Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 812

Office 2024, Microsoft 365 aboneliği gerektirmeyecek!

Teknoloji devi Microsoft, Office 2024’ü kullanıcılarına daha fazla esneklik sağlamak amacıyla aylık veya yıllık abonelik zorunluluğu olmadan lisanslı bir program olarak piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Bu yeni yaklaşım, kullanıcılara Microsoft 365 aboneliği olmadan en son ofis programına erişim imkanı tanıyarak, kullanım deneyimini daha özgür hale getiriyor. Office 2024, Microsoft 365’in bir parçası olmayacak, böylece kullanıcılar abonelik maliyeti olmadan en yeni ofis uygulamalarından faydalanabilecekler.

Geliştirme aşamasında olan ve yayın tarihi olarak yılın üçüncü veya dördüncü çeyreği hedeflenen Office 2024, kullanıcılara bir kere lisans satın alarak en güncel sürümü kullanma seçeneği sunacak. Bu, özellikle aylık veya yıllık abonelik maliyetlerinden kaçınmak isteyen ve yalnızca en yeni sürümü kullanmak isteyen kullanıcılar için çekici bir alternatif olabilir.

Henüz Office 2024’ün getireceği özellikler ve yapılan iyileştirmelerle ilgili net bir bilgi bulunmamakla birlikte, mevcut beklenti, Microsoft’un Office 365 abonelerine sunduğu özelliklerin bir kısmının da Office 2024’e entegre edilebileceği yönünde. Bu, kullanıcıların Word, Excel, PowerPoint gibi Office uygulamalarının en güncel sürümlerine erişim konusunda hiçbir sınırlama olmadan faydalanmalarını sağlayacak.

Office 2024’ün bağımsız bir program olarak sunulması, Microsoft’un ofis yazılımları stratejisindeki evrimin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Detaylar geldikçe, kullanıcıların Office 2024’ün sağlayacağı avantajları daha iyi anlayacakları bir süreç başlayacak.

Nvidia, Çin için özel yapay zeka hızlandırıcıları üretiyor

0

Nvidia, ABD’nin Çin’e yönelik artan ambargolarına karşı önlemler alarak Çin pazarına özel yapay zeka hızlandırıcıları geliştiriyor. ABD’nin Çin’e yönelik ambargolarının etkisiyle 5 milyar dolarlık yonga satışını iptal eden Nvidia, Çin pazarındaki lider konumunu sürdürme kararlılığını gösteriyor.

Çin’in süper bilgisayarları ve yapay zeka uygulamalarını güçlendirmesinden endişe duyan ABD, Nvidia’yı bu konuda uyararak A100 ve H100 yongalarının Çin’e satışını engellemişti. Nvidia, bu engelleme karşısında Çin için özel olarak tasarlanan üç yapay zeka hızlandırısı olan HGX H20, L20 ve L2’yi tanıttı. Bu hızlandırıcılar, ABD’nin belirlediği yeni ihracat kurallarına uygun olarak düşük performansa sahip, ambargolara takılmadan kullanılabilecek özelliklere sahip.

Nvidia çin

Yeni hızlandırıcılar, belirli bir performans sınırının üzerine çıkamadığı için Nvidia’nın Çin’deki müşterilerinden daha fazla hızlandırıcı satın almalarını gerektirecek. Ancak bu durum, Nvidia’nın Çin pazarındaki liderliğini koruma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.

Öte yandan, Çinli teknoloji devleri Baidu, Huawei ve Xiaomi’nin kendi yongalarını geliştirmeye yönelik çabaları, Nvidia’nın rekabetle başa çıkma konusunda zorlu bir süreçle karşılaştığını gösteriyor. Nvidia’nın yeni HGX hızlandırıcıları önümüzdeki hafta tanıtılacak ve satışa sunulacak. Bu hamle, Nvidia’nın Çin pazarındaki varlığını sürdürme ve rekabeti aşma stratejisinin bir parçası olarak dikkat çekiyor.

Elektrikli araçlar ne kadar veri üretiyor?

Yaşanan teknolojik gelişmeler ve devletler tarafından verilen özel teşvikler sayesinde elektrik ve hibrit motorlu araçların üretiminde ve satışında büyük artış yaşanıyor. KPMG’nin 2022 yılında yaptığı Küresel Otomotiv Yöneticileri Anketi’ne göre otomotiv sektöründeki her 10 yöneticiden 8’i elektrikli araçların daha da yaygınlaşacağını belirtiyor. Dört yıl içinde küresel pazara 160 yeni elektrikli araç modeli geleceği tahmin ediliyor. Diğer yandan PwC’nin strateji danışmanlığı grubu Strategy& tarafından yayımlanan bir rapora göre ise elektrikli araç satışları dünya çapında 2022’de yıllık olarak yüzde 70 artarken Türkiye’de bu artış yüzde 172 olarak gerçekleşti. TÜSİAD’ın “Türkiye’nin 2. Yüzyılında Yüksek Teknoloji için Eylem Çağrısı” raporunda ise 2022’de 10,2 milyon adet gerçekleşerek bir önceki yıla göre yüzde 65 artış gösteren elektrikli araç satışının 5 yılın sonunda ulaşması beklenen yıllık satış adedinin 23,6 milyon olacağı tahmin ediliyor.

Dünya çapında elektrikli araçlara olan ilgi artmaya devam ederken bu araçların veri kullanımı üzerinde yaratacağı etkinin de göz ardı edilmemesi gerekiyor. Elektrikli araçların aynı zamanda bağlantılı araçlar olması, otonom sürüş destek sistemlerine ve sürüş asistanlarına sahip olması yüklü miktarda veri üretimine neden oluyor. 2016 yılında yapılan bir çalışma, bir elektrikli otomobilin haftada ortalama beş terabayt veri üretebileceğini ortaya koydu. Bu ise günde ise yaklaşık 700 bin megabayt veriye denk geliyor. Bu devasa veri miktarı dikkate alındığında elektrikli araçların ortaya çıkaracağı veri yükünün yönetilmesi, işlenmesi ve depolanması daha da önemli hale gelecek. Bunun için de çözüm, bulut teknolojilerinden geliyor olacak.

Otonom sürüş için büyük miktarda veriye ihtiyaç duyulacak

BT ekosisteminin küresel ölçekte lider distribütörlerinden olan ve BT’nin ihtiyaç duyduğu tüm çözümleri tek çatı altında sunan TD SYNNEX Türkiye’nin Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı, elektrikli araçların giderek daha fazla kullanılmasının bulut sistemlerini daha da önemli hale getirdiğine dikkat çekerek, “Elektrikli araçlar yerleşik sensörleri ve iletişim sistemleri aracılığıyla büyük miktarda veri üretiyor. Bu veriler arasında batarya performansı, araç hızı ve konum gibi bilgiler yer alıyor. Ayrıca otonom sürüşü de destekleyen bu araçlar güvenli ve verimli bir şekilde çalışabilmek için gerçek zamanlı trafik verileri, hava durumu ve yol koşulları da dâhil olmak üzere büyük miktarda veriye ihtiyaç duyuyor. Elektrikli araçlar tarafından daha fazla veri üretildiği için bu durum bulut depolamaya olan talebi de artırıyor. Bu nedenle ülke olarak elektrikli araçların sunduğu potansiyelden tam anlamı ile faydalanmak istiyorsak bulut ekosistemine de ciddi yatırımlar yapmalıyız” dedi. 

Otomotiv dünyası bulutu merkezine alarak düşünmeli!

Elektrikli araç üreticilerinin gelişmiş bir müşteri deneyimi sunabilmeleri için temel süreçleri bulutun gücünden faydalanarak modernize etmeleri gerektiğini belirten NetApp Doğu Avrupa, Orta Doğu ve İber-Amerika Bölge İş Ortağı Lideri ve Direktörü Maya Zakhour ise dijital dönüşümün, otomobil şirketleri için en önemli konu olmaya devam ettiğinin altını çizdi. Zakhour açıklamasında şunları söyledi: “Dijital dönüşüm yolculuğunda otomobil şirketleri için de veriye erişim mücadelesi hala bir gerçek. Araç tasarımından üretime kadar, günümüzün otomotiv sektörü verilerle çalışıyor. Ancak, tüm bu verilerin birbirine bağlı ve kullanılabilir olması gerekiyor. Aksi durumda ortaya sadece devasa bir veri yığını çıkar ki bu da operasyonların verimli bir şekilde çalışmasını engeller. NetApp olarak biz ise hibrit çoklu bulut stratejimiz ile global çapta otomobil üreticilerinin uygulamalarını farklı ihtiyaçlarına ve ortamlarına göre geliştirmelerine olanak tanıyoruz. Bu kapsamda geliştirdiğimiz çözümleri TD SYNNEX‘in geniş ekosistemi aracılığı ile de müşterilerimizle buluşturuyoruz. Böylelikle otomotiv endüstrisindeki müşterilerimizin operasyonlarını optimize etmelerini için küresel özel veri merkezlerimizden, üretim tesislerindeki uç sistemlerden ve genel bulutlardan oluşan bir kombinasyondan yararlanmalarına yardımcı oluyoruz. Günümüzde her 10 otomobil üreticisinden 9’unun NetApp’ı tercih etmesinin nedenlerinden biri de bu yaklaşımımızdır. Özetle bulut tabanlı dönüşüm; üretimi, çevikliği ve ölçeklenebilirliği artırmak isteyen otomobil üreticileri için de hayati önem taşıyor.”

ABD Ordusu, Lockheed Martin ile nükleer uzay aracı projesine başladı

ABD ordusu, Lockheed Martin ile stratejik bir anlaşma yaparak nükleer enerji kullanımına dayanan bir uzay aracı geliştirme projesine yeşil ışık yaktı. Lockheed Martin, ABD Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı (AFRL) tarafından desteklenen ve “Joint Emergent Technology Supplying On-Orbit Nuclear (JETSON)” adını taşıyan projede, 33.7 milyon dolarlık bir bütçe ile görevlendirildi.

JETSON projesi, uzaya fırlatılacak bir fisyon reaktörü üzerinden çalışmayı planlıyor. Bu reaktör, üreteceği ısıyı Stirling güç dönüştürücülerine aktaracak, bu sayede elektrik üretilerek uzay aracının çeşitli yüklerini besleme veya elektrikli iticilere enerji sağlama amacını taşıyor. Lockheed Martin, bu teknolojiyi daha önce NASA tarafından başlatılan Kilopower Reactor Using Stirling Technology (KRUSTY) projesinden ilham alarak geliştirecek.

JETSON programının yöneticisi ve baş araştırmacısı Barry Miles, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Uzay uygulamaları için nükleer fisyon geliştirme, uzayın keşif ve hareket etme şeklini önemli ölçüde değiştirebilecek kilit bir teknoloji sunabilir” dedi. Lockheed Martin, yüksek güçlü elektrik alt sistemleri ve nükleer termal tahrikten elektrikli tahrike kadar geniş bir yelpazedeki sistemleri devlet kurumları ve endüstri ortaklarıyla birlikte geliştirecek. Proje ortakları arasında uzmanlığıyla bilinen Space Nuclear Power Corp (SpaceNukes) ve BWX Technologies gibi önemli şirketler bulunmaktadır.

ABD

Bu proje, Lockheed Martin‘in uzay tabanlı nükleer enerji projelerindeki ilk adımı değil. Daha önce NASA ve DARPA ile birlikte yürütülen DRACO (“Demonstration Rocket for Agile Cislunar Operations”) projesinde de nükleer termal itiş gücünü test etmek üzere seçilmişti. DRACO projesi, geleneksel kimyasal itiş sistemlerine göre çok daha verimli bir tahrik sistemini hedefliyor ve bu alandaki geleceğe yönelik heyecan verici adımları simgeliyor.

Türkiye’deki iCloud kullanıcıları tehdit altında!

0

Son zamanlarda Türkiye’deki sosyal ağlarda iPhone’ların çalındığı ve ardından iCloud kimlik bilgilerinin ele geçirilerek çalınan cihazların kontrolünün ele alınmaya çalışıldığına dair bildirimlerde artış yaşanıyor. Bu yeni gözlemlenen türdeki dolandırıcılık, fiziksel ve dijital saldırının bir kombinasyonundan oluşuyor. İlk aşamada suçlular kişinin iPhone cihazını çalıyor. Ancak çalınan cihaz, kilidi açılmadan dolandırıcılar için herhangi bir değer ifade etmiyor. Bu nedenle planın bir sonraki dijital aşamasına geçiliyor. IPhone’larının çalındığını fark eden kullanıcılar genellikle iCloud üzerinden “iPhone’umu Bul” hizmetini kullanmaya çalışıyor. Bu sırada sözde Microsoft’tan gelmiş gibi görünen ve iCloud kılığında gizlenmiş bir kimlik avı sayfasına bağlantı içeren bir SMS alıyorlar. Hırsızlık mağdurunun kimlik bilgilerini bu sayfaya girmesi durumunda, bilgiler anında suçluların eline geçiyor ve cihaz içeriğine tam erişim sağlanıyor.

Dolandırıcılık mağdurlarından birinin sahte SMS mesajları içeren ekran görüntüsü
Kaspersky Güvenlik Araştırmacısı Mert Değirmenci, şunları söylüyor: “Bu saldırı, çevrimiçi ve çevrimdışı yöntemlerin dolandırıcılar tarafından çıkar elde etmek için nasıl birlikte kullanılabileceğinin ilginç bir örneğini oluşturuyor. Bu saldırının karmaşa seviyesi oldukça yüksek. Suçlular büyük olasılıkla iPhone’larının çalınmasıyla kafası karışan ve strese giren, bu nedenle dolandırıcıların önlerine attığı yeme kanmaya eğilimli kurbanları hedef alıyor. Bu yüzden stresli durumlarda bile dikkatli olmak, mesajların kaynağının güvenilirliğini kontrol etmek ve şüpheli web sayfalarına kişisel verileri girmemek son derece önemli.”

Kaspersky uzmanları, bu ve benzer kimlik avı tuzaklarının kurbanı olmamak için aşağıdaki güvenlik önlemlerini uygulamanızı öneriyor:

• Yalnızca gönderenine güvendiğinizden eminseniz e-postaları veya mesajları açın ve içeriğindeki bağlantıları tıklayın.
• Bir gönderici meşru görünse de mesajın içeriği garip görünüyorsa, alternatif bir iletişim kanalı aracılığıyla göndericiyi kontrol edin.
• Bir kimlik avı sayfasıyla karşı karşıya olduğunuzdan şüpheleniyorsanız, web sitesi adresinin yazımını kontrol edin. Adres I yerine 1 veya O yerine 0 gibi ilk bakışta fark edilmesi zor farklılıklar içerebilir.
• Tüm kişisel cihazlarınızda kanıtlanmış bir güvenlik çözümü kullanın. Uluslararası tehdit istihbarat kaynaklarına erişimleri sayesinde, bu çözümler spam ve kimlik avı kampanyalarını tespit edip engelleme yeteneğine sahiptir.

Apple, iPhone 16 Pro’da delikli ekran tasarımını test ediyor

0

Apple, iPhone serisinin yeni modellerinde denemekte olduğu çeşitli tasarım özellikleri ile gündemde. Son olarak, iPhone 16 Pro’nun prototipinde delikli ekran tasarımını test ettiği iddiaları ortaya atıldı. Şirket, geçtiğimiz modellerde Dinamik Ada tasarımına geçiş yapmış olsa da, bu yeni tasarımın hemen benimsenip benimsemediği belirsizliğini koruyor.

iPhone 14 Pro ile birlikte kullanılmaya başlanan Dinamik Ada tasarımı, iPhone 15 serisinde tüm modellerine entegre edilmişti. Ancak, şimdi ortaya atılan bir iddiaya göre Apple, Android telefonlarda yaygın olan yuvarlak delikli ekran tasarımını iPhone 16 Pro prototipinde test ediyor. Bu tasarım değişikliği, özellikle Android telefonlarda yaygın olmasına rağmen, Apple’ın Face ID gibi özel bileşenleri ekranın altına entegre etme zorluğunu beraberinde getiriyor.

Delikli ekran tasarımı, Android telefonlarda sıkça karşılaşılan bir özellik olmasına rağmen, Face ID’nin eksikliği dikkat çekiyor. Apple, IR tarayıcı, nokta projektörü gibi Face ID bileşenlerini ekranın altına entegre etmek zorunda kalıyor. Ancak, bu teknolojinin ekran altına gömülmesi, kamera görüntü kalitesinin düşmesine neden olabilir ve bu da Face ID’nin güvenilirliğini tehlikeye atabilir.

Bu iddiaların gerçek olup olmadığı konusunda net bir bilgi bulunmamakla birlikte, Twitter’daki Majin Bu hesabının öne sürdüğüne göre, eğer testler başarılı olursa, bu tasarım değişikliğini 2025 yılında iPhone 17 Pro’da görebiliriz. Ancak, Ekran Tedarik Zinciri Danışmanları’nın kurucusu ve CEO’su Ross Young’a göre, bu çözümün uygulanması iPhone 16 Pro’da değil, gelecekteki telefonlarda olabilir. Dolayısıyla, prototip test edilse bile, yeni tasarımın hemen uygulamaya geçirilmesi kolay olmayabilir.

Apple, rakiplerini alt etmek için Amazon ile işbirliği yapmış olabilir!

Anlaşma, Apple cihazları için arama sonuçlarını ve ürün sayfalarını rakiplerininkinden daha temiz hale getiriyor.

Amazon, Apple ürünleri için arama sonucu sayfalarında rakip ürünleri listelemeye devam ederken, sonuçların üstüne, altına ve arasına yapıştırdığı reklamları sınırlandırıyor. 

Örneğin, Amazon’da bir iPhone 15 aradığınızda, sayfanın üst kısmındaki banner’da yalnızca bir Apple ürünü, en altta ise başka bir reklam banner’ı görürsünüz. Bu arada, Samsung Galaxy S23 gibi rakip cihazlara yönelik aramalar, sonuçlar sayfasında diğer ürün ve hizmetlerin reklamlarını gösteriyor.

Insider, Apple’ın arama sonuçlarını temizlemenin yanı sıra, Amazon’un Apple’ın ürün sayfalarındaki reklamları da azalttığına dikkat çekiyor. “Bu öğeyle ilgili ürünler” ve “4 yıldız ve üzeri” olarak derecelendirilen öğelerin reklamını yapmak yerine, Apple ürünlerine yönelen sayfalar nispeten reklamsız. Aynı şey Samsung gibi şirketlerin ürün sayfaları için söylenemez; bunlar genellikle sayfanın alt kısımlarında diğer markaların tavsiye edilen ürünleriyle dolu.

Insider’a göre reklamsız sayfalar, Apple’ın ürünlerini Amazon’da satmak için 2018 yılında yaptığı bir anlaşmadan kaynaklanıyor. Amazon’un eski perakende şefi Jeff Wilke, Temsilciler Meclisi Yargı Komitesi tarafından daha önce yayımlanan bir e-postada şöyle yazmıştı: “Apple’ın, arama veya ayrıntı sayfalarında satışları rakip markalara yönlendirmek istemediğini anlıyoruz… Ürün ayrıntı sayfalarında, şunu anlıyoruz: Apple, Apple dışı ürünleri öneren herhangi bir ürün yerleştirmeyi görmek istemiyor.

Apple sözcüsü Fred Sainz, yaptığı açıklamada, Apple ile ilgili belirli sorguların yer aldığı alanlardaki reklamların sınırlandırıldığını belirterek anlaşmayı doğruladı. Apple’ın Amazon’a işgal ettiği reklam alanı için tazminat ödeyip ödemediği ve eğer öyleyse ne kadar olduğu hala belli değil. Sonuçta Wilke’nin Amazon’a gönderdiği e-postada şöyle yazıyordu: “Apple’ın bu yerleşimleri satın alması veya Amazon’un reklam gelirindeki kaybı telafi etmesi gerekecek.

Amazon’un kendi pazarına yerleştirdiği “çöp” reklamlar, Federal Ticaret Komisyonu’nun şirkete karşı açtığı antitröst davasında işaret ettiği davranışlardan biri; Amazon’un “müşterilere yönelik hizmetleri kötüleşmesine rağmen artan reklamlar yoluyla milyarlarca dolar” elde ettiği belirtiliyor. 

Apple, tüm bunlardan kaçınarak Amazon’daki diğer perakendecilere karşı bir adım önde olabilir.

Elon Musk’ın hayatını anlatan biyografik film geliyor!

0

Dünyaca ünlü girişimci Elon Musk’ın hayatını anlatan yeni bir biyografik film geliyor. Bu özel yapımı Darren Aronofsky yönetecek. Aronofsky, önceki başarılı çalışmalarıyla tanınan bir yönetmen olup, “Requiem for a Dream” gibi etkileyici filmlere imza atmıştır. A24 yapım şirketi tarafından üstlenilen proje, Musk’ın dikkat çekici yaşamını izleyicilere aktaracak.

Filmin senaryosu, Walter Isaacson‘un Elon Musk biyografisi kitabına dayanacak. Isaacson daha önce Steve Jobs kitabından uyarlanan filmle büyük bir başarı elde etmiş ve bu kez de Musk’ın olağanüstü yaşam öyküsünü beyaz perdeye taşıyacak. A24, Isaacson’un yeni kitabı için diğer stüdyolarla rekabet etmiş ve nihayetinde projeyi kazandı.

Elon Musk'ın

Darren Aronofsky‘nin sürrealist ve psikolojik öğelerle bezeli yönetmenlik tarzı, daha önceki çalışmalarında olduğu gibi izleyicilere etkileyici bir deneyim sunmaya aday. Aronofsky’nin, “Requiem for a Dream,” “Black Swan,” ve “Mother!” gibi çarpıcı filmleriyle tanınması, Elon Musk’ın hikayesini anlatma konusunda heyecan verici bir tercih olduğunu gösteriyor. Aronofsky, “Black Swan” ile En İyi Yönetmen dalında Oscar’a aday gösterilmiş bir usta yönetmeni

Elon Musk, 2002 yılında SpaceX‘i kurarak uluslararası alanda adını duyurdu. Aynı zamanda Tesla‘nın ilk yatırımcılarından biri olan Musk, kısa sürede otomotiv devinin başkanı, ürün mimarı ve CEO’su oldu. Musk, son zamanlarda 44 milyar dolara Twitter‘ı satın alarak platformu “X” olarak yeniden markalandırdı. Ekim ayı itibariyle, Bloomberg ve Forbes‘a göre Musk, 200 milyar doların üzerinde bir servete sahip olarak dünyanın en zengin insanı unvanını taşıyor.

Biyografik film, Musk’ın etkileyici kariyerini ve ilginç yaşamını detaylı bir şekilde ele alacak. Projeyle ilgili detayların ilerleyen günlerde netleşmesi bekleniyor. Bu heyecan verici yapım, izleyicilere Musk’ın dünya çapında etkisi ve başarı hikayesini yakından tanıma fırsatı sunacak.

Qualcomm ve Iridium, uydu iletişimi ortaklığını sonlandırdı!

0

Android dünyasına uydu iletişimini standart olarak sunmayı amaçlayan Snapdragon Satellite girişimi başlamadan sona erdi. Qualcomm ve Iridium ortaklığı dağıldı.

Ocak ayında bir araya gelen Qualcomm ve Iridium, henüz yıl bitmeden ortaklığını bitirme kararı aldı. Snapdragon Satellite adıyla geliştirilen yeni teknolojinin akıllı telefon üreticileri tarafından benimsenmemesi bunda en büyük faktör oldu.

Iridium ortaklığın bir meyve vermemesinden dolayı şaşkın olduklarını belirtiyor. Qualcomm bundan sonra Iridium’un standart teknolojilerinden faydalanmaya devam edecek. Iridium ise akıllı telefon üreticileriyle bizzat iş birliği yapacak.

Qualcomm satellite

Snapdragon Satellite teknolojisi ne işe yarıyordu?

Snapdragon Satellite teknolojisi, akıllı telefonların uydu iletişimini desteklemesini sağlıyordu. Bu sayede, akıllı telefonlar kapsama alanı dışında olsalar bile arama yapabilir, mesaj gönderebilir ve internete erişebilirlerdi.

Snapdragon Satellite neden benimsenmedi?

Snapdragon Satellite teknolojisinin benimsenmemesinin birkaç nedeni var. Birincisi, akıllı telefon üreticileri bu teknolojiyi henüz gerekli görmüyorlardı. İkincisi, Snapdragon Satellite teknolojisi iPhone 14’te yer alan uydu iletişimi teknolojisine göre daha pahalıydı. Üçüncüsü, Snapdragon Satellite teknolojisi henüz tam olarak geliştirilmemişti.

Akıllı telefonlarda uydu iletişimi geleceği var mı?

Akıllı telefonlarda uydu iletişiminin geleceği hala belirsiz. Ancak, uydu iletişiminin kapsama alanı dışındaki bölgelerde yaşayanlar için önemli bir ihtiyaç olduğu açık. Bu nedenle, akıllı telefon üreticilerinin bu teknolojiye olan ilgisini artırması bekleniyor.

Samsung Galaxy Fit 3 tasarımı sızdı!

0

Samsung, 2024’ün başlarında düzenleyeceği Unpacked etkinliği için hazırlıklarını sürdürürken, merakla beklenen Galaxy Fit 3 modeline dair ilk detaylar ortaya çıktı. Bugün Windows Report tarafından paylaşılan görüntüler, cihazın selefinin izinden giderek tasarımında çeşitli revizyonlara gidildiğini gösteriyor.

Görüntülere göre, Galaxy Fit 3’ün yan yüzeyinde tek bir düğme bulunuyor ve arka tarafta ise kalp atış hızı sensörü ve şarj için mıknatıslar yer alıyor. Önceki modele göre daha geniş bir ekrana sahip olan bu akıllı bileklik, tasarımındaki minimalist ve şık çizgilerle dikkat çekiyor. Ancak, detaylı teknik özelliklere dair net bilgiler henüz paylaşılmış değil.

2017’de piyasaya sürülen Galaxy Fit 2, 1,1 inç boyutunda AMOLED ekranı ve 159mAh pil kapasitesiyle kullanıcıların beğenisini kazanmıştı. Ancak Galaxy Fit 3’ün özellikleri hakkında şu an için sınırlı bilgi bulunuyor. Ancak sızan raporlar, daha büyük bir AMOLED ekran ve geliştirilmiş kalp atış hızı sensörü ile geleceğini gösteriyor.

Galaxy Fit 3’ün iddialı özellikleri arasında, daha geniş bir yazılım deneyimi ve artırılmış depolama kapasitesi sunabileceği de konuşuluyor. Kullanıcıların spor aktivitelerini takip etmelerine olanak tanıyan çok sayıda spor modu ve sağlık özellikleri de beklenen özellikler arasında.

Resmi bilgilerin lansman sırasında açıklanması beklenen Galaxy Fit 3, tasarımındaki yenilikler ve gelişmiş özellikleriyle dikkat çekiyor. Kullanıcılar, 2024 Unpacked etkinliği sırasında daha fazla ayrıntı ve resmi duyurularla birlikte cihazın tüm özelliklerini öğrenmeyi bekliyor.

Üretken yapay zeka nedir?

Gelişen teknolojinin en dikkat çekici unsurlarından biri olan Üretken Yapay Zeka (Generative Artificial Intelligence), gündelik hayatımızı kökten değiştirecek potansiyele sahip. Peki, üretken yapay zeka nedir ve nasıl çalışır? Dahası, gelecekte bizi nasıl etkileyecek?

Üretken Yapay Zeka nedir?

Üretken Yapay Zeka, algoritmaları ve makine öğrenimi tekniklerini kullanarak yeni ve özgün içerikler oluşturan bir yapay zeka türüdür. Bu içerikler metin, resim, video, müzik olabilir. Temelde, bu sistemler büyük veri setlerinden öğrenir ve bu bilgileri kullanarak benzersiz içerikler üretir.

Nasıl kullanılır?

Üretken yapay zeka

Bu teknolojinin kullanımı, genellikle büyük ve çeşitli veri setleriyle başlar. Veri setleri, yapay zeka modelinin eğitilmesi için gerekli olan materyallerdir. Model eğitildikten sonra, yeni ve benzersiz içerikler üretebilir. Bu süreç, otomasyon, veri analizi, sanat, tasarım ve daha birçok alanda kullanılabilir.

Hayatımızı Nasıl Değiştirecek?

  1. Sanat ve Yaratıcılık: AI, sanat ve tasarım alanında benzersiz eserler yaratma kapasitesine sahiptir. Bu, sanatın tanımını ve sınırlarını yeniden çiziyor. AI destekli tasarım araçları, tasarımcılara daha önce hayal bile edemeyecekleri yollarla eserler oluşturma imkanı sunuyor.
  2. Metin Üretimi: Chatbotlardan, haber yazımına, hikaye anlatıcılığından pazarlama içeriğine kadar birçok alanda metin üretimi yapay zeka tarafından gerçekleştirilebiliyor. Bu, iletişim ve içerik üretimi süreçlerini hızlandırıyor ve zenginleştiriyor.
  3. Eğlence ve Oyunlar: Oyun tasarımında karakterlerden senaryolara kadar birçok unsur, yapay zeka tarafından üretilebilir hale geldi. Bu durum, oyun ve eğlence sektöründe daha dinamik ve kişiselleştirilmiş deneyimlerin kapısını aralıyor.
  4. Sağlık Sektörü: Tıbbi görüntülemeler ve teşhislerde yapay zekanın kullanımı, daha hızlı ve doğru sonuçlar elde edilmesini sağlıyor. Ayrıca, kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinde de önemli bir rol oynuyor.
  5. Eğitim ve Öğrenme: Eğitim materyallerinin kişiselleştirilmesi ve interaktif öğrenme deneyimlerinin oluşturulması, yapay zekanın eğitimdeki kullanım alanlarından sadece birkaçı.
  6. İş ve Üretim: İş süreçlerinin otomasyonu, veri analizi ve tahminleme, iş dünyasında karar alma süreçlerini hızlandırıyor ve verimliliği artırıyor.

Sonuç

Üretken Yapay Zeka, hayal gücümüzün sınırlarını zorlayan, yaratıcılığı ve verimliliği artıran bir teknoloji olarak karşımızda duruyor. Bu teknolojinin getirdiği değişimlerle birlikte, iş yapış şekillerimizden günlük yaşam alışkanlıklarımıza kadar pek çok alanda köklü dönüşümler yaşanacak. Gelecekte, yapay zekanın sunduğu bu imkanları nasıl kullanacağımız ve bu yeni teknolojiyi hayatımıza nasıl entegre edeceğimiz, hepimiz için önemli bir konu olmaya devam edecek.

Bu elektrikli araç, diğer elektrikli araçları şarj edebiliyor!

Amerikalı elektrikli otomobil üreticisi Lucid, yepyeni RangeXchange teknolojisi ile Air modelini donatarak otomobil dünyasına enerji paylaşımında devrim yapmaya hazırlanıyor. Bu inovatif özellik, Lucid Air kullanıcılarına kendi araçlarının bataryalarındaki enerjiyi özel bir kablo aracılığıyla diğer elektrikli araçlarla paylaşma imkanı sunuyor.

RangeXchange teknolojisi, Lucid Air sedan modelini diğer elektrikli araçlara doğrudan enerji sağlama kapasitesiyle dikkat çekiyor. Lucid, bu özelliğin sayesinde Lucid Air‘ın, diğer araçlara hızlı bir şekilde enerji aktararak onlara ek menzil kazandırabilme yeteneğine vurgu yapıyor.

Özellikle önemli bir detay, Lucid Air sahiplerinin en son kablosuz (OTA) güncellemeyi aldıktan sonra, farklı markalara ait diğer araçları (9.6 kW‘a kadar hızlarda) şarj edebilecekleri. Bu, Lucid‘in teknolojik altyapısının geniş bir marka yelpazesiyle uyumlu olduğunu gösteriyor.

Lucid, bu özellikle sadece araç içi enerji paylaşımını değil, aynı zamanda ev şebekesine enerji aktarımını da mümkün kılıyor. Lucid Air‘ın çift yönlü Wunderbox şarj teknolojisi ve özel yazılımı, sürücülere araçlarının bataryasındaki enerjiyi diğer araçlara veya ev sistemine aktarma esnekliği sunuyor.

Bu yeni teknoloji, özellikle elektrikli araç şarj noktalarının yetersiz olduğu durumlarda önemli bir avantaj sağlayabilir. Lucid Air sahipleri, bu özelliği kullanarak sadece diğer araçları değil, aynı zamanda evlerindeki enerji ihtiyaçlarını da karşılayabilecekler. Lucid‘in bu yenilikçi adımı, elektrikli araç teknolojisinin gelecekteki yönüne dair heyecan verici bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

Tarım teknolojisi girişimi Agrotech halka açılıyor!

Yaklaşık 180 bin metrekaresi sera olmak üzere toplam 2,7 milyon metrekare tarım alanında faaliyet gösteren, uluslararası teknoloji projeleriyle kıtalara yayılan Agrotech, pay başına 5,21 TL sabit fiyatla 15-16-17 Kasım tarihlerinde talep toplayacak.

Temelleri 2013 yılında atılan, akıllı tarım ve teknoloji alanında faaliyetlerine devam eden Agrotech halka arz için talep toplamaya başlıyor. Alnus Yatırım liderliğinde toplam 39 aracı kuruluştan oluşan konsorsiyum aracılığıyla pay başına 5,21 TL sabit fiyatla talep toplama 15 Kasım’da başlayacak ve 17 Kasım Cuma günü sona erecek. 200 milyon TL nominal değerli paylar sermaye artırımı, 100 milyon TL nominal değerli paylar ortak satışı olmak üzere toplam 300 milyon TL nominal değerli payların halka arzının büyüklüğü 1 milyar 563 milyon TL olacak.

Akıllı tarım uygulamaları ve teknolojiye ortak olmaya davet ediyor

Agrotech Yönetim Kurulu Başkanı Hümeyra Keskin, “Bugün Antalya, Samsun, Uşak ve Balıkesir’de yaklaşık 180 bin metrekaresi sera olmak üzere toplam 2,7 milyon metrekare tarım alanında faaliyetlerimize devam ediyoruz. Teknoloji alanındaki tecrübemizle kıtalara yayılan projeler hayata geçiriyoruz. Halka arz sürecimizle birlikte yatırımcıları akıllı tarım uygulamalarımız ve teknolojimize ortak olmaya davet ediyoruz. Tüm şeffaflığımızla kurumsal, halka açık bir marka olarak büyümemize devam etmek istiyoruz” dedi.

“Temellerimizin atıldığı 2013 yılından beri var olduğumuz tarım ve teknoloji sektörlerinde artı değer yaratmak, ülke ekonomimize ve ihracatına katkı sağlamak, istihdamımızla kalkınmaya destek olmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz” diye belirten Agrotech Yönetim Kurulu Başkanı Hümeyra Keskin, “Bugün Antalya, Samsun, Uşak ve Balıkesir’de yaklaşık 180 bin metrekaresi sera olmak üzere toplam 2,7 milyon metrekare tarım alanında faaliyetlerimize devam ediyoruz. Antalya Serik’teki arazimizin 115 bin 600 metrekarelik alanında muz seralarımız yer alıyor. Samsun ve Uşak’ta elma başta olmak üzere, armut, ceviz, kiraz, nektarin, şeftali ve üzüm olmak üzere 210 binin üzerinde ağaçtan meyve elde ediyoruz. Balıkesir’deki seramızda ise hindistan cevizi turbası kullanarak topraksız salkım domates üretimi gerçekleştiriyoruz. Tüm arazilerimizde iyi tarım ve akıllı tarım uygulamaları doğrultusunda hareket ediyoruz. Bu sayede İyi Tarım Sertifikası bulunan tarım şirketleri arasında yer alıyoruz. Teknoloji alanında da 10 yıllık bir geçmişe sahibiz. Geliştirdiğimiz yazılımlar, sistem entegratörlüğü çözümleri, veri merkezi danışmanlığı, sistem odası ve disaster merkezi kurulumu gibi uluslararası birçok projeye imza attık. Makina öğrenme, yapay zeka, metaverse, ChatGPT gibi yeni teknolojileri de takip ederek doğrudan tüketiciye dokunacak çözümler üzerinde de çalışmalarımız devam ediyor. Halka arz sürecimizle birlikte yatırımcıları akıllı tarım uygulamalarımız ve teknolojimize ortak olmaya davet ediyoruz. Tüm şeffaflığımızla kurumsal, halka açık bir marka olarak büyümemize devam etmek istiyoruz” dedi.

3 milyar TL özkaynak büyüklüğü

Bugün 3 milyar TL özkaynak büyüklüğüne sahip olduklarını belirten Hümeyra Keskin, “2021 yılında 206,6 milyon TL olan ciromuzu yüzde 125 oranında artırarak 2022 yılında 465,7 milyon TL’ye çıkardık. Bu artışta tarım ürünleri ve teknoloji ürünlerimizdeki satışın yükselmesi etkili oldu. 2023 yılının ilk yarısında ise 182,1 milyon TL ciro elde ettik. Tarım ürünlerimizin satışları ağırlıklı olarak yılın ikinci yarısında gerçekleşiyor. Bu doğrultuda 2023 yılını geçmiş yıllarda olduğu gibi başarılı bir şekilde tamamlamayı hedefliyoruz. Favök marjımız 2021 yılında yüzde 13, 2022’de yüzde 45, 2022 yılının ilk 6 ayında yüzde 27, 2023 yılının ilk 6 ayında ise yüzde 47 olarak gerçekleşti” diye konuştu.

Halka arz geliri yeni yatırımlara ayrılacak

Halka arzdan elde edecekleri geliri yatırımda değerlendireceklerini vurgulayan Hümeyra Keskin, “İşletme sermayemizi güçlendirmenin yanı sıra net gelirimizin %40-50’sini Antalya Serik’te kurulu seramızın cam sera olarak yeniden inşa edilmesinde kullanacağız. Bu sayede başta domates olmak üzere seramızda üretebileceğimiz tüm ürünlerde rekolte artışı hedefliyoruz. Aynı zamanda tüm bahçe ve seralarımızda var olan üretim sistemlerini yenilemeyi, bu süreçte ihtiyaç duyulacak yeni ekipmanlar için de yatırımlar gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Yatırımlarımızla Türkiye’de büyük ölçekli, öncü tarım şirketlerinden biri olarak sektördeki varlığımızı daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Bu sayede stratejik öneme sahip olan tarım sektörünün ülkemizde gelişimine ve büyümesine katkı sağlamayı, ülkemizin güçlü bir global oyuncu olma hedefine en büyük desteği sunmayı hedefliyoruz. Agrotech olarak tarım sektörünün ihtiyaçlarına cevap verirken, teknoloji projelerimizi de hayata geçirmeye devam edeceğiz” dedi.

Bilgisayar dünyasını değiştiren işletim sistemi Windows, 40 yaşında!

Tam 40 yıl önce, Bill Gates tarafından tanıtılan Windows 1.0, bilgisayar kullanımını daha erişilebilir hale getiren sezgisel arayüzüyle önemli bir dönüm noktasıydı. Ancak şimdi gözler, Windows’un geleceği olan Windows 12′ye çevrildi.

Windows 1.0’un basit grafik arayüzü ve fare kullanımıyla kullanıcıların bilgisayarları daha kolay yönetmelerini sağlaması, Microsoft‘un gelişmiş işletim sistemlerine geçişinde bir kilometre taşıydı. Ancak, geçtiğimiz yıllarda duyurulan Windows 12, büyük beklentileri beraberinde getiriyor.

Intel CFO’su David Zinsner‘ın açıklamalarına göre, 2024‘ün, yeni Windows sürümü nedeniyle müşteriler için oldukça iyi bir yıl olacağı düşünülüyor. Windows 12‘nin öne çıkan özellikleri arasında, CorePC tabanlı önemli planlar bulunuyor.

Windows 11’de dosya, veri ve programların aynı yerde saklandığı bilinirken, Windows 12‘nin bu konuda bir devrim yapması bekleniyor. İddialara göre, W12, iOS ve Android gibi birden fazla bölüme ayrılarak işletim sistemi güncellemelerini hızlandıracak ve kötü amaçlı yazılımların yayılmasını zorlaştıracak.

CorePC altyapısı, Microsoft‘a farklı donanımlar için özelleştirilmiş Windows sürümleri sunma imkanı tanıyacak. Ayrıca, Windows 12‘nin yapay zeka odaklı bir işletim sistemi olacağı söyleniyor. Microsoft, ekrandaki içeriği analiz edebilecek ve kullanıcılara özel ipuçları sağlamak için yapay zeka altyapısını kullanacak.

AMD‘nin dizüstü bilgisayarlar için tanıttığı Ryzen 7000 serisi işlemcilerin içinde bulunan özel yapay zeka işlem birimi de Windows 12‘nin yapay zeka odaklı özelliklerini destekleyecek. Windows’un eski yöneticisi Panos Panay‘a göre, yapay zeka, Windows’ta her şeyi değiştirecek ve birçok konuyu yeniden keşfetmeyi sağlayacak.

Microsoft‘un CES 2023‘teki sunumu, gelişmiş yapay zeka deneyimleri ile dolu bir geleceği müjdeliyor. Windows 12‘nin beklenen özellikleri, kullanıcıları merak içinde bırakarak, teknoloji dünyasında heyecan uyandırıyor.

Gmail’e anlık mesajlaşma mı geliyor?

0

Gmail anlık mesajlaşma istemcisi olma yönünde birçok iddia ile gündeme geliyor. Ekim ayında popüler web posta uygulaması, mobil uygulamada tek bir dokunuşla emoji yanıtınızı içeren yeni bir e-posta gönderebilecek bir emoji tepki çubuğu yayınladı. Şimdi, Android Police tarafından tespit edilen yeni ve çılgın bir kullanıcı arayüzü deneyi bir adım daha ileri gidiyor: tıpkı anlık mesajlaşma girişine benzeyen bir hızlı yanıt çubuğu.

Aşırı resmi metinlerden oluşan paragraflar yazarken karşılaştığınız alışılagelmiş giriş bloğu yerine, bu yeni Gmail deneyinin alt kısmında yanıtlar için tek satırlık bir giriş çubuğu bulunuyor. Hemen üstündeki açılır menü, olağan “yanıtla”, “tümünü yanıtla” veya “ilet” seçenekleri arasından seçim yapmanızı sağlar. Bunun yanı sıra bir ek ve gönder düğmesi alırsınız. Bir “genişlet” düğmesi muhtemelen olağan oluşturma arayüzünü başlatacak.

Gmail anlık mesajlaşma ile daha rahat kullanım sunacak

Şu ana kadar bu, yalnızca bir kişinin aldığı son derece nadir bir test gibi görünüyor. Bu nedenle herkese açık olması gerekmiyor. Ancak son dönemdeki emoji lansmanı göz önüne alındığında, Gmail’in anlık mesajlaşma kuzenlerini kesinlikle kıskandığı görülüyor.

Varsayılan olarak mesaj kutusu yanıt yazmaya başlayabileceğiniz yer. Ancak, Tümünü Yanıtla olarak değiştirmek veya alıcı listesini düzenlemek için mesaj kutusunun sol tarafındaki açılır menüyü kullanabilirsiniz . Sağ tarafta alışık olabileceğiniz tam ekran mesaj oluşturma penceresini açan bir genişletme düğmesi bulunuyor. Uzun bir mesaj yazıyorsanız veya çok ayrıntılı bir şekilde yanıt veriyorsanız yararlı olabilir. Sağdaki metin alanının dışına Google, emoji seçiciyi hızlı bir şekilde başlatmak için emoji düğmesini yerleştirdi.

Metin alanını genişletmezseniz, dokunduğunuzda tercih ettiğiniz klavye uygulaması açılıyor. Tıpkı bir mesajlaşma uygulamasında olduğu gibi metin alanı ekranınızın ortasına yakın bir yere taşınıyor. Yanıt ayarı açılır menüsü ve pencere genişletme düğmeleri de metniniz için mevcut alanı en üst düzeye çıkarmak üzere kenara çekiliyor. Bu yaklaşımın bir faydası olarak, yanıtladığınız içeriği gözden kaçırmazsınız, dolayısıyla kısa yanıtlar yazmak çocuk oyuncağı olacak. Mesaj kutusunda bir miktar içerik bulunduğunda, emoji anahtarının yerini sağdaki Gönder düğmesi alabilir.

Bu mesaj kutusunun Android için Gmail’de göründüğünü görebilirsiniz. Ancak bu, Google’ın yaptığı sınırlı bir sunucu tarafı testi gibi görünüyor çünkü cihazlarımızın en son beta sürümünde olmalarına rağmen bunu çoğu cihazda görmüyoruz. Bu kullanıcı arayüzü değişikliğinin arkasındaki nedene ilişkin resmi açıklamayı hâlâ bekliyoruz. Ancak kalıcı bir mesaj çubuğuna sahip olmak bize IM uygulamalarıyla aynı rahatlık ve kolaylığı sağlıyor. Ayrıca , Google’ın yaklaşık on yıl önce tanıttığı bir özellik olan makine öğrenimi kullanılarak oluşturulan üç Hızlı Yanıt isteminden birini seçmekten daha kullanışlı.

Endonezya’da deniz üzerinde yüzen yenilenebilir enerji santrali açıldı!

Endonezya Devlet Başkanı Joko Widodo, Endonezya’nın en yeni ve en büyük yüzen güneş enerjisi santralinin resmi açılışını yaptı. 250 hektarın üzerinde bir alanı kaplayan yeni tesis aynı zamanda Güneydoğu Asya’nın en büyük yüzen güneş enerjisi tesisi olma özelliğini de taşıyor. Batı Java Eyaletindeki Cirata Rezervuarında yer alan tesisin 50.000 eve enerji sağlamaya yetecek kadar yenilenebilir enerji üretebilmesi bekleniyor.

Yüzen yenilenebilir enerji santrali

Widodo: “Bugün tarihi bir gün çünkü büyük ölçekli bir yenilenebilir enerji tesisi inşa etme hayalimiz nihayet gerçekleşti . Güneydoğu Asya’nın en büyük, dünyanın ise üçüncü büyük yüzen güneş santralini inşa etmeyi başardık. Cirata yüzen güneş paneli, Güneydoğu Asya’daki en büyük yüzen güneş paneli ve aynı zamanda dünyanın üçüncü büyük yüzen güneş paneli” dedi.

Çin’in PowerChina Huadong Engineering Corporation Limited şirketi, enerji santralini Endonezya’nın devlet elektrik şirketi PLN ve Birleşik Arap Emirlikleri enerji şirketi Masdar ile birlikte inşa etti. Projenin 145 milyon dolarlık yatırımı vardı. Rezervuar yüzeyini kaplayan 340.000’den fazla güneş paneli yılda 192 MW elektrik üretiyor ve sahadaki mevcut hidroelektrik enerjiyi tamamlıyor.

Proje, inşaatın nihayet Aralık 2020’de başlamasından önce önemli gecikmeler yaşadı. Projenin lansmanı, bu ayın sonlarında (Kasım 2023) Birleşik Arap Emirlikleri’nde düzenlenecek olan 28. Taraflar Konferansı (COP28) iklim toplantılarından hemen önce gerçekleşti. Widodo’nun da katılması bekleniyor. Bir enerji bakanlığı yetkilisinin temmuz ayında yaptığı açıklamaya göre, Endonezya’nın toplam 80 GW’ın üzerinde elektrik üretim kapasitesi var ve bunun yalnızca yüzde 15’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanıyor. Ancak ülke, bu oranı 2025 yılına kadar yüzde 23’e çıkarmayı hedefledi. Şu anda Endonezya’nın elektriğinin büyük kısmı kömürden üretiliyor.

Nüfusu 270 milyonu aşan ülke, karbon emisyonunu 2010 yılına göre yüzde 43,2 oranında azaltmayı hedefliyor. Uluslararası yardımla 2060 veya 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmayı planlıyor.

Cirata tesisi, Endonezya’nın karbon emisyonlarını yılda tahmini 214.000 ton azaltmasına yardımcı olacak bu planın önemli bir parçası. PLN ve Masdar, tesisi genişletme ve elektrik üretim kapasitesini 500 MW’a çıkarma planlarını tartışıyor. Tesis, barajın rezervuar yüzeyinin yalnızca yüzde 4’ünü kaplıyor. Endonezya hükümetine göre, güneş panelleri bir göl veya barajın yüzeyinin yüzde 20’sine kadar kaplayabilir, bu da onu alanın verimli bir şekilde kullanılmasını sağlıyor.

Tesisin lansmanı, Endonezya’nın Adil Enerji Geçiş Ortaklığı (JETP) adı verilen proje kapsamında yenilenebilir enerji alımını ve kömürden elektrik üretiminin azaltılmasını hızlandırmaya yönelik kapsamlı yatırım ve politika planının ilk taslağını tamamlamasından yalnızca bir hafta sonra gerçekleşti.

Microsoft Defender elle nasıl güncellenir?

crosoft Defender, modern Windows işletim sistemlerinde bulunan yerleşik kötü amaçlı yazılımdan koruma paketi. Alternatif olarak Windows Güvenliği ( Ayarlar > Gizlilik ve güvenlik altında Windows Güvenliği olarak görünür ) veya Windows Defender (bu Microsoft Learn sayfasında olduğu gibi bazen adının sonunda Antivirüs bulunur ) olarak da biliniyor. Ancak adına ne ad vermek isterseniz isteyin, birçok Windows kullanıcısı için bu araç, bilgisayarlarının güvenliğini sağlamak için varsayılan olarak başvurulan araç.

Genel olarak Windows Update’te olduğu gibi, bazen Microsoft Defender güncellemeleri çalışmayabilir. Normalde Defender güncellemeleri, rutin Windows güncelleme davranışının bir parçası olarak gerçekleştirilir ve zamanlanmış bir görev olarak günlük olarak çalıştırılıyor. Ancak bazen Windows Update’in kendisi de sorunlarla karşılaşıyor ve pek bir şey yapmıyor. Böyle bir durumda Defender’ı güncel tutmanın, Windows Update’in kendisi ile doğrudan ilgili sorunları atlatmanın çok sayıda başka yolu vardır.

Microsoft Defender manuel güncelleme adımları

Microsoft Defender’ın güncelleme özelliğini kullanın

Ayarlar uygulamasında, şu seçim sırası ile bir Windows Güvenliği özelliğine erişebilirsiniz: Windows 10’da Başlat > Ayarlar > Güncelleştirme ve Güvenlik > Windows Güvenliği veya Windows 11’de Başlat > Ayarlar > Gizlilik ve Güvenlik > Windows Güvenliği. Burada şunları bulacaksınız: Şekil 1’de gösterildiği gibi Windows Güvenliğini Aç etiketli bir düğme. Alternatif olarak, Başlat menüsüne Windows güvenliği yazarak uygulamayı doğrudan açabilirsiniz.

PowerShell’de Defender imzalarını güncelleyin

Defender güvenlik tanımlarını (imzalar olarak da bilinir) güncellemek için özel bir PowerShell komutu var. Update-MpSignatureBu komutun basit, temel sözdizimi, PowerShell’de komut adını — — yazmak. Bu komut Windows 10 ve 11 sürümlerinde benzer şekilde çalışıyor (Windows 11 için Şekil 3’te gösterildiği gibi). PowerShell’in içinde pek bir şey yapmıyor gibi görünse de komut gerçekten de Defender imzalarını güncelliyor.

Tüm Defender bileşenlerini Microsoft.com aracılığıyla güncelleyin

Microsoft, Defender güncellemeleri için özel olarak “Windows işletim sistemi kurulum görüntüleri için Microsoft Defender güncellemesi” başlıklı bir web sayfası bulundurmak. Defender ortamını oluşturan ve tamamı periyodik güncellemelere tabi olan üç bileşeni tanımlıyor:

  • Platform sürümü: Windows 10 veya 11’in belirli bir sürümüne (Home, Pro, Education vb.) yönelik imzalıyor.
  • Motor sürümü: Windows 10 veya 11 için özel kötü amaçlı yazılımdan koruma motoru sürümü içeriyor.
  • Güvenlik istihbaratı sürümü: Defender için mevcut güvenlik istihbaratı güncellemeleri kapsıyor.

Dünya’nın ilk tam göz ve yüz nakli başarıyla gerçekleştirildi

0

New York’taki özel bir hastanede gerçekleşen tıp dünyasının çığır açan bir başarısıyla, sol gözünü ve yüzünün bir kısmını iş yerinde geçirdiği kaza sonucu kaybeden bir hastaya, dünya üzerinde ilk defa tam göz nakli ve kısmi yüz nakli gerçekleştirildi.

NYU Langone Health’teki 140’tan fazla cerrahın oluşturduğu uzman ekip, yaklaşık 21 saat süren zorlu bir operasyonla, hastanın sol gözünü tamamen ve yüzünün belirli bölgelerini tek bir donörden nakletti. Bu tıbbi başarı, sadece kısmi yüz nakli değil, aynı zamanda bir göz naklinin başarıyla gerçekleştirildiği ilk operasyon olarak tarihe geçti.

göz yüz nakli

Aaron adlı hastanın sol gözü, daha önceki bir kaza sonucu Teksas’taki sağlık ekibi tarafından çıkarılmıştı. Ancak New York ekibi, optik siniri koruma amacıyla Teksas ekibinden destek alarak, tam göz nakli olasılığını değerlendirdi. Başkanlığını Dr. Eduardo Rodriguez’in yaptığı ekip, nakledilen gözün, şu anda beyinle iletişim kurma yeteneğine sahip olmadığını belirtti.

Dr. Rodriguez, “Göz nakli, tıp literatüründe uzun süredir düşünülen ancak daha önce denenmemiş bir işlem. Bizim amacımız, teknik operasyonu gerçekleştirmekti” dedi. Nakil sırasında göz sinirlerindeki iyileşmeyi hızlandırmak amacıyla kullanılan kök hücrelerle yapılan önemli bir yenilikle cerrahlar, hastanın gelecekteki görme potansiyelini artırmayı hedefledi.

göz yüz nakli

Ancak, doktorlar görme duyusunun geri kazanılmasının kesin olmadığını vurgulayarak, şu anda teknik açıdan büyük bir başarıya imza attıklarını ifade ettiler. Bu olağanüstü operasyon, gelecekte benzer durumlara umut ışığı olacak gibi görünüyor.

Brand Week Istanbul 2023 sona erdi

0

Bu yıl 11’incisi düzenlenen Brand Week Istanbul, alanında uzman birçok sektör profesyonelini üç gün boyunca Haliç Kongre Merkezi’nde katılımcılarla buluşturdu. Yekta Kopan’ın sunuculuğunda gerçekleşen etkinlikte izleyiciler, sektör profesyonellerini 9 ayrı salonda dinleme fırsatı elde etti.

Dünyanın önde gelen marka, pazarlama, reklam, iletişim, teknoloji yıldızlarının bir araya geldiği Brand Week Istanbul konuşmacıları arasında “Slumdog Millionaire” Yazarı ve Eski Diplomat Vikas Swarup, 2025 yılına kadar 10 milyon insanı dijital olarak geliştirme misyonuyla hareket eden Mark Adams, bugüne 700.000’den fazla takipçiyle LinkedIn tarafından Pazarlama alanında 1 numaralı «LindkedIn Voice» seçilen Tom Goodwin, Timewise Güç Listesi’nde yer alan ve Women in Marketing Awards tarafından Pazarlamada En İyi Lider seçilen ve Campaign’in Female Frontier Ödülü’nü kazanan Sara Tate, kişisel çalışmaları Cannes, D&AD ve Effies dahil olmak üzere 300’den fazla uluslararası ödül kazanmış ve D&AD ve Cannes Lions da dahil olmak üzere hemen hemen tüm uluslararası ve yerel jürilerde defalarca yer almış veya başkanlık yapmış Jon Williams gibi birçok değerli isim yer aldı. Etkinliğin bu yılki onur konuğu ise, senarist ve film yönetmeni ünlü oyuncu Uğur Yücel oldu.

PC Vergi Hesaplama

Amaç 2.0, Medyanın Değişen Yüzü ve Türkiye Gündemi

Küresel ısınma ve iklim değişikliği derken hayat gün geçtikçe daha da zor hale gelmeye başladı. Etkinliğin ilk gününde Inspiration Hall’de “Markalar Gerçek Sosyal Etki İçin Neye, Nasıl Odaklanmalı?” oturumu gerçekleşti. Prophet’in Vice Chairman’i Prof. Emeritus David Aaker, sosyal etki kavramının önemi üzerine düşüncelerini paylaştı. Aaker, toplumların iş dünyasıyla birlikte katma değer odaklı çalışmalar yapması gerektiğini belirtti. Ayrıca markaların da bu ihtiyacı karşılayacak yönde deneyimlerini sosyal fayda yaratmak için yönlendirdiklerini söyledi.

US Networks Group CCO’su Kathleen Finch’in sorularını yanıtlayan Hammond’un konuk olduğu “Medyanın Değişen Yüzü: Yeni Mecralar Çağında Nasıl Güncel Kalınır?” oturumuyla devam eden etkinlikte, eğlencenin küresel dili üzerine konuşmalar yapılırken aynı zamanda dijital dönüşümün bir sonucu olarak izleyicilerden hızlı geri bildirimler alınmasının yarattığı pozitif etkiler kadar, dezavantajları üzerine de bazı değerlendirmeler yapıldı.

Inspiration Hall sahnesinde gerçekleşen bir diğer oturumda Cumhuriyetin Yeni Yüzyılında Devlet, Demokrasi ve Gelecek oldu. Oturumda Ankara Enstitüsü Araştırma Direktörü Akademisyen Doç. Dr. Hatem Ete ve Siyaset Bilimci Burak Bilgehan Özpek bir araya geldi. Türkiye Gündemi’nin ele alındığı panel, Öykü Dialogue International Ajans Başkanı Necati Özkan moderatörlüğünde gerçekleşti.

Yeniden Düşün, Yeniden Yarat, Yeniden İnşa Et

Her ne kadar pandeminin somut etkileri azalsa da, beraberinde gelen dijital dönüşüm hızla devam ediyor. Gerek çalışma modellerinde, gerekse de finansmana erişim noktasında iktisadi dalgalanmalarla dertler bitmiyor. Markalar ve girişimler de oldukça zorlanmakla birlikte konjonktürel bazda bu sorunlarla baş etmeye çalışıyor. Bu belirsizlik ve her şeyin çok çabuk tüketildiği günümüz dünyasında geleneksel formülleri uygulamanın anlamı kalmadı. Yeniliğe kapalı olmak ve mevcut yapıları koruma altına almak, gelişimin önünde bir duvar olarak kaldı. Bu dehlize düşmemek için yıkıcı inovasyonlara ve yaratıcı endüstrilere çok daha fazla ihtiyacımız var. Bununla birlikte problem çözmeye odaklanmamız ve ilham verici yaratıcı fikirler de geliştirmemiz gerekiyor. Selefini “Reset” temasıyla kutladığımız Brand Week Istanbul etkinliği de bu yıl yeniden düşünmek, yeniden yaratmak ve yeniden inşa etmek temasıyla 2024 öncesinde çok önemli bir konuya parmak basıyor.

Yılın en ilham verici haftasında geleceğe yön verecek trendler, iş dünyasının önde gelen isimleriyle buluştu. Brand Week Istanbul, Inspiration Hall, Brands & Trends, Healing Hall, Insight Hall sahnelerindeki oturumlara ev sahipliği yaparken, aynı zamanda üç gün boyunca P&G Brand Academy, Strateji Akademisi, Next Akademi, Influencer Academy, KİD CommsCamp#, Creators Academy, Portfolyo Buluşmaları gibi sınırlı kontenjanlarla katılımların sağlandığı birçok eğitime de olanak sağladı. Etkinlik, vefatının 85’inci yıldönümünde Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve özlemle anarak sona erdi.

Pasifik’te küçük bir ada, siber suçların küresel başkenti oldu!

Pasifik Okyanusu’nda üç tarafında Tokelau adasında , sadece 1.400 kişilik bir nüfusa sahip. Ancak, bu küçük ada devleti, yakın zamana kadar siber suçların küresel başkenti olarak biliniyordu.

Tokelau’nun .tk alan adı, ücretsiz olarak sunulması nedeniyle siber suçlular için çekici bir hedef haline geldi. Dolandırıcılar, .tk alan adlarını kullanarak şifreleri, ödeme bilgilerini ve kişisel verileri çalmak için sahte web siteleri oluşturdu. Ayrıca, bu alan adları, pop-up reklamlar göstermek veya kötü amaçlı yazılım dağıtmak için de kullanıldı.

Tokelau’nun .tk alan adı, 1997 yılında Hollandalı bir internet girişimcisi olan Joost Zuurbier tarafından yönetilmeye başladı. Zuurbier, kullanıcıların web sitelerinde reklam barındırmaları karşılığında bir yıllığına ücretsiz bir alan adı kaydedebildikleri bir model başlattı. Bu model, Tokelau için bir kazan-kazan gibi görünüyordu. Tokelau, alan adını işletecek kaynaklardan yoksundu ve Zuurbier, ücretsiz alan adları sunarak yeni bir pazar yarattı.

Ancak, bu model, siber suçlular için de bir fırsat yarattı. .tk alan adları, herhangi bir kimlik doğrulaması veya denetimi olmadan ücretsiz olarak alınabiliyordu. Bu da, siber suçluların bu alan adlarını yasa dışı faaliyetler için kullanmalarını kolaylaştırdı.

Tokelau hükümeti, .tk alan adının siber suçların merkezi haline gelmesini önlemek için adımlar atmaya başladı. 2014 yılında, alan adının yetkisini Freenom’dan geri aldı. Ancak, bu adımların siber suçları tamamen ortadan kaldırması pek mümkün görünmüyor.

Küçük bir Pasifik adası olan Tokelau, .tk alan adı sayesinde siber suçların küresel başkenti haline geldi. Ücretsiz olarak sunulan bu alan adları, siber suçlular için çekici bir hedef haline geldi. Tokelau hükümeti, siber suçları önlemek için adımlar atmaya başladı, ancak bu adımların sorunu tamamen ortadan kaldırması pek mümkün görünmüyor.