Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 618

Çin, yerel otomobil üreticilerine yeni yasaklar getiriyor!

Nikkei raporuna göre hedef Çin Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı’ndan geliyor. Şu anda Çinli otomobil üreticileri çiplerinin yalnızca yüzde 10’unu yerel olarak karşılıyor ve yüzde 25’e ulaşmak için yerli üretim yarı iletken kullanımını iki katından fazla artırmaları gerekecek.

Bakanlık, otomobil üreticilerinin yerel yarı iletken kullanımını yalnızca hacim açısından değil, aynı zamanda değer açısından da artırmasını istiyor; çünkü muhtemelen yerel üreticilerin fiyatları düşürerek büyümek yerine iyi kar marjlarından yararlanmasını istiyor.

Bu rakamlara ulaşmak Çinli otomobil markaları için zorunlu olmayacak ancak hedeflere ulaşma karşılığında bir kredi sistemine göre ödüllendirilecek.

Ancak uzun vadeli hedef, otomobiller için yalnızca Çin’de üretilen işlemcileri kullanmak. Raporda bunun ne zaman gerçekleşmesi beklendiğine veya Çin hükümetinin endüstrinin Çin yarı iletkenlerini yüzde 100 kullanmaya ne zaman başlayabileceğine dair herhangi bir fikri olup olmadığına dair belirli bir tarihten bahsedilmiyor.

Daha fazla yerel işlemci kullanmak tek amaç değil; çünkü hükümet Çin’de üretilen ekranlar, şarj cihazları ve daha fazlası dahil olmak üzere diğer bileşenlerin de daha fazla kullanılmasını istiyor.

Çin bileşenleriyle üretilen Çin arabalarının, Orta Krallık’tan elektrikli araçlara yönelik gümrük vergilerini yüzde 100’e yükselten ABD’ye ulaşması pek muhtemel değil ; Hatta bir senatör bunların tamamen yasaklanmasını bile öneriyor . AB, 27 ülkeden oluşan bloğun geçen yıldan bu yana üzerinde düşündüğü benzer tarifeleri uygularsa bu arabalardan çok fazla göremeyebilir.

Çin bileşenleriyle daha fazla araba üretmenin nihai nedeni, ülkenin bir süredir peşinde olduğu şey: Teknolojik özerklik. ABD ve Batı dünyasının Çin’e uyguladığı birçok yaptırım, Çin’in en yeni işlemcilere, son teknoloji yarı iletken süreçlerine ve fikri mülkiyet haklarına erişme yeteneğini sınırlıyor. Batı dünyasına ayak uydurmak için Çin’in kendi alternatiflerini geliştirmesi gerekecek.

Gelişmiş yarı iletken cephesinde Çin’in yakın zamanda ABD, AB, Kore veya Japonya ile aynı seviyeye ulaşması beklenmiyor. Bununla birlikte Çin, genellikle arabalarda kullanılan türden olgun çiplerin daha da büyük bir üreticisi haline gelebilir ve bu da Orta Krallık’ın otomobil işlemcileri alanında kendi kendine yetmesini mümkün kılabilir.

Ancak diğer bileşenlerin değiştirilmesinin daha zorlu olacağı bildiriliyor; örneğin, frenler gibi standart parçalar söz konusu olduğunda, otomobil üreticilerini değiştirmeye ikna etmek zor olacak.

Kanada’dan TikTok için büyük iddia: Kişisel verileri çalıyor olabilirler!

Kanada Güvenlik İstihbarat Servisi (CSIS) Başkanı David Vigneault, Çin Hükümeti’nin TikTok’u kullanarak dünyanın dört bir yanındaki kişilerin kişisel bilgilerine erişebilme stratejisinin olduğunu iddia etti. Vigneault, Kanadalıları TikTok uygulamasını kullanmaktan kaçınmaları konusunda uyardı.

Vigneault, “CSIS Direktörü olarak, benim cevabım çok açık: Çin Hükümeti’nin dünyanın her yerinden kişilerin kişisel bilgilerini elde etmek için çok net bir stratejisi var” dedi.

TikTok, bu iddialara yanıt olarak, Kanadalı kullanıcı verilerini Çin Hükümeti ile paylaşmadığını ve paylaşmayı da düşünmediğini söyledi. Şirket, ayrıca Kanadalı yetkililerle iletişim halinde olduğunu ve CSIS ile görüşmeye açık olduğunu belirtti.

Kanada, Eylül ayında TikTok’un ülkedeki işletmesini genişletme önerisiyle ilgili bir ulusal güvenlik incelemesi başlattı. Vigneault, incelemeye katılacağını ve önerilerde bulunacağını söyledi.

ABD’de de benzer endişeler mevcut. Biden yönetimi, TikTok’un ABD’deki operasyonlarının Çin kontrolünde olmasını, ulusal güvenliğe tehdit olarak görüyor ve TikTok’un ABD’den çıkarılmasını veya satışını talep ediyor. TikTok, bu karara karşı dava açtı.

Amazon Almanya’ya milyar euroluk bulut yatırımı yapıyor!

Yapay zekâ yarışı ve bulut yatırımları hız kesmeden devam ediyor. Adeta Avrupa’da yatırım turnesine çıkan ve İngiltere, Almanya ve Fransa’da milyar euroluk yatırımlar açıklayan Microsoft’un ardından şimdi Amazon da veri merkezi ağını genişletmek için önemli bir hamle gerçekleştirdi. AWS aracılığıyla Almanya’ya 7,8 milyar dolarlık yatırım sözü veren Amazon’un bu hamlesi ABD’li teknoloji devlerinin egemenlik ve gizlilikle ilgili yerel düzenlemelere ters düşmeden kârlı Avrupa pazarından gelir elde etmek için gösterdiği son çabayı temsil ediyor.

Amazon bu duyuruyla birlikte AWS European Sovereign Cloud için kendi veri merkezlerini inşa etmeyi planladığını ve tüm günlük operasyon ve desteğin AB merkezli çalışanlar tarafından yönetileceğini açıkladı. Yerel çalışanlara sahip olmak düzenleyicileri mutlu edecek olsa da, ABD’de geçtiğimiz ay Biden yönetimi tarafından imzalanan Yabancı İstihbarat Gözetleme Yasası (FISA) eki, Amazon’un başını ağrıtabilir.

Amazon’un bulut operasyonlarını yürüten (ve haliyle aslında en kârlı iş birimi olan) AWS yeni yatırımla ilgili yayınladığı açıklamada “AWS European Sovereign Cloud, müşterilere, tamamen AB içinde bulunan ve mevcut Bölgelerden bağımsız olarak işletilen altyapı ile Avrupa Birliği (AB) içindeki katı operasyonel özerklik ve veri ikamet gereksinimlerini karşılama yeteneği sağlayacaktır” diyor ve ekliyor: “AWS European Sovereign Cloud, müşterilerin tüm müşteri verilerini ve oluşturdukları meta verileri (AWS’yi çalıştırmak için kullandıkları roller, izinler, kaynak etiketleri ve yapılandırmalar gibi) AB’de tutmalarına olanak tanıyacak.”

Söz konusu yatırımla birlikte Almanya’ya akıtılacak olan toplam 7.8 milyar Avro, 2040 yılına kadar Almanya’daki AWS Avrupa Egemen Bulutu’na yapılacak yatırımlardan gelecek. AWS, bu yatırımın Almanya’nın toplam GSYİH’sine bu süre zarfında 17,2 milyar Avro ekleyeceğini hesaplıyor.

Öte yandan, geçtiğimiz ay ABD Başkanı Joe Biden Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) ABD’li işletmeleri ülkeye giren ve çıkan iletişimi dinleme yetkisini arttıran bir gözetleme yasasını imzaladı. FISA olarak bilinen yasada yapılan değişiklikler, hukuk uzmanlarını, özellikle etkilenebilecek şirket türleri söz konusu olduğunda, bu yeni yetkinin gerçek sınırları konusunda büyük ölçüde karanlıkta bıraktı. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği ve benzeri kuruluşlar, yasaya ek olarak konulan maddelerin güçlü bir telefon dinleme aracının sınırlarını düzenleyen yasal dili aşırı muğlak hale getirdiğini ve “veri merkezlerini” hedeflediğini belirtiyorlar.

Dolayısıyla Amazon ve Microsoft gibi firmalar bir yandan Avrupa’da yeni bulut yatırım sözleri verse de bir yandan FISA’ya nasıl uyum sağlayacaklar (ve sağladıklarında Avrupa Birliği ve Avrupalı ülkelerin tepkileri ne olacak) merak konusu.

iPhone 16 Pro Max sızdırıldı: iPhone 15 Pro Max ile karşılaştırma!

Apple, iPhone serisinin en son üyeleri için heyecan verici bir sızıntıyı ortaya çıkardı. Yakın zamanda paylaşılan bilgilere göre, iPhone 16 Pro Max’in muhteşem 6.9 inçlik ekranı, kullanıcılarına benzersiz bir görsel deneyim vadeden en büyük iPhone modeli olacak. Bu yeni modelin, önceki nesil iPhone 15 Pro Max ile karşılaştırıldığında boyut farkı oldukça dikkat çekici.

Maket modeller, genellikle gerçek cihazların boyutlarına yakın ölçülere sahip olur ve aksesuar üreticileri için önemli bir referans noktasıdır. Yayınlanan görüntülerde, iPhone 16 Pro Max’in 6.9 inçlik ekranıyla iPhone 15 Pro Max’in ekranı yan yana konulduğunda, 16 Pro Max’in daha büyük ve etkileyici olduğu açıkça görülüyor. Ancak, bu boyut farkının günlük kullanımda ne kadar önemli olacağı, pratik deneyimlerle netleşecek.

Yeni iPhone modellerinin donanım açısından da güçlendirileceği söyleniyor. yeni telefon daha büyük bir batarya, hızlı Wi-Fi ve 5G desteği, M4 tabanlı yeni A18 Pro çipi, geliştirilmiş yakalama düğmesi ve 48 MP ultra geniş açılı kamera gibi özelliklerle gelecek. Özellikle, iPhone 16 Pro Max’te 5x telefoto lens gibi yeni özelliklerin bulunması, fotoğrafçılık deneyimini daha da geliştirecek gibi görünüyor.

Apple’ın, ekran alanını maksimum seviyede tutmak için BRS (Border Reduction Structure) teknolojisini kullanarak çerçeveleri incelttiği belirtiliyor. Bu sayede, kullanıcılar daha büyük ve daha etkileyici bir görüntü deneyimi yaşayacaklar. Ek olarak, artırılmış ekran boyutunun, içerik tüketimi ve üretimi gibi kullanım senaryolarını daha keyifli hale getireceği düşünülüyor.

Sonuç olarak, iPhone 16 Pro ve 16 Pro Max’in, büyük ekranları ve gelişmiş donanım özellikleriyle kullanıcılarına üst düzey bir deneyim sunması bekleniyor. Bu yeni modellerin, Apple hayranlarını memnun etmek için tasarlandığı açıkça görülüyor ve lansmanları heyecanla bekleniyor.

Robotaksiler Park halindeki araçlara çarpıyor!

ABD’nin teknoloji devi Waymo, otonom araçlarının gelişimi ve güvenliği konusundaki çabalarıyla tanınan bir şirkettir. Ancak son zamanlarda, Waymo’nun tamamıyla sürücüsüz ve otonom araçlarının karıştığı olaylar, endişe yaratmaktadır. ABD Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA), Waymo’nun beşinci nesil otonom sürüş sistemiyle donatılmış araçlarının karıştığı 22 olayı inceliyor.

Bu olaylarda, çoğunlukla park halindeki araçlara çarpma gibi durumlar yaşanmış, ancak şans eseri herhangi bir yaralanma meydana gelmemiştir. NHTSA raporları, Waymo araçlarının trafik kurallarına uymadığı ve otomatik sürüş sistemlerinde bazı sorunlar yaşandığına işaret etmektedir. Bazı raporlarda ise Waymo’nun otonom sistemlerinin sabit veya yarı sabit nesnelere tek taraflı çarpışmalara neden olduğu belirtilmektedir.

Waymo, bu tür olaylara rağmen otonom araçlarının insan sürücülerden daha güvenli olduğunu iddia etmektedir. Firma, aktif olduğu şehirlerde insan sürücülerin yaralanma riskinin Waymo araçlarına göre dört ila yedi kat daha yüksek olduğunu savunmaktadır. Ancak, NHTSA’nın soruşturması devam etmekte ve Waymo’nun otonom sistemlerini sürekli güncellediği belirtilmektedir.

Bu olaylar, otonom araç teknolojisinin geleceği ve güvenliği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirmektedir. Teknolojinin hızla ilerlediği bir dönemde, bu tür olaylar endüstrinin regülasyon ve güvenlik önlemlerini gözden geçirmesine neden olabilir. Waymo gibi öncü şirketlerin, otonom teknolojiler üzerindeki çalışmalarını güvenliğe odaklı olarak sürdürmeleri ve bu tür olayları minimize etmek için daha fazla çaba göstermeleri beklenmektedir.

Bu süreçte, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve şeffaflığın sağlanması da önemlidir. Tüketicilerin ve yetkililerin, otonom araçların güvenliği ve etkileri konusundaki endişelerini anlamak ve çözüm yolları bulmak için işbirliği içinde olmaları gerekmektedir.

AB, Meta’ya çocukların güvenliği için soruşturma başlattı!

AB, Meta‘nın çocukların sağlığını olumsuz etkilediği iddiaları üzerine resmi bir soruşturma başlattı. Avrupa Birliği (AB) tarafından duyurulan bu soruşturma, Instagram ve Facebook‘un çocukların sağlığını negatif yönde etkilediği ve Meta‘nın yeterince çaba göstermediği endişelerini ele alıyor.

AB’nin açıklamasına göre, Meta‘nın Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamındaki kurallara uyup uymadığı değerlendirilecek. Soruşturma ayrıca, Facebook ve Instagram‘ın kullanıcı arayüzü ve algoritmalarının çocuklarda bağımlılık oluşturabileceği iddiasını da ele alacak.

Avrupa Komisyonu Üyesi Thierry Breton, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Meta‘nın, Facebook ve Instagram platformlarında genç Avrupalıların fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerindeki olumsuz etki risklerini azaltmak için DSA yükümlülüklerine yeterince uyduğuna ikna olmuş değiliz,” ifadelerine yer verdi.

Soruşturmanın bir sonraki aşamasında Komisyon, ek kanıtlar toplayacak. Şimdilik, soruşturmanın tamamlanacağı tarih belirtilmemiş olsa da, Komisyon’un Meta‘nın platformlarına geçici yaptırım kararları alma yetkisi bulunuyor.

Soruşturmanın sonucunda Meta‘nın DSA kurallarını ihlal ettiği tespit edilirse, şirkete küresel gelirinin %6’sına kadar para cezası verilebilir.

Bu gelişmeler, Meta‘nın çocukların dijital güvenliği konusundaki politikalarını yeniden değerlendirmesine yol açabilir.

Google yapay zeka modeli Gemini Nano’yu Chrome’a entegre edecek

Arama devi Google, metin üretebilen yapay zeka modeli Gemini Nano’yu Chrome 126 sürümüyle bir araya getirme planları yapıyor. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen I/O 2024 geliştirici konferansında duyurulan bu hamle, Google’ın yapay zeka alanındaki ilerlemelerini bir kez daha vurguluyor.

Gemini Nano, geçen yıl sadece Pixel 8 serisi telefonlarda sunulmuştu, ancak şimdi Chrome tarayıcısında da yerini alacak şekilde optimize edildi. Kullanıcılar, Chrome 126’da Gemini Nano’yu kullanarak ürün yorumları, sosyal medya gönderileri ve diğer metin türlerini oluşturabilecekler. Yapay zeka, web üzerinde metin girilebilecek her yerde kullanıcılara yazım yardımı sağlayacak.

Gemini Nano’nun en çarpıcı özelliği, cihazda yerel olarak çalışabilmesidir. Bu, daha hızlı ve daha güvenli bir veri işleme deneyimi sunarak kullanıcıların memnuniyetini artıracak. Bu özellikle, rakip Microsoft Edge’deki Copilot teknolojisinin bulut tabanlı olmasının yanında önemli bir avantaj sağlıyor.

Ayrıca, Gemini Nano geliştiricilere de büyük fayda sağlayacak. Geliştiriciler, Chrome DevTools üzerinden yapay zekayı kullanarak hata ayıklama ve uygulama optimizasyonu yapabilecekler. Bu sayede, hata mesajlarına ilişkin açıklamalar ve düzeltme önerileri almak mümkün olacak.

Google’ın Gemini Nano’yu Chrome tarayıcısına entegre etme planları, kullanıcılar için daha akıllı ve verimli bir internet deneyimi sunmayı amaçlıyor. Bu entegrasyonun, metin oluşturma süreçlerini kolaylaştırarak kullanıcıların işlerini daha verimli hale getireceği bekleniyor.

Google TV’ler akıllı ev kontrol merkezi olacak

Google, I/O 2024 etkinliğinde, Google TV’nin akıllı ev kontrol merkezi olarak kullanılabileceğini duyurdu. Home API’lerinin kullanıma sunulmasıyla birlikte, Google Home’un kapsamı genişletiliyor ve Google TV’ler akıllı ev teknolojileriyle entegre hale geliyor.

Google, Home API’leri ile geliştiricilere Google Home cihazlarını ve otomasyonlarını uygulamalarında kullanma olanağı tanıyor. Bu yenilik, ADT’nin geliştirdiği güvenilir komşu özelliği gibi güvenlik yeniliklerini de içeriyor. Home API’leri, uygulamaların Google Home ile tam entegrasyonunu sağlayarak kullanıcı deneyimini iyileştiriyor.

Google TV’li Chromecast cihazları, yakında yerel ve bulut tabanlı akıllı ev cihazlarını kontrol edebilecek. Home Runtime sayesinde, Chromecast ve Android 14 veya daha yeni sürümleri çalıştıran bazı Google TV’ler Matter akıllı ev cihazlarını yönetebilecek. Bu özellik, akıllı evinizi telefon uygulamalarınızla kontrol etmenizi sağlayarak ayrı bir home hub satın alma zorunluluğunu ortadan kaldıracak.

Home API’leri ile genişleyen fonksiyonlar

Google’ın Home API’leri, sadece akıllı ev denetleyicileriyle sınırlı kalmayacak. Örneğin, akıllı ev cihazı üreticisi Eve, bu API’yi kullanarak Android deneyimini genişletecek ve kullanıcıların otomasyonlar oluşturmasını sağlayacak. ADT ise “Güvenilir Komşu” gibi özelliklerle kullanıcıların evlerine geçici erişim izni vermesini mümkün kılacak. Ek olarak, yemek uygulamaları kurye yaklaştığında ışıkları açacak, egzersiz uygulamaları ise klimayı kontrol edebilecek.

Bu yeni özellikler, Chromecast ile Google TV, Android 14 veya üzerini çalıştıran Google TV’ler ve bazı LG TV’lerde kullanılabilecek. Ancak, özelliklerin ne zaman kullanıma sunulacağına dair henüz kesin bir bilgi paylaşılmadı.

Google’ın Home API’leri ve Home Runtime yenilikleri, akıllı ev teknolojisinde önemli bir adım atıyor. Google TV’ler, bu gelişmelerle birlikte evinizin kontrol merkezi haline geliyor. Bu, kullanıcıların akıllı ev cihazlarını daha verimli ve entegre bir şekilde yönetmelerine olanak tanıyacak.

Renault, seviye 4 otonom elektrikli minibüsünü duyurdu

Renault, Yeni Renault Master temel alınarak geliştirilen seviye 4 otonom elektrikli minibüsünü tanıttı ve üretimin yakında başlayacağını açıkladı. Şirket, otonom araç stratejisini değiştirerek, daha gelişmiş otonom teknolojilerini toplu taşıma sektörüne yönlendirme kararı aldı. Renault’nun bu yeni robotize elektrikli minibüsü, EasyMile, Milla ve WeRide gibi uzman mobilite ortakları tarafından özelleştirilmeye uygun bir platform olarak tasarlandı.

Renault bireysel araçlarda yüksek seviyede otonom sürüş teknolojilerini sunmanın şu an için pek olası olmadığını belirterek, mevcut düzenlemeler, müşteri beklentileri ve karmaşık teknolojilerin maliyetleri gibi faktörlerin etkili olduğunu vurguladı. Şirket, bireysel araçlar için seviye 2 otonom sürüş desteğinin ötesine geçmenin yakın gelecekte mümkün olmadığını ifade etti. Ancak, otonom minibüslerin şehir içi toplu taşıma çözümlerinde büyük bir potansiyele sahip olduğunu ve bu alanda yıllık birkaç bin araç üretmeyi hedeflediklerini açıkladı.

Renault elektrikli

Renault yakında piyasaya süreceği otonom elektrikli minibüs, 26 Mayıs – 9 Haziran 2024 tarihleri arasında düzenlenecek Fransa Açık Tenis Grand Slam etkinliğinde gösterilecek. Bu süre zarfında, Roland-Garros stadyumuna erişim için elektrikli otonom servis olarak deneme sürüşü yapılacak. Bu gösterim, Renault’nun yeni otonom teknolojilerinin pratik kullanımını ve toplu taşıma çözümlerine entegrasyonunu sergilemesi açısından büyük önem taşıyor.

Renault bu yenilikçi yaklaşımı, toplu taşıma sektöründe otonom araçların benimsenmesini hızlandırmayı ve şehir içi ulaşımda verimliliği artırmayı hedefliyor. Yeni Renault Master temel alınarak geliştirilen seviye 4 otonom elektrikli minibüs, toplu taşımada teknolojik ilerlemelerin önünü açacak ve şehir içi ulaşımı daha akıllı ve sürdürülebilir hale getirecek.

Bu duyuru, Renault’nun otonom sürüş teknolojilerinde öncü rolünü pekiştirirken, toplu taşıma sektöründe de önemli bir adım atıldığını gösteriyor. Otonom elektrikli minibüslerin, geleceğin şehir içi ulaşım çözümleri arasında yer alacağı ve daha temiz, daha verimli bir ulaşım ağı oluşturacağı öngörülüyor.

Renault elektrikli

Renault’nun seviye 4 otonom elektrikli minibüsü ve yeni otonom araç stratejisi hakkında daha fazla bilgi için Renault resmi web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Circle to Search özelliği iOS cihazlara da geliyor!

Bu yılın başlarında Google, bir nesneyi aramak ve tanımlamak için resminin üzerine daire çizdiğiniz “Circle to Search ” özelliğini duyurmuştu. İlk olarak Samsung Galaxy S24 serisi ve Pixel 8 için kullanıma sunulan bu özellik yakında iOS için Chrome’da da kullanıma sunulacak

The Mac Observer’ın güvenilir kaynaklara dayandırarak bildirdiği habere göre arama devi bugünlerde Google Lens Search’ün dahili olarak “LensOverlay” olarak adlandırılan güncellenmiş bir sürümü üzerinde çalışıyor. Nihayetinde bu güncelleme Circle to Search’ü de kapsayabilir. İddiaya göre Google Chrome’a yeni bir “Lens Circle to Search” bayrağı ekleniyor ve bu da kullanıcıların iOS için Chrome’da öğeleri ekranlarında daire içine alarak arayabileceklerini gösteriyor. Bu özellik etkinleştirildiğinde, iOS cihazlarda Google Lens içinden erişilebilir olacak.

Tam sürüm zaman çizelgesi gizli kalsa da, özellik muhtemelen kısa süre içinde kullanıma sunulabilir. Bu özelliğin Google ve Apple’ın yapay zekâ özelliklerini ilk kez kullanıma sunma ortaklığıyla bir ilgisi olup olmadığı belli değil, ancak işbirliğinin bir parçası olması muhtemel. Bu özelliğin iPhone’larla mı sınırlı kalacağı yoksa iPad’leri de kapsayacağı belirsizliğini koruyor.

Apple son dönemde yapay zekâ konusunda bir dizi atılım gerçekleştirse de Google ve Microsoft gibi rakiplerinin oldukça gerisinde kalmış durumda. Bu bağlamda firmanın her yıl Eylül ayının 2. yarısında gerçekleştirdiği iPhone ürün lansman tarihi merakla beklenirken, Apple’ın söz konusu tarihe dek büyük bir duyurudan ziyade işbirlikleri yaparak yapay zekâ yarışında kalmaya çalışacağı söyleniyor.  

Bu nedenle, Circle to Search özelliğinin iOS cihazlara, son kullanıcılar için devrim niteliği taşımasa da firma için önemli bir gelişme. Kısa süre önce de Bloomberg’den Mark Gurman tarafından paylaşılan bir raporda, Apple ve Google arasında Google’ın yapay zeka mega programı Gemini’yi iPhone’a getirmek için görüşmelerde bulunulduğu belirtilmişti.  Gurman raporunda Google’ın Apple’a ödeme yapıp yapmayacağı ya da tam tersinin olup olmayacağı konusunda bir açıklamaya yer vermiyordu. Şimdi de iOS cihazlara “Circle to Search ” özelliği gelmesi için iki firmanın nasıl bir anlaşma yaptığı ve bir ödemenin söz konusu olup olmayacağı bilinmiyor.

Plavel ile seyahat planlamasında yeni bir dönem başlıyor!

Plavel’in hikayesi, Mustafa Alptekin, Sinem Zeynep Kuntoğlu ve Batuhan Öztürk’ün seyahate olan tutkularından ve insanlara benzersiz seyahat deneyimleri yaşatma isteklerinden doğuyor. Kurucular, seyahate ilgi duyan kişiler olarak, dünya çapında keşfedilecek sınırsız macera olduğunu farkediyorlar. Ancak birçok insanın seyahat planlamasında zorluk çektiğini, zamandan tasarruf etmek ve kişisel tercihlere uygun rotalar bulmakta zorlandığını görüyorlar. Bu sorunları çözmek için teknolojiyi kullanarak seyahat planlamasında devrim yaratacak bir uygulama geliştirmeyi hedefliyorlar.

Akıllı algoritmalar ve deneyimli seyahat tasarımcıları ile ideal rotalar

Plavel, akıllı algoritması ve Seyahat Tasarımcıları sayesinde kullanıcıların tercihlerini analiz ederek hızlı bir şekilde ideal rotayı planlayabiliyor. Kullanıcıların seyahat tercihlerini değerlendiren akıllı algoritması ile benzersiz bir deneyim yaratıyor. Kullanıcının ilgi alanlarına, bütçesine ve süresine göre gezi programını oluşturuyor. Plavel’in deneyimli Seyahat Tasarımcıları, minimum 10 ülke gezmiş ve gezginlik tecrübeleriyle donanmış profesyonellerdir. Kişisel tercihlere göre özelleştirilmiş planlar hazırlıyorlar ve yolculuk boyunca kullanıcılara rehberlik ediyorlar. Kullanıcılar, gezi boyunca karşılaştıkları zorluklara karşı WhatsApp destek hattı üzerinden hızlı ve kesintisiz destek alabiliyorlar.

Kişisel ve konsept rotalarla dünyayı keşfedin!

Seyahat Tasarımcıları tarafından her kullanıcıya özel olarak hazırlanan kişisel rotalar, bireysel zevklerinizi ve ihtiyaçlarınızı tam anlamıyla karşılıyor. Tarihi yerlerden doğa yürüyüşlerine, alışverişten yerel lezzetlere kadar gezginin tutkularını besleyen özgün rotalar içeriyor. Böylece, standart tur programlarından farklı olarak tamamen kişiselleştirilmiş bir tatil deneyimi yaşıyorsunuz.

Plavel ayrıca farklı temalara odaklanan konsept rotalar da sunuyor. Bu rotalar, belirli bir konsept veya temaya sahip gezileri tercih edenler için ideal bir keşif fırsatı yaratıyor. Örneğin, yemek kültürünü keşfetmek isteyenler için gurme geziler, macera arayışında olanlar için kamp ve spor rotaları, romantik kaçamak arayanlar için eşsiz destinasyonlar düzenliyor. Plavel blogu ise seyahatinizi daha eğlenceli ve bilgilendirici hale getirip size her adımda ilham veriyor. Yeni yerleri keşfetmek, kültürel ipuçları almak, en popüler mekanları öğrenmek veya daha önce keşfedilmemiş güzergahları bulmak için ideal bir rehberdir. Blog yazıları, hem konsept hem de kişisel gezi rotanızı daha anlamlı ve eğlenceli hale getiriyor. Bu sayede, Plavel hem kişisel hem de konsept rotalar ile gezginlere özgün bir deneyim sunuyor ve blog yazılarıyla seyahat tutkunlarının keşif duygularını sürekli olarak besliyor.

Plavel, 400 kişilik kullanıcı topluluğuna ulaşıyor!

Plavel, sunduğu kişiselleştirilmiş ve konsept seyahat rotaları sayesinde 400 kişilik kullanıcı topluluğuna ulaşıyor. Plavel ekibi, seyahat topluluğunu daha da büyütmeyi hedefliyor. 400 kişilik bu topluluk, Plavel ile gezi rotalarını daha keyifli ve özel kılmak için bir araya geliyor. Plavel, kullanıcılarına benzersiz ve unutulmaz deneyimler sunmaya devam ediyor. Gelecekte daha da büyümeyi hedefleyen Plavel, seyahat severleri kişisel ve konsept rotalarla dünyayı keşfetmeye davet ediyor.

Plavel’ı deneyimlemek için linkten indirebilirsiniz: https://plavel.app/

LG, 100 bin dolarlık kıvrılabilir OLED TV’yi satıştan kaldırdı!

LG, 2018 yılında CES’te tanıttığı ve daha sonra satışa sunduğu kıvrılabilir ekranlı LG Signature OLED R TV modelini satıştan kaldırdı. 100 bin dolarlık fiyatıyla dikkat çeken bu televizyon, artık üretimden çekiliyor. LG Display tarafından CES 2018‘den itibaren her yıl sergilenen kıvrılabilir OLED TV’ler, teknolojik ve sanatsal bir yenilik olarak kabul ediliyordu. 2020 yılında satışa çıkan LG Signature OLED R, 65 inçlik ekran boyutuna sahipti.

Kıvrılabilir ekranlı LG TV’lere veda

LG Signature OLED R modelinin satış rakamları hakkında kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte, LG bu modelin üretimini durdurdu. İlginç bir şekilde, bu televizyonun fiyatı hiçbir zaman düşmedi ve daha uygun modeller piyasaya sürülmedi. Bu durum, LG’nin üretim maliyetlerini düşüremediğine işaret ediyor olabilir. LG Rollable modelleri, kullanılmadığında tabandaki hoparlör sistemi standına gizlenen bir OLED panele sahipti. Bu sistem, stor perde mantığıyla çalışıyordu.

LG, kıvrılabilir ekranlı TV’lerin üretimini durdurmuş olsa da, teknolojiyi yeni şeffaf ekranlı TV’lerinde yaşatmaya devam edecek. Bu yılın ikinci yarısında piyasaya sürülmesi planlanan LG Signature OLED T, adından da anlaşılacağı gibi arkasını gösteren bir ekrana sahip. Bu özellik, siyah gibi renklerin verilmesini zorlaştırıyor. Ancak, LG bu sorunu çözmek için alttaki bölmede bir katman bulunduruyor. Tıpkı kıvrılabilir ekranlar gibi bu katman da alçalıp yükseliyor ve şeffaf TV’yi normale dönüştürüyor.

LG’nin yenilikçi TV teknolojileri, her ne kadar kıvrılabilir ekranlı modellerden vazgeçilmiş olsa da, şeffaf ekranlı modellerle devam edecek. LG Signature OLED T modelinin piyasaya çıkışı, teknoloji meraklıları tarafından merakla bekleniyor.

Türk mühendislerden Apple için dev patent!

iOS platformu için bir ses tanıma uygulaması olarak 2010 yılında piyasaya sürülen ve hemen Apple tarafından satın alınarak iPhone cihazlar için standart sesli asistan uygulamasına dönüştürülen Siri, Macobserver’da yer alan bir habere göre muazzam bir yeniliğe kavuşmak üzere. İki Türk mühendis tarafından geliştirilen ve Apple tarafından patenti alınan yeni bir teknoloji, hem kimlik doğrulamayı kolaylaştırıyor hem de sesli komutları gürültülü ve kalabalık alanlarda bile çok daha etkili bir hale getiriyor.  

2011 yılından beri neredeyse tüm Apple cihazlar için standart sesli asistan olarak kullanılan Siri ile ilgili en büyük sorunlardan biri arka plan gürültüsüdür. Sesli asistan, arka plan gürültüsü olan kalabalık alanlarda güvenilmez sonuçlar vermesiyle ünlüdür. Bu durum Apple Vision Pro, AirPods Max ve AirPods Pro gibi cihazlarda önemli bir sınırlama haline gelmiş durumda. Ancak Apple’ın son patenti, kullanıcı girdisini algılamak için kendi kendini karıştıran interferometri sensörlerinin yardımıyla bu sorunu çözecek gibi görünüyor.

“Giyilebilir Deri Titreşimi veya Sessiz Hareket Algılama” başlıklı patent giyilebilir elektronik cihazlara atıfta bulunuyor. Mehmet Mutlu ve Ahmet Fatih Cihan adlı Bilkent mezunu iki genç Türk mühendis tarafından geliştirilen ve Apple adına yapılan patent başvurusunda yer alan çizimler bir AirPods Max kullanıcısının kalabalık alanlarda Siri’yi ve sesli komutla ilgili diğer özellikleri nispeten kolaylıkla nasıl kullanabileceğini göstermekte.

Nasıl Çalışıyor?

Düzenlemeler, “başa takılabilir çerçeveye monte edilmiş ve kullanıcının başındaki bir konuma doğru bir ışık demeti yaymak üzere çalıştırılabilen kendinden karışımlı bir interferometri sensörü” içermektedir. Bu arada, kullanıcının sesli komutunu algılamak için komut yorumlayıcısı olarak bir mikrofon kullanılıyor.

Patente göre, kendiliğinden karışan interferometri sinyali cilt deformasyonunu tespit edebiliyor. Bu sistem, her konuştuğumuzda cildimizin bir kısmının deforme olması temelinde çalışıyor.

Ayrıca AirPods, ışık demetini kullanıcının kulağındaki bir konuma yönlendirecek şekilde yapılandırılabilir ve komut yorumlayıcı, cilt titreşim modellerine dayanarak komutu tanımlayabilir. Cihazın diğer varyasyonları arasında Apple Vision Pro gibi güneş gözlükleri de bulunmaktadır.

Bu durumda, kendiliğinden karışan interferometri kullanıcının şakak kemiğine doğru bir ışık demeti yayacaktır. Bu arada, komut yorumlayıcı kullanıcıdan gelen sesli komutu tanıyabilecektir.

Deri deformasyonu, kurulumun çalışması için çok önemlidir. Kullanıcı gürültülü bir ortamda sesli komut verdiğinde, ses boğulabilir. Bu gibi durumlarda cihaz, komutu algılamak için cilt titreşimlerini kullanabilir. Sistem, belirli bir eşiğin ötesindeki sesli komutları yok sayacak şekilde ayarlanmıştır. Bu şekilde cihaz istenmeyen sesli komutları görmezden gelebilir.

Patentin kapsamı oldukça geniş. Apple Vision Pro, AirPods Max ve AirPods Pro dahil olmak üzere birçok Apple ürününde kullanılabilir. Bir kez uygulandığında, Apple Vision Pro’nun kilidini açmak, kalabalık bir ortamda Siri’yi kullanmak vb. için sesli kimlik doğrulamayı kullanabilirsiniz.

Apple kısa süre önce de bilek konforunu artırmayı amaçlayan mıknatıslı kordon tasarımı için yeni bir patent başvurusu yapmıştı.

İçerik üreticileri TikTok yasağına karşı harekete geçti!

ABD hükümeti, TikTok platformunun tamamen Çin egemenliğinden çıkmasını talep ediyor ve bu durum büyük tartışmalara yol açıyor. İçerik üreticileri ise bu yasağa karşı harekete geçerek kanuni haklarını aramaya başladı. ABD hükümeti, TikTok’un güvenlik sorunları oluşturduğu gerekçesiyle, platformun 12 ay içinde satılması ya da tamamen kapatılması gerektiğine dair bir yasa çıkardı. Bu yasaya sadece ByteDance değil, kullanıcılar da tepkili.

TikTok tartışması büyüyor

ByteDance, ifade özgürlüğünün engellendiğini belirterek yasanın iptali için hukuki girişimlerde bulunuyor. Ancak bu girişimler sonuç vermezse, şirket ABD operasyonlarına son vermeyi planlıyor. TikTok’un 170 milyon kullanıcıya ve yıllık 24 milyar dolar gelir katkısına sahip olması, içerik üreticilerini tedirgin ediyor. Kendilerini ifade etme ve topluluk haline gelme özgürlüklerinin ellerinden alındığını düşünen bir grup TikTok içerik üreticisi, Columbia Temyiz Kurulu’na başvuruda bulundu. Grup, yasanın Amerikan toplumunun bir parçası haline gelen iletişim araçlarını yasaklamaması gerektiğini savunuyor.

Yasak daha önce de gündeme gelmişti

Eski Başkan Trump döneminde de TikTok’un yasaklanması için bir kanun tasarısı hazırlanmıştı. Ancak TikTok, bu girişimlere karşı dava açarak yasaklamaları engelledi. Trump’ın seçimi kaybetmesinin ardından, TikTok yasakları konusu tekrar gündeme geldi ve tartışmalar hala devam ediyor.

ABD hükümeti ile TikTok arasında süregelen bu anlaşmazlık, platformun geleceği ve içerik üreticilerinin ifade özgürlüğü üzerindeki etkileriyle dikkat çekiyor. TikTok yasağı, dijital platformlar ve ifade özgürlüğü konusunda önemli bir örnek teşkil ediyor.

ABD’nin Güneş Enerjisi kurulumları 5 milyonu aştı!

ABD, güneş enerjisi kurulumlarında 5 milyon sayısını aşarak, temiz enerjiye geçişte önemli bir kilometre taşına ulaştı. Solar Energy Industries Association (SEIA) ve Wood Mackenzie tarafından yayınlanan verilere göre, bu başarı, ABD’nin 1973 yılında ilk şebeke bağlantılı güneş projesinden bu yana dört on yıl süren ilk milyonluk döneminin ardından, son sekiz yıl içinde elde edildi.

2020 yılının başından bu yana ABD’deki güneş kurulumlarının yarısından fazlası devreye alındı ve Enflasyon Azaltma Yasası’nın yürürlüğe girmesinden bu yana geçen 20 ay içinde %25’i aktifleştirildi. Güneş panelleri, hem evlerde hem de iş yerlerinde ve hatta büyük ölçekli güneş çiftliklerinde kuruldu. 2023 yılı itibarıyla ABD güneş piyasası 51 milyar dolar değerindeydi.

SEIA Başkanı ve CEO’su Abigail Ross Hopper, “Bugün Amerika’daki evlerin %7’sinde güneş enerjisi var ve bu sayının 2030 yılına kadar %15’in üzerine çıkması bekleniyor. Güneş enerjisi, toplulukların daha temiz hava solumasını ve daha sağlıklı yaşamlar sürmesini sağlayarak, şebekedeki baskın elektrik kaynağı haline geliyor,” dedi.

Eyalet politikalarındaki değişikliklere rağmen, pazar eğilimleri ABD genelinde güneş kurulumlarının güçlü bir şekilde büyüyeceğini gösteriyor. SEIA’nın tahminlerine göre, güneş kurulum sayısı 2030 yılına kadar 10 milyona, 2034 yılına kadar ise 15 milyona ulaşacak.

Konut sektörü, ABD’deki tüm güneş kurulumlarının %97’sini temsil ediyor. Bu sektör, son birkaç yıl boyunca yıllık kurulumlar açısından yeni rekorlar kırmaya devam ederek, son beş yıl üst üste ve son on iki yılın onunda yeni zirvelere ulaştı. Konut güneşinin önemli büyümesi, enerji maliyetlerini daha etkili bir şekilde yönetmek isteyen ev sahipleri için kanıtlanmış bir yatırım değeri olarak atfedilebilir.

California, 2 milyon güneş kurulumu ile öncü konumda olmasına rağmen, son dönemde eyalet politikaları çatı üstü güneş pazarına önemli zararlar verdi. Öte yandan, Illinois ve Florida gibi diğer eyaletler hızlı bir büyüme yaşıyor. Örneğin, 2017’de yalnızca 2,500 güneş kurulumuna sahip olan Illinois, şu anda 87,000’den fazla kuruluma ev sahipliği yapıyor; Florida ise 2017’deki 22,000 kurulumdan bugün 235,000’e yükseldi.

2030 yılına kadar 22 eyalet veya bölge 100,000’den fazla güneş kurulumunu aşacak. ABD’deki mevcut güneş kapasitesi, Colorado, Utah, Arizona ve New Mexico’daki dört köşe eyaletindeki tüm konut çatılarını kapsayacak kadar yeterli.

İngiltere’den kuantum navigasyonuna dev yatırım!

Konum, Navigasyon ve Zamanlama (PNT) sistemleri, hassas zaman tutmaya dayanır. Teoriye göre, bu karışıma kuantum teknolojisi eklenerek sistem, Konum, Navigasyon ve Zamanlama verileri için Küresel Navigasyon Uydu Sistemleri (GNSS) veya Küresel Konumlama Sistemi’ne (GPS) bir alternatif olarak kullanılabilir.

İki kuantum teknolojisi, Tiqker optik atom saati ve kuantum atalet sensörünün temel unsurları, QinetiQ’nun RJ100 Havadan Teknoloji Göstericisi ile yayına çıktı.

Teknolojinin, düşman aktörlerin müdahalesine ve sahtekarlığına karşı dayanıklı bir Kuantum Ataletsel Navigasyon Sisteminin (Q-INS) bir parçasını oluşturması umut ediliyor.

Birleşik Krallık ve diğer birçok ülke, tek bir başarısızlık noktası yaratan bir durum olan GNSS/GPS’e güveniyor. Avrupa’nın Galileo’su veya ABD’nin GPS’i gibi çeşitli uydu takımyıldızları navigasyon hizmetleri sağlarken, kesintiler savunma ve ekonomik faaliyetlerde sorunlara neden olabilir. Dolayısıyla bu bağımlılığı azaltabilecek bir şeyin geliştirilmesine ihtiyaç var.

Birleşik Krallık Araştırma ve İnovasyon’un (UKRI) bir parçası olan Innovate UK’nin Quantum Teknolojileri Mücadelesi Direktörü Roger McKinlay şunları söyledi: “Modern altyapı, uydu sinyallerinden elde edilen son derece hassas zamanlama ve navigasyona giderek daha fazla bağımlı hale geliyor.

“Bu uçuş testleri, UKRI aracılığıyla finanse edilen iki mükemmel projenin doruk noktası. Infleqtion, bunları yaratma vizyonuna ve üstün bir işbirliği ekibi ile yürütme becerisine sahip.”

Infleqtion, zamanlama, algılama ve navigasyon konusunda uzmanlaşmış ürünlerin yanı sıra kuantum bilgisayarlara yönelik yazılımlara sahip bir kuantum uzmanı olan Tiqker’in yapımcısı. Şirket, Tiqker’ını “Yeni Nesil Atom Frekansı Referansı” olarak tanımlıyor.

Birleşik Krallık hükümeti projeyi 8 milyon £ ile destekledi; 2030 yılına kadar sistemin uydu sinyallerinden bağımsız olarak dayanıklılık ve doğruluk sağlamak üzere uçaklara konuşlandırılması umut ediliyor.

Konsorsiyumun Infleqtion ve QinetiQ ile birlikte çalışan diğer üyeleri arasında BAE sistemleri de yer alıyor.

BAE Systems Algılama Teknolojisi Lideri Henry White şunları söyledi: “Bu denemeler, sonuçta önemli bir askeri avantaj sunabilecek kuantum teknolojisinin geliştirilmesinde ileriye doğru atılmış önemli bir adımdır.”

Etkileyici olsa da, kullanıcıları GPS’e bağımlı olmaktan kurtarmak için kuantum teknolojisini kullanma fikri pek yeni değil. Londra Imperial College’dan bir ekip, 2018’de kuantum “pusulasının” prototipini ortaya çıkardı. Üniversitede inşa edilen bir kuantum sensörü de 2023’te Kraliyet Donanması ile işbirliği içinde test edildi.

Birleşik Krallık Bilim Bakanı Andrew Griffith şunları söyledi: “Yolcu uçuşlarından gemi taşımacılığına kadar hepimiz doğru, emniyetli ve emniyetli navigasyon sistemlerine bağlıyız. Burada kuantum teknolojisiyle ilgili desteklediğimiz bilimsel araştırmalar, çıkarlarımızı koruyacak esnekliği pekala sağlayabilir.

“Bu teknolojinin Britanya semalarında ilk kez uçmuş olması, Birleşik Krallık’ın kuantum konusunda dünya liderlerinden biri olduğunun bir başka kanıtıdır.” 

Yeni MINI Countryman tanıtıldı! İlk test sürüşüne çıkardık

0

Borusan Otomotiv, Marmaris’te düzenlenen özel bir etkinlikte Yeni MINI Countryman’i tanıttı. MINI Ailesi’nin en büyük üyesi olan bu model, birçok yenilikçi özellikle dikkat çekiyor. İşte Yeni MINI Countryman özellikleri ve fiyatı başta olmak üzere hakkında bilmeniz gereken tüm detaylar…

Yeni MINI Countryman neler sunuyor?

Yeni MINI Countryman özellikleri

Yeni MINI Countryman, önceki nesline göre 6 cm daha yüksek ve 13 cm daha uzun gövde boyutlarına sahip. Bu artış, MINI Ailesi’nin en büyük otomobili unvanını kazandırıyor. Otomobil, geniş lastik iz genişliği ve modern tasarımıyla da kaslı bir görünüme kavuşmuş durumda.

Türkiye’de satılacak olan Countryman, farklı motor seçenekleri ile kullanıcılara sunuluyor. Tamamen elektrikli versiyonlardan MINI Countryman E, 150 kW (204 bg) güç ve 250 Nm tork üreten elektrik motoruna sahip. 0-100 km/s hızlanmasını 8.6 saniyede tamamlıyor ve WLTP değerlerine göre 462 km’ye kadar menzil sunuyor.

Dört tekerlekten çekiş özelliği ile gelen MINI Countryman SE ALL4 ise 230 kW (313 bg) güç ve 494 Nm tork değerine sahip. 0-100 km/s hıza 5.6 saniyede ulaşıyor ve WLTP değerlerine göre 433 km’ye kadar menzil sunuyor.

Benzinli versiyonlardan MINI Countryman C, 1,5 litre hacmindeki benzinli-mild hybrid motoru ile 170 beygir güç üretiyor. WLTP verilerine göre ortalama 6.1-6.5 litre/100 km yakıt tüketimi ile verimlilik ve performansı bir arada sunuyor.

John Cooper’ın adını taşıyan MINI John Cooper Works Countryman ALL4 da dört tekerden çekiş özelliği ve 2 litre hacminde 4 silindirli benzinli motor ile 300 beygir güç ve 400 Nm tork üretiyor. 0-100 km/sa hızlanmasını 5.4 saniyede tamamlıyor.

Yeni MINI Countryman’in iç mekanında kullanılan yüksek kaliteli malzemeler ve yüksek teknoloji ürünü detaylar, zamansız bir tasarım sunuyor. Otomotiv sektöründe ilk kez sunulan 240 mm çapındaki yuvarlak OLED ekran, yüksek kaliteli cam yüzeye sahip. Bu ekran üzerinden bilgi-eğlence sistemi ve sürüş destek sistemleri kontrol edilebiliyor.

Ayrıca yeni MINI İşletim Sistemi 9 ile tüm fonksiyonlar dokunmatik ekran veya sesli asistan aracılığıyla sezgisel olarak çalışıyor. Yeni MINI Countryman, MINI’nin geleneksel Go-Kart sürüş hissini modern teknolojilerle birleştirerek, kullanıcılarına benzersiz bir sürüş deneyimi sunmaya devam ediyor.

Yeni MINI Countryman fiyatı

Yeni tamamen elektrikli MINI Countryman

MODELŞANZIMANYAKITMOTOR/BGENERJİ TÜKETİMİ kWh/100 KMPAKETİFİYATI (TL)
Yeni tamamen elektrikli MINI CountrymanOtomatikElektrikCountryman – 20415,7 – 17,4Favoured2,490,538
Yeni tamamen elektrikli MINI CountrymanOtomatikElektrikCountryman – 31315,7 – 17,4Favoured2.993.089
Yeni tamamen elektrikli MINI CountrymanOtomatikElektrikCountryman – 31315,7 – 17,4John Cooper Works3.205.249

Not: Otomobilin azami anahtar teslim satış fiyatı neredeyse 2.5 milyon TL’den başlıyor olsa da bayiiler kendi kar marjını kısarak aracın daha düşük vergi dilimine girmesini sağlayarak 1.9 milyon TL’den başlayan fiyatlarla satıyor. Tüm detaylar için burayı tıklayabilirsiniz.

IBM ve Palo Alto Networks yapay zekâ destekli güvenlik çözümleri sunacak!

Dijital dönüşüm ve yapay zekanın hızla büyümesiyle birlikte giderek genişleyen karmaşık kurumsal teknoloji ortamı ciddi siber güvenlik zorluklarını da beraberinde getiriyor. Şirketler gittikçe daha sofistike hale gelen tehditleri ve evrilen saldırı yüzeylerini ele almak için yapay zeka (AI) ile desteklenen kapsamlı güvenlik platformlarına öncelik veriyor. Palo Alto Networks ve IBM, tamamıyla yapay zeka destekli bir yaklaşımla müşterilerine güvenlik operasyonlarını kesintisiz hale getirme ve dönüştürme, her ölçekteki tehditleri durdurma ve güvenlik sorunlarının giderilmesini hızlandırma konularında yardımcı olmayı amaçlıyor. Bu sektör dinamikleri, bugün yapılan iş birliği duyurusunda teyit edildiği üzere her iki şirket için değerli fırsatlar sunuyor.

Palo Alto Networks bu genişletilmiş iş birliği kapsamında kapanış teamüllerine bağlı olarak IBM’in QRadar için fikri mülkiyet haklarının yanında QRadar SaaS varlıklarını da satın almayı kabul etti. Palo Alto Networks ve IBM QRadar SaaS istemcilerinin gelecek nesil Cortex® XSIAM® güvenlik operasyonları (SOC) platformuna taşınmasını kolaylaştıracak. Bu taşınmada 3,000 entegre dedektörün desteklediği ve gücünü yapay zekadan alan gelişmiş korumadan yararlanılacak. Yerinde (on-prem) QRadar kullanan QRadar müşterileri güvenlik, kullanılabilirlik ve kritik bug düzeltmelerinin yanı sıra mevcut konnektör güncellemeleri, tüketimi genişletme kabiliyeti gibi IBM özelliklerini ve desteğini almaya devam edecek. Şirketler ve iş ortakları ekosistemi, hem QRadar SaaS müşterilerinin hem Cortex XSIAM’e geçmeye karar verenlerin kesintisiz geçişi için yakın iş birliği içinde çalışacak. IBM ve Palo Alto Networks bu kapsamda hak kazanan müşterilere ücretsiz geçiş hizmeti sunacak. IBM bu sözleşme kapsamında Cortex XSIAM platformuna geçmeyi seçen on-prem QRadar müşterileri için Palo Alto Networks’ten kademeli ödemeler alacak.

Ortak bir Güvenlik Operasyonları Merkezi kurulacak

IBM Consulting, mevcut ve gelecekteki Palo Alto Networks müşterileri için tercih edilen Yönetilen Güvenlik Hizmetleri Sağlayıcısı (MSSP) olacak. Ortak bir Güvenlik Operasyonları Merkezi (SOC) ise yönetilen bir SOC içerecek. Şirketler ayrıca müşterilerin Palo Alto Networks güvenlik ürünlerinin değerini deneyimleyerek anlamaları için ortak bir Cyber Range platformu kuracak. IBM’in küresel, bölgesel ve yerel hizmet sunan uzmanları, danışmanlık çalışmalarını geliştirmek; Palo Alto Networks güvenlik platformlarının büyümesini, benimsenmesini desteklemek için watsonx, IT otomasyonu, tehdit istihbaratı gibi teknolojileri kullanacak.

Palo Alto Networks, IBM’in tercih edilen siber güvenlik partneri olarak lider siber güvenlik çözümlerine IBM’in her ölçeğini desteklemek için varlıkların ve tekrarlanabilir yöntemlerin oluşturulmasını da kapsayan “Consulting Advantage AI” hizmetleri platformu üzerinden erişim verecek. Palo Alto Networks ve IBM birlikte danışmanların eğitimini hızlandıracak ve 1.000’den fazla IBM uzmanının Palo Alto Networks platformları genelinde optimal taşınma, uygulama ve benimseme hizmetlerini sunabilmesini sağlayacak. IBM ayrıca watsonx’ten yararlanarak Cortex XSIAM üzerinde sektör spesifik dikey yetkinlikler geliştirecek. IBM, diğer büyük teknoloji şirketleri ile yapılan iş birlikleriyle tutarlı olarak Palo Alto Networks ile ittifakın büyük bir güvenlik işi potansiyeli yaratacağını öngörüyor.

Karşılıklı müşteri ilişkileri güçlendirilecek

IBM, dünya çapında 250.000’i aşan iş gücünü korumak amacıyla Palo Alto Networks’ün yapay zeka destekli güvenlik platformlarını kurum içinde daha geniş ölçekte devreye almayı planlıyor. Bu amaçla ayrıca gelecek nesil güvenlik operasyonları için Cortex XSIAM ve Zero Trust ağ güvenliği için Prisma SASE 3.0 benimsenecek. IBM’in güvenlik platformlaştırmasını benimsemesi, müşterilerin Palo Alto Networks portföyündeki güvenlik ürünlerinin birbiriyle entegre çalışmasından nasıl yararlanabileceğine önemli bir örnek oluşturuyor.

Palo Alto Networks, ilave otomasyon yetkinliklerini desteklemek için watsonx LLM’lerini Cortex XSIAM’e entegre etmeyi, ayrıca müşteri desteği sonuçlarını iyileştirmek için yol haritasına ivme kazandırmak amacıyla IBM’in watsonx teknolojisinden yararlanmayı planlıyor. Watsonx, Palo Alto Networks’ün bilinen teknik sorunları proaktif bir şekilde ele almasına yardım edecek. Bununla birlikte ayrıca özelleştirilmiş self servis çözümler geliştirilmesini ve Palo Alto Networks müşteri destek operasyonlarındaki temsilcilerin üretkenliğini genel olarak artırmasına destek olacak. Ek olarak Palo Alto Networks bulut ve otomasyon alanındaki en son inovasyonlardan yararlanmak için diğer IBM yazılım ürünlerini de uygulamaya koymayı planlıyor.

DevSecOps Yetkinlikleri Pazara Geliyor

IBM geleceğe yönelik bu iş birliği sayesinde sektörün en kapsamlı bulutta yerleşik uygulama koruma platformu (CNAPP) olan Prisma® Cloud ile ilişkisini genişletecek. Prisma Cloud da Red Hat OpenShift ve Ansible için geliştirilen bulutta yerleşik güvenlik dahil olmak üzere mevcut ve gelecekteki IBM DevOps çözümleriyle var olan entegrasyonlarının kapsamını genişletecek. IBM’in DevOps gücü ile Palo Alto Networks’ün bulut güvenliği uzmanlığının bir araya gelmesi, ortak müşteriler için güvenlik öncelikli, tasarımlı DevSecOps yetkinliklerini güçlendirecek ve böylece üretimdeki bulut iş yüklerinde güvenli olmayan kodların çalıştırılmasını önlemeye yardımcı olacak.

Champs’in yeni operasyon direktörü Mesut Kanberoğlu oldu

0

Champs, alanında uzman profesyonellerle kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Yeni yapılanmaya göre, BPO ve CX endüstrilerinde 17 yılı aşkın yönetim tecrübesine sahip olan Mesut Kanberoğlu, Champs’in yeni operasyon direktörü oldu.

Çalışanların memnuniyetini artırmak, şirketlerin de kaliteli ve hızlı çözümlere düşük maliyetlerle ulaşmasını sağlamak üzerine kurulan Champs, yapılanmasını güçlendirmeye devam ediyor. Alanında uzman yeni isimlerle kadrosunu güçlendirmeye devam eden Champs’in son atalamalarından biri de Mesut Kanberoğlu oldu. BPO ve CX sektörlerinde 17 yılın üzerinde yönetim tecrübesine sahip olan Kanberoğlu, telekomünikasyon, e-ticaret, teknoloji, bankacılık, enerji ve medya endüstrilerindeki küresel liderlerin operasyonlarını başarıyla yönetti.

Operasyonel alanda oldukça ciddi başarıları bulunan Kanberoğlu, Champs ekibine bundan sonraki süreçte uzmanlığı ve profesyonelliği ile destek verecek. 1987 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Kanberoğlu, İstanbul Üniversitesi’nin Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü’nden mezun oldu. Evli ve 2 çocuk babası olan Kanberoğlu, telekomünikasyon, e-ticaret, teknoloji, bankacılık, enerji ve medya alanlarındaki küresel liderlerin 1000’den fazla çalışanıyla çeşitli operasyonlara imza attı.  

Champs Hakkında:

BPO alanında pek çok başarıya imza atmış Mahir Tüzün tarafından 2021 yılında kurulan Champs, kusursuz müşteri deneyimini yeniden tanımlıyor. Odak noktası, işletmeleri yetenekli bireylerden oluşan dinamik bir toplulukla buluşturmak olan Champs, dünyanın her yerinden çok sayıda vasıflı ve Gig ekonomisine dahil olan çalışana sınırların ötesinde iş fırsatlarının kapılarını aralıyor. Müşterilerine sunduğu 13’ten fazla dil desteği ile ihtiyaç duyulan dili, akıcı bir şekilde konuşabilen çok dilli bir iş gücünden yararlanma olanağı sunan Champs, bu yönüyle iş arayanları coğrafi sınırların ötesine taşıyor.

İstanbul merkez ofisinde, 50 kişiye yakın, kendi alanında tecrübeli çalışan kadrosuyla hizmet sunan Champs, verdikleri hizmetlerin tamamında küresel bir bakış açısını benimsiyor. Champs’in ana amacını ise uluslararası markalar ile yüksek vasıflı çalışanlar arasındaki bağlantıları güçlendirerek, müşteri deneyimi ve memnuniyetini üst boyutlara taşımak oluşturuyor. Platform; operasyonel verimliliği artırmakla ilgili hizmetlerin yanı sıra işletmeler için anlamlı maliyet tasarrufları sunan çözümler de sunuyor. Ayrıca Champs, iş ortaklarının birinci sınıf yeteneklerden oluşan seçkin bir havuzdan faydalanmasına, işletme performansı açısından yükselmesine ve KPI hedeflerine güvenle bir şekilde ulaşmasına da olanak sağlıyor.

Xiaomi üretim bandını çift vardiyaya geçirip ayda 20 bin araç üretecek!

Çin merkezli teknoloji devi Xiaomi, elektrikli otomobil pazarındaki varlığını güçlendirmek için üretim kapasitesini artırma kararı aldı. Şirket, önümüzdeki aylardan itibaren Pekin’deki fabrikasında çift vardiya sistemine geçerek günlük operasyon süresini 8 saatten 16 saate çıkaracak. Bu hamleyle birlikte, aylık üretim kapasitesinin yaklaşık 20 bin adede ulaşması hedefleniyor.

Xiaomi, 15 Mayıs 2024 itibarıyla SU7 modelinin 10 bininci aracını sahibine teslim ettiğini duyurdu. Teslimatlar, 3 Nisan‘da başlamıştı ve şirket, sadece 43 günde 10 bin aracı sahiplerine ulaştırmayı başardı. Xiaomi CEO’su Lei Jun, daha önce yaptığı bir açıklamada Pekin fabrikasının saatte 40 adet SU7 üretebileceğini belirtmişti.

Şu anda, Xiaomi SU7’nin standart versiyonu için teslimat süreleri 29 ile 32 hafta arasında değişirken, SU7 Max versiyonunda bu süre 36 haftaya kadar çıkabiliyor. Şirketin planları arasında, Pekin fabrikasının ikinci faz çalışmalarının 2024’ün sonunda başlayıp 2025’te tamamlanması ve yıllık üretim kapasitesinin 300 bin adede çıkarılması bulunuyor.

Geçtiğimiz hafta teslim edilen bir Xiaomi SU7 modelinin kısa bir süre sonra arızalanması ise dikkat çekti. Şirket, aracın durumuyla ilgili inceleme başlattı.