Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 795

Logo Yazılım’dan Antalya’da bilgisayar laboratuvarı

0

Hayallerini Kodlayanlar projesi ile çocuklara erken yaşta kod yazmayı öğreterek 21. yüzyıl yetkinliklerini kazanmalarını sağlayan Logo Yazılım, aynı zamanda meslek lisesi öğrencilerinin bilgi ve becerilerini artırmayı hedefliyor. Bu kapsamda Antalya Ticaret Borsası Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde kurulan bilgisayar laboratuvarı ile öğrenciler, Logo programlarını öğrenerek çalışma hayatı için gereken donanımı mezuniyetlerinden önce edinme fırsatına sahip olacak.

Logo Yazılım’ın bugüne kadar 3 bine yakın öğrenciye ulaştığı Hayallerini Kodlayanlar projesi kapsamında kurulan bu laboratuvar, bir meslek lisesinde açılan ilk atölye olma özelliği taşıyor. Laboratuvarda Logo programlarını içeren 20 adet bilgisayar bulunuyor.

100 kat hızlı 6G devri resmen başlıyor

LG Electronics (LG), bugüne kadar açık havada, kentsel alanda gerçekleştirilen herhangi bir 6G testinde kaydedilen en uzun mesafe olan 500 metre üzerinde 6G terahertz (THz) verilerinin başarılı kablosuz iletimini ve alımını gerçekleştirdiğini duyurdu.

LG U+ ile ortaklaşa gerçekleştirilen test, bu ayın başında Seul Magok’taki LG Sciencepark’ta gerçekleştirildi. Bu güçlü sonuç, LG’nin 6G telekomünikasyon araştırma ve geliştirme alanındaki liderliğini sürdürdüğünü gösteriyor.

LG, 500 metre mesafeden 6G THZ veriyi başarıyla iletip alarak yeni rekor kırdı

Bu başarı, şirketin Almanya’nın Berlin kentindeki Fraunhofer Heinrich-Hertz Enstitüsü’nde, 2022 yılında gerçekleştirdiği, açık havada 320 metre mesafe üzerinden kablosuz olarak 6G THz veri gönderip aldığı başarılı testin ardından geldi.

LG ve Fraunhofer, performansı optimize etmeye ve çıkışı yüzde 50’den fazla artırmaya yardımcı olan, çok kanallı bir güç amplifikatörü ve bir alıcı düşük gürültülü amplifikatörü de dahil olmak üzere 6G iletim ve alım için temel ekipman geliştirmek üzere işbirliği yaptı. 

LG Sciencepark’ta yapılan son test, yalnızca LG’nin kablosuz iletim ve alım mesafesini kentsel alanlardaki yüksek güçlü baz istasyonları için standart mesafe olan 500 metreye çıkarması nedeniyle değil, ama aynı zamanda binadan binaya, binadan yere terminal ve yerden yere terminaller dahil olmak üzere çeşitli ‘gerçek dünya’ iletişim senaryolarında 6G’nin kullanılabilirliğini doğruladığı için de önem taşıyor.

Şirket artık, 6G THz iletişimini ticarileştirmeye bir adım daha yaklaştı. 5G ve 6G telekomünikasyonların gelişimi, önemli ölçüde artan veri hızının yanı sıra ultra düşük gecikme süresi, yüksek güvenilirlikte veri iletimi ve iletişim ile yapay zeka ile iletişim ve algılamanın birleşimini mümkün kılacak.

6G’nin gelişmiş yetenekleri, sürükleyici multimedya deneyimlerini kolaylaştırmanın yanı sıra, LG’nin otonom sürüş ve mobilite çözümleri, meta veri tabanı, akıllı evler ve akıllı fabrikalar da dahil olmak üzere ‘gelecekteki’ birçok işi için hayati önem taşıyacak.

6G ağ standardizasyonuna ilişkin tartışmaların 2025 yılı civarında başlaması ve ticarileşmenin 2029 yılı için planlanması bekleniyor. LG’nin Ar-Ge’ye yaptığı yatırım, stratejik ortaklıklar ve başarılı teknoloji gösterileri, şirketin 6G’ye küresel geçişe liderlik etme hazırlığına ve kararlılığına işaret ediyor.

2019 yılında LG, Kore İleri Bilim ve Teknoloji Enstitüsü (KAIST) ile birlikte LG Electronics-KAIST 6G Araştırma Merkezi’ni kurdu. Bu merkez, Kore’de türünün ilk sanayi-üniversite ortak araştırma tesisi olma özelliği taşıyor.

LG, dünyanın dört bir yanından önde gelen üniversitelerle iş birliği yaparak 6G temel teknolojilerini güvence altına almaya devam ediyor. LG ayrıca, Almanya Fraunhofer Enstitüsü, Kore Standartlar ve Bilim Araştırma Enstitüsü (KRISS) ve Keysight Technologies dahil olmak üzere çeşitli enstitülerle 6G çekirdek teknolojisinin geliştirilmesi için Ar-Ge ortaklıkları kurdu.

LG, Amerikan Telekomünikasyon Endüstrisi Birliği (ATIS) tarafından yönetilen bir kablosuz teknoloji grubu olan Next G Alliance’ın başkanlığına seçilen tek Koreli şirket olma unvanına da sahip. LG, 2021’den bu yana bu görevi yürütüyor ve 6G iletişim teknolojisinin kullanım durumlarını keşfetmeyi ve teknik gereksinimleri belirlemeyi amaçlayan çeşitli projeleri yönetiyor.

Ekim ayında şirket, 6G teknolojisi geliştirmedeki önemli başarılarını LG U+’nın ortak ev sahipliği yapacağı ‘LG 6G Tech Festa’da paylaşacak. LG Electronics Başkan Yardımcısı ve CTO’sy Dr. Kim Byoung-hoon, “6G standart teknolojisine hakim olmak ve bu önemli alandaki teknolojik liderliğimizi sağlamlaştırmak için araştırma kurumları ve teknoloji şirketleriyle işbirliği yapmaya ve kendi gelişmiş Ar-Ge’mizi yürütmeye devam edeceğiz” dedi. 

TeknolojiTeorik Maksimum Hız
6G100 Gbps
5G20 Gbps
4G1 Gbps

5G Core Summit 2023 İstanbul’da gerçekleştirildi

0

Huawei iş birliği ile Informa Tech tarafından düzenlenen 8’inci 5G Core Summit Toplantısı, 14 – 15 Kasım tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Etkinlikte; mobil operatörler, bilişim profesyonelleri, akademisyenler ve basın mensuplarından oluşan 400’den fazla katılımcı yer aldı.

5G Core Summit, çekirdek ağ alanına odaklanan sektördeki tek zirve olarak konumlanıyor. Zirvede, 5G’nin iş yaşamına katacağı değerleri keşfetmek ve sektörde dijital dönüşümü sağlamak üzere, 5G SA, ses, telco bulut, AN ve 5.5G Çekirdek konuları ele alındı. Uzmanlar zirve boyunca, bugünün ağ teknolojilerinin geleceğin servislerine nasıl etki edeceğini, farklı bakış açıları ile analiz etti.

İstanbul’da gerçekleştirilen 5G Core Summit çerçevesinde bir araya geldiğimiz Huawei Bulut Ağ Pazarlama Dünya Başkanı Leo Ma ile Huawei’nin 5G teknolojisine desteğini ve 5G teknolojisinin işletmelere getireceği faydaları konuştuk.

Etkinliğin açılış konuşmasını Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan yaptı. Sayan, 5G’nin sektör uygulamalarını geliştirmenin yanı sıra, sürekli olarak yeni deneyimler ve yeni içeriklerin önünü açtığına dikkat çekti. Sayan’ın paylaştığı verilere göre Türkiye, 2023’ün ikinci çeyreğinde, aylık ortalama 477 dakikalık mobil kullanım süresi ile bir önceki dönemde olduğu gibi Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer aldı. Sayan şöyle devam etti: “Heyecan verici bir diğer yeni teknoloji ise hızlı bir gelişim gösteren yapay zekadır. 5G ve yapay zeka teknolojilerinin yenilikçi yaşam senaryolarının önünü açmasını ve Türkiye pazarında yeni olanaklar yaratmasını dört gözle bekliyoruz” dedi.

Turkcell Geliştirilmiş Ses Servisleri Direktörü Deniz Çelik ve Turkcell Paket Çekirdek Direktörü Pınar Yavuzaslan, ‘Geleceği İnşa Etmek’ ve ‘Turkcell Şebeke İnşası’ başlıklı birer açılış konuşması yaptılar. Turkcell yöneticileri şunları söyledi: “Turkcell, ultra güvenilir bir çekirdek şebeke inşa etmenin, başarılı bir iş yaşamı için kilit bir faktör olduğuna inanıyor. 2022 yılında Türkiye’de büyük bir deprem meydana geldi. Turkcell, aksayan ses hizmetinin 5 katı ve sinyalizasyon etkisinin 11 katı değerindeki iyileştirmeleri hızlı bir şekilde gerçekleştirerek, 14 milyon kullanıcı için bir iletişim hattı sağladı. Turkcell ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı vesilesiyle, her kullanıcısına 10 GB’lık trafik içeren özel bir paket sundu. Bu paketin tanımlanmasıyla, tüm şebekedeki trafik %50 oranında arttı. Çekirdek şebekenin istikrarlı bir şekilde çalışması sayesinde servislerde herhangi bir aksama yaşanmadı.”

Vodafone Türkiye Ulusal Şebeke Mühendisi Erhan Eraydın ise ‘5G Çekirdek İnovasyonu ve 5G Servis Stratejisi’ başlıklı bir konuşma yaparken, Türk Telekom Mobil Şebeke Optimizasyon Grup Müdürü Muhammed Yılmaz Çelik ise ‘Kaliteli VoLTE Gelişimi ile Geleceğin Evrimi’ başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Huawei 5.5G Akıllı Çekirdek ağ çözümünü tanıttı

Huawei Bulut Çekirdek Ağ Ürün Hattı Başkanı George Gao, hizmet ve ağ zekası ile işletmelere önemli bir değer katacak olan 5.5G Akıllı Çekirdek ağ çözümünü tanıttı.

Huawei Paket Çekirdek Ağ Alanı Başkanı Jeffrey Wu, 5.5G odaklı yeni bir ürün olan Akıllı UDG’nin pazara sunulduğunu duyurdu. Wu, yeni nesil mobil internetin 2D’den 3D’ye doğru evrilirken, içerik üretim modeli değişimleri ve TCP’den QUIC’e iletim protokolü değişimleri geçirdiğini belirtti. Bu değişimlere uyum sağlamak için Huawei’in Akıllı UDG’si, 10 Gbit/s iletim hızı sunuyor ve Media over QUIC (MoQ) dahil olmak üzere, birden fazla protokolle uyum sağlayarak, operatörler için yüksek bant genişliği, yüksek eşzamanlılık değerleri sunuyor.

GlobalData Baş Analisti Emir Halilovic, ‘Yüksek ve Kararlı Ağ Sistemleri’ araştırmasını katılımcılarla paylaştı. Çekirdek ağ endüstrisinde güvenilirlik sorunlarını sistematik olarak analiz eden ve çözümler öneren bu çalışmada, mobil operatörlerden de destek alındı.

Zirve, Informa Tech Servis Sağlayıcı Pazarları Başkan Yardımcısı Richard Mahony, GSMA Intelligence Araştırma ve Ticari İçerik Başkanı Pablo Iacopino, Brezilya Vivo Çekirdek Ağ Planlama Kıdemli Müdürü ve Uzmanı Carlos Eduardo Soares Santos, Tayland AIS Mobil Çekirdek Ağ Başkanı Noppadon Poungsri’nin konuşmaları ve sektör profesyonellerinin katıldığı panellerle devam etti.

Zirve, Huawei Cloud Startup Programı’ ve “Go Cloud, Grow Cloud” iş ortağı programının tanıtımı ile sona erdi.

Kaliforniya eyaleti yönetimi yapay zekaya bırakmayı düşünüyor!

0

Kaliforniya, eyalet yönetiminde yapay zeka kullanmanın yararlarını ve risklerini inceliyor. Valiliğin yayınladığı bir rapora göre, metin, resim ve diğer içerikleri üretebilen yapay zeka, devlet programlarının iyileştirilmesine yardımcı olabilir ancak aynı zamanda riskler de barındırıyor.

Üretken yapay zeka, hükümet materyallerinin hızla birden fazla dile çevrilmesine, dolandırıcılığın tespit edilmesi için vergi taleplerinin analiz edilmesine, kamu yorumlarının özetlenmesine ve devlet hizmetleriyle ilgili soruların yanıtlanmasına yardımcı olabilir. Analiz, yine de teknolojinin kullanılmasının veri gizliliği, yanlış bilgi, eşitlik ve önyargıyla ilgili endişeleri de beraberinde getirdiği konusunda uyardı.

Kaliforniya yapay zeka ile yönetime geçebilir mi?

Raporda: “Etik ve şeffaf bir şekilde kullanıldığında GenAI, hizmet sunumu sonuçlarını önemli ölçüde iyileştirme ve hükümet programlarına erişimi ve bunların kullanımını artırma potansiyeline sahip” ifadelerine yer verildi. Vali Gavin Newsom tarafından emredilen 34 sayfalık rapor, yasa koyucular yeniliği engellemeden insanları nasıl koruyacaklarıyla uğraşırken Kaliforniya’nın teknolojiyi eyalet programlarına nasıl uygulayabileceğine dair bir fikir veriyor.

Yapay zeka güvenliğine ilişkin endişeler teknoloji yöneticilerini böldü. Milyarder Elon Musk gibi liderler, teknolojinin uygarlığın yok olmasına yol açabileceği uyarısında bulunarak, insanların otomasyona çok fazla bağımlı hale gelmesi durumunda makinelerin nasıl çalıştığını eninde sonunda unutabileceklerini belirtti. Diğer teknoloji yöneticileri, yapay zekanın iklim değişikliği ve hastalıklarla mücadeleyi kolaylaştırarak insanlığı kurtarmaya yardımcı olma potansiyeli konusunda daha iyimser bir görüşe sahip.

Aynı zamanda Google, Facebook ve Microsoft destekli OpenAI gibi büyük teknoloji firmaları da içerik üretebilecek yeni yapay zeka araçları geliştirmek ve yayınlamak için birbirleriyle yarışıyor. Rapor aynı zamanda üretken yapay zekanın başka bir önemli dönüm noktasına ulaştığı bir dönemde geldi. Geçen hafta, ChatGPT yapımcısı OpenAI’nin yönetim kurulu, CEO Sam Altman’ı “yönetim kuruluyla iletişiminde tutarlı bir şekilde samimi olmadığı” gerekçesiyle kovdu. Bu durum şirketi ve yapay zeka sektörünü kaosa sürükledi.

OpenAI, Altman’ın CEO olarak geri dönmesi konusunda “prensipte anlaşmaya” varıldığını ve şirketin yeni yönetim kurulu üyelerini seçtiğini söyledi. Şirket, istifa tehdidinde bulunan yatırımcılar, teknoloji yöneticileri ve çalışanlardan Altman’ı yeniden görevlendirme baskısıyla karşı karşıya kaldı. OpenAI, Altman’ın sürpriz bir şekilde görevden alınmasına neyin yol açtığına ilişkin ayrıntıları kamuya açıklamadı ancak şirketin, yapay zekayı güvende tutarken aynı zamanda para kazanma konusunda anlaşmazlıklar yaşadığı bildirildi. Kâr amacı gütmeyen bir kurul, CEO’yu görevden almayı mümkün kılan alışılmadık bir yönetim yapısı olan OpenAI’yi kontrol ediyor.

Yapay zeka ile ortaya çıkan yeni bir iş kolu: Prompt mühendisliği

0

Yapay zeka, teknolojideki yeni şey olmasına rağmen şimdiden yeni işler yaratıyor. Prompt mühendislerden yapay zeka denetçilerine kadar şirketler, yeni teknolojiyi kullanabilecek çalışanlar arıyor. İş platformları, yapay zeka ile ilgili rollere yönelik reklamlarda artış görüyor. Yapay zeka bazı işler için geliyor olabilir ama aynı zamanda yeni istihdam da yaratıyor.

Prompt mühendisliği yükselişi ile dikkat çekiyor

İlk çalışmalar, yapay zekanın yaygın uygulamasının kitlesel iş kayıplarını tetikleme potansiyeline sahip olduğunu , hukuk ve finans gibi bazı sektörlerin bu baskıyı diğerlerinden daha fazla hissettiğini öngördü . Ancak kötü duruma ve karamsarlığa rağmen yapay zekanın iş piyasası üzerinde de bazı olumlu etkileri olacak. Örneğin yapay zeka ile ilgili rollere yönelik reklamlar iş web sitelerinde halihazırda artıyor. LinkedIn baş ekonomisti Karin Kimbrough, Business Insider’a geçen yıl platformda yapay zeka hakkındaki konuşmaların arttığını söyledi.

“Hem profesyoneller hem de işverenler, geniş bir endüstri yelpazesinde yapay zekayı ve üretken yapay zekayı hızla benimsiyor. Özellikle kripto para birimi ve sanal gerçeklik gibi teknolojilerin yükselişiyle geçmişte gördüklerimizle karşılaştırıldığında, benimseme hızı dikkate değer. LinkedIn, dünya çapında üye profillerinde “ChatGPT”, “hızlı mühendislik”, “hızlı işçilik” ve “üretken yapay zeka” gibi terimlerde önemli artışlar olduğunu tespit etti.

LinkedIn, bu yılın Ocak ve Eylül ayları arasında üretken yapay zeka ve GAI ürünlerinden bahsedilmesinde yüzde 60’lık bir artış olduğunu söyledi. LinkedIn verilerine göre, “Yapay Zeka Başkanı” rolüne sahip şirketlerin sayısı da son beş yılda üç kattan fazla artarak Aralık 2022’den bu yana yüzde 13 arttı. İş arama motoru Adzuna, geçtiğimiz yıl üretken yapay zekanın hızla gelişmesiyle birlikte birçok yeni iş unvanının ortaya çıktığını da gördü.

Adzuna’nın veri bilimi başkanı James Neave: ” Prompt    mühendisler 2024’teki en önemli işimizdir. Üretken yapay zeka ön plana çıkmadan önce bu iş mevcut bile değildi ve şimdi şirketler yeni teknolojilerden en iyi şekilde yararlanabilecek beceriye sahip kişileri işe almak için yaygara koparıyor. Şu anda bu pozisyon için iş fırsatları oldukça küçük ancak görüyoruz ki daha fazla şirket üretken yapay zeka kazanımlarının kilidini açmaya çalıştıkça bu da büyüyor” dedi

E-ticaret dünyasındaki kargaşa nasıl çözülecek?

E-ticaret hukuku, internet üzerinden artan alışveriş faaliyetleriyle daha da önem kazanıyor. Son dönemdeki yasal düzenlemeler, sektördeki regülasyonları sıkılaştırırken, yeni yönetmelikler ve kanunlar sürekli gündeme geliyor. Anayasa Mahkemesi’nin son iptal taleplerini reddetmesi de bu alanın güncelliğini koruduğunu gösteriyor. Bu durum, e-ticaret alanındaki aktörler için farklı yükümlülükler ve dikkat edilmesi gereken noktaları beraberinde getiriyor.

E-ticaret dünyası, her geçen gün değişen mevzuatlarla daha karmaşık bir hal alıyor. İşte bu nedenle, e-ticaret faaliyetlerinde bulunanların mevcut kanun ve yönetmeliklere dikkat etmeleri hayati önem taşıyor. Bir internet sitesi üzerinden satış yapmak, sizi “E-ticaret Hizmet Sağlayıcı” olarak konumlandırırken; pazar yeri formatında faaliyet göstermek ise “E-ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcı” sıfatını beraberinde getiriyor. Her iki rol de, sahiplerine özel yükümlülükler yüklüyor. Önemli olan nokta, tüketicinin korunması hakkında kanun gereğince, satıcıların yapması gereken ön bilgilendirme, mesafeli satış sözleşmesi, cayma hakkı bilgilendirmesi gibi yükümlülükler olarak öne çıkıyor. Ayrıca Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyumluluğu ve gizlilik politikalarının da titizlikle hazırlanması gerekiyor. Bu yükümlülükler, e-ticaret sektöründe sağlam adımlar atmanın ve güvenilir bir ticaret ortamı oluşturmanın anahtarını oluşturuyor.

Hukuki süreçler dikkatle yönetilmeli

E-ticaretin güvenli geleceği için hukuki süreçlerin oldukça dikkatli yönetilmesi gerektiğini vurgulayan KYO Legal Ortağı Avukat Gamze Müge Kan, “Yeni yasal düzenlemeler, e-ticaret sektörünün kalbine dokunarak, özellikle pazar yerlerini yoğun bir şekilde hedef alıyor. Bu düzenlemeler, pazar yerlerindeki rekabeti dengelemeyi, tekelleşmeyi önlemeyi ve satıcıların haklarını korumayı amaçlıyor. Bu amaçlar doğrultusunda, pazar yerlerinde adil bir ticaret ortamının oluşturulması hedefleniyor. Bu yenilikler, e-ticaret alanında sürekli artan yasal zorlukları ve mevzuat takibini kaçınılmaz kılıyor.

E-ticaret kanunlarına uyum, zorunlu olmakla birlikte, bazı yükümlülüklerin ihmal edilmesi durumunda idari para cezaları ve hatta mağaza kapatma cezaları ile karşılaşılabiliyor. Özellikle e-ticaret hacimlerinin artış gösterdiği bu dönemde, pazar yerlerine ve satıcılara yönelik yeni yükümlülükler getirilmesi olası hale geliyor. Bu durum, sektörde faaliyet gösteren herkes için güncel gelişmeleri yakından takip etmeyi ve hukuki desteğe başvurmayı elzem kılıyor” dedi.

Yasal yükümlülükler ihmal edilmemeli

Özellikle pazar yerlerinde ve satış yapan işletmelerde, adil ticaretin korunması ve tekelleşmenin önlenmesi için hukuki düzenlemeler hayati öneme sahip. Sektörün hızlı gelişimi karşısında işletmelerin karşılaşabileceği risklere karşı uyaran Avukat Kan, “Yasal yükümlülüklerin ihmal edilmesi, sadece anlık sorunlara yol açmakla kalmaz, aynı zamanda işletmelerin uzun vadeli sürdürülebilirliğini de tehlikeye atabilir. E-ticaret sektöründe başarılı ve sürdürülebilir bir işletme oluşturmak için, güncel yasal düzenlemeleri takip etmek ve hukuki destek almak şarttır. Bu yaklaşım, işletmelerin yasal yükümlülüklerini yerine getirmelerini sağlamanın yanı sıra, ekosistemin sağlıklı ve dengeli bir şekilde büyümesine de katkıda bulunur” açıklamalarında bulundu.

Huawei akıllı araç birimi için bildiri imzaladı!

Changan Auto ve Huawei, akıllı araç sistemleri biriminin kurulması için bildiri imzaladı. Changan Auto, Shenzhen Menkul Kıymetler Borsası’na yaptığı açıklamada , Chongqing Changan Automobile Co.’nun, akıllı otomotiv sistemleri ve bileşenleri tasarlayacak ve üretecek yeni bir şirkete yatırım yapmak üzere Huawei Technologies Co. ile bir işbirliği anlaşması imzaladığını söyledi.

Huawei akıllı araç birimi için anlaştı

Huawei yaptığı açıklamada, bir dizi yeni araç için güçlü satışlar kaydeden akıllı otomobil birimindeki temel teknolojileri ve kaynakları, yüzde 40’a kadar hisseye sahip olunan yeni bir ortak şirkete taşıyacağını söyledi. Açıklamada, “Yeni şirket, akıllı otomobil teknolojisinde yenilikçiliği ve liderliği teşvik etmek ve otomotiv endüstrisinin refahını ve gelişimini desteklemek için ortaklarla birlikte çalışacak” denildi. Chongqing Changan Automobile, Shenzhen Menkul Kıymetler Borsası’na sunduğu bir dosyada, özsermaye oranı ve katkıda bulunulan sermaye miktarının iki tarafça müzakere edileceğini söyledi. Başvuruda, “İki taraf, hedef şirketin Çin merkezli otomotiv akıllı sistemleri ve bileşen çözümlerinde endüstri lideri olmasını ortaklaşa destekleyecek” ifadesi kullanıldı.

Huawei genel müdürü ve akıllı araba çözümleri birimi başkanı Yu Chengdong, Shenzhen’deki bir imza töreninde akıllı telefon üreticisinin “otomobil endüstrisinin elektrifikasyon ve akıllı dönüşüm fırsatlarını yakalamak” için daha fazla otomobil firmasıyla çalışacağını söyledi. Huawei defalarca kendi başına araba üretmediğini, yalnızca diğer otomobil üreticilerinin daha iyi araçlar üretmesine yardımcı olduğunu söyledi. Changan’ın yanı sıra Seres Grubu da dahil olmak üzere diğer şirketlerle mevcut bir ortaklığı bulunmaktadır. Huawei ve Seres, M7 modeli de dahil olmak üzere Aito markalı otomobilleri ortaklaşa üretiyor.

Huawei ayrıca Çinli otomobil üreticisi Chery ile birlikte Tesla’nın Model S’sine rakip olarak konumlandırmayı planladığı yeni bir çerçeve olan Luxeed altında S7 sedanını da üretti. Huawei, Ekim ayında, yenilenen M7 modeli için satışların ilk 25 günü boyunca 50.000’den fazla sipariş aldığını ve bunun, Ağustos verilerine göre Aito’yu Çin’in en çok satan beş yeni enerji aracı üreticisi arasına yerleştireceğini söyledi. Huawei, akıllı araç operasyonlarını Changan ile yeni ortak şirkete taşıyarak bu çalışmalarını daha odaklı bir şekilde ilerletecek.

Chrome üçüncü taraf çerezler için önlem alacak!

Google Chrome kodlayıcıları 2024’ten itibaren üçüncü taraf çerezlerini ayıklamaya gerçekten hazır hale geldi. Google, 2024’ün ilk çeyreğinde Chrome’dan üçüncü taraf çerezlerini aşamalı olarak kaldırma formalitelerine başladı ve bu, eski çevrimiçi reklamcılık için sonun başlangıcının sinyalini verdi.

Chrome üçüncü taraf çerezler için 2024 yılında bir hayli kararlı

Chrome tarayıcılarının yalnızca yüzde birinin başlangıçta üçüncü taraf çerezlerini atmasıyla bu, küçük bir adım olacak. Yaklaşık 3 milyar Chrome kullanıcısının olduğu tahminleri göz önüne alındığında bu hala önemli bir rakam. Ve her halükarda bu, internet ekonomisi için büyük bir geçişe işaret eden bir kilometre taşı. Yüzde bir, 2024’ün başlarında seçilecek ve o yılın üçüncü çeyreğinden itibaren üçüncü taraf çerezlerinin aşamalı olarak kullanımdan kaldırılması büyük olasılıkla genişleyecek. Üçüncü taraf çerezlerinin kullanımdan kaldırılmasına ve kaldırılmasına ilişkin niyet bildiriminin yayınlanmasıyla birlikte , Google’ın Chrome tarayıcısının ve ilgili Chromium açık kaynak projesinin geliştirilmesinde yer alan kişiler artık daha spesifik bir rehberliğe sahip.

HTTP Çerezleri, web siteleri tarafından tanımlanan ve tarayıcınız tarafından bilgisayarınızda veya cihazınızda saklanan bilgi parçaları. Ziyaret ettiğiniz siteler tarafından makinenize bırakılan ve bu sitelerin gelecekte tekrar erişebileceği, genellikle kaldığınız yerden devam etmelerine olanak tanıyan küçük özel notlar gibi. Bir siteye giriş yaptığınızda bir çerez yerleştirir, böylece o web sitesine geri döndüğünüzde çerezi inceleyebilir ve hangi kullanıcı olduğunuzu anlayabilir. Teknik olarak çerezler, web sayfaları tarafından alınan ve anahtar-değer veri seti çiftleri.

İlgili Siteler bağlamında kullanıldığında (çerez, ziyaret edilen web sitesi tarafından yazılır ve okunur), özellikle tartışmalı değil. Ancak üçüncü taraf bağlamında kullanıldıklarında (İlgili Siteler web sitesinde bulunan üçüncü taraf izleme komut dosyası tarafından ayarlanır), kuruluşların siteler arası izleme yapmasına izin verdikleri için bir gizlilik sorunu oluşturuyor. Temel olarak, her biri bir üçüncü taraf çerezinin saklanmasına ve daha sonra alınmasına izin vererek, bu üçüncü taraf çerezini yöneten kişinin ziyaret ettiğiniz sayfaları ve dolayısıyla yaptığınız şeyleri izlemesine olanak tanıyarak siteden siteye gezinebilirsiniz. Bu bilgileri reklamlar ve diğer pazarlama araçlarıyla sizi hedeflemek için kullanın. Chrome bu tür çerezleri ortadan kaldırıyor.

Apple, Brave ve Mozilla gibi diğer tarayıcı üreticileri zaten varsayılan olarak üçüncü taraf çerezlerini engellemeye başladı.

Türkiye’nin ilk dijital seçim sistemi geliştirildi!

Türkiye mart sonunda yapılacak yerel seçimlere gün saymaya başlarken, elektronik seçim tartışmaları da yeniden gündeme geldi. Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Ahmet Yener’in demeçleri elektronik seçime yeşil ışık olarak yorumlanırken, Türkiye’nin ilk kapalı devre dijital seçim sistemi geliştirildi.

Mayıs 2023 genel seçimlerini geride bırakan Türkiye’de Mart 2024’te gerçekleştirilmesi planlanan yerel seçimlere ilişkin takvim de netleşti. Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Ahmet Yener’in “Türkiye’nin elektronik seçime geçmesinin şart olduğuna” yönelik demeçlerinin ardından, dijital oylama tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. ABD, İsviçre, Estonya, Brezilya gibi ülkelerde kullanıldığı bilinen elektronik seçim sistemine ilişkin yasal hazırlıklar sürerken, VOITERM isimli teknoloji şirketi, seçim güvenliğini en üst seviyeye çıkaracak ve ülkemize seçim süreçlerinde zaman kazandıracak Türkiye’nin ilk dijital seçim sistemini geliştirdiğini açıkladı.

5 ülkeden birinde dijital seçim yapılıyor

Uluslararası Demokrasi ve Seçim Yardımı Enstitüsü tarafından derlenen veriler, 173 ülkeden %79’unun elektronik oylama sistemlerini kullanmadığını gösterdi. 29 ülkenin politik açıdan bağlayıcı ulusal seçimlerde elektronik seçim sistemleri kullandığı tespit edilirken, 18 ülkede de bölgesel seçimlerde elektronik oylamaya geçişin tamamlandığı görüldü. Dünya çapında yalnızca 5 ülkeden birinin elektronik seçimleri benimsediğini dile getiren VOITERM Kurucusu ve Genel Müdürü Cengiz Pişirici, “Seçme ve seçilme hakkı demokrasinin temel taşlarından biri. İnsanlık var olduğu sürece güvenli, hızlı ve şeffaf oylama süreçlerine ihtiyaç duyulacak. Bu noktada VOITERM olarak seçme ve seçilme hakkını modern teknolojiyle buluşturarak çağı yakalamak ve seçim süreçlerini kolaylaştıran bir çözümü tüm insanlığın faydasına sunmak amacıyla Türkiye’nin ilk kapalı devre elektronik seçim sistemini geliştirdik” dedi.

Türk mühendislerden kapalı devre elektronik seçim sistemi

VOITERM olarak geliştirdikleri dijital seçim sistemi fikrinin 5 yıllık bir geçmişi olduğunu, geliştirme sürecinin 15 aylık yoğun bir çalışmanın sonucunda tamamlandığını kaydeden Cengiz Pişirici, “Türkiye’de bugüne dek dijital seçimle ilgili hayata geçirilmiş elle tutulur bir örnek yoktu. Seçim güvenliği, gizlilik, manipülasyon, siber güvenlik gibi, elektronik oylama sürecine ilişkin tüm tartışmaları titizlikle incelediğimiz, risk ve fırsatları belirlediğimiz bir sürecin ardından, kablosuz haberleşme teknolojilerini kullanan ve dışarıdan müdahaleye tamamen kapalı seçim sistemi geliştirme sürecinde sona ulaştık. Herhangi bir ağa bağlı olmayan VOITERM dijital seçim sistemi, bu yönüyle uzaktan sızma gibi tehlikeleri de ilk anda bertaraf ediyor. Oy kayıpları, mükerrer oy kullanma, yanlış oy sayımı, personel ve seçmen hataları gibi riskleri ortadan kaldıran ve şu an tamamen kullanıma hazır olan VOITERM dijital seçim sistemi, vatandaşlığın gereği olan seçme ve seçilme hakkında teknoloji uçurumunu kapatma, seçim sürecinin ülke çapında adil, güvenli ve hızlı bir biçimde gerçekleştirilmesini sağlama olanaklarını sunuyor. Oy sayım süreçlerinde zaman kazandırırken, çifte doğrulama mekanizmasıyla sonuçlara kontrollü bir biçimde ulaşmayı da kolaylaştırıyor” ifadelerini kullandı.

Her ölçekte seçim için kullanılabiliyor

VOITERM Dijital Seçim Sistemi Kurucusu ve Genel Müdürü Cengiz Pişirici

Geliştirdikleri sistemin oy kullanma işleminin gerçekleştirildiği cihaz ve ana sunucu olmak üzere iki temel yapı taşı üzerine kurulu olduğuna dikkat çeken VOITERM Dijital Seçim Sistemi Kurucusu ve Genel Müdürü Cengiz Pişirici, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Türkiye’de seçim süreçlerinde önemli ölçüde maliyet tasarrufu sağlayacak olan ve çevresel etkiyi en aza indirmeyi vaat eden VOITERM Dijital Seçim Sistemi şu an Cumhurbaşkanlığı seçimi, TBMM ve milletvekilleri seçimleri, yerel yönetim seçimleri, ticaret, sanayi ve meslek odaları seçimleri, siyasi parti genel ve il başkanlık seçimleri ile spor kulüpleri ve federasyon seçimlerinde kullanılmaya hazır. Türkiye’nin ilk dijital seçim altyapısı başta belirli pilot bölgelerde, gümrük kapılarında, yurtdışı temsilciliklerde kullanılarak kademeli geçiş planlanabilinir. VOITERM firması olarak Türkiye’de seçimlerin dijitalleşmesi sürecini başlatmak için hazırız.”

MÜSİAD’dan yerli ve açık kaynak kodlu yazılıma davet!

0

Ülkemizde yerli ve açık kaynak kodlu yazılıma yönelik çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Özellikle son dönemde yaşanan olumsuz gelişmeler nedeniyle dışa bağımlılığı minimum düzeye indirmek ve kendi ipimizi kendimiz kesmemiz açısından bu gibi hamlelere ağırlık verilirken, MÜSİAD‘dan kısa süre önce konuyla ilgili yeni bir hamle geldi.

MÜSİAD, teknolojide dışa bağımlılığı azaltmak için çalıştay düzenliyor

Türkiye’nin en önemli iş ve sivil toplum platformlarından biri olan MÜSİAD Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin Dijital Dönüşüm Sektör Kurulu teknolojide dışa bağımlılığı minimuma indirmek ve dijital bağımsızlığını ilanihaye oluşturabilmesi için ülkemizdeki tüm paydaşları bir araya getirip Yerli Yazılım ve Siber Güç Türkiye başlığıyla çalıştay düzenlemeye hazırlanıyor.

Çalıştay hakkında konuşan MÜSİAD Dijital Dönüşüm Sektör Kurulu Başkanı Taha Çiftci amaçlarını şöyle anlattı: “Bu çalıştay, dijital dönüşüm sürecindeki önemli adımları tartışmak ve Türkiye’nin teknolojik geleceğine şekil vermek amacıyla düzenlenmektedir. Türkiye’nin dijital dönüşümüne yön vermek, yerli yazılımların ve siber güvenlik ürünlerinin üretimini arttırarak teknolojideki dışa bağımlılığımızı azaltmak adına düzenleyeceğimiz çalıştaya sektörün tüm paydaşlarını bekliyoruz.”

Çalıştayın sonuçlarını ve süreç içinde uygulamaya geçilip geçilmediğinin takibini de yapacak olan MÜSİAD Dijital Dönüşüm Sektör Kurulu gelişmeleri sık sık kamuoyuyla paylaşacak. Son olarak MÜSİAD tarafından yapılan bu hamlenin son dönemde dünya gündemini bir hayli meşgul eden İsrail-Filistin olayına da atıfta bulunduğunu belirtelim.

Fontr, SPK’dan Kitle Fonlama Lisansı aldı

Forte Bilgi İletişim Teknolojileri ve Savunma Sanayi A.Ş.’nin yüzde yüz iştiraki olan Fontr, forte.com.tr platformu üzerinden girişimcileri yatırımcılarla buluşturabilmek için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından paya dayalı kitle fonlaması faaliyet izni aldı. Böylece kurum, yeni girişimlere yeşil ışık yaktı.

Kitle Fonlaması, girişim şirketlerinin ihtiyaç duyduğu finansal kaynakların toplanması amacıyla oluşturulan bir yatırım sistemi. Bu sistemde çok sayıda yatırımcı bir projeye kaynak sağlıyor. Girişimcilerin bir fikri hayata geçirmesi ya da bağış alması için internet üzerinden çok sayıda kişiden fon çağrısı yapması mümkün kılınıyor.

Paya Dayalı Kitle Fonlaması ile Fontr de, birikimlerini değerlendirmek isteyen her ölçekten yatırımcıya yenilikçi fikirler ve inovatif girişimlerden pay alarak yatırım yapma olanağı tanıyor. Ancak Fontr’yi diğer platformlardan ayıran bir özellik var. FONTR, bir teknoloji markası olan FORTE Bilgi İletişim Teknolojileri ve Savunma Sanayi A.Ş.’nin yüzde yüz iştiraki ile kuruldu. FORTE Yönetim Kurulu Üyesi ve FONTR Genel Müdür’ü Hasan Cengiz Bayrak da FONTR’nin amacını şöyle özetliyor: “FORTE olarak FONTR’de sadece kendi iş planımızda olan ve büyütebileceğimiz yatırımlara açık olacağız. Şirketimizin birebir yatırım yapmayacağı hiçbir şirketi değerlendirmeye almayacağız”. Yatırımcıya verilen bu güven ile, FONTR’nin fonlamaya açacağı girişimlerin temelinin sağlam olacağına hiç kuşku yok.

İnovasyon meraklıları Türkiye Innovation Week’te buluştu

0

Türkiye İhracatçılar Meclisi ev sahipliğinde onuncusu bu yıl 23-24-25 Kasım’da Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye Innovation Week, inovasyon meraklılarını buluşturdu. İnovasyon ekosistemini geliştirmek, inovasyonun gücünü keşfedip, geleceği şekillendirecek fikirleri bir araya getirmek amacıyla düzenlenen etkinlikte, alanında uzman onlarca konuşmacının katıldığı panel ve konferanslar gerçekleştirildi. Akıllı Toprak, Akıllı Sofra: Dijital Çağda Gıda Yolculuğu paneline konuşmacı olarak katılan Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı, tarımda inovasyon ve akıllı sofralar için atılması gereken adımları katılımcılarla paylaştı, dijital çağda gıda yolculuğunun uçtan uca akılla yani dijitalle yönetilmesi gerektiğini söyledi.

Akıllı söyleminin bir dönüşüm süreci ve bir dönüşüm hikayesi olduğunu kaydeden Kolbaşı, tarımda inovasyon için atılması gereken adımlar hakkında görüşlerini paylaştı. Dijital çağda gıda yolculuğunun uçtan uca akılla yani dijitalle yönetilmesi gerektiği inancında olduğunu kaydeden Kolbaşı, “Ancak bu şekilde bir süreç yönetimi kurgular ve bunu uygulamayı başarırsak gıdada istediğimiz sonuçlara ulaşabiliriz. Gıda yolculuğunu akılla yönetebiliriz” dedi. 

Dijitalleşmenin en büyük katkısı verimlilik

Dijitalleşmenin önemine dikkat çeken Murat Kolbaşı, “Çataldan sofraya kadar geçen serüven, bu çemberin içerisinde yer alan tüm paydaşlarımız için oldukça kıymetli. Bu serüveni herkes için kolaylaştırmanın yolu ise dijitalleşmeden geçiyor. Sürekli dile getirdiğimiz dijitalleşmenin bize en büyük katkısı verimliliktir. Eğer biz doğru veriyi alabilir ve yönetebilir isek bunun karşılığını hem tarımda hem de sanayide rahatlıkla alabiliriz.  Ülkemiz Atlantik kıyılarından Çin’in batısına kadar olan coğrafyada yer alan oldukça önemli ve kritik bir üretim üssü. İkinci yüzyılımızda akıllı toprak, akıllı gıda ve akıllı ürünler ile kültürümüzü dünyaya kolaylıkla yayabilir ve markalaştırabiliriz.” şeklinde konuştu.

 Ortak sorunlara ortak çözümler aranmalı

Yine insanların ortak akıl ve ortak bir süreç planlamasında buluşması gerektiğinin de altını çizen Kolbaşı, sözlerini şöyle tamamladı: “Ulaşılabilir ve israf edilmeyen gıda için sektörün eksik noktaları, açık alanları ve yanlışları tespit edilip, geliştirilecek teknolojiler tüm paydaşların katılımıyla yapılmalı. Sektörün tüm paydaşları olarak amacımız, miktar olarak israfın önlenmesi olduğu gibi ürünlerin niteliği açısından da değerinin korunması olmalı. Ancak bu şekilde kullanıcılar, sektörümüz ve dünyamız açısından gerçek bir katma değer yaratabiliriz. Aksi halde teknoloji ve ürün üretmekten başka bir şey yapamayız. Sorun ve çözüm ortadayken yine elimizde böylesi hızla gelişen bir güç varken, amacımız insanlığa her anlamda hizmet eden bir gıda süreci yaratmalıyız. Yoksa her yıl üretilen milyonlarca dolarlık tarım ürünü, milyarlarca dolarlık teknoloji ve Ar-Ge yatırımının çöpe gittiğini izleyeceğiz.”

Etkinliğin stratejik partnerleri arasında da yer alan Arzum, etkinlik alanında kurduğu OKKA standıyla katılımcılara Türk kahvesi ikramı gerçekleştirdi. Stratejik partnerlerin ödülle onurlandırıldığı etkinlikle Murat Kolbaşı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden plaket aldı. 

Samsung Vision Pro’ya rakip ürün mü geliştiriyor?

0

Samsung, Apple’ın en heyecan verici piyasaya sürülmemiş ürünlerinden birini hedefliyor. Samsung, Apple Vision Pro’yu kendi karma gerçeklik kulaklığıyla kullanmayı planladığını belirten bir ticari marka başvurusunda bulundu.

Samsung, Birleşik Krallık Fikri Mülkiyet Ofisi’ne yapılan bir başvuruya göre, Samsung Gözlükleri için “Sanal gerçeklik kulaklıkları; Artırılmış gerçeklik kulaklıkları; Kulaklıklar; Akıllı telefonlar; Akıllı gözlükler” olarak listelenen bir ticari marka başvurusunda bulundu. Samsung, Şubat ayında Google ve Qualcomm ile birlikte yeni bir “genişletilmiş gerçeklik” donanımı planladığını doğruladı, ancak şirketin WWDC 2023’te tanıtıldığında Apple Vision Pro’nun gücünü gördükten sonra çizim tahtasına geri döndüğü bildirildi.

Samsung Vision Pro ile rekabet edecek mi?

Apple Vision Pro, iki adet 4K mikro OLED ekran içeren ve içerik tüketimi, işbirliği ve daha fazlasını gerçekleştirebilen, göz kamaştırıcı 3.499 ABD doları fiyat etiketine sahip bir mekansal bilgi işlem deneyimi sunuyor. Samsung’un teklifinin, yavaş ve pil ömrüne karşı sert olduğu bilinen Exynos 2200 yonga setini içerdiği bildirildi. Android Central’daki arkadaşlarımızın da belirttiği gibi, Samsung’un Qualcomm’un henüz yayınlanmamış ve 2024’ün ilk çeyreğinde piyasaya sürülmesi beklenen yonga setini benimsemeyi planlaması mümkün.

Apple’ın Vision Pro kulaklığının 2024’ün başlarında mağazalarda piyasaya sürülmesi bekleniyor. En son söylenti, Apple’ın başlangıçta Ocak ayını hedeflemesine rağmen lansmanın Mart ayına çıkacağını işaret ediyor. Android’in Apple Vision Pro’ya rakip olması ihtimali ilginç ve Samsung’un bunu başarılı bir şekilde pazara sunup sunamayacağını yalnızca zaman gösterecek. Kulaklıkla ilgili herhangi bir fiyat söylentisi yok ancak Apple Vision Pro’nun 3.499 dolarlık fiyatına yaklaşması pek mümkün değil. Samsung Gözlüklerinin geliştirilmesinde yukarıda belirtilen gecikme nedeniyle Apple, Vision Pro’yu gelecek yıl temiz havaya çıkarabilecek. Şu anda kulaklığın tek ana rakibi Meta Quest 2 ve fiyatının çok altında bir fiyata sahip olan daha yeni Meta Quest 3.

Architecht Teknopark İstanbul’da üçüncü ofisini açtı!

0

Kuveyt Türk’ün yüzde 100 iştiraki olarak 2015 yılında finansal teknoloji sektöründe faaliyete başlayan Architecht, Teknopark İstanbul’da yer alan üçüncü ofisini açtı. Açılış törenine, Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, Architecht Yönetim Kurulu Başkanı ve Kuveyt Türk Bankacılık Servis Grubundan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İrfan Yılmaz, Architecht Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Ökkeş Emin Balçiçek, Kuveyt Türk Stratejiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve Architecht Yönetim Kurulu Üyesi Aslan Demir, Kuveyt Türk Teftiş Kurulu Başkanı ve Architecht Yönetim Kurulu Üyesi Bahattin Akca ile Kuveyt Türk ve Architecht çalışanları katıldı.

Bankacılık çözümleri ile sürdürülebilir başarı

Teknopark İstanbul Turgut Özal Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Architecht’in üçüncü ofisinin açılış programına katılan Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, şirketin geçmişteki başarılarına vurgu yaparak, “Architecht’in 8 yıl gibi kısa bir sürede ülkemizin finansal teknoloji sektöründe öncü bir rol üstlenmeyi başarmasını kıymetli buluyoruz. 2015 yılında 13 kişilik bir ekiple yolculuğuna başlayan Architecht, bugün 720 kişiden oluşan büyük bir teknoloji şirketine dönüştü. Ülkemizde 10 farklı bankanın uçtan uca ana bankacılık sistemini sağlarken yeni ürün yatırımlarımızla finans sektörünün spesifik ihtiyaçlarına önemli katkılar sunuyoruz. İnsanı merkeze alan süreçlerimizle de Türkiye’nin en iyi işverenleri arasındaki konumumuzu her geçen yıl güçlendirdik. Bugün açılışını yaptığımız yeni ofisimiz, bu başarıların bir göstergesi ve geleceğe olan inancımızın bir simgesidir”dedi.

Architecht’in bankacılık sektörüne yönelik yenilikçi çözümleriyle sürdürülebilir bir başarı elde ettiğini ve Kuveyt Türk’ün teknoloji ihtiyacını uçtan uca karşıladığını belirten Ufuk Uyan, Kuveyt Türk’ün 2025 stratejilerine ulaşmasında Architecht’in önemli katkılar sunacağını vurgulayarak konuşmasını tamamladı.

720 kişilik kadrosuyla Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketi haline gelen Architecht, kuruluşundan bu yana Türkiye’de 10 farklı bankaya, ana bankacılık platformu üzerinden uçtan uca teknolojik çözümler sunarak sektördeki yerini sağlamlaştırmaya devam ediyor. Yeni kurulan lisanslı dijital bankaların da en güçlü teknoloji çözüm ortağı olan Architecht, dünyanın farklı bölgeleri için geliştirdiği ana bankacılık platformlarıyla aynı zamanda yazılım ihracatında da ülkemize önemli katkılar sağlıyor.  Ana bankacılık çözümlerinin yanında finans sektörünün spesifik ihtiyaçlarına da odaklanan Architecht, açık bankacılık ve API yönetimi, mobil uygulama ve işlem güvenliği ile kartlı ödeme sistemleri gibi SaaS ürünleriyle kapsamlı çözümler sunuyor.

Büyüme ve genişleme sürecindeki Architecht, Teknopark İstanbul’da stratejik bir konumda yer alıyor. Architecht’in büyüyen kadrosuna ev sahipliği yapacak olan yeni ofis, şirketin finansal teknoloji alanındaki liderliğine önemli katkılar sunacak. Architecht, müşteri odaklı yaklaşımı, güçlü iş ortaklıkları ve yenilikçi teknoloji çözümleriyle bankacılık sektöründe öncü bir teknoloji sağlayıcısı olma vizyonuyla faaliyetlerini artırarak devam ettiriyor. 

Girişimcilere yönelik destekler anlatılacak!

0

GİV tarafından girişimcilerin bilgilendirilmesi, bilgi ve tecrübe paylaşımı için düzenlenen “Girişimci Buluşmaları”, 27 Kasım 2023 tarihinde Bahariye Mevlevihanesi’nde Vakıf Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu’nun konuk olarak katılacağı ve KOSGEB desteklerinin de anlatılacağı toplantıya, GİV Başkanı Mehmet Koç, vakfın üyeleri ile konuyla ilgili akademisyenler, STK temsilcileri ve girişimcilik ekosisteminde yer almak isteyen genç girişimciler katılacaklar.

Girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi ve girişimci sayısının artırılması için çalışmalarını sürdüren GİV, girişimcilik ruhunun canlandırılması için “Girişimci Buluşmaları” adıyla seri toplantılarına devam ediyor.

Türkiye genelinde farklı sektörlerde faaliyet gösteren girişimcilerle yatırımcıların koordinasyon ve işbirliğini sağlamak, girişimciliği özendirmek, desteklemek ve yaymak amacıyla faaliyetlerini sürdüren GİV, hayallerinin peşinden koşan, fikirlerini yaptıkları iş haline getirmek için çabalayan gençlere yol gösteriyor ve onların yatırımcılarla buluşmasına ortam sağlıyor.

Özellikle genç girişimcilerin yatırım kararlarında önemli rol oynayan KOSGEB, 27 Kasım’daki programın gündem konusunu oluşturuyor. GİV Girişimci Buluşmaları’nın Kasım ayı konuğu olarak toplantıya katılacak olan KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, burada yapacağı sunumla KOSGEB destekleri konusunda girişimcileri ve yatırımcıları bilgilendirecek.

KOSGEB BAŞKANI Ahmet Serdar İbrahimcioğlu Kimdir?

Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, 2008 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği’nden mezun oldu. Mezun olduktan sonra inşaat sektöründe çalıştı ve daha sonra teknoloji girişimcisi olarak KOSGEB ve MÜSİAD destekli kuluçka merkezinde yer aldı.

Yüksek lisansını Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü İnşaat Mühendisliği Yapı İşletmesi bölümünde tamamladı. Ayrıca birçok girişim sermayesi yatırım fonunun kurulmasında görev aldı.

İbrahimcioğlu, Yıldız Teknik Üniversitesi Vakfı Mütevelli Heyeti ve Bilişim Vadisi Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev alıyor. Aynı zamanda Türk oyun geliştirme ekosistemine katkı sağlamak için Dijital Oyun ve Animasyon Geliştirme A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanlığını yapıyor.

İbrahimcioğlu, Yıldız Teknik Üniversitesi Vakfı Mütevelli Heyeti ve Bilişim Vadisi Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev alıyor. Aynı zamanda Türk oyun geliştirme ekosistemine katkı sağlamak için Dijital Oyun ve Animasyon Geliştirme A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanlığını yapıyor.

ETKİNLİK BİLGİSİ

GİV Girişimci Buluşmaları’nın;

Tarihi: 27 Kasım 2023

Günü: Pazartesi

Saati: 19.00

Adresi: Bahariye Mevlevihanesi, Merkez Mah. Silahtarağa Cad. NO:12 Eyüp Devlet Hastanesi Karşısı Eyüp Sultan/İSTANBUL

Ayrıntılı bilgi için: 0 535 0535911’i arayınız.

Rüzgar ve güneş enerjisi şaşırtıcı yerlerde patlama yaşıyor!

Adını kömür yataklarından alan Wyo Carbon County’de bir enerji şirketi yüzlerce rüzgar türbini inşa ediyor. Birçok küçük kasabanın bir zamanlar kömür kasabası olduğu Mingo County , W.Va.’da, Adams Fork Energy tesisi eski bir kömür madenciliği sahasında yer alacak ve düşük karbonlu amonyak üretecek.

Başkan Biden’ın çığır açan iklim tasarısının kabul edilmesinden bir yıldan biraz fazla bir süre sonra, yeni bir analiz Beyaz Saray’ın önemli bir konuda başarılı olduğunu gösteriyor. Orantısız miktarda rüzgar, güneş, pil ve üretim yatırımı eskiden fosil barındıran bölgelere gidiyor yakıt tesisleri kuruluyor. Bu yatırım 2024 seçimlerini yeniden şekillendirmese de önümüzdeki yıllarda kırsal toplulukların temiz enerjiye bakış açısını değiştirmeye başlayabilir.

Rüzgar ve güneş enerjisi trendi artıyor

Bağımsız araştırma firması Rhodium Group ve MIT’nin Enerji ve Çevre Politikası Araştırma Merkezi’ne göre, Beyaz Saray’ın “enerji toplulukları” olarak sınıflandırdığı alanlarda gerçekleşen temiz enerji yatırımlarının payı, ulusal nüfustaki payının neredeyse iki katı. Bir zamanlar kömür, petrol veya gaz altyapısına ev sahipliği yapan topluluklar nüfusun yalnızca yüzde 18,6’sını oluştururken, Enflasyonu Azaltma Yasası’nın kabul edilmesinden sonraki yıl temiz enerji yatırımının yüzde 36,8’ini aldı.

Rhodium Group’un ortaklarından Trevor Houser: “Bu kategorilerde toplam 100 milyar dolarlık bir yatırımdan bahsediyoruz. Yani enerji toplulukları için yılda 37 milyar dolarlık yatırım; bu çok büyük bir para” diyor.

Temiz enerjiden elde edilen nakit paranın ekonomik olarak kömür, petrol ve doğalgaza bağımlı olan bölgelere akıtılması Biden yönetiminin en önemli önceliklerinden biri oldu. Beyaz Saray, temiz enerjinin kömür, petrol ve gaz işçilerinin iş kaybına yol açması yerine istihdama ve kırsal ekonomilerin canlanmasına giden bir yol olabileceğini defalarca vurguladı. Biden Ekim ayında Philadelphia’da yaptığı konuşmada, yanında “Bidenomics” yazan devasa bir tabelanın bulunduğu konuşmasında, “Bir zamanlar kömür madenciliği ve enerji santrali kasabalarında gelişen aynı topluluklar artık temiz enerji ekonomimizin merkezinde olacak” dedi. IRA, geliştiricilerin tarihsel olarak fosil yakıtlara bağımlı olan bölgelere rüzgar ve güneş enerjisi yerleştirmeleri için teşvikler içeriyor. Kirliliğin kirlettiği alanlarda temiz enerji üreten geliştiriciler; vergi geliri açısından tarihsel olarak kömüre, petrole ve gaza bağımlı olan şehirler veya kasabalar; veya kömürle çalışan elektrik santrallerinin veya madenlerin yakın zamanda kapatıldığı bölgelere yüzde 10 oranında ek vergi kredisi veriliyor.

Windows uygulaması önemli kolaylıklar sağlıyor!

IBM 360 model bilgisayarların olduğu dönemde, tüm bilgi işlem gücü uzaktan kumandalıydı. Daha sonra CP/M, Apple ve IBM PC’leri her şeyi değiştirdi. Ve masaüstü, gücün yaşadığı yer haline geldi. Bu daha sonra; bu şimdi. Bugün uzaktan bilişime ve bilgisayardan Windows 365 gibi bulut tabanlı Hizmet Olarak Masaüstü (DaaS) tekliflerine geri dönüyoruz. Bu tam olarak Microsoft’un yıllardır istediği şeydi.

Hala beta aşamasında olan Windows Uygulaması, Azure Sanal Masaüstüne, Windows 365’e, Microsoft Dev Box’a, Uzak Masaüstü Hizmetlerine ve uzak bilgisayarlara hemen hemen her türlü bilgi işlem cihazından bağlanmanıza olanak tanıyor. Özellikle bunu Mac’lerden, iPhone’lardan, iPad’lerden ve diğer Windows makinelerinden kullanabilirsiniz. Bu, Windows’u Linux destekli PC’lerden, Chromebook’lardan ve Android telefonlardan ve tabletlerden çalıştırabileceğiniz anlamına geliyor.

Windows uygulaması ile yapabilecekleriniz

Elbette Microsoft ilk milyarlarını Windows ve PC masaüstünden kazandı ancak yıllardır iş planı bu değildi. Windows Central’da kıdemli bir editör olan Zac Bowden’ın yakın zamanda Haziran 2022’de Microsoft’un dahili sunumunda fark ettiği gibi, şirket Windows 11’i giderek daha fazla buluta taşımayı planlıyor. Buluttan tam bir Windows işletim sisteminin akışını sağlamak için Windows 365 üzerinde oluşturun. Gelişmiş yapay zeka destekli hizmetler ve insanların dijital deneyiminde tam dolaşım sağlamak için bulutun ve istemcinin gücünü kullanın.

Windows Uygulaması bunu her zamankinden daha kolay hale getirecek. Örneğin, Chrome, Firefox, Safari ve tabii ki Edge’in eski sürümlerini kullanan tarayıcılar aracılığıyla Windows’u uzaktan kullanabileceksiniz . Temel olarak, web tarayıcınız HTML5’i destekliyorsa, hazır olmalısınız. Bir tarayıcıdan, yazıcı, mikrofon, kamera gibi yerel cihazlarınızı ve konumunuz ile ses ve panoyu uzak oturumunuza yönlendirebileceksiniz . Yerel panonuzu uzak oturumunuza yönlendirirseniz metni kopyalayıp yapıştırabilirsiniz. Ancak konu dosyaları kopyalamak ve taşımak olduğunda Microsoft kafa karıştırıcı. Bir kısım yapabileceğinizi söylüyor, aynı web sayfasındaki diğer kısım ise yapamayacağınızı söylüyor.

Henüz tüm uzak Windows hizmetleri desteklenmemekte. Microsoft, örneğin uzak masaüstü bilgisayarlarını kullanabileceğinizi söylüyor ancak şu anda bu mümkün değil. Windows App’tan yararlanmak için Windows 365’in en son sürümüne yükseltmeniz gerekiyor. Ayrıca şimdilik bir işletme veya öğrenci hesabınızın da olması gerekiyor. Hak kazanırsanız, Windows 365’i başlattığınızda etkileşimli bir tur aracılığıyla Windows Uygulamasının özelliklerini keşfetme davetiyle karşılaşacaksınız. Tur sonrasında, arama sürecini kolaylaştırmak için tasarlanmış sezgisel filtrelerin yardımıyla uzak cihazlara veya uygulamalara bağlanmak için “Ana Sayfa” ekranına erişebilirsiniz.

Tesla Roadster açık kaynak ekosistemine dahil oldu mu?

Elektrikli otomobil teknolojisini takip eden herkes için ilginç bir adım olarak otomobil üreticisi Tesla, birinci nesil Roadster otomobiliyle ilgili pek çok bilgiyi kamuya açıkladı. İlgili belgeler arasında servis kılavuzları, devre şemaları ve teknik ayrıntılar ile Elon Musk’un kendisi yer alıyor. Musk X’te paylaştığı gönderiyle: “Orijinal @Tesla Roadster’ın tüm tasarımı ve mühendisliği artık tamamen açık kaynaktır” ifadelerini kullandı.

Paylaşılan ilgili belgeler servis kılavuzlarını, devre şemalarını ve teknik ayrıntıları içeriyor. Birisinin bu bilgiyle bir Lotus Elise alıp Roadster kopyasına yakın bir şey üretmesi mümkün, ancak bu hiçbir şekilde bir araba yapmak için yeterli değil.

Roadster açık kaynak konusunda soru işaretleri içeriyor

Bu fikir hoşumuza gitti ve orada pek çok ilginç şey var, ancak hiçbir yerde açık kaynak lisansı bulamıyoruz. Onun “Ne varsa, artık sende var” yorumuna itiraz etmek zorunda kalıyoruz. Elimizde olan şey, faydalı bakım bilgileri ve 2010’un en ileri elektrikli araçlarına dair değerli bir pencere sunuyor. Ancak sahip oldukları tek şey buysa, o zaman Tesla arşivlerinde bir şeyler çok ters gitmiş olmalı. Birisinin bu bilgiyle bir Lotus Elise alıp Roadster kopyasına yakın bir şey üretmesi mümkün. Aancak bu hiçbir şekilde bir araba yapmak için yeterli değil. Bunun yerine, on yılı aşkın bir süre önce düşük üretimli bir otomobile verilen desteğin azaltılmasının bir başlangıcı olabileceğini tahmin ediyoruz.

Elektrikli araç üreticilerinin eski modellerini açık kaynak olarak kullanması söz konusu olduğunda, halihazırda Renault’nun Twizy runabout’unun açık kaynaklı versiyonu biçiminde bir modelimiz var . Bu, bir dizi atölye kılavuzu yerine, otomobilin tamamen açık kaynaklı bir versiyonunu oluşturmak için kullanılabilecek çok daha güvenilir bir bilgi kümesi.

2008 yılında piyasaya sürülen orijinal Roadster , karayollarında lityum iyon pilleri kullanan ve şarj başına 200 milden fazla yol kat eden ilk yasal elektrikli araçtı. Tesla’nın bir sonraki aşaması olan Model S’yi finanse etti. Gelecekteki elektrikli araçlar için bir referans noktası oluşturdu. Bu açık kaynaklı girişim Tesla’nın geçmişini yeniden gözden geçirirken aynı zamanda odağı yeniden yeni nesil Roadster’a kaydırıyor. İlk olarak 2017 yılında tanıtılan aracın üretimi ertelendi ve yeni spor otomobillerin ne zaman üretileceğine dair bir zaman çizelgesi bulunmuyor. Dahası, Tesla’nın Cybertruck’a ve daha uygun fiyatlı 25.000 dolarlık EV’ye odaklanması, inovasyon ile elektrikli aracın toplu olarak benimsenmesi arasında stratejik bir denge olduğunu gösteriyor.

Tesla’nın orijinal Roadster’ın tasarım ve mühendislik tasarımlarını açık kaynak yapma kararı çok da şaşırtıcı olmasa gerek. Musk: “Patentler umurumda değil. Patentler zayıflar için. Aslında ilerlemeye yardımcı olmazlar. Sadece başkalarının sizi takip etmesini engelliyor” diyor.

Brezilya yenilenebilir enerji kapasitesini üçe katlayacak

Brezilya, yenilenebilir enerjiyi üç katına çıkaracak küresel iklim anlaşmasını imzaladı. Brezilya’nın Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği, ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından desteklenen olası bir anlaşmaya katılarak Brezilya’nın 2030 yılına kadar küresel olarak yenilenebilir enerjiyi üç katına çıkaracak ve kömür kullanımından uzaklaşacak bir anlaşma imzaladığını söyledi.

Konuyu bilen Avrupalı ​​bir yetkiliye göre, Güney Amerika’nın en büyük ülkesi şu anda anlaşmayı imzalayan yaklaşık 100 ülkeden biri. Kaynaklar Kasım ayının başında, amacın anlaşmanın önümüzdeki hafta Dubai’de başlayacak olan Birleşmiş Milletler COP28 iklim müzakerelerine katılan liderler tarafından resmi olarak kabul edilmesi olduğunu söyledi.

Brezilya yenilenebilir enerji yatırımlarını sürdürüyor

Brezilya’nın Abu Dabi büyükelçiliği, Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı’na yazdığı mektupta, “Küresel Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Hedefleri Taahhüdü” başlıklı anlaşmaya katılacağını söyledi. Brezilya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ülkenin anlaşmaya katılmaya karar verdiğini doğruladı.

Brezilya halihazırda enerji alanında önemli bir oyuncu. Ülkenin elektriğinin %80’den fazlası yenilenebilir kaynaklardan sağlanmakta olup, başta hidroelektrik olmak üzere güneş ve rüzgar enerjisi hızla yaygınlaşıyor. Bir Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Brezilya’nın yenilenebilir enerji kaynaklarını küresel olarak üç katına çıkarmasını desteklediğini ancak bunun ülke içinde matematiksel olarak mümkün olmadığını söyledi. Sözcü: “Brezilya kendi yenilenebilir enerjisini üç katına çıkaramayacak çünkü zaten çok yüksek, ancak Ülkenin yenilenebilir enerjiye olan desteğini bir kez daha güçlendiriyor” ifadelerini kullandı.

İncelenen yenilenebilir enerji taahhüdü taslağı, yeni kömür yakıtlı enerji santrallerine yönelik finansmanın sona erdirilmesi de dahil olmak üzere “kömürlü termik santrallerin kademeli olarak azaltılmasını” taahhüt ediyor. Resmi istatistiklere göre kömür Brezilya’nın elektriğinin yüzde 1’inden biraz fazlasını oluşturuyor. Ayrıca, 2030 yılına kadar küresel enerji verimliliğinin yıllık iyileştirme oranının ikiye katlanarak yılda yüzde 4’e çıkarılması taahhüdünü de içeriyor.

Brezilya, 2023’ün ilk dokuz ayında elektriğinin yaklaşık yüzde 93’ünü temiz kaynaklardan üretti. Bu, 2022’nin aynı dönemine göre yüzde 2 puanlık bir artışla, önde gelen ülkeler arasında en büyük temiz enerji payına sahip ülke oldu. Ember düşünce kuruluşunun verileri, Fransa’nın tarihsel olarak en iyi ekonomiler arasında en temiz elektrik sektörüyle övündüğünü, ancak Fransa’daki nükleer elektrik üretiminin azalması ve Brezilya’da güneş ve rüzgar üretimindeki keskin artışlar nedeniyle geçtiğimiz yıl boyunca Brezilya’ya karşı zemin kaybettiğini gösteriyor. .

İsveçli model Lena hala test görüntüsü olarak kullanılıyor!

Lena, İsveçli bir Playboy modeliydi ve görüntüsü 70’lerin başında Güney Kaliforniya Üniversitesi’ndeki (USC) erkek araştırmacılardan oluşan bir ekip tarafından, film fotoğraflarını dijitalleştirme  programlarında kullanılan algoritmalar için ideal  bir test görüntüsü olmak üzere seçilmişti. Lena’nın görüntüsünün kullanıldığı araştırma, ‘JPEG’ dijital görüntü dosyasının geliştirilmesinin temelini oluşturdu.

Artık Lena, kendi imajının kaldırılması için dünyaya yaptığı çağrıda Women Love Tech ve Code Like A Girl gibi çok sayıda kuruluşa katılıyor. Lena, Lena’yı Kaybetmek adlı yeni bir belgesel filmde “Modellikten uzun zaman önce emekli oldum. Benim de teknolojiden emekli olma zamanım geldi. Yarın için kalıcı bir değişiklik yaratacak basit bir değişikliği bugün yapabiliriz. Hadi beni kaybetmeyi taahhüt edelim” diyor.

İsveçli model Lena neden farklı?

Yeni film, neredeyse her web sitesinde ve gördüğünüz her dijital görüntüde bir sırrın saklı olduğunu ve bu sırrın, “Mona Lisa’nınkinden daha fazla çalışılmış bir yüz” olan ve Tech’in Orijinal Günahı olarak anılan Lena olduğunu anlatıyor. Peki 70’lerden kalma bir orta sayfa nasıl dünyada en çok kullanılan test görseli haline geldi? Bunun teknoloji endüstrilerinde okuyan veya sektöre giren kadınlar üzerinde nasıl bir etkisi oldu?

Lena’nın hikayesi 1972’de İsveçli modelin Kasım Güzeli orta sayfa pozu vermesiyle başladı. Ertesi yıl, onun orta sayfası, Güney Kaliforniya Üniversitesi’ndeki (USC) bazı erkekler tarafından, fiziksel fotoğrafları dijital parçalara dönüştürmek için üzerinde çalıştıkları algoritmalar için ideal bir test görüntüsü olarak seçildi. Bu araştırma, daha sonra dijital dünyamızda devrim yaratan bir görüntü standardı olan jpeg’in temelini attı. İnanılmaz bir şekilde, 51 yıl geçmesine rağmen Lena hala dünyadaki en kötü şöhretli test görüntüsü. Kadınların sektörde nasıl dışlandığının ve itildiğinin simgesi.

FINCH ve Clemenger BBDO Sydney tarafından teknoloji kuruluşları için yaratılan Creatable & Code Like a Girl, Losing Lena, teknoloji endüstrisinin ilkelerini sorguluyor ve bizi şu soruyu düşünmeye sevk ediyor. Code Like a Girl’ün kurucusu ve CEO’su Ally Watson: “Lena’nın imajının teknoloji tarihindeki rolü, sektörümüzün pek çok eksikliğinin temsilcisi. Yaşınız, cinsiyetiniz, etnik kökeniniz veya cinsel kimliğiniz ne olursa olsun teknoloji herkes tarafından kullanılıyor. Ancak teknolojimiz homojen bireylerden oluşan küçük bir alt grup tarafından geliştirildiğinde, son ürünün önyargısız olması imkansız” diyor. On binlerce dergide, eğitim kaynağında ve kitapta yer alan Lena, onlarca yıldır okullarda ve üniversitelerde genç kadın ve erkeklere öğretiliyor. Kadınların hâlâ erkeklerle eşit bir yer için mücadele ettiği modern teknoloji endüstrisi ve eğitim dünyasında Lena’nın fotoğrafının nasıl bir yeri olduğunu sorgulamamız gerekiyor.