Tedarik zinciri kesintilerinde yapay zekaya iş düşüyor

0
Son iki yılda bir dizi beklenmedik olay küresel tedarik zincirlerini karıştırdı. Buna karşılık, büyüyen bir grup startup ve yerleşik lojistik firması, işletmelerin kesintiyi en aza indirmesine yardımcı olmak için en son teknolojiyi uygulayan milyarlarca dolarlık bir endüstri yarattı. Interos Inc, Fero Labs , KlearNow Corp ve diğerleri yapay zeka ve diğer son teknoloji araçları kullanıyor, bu nedenle üreticiler ve müşterileri, tedarikçi karışıklıklarına daha hızlı tepki verebilir, hammadde mevcudiyetini izleyebilir ve sınır ötesi ticaretin bürokratik çalılıklarından geçebilir. Analistler verdiği demeçte, tedarik zincirlerine odaklanan yeni teknoloji hizmetleri pazarının önümüzdeki beş yıl içinde yılda 20 milyar doların üzerinde bir değere sahip olabileceğini söyledi. Teknoloji araştırma firması Gartner’a göre, 2025 yılına kadar yeni tedarik zinciri uygulamalarının yüzde 80’inden fazlası yapay zeka ve veri bilimini bir şekilde kullanacak. CEO Jennifer Bisceglie, savaş başladıktan sonra 700 şirketin Ukrayna ve Rusya’daki tedarikçilere maruz kalma durumlarını değerlendirmek için Interos’a başvurduğunu söyledi. Şirketin, müşterilerin riske maruz kaldıklarını ve alternatif tedarikçileri nerede bulabileceklerini anlamaları için Çin’in Tayvan’ı işgal etmesi gibi diğer varsayımsal tedarik zinciri kesinti senaryolarını çözmek için yeni bir ürün geliştirdi.

Deepfake suç tespitinde kullanılabilir

0
Hollanda polisi tarafından oluşturulan derin sahte bir video, teknolojinin genellikle olumsuz algısını değiştirmeye yardımcı olabilir. Deepfake, görsel ve işitsel içeriği manipüle etmek veya oluşturmak için otomatik kodlayıcılar veya üretken rakip ağlar (GAN’lar) gibi üretken sinir ağı mimarilerini kullanır. Teknoloji halihazırda, bireylerin rızası olmadan cinsel içerik oluşturma, dolandırıcılık ve görüşleri değiştirmeyi ve demokratik süreçleri etkilemeyi amaçlayan aldatıcı içerik oluşturma dahil olmak üzere kötü niyetli amaçlar için kullanılıyor. Ancak Rotterdam’daki yetkililer, teknolojinin iyilik için kullanılabileceğini kanıtladı. Hollanda polisi, 2003 yılında Rotterdam metro istasyonunun otoparkına arkadaşlarıyla kartopu atarken vurularak öldürülen 13 yaşındaki Sedar Soares’in derin sahte videosunu çekti Video, Soares’in kamera önünde bir futbol topunu alıp akrabaları, arkadaşları ve eski öğretmenlerinden oluşan sahada bir şeref kıtasının içinden geçtiğini gösteriyor. Ulusal Soruşturma İletişim Ekibi’nden bir dedektif olan Daan Annegarn: “Deepfake’in konuşlandırılması sadece şanslı bir atış değil. Suç ortamındaki kalplere dokunabileceğine, tanıkların ve belki de failin öne çıkabileceğine inanıyoruz” diyor.

Rockwell Automation, Türkiye’de hızlı büyüme hedefliyor!

0
Endüstriyel otomasyon ve dijital dönüşümde dünyanın lider şirketi Rockwell Automation, Türkiye’de yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. 1993 yılından bu yana Türkiye’de sanayinin otomasyon ve teknoloji ihtiyaçları için uçtan uca çözümler geliştiren otomasyon devi, özellikle Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinde hızlı büyümeyi hedefliyor. Çin’in liderlik ettiği, pandemiyle birlikte 150 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan otomasyon pazarında Türkiye’nin bölgesel üs olma potansiyeline sahip olduğuna dikkat çeken Rockwell Automation Ülke Direktörü Ediz Eren, sanayinin her kolunda dijitalleşme ve otomasyona yatırımların artması gerektiğini söyledi.

2022’nin ikinci çeyreğinde satışlar 1.8 milyar dolara ulaştı

Rockwell Automation Türkiye’de yaklaşık 30 yıldır endüstri ve üretimin sürekliliğini sağlamak, global düzeyde rekabet avantajı yaratarak ihracata ve ekonomiye katkı sunmak hedefiyle çalışmalarına hız verdi. Geliştirdiği otomasyon ve dijitalleşme çözümleriyle Türkiye’nin dört bir yanında endüstrinin her koluna hizmet götüren şirket, 2022 yılında operasyonlarını özellikle Anadolu’da büyütmeyi hedefliyor. Rockwell Automation EMEA Başkanı Susana Gonzales ve Rockwell Automation Ülke Direktörü Ediz Eren, otomasyon sektöründeki gelişmeleri değerlendirerek Rockwell Automation’un Türkiye’deki yatırım hedefleri hakkında bilgi verdi. Rockwell Automation EMEA Başkanı Susana Gonzales, Rockwell Automation 2022 ikinci çeyrek sonuçlarına yönelik şu açıklamalarda bulundu: “2022’nin ikinci çeyreğinde satışları etkileyen değişken bir küresel tedarik zinciri ortamına rağmen, dünyadaki tüm büyük son pazarlarda ve bölgelerde son derece güçlü talep görmeye devam ettik. Sermaye yatırımı, otomasyon ve dijital dönüşümün artan önemi, özellikle yazılım ve hizmetlerdeki benzersiz konumumuz sayesinde ortaya çıkan güçlü talep, hem bu yıl hem de sonraki yıllar için pazardaki hızlı büyüme adına önemli bir potansiyeli işaret ediyor.”

Otomasyonun ağırlıkta olduğu bir gelecek bizi bekliyor

Pandemiyle birlikte artan teknoloji, çeşitlilik ve kişiselleştirilmiş çözüm ihtiyacına bağlı olarak tüm dünyada otomasyon ve Endüstri 4.0’a yatırımların arttığını söyleyen Rockwell Automation Ülke Direktörü Ediz Eren ise, “Dünyada oyunun kuralları baştan yazılıyor. Küresel rekabet, bu yeni oyunun en büyük belirleyicisi. Oyun dışında kalmamak ve rekabet avantajı yakalamak için endüstriyel otomasyona yatırım yapmak artık bir tercih değil zorunluluk haline geliyor. Çünkü üretimde dijitalleşme ve otomasyonun ağırlıkta olduğu bir gelecek bizi bekliyor. Türkiye üretim kasları güçlü bir ülke.  Özellikle makina üretim sektörü, Türkiye için çok değerli bir ihracat kaynağı. Ancak ülkemizde teknik alt yapısı çok yüksek makina üreticilerimizin çok azı global pazarda kendilerine yer bulabiliyor. Türkiye sanayinin her alanında dijitalleşme ve otomasyon konusunda sağlam adımlar atarak, 150 milyar dolarlık dünya otomasyon pazarında Çin’in başı çektiği dünya klasmanında yer alabilecek potansiyele sahip. Biz de özel ürün, yazılım, hizmet ve teknolojilerimizle kendilerini geleceğe hazırlamak isteyen üreticilere dönüşümün yolunu açıyoruz” dedi.

Ortaklık ve satın almalarla büyüyor

Otomasyon sektörünün en fazla Ar-Ge yapılan sektörlerin başında geldiğine dikkat çeken Ediz Eren, “Biz de alanında asırlık deneyime sahip, uzman mühendisliğiyle gurur duyan, dünyanın lider şirketi olarak Ar-Ge tarafında çok fazla yatırım yapıyoruz. 2021 yılında Ar-Ge yatırımlarımız 400 milyon dolara ulaştı. Üretim yapan fabrikaların ve bu fabrikalara makine ve proses hatları üreten şirketlerin dijital dönüşüm için tüm gereksinimlerini sağlama misyonuyla Ar-Ge yatırımlarımıza ek olarak ortaklık ve satın almalar yoluyla da ilerlemeye ve büyümeye devam ediyoruz. 2021 yılında 2.2 milyar dolarlık bir satın alma ile dijitalleşme yazılımları geliştirme ve uygulama alanında öncü şirketlerden Plex Systems firmasını bünyemize kattık. Öncesinde 1 milyar dolarlık bir yatırımla PTC firması ile bir ortaklık gerçekleştirdik ve mevcut çözümlerimizle PTC IoT Platformunun entegrasyonu ile içerisinde Makine Öğrenmesi, Arttırılmış Gerçeklik, Yapay Gerçeklik, MES Yazılımları gibi geniş kapsamlı bir paketi müşterilerimize sunduk.”

Anadolu’da büyüyecek

Rockwell Automation için Türkiye’nin önemli bir pazar olduğunu söyleyen Eren, Türkiye’nin 2020 yılında EMEA bölgesinde en hızlı büyüyen ülke olmayı başardığına dikkat çekerek, “Tüm bölgesel ve global etkenlere rağmen 2020 gibi 2021 yılını da hedeflerimizi aşarak kapattık ve Euro bazında büyümeyi başardık. Bu süreçte dünyada yaklaşık yüzde 20 daralan makine pazarının Türkiye’deki daralması sadece yüzde 5 seviyesinde kaldı. Türkiye bu anlamda sahip olduğu potansiyeli fırsata çevirebilir. Biz de bu doğrultuda Türkiye yapılanmamızı özellikle fabrikaların dijitalleşme, siber güvenlik ihtiyaçlarına yönelik satış ve yerli mühendislik hizmetleri tarafında genişletiyoruz. Müşterilerimize daha ulaşılabilir teknik ve ticari hizmet desteği sağlayabilmek için Tek Distribütör modeline geçtik. Distribütörümüz AB Market Otomasyon ile operasyonlarımız İstanbul, Bursa, Gaziantep ve İzmir’de devam ediyor. 2022 yılının sonuna kadar Ankara, Konya illerindeki yapılanmalar da tamamlanmış olacak. Hedefimiz distribütörümüz ile özellikle Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinde hızlı ve sürdürülebilir şekilde büyümek” diye konuştu.

Dijital yetkinlik gelişimi platformu Forward’a kayıtlar başladı

McKinsey & Company’nin işimizin geleceği üzerine yaptığı araştırmalar; otomasyon, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin yarattığı yeni iş potansiyelinin beraberinde getirdiği yeni yetenek ihtiyaçlarını da ortaya koyuyor. Günümüzde her 10 yöneticiden 9’u, organizasyonlarında belli bir görevin yerine getirilmesi için gerekli becerilerde boşluklar olduğunu ya da yakın gelecekte olmasını beklediğini belirtiyor.

İşimizin geleceğinde başarı için gerekenlere odaklı bir yetenek gelişimi programı olarak McKinsey uzmanları tarafından hazırlanan Forward programı, genç profesyonelleri hem kendilerine hem de çevrelerine liderlik edebilmelerini sağlayacak yetenek setleriyle donatmayı amaçlıyor.

McKinsey’nin dijital yetkinlik gelişimi platformu

Temel, ileri ve network olarak adlandırılan ve birbirini takip eden 3 seviyeden oluşan program çerçevesinde; katılanların dijital, analitik yeteneklerinin yanı sıra sosyal ve duygusal becerilerinin de gelişimine katkı sağlamak hedefleniyor.

En az 1 ve en fazla 5 yıl arası iş tecrübesine sahip, üniversite mezunu, İngilizce bilen genç profesyonellerin katılabildiği Forward programını tamamlayanlara sertifika veriliyor.

Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’da bugüne kadar 33 binin üzerinde genç profesyonel Forward yolculuğuna katıldı. Bu gençlerden biri olan Nazlı, Forward ile ilgili yaptığı açıklamada; “Bu program güçlü yönlerimi belirlememe ve geliştirmeme yardımcı oldu. Bana enerjimi nasıl yöneteceğimi ve nasıl daha üretken olabileceğimi öğretti.

En önemlisi de kariyerimde büyük faydasını göreceğime inandığım, pratik problem çözme teknikleri ve düşünme biçimleri konularında kendimi daha da geliştirmeme imkan sundu” dedi.

Forward, pratik becerilere odaklanan ve tamamen dijital bir modelle verilen az sayıdaki kapsamlı programlardan birini sunarak geleneksel gelişim ve liderlik geliştirme programlarının arasından sıyrılıyor. Programda, gelecekte iş dünyasında gerekli olacak temel beceriler göz önüne alınarak McKinsey ve sektör uygulayıcıları tarafından geliştirilen içerik sunuluyor.

Forward programı, genç liderlere şu yetkinlikleri kazandırmayı hedefliyor:

  • Yapılandırılmış ve yaratıcı düşüncelerden faydalanarak işlerindeki karmaşık zorlukları fırsatlara çevirmek
  • Net ve etkili iletişim kurmak
  • Çevik çalışma biçimleri uygulamak, veri ve teknolojiyi kullanmak için fırsatları tespit etmek
  • Özellikle değişim dönemlerinde hem birey hem ekip olarak başarılı işler çıkarmak için uyumlu olmak, dayanıklılığı ve duygusal farkındalığı geliştirmek

Forward başvuruları 20 Haziran 2022 tarihine kadar açık olacak. İlgilenen adaylar bu adres üzerinden başvurabilecek: https://www.mckinsey.com/forward/locations/turkey

Google, 3. nesil AMD EPYC işlemciler ile güvenliği artırdı!

0
AMD Güvenli Şifrelenmiş Sanallaştırma (SEV), AMD EPYC işlemcileri tarafından sağlanan Gizli Bilgi İşlem bileşeni, AMD Infinity Guard’ın bir parçası olarak sunuluyor. Bu gelişmiş donanım tabanlı güvenlik özelliği, performansı önemli ölçüde etkilemeden VM belleğini hiper yöneticiden ayırmanın yanı sıra, tam sistem belleğini ve bireysel sanal makine belleğini şifreliyor. N2D ve C2D VM’lerde Gizli Bilgi İşlemin genişletilmesiyle, Google Cloud müşterileri artık hassas, çok çeşitli iş yüklerini korumaya yardımcı olacak 3. Nesil AMD EPYC işlemciler tarafından desteklenen gelişmiş donanımla güvenlik özelliklerine erişebilecek.

3. Nesil AMD EPYC işlemcili N2D ve C2D VM’ler neler sunuyor?

  • AMD Güvenlik İşlemcisi tarafından oluşturulan ve yönetilen, sanal makine başına özel bir örnek anahtarıyla VM belleğini şifreli tutan AMD SEV’i etkinleştirme.
  • Aynı fiziksel ana bilgisayardaki diğer sanal makinelerden ve ayrıca hiper yöneticinin kendisinden kaynaklanan saldırılara karşı güçlü koruma özellikleri sağlar.
  • CPU platformu olarak “AMD Milan veya daha yenisini” seçerek en son donanıma sahip Gizli N2D VM’lere basit yükseltme. 
AMD Bulut İş Birimi Kurumsal Başkan Yardımcısı Lynn Comp, “AMD, müşterilerin gelişmiş güvenlik teknolojisine erişmeleri ve iş yüklerini yüksek performansla yürütmeleri için Google Cloud ve Google’ın güvenlik uzmanlarıyla iş birliği yaptı. Google Cloud’un yeni gizli bilgi işlem sunumunu destekleyen 3. Nesil AMD EPYC işlemcilerle kullanıcılar, verilerinin güvenliğinden emin olurken, Google Cloud’un genel amacının ve optimize edilmiş iş yükü özelliklerinin keyfini çıkarmaya devam edebilir” dedi. Google Cloud Grup Ürün Müdürü Nelly Porter ise “Müşterilerimize 3. Nesil AMD EPYC işlemcilerden gelişmiş güvenlik teknolojisi sağlayarak, performansı yükseltmekle kalmıyor, aynı zamanda daha fazla iş yükü için Gizli Bilgi İşlemi de optimize ediyoruz. Google Cloud’da, AMD gibi iş ortaklarıyla Gizli Bilgi İşlem gibi gelişmekte olan teknolojilere yatırım yapmanın, müşterilerimizin gizlilik endişelerini gidermemize yardımcı olacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu. 

Türk Telekom’dan enerji verimliliğini artıracak yerli platform

Türk Telekom, gelecek nesillere sürdürülebilir bir dünya bırakma hedefiyle tasarruf, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanlarındaki yatırımlarına devam ediyor. Türk Telekom, Netaş ve yerli servis entegrasyon ve yazılım şirketi Servisnet iş birliğiyle yerli akıllı enerji yönetim platformunu hayata geçirdi.

Enerji tasarrufu sağladı, karbon salınımını azalttı

Jeneratör, klima, doğru akım (DC) güç kaynağı, yenilenebilir enerji kaynakları gibi tüm enerji ekipmanlarının çalışma performanslarını proaktif olarak izleyen ve analiz eden platform, Türk Telekom şebekesinin enerji verimliliğini artırarak karbon emisyonunun düşürülmesine katkı sağlıyor. Marka ve modelden bağımsız olarak tüm enerji cihazlarını tek bir uygulama ile gözlemleme ve yönetme imkânı sunuyor. Türk Telekom Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Kıraç, projeye dair şöyle konuştu: “Enerji kaynaklarının verimli kullanılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması ve karbon salınımının azaltılması konularında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda Netaş ve Servisnet ile birlikte hayata geçirdiğimiz yapay zekâ destekli akıllı enerji yönetim platformunu, Türk Telekom şebekesinde ticari olarak kullanmaya başladık. Teknolojiyi toplumun iyilik ve faydasına hizmet edecek şekilde geliştiren bir kurum olarak, yerli ve millî imkânlarla hayata geçirdiğimiz ürün ve hizmetleri ülkemiz için üretmeye devam edeceğiz.” Netaş CEO’su Sinan Dumlu; ‘Akıllı enerji yönetim platformu’ projesini, Türk Telekom ve yerli çözüm ortağımız Servisnet ile birlikte hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz. Sürdürülebilirliği teknolojinin dönüştürücü gücü ile desteklemek ‘akıllı dijitalleşme akıllı dönüşüm’ yaklaşımımızın en önemli hedeflerinden birisi.” Servisnet Genel Müdürü Serdar Toros şöyle ifade etti: “Enerjiyi verimli kullanmak ve yönetebilmek tüm modern ekonomilerde temel arayış ve odak noktalarından biridir. Bu gerçeklikten yola çıkarak Türk Telekom ve Servisnet mühendisleri, ‘akıllı enerji yönetim platformu’nu geliştirdiler. Kendi kendine öğrenebilen yapay zekâ algoritmalarının çalıştığı, zero-touch teknolojilerinin kullanıldığı yazılım, Türk Telekom’un operasyonel mükemmelliği ve enerji verimliliğini hedefleyen dijital dönüşüm yolcuğunda büyük bir adım olarak görülmelidir.”  Türk Telekom, 2021 yılında, abone başına düşen elektrik tüketimini bir önceki yıla göre azaltmayı başardı. Sabit ve mobil şebekede toplam elektrik tüketimini son 5 yılda yüzde 3 düşüren Türk Telekom, yıllık ortalama 31 milyon kilovat saat (kwh) enerji tasarrufu sağlarken, son 5 yılda yıllık ortalama 15 bin ton karbon emisyonunu da engelledi. 

Türkiye’de her iki bankacılık işleminden biri online gerçekleşiyor

0
Merkezi Londra’da bulunan OCR Labs, Müşteri Gözünden Türkiye’de Uzaktan Bankacılık Araştırması‘nın bulgularını açıkladı. OCR Labs, bu araştırmayla Türkiye’deki bankacılığın genel görünümüne ayna tutarken, kullanıcı davranış ve alışkanlıklarını; uzaktan bankacılığı destekleyen yeni düzenlemeye ve güvenlik endişelerine yönelik farkındalık seviyesini ortaya çıkarıyor. Bankaların yeni dijital hizmetlerine yönelik düşüncelerinin pandemi ortamında nasıl şekillendiğini anlamak için yapılan araştırma, OCR Labs ve CurioCity Araştırma ve Danışmanlık Hizmetleri tarafından 5 – 27 Kasım 2021 tarihleri arasında 12 nüfus bölgesinden 1.209 katılımcı ile gerçekleştirildi. Banka müşterileri online işleme alıştı, şubeye gidenlerin oranı yüzde 2 Araştırmada ortaya çıkan sonuçlara göre Türkiye’de müşterilerin neredeyse yarısı tüm işlemlerini online olarak yaparken, her türlü işlem için şubeye giden müşterilerin oranı ise yalnızca yüzde 2 seviyesinde kalıyor. Yüzde 2’lik bu kesim, şubeye gitmeyi personeli tanımak ve bilgi almak için tercih ediyor. Öte yandan 34-44 yaş grubunda yalnızca online kanalları tercih eden kullanıcılar yüzde 48’lik bir kesimi oluştururken, 45-55 yaş grubunda bu oran yüzde 52’ye çıkıyor. Müşterilerin uzaktan bankacılık ile en çok yaptığı işlemler de kredi kartı başvurusu, kredi başvurusu, tasarruf hesabı açmak, sigorta başvurusu ve yatırım hesabı açmak olarak sıralanıyor. Mobil bankacılık, tüm işlemlerde en çok tercih edilen yöntem Kullanıcıların yüzde 79’u vadeli hesap açma ve yönetme işlemleri, yüzde 59’u ise para transferi için uzaktan bankacılığı tercih ederken, yüzde 53’ü de mobil bankacılığı kullanıyor. Araştırmaya göre mobil bankacılık en çok tercih edilen yöntem olurken, çağrı merkezi ise tüm işlem türlerinde en az tercih edilen kanal olarak öne çıkıyor. Bunun dışında kredi başvuruları/işlemleri ve emeklilik/sigorta uygulamaları için en çok kullanılan kanal ise şube oluyor. Uzaktan bankacılık, pandemi sonrasında da önemini koruyacak Araştırmaya katılan her üç kişiden ikisi, pandemi sırasında uzaktan verilen bankacılık hizmetleri için başvuru yaptığını aktarıyor. 25-34 yaş grubu, yüzde 77 ile uzaktan bankacılık deneyiminden en memnun kitle olarak dikkat çekiyor. Müşteriler uzaktan bankacılığı istediği her şeyi istediği yerden yapabildiği, evden veya iş yerinden çıkmadan işlem yapabildiği, telefonda sıra beklemek zorunda kalmadığı, başvuru prosedürleri daha hızlı sonuçlandırıldığı ve mesai saatlerine bağlı olmadığı için tercih ediyor. Her on tüketiciden yedisi ise pandemi bittikten sonra da bankacılık işlemlerinde online/video sistemleri tercih edeceğini paylaşıyor. Uzaktan kimlik tespiti uygulamasına yönelik farkındalık ortalama seviyede 1 Nisan 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve 1 Mayıs 2021’de yürürlüğe giren Bankalarca Kullanılacak Uzaktan Kimlik Tespiti Yöntemlerine ve Elektronik Ortamda Sözleşme İlişkisinin Kurulmasına İlişkin Yönetmelik‘le, bankaların elektronik ortamda müşteriyle sözleşme ilişkisi kurulurken kullanabilecekleri uzaktan ve dijital kimlik doğrulama yöntemlerinin düzenlenmesi amaçlanıyor. Videoyla tanımanın dijital kimlik doğrulama sürecinde birincil uzaktan tanıma yöntemi olarak belirlendiği bu düzenlemeye dair farkındalığın arttırılması hedefleniyor. Araştırmaya göre BDDK’nın uzaktan bankacılığı destekleyen düzenlemesinden haberdar olan müşterilerin oranı yüzde 40’a ulaşıyor. Yeni düzenlemeden haberdar olan ve bu düzenlemelere pozitif bakanlar ağırlıklı olarak çalışanlardan ve KOBİ sahiplerinden oluşuyor. Bu kesim detaylı incelendiğinde beyaz yakalıların yüzde 34’ü, yöneticilerin yüzde 36’sı ve KOBİ sahiplerinin de yüzde 33’ünün düzenlemeden memnun olduğu görülüyor. Yeni düzenlemeden haberdar olup desteklemeyenlerde ise yüzde 16 ile mavi yakalı çalışanlar çoğunluğu oluşturuyor. Yeni düzenlemeden haberdar olmayanlara bakıldığında, yüzde 73 ile çalışmayanlar, yüzde 69 ile öğrenciler, yüzde 67 ile emekliler, yüzde 65 ile 18-24 yaş arası en genç bankacılık müşterileri ve yüzde 63 ile kadınlar öne çıkıyor.

Türk Telekom yeni nesil Uç Nokta Güvenliği’ni hayata geçirdi.

0
Türk Telekom, 360 derece güvenlik yaklaşımı ile yeni servisler geliştirmeye devam ediyor. Bu kapsamda Türk Telekom, siber güvenlik alanında en geniş ürün portföyüne sahip servis sağlayıcısı olarak bir ilki gerçekleştirerek, Paylaşımlı EDR+ servisini hayata geçirdi. Türk Telekom Paylaşımlı EDR+ servisi, teknolojik gelişmelerle birlikte siber güvenlik ihtiyaçları artan kurumların her geçen gün gelişen atak türlerine karşı güvenliğini sağlıyor. Geleneksel güvenlik önlemlerinin fark edemediği tehditleri algılayarak sistemdeki olağan dışı hareketleri analiz eden Paylaşımlı EDR+ servisi altyapıdaki giriş noktalarının güvenliğini sağlıyor ve bilgisayar, sunucu, istemci gibi uç noktalara gelebilecek tehditleri en aza indirgiyor. 

Türk Telekom ile uçtan uca güvenlik çözümleri

Türk Telekom Ürün ve Servis Yönetimi Direktörü Fatih Türkoğlu, “Türkiye’nin en büyük siber güvenlik merkezine sahip telekom operatörü olarak, hayata geçirdiğimiz Paylaşımlı EDR+ servisimizle uç nokta olarak tanımladığımız bilgisayar, sunucu, istemci gibi cihazlardan verileri yönetmek için gerekli lisansları bulut altyapımız ile sağlıyoruz. EDR+ servisimizle müşterilerimizin altyapılarının daha verimli olması ve gerektiğinde sorunlara müdahale edebilmek için 7/24 izleme, yönetim ve müdahale hizmetlerini bir arada sunuyoruz” dedi. Diğer yandan Türk Telekom, analiz ve müdahale imkânı sunan bir modeli de hayata geçirdi. Bu kapsamda; son kullanıcı cihazları üzerindeki olası güvenlik ihlallerini gerçek zamanlı tespit eden, engelleyen ve saldırılar hakkında analiz sunan EDR (Uç nokta Tehdit Algılama ve Yanıt) ile tehditlere karşı tespit, müdahale ve iyileştirme süreçlerini kapsayan MDR (Yönetilen Tespit ve Müdahale) servisleri bir araya getirilerek, kullanıcıların faydasına yönelik yeni bir servis oluşturuldu.

Ducati, SAP inovasyonu ile teknoloji yatırımlarını artırıyor!

Gelişen teknolojiye ayak uyduran ve buna bağlı dönüşümler gerçekleştiren Ducati, bunun için SAP ile küresel çapta iş birliği yapacaklarını açıkladı. Şirket bu ortaklığın, müşteri deneyimini son teknoloji ürünlerle iyileştirme konusunda oldukça önemli olduğunu açıkladı. İşte ayrıntılar…

Ducati, teknoloji inovasyonu için SAP ile ilerliyor

Dijital dönüşüm konusunda çalışmalarını hızlandıran Ducati, SAP Commerce Cloud çözümünü ve çevik tedarik zinciri planlaması için SAP Entegre İş Planlaması’nı (IBP) benimseyecek. Böylelikle şirket, genişletilmiş ve entegre bir dijital tedarik zinciri elde edecek. Konuyla ilgili açıklama yapan Ducati CEO’su Claudio Domenicali şu iş birliği için şu ifadeleri kullandı: Biz de sizler için Ducati ve SAP arasındaki iş birliğinin duyurulduğu etkinliği yerinde takip ettik.
Tutkulu müşterilerimiz, her zaman şirket stratejisinin merkezinde olmuştur. Bu nedenle onlara iki tekerlek dünyasında mümkün olan en iyi deneyimi sunmaya çalışıyoruz. Ürün geliştirme sürecinde ise büyük ölçüde teknolojiye güveniyoruz. Tedarik zincirleri giderek daha karmaşık hale geliyor ve son yıllarda dönüşüme maruz kalıyor. Ancak yanımızda SAP gibi bir ortağa sahip olduğu sürece, Ducati’nin tedarik zinciri daha esnek, reaktif ve işlerimize entegre olacak.
İki şirket arasındaki işbirliği, teknolojik gelişme ve inovasyonun her zaman mükemmelliğe yönlendirildiği bir alan olan yarış dünyasına da uzanıyor. SAP, 2022 sezonu için MotoGP’de Ducati Lenovo Takımı’nın resmi iş ortakları arasına katıldı.

SAP RISE nedir?

2021 yılında SAP, müşterilerinin görev açısından kritik SAP iş yüklerini buluta taşımasına yardımcı olmak için “SAP ile RISE” abonelik sistemini başlattı. Programın bir parçası olan şirketler; Altyapı, iş dönüşümü ve uygulama yönetimi konusunda çeşitli hizmetler alıyor. Kısa süre önce benzer bir iş birliği de IBM ve SAP arasında yapılmıştı.

Cisco Bulut Kontrolleri Çerçevesini (CCF) duyurdu

0
Cisco CCF, tek bir çerçevede toplanmış kapsamlı bir uluslararası ve ulusal güvenlik uyumluluğu ve sertifika gereksinimleri setidir. Basitleştirilmiş, rasyonelleştirilmiş uyumluluk ve risk yönetimi stratejisi sayesinde bulut ürün ve hizmetlerinin güvenlik ve gizlilik gereksinimlerini karşıladığından emin olmak için ekipleri güçlendirir ve önemli miktarda kaynak tasarrufu sağlar. Dünya genelinde güvenlik sertifikaları ve standartları için hızla gelişen gereksinimleri karşılamak, Bulut tabanlı yazılım sağlayıcıları için giderek daha önemli hale geliyor. Cisco’nun Küresel Bulut Uyumluluğu Kıdemli Direktörü Prasant Vadlamudi: “Cisco CCF, şirketimizin güvenlik uyumluluğu stratejisinin merkezinde yer alıyor. Bunu genel kullanıma açarak uyumluluk yükünü hafifletmeye ve bulut topluluğu için daha sorunsuz pazar erişimi ve ölçeklenebilirlik sağlamaya yardımcı oluyoruz” diyor. CCF, Cisco’nun bulut tekliflerimizde sertifikasyon başarılarını hızlandırması ve güçlü bir güvenlik temeli oluşturması için temel metodolojidir. SaaS ürünlerini tekrarlanabilir uygulamalar ve verimlilikler için birden fazla standart için sertifikalandırmak, yıllarca süren standart araştırmalarının sonucudur.

Veri depolama maliyetleri yapay zeka ile azalıyor

0
Küresel olarak oluşturulan, yakalanan, kopyalanan ve tüketilen toplam veri miktarı 2020’de yaklaşık 64,2 zettabayttı. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde şirketler, verilerini depolamanın maliyetinin de arttığını bildiriyor. 2018 Kurumsal Depolama Forumu anketinde iş liderleri, yüksek işletme maliyetlerinin, depolama kapasitesi eksikliğinin ve eskiyen ekipmanın en önemli endişeleri arasında olduğunu söyledi. Artan depolama maliyetleri, birçok şirketi düşük giriş maliyetleri avantajı sunan bulut seçeneklerini benimsemeye zorladı. Pepperdata raporu, şirketlerin üçte birinden fazlasının bulut hizmeti bütçesinin yüzde 40’a varan oranda aşıldığını tespit etti. Bulut tarafında, yeni yeni ortaya çıkan bir ürün grubu, bulut harcamalarını yönetme sorununa yapay zeka uyguluyor. Densify ve Cast AI gibi satıcılar , AI destekli platformlarının, çeşitli gereksinimleri dikkate alarak bir şirketin iş yükleri için en iyi depolama yapılandırmasını önerebileceğini iddia ediyor. Diğer teknoloji sağlayıcıları, donanım önerileri veya yeni dosya sıkıştırma teknikleri ile depolama maliyetlerini azaltabileceğini iddia ettikleri algoritmalar oluşturarak, dikkatlerini şirket içi sistemlere çevirdiler. Gartner Araştırma Başkan Yardımcısı Arun Chandrasekaran VentureBeat: “Günümüzde veri depolama çeşitli zorluklarla karşı karşıyadır: Depolama dağıtımları genellikle bellek, flash, disk sürücüleri ve bantlar gibi çeşitli farklı depolama ortamlarından oluşur. Buna ek olarak, kuruluşlar erişim protokollerine veya iş yüklerinin kritikliğine dayalı olarak birden fazla depolama dizisi çalıştırıyor” diyor. Pandemi sırasında, operasyonları dijitalleştirme baskısı rekor sayıda şirketin buluta geçmesine neden oldu. O’Reilly tarafından yakın zamanda yapılan bir  ankete göre, kuruluşların yüzde 90’ı 2021’de bir tür bulut bilişim kullanıyordu, Flexera’nın Bulut Durumu Raporu ise şirketlerin yüzde 35’inin 2021’de bulut operasyonlarına 12 milyon dolardan fazla harcadığını gösteriyor. Buluta geçiş yapmamış veya verileri bulut ve şirket içi ortamlara yayılmış şirketler için, Accenture’ın kurumsal içeriği anlamak ve veri sınıflandırmasını otomatikleştirmek için arama ve yapay zekayı birleştiren Depolama Optimizasyonu Analitiği gibi çözümler var. Accenture, yinelenen veya neredeyse yinelenen içeriği algılayarak depolama maliyetlerini azalttığını ve müşterilerin doğru verileri doğru zamanda taşımasına veya arşivlemesine yardımcı olduğunu iddia ediyor. BT sağlayıcısı Rahi Systems, kapasite ve performansı tahmin etmek ve iş yükü dağıtımı ve optimizasyonu hakkında tavsiyeler sağlamak için yapay zkea modellerini kullanan Pure1 Meta adlı benzer bir hizmet sunuyor.

Yazılım tedarik zinciri için güvenlik araç seti geliştirildi

0
Jetstack, modern yazılım tedarik zincirlerini güvence altına almak için kullanımı kolay, etkileşimli ve kapsamlı bir araç setinin hazır olduğunu duyurdu. Görsel, web tabanlı kaynak herkesin kullanımına açıktır ve kuruluşların etkin yazılım tedarik zinciri güvenliğinin üstesinden gelmek için ihtiyaç duydukları önemli adımları değerlendirmesine ve planlamasına yardımcı olmak için tasarlanmıştır. Yazılım tedarik zinciri güvenliği, tüm kuruluşlar için giderek daha kritik bir konu haline geldi. 2020’nin sonunda Solar Winds’e karşı 1.800’den fazla şirketi etkileyen saldırının ardından, yazılım tedarik zinciri saldırıları 2021’de yüzde 300’ün üzerinde arttı. Jetstack CTO’su Matthew Bates: “Çoğu kuruluş artık tükettikleri ve ürettikleri yazılımların güvenliğini iyileştirmenin aciliyetini ve önemini anlıyor. Sorun şu ki, bir yandan kalkınma ve güvenlik topluluklarının rekabet eden önceliklerini yönetirken, diğer yandan yapılması gereken değişiklikleri belirlemek ve bunlara öncelik vermek çok zor. Geliştirme hızının sürekli olarak nasıl iyileştirileceğini ve dağıtıma kadar geçen süreyi nasıl azaltacağını, aynı zamanda kontrolü, görünürlüğü ve güvenliği nasıl iyileştireceğini anlamak çok zordur. Araç setimiz, zorluk ve etkiyi belirleyerek geliştirme ve güvenlik ekiplerinin nereden başlayacaklarını hızla bulmalarına yardımcı olur. belirli güvenlik kontrollerine bağlı” diyor. Jetstack’in kıdemli çözüm mimarı ve araç setinin geliştiricisi Steve Judd: “Yazılım tedarik zinciri saldırıları, yazılım yaşam döngüsünün farklı noktalarında çok çeşitli güvenlik açıklarını hedef alıyor” dedi.

Otomasyon inovasyon için zorunluluk

0
Dynatrace tarafından hazırlanan yeni rapor, kuruluşlar dijital dönüşüm yol haritalarını geliştirmeye devam ederken, piyasaya sürülen ve güncellenen yeni uygulamaların, hizmetlerin ve yazılım ürünlerinin çoğalmasının bulut ekosistemlerinde ve BT altyapılarında artan karmaşıklıklar getirdiğini gösteriyor. Günümüzde işletmeler, geliştirme ekipleri arasında daha fazla uyum sağlamak ve bir kuruluştaki çeşitli ekiplerin süreçleri ölçekte otomatikleştirmesini ve iş, güvenlik, kalite ve performans hedeflerinin karşılanmasını sağlayacak en iyi uygulamaları tanımlamak için SRE (site güvenilirlik mühendisleri) ekiplerine giderek daha fazla yöneliyor. Bu artan güvene rağmen, SRE’ler hala manuel emek ve mevcut bulut ekosistemlerini genişleten çok sayıda uygulama, mikro hizmet ve yazılım ürünüyle birlikte gelen güvenlik açıklarını ve uygulama hatalarını gidermek için harcanan büyük miktarda zaman nedeniyle çıkmaza giriyor. Bu nedenle SRE’lerin yüzde 85’i, SRE uygulamalarının ölçeklenebilirliğinin otomasyon ve AIops özelliklerinin kullanılabilirliğine son derece bağlı olacağını bildirmektedir. Bu çabalara harcanan zamanı en aza indirmek, SRE’lerin, dijital dönüşüm stratejisi söz konusu olduğunda işletmelerin onlara verdiği daha kritik role dönüşmesine yardımcı olacaktır. Aslında, ankete katılan SRE’lerin yüzde 88’i, özellikle kuruluşlar yeni teknolojilerin, dillerin, platformların ve araçların büyümesi dahil olmak üzere yeni zorluklarla mücadele ederken, rolleriyle birlikte gelen stratejik sorumluluğu daha iyi anladığını ve kabul ettiğini iddia ediyor. Bulgular, Dynatrace tarafından görevlendirilen ve Coleman Parkes tarafından yürütülen ve 150’si ABD’de, 150’si EMEA’da ve 150’si Asya Pasifik’te olmak üzere çeşitli bölgelerdeki büyük işletmelerdeki 450 SRE’den yanıt toplayan küresel bir ankete dayanmaktadır.

Yapay zeka ile İK süreçlerinde dönüşüm yaşanıyor

0
Hukuk firması Littler Mendelson tarafından 1.300 işverenle yapılan yeni bir ankete göre , kuruluşları İK’da yapay zeka ve veri analitiği kullanan katılımcılar arasında, çoğu (yüzde 69) bunu diğer sektörlerde yapıyor. Ankete göre, çoğu yapay zekayı özgeçmişleri veya uygulamaları taramak (yüzde 67) ve adayları belirlemek (yüzde 49) için kullanıyor; yapay zeka ise insan bileşeninin daha kritik olduğu işe alım hattının ilerisindeki eylemler için ayrılıyor. Danışmanlık Protiviti’de organizasyonel dönüşüm uygulamasında genel müdür ve küresel lider olan Fran Maxwell, ancak AI önyargısının bu alanda meşru bir endişe olduğunu söylüyor. Maxwell: “Genellikle yapay zeka modeli yanlılığı amaçlamaz, ancak model tarafından kullanılan veriler istemeden yanlılığa neden olabilir. Örneğin, bir model posta kodunu karar vermede bir faktör olarak görüyorsa, ancak bu posta kodu belirli bir etnik kökenle daha belirgin bir şekilde ilişkilendiriliyorsa, bilmeden önyargıya neden olabilir” diyor. Yapay zeka destekli işe alım ağı Suited’den Matthew Spencer, işe alım ve işe alımda çalışan yapay zeka uygulayıcılarının mevzuatı memnuniyetle karşılaması gerektiğini söyleyerek aynı fikirde olduğunu belirtiyor. Spencer: “yapay zeka işe alım kararları vermemize yardımcı olmak için kullanıldığında, tıpkı standart işe alım uygulamalarında olduğu gibi, adaylara karşı önyargı oluşturma veya sürdürme riski mevcuttur” dedi. “Artırılmış gözetim, adayların ayrımcılığa maruz kalmamasını sağlamaya yardımcı olacak, böylece yapay zeka nesnel ve doğru işe alım sonuçları yaratmayı sağlayabilir” diyor.

Akıllı şehir olma yolunda Seul örneği

0
Güney Kore’nin Seul şehri, belediye yönetiminin tüm alanları için “Metaverse Seoul” adlı bir metaverse ekosisteminin tohumlarını ekiyor. Bu çaba, sanal turizm için planlama, yönetim ve desteğin yanı sıra şehir hizmetlerini iyileştirmek için  dijital ikizler, sanal gerçeklik (VR) ve işbirliğini birleştiriyor. MIT Future Compute Konferansında, Seul akıllı şehir politikası bürosu CIO Jong-Soo Park, vizyonlarını ve mevcut ilerlemelerini detaylandırdı. Bugün, kullanıcılar avatarlar oluşturabilir ve belediye başkanının ofisinin sanal bir temsilini keşfedebilir. Uzun vadeli vizyon, iş geliştirme hizmetleri için destek, eğitim ve şehir hizmetlerine şikayette bulunmak, emlak hakkında bilgi almak ve vergi beyannamesi vermek için destek eklemektir. Ayrıca projeyi vatandaşlar için açık ve ücretsiz bir hizmet olarak yürütmeyi umuyorlar. Seul, on milyon sakininin yüzde 95’inden fazlasının 4G veya 5G hizmetlerine bağlı olduğu şimdiden dünyanın en bağlantılı şehirlerinden biri. Buna ek olarak, şehir yönetimi 100.000’den fazla erişim noktası ile kapsamlı bir ücretsiz Wi-Fi ağı sağlıyor. Park, projeyle ilgili üç ana hedefleri olduğunu söyledi. İlk olarak, vatandaşların devlet hizmetleriyle ve birbirleriyle bağlantı kurmasını kolaylaştırmak istiyorlar. Ek olarak, zaman, mekan ve dil kısıtlamalarının üstesinden gelmek isterler. Kullanıcı deneyimini ve memnuniyetini artırmanın yeni yollarını keşfetmek istiyorlar.

Yapay zekanın geleceği için temel eğilimler neler?

0
Gartner tarafından hazırlanan yeni bir rapora göre, yapay zeka, dijital iş için temel bir katalizördür . Son 10 yıl, büyük verilerin yükselişi, bilgi işlem altyapısındaki ilerlemeler, yeni makine öğrenimi teknikleri, bulut bilişimin ortaya çıkışı ve canlı açık kaynak ekosistemi  gibi faktörlerin bir araya gelmesiyle teşvik edilen yapay zekanın gelişiminde bir atılım dönemini temsil ediyor. Kuruluşta yapay zekanın geleceğini şekillendirecek eğilimleri değerlendirirken, Gartner’ın en önemli olarak gördüğü beş eğilim var. Teknoloji liderleri, sorumlu kullanımını demokratikleştirmek ve teşvik etmek, bileşik teknikleri uyarlamak, uçta gerçek zamanlı analitik için yapay zekadan yararlanmak ve üretken güçlerinden yararlanmak için ortaya çıkan bu yapay zeka trendlerinden yararlanmalıdır. Demokratikleştirilmiş yapay zeka, yapay zekayı geniş bir kullanıcı kitlesi için erişilebilir hale getirecek. Büyük veri kümelerinde gizlenmiş eğilimleri belirleyerek beklenmedik fırsatları ortaya çıkarmaktan, çalışanların bilgilerini tamamlamalarına yardımcı olmaya kadar, demokratikleştirilmiş yapay zeka hayatımızın her alanına dokunacak. Uç yapay zeka, veri kaynaklarına daha yakın gerçek zamanlı analitik için AI’dan yararlanarak dijital anları mümkün kılacak. Gartner, 2021’de yüzde 10’dan daha az olan derin sinir ağları tarafından yapılan tüm veri analizlerinin yüzde 50’sinden fazlasının 2025 yılına kadar uçta gerçekleşeceğini tahmin ediyor. Kompozit yapay zeka, doğru kullanım örnekleriyle uyumlu çeşitli yapay zeka tekniklerini dağıtma yeteneğidir. Sorumlu yapay zeka, yapay zekayı benimserken uygun iş ve etik seçimler yapmak için kullanılan bir şemsiye terimdir. İş ve toplumsal değer, risk, güven, şeffaflık, adalet, önyargı azaltma, açıklanabilirlik, hesap verebilirlik, güvenlik, mahremiyet ve mevzuata uygunluğun dikkate alınmasını gerektirir. Üretken yapay zeka, yeni eserler oluşturmak ve çığır açan ürünler yaratmak için yapay zekanın kullanılmasıdır.

Siber güvenlikte uygulanması gereken 4 yol

0
Microsoft’un baş bilim yetkilisi Eric Horvitz, ABD Senatosu Siber Güvenlik Alt Komitesinde, siber güvenlik saldırılarının karmaşıklığı arttıkça kuruluşların yeni zorluklarla karşı karşıya kalacağını vurguladı. Horvitz: “Siber saldırılarda AI’nın aktif kullanımı hakkında bugüne kadar kıt bilgi olsa da, yapay zeka teknolojilerinin çeşitli araştırma ve otomasyon biçimleri yoluyla siber saldırıları ölçeklendirmek için kullanılabileceği yaygın olarak kabul ediliyor” diyor. Uzmanlar,  kurumsal şirketlerin giderek artan sayıda büyük güvenlik ihlaliyle mücadele ederken, giderek karmaşıklaşan yapay zeka güdümlü siber suçlara hazırlanmaları gerektiğini söylüyor. Yıkıcı saldırılardan kaçınmak için şirketlerin uygulaması gereken 4 yol ise şu şekilde: ♦ Sürekli güvenlik bilincinin eğitimlerle canlı tutulması ♦ Yapay zeka odaklı araçların kullanılması ♦ Bireysel kötü saldırganlardan daha fazlasının düşünülmesi ♦ Proaktif bir stratejinin olması

Gözlemlenebilirlik raporu yayınlandı

0
Veri yönetimi platformu üreticisi Splunk, Enterprise Strategy Group ile birlikte, kuruluşların nasıl çalıştığını şekillendirmede gözlemlenebilirliğin ilk hamlelerden ana akım işlere nasıl geçtiğini inceleyen ikinci bir yıllık küresel rapor olan State of Observability 2022’yi bugün yayınladı. San Francisco merkezli Splunk’ta kıdemli başkan yardımcısı ve gözlemlenebilirlik genel müdürü Spiros Xanthos’a göre, araştırmacıların bulduğu en büyük paket servis araştırmacıları, en sofistike gözlemlenebilirlik uygulayıcılarının (araçları kullanma konusunda üç veya daha fazla yıllık deneyime sahip olanlar) şirketlerinin yüzde 90 gibi büyük bir oranda kesinti maliyeti. Araştırmadaki diğer önemli veriler ise şu şekilde oldu: ♦ Gözlemlenebilirlik liderleri, gözlemlenebilirliğe yapılan yatırım sayesinde, planlanmayan kapalı kalma süresi veya performans düşüşü için yüzde 69 daha iyi ortalama çözüm süresi (MTTR) bildiriyor. ♦ Liderlerin yüzde 66’sı uygulama performansına ilişkin görünürlüklerinin mükemmel olduğunu bildiriyor. Benzer şekilde, liderlerin yüzde 64’ü güvenlik durumlarının görünürlüğünün mükemmel olduğunu bildiriyor. ♦ Dahili olarak geliştirilen uygulamaları çalıştırmak için genel bulutu kullanan kuruluşların yüzde 36’sı (ve liderlerin yüzde 47’si) bugün üç veya daha fazla farklı genel bulut kullanıyor ve yüzde 67’si bunu 24 ay içinde yapmayı bekliyor.

Yapay zekalı robotlar Endüstri 4.0’a bilişsel zekayı nasıl getiriyor?

0
Son birkaç yılda, dijital ikizler ve nesnelerin interneti (IoT) gibi akıllı üretim girişimleri , imalat ve endüstriyel sektörlerde dijital dönüşüm eğilimi olan Endüstri 4.0’ın patlamasına neden oldu. Ancak, makineleri görsel olarak denetlemekle görevli robotlar ve insansız hava araçları henüz aynı büyümeyi görmedi. Öngörücü bakım yapmak için makineleri denetleyen ve analog bilgileri operasyon personeline ileten robotlar, insansız hava araçları ve kameralar artık özerk olarak çalışabilir. Daha da iyisi, işlerinde ne kadar uzun süre kalırlarsa o kadar iyi olurlar. Gartner’da gelişen teknolojiler ve trendler başkan yardımcısı ve analist Bill Ray: “Bilişsel zeka ile robotlar ve insansız hava araçları proaktif kararlar verebilir. Önümüzdeki beş yıl içinde Endüstri 4.0 için standart olmasını bekliyoruz” diyor. Aslında Gartner, varlık denetimi ve insan güçlendirmenin robotiğin en hızlı büyüyen kullanımı olmasını bekliyor. Allied Market Research tarafından hazırlanan bir rapora göre, denetim robotlarının pazar büyüklüğü 2020’de 940 milyon dolara ulaştı. Rapor, endüstrinin yüzde 31 büyüyerek 2030 yılına kadar 1.4 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyor.