YTÜ Fide Hızlandırma Programı’na başvurular başladı

Üst üste 3 kez kazandığı birincilikle Türkiye’nin en başarılı teknoparkı olan YTÜ Yıldız Teknopark ile Türkiye'nin en büyük bilgi teknoloji şirketlerinden Ziraat Teknoloji ortaklığında hayata geçirilen Fide Hızlandırma Programı, bankacılık ve finans alanlarında hizmet sunan kurum ve kuruluşlara yenilikçi ve inovatif çözümler geliştiren girişimler yetiştirmeyi amaçlıyor. Dijital bankacılık, online ödeme sistemleri, yapay zeka uygulamaları, dijital finans materyalleri, veri öğrenmesi ve robotik alanda ürün veya hizmet geliştiren girişimciler için oluşturulan programda girişimcilere; eğitim ve mentorluk, finans ve iş ağlarına erişim ile birebir danışmanlık olanakları sağlanıyor.

Projesi beğenilen girişimcilere ek olanaklar sağlanıyor

6 ay boyunca devam edecek programda aldıkları eğitim ve mentorluk seanslarıyla girişimlerini geliştirme hakkı kazanan girişimcileri; iş fikirlerini sunmak, yatırımcı ve iş ortaklarıyla buluşmak üzere bir de demoday bekliyor. Demoday’in bitiminde yatırımcılar tarafından projesi beğenilen girişimcilere; Ziraat Finans Grubu’nun ağına erişim, Ziraat Finans Grubu ile çalışma imkanı, teknoloji ve entegrasyon desteği, alanında uzman mentorlarla çalışma fırsatı, global pazarda duyuru desteği, finansal teknoloji alanında ulusal ve uluslararası spesifik eğitimler, YTÜ Yıldız Teknopark ve Ziraat Finans Grubu’nun geniş network ağına erişim fırsatı, program paydaşlarından yatırım alma imkan ve YTÜ Yıldız Teknopark ofis alanı kullanım imkanları sağlanacak.

YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdürü Orhan Tanışman: Girişimcilerimizin yatırımcılara ulaşımını kolaylaştıracağız

YTÜ Yıldız Teknopark olarak odaklandıkları finans ve sigorta teknolojileri, sağlık teknolojileri, oyun teknolojileri ve mobilite dikeylerinde pek çok faaliyetlerinin bulunduğunu ifade eden YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdürü Orhan Tanışman, “Finans teknolojileri alanında attığımız bu adım ile dijital finans materyalleri, online ödeme sistemleri, yapay zeka uygulamaları gibi konularda ürün veya hizmet geliştirmek isteyen tüm girişimcilerimize pek çok fırsat sunuyoruz. Ziraat Teknoloji ortaklığında hayata geçirdiğimiz Fide Hızlandırma Programı’na dahil olacak girişimlerimizi bekleyen olanaklardan ilki eğitim ve mentorluk desteği. Program kapsamında girişimcilerimiz için Yeni Nesil Fintek Modelleri, Risk Yönetimi, Blockchain, Ödeme Sistemleri, Finans Sektörü Hukuk Sistemi, Veri Analitiği, İnsan Kaynağı Yönetimi ve Dijital Pazarlama gibi konularda alanında uzman kişiler tarafından eğitim ve mentorluk aktiviteleri düzenlenecek. Öte yandan her girişimin farklı ihtiyaçları olduğunun da farkındayız. Bu sebeple girişimlere özel danışmanlık programları düzenleyeceğiz. Program danışmanları ihtiyaca odaklı görüşmeler yaparak problemlere çözümler arayacak. Fide Hızlandırma Programımız kapsamında Ziraat Finans Grubu ve YTÜ Yıldız Teknopark'ın var olan iş ağı sayesinde girişimlerimizi yatırımcılar ve fonlarla buluşturarak sermayeye ulaşmaları da kolaylaştıracağız.” diye konuştu. Ziraat Teknoloji Genel Müdürü Osman Tanaçan “Dijitalleşme ihtiyacıyla birlikte finans kuruluşları FinTech’ler ile iş birliklerini arttırdı” Sayıları gittikçe artan FinTech’lerin, değişen müşteri ihtiyaçları doğrultusunda finans kuruluşları ve bankaları geleneksel ürünlerin dışına çıkardığını belirten Ziraat Teknoloji Genel Müdürü Osman Tanaçan, “Araştırmalar; 2015-2020 arasında dünya çapında FinTech alanında her yıl ortalama yaklaşık 30 milyar USD yatırım yapıldığı, önümüzdeki beş yıllık dönemde yatırımların yıllık ortalama yüzde 23 oranında büyüyeceğini gösteriyor. Finansal kurumların yüzde 89’u mevcut kaynaklarını kullanmak yerine iş birlikleri ile yeni ürün geliştirmeyi tercih ediyor ve yüzde 60’ı FinTech’leri partner adayı olarak düşünüyor.” diye konuştu. Dijitalleşme ihtiyacıyla birlikte finans kuruluşlarının müşteri odaklı çalışmalarını arttırdıklarını ve FinTech’ler ile iş birliği yaptıklarını dile getiren Tanaçan, “Böylece FinTech’ler çeşitleniyor ve sundukları ürünü/servisi müşteriye özel kişiselleştirebiliyor. Biz de Ziraat Teknoloji olarak YTÜ Yıldız Teknopark ile birlikte inovatif dijital bankacılık/mobil bankacılık çözümleri, online ödeme sistemleri, blockchain tabanlı finansal uygulamalar, yapay zeka entegrasyonu ile yenilikçi ürün ve hizmetler, açık bankacılık/platform bankacılığı, kobilere ve müşteriye deneyimine yönelik dijital çözümler, makine eğitimi ile finansal veri analitiği çözümleri, veri analitiği platformları ile robotik süreç otomasyon araçları konusunda Fide Hızlandırma Programı’nı başlattık. Bu sayede Ziraat Finans Grubu’nun dijitalleşme hızını arttırmayı ve ekosisteme katkı sağlamayı hedefliyoruz.” dedi.

NFT ticareti yüzde 21 bin artış gösterdi

NFT veri şirketi Nonfungible.com’un yeni bir raporuna göre, değiştirilemez token satışları 2021’de 17 milyar doları aştı. BNP Paribas’ın sahibi olduğu araştırma firması L’Atelier ile geliştirilen çalışma, NFT ticaretinin 2021 yılında 17.6 milyar dolara ulaştığını ve 2020’deki toplam 82 milyon dolarlık yüzde 21.000’lik göz alıcı artışı yansıttığını söyledi. NFT’ler, blok zincirinde belirli bir dijital öğeye kimin sahip olduğunu takip eden takas edilebilir varlıklardır. 2021 yılında NFT’ler ana akıma büyük ölçüde girdiler. Dijital sanatçı Beeple’ın bir kolajını temsil eden bir token, Christie’s müzayedesinde 69 milyon dolarlık rekor bir fiyata satılırken, Bored Ape Yat Kulübü gibi popüler koleksiyonlar Jimmy Fallon’dan Snoop Dogg’a kadar ünlü alıcıları cezbetti. Nonfungible.com’un kurucu ortağı Gauthier Zuppinger, CNBC’ye verdiği demeçte: “Geçen yıl boyunca üstel bir büyüme gördük” dedi.

Veri merkezleri ev ısıtmada kullanılabilir mi?

0
Fin kamu kuruluşu Fortum yaptığı açıklamada, başkent Helsinki ve çevresindeki evleri ve işletmeleri ısıtmak için iki yeni Microsoft veri merkezinden gelen atık ısıyı kullanacağını ve aynı zamanda karbon emisyonlarını azaltacağını söyledi. Microsoft eş zamanlı olarak, yenilenebilir enerji ile güçlendirilecek veri merkezlerinin inşası için planlarını duyurdu ve konumları bilgisayar sunucularının soğutulmasından kaynaklanan ısının geri dönüştürülmesine izin verecek şekilde seçildi. Bölgesel ısıtma, Finlandiya’da yaygın olarak kullanılmaktadır. Önceden yalıtılmış yeraltı borularından sıcak su pompalamaktadır ve geleneksel olarak fosil yakıt kaynaklarına dayanmaktadır. Fortum, Helsinki metropol bölgesinde 900 kilometre uzunluğunda ve 250.000 kullanıcıya hizmet veren bir yeraltı boru sistemi işletmektedir. İki firma, tamamlandığında, veri merkezlerinin sistemin ısı kaynaklarının yüzde 40’ını oluşturacağını söyledi. Fortum, veri merkezlerinden ısı yakalama tarafı yatırımının 200 milyon Euro olarak tahmin edildiğini ve bunun yılda 400.000 ton CO2 emisyonunu azaltacağını söyledi.

E-ticaret sektörünün nabzı ETİD 2022’de tutuldu!

Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD), 2022 yılının ilk Sektör Buluşması’nı 23 Mart 2022 Çarşamba günü Hilton İstanbul Bomonti’de gerçekleştirdi. ETİD Yönetim Kurulu Başkanı Emre Ekmekçi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya; 130 firmadan 250’ye yakın sektör temsilcisi ve basın mensupları katıldı.

Papara ve Uyumsoft’un platin, Defacto, Paycell, Pınaronline, PttAVM, Rubi Brands ve Trendyol’un altın sponsorluğunda gerçekleşen etkinlikte e-ticaret sektörü tüm yönleriyle ele alındı. İşte ayrıntılar…

E-ticaret sektörü 2022 yılını 560 milyar TL ile kapatacak

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan ETİD Yönetim Kurulu Başkanı Emre Ekmekçi, 2021 yılında online alışveriş harcamalarının geçen yıla göre büyüme ivmesini devam ettirerek cirosal bazda 400 milyar TL’lik işlem hacmine ulaştığının altını çizdi.

ETİD’in faaliyetleri ve sektöre ilişkin bilgiler veren Ekmekçi, “ETİD kuruluşundan bu yana e- ticaret sektörünün geliştirilmesi adına çalışmalarını yürütüyor. Sektörün temsil ihtiyacının karşılanması için verdiğimiz hizmetleri sürekli geliştirerek üyelerimizle birlikte Türkiye’deki e- ticaret payının yüzde 95’inden fazlasını karşılıyoruz.

Dernek olarak, ana misyonumuzu sektörün öncüsü olmak, sağlıklı büyüme ve doğru regülasyonları sağlamak oluşturuyor. Beklenen ve ciddi değişikliklerin öngörüldüğü yeni e-ticaret yasası bu yıl hayata geçecek. Bu yasa çerçevesinde ilgili devlet kurumları ile yakın temas kuruyoruz. Dernek olarak gündemimizdeki diğer önemli konuları sektördeki istihdamın artırılması ve networking organizasyonları oluşturuyor.

Faaliyet gösterdiğimiz sektör, çok yeni ve hızla büyüyen bir sektör. Dolayısıyla sektör paydaşlarını yılda dört kez bir araya getirdiğimiz networking organizasyonlarıyla, sektörün büyümesine ve gelişmesine katkı sağlamak bizler için büyük önem taşıyor.

Ayrıca Türkiye’nin en değerli üniversiteleriyle iş birliği içerisinde, istihdam oranlarının artırılması ve e-ihracatın yaygınlaşmasını amaçlayan çalışmaları hayata geçiriyoruz. Pandemi ile birlikte tüketici alışkanlıkları da değişti.

Tüketiciler online alışverişe alıştı, üreticiler ve perakende sektörü de e-ticaretin ulaşılabilirliği, düşük maliyeti ve fırsatlarına uyumlu hale geldi. Türkiye’de e-ticaret sektörü yıllık olarak yüzde 65 oranında büyüyor. Bu büyüme ivmesinin sürmesini ve 2022’de sektör cirosunun 560 milyar TL’yi geçeceğini öngörüyoruz” dedi.

Küresel lityum iyon pil kapasitesi beş kat artacak

Danışmanlık kuruluşu Wood Mackenzie yaptığı açıklamada, küresel lityum iyon pil kapasitesinin 2021’den 2030 yılına kadar beş kat artarak 5.500 gigawatt-saat’e (GWh) çıkabileceğini söyledi. Wood Mackenzie pil tedarikinin bu yıl sınırlı kalacağı konusunda uyardı. Wood Mackenzie danışmanı Jiayue Zheng, “Elektrikli araç pazarı, lityum iyon pil talebinin neredeyse yüzde 80’ini oluşturuyor ve yüksek petrol fiyatları, daha fazla pazarın sıfır emisyonlu ulaşım politikalarını hayata geçirmesini destekliyor ve bu da lityum iyon pil talebinin hızla artmasına neden oluyor” dedi. ABD’li otomobil üreticileri Ford Motor Co (FN) ve General Motors Co (GM.N), Ford’un 2024 yılına kadar Avrupa’da yedi elektrikli model piyasaya sürmeye ve Avrupa için ikinci bir elektrikli otomobil üretmek üzere Volkswagen ile ortaklığını derinleştirmeye karar vermesiyle birlikte kısa süre önce EV genişleme planlarını açıkladılar. GM, yeni tesisin 2025 yılına kadar faaliyete geçmesi hedefiyle Kanada’da pil malzemeleri yapmak için Güney Koreli POSCO Chemical ile ortaklık kurdu.

Yazılımcılar çalışma ortamında ne istiyor?

Hired tarafından 2.000’den fazla yazılım mühendisi ile yapılan bir anket, geliştiricilerin sağlıklı iş-yaşam dengesini ve ofis merkezli olmayan esnek bir rutini destekleyen istihdama giderek daha fazla öncelik verdiğini buldu. Geliştiriciler, “teknoloji dünyasının olmazsa olmazı” haline gelen ve işverenlerin rakipleriyle rekabet ederken dikkat etmesi gereken bir şey olan profesyonel gelişim ve kariyer gelişimi için açık fırsatlar sunan işverenlere de çekici geliyor. Ankete katılan neredeyse tüm yazılım mühendisleri, ideal bir çalışma ortamı için temel unsurların harika yöneticiler, iyi geçindikleri ve onlardan öğrenebilecekleri iş arkadaşları ve çalışma saatlerinde esneklik olduğunu söyledi. Raporda: “Artık sadece uzaktan çalışma ve işe gidip gelmekten kaçınma seçeneği sunmak yeterli değil. İşverenlerin esnekliği daha geniş bir şekilde benimsemesi, çalışanlara katı 9-5’in sınırları olmadan kendi zamanlarını ve çalışma programlarını yönetme özgürlüğü sağlaması gerekiyor” denildi. Hired, işverenlerin toplantı politikalarını yeniden değerlendirmelerini ve “hangilerinin gerçekten gerekli olduğuna ve bunun yerine eş zamansız olarak ne yapılabileceğine eleştirel bir bakış atmalarını” önerdi.

Sağlıkta nesnelerin internetini destekleyen 3 teknoloji

Sağlık hizmetlerinde Nesnelerin İnterneti ile ilgili tartışmalar birkaç yıldır devam ediyor. Ancak potansiyel faydaların tamamını anlamaya yeni başlıyor olabiliriz. IoT, hastanelere kayıt tutma konusunda yardımcı olmaktan sağlıkla ilgili giyilebilir cihazların kalitesini iyileştirmeye kadar sağlık hizmetlerini sayısız şekilde etkilemeye başlıyor. Katmanlı üretim Daha yaygın olarak 3D baskı olarak adlandırılan eklemeli üretim, sağlık alanında her türlü kolaylığı sağlıyor. Bu teknolojiye IoT perspektifinden bakıldığında, sağlık ağlarında çeşitli amaçlara hizmet eden yeni cihazların hızlı prototiplenmesi ve tasarımında da yardımcı olabilir. Ueni bir giyilebilir cihaz veya yeni bir sensör tipine ihtiyaç duyulduğunda, 3D baskı tasarımı hızlı bir şekilde üretebilir. Gelişmiş PCB Tasarımı IoT bağlantılı cihazları ve sağlık hizmetlerinde yarattıkları etkiyi düşündüğümüzde, baskılı devre kartı cephesinde de nelerin değiştiğini düşünmeye değer. Altium’un PCB tasarım hizmetlerine genel bir bakış olarakTasarım yazılımı artık “devreleri kolaylaştırma” anlamına geliyor. Bu, sürecin basit olduğu anlamına gelmez, ancak en karmaşık, çok katmanlı PCB’lerin her son ayrıntısının bile tam olarak amaçlandığı gibi oluşturulabilmesini sağlamak için şu anda yürürlükte olan güçlü tasarım sistemleriyle konuşuyor. 5G Ağları HealthTech’in sağlık hizmetlerinde 5G analizi, bu ağların bakımı genişleteceği ve sistemlerin verileri işleme yeteneğini geliştireceği fikirlerine değiniyor. Şu anda, sağlık hizmetlerinde IoT, aslında her zaman gerektiği kadar iyi veya verimli şekilde kullanılmayan çok büyük miktarda verinin toplanmasıyla bağlantılı. Ancak 5G ağları ile bu veri yığınlarının yönetimi daha kolay olacak ve cihazlar daha uzak mesafelerde daha iyi bağlı kalabilecek. Bu faydalar tek başına sağlık hizmetlerinde IoT için önemli faydalar anlamına gelecektir.

Bankacılık sektöründe IoT uygulamasının avantajları neler?

Bankacılık sektöründe IoT uygulamaları gün geçtikçe yaygınlaşıyor. Finansal kurumlar, belirli hedef kitlelerinin BT çözümlerinde para işlemlerinin yönlerini basitleştirmelerine yardımcı olacak acil atılımlara ihtiyaç duyduğunun farkına varıyorlar. Bankacılık sektörü genelinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve müşteri katılımını artırmak için taşınabilir cihazlar tanıtılmaktadır. Ayrıca, müşterilerin bankacılık hizmetlerine yönelik sadakat oranını, erişilebilir ve kullanışlı hale getirerek artırır. Şu anda bankalar, aşağıdakileri içeren en yenilikçi ve benzersiz IoT çözümlerinden birkaçını kullanıyor: Ses bankacılığı – Bu teknoloji veya hizmet ile kullanıcılar bankacılık işlemlerini sesli asistanlar yardımıyla yapabilirler. Artık faturalarını ödeyebilir, bakiyeleri kontrol edebilir ve hatta alışveriş yapabilirler. Akıllı Şubeler – Bankacılık sektörü tarafından uyarlanan akıllı şubeler, müşterilere olumlu bir dijital deneyim sunuyor. Bu sayede kullanıcılar kart kullanmadan ATM’lerden rahatlıkla para çekebilirler. Ayrıca akıllı şubeler üzerinden özel talepler doğrultusunda kartları erken teslim alabilmektedir. İnsanlar, doğrudan ATM’de yerleşik olarak bulunan video konferans yoluyla banka çalışanlarıyla iletişim kurmak için bunu kullanabilir. Kimlik Doğrulama Yöntemleri – Finans kurumları tarafından kimlik doğrulaması için önerilen birçok farklı türde kimlik doğrulama yöntemi vardır. Müşteriler artık herhangi bir veriden ödün vermeden kullanıcı kimliklerini hemen alabilirler.

5G ile kalifiye insan gücü ihtiyacı artıyor

Hindistan, 2025 yılına kadar ülke Nesnelerin İnterneti (IoT), Yapay Zeka (AI), robotik ve bulut bilişim gibi 5G merkezli teknolojilere yaklaştıkça 22 milyon nitelikli insan gücüne ihtiyaç duyacak. Telekom Sektörü Beceri Konseyi (TSSC) CEO’su Arvind Bali verdiği demeçte: “IoT, yapay zeka, makine öğrenimi, büyük veri, bulut bilişim ve robotik süreç otomasyonu gibi teknolojiler göz önüne alındığında, yaklaşık 22 milyon işçinin endüstriye ayak uydurmak için beceri veya becerilerini geliştirmesi gerekecek” dedi. Hindistan, hem elektronik hem de insan kaynakları için küresel bir tedarikçi olmaya hazırlanıyor ve bunu başarmak için hem endüstri hem de akademi katılımı ile genişletilmiş bir beceri ağı oluşturmaya ihtiyaç duyulacak. Hindistan’ın telekom sektörü şu anda telekom servis sağlayıcıları Reliance Jio, Bharti Airtel, Vodafone Idea ve devlet tarafından işletilen Bharat Sanchar Nigam Limited (BSNL) ve çok uluslu teknoloji satıcıları ile çalışan yaklaşık yüzde 60’a yakın doğrudan işgücüne sahip yaklaşık 4 milyon işçi istihdam etmektedir.

Veritabanına yapılan saldırılar bir dedektif gibi Dataskope ile nasıl tespit edilir?

0
Teknoloji sektörünün önde gelen etkinliklerinden IDC Güvenlik Zirvesi, lider üretici ve markaların sunumları, konuşmalarıyla bilgilendirici bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Siber Güvenlik alanında veri güvenliği denilince akla ilk gelen firmalardan olan Karmasis, Platin Bilişim’in davetlisi olarak katıldığı etkinlikte, tamamen kendi mühendisleri tarafından geliştirilen Dataskope’u anlattığı workshop’uyla ilgi odağı oldu. Etkinlikte genel itibariyle (Database Activity Monitoring) Dataskope’un tehditleri önceden nasıl algıladığı ve veri ihlaline karşı nasıl önlem aldığı üzerine konuşuldu.

Dataskope veritabanına gelen istekleri anında kayıt altına alıyor

Kişisel ve kritik bilgi içeren bütün veritabanlarında yöneticilerin ve üçüncü parti bağlantı kuran kişilerin veritabanı üzerinde yaptığı işlemlerin kayıt altına alınmasını sağlayan Dataskope Türkiye’nin lider markaları tarafından kullanılarak veri güvenliği zincirinin bir halkasında yer alıyor. Katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşen etkinlik süresince Dataskope’un kritik özelliklerini anlatan Karmasis İş Geliştirme Müdürü Burak Baysal, tamamen Karmasis mühendisleri tarafından geliştirilen bu yeni sistemin veritabanı sunucularına yapılan istekleri anlık olarak kayıt altına almasının önemine değindi ve merak edilenleri aktardı. Siber saldırılara karşı işlemlerin anlık takibinin kurumlar için hayati rol oynadığının altını çizen Burak Baysal, “ihlallerin önüne geçmek üzere bütünsel yaklaşım sunan denetleme mekanizmamız Dataskope (Database Activity Monitoring) işlemleri anlık şekilde kayıt altına alarak, gerekli uyarıların zamanında yapılması ve önlemlerin zamanında alınmasına yardımcı oluyor” diyerek ürünün özelliklerini detaylandırdı. “Bu süreçte ise veritabanı üzerindeki işlemlerin kayıtlarının manipüle edilmesinin önüne geçerken regülasyonlara uygun şekilde kayıt alıyor. Zamanında uyarı ve önlemin kurumların ani tehlikelerle karşı karşıya kalmasını önlediği gibi sonrasında yaratacağı tahribata da engel olarak şirketlerde hem itibar hem de maliyet kaybına karşı koruyor. Türkiye Global Siber Güvenlik Endeksine göre 2019 – 2020 arasında siber saldırıların oranı %80’in üzerinde artış gösterdi. Tahmin edeceğiniz gibi 2021’de bu rakam daha da arttı ve 2022’de de artmaya devam edecek.Dataskope DAM ürünü ise yabancı menşeili ürünlerin karşısında yeni nesil teknolojisi ile çok kısa bir sürede birçok kritik kurum tarafından tercih edilir hale geldi.”

THY’den gençlere iş fırsatı: Take-Off Jr. başladı!

1933 yılında 5 uçaktan oluşan bir filo ile kurulan ve ülkemizin en değerli markalarından birisi haline gelen Türk Hava Yolları, 372 (yolcu ve kargo) uçaklık filosu ile 284 uluslararası, 50 yurtiçi olmak üzere dünyada 128 ülke ve 334 noktaya uçmakta. Bu kapsamda THY birçok kişinin çalışmak istediği şirketlerin başında geliyor. THY’nin başlattığı Take-Off Jr. isimli programın değerlendirme süreçlerini başarıyla tamamlayan yetenekli ve dinamik adaylar tam zamanlı çalışma düzeniyle 60 bin kişilik Türk Hava Yolları ailesinin birer üyesi olacak.

THY’de çalışma fırsatı için son tarih 28 Mart

İşe alımların gerçekleştirileceği alanlar şu şekilde;
  • İnsan Kaynakları ve Destek Üniteleri,
  • Kalite & Teknik,
  • Mali İşler,
  • Uçuş Operasyonları,
  • Planlama,
  • Pazarlama & Satış,
  • Turkish Cargo,
  • Yatırım & Anlaşmalar,
  • Bölgesel Uçuşlar
Doğum tarihi 1 Ocak 1994 ve sonrası olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gençlere seslenen ilana lisans son sınıf öğrencileri ve mezunlar başvurabilecek. İlanda, iyi derecede İngilizce bilen, iletişimine ve gelişimine önem veren, yeni ve uygulanabilir fikirler üretebilen, takım çalışmasına yatkın gençlerin tercih edileceği belirtiliyor. Türk Hava Yolları’nın kariyer.thy.com uzantılı web portalında yayında olan ilana son başvuru tarihi ise 28 Mart saat 15.00 olarak belirlendi.

Amazon’dan Türkiye’ye 100 milyon dolar yatırım: 1000 kişi istihdam

Amazon, bugün yaptığı açıklamayla Türkiye’deki yatırım planlarını kamuoyu ile paylaştı. Amazon, 2022 Sonbahar döneminde İstanbul’da açmayı hedeflediği Türkiye’deki ilk lojistik üssü ile bir yılda bini aşkın çalışan için istihdam yaratmayı planlıyor. Yeni kurulacak lojistik üssü için 100 milyon doların üzerinde bir yatırım planlanırken, son dönemde artan müşteri talebinin karşılanması hedefleniyor.  Türkiye’de 2018 yılında hizmete giren Amazon.com.tr, kuruluşundan bu yana müşterilerine milyonlarca ürünü uygun fiyat ve hızlı teslimat seçenekleriyle sunmanın yanı sıra, bugüne kadar 500’ü aşkın kişiye istihdam yarattı. Amazon, uzun vadeli iş stratejileri doğrultusunda Türkiye’de devreye alınacak lojistik üssü ile bölgede nitelikli istihdam sağlarken, Amazon müşterilerine sunduğu hızlı ve güvenilir teslimat hizmetlerine de devam edecek.  

Amazon lojistik üssü ile ilk yılında bini aşkın kişi için istihdam yaratacak

Amazon, Tuzla’da kurulacak yeni Amazon Lojistik Üssü için mühendislik, insan kaynakları, muhasebe, operasyon ve bilgi işlem (IT) gibi merkez fonksiyonları için işe alım süreçlerini başlatırken, müşteri hizmetleri ve lojistik ekipleri için alımlar ise önümüzdeki aylarda başlayacak. Amazon halihazırda dağıtım hizmetlerini sağlayan iş ortakları ile çalışmaya devam edecek. Dünya genelinde Amazon pazaryeri satılan ürünlerin yarısından fazlası KOBİ’ler tarafından satılmaktadır. Amazon, satış ortaklarının verimlilik ve karlılığını artırmak üzere 250’nin üzerinde yeni hizmet ve uygulamayı 18 milyar doları aşan bir yatırım ile sağladı. Operasyonel süreçlerde yapılan geliştirmeler, çoğu Amazon Lojistik (FBA) sistemleri üzerinden depolama ve gönderim yapan KOBİ’lere ürünlerini dünya genelinde yüz milyonlarca müşteriye ulaştırma fırsatı sunmanın yanı sıra, markalarını büyütmelerine, satışlarını arttırmalarına ve istihdam yaratmalarına yardımcı oluyor.  Amazon’un Türkiye’ye yapacağı yatırım hakkında yorumlarını paylaşan Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu; Hep vurguladığımız gibi güçlü, dayanıklı ve hızlı büyüyen ekonomisiyle Türkiye, eşsiz stratejik konumu, üretim kabiliyetleri, geniş yetenek havuzu, lojistik altyapısı ve liberal yatırım ortamı gibi avantajları sayesinde uluslararası yatırımcıların odağında. Sahip olduğumuz bu değer önerisi ile, Ar-Ge, tasarım, üretim, lojistik, eğitim ve yönetim gibi birçok alanda uluslararası yatırımcıların faaliyetleri için bölgesel bir merkez olma özelliği taşıyoruz. Amazon’un Türkiye’deki ilk lojistik üssü olacak, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşümü önceliklendiren ve istihdam oluşturan yatırım kararı da bu söylemlerimizin somut bir örneği oldu. Bu yatırım, Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde sürekli gelişen lojistik altyapımızın son yıllarda büyük ivme kat eden e-ticaret sektörümüzün iç pazarda ve ihracat pazarlarında daha da güçlenmesi için oldukça önemli. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi olarak sürecin en başından beri takip ettiğimiz ve Amazon ekibi ile hem sahada hem de bürokratik süreçlerde yakından çalışarak destek olduğumuz bu yatırım kararını bugün kamuoyu ile paylaşmanın memnuniyeti içerisindeyiz. Ülkemize güvenip yatırım yapan Amazon ekibine şükranlarımızı sunuyoruz” dedi.

BMW Group, 2021 yılında neler yaptı? İşte rakamlar

0

Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörlüğünü üstlendiği; BMW, BMW Motorrad ve MINI markalarını bünyesini barındıran BMW Group, 2021 yılı finansal sonuçlarını, gelecek hedeflerini ve yeni iş birliklerini açıkladı.  

BMW Group, pandeminin etkilerinin devam ettiği 2021’de, küresel tedarik zincirlerindeki kırılmalar ve piyasalarda oluşan resesyona rağmen satış adetlerini yüzde 8’in üzerinde artırarak 2 milyon 521 bin 514 yeni aracını yollarla buluşturdu. MINI ve Rolls-Royce satışları 307 bin 724 seviyesinde gerçekleşirken BMW 2 milyon 213 bin 790 aracı sahipleriyle buluşturdu.

Yıl boyunca 194 bin 261 motosiklet teslimatı gerçekleştiren BMW Motorrad önceki yıla göre yüzde 14.8 oranında bir artışla yılı kapattı. BMW Motorrad’ın gelirleri ise yüzde 20.3 oranında artarak 2 milyar 748 milyon Euro seviyesine çıktı. BMW Group’un toplam teslimat adetleri içindeki elektrikli otomobil payı da bir önceki döneme göre yükselerek yüzde 13 seviyesinde gerçekleşti.

Grubun vergi öncesi kârı 16 milyar Euro’ya ulaşırken toplam gelirler ise bir önceki yıla oranla yüzde 12.4 artarak 111.2 milyar Euro’ya çıktı.

2025 sonuna kadar 2 milyon elektrikli otomobil

Artan elektrikli otomobil taleplerine karşı BMW Group, 2025’in sonuna kadar 2 milyon adet tamamen elektrikli otomobili müşterilerine teslim etmeyi hedeflediğini açıkladı. Grup 2030 yılında ise küresel satışlarının yarısının tamamen elektrikli araçlardan oluşmasını planlıyor.

Tamamen elektrikli otomobillerin tercih edilmesinde kritik role sahip olan şarj altyapısının dünya çapında hızla gelişmesi ve hammadde tedarikinde yaşanan problemlerin nasıl şekillendiğine bağlı olarak BMW Group, 2030 yılına kadar yılda 1,5 milyon adeti aşkın tamamen elektrikli otomobil satışına ulaşacağını da belirtti.

Geliştirilecek yeni teknolojilerle birlikte 2025 yılında elektrik dönüşümünde üçüncü aşamaya geçmeyi planlayan BMW Group, en yeni platformu üzerinde Neue Klasse’yi üretmeye başlayacak.

Lansmanı 2025 yılında Macaristan’daki yeni yalın, yeşil ve dijital BMW iFactory’de gerçekleştirecek olan Neue Klasse, 6. nesil aktarma organlarıyla daha düşük maliyetlere daha üstün performans sunacak. Neue Klasse’nin yaratacağı finansal verimlilik tamamen elektrikli otomobillere sahip olma maliyetini de azaltacak.

E-Mobilite ve Dijitalleşmeye Yönelik Yatırımlar Arttı

BMW Group’un 2021 yılı finansal sonuçları, otomotiv endüstrisinin geleceği olan elektrikli mobilite ve dijitalleşme alanlarına ayırılan Ar-Ge harcamalarındaki artışlarla da dikkat çekti. Yeni otomobil platformları, otonom sürüş ve elektrikli otomobil teknolojileri gelişimi için yapılan harcamalar, 2020 yılındaki toplam maliyete oranla yüzde 10.7’lik yükselişle 6.29 milyar Euro seviyesine ulaştı. Gelecek dönemlerde de bu alandaki yatırımların artması bekleniyor.

Otonom Sürüş ve Pil Teknolojilerinde Yeni Ortaklıklar

BMW Group, Catena-X çerçevesinde dünyanın tüm bölgelerindeki en iyi teknoloji firmalarıyla iş birliği yapmaya devam ediyor. Otomotiv endüstrisinde dengeleri değiştiren emisyon sınırları, elektrikli otomobil üretimine olan talebi hızla artırıyor.

Yeni regülasyonlar paralelinde elektrikli mobiliteye olan talebin artması elektrikli otomobillerin kalbini oluşturan batarya gibi bileşenlerin tedarikinde sorunlar yaşanmasına sebep veriyor. BMW Group bu alanda sorun yaşamamak adına katı pil üreticisi Solid Power ile ortaklık yürütüyor.

Otonom sürüş teknolojileri alanında ise yeni yazılımlar geliştirmek için BMW Group, Qualcomm Technologies ve Arriver ile uzun vadeli iş birliğine gidiyor. Bu ortaklıkla grup, Yeni Otomobil Değerlendirme Programı Level 2 ve Level 2+ Sürücü Yardım Sistemlerini kullanıma sunmayı planlıyor. Ayrıca bu iş birlikleriyle grup, Level 3 Yüksek Otomatik Sürüş teknolojilerine kadar otonom sürüş için endüstri lideri yazılım fonksiyonları da geliştirecek.

ALPINA Markası da BMW Group Çatısı Altına Girdi

Mart ayının ilk haftasında BMW Group tarafından yapılan açıklamaya göre, ALPINA markası BMW Group çatısı altına girdi. BMW modellerine yaptığı özel tasarım kişiselleştirmeleri ve motor modifikasyonlarıyla bilinen ALPINA, bunun yanında zengin bir otomotiv geçmişine de sahip.

BMW’nin Yeni Elektriklisi: BMW i7, Nisan’da Tanıtılacak

Sıfır emisyonlu mobiliteyi odak noktası belirleyen BMW Group, elektrikli ürün gamında yollarla buluşturduğu en güncel modelleri BMW iX ve BMW i4’e ek olarak bu yıl, tamamen elektrikli otomobillerine bir yenisini daha ekleyecek.

Çağın ötesinde donanımları, arka koltukları kullanan yolcular için özel olarak geliştirilen multimedya sistemi ve ileri seviyede otonom sürüş teknolojisiyle segmentinde standartları belirleyecek olan Yeni BMW i7’nin global tanıtımını Nisan ayında gerçekleştirilecek.

BMW’nin tamamen elektrikli yeni modeli BMW i7, markanın kendi bünyesinde geliştirdiği 6. jenerasyon elektrikli sürüş teknolojileriyle birlikte gelen verimliliği ve yüksek menzili bir arada sunacak.

Renk Değiştirebilen BMW Modeli: iX Flow

İlk defa CES 2022’de sergilenen, renk değiştirme yeteneğine sahip BMW iX Flow, online gerçekleştirilen BMW Group toplantısında da yerini aldı. BMW AG Yönetim Kurulu Başkanı Oliver Zipse, 2023 ocak ayında gerçekleşecek CES Fuarı’nda 2040 yılındaki bir sonraki mobilite vizyonu olan #NextGen’i ve dijital Vizyon Araçlarını tanıtacaklarının müjdesini verdi. Bu özel modelle birlikte BMW Group, fiziksel araç ve dijital geleceği birleştiren, metaverse deneyimi sunacak.

Personeller dijital beceriler için eğitime ihtiyaç duyuyor

Asya-Pasifik’teki çoğu kuruluş, çalışanlarının dijital beceriler konusunda eğitime ihtiyacı olduğunun farkında. Ancak çok azı bunu yapmak için planlar yapıyor. Bulut ve siber güvenlik, talep edilen en önemli dijital beceriler arasında yer aldığından, beceri boşlukları kapatılmadığı takdirde işverenler temel iş avantajlarını kaçırma riskiyle karşı karşıya. Amazon tarafından yaptırılan bir araştırmaya göre, özellikle muhasebe ve CRM (müşteri ilişkileri yönetimi)  uygulamaları gibi bulut tabanlı araçları kullanma yeteneği, 2025 yılına kadar en çok ihtiyaç duyulan dijital beceri olacak. Bunu, protokolleri geliştirme veya dağıtma yeteneğinin yanı sıra kuruluşlarının dijital sistemlerinin ve verilerinin güvenliğini sağlamaya yönelik teknikler de dahil olmak üzere siber güvenlik becerileri izliyor. Danışmanlık şirketi AlphaBeta tarafından 2021 yılı Ağustos ayında gerçekleştirilen çevrimiçi ankette 7 Asya-Pasifik pazarında 2.166 işveren ve 7.193 işçiyle anket yapıldı. (Singapur, Avustralya, Hindistan, Endonezya, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Kore) İşverenler, özel ve kamu sektörlerindeki kuruluşlardan iş ve BT yöneticilerinden oluşurken, işçiler işlerinde dijital becerileri kullanan teknoloji ve teknoloji dışı tam zamanlı çalışanları içeriyordu. Çalışma ayrıca teknik destek, dijital pazarlama becerileri ve şirket içinden buluta geçişi yönetme becerisinin en çok talep edilen ilk beş dijital beceri arasında olduğunu ortaya koydu. 2025 yılına kadar talep gören diğerleri arasında yapay zeka ve makine öğrenimi, bulut mimarisi tasarımı, Nesnelerin İnterneti (IoT) becerileri ve yazılım geliştirme yer aldı. Özellikle küresel pandemi birçok işletmede dijital dönüşümü körüklediği için, dijital becerilere yönelik istek çalışanlar tarafından da hissedildi. Çalışanların yaklaşık yüzde 88’i, işlerindeki değişikliklere ayak uydurmak için artık daha fazla dijital beceriye ihtiyaçları olduğunu söylerken, yüzde 86’sı COVID-19’un kuruluşlarında dijital benimseme hızını hızlandırdığını belirtti.

Elektronik olarak suçlu izleme yeni bir pazar haline geliyor

IoT pazar araştırması sağlayıcısı Berg Insight, suçluların Elektronik İzlenmesi (EM) konusunda yeni bir piyasa raporu yayınladı. Avrupa, Kuzey Amerika ve Latin Amerika’da günlük olarak Elektronik İzleme EM programlarına katılanların sayısı 2020 boyunca sırasıyla yaklaşık 46.000, 282.000 ve 71.000 olarak gerçekleşti. 2020 yılında piyasa değeri Kuzey Amerika’da 823 milyon dolara, Avrupa’da 189 milyon dolara ve Latin Amerika’da 54 milyon dolara ulaştı. Üç bölgedeki piyasa değerinin birlikte yüzde 7,9’luk bir yıllık bileşik büyüme oranı ile 2020’de 1.1 milyar dolardan 2025’te 1.6 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Elektronik izleme (EM) programları ilk olarak 1980’lerin başında ABD’de tanıtıldı. Bugün EM, Avrupa ve Kuzey Amerika’da ve bazı Latin Amerika ülkelerinde gözaltına alınmaya yerleşik bir alternatif olarak görülüyor. EM programlarının amacı, geleneksel toplum denetimi yöntemlerini tamamlayan ek bir araç sağlayarak suçluların hesap verebilirliğini artırmak, tekrar suç oranlarını azaltmak ve kamu güvenliğini artırmaktır. Politika yapıcılar, ceza infaz kurumları ve özel sektör hizmet sağlayıcıları, toplam ıslah sistemi maliyetlerini azaltmak ve cezaevi nüfusunu azaltmak için genişletilmiş EM programlarını savunuyorlar.

4G tüm IoT hücresel modül modellerinin yüzde 60’ını oluşturuyor

Küresel teknoloji istihbarat firması ABI Research, son iki yıldır 52 IoT hücresel modül tedarikçisinin faaliyetlerini aktif olarak izliyor. ABI Research’te IoT Donanım ve Cihaz Araştırma Analisti Harriet Sumnall: “5G bir yenilik olmasa da yalnızca 45 adet kataloglanmış 5G IoT modülü modeli mevcut” diyor. Sumnall: “5G’nin otomotiv alanı dışındaki birçok IoT uygulamasına ve sabit kablosuz terminallere uygulanamaması nedeniyle, 5G temel bant modemlerin tüketici mobil geniş bant pazarını hedef alması nedeniyle bu şaşırtıcı değil” diyor. 4G, kataloglanan modül modellerinin yüzde 60’ını temsil ediyor ve hem yüksek bant genişliğini (Cat.12 ila Cat.20) hem de düşük bant genişliğini (Cat.1 ila Cat.4) kapsıyor. Buna ek olarak, 4G küresel olarak kullanılabilen bir teknolojidir ve IoT cihazlarının orta ve uzun vadeli geleceğe yönelik testleri için mevcut teknoloji seçimidir. Bununla birlikte Katalogdaki modül modellerinin %20’sini oluşturan, Düşük Güç Geniş Alan (LPWA) teknolojilerine sahip modeller, yani NB-IoT ve LTE-M oldu.

Dünyada 45.6 milyon hasta uzaktan izleniyor

Dünyanın önde gelen M2M/IoT pazar araştırması sağlayıcısı Berg Insight, bugün sağlık pazarında yeni bulgular yayınladı. Piyasa kabulü birkaç önemli dikeyde artmaya devam ederken, uzaktan izlenen hasta sayısı 2020’de 45.6 milyona ulaştı. Bu sayı, bağlı tıbbi cihazların bakım rejiminin bir parçası olarak kullanıldığı sağlık bakım programlarına kayıtlı tüm hastaları içeriyor. Ancak buna çeşitli kişisel sağlık takibi biçimleri için kullanılan bağlı tıbbi cihazlar bu rakama dahil değil. Berg Insight, uzaktan izlenen hasta sayısının yüzde 16,8’lik bir bileşik yıllık büyüme oranında (CAGR) artarak 2026 yılına kadar 115.7 milyona ulaşacağını tahmin ediyor.Hastaların uyku tedavisi cihazlarıyla izlenmesi, diyabetli hastaların izlenmesi ve implante edilebilir kardiyak ritim yönetimi (CRM) cihazlarıyla hastaların izlenmesi üç ana uygulamadır. Uzaktan izlenen uyku tedavisi hastalarının sayısı, esas olarak birlikte uyku tedavisi pazarına hakim olan ResMed ve Philips tarafından yönlendirilen 2020’de yüzde 23.5 milyonu buldu. Glikoz seviyesi izleme, son yıllarda önemli ölçüde büyüdü ve şimdi yıl sonunda 6,2 milyon bağlantıyla ikinci en büyük segment oldu.

IoT’nin geleceği: Hangi IoT teknolojisi seçilmeli?

İşletmeniz ister büyük ölçekli bir kuruluş isterse büyüyen bir start-up olsun, IoT’nin tüm potansiyelini gerçekleştirmek her zaman kolay değildir. Hangi IoT teknolojisine yatırım yapacağınızı bilmek zor olabilir ve ayrıca yatırımınızın değerini paydaşlara ve çalışanlara açıklamak zor olabilir. Başarılı bir IoT yolculuğuna çıkmak, kuruluşların önce güçlü bir iş gerekçesi oluşturması gerektiği anlamına geliyor. IoT endüstrisinin bunu hatırlaması ve yeni ve mevcut müşterilere yoğun teknik ayrıntılar yerine ilişkilendirilebilir değer odaklı önerilerle yaklaşması gerekiyor. Artan cihaz bağlantısı ve güvenlik, küresel IoT dağıtımları için değer ve yeniliğin ortaya çıkarılmasında önemli olsa da, başarılı dönüşüm projeleri sunmak için kullanıcı ve kullanım senaryosu odak noktası olmalıdır. Bu dönüşümlerin örnekleri, karadaki petrol tanklarının envanter seviyelerini izleyen IoT sensörlerinin tankların boşaltılması gerektiğinde otomatik olarak kamyonları sevk ettiği petrol ve gaz endüstrisinde zaten belirgin durumda. Gerçek zamanlı yağ deposu sensör bildirimleri, envanter taşımacılığını optimize ederken ve arıza süresi maliyetlerini en aza indirirken sürekli pompalamaya olanak tanıyor. Bulut tabanlı dijital gösterge panosu görselleştirmeleri, bilgileri endüstri genelinde daha iyi karar vermeyi sağlayan anlayışlı bir şekilde iletiyor. Benzer şekilde, sağlık hizmetlerinde IoT, tıp uzmanlarının hastalarla daha dikkatli olmalarını ve proaktif olarak bağlantı kurmalarını sağlıyor. IoT cihazlarından toplanan veriler, hasta yollarını düzene sokmaya ve daha iyi sonuçlar elde etmeye yardımcı olmak için doğrudan doktorlara iletiliyor. Hastanelerde, sensörlerle etiketlenen IoT cihazları, tekerlekli sandalyeler, defibrilatörler, nebulizatörler, oksijen pompaları ve diğer izleme ekipmanları gibi tıbbi ekipmanların gerçek zamanlı konumunu izlemek için kullanılıyor. Bu örneklerin gösterdiği gibi, IoT tamamen iş süreçlerinin ve çözümlerinin geliştirilmesi ile ilgilidir. İyi fikirler genellikle ölçeklendirmekte zorlanabilir, ancak teknoloji endüstrisi sorunları hızlı bir şekilde çözüyor. Dağıtım sorunu çözüldükçe, şirketler IoT’nin bir teknoloji sunumundan daha fazlası olduğunu keşfediyor. IoT’nin bir sonraki aşamasının “teknoloji ne yapabilir?”den “gerçek dönüşüm sağlamak için teknolojiyi ve insanları nasıl birleştirebiliriz?”e geçmesi gerekiyor. IoT şirketleri, ‘çözümün’ nasıl parçası olacaklarını bulmalı. İşletmelerin neyi çözmeye çalıştıklarına, neyi iyileştirmeye çalıştıklarına ve IoT’nin buna nasıl etki edeceğine odaklanmaları gerekiyor.

Dijital strateji devlet teknolojilerini içermeli mi?

Ülkelerin dijital stratejilerinde devlet teknolojilerinin yer alması, kamu kurumları ile startuplar arasındaki etkileşimi kolaylaştırıyor. Örneğin Brezilya, bu alanda başarılı bir uygulamaya geçiyor. Brezilya hükümeti, bu yıl dijital dönüşüme öncülük eden çalışmaların ve govtech inovasyon ekosistemini entegre etmek için bir çerçeve sunacak. Gov.br kapsamında devlete yönelik teknolojik çözümlerin belirlenmesi veya geliştirilmesine yönelik açık inovasyon yarışmalarının yüzde 20 oranında artması bekleniyor. Ekonomi Bakanlığı yönetim ve dijital dönüşüm özel sekreteri Mario Paes de Andrade, “Stratejimize hükümet teknolojilerinin dahil edilmesi, sağlık, eğitim, tarım, çevre ve altyapı gibi çeşitli alanlardaki zorlukların üstesinden gelmek için teknolojiye ve hızlı çözümlere odaklanan bu şirketlere güvenebilecek olan hükümetin eylemlerini kolaylaştırıyor” diyor. Brezilya’nın yeni kurulan şirketlere yakınlaşarak vatandaş hizmetlerindeki iyileştirmeleri hızlandırma niyetlerine ilişkin haberler, bu yılın başlarında vatandaşların dijital hizmet sunumunun kalitesini değerlendirebileceği ve çevrimiçi hizmetler için minimum standartlar belirleyebileceği duyurusunun ardından geldi. Brezilya’nın dijital stratejisi, hükümetin altyapı, araştırma ve geliştirme, dijital güvenlik, eğitim, uluslararası kalkınma, veri, bağlantılı cihazlar, yeni iş modelleri ve dijital hükümetten oluşan dokuz sütun üzerinde girdi aradığı 2017 yılında bir istişare ile başladı. O zamandan beri Brezilya, bağlanabilirlik ve dijital kamu hizmetlerine erişimi artırma projelerine odaklanarak stratejisini hızlandırıyor. Ayrıca dijital hükümet alanında önemli ilerlemeler kaydetti: 2020’de ülke, Amerika’da ilk kez raporun E-Devlet Gelişim Endeksi (EGDI) grubunun “çok yüksek” grubunda yer alan 18 ülkeden biri oldu.