Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 624

Tech Istanbul Ön Kuluçka başvuruları başladı!

Tech Istanbul, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen ön kuluçka programı için başvuruların başladığını duyurdu! İstanbul’un girişimcilik ve teknoloji merkezi olarak tanınan Tech Istanbul, girişimlere büyümelerini hızlandırmak ve ölçeklenebilir iş modelleri geliştirmek için kapsamlı destek sağlıyor. Şimdiye kadar 290’dan fazla girişime destek olan ve 1.900’den fazla eğitim ve etkinlik düzenleyen Tech Istanbul, yeni girişimcileri bu büyüyen ekosisteme katılmaya çağırıyor.

Kimler Başvurabilir?

Tech Istanbul’un ön kuluçka programı, teknoloji tabanlı tüm sektörlerden girişimler için açık. Fikir aşamasından küresel pazara açılma sürecine kadar olan girişimciler için tasarlanmış bu program, deneyimli mentorların rehberliğinde girişimcilik yolculuğunuzu şekillendirme fırsatı sunuyor. 2023’te başlatılan programda 66 girişim yer aldı ve başvurular bu yıl için 26 Mayıs’a kadar devam ediyor.

Programın Avantajları

Tech Istanbul ön kuluçka programına katılan girişimciler, İstanbul’un merkezi lokasyonlarında bulunan, tam donanımlı ofis alanlarından faydalanabilecekler. Ayrıca, iş modeli ve strateji geliştirme, finansman sağlama gibi konularda eğitimler, deneyimli mentorlardan danışmanlık, ve çeşitli ürün ve programlardan ücretsiz ya da indirimli yararlanma imkanı elde edecekler. Girişimciler ayrıca, İstanbul Senin gibi akıllı şehir uygulamalarında yer alma, İBB’nin geniş iş ağına erişim ve sosyal medya ile PR desteği gibi avantajlardan da yararlanacaklar.

Mentorluk Ağı

Tech Istanbul, girişimcilerin büyüme yolculuklarına katkı sağlayacak deneyimli mentorlarla çalışıyor. Bu mentorlar arasında, Branding Türkiye’nin Kurucusu Mürsel Ferhat Sağlam gibi alanında uzman isimler bulunuyor.

Girişimcilik dünyasına adım atmak ve fikirlerinizi gerçeğe dönüştürmek istiyorsanız, tech.istanbul web sitesinden detaylı bilgi alabilir ve ön kuluçka programına başvurabilirsiniz.

Waymo Robotaksiler haftalık 50 bin yolculuğu aştı!

Waymo, Google’ın altında geliştirilen sürücüsüz araçlarla, robotaksi sektöründe büyük bir adım attı. Son açıklamalara göre, Waymo’nun Phoenix, San Francisco ve Los Angeles gibi büyük ABD şehirlerinde haftalık 50 binin üzerinde yolculuk gerçekleştirdiği belirtiliyor.

Bu sayı, Waymo One adlı robotaksi hizmetinin etkin olduğu bölgelerde saatte ortalama 300 rezervasyon ya da dakikada 5 rezervasyon anlamına geliyor. Ayrıca, şirket Austin gibi yeni bölgelere de genişlemiş durumda ve toplamda dört şehirde bir milyondan fazla yolculuğa hizmet vermiş.

Waymo’nun elde ettiği bu başarı, toplumun geniş kesimlerine daha güvenli ve erişilebilir bir ulaşım imkanı sunduğunu gösteriyor. Şirketin robotaksileri, şehirlerdeki tercih edilen mobilite seçeneği haline gelmiş durumda.

Ancak, sürücüsüz araç teknolojisinin hala bazı zorlukları var. Geçtiğimiz haftalarda yaşanan trafik tıkanıklıkları ve kazalar, sürücüsüz araçların henüz eksiksiz bir şekilde hazır olmadığını gösteriyor. Bu nedenle, teknolojik gelişmelerle birlikte düzenlemelerin de yapılması gerekiyor.

Waymo’nun başarısı, geleneksel taksicilik sektörü için de bir dönüm noktası olarak görülüyor. Ancak, bu alandaki ilerlemenin sürdürülebilir olması için teknolojiye ve düzenlemelere uyum sağlanması gerekiyor.

Güneş enerjisinde rekor artış! Türkiye aylık kapasitede zirveye çıktı

Türkiye’nin güneş enerjisi sektöründe son dönemde yaşanan hızlı büyüme ve Nisan ayında kaydedilen rekor aylık kapasite artışı, ülkedeki enerji dönüşümü ve sürdürülebilirlik çabalarının bir göstergesi olarak dikkat çekiyor. Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) verilerine göre, Nisan ayı sonunda ülkenin güneş enerjisi kurulu gücü 13,9 gigavata yükseldi. Bu, Mart ayına göre 1,3 gigavatlık bir artışı temsil ediyor.

Bu büyük artışın ardında ise Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği’nde yapılan değişikliklerin etkili olduğu görülüyor. Önceki yönetmelikte lisanssız elektrik üretim tesislerinin tüketim tesisleriyle aynı dağıtım lisansı bölgesinde olması gerekiyordu, ancak son değişiklikle bu kısıtlama kaldırıldı. Bu değişiklikle birlikte ilgili tesisler, üretim fazlası elektriği satma imkanına sahip oldu ve tesislerin kurulu gücünün iki katı kadar kurulum yapma izni verildi. Böylece 500 megavat ve üzerindeki büyük güçlerde lisanssız santral kurulum hakları tanındı. Bu düzenleme, lisanssız santrallerin devreye girmesiyle güneş enerjisi kapasitesinde rekor artış yaşanmasına zemin hazırladı.

Güneş enerjisinde

Karbon ayak izini azaltmak isteyen şirketler, bu değişikliklerle birlikte düşük maliyetlerle kurulum yapılabilen ve yenilenebilir enerjiye dayalı olan lisanssız güneş santrallerine yöneliyorlar. Fabrikalarda temiz enerji kullanımı için bu tesislerin önemi giderek artıyor. Ayrıca, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma konusundaki kararlılıklarıyla, bu tür tesislerin genişlemesi ve yaygınlaşması bekleniyor.

Bu değişikliklerle birlikte Türkiye, güneş enerjisi alanında hızla büyüyen bir pazar haline gelmekte ve çevre dostu enerji üretimine katkıda bulunmaktadır. Ayrıca, bu büyüme eğilimi, ülkenin enerji bağımsızlığına ve çeşitliliğine de olumlu bir katkı sağlayabilir, enerji arz güvenliğini artırabilir.

Edelman Kriz ve Risk Başkanı, Dijital Çağda Risk Algısı ve İtibar İlişkisi’ne dikkat çekecek

0

Julian Payne, 16 Mayıs Perşembe günü Digital Age Tech Summit’te ÜNİTE Edelman Strateji Geliştirme Başkanı Ercüment Şener ile birlikte “Dijital Çağda Risk Algısı İtibarın Neresinde” başlıklı özel bir oturumda yer alacak.

ÜNİTE Edelman Strateji Geliştirme Başkanı Ercüment Şener

Türkiye’de ÜNİTE Edelman ile temsil edilen Edelman’ın 24 yıldan bu yana her yıl Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda yayınladığı Edelman Trust Barometer araştırması, Kurumsal İtibar ve Güven İlişkisi üzerine global bir referans olarak değerlendiriliyor. Edelman Trust Barometer, bu yıl 28 ülkeden 32 binin üstünde katılımcı ile “Bilim ve İnovasyon Odağında Güven” temasını irdeledi.

Julian Payne kimdir?

“Yarının Zekâsı” temasıyla 16 Mayıs’ta gerçekleşecek Dijital Age Tech Summit’te küresel deneyimlerini aktaracak olan Julian Payne, Edelman’da aynı zamanda Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’dan Sorumlu Kurumsal İlişkiler Direktörü olarak görev yapıyor.

Payne, Edelman’dan önce 2016-2021 yılları arasında İngiliz Kraliyet Ailesi mensupları Galler Prensi Charles (şimdi Kral Charles III) ve Cornwall Düşesi Camilla (şimdi Kraliçe Camilla)’nın İletişim Direktörü ve Sekreteri olarak görev yaptı.

Daha önce, aralarında BBC ve Burberry’nin de olduğu farklı markalar ve kurumlarda kurumsal iletişim ve dijital iletişim alanlarında bir dizi global görevde bulunan Payne, halen Kral Charles III tarafından küresel sorunlara çözüm üretmek amacıyla kurulan The King’s Foundation’da (önceki adıyla The Prince’s Foundation) Mütevelli Heyeti Üyesi’dir.

Nokia NATO’nun askeri gücüne 5G ile güç katabilir!

Nokia’nın üst düzey yetkilileri, kısa bir süre önce NATO’nun savaş geliştirme komutanlığını ziyaret ederek, 5G teknolojisinin modern savaş alanındaki yerini değerlendirdi. Mobil Şebekeler Bölümü Başkanı Tommi Uitto ve Federal Çözümler Başkanı Mike Loomis, General Philippe Lavigne ile bir araya gelerek, 5G’nin askeri operasyonlardaki potansiyelini masaya yatırdılar.

Toplantıda, 5G’nin askeri alandaki entegrasyonunun getirebileceği faydaların yanı sıra karşılaşabilecekleri zorluklar da tartışıldı. Özellikle, artırılmış gerçeklik teknolojisinin askeri operasyonlara entegrasyonu ve siber güvenlik konuları ana gündem maddeleri arasında yer aldı.

Nokia yetkilileri, 5G teknolojisinin askerlere önemli taktik avantajlar sağlayabileceğini belirtti. Gelişmiş durumsal farkındalık ve daha hızlı karar verme yeteneği gibi faktörler, 5G’nin askeri operasyonlarda nasıl kullanılabileceğinin önemli örneklerindendir. Ayrıca, 5G’nin iletişim hızını ve güvenilirliğini artırarak sahadaki tüm unsurların anlık bilgi alışverişinde bulunmasına olanak tanıyabileceği üzerinde duruldu.

Ancak, 5G’nin siber saldırılara karşı savunmasız olduğu endişesi de masada yer aldı. Bu nedenle, 5G ağlarının güvenliğini sağlamak için sağlam altyapılar ve protokoller oluşturmak askeri iletişimin bütünlüğünü sağlamak açısından hayati önem taşıyor.

Nokia ve NATO’nun 5G’nin askeri amaçlarla kullanımı konusunda iş birliği yaptığı biliniyor. Ayrıca, Nokia temsilcileri, ABD Donanması’nın 5G laboratuvarını ziyaret ederek, bu teknolojinin askeri uygulamalar için sunduğu potansiyeli bizzat gözlemleme fırsatı buldukları belirtildi.

Sonuç olarak, 5G’nin savaş meydanlarında güvenli ve etkin bir şekilde kullanılabilmesi için siber güvenlik risklerinin göz ardı edilmemesi ve bu risklerin en aza indirilmesi gerektiği vurgulandı. Bu iş birliği, askeri teknolojilerin ilerlemesi ve güvenliğinin sağlanması açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Microsoft’a 242 Milyon Dolarlık Rekor Ceza!

0

Delaware’de bir federal jüri Cuma günü Microsoft’un aleyhine karar verdi ve şirketin Cortana sanal asistanının IPA Technologies’e ait bir patenti ihlal ettiğini tespit etti. Bu karar, Microsoft’un 242 milyon dolarlık devasa bir ödeme yapması anlamına geliyor.

Bir hafta süren duruşma, Cortana’daki ses tanıma teknolojisine odaklandı. Jüri sonunda IPA’nın tarafını tuttu ve Microsoft’un yazılımının şirketin bilgisayar iletişim yazılımı patentine aykırı olduğunu söyledi.

Quarterhill ve iki yatırım firmasının ortak sahibi olduğu Wi-LAN’ın bir yan kuruluşu olan IPA, patenti SRI International’ın Siri Inc.’den elde etti. Evet bu, Apple’ın Siri sanal asistanının temelini oluşturan aynı teknoloji.

Bir Microsoft sözcüsü, “IPA’nın patentlerini hiçbir zaman ihlal etmedik, temyiz başvurusunda bulunacağız” açıklamasını yaptı. IPA ve Wi-LAN temsilcileri henüz yorum taleplerine yanıt vermedi.

IPA tarafından 2018 yılında açılan dava, başlangıçta Microsoft’un teknolojisindeki kişisel dijital asistanlar ve ses tabanlı veri navigasyonu ile ilgili patentleri hedefliyordu. Dava sonunda, Microsoft’un hem ihlal etmeme hem de patentin geçersizliği konusunda savunma yaptığı tek bir IPA patentine indirgendi.

IPA’nın patentleri nedeniyle teknoloji devlerinin peşine düşmesi bu ilk değil. Şirket daha önce benzer ihlaller nedeniyle Google ve Amazon’a dava açmıştı. Amazon 2021’de kendini başarıyla savunurken, Google’a karşı dava devam ediyor. Microsoft, 2 Haziran 2023’te Microsoft, 2023’ün sonlarında Windows’ta bağımsız bir uygulama olarak Cortana’ya desteği bırakacağını duyurmuştu. Terk edilen bir teknoloji için ceza ödemek, Microsoft için oldukça sarsıcı olabilir!

Google I/O 2024 etkinliği nasıl izlenir?

ABD – Kaliforniya’da 14 Mayıs Salı günü gerçekleştirilmesi planlanan Google I/O 2024’e hızla yaklaşıyoruz. Bu önemli etkinliğin açılış konuşması canlı olarak yayınlanacak, yani kendi evinizin rahatlığında izleyebileceksiniz. Peki I/O ne zaman başlıyor? Nasıl izlenir? Ne gibi yenilikler bekliyoruz? İşte bilmeniz gerekenler!

Google I/O 2024 nasıl izlenir?

Google CEO’su Sundar Pichai’nin açılış konuşmasını yapması beklenen Google I/O arama devinin 16 yılından beri her yıl (2020’de pandemi nedeniyle online olması haricinde) düzenli olarak gerçekleştirdiği ve yaklaşık 5.000 katılımcıyı ağırladığı bir geliştirici etkinliği. İlk olarak 2008’de Android platformunun tanıtıldığı bu etkinlikte firma yeniliklerini ve odak noktasını hem geliştiriciler hem de kullanıcıların beğenisine sunuyor. Bu yılki etkinlik çerçevesindeki açılış konuşmasını, etkinliğin resmi web sitesinden veya YouTube kanalından izleyebilirsiniz. Amerikan İşaret Dili tercümeli bir canlı yayın da mevcut olacak. En büyük duyuruların yapılacağı açılış konuşması Türkiye saatiyle 17.00’da başlayacak.

Google I/O 2024’ten ne bekliyoruz?

Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu yılki etkinlik sırasında en az beş büyük duyuru bekleniyor. İlk duyuru, Şubat ayında geliştirici önizleme aşamasında piyasaya sürülen Android 15’in piyasaya sürülmesiyle ilgili. Bu sürüm önemli bir yeni özellik sunmasa da, gizlilik ve güvenliğe öncelik veriyor, geliştiriciler ve içerik oluşturucular için daha iyi destek sağlıyor ve uygulama performansını optimize ediyor. Açıklamanın Google I/O etkinliğinde olduğu göz önüne alındığında, henüz kamuya açıklanmamış yeni bir özelliğin duyurulma olasılığı da mevcut.

Google I/O sırasında şirket, Google’ın yeni nesil yapay zekâsı Gemini ile ilgili güncellemeleri de açıklayabilir. Bu platform hızla gelişiyor, bu nedenle yeni özellikler ve iyileştirmeler duymamız muhtemel.

Cihaz duyuruları gelir mi?

Google Pixel 9 ve Google Pixel Watch 3’ün Salı günü duyurulması pek olası değil. Bu ürünlerin sonbaharda piyasaya sürülmesi bekleniyor ki bu da Google’ın genellikle bu amiral gemisi cihazlara yönelik güncellemeleri duyurduğu zaman. Google Pixel Fold 2 ise daha çok gizemini koruyor. Bu yılki I/O’da ortaya çıkma ihtimali var, ancak Google’ın bir sonraki katlanabilir cihazından bahsetmek için sonbahara kadar beklemesi de mümkün.

Son olarak Google, etkinliği 7 Mayıs Salı günü beklenenden biraz daha erken piyasaya sürülen Google Pixel 8a’yı tartışmak için kullanabilir.  Yeni ekonomik telefon ön siparişe açıldı ve resmi olarak Google I/O’nun ilk günü olan Salı günü gönderilmeye başlanacak.

Hidrojen üretiminde devrim: İridyum kullanımı %95 azaltıldı!

aponya’daki RIKEN Sürdürülebilir Kaynak Bilimi Merkezi’nden (CSRS) gelen son haberlere göre, hidrojen üretiminde devrim niteliğinde bir keşif yapıldı. Araştırmacılar, elektrolizörlerde kullanılan nadir element iridyum miktarını %95 oranında azaltarak hidrojen üretim maliyetlerini büyük ölçüde düşürmeyi başardılar. Bu önemli adım, temiz enerjiye geçişte büyük bir ilerleme olarak değerlendiriliyor. Hidrojen, temiz bir enerji kaynağı olması ve fosil yakıtların yerini alabilmesi bakımından geleceğin enerji taşıyıcısı olarak öne çıkıyor. Ancak, hidrojen üretimi için gereken iridyum gibi nadir ve pahalı elementlerin kullanımı, bu potansiyeli sınırlıyor. RIKEN araştırmacıları, bu zorluğun üstesinden gelmek için manganez oksit gibi daha yaygın ve ekonomik olarak erişilebilir malzemeleri kullanmayı başardılar.

Yeni geliştirilen katalizör, iridyum kullanımını %95 oranında azaltarak hidrojen üretim sürecini daha verimli ve ekonomik hale getiriyor. Bu katalizör sayesinde, hidrojen üretiminde önemli bir maliyet unsuru olan iridyumun miktarı dramatik bir şekilde düşürülerek, sürdürülebilir bir enerji geleceği için büyük bir adım atılmış oluyor.

Araştırmacılar, manganez oksit ve iridyum arasındaki beklenmedik etkileşimin başarılarının anahtarı olduğunu belirtiyorlar. Bu etkileşim, iridyumun nadir ve aktif oksidasyon durumunda olmasından kaynaklanıyor. Ayrıca, geliştirilen katalizörün gerçek dünya uygulamalarına kolaylıkla adapte edilebileceği ve mevcut elektrolizörlerin kapasitesini artırabileceği vurgulanıyor.

Hidrojenin temiz bir enerji kaynağı olarak yaygınlaştırılması, iklim değişikliği ve çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahiptir. RIKEN araştırmacıları, bu hedefe ulaşmada iridyum kullanımını azaltarak önemli bir rol oynuyorlar. Gelecekte, endüstriyel ölçekte hidrojen üretiminde iridyum miktarının daha da azaltılmasıyla, temiz enerji dönüşümü hızlanabilir ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlanabilir.

Bakan açıkladı: Kamuda tasarruf dönemi başladı!

0

Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi resmen duyuruldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in katıldığı toplantıda alınan önlemler aktarıldı. Bu kapsamda kamu kurum ve kuruluşlarında büyük düzenlemelere gidiliyor.

Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi nedir?

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yapılan toplantı kapsamında kamu kuruluşlarında uygulanacak tedbirleri anlattı. Buna göre yapısal reformların devam edeceği ve önümüzdeki yıllara genişletileceği belirtildi. Araç alımından sosyal tesislere kadar birçok konuda düzenlemeye gidilecek.

Bakan Şimşek, araç alımlarına kısıtlama getirildiğini söyledi. Buna göre ambulans, savunma ve güvenlik gibi faaliyetler hariç kamu kurum ve kuruluşlarında yeni araç satın alımı 3 yıllığına durduruldu. Yabancı araç alımı ise süresiz olarak yasaklandı. İhtiyaç fazlası olduğu değerlendirilen mevcut araçların satışına da başlanacak.

Ek olarak kamu kuruluşlarına yönelik inşaat ve bina alımlarında da düzenlemelere gidildi. Yeni bina alım ve inşaatlarının 3 yıllığına, yeni bina kiralamalarının ise süresiz olarak askıya alındığı kaydedildi. Aynı şekilde sosyal tesis yapım, alım ve kiralamalarının iptal edildiği belirtildi.

Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi kapsamında personel politikalarındaki değişiklikler yaşanacak. Buna göre 3 yıl boyunca sadece emekli olan kadar yeni personel alımı yapılacak. Kamu çalışanlarının artık tek bir kurumdan maaş alacağı ve yönetim kurulu üyelerinin üst maaş sınırı getirileceği bildirildi.

Destek program sayısını azaltılarak esnek ve uzaktan çalışma modellerinin sayısı da artacak. Kamuda gezi, kokteyl, yemek gibi faaliyetler düzenlenemeyecek.

Yazılım şirketi Yapısoft kitle fonlama turu öncesi talep topluyor!

İnşaat ve gayrimenkul sektöründe, konut/ticari alan üreticilerine, gayrimenkul satıcı ve alıcılarına teknolojik çözümler sunan yazılım şirketi Yapısoft, kitle fonlama turu öncesi talep toplama sürecine girdi. Mayıs 2022’de çıktığı ilk yatırım turunda yaklaşık 2 milyon TL fon toplayarak elde ettiği finansmanla Yapısoft SalesOffice, Yapısoft FinanceOffice, Yapısoft Stream ve Yapısoft Estate (YES) ürünlerini geliştiren şirket, global pazarlara açılmaya hazırlanıyor.

Şirketlerin satış ve satış sonrası süreçlerini yönetip müşteri ve finansal kayıtlarını takip edebilecekleri dijital bir uygulama alanı sunan girişimin yatırım turu, ön talep toplama süreci sonrasında fonbulucu platformunda gerçekleşecek. Mayıs 2022’de çıktığı ilk yatırım turunda 799 yatırımcıdan yaklaşık 2 milyon TL fon toplayan Yapısoft’un ikinci turunun ilk 14 günü sadece mevcut ortaklara açık olacak. Bu turda 6,5 milyon TL ile 9,75 milyon TL aralığında fon tutarına ulaşmayı hedefleyen girişim, ilk 14 günde hedefine ulaşamadığı taktirde fonlama yeni yatırımcılara da açılacak. Yapısoft’a ön talep bildiren ve en az bildirdiği ön talep tutarında yatırım yapan yatırımcılar, yatırım tutarlarına ilave olarak belirli oranlarda bedelsiz pay almaya hak kazanacak.

Yapısoft, Fonbulucu yatırım turunda

İlk yatırım turunu 73 saat gibi kısa bir sürede hedefine ulaşarak kapatan Yapısoft, bu aşamadan sonra Yapısoft SalesOffice ve Yapısoft FinanceOffice’i çoklu dil ve çoklu para birimi seçeneğiyle nihai yazılım haline getirdi. Ardından mevcut müşterilerinin ihtiyaçları doğrultusunda Yapısoft Stream (dijital signage) ürününü tamamlayıp satışa sundu. Yapısoft müşteri ağındaki veriler ile ortaya çıkan pazarlanabilir mülkleri gayrimenkul profesyonelleri ile buluşturacak yazılımı Yapısoft Estate (YES)’in planlamaları ve marka süreçlerini de tamamlayan şirket, Ekim 2023’te ürünün altyapısını nihai hale getirerek YES’in pazarlama sürecine başladı. Gayrimenkul profesyonelleri için katma değeri ve rekabet edebilirliği yüksek bir teknoloji ürünü olan YES, üretici, satışçı ve alıcı arasındaki iletişimi en üst seviyeye taşımak üzere planlandı. İkinci fonlama sonrası global pazarlara açılacak olan şirketin 2028 yılı brüt kar tahmini 3,3 milyon dolar.

Yapısoft’a ön talep bildirimi  https://fnb.lc/yapisoft2-ontalep adresinden veya fonbulucu mobil uygulaması üzerinden yapılabiliyor.  

Tesla, fabrika işçilerinin sendikasını çökertmekle suçlanıyor!

NLRB’nin şikayetinde, Tesla’nın kabul edilebilir İşyeri Teknoloji Kullanım Politikası’nın otopilot işçilerinin bir sendika kurmaya çalıştıktan kısa bir süre sonra yerine getirilmesinin yasa dışı olduğu iddia ediliyor.

Politika, işyeri teknolojisinin “izin verilmeyen talep etme veya tanıtma” veya “kanallar ve dağıtım listeleri oluşturma” için kullanılamayacağını belirtiyor.

NLRB sözcüsü Kayla Blado şikayetle ilgili bir açıklamada “Şikayet, Tesla’nın bu kuralı çalışanlarını sendika kurmaktan, katılmaktan veya yardım etmekten veya diğer uzlaşmacı faaliyetlere katılmaktan caydırmak için koruduğunu iddia ediyor.” dedi.

İddia edilen şekilde kovulan çalışanlar, Tesla Otopilot için veri etiketleme üzerinde çalışan bir gruptan gelmekte. Bu işçiler, işlerinden korktukları için 14 Şubat 2023’te sendika üyelik kampanyası başlattılar.

İddia edildiğine göre, iki gün sonra Tesla en az 18 kişilik ekibin bir kısmını kovdu. Sonunda NLRB‘ye yaptıkları şikayette, grubun sendika kurmayı düşündükleri için kovulduklarını iddia ettiler.

Bu, Elon Musk’ın sahibi olduğu şirkete yöneltilen tek suçlama değil. Tesla, son yıllarda işçi örgütlenmesini bastırmakla, yasa dışı kitlesel işten çıkarmalar ve ayrımcılıkla ilgili NLRB şikayetleri dahil olmak üzere bir dizi işçi davası ve NLRB şikayetiyle karşı karşıya kaldı.

Alibaba

Bu, bir NLRB şikayetinin suçluluğun bir göstergesi olmadığına dikkat çekmek önemli; ancak iddiaları araştırdıktan ve haklılık bulduktan sonra NLRB Genel Danışmanının iddiaları yargılamak için attığı ilk adım.

Tabii ki, bir NLRB işlemi olduğundan, yapılacaklar sınırlı. NLRB’nin sınırlı yaptırım yetkileri arasında, Tesla’nın işçilerin örgütlenmesini engellemesini durdurmaları ve tüm mola alanlarında çalışanların işçi hakları ve duruşmanın sonucu hakkında notlar yayınlaması istenmektedir.

Taraflar anlaşmazsa, konu bu yazın sonunda bir NLRB idari yargıcı önünde olacak.

Dünyanın en büyük karbon yakalama tesisi açıldı!

İsviçreli girişim Climeworks, İzlanda’da dev bir adım attı ve dünyanın en büyük karbon yakalama tesisini hizmete aldı. “Mammoth” adı verilen bu tesis, yılda atmosferden 36 bin ton CO2 temizleyebilme kapasitesiyle dikkat çekiyor.

Tesisin önceki versiyonu Orca’nın sadece 4.000 ton CO2 temizleyebilme kapasitesi vardı. Ancak Mammoth, neredeyse on kat daha fazla kapasiteye sahip. Tesis, 72 endüstriyel fan ile donatılmış ve CO2’yi atmosferden çekerek yeraltına hapsediyor.

Mammoth’un konumu, Hellisheidi jeotermal enerji tesisine yakın olması nedeniyle seçildi. Bu sayede, güç sağlamak ve CO2’yi su buharıyla çıkarmak için jeotermal enerjiden faydalanılabiliyor. Mammoth’un işleyişi ise oldukça karmaşık; CO2 çekildikten sonra sıkıştırılıyor ve yeraltındaki volkanik bazalta pompalanarak hapsediliyor.

Ancak Climeworks’ün kurucusu Jan Wurzbacher’a göre, bu tesislerin sayısını artırmak gerekiyor. Wurzbacher, 2050 yılına kadar yılda 6 ila 16 milyar ton CO2’nin temizlenmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak Mammoth’un kapasitesi, bu hedefin çok gerisinde kalıyor.

Bu noktada, siyasi iradenin ve finansal desteklerin önemi ortaya çıkıyor. ABD’nin bu alandaki girişimleri, karbon yakalama teknolojisinin gelişimine ivme kazandırabilir. Ancak bazı uzmanlar, karbon yakalama yöntemlerinin maliyetinin yüksek olduğunu ve daha fazla yenilenebilir enerjiye odaklanılması gerektiğini savunuyor.

Karbon emisyonlarıyla mücadelede devasa adımlar atılsa da, hala önümüzde çok çalışılacak bir yol olduğu açıkça görülüyor.

Tesla Supercharger ağını genişletmek için 500 milyon dolar yatırım yapıyor!

Tesla, elektrikli araç pazarındaki lider konumunu koruyarak şarj altyapısını güçlendirmeye devam ediyor. Şirket, hızla büyüyen kullanıcı tabanının ihtiyaçlarını karşılamak ve elektrikli araçların yaygınlaşmasını desteklemek için Supercharger hızlı şarj ağını genişletmek üzere 500 milyon dolarlık bir yatırım yapacağını duyurdu.

CEO Elon Musk, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Tesla, bu yıl binlerce yeni şarj cihazı kurarak Supercharger ağını genişletmek için 500 milyon dolardan fazla yatırım yapacak” ifadelerini kullandı. Bu yatırım, şirketin sadece yeni istasyonlar kurmak ve mevcut olanları genişletmek için kullanılacak; operasyonel maliyetlerin karşılanmasında kullanılmayacak.

Tesla’nın bu hamlesi, elektrikli araç pazarının hızla büyümesiyle birlikte şarj altyapısının önemini bir kez daha vurguluyor. Şirket, müşterilerine güvenilir ve hızlı şarj imkanı sunarak elektrikli araçların kullanımını teşvik etmeyi amaçlıyor.

Tesla Supercharger Ancak, bu duyuru, Tesla’nın yakın zamanda önemli çalışanlarının işten çıkarılmasıyla takip edildi. Uzmanlar, bu işten çıkarmaların şirketin şarj istasyonlarını genişletme planlarını altüst ettiğini ve hatta ABD’nin elektrikli araç altyapısını geliştirme çabalarını geciktirebileceğini belirtiyor.

Başkan Joe Biden yönetimi, Ulusal Elektrikli Araç Altyapı Programı kapsamında eyaletlere milyarlarca dolarlık fon sağlıyor. Tesla, şimdiye kadar bu federal fonlardan en çok faydalanan şirketlerden biri oldu. Ancak, şirketin bu hamlesi, ABD’nin elektrikli araçlar için daha geniş kapsamlı bir altyapı oluşturma hedefine ulaşmasını etkileyebilir.

Tesla’nın Supercharger ağını genişletme kararı, elektrikli araç pazarının sürdürülebilir ve çevre dostu bir ulaşım geleceğine doğru atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Şirket, bu yatırımıyla hem kendi büyümesini desteklemeyi hem de elektrikli araçların yaygınlaşmasını hızlandırmayı amaçlıyor.

Google Chrome acil güncelleme: Sıfır gün güvenlik açığı kapatıldı!

Google, popüler internet tarayıcısı Chrome’un yeni bir güvenlik güncellemesi olan 124.0.6367.201/202 sürümünü yayınladı. Bu güncelleme, tarayıcıda bulunan ve yüksek önem derecesine sahip olan CVE-2024-4671 adlı sıfır gün güvenlik açığını kapatıyor.

Google Chrome Sıfır gün güvenlik açıkları, keşfedildikleri anda yazılım geliştiriciler tarafından düzeltilmeyi gerektiren, ciddi tehditler oluşturan zayıf noktalardır. Bu yıl içinde beşinci sıfır gün güvenlik açığını kapatmış olmalarıyla Google, kullanıcıların güvenliğini sağlamak için sürekli olarak çalıştığını gösteriyor.

Google Chrome CVE-2024-4671’e yönelik güvenlik açığı, “user after free” olarak bilinen ve dinamik bellek kullanımından kaynaklanan bir sorunu çözüyor. Bu tür bir açık, bellek serbest bırakıldıktan sonra o bölgedeki işlemlerin tamamlanmasının ardından belleği işaret etmeye devam eden durumlarda ortaya çıkar. Bu durum, veri sızıntısına, kod yürütülmesine veya tarayıcı çökmesine neden olabilir.

Google Chrome, tüm Chrome kullanıcılarına en son sürümü indirip yüklemelerini tavsiye ediyor. Güncellemeler genellikle otomatik olarak yapılır, ancak manuel olarak kontrol etmek ve güncellemek her zaman en güvenli yaklaşımdır.

Yeni güncelleme, Windows, Mac ve Linux işletim sistemlerinde kullanılabilir durumda ve Google Chrome’un varsayılan tarayıcı olarak tercih edenler için önemli bir adımdır. Kullanıcılar, tarayıcılarını güncelleyerek çevrimiçi güvenliklerini sağlamlaştırabilirler.

Dünyanın en saf silikonu keşfedildi!

Manchester Üniversitesi ve Melbourne Üniversitesi’nden bilim insanları, kuantum hesaplamanın temelini oluşturan yüksek performanslı kubit cihazların üretimine olanak tanıyan yeni bir ultra saf silikon formu geliştirdi. Bu keşif, kuantum bilgisayarların geleceğini şekillendirebilir.

Dünyanın en saf silikonu Doğal silikon, geleneksel hesaplama alanında etkili olsa da, kuantum hesaplama için uygun değildir. Sorunların çoğu, doğal silikonun bileşiminde bulunan bazı atomlardan kaynaklanmaktadır. Ancak bilim insanları, bu sorunu çözmek için Si-29 ve Si-30 atomlarını içermeyen bir silikon mühendisliği yöntemi geliştirdi.

Dünyanın en saf silikonu Yeni ultra saf silikon formu, daha ölçeklenebilir ve ekonomik kuantum hesaplama sunabilir. Küçük bir hacme sahip olmasına rağmen, on kübit, normal bir bilgisayardaki 1.024 bit ile eşdeğer güce sahiptir. Tam performans gösteren bir kuantum bilgisayar için milyonlarca kübite ihtiyaç duyulmaktadır ve bu, geleneksel bilgisayarlar için mümkün değildir.

Melbourne Üniversitesi’nden Profesör David Jamieson, yeni tekniklerinin, yapay zeka, güvenli veri iletişimi, aşı ve ilaç tasarımı gibi birçok alanda toplum için büyük değişiklikler vaat ettiğini belirtti. Silikon bazlı kübitler, mevcut üretim yöntemleriyle kolayca üretilebildiğinden, bu kuantum bilgisayarların hızlı bir şekilde ölçeklenmesini sağlayabilir.

Araştırmacıların bir sonraki adımı, birçok kubit için kuantum tutarlılığını aynı anda sürdürebilmek olacak. Çünkü çevresel faktörler, bilgisayarın hata vermesine neden olabilecek kadar hassastır.

Bu buluş, kuantum bilgisayarların potansiyelini artırarak, gelecekteki teknolojik gelişmelere yön verebilir.

Yapay zeka yükselişi, Hindistan’ın BT sektöründe değişim getiriyor

Hindistan’ın bilgi teknolojisi sektöründe, yapay zeka ve sohbet robotları gibi yeni teknolojilerin yükselişi, büyük değişimlere yol açıyor. Önde gelen şirketler, bu teknolojilerin avantajlarından yararlanarak dönüşüm sürecine adapte olmaya çalışıyor.

Tata Consultancy Services (TCS) ve Infosys gibi devler, yapay zekanın iş hizmetleri alanında bir fırsat olduğunu vurguluyor. Ancak, bu dönüşüm beraberinde bazı zorlukları da getiriyor. Geçtiğimiz yıl, sektörde faaliyet gösteren yedi büyük şirket toplamda 75.000 çalışanını işten çıkardı. Bu durum, sektördeki genel yavaşlamanın bir yansıması olarak görülüyor.

İş hizmetleri, Hindistan ekonomisi için kritik bir öneme sahip. Ancak, yapay zeka ve otomasyon gibi teknolojilerin etkisiyle bazı işlerin önemi azalıyor ve bazıları tamamen değişiyor. Örneğin, çağrı merkezleri gibi basit hizmetlerin yerini yapay zeka destekli sohbet robotları almaya başlıyor. Bu durum, sektördeki iş gücünün yeniden şekillenmesine ve bazı görevlerin dönüşmesine neden oluyor.

Capital Economics‘in araştırmasına göre, yapay zekanın sektörde tamamen hakim olması durumunda Hindistan’ın GSYİH büyümesi üzerinde olumsuz bir etkisi olabilir. Ancak, daha olası bir senaryoda, sektörde yavaş bir çöküş yaşanabilir ve ülke ekonomisi daha az etkilenebilir.

Hindistan’ın BT sektörü Yapay zekanın etkisi, özellikle basit işler üzerinde daha belirgin hale geliyor. Örneğin, ChatGPT gibi dil modelleri, yazma görevlerinde insanlara kıyasla daha az etkilenen bir rol oynuyor. Benzer şekilde, grafik tasarım gibi işlerde kullanılan yapay zeka modelleri, sektörde ücretlerin düşmesine neden olabiliyor.

TCS‘nin CEO’su K. Krithivasan‘a göre, yapay zeka gelecekte müşteri hizmetleri alanında önemli bir rol oynayabilir. Önümüzdeki yıllarda, sohbet robotları çağrı merkezi çalışanlarının işlerini büyük ölçüde devralabilir ve müşteri memnuniyetini artırmaya yönelik yeni yöntemler sunabilir.

Bu değişim sürecinde, Hindistan’ın BT sektörü, yapay zeka ve diğer teknolojilerle uyumlu hale gelmeye çalışıyor. Ancak, bu dönüşümün etkileri ve sonuçları hala belirsizliğini koruyor.

ABD ve Çin gerginliği RISC-V’yi tehdit ediyor mu?

Açık kaynaklı RISC-V yonga girişimi, son yıllarda yonga dünyasının en önemli projelerinden biri olarak kabul ediliyor. Fakat ABD ve Çin arasındaki artan gerginlik, bu girişimi tehdit ediyor.

ABD hükümeti, Çin’in RISC-V’den önemli faydalar sağladığını düşünerek olası ambargolar için inceleme başlattı. Bu durum, girişime büyük bir darbe vurabilir.

RISC-V, şirket odaklı ARM mimarisinin aksine, çok katılımlı bir çalışmayı benimseyen açık kaynaklı bir girişim. Bu girişim, mobil yonga geliştirmeye yeni bir bakış açısı getiriyor.

ARM’a erişim kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalan Çin, yönünü RISC-V’ye çevirmişti. Hatta dünyanın ilk RISC-V AI yongasını geliştiren ve Huawei, Tencent, Alibaba gibi devlerle hızlı bir şekilde geliştirmeler yapan Çin, ABD’nin yonga ambargosunu aşmayı başarmıştı.

Bu durum, ABD yetkililerinin dikkatini çekmedi. Bir süredir devam eden baskılar sonucunda ABD Ticaret Bakanlığı, mevcut RISC-V gelişimini ve Çin’in buradaki payını incelemeye aldı.

Ancak bu incelemenin RISC-V’ye olumsuz etkileri de olabilir. Android işletim sisteminde varsayılan RISC-V desteğinin kaldırılması, tasarımcılara ek bir yazılım yükü getirecek. Ayrıca, olası bir RISC-V yasağı, ABD ve müttefik ülkelerin girişimden çekilmesine yol açabilir. Bu da global tedarik zincirinde çökmelere neden olabilir.

Sonuç olarak, ABD ve Çin arasındaki gerginlik, RISC-V girişiminin geleceği için büyük bir tehdit oluşturuyor. Bu gerginliğin nasıl sonuçlanacağı ve RISC-V’nin bundan nasıl etkileneceği ise önümüzdeki günlerde belli olacak.

Yapay zeka ABD’deki teknoloji işe alımlarını domine etti!

Yeni istihdam verilerine göre, yapay zeka ile ilgili pozisyonlar için iş ilanlarının sayısının tüm ilanların %11’ine sıçramasıyla, ABD’deki teknoloji işlerinde işsizlik oranı Nisan ayında üst üste ikinci ayda da geriledi. 

Kâr amacı gütmeyen bir teknoloji ticaret derneği olan CompTIA’ya göre, Nisan ayındaki tüm teknoloji iş ilanlarının %26’sı yeni gelişen teknolojideki veya yeni teknoloji becerileri gerektiren pozisyonlar içindi.

Ortaya çıkan beceriler arasında yapay zeka, blockchain, IoT, artırılmış ve sanal gerçeklik yer alıyor. Bir CompTIA sözcüsü, “Bunların hiçbiri bireysel olarak bugün büyük miktarda iş olanağı yaratmıyor, ancak bunların dikkate alınmaya değer olduğunu düşünüyoruz.” dedi.

İşverenler geçen ay teknoloji pozisyonları için yaklaşık 179.000 yeni ilan listeledi. Toplamda tahmini 415.000 aktif teknoloji iş ilanı vardı.

Teknoloji işlerinde işsizlik oranı Mart’taki yüzde 4’ten Nisan’da yüzde 3,8’e düştü. Bu, Şubat ayındaki %4,5 rakamıyla karşılaştırılıyor.

Cuma günü BLS, ABD’deki genel işsizlik oranının (%3,9) %3,8 olduğu Mart ayına göre büyük ölçüde değişmediğini bildirdi. BLS’ye göre genel işsizlik Ağustos 2023’ten bu yana %3,7 ile %3,9 arasında değişiyor. Ajans, Nisan ayında 175.000 iş eklendiğini söyledi.

Experis Kuzey Amerika’nın işe alım servisi başı Ger Doyle, organizasyonlarının iş piyasasında “soğuma etkisi” gördüğünü söyledi. “Gerçek zamanlı verilerimiz, dengelenen bir iş piyasasının resmini çiziyor. Nisan ayında tıp/sağlık (%16), BT (%11) ve yönetici yönetimi (%7) alanlarında artan talep görüyoruz ve hepsi 2023’ün dördüncü çeyreğinden büyüme gösterdi.” dedi.

Temmuz 2023’ten bu yana, teknoloji alanında, yapay zeka güvenliği ve uyumluluk rollerinde büyük bir artış (%129) görüldü. Doyle, konu ile ilgili “İşverenler, yöneticiler ve yasal işlevler için BT beceri setleri konusunda beklentileri arttırıyorlar ve yapay zeka/makine öğrenimi mühendislerinin artık rekabetçi kalmak için teknik ve yumuşak becerilerin bir karışımını sergilemeleri bekleniyor.” diyor.

Doyle’a göre üniversite mezunları için yol daha zorlu; %6,2’lik bir işsizlik oranıyla karşı karşıyalar. Bu eğilim, Experis verilerine göre şu anda Temmuz 2022’den bu yana en düşük seviyede olan tüketici güvenindeki düşüşle uyumlu olan çalışanların mevcut pozisyonlarını daha uzun süre tutmasıyla örtüşüyor.  

Nisan ayında teknoloji pazarında beceriye dayalı işe alımlarda keskin bir artış yaşandı. CompTIA, geçen ayki tüm aktif teknoloji iş ilanlarının %46’sında adayların dört yıllık bir diplomaya sahip olduğunun belirtilmediğini bildirdi. Federal hükümet de dahil olmak üzere giderek daha fazla işveren, üniversite diploması şartlarını geride bırakıyor ve güçlü çalışma geçmişini, sertifikaları, değerlendirmeleri ve onayları vurgulayan beceriye dayalı bir işe alım yaklaşımını benimsiyor. Ve teknik olmayan beceriler, yöneticilerin işe alınmasında, hatta zor becerilerden bile daha önemli bir odak noktası haline geliyor.

Üniversite diploması gerektirmeyen ilanların yüzdesi özellikle beş teknoloji işinde önemli ölçüde arttı: ağ destek uzmanları (%86), BT destek uzmanları (%73), ağ ve sistem yöneticileri (%55), web ve UI/UX tasarımcılar (%51) ve veritabanı yöneticileri (%48).

Teknoloji işsizliği yeniden düşüşe geçse de 2022’de başlayan işten çıkarmalar bu yıl da devam etti ve bu da arzu edilen iş pozisyonlarında bir değişime işaret ediyor. Bu yılın bilişim sektörü için toparlanma yılı olması bekleniyor. 

CompTIA’nın baş araştırma sorumlusu Tim Herbert, “İşverenler ve iş arayanlar değişen bir işgücü piyasasında gezinmeye devam ediyor.” dedi. “İşe alma ve yetenek geliştirmede önce beceriye dayalı yaklaşımlar bu ortamda daha da önemli.” 

CompTIA’nın BLS verileri analizi, teknoloji şirketlerinin Nisan ayında tahmini 4.280 işçiyi işe aldığını ortaya çıkardı. Büyüme, teknoloji hizmetlerinde ve yazılım geliştirmede (+5.600) ve bulut altyapısında (+900) işe alımlar sayesinde gerçekleşti. Bulut altyapısı, veri işleme ve barındırma işlerinde son 12 ayın dokuzunda artış görülürken teknoloji ve yazılım hizmetlerindeki pozisyonlar son 12 ayın 10’unda arttı.

Ancak CompTIA’ya göre ekonomideki teknoloji meslekleri Nisan ayında %0,3 düşüşle 20.000 kişi azaldı.

Yönetici teknoloji yetenek arama şirketi Heller Search’ün CEO’su Martha Heller, verilerinin BT iş piyasasında bir yumuşama gösterdiğini söyledi.

Heller, “Ancak BT sektöründeki işten çıkarmalar esas olarak Microsoft ve Salesforce gibi BT hizmet sağlayıcılarının bu ekiplerin yerini yapay zeka geliştiricileri ve veri bilimcileriyle değiştirmesinden kaynaklanıyor.” dedi.

“BT sektörü işletme sahipleri için bu, tüm ürünlerini yapay zeka entegrasyonlarıyla yeniden platform haline getirmeleri gerektiği anlamına geliyor. Ancak diğer tüm sektörlerdeki iş liderleri için artık seçebilecekleri çok büyük bir BT yetenek havuzu var.”

Japonya yapay zeka

Şirketler dijital dönüşüm projelerini desteklemek ve üretkenliği ve verimliliği artırmak için hızla gelişen teknolojiyi uygulamak için yarışırken, Heller’e göre teknoloji işe alımındaki gerçek iş büyüme hikayesi yapay zeka olmaya devam edecek. Heller’a göre şirketler ister kendi yapay zeka geliştiricilerini işe almaya hazır olsun, ister öncelikle eski teknolojilerini modernize etmeye ihtiyaç duysun, teknoloji ekiplerini büyütmeye devam etmeleri veya yapay zeka patlamasının dışında kalmaları gerekecek.

BT yetenek dış kaynak şirketi NinjaSupport’un CEO’su Craig Crisler de Heller’la aynı görüşte olup “üretken yapay zekanın son derece popüler olduğunu ve talep gördüğünü”; iş piyasasının da öyle olduğunu ekledi.

Crisler, “Birçok şirket yapay zeka için işe alım çılgınlığı yaşarken aynı zamanda yapay zeka doktorası olan kişiler ve veri bilimcileri için yetenek sıkıntısı da görüyoruz, bu da onları çok pahalı ve bulunması zor hale getiriyor.” dedi.

Crisler, şirketlerin artık ihtiyaç duydukları yeteneği bulmakla bu yeni yetenek için ödeyecek geliri bulmak arasında ince bir çizgide yürümeleri gerektiğini söyledi.

“Bazıları bir veya iki tane gerçekten pahalı işe alım yapıp ekibin geri kalanını daha ucuz yeteneklerle doldurabilir, bazıları ise tüm ekibini orta düzey maaşlarla doldurup daha dengeli bir yaklaşım benimseyebilir.”

Google ve Harvard, beynin gizemli haritasını çizdi

0

Google ve Harvard Üniversitesi‘nin iş birliğiyle gerçekleştirilen son araştırma, insan beyninin iç yapısını detaylı bir şekilde haritalandırdı. Araştırmacılar, beyin yapısını daha iyi anlamanın, nörolojik hastalıkların tedavisi için yeni yolların açılmasına yardımcı olabileceğine inanıyorlar.

İnsan beyni, oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir ve binlerce yıldır insanlık, bu organın işleyişi üzerine çeşitli araştırmalar yapıyor. Antik Mısır ve Yunan uygarlıklarından başlayarak, beyin, düşünce ve davranışın merkezi olarak kabul edilerek bu alanda ilk felsefik düşünceler ortaya atılmıştır.

Harvard ve Google‘un ortak çalışması, insan beyninin bir kesitinde 57 bin hücre, 230 milimetrelik kan damarı ve 150 milyon sinaptik bağlantıyı gösteren detaylı bir harita oluşturdu. Bu harita, bilim insanlarına beyin yapısını daha derinlemesine inceleme ve nörolojik hastalıkların kökenini daha iyi anlama fırsatı sunuyor.

Google ve Harvard dAraştırma ekibi, haritanın oluşturulması için bazı zorluklarla karşılaştı. Öncelikle, uygun bir beyin dokusu örneği bulmak zordu çünkü beyin, ölümün ardından hızla bozulan bir organdır. Bu nedenle, ölü bedenlerden alınan doku örnekleri kullanılamadı. Bunun yerine, ekip, epilepsi hastalığı olan bir kadının beyin ameliyatı sırasında alınan bir parçayı tercih etti. Bu parça, kadının nöbetlerini kontrol etmeye yardımcı olmak için alınmıştı.

Bu önemli bulgu, nörolojik araştırmalarda yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor ve umut verici tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Google ve Harvard‘ın iş birliği, insanlık için büyük bir adım atıyor ve beyin araştırmalarının geleceğine ışık tutuyor.

Çin, kendi uydu internet devrimi’ni başlattı

Çin, uzay tabanlı geniş bant internet erişimi sağlamayı amaçlayan kendi uydu takımyıldızını geliştirmeye başladı ve bu yönde önemli bir adım attı. 9 Mayıs’ta, Çin’in uzay tabanlı iletişim altyapısını geliştirme çabalarının önemli bir kilometre taşı olan Smart Skynet adlı projenin ilk uydusu fırlatıldı.

Smart Skynet projesi, internet erişimi sınırlı veya hiç olmayan bölgelerde yaşayan insanlara geniş bant hizmetleri sunmayı amaçlamaktadır. Bu proje kapsamında fırlatılan ilk uydu, “Smart Skynet-1 01” adını taşıyor ve başarıyla Sichuan eyaletindeki Sichang Kozmodromu’ndan Long March-3B roketiyle uzaya gönderildi. Bu uydu, rakip Starlink‘e kıyasla daha yüksek bir yörüngeye yerleştirildi.

Çin kendi uydu internet

Çin kendi uydu internet planları arasında, Smart Skynet uydu takımyıldızını 16 ila 32 uyduya kadar genişletmek ve böylece tüm dünyaya internet erişimi sağlayacak bir altyapı oluşturmak bulunuyor. Bu girişim, iletişim altyapısının geliştirilmesinde önemli bir adım olarak görülüyor ve internet erişiminin sınırlı veya hiç olmadığı bölgelerde yaşayan insanlar için büyük bir fırsat sunuyor.

Çin Uzay Bilimi ve Teknolojisi Kurumu (CASC) sözcüsü, fırlatmadan sonra yaptığı açıklamada, uydunun başarıyla yörüngeye yerleştirildiğini ve test aşamasına geçtiğini belirtti. Sözcü, “Tamamlandığında, bu ağ dünya çapında kör noktalar olmaksızın kişiselleştirilmiş geniş bant hizmetleri sağlayacak” dedi. Çin‘in uzay tabanlı internet teknolojisindeki bu ilerlemesi, küresel iletişim altyapısının geleceği için umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor.