Birleşmenin ardından Sovos Foriba çözümlerinin, Sovos S1 Platformu’na entegrasyon çalışmaları hız kazandı
|
||
|
Birleşmenin ardından Sovos Foriba çözümlerinin, Sovos S1 Platformu’na entegrasyon çalışmaları hız kazandı
|
||
|
Raporda, Küresel Rekabetçilik Endeksi 4.0’ın temel amacının, bir yandan 2008 krizinin, bir yandan da 4. Sanayi Devriminin harekete geçirdiği uzun dönemli dinamikleri rekabet gücü tanımına katmak ve böylece ekonomi politikaları için yeni bir kıyaslama aracı yaratmak olduğu vurgulanıyor
TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu (REF), İsviçre’de yerleşik olan Dünya Ekonomik Forumu (DEF) tarafından hazırlanan 2019 Küresel Rekabetçilik Raporunu (KRR) Türkiye kamuoyu ile paylaştı. Raporda ülkelerin rekabet gücü sıralamalarında ilk kez geçen yıl yayınlanan yeni bir endeks temel alınıyor. Çalışmada, Küresel Rekabetçilik Endeksi 4.0 (Global Competitiveness Index 4.0) adı verilen bu endeksin temel amacının, bir yandan 2008 krizinin, bir yandan da 4. Sanayi Devriminin harekete geçirdiği uzun dönemli dinamikleri rekabet gücü tanımına katmak ve böylece ekonomi politikaları için yeni bir kıyaslama aracı yaratmak olduğu vurgulanıyor.
4. Sanayi Devrimi’nin dört ana kavramı olan esneklik (resilience), çeviklik (agility), inovasyon ekosistemleri (innovation ecosystems) ve insan odaklı yaklaşım (human centric approach) kavramları doğrultusunda 12 yeni bileşen kullanılmış.
Raporda Türkiye’nin yeri
Türkiye ile ilgili değerlendirmeye gelince, raporda Türkiye’nin 2019 itibariyle, kişi başına düşen 9 bin 346,2 ABD dolarlık bir gelire, Türkiye’nin GSYİH’sinin dünya toplamında yüzde 1,70’lik bir paya sahip olduğu hatırlatılıyor.
2019 dönemi Küresel Rekabetçilik Endeksi hesaplamalarına göre, Türkiye 141 ülke arasından 2018’de olduğu gibi 61. sırada yerini korumuş. Göreceli olarak Türkiye’nin iyi performans gösterdiği bileşenler Bilgi ve İletişim Teknolojileri (57,8 puan), altyapı (74,3 puan), İşgücü Piyasası (52,9 puan). Türkiye, 12 bileşenin 11’inde Avrupa ve Kuzey Amerika ortalamasının gerisinde yer alıyor. İleri olduğu bileşen ise 13. sırada olduğu pazar büyüklüğü bileşeni.
İşgücü Piyasasına bileşeninde küçük ancak önemli iyileşmeler olduğu vurgulanıyor: Yabancı işçi çalıştırma kolaylığı (63. sırada), işçi hakları (109. sırada), kadınların işgücü piyasasına katılımı (112. sırada) bileşenleri gibi.
Türkiye’nin makroekonomik ortam bileşeninde 61.3 puanla 129. sırada olup ciddi bir düşüş yaşadığı görülüyor.
Aşağıdaki tablo, Küresel Rekabetçilik Endeksi’nin hesaplanmasında kullanılan ana bileşenlerde Türkiye’nin yerini gösteriyor.
|
KÜRESEL REKABETÇİLİK ENDEKSİ 4.0 BİLEŞENİ |
141 ÜLKE ARASINDA TÜRKİYE’NİN SIRALAMASI (2019) |
140 ÜLKE ARASINDA TÜRKİYE’NİN SIRALAMASI (2018) |
|
Kurumsal Yapılanma |
71 |
71 |
|
Altyapı |
49 |
50 |
|
Bilgi ve İletişim Teknolojileri |
69 |
71 |
|
Makroekonomik Ortam |
129 |
116 |
|
Sağlık |
42 |
48 |
|
Beceriler |
78 |
77 |
|
Mal Piyasası |
78 |
76 |
|
İşgücü Piyasası |
109 |
111 |
|
Mali Sistem |
68 |
65 |
|
Pazar Büyüklüğü |
13 |
13 |
|
İş Dünyasının Dinamizmi |
75 |
76 |
|
İnovasyon Kabiliyeti |
49 |
47 |
2019 Küresel Rekabetçilik Raporu’nun rekabet gücü sıralamasında yer alan 141 ülke arasında ilk üç sırayı bu sene Singapur, ABD ve Hong Kong aldı. Rekabet gücü sıralamasındaki ilk 10 ülke ise aşağıdaki gibi:
|
İlk 10 Ülke |
Küresel Rekabetçilik Endeksi 4.0’a Göre 2019 Sıralaması |
Küresel Rekabetçilik Endeksi 4.0’aGöre 2018 Sıralaması |
|
Singapur |
1 |
2 |
|
A.B.D |
2 |
1 |
|
Hong Kong |
3 |
7 |
|
Hollanda |
4 |
6 |
|
İsviçre |
5 |
4 |
|
Japonya |
6 |
5 |
|
Almanya |
7 |
3 |
|
İsveç |
8 |
9 |
|
İngiltere |
9 |
8 |
|
Danimarka |
10 |
10
|
Rapora göre Türkiye’de veri hırsızlığı, kimlik hırsızlığı/sosyal mühendislik, hesap ele geçirme ve dijital kanallarda sahte başvuru en yaygın karşılaşılan dolandırıcılık türleri arasında yer alıyor
Experian ve Forrester Consulting iş ortaklığında Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerinde yaklaşık 1000 şirketle görüşülerek hazırlanan ‘2019 Yılı EMEA Bölgesi Dolandırıcılık Raporu’ yayımlandı.
Türkiye’de şirketlerin yüzde 67’si en çok maruz kalınan dolandırıcılık türünün veri hırsızlığı olduğunu düşünüyor
Rapora göre; günümüzde en yaygın üç dolandırıcılık türü, veri hırsızlığı, kimlik hırsızlığı/sosyal mühendislik ve dijital kanallara sahte başvuru. Bu dolandırıcılık türünde tüm ülkelerin ortalaması yüzde 58 iken Türkiye’de yüzde 67 gibi çok yüksek bir oranda görülmesi dikkat çekiyor.
Şirketler dolandırıcılık risklerini etkili şekilde yönetemediklerinin farkında
Bulgular dolandırıcılığı önleme kabiliyetlerini ve süreçlerini iyileştirme firmaların yüzde 85 gibi büyük çoğunluğu için öncelikli olduğunu gösteriyor. Her beş kişiden ikisi (yüzde 40) dolandırıcılığın işletmelerinde değerlendirildiğini ve anlaşıldığını söylüyor. Ama buna karşılık, firmaların sadece yedide biri, yani yüzde yüzde 14’ü dolandırıcılığı önleme yeteneklerinin gerçekten iyi bir şekilde optimize edildiğine inanıyor. Türkiye’de bu oran yüzde 18 seviyesinde.
Türkiye dolandırıcılık yönetim teknolojilerine yatırım yapmayı en çok isteyen ülke
Rapora göre dolandırıcılığın karmaşıklığı, hızla değişimi ve ortaya çıkan zorluklar çoğu şirket için sorun olmaya devam edecek. Raporda, çoğu şirketin önümüzdeki üç yıl içerisinde otomasyona, makine öğrenimine ve öngörüsel analizlere ciddi ölçüde yatırım yapacağı belirtiliyor. Türk özel sektörü, yüzde 73 ile “dolandırıcılık yönetimi teknolojilerine” yatırım yapmayı diğer ülkelere göre en çok isteyen ülke konumunda. Türkiye’yi yüzde 72 ile Danimarka, yüzde 70 ile Polonya izliyor.
Dolandırıcılığa karşı yatırım hedefleri ülkeler bazında farklılık gösteriyor
Türkiye “dolandırıcılık yönetimi danışmanları ve üçüncü taraf hizmetlerine en çok yatırım yapmak isteyen ülkeler arasında yüzde 55 oranıyla ikinci sırada. Türkiye ikinci sırayı Polonya ile paylaşıyor. Burada birinci sırada yüzde 56 ile Danimarka, üçüncü sırada ise yüzde 47 ile Birleşik Krallık yer alıyor.
Dolandırıcılık yönetimi dış kaynak kullanımı konusunda da yine Türkiye ön sıralarda yer alıyor. Yüzde 57 ile Türkiye, yüzde 53 ile ilk sırada olan Polonya’yı ikinci sıradan takip ediyor. Yüzde 47 ile üçüncü sırada yine Birleşik Krallık bulunuyor.
Aynı şekilde “Dolandırıcılık yönetimi çalışan eğitimi ve farkındalık” yatırımları konusunda da ilk sırada yüzde 68 oranıyla Polonya yer alırken, Türkiye yüzde 63 ile ikinci sırada yer alıyor. Birleşik Krallık ve İspanya yüzde 62 ile üçüncü sırayı paylaşıyor. Türk özel sektörü genel dolandırıcılık yönetim bütçesini artırma konusunda da yüzde 62 ile ilk sırada yer alıyor.
Görsel: Serter Baltacı, Experian Türkiye ve Orta Doğu Genel Müdürü
Türkiye, mültecilere yönelik yenilikçi çözümleri hızlandırarak SKA’lara ulaşmayı hedefleyen uluslararası kamu-özel sektör ortaklığına öncülük ediyor
New York’ta BM Genel Kurulu’nun 74’üncü oturumu esnasında Türk hükümeti ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) 23 Eylül’de ortaklaşa düzenlediği yüksek düzeyli yan etkinlikte, Türkiye’de mültecilerin hayatını kolaylaştıracak yenilikçi çözümler sunuldu. Etkinliğin ev sahipliğini Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve UNDP Başkan Yardımcısı Mourad Wahba yaptı. Katar Kalkınma Fonu (QFfD) Genel Direktörü Khalifa bin Jassim Al-Kuwari, SKA Etki Hızlandırıcı’nın ortağı olmaya karar verdiklerini açıkladı. Etkinlikte, Bill ve Melinda Gates Vakfı Küresel Politika Direktör Yardımcısı Hassan Damluji ve Avrupa Komisyonu Uluslararası İşbirliği ve Kalkınma Genel Müdürlüğü Direktörü Stefano Manservisi’nin yanı sıra LİMAK Holding ve Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın (WFP) temsilcileri de yer aldılar.
Temmuz’da İstanbul’da tanıtımı yapılan SKA Etki Hızlandırıcı (SDG Impact Accelerator) programı sayesinde girişimciler, mültecilerin Dijital Kimlik sistemleri yoluyla geçim imkânlarına, yeniden tasarlanmış tuvaletler yoluyla taşınabilir atıksız sanitasyon sistemlerine erişebilmesini sağlayacak çözümler geliştirdiler. SKA Etki Hızlandırıcı, mültecilerin günlük yaşamlarında karşılaştıkları zorlukları gidermeye yönelik, sektörler ve disiplinler arası iş birliğini yönlendiren ve girişimcilik, inovasyon ve teknolojinin gücünden yararlanan yenilikçi ve çok paydaşlı bir plaformu temsil ediyor.
İki kategoride mültecilere yönelik çözümler
13 Eylül’de tamamlanan ilk ayağında SKA Etki Hızlandırıcı, 14 ülkeden 25 girişimci ekibin katılımına sahne oldu. Startup’lardan ikisi, etkinlikte deneyim ve çözümlerini sundular:
Yeni nesil otomasyon şirketlerinden biri olan Robusta, yapılanmasını hızlandırdı. Şirket Robusta RPA isimli ürünü ile finanstan insan kaynaklarına, müşteri ilişkilerinden satın almaya kadar tüm iş akışlarını yazılım robotları aracılığıyla hızla otomasyona geçiren projelere imza atıyor. Sanal robotlar göreve başlıyor diyebiliriz.
Tanıtımı yapılan Robusta RPA, manuel süreçleri yapay zeka destekli ürünlerle birlikte otomatik hale getiriyor. Gelişmiş sanal robotlar standart iş süreçlerini de böylece otomatikleştiriyor.
Konu ile ilgili açıklama yapan Robusta Genel Müdürü Murat Dayanıklı, ““Ofis çalışanlarının gün içerisinde zaman ayırdıkları pek çok rutin, tekrar eden ve öngörülebilir görevleri bulunuyor. Bu görevler şirketlerin iş yükünü artırmanın yanı sıra çalışanların daha katmadeğerli işlere odaklanmalarını zorlaştırıyor. Çalışan davranışını taklit edebilen otomasyon teknolojileri yardımıyla işleri hızlandıran, iş süreçlerinin kalitesini ve tutarlılığını artıran, işlerin ölçeklenebilmesini destekleyen ve maliyet avantajı sağlayan çözümümüz RPA şirketlere verimlilik kazandırıyor. Tekrarlı işleri çalışanların üzerinden alan sanal robotlar ile firmalar artık işlerinin ana fonksiyonlarına odaklanabiliyor.” dedi.
Ayrıca Robusta Ürün Geliştirme Direktörü Mustafa Orakçı da yapay zekanın iş dünyasının bir parçası haline geldiğine değindi. Yeni ürün ile şirketlerin verimliliklerinin 5 kata kadar artacağının altını çizdi.
1999’dan bu yana hayatımızda olan Wi-Fi’ın 20 yıllık macerasından notlar...
Bir dizi teknoloji şirketi, 1999‘da Kablosuz Ethernet Uyumluluk İttifakı’nı (WECA) kurdu. 30 Eylül 1999’da da 802.11b kablosuz LAN standardı ticari ürünlerde kullanıma sunuldu. Bu tarih, bugün Wi-Fi olarak bilinen kablosuz ağların başlangıcı kabul edilir. Cisco da Wi-Fi’ın 20’nci yılında, bu teknolojinin evrimini ve yakın geleceğini özetleyen 20 kritik gelişmeyi derledi.
Türkiye’de her 5 kişiden 2’sinin zihnini tazelemek için başvurduğu dostu, avuçlarının içindeki mobil oyunlar, gün geçtikçe bilinirliğini sürdürüyor
AdColony ve Nielsen Sports’un uzman bakış açısıyla gerçekleştirdikleri “Mobil Oyun Araştırması” Türkiye’deki mobil oyun oynama alışkanlıklarına ilişkin verileri gözler önüne serdi 2017 yılından sonra 2019 yılında yenisi gerçekleştirilen araştırma, mobil oyunların modasının her geçen gün arttığına dair bilgiler içeriyor.
Kullanıcıların yüzde 74’ü reklam izlemeye gönüllü
Sanılanın aksine, kullanıcılar reklamları yüzde 74 gibi çok yüksek bir oranla kendi istekleri ile izliyor. Bunun yanı sıra, diğer bir şaşırtan bilgi ise, 2017 yılında kullanıcıların yüzde 22’si mobil reklamların ilgilerini çektiğini belirtirken 2019 yılındaki araştırmaya göre mobil oyuncuların yüzde 64’ünün bu reklamları ilgi çekici bulması. Katılımcıların yüzde 57’si merak edip reklama tıklarken yüzde 34’ü reklamda gördükleri ürün ile ilgili internette araştırma yapıyor. Yüzde 8’i ilgili ürün/hizmeti internetten ya da mağazadan satın alırken, yüzde 12’si arkadaşına bahsediyor. Böylelikle kullanıcılara her anlarında ulaşabilmek adına markalar için mobil oyunlardaki reklamlar bulunmaz birer fırsat haline geliyor.
Mobil kullanıcıların yüzde 94’ü haftada en az bir kere mobilde oyun oynuyor
2017 yılında yapılan araştırmada mobil oyuncuların yüzde 79’u haftada bir kere veya daha fazla oyun oynarken, 2019’da yapılan araştırmada bu oran yüzde 94’e çıkmış durumda. Telefonlarında 1 ile 3 oyun bulunduranların oranı yüzde 53’ten yüzde 66’ya tırmanmış.
Mobilde oyun oynamak için yer zaman mekân ayırımı yapmıyor
Mobil oyuncuların gündelik hayattan sıyrılmak ve keyif almak için kendilerine ayırdıkları bu oyun zamanı, 2017’de oyuncuların yüzde 44’ü için, 2019’da ise oyuncuların yüzde 61’i için 0-30 dakikalık bir dinlenme molası olarak karşımıza çıkıyor.
Oyun oynamaya ayıracak bu kadar zamanı nereden buluyorlar?
2017 yılında olduğu gibi kullanıcıların mobil oyunlar oynamaya en çok adadıkları zaman dilimi akşam saatleri. 2019 yılındaki araştırmamız da gösteriyor ki kullanıcıların yüzde 49’u 20.00-23.00 saat diliminde yani prime time’da TV karşısında dinlenme zamanlarını mobil oyunlar ile taçlandırıyorlar.
Günümüzün büyük bir çoğunluğunda bize eşlik eden mobil oyunları kullanıcıların yüzde 45’i toplu taşımada yolculuk ederken, yüzde 22’si bir kafede arkadaşını beklerken, hatta yüzde 27’si ofiste işlere biraz ara verip kafa dağıtmak ve yeniden odaklanmak için tercih ediyorlar.
Adcolony ve Nielsen işbirlği ile gerçekleştirilen ”Mobil Oyuncular Araştırması” kapsamında İstanbul, Ankara, İzmir’de yaşayan, 3 ayda bir ve daha sık mobil oyun oynayan 15-55 yaş arası mobil oyuncular ile bilgisayar destekli internet anketi yöntemiyle yürütüldü.
Görsel: Volkan Biçer, AdColony EMEA & LATAM Genel Müdürü
Turkcell, ikinci el telefon alış ve satış hizmeti vererek doğa dostu hizmetlerine bir yenisini ekliyor
Turkcell Bireysel Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kadri Özdal bireysel müşteri tarafında sunulan yeni hizmetler ve uygulamalarla ilgili bilgi verdi.
Geçtiğimiz hafta düzenlenen basın toplantısında paylaşılan uygulamalardan biri de, yenilenmiş ikinci el telefonların satışa sunulması oldu. Hayata geçirilen yeni proje ile hem kullanılmış cihazları Turkcell’in internet sitesi üzerinden satmak mümkün hale geliyor hem de yetkili teknik servis testinden geçirilip orijinal parçalarla yenilenmiş ürünler bir yıl garantili olarak alınabiliyor. Bu sayede seçkin cihazlara ekonomik seçeneklerle ulaşmak mümkün hale geldiği gibi, ikinci el pazarındaki değişken standartlardan kaynaklanan müşteri memnuniyetsizliği de azaltılıyor. Kayıt dışı ekonominin önüne geçilirken, yenilenmiş cihaz tercih eden müşterilere yasal olarak güvenli bir alışveriş platformu sunuluyor. Kullanılmış cihazlar atıl şekilde durmak yerine bu şekilde ekonomiye kazandırılıyor. Aynı zamanda sıfır cihaz talepleri azalacağı için cari açığa sebep olan ithalat oranındaki azalma sayesinde ülke ekonomisine katkı sağlanıyor.
Kadri Özdal: “Çevre duyarlılığı bilincini artırdığımız projelerimizi sürdüreceğiz”
Çevreye karşı sorumluluğu ve etki alanlarını tüm iş süreçlerinde değerlendiren bir şirket olduklarını vurgulayan Turkcell Bireysel Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kadri Özdal, şöyle konuştu: “Pazar araştırmalarına göre son bir yıl içinde ikinci el cep telefonu alma eğilimi yüzde 7’den yüzde 11’e çıktı. Artık Turkcell online mağazamızdan ikinci el telefon alım ve satım işlemleri gerçekleştireceğiz. Teknolojik değişimlere ve trendlere ayak uydurmak için tüketiciler sıklıkla telefonlarını yeniliyorlar. Birleşmiş Milletler Küresel E-atık İzleme Raporu’nun verilerine göre ortalama bir akıllı telefon iki yıl kullanılıyor ve ardından yenisi ile değiştiriliyor. Bunun da etkisiyle, dünyada günde yaklaşık 100 bin ton elektronik atık oluşuyor. Cep telefonlarının yeniden kullanılması doğal kaynakları koruma ve elbette enerji tasarrufu anlamında çevreyi korumaya yardımcı oluyor. Türkiye’de bir kişinin yıllık elektronik atık oranı 7,9 kilogram. Toplamda bir yılda ülkemizde 600 bin ton elektronik atık oluşuyor. Eğer ülkemizdeki elektronik atıkların tamamı geri dönüştürülebilseydi 800 milyon euro’dan fazla gelir elde edilirdi. Dünya Ekonomik Forumu ‘Elektronikte Yeni Bir Dairesel Vizyon’ raporuna göre, küresel elektronik atık üretiminin yıllık değeri 62 milyar dolar. Elektronik atıkların büyük kısmını cep telefonları oluşturuyor. Biz bu yeni uygulamamız ile bu oranı azaltmayı hedefliyoruz. Tekrar kullanılabilir materyallerin katı atık depolama sahalarından uzak tutulmasına katkı sağlayacağız. Aynı zamanda kayıt dışı cep telefonu satışında bir fark yaratacağız.”
Telefonlar nasıl satılacak?
İkinci el cihazını satmak isteyen tüm operatör müşterileri; turkcell.com.tr üzerinden online formu doldurarak bu işlemi yapabilecek. Teklifi kabul ettikleri takdirde, cihazları gelip alınacak ve ücreti hesaplarına nakit olarak yatırılacak. Cihaz satışı gerçekleştirenler ayrıca dönemsel olarak, farklı seçeneklerde sunulan hediye çeklerine sahip olacaklar.
KVKK, düzenlediği konferans, toplantı ve seminerlerde sunduğu kokart tercihleriyle, katılımcıların görüntü ve fotoğrafının izinsiz çekilmesinin önüne geçiyor
Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), toplantı, seminer, konferans gibi etkinliklerde izinsiz görüntü ve fotoğraf alınmasını engelleyen bir uygulama başlattı. Kurumun öncülük ettiği uygulama sayesinde, artık bu tarz etkinliklerde, ilgili kişinin izni olmadan, kişisel veri olarak kabul edilen fotoğrafı çekilemeyecek, görüntüsü alınamayacak.
Kurumun uygulaması kapsamında, etkinliklerde fotoğraf çekimi yetkili personel tarafından yapılabiliyor. Kişisel veri ihlalinin önüne geçilebilmesi amacıyla fotoğrafının çekilmesine izin veren ve vermeyenlerin anlaşılması için de bu kişilere kırmızı ve yeşil renkli kokartlar dağıtılıyor. Katılımcılar salona girmeden önce tercihlerine göre kırmızı ya da yeşil renkli kokartlardan birini yakasına takıyor. Salonda yeşil renk etiket takılan koltuklara oturan ve yeşil kokart takan ziyaretçilerin fotoğrafı çekilebiliyor. Kırmızı etiketli koltuklara oturan ve kırmızı kokart takan konukların fotoğrafı ise çekilemiyor.
Kişisel verilerin korunmasına yönelik ilgi gün geçtikçe artıyor
Kurumda konferans salonunun girişine konulan, dikkat çekecek boyutlardaki aydınlatma metinlerinde, toplantıya gelen katılımcılara, kişisel verilerinin ne amaçla ve nasıl işleneceği de açıkça izah edilerek, ayrıntılı bilgilendirme yapılıyor.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Faruk Bilir, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, kurumdaki hassasiyetin, tüm veri sorumlularına örnek olması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:
“Kişisel Verileri Koruma Kurumuna gelen ziyaretçilere fotoğraf, görüntü ve kimlik bilgileri gibi verilerin nasıl ve ne amaçla işlendiğini açıkça anlatıyoruz. Bu konuda farkındalık oluşturmak amacıyla kokart uygulamasını hayata geçirdik. İlgili kişilerden aldığımız olumlu geri bildirimler de bu uygulamanın faydalı ve yerinde olduğunu gösterdi. Veri koruma kültürünün yaygınlaşması adına aynı hassasiyetin, çeşitli etkinliklerin düzenlendiği kurum ve kuruluşlarda da olmasını temenni ediyorum. Kurum olarak sergilediğimiz bu öncü yaklaşımla, toplumda kişisel verilerin korunmasına yönelik ilginin daha da artacağına inanıyorum.”
Elektriği devletten aldığını düşünen tüketiciler elektrik piyasasının serbestleştiğini ve tedarik şirketlerini değiştirebilme hakları olduğunu bilmiyor. Tedarikçi değiştirmeyenler ise tasarruftan mahrum kalıyor
2019 yılında tedarikçi değiştirmede mesafeli sözleşme uygulamasına da geçilmesiyle tüketiciler için tedarikçi değişikliği süreci oldukça kolay hale gelirken, potansiyel tasarruf tutarları da bir hayli artmış oldu. Kullanıcılar elektrik tedarikçileri arasından kendisine en uygun olanı seçip daha ucuz bir fiyattan elektrik kullanabiliyor. Ancak bundan birçok tüketicinin haberi yok.
Şimdiye kadar 5 milyona yakın tüketici tedarikçi değiştirdi
Elektrik tedarikçileri karşılaştırma ve değiştirme internet sitesi EnCazip’in derlediği verilere göre Türkiye’deki toplam elektrik tüketicisi sayısı 45 milyon civarında. Sektörün açıldığı günden beri elektrik tedarikçisi değiştirme rekoru 4,7 milyon serbest tüketici sayacının bulunduğu 2017 yılının Kasım ayında kırıldı, aynı dönem için serbest tüketici sayısı ise 10 milyon dolaylarındaydı. Bu tarihten sonra elektrik piyasasının içine girdiği koşullardan dolayı elektrik şirketleri satış yapamaz hale geldi ve tedarikçi değiştiren tüketicilerin sayısında hızlı bir düşüş oldu ve 2019 yılının Eylül ayında bu rakam 204 bine kadar geriledi.
Bu verilere göre toplam tüketicilerin çok azı elektrik tedarikçisini değiştirirken, elektrik tedarikçisini değiştirme hakkını elde etmiş olmasına rağmen bu hakkını kullanmayan tüketicilerin oranının düşük olduğu gözlendi. Bunun en büyük nedeni ise ulusal tarifeler yüzünden karsız hale gelen elektrik şirketlerinin tüketicilere satış yapamamış olması olarak öne çıktı. Ancak çok yakın zamanda elektrik fiyatlarının zamlanmış olması ile özellikle Kasım ayından itibaren ciddi sayıda tüketicinin tedarikçi değiştirerek zamlardan etkilenmeyeceği öngörülüyor.
Google, yasal olan bireysel kredi uygulamalarını Play Store’dan kaldırdı. Bu karar sonrasında Apple’dan bir hamle gelip gelmeyeceği şimdiden merak ediliyor.
Bankacılık ve finans işlemleri beraberinde birçok kolaylığı getirse de bununla birlikte dolandırıcılık faaliyetleri de önemli ölçüde artıyor. Bu nedenle teknoloji şirketleri ve yayıncıları, güvenilir olmayan uygulamalar ve hizmetler için yaptırımlar yapabiliyor.
Google, Play Store’da yer alan ve yasal olarak faaliyet gösteren bazı kredi uygulamalarına yönelik yeni bir inceleme yaptı. Bu inceleme sonrasında bazı uygulamalar, uygulama mağazasından kaldırıldı. Google tarafından yapılan açıklamada, gerekçe olarak aldatıcı ve zararlı terimlerin yer almasının, bu kararda etkili olduğu belirtildi.
Uygulama sahipleri tarafından bu karar tepki toplamış olsa da Google geri adım atmayacak gibi görünüyor. Benzer bir hamlenin App Store için Apple’dan da gelip gelmeyeceği şimdiden merak ediliyor.
Tesla’nın araçlarında kullandığı biyolojik savunma modu, araç sürücüleri için birçok kolaylık sağlıyor. Böylelikle hem sağlık açısından güvenlik sağlıyor hem de sürüş konforu aynı şekilde devam ediyor.
Tesla, araçlarında sunduğu birçok güvenlik moduyla elektrikli araç piyasasındaki rekabette ön plana çıkamaya çalışıyor. 2015 yılında geliştirilen biyolojik silah savunma modu ise en ilginç modlar arasında yer alıyor.
Model S’e eklenen bu modda, Tesla özel hava filtreleriyle araç içine giren havayı temizliyor. Bu sayede araç içine giren hava 99.97 oranın filtrelenebiliyor.
Şirketin CEO’su Elon Musk, bu yıl meydana gelen orman yangınlarının hava kalitesini ciddi derecede düşürdüğünü ve bu modun araçlar için gerekli olduğunu belirtiliyor. Bir Tesla kullanıcısı Reddit’te paylaştığı videoda, orman yangınının olduğu alandan geçerken hava filtreleri sayesinde sağlığının dumandan etkilenmediğini belirtmişti.
Yeni Microsoft klavyeleri artık satışa çıkıyor. Bu yeni klavyelerde hem tasarım hem de yeni tuşlarla bir takım yenilikler sunuluyor.
Microsoft, yazılım ve servis konusunda sunduğu hizmetin yanı sıra birçok donanım ürününe de sahip. Microsoft’un özellikle kullanıcı dostu ola klavye ve Mouse modelleri, kullanıcılar tarafından büyük ilgi görüyor.
Bir süredir tekrar eden özelliklerin ötesine geçmek isteyen Microsoft, klavyelerinde bu kez önemli değişikliğe gidiyor. 15 Ekim’de satışa çıkacak olan yeni klavyelerde Office ve Emoji tuşları yer alacak.
Kullanıcılar, emoji tuşuna bastığında Microsoft’a gömülü halde gelen emojiler kullanıcılara listelenecek. Böylelikle istenilen şekilde seçilip emoji gönderimi yapılabilecek. Office tuşuna basıldığında ise O, T, W, X, P, D, N, Y ve L tuşları kullanılacak Outlook ve Powerpoint gibi Office programlarına kolaylıkla erişim sağlanabilecek.
Ergonomik tasarıma sahip olan Microsoft klavyesinin 59.99 dolar, Bluetooth bağlantılı küçük klavyenin ise 49.99 dolara satışa çıkacağı belirtiliyor.
Airbus ve Local Motor ortaklığıyla, 3D baskılı drone üretilecek. Bu ortaklık, havacılık teknolojilerinde önemli bir verimlilik sağlayabilir.
Havacılık sektörünün dev ismi Airbus, 3D baskı alanın faaliyet gösteren Local Motor ile yeni bir ortaklık kurdu. Bu ortaklık kapsamında iki şirket, drone ve otonom araç üretimi yapacak.
Local Motor CEO’su Jay Rogers yaptığı açıklamada, günümüz ulaşım altyapısının esnek olmadığını ve bunun ciddi bir yatırıma yol açtığını söyledi. Mikrofabrika üretim anlayışının, bu durumu değiştireceği ve daha az parçayla daha verimli üretim yapılabileceği belirtiliyor.
LM tarafından 2016 yılında geliştirilen Oli isimli servis aracında yüzde 90 daha az parça kullanılmış ve yüzde 100 geri dönüştürülebilir malzeme tercih edilmişti.
İki şirketin yaptığı ortaklıkla hem droneların hem de otonom araçların daha verimli bir şekilde üretilmesi planlanıyor.
Facebook’ın kripto para cüzdanı Calibra davalık oldu. Aynı logonun kullanılması iddiasıyla açılan davada, Facebook’un başı bir kez daha derde girdi.
Facebook, kripto para birimi Libra için çalışmaya devam ederken birçok sorunla karşılaşıyor. MasterCard ve Visa gibi destekçilerin projeden çekilmesi Facebook’u zor durumda bırakırken, bu kez de başka bir bankayla mahkemelik olundu.
Facebook kripto para cüzdanı olarak geliştirdiği Calibra’nın logosu için Current isimli bir bankadan yeni iddialar eldi. Current, Calibra’nın logosunun kendilerininkine benzmekle kalmadığını, birebir aynısı olduğunu iddia ederek bunun için mahkemeye başvurdu.

Ancak bu sorun hem Current hem de Calibra tarafından kaynaklanmayabilir. Character isimli bir tasarım şirketinin, her iki logoyu da tasarlamış olması bu benzerlikte önemli bir paya sahip gibi görünüyor. Ancak yine de mahkemenin ne karar vereceği şimdiden merak ediliyor.
MIT’de çalışan John Hart isimli bir bilim insanı, elektrikli yapıştırıcı geliştirmeyi başardı. Bu sayede elektronik devreler daha küçük boyutlarda üretilebilir.
Günümüzde elektronik bileşenler çok küçük boyutlara ulaşmış olsa da bunlar bir devre kartına basmak oldukça emek isteyen bir süreç haline geliyor. hatta artık devre kartı basma işlemlerinin tamamen makine tezgahlarda yapıldığını söyleyebiliriz.
Ancak bu devreleri daha küçük hale getirmek için önümüzde iki seçenek var. Bunlardan birincisi, makineler daha hassas hale getirilmesi, ikincisi ise yeni bir tekniğin kullanılması.
MIT’den John Hart’ın geliştirdiği yöntem ise bu alandaki çalışmalara yeni bir soluk getiriyor. Gerilim uygulandığında aktif hale gelen bir elektrikli yapıştırıcı geliştiren Hart, bu sayede daha küçük boyutlarda devrelerin üretilebileceğini söylüyor.
Böylelikle daha küçük ve daha hafif devrelerle, daha verimli cihazlar geliştirilebilir.
NVIDIA ışın izleme desteğini, klasik PC oyunlarına kazandırmaya çalışıyor. Böylelikle ışın izleme destekli oyun sektörünün büyümesi hedefleniyor.
Işın izleme destekli oyun pazarı, büyümeye devam etse de klasik oyunlar tarafından destekli olmaması, bu sektörün önünde engel oluşturuyor. DSOGaming isimli bir web sitesi, bu sektöre yönelik oldukça ilginç bir detay yakaladı.
DSOGaming tarafından paylaşılan bilgilere göre NVIDIA, PC oyunlarında RTX yani ışın izleme desteği üzerine bilgi sahibi bir çalışan arıyor. Bu da NVIDIA’nın RTX desteğini klasik oyunlarına sunabileceği anlamına geliyor.
RTX desteğinin, klasik bir oyunla hayata geçebileceği belirtiliyor. NVIDIA’nın 2015 yılında satın aldığı Lightspeed Stüdyoları, bu uyarlamada en önemli çalışma etkisine sahip olabilir. PC oyunlarını NVIDIA Shield gibi cihazlar için uyarlayan Lightspeed Stüdyoları’nın, RTX uyarlamasında nasıl bir yol izleyeceği şimdiden merak ediliyor.
Uber teslimat şirket Cornershop’u satın almaya hazırlanıyor. Ulaşım sektörünün dev ismi Uber, bununla sınırlı kalmayarak teslimat sektörüne de adım atıyor.
Sunduğu ulaşım hizmeti ve araç paylaşım politikasıyla Uber, küresel ölçekte dünyanın en büyük ulaşım şirketi haline geldi. Ancak Uber, sadece ulaşım sektöründeki başarısıyla bilinmek istemiyor.
Teslimat şirketi Cornershop’u bünyesine katmaya hazırlanan Uber, bu satın almayı 2020 yılında tamamlayacak. Cornershop, özellikle restoranlar için teslimat hizmeti sunuyor ve elektrikli bisiklet kiralama hizmeti veriyor.
Şili, Meksika, Peru ve Toronto’da hizmet veren bu şirket, aynı isimle aynı sektörde Uber ismi çatısı altında hizmet vermeye devam edecek. Uber’in böylelikle teslimat sektöründe de tecrübe kazanması ve bu alanda temel atması planlanıyor.
Araştırma, kadın girişimcilerin profilini anlamak, iş kurma sürecindeki deneyimlerini, motivasyonlarını ve yaşadıkları zorlukları değerlendirmek amacıyla gerçekleştirildi
Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ve Türk Tuborg’un destekleri ile gerçekleşen “Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi” çalışması açıklandı.
438 kadın girişimci ile görüşüldü
Kadın girişimcilerin profilini anlama, iş kurma sürecindeki deneyimlerini, motivasyonlarını ve yaşadıkları zorlukları değerlendirmek üzere yapılan araştırma için Türkiye’de ağırlıklı olarak KAGİDER üyesi olan 438 kadın girişimci ile görüşüldü. Araştırmaya katılan kadın girişimcilerin yüzde 67’si evli, yüzde 67’si çocuk sahibi, yaklaşık yarısı (yüzde 51) 40 yaş altı girişimcilerden oluştu. Katılımcıların eğitim durumu Türkiye genelinin oldukça üzerinde olan araştırmada kadın girişimcilerin ağırlıklı olarak metropolden, diğer bir deyişle İstanbul, Ankara ve İzmir’den gelmesi bu sonuçta etkili oldu.
Kadın girişimcilerin üçte birii yurtdışında da faaliyet gösteriyor
Kadın girişimcilerin kurdukları şirketlerin faaliyet alanları incelendiğinde önde gelen sektörlerin toptan ve perakende ticaret ile imalat olduğu tespit edildi. Kadın girişimcilerin kurduğu şirketlerin yüzde 57’si 1-5 çalışanlı şirket statüsünde. Kadın girişimcilerin kurdukları şirkete yüzde 75 oranında sahip olduğu görülüyor ve kurulan her 3 şirketten 1’i hem Türkiye’de hem de yurtdışında faaliyet gösteriyor.
Girişimcilik geçmişi
Kadınlar girişim geçmişi açısından değerlendirildiğinde, kadın girişimcilerin kurdukları şirkete odaklanıp çoğu zaman başka bir işte çalışmadıkları, şirketin kuruluş aşamasında en çok aileden borç aldıkları, yakın geçmişte en fazla Türkiye’deki özel şirketler ile işbirliği yaptıkları görülüyor. Kadınların henüz şirket kurup, geliştirip, satma oranı oldukça düşük seviyede. Satış sebepleri ise iyi bir fırsat görüp değerlendirmekten ziyade anlaşmazlıklar ve maddi sorunlar olarak göze çarpıyor.
Kadının girişimcilik algısı
Araştırma kapsamında, Türkiye’deki kadın girişimcilerin, girişimcilik hikâyelerinin başlangıç aşamasına yönelik motivasyonları “ihtiyaç” ve “fırsat” içeren ifadelerle sorgulandı. Kadın girişimcilerin büyük çoğunluğu girişimcilik hikâyelerinin temelinde ilgili dönemde bir fırsat görmenin ve değerlendirmenin yer aldığı ifadesine katılıyor. Kadın girişimcilerin özbenlik algıları ve erkek girişimcilere yönelik algıları bu alanda gelişimi etkileyen önemli unsurlar olarak öne çıkıyor. Araştırma kapsamında görüşülen katılımcılar için kadın girişimci olmak en fazla cesaret, güç, bağımsızlık, özgürlük gibi sıfatlarla özdeşleştiriliyor. Girişimcilik algısı metropollerdeki kadın girişimciler için daha çok cesaretken, metropol dışı illerde ise güçlü olmak, diğer bir deyişle tüm zorluklara göğüs germek olarak yorumlanıyor. Girişimci olmaya yönelik paylaşımlarda kadın girişimcilerin kuvvetli pozitif duygulara değinen yorumları bulunuyor. Kadın girişimciler kendilerini borcuna sadık olarak niteliyor ve özbenlik algılarında para yönetimi ile ilgili konular ve mütevazılık ön planda yer alıyor. Genç girişimcilerin kadın girişimci algısı daha iddialı.
Gelecek planları ve ihtiyaçlar
Kadın girişimcilerin eşleri ve ailelerinden sonra en büyük destekçisi, kendileri gibi iş kurmuş olan kadın girişimci arkadaşları. Ancak, daha fazla kurum ile işbirliği kurma ve iletişim ağlarından yararlanmaları gelecekteki ihtiyaçları açısından önem arz ediyor. Kadın girişimciler yurtdışına açılmak istiyor ve geleceğe yönelik değerlendirmeleri umut vadediyor. Kadın girişimcilerin en fazla ihtiyaç duydukları konu finansal destek olarak gözüküyor.
Görsel: (Soldan) Damla Birol (Türk Tuborg Genel Müdürü), Emine Erdem (KAGİDER Başkanı)