Exit yapacak startup’lar yapay zeka ile öngörülür mü?

0

Bir startup’ın exit yapıp yapamayacağını algoritmayla öngörmek mümkün mü? PitchBook adlı şirket bunun mümkün olduğunu iddia ediyor. Girişim sermayesi ve özel sermaye veritabanlarını barındıran firma, VC Exit Predictor adlı aracını erişime açtı.

Yeni bir yapay zeka algoritması

VC Exit Predictor, firmanın kantitatif araştırma ekibi tarafından geliştirildi.  Özel olarak anlaşma etkinliği, aktif yatırımcılar ve şirket ayrıntıları dahil olmak üzere PitchBook platformunda bulunan veriler üzerinde eğitilen bir makine öğrenimi algoritması kullanıyor. Öngörülerde doğruluk sağlamak için en az iki tur girişim finansmanı almış, girişim sermayesi destekli startup’ları değerlendirmeye alıyor.

Startup’ın satın alınma ihtimalini hesaplayan algoritma, satın alınma, halka açılma veya kendi kendine devam etme ya da satılmayı engelleyen herhangi bir olay (örneğin iflas) yaşama olasılığına göre bir puan üretiyor.

Yatırım için yapay zekadan yararlanan firmalar artıyor

Algoritmalara göre yatırım kararı vermek bir yandan yaygınlaşıyor, bir yandan da riskli. 2025 yılına kadar girişim sermayesi ve erken aşama yatırımlarının %75’inin yapay zekaya ve veri analizine göre yapılacağı tahmin ediliyor. Girişim sermayesi firmalarından SignalFire, EQT Ventures ve Nauta Capital yapay zeka kullanarak yatırım yapıyor.

2021’de bir grup araştırmacı Crunchbase’in halka açık verilerini kullanarak startup’ların halka açılması, gizli kalması veya exit yapması olasılığını hesaplayan benzer bir araç üretti.

Yapay zekanın yatırım tavsiyeleri işe yarıyor mu?

PitchBook tarihi veri örneklerini kullanarak algoritmasını test ettiğinde, exit konusunda %74 oranında doğruluk payına ulaştığını belirtiyor.

Yine de algoritmanın hesaba katamayacağı başka değişkenler var. Pandemi, global etkisi olan çatışmalar (Ukrayna Savaşı gibi) veya doğal afetler, yapay zekanın hesaba katabileceği değişkenler değil. Bu türden değişkenler konusunda yapay zekayı eğitecek kadar veri olmadığı için algoritmaların doğru sonuç vermeme olasılığı mevcut.

Bir de önyargı sorunu var: Algoritmalar kaçınılmaz olarak eğitildikleri verilerdeki önyargıları sürdürüyor.

Harvard Business Review (HBR), Kasım 2020’de yaptığı bir deneyde bir yatırım tavsiyesi algoritması oluşturdu ve performansını melek yatırımcıların getirileriyle karşılaştırdı. Algoritma, siyah girişimciler yerine beyaz girişimcileri seçme eğilimindeydi ve erkek kuruculara sahip girişimlere yatırım yapmayı tercih ediyordu. Çünkü algoritmaya göre kadınların ve dezavantajlı grupların girişim sermayesi toplama ihtimali çok daha düşüktü. Başka firmalar da benzer deneylerde yapay zekanın avantajlı olanlara öncelik verme eğiliminde olduğunu gözlemledi.

PitchBook bir öngörü algoritmasının asla yüzde yüz doğruluk sunamayacağını kabul ediyor ama bu aracı geliştirmeye devam edeceklerini belirtiyor.

Orta Doğulu turizm girişimcisi kadınlar için yarışma

0

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Organizasyonu (UNWTO), Suudi Arabistan’ın en büyük KOBİ konferansı Biban 2023’te “Teknolojide Kadınlar Startup Yarışması: Orta Doğu” (Women in Tech Startup Competition: Middle East) başlıklı yarışmayı açtığını duyurdu. UNWTO bu yarışmayla turizm sektöründen kadınların girişimcilik ekosistemindeki konumunu desteklemeyi hedefliyor.

Her kategoriden tüm finalistler UNWTO İnovasyon Ağı’na eklenecek; bunun yanında mentorluk ve burs fırsatları yakalayacak.

Kimler katılabilir?

  • Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Katar, Umman, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün, Lübnan, Suriye, Irak, Libya ve Yemen’de kadınların sahibi veya yöneticisi olduğu startup’lar.
  • Fikir Aşaması, Erken Aşama veya A Serisi girişimler, geliştirilmeye ve finanse edilmeye hazır, minimum geçerli ürün veya fikre sahip girişimler.
  • Tam zamanlı bir ekibe, denenmiş bir pilot uygulamaya ve iş planına sahip olan girişimler.
  • Uluslararası büyüme potansiyeli bulunanlar.

Yarışma kategorileri

Sosyal Etki: İyi yaşam, sağlık, kentsel gelişim, kırsal kalkınma, sürdürülebilirlik ve eğitimde teknolojiye odaklanan ve turizmle kesişen faydaları olan girişimler.

Turizm ve Seyahat Deneyimi: Yiyecek ve içecek, ulaşım ve konaklama, seyahat ve perakende sektörlerine odaklanan ve bunlara katkı sağlayan girişimler.

Geleceğin teknolojileri: Fintech, AI, AR/VR, kripto para birimi, nesnelerin interneti, blokzincir teknolojisi, dijital ikiz ve Metaverse’den yararlanan girişimler.

Etkinlikler ve Topluluk: Sosyal ve mesajlaşma platformlarına, e-spor ve oyun platformlarına, topluluk tabanlı uygulamalara, etkinliklerle ilgili platformlara ve eğitim teknolojisine odaklanan girişimler.

Başvurular Temmuz ayının sonuna kadar devam ediyor. Kazananlar 27 Eylül 2023’te Dünya Turizm Günü’nde, Riyad’da yapılacak Tourism Tech Adventure adlı etkinlikte açıklanacak.

2018’den bu yana UNWTO 150’den fazla ülkeyi kapsayan 21’den fazla girişim yarışması ve inovasyon mücadelesi başlattı. 214 milyon ABD dolarını aşan fonuyla UNWTO, turizm sektöründe küresel girişimcilik ekosistemi ile uyumlu olarak dijitalleşme ve inovasyonu desteklemeyi amaçlıyor.

UNWTO İnovasyon Ağı nedir?

Türkiye’nin 1975’ten beri üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Organizasyonu, inovasyon ağı ile hükümetler, üniversiteler, şirketler, KOBİ’ler ve startup’lar dahil olmak üzere önde gelen turizm paydaşlarını bir araya getirmeyi amaçlıyor. Yatırımcılar (melek yatırımcılar ve girişim yatırımcıları) ve destekleyici iş ortakları (hızlandırıcılar, inkübatörler vb.) inovasyonu ve girişimciliği desteklemek üzere bu ağa katılabiliyor. Üye devletler, inovasyon mücadelesi başlatarak bu ağdan faydalanabiliyor.

Askeri radar ve sınır güvenliği zirvesi’nde yeni ürünler görücüye çıktı

0

Milli ve yerli savunma sanayii, en yeni teknolojilerle geliştirdiği ürünleri, MÜSİAD Ankara’nın düzenlediği 4. Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi MRBS’de sergiledi. Robit Teknoloji, HTR, Öncü Güvenlik, Otonom Teknoloji, Verte Elektronik ve Sedsan ilk kez MRBS’de yeni ürünlerini görücüye çıkardı.

MİLLİ VE YERLİ SAVUNMA SANAYİİ ÜRÜNLERİ İLK KEZ TANITILDI

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği, MÜSİAD Ankara Şubesi tarafından düzenlenen 4. Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi MRBS, Hacettepe Beytepe Kongre Merkezi’nde 21 – 22 Mart 2023 tarihlerinde hayata geçirildi. Milli Savunma Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nın destekleriyle hayata geçirilen MRBS’de milli ve yerli savunma sanayii temsilcileri yeni ürünlerini görcüye çıkardı.

Türkiye’nin ilk kamikaze İHA’sı: AZAB

MÜSİAD Ankara üyesi Robit Teknoloji’nin yerli ve milli teknolojiyle geliştirdiği intihar dalışı yaparak hedefte infilak eden ‘çok maksatlı kamikaze’ insansız hava aracı olan AZAB, ilk kez MRBS’de tanıtıldı. AZAB T-200 modeli, 15 kg faydalı yük taşıma kapasitesine ve 50 kilogram maksimum kalkış ağırlığına sahip. 500 km’ye kadar mesafeye ulaşabiliyor. Servis irtifası 300 – 3000 metredir. 200 km’ye kadar line-off side’da operatör tarafından kontrol edilerek hedef iptali yapabiliyor.  Kamerasıyla da yönlendirilen AZAB’ın, üzerinde bulunan optik sensörlerle hedefine geldiğinde nasıl patlayacağı veya imha olacağı kontrol edilebilir. Dünya üzerinde T-200’ün mesafesinden üstün sadece 2 tane Kamikaze İHA bulunuyor; Türkiye’de ise tek. Yurt dışında da çok fazla ilgi gören AZAB, çok amaçlı yönüyle isterseniz at unut, isterseniz serbest dolaşım, isterseniz bir operatör yardımıyla yönlendirilebiliyor.

Taşınabilir veri merkezi: Chordata

Robit Teknoloji geliştirdiği kolay taşınabilir veri merkezi çözümü sunan Chordata ile iletişim kesildiği ortamlarda haberleşme imkanı sağlıyor. Arama kurtarma, miting, olay yeri müdahale, etkinlik gibi birçok toplumsal olayda günlük operasyonel hizmetler sunuyor.

Felaket anında hızlı müdahale sistemi: FEMİS

Felaket Müdahale İstek Sistemi, Robit Teknoloji tarafından ilk kez MRBS’de tanıtıldı. FEMİS, deprem, sel gibi felaket anlarında ortamda herhangi bir iletişim imkanı aranmaksızın belirlenen kurum veya kişi ihtiyaçlarını üzerindeki butonlara basıldığında veri olarak aktarır. Kendi haberleşme protokolü sayesinde GSM, Wi-fi veya elektrik kesintilerinden etkilenmeden veri aktarımına devam eden FEMİS, şarj edilebilir yapısı sayesinde sürekli kullanıma da uygundur. Her şarj ömrü yaklaşık 2 yıl olan FEMİS’in üzerinde çadır, gıda, giyim ve medikal ihtiyaçlara yönelik butonlar bulunuyor.

Sınırlarda 10 dakikada 15 metrelik hava kulesi kurulabiliyor

Otonom Teknoloji, Air Tower ürününü ilk kez MRBS’de sergiledi. Hava ile şişirilebilen kule, maksimum 15 m yükseklikte 10 kilograma kadar taşıma kapasitesi sunuyor. Sınırda ve sınır karakollarında özellikle gözetleme ve aydınlatma amaçlı kullanılan Air Tower’ın üzerindeki plakaya kamera, termal kamera gibi donanımlar yüklenebiliyor. 10 dakikada 15 metrelik hava kulesi elde etme imkanı sunan Air Tower, hava koşullarına da dayanıklı. Air Tower hızlı kurulum avantajının yanı sıra, hızlı bir şekilde söndürülebiliyor ve portatif bir şekilde taşınabiliyor.

Fikrini söyleyene 150.000 TL! KOSGEB girişimleri nasıl destekliyor?

Sunduğu uçtan uca hizmetlerle girişimcilerin tek bir platform üzerinden online olarak şirketlerini kurmalarına ve finansal süreçlerini yönetmelerine; kolay, güvenli ve uygun fiyatlı bir şekilde yardımcı oluyor. Üyelerin ihtiyaçlarını karşılamak için faaliyet gösterdiğimiz ülke sayısını ve hizmet çeşitliliği her geçen gün artırıyor, vizyonları ile girişimcilik ekosistemine ilham veriyor. KOSGEB girişimleri nasıl destekliyor?

KOSGEB girişimleri nasıl destekliyor?

Mükellef.co’ya ulaşmak için buraya tıklayın

Türkiye’deki ve dünyadaki girişimcilerin hayallerini istedikleri yerde gerçekleştirmelerine yardımcı olmak için basit, hızlı ve zahmetsiz çözümler sunuyor. 150’den fazla ülkeden on binlerce girişimci; şirketlerini kurmak, yönetmek ve büyütmek için mükellef.co yu tercih ediyor. Ürünlerimizi ve hizmetlerimizi, üyelerimizin sorunlarını çözerken onlara en iyi deneyimi yaşatma ilkesiyle geliştirmeyi sürdürüyor.

12 Mart 2023 tarihinde yürürlüğe giren kanun ile girişimciler ve şirket sahipleri için önemli olabilecek bazı değişiklikler yapıldı.

Bu değişiklik ile artık 29 yaş altı genç girişimciler için gelir vergisi muafiyeti sağlayan Genç Girişimci Kazanç İstisnası, her yıl güncellenmek üzere gelir vergisinin ikinci dilimine eşitlenerek 2023 yılı için 75.000 TL’den tam 150.000 TL’ye çıkarıldı.

31 Aralık 2022 tarihine kadar tahakkuk etmiş vergi borçları ve idari para cezalarının; 48 aya kadar taksitlendirilerek ödenmesi için 31 Mayıs 2023’e kadar başvurularak yapılandırma imkanı sağlandı.
Deprem bölgesindeki işletmeler muaf tutulacak şekilde, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinde geçerli olmak üzere istisna ve indirim tutarları üzerinden bir defalık %10 ek vergi getirildi.

Son 5 yıl için; mükelleflerin gelir ve kurumlar vergisi matrahlarını %25 oranından az olmamak şartı ile artırmaları halinde ve belirli koşulların sağlanması durumunda ilgili yıllar için geriye dönük herhangi bir vergi takibi ve incelemesi yapılmayacak.

Bu yapılandırmadan yararlanmak isterseniz, bir girişiminiz varsa nasıl şirket kuracağınızı bilmiyorsanız Mükellef sizlere tam olarak bu konuda yardımcı olacaktır. Mükellef ile kendi şirketinizi açabilir ve girişiminize başlayabilirsiniz.

Bu yapılandırma ile birlikte şirketlere; demirbaşlar, kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar gibi işletme kayıtlarının, fiiliyata uygun hale getirilmesi fırsatı verildi.

SGK borçları ve Bağkur primlerinin kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde 48 aya kadar taksitlendirilerek yapılandırılması için olanak sağlandı.

Vadesi 31 Aralık 2022’den önce olan ve 1 Ocak 2023 itibariyle ödenmemiş 2.000 TL ve altındaki borçların tahsilinden vazgeçildi.

Kesintisiz güç kaynaklarında siber güvenlik önemli

0

Schneider Electric, sayıları hızla artan siber saldırılar ve fiziksel ihlallere karşı, BT altyapısındaki kesintisiz güç kaynakları gibi potansiyel olarak korunmasız erişim noktalarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Şirket, bu konuda sektöre çözüm sunmak üzere APC Smart-UPS Modular Ultra serisini mevcut özellikleri destekleyici nitelikte üç yeni siber güvenlik seviyesi ile birlikte sunuyor.

Kullanıcıları kesintisiz güç kaynaklarına yönelik siber güvenlik ihlallerine karşı uyarıyor.

Sayıları hızla artan ve donanım sistemine yetkisiz erişim yoluyla oluşan bu tehditler, kurumların güvenliği, güvenilirliği ve işin sürdürülebilirliği için risk oluşturuyor. Sektör son yıllarda yazılım ve bulut güvenliğine odaklanmış olsa da siber suç aktörleri, saldırı gerçekleştirmek için donanımlardaki güvenlik açıklarından faydalanıyor.

KGK’ler, hastaneler ve üretim tesisleri gibi farklı ortamlarda çok çeşitli uygulamalara, görev açısından kritik altyapılara ve BT sistemlerine yedek güç sağlıyor. Bu noktalardaki siber güvenlik ihlalleri toplumsal ve ekonomik sürdürülebilirliği tehdit ederken ilgili şirketler için de mali yük ve itibar kaybına yol açıyor. Aynı zamanda herhangi bir güvenlik açığı söz konusu olduğunda hem KGK hem de bağlı olduğu sistem için risk oluşturuyor. Dolayısıyla tüm KGK’ler için yüksek düzeyde siber güvenlik sağlanması önem taşıyor. Yapılan araştırmalar şirketlerin %63’ünün donanımla ilgili güvenlik sorunu yaşadıklarını ortaya koyuyor.

Güvenlik ihlallerinin önlenmesi ise sahte KGK aksesuarlarının ve kötü amaçlı donanımsal yazılımların engellenmesi ve uçtan uca güvenilirlik sağlayacak bir mimari ile mümkün. Bu kapsamda KGK sistemlerinin geliştirilebilmesi için önem taşıyan güç ve akü modülleri takma aşamasında KGK sistemine yetkisiz ve sahte parça ya da aksesuar kullanımını engelleyecek bir sisteme ihtiyaç bulunuyor. Aynı zamanda böyle bir sistem siber suçluların sisteme erişim sağlamak için kullandıkları en yaygın yöntem olan donanıma kötü amaçlı yazılımların indirilmesine karşı da koruma sağlıyor. 

Bu kritik ihtiyaçlara yanıt sunmak üzere Schneider Electric, APC Smart-UPS Modular Ultra serisini mevcut özellikleri destekleyici nitelikte üç yeni siber güvenlik seviyesi ile birlikte sunuyor. Smart-UPS üniteleri, Schneider Electric’in bulut üzerinden uzaktan izleme ve bakım imkanı sağlayan EcoStruxureTM BT izleme platformuna bağlanabiliyor. Böylece APC Smart-UPS Modüler Ultra Serisi, yüksek bir finansal yük ve güven kaybı yaratan siber güvenlik ihlallerinin önlenmesinde yardımcı olabilecek birden fazla güvenlik seviyesi sağlıyor. 

Microsoft ile NVIDIA’dan metaverse için iş birliği

0

NVIDIA, kurumsal Microsoft kullanıcılarına bulut üzerinden endüstriyel meta veri deposu ve yapay zeka süper bilgi işlem kaynaklarına erişim sağlamak üzere Microsoft ile iş birliği yaptı. 365 ve Azure kullanıcısı işletmeler, bulut üzerinden Omniverse’e ve DGX Cloud’a erişebilecek.

Amazon Robotics Omniverse kullanıyor

Azure kullanan işletmelere Omniverse erişimi

NVIDIA, Microsoft Azure Cloud kullanan işletmeler için iki bulut ürününü Azure üzerinden kullanıma açıyor. Bunlardan NVIDIA Omniverse Cloud, endüstriyel metaverse uygulamalarını tasarlamak, geliştirmek, dağıtmak ve yönetmek için ortam sağlıyor. Endüstri alanında metaverse’te tasarım ve test yapmak, simülasyon sayesinde firmaların üretim ve lojistik maliyetlerini doğru hesaplamalarına yardımcı oluyor.

NVIDIA’nın metaverse çözümleri, endüstri planlamasında yoğun şekilde kullanılıyor. Örneğin Amazon Robotics, depolarında kullanacağı robotları önce metaverse’te yaratıp test ettikten sonra üretti. Otomobil üreticisi firmalar da yeni model geliştirmekten fabrika planlamaya kadar işlerinin her alanında metaverse’ten faydalanıyor.

NVIDIA’nın diğer ürünü NVIDIA DGX™ Cloud, işletmelerin üretken yapay zekayı kendi ihtiyaçlarına göre eğitmek için altyapı ve yazılımlara ulaşmalarını sağlayan bir bilgi işlem hizmeti.

Dijital ikiz üretme hızlanabilir

Omniverse, açık kaynaklı bir 3D sahne tanımlaması ve dosya formatı olan Pixar’ın Universal Scene Description (USD) (Evrensel Sahne Tanımlaması) sistemini temel alıyor ve işletmeler, kendi ürünleri ve ürün çevresini içeren alanlarla üç boyutlu simülasyonlar oluşturabiliyor.

Dijital ikiz ve nesnelerin interneti için kullanılan Azure Digital Twins’in Omniverse’e bağlanması sayesinde şirketler, sensörler aracılığıyla fiziksel dünyadaki gerçek zamanlı verilerin daha doğru, dinamik, tamamen işlevsel 3D dijital kopyalarını üretebilir. Bu dijital kopyalar, fiziksel ortamdaki değişikliklere otomatik olarak yanıt verebilir. Azure, kurumsal verilerin güvenle saklanması için bulut hizmeti sağladığından, Omniverse kullanmanın güvenliği artacak.

Yeni yapılan bu anlaşma kapsamında NVIDIA Omniverse, Microsoft’un 365 uygulamalarıyla da birleşiyor. Örneğin Omniverse Cloud üzerinde iş yapan çalışanlar, Teams üzerinden online toplantıyla birbirlerine bağlanıp görüşebilecekler ve gerçek zamanlı paylaşım yapabilecekler.

NVIDIA OVX destekli Omniverse Cloud, bu yılın ikinci yarısında Azure’da kullanıma sunulacak. Üretken yapay zekayı eğitmek için süper bilgi işlem ve yazılım kümeleri sağlayan DGX Cloud ise üç ay sonra Azure’da kullanıma sunulacak ve işletmelere aylık olarak kiralanacak.

NVIDIA CEO Jensen Huang’ın sunumunu YouTube’dan izleyebilirsiniz.

Çevrimiçi eğitim sektörü büyüyor

0

Küresel çevrimiçi eğitim hizmetleri pazar büyüklüğünün 2022’de 7,69 milyar ABD doları olduğu tahmin ediliyor. 2023’te bu sektörün 8,97 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Sektörün, 2023’ten 2030’a kadar yıllık %14,9 bileşik büyüme oranıyla 2030’da 23,73 milyar dolara ulaşacağı hesaplanıyor.

Pandemi sonrasında online eğitim rafa kaldırılmadı

Sektörün büyümesinde pandemi döneminde online eğitime geçilmesinin etkisi var. Dünya genelinde hükümetler çevrimiçi eğitimler için ücretsiz portallar sunuyor.

Şubat 2021’de Hindistan hükümeti, yapay zeka odaklı bir ortak çevrimiçi öğrenme platformu olan NEAT 2.0‘ı piyasaya sürdü.

Pandemi sonrası dönemde şirketler ve hükümetler online eğitimi geliştirmekten vazgeçmediler. Ocak 2023’te Hintli çok uluslu bir eğitim teknolojisi şirketi olan BYJU’S, K-12 öğrencileri için bire bir evde özel ders pilot programı başlattı. Program şimdiden yaklaşık 100 öğretmenle yaklaşık 650 sınıfa ev sahipliği yapıyor.

Gelişmekte olan ülkelerde dijital eğitime yönelik devlet desteği, üniversiteleri ve okulları çevrimiçi öğrenme oturumları sunmaya teşvik ediyor. Şubat 2022’de Güney Avustralya hükümeti Learning+ girişimiyle yerel okullardaki öğrencilere okuldan sonra ve hafta sonları nitelikli, eğitimli öğretmenlerle ücretsiz bire bir çevrimiçi ders sağladı.

Mobil uygulama geliştiricileri ve içerik sağlayıcıları arasında ortaklıklar

Kasım 2021’de çevrimiçi ders ve canlı çevrimiçi öğrenim sunan önde gelen şirketlerden biri olan Vedantu, Hindistan’ın ilk tasarım yarışmasını oluşturmak için görsel iletişim platformu Canva ile iş birliği yaptı. Her iki şirket de bu iş birliğiyle ülkedeki çocukların ve öğretmenlerin yaratıcılığını keşfetmeyi amaçlıyor.

İsteğe bağlı eğitimler, 2022 verilerine göre küresel gelirin %76’sından fazlasını oluşturuyor. Aralık 2021’de Nepal hükümeti, 1’den 10’a kadar olan sınıflardaki Nepal öğrencileri için açık bir kütüphane olan “Sikai Chautari” adlı bir e-öğrenme portalı başlattı. Bu platform Nepalce ve İngilizce dillerinde sunuluyor.

Şubat 2022’de Ontario hükümeti, öğretmenler ve öğrenciler için Eureka Tech.org ve Mathify aracılığıyla çevrimiçi öğretimin genişletilmesini desteklemek için bire bir dijital öğretime yatırım yaptı.

Analitik uygulamalarıyla birleştirilmiş isteğe bağlı özel ders, eğitmenlerin ve içerik sağlayıcıların öğrencinin ilerlemesi hakkında gerçek zamanlı bilgi almasına yardımcı oluyor.

Şubat 2023’te, Nerdy’ye bağlı Varsity Tutors, AI-Generated Chat Tutoring ve AI-Generated Lesson Plan Creator adlı iki yeni ürünü piyasaya sürdüğünü duyurdu. Bu yeni ürünler canlı ders oturumları üretmek için kullanılıyor.

Kişiselleştirilmiş eğitimler popüler

Şubat 2022’de bir çevrimiçi ders verme platformu TutorMe, Ferguson Florissant okul bölgesi ile iş birliği yaparak yaklaşık 11.000 K-12 öğrencisine isteğe bağlı, kişiselleştirilmiş çevrimiçi ders hizmetleri sağladı.

Ocak 2022’de Udemy kurumsal öğrenme platformunu beceri değerlendirmeleri, uygulamalı laboratuvarlar, bilgi teknolojisi, veri analitiği ve yazılım geliştirme gibi çeşitli yeni özelliklerle genişletti. Ayrıca, 65’ten fazla dilde deneyimli eğitmenler tarafından verilen 150.000’den fazla kurs sunuyor. Udemy’nin 50 milyondan fazla öğrencisi var.

Kurs türlerinde bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) kursları segmenti pazara hakim

Amazon personeline diploma fırsatı sunuyor

Mart 2022’de Amazon, üniversite eğitimi sunmak için 140’tan fazla üniversite ve kolejle iş birliği yaparak Amerika Birleşik Devletleri’ndeki saatlik çalışanlar için beceri artırma olanaklarını genişlettiğini duyurdu. Amazon beceri geliştirme programı Career Choice kapsamında verilen eğitimlerde personele diploma eğitimi alarak kariyerinde ilerleme fırsatı sunuluyor.

Kısa vadeli kurslar segmentinin, en fazla büyüyecek alan olduğu tahmin ediliyor. Segment büyümesi, isteğe bağlı özel ders verme modelleriyle kısa vadeli diploma kurslarının artan popülaritesine bağlı.

İrlanda merkezli ücretsiz bir çevrimiçi eğitim platformu olan Alison, sırasıyla ortalama 2 ila 3 saat ve 8 ila 10 saatlik kısa süreli sertifika ve diploma kursları sunuyor. Alison’ın dünya çapında 11 milyondan fazla kullanıcısı var.

Kurs türlerinde bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) kursları segmenti pazara hakim durumda. 2022’de bu tip kurslar küresel gelirin %63’ünden fazlasını oluşturdu.

Çevrimiçi özel ders hizmetleri pazarında faaliyet gösteren bazı önemli şirketler: Ambow Education; ArborBridge; Beijing Magic Ears Technology Co., Ltd; BYJU’S; Chegg Inc.; Club Z! Inc.; iTutorGroup; Qkids Teacher; Varsity Tutors; Vedantu.com.

Grand View Research’ün hazırladığı çevrimiçi eğitim sektörü öngörüsü özeti:

Değerlendirilen veriler2017-2022
2023 yılı pazar büyüklüğü değeri8,97 milyar $
2030 yılı gelir öngörüsü23,73 milyar $
Büyüme oranı tahmini, 2023’ten 2030’a%14,9 (CAGR)

15 Avrupalı girişim, Google for Startups Growth Academy’ye katılmak üzere seçildi

0

Geçtiğimiz yıl boyunca Avrupalı karar vericiler ve ortaklarla yaptılan çalışmalarda, siber güvenlik neredeyse sürekli bir konuşma konusu olmuştur.

Kıtanın her yerinde, siber tehditler daha maliyetli ve agresif hale geldi ve bu eğilim on yıllardır ilk Avrupa savaşıyla daha da kötüleşti. Geçen ay Münih Güvenlik Konferansı’nda yayınlanan bir rapora göre, NATO üyesi ülkelerdeki insanlara yönelik Rusya destekli siber saldırılar 2022’de dört katına çıktı.

Avrupa liderleri, siber güvenliği bölgenin dijital dönüşümünün merkezine koyarak bu anı yakalamayı hedefliyor. Sistemlerin her gün saldırıya uğruyor ancak dünyadaki herkesten daha fazla insanı güvende tutuyor.

120’den fazla uygulama arasından seçilen bu 15 girişim, sekiz ülkeyi temsil ediyor ve sağlık uygulamalarını güvence altına almaktan eğitimcileri savunmaya ve temiz su tedarik zincirini korumaya kadar bölgede ve ötesinde önemli katkılarda bulunuyor. Google’ın en iyi araçlarını, en iyi uygulamalarını ve bağlantılarını sağlayarak çalışmalarını ilerletmelerine yardımcı olacağız:

  • Alice Biometrics (İspanya): Galiçyalı girişim, tescilli bir AI motoru üzerine inşa edilen kimlik doğrulama yazılımı için ödüllendirildi.
  • Astran (Fransa): Paris merkezli Gizli Veri Bulutu çözümü, şirketlerin şifreleme anahtarları olmadan bulutu benimsemenin kilidini açmasını sağlar.
  • BlackDice (İngiltere / İspanya): Leeds ve Malaga’da kökleri bulunan, telekomünikasyon operatörlerinin kalıpları tanımlamak için makine öğrenimi ve tahmine dayalı teknolojiyi kullanarak abonelerini siber saldırılardan korumalarına yardımcı olan şirket.
  • Build38 (Almanya / İspanya): Yapay zeka ve en güçlü koruma teknolojisini birleştiren ve finans sektöründen toplu taşımaya ve sağlık hizmetlerine kadar müşterilere hizmet veren mobil uygulama koruma çözümleri sunan Münich-Barselona şirketi.
  • CrowdSec (Fransa): Kötü amaçlı IP adreslerine karşı katılımcı davranışsal koruma sağlayan Paris merkezli tehdit istihbarat şirketi.
  • Cryptr (Fransa): Yazılımın çoklu oturum açma gibi tüm kimlik doğrulama stratejilerini yalnızca birkaç satır kodla yönetmesini sağlayan tak ve çalıştır kimlik doğrulama platformu sunan Lille merkezli bir şirket.
  • eID Easy (Estonya): Belge iş akışı platformlarını tek bir entegrasyon ve sözleşme ile dünya çapındaki sertifika yetkililerine bağlayan nitelikli elektronik imza API’leri pazarı.
  • Elemendar (İngiltere): İnsanlar tarafından siber tehdit raporlarını okuyan ve bunları endüstri standardı yapılandırılmış bilgilere dönüştüren Londra merkezli bir yapay zeka inşa ediyor.
  • GoodAccess (Çekya): Uzaktan çalışma çağı için küresel siber güvenlik platformu, dünyaya Sıfır Güven Ağ Erişimi’ni dağıtmanın en basit yolunu getiriyor.
  • Nymiz (İspanya): Bilbao startup, yapay zeka tabanlı kişisel veri anonimleştirme yazılımı sunarak “değerini ortaya çıkarırken verilerinizi korumanızı” sağlar.
  • Passbolt (Lüksemburg): Dünya çapında 15.000 kuruluşa hizmet veren şirket – “F500 şirketleri, savunma sanayi, üniversiteler dahil” – açık kaynaklı, kurumsal bir şifre yöneticisi oluşturuyor.
  • Risk Ledger (İngiltere): Küresel tedarik zinciri ekosisteminin “güvenlik olgunluğunu” iyileştirmeyi amaçlayan Londra merkezli tedarik zinciri güvenliği izleme yazılımı sağlayıcısı.
  • Secfense (Polonya): Haftalar veya aylar yerine dakikalar süren kodsuz entegrasyon sayesinde MFA’nın büyük kuruluşlarda benimsenmesini kolaylaştıran Krakow merkezli girişim.
  • Secjur (Almanya): Hamburg merkezli, uyumluluk, veri koruma, bilgi güvenliği ve muhbirliği “otomatik pilota” koymayı amaçlayan yapay zeka tabanlı uyumluluk araçları sağlayıcısı.
  • Sentryc (Almanya): Berlin merkezli, “internetteki ürün korsanlığını izlemek” ve durdurmak için çalışan marka koruma yazılımı sağlayıcısı.

Üç aylık uygulamalı programlama ve atölye çalışmalarına ek olarak, bu kohort, eski girişimler VirusTotal ) ve Mandiant dahil olmak üzere Google’daki uzmanlarla mentorluk oturumlarına erişebilecek. Ve bu yıl Avrupa’daki toplantılarda diğer siber güvenlik girişimcileriyle ağ kurabilecekler.

Küçük işletmeleri korumak (ve büyümeyi tetiklemek)

Avrupa’nın ileri savunmasına startup’ları dahil etmek sadece iyi bir strateji değil; Giderek artan bir şekilde, bu bir aciliyet meselesidir.

Bölgedeki küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ’ler) %92’si siber güvenliğin kendileri için önemli olduğunu kabul ediyor, ancak yalnızca %16’sı bir saldırı için çok iyi hazırlanmış hissediyor. Bu, Kantar ile ortaklaşa yayınladığımız yeni araştırmaya göre Dijital On Yılda Avrupa’nın KOBİ’leri 2030 hazırlıksız şirketleri hedef alan saldırganların, en küçük siber güvenlik açıkları nedeniyle her zamankinden daha kısa sürede daha fazla veri alabileceğini de ortaya koyuyor.

Google ile Büyüme programlarımızın bir parçası olarak, KOBİ sahiplerinin siber güvenlik becerilerini güçlendirmelerine yardımcı olmak için özel eğitimler geliştirdik. Siber risklerin temellerine hakim olmak, çalışanları eğitmek, çalışan cihazlarını, ağlarını, sistemlerini ve yazılımlarını güvence altına almak ve güvenli çevrimiçi müşteri deneyimleri oluşturmak için kaynaklar bulacaklar. Bu içeriği İngilizce olarak sağladık ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da 18 ek dilde aşamalı olarak kullanıma sunacağız.

Avrupa için “açık güvenliği” işe koymak

Bunlar sadece “açık güvenlik” olarak adlandırdığımız şeyi kullanmaya yönelik en son Avrupa girişimlerimizdir: silolardan kurtulma ve güvenlik uzmanlarının tehditleri hızla paylaşabileceği, en iyi uygulamaları geliştirebileceği ve yeni teknolojileri benimseyebileceği bir inovasyon ekosistemini benimseme ihtiyacını kabul eden bir yaklaşım.

Küresel ilişkiler başkanımız Kent Walker, geçtiğimiz Ekim ayında Avrupa’da “açık güvenlik” için bir adım attı ve birlikte çalıştığımızda inovasyonu teşvik ettiğimizi ve herkese fayda sağlayan en iyi uygulamaları geliştirdiğimizi savundu. AB siber güvenlik ekosistemini desteklemek, bunu gerçekleştirmenin bir yoludur.

Gelecek için inşa etmek

Bugünün seçicileri fayda sağlamak için özellikle iyi konumlandırılmıştır, çünkü birçoğu büyük ölçekte daha iyi güvenlik sonuçları elde etmeye yardımcı olmak için yapay zeka kullanmaktadır – tehditlerin önünde kalmak için evrimleşmenin kritik bir parçasıdır.

İspanya’nın Costa del Sol kentine yapılan bir yatırım ve küresel siber güvenlik ve kötü amaçlı yazılım araştırmaları için bir oyun değiştirici olan Malaga’daki Google Güvenlik Mühendisliği Merkezi’ndeki (GSEC) uzmanlardan bilgi edinebilecekler. Bu yılın sonlarında açıldığında, GSEC Malaga, Google’ın daha güvenli bir web oluşturma yönündeki küresel çabalarında en son Avrupa kuvvet çarpanı olarak gizlilik ve güvenlik mühendisliği ve içerik sorumluluğu merkezlerimize katılacak.

Güneş panellerini robotlar döşeyecek

Otonom ekskavatör Exosystem’i üreten Built Robotics, dünyanın ilk tam otonom güneş paneli kazığı döşeme robotunu ürettiğini duyurdu.  RPD 35 isimli robotik yöntem, geleneksel yöntemlerle kıyaslandığında, şebeke ölçeğinde güneş enerjisi panellerini beş kat daha hızlı inşa ediyor ve net sıfır hedefini karşılıyor.

Dünyanın ilk tam otonom güneş enerjisi panel kazıkları döşeme robotu

Güneş enerjisi tarlası için on binlerce panel kazığı gerekiyor

Güneş enerjisi panel kazıkları genellikle, 3,6 ila 4,8 metre uzunluğunda ve 90 kilo ağırlığında çelik H-kirişlerdir. Tipik bir güneş enerjisi tarlası için on binlerce panel kazığı yerleştirmek gerekiyor. Bu panel kazıklar, güneş enerjisi tertibatının temelini oluşturuyor.

RPD 35 arazi ölçümü, kazık dağıtımı, kazık sürme ve kontrolünden oluşan tüm panel döşeme süreçlerini birleştiriyor. İki kişilik bir ekip bu sayede günde 300’den fazla güneş enerjisi panel kazığı döşeyebiliyor. Built Robotics’in yapay zeka kullanarak geliştirdiği bu modelde gelişmiş GPS ve sensörler bulunuyor.

Şimdiden 400 bin eve yetecek kadar panel kurdu

Built Robotics’in kurucusu ve CEO’su Noah Ready-Campbell, “Güneş paneli kazığı döşeme, zor ve tekrarlanan bir iş olduğu için otomasyona çok uygun. Panel kazığı döşeme robotlarımız, güneş paneli döşeme işinde şantiyelerdeki işçilerin verimliliğini önemli ölçüde artıracak” diyor. Güneş paneli kazıklarının döşenmesi işinde robot kullanılması, zorlama, çarpma ve sıkışma gibi tehlikelerin azalmasını da sağlıyor.

Built’in robotları, 2 gigavatın üzerinde güneş enerjisi kapasitesinin kurulmasına yardımcı oldu; bu kapasite ABD genelinde 400.000’den fazla eve güç sağlanması anlamına geliyor.

ABD 2030’a kadar her yıl 100 gigavatlık güneş paneli tarlası kurmayı hedefliyor

2022 Enflasyonu Düşürme Yasası’nın kabul edilmesiyle, federal teşvikler güneş enerjisinin inşasını daha da hızlandırdı. 2022’de ABD’de yaklaşık 10 gigavat şebeke ölçeğinde güneş enerjisi kapasitesi kuruldu ve 2030’a kadar tahminler her yıl 100 gigavat üzerinde kurulacağını gösteriyor. Güneş enerjisi altyapısındaki bu hızlı artışı, ABD’nin iklim hedeflerine ulaşması için önemli ve yalnızca otomasyon ve diğer ileri teknolojilerle mümkün olacak.

RPD 35 müşteriler için 2023’ün son çeyreğinde satışa sunulacak. Built daha önce ekskavatörleri tamamen otonom robotlara dönüştürmüş bir firma. Exosystem adını verdiği bu robotik sistem inşaat sektöründe kullanılmaya devam ediyor.

Fintek benimseme oranı yükseliyor

0

Finansal ürün ve hizmetleri dijital çağa uyarlama konusunda rol üstlenen finansal teknoloji şirketlerinin geliştirdiği çözümler, geride bıraktığımız son iki yılda yaygınlaştı. Güncel veriler, fintek benimseme oranının %80’e yükseldiğini ortaya koydu. 

2020’den bu yana önemli bir yol kat eden dijitalleşmenin etkisi finansal ürün ve hizmetlere erişimde de kendisini göstermeye başladı. Gerek işletmeler, gerekse bireysel kullanıcılar için finansal ihtiyaçlara mobil ve web tabanlı uygulamalarla yanıt veren finansal teknoloji (fintek) şirketleri, geliştirdikleri yazılımlarla geniş bir kullanım alanına ulaştı. The Harris Poll tarafından yürütülen bir araştırmada, fintek benimseme oranının %80 ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığı görüldü. Yeni nesil finansal teknolojilere yönelik yeni mevzuatlar, Türkiye pazarında da yerli fintek şirketleri arasındaki rekabeti artırdı. 

Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Parolapara CEO’su Fatih Çelik, “Son kullanıcıların finansal teknolojilerin sunduğu kolaylık ve hızı fark etmesi, endüstri gelişimine ivme kazandırıyor. Fintech şirketlerinin geliştirdiği uygulamalar giderek daha fazla ana akıma dönüşüyor” dedi.

10 kişiden 9’u 2022’de fintek çözümlerinden faydalandı

Söz konusu araştırmada 10 kişiden 9’unun 2022’de kullandığı finansal uygulamalardan fayda gördüğünü ifade ettiği kaydedilirken, fintek uygulamalarının 2 kullanıcıdan birine finansal kontrol hissi verdiği belirtildi. Bu veriler, geleneksel finansal kuruluşlara kıyasla kullanıcı taleplerini daha iyi analiz edebilen ve buna uygun, mobil odaklı deneyimler geliştirebilen fintek şirketlerinin kapsayıcılık ve kolaylık amaçlarına birkaç adım daha yaklaştığını ortaya koydu. 

Dünyanın küresel salgının başından bu yana bir ekonomik mücadele içinde olduğunu hatırlatan Fatih Çelik, “Araştırmaya göre 5 kişiden üçü fintek çözümlerinin ekonomik zorlukları aşmaya yardımcı olduğunu söylüyor. Bu durumun finansal kontrol hissiyle yakından ilgisi var. Ekonominin yeni paydaşları olan genç nesilleri, alıştıkları arayüzlerle ve kolaylıkla yakalayan finansal teknoloji çözümleri, kullanıcıların ihtiyaç duyduğu güveni de inşa edebiliyor” ifadelerini kullandı. 

POS cihazı ve toplam kart sayısı %16 arttı

Bankalararası Kart Merkezi tarafından yayımlanan veriler, Türkiye’de POS cihazı sayısının geçtiğimiz yıl %16,6, banka/kredi ve ön ödemeli kartları kapsayan toplam kart sayısının ise %16,8 arttığını gösterdi. Bu verilerin ödeme araç ve alışkanlıklarındaki dönüşümün olgunlaştığına yönelik işaretler taşıdığına dikkat çeken Fatih Çelik, “Ağustos 2022’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan elektronik para ve ödeme kuruluşu lisansı alarak faaliyetlerine başlayan Parolapara olarak, ‘finansal özgürlüğün parolası’ mottomuzla hem son kullanıcıya hem de işletmelere yönelik çözümlerimizle ekosisteme dahil olduk. Sanal POS çözümümüz kapsamında kolay entegrasyonla üye işyerlerini çok kısa süre içinde tahsilat yapabilir hale getiriyor, sürekli teknik destek olanağıyla daima yanlarında oluyoruz. Tüm işlemlerini detaylı olarak görebildikleri panel üzerinden hak ediş bakiyelerini istedikleri bankaya çekebilen, bakiyeleri ile ayrıca B2B ve B2C ödemelerini kolayca gerçekleştirebilen üye işyerleri, Parolaparanın sunduğu sanal pos altyapısı ile  Woocommerce, OpenCart gibi e-ticaret sistemlerine entegre olarak ödeme almaya başlayabiliyor. %95 ve üzeri başarılı işlem oranı sunan ödeme altyapımız, üye işyerlerini birden fazla bankayla anlaşma yapma zorluğundan kurtarıyor” diye konuştu. 

Yeni çözümler yolda 

Üye işyerlerini müşteri değil, iş ortağı olarak gördüklerini vurgulayan Parolapara CEO’su Fatih Çelik, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Çok yakında link ile ödeme alma, sanal POS ve toplu ödeme gönderme çözümlerimize ek, BKM TechPos uyumlu Android POS ürünlerimizi devreye alacağız. Bu sayede işletmelerin ödeme aldığı her noktada işlerini kolaylaştırır hale geleceğiz. Bireysel ve kurumsal müşterilerimiz için yayımlayacağımız Android ve iOS mobil cüzdan uygulamalarımızın, günlük hayatta en çok tercih edilen finans uygulamaları arasında yer almasını hedefliyoruz. Kurumsal müşterilerimizin yanı sıra bireysel müşterilerimiz için de 7/24 para transferi, QR kod ile para gönderme/alma, anlaşmalı markalardan nakit iade gibi çözümlerimiz için çalışıyoruz. Halihazırda devam eden BKM üyelik sürecimizin tamamlanmasının ardından da Troy, Mastercard ve Visa kart şemalarını destekleyen fiziki kart ürünümüzü de en kısa süre içinde kullanıcılarımızla buluşturmayı hedefliyoruz.”

Horizon Europe’dan startuplar için 2024 çağrısı

0

Avrupa İnovasyon Ekosistemleri (European Innovation Ecosystems – EIE) Avrupa inovasyon ekosistemleri arasındaki bağlantıların ve iş birliklerini artırmayı amaçlıyor. Ufuk Avrupa’nın bu programı; araştırma enstitüleri, teknokentler, kuluçka merkezleri, melek yatırımcılar, sermaye yatırım şirketleri, kalkınma ajansları, araştırma ve teknoloji kuruluşları, sivil toplum kuruluşları gibi inovasyon aktörleri ve ağları ile KOBİ’ler, startup’lar, kamuya ait işletmeler, üniversiteler ve özel şirketler olmak üzere geniş bir hedef kitleye sahip.

CONNECT çağrıları inovasyonu artırma amaçlı

Avrupa İnovasyon Ekosistemleri programı altında yer alan CONNECT çağrıları, ulusal, bölgesel ve yerel ekosistemlerin mevcut güçlü yönlerinden yararlanarak, sürdürülebilir iş büyümesi ve ağ bağlantısını güçlendirmek için tüm aktörlerin ve bölgelerin katılımını teşvik etmeyi hedefliyor.

Projelerin yeşil, dijital ve sosyal geçişler de dahil olmak üzere toplumun yararına olan zorluklara yönelik kolektif amaçların üstlenilmesi ve gerçekleştirilmesi için Avrupa Birliği (AB) çapında birbirine bağlı, kapsayıcı inovasyon ekosistemleri oluşturma amacını taşıması gerekiyor.

Üç bağımsız tüzel kişi isteniyor

6 Haziran – 19 Eylül 2024 arasında başvuru kabul edecek HORIZON-EIE-2024-CONNECT-02-01 kodlu çağrı “Akademik Çevreler ile Girişimlerin İş Birliğini Genişletmek” (Expanding Academia-Enterprise Collaborations) başlığını taşıyor.

Beklenen proje çıktıları

  • Yapay Zeka, Gelişmiş Bilgi İşlem, Siber Güvenlik, Yeni Nesil İnternet, Blok Zinciri, Nesnelerin İnterneti, Metaverse, Enerji, Greentech, AgriTech ve Fintech başta olmak üzere stratejik dijital teknolojiler ve derin teknoloji inovasyonlarında Avrupalı startup’ların pazar ayak izinin arttırılması,
  • EIT ve EIC destekli startup’lar ve Mükemmellik Mührü sahipleri de dahil olmak üzere startup’ların ilgili yerel ve/veya Avrupa ekosistemleri, toplulukları ve potansiyel yeni marketlerle bağlantısının güçlendirilmesi,
  • AB tarafından finanse edilen dijital ve derin teknoloji startup’ların EIC, EIT ve Bilgi ve İnovasyon Toplulukları (KICs), InvestEU, Dijital Avrupa Programı, Women TechEU gibi girişimler ve kurumsal inovasyon yatırımcıları ile eşleştirilmesinin sağlanması.

Hedef gruplar: Startup ekosistem kurucuları, melek yatırımcı organizasyonları, girişim sermayesi kuruluşları, hızlandırıcılar, kuluçka merkezleri, startup dernekleri.

Çağrı kapsamında toplam 6 projeye 12 milyon euroluk destek sağlanacak. Başvuru yapan konsorsiyumun en az 3 farklı Ufuk Avrupa program ülkesinden (biri AB üye ülkesi olması şartıyla) üç bağımsız tüzel kişiliği içermesi gerekiyor.

Google’dan işletmelere ChromeOS önerisi

Başlangıçta sadece Chrome tarayıcısını içerdiği için bilgisayar pazarında fazla yer edinemeyen ChromeOS yüklü Chromebook’lar, günümüzde işletmeler ve eğitim sektöründe tercih ediliyor. Google yakın zamanda ABD’de doktorların Chromebook kullanmasını sağlayacak bir projeye de başladı.

KOBİ’ler ve eğitim sektörü Chromebook tercih ediyor

2020 yılında Chromebook satışları global olarak pazarın %14,4’ünü oluşturarak %7,7’lik Mac satışlarının iki katı performans sergiledi. Satışların bu derece artmasında pandemi yüzünden uzaktan eğitime geçilmesinin etkili olduğu düşünülüyor.

Bunun haricinde araştırma şirketi Canalys ise Chromebook’ların KOBİ’ler tarafından tercih edildiğini tespit etti. ChromeOS’in işletmelere yeterli gelmesinde bulut sistemlerinin yaygınlaşmasının etkisi var. Çalışanların sadece internet üzerinden firmanın işlerini yapması durumunda farklı uygulamalar yüklenebilecek bir cihaza ihtiyaçları olmuyor.

Pandeminin satışların artmasına yol açtığı son yapılan analizlerle de destekleniyor. Google’ın bu işletim sisteminin pazar payı 2020-2022 arasında dünya genelinde %6,8 azaldı. Sadece ABD’de %19,7 düştü.

Google çalışanları Chromebook kullanıyor

Şirket kendi çalışanlarını standart olarak Chromebook kullanmaya teşvik ediyor. Ocak 2023’te IDC tarafından yapılan bir araştırmaya göre bunu kullanan işletmelerde üreticilik ve güvenli takım çalışması klasik cihazları kullananlara göre %24 daha yüksek. Üç yıllık verilerden yapılan hesaplamalara göre ChromeOS sayesinde bilgisayar saldırılarından etkilenme oranı daha düşük olduğu için işletmeler cihaz başına yaklaşık 4 bin dolar tasarruf ediyor.

ChromeOS çağrı merkezleri için bir çözüm olabilir

Çağrı merkezi çalışanları işlerini yaparken sadece firmanın kendi sisteminin arayüzüne bağlanıyorlar ve işlerini yaptıkça kaydettikleri veriler tüm çalışanlar tarafından gerçek zamanlı olarak görülüyor. Bu yüzden çağrı merkezlerinde kullanılan bilgisayarlarda başka uygulamaların yüklü olması gerekmiyor.

Çağrı merkezi firmaları, kendi iş sitelerini ChromeOS Virtual Desks ile uyumlu kullanılabilecek hale getirirlerse, bu firmaların bilgisayar maliyetleri büyük ölçüde düşebilir.

ChromeOS Flex ile eski bilgisayarları yeniden iş cihazına dönüştürebilirsiniz

Chromebook satışları %76’dan fazla paya sahip Microsoft ile yarışabilecek seviyede olmasa da Google’ın kendi işletim sistemi için bazı planları var.

Chromebook’larda Microsoft uygulamaları kullanılabiliyor ama Google’ın bu konudaki stratejisi Chromebook’ları daha fazla android’leştirmek değil.

ChromeOS Flex adlı projesinde Google, eski ama çalışan bilgisayarları ChromeOS yükleyerek yeniden iş için kullanılır hale getirmeyi öneriyor. Eski bir Windows veya Mac cihazın, yazılım güncelleme alamadığı için kullanılmaz hale geldiği durumda, ChromeOS ile yeniden internet üzerinden iş yapılabilir hale gelmesi mümkün.

Flex versiyonu yüklü cihazlarda Android uygulamalar veya Google Assistant kullanılmıyor çünkü Google, Chromebook’u iş amacıyla kullanan işletmelerin bunlara ihtiyaç duymadığını tespit etti.

Eski cihazları kurtarma fırsatı sunan Flex’in işletmeler tarafından benimsenmesi firmaların işlerini bulut sistemleri üzerinden yürütebilmelerine bağlı.

REM People, afetlere yapay zekâ ve teknolojiyle hazırlanacak

0

Yeni nesil perakende analitiği şirketi REM People, deprem ve diğer doğal afetlere teknolojiyle hazırlık yapmayı hedefliyor. Kendi arama kurtarma ekibini oluşturan ve bu alanda personeline İK eğitimi de verecek olan REM People; olası afetler için termal kameralar, ses dinleme cihazları, drone araçları ve yapay zekâ destekli çalışmaları kullanacak

6 Şubat’ta yaşanan ve Türkiye’nin 11 ilini etkileyen büyük deprem felaketinden sonra şirketler de yardım seferberliğine ekipleri ve destekleriyle katıldı. Yeni nesil perakende analitiği şirketi REM People da bölgeye kendi ekibiyle ulaşarak arama kurtarma çalışmalarına destek verdi. Bu alanda kendini geliştirmeyi hedefleyen REM People, gelecekte teknolojiyi kullanarak felaketlere hazırlık yapmayı planlıyor. 

Drone ve sismik kameralar kullanacak

Yapay zekâ tabanlı çoklu kanal perakende uygulamaları çözümleri sunan REM People, teknolojiyi kullanarak daha çok hayat kurtarılabileceğine inanıyor. REM People, bu hedefle arama kurtarma faaliyetlerinde dünyada kullanılan teknolojileri Türkiye’ye getirip kullanacak. Kurum olarak ekipmanlar için yatırım yapacak olan REM People; termal kameralar, sismik ses dinleme cihazları, drone araçları ve yapay zekâ destekli sistemlere sahip olacak.

Beklenen İstanbul depremine, hazır olabilmek için kendi sivil savunma ekibini de kuran REM People, söz konusu ekibi AFAD’dan ve ilgili akredite kuruluşlardan alacağı profesyonel eğitimlerle hazırlayacak. Böylece olası bir deprem için sivil savunma bilinci oluşturulacak. Kurum, bu eğitimi de REM Akademi içindeki eğitim müfredatına ekleyecek.

REM People’ın CEO’su Bülent Peker, 1 yılın sonunda Türkiye’nin herhangi bir yerinde bir afetle karşılaşıldığında teknoloji ve ekipmanları kullanabilecek yetkinlikte insan kaynağıyla destek vermeyi hedeflediklerini söylüyor. Depremin ilk günlerinde üst yönetim olarak bölgeye intikal ettiklerini ve REM People’ın saha ekipleri ile birlikte aktif olarak arama kurtarma çalışmalarına katıldıklarını anlatan Peker, “Bölgede çalışırken teknolojinin nimetlerinin deprem gibi felaketlerde oynayabileceği hayati rolü gördük. Bizim hedefimiz de hep yapmaya alışkın olduğumuz şeyi; teknolojiyi kullanmayı, depremde de yapmaya devam etmek. Buradan çıkardığımız en büyük derslerden biri zararı minimuma indirebilmek için yine teknolojinin gücünden sonuna kadar yararlanmamız gerektiği” diyor.

Fidye yazılımı saldırılarından korunmak için 7 ipucu

Günümüzde yaygınlaşan fidye yazılım saldırılarının hem sıklığı hem de maliyeti gün geçtikçe artıyor. IDC’nin Fidye Yazılım Çalışması’na göre, kurumların %37’si bir tür fidye yazılımı saldırısının kurbanı olduklarını söylüyor.

Bazı araştırmalar ise bu saldırıların toplam maliyetinin 11 milyar dolardan fazla olduğunu gösteriyor. Başarılı fidye yazılımı saldırıları, daha kolay hedefler arayan siber suçluları cesaretlendiriyor. Siber koruma alanında küresel bir lider olan Acronis, fidye yazılımı saldırılarından korunmak için 7 ipucunu sıralıyor.

Fidye yazılımlarının finansal etkileri son yıllarda ön plana çıkıyor. %37’si bir tür fidye yazılımı saldırısına maruz kalan kurumlar için toplam maliyetin 11 milyar doları aştığı belirtiliyor. Tedarik zinciri saldırıları, çifte tehdit, RaaS, yamalanmamış sistem saldırıları ve kimlik avı gibi yöntemlerle gerçekleştirilen saldırılar güvenliği tehdit etmeye devam ediyor. Siber koruma alanında küresel bir lider olan Acronis, bu tür siber tehditlerden korunmak ve tüm önlemlerin alınmasına rağmen saldırıya uğrama halinde etkilerini hafifletmeye yardımcı olmak amacıyla, kendisini ya da şirketini fidye yazılımı saldırılarından korumak isteyenler için 7 ipucunu paylaşıyor. 

Fidye yazılımı saldırılarından korunmak için 7 ipucu

1. Sistemlerinizi düzenli olarak yedekleyin, Çok basit bir çözüm gibi görünse de verilerinizin her zaman yedeklendiğinden emin olmanız, fidye ödeme riskinden uzak olduğunuzu gösterir. Verileri yeniden yüklemek ve sistemlerinizi çalışır hale getirmek zor gibi görünebilir ancak günümüzün en etkili yedekleme çözümleri aslında kritik uygulamaların, sistemlerin ve verilerin hızlı ve güvenilir bir şekilde kurtarılmasını sağlar. Verileri yedekleme konusunda disiplinli bir yaklaşım benimsemek size siber saldırganlara karşı değerli bir avantaj sağlayabilir. 

2. Uygulamalar ve Sistemler İçin Düzenli Yama Yönetimi Kullanın,Tüm yazılım endüstrisi güvenlik açıklarına eğilimlidir. Yazılım uygulamalarının genel olarak iyileştirilmesi ve bilinen sorunlara çözüm sunmak için güvenlik güncellemeleri gerektiren bazı açıklar ortaya çıkabilir. Siber suçlular bu açıkların farkında ve onlardan faydalanmak, bilgisayarlara ve ağlara erişim sağlamak için hızlı çalışma konusunda oldukça yetenekliler. Hatta sıfırıncı gün açıklarını bile hedef alabilirler. Bu da bir güvenlik açığının farkına vardıklarında son derece hızlı hareket edecekleri anlamına gelir. Güvenlik açıklarına karşı korunmanın en iyi yolu, daha proaktif bir şekilde yama yapmayı önemsemektir. Günümüzde en iyi siber güvenlik çözümlerinin birçoğu yüzlerce uygulama ile çalışan otomatik yama yetenekleri sunuyor. Sonuç olarak, yamalanmamış bir güvenlik açığı yoluyla saldırı tehdidini en aza indirmek ve genel güvenlik duruşunuzu iyileştirmek mümkün.

3. İki Faktörlü Kimlik Doğrulamayı Etkinleştirin, İki faktörlü kimlik doğrulama önemli bir tavsiyedir ve siber güvenlik önlemlerinizi geliştirmeniz için size iyi bir yol sunar. Siber saldırganların sisteminize girmesini zorlaştırmak için atacağınız önemli adımlar arasında yer alır ve sizi hedef olmaktan kurtarabilir. Tam bir koruma sağlamasa da siber saldırganı uzaklaştırmak için göz önünde bulundurulmalıdır. Günümüzde kolay fırsatlar arayan saldırganlar için iki faktörlü kimlik doğrulama, ekstra çabaya değmeyeceği mesajını taşıyabilir. Güvenlik önlemlerinize ne kadar çok şey ekleyebilirseniz o kadar güvende olursunuz ve iki faktörlü kimlik doğrulama başlangıç için harika bir noktadır.

4. Neye Tıkladığınıza Dikkat Edin, Siber suçlular kötü niyetli e-postalar, bağlantılar ve ekler içeren yaygın oltalama saldırılarını hala kullanıyor ve ne yazık ki düşündüğümüzden daha başarılılar. Günümüzde hepimiz çok meşgulüz ve çoğu zaman gerektiği kadar dikkat etmiyoruz. Saldırganların hasar vermek için ihtiyaç duydukları tam erişimi elde etmek için tek bir yanlış tıklama yeterli olabilir. Yakın zamanda kötü niyetli bir aktörün sahte reklamlar oluşturarak kötü niyetli web sitelerine yönlendirdiği ünlü bir Facebook örneği yaşandı. Bu potansiyel hataların üstesinden gelmenin ihtiyatlı bir yolu, bağlantılara ve reklamlara tıklarken dikkatli olmak ve internet sitesini direkt adres satırına yazarak ziyaret etmektir. Bu fazladan bir önlem gibi görünebilir ancak yanlış harflerle dikkatlice oluşturulmuş (örneğin, “o” yerine bir “0” ve benzer alan adları) kötü URL’lerden kaçınmanın önemli bir yolu olabilir.

5. Güvenli Ağlar Kullandığınızdan Emin Olun, Siz veya çalışanlarınız restoran, kafe, havaalanı veya güvenli olmayan farklı yerlerde çalışıyorsanız, siber güvenlik risklerinizi gidermek için, her zaman sanal bir özel ağ (VPN) kullandığınızdan ve oturum açar açmaz başlayacak şekilde yapılandırdığınızdan emin olmalısınız. Sadece işletmeler için kullanılmayan VPN’leri herkese açık bir ağda olacağınız zaman da kullanmayı alışkanlık haline getirmelisiniz. Ekstra bir masraf gibi görünseler de kimliğinizi kaybetmenin veya bir fidye yazılımı saldırısına maruz kalmanın yüksek maliyeti ile karşılaştırıldığında kolay önlemler arasındadır.

6. Fidye Ödemeyin, Birçok kişi ve kurum saldırı sonrasında verilerini hızlı bir şekilde geri almak ve bu kötü deneyimi sona erdirmek için tutarını önemsemeden ödeme yapmayı düşünüyor. Ancak bazı nedenlerden dolayı fidye için ödeme yapmayı tavsiye etmiyoruz. İlk olarak siber suçluların vedettiklerini gerçekten yapacaklarının garantisi yoktur. Ayrıca saldırganların dikkatini çeken ilginç bilgiler ya da özellikle hassas veriler bulduktan sonra ikinci kez geri geldikleri birçok vaka yaşanıyor. Hiç kimse ödeme yapmazsa, siber suçluların giderek daha az başarılı olacağı ve fidye yazılımı saldırılarıyla kar elde etmeyi bırakacaklarını ön görüyoruz. Uzmanlar olarak, tüm toplumun faydalanmasına yardımcı olmak için sıfır tolerans yaklaşımını benimsememiz gerektiğine inanıyoruz.

7. Kötü Amaçlı Yazılımdan Koruma ve Fidye Yazılımlarına Yatırım Yapın, Günümüzün kötü amaçlı yazılım ve fidye yazılımı karşıtı siber güvenlik çözümleri son derece etkilidir ve size siber tehditlere karşı en iyi savunma şansı tanır. Örneğin, Acronis Cyber Protect, yerleşik MI tabanlı fidye yazılımı yeteneklerini kullanan güvenli fidye yazılımı koruması içerir. Son olarak, beyaz liste ve kara liste stratejilerinin kullanılması harika bir fikirdir ve siber güvenliğin iyileştirilmesinde son derece etkili olabilir. Bu durumda, varlıklar veya uygulamalar onaylanmış bir beyaz listede değilse otomatik kurulum için onaylanmazlar.

FT Partners Hisse Senedi Araştırma Platformu açtı

0

Financial Technology Partners (FT Partners), sadece finansal teknolojilere odaklanan ilk ve tek küresel yatırım bankası. Fintek ekosisteminde 20 yılı aşkın deneyimi bulunan FT Partners’ın yeni Hisse Senedi Araştırma Platformu, firmanın küresel danışmanlık tekliflerinin kapsamını genişletiyor. Yeni açılan bu platform bankanın araştırma sektörüne adım atması anlamına geliyor. Platformda şu anda 25 şirket hakkında analizler bulunuyor.

FT Partners Hisse Senedi Araştırma Platformu açtı

Analiz raporları ücretsiz

Bankanın bu konuda analiz üretmesi talebinin müşterilerden geldiğini belirten CEO Steve McLaughlin, geçen yıl analistlerle çalışmaya başladıklarını ve platformun hazırlığının bir yıl sürdüğünü belirtiyor. McLaughlin, sektörde Goldman Sachs & Co.’nun eski yatırım bankacısı olarak tanınıyor. Bankanın diğer yöneticileri de Goldman Sachs, Morgan Stanley ve J.P. Morgan’da deneyim kazanmış isimler.

FT Partners Hisse Senedi Araştırma Platformu’nun bazı özellikleri şöyle:

  • Nitelikli kurumsal yatırımcılara hiçbir ücret ödemeden ve alım satım/komisyon ödeme zorunluluğu olmaksızın derinlemesine araştırmalar ücretsiz olarak sunuluyor.
  • Hem kısa hem de uzun vadeli sonuçları göz önünde bulundurarak ve birden fazla değerleme metodolojisi kullanarak derin ve daha anlamlı senaryo tabanlı analiz ve finansal modelleme içeriyor.
  • Kurumsal yatırımcıların gerçek zamanlı olarak en iyi bilgiye dayalı yatırım kararlarına varmaları için gerekli tüm katmanları, içeriği ve bağlamı sağlarken, işlevsel olarak estetik ve sade arayüzlü.

10 yıllık öngörüyle hazırlanmış analizler

Başlangıçta iki düzineden fazla halka açık şirkette özkaynak araştırması kapsamını başlatan FT Partners Equity Research, fintek inovasyonunun önümüzdeki on yılını yönlendirecek önemli şirketlere odaklanıyor. Yayınlanan tüm araştırmalar, nitelikli kurumsal yatırımcılar için ücretsiz. Daha derin analizlere üyelik ücretiyle erişilebilecek.

20 Mart 2023 itibariyle analizleri hazırlanan şirketler şunlar: Adyen (ADYEN-NL),Affirm (AFRM), AvidXchange (AVDX), American Express (AXP), BILL (BILL), Coinbase (COIN), Expensify (EXFY), Flywire (FLYW), Global-e (GLBE), Robinhood (HOOD), Lemonade (LMND), Mastercard (MA), Marqeta (MQ), Nu (NU), PagSeguro (PAGS), Paymentus (PAY), PayPal (PYPL), Remitly (RELY), Shopify (SHOP), SoFi (SOFI), Block (SQ), Toast (TOST), Upstart (UPST), Visa (V), Wise (WISE-GB).

22 Mart’ta özel bir Zoom toplantısıyla platformun özellikleri tanıtılacak.

Multinet Up kullanıcılarına ait kişisel verilerin ihlal edildiğine dair iddiaları yalanladı

0

Bu hafta çıkan haberlerde Multinet Up kullanıcıların verilerinin, 27 Ocak tarihinde bir çalışan üzerinden gönderilen sahte bir kampanya maili ile çalındığı iddia edildi.

İddiaların gündem olmasının ardından Multinet Up tarafından yapılan açıklamada, “Yapılan incelemeler sonucunda, Multinet Up sistemlerinde herhangi bir sızıntı veya ihlal olmadığı tespit edilmiştir” denildi.

Multinet

İşte Multinet’in açıklaması

“Kullanıcılarına ait kişisel verilerin ihlal edildiğine dair iddiaları içeren haberlere ilişkin aşağıdaki bilgilendirmeyi yapma gereği gördük.

Kullanıcılarının veri güvenliğini hassasiyetle koruyan şirketimiz, haberde yer alan kart kullanıcımızın tarafımıza ulaşarak kendisine gönderilen eposta hakkında bilgi vermesinin ardından ivedilikle kapsamlı bir teknik inceleme başlatmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda, Multinet Up sistemlerinde herhangi bir sızıntı veya ihlal olmadığı tespit edilmiştir.

Elde edilen bulgular ışığında, kurumumuz adı kullanılarak kullanıcımıza gönderilen epostanın kurumumuzca hiçbir bağlantısı olmayan kişiler tarafından gönderildiği anlaşılmıştır.

Şirketimizin hukuk birimi, yaygın bir dolandırıcılık yöntemine (oltalama/phishing) örnek teşkil eden bu olayın herhangi bir kullanıcıya mağduriyet yaratmasının önüne geçmek adına, kamu yararı gözeterek olayı ilgili yasal mercilere taşımıştır.

Hiçbir kullanıcımız verilerinin gizliliği ve güvenliği konusunda endişe duymamalıdır. Ayrıca, Multinet Up resmi hesapları dışında maillerden ve sosyal medya kanallarından bu tür içerikler taşıyan mesajlara itibar edilmemesi, kişisel bilgiler ile özellikle banka bilgilerinin bu kişilere kesinlikle gönderilmemesi konusunda tüketicilerimizi önemle uyarırız.

Oltalama (Phishing) Saldırısı nedir?

Oltalama saldırısı, siber suçluların kullanıcıların kişisel bilgilerini, şifrelerini veya kredi kartı bilgilerini ele geçirmeye çalıştığı bir çevrimiçi dolandırıcılık yöntemidir. Oltalama saldırıları genellikle e-posta, metin mesajı veya sosyal medya üzerinden gerçekleştirilir.

Saldırganlar, bu tür saldırılarda, meşru bir kurum, banka, hükümet kurumu veya sosyal medya platformu gibi görünen sahte e-postalar veya mesajlar gönderir. Bu sahte iletişimler, kullanıcıyı genellikle kişisel bilgilerini girmeleri istenen sahte bir web sitesine yönlendirir. Kullanıcı bilgilerini girdiğinde, bu bilgiler doğrudan saldırganlara iletilir.

Oltalama saldırılarından korunmak için şu önlemleri alabilirsiniz:

  1. E-postaları veya mesajları dikkatlice kontrol edin: Göndericinin e-posta adresini ve bağlantıları kontrol ederek sahtekârlıkları tespit edebilirsiniz.
  2. Bilinmeyen veya şüpheli bağlantılara tıklamayın: Eğer bir e-posta veya mesaj şüpheli görünüyorsa, bağlantılara tıklamaktan kaçının.
  3. Güçlü şifreler kullanın ve düzenli olarak değiştirin: Güçlü ve benzersiz şifreler, hesaplarınızın ele geçirilmesini zorlaştırır.
  4. İki faktörlü kimlik doğrulama kullanın: Bu, hesabınıza erişimi sınırlandırarak saldırganların başarısını önemli ölçüde azaltır.
  5. Güncel yazılımlar ve güvenlik uygulamaları kullanın: Güncel yazılımlar ve güvenlik uygulamaları, bilinen güvenlik açıklarına karşı koruma sağlar.

Süper bilgisayar LUMI yılın yeşil veri merkezi ödülünü aldı 

Avrupa’nın en hızlı süper bilgisayarı olan LUMI süper bilgisayarı, 2023 Dünya Veri Merkezi Ödülleri’nde Yılın Yeşil Veri Merkezi ödülüne layık görüldü. Verilen bu ödül tamamı AMD destekli olan süper bilgisayarın, sürdürülebilirliğin itici bir tasarım ilkesi olduğu gösterdiği gibi aynı zamanda dünyanın en eko-verimli sistemlerinden biri olarak tanınmasını da sağlıyor.

HPE Cray EX sistemi, son yapılandırmasının ardından 375 petaflop (HPL, High-Performance Linpack) sürekli bilgi işlem gücüne sahiptir ve yapay zeka için dünyanın önde gelen platformlarından biridir. 100 hidroelektrik kullanmakta olan bu sistem, bulunduğu Finlandiya’nın Kajaani şehrinin yıllık bölgesel ısıtma ihtiyacının %20’sini karşılamaktadır ve yılda 12.400 ton CO2 azaltma potansiyeline sahiptir.

Dünya Veri Merkezi Ödülleri, veri merkezi endüstrisindeki insanların, yeniliklerin ve operasyonların olağanüstü mükemmelliğini ve LUMI’nin bilinirliğini, küresel ölçekte sürdürülebilir HPC operasyonlarında nasıl öncü olduğunu gösteriyor.

AMD EPYC ve AMD Instinct işlemciler, enerji tüketimini azaltmaya yardımcı olurken olağanüstü performans sunan, enerji verimliliği en yüksek x86 sunuculardan bazılarına güç veriyor. AMD’nin hedefi, 2020-2025 yılları arasında HPC ve yapay zeka eğitimi için sunuculara güç sağlayan AMD işlemcileri ve hızlandırıcıları için enerji verimliliğinde 30 kat artış sağlamaktır. Şirket bu hedefe doğru emin adımlarla ilerlemektedir. AMD, 2020 taban çizgisine göre enerji verimliliğinde 6,79 kat iyileştirmeye ulaşmıştır.

Ayrıca, yeni AMD 4. Nesil EPYC işlemcilerin piyasaya sürülmesinin ardından müşteriler, bilgi işlem ihtiyaçlarını karşılamaya devam etmek için daha az sayıda ve daha güçlü sunucular kullanabilecek. Bu yüksek verimli veri merkezi işlemcileri, rakiplerine göre 2,8 kata kadar daha fazla performans sunarken %54 daha az güç tüketiyorlar. 

Motor üretimde yeşil alüminyum devri

Karbon Nötr hedefine yönelik her geçen gün önemli yeşil adımlar atan ve sürdürülebilir projeler geliştiren Yamaha Motor üretimde yeşil alüminyum kullanmaya başladığını duyurdu. Sürdürülebilirlik alanında üretim sürecinde yeşil alüminyuma geçen ilk Japon şirket olan Yamaha Motor, 2050 yılına kadar kullanımı daha geniş bir üretim prosesine yaymayı planlıyor. 

Mobilite sektöründe geleceği şekillendiren öncü projelere imza atan Yamaha Motor, 2050 Çevre Planı çerçevesinde üretim ve ticari odaklı tüm faaliyetlerinde karbon nötrlüğünü hedefliyor. CO2 seviyeleri ve çevresel ayak izini azaltmanın yanı sıra karbon dengelemesine olanak tanıyan teknolojiler ve projeler geliştirmeye odaklanan Yamaha Motor üretimde yeşil alüminyuma geçiş yaparak önemli bir adım attı. Yeşil alüminyum, geleneksel olarak rafine edilmiş alüminyuma kıyasla yaklaşık yüzde 60 daha az karbondioksit yayıyor ve yenilenebilir enerji kullanılarak rafine ediliyor. Alüminyum parçalar, motosiklet ürünlerinin toplam araç ağırlığının yüzde 12 ile yüzde 31 kadarını oluşturuyor. Üretimde yeşil alüminyumun benimsenmesi, ürün yaşam döngülerinin bir parçası olarak hammadde üretimi sırasında karbondioksit emisyonlarının azaltılmasına olanak sağlıyor. 

Yeşil alüminyumu ilk olarak yüksek hacimli modellerin ve arazi motosikletlerinin belirli parçalarının üretiminde kullanmaya başlayan Yamaha Motor, kısa vadeli süreçte tedarik hacminin izin verdiği ölçüde yeşil alüminyumun kullanım aralığını genişletmeyi planlıyor. Sürdürülebilir yaşam döngüsüne yönelik atılan bu önemli adımın, 2050 yılına kadar tüm ticari faaliyetlerinde karbon nötrlüğü elde etme çabalarının ve 2050 yılına kadar yüzde 100 sürdürülebilir malzemeye geçiş hedefinin bir parçası olduğunun üstünü çizen Yamaha Motor Türkiye Genel Müdürü Hakan Kaya, “İnsanlara heyecan verici, özgür ve daha tatmin edici bir yaşam sunma vizyonu ile hareket eden markamız bu misyona ulaşmak için çevre odaklı girişimlere her geçen gün yenisini ekliyor. Geçtiğimiz yıl kurulan Yamaha Motor Sürdürülebilirlik Fonu da bu alanda   atılan oldukça önemli bir gelişmeydi. Fon, çevresel sorunları çözmeye çalışan, çok sayıda şirketle iş birliğine dayalı ilişkiler geliştirmeyi ve daha iyi bir dünya yaratmaya katkıda bulunmayı amaçlıyor. Şimdi ise üretimde gerçekleştirdiğimiz yeşil alüminyuma geçiş süreciyle sürdürülebilirlik gelişimimizi bir adım daha ileri taşıdık. İnsana ve çevreye iyi gelecek teknolojiler üretmek tek amacımız” dedi. 

İsrailli araştırmacılar “süper deniz yosunu” üretti

0

Tel Aviv Üniversitesi (TAÜ) ve İsrail Okyanus Bilimi ve Limnolojik Araştırma Enstitüsü’nün yürüttüğü yenilikçi bir çalışma, deniz yosununun medikal değerini önemli ölçüde artırmayı başardı. Bu çalışma deniz yosununun geleceğin süper gıdası olabileceğini, ayrıca ilaç ve kozmetik endüstrilerinde kullanılabileceğini gösteriyor. Ancak daha büyük miktarlarda deniz yosununa ihtiyaç var. Bunun için, sağlıklı denizlerde doğal şekilde üretimini artırmak gerekiyor.

Faydaları konusundaki araştırmalar çok yeni

Makroalg olarak da bilinen deniz yosunu, kıyı deniz ekosisteminin temelini oluşturan deniz bitkilerinden biri. Deniz yosunu karbondioksiti emiyor ve çevreye oksijen veriyor. Böylelikle suya oksijen sağlayarak, çok sayıda balık ve omurgasız türü için yiyecek, yaşam alanı ve barınak sağlıyor. Oysa çoğu kişi deniz yosununun insanlar için faydalı olan çeşitli biyoaktif bileşikler ürettiğini henüz dikkate almıyor.

Deniz yosunları gelgitler, UV ışınları ve güneş radyasyonu sebebiyle ölebiliyor. Araştırmacılar deniz yosununun dayanıklılığını artırmayı amaçlayan bir önceki çalışmalarında buna çeşitli proteinler ve mineraller ekledi. Bu yeni çalışmada ise üretiminin artmasını sağlamanın yollarını araştırdılar ve deniz yosununun faydalı doğal bileşikler ve malzemeler üretme kabiliyetini önemli ölçüde artırdılar. İsrail medyası bu araştırmayı “süper deniz yosunu” başlığıyla duyuruyor.

İki katı antioksidan konsantrasyonu

Bu yeni araştırmada, biyoaktif bileşiklerin üretimini arttırmak amaçlandı ve örneğin bileşik türlerinden antioksidanların konsantrasyonu iki katına çıktı. Güneş ışığını bloke eden konsantrasyonlar üçe katlandı ve medikal değeri olan koruyucu pigmentler 10 kat güçlendi.

Sürdürülebilir deniz yosunu yetiştiriciliği

Entegre su ürünleri yetiştiriciliğinde, deniz yosununu balık yetiştiriciliği ile birleştirmek yenilikçi ve sürdürülebilir bir yaklaşım. Bu yöntem aynı zamanda deniz suyunu arıtmayı ve olumsuz çevresel etkileri en aza indirmeyi sağlama potansiyeline sahip.

Deniz yosunu yetiştiriciliği çevre dostu, ekolojik dengeyi koruyor ve insan kaynaklı aşırı kirleticileri en aza indirerek çevresel riskleri azaltıyor, sera gazı emisyonunu azaltıyor ve karbon ayak izini düşürüyor. Bu sebeplerle, deniz yosunu yetiştiriciliği, kirlilik, habitat kaybı ve iklim krizi gibi küresel çevresel zorluklarla başa çıkmaya yardımcı olabilir.

Kanser ilacı veya antibiyotik üretiminde kullanılabilir

Araştırmacılar, gelecekte deniz yosununun kanser ve diyabet ilaçları, anti-inflamatuar, anti-viral ve antibiyotik ilaçlar için hammadde olarak kullanılabileceğini düşünüyor. Geliştirdikleri yeni teknik, deniz yosununu küresel su ürünleri endüstrisine dahil etme potansiyeline sahip. Bu araştırma İsrail’in deniz yosunu biyoteknolojisinde lider olması sağlayabilir.

Araştırmacılar İsrail kıyılarının yerel yosun tipleri Ulva, Gracilaria ve Hypnea’ya odaklandı. Bu yosunlar balıkların bulunduğu alanlarda daha fazla görülüyor. Deniz yosununun yapısını değiştiren bu çalışma ile geleceğin süpergıdasını bulduklarına inanıyorlar.

Araştırma Marine Drugs dergisinde ““Enhancing Bioproducts in Seaweeds via Sustainable Aquaculture: Antioxidant and Sun-Protection Compounds” (Sürdürülebilir Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yoluyla Yosunlardaki Biyo Ürünlerin Geliştirilmesi: Antioksidan ve Güneşten Korunan Bileşikler) başlığıyla yayınlandı.