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından sunulan toplu taşıma araçları ve diğer ulaşım modlarına da erişim imkânı sunacak.
Trota
TRota, T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı UDHAM Başkanlığı desteğiyle, PTT Teknoloji ve İnnova Konsorsiyumu tarafından geliştirilmekte olan Hizmet Olarak Hareketlilik (MaaS – Mobility as a Service) uygulamasıdır. TRota ile şehir içi ve şehirlerarası farklı ulaşım modları entegre edilerek vatandaşlara; planlanabilir, öngörülebilir, hızlı ve ekonomik bir yolculuk deneyimi sunulması, toplu taşımanın teşvik edilmesi, yolculuk sürelerinin kısaltılması ve farklı ulaşım hizmetlerinde planlama, ödeme ve rezervasyon özelliklerine tek bir arayüzden erişilmesini sağlayarak yolcu odaklı bir ulaşım deneyimi sunulmasını hedeflenmektedir.
Geliştirilmeye devam eden TRota çok yakında ilk olarak Konya’da faaliyete geçecek ve Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından sunulan toplu taşıma araçlarıyla anlaşmalı ulaşım araçlar ve hizmetlerine entegre bir şekilde erişim imkanı sunacaktır.
PTT Teknoloji
PTT Bilgi Teknolojileri A.Ş; PTT’nin posta, kargo ve bankacılık alanlarında verdiği hizmetleri teknolojinin sağladığı imkânlardan faydalanarak daha hızlı ve verimli hâle getirecek çözümler üretmek amacıyla 2 Şubat 2018’de kurulmuştur.
PTT Teknoloji, PTT’nin geçmişten geleceğe uzanan hizmet tecrübesini teknolojik yenilikler ve sektörel dinamiklerle birleştirmeyi; yerli, millî ve güvenilir çözümler sağlayarak PTT’nin yanı sıra öncelikle kamu olmak üzere, özel sektöre de hizmet vermektedir.
Tripy
Tripy Mobility, MİA Teknoloji bağlı ortaklığı olarak Türkiye’de ve dünyada yerli yazılım ve teknolojilerle büyümeyi hedefleyen bir elektrikli araç paylaşım platformudur. Türkiye’de elektrikli bisiklet paylaşım sistemleri ile başlayan serüveni, gelecekte mobilitenin her alanında etkin rol oynamayı amaçlamaktadır. Tripy, sürdürülebilir, çevreci, sağlıklı ve yenilikçi mobilite çözümleri sunarak ulaşım devriminde yerini alan çözümleri ile faaliyetlerine hızla büyüyerek devam etmektedir.
Bilgisayar dünyasının devi Microsoft, Windows 11 işletim sistemi için beklenen bir güncelleme ile karşımızda. Windows 11’in 23H2 güncellemesi olarak tanıtılan bu güncelleme, 26 Eylül 2023 tarihinde kullanıcılarla buluşacak. Bu güncelleme, Windows 11’i daha da güçlü ve işlevsel hale getirerek, kullanıcı deneyimini önemli ölçüde iyileştirecek.
Yapay Zeka Asistanı Copilot
Bu güncellemedeki en büyük yeniliklerden biri, Microsoft’un önceden tanıttığı yapay zeka modeli Copilot’ın Windows 11’e resmi olarak entegre edilmesi. Copilot, bilgisayar kullanıcılarına daha önce hiç olmadığı kadar etkili bir yardımcı olacak. Bilgisayar ayarlarını kontrol etmekten uygulamaları başlatmaya ve hatta soruları yanıtlamaya kadar geniş bir yelpazede görevleri üstlenecek. Ayrıca, kullanıcıların takvimlerinden, e-postalarından, dokümanlarından ve daha fazlasından bilgi alabilecek ve hatta kişiselleştirilmiş öneriler sunabilecek. Copilot, adeta kullanıcıların günlük yapay zeka destekli yol arkadaşı olacak.
Yenilenmiş paint
Windows’un ikonik uygulamalarından biri olan Paint, bu güncelleme ile büyük bir dönüşüm geçiriyor. Yapay zeka sayesinde, arka planların kolayca silinmesini sağlayan yeni bir özellik ekleniyor. Ayrıca, çoklu görüntü işleme yeteneğine sahip katmanlar ve metinden görüntü oluşturma aracı olan “Cocreator” da uygulamaya entegre ediliyor. Bu, kullanıcıların yaratıcılıklarını sınırlamadan sanat eserleri oluşturmalarına olanak tanıyacak.
Dosya gezgini’nde modern bir dokunuş
Microsoft, Dosya Gezgini’ni daha modern bir arayüzle güncelliyor. Daha büyük simgeler ve yenilenmiş düzen, kullanıcıların dosya ve klasörlerini daha kolay yönetmelerini sağlayacak. Bu güncelleme, Windows 11’in şık tasarım diliyle daha uyumlu bir görünüm sunacak.
RAR ve 7-zip desteği ile dosya yönetimi kolaylığı
Yeni güncelleme, RAR ve 7-zip gibi popüler sıkıştırma formatlarına destek ekliyor, böylece kullanıcılar dosyalarını daha verimli bir şekilde yönetebilecekler. Ayrıca, uygulamaların ses düzeylerini kontrol etmenizi sağlayacak yeni bir ses düzeyi karıştırıcısı da güncelleme ile geliyor.
Fotoğraflar uygulaması ile görüntü iyileştirmeleri
Yapay zeka ile güçlendirilen Fotoğraflar uygulaması, arka planı otomatik olarak bulanık hale getirme gibi özelliklerle donatılıyor. Bu, kullanıcıların fotoğraflarını daha çarpıcı hale getirmelerine yardımcı olacak.
Bu güncelleme ile Windows 11, kullanıcılarına daha işlevsel, verimli ve yaratıcı bir deneyim sunmayı hedefliyor. 26 Eylül’de yayınlanacak olan güncellemeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.