Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 554

BKM haziran raporu yayınlandı!

0

Türkiye’deki kart kullanımı Haziran 2024 itibarıyla büyük bir artış göstererek çeşitli kart tiplerinde önemli gelişmeler yaşandı. Toplam kart sayısı yüzde 12 artarak 366,8 milyondan 411,9 milyona yükseldi. Bu büyümede, kredi kartı sayısının yüzde 15 artışla 108,3 milyondan 124,1 milyona, banka kartı sayısının yüzde 7 artışla 178,7 milyondan 191,8 milyona ve ön ödemeli kart sayısının yüzde 20 artarak 79,8 milyondan 96 milyona çıkması etkili oldu.

BKM Haziran 2024 raporu yayınlandı! Kartlı ödeme artışı devam ediyor

Kartla yapılan toplam ödeme hacmi de yüzde 98 artış göstererek 638,7 milyar TL’den 1.267,6 milyar TL’ye ulaştı.

Bu hacimde, kredi kartlarıyla yapılan ödemeler yüzde 105 artarak 514,9 milyar TL’den 1.056,8 milyar TL’ye, banka kartlarıyla yapılan ödemeler yüzde 65 artarak 113,2 milyar TL’den 186,2 milyar TL’ye ve ön ödemeli kartlarla yapılan ödemeler yüzde 132 artarak 10,6 milyar TL’den 24,6 milyar TL’ye yükseldi.

İnternet üzerinden yapılan kartlı ödemeler ise yüzde 101 artışla 174,4 milyar TL’den 349,7 milyar TL’ye çıkarken, bu ödemelerin toplam kart ödemeleri içindeki payı yüzde 26’dan yüzde 27’ye yükseldi.

Ayrıca, kartla yapılan işlem sayısı da yüzde 17 artış göstererek 1,326,6 milyondan 1,552 milyona çıktı. Bu işlemlerde, kredi kartlarıyla yapılan işlemler yüzde 21 artarak 735,6 milyondan 887,8 milyona, banka kartlarıyla yapılan işlemler yüzde 9 artarak 509,9 milyondan 553,7 milyona ve ön ödemeli kartlarla yapılan işlemler yüzde 36 artarak 81,1 milyondan 110,5 milyona yükseldi.

Mağaza içi kartlı ödemelerde temasız ödeme kullanımı da dikkate değer bir artış gösterdi. Temasız ödeme adedi yüzde 28 artarak 804,9 milyondan 1.027,5 milyona çıkarken, temasız ödeme tutarı yüzde 125 artışla 182 milyar TL’den 409,4 milyar TL’ye yükseldi. Bu artışla birlikte, mağaza içi ödemelerdeki temasız ödemelerin payı yüzde 73’ten yüzde 79’a çıktı.

Rekabet Kurumu’ndan şarj istasyonu soruşturması!

0

İstanbul-İzmir Otoyolu üzerindeki elektrikli araç şarj istasyonlarının kurulumu ve işletilmesi, Rekabet Kurumu’nu harekete geçirdi. Otoyol üzerindeki Oksijen isimli hizmet tesislerinin tek işletmecisi olan Otoyol İşletme ve Bakım AŞ ile ZES Dijital Ticaret AŞ, şarj ağı işletmeciliğinde rekabet ihlali iddialarıyla soruşturuluyor.

Soruşturmanın odak noktasında Otoyol İşletme ve Bakım AŞ’nin belirli bir firma ile iş birliği yaparak otoyol üzerindeki şarj istasyonu kurulumunu ve işletmesini tekelleştirdiği iddiaları yer alıyor. Bu durumun elektrikli araç şarj istasyonu kurmak için uzun süredir bekleyen Shell gibi enerji devlerinin önünü kapattığı düşünülüyor.

Rekabet Kurumu’nun olası müdahalesi elektrikli araç şarj altyapısı alanında önemli değişiklikler getirebilir. Soruşturma sonucunda otoyol üzerindeki şarj istasyonu sayısının artması ve farklı firmaların da bu alanda hizmet vermeye başlaması, ayrıca kurulduğu halde açılmayan istasyonların da faaliyete geçmesi bekleniyor.

Zira Shell gibi geniş bir istasyon ağına sahip şirketlerin devreye girmesi elektrikli araç kullanıcıları için büyük kolaylık sağlayabilir. Daha fazla şarj istasyonu seçeneği sunulması da sürücülerin menzil endişesi yaşamadan daha uzun mesafeler kat etmesini mümkün kılabilir.

Hatta öyle ki rekabetin artmasıyla birlikte şarj hizmetlerinde fiyat rekabeti de gündeme gelebilir. Bu durum da elektrikli araç kullanımının daha da cazip hale gelmesini ve yaygınlaşmasını destekleyebilir.

Gerçek zamanlı trafik uygulaması 2024 Paris Olimpiyatlarında sıkışıklığı azaltacak!

2024 Olimpiyatları için milyonlarca sporsever ve sporcu Paris’e akın ederken, TomTom, şehirdeki yol koşulları hakkında gerçek zamanlı ve ayrıntılı bilgiler sunan özel bir trafik endeksini tanıttı. Bu yeni araç, hem sporcuların hem de taraftarların hem de yerel halkın Paris’in yoğun yollarında daha kolay ve sorunsuz bir şekilde gezinmesine yardımcı olacak.

Paris Trafik Endeksi, yalnızca trafik sıkışıklığı seviyelerini izlemekle kalmıyor, aynı zamanda toplam trafik sıkışıklığı sayısını da takip ederek hareketli şehirdeki herkes için daha sorunsuz bir navigasyon sağlıyor. İnteraktif bir harita, kullanıcılara şehirdeki trafik akışının ayrıntılı görünümlerini sunuyor ve bir yol kullanıcısının 6 mil seyahat etmesi için gereken süre hakkında doğru bilgiler içeriyor.

Gerçek zamanlı trafik aracı Ayrıntılı grafikler, son 48 saat ve yedi güne ait trafik sıkışıklığı verilerini göstererek sürücülerin şehirdeki yolculuklarını planlamak için yolların ne zaman daha sakin olduğunu daha iyi anlamalarına yardımcı oluyor. Olimpiyatlar kadar büyük ölçekli bir etkinlik olmasa bile Paris, Avrupa’nın en sıkışık şehirlerinden biri olarak biliniyor. Mobilite yazılımı sağlayıcısı Inrix, Paris’i kıtanın en sıkışık şehri olarak sıralıyor ve sürücüler her yıl ortalama 70 saatlerini trafikte harcıyor.

TomTom’un ortaklıkları ve hedefleri

Gerçek zamanlı trafik aracı Olimpiyatlar öncesinde TomTom, gerçek zamanlı ayrıntılı trafik bilgileri sağlamak için Fransa Ulaştırma Bakanlığı ve Paris trafik yetkilileriyle ortaklık kurdu. Bu işbirliği sayesinde, TomTom’un haritaları mümkün olduğunca güncel ve doğru olacak. Paris karayolu otoritesi, yol kullanıcılarının trafik koşulları ve yol kapanmaları hakkında en güncel bilgileri almalarını sağlamak için oyunlar boyunca TomTom’un verileriyle desteklenen PTV Group’un bir trafik veri platformundan yararlanacak.

TomTom’un iletişim müdürü Sandra Zialcita, bir blog yazısında şunları söyledi: “TomTom’un Trafik Endeksi Paris Özel Sürümü ile hem işletmeler hem de sürücüler normal koşullara kıyasla sıkışıklık seviyelerini kolayca görüntüleyebilir ve gerçek zamanlı yolculuk sürelerine erişebilir. Her şey, Olimpiyatlar sırasında Paris’in sorunsuz bir şekilde ilerlemesini sağlamakla ilgili.”

2024 Paris Olimpiyatları sırasında TomTom’un yeni trafik endeksi, şehirdeki tüm yol kullanıcılarının daha rahat ve hızlı bir şekilde hareket etmelerini sağlayarak büyük bir kolaylık sunacak.

17 Yaşındaki girişimci, Tuvaletten başlayan yolculuğunda 2,3 Milyon dolar yatırım aldı!

Eric Zhu, 17 yaşında genç bir girişimci, Carmel, Indiana’daki lisesinin tuvaletinde başlayan kariyer yolculuğuyla dikkat çekiyor. Zhu, şu anda analitik bir özel piyasa veri platformu olan Aviato’yı kurarak 2,3 milyon dolarlık yatırımaldı. Aviato, Crunchbase ve PitchBook gibi platformlarla rekabet ediyor ve finansman turları ile çalışan sayısını takip ediyor. Ayrıca şirket kredi kartı gelir verileri ve çalışan yatırım takvimleri gibi ek metrikler de sunuyor. Zhu, Aviato’nun amacının, SignalFire’ın kurucusu Walter Kortschak ile iş birliği içinde geliştirdiği bir platforma benzemesi olduğunu belirtiyor.

17 Yaşındaki girişimci Zhu’nun girişimcilik serüveni, pandemi sırasında Discord sohbet gruplarında sektörü öğrenmesiyle başladı. 2021’de okullar için dijital bir platform olan Esocial’ı kurdu ve 10 ay sonra bu şirket satıldı. Ardından, erken aşama şirketlerine yatırım yapan Bachmanity Capital‘a katıldı ve burada Aviato fikri ortaya çıktı.Aviato’yu kurarken Zhu, lise tuvaletinden yeşil perde ve halka ışık kullanarak görüşmeler yaptı. Okuldan atılmasına rağmen NEA, Republic Capital ve 8VC gibi önemli müşterilere ulaşmayı başardı.Aviato’nun 2,3 milyon dolarlık tohum finansmanı 8VC, Soma Capital ve SoftBank‘tan geldi. Hustle Fund’ın ortak kurucusu Eric Bahn, Zhu ile tanıştığında onun genç yaşına rağmen olgun bir girişimci olduğunu fark etti.

Zhu şimdi San Francisco’ya taşındı ve lise diplomasını online olarak tamamlamak için çalışıyor. Zhu, ailesinin hala ne yaptığını tam olarak anlamadığını ve annesinin doktor olmasını istediğini belirtiyor, ancak kendisi bu durumu pek umursamıyor.

“Bir ürün inşa ettik ve birçok insan bunu beğendi,” diyen Zhu, Aviato’nun müşteri tabanının girişim fonları ve özel sermaye fonlarından oluştuğunu ve PitchBook’un yerini almak istediklerini söylüyor.

Intel 13. ve 14. nesil işlemcilerdeki kararsızlık sorununun kaynağı bulundu!

0

Intel, uzun süredir tartışılan 13. ve 14. Nesil işlemcilerdeki kararsızlık sorunlarının kaynağını nihayet belirledi. Şirketin yaptığı açıklamada, bu sorunların yüksek çalışma voltajından kaynaklandığı belirtildi.

Intel, oyun geliştiricileri, sistem entegratörleri, sunucu sağlayıcıları, oyuncular ve teknoloji tutkunları tarafından merakla beklenen açıklamayı yaptı. Şirket, Core 13. ve 14. Nesil üst seviye işlemcilerdeki yaygın kararsızlık sorunlarınınyüksek çalışma voltajı nedeniyle meydana geldiğini açıkladı. Intel’in açıklamasında, “Yüksek çalışma voltajının bazı 13. ve 14. Nesil masaüstü işlemcilerde kararsızlık sorunlarına yol açtığını tespit ettik,” denildi.

New Intel Core 14th Gen HX-series mobile processors are built for gamers, creators and professionals who need the highest levels of compute performance and require the mobility a laptop provides. Led by the Intel Core i9-14900HX, featuring eight Performance-cores and 16 Efficient-cores, the new HX-series combines best-in-class connectivity with incredible single- and multi-thread performance. Intel introduced the Intel Core 14th Gen HX-series mobile processors at CES 2024 on Monday, Jan. 8, 2024. (Credit: Intel Corporation)

Intel işlemcilerdeki kararsızlık sorununu, iade edilen işlemciler üzerinde yapılan incelemelerde sorunun, yüksek çalışma voltajını işlemciye yanlış voltaj talepleri gönderen bir mikrokod algoritmasından kaynaklandığını doğruladı. Şirket, analizlerine devam ederken, anakart üreticileri için Ağustos ayının ortasına kadar bir mikrokod yaması yayınlamayı planladığını duyurdu. Ayrıca, Intel, bu sorunu yaşayan tüm kullanıcıların firmanın destek birimiyle iletişime geçmeleri gerektiğini vurguladı.

Intel, ilk olarak Nisan ayında Core i9-13900K ve i9-14900K sahiplerinden sık sık çökme sorunları yaşadığına dair çok sayıda rapor aldıktan sonra bu sorunu araştırmaya başlamıştı. Ancak, yapılan BIOS güncellemeleri, kararsızlık sorunlarını çözemedikleri için bu sorunun ölçeği büyük bir problem haline geldi. Gamers Nexus gibi bazı yayınlar, bu sorunlar nedeniyle Intel işlemcileri şu anda tavsiye edemeyeceklerini belirtiyor. Şirket, aynı sorunu yaşadığı iddia edilen mobil işlemcilerle ilgili ise herhangi bir açıklama yapmadı.

Toyota, Türkiye’de kısa süreliğine üretimi durduruyor!

0

Toyota, Sakarya’daki fabrikasında gerçekleştirdiği üretime, 29 Temmuz – 17 Ağustos tarihleri arasında planlı bakım ve revizyon çalışmaları sebebiyle üç hafta ara verecek. Bu dönemde gerçekleştirilecek olan çalışmalarla fabrikanın gelecekteki performansı ve verimliliği artırılacak.

Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, ileri teknolojilere sahip üretim hatları ve yüksek kalite standartlarıyla tanınıyor. Bu planlı bakım ve onarım süreci de fabrikanın üretim kapasitesini ve operasyonel etkinliğini en üst düzeye çıkarmak için gerçekleştiriliyor. Yani gelecekte daha verimli ve kaliteli üretim süreçleriyle devam edilecek.

Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye’nin Sakarya’daki fabrikasında üretilen modeller arasında iki önemli araç öne çıkıyor: Corolla ve Toyota C-HR. Bu modeller fabrikanın üretim kapasitesini ve kalitesini yansıtan dünya çapında tanınan araçlar.

Toyota’nın en ikonik modellerinden olan Corolla, onikinci jenerasyonuyla Türkiye’de üretiliyor. Toyota’nın kendi kendine şarj edebilen hibrit teknolojisine sahip olan yeni Corolla, sarsıntısız ve sessiz bir sürüş deneyimi sunarken, yüksek verimliliği ile de dikkat çekiyor.

Toyota’nın Global Mimarisi (TNGA) platformu kullanılarak üretilen bu model kaliteli malzemeler ve yenilenmiş iç tasarımı ile kullanıcılarına yeni bir deneyim sunuyor. Ayrıca Corolla, dünya genelinde 150’den fazla ülkeye ihraç edilerek Toyota Türkiye’nin küresel başarısının sembolü haline gelmiş durumda.

Toyota C-HR 2016 yılından bu yana Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye tarafından üretiliyor. C segmentine yeni bir bakış açısı getiren bu crossover model, aynı zamanda Türkiye’de üretilen ilk hibrit araç. Toyota C-HR’in hem hibrit hem de benzinli motor versiyonları bulunuyor ve düşük yakıt tüketimi ile performansı bir arada sunuyor.

C-HR, Avrupa başta olmak üzere yüzde 90 oranında ihraç ediliyor ve dünya genelinde büyük beğeni topluyor. Ayrıca C-HR güçlü ve sağlam duruşunu yansıtan Elmas mimarisi tasarımı ve Toyota’nın Keen Look felsefesi ile de dikkat çekiyor.

Elon Musk xAI İçin dünyanın en güçlü yapay zeka eğitim kümesini kurdu!

Elon Musk, çok sayıda teknoloji şirketinin başında bulunan bir isim olarak, son olarak yapay zeka şirketi xAI için dünya çapında bir yeniliğe imza attı. Musk, xAI’nın geliştirdiği yapay zeka eğitim kümesi olan Memphis Supercluster‘ın kurulduğunu ve eğitime başladığını duyurdu. Bu küme, dünyanın en güçlü yapay zeka eğitim altyapısı olarak nitelendiriliyor.

Musk, xAI’yi OpenAI’ın doğrudan rakibi olarak konumlandırıyor ve amacı, en gelişmiş yapay zekayı yaratmak. Memphis Supercluster, bu hedef doğrultusunda devreye alınıyor.

Elon Musk xAI için Yeni kurulan eğitim kümesi, 100.000 sıvı soğutmalı Nvidia H100 GPU’dan oluşuyor. RDMA (uzaktan doğrudan bellek erişimi) yapılarıyla birbirine bağlı olan bu GPU’lar, şu anda teknoloji dünyasında altın değerinde ve talep oldukça yüksek. Nvidia’nın daha güçlü H200 çiplerini bu yıl piyasaya sürmesi ve gelecek yıl Blackwell tabanlı B100 ve B200 GPU‘ların üretime geçmesi bekleniyor.

Memphis Supercluster, Musk’a göre, her ölçütte dünyanın en güçlü yapay zekasını eğitmek için kullanılacak. Grok 1.5‘in piyasaya sürülmesinin ardından, Grok 2’nin yakın zamanda çıkması ve Grok 3’ün 2024 sonunda piyasaya sürülmesi planlanıyor. Musk, Memphis Supercluster’ın Aralık ayında eğitimini tamamlamış olacağını belirtti.

Bu yeni süper bilgisayar, Top500 listesindeki diğer tüm sistemleri geride bırakıyor. Listenin zirvesindeki Frontier, 37.888 AMD GPU kullanırken; Aurora, 60.000 Intel GPU’ya ve Microsoft Eagle, 14.400 Nvidia H100 GPU’ya sahip. Memphis Supercluster, bu sistemlerden çok daha üstün bir işlem gücü sunuyor.

Kamala Harris teknoloji ve yapay zeka üzerine ne düşünüyor?

ABD Başkanı Joe Biden’ın adaylıktan çekilmesinin ardından, Demokrat Parti’nin yeni başkan adayı olarak öne çıkan Kamala Harris, teknoloji ve yapay zeka konusundaki görüşleriyle dikkat çekiyor. San Francisco’nun eski bölge savcısı ve Kaliforniya başsavcısı olarak teknoloji sektörüyle yakın ilişkiler kurmuş olan Harris, teknoloji devlerinin daha sıkı denetlenmesi gerektiğini savunuyor.

Senatörlük döneminde sosyal medya devlerine yönelik yanlış bilgi yayma konusundaki sert eleştirileriyle tanınan Harris, bu şirketlerin toplum üzerindeki etkilerinin sınırlandırılması gerektiğini vurguladı. Harris, teknoloji şirketlerinin karlarının, toplum güvenliği ve demokrasinin istikrarından önce gelmemesi gerektiğini belirtti.

Yapay zeka düzenlemeleri

Harris, yapay zeka ve teknoloji şirketlerinin daha sıkı düzenlemelere tabi tutulması gerektiğini düşünüyor. 2020 başkanlık kampanyası sırasında, Elizabeth Warren’ın teknoloji devlerinin bölünmesini savunmasının aksine, Harris bu şirketlerin düzenlenmesine yönelik politikalar önerdi. Başkan Yardımcısı olarak, yapay zeka geliştirme süreçlerinde yeni standartlar belirlenmesini öngören bir yürütme emrini destekledi. Harris, bu gönüllü taahhütlerin güvenli bir yapay zeka geleceği için bir başlangıç olduğunu ve daha fazla düzenleme yapılması gerektiğini ifade etti.

TikTok üzerindeki tutum

TikTok’un ulusal güvenlik endişeleri nedeniyle ele alınması gerektiğini belirten Harris, ancak TikTok’un yasaklanmasına karşı olduğunu söyledi. “TikTok’un sahibiyle ilgili ulusal güvenlik endişelerimiz var, ama TikTok’u yasaklama niyetimiz yok” şeklindeki açıklamasıyla, platforma yönelik düzenlemelerin daha dengeli bir şekilde ele alınması gerektiğini savundu.

Kamala Harris’in teknoloji ve yapay zeka konusundaki tutumları, ABD’nin dijital dünyası ve teknoloji devleriyle ilişkileri açısından önemli bir rol oynayabilir. Başkan adayı olması durumunda, Harris’in bu alanlardaki politikaları ve kararları büyük bir merak konusu olacak.

Titreşim sönümleyici mıknatıs hassas cihazlarda kullanılacak!

0

Düşük ışık koşullarında uzun pozlama için kamerayı sabit tutmaya çalışan herkes genellikle ne olduğunu bilir: kamera sallanır ve bulanık bir görüntüye neden olur. Aynı sorun teleskop görüntülerinde veya diğer uzun mesafe görüntüleme ekipmanlarında da ortaya çıkabilir. Çok küçük yer titreşimleri bile son derece hassas optik sistemlerde sonuçları bozabilir. Sorunu çözmek için Viyana Teknoloji Üniversitesi’ndeki (VUT) bilim adamları, elektro-kalıcı mıknatıslar kullanan yeni bir tür titreşim sönümleme teknolojisi geliştirdiler.

Titreşim sönümleyici mıknatıs

Sıradan kalıcı mıknatıslar gibi bu mıknatıslar da bir güç kaynağına ihtiyaç duymadan mıknatıslıklarını kalıcı olarak korurlar. Ayrıca bir bobinle donatılmışlardır, böylece bir elektrik darbesi mıknatıslanmalarını son derece hızlı bir şekilde değiştirebilir. Bu, büyük teleskopların aynalarındaki titreşimlerin etkin bir şekilde bastırılmasını ve dolayısıyla performanslarının önemli ölçüde arttırılmasını mümkün kılar.

VUT’un titreşim sönümleme sistemi, kalıcı olarak monte edilmiş bir taban ve bunun üzerinde serbestçe yüzen bir platformdan oluşur. Platform havada asılı duruyor ve güçlü manyetik kuvvetler tarafından yerinde tutuluyor. Daha sonra birkaç elektromanyetik aktüatör ince ayar yapabilir.

Üzerine birkaç kilogramlık bir yük monte edildiğinde bile platformun konumunu saniyeden çok daha kısa bir sürede yüksek hassasiyetle ayarlayabilirsiniz. VUT Otomasyon ve Kontrol Teknolojisi Enstitüsü’nden Ernst Csencsics: “Ayna bölümlerinin konumlandırılması gibi hassas uygulamalarda, bu platformun konumunun birkaç on nanometre dahilinde sabit tutulması gerekiyor” dedi.

VUT direktörü Prof. Georg Schitter, “Elektromıknatıslar genellikle bu tür aktif titreşim sönümleme için kullanılıyor Manyetik alandaki bobinlerden bir akım akar ve bu akımın ne kadar güçlü olduğuna bağlı olarak farklı kuvvetler üretilebilir. Bu çok hızlı ve hassas bir şekilde çalışıyor” dedi. Fakat, bu teknolojinin en büyük dezavantajlarından biri akımın sürekli akması gerektiğidir; aksi takdirde manyetik kuvvetler anında kaybolacaktır.

Öte yandan, kalıcı bir mıknatıs, çok güçlü bir manyetik alan onu mıknatısladığında, herhangi bir harici enerji kaynağı olmadan manyetik özelliklerini herhangi bir süre boyunca koruyabilir. Manyetik panolarda veya buzdolabı mıknatıslarında kullanılanlar gibi günlük kalıcı mıknatıslar da bu şekilde yaratılıyor.

Windows 11 yeni bir problem ile yine gündemde!

Microsoft, kullanıcıları rahatsız eden açılır pencereleriyle bir kez daha gündemde. Bu sefer, kapatılamayan açılır pencereler, birçok kullanıcı için kabul edilemez bir durum haline geldi.Microsoft, kullanıcıları rahatsız etmek ve canlarını sıkmak için yeni yollar bulmaya devam ediyor. Bu kez, kapatılmaz bir açılır pencere bildirimi şeklinde kullanıcıların karşısına çıkıyor. Özellikle Windows 11 kullanıcıları, sistemlerinin yerleşik Windows yedekleme çözümü ile yedeklenmediği konusunda bilgilendiriliyor. Bu mesajda, “PC’ye bir şey olması durumunda” tüm verilerin saklanması için yedekleme yapmanın en iyisi olduğu tavsiye ediliyor.

Bu bildirim, neredeyse dolaylı bir tehdit gibi görünüyor. Ancak Microsoft aslında sadece dosya yedeklerini kendi OneDrive bulut hizmetinde saklama seçeneğine işaret ediyor. Ayrıca daha fazla depolama alanının da reklamını yapıyor. Ancak, daha fazla bulut depolama alanının bir bedeli var. OneDrive‘ın ücretsiz sürümü, yedeklemeler için 5 GB depolama alanı sağlar. Ancak bu alan hızla tükeniyor ve Microsoft, kullanıcılara daha fazla depolama alanı satın almalarını öneriyor.

Kullanıcıları OneDrive’a yönlendirme

Microsoft‘un Windows 11 kullanıcıları OneDrive‘a ittiği, bulut yedekleme bildiriminin devre dışı bırakılamamasından açıkça anlaşılıyor. Bu bildirimi ortadan kaldırmanın tek yolu onu kullanmaktır. Bildirime tıklayıp bir süreliğine devre dışı bırakabilirsiniz, ancak kısa süre sonra tekrar karşınıza çıkacaktır. Bu, Microsoft‘un kullanıcıları reklamlar ve hatırlatıcılarla rahatsız ettiği ilk sefer değil ve son da olmayacak.

Alternatif yedekleme çözümleri

Windows Yedekleme kötü bir fikir değildir. Ancak Windows sisteminiz için Microsoft‘un OneDrive‘ını kullanmak zorunda değilsiniz. Bulut depolamaya ihtiyaç duymadan dosyalarınızı çevrimdışı olarak yedekleyebilen çok sayıda ücretsiz yedekleme yazılımı seçeneği de vardır. Daha fazla bilgi edinmek için favori Windows yedekleme yazılımlarımıza göz atabilirsiniz.

Google, yeni akış cihazında Chromecast’den uzaklaşıyor!

0

9to5Google tarafından yayınlanan görüntülere göre, yeni ürün “Google TV Streamer” olarak adlandırılacak. Yani Chromecast’lerin sadece görünümü değil, adı da değişiyor.

Yeni cihazın üst kısmı eğimli ve genel tasarım, Google’ın diğer yeni donanımlarıyla uyumlu. İçerisinde gelen uzaktan kumanda, önceki nesil Chromecast ile birlikte gelen kumandaya oldukça benziyor, ancak bu model daha uzun ve yüzeyinde bir ses seviyesi düğmesi bulunuyor.

Google TV Streamer’ın, Pixel 9 Pro, Pixel 9 Pro XL, Pixel 9 Pro Fold, Pixel 9, Pixel Watch 3, Pixel Watch 3 XL gibi birçok ürünün yanı sıra bazı sürprizlerle birlikte şirketin 13 Ağustos’taki donanım etkinliğinde tanıtılması bekleniyor.

Google’ın, Apple TV 4K’ya güçlü bir rakip olabilecek daha güçlü bir akış cihazı üretmesi uzun zamandır bekleniyordu. 2020’de tanıtılan Google TV’li Chromecast bu seviyeye ulaşamamıştı ve Nvidia Shield, performans açısından en iyi alternatif olarak kalmıştı. Birkaç hafta içinde, Google TV Streamer’ın beklentileri karşılayıp karşılamadığı ya da Google’ın alışıldık 100 dolar altı fiyat noktasına ulaşmak için özellikleri sınırlı tutup tutmadığı konusunda daha iyi bir fikrimiz olacak.

Google'ın

Yeni cihazın performansı ve özellikleri, Google’ın piyasadaki rakipleriyle nasıl başa çıkacağını belirleyecek. Google TV Streamer’ın, yüksek çözünürlüklü video akışı ve hızlı kullanıcı arayüzü sunarak Apple TV 4K ve Nvidia Shield gibi güçlü rakiplerle rekabet edebilmesi gerekiyor.

Bunun yanı sıra, Google’ın bu yeni cihazla birlikte sunduğu içerik ve hizmetlerin de kullanıcılar için ne kadar cazip olacağı önemli olacak.

Samsung Mesajlar tarih oluyor!

Ancak, Samsung yeni bir ön yüklü mesajlaşma uygulamasına geçiş yapacağını duyurarak bu tabloyu değiştiriyor.

Haber, Samsung Members uygulaması aracılığıyla duyuruldu ve analist Max Weinbach tarafından fark edildi. Duyuruya göre, Google Mesajlar artık Galaxy telefonlarda varsayılan mesajlaşma uygulaması olacak.

Paylaşılan ekran görüntüsünde, “Flip 6, Fold 6 ve daha yeni modellerden başlayarak Samsung Mesajlar uygulaması artık ön yüklü gelmeyecek.” ifadesi yer alıyor.

“Bunun yerine, Google Mesajlar, duygularınızı ifade etmenin yeni ve gelişmiş bir deneyimini sunacak; iletişimi güvenli ve eğlenceli hale getirecek.”

Ayrıca, kullanıcıların Samsung Mesajlar uygulamasını Galaxy Store‘dan hala indirebileceği, ancak “bazı özelliklerin dahil edilmeyeceği” belirtiliyor. Hangi özelliklerin etkilendiğine dair herhangi bir bilgi verilmedi.

Samsung Mesajlar, Kanada ve Avrupa’daki Z Fold 6 ve Z Flip 6 modellerinde hala varsayılan uygulama. Bu da değişikliğin şimdilik sadece ABD cihazları için geçerli olduğunu gösteriyor.

Samsung Mesajlar’ı terketmek için erken mi?

Bu haber, Google Mesajlar’ın RCS üzerinden gönderilen görüntüleri aşırı derecede sıkıştırdığının keşfedilmesinden birkaç hafta sonra geldi. Testler, 50MP ve 6MB boyutundaki bir görüntünün RCS ile 3.1MP ve 404KB boyutunda gönderildiğini ortaya koydu. Buna karşın, Samsung Mesajlar, RCS üzerinden sıkıştırılmamış görüntüleri gönderebiliyor.

Neyse ki, Google’ın RCS üzerinden çok daha büyük görüntüler gönderebilme yeteneği üzerinde çalıştığına dair kanıtlar keşfedildi. Bu nedenle, bu önemli sorunun yakın gelecekte ele alınması muhtemel görünüyor. Ancak, Güney Koreli teknoloji üreticisinin varsayılan mesajlaşma uygulaması olarak kendi uygulamasını bırakmadan önce bu sorunun çözülmesini beklemesi daha iyi olabilirdi.

Sonuç olarak, Google Mesajlar’ın varsayılan mesajlaşma uygulaması olarak kullanılması, Samsung kullanıcıları için yeni ve gelişmiş bir iletişim deneyimi sunacak. Ancak, bu geçişin getirdiği bazı eksiklikler ve kullanıcı alışkanlıkları üzerindeki etkileri zamanla görülecek.

WhatsApp, Airdrop benzeri bir özellikte sona yaklaştı!

Bu özellik, Apple’ın Airdrop özelliğine benziyor ve şu anda WhatsApp Android uygulaması üzerinde test ediliyor; gelecekte iPhone kullanıcıları için de sunulması bekleniyor.

WABetaInfo tarafından yayınlanan raporda, TestFlight üzerinde mevcut olan iOS için en son WhatsApp beta sürümünde yeni bir “Yakındaki Paylaşım” özelliğinin bulunduğu belirtiliyor. Bu özellik, kullanıcıların fotoğrafları, videoları ve belgeleri yakınlarındaki kullanıcılarla uçtan uca şifreli bir bağlantı kullanarak kablosuz olarak paylaşmasına olanak tanıyacak. Dikkat çekici bir şekilde, bu özelliğin hem iOS hem de Android cihazlarda farklı çalışması bekleniyor.

Android kullanıcıları, yakınlarındaki kullanıcıları görebilirken iOS kullanıcılarının internet bağlantısı olmadan medya dosyalarını paylaşmak için bir QR kod taraması gerekecek. Bu özellik şu anda test aşamasında olup, Yakındaki Paylaşım özelliğinin kullanıcılar için ne zaman kullanılabilir olacağına dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.

Buna ek olarak, WhatsApp’ın Android uygulaması için iki yeni özellik üzerinde çalıştığı bildiriliyor; cihaz üzerinde canlı mesaj çevirisi ve sesli mesajların canlı transkripsiyonu. WABetaInfo’nun başka bir raporuna göre, canlı çeviri özelliği WhatsApp’ın Android beta sürüm 2.24.15.8’de görüldü. Bu özelliğin cihaz üzerinde işlem yaparak mesaj verilerinin bir sunucuya gönderilmesi yerine kullanıcının cihazında kalmasını sağladığı söyleniyor. Bu yaklaşım, gizliliği ön planda tutarken, potansiyel olarak daha hızlı çeviri hızları sunuyor. Başlangıçta İngilizce ve Hintçe ile sınırlı olan bu özelliğin gelecekte daha fazla dili desteklemesi bekleniyor.

Meta Connect 2023 etkinliğinde tanıtılan yeni WhatsApp güncellemesi, beta sürümüyle birlikte heyecan verici bir yeniliği beraberinde getiriyor. 2.23.24.26 numaralı beta sürümünde ortaya çıkan yapay zeka destekli sohbet robotu özelliği, kullanıcıların günlük yaşamlarını ve iş süreçlerini daha kolay ve verimli bir şekilde yönetmelerine olanak tanıyor. Sohbetler sekmesine eklenen yeni bir kısayol aracılığıyla erişilebilen bu özellik, kullanıcıların yapay zeka ile desteklenen sohbet robotlarına hızlı bir şekilde ulaşmalarını sağlıyor. Bu robotlar, çeşitli görevleri yerine getirme konusunda kullanıcılara yardımcı olacak, işleri daha hızlı ve sorunsuz bir şekilde halletmelerine olanak tanıyacak. Beta sürümü şu an belirli bir kullanıcı kitlesine sunulmuş durumda, ancak WhatsApp'ın bu özelliği zaman içinde daha geniş bir kullanıcı kitlesine açmayı planladığı bildiriliyor. Ayrıca, yeni beta sürümüyle birlikte gelen diğer özellikler de dikkat çekici. Kullanıcılar artık kilitli sohbetlere erişim için özel gizli kodlar oluşturabilecekler. Ayrıca, iş ve kişisel iletişimi daha iyi ayırmak isteyen kullanıcılar için farklı profiller oluşturabilme imkanına da sahip olacaklar. WhatsApp'ın bu yenilikleriyle birlikte, kullanıcıların uygulama üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaları ve deneyimlerini özelleştirmeleri hedefleniyor. Güncellemenin tam sürümünün ne zaman yayınlanacağı ve tüm kullanıcılara açılacağı henüz belirsiz, ancak bu özelliklerin kullanıcıları bekleyişe geçirmiş durumda. WhatsApp'ın gelecekteki güncellemeleri merakla bekleniyor.

Ayrı bir gelişme olarak, WhatsApp sesli mesajlar için canlı transkripsiyon özelliğini de test ediyor. Bu özellik, WhatsApp’ın Android beta sürüm 2.24.15.5’te görüldü ve sesli mesajları tercih eden kullanıcılar veya erişilebilirlik ihtiyaçları olanlar için önemli bir yenilik olabilir.

WhatsApp, kısa süre önce sohbetler ve aramalar için ‘Favoriler’ filtresini kullanıma sundu. Bu favorileri arama sekmenizin üst kısmında bulabilir ve sohbetleriniz için bir filtre olarak kullanabilirsiniz.

Tüm bu yeni özellikler, WhatsApp kullanıcı deneyimini geliştirmeyi hedefliyor ve kullanıcıların gizlilik ve kullanım kolaylığına önem veren yenilikçi çözümler sunuyor.

Meta’nın Llama 3.1 açık kaynak büyük dil modeli yayınlandı!

0

Meta, yeni açık kaynak büyük dil modeli olan Llama 3.1 modelini resmen duyurdu. Bu model, 8B, 70B ve devasa 405B parametre sürümleriyle geliyor. 128K bağlam uzunluğu ile 405B sürümü, GPT-4 ve Claude 3.5 sonnet ile yarışıyor.

Meta, Llama 3.1 açık kaynak büyük dil modeli nasıl kullanılır?

Meta’nın yeni Llama 3.1 serisi, önceki modellerine göre birçok önemli gelişme içeriyor. Öncelikle, bu serideki modellerin çıkarım yetenekleri ve çoklu dil desteği önemli ölçüde geliştirilmiş. Ayrıca, bağlam uzunluğu 128K’ya çıkarılmış, yani modeller çok daha fazla bilgiyle daha etkili bir şekilde çalışabiliyor. En dikkat çekici yeniliklerden biri de, 405B parametreli bir amiral gemisi modelin ilk kez tanıtılması.

meta-llama-3-1-acik-kaynak-buyuk-dil-modeli

Meta, 4050 milyar parametreye sahip Llama 3.1-405B modelinin genel bilgi, yönlendirilebilirlik, matematik, araç kullanımı ve çoklu dil çevirisi gibi birçok görevde GPT-4, GPT-4o ve Claude 3.5 Sonnet gibi önde gelen kapalı kaynak modellerle kıyaslanabilir olduğunu belirtiyor. Bu, Llama 3.1-405B’nin piyasanın en güçlü modelleriyle bile yarışabileceği anlamına geliyor.

Diğer yandan, 8B ve 70B parametreli Llama 3.1 modelleri de benzer parametre sayısına sahip diğer kapalı ve açık kaynak modellerle rekabet edebilecek düzeyde. Peki, bu modelleri nasıl kullanabilirsiniz? Llama 3.1 şu anda Meta’nın resmi web sitesi ve Hugging Face üzerinden indirilebilir durumda.

Ayrıca, AWS, NVIDIA, Dell, Azure ve Google Cloud gibi 25’ten fazla ortak da bu modele destek vermeye hazır. Bu da demek oluyor ki, Llama 3.1’i kullanmak isteyen geliştiriciler ve araştırmacılar için birçok seçenek mevcut. Geliştirilmiş yetenekleri ve geniş parametre yelpazesiyle, Llama 3.1, birçok farklı uygulama ve araştırma alanında önemli katkılar sağlayabilir.

Siz ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.

Google ve Microsoft enerji tüketimiyle birçok ülkeyi geride bıraktı!

Michael Thomas tarafından yapılan analiz ve X platformunda paylaşılan bilgilere göre; Google da, Microsoft da Azerbaycan’ın ülke çapındaki tüketimi kadar enerji harcadı.

Azerbaycan’ın tahmini Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYİH) 78.7 milyar dolar. Buna karşın Google’ın 2023 gelirleri 307.4 milyar dolar, Microsoft’un ise 211.9 milyar dolar olarak kaydedildi.

Bu devasa enerji tüketimi, bu şirketlerin çevresel etkilerini ortaya koyarken, aynı zamanda ölçeklerinin büyüklüğünü ve sürdürülebilirlik girişimlerinde liderlik etme potansiyellerini de hatırlatıyor. İzlanda, Gana, Dominik Cumhuriyeti ve Tunus’un her biri 19 TWh, Ürdün ise 20 TWh elektrik tüketti ve bu, iki teknoloji firmasının muazzam ölçeğini vurguluyor. Libya (25 TWh) ve Slovakya (26 TWh) ise biraz daha fazla enerji tüketti.

Ülkeler ile iki şirketin enerji tüketimini karşılaştırmak, Big Tech’in devasa enerji gereksinimlerini ve bunun çevresel etkilerini gözler önüne seriyor. Bu tüketim, bulut hizmetlerini, depolama ve hesaplama işlemlerini, ayrıca yeni nesil yapay zekayı güçlendirmek için kullanılan veri merkezlerinin çevresel etkilerine işaret ediyor.

Bu şirketlerin önemli elektrik tüketimi, sürdürülebilirlik ve yenilenebilir enerji kullanımı konusundaki tartışmaları gündeme getiriyor. Hem Google hem de Microsoft, on yılın sonuna kadar karbon nötr veya negatif olma taahhüdünde bulundular; daha temiz enerjilere yapılan yatırımlar ve enerji eşleştirmeleri önemli ölçüde arttı.

Google ve Microsoft, sırasıyla 2.294 trilyon dolar ve 3.372 trilyon dolarlık piyasa değerleriyle dünyanın en değerli dördüncü ve ikinci şirketi konumunda bulunuyor. Operasyonlarının ölçeği neredeyse bir ulus kadar büyük olan bu şirketler, dünya ekonomileri çevresel hasarları önlemek ve tersine çevirmek için çalışmaya devam ederken dikkatleri üzerlerine çekiyor.

Bu gelişmeler, teknoloji devlerinin çevresel sorumluluklarını yerine getirirken aynı zamanda operasyonlarını sürdürülebilir hale getirme konusundaki çalışmalarının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu durum, gelecekteki enerji stratejileri ve sürdürülebilirlik politikalarının şekillenmesinde büyük rol oynayacak.

Crowdstrike krizi yerli yazılımın önemini yeniden hatırlattı

Crowdstrike güncellemesi tüm bilgisayar sistemlerini çökmesine neden oldu. Tüm dünyaya yayılan ve yayılmaya devam eden sorunun kaynağı Crowdstrike güncellemesi olarak görünürken, yaşanan krizi değerlendiren DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, yerli yazılım kullanmanın sadece bir tercih değil, aynı zamanda stratejik bir güvenlik önlemi olduğunu ve bu tür krizlere karşı yerli yazılımlara yatırım yapmanın önemini vurguladı.

DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, Crowdstrike’ın yeni güncellemesinin Microsoft Client’i etkilediğini ve uluslararası bir Microsoft krizi yaşandığının altını çizerek, “Ülkemizde de bazı büyük kuruluşlar bu krizden etkilendi ve hizmet veremez noktaya geldi. Bu tarz olaylar, yerli yazılımın önemini bir kez daha vurguluyor. DİA olarak, kullanıcılarımızın güvenliğini ve iş devamlılığını en üst düzeyde tutmak, global problemlerden etkilenmemelerini sağlamak amacıyla yerli ve milli bulut ERP çözümü üretiyor olmanın gururunu yaşıyoruz.” dedi.

Yerli yazılım kullanmanın sadece bir tercih değil, aynı zamanda stratejik bir güvenlik önlemi olduğunun da altını çizen Onay, “Yaşanan Crowdstrike kaynaklı Microsoft krizi, dijital dünyadaki bu tür krizlere karşı önlem almanın ve yerli yazılımlara yatırım yapmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha herkese hatırlattı diye düşünüyorum. Geliştirdiğimiz bulut ERP programı, dış kaynaklı tehditlere karşı daha dirençli olduğu gibi, aynı zamanda uluslararası şirketlerin yaşayacağı yazılım sorunlarından da etkilenmemekte. Ayrıca DİA, Türkiye’nin kendine özgü güvenlik ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak geliştirildi ve geliştirilmeye devam ediyor.” şeklinde konuştu.

Crowdstrike güncellemesinin tüm dünyada bilgisayar sistemlerini çökertmesi, yerli yazılımlara yatırım yapmanın önemini bir kez daha ortaya koydu. Küresel ölçekte yaşanan bu tür aksaklıklar, bağımlı olduğumuz yabancı yazılımların risklerini gözler önüne seriyor. Ülke olarak, kritik altyapılarımızı ve işletmelerimizi koruyacak yerli ve milli yazılımlara yatırım yapmanın kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu anlamalıyız. Bu durum, hem siber güvenlik hem de teknolojik bağımsızlık açısından stratejik bir adım olacaktır. Yerli yazılımların geliştirilmesi ve desteklenmesi, gelecekte benzer sorunların önüne geçilmesini sağlayacak ve ulusal güvenliği güçlendirecektir.

Pil hücreleri yapay zeka desteği ile tasarlanıyor!

0

Bu çığır açan yapay zeka modeli, mükemmel pil hücrelerini sunmak için yüzde 93 daha az zaman kullanıyor. Güney Kore merkezli lider bir şirket olan LG Energy Solution, pil hücrelerinin tasarımı için gereken süreyi önemli ölçüde azaltan yenilikçi bir yapay zeka çözümü tanıttı.

Yapay zeka pil hücresi çözümlerini kısaltıyor

Şirket yakın zamanda yeni geliştirilen AI çözümünün pil hücresi tasarım süresini neredeyse yüzde 93 oranında azalttığını ve süreci iki haftadan sadece bir güne indirdiğini duyurdu. Bu çığır açıcı gelişme, iş verimliliğini artırmayı ve işletme maliyetlerini düşürmeyi vaat ediyor. Pil hücresi tasarımı, pil üretiminde kritik bir ilk aşamadır. LG Energy Solution tarafından geliştirilen üretken yapay zeka çözümü, müşterilerin pil tasarımlarına yönelik özel gereksinimlerini hızla karşılayabilir.

Güney Kore merkezli Maeil Business Gazetesi’nin haberine göre, bu yapay zeka, kapasite, enerji yoğunluğu ve direnç gibi müşteri tarafından sağlanan özelliklere göre bir günden kısa sürede optimum hücre tasarımı üretebiliyor. Gerekli bilgiler yapay zeka öneri modeline girildikten sonra, bir gün içinde optimum tasarımı üretiyor. Ancak, bu tasarım gerçek üretimde kullanılmadan önce insan uzmanlar tarafından doğrulanmalı. Bu yeni yaklaşım, daha önce tasarım ekipleri ve performans değerlendirme temsilcileri arasında genellikle yaklaşık iki hafta süren çok sayıda ileri geri etkileşim gerektiren geleneksel olarak uzun tasarım sürecini önemli ölçüde kısaltıyor.

LG Energy Solution’ın üretken AI’sı, hücre tasarımı ve pil üretimiyle ilgili 30 yılı aşkın veri üzerinde eğitildi. AI modeli, çeşitli müşteri ihtiyaçlarını ve özelliklerini karşılamak için şirket tarafından oluşturulan 100.000’den fazla hücre tasarımından öğrenerek, hızla değişen müşteri taleplerini karşılamak için iyi bir donanıma sahip oldu.

Bir şirket yetkilisi: “Bu çözümün en önemli avantajı, tasarımcının deneyiminden bağımsız olarak tutarlı bir tasarım kalitesi ve hızı seviyesini koruyabilmesidir” dedi. Bu, bireysel tasarımcıların uzmanlığından bağımsız olarak yüksek kaliteli tasarımların hızlı bir şekilde üretilmesini sağlar.

Elektrikli araçların yükselişi ve çeşitli uygulamalarda pillere olan talebin artmasıyla birlikte, bu yenilik zamanında ve etkilidir. The Korea Herald’a göre, yapay zeka modeli şu anda test aşamasındadır ve Ekim 2024’e kadar şirket içi hücre geliştirme sistemine entegre edilmesi planlanmaktadır.

AMD’nin yeni amiral gemisi Ryzen AI 9 HX 370, Benchmark testlerinde Apple M3 ve Intel i7’yi geride bıraktı!

Computex 2024 etkinliği kapsamında tanıtılan ve büyük bir merakla beklenen Ryzen AI 300 serisinden yeni bilgiler gelmeye devam ediyor. Son olarak, serinin amiral gemisi Ryzen AI 9 HX 370 Passmark platformunda test edildi ve rakiplerine fark attı.

AMDComputex 2024’te Ryzen AI 300 serisini duyurarak dikkatleri üzerine çekmişti. Bu serideki Ryzen AI 9 HX 370ve Ryzen AI 9 365 modelleri, teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı. Şimdi ise Strix Point kod adlı bu serinin amiral gemisi olan Ryzen AI 9 HX 370Passmark platformunda görüntülendi ve performansıyla göz doldurdu.

Ryzen AI 9 HX 370: Apple M3 ve Intel 14700HX’ten daha hızlı

Ryzen AI  HX 370

Computex 2024’te tanıtılan Ryzen AI 300 serisi50 TOPS işlem kapasitesine sahip TPU, iki tip çekirdek içeren yeni Zen 5 CPU mikro mimarisi, yükseltilmiş RDNA 3.5 grafik motoru ve AI iş yüklerini yerel olarak çalıştırmayı sağlayan yeni XDNA 2 motoru ile dikkat çekiyor. Ryzen AI 9 HX 37015-54W aralığında çalışabilen, 5.1 GHz’e kadar boost hızlarına ulaşabilen hibrit mimarili 12 çekirdek (4 Zen 5 + 8 Zen 5C) ve 24 iş parçacığına sahip bir işlemci olarak öne çıkıyor.

Passmark’tan alınan kıyaslama sonuçlarına göre AMD Ryzen AI 9 HX 370, tek çekirdekte 4.213 puan ve çoklu çekirdekte ise 37.699 puan alarak listenin 12. sırasına yerleşti. Bu sonuçlarla HX 370, hem 14 çekirdekli Apple M3 Max hem de Intel Core i7-14700HX ve Core Ultra 9 185H işlemcilerinden daha hızlı olduğunu kanıtladı.

Performans artışı ve piyasa beklentileri

AMD’nin mobil amiral gemisi olan AI 9 HX 370, selefi 8945HS’ye göre yüzde 28’lik bir performans artışı sunuyor. Bu sonuçların sentetik kıyaslamalar olduğunu unutmamak gerekiyor; ancak doğrulandığı takdirde, AMD’nin APU hakimiyetinin devam etmesi bekleniyor.

Ryzen AI 300 serisi dizüstü bilgisayarların 28 Temmuz’da piyasaya sürülmesi planlanırken, Ryzen AI 300 PRO modellerinin ise Ekim ayında piyasaya çıkması bekleniyor. Teknoloji dünyası, AMD’nin yeni ürünleriyle ilgili gelişmeleri yakından takip etmeye devam ediyor.

Ulaştırma Bakanı’ndan yerli ve milli hızlı tren açıklaması!

0

Türkiye’nin demiryolu ağını daha dinamik ve canlı hale getirmek için yatırımlar hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda Türkiye Raylı Sistemler A.Ş tarafından geliştirilen yerli ve milli hızlı tren seti için tarih verildi. İşte konuyla ilgili detaylar…

Ulaştırma Bakanı: Yerli ve milli hızlı tren seti 2025’te raylarda olacak!

Türkiye Raylı Sistemler A.Ş (TÜRASAŞ) şirketinin de aralarında bulunduğu “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2023” listesini değerlendiren Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu yerli ve milli hızlı tren setine yönelik bilgiler verdi. TÜRASAŞ şirketinin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer alan 9 kamu şirketinden biri olduğunun altını çizen Uraloğlu açıklamasının devamında yerli hızlı trenden bahsetti.

hızlı tren

Açıklamasında tasarım hızı saatte 176 kilometre olan Milli Elektrikli Tren setinin Avrupa Birliği Demiryollarında Karşılıklı İşletilebilirlik Sertifikası‘na sahip olduğunu belirtti. Bu sayede sadece ülke içerisinde değil yurtdışına da tren satışı yapılabileceğini bildiren Uraloğlu, bu tren setinin ihtiyaca göre 3’lü, 4’lü, 5’li, 6’lı araç olarak kullanılabileceğini bildirdi. Milli Elektrikli Tren setinin şu anda aktif olarak 3’lü vagon ile yolcu taşıma testlerini yaptığını, 4’lü vagonlu versiyonun da üretim aşamasında olduğunu bildirdi.

Konu yerli ve milli hızlı tren setine geldiğinde ise saatte 225 kilometre hıza uygun, 8 araçlı olarak üretilecek olan setin tasarım aşamasında sona gelindiğini bildirdi. 2024 yılı sonuna kadar ilk prototipin üretileceğini bildiren Ulaştırma Bakanı, trenin 2025’te raylarda olacağının altını çizdi.

Bununla birlikte son olarak 5 megavat gücünde, TSI sertifikalı, yük ve yolcu taşımacılığı yapabilecek, saatte 140 kilometre hıza sahip olan TÜRASAŞ marka yeni nesil elektrikli hat lokomotifi projesi Eskişehir-5000 projesine değindi. Lokomotifin statik testlerinin tamamlandığını ve dinamik testlere geçildiğini bildirdi.

Apple iPhone 17 Slim modeli geliyor!

Apple, iPhone 16 serisini tanıtmaya hazırlanırken, gelecek yıl piyasaya sürülecek iPhone 17 serisi hakkında ilk bilgiler ortaya çıkmaya başladı. İddialara göre Apple, iPhone 17 serisi ile birlikte “iPhone 17 Slim” adını taşıyan yeni bir modeli kullanıcılarla buluşturacak.

iPhone 17 serisinin tanıtılmasına 1 yıldan uzun bir süre olsa da, teknoloji dünyasında dedikodular şimdiden yayılmaya başladı. Ünlü sızıntı kaynağı Ice Universe’e göre, iPhone 17 serisi yine dört modelden oluşacakiPhone 17, iPhone 17 Pro, iPhone 17 Pro Max ve iPhone 17 Slim. Bu yeni seri, mevcut iPhone 17 Plus modelinin yerini alacak olan Slim modelini içerecek. Adından da anlaşılacağı üzere, iPhone 17 Slim çok daha ince bir tasarıma sahip olacak.

Ekran ve teknoloji yenilikleri

Standart iPhone 17 ve 17 Pro modelleri 6,27 inç ekrana sahipkenSlim ve Pro Max modelleri sırasıyla 6,65 inç ve 6,86 inç ekranlara sahip olacakTüm iPhone 17 serisi modelleri 120Hz ProMotion yenileme hızı ve LTPO teknolojisini destekleyecek. Apple, bu teknolojiyi şu anda sadece Pro modellerinde sunuyor. Ayrıca, Dinamik Ada tasarımının da devam edeceği belirtiliyor.

Gelecek yıl, Pro serisinin kamera odaklı güncellemeler ve iyileştirmeler alacağı söyleniyorYeni üçlü 48MP kamera sistemi ile ToF sensörünün de iyileştirileceği belirtiliyor. iPhone 17 ve 17 Slim modellerinin ise çift kamera kurulumunu koruması bekleniyor. Performans açısından, iPhone 17 ve 17 Slim modelleri Apple’ın A19 Bionic çipinden güç alacakkenPro modelleri TSMC’nin gelişmiş 3nm süreci üzerine inşa edilmesi beklenen daha güçlü A19 Pro çipine sahip olacak. Ayrıca, cihazların hücresel bağlantı için Qualcomm Snapdragon modem kullanması bekleniyor.

Fiyat beklentileri

Fiyatlar konusunda ise iPhone 17’nin 799 dolariPhone 17 Slim’in yaklaşık 1299 dolariPhone 17 Pro’nun 1099 dolar ve iPhone 17 Pro Max’in 1199 dolar olması bekleniyorSlim modelinin Pro modellerden daha pahalı olacağı söylentisi ise şimdilik büyük soru işaretleri oluşturuyor. Ancak yeni seri için uzun bir yolculuk söz konusu olduğundan, mevcut detayların değişme olasılığı bulunuyor.

Apple’ın gelecek yıl tanıtacağı iPhone 17 serisi hakkında daha fazla detayın önümüzdeki aylarda netleşmesi bekleniyorTeknoloji severler şimdiden büyük bir merakla bu yeni modelleri beklemeye başladı.