Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1715

KoçSistem’den nesnelerin interneti platformu: “Platform 360”

Erişimi kolaylaşan akıllı donanımlar ve ucuzlayan haberleşme maliyetleri ile giderek hayatımızda daha çok yer alan nesnelerin interneti trendi, iş hayatında büyük bir devrime yol açıyor. “Nesnelerin interneti” internete bağlı cihaz ya da makinelerin birbirleriyle veri alışverişi yapabilmesi anlamına geliyor. Şirketlerin iş yapış modelleri değişiyor ve üretimden eğitime, otomotivden perakendeciliğe kadar tüm sektörler nesnelerin interneti dönüşümünün etkisi altında kalıyor. Nesnelerin interneti ile değişen kurumlar hem kendi operasyonlarını hem de müşteriye yaşattıkları deneyimi farklılaştırarak rekabette öne geçiyor.

KoçSistem’den entegre çözümlere sahip ilk Kurumsal IoT Platformu

Dijital dönüşümün getirdiği fırsatlarla birlikte birer teknoloji şirketi haline gelen kurumlar, Nesnelerin İnterneti vizyonu ile altyapılarından, varlıklarından ve çalışanlarından topladıkları veriler üzerinden sağladıkları değer önermeleri ile rekabet avantajı sağlayarak işlerinde daha iyiye ulaşıyorlar. KoçSistem, baz istasyonları, elektrik sayaçları, üretim ekipmanları gibi pek çok cihazı uzaktan yöneterek başladığı Nesnelerin İnterneti yolculuğuna, Nesnelerin İnterneti Platformu “Platform 360” vizyonunu ortaya koyarak devam ediyor.

Platform 360 ile kurumlar, sahip oldukları fiziksel nesneleri bağlı hale getirerek, müşterilerine, fiziksel ve dijital birikimlerini bir araya topladıkları bir müşteri deneyimi sunuyor, lojistik, üretim ve satış süreçlerinin otomasyonunu sağlayarak değer zincirlerini optimize ediyorlar. Bu sayede Endüstri 4.0 ve ürünlerin akıllı ve bağlı ürün sistemlerine dönüşmesi gibi pazarı değiştiren trendlerden rekabet avantajı sağlıyorlar.

koc-sistem-platform-360

Platform 360 Ürün Ailesi ile üretimin verimi ve kalitesi artıyor, ulaştırma altyapıları akıllanıyor, varlıklar uzaktan yönetilebiliyor ve çalışanlar mobil ve entegre dijital işyerlerinde daha verimli çalışabiliyor.

Platform 360 vizyonu çerçevesinde pek çok sektöre dokunan projelere imza atan KoçSistem üretim, otomotiv, altyapı ve enerji sektörlerini ana dikeyler olarak ele alıyor ve bu alanlardaki ürünleri ile müşterilerinin işini kolaylaştırmaya devam ediyor.

Temelde küresel OneM2M mimarisi referans alınarak geliştirilen, nesnelerden toplanan verilerin uygulamalara servis olarak sunulmasını sağlayan nesnelerin interneti platformu Platform360, topladığı verilerin aynı zamanda büyük veri ortamında saklanmasını sağlayarak sensör sistemlerinin ortak veri kaynağı olma kabiliyetine de sahip.

Yatay nesnelerin interneti çözümlerinin anahtarı olan Platform360’ın başlıca fonksiyonları aşağıdaki gibidir:

Farklı nesne haberleşme protokollerine destek vermek
Haberleşmenin güvenli bir şekilde yapılmasını yönetmek
Nesne sanal modelini yönetmek
Kurulum süreçlerini, konfigürasyon ve firmware’lerini yönetmek
Ortak veri yapısını yönetmek
Alarm&olay iş akışlarını yönetmek
Karar destek mekanizmalarına girdi üretecek ortak servis katmanı sağlamak

Platform360 altyapısını kullanan başlıca sektörel çözümler aşağıdaki gibidir:

KoçSistem’in üretim sektörü için özelleşmiş olan Akıllı Üretim ürünü ManumetriKS, Endüstri 4.0 vizyonu içerisinde akıllanan çalışan, fabrika altyapı ve makine sistemlerinin birbirine bağlanmasını hedefliyor. Bu kapsamda fabrikada bulunan el terminallerinden, üretim hatlarına ve enerji tüketimine kadar bütün fabrika sistemlerini bağlı ve yönetilen bir yapıya dönüştürüyor. Üretim hatlarından toplanan veriler analiz edilerek daha verimli ve kaliteli üretim gerçekleştiriliyor.

Enerji sektörüne yönelik geliştirilen uzaktan sayaç okuma çözümü SistemetriKS farklı marka ve modeldeki sayaçları okuyarak sahada sayaç okuma operasyonunu ortadan kaldırıyor. Toplanan veriler faturalama sistemine aktarılarak faturalama operasyonu otomatikleştiriliyor. Sayaç ve haberleşme ünitelerinden alınan elektrik kesintisi, yetkisiz müdahale veya arıza alarmları da yönetilerek saha ekiplerine yönlendirme yapılıyor. 20.000’den fazla sayaç SistemetriKS ile uzaktan okunuyor.

KoçSistem’in Platform360 ürün ailesinde yer alan ve altyapı sektörüne yönelik ürünü Sitelink ise uzaktan altyapıların yönetilmesi için kullanılıyor. Sistem odası, baz istasyonu, petrol istasyonu gibi kritik altyapıların uzaktan izlenmesi, uzaktan yönetilmesi ve toplanan veriler ışığında verimlilik için optimize edilmesi sağlanıyor.

Bluetooth ve/veya RFID teknolojileri ile üretimde ve ofislerdeki varlık ve çalışanların takibi yapılabiliyor. Platform 360 Ürün Ailesi kapsamında sayısal yayıncılık uygulaması Pixage ile donanımların ve yazılımların sağlanmasından her türlü gerekli altyapının kurulmasına kadar sayısal yayıncılık ihtiyaçların uçtan uca çözüm ve destek sağlıyor.

KoçSistem, nesnelerin interneti kapsamında toplanan verilerin büyük veri analizi ile değer oluşturacağına inanıyor. Bu doğrultuda KoçSistem, IQPlus Büyük Veri Platformu ile kurumların geleceğe yönelik stratejilerinin başarısını artırmak için verinin toplanmasını, depolanmasını ve analizini sağlıyor.

BT altyapınızın değerini maksimuma çıkaracak beş alışkanlık

İşinizin boyutu ne olursa olsun, BT altyapısı maliyetli ama önemli bir zorunluluktur. Mevcut ekonomik ortamda kurumlar, daha az bütçe ile daha fazla şey yapmak, BT bütçelerini küçültmek veya aynı bırakmak istiyorlar. BT’ye olan talep yine de büyüyor; kullanıcılara daha iyi hizmet etmek için, uygulamaları daha hızlı geliştirmeli ve daha fazla verilerle baş edilebilmeli. Yani ister yeni bir BT yatırımı isterse mevcut bir BT altyapı programı çerçevesinde olsun, CIO’ların yatırımlarını en iyi şekilde yapmaları ve BT’nin gelişmeyi engelleyici bir yapıda olmasını değil, büyüme ve kâr potansiyeli sunmasını garantilemeleri önemlidir.

BT yatırımınızın geri dönüşünü gerçekleştirmenin başarısızlığına katkıda bulunan pek çok faktör olabilir, işte size BT altyapınızı en üst seviyeye çıkarmanızı sağlayacak beş alışkanlık, işinizin büyük veya küçük olması hiç önemli değil.

Değerlendirme

Modern BT ortamları karmaşıktır ve giderek de daha karmaşıklaşıyorlar. Şirket, diğer sistemler yoluyla hangi servis ve özellikleri satın aldığını bilirse, zaten sahip olduğu bir fonksiyon için tekrar ödeme yapmamayı garantileyecektir. Bu değerlendirme süreci, bir bileşeni değiştirmek veya güncellemek gerektiğinde her bir bileşenin ömrünü değerlendirmenize ve hesaplamanıza izin verir. Üreticiye bağlı kalmaktan kaçınmanıza yardımcı olan bağımsız çözümlerin seçimi esnekliği artıracak, verimliliği ölçeklemenize ve değişime alışmanıza yardımcı olacaktır.

Eğitim

Özel bir teknolojiye yatırım yaptıktan sonra, onu kullanacak olan elemanlara da yatırım yapmanız gerekir. Eğitimsiz elemanlar, satın aldığınız çözümlerinizin özelliklerini tam olarak en üst seviyede kullanamayacaklardır, bu da hem elemanlar hem de teknoloji için verim eksikliğine yol açacaktır. Elemanların eğitilmemesi moralleri etkiler ve daha yüksek ciro için çalışan personelde iş memnuniyetsizliğine yol açar. Dahası, eğitilmemiş elemanlar kaçınılmaz bir şekilde yaptıkları iş ile mücadele ettiklerinde, zaman BT yardım masası ile yapılan görüşmelerle boşa harcanır ve kıdemli personel de BT satın alma yöneticisinin doğru ürüne yatırım yaptığından endişe duymaya başlar. Eğitim, hem kurumun, hem personelin hem de BT altyapınızın potansiyelini ortaya koymasını garantiler.

Güncelleme

Maliyetten ve bir güncelleme ile ilişkili algılanan risklerden kaçınmak cazip gelebilirken, hacker’lar eski kodların bıraktığı açık noktaları kullandıklarından, güncelleme kurumunuzun güvenlik açıklarını da kapatacaktır. Ayrıca, eskiyen altyapı, kurumları değişen pazar koşullarına ayak uydurmaktan alıkoyar. Lisans ücretinizin parçası olarak gelen güncellemeleri seçin, böylece ek maliyet ödemeden sistemi güncel ve çevik tutabilirsiniz.

Bulutu göz önüne alın

Şirketler şimdi, çeviklik ile eşanlamlı olan herkese açık bulutta hemen hemen sınırsız bir miktardaki kaynağı kiralayabiliyorlar. Yani sermaye yatırımı yapmaksızın yeni iş modellerini hızla deneyebilirsiniz. Bu, daha az risk ile yenilikçiliği denemenize, başarılı olursanız da neredeyse sonsuz ölçekte büyümenize izin verir. Bununla birlikte, bir çıkış stratejisi olmadan bulut girişimi yapılmamalıdır, size bulut mobilitesi sağlayan çözümleri kullanmak o nedenle kritiktir. Kendi sistemlerinizle birden fazla bulut arasında iş yüklerinizi taşıma özgürlüğü, herhangi bir maliyetteki çeviklik ile kontrol edilebilir bir maliyeti olan çeviklik arasında farklı farklı olabilir.

Gözden geçirme

Bu, açıklanması en az karmaşık, ancak genellikle yapması da en zor olanıdır. Alışkanlıklarınızın dördünde çaba gösterdiniz, böylece gerekli özeni layıkıyla yerine getirdiğinizi hissedeceksiniz ve şimdi BT altyapınız da en üst seviyeye çıkmış olmalı. Ne yazık ki veya heyecan uyandıracak bir şekilde teknoloji de işiniz gibi sürekli gelişiyor. Bu nedenle, BT altyapınızın şirketinizin büyümesini ve potansiyelini her doğru yönde etkilemesinden emin olmak için, planınızı sık sık gözden geçirin.

Vergi dairesi Bitcion’cilerin peşinde

0

Dijital para birimi Bitcoin yaygın kullanımı sayesinde çok büyük ilgi görüyor ve önemli bir yatırım aracı olarak da görülüyor.

Ancak aynı zamanda gelirlerini saklamak veya yasal sisteme sokmadan online alışverişler yapmak isteyenler için Bitcoin güvenli bir alternatif sunuyor.

ABD vergi idaresi IRS, şimdi Bitcoin kullanarak vergi kaçıranları tespit etmek için harekete geçti.

IRS bu amaçla, ABD’deki en büyük dijital para borsası Coinbase’e gönderdiği emirde, 2013 ve 2015 arasında yapılan tüm Bitcoin işlemleri ve kullanıcılarının bilgilerini talep etti.

Bitcoin alıp satanlar tespit edilecek

Bu, IRS’in tüm kullanıcıları, e-mail hesaplarını, IP numaralarını araştırarak Bitcoin kullanıcılarının gerçek kimliklerini tespit etmeye çalışacağını ve Bitcoin üzerinden, beyan ettiği gelirie göre orantısız alışveriş yapanlara ağır cezalar keseceğini gösteriyor.

Ayrıca IRS müfettişleri, bazı kullanıcıların Bitcoin üzerinden vergi kaçırmanın yolunu bulmuş olduğunu fark etmiş durumdalar ve bu yöntemi kullanan diğer kullanıcıları tespit ederek, resmi gelirleri üzerinden ödemesi gereken vergiyi Bitcoin yöntemiyle kaçıranları arayacakları anlaşılıyor.

Öyle görünüyor ki ABD vergi dairesi, Bitcoin kullanıcılarının çok güvendiği anonimlik özelliğini boşa çıkartmak için büyük çaba sarf ederek, ileride Bitcoin üzerinden vergi kaçırmak isteyeceklere unutulmaz bir gözdağı verecek. Bu soruşturmanın devamında yaşanacakları aktarmaya devam edeceğiz. IRS, Bitcoin kullanıcılarını tespit etmeyi başarırsa bu aynı zamanda dijital para birimi teknolojisinde önemli bir dönüm noktası olacak.

Dünyanın ilk 5G geniş ölçekli saha denemesi

0

Huawei ve DOCOMO, 4.5GHz bandında dünyanın ilk 5G geniş ölçekli saha denemesini gerçekleştirdi.

Japonya’nın Yokohama kentinde Minato Mirai 21 bölgesinde yapılan deneme sonucunda; 11.29 Gbps toplam kullanıcı hızı ve tek yönlü 0.5 milisaniyeden daha kısa bir gecikme süresi elde edildi. Deneme, 200 MHz bant genişliği olan ve 4.5 GHz bandında çalışabilen bir baz istasyonu ile hem sabit hem de hareketli 64 TRX ve 23 kullanıcı cihazı ile gerçekleştirildi. En yüksek spektrum verimliliği 79.82 bps/ Hz/ cell olarak ölçüldü. Yeni nümeroloji ve çerçeve yapıları kullanılarak tek yönlü 0.5 milisaniyeden daha az bir gecikme süresi elde edildi. Bu süre ise LTE’nin gecikme süresinin yaklaşık onda birine tekabül ediyor.

2020’ye yaklaşırken 5G hazırlıkları tamamlanıyor

NTT DOCOMO 5G Laboratory Başkan Yardımcısı ve Müdürü Takehiro Nakamura, ortak saha denemesinin başarısı üzerine şu açıklamaları yaptı: “4.5 GHz bandında 5. nesil geniş ölçekli alan çalışmasının başarısı, 5G teknolojisinin 2020 yılında ticarileştirilmesi yolunda bizi bir adım daha ileri götürdü. DOCOMO ve Huawei, 2014 yılı Aralık ayından bu yana, 5G alanındaki işbirliklerini, ArGe çalışmalarından 5. neslin uluslararası spektrum uyumlandırılması yaklaşımlarına kadar genişletmektedir. Huawei ile birlikte, 5. nesli gerek teknik gerekse ekosistem açısından geliştirmeyi sürdüreceğiz.”

Huawei kablosuz şebekelerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Wen Tong ise, “Huawei’in 5G NR (New Radio) temel teknolojik gelişimi, piyasanın gelişimi ve ürün çözüm gelişimi için büyük bir enerji ve kaynak sarf etmekteyiz. İki şirket tarafından oluşturulan uzman ekiple Huawei ve DOCOMO işbirliği hızla rayına oturdu ve kaydedilen ilerleme de oldukça teşvik edici. Bu sonuç da 5G’nin geleceğinin şekillendirilmesinde hayli önemli bir role sahiptir” diye konuştu.

2014 yılı Aralık ayında 5. nesil ortak alan denemelerinde ortaklık mutabakatının imzalanmasının ardından, Huawei ve DOCOMO; 2015 yılı Ekim ayında Çin’in Chengdu bölgesinde Massive MİMO’nun ilk geniş ölçekli açık alan denemesini başarıyla gerçekleştirmişlerdi. Geniş ölçekli alan çalışmalarını Japonya’ya taşıyan iki şirket, 5. neslin  anahtar teknolojileri içinde yer alan; Massive MIMO, aşırı güvenlilik ve düşük gecikme süresi, OFDM (dikgen frekans bölmeli çoğullama) kullanan karma nümeroloji, SCMA (seyrek kodlu çoklu erişim), kutupsal kod ve OFDM’nin birleşik performansını da içeren teknolojileri sistematik olarak denemeyi sürdürüyorlar.

Ekosistem genelinde küresel standardizasyona doğru güçlü bir yönelmenin olması, 5G NR ile ilgili olarak 3GPP standardında belirgin bir ilerleme gösterdi. 5. nesil endüstrisi, 5. neslin çözümlerinin gerçek gelişiminin sağlanması yönünde daha birleştirici ve yoğunlaştırıcı yönlere odaklanmaktadır. Huawei ve DOCOMO, 5G şebekesinin hayata geçirilmesinde en önemli noktalardan olan mobilite ve geniş kapsama alanını içeren alanlarda ortak 5G NR deneme faaliyetlerini genişleterek sürdürecektir.

Tesla’nın güneş enerjili çatıları ne kadara mal olacak?

0

Elon Musk’ın bir ay önce duyurduğu güneş enerjisi panellerine sahip çatı kremitlerinin maliyeti belirtilmemişti.

Evinin çatısını güneş enerjisi kremitleri ile kaplamak isteyen bir ev sahibinin, ne kadarlık maliyete katlanacağı büyük merak konusuydu.

Hizmeti sunacak olan Solar City’i Tesla ile birleştirmekle meşgul olan Elon Musk, bir toplantı sırasında bu maliyetler hakkında önemli ipucu içerecek bir bilgi verdi.

Güneş enerjisi sudan ucuz

“%100 isabetli bir rakam veremem ancak bir çatıyı güneş enerjisi kremitleri ile kaplamanın, normal bir çatı kaplamasından daha ucuza geleceğini söyleyebilirim,” ifadesini kullanan Musk, konuya olan ilgiyi daha da arttırdı.

Ev çatılarını, normal kiremitlerle kaplamak yerine güneş enerjisi panelleri ile kapatmanın daha düşük maliyetli olması halinde, tüm yeni evlerin çatısının güneş enerjisinden elektrik üreten minik bir santrale dönüşmesi bekleniyor.

Bu da petrol, kömür gibi yakıtlara olan ihtiyacın daha da azalması ve temiz enerjinin şehirlerde çok daha fazla kullanılması anlamına geliyor.

Üstelik elektrikli otomobil kullanan ev sahiplerinin, araçlarının ihtiyacı olan enerjiyi de tamamen güneşten ve ücretsiz olarak elde etmesi, elektrikli otomobillerin de hızla yaygınlaşması anlamına gelecek.

Paylaşımlı çalışma alanlarına ilgi artıyor

0

Dünyada çığ gibi büyüyen ve Co-Working diye tanımlanan Paylaşımlı Çalışma Alanlarına Türkiye’de de ilgi giderek büyüyor.

Türkiye’de kayıtlı 15 binden fazla üyesi olan ortak çalışma alanlarında sayı sürekli değişse de, bu alanlara yönelik tüketime talep sürekli yükseliyor. Paylaşımlı çalışma alanlarında en fazla talep edilen hizmet, Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) birimi. Bu birim sayesinde, yeni firmalar CRM uzmanı çalıştırmak zorunda kalmadan, paylaşımlı alanın ortak CRM hizmetlerinden küçük bir ücret karşılığında yararlanabiliyor.

Her yıl tonlarca kahve

Paylaşımlı çalışma alanlarında derlenen bilgilere göre, bu ofislerde bir yılda 2.5 ton kahve tüketiliyor. bu ofislerin ortak çalışma alanlarında ise her çalışan ortalama 5,5 saat zaman geçiriyor.

Sektördeki sadece bir firmada bulunan 150 toplantı odasında 2016 yılının Eylül ayına kadar 5 bin 384 toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantılara 71 bin 469 kişi katılırken, toplantıları organize eden firma sayısı ise 697 olarak gerçekleşti.

Özellikle start-up’ların rağbet ettiği paylaşımlı çalışma alanları düşük maliyetlerle, alt yapı sahibi modern ofislere erişim imkanı sağlıyor ve yeni kurulmuş bir şirket için yüksek maliyet oluşturabilecek hizmetlerin ortak katılımla sağlanması imkanını getiriyor. İş merkezlerine yakın, güçlü alt yapıya sahip bu alanlar Türkiye’de hızla gelişiyor ve büyük ilgi görüyor.

Suudi Arabistan Amazon’a rakip oluyor

0

Petrol fiyatlarının 2014’ten beri hızla düşmesi nedeniyle, ekonomisi petrole bağlı olan Arap ülkelerinde büyük bir gelir kaybı yaşanırken, Suudi Arabistan petrol fiyatları nedeniyle yaşadığı gelir açığını kapamak için ilginç bir yola başvuruyor.

Suudi Arabistan’ın Devlet Yatırım Fonu, çok yakında duyurusu yapılacak olan yeni online ticaret sitesi Noon’a ortak oldu.

Noon, Alibaba ve Amazon’a rakip olarak ortaya çıkacak ve Orta Doğu ülkelerini hedefleyen bir online ticari faaliyet gösterecek.

Yatırımcıları ve iş dünyası tarafından Orta Doğu’nun Amazon’u olarak tanımlanmaya başlayan Noon sayesinde özellikle Arabistan yarım adasında ticaretin hareketlenmesi bekleniyor.

Suudiler’de kısa sürede milyarlarca dolar ciroya ulaşması beklenen Noon sayesinde, petrolden kaybettikleri gelirin bir kısmını kapamayı planlıyorlar.

Suudi yatırım fornu Noon’a şimdiden 500 milyon dolar yatırmış durumda. Ayrıca Noon için Orta Doğu’daki diğer yatırımcılardan da 500 milyon dolarlık yatırım gelecek.

Suudi Arabistan Devlet Yatırım Fonu özelilkle dünyadaki teknoloji girişimlerine yatırım yapmayı hedefliyor. Fonun arkasında ayrıca Japon’yanın teknolojiye yatırım yapan fonlarından SoftBank’ın desteği de bulunuyor. Noon ilk aşamada Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri içinde hizmet verecek ve 20 milyon ürün barındıracak.

Türkiye’de siber saldırılar Cuma günü zirve yapıyor

0

Fortinet’in yurtdışından gelen üst düzey yöneticileri, yaptıkları basın toplantısında Türkiye ve dünyada siber güvenlik alanında yaşanan gelişmeleri değerlendirirken yeni çözümlerini de tanıttı.

Fortinet Kıdemli Başkan Yardımcısı Filippo Cassini, Fortinet Danışman Sistem Mühendisi Simon Bryden ve Fortinet Bölge Satış Direktörü Derya Aksoy’un katılımı ile yapılan etkinlikte, “Fortinet Security Fabric’in Faydaları” ve “Siber Tehdit İstihbaratı” başlıkları altında önemli bilgiler verilirken Türkiye’de görülen siber saldırılar hakkında da çarpıcı veriler paylaşıldı.

Konuşmasında siber güvenliğin artık lüks değil, bir zorunluluğa dönüştüğüne vurgu yapan ve dijital tehditlerin son 12 yılda 10 bin kat arttığını dikkat çeken, Fortinet Bölge Satış Direktörü Derya Aksoy, “Teknolojik gelişmeler günlük hayatımıza büyük kolaylıklar kazandırsa da genel olarak güvenlik kaygıları var olmaya da devam ediyor. Teknolojik gelişime paralel bir şekilde siber tehditler de her zamankinden daha sofistike bir hal alıyor. FBI’ın yayınladığı rapora göre ABD’de fidye yazılım mağdurlarının 2016 yılının ilk çeyreğinde ödedikleri miktar 209 milyon dolara yani 680 milyon TL’ye yükseldi. Bu rakam 2015 yılının tamamında ise sadece 24 milyon dolar seviyesinde idi.” dedi.

“Bu yıl için öngördüğümüz siber saldırılar gerçekleşti”

Fortiguard laboratuvarlarının gecen yıl sonunda bu yıl için bulunduğu öngörülerin gerçeklemiş olduğunu belirten Aksoy, “Yakın zamanda tarihin en büyük DDoS saldırısı yaşandı. Mirai Botnet yüksek internet çıkısına sahip CCTV kamera sistemleri üzerinden Twitter, Whatsapp, Netflix gibi popüler sitelere hizmet veren dinamik DNS servisini hedef alarak ciddi erişim problemlerine yol açtı. APT tehditleri fidye yazılımları özelinde en küçük kurumları bile etkiledi. Hayalet ve ikiyüzlü zararlı yazılımlar kendi izlerini silerek, gizlenerek, önce iyi huyluymuş gibi görünüp sandbox teknolojilerini atlattıktan sonra asıl zararlı yüzlerini ortaya çıkararak zarar vermeyi başarabildiler.” şeklinde konuştu.

Yeni duyurulan evrensel AP’lerin Fortinet’in Security Fabric güvenliği ile birlikte gerçek anlamda birleşik ağ erişim kontrolü ve etkinliğini; kablolu, kablosuz ve mobil ortamlarda bir araya getirdiğini de ifade eden Aksoy, “FortiGate ile ağ, FortiWEB ile web, Fortimail ile e-posta ve FortiDB ile veritabanı güvenliğini en üst seviyede sağlıyoruz. Bilinmeyen tehditlerden dahi korunma imkanı sunan Fortisandbox çözümü ise Fortigate Yeni Nesil Firewall, Fortimail, Forticlient ve FortiWeb ile entegre olarak her türlü tehdit vektörünü adresleyebilen bir ‘Gelişmiş Tehdit Mimarisi’ oluşturuyor. Web, veritabanı, içerik, kullanıcı ve ağ altyapı güvenliği konusunda birbiriyle entegre edilebilen çözümlerimiz ile BT dünyasında siber tehdit ve ağ güvenliği teknolojilerinin öncülüğünü yapıyoruz.” şeklinde konuştu.

Cuma gününe dikkat!

Konuşmasında siber tehditler konusunda istihbaratın önemine dikkat çeken Fortinet Danışman Sistem Mühendisi Simon Bryden tehdit istihbaratının hayati bir önem taşıdığını vurgulayarak, “Security Fabric stratejimizi güvenliği ve uyumlu izlemeyi, çoklu bayi güvenlik çözümleri ile birleştiriyoruz. Otomatik ve işlenebilir güvenlik istihbaratını nesnelerin internetinden buluta kadar mümkün kılıyoruz. Fortiguard laboratuvarımız 15 yıldır tehditler ile ilgili bilgi ve istihbarat topluyor. Fortinet’in Gelişmiş Tehdit Koruma Yapısı gibi teknolojileri, trafikleri derinlemesine gözetliyor, yerel tehlike zekâsını dinamik olarak oluşturuyor ve gerçek zamanlı güncellemeleri tüm sisteme otomatik şekilde yaymak için verileri FortiGuard Labs’e aktarıyor. Derin istihbaratın sofistike, ölçeklenebilir ve hızlı analizler ile bir araya gelmesi ise işlenebilir bir güvenlik mimarisi yaratarak, tehditleri yaşandığı an hızlıca tespit edip ortadan kaldırıyor.” dedi.

Konuşmasında Türkiye’deki sanal saldırılar hakkında da bilgi veren Bryden, geçen son bir ay içerisindeki verilere bakıldığında en fazla Cuma günü zararlı yazılımlar ile saldırıların yapıldığını belirterek en fazla tespit edilen saldırı yönteminin ise Nemucod ile yapıldığını belirtti. Bryden, “Bu saldırı yöntemi özellikle fidye yazılımların cihaza indirilmesi için başvurulan bir yöntem. Son zamanlarda Locky türü fidye yazılımlarında büyük bir artış görüyoruz. Bu yazılımlar ile yapılan saldırılarda yeni bir yöntem olan Locky yönteminde, dosya uzantıları .locky şeklinde değiştiriliyor ve kullanıcıdan dosyalarına tekrar ulaşmaları için para talep ediliyor.” dedi.

Ağ saldırılarının en tehlikelilerinden olan BotNet saldırısı ile ilgili bilgiler de paylaşan Bryden, geçen altı ay içerisinde bu saldırıların Türkiye’de en fazla 18 Eylül’de görüldüğünü, en yaygın BotNet saldırısının ise Andromeda olduğunu söyledi. Botnet saldırıları, birçok bilgisayarın tek bir noktadan kötü amaçlar doğrultusunda yönetilmesine imkan veriyor. Bir Botnet ile yapılan saldırıyla ağdaki tüm bilgisayarlar dünyanın herhangi bir yerinden kolay bir şekilde yönetebiliyor.

 

Facebook Live videolarında bağış dönemi başlıyor

0

Facebook’un canlı yayın platformu Live için, içerik üreticilerin yaptıkları canlı yayınlardan para kazanmasının önü açılıyor.

Facebook, daha önce duyurduğu şekilde Live videolarında bağış yapılmasını sağlayan özel bir düğmeyi yayına aldı.

İyilik yapmak için Like basmak yerine para ödeme zamanı

Ancak bu düğme, her videoda görünmeyecek. Sadece kâr amacı gütmeyen yardım kuruluşları Facebook Live videolarında bağış toplayabilecek.

Facebook bu amaçla, 750 bin kar amacı gütmeyen kuruluşu ve onların Facebook hesaplarını belirledi. Bunların dışındaki organizasyonlar şimdilik bağış toplayamayacak.

Yardım kuruluşları dışında kişi ve kurumların Live videolarından para kazanabilmesi için biraz beklemeleri gerekecek. Facebook bu özelliği bir süre sonra herkes için yayına açacak. Ancak özel kişi ve kurumların topladığı paradan ödediği komisyon ve vergiler daha fazla olacak.

Böylece, Live platformu YouTube veya Twitch gibi içerik üreticilerin video yayınlayıp para kazanabildiği bir platform olacak ve dolayısıyla büyük ilgi toplayacak.

Bu gelişmenin yardım kuruluşlarında test edildikten sonra herkese açılmasıyla beraber, Facebook’un canlı video içerik yayını üretecek profesyonel içerik üreticileri için hızla odak noktası olması bekleniyor. Eğitim videoları, eğlence, moda, haber kanalları gibi çeşitli video kanallarının açılması kaçınılmaz görünüyor.

Trump’ı öldürmek isteyen CEO işten atıldı

0

Network güvenliği alanında hizmet veren bir Start-up olan PacketSled, hiç beklemediği bir konuyla gündeme taşındı.

Şirketin CEO’su Matt Harrigan, ABD Başkanlık seçimlerinde beklenmedik bir başarıyla Başkan seçilen Trump’a öfkesini Twitter’dan ölüm tehdidi yayınlayarak paylaşınca ortalık karıştı.

Ölüm tehdidini ciddiye alan Trump taraftarları, şirketi şikayet bombardımanına tutunca, Harrigan Trump’tan özür dilemek zorunda kaldı. Öfkeyle tweet attığını kabul eden Harrigan aynı zamanda şirketteki görevi için sunduğu istifa dilekçesinin de kabul edildiğini açıkladı.

Ölüm tehdidinin şakası olmaz

Böylece, Trump tartışmaları yüzünden teknoloji sektöründe işini kaybeden yüzlerce insana bir CEO da katılmış oldu.

Daha önce de seçim sürecinde, Facebook’ta Trump haberlerinin görünmesine itiraz eden Facebook çalışanları toplu olarak istifa etmişlerdi. Seçimden sonra ise yemek sipariş servisi GrubHub’ın CEO’su çalışanlarına gönderdiği şirket içi memoda, Trump’ın görüşlerini paylaşan, savunan veya onaylayan herkesin istifa etmesini istemişti.

Trump’ın henüz fillen başkan olmadığını da göz önüne alacak olursak, Ocak ayından sonra görevi fiilen devralmasının ardından başlatacağı “sansasyonel” uygulamalar ve yapacağı “sivri” açıklamalarla, özellikle teknoloji sektöründeki genç çalışanlar arasında büyük tartışmalara neden olacağını tahmin etmek zor değil. Ocak ayından sonra, çalışanlarını yeni Başkan’a “sataşmamaları” konusunda uyaran şirket yöneticileri ile genç çalışanlar arasındaki tartışmaların, büyük istifa dalgalarına neden olması kaçınılmaz görünüyor.

Microsoft artık resmen Linux’cu oldu

0

Hem Microsoft hem de yazılım dünyası için çok büyük bir sürpriz gerçekleşti ve Microsoft, Linux Topluluğu’na üye oldu. Böylece teknoloji dünyasında hiç bitmeyen Windows mu yoksa Linux mu tartışmalarında yeni bir eşiğe ulaşıldı: Windows’un geliştiricisi Microsoft Linux’cu oldu.

Microsoft, kurulduğu günden bu yana, açık kaynak kodu sistemine ateş püskürüyordu. Özellikle de açık kaynak kodlu işletim sistemi Linux’a büyük bir düşmanlık besleyen Bill Gates ve Steve Ballmer, geçen 25 yıl içinde Linux hakkında çok ağır sözler sarf etmişlerdi.

Microsoft, Gates ve Ballmer’a rağmen Linux’la barıştı

Bill Gates, Linux’u yazılım dünyasının kanseri olarak tanımlıyor ve bu açık kaynak kodlu sistemlerin yakın gelecekte yazılım endüstrisini yok edeceğini savunuyordu.

Aynı şekilde Ballmer da açık kaynak kodlu işletim sistemlerine her fırsatta ateş püskürmesiyle tanınıyordu.

Microsoft’un artık Linux’u geliştiren gönüllüler topluluğuna üye olması, şirketin açık kaynak sistemine karşı havlu atmasının kesin delili olarak görülüyor.

Bu gelişme bir anlamda Gates ve Ballmer’ın, Linux’un tehlikesi hakkında 25 yıl içinde kararlılıkla dile getirdikleri görüşlerinde haklı olduklarını da gösterebilir.

Linux benzeri açık kaynak kodlu işletim sistemleriyle yarışamayan ücretli işletim sistemleri bir bir ücretsiz hale gelirken, bu işten ekmek yiyen Microsoft ve Apple gibi şirketler de önemli bir gelir kaybı yaşadı.

Dolayısıyla, açık kaynak kodlu sistemlerin, yazılım şirketleri için büyük zarara yol açtığını söylemek yanlış değil.

Ancak öte yandan, Android gibi sistemler sayesinde daha farklı ve daha büyük bir ekonomik aktivite ortaya çıktı ve şirketler açık kaynak kodlu sistemler üzerinden farklı ve daha dinamik bir gelir modeli oluşturmayı başardılar.

Yeni petrol: Veri! Peki onu nerede saklayacağız?

0

Binlerce yıllık geçmişi bulunan İpek Yolu’nun yerini, Fiber Yolu’nun alması bekleniyor. Bu geleceğe hazırlanmak için Türkiye’de yapılanlar yeterli mi? Bu sorunun yanıtını arayan, sadece bizler değiliz.

Almanya’da kurulan ve kısa süre içerisinde tüm dünyaya hizmet veren Strato firmasının daveti üzerine, Berlin’deki devasa veri merkezini görme şansım oldu.

Türkiye’de de çalışmalarını başlatan firma, ülkemizdeki hosting durumunu çok iyi analiz etmiş. Firmaya göre en büyük sorunlarımız şöyle;

– Yüksek altyapı maliyet

– Pahalı internet

– Standartların desteklenmemesi

– Yetersiz insan kaynağı

– Yüksek vergiler

Türkler, veri merkezi seçerken neye bakıyor?

Verilerini internette saklayan kurumlar ve bireyler, bu hizmeti satın alırken aşağıdaki konular, önem derecesine göre şöyle listeleniyor;

– Fiyat

– Müşteri hizmetleri

– Verinin korunması

– Bilinirlik

– Teknolojinin güncelliği

– Deneyim

– Türk şirketi olup olmadığı

Strato, tüm bu talepleri ve Türkiye’nin potansiyelini kendi birikimleriyle karşılayabileceğini düşünüyor. Güvenliğin son derece yüksek seviyede tutulduğu şirkete giriş çıkış yaparken, standartların getirdiği kurallara uymak zorunda kalırken, bunun ne demek olduğunu daha iyi anladık. Veri merkezini gezerken, cep telefonu dahi sokmak yasak.

Özel Röportaj

Saklanan verilerin gizliliği, sadece güvenlik önlemleri değil, aynı zamanda Almanya’daki sert yasalarla da korunuyor. ISO 27001 standardına sahip olan Strato, bu standardın getirdiği yükümlülükleri de harfi harfine uygulamak zorunda.

Bu kalite belgesini alabilmek için, bir kere hazırlık yapmak ve testten geçmek yeterli değil. Belgeye sahip olan şirket, belli dönemlerde yeniden bu testlerden geçiyor ve bu sayede güncel tehditlere karşı gerekli önlemleri aldığını, ispatlamış oluyor.

Yedeğin de yedeği var

Güvenliğin yanı sıra, sürdürülebilir hizmet de çok önemli. Tesisi gezerken, sunucuların çalışabilmesi için gerekli olan enerjinin zarar görmesi durumunda devreye girecek olan A, B ve C planlarını bizzat yerinde gördük.

kai abresch fotograf

Elektrik kesintisinin hemen hemen görülmediği Berlin’de, olası bir kesinti durumunda hangi senaryoların hayata geçirildiğini ve yapılan tatbikatları öğrenince, Strato’nun bu işi ne kadar ciddiye aldığını da görmüş olduk.

Tesisi gezerken, dizel motorlarla çalışan jeneratörlerle karşılaştığımda yakıt tanklarının ne kadar dayanabileceğini sordum.

1 hafta boyunca yetecek yakıtını olduğunu belirten yetkililer, “Berlin gibi bir yerde 1 hafta elektriğin kesilirse, yakıttan daha önemli sorunlarınız olacaktır” yanıtı, Türkiye’den gelen basın mensuplarını gülümsetti.

Türkiye’ye veri merkezi kurulacak mı?

Hem verilerin hem de bu verileri ayakta tutan sistemlerin yedeklendiği Strato’ya, Türkiye’de bir Data Center (Veri Merkezi) kurma niyetiniz var mı, diye sorduğumuzda, taleplerin henüz o seviyede olmadığı yanıtını aldık.

strato

Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, BTK gibi otoriteler ise verilerin Türkiye sınırları içerisinde kalmasından yana bir politika izliyor.

Bu politikanın hayata geçirilmesi için, Berlin’de yüksek standartlarda hizmet veren Strato gibi firmaların, ülkemizdeki sayısının da artması bekleniyor.

Fiber hayalleri yarıda mı kaldı?

Bir Data Center’ın işletilmesi için en önemli gider kalemlerinden biri elektrik masrafıyken, ara bağlantı ücreti zirveye yerleşmiş durumda.

Maliyetlerin azalması, iç talebin yükselmesi gibi beklentiler, verinin içeride dolaşması hayalini gerçeğe dönüştürebilir.

Başbakan Binali Yıldırım’ın “İnternette hız berekettir” sloganı ile gündeme getirdiği fiber dönüşüm çağrısına kulak verilmemesi, internet servis sağlayıcılarının (Turkcell, Vodafone, Türksat) bir araya gelerek oluşturduğu OAŞ’ın (Ortak Altyapı Şirketi) ses getiren çıkışından sonra saman alevi gibi sönmesi, bu hayale gölge düşürüyor.

Intel parayı otonom sürüş teknolojisine gömdü

İşlemci devi Intel, PC pazarı hızla daralırken ve mobil cihazlarda da Intel işlemcileri tercih edilmeyince çareyi başka bilişim platfromlarında aramakta buldu.

Bu politika gereği ilk olarak dronelara yönelen Intel, satın aldığı şirketler vasıtasıyla kendi drone teknolojilerini geliştirdi ve hatta ilk ticari drone sistemin de kısa süre önce duyurdu.

Ama Intel’in yatırımları bu kadarla kalmıyor. Teknoloji devi ABD’li firma şimdi de otonom sürüş teknolojileri geliştirmek için 250 milyon dolarlık bütçe ayırdığını ilan etti.

Intel Inside otomobiller çok uzakta değil

Los Angeles Auto Show’da konuşan Intel CEO’su Brian Krzanich, şirketin planladığı 250 milyon dolar tutarındaki yatırımlar arasında bağlantılı otomobiller, iletişim, derin öğrenme ve siber güvenlik odaklı teknolojiler bulunuyor. Tüm bu yatırımlarla Intel, kendi otonom sürüş teknolojisini geliştirmiş olacak. Yani bir anlamda, Intel telefonlara işlemci veya işletim sistemi yerleştirmek konusunda gecikmiş olabilir ama yeni çağda yollardaki bütün otomobillere kendi işletim sistemini ve donanımlarını yerleştirmek için Google, Tesla, Apple gibi rakipleriyle yarışıyor.

Brian Krzanich’a göre otomoti ednüstrisinin yeni çağda, yüksek teknolojik alt yapıya hazırlanması gerektiğinin de altını çizdi çünkü otonom sürüş teknolojisine sahip bir otomobilin bir günde 4000 GB veri trafiği yaratması bekleniyor. Bu verinin bir kısmı aracın iç ağında hareket edecekken, büyük bir bölümünün de internet alt yapısı üzerinden hareket etmesi bekleniyor. Dolayısıyla, şirket otomobilleri geleceğin PC’leri gibi görüyor ve bu pazarda yer almak için gerekli atılımları yapıyor.

İşlemci devinin bu anlamda başarılı olduğunu de söylemek mümkün zira şimdiden BMW ile resmi işbirliği olan şirket aynı zamanda Tesla’nın otonom sürüş teknolojilerini geliştiren MobilEye firması ile de ortak çalışmaları var. Tüm bu çabalar ise 2021’de otoyollara çıkacak “Intel Inside” otomobili üretmek. Şirketin şu anda 30 farklı otomobil modelinde farklı ürünleri de kullanılıyor. 2020’ye geldiğimizde ise şirket 49 otomobil modelinde yer almayı planlıyor.

2017’de şirketleri bekleyen dijital tehditler

0

Tehdit Öngörüleri, yıllık olarak Kaspersky Lab’ın uzman Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi* tarafından ve şirketin geniş çaplı içgörülerine ve uzmanlığına dayanarak hazırlanıyor. 2017 için hazırlanan listede; kişiye özel ve tek kullanımlık araçların etkisi, saldırgan kimliğini saklamak amacıyla yanlış yönlendirme yöntemlerinin kullanımındaki artış, ayrım yapılmaksızın her alanda internete bağlı bir dünyanın kırılganlığı ve bilgi savaşlarında siber saldırıların kullanımı gibi konular öne çıkıyor.

“Tehlike Göstergeleri”nin Düşüşü

Tehlike Göstergeleri, bilinen zararlı yazılımların özelliklerini paylaşmak ve aktif bir zararlı yazılımı tespit etmekte uzun zamandır başarıyla kullanılan bir yöntem olarak biliniyor. Kaspersky uzmanlarının ProjectSauron APT‘yi keşfetmesiyle birlikte bu durum artık değişti. Analizler sonucunda, tüm özelliklerini her bir kurbanına özel değiştirebilen bir zararlı yazılım platformuyla karşı karşıya olunduğu ve dolayısıyla güçlü YARA** kuralları gibi önlemlerin desteği olmaksızın IoC’ler yardımıyla diğer kurbanların tespit edilemeyeceği ortaya çıkmış oldu.

Kısa Ömürlü Zararlı Yazılımların Yükselişi

Kaspersky Lab uzmanları, 2017 yılında cihazların belleklerinde konuşlanan ve ilk yeniden başlatma sırasında kendisini silecek olan zararlı yazılımların ortaya çıkacağını öngörüyor. Söz konusu yazılımların, genel anlamda bir keşif ve kimlik bilgileri toplama amacını taşıdığı ve tespit edilmemeye önem veren saldırganların son derece hassas ortamlarda kullanacağı yöntemler olarak belirtiliyor.

Kaspersky Labs’da Kıdemli Güvenlik Uzmanı görevi yapan ve Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi üyesi Juan Andrés Guerrero-Saade, konuyla ilgili olarak şöyle diyor: “Bunlar çarpıcı gelişmeler, fakat saldırganlar karşısında çaresiz olduğumuz anlamına gelmiyor. YARA kurallarının daha geniş bir kabul görmesinin zamanının geldiğine inanıyoruz. Bu sayede araştırmacılar şirketleri uçtan uca tarayabilecek, ikili öğelerde saklı özellikleri inceleyip tespit edebilecek ve bilinen saldırıların parçalarını bulmak üzere bellekleri tarayabilecek. Kısa ömürlü bulaşıcılar, gelişmiş anti-zararlı yazılım çözümlerinde proaktif ve sofistike buluşsal yöntemlerin önemini ortaya çıkarıyor.”

2017 ile ilgili diğer Tehdit Öngörüleri

Saldırıları kimin yaptığını tespit etmek zorlaşacak: Siber saldırıların uluslararası ilişkilerde giderek daha önemli bir rol oynamasıyla birlikte, saldırıları kimin yaptığını bilmek politik açıdan atılacak misilleme gibi adımlar bağlamında temel bir sorun teşkil edecek. Kimlik tespiti arayışı ise kimliği konusunda yanıltıcı ipuçları bırakan suçluların sayısında bir artışı beraberinde getirecek.

Bilgi Savaşlarının Yükselişi: 2016’da dünya hack edilmiş bilgilerin agresif amaçlarla kullanılması konusunu ciddiye almaya başladı. Bu tarz saldırıların 2017’de artması bekleniyor ve insanların bu tarz verilere inanmaya eğilimli oluşlarından faydalanabilecek saldırganların söz konusu bilgileri kısmen veya manipüle edilmiş olarak açıklamaları riski bulunuyor.
Kaspersky Lab uzmanları, sözde, çoğunluğun iyiliği için hackleyip veri ortaya döken “Robin Hood” tarzında hackerların sayısında da artış öngörüyor.

Siber Sabotaja Karşı Artan Savunmasızlık: Hayati önem taşıyan altyapı ve üretim sistemleri, hiç korunmayarak veya çok az korunarak internete bağlı kaldığı sürece, özellikle de jeopolitik gerginlik dönemlerinde saldırganların ilgisini çekmeye devam edecek.

Mobil Casusluk: Kaspersky Lab uzmanları özellikle mobil cihazları hedef alan ve güvenlik endüstrisinin adli analiz amacıyla mobil işletim sistemlerine tam erişim almakta zorlanacak olması gerçeğinden faydalanacak casusluk harekatlarıyla daha fazla karşılaşılacağını öngörüyor.
Finansal Saldırıların Metalaştırılması: 2016’da yaşanan SWIFT soygunu gibi saldırıların “metalaşacağı” öngörülüyor. Bu konuda uzmanlaşan kaynakların yeraltı forumlarında paylaşılması veya hizmet olarak satılması söz konusu.

Ödeme Sistemleri Tehlikede: Çeşitli Ödeme sistemleri giderek popülerleşerek yaygın hale gelirken, Kaspersky Lab bunların suçluların ilgisini de daha fazla çekeceğini öngörüyor.
Fidye Yazılımlarında “Güven”in Kırılması: Uzmanlar fidye yazılımlarının yükselişinin devam edeceğini öngörürken, diğer yandan da kurbanların artık saldırganlara giderek daha az güveneceğini, yani ödeme yapmaları durumunda verilerinin iade edileceğine inanmayacaklarını tahmin ediyor. Bunun ödeme yapmaya hazır insanlar için bir dönüm noktası teşkil edeceği öngörülüyor.

Aşırı Kalabalık İnternette Cihaz Bütünlüğü: Nesnelerin interneti (IoT) cihazları üreticileri piyasaya güvenliği sağlanmamış ve sorun teşkil eden cihazlar çıkartmaya devam ederken, hackerların bu işe el atması ve mümkün olduğunca çok sayıda cihazı kullanım dışı bırakması riski yüksek.

Dijital Reklamların Kriminal Cazibesi: Önümüzdeki yıl içerisinde, reklamcılık sektöründe görmeye alıştığımız takip ve hedefleme araçlarının benzerlerinin sözde aktivistlerin ve muhaliflerin izlenmesinde kullanıldığını göreceğiz. Benzer şekilde, IP adresi kombinasyonları, tarayıcı bilgileri tespiti, ilgi alanları ve oturum açma seçimleri sayesinde mükemmel hedef profilleme imkanları sunan reklam ağları, gelişmiş siber casusluk failleri tarafından hedeflerini vurmada kullanılacak.

ZTE’den gelecek nesil veri merkezi: ZEGO

0

Önceden tasarlanmış, montajı tamamlanmış, entegre ve test edilmiş bir IDC altyapı sistemi olan ve birçok senaryoya uygulanabilen ZEGO, standart tak-çalıştır modüller halinde bir veri merkezi tesisine teslim edilebiliyor. Güç kaynağı ve soğutma sistemlerinin de modüler olarak kurulabilmesi sayesinde maliyetleri de büyük ölçüde azaltıyor. Geleneksel IDC güç kaynaklarıyla kıyaslandığında, ZEGO’nun standartlaştırılmış, prefabrik ve entegre IDC güç kaynağı ve soğutma modülleri dağıtım süresini %60, ön maliyetleri de %13 oranında azaltıyor.

Güç tüketiminde tasarruf

Gerektiği gibi yapılmayan planlama ekstra güç tüketimine neden olabiliyor. Örneğin, BT yükü fazla tahmin edildiğinde, BT cihazları aşamalı olarak dağıtıldığında ve bir fazda gerekenden daha büyük bir ölçekte çalıştırıldıklarında, güç kaynağı ve soğutma sistemleri maksimum yük altında kalabiliyor.

Bu gibi durumlarda, BT cihazlarının ekstra cihazlarla soğutulması gerekebiliyor, çünkü soğutma sistemi uygun şekilde tasarlanmamıştır. Modüler bir tasarımla müşteriler, altyapıda büyük ölçekli bir tasarımdan kaynaklanan gereksiz harcamaları ortadan kaldırarak, bu maliyetleri en aza indirebiliyorlar. Bu nedenle ZEGO’nun genişletilebilir tasarımı IDC’lerin daha verimli çalışmasını ve düşük maliyetli olmalarını sağlıyor.

IDC sektörüne 2012 yılında giren ZTE, veri merkezi çözümleriyle bugüne kadar dünya genelinde 200’den fazla müşteriye aktarılan hizmetler kapsamında oldukça olumlu geri dönüşler sağladı.

Comodo’dan yeni sertifika yönetim platformu

0

Comodo, yeni Comodo Sertifika Yöneticisi’ni (CCM) piyasaya sundu. Eksiksiz ve tüm yaşam çevrimini kapsayan bir dijital sertifika yönetim platformu olan CCM, şirketlerin;  tüm dijital sertifika eko sistemlerini eşsiz bir entegrasyon, otomatik bulma ve kullanım kolaylığıyla yönetmelerine imkan vererek, süresi dolmuş bir sertifikayı bir daha asla gözden kaçırmamalarını sağlıyor.

CCM, hangi sertifika otoritesinden alınmış olursa olsun, şirketlerin bünyeleri içindeki tüm sertifikaları kendi başlarına yönetmesine, anında yapılandırmalarına ve kontrol etmelerine imkan sağlarken, süresi dolmak üzere olan sertifikaları da bildiriyor. CCM’nin öne çıkan bir özelliği de; şirket içindeki tüm iç ve dış SSL/TLS sertifikalarını otomatik olarak bulması. CCM, bunları tek bir merkezi envanter altında organize ederek, SSL/özel anahtar bilgisinin (PKI) izlenmesini ve yönetilmesini basitleştirebiliyor. CCM, “ayarla ve unut” (set-and-forget) özelliği ve sertifika yenilenmesi yapmanın yanı sıra, Comodo Sertifika Otoritesi tarafından verilmiş sertifikalar için PKI arşivlenmesi de yapabiliyor. CCM; otomatik izleme, Google, Apple ve Experian tarafındanda tecrübe edilen ve yanlışlıkla sertifika süresinin dolması nedeniyle meydana gelen itibar hasarı ile gelir kaybının önlenmesine yardımcı oluyor.

CCM’nin özellikleri bunlarla da sınırlı değil. Bu ürün; ya doğrudan CCM üzerinden ya da Microsoft Aktif Dizin sertifika şablonlarının kullanımı yoluyla kurumların kendi özel Sertifika Otoritesi olmalarını sağlıyor. Bu da; şirketlerin maliyet- etkin bir şekilde, SSL, S/MIME (kilit arşivleme ve kurtarma dahil), güvenli oturum açma, kullanıcı ve makine kimlik denetimi, web sunucu doğrulama ve akıllı kart gibi gelişmiş güvenlik imkanlarını etkinleştirmelerine olanak tanıyor.

21 milyar cihaz internete bağlanacak

Bilgi güvenliğinin bel kemiğini oluşturan dijital sertifikalar ve yönetimi, dijital olan her şeyin güvenliğinin sağlanması ihtiyacının artmasıyla birlikte çok daha karmaşık bir yapıya kavuştu. 2020 yılında internete bağlı nesne, akıllı cihaz (IOT) sayısı 21 milyarı bulacak ve şirketlerin daha iyi bir güvenlik yönetimi sertifikası kullanması gerekecek. Çünkü son zamanlarda güvenlik zafiyetleri yüzünden rekor kıran DDoS saldırıları, daha iyi bir güvenlik yönetimi sertifikası kullanmayı zaruri hale getirecek.

Bu noktada; önemli tespit ve uyarılara ihtiyaç var: Değişik sertifika otoritelerinden alınmış çok sayıda sertifikanın manuel olarak kurum içinde izlenmesi ve takip edilmesi hatalara ve yanlış yönetime neden olduğu gibi yenilemelerin, süresi dolmuş veya zayıf sertifikaların gözden kaçmasına- feci boyutlara ulaşması olası güvenlik zafiyetlerine yol açabilir. Az personelle çalışan IT departmanları için zaman ve kaynak yoğunluğu bakımından bu oldukça basittir. CCM bu sorunu tamamen ortadan kaldırmaktadır.

 

Dijital sertifika hayati önemde

IDC’de Güvenlik Ürünleri Araştırma Yöneticisi Robert Westervelt,  dijital sertifikaların güvenlik ve güven için hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor ve  “Manuel yönetimi tolere edemeyecek kadar önemli ve kapsamlı bir iştir. Biz, otomatik sertifika yönetim çözümlerinin zorunlu en iyi uygulama olduğunu ve ağa bağlı cihazlar ile nesnelerin internetinin hızla artmasıyla daha da önemli bir gereksinim haline dönüştüğünü düşünüyoruz” diyor.

 

Samsung ürün tasarım aşamasındaki sırrını açıkladı

Samsung, beyaz eşya geliştirirken gerçek insan yaşamına değer katmak için insan odaklı uzmanlardan oluşan HOLMES ekibini tanıttı.

Teknolojik ürünlerin tasarımı konusunda örnek oluşturacak bir hikayeye sahip olan Holmes ekibi adını müthiş gözlemler yapabilme ve çarpıcı sonuçlara varabilme yeteneğiyle ünlü Sherlock Holmes’dan alıyor. Ekip, gerçek bir evi taklit eden bir laboratuvarda çalışmalarını sürdürüyor.

Duvarları termal görüntü kameraları ve sensörlerle kaplı laboratuvarda, araştırmacılar kendi varlıklarını kamufle eden özel bir kamera aracılığıyla denekleri gözlemliyorlar. Böylece, katılımcıların kendilerini mümkün olduğunca rahat ve evlerinde hissetmeleri sağlanıyor.

Samsung Electronics Türkiye Tüketici Elektroniği Satış ve Pazarlama Direktörü Mert Gürsoy, “Samsung’un oluşturduğu HOLMES ekibi, birçok etkeni hesaba katarak etkin bir büyük veri analizi sunmak için çalışıyor. Ekip, her bir tüketici elektroniği ürününü pazara sunulmadan önce on binlerce deneyden geçiriyor. AddWash teknolojisi de aylar süren çalışmalar ve büyük veri analizinden sonra tüketicilerin beğenisine sunulacak tasarıma kavuştu” dedi.

AddWash için 10 bin testten elde edilen veriler analiz edildi

AddWash akıllı kapak teknolojisinin geliştirme sürecinde 10 bin testten elde edilen veriler toplanarak, analiz edildi. Tüketicilerin psikolojisi ve davranışları üzerine elde edilen bulgular AddWash’un ergonomik tasarımına öncülük etti.

Bu doğrultuda AddWash’un ergonomik tasarımı,tüketicinin makine kapağına eğildiğinde belinde oluşan baskıyı %70 azaltıyor ve her seferinde makinenin ana kapağını açmak için eğilmek yerine pencereyi kullanmalarına imkân vererek omurga zorlanmalarını %40.8 oranında düşürüyor.
Ayrıca HOLMES ekibi en doğru tasarıma karar vermek için, ortalama bir yetişkin ya da çocuğun AddWash kapağını açmak için ne kadar efor harcadığını ölçtü. Bu ölçüm sonucunda Samsung, yetişkinlerin kolayca açabildiği ama çocukların açamadığı kapak mekanizmasını üretti. Giysilerin kolayca sığabildiği ve çocuğu ya da evcil hayvanı olan aileleri endişelendirmeyecek şekilde kapağın doğru biçim ve boyutta olduğundan emin olundu.

Samsung’tan dev satın alma!

0

Samsung tarihindeki en büyük satın alma olan 8 milyar dolarlık işlem ise Samsung artık otomobiller ve evler için önemli bir ses sistemi üreticisine dönüşecek.

Otomobil ürünlerinde rekabete hazırlık

Bu yeni satın alam Samsung’un akıllı otomobiller içinde yer almak için Google ve Apple ile rakabet edeceğinin de bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Samsung’un elektronik konusundaki geniş birikiminin Harman’ın otomotiv içi ürünler konusundaki uzmanlığı ile birleştiğinde, akıllı otomobiller için önemli ürünlerin ortaya çıkacağı düşünülüyor.

Harman’ın sadece müzik değil, connected cars, güvenlik, elektronik, bağlantı ve telematiks odaklı ürünleri BMW, VW, Toyota başta olmak üzere toplam 30 milyon otomobilde kullanılıyor.

Samsung’un satın alma işlemi hakkında daha fazla bilgi verip vermeyeceği şu anda bilinmiyor.

Veri depolamaya 13,2 milyar dolar harcanacak

0

Bağımsız araştırma kuruluşu Technavio’ya göre 2016 ve 2020 yılları arasında NAS pazarının yüzde 11 oranında büyümesi tahmin ediliyor. Kurumların verilerini güncel tutmaları ve güvenliğini sağlayabilmeleri, iş süreçlerinin kesintiye uğramadan devam etmesini sağlıyor. Bu alanda hizmet veren Synology, kurumların ve profesyonellerinin depolama ihtiyaçlarını karşılamak için Ar-Ge çalışmalarına devam ediyor. Kullanıcıların hizmetine sunulan DSM 6.1 beta (DiskStation Manager) sürümü ile Synology NAS cihazlarının all-in-one (hepsi bir arada) sunucu olarak kullanılması ve IT stratejilerinin merkezine konumlandırılması sağlanıyor. Synology’nin DSM 6.1 beta sürümü, kullanıcıların, yenilikçi NAS deneyimini farklılaştırıyor.

Verilere her yerden, her zaman ve kolayca erişilecek

DSM 6.1 beta sürümü birçok yeniliği beraberinde getiriyor. İşletim sisteminin yenilikleri; sistem durumu izleme, geliştirilmiş veri bütünlüğü sağlama, dosyaların kendi kendini iyileştirmesi ve Apple’ın Time Machine için genişletilmiş destek sunmasının yanı sıra, sistem yöneticilerinin işlerini kolaylaştırmak için esnek güncelleme seçenekleri sunuyor. Active Directory Domain servisi ile Synology NAS modelleri, kullanıcıları, grupları ve cihazları yönetmek için kullanımı kolay araçlara sahip.

Büyük boyutlu verileri aktarmak sorun olmaktan çıkacak

Synology tarafından yeni geliştirilen SITA (İnternet Aktarım Hızlandırıcısı) teknolojisi Presto ile bilgisayar ve internet üzerinden uzaktaki Synology NAS cihazları arasındaki dosya transferi ve performans optimize edilebiliyor. Universal Search uygulaması ile Synology NAS cihazları üzerinden, belgelere, multimedya dosyalarına veya herhangi bir uygulamaya istenilen an hızlıca erişilebiliyor. Synology kullanıcıları, cihaz üzerinde bulunan USB bellek sürücüleri ile NAS cihazından basit şekilde istenilen dosya veya belgeleri kopyalayıp yedekleyebiliyor. Synology tarafından sunulan özelleştirilebilir kurallar sayesinde kullanıcıların hangi dosyalara erişip erişemeyecekleri oluşturulan izin protokolü ile belirlenebiliyor.

Kimin hangi dosyaya erişebileceğine siz karar verin

Farklı ihtiyaçlara göre farklı çözümler sunduklarını belirten Synology Türkiye Ürün Müdürü Volkan Yiğit, “Ar-Ge çalışmalarımız sayesinde kullanıcılarımızın yeni teknolojilerden yararlanmasını sağlıyoruz. Synology High Availability’nin son sürümü, S.M.A.R.T testleri ve SSD Trim (Uygun Biçimlendirme Komutları) ile sunucuların düzenlenmesini sağlarken, kullanıcıların bölünmüş alanlarını azaltmak için çekirdek sunucu eklenmesine izin veriyor. Virtual DSM Manager sürümü, hizmet kesintisini önlemek için üçüncü bir makinede saklanan verileri tutarken, kullanıcıların sorunsuz şekilde iki Synology NAS cihazları arasında DSM sanal örneklerin aktarılmasını sağlıyor. Bununla birlikte, Btrfs özelliklerinden yararlanarak sanal DSM yöneticisi oluşturup, saniyeler içerisinde tüm makineleri geri yüklemeye olanak sağlıyor.” dedi.

Felaket durumunda bile veri kaybedilmiyor

Snapshot Replication uygulaması, belgeleri korumak için sanal makine verileri veya diğer önemli dosyaların felaket durumunda güvenli ve kullanılabilir kalmasını sağlamak için güncellenmiş yönetim araçlarının denetimini sağlıyor. Ayrıca anlık kopyalama işlemi yapmaya imkân tanıyor. Daha fazla esneklik için yerel birimlere anlık görüntüler kaydedilebiliyor. Hyper Backup’ın son sürümü sayesinde ise gelişmiş bütünlük kontrolleri yedekleri güvenli tutularak, veri tekilleştirme ile depolama tüketimi azaltılıyor. Hyper Backup uygulamasıyla kullanıcılar ayarlarını özelleştirebiliyor, veri saklama kuralları oluşturulabiliyor.

Blesh, Volkswagen için selfie çeken akıllı anahtarlık geliştirdi

Blesh, Bluetooth teknolojisini entegre ederek geliştirdiği akıllı anahtarlık ile Volkswagen araç sahiplerinin hayatını kolaylaştıracak.

Arabanın Anahtarını ve Telefonu Kaybetmeye Son

Volkswagen tarafından Volkwagenim mobil uygulamasına dahil edilen akıllı anahtarlık araç sahiplerine çok özel bir deneyim sunuyor. Kullanıcıların telefonları ile araba anahtarları arasında bir iletişim sağlayan akıllı anahtarlık, ikisinden biri kaybolduğunda özel alarmı ve lokasyon takibi sayesinde bulunmalarını kolaylaştıracak. Mobil uygulama içinden “Telefonumu Bul” veya duruma göre “Anahtarlığımı Bul” seçenekleri her zaman kullanıcıların kurtarıcısı olacak.

50 Metrelik Dünyanın En Uzun Selfie Çubuğu

Bluetooth ile çalışan akıllı anahtarlık aynı zamanda bir selfie kumandası olarak da çalışıyor. Blesh tarafından tasarlanan cihaz, kullanılan teknolojinin imkanları kapsamında “Selfie Kumandası” işlevi ile sahiplerinin 50 metreye kadar mesafeden telefonlarını yöneterek selfie çekmesini de imkan sunuyor. Bu sanal selfie çubuğu ile artık daha geniş kadrajlı selfieler çekilebilecek…

Konuya ilişkin açıklama yapan Blesh CEO’su Devrim Sönmez, “Dünyanın önemli otomotiv üreticilerinden Volkswagen’in akıllı anahtarlık için teknoloji partneri olarak Blesh’i seçmesi bizi gururlandırdı. Blesh olarak Bluetooth teknolojisi ile çalışan beacon’lar konusunda hem Türkiye’de hem de dünyada ilgi gören bir Türk şirketiyiz. Türkiye geneline yerleştirdiğimiz ve 20 milyon kişiye erişim imkanı sağladığımız 35 bin adet sensörle 100’ü aşkın lider ve önemli şirkete hizmet veriyoruz.TRPE Capital liderliğinde yakın dönemde aldığımız 4 milyon dolarlık yatırımın da katkısıyla Ar-Ge gücümüzü artırıp yenilikçi projeler ortaya koyarak emin adımlarla büyümemizi sürdüreceğiz” dedi.

Akıllı Anahtarlık Neler Sunuyor?

Anahtarım Nerede?
Volkswagenim mobil uygulamasıyla anahtarlığınızın son konum bilgisine ulaşabilir, sesli uyarı vermesini sağlayarak yerini bulabilirsiniz.

Telefonum Nerede?
Anahtarınız cebinizde ama telefonunuzu bir türlü bulamıyorsunuz. Sorun yok. Anahtarlığınızın üzerindeki Volkswagen logosuna iki kez basarak telefonunuzun sesli uyarı vermesini sağlayabilirsiniz.

Selfie Kumandası
Madem tüm aile/arkadaşlar bir arada, fotoğraf çekmek için kimse kendini feda etmesin. Telefonunuzu uygun bir yere yerleştirerek anahtarlığınızın üzerindeki logoya basabilir, uzaktan fotoğraf çekebilirsiniz. Eksiksiz aile/arkadaş fotoğrafları için birebir.