ING küresel yapılanma için düğmeye bastı!

Kendisini bankacılık lisansına sahip teknoloji şirketi olarak tanımlayan ING Bank, geleceğin bankacılığına yatırım yapmaya devam ediyor. Yeni nesil dijital bankacılık için 2016-2021 döneminde 800 milyon Euro yatırım yapmayı taahhüt eden ING Grubu, kendini veri odaklı bir kurum olarak konumlayarak, Türkiye’nin de içinde bulunduğu stratejik ülkelerde yapay zeka ve robot teknolojileri alanlarında uzmanlaşmış ekipler kurdu. Her ülkenin farklı bir konuya odaklanacağı ve insan kaynağı için görüşmelerin yapılmaya başlandığı bu ekipler, tüm dünyaya yeni nesil bankacılık çözümleri üretecek.
  
Eylül 2017’de Grubun önümüzdeki süreçte yeni nesil bankacılığına yön verecek ismi olarak atanan ING Grubu Yapay Zeka ve Robot Teknolojileri Global Başkanı Görkem Köseoğlu, bankacılıkta yapay zekayı; müşteri ilişkisi yönetimi, süreç otomasyonu ve temel bankacılık işlemleri olmak üzere üç ana alanda kullanmaya çalıştıklarını söyledi.

Köseoğlu, şöyle konuştu: “Müşterilerimiz açısından bakıldığında bu üç alandaki yapay zeka çözümlerinin yararlarını görmeleri mümkün. Örneğin doğal dil işleme çözümlerine dayalı chatbot çözümlerini hali hazırda birkaç ülkede müşterilerimize açtık. Aynı şekilde süreç otomasyonuna örnek olarak yazılım robotları kullanarak pek çok işlemi daha hızlı ve hatasız hale getirmeye başladık, Türkiye’de KGF kredileri için oluşturduğumuz süreç buna güzel bir örnek. Temel bankacılık alanında ise kredi değerlendirmesi süreçlerinden işlem güvenliğinin sağlanmasına yönelik çözümlere ve fiyatlama gibi konulara kadar pek çok çözüm üzerinde çalışıyoruz.”

Çalışmalara 250 kişilik veri bilimcisi yön veriyor

Yapay zekayı kullanmada önceliklerinin, doğrudan sistem entegrasyonu gerçekleştiremedikleri süreçler olacağını belirten Köseoğlu, “IT çözümünün maliyetli ya da uygun olmadığı sorunların çözümünde robot kullanmayı düşünüyoruz. Amacımız, basit kopyala yapıştır yapan robotlar ile başlayarak, daha karmaşık robotlar için uygun ortamı sağlamak. Hedefimiz, bir süreci baştan sona, tüm olası durumları kapsayacak şekilde ilerletebilen uçtan uca robotlar geliştirmek” diye konuştu. ING Grup olarak yapay zeka çalışmalarını, halihazırda 250 kişilik veri bilimcisi (data scientist) ve modelleme uzmanı ve bunlara destek olan veri mühendisleriyle iş analistlerinden oluşan ekiplerle yürüttüklerini kaydeden Köseoğlu, şöyle devam etti:

“Ekiplerimiz ağırlıklı olarak Hollanda, İngiltere ve Almanya’da. Bunlara ek olarak yeni merkezler kurmak için çalışmalarımız sürüyor. İş birimlerindeki bu ekiplere ek olarak, doğrudan İcra Kurulu’na bağlı olarak çalışan bir Baş Veri Bilimci liderliğindeki veri bilimcilerden oluşan bir merkez ekibimiz bulunuyor. Tüm faaliyetlerin koordinasyonunu sağlamak ve bu alandaki amaçlarımızı daha da güçlendirmek için, benim atanmış olduğum Global Yapay Zeka ve Robot Teknolojileri Başkanı pozisyonu da hayata geçirildi.”

Robot süreç otomasyonu tarafında hali hazırda 1000’den fazla robotun uygulamada olduğunu vurgulayan Köseoğlu, “Çalışmalarımızdan örnek vermek gerekirse; ödüllü uygulamamız Katana; Belçika’daki chatbot uygulamamız Marie; Hollanda’da ilk ve tek banka olarak çıktığımız anında kredi uygulamamız; Almanya ve İspanya’da Scalable Capital ile ortak olarak hayata geçirdiğimiz robo-advice yatırım danışmanlığı uygulamalarımız; süreç otomasyonu için Almanya’da hayata aldığımız otomatik veri işleme uygulamamız; işlem güvenliği ve kara para ile mücadele için hayata geçirdiğimiz ve regülatörden övgü alan 3 gelişmiş modelimiz ve Türkiye’de hayata geçirdiğimiz KGF robotu gibi uygulamaları sayabiliriz” dedi. Tüm bu uygulamaları global olarak tüm ülkelere açmayı planladıklarını kaydeden Köseoğlu, “Türkiye de öncelikli pazarlarımızdan olduğu için, burada da kısa zamanda daha fazla uygulama ile müşterilerimize ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu. 

Türkiye’de bu alanda yapılanlara ilişkin olarak ise Köseoğlu şunları söyledi: “İlk robotumuz olan KGF robotu, 2017 yılının Nisan ayı başında canlı ortama alındı ve KGF giriş sürecini hızlı ve hatasız hale getirdi. Robotlar, geleneksel IT çözümlerine göre çok daha hızlı geliştirilebiliyor ve uygulamaya alınabiliyor. Hız ve hatasızlık anlamında, manuel işlemlere göre avantaj sağlıyor. Örneğin, şubede yaklaşık 40 dakikada gerçekleştirilen bir KGF başvurusunu, bir robot 5 dakikadan az sürede ve sıfır hata ile gerçekleştirebiliyor. Bu anlamda KGF olumlu bir deneyim oldu. ING Bank olarak şu an 33 robotla hizmet veriyor. Bu robotlar çeşitli operasyonel adımları gerçekleştiriyor. Halihazırda robotlar ING Bank’a 20 bin saat kazandırmış durumda.”
  
Robot teknolojileri ile temelde bankanın çeşitli bölümlerinde çalışanların günlük rutin işlerini otomatize ederek daha katma değerli işlerine daha fazla vakit ayırmalarını ve hata oranlarını minimum indirmeyi sağlamayı amaçladıklarını vurgulayan Köseoğlu, “Bu kapsamda üye iş yerleri ve firmaların bilgilerini güncelleme, günlük finansal raporların otomatik hazırlanması, mutabakat ve mizan işlemleri, şube ve genel müdürlük raporlama işlemleri yaptığımız işlerden birkaçı. Bunun yanında arkadaşlarımızın doğum günlerini kutlayan bir robotumuz da var. 

Buna ek olarak mutlaka değinmek istediğim bir konu da ING Türkiye‘nin operasyon merkezinin yer aldığı Kahramanmaraş’ta yaptığımız çalışmalar. Maraş’ta haziran ayında kurduğumuz 6 kişilik robot teknolojileri ekibi ile 2 ayda 50’ye yakın robot yazılımını tamamladık. Robot teknolojilerine ek olarak, yapay zeka tarafında chatbot uygulamamızın detaylarını da yakın zamanda açıklayacağız” dedi.

Comcast, 21st Century Fox’u almaktan vazgeçti

0

Disney, Fox ve Comcast arasında süren üçlü dans sona ediyor. Fox’u satın almak için birbiriyle yarışan Comcast ve Disney arasındaki rekabetin sonu, Comcast’ın pazarlıktan çekilmesiyle sonuçlandı. 

Herkes içerik yayını yapmak istiyor

Böylece Fox ve Disney pazarlıkta başbaşa kaldı. Disney, kendi içeriklerini yayınlamak ve online yayıncılık işine girmek için uzun zamandır TV kanalı sahibi olmak veya Netflix benzeri bir yapı kurmak için çalışıyordu. Comcast’ın pazarlıktan çekilmesiyle Fox’u Disney’in satın alma ihtimali güçlenmiş oldu.

Öte yandan Comcast yayıncılık hevesinden vazgeçmiş değil. Dev operatörün, İngiliz Sky kanalına ortak olmak üzere teklif verdiği vurgulanıyor.

Turkcell’den Hazine ve Maliye Bakanlığı’na transfer

0

Turkcell’de Finanstan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CFO) Bülent Aksu, Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde görev yapmak üzere şirketteki görevinden ayrıldı.

Turkcell CFO Bülent Aksu, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda görev alacak

Turkcell’e 20 Temmuz 2016 tarihinde katılan ve Finans Genel Müdür Yardımcılığı (CFO) görevini yürüten Bülent Aksu, Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde görev almak üzere Turkcell’den ayrıldı. Konuyla ilgili KAP açıklaması şöyle:

Şirketimize 20 Temmuz 2016 tarihinde katılan ve Finans Genel Müdür Yardımcılığı (CFO) görevini yürütmekte olan Bülent Aksu, Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde görev almak üzere, şirketimizdeki görevinden 31 Temmuz 2018 tarihinde geçerli olmak üzere ayrılma kararı almıştır.

 ‘Yenilikçi çözümleri ve başarıları takdire şayan’

Konuyla ilgili olarak, Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu: “Sayın Bülent Aksu, Turkcell’in bilanço ve kur riski yönetiminde ülkemizin örnek bir şirketi olmasını sağlayan uluslararası uygulamalarının yanı sıra, yatırımların finansmanına yönelik yenilikçi çözümleri ile şirketimizin sürekli büyümesini sağlayan güçlü finansal temeller üzerine kurulmasında önemli katkılar sunmuştur. Şirketimizin güçlü ve sağlıklı finansal yapısını sürdürmesindeki emekleri ve üstün gayreti takdire şayandır. Sayın Aksu’nun Turkcell’de gösterdiği başarının katbekat fazlasını yeni görevinde de göstereceğine inanıyor, bu görevlendirmenin ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Bülent AksuBu transfer sonrasında ise, Turkcell Hazine, Risk ve Tahsilat Yönetiminden Sorumlu Direktör olarak görev yapan Osman Yılmaz, 1 Ağustos 2018 tarihi itibarıyla mevcut görevine ek olarak, Finans Genel Müdür Yardımcılığı görevine vekalet edecektir.

20 Temmuz 2016 tarihinden beri Finanstan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak Turkcell bünyesinde başarı ile görev yapmakta olan Bülent Aksu, ilk defa banka dışı bir kurumun varlığa dayalı menkul kıymet ihracı gerçekleştirilmesinin yanı sıra finansman bonosu, kira sertifikası ve Eurobond gibi ihraçlara da imza atarak, Turkcell’in yerel ve uluslararası sermaye piyasalarındaki lider konumunu pekiştirmişti.

McAfee Türkiye pazarında büyüme hedefliyor

0

Türkiye’de yeni yapılanma çalışmalarına başlayan McAfee Türkiye, yeni ülke müdürü Hakan Uzun’un yönetiminde %100 büyüme hedefliyor.

McAfee Türkiye pazarında büyüme hedefliyor

Dünyanın önde gelen siber güvenlik şirketlerinden McAfee, Türkiye operasyonlarını genişletmek için harekete geçti. Kısa süre önce bilişim sektörünün deneyimli isimlerinden Hakan Uzun’u Türkiye Ülke Müdürü olarak görevlendiren şirket, 2020 sonuna kadar %100 büyüme hedefiyle çalışmalarına başladı.

Düzenlenen basın toplantısında gazetecilerle buluşan McAfee Türkiye Ülke Müdürü Hakan Uzun, 2018’in ikinci yarısı ve 2019 için belirledikleri yol haritasına dair detayları paylaştı. Önümüzdeki dönemde daha hızlı ve agresif bir büyüme hedefi belirlediklerini açıklayan Uzun, organizasyonel verimlilik ve yeni fırsatları değerlendirmek için çalışmalar yürüteceklerini belirtti.

Toplantiya iştirak eden McAfee Güney Avrupa, Ortadoğu ve Türkiye’den Sorumlu Başkan Yardımcısı Patricia Murphy, 2020 sonuna kadar hedefledikleri %100’lük büyüme için Türkiye’ye gerekli tüm destekleri vereceklerini belirtti. Murphy, McAfee’nin hem dünyadaki hem de Türkiye’deki yüksek müşteri memnuniyeti oranlarının bu büyüme oranlarına ulaşmayı kolaylaştıracağını ifade etti.

İş ortaklarına destek artacak

Mevcut kanal ekosistemini daha etkin kullanmak için planlar yaptıklarını ifade eden McAfee Türkiye Ülke Müdürü Hakan Uzun, bu kapsamda iş ortaklarına yönelik desteklerini artıracaklarını belirtti. McAfee’nin, “Birlikte çalışmanın yarattığı güçten ilham alıyoruz” sloganı ve vizyonuyla hareket ettiğini kaydeden Uzun, uçtan uca entegre çalışan bir yapı kurguladıklarını, böylece hem bireysel hem de kurumsal çözümlerini müşterilerine daha yakından tanıtma olanağı elde edeceklerini sözlerine ekledi. Toplantıda ayrıca şirketin bir diğer global yöneticisi olan Philippe Lacroix de bir konuşma yaptı. Güney Avrupa, Ortadoğu ve Türkiye’den Sorumlu İş Ortakları Direktörü olan Philippe Lacroix, Türkiye’deki partnerlerinin McAfee müşterilerine verdiği hizmetlerde oldukça yetkin olduklarına dikkat çekti. Lacroix, Türkiye’nin, şirket için uzun yılladır bölgedeki en etkili ülkelerden biri olduğunu vurgularken, bu durumu kalıcı hale getirmek ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmak için desteklerini sürdüreceklerini dile getirdi.

Yeni trendler ve yasal düzenlemeler için bugünden hazır

Siber güvenlik sektörünün en geniş portföylerinden birine sahip olduklarını belirten Hakan Uzun, veri koruma, veri tabanı güvenliği, ağ güvenliği, güvenlik durum analizleri, sunucu güvenliği, web güvenliği gibi alanların her biri için gelişmiş çözümler sunduklarını kaydetti.

Avrupa’da GDPR, Türkiye’de ise Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVVK) gibi düzenlemelere uyum konusunda da müşterilerine destek olduğundan söz eden Uzun, hazırladıkları rehberler ve birebir görüşmelerle işletmelerin bu dönüşüme hazırlıklı olmalarını sağladıklarının altını çizdi.

Hakan Uzun, 2020 sonrasında özellikle 5G teknolojisinin kullanıma alınmasıyla birlikte akıllı şehirler ve akıllı otomobillerin daha fazla hayatımızda yer edineceğine dikkat çekti. Uzun, bu kapsamda hem yerel yönetimler hem de otomotiv sektörü üreticileriyle yakın temasta bulunduklarını ve ortak çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Türkiye’de de bu alanda yapılan çalışmaların hızlı bir şekilde arttığına vurgu yapan Uzun, ülkemizde 5G’nin hizmet sunulmasını takiben bölgesel çalışmalar yürütmeyi planladıklarını da sözlerine ekledi.


Sayılarla McAfee

  • 186 ülkede faaliyet gösteriyor.
  • Dünya genelinde 7300’den fazla çalışana sahip.
  • 538 milyon uç nokta cihaz ve sistemin güvenliğini sağlıyor.
  • 80 binden fazla kurumsal müşteriye hizmet veriyor.
  • Fortune 100 firmalarının %77’sine, Fortune 500 firmalarının yüzde 58’ine, Global 2000 firmalarının %66’sına siber güvenlik çözümleri sunuyor.
  • Dünyanın en büyük bankalarının %79’u McAfee’yi tercih ediyor.
  • Dünya genelindeki en büyük 50 perakendecinin %48’i McAfee kullanıcısı.
  • Siber güvenlik özelinde 1500’den fazla patente sahip.

Dassault Systèmes’ten stratejik satın alma

0

Dassault Systèmes inovatif yazılım ürünleriyle moda, hediyelik eşya, lüks eşyalar ve perakende sektöründe dijital dönüşümü mümkün kılan Centric Software’in çoğunluk hissesinin satın alınmasına yönelik anlaşmaya varıldığını duyurdu.

Dijital dönüşüm çözümleri

Dassault Systèmes ve Centric Software arasındaki satın alma anlaşması, moda şirketlerinde dijital dönüşümü gerçekleştirecek, ürünleri pazara sunma hızını artıracak ve inovasyonu mümkün kılacak.

Centric Software’in PLM çözümleri trendlere ve müşteri taleplerine yanıt vererek moda markaları için hızlı yatırım dönüşümü sağlıyor.

Centric Software’in dünyaca tanınan müşterileri arasında Auchan, Belle China, Bestseller, Fast Retailing, Kering Group, Li & Fung, Loblaws, LVMH, Mango, PVH, Ruyi Group ve Under Armour da bulunuyor.

Dassault Systèmes bu yatırımla, günümüzün trendlerine ve müşteri taleplerine yanıt veren koleksiyonların giderek artan karmaşıklığına çözüm arayan şirketleri kapsayan milyarlarca dolarlık bir pazarda dijital dönüşümü gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Genel merkezi California’daki Silikon Vadisi’nde olan ve 13 ülkede ofisleri bulunan Centric Software; ASICS, Bass Pro, Belle China, Bestseller, Etam, Kate Spade, Loblaws, Louis Vuitton, Michael Kors, Samsonite, Ted Baker ve Tommy Hilfiger’ın da aralarında bulunduğu 600’den fazla dünyaca tanınan marka için yazılım çözümleri sağlıyor. Centric Software ise 2017 yılında yüzde 60’tan fazla büyüyerek 61 milyon dolar gelire ulaşmış ve pozitif net kar elde etmişti. Centric’in sektöre özel PLM iş birliği platformu masaüstünde stok planlama, ürün teknik özellikleri, malzeme yönetimi, ürün kaynağı sağlama, maliyet senaryoları, koleksiyon yönetimi, takvim yönetimi ve kalite yönetimi için kullanılıyor. Ayrıca verimliliği, pazara sunma süresini ve satış ve ürün marjlarını artırmak amacıyla mobil cihazlar için optimize ediliyor.

Kartlı ödemeler 2018’in ilk yarısında yüzde 20 büyüdü!

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) 2018 yılının ilk 6 aylık verilerini açıkladı. Kart kullanmanın sağladığı avantajların yanı sıra banka hesabı sahibi nüfustaki artış, artan finansal okuryazarlık ve e-ticaret kullanımı gibi etkilerin de desteğiyle ödemelerde kart kullanımının artışını sürdürdüğünü vurgulayan BKM Genel Müdürü Dr. Soner Canko, kredi kartı ve banka kartı sayıları artarken, yılın ilk yarısında kartlı ödemelerde yüzde 20 oranında büyüme gerçekleştiğini söyledi.

BKM verilerine göre haziran ayı sonunda Türkiye’de 64,8 milyon adet kredi kartı ve 136,4 milyon adet banka kartı kullanılıyor. 2017 yılının haziran ayı ile kıyaslandığında kredi kartı sayısında yüzde 7’lik artış, banka kartı sayısında ise yüzde 10’luk artış görülüyor. Toplam kart sayısı ise 201 milyon adedi geçerek, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9 oranında artış gösterdi.

Kartların kullanım alanı genişliyor

Günümüzde vergiden bireysel emeklilik ödemesine, taksiden sigorta ödemelerine ve hatta bağış ödemelerine kadar hayatın her alanında kartlarla ödeme yapılabiliyor. Bunun sonucunda para üstü derdini ortadan kaldıran, zaman kazandıran ve nakit taşımaya gerek kalmadan günlük hayatı kolaylaştıran kartlarla ödemeler daha da yaygınlaştı. 2018 yılının ilk altı ayında kartlarla toplam 380 milyar TL tutarında ödeme yapılırken, bu değer önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20 büyüme olduğunu gösteriyor.

Kartlı ödemelerdeki artışla beraber en fazla artışın hangi sektörlerde gerçekleştiği ayrıntılı incelendiğinde, 2018 yılının ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre hava yolları yüzde 34, yemek yüzde 28, akaryakıt istasyonları yüzde 24, sağlık/sağlık ürünleri/kozmetik yüzde 24, giyim ve aksesuar yüzde 21 ile en fazla artış gösteren sektörler arasında yer aldı.

İnternetten yapılan kartlı ödemeler yüzde 37 büyüdü

BKM verilerine göre, internetten ödeme alışkanlıklarının her geçen gün artması ve hızlı dijital dönüşümle beraber 2018 yılının ilk altı ayında toplam 61 milyar TL tutarında internetten kartlı ödeme yapıldığı görülüyor. Bu veri 2017 yılının ilk altı ayı ile kıyaslandığında, internetten kartlı ödemelerde yüzde 37 oranında artış dikkat çekiyor. Geçen yılın aynı döneminde toplam kartlı ödemelerin yüzde 14’ünü oluşturan internetten kartlı ödemelerin bu yıl payını artırarak yüzde 16’ya çıkardığı görülüyor.

Yabancı kartlarla yapılan ödemeler incelendiğinde ise yılın ilk yarısında yabancı kartlarla yurt içinde toplam 15,8 milyar TL tutarında ödeme yapıldığı görülüyor. Bu tutar, önceki yılın aynı döneminde 9,5 milyar TL olan kartlı ödeme tutarıyla kıyaslandığında yüzde 67 oranında büyümeyle son yıllarda gözlenen en büyük artışın gerçekleştiği dikkat çekiyor. İşlem başına yapılan kartlı ödeme tutarının ise 457 TL’den 573 TL’ye çıktığı görülüyor.

BKM, kartlı ödemeler sektörünün ve hanehalkı harcamalarının gözlemlenebilmesi için temmuz ayından itibaren kartlı ödemeler endeksini Haziran 2018 verilerini de içeren şekilde KARTMETRE adıyla yayınlamaya başladı. 2015 yılı Nisan ayını baz alan endeks, nominal ve enflasyondan arındırılmış (reel) olmak üzere aylık olarak paylaşılacak. Toplam kartlı ödeme cirosu üzerinden hesaplanan Genel Kartlı Ödeme Endeksi’ne ek olarak hane halkı harcamalarının daha iyi bir göstergesi olması dolayısıyla “BES ve Kamu/Vergi Hariç Yurt İçi Bireysel Kartlı Ödeme Endeksi” (Hanehalkı Kartlı Ödeme Endeksi) de yayınlanacak.

Uçan otomobil 2019’da satışa çıkıyor

0

Terrafugia’nın uzun yıllardır geliştirdiği uçan otomobil modeli Transition, nihayet gerekli testleri ve hazırlıkları tamamladı. Şirketin yeni açıklamasına göre, uçan otomobil 2019 yılında satışa çıkacak.

Uçak mı otomobil mi?

Transition aslında teknik olarak küçük bir uçak ve pilot lisansı ile aracı uçurmak mümkün. Ancak yoğun olarak uçmak zorunda olduğu için kişisel uçak almak isteyen iş adamlarını hedef alan aracın kanatlarını katlayarak uçağı otoyollarda otomobil gibi kullanmak da mümkün. Bu da iş adamlarının indikleri şehirde kiralık otomobil bulmak ve aracı teslim almak/teslim etmek gibi gerekli bürokratik işlemlerle uğraşmak için saatler harcamalarını önleyerek, meşgul iş adamlarına yolculukları sırasında çok değerli saatler kazandıracak. 

Ancak “uçan otomobil” kavramı nedeniyle, bu araçların otoyollarda aniden kanatlarını açıp uçmaya başlayacakları gibi bir algının doğru olmadığını da hatırlatalım. Havacılık regülasyonları nedeniyle Transition’ın büyük şehirlerde ancak hava limanlarından, kule izniyle ve şehir üstündeki hava trafiğine uyum sağlayarak uçması zorunlu olacak. 

Kırsal bölgelerde ise araçların, uygun bir pistten havalanarak, yine bölgedeki hava trafiğine uygun şekilde uçuşa devam etmesi mümkün olacak. 

Boğaziçi Üniversitesi, teknoloji transferi için sermaye şirketi kurdu

0

Kısa süre önce yürürlüğe giren ve üniversitelerin teknoloji transfer şirketi kurabilmelerine olanak sağlayan “Yükseköğretim Kurumları Teknoloji Transfer Ofisi Yönetmeliği” kapsamında Türkiye’de şirketleşerek sermaye şirketi (A.Ş.) statüsü kazanan Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) Boğaziçi Üniversitesi TTO oldu.

Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) A.Ş., yeni sermaye şirketi yapısı çerçevesinde kamu ve özel sektör iş birlikleri yapacak, üretilen bilgiyi, yapılan buluşları fikri mülkiyet kapsamında koruma altına alacak ve buluşların ticarileşme süreçlerinde rol alacak.

Patent başvuruları

Boğaziçi Üniversitesi TTO A.Ş ayrıca üniversite öğretim üyelerinin buluşlarını ulusal ve uluslararası patent başvurularını gerçekleştirecek, buluşların sanayiye aktarılması ve ticarileşmesi sürecinde ulusal ve uluslararası şirketler ile temaslar yürütecek ve buluşların şirketleşmesi için aracı görevini üstlenecek.

Daha önce Teknopark’a bağlı bir idari birim olan Boğaziçi Üniversitesi TTO A.Ş., yeni statüyle birlikte profesyonel bir yönetimi olan, sürdürülebilirlik amacı güden bir şirket yapısına kavuştu.

Boğaziçi Üniversitesi TTO A.Ş.’nin Yönetim Kurulu, Yönetim Kurulu başkanlığını üstlenen Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan ve Senato tarafından seçilen altı yönetim kurulu üyesinden oluşuyor. TTO A.Ş.’nin disiplinlerararası bir yaklaşıma sahip olabilmesi ve hizmet verirken üniversitenin her kesimini kapsayabilmesi amacıyla Yönetim Kurulu, farklı disiplinlerden gelen öğretim üyelerinden oluşuyor. Anonim şirket olarak Boğaziçi TTO A.Ş. bundan böyle bir yandan üniversite ile bağını güçlü tutmaya devam ederken diğer yandan bir anonim şirket olanın getirdiği esnekliklerden faydalanabilecek, iş yapma ve para transferi gibi konularda özgürlük ve kolaylıklara sahip olacak.

Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi A.Ş. Yöneticisi Sevim Tekeli, yeni yapının bugüne dek TTO bünyesinde sunulan hizmet kalitesini ve performansını artıracağını, kanunun getirdiği esneklik ve kolaylıklar sayesinde yeni dönemde sanayi ile iş birliklerini daha rahat yürüteceklerini vurguladı. Tekeli, akademik girişimcilik alanı başta olmak üzere çok sayıda yeni projeyi uygulamaya alacaklarını kaydetti. TTO A.Ş.’nin gelir modelinin temelinin, sanayi iş birliğine dayandığını ve Boğaziçi Üniversitesi TTO A.Ş.’nin bu konuda daha önce hiçbir TTO’nun denemediği modeller üzerinde çalıştığını anlatan Tekeli, kısa vadede öncelikli planlarının bunları uygulamak olacağını kaydetti.

Boğaziçi Üniversitesi TTO A.Ş., orta ve uzun vadede ise girişimcilik ve ticarileştirme faaliyetlerinden de geri dönüş alınabilecek yenilikçi modeller üzerinde çalışıyor, firmaların tanımlanmış sorunlarına yönelik riski minimize edilmiş girişimcilik programları tasarlıyor. Üniversitede yürütülen araştırmaların kurulan şirket vasıtasıyla ticari bir ürün haline getirilmesi sürecini tanımlayan akademik girişimciliğe yönelik yeni bir programı da bulunuyor.

Google CEO’su, Avrupa Parlemantosu’na cevap verdi

0

Avrupa Parlemantosu dün Google’a Android politikası nedeniyle 5 milyar dolarlık ceza kesmişti. Bugün şirketin CEO’su, Sundar Pichai’den bu karara karşı bir açıklama geldi.

Sundar Pichai’nin karar nedeniyle yaptığı açıklama şöyle:

Android daha az değil, daha fazla seçenek yarattı

Android bir telefon aldığınızda en popüler iki mobil platformundan birini, dünya çapında kullanıcılar için mevcut telefon seçeneklerini artıran platformu seçmiş olursunuz.

Bugün Avrupa Komisyonu Android’e ve iş modeline karşı bir rekabet kararı aldı. Söz konusu karar Android telefonların; Komisyon’un kendi pazar araştırmasındaki katılımcıların yüzde 89’u tarafından da teyit edildiği gibi, iOS telefonlarla rekabet ettiği olgusunu görmezden gelmektedir. Karar aynı zamanda Android’in; Android cihazlar üreten ve satan binlerce telefon üreticisi ve mobil şebeke operatörlerine, işlerini Android ile kurmuş dünya çapındaki milyonlarca uygulama geliştiriciye ve artık son teknoloji akıllı telefonları satın alabilen milyarlarca tüketiciye ne kadar fazla seçenek sunduğunu da gözden kaçırmaktadır.

Bugün Android sayesinde aralarında Almanya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İspanya, İsveç, Letonya, Polonya ve Romanya ’dan da üreticilerin yer aldığı 1300’den fazla farklı markanın ürettiği, her fiyat aralığında 24 binden fazla cihaz bulunmaktadır.

Bu şirketler tarafından üretilen ve hepsi birbirinden farklı olan telefonların tek ortak özelliği aynı uygulamaları çalıştırabilme kapasitesidir. Bu da cihazların boyutu veya şekli ne olursa olsun teknik uyumluluğu garantileyen basit kurallar sayesinde mümkün olmaktadır. Hiçbir telefon üreticisinin bu kuralların altına imza atma zorunluluğu dahi bulunmamakta, tıpkı Amazon’un Fire tabletleri ve TV çubuklarında yaptığı gibi Android’i diledikleri şekilde kullanıp değiştirebilmektedirler.

Açık işletim sistemlerinin başarılı olabilmesi için, tüm kullanıcıların ihtiyaçlarını büyük bir titizlikle dengelemesi zorunludur. Temel uyumluluk konusunda kuralların olmaması halinde, açık platformların kullanıcılara, geliştiricilere ve telefon üreticilerine faydalı olmayacağı ve başarısızlıkla sonuçlanacağını tarih de göstermiştir. Android’in uyumluluk kuralları, herkes için uzun vadeli ve çözüm sunan bir platform olmasına katkı sağlıyor.


Esneklik, seçenek ve fırsat yaratma

Bugün Android sayesinde tipik bir telefon, sadece telefonu satın aldığınız şirkete değil çok sayıda geliştiriciye ait ön yüklenmiş 40’a varan uygulama ile birlikte geliyor. Farklı uygulamaları –ya da tarayıcı veya arama motorunu- tercih etmeniz halindeyse, önceden yüklenmiş olanları kolayca devre dışı bırakmanız veya silmeniz, yerine ise-bazıları geçimlerini uygulama geliştirici olarak sağlayan 1,6 milyon Avrupalı tarafından geliştirilmiş- diğer uygulamaları seçmeniz mümkün.

Aslında tipik bir Android kullanıcısı, telefonuna 50 kadar uygulamayı kendisi kuruyor. Geçtiğimiz yıl Play uygulama mağazamızdan 94 milyarın üzerinde uygulama yüklendi. Opera Mini ve Firefox gibi tarayıcılar 100 milyon, UC Browser ise 500 milyon kereden fazla yüklendi.

Bu durum, 1990’lar ve 2000’lerin başındaki çevirmeli ağ bağlantısı çağıyla taban tabana zıt bir durum ortaya koyuyor. O dönemlerde bilgisayarda önceden kurulu uygulamaları değiştirmek veya yenilerini eklemek teknik açıdan zor ve zaman alıcıydı. Komisyon’un Android kararı, bugünkü geniş seçenekleri ve insanların telefonlarını nasıl kullandığıyla ilgili açık durumu görmezden gelmektedir.


Akıllı telefon çağı için geliştirilmiş bir platform

2007 yılında Android’i telefon üreticileri ve mobil şebeke operatörlerine ücretsiz olarak sunmayı seçtik. Kuşkusuz Android’in geliştirilmesine ilişkin maliyetler söz konusu, Google son on yıl içerisinde Android’in bugünkü haline gelmesi için milyarlarca dolar yatırım yaptı. Söz konusu yatırım bizim açımızdan önemli; zira telefon üreticilerine bir kısmı bize gelir kazandıran ama daha da önemlisi her biri, telefon kutudan çıktığında “çalıştığını” garantilememize yardımcı olan (Arama, Chrome, Play, Haritalar ve Gmail gibi) popüler Google uygulamalarını içeren bir seti önceden yükleme seçeneği sunabiliyoruz. Telefon üreticileri bizim hizmetlerimize yer vermek zorunda değil; ayrıca bizimkilerin yanı sıra rakip uygulamaları da önceden yüklemekte özgürler. Bu da yalnızca bizim uygulamalarımız kurulu olursa ve eğer insanlar rakip uygulamalar yerine bizim uygulamaları kullanmayı seçerlerse gelir elde ettiğimiz anlamına geliyor.


Hem iş ortakları hem de tüketiciler için fırsatlar

Android platformunun ve Google uygulamalar grubunun ücretsiz olarak dağıtılması yalnızca telefon üreticileri ve operatörler açısından verimli değil, geliştiriciler ve tüketiciler açısından da son derece yararlı. Uygulamalarımız üreticiler tarafından geliştirilen ve operatörler tarafından satılan geniş yelpazedeki cihazlarda yer almasaydı, Android ekosistemindeki hassas denge olumsuz etkilenirdi. Android iş modeli bugüne kadar, teknolojimiz için telefon üreticilerinden ücret talep etmek zorunda kalmadığımız ya da sıkı şekilde kontrol edilen bir dağıtım modeline bağlı olmamamız anlamına geldi.

Büyüklüğün beraberinde sorumluluğu da getirdiği konusunda her zaman hemfikir olduk. Sağlıklı ve gelişen bir Android ekosistemi herkesin yararına olacaktır ve biz de değişiklikler yapma konusundaki isteğimizi ortaya koyduk. Öte yandan bugün alınan kararın, Android ile elde ettiğimiz titiz dengeyi olumsuz etkileyeceğinden ve açık platformlara karşı özel sistemler lehinde sorunlu bir işaret vermiş olmasından kaygı duyuyoruz.

Hızlı inovasyon, geniş çeşitlilik ve düşen fiyatlar yoğun rekabetin ayırt edici özellikleridir ve Android tüm bunları mümkün kılmış durumda. Bugün alınan karar, herkes için daha az değil daha fazla seçenek yaratan Android’i destekleyen iş modelini reddetmektedir. Kararı temyize götürmeyi planlıyoruz. 

#AndroidWorks

Robot böcek filosu bakım ve onarım yapacak

0

Rolls-Royce, geleceğin uçaklarını tamir etmek için robot böcek filosu geliştiriyor. Robot böcek filosu, insanların ulaşamadığı noktalarda, bakım ve onarım yapabilecek.

Robot böcek filosu uçak endüstrisi için kullanılacak

Dünyanın en ünlü mühendislik şirketlerinden biri olan Rolls-Royce, Harvard Üniversitesi ve Nottingham Üniversitesi ile iş birliği yaptı. IntelligentEngine projesinin bir parçası olarak Rolls-Royce, robot böcek ve yılan filosu geliştirilecek. Doğadan ilham alınan bu projede, robotlar bakım ve kontrol için uçakta gezintiye başlayacak. 10 mm çapındaki robotlar, bakım ve kontrol sırasında karşılaştıkları sorunları mühendislere bildirecek.

Rolls-Royce’un kanat teknolojisi uzmanı Dr. James Kell, Digital Trends’e verdiği demeçte, “Jet motorunun içine girmemizi sağlayan birkaç minyatür cihaz geliştiriyoruz. Onarmalar, hasarlı malzemenin çıkarılması veya malzemenin tekrar yerleştirilmesi şeklinde olabilir. Bu onarmaları yapabilmek için doğadaki anahtar deliği cerrahisi tekniklerine benzer mekatronik probları geliştirmek için kapsamlı bir ortaklık ağı ile çalışıyoruz” dedi.

Kell, bu robotik onarım ve bakım sisteminin şu an için uçak endüstrisi için geçerli olacağını, otomotiv endüstrisinde kullanılmayacağını belirtti.

Avrupa Google’a 5 milyar dolar ceza kesti

0

Avrupa Komisyonu’nun Google düşmanlığı bu kez 5 milyar dolarlık bir cezaya konu oldu.

Android cezası

Google’ı Android işletim sistemi üzerinden telefonlara kendi uygulamalarını yükleme yönünde baskı yaptığı gerekçesiyle cezaya çarptıran Avrupa Komisyonu, bu kararla beraber telefon üreticilerinin alternatif Android sürümlerini kullanabilmesinin önünü de açtı.

Avrupa Komisyonu, 2016 yılında da Google’ı telefonlara kendi Chrome tarayıcısını, arama motorunu ve diğer Google uygulamlarını yüklettiği  için Anti-tröst yasalarına aykırı hareket ettiği gerekçesiyle suçlu bulmuş ve yine ceza kesmişti.

Komisyon’a göre Google anti-törst yasalarını üç farklı yöntemle çiğniyor. İlk olarak telefon üreticilerine Google uygulamarını cihaza yüklemeleri için baskı yapıyor. İkinci olarak telefon operatörlerine para ödeyerek operatör kullanıcılarına Google uygulamaları yükletiyor. Üçüncü olarak ise telefon üreticilerinin alternatif uygulamaları yüklemesine izin vermeyerek üreticileri hakim konumunu kullanarak zorluyor.

Google, denizaltına yeni kablo döşüyor

0

Google, artan internet trafiği yükünü karşılamak için ABD Virginia ile Fransa arasında yeni bir denizaltı veri kablosu döşeyecek

Google’dan beş kablo

2016’dan beri beşinci denizaltı kablo projesini başlatan Google böylece dünya çapında artan veri trafiği için alt yapı sağlayıcısı konumunu da güçlendiriyor.

Virginia sahillerinden suya girip Atlas Okyanusu boyunca yol alarak Fransa sahillerinden Avrupa’ya çıkacak olan yeni kablo projesinin tamamlanması 2020 yılını bulacak.

Güney Kore 5G kullanmaya başlıyor

Güney Kore 5G kullanmaya geçerek, ağ teknolojilerinde yenilikçi ülkelerden biri olmak istiyor. Güney Kore 5G ağını kullanan ilk ülke olacak.

Güney Kore 5G hizmetini 2019’da başlatıyor

Dijitalleşme süreci, birçok cihazı internete bağlanabilir hale getiriyor. IoT teknolojisinde yaşanan gelişmeler ile internete bağlanan bu cihazlardan veriler toplanıyor, analiz ediliyor ve kullanıcıya sunuluyor. Daha sonra kullanıcı talimatları yeni bir veri transferine neden oluyor. Tüm bu süreçte veri transferinin gerçek zamanlı olarak yapılması, verimli bir çalışma için kritik öneme sahip oluyor. Bunun için Güney Kore oldukça hızlı adımlar atıyor.

5G testlerini başarıyla sürdürdüğünü açıklayan Güney Kore, 2019 yılının Mart ayında 5G kullanmaya başlayarak, 5G’ye geçen ilk ülke olacak. Daha önce Güney Kore’nin 2020 yılında geçeceği bekleniyordu ancak yapılan açıklama ile bunun 1 yıl erken olacağı ortaya çıktı. Birçok ülkede ise 2020-2023 yıllarında bu geçişin gerçekleşmesi bekleniyor.

Güney Kore’deki en büyük Telekom şirketleri SK Telecom, KT ve LG Uplus’ın 5G için gerekli alt yapıya sahip olduğu belirtiliyor.

Bitcoin 7000 dolar barajını geçti

Son aylarda ciddi bir düşüş yaşayan Bitcoin 7000 dolar barajını tekrar geçerek, yatırımcılarını sevindirdi. Bitcoin’de yaşanan artış, diğer kripto para birimlerini de etkiledi.

Uzun süre sonra Bitcoin 7000 dolara ulaştı

Aylardır dalgalanmalar yaşayan Bitcoin, 29 Haziran tarihinde 6000 dolar seviyesinin altına düşerek dibe vurmuştu. Kripto para piyasasında işlem hacmi çok yüksek olan Bitcoin’de yaşanan değer kaybı, kripto para piyasasının hacminde de düşüş yaşanması neden olmuştu.

18 Temmuz tarihinde, 1 saat içerisinde yüzde 10 artış yaşayan Bitcoin, 6700 dolardan 74000 dolara ulaştı. Böylelikle uzun bir aradan sonra tekrar 7000 dolar barajını aşmış oldu.

Yıllık hacmi 236 milyon dolara gerileyen kripto para piyasası, Bitcoin’de yaşanan yükselişle birlikte tekrar 300 milyon dolar seviyelerine yaklaştı.

Bitcoin’de yaşanan yükseliş, diğer kripto para birimlerinde de değer artışı sağladı. Ether, Ripple, Bitcoin Cash ve EOS değerleri yüzde 5-15 oranında yükseldi. Piyasada Bitcoin ile birlikte en çok dikkat çeken para birimi Stellar oldu. Stellar, saatler içerisinde yüzde 25 oranında değer kazandı.

Buraya tıklayarak Bitcoin’in şu anki değerini görebilirsiniz.

Helsinki AR uygulamaları için haritalandırıldı

Helsinki AR ve VR uygulamaları için 3D olarak yeniden haritalandırıldı. Umbra tarafından yapılan Helsinki 3D haritası, çeşitli uygulamalarda kullanılabilecek.

Helsinki AR geliştiricileri için uygun bir şehir

Şehirlerin çeşitli app’lere entegrasyonunda yaşanan genel sorun; 3D şehir haritalarına ulaşmak oluyor. 3D haritalama için büyük bir veri setine ihtiyaç duyuluyor. Helsinki için bu sorunu çözmek amacıyla 2015 yılından bu yana haritlama çalışması yürütülüyor. Helsinki’de havadan çekilen görüntüler ile yaklaşık 50 kilometrekarelik bir alanın 3D örgü haritası oluşturuldu.

Uydularla elde edilen GPS verileri, şu anda konuma dayalı çalışmakta ve 2 boyutlu seçenek sunmakta. Ancak elde edilen bu harita, gelecekte AR ile şehrin dijital kopyasına ulaşmayı mümkün hale getirecek.

Bu görselleştirme San Francisco merkezli Umbra tarafından, otomatik bulut platformu aracılığıyla yapıldı. Çekilen görüntüler, bir yazılım aracılığıyla birleştirilerek dijital şehir oluşturuldu. Geliştiriciler, elde ettikleri 3D veri kümesi ile Google Earth’den daha yüksek doğruluk sunma potansiyeli taşıdığını belirtiyor.

Aşağıdaki video ile Helsinki’ni 3D şehir haritasını inceleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?time_continue=15&v=Rd9NLGZGTkE

Adidas geri dönüşüm ile üretim yapacak

Adidas geri dönüşüm ile üretim yaparak, çevreci dostu bir şirket olmayı planlıyor. Böylelikle Adidas geri dönüşüm ile üretimini, amiral ayakkabılarının ötesine taşıyacak.

Adidas geri dönüşüm için 2024’ü hedefliyor

Adidas, son yıllarda amiral sınıfı olarak nitelendirebileceğimiz ayakkabılarının üretiminde geri dönüştürülmüş plastik kullanıyor. Ancak şirket, bununla sınırlı kalmak istemiyor. Açıklanan gelecek planlarına göre Adidas, 2024 yılı itibariyle ayakkabı ve giysilerinde sadece geri dönüştürülmüş polyester kullanarak üretim yapacak.

Adidas’ın malzemesinin yaklaşık yarısının şu anda polyester olduğunu söyleyen Liedtke, bu geçişi kar marjını bozmadan aşamalı olarak yapacaklarını söyledi.

Üretimde kullanılacak plastiklerin rafine işlemleri hakkında ise henüz bir detay verilemdi. Ancak rafine işlemlerinin giderek ucuzlaması, 2024 yılına kadar Adidas’a avantaj sağlayabilir.

Eko bilinçli bir şirket olma yolunda ilerleyen Adidas, geri dönüştürülmüş üretimiyle bilinçli ve sadık bir müşteri kitlesi oluşturmayı da hedefliyor.

Verinin Türkiye’de tutulmasının 5 avantajı

0

Bulut bilişim kullanımı hızla artarken, verinin ülke içinde tutulması hem işletmeler hem de ülke ekonomisi açısından büyük önem taşıyor.  Verinin Türkiye’de tutulmasının 5 avantajı nelerdir?

Yeni nesil teknolojiler ve dijitalleşme modern ekonomiye yön vermeye devam ediyor. Son yılların en önemli teknoloji hizmetleri arasında yer alan bulut bilişim, verinin depolanması için eşsiz bir fırsat sunuyor.

Verinin Türkiye’de tutulmasının 5 avantajı

Bulut bilişimin avantajlarından yararlanırken herhangi bir aksaklık yaşamamak için yerel bir veri merkezinden hizmet almanın önemine dikkat çeken Radore Veri Merkezi Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kubilay Akyol şunları söyledi: “Birçok şirket yurtdışında barındırdıkları verilerinin hangi ülkede ve hangi veri merkezinde bulunduğundan haberdar değil. Bu nedenle verilerinizin nerede barındırıldığını bilmek ve güvenliğinden emin olmak için yerel bir veri merkezinden hizmet almak büyük önem taşıyor. Şirket verilerinin Türkiye’de barındırılması yasal mevzuatlara uyum sağlamanın yanında bulut bilişimin avantajlarından çok daha etkin şekilde yararlanılmasını sağıyor. Türkiye’de bulut bilişimin gelişmesi ve sektörün büyümesi açısından da bu yaklaşım önem taşıyor.”

İstanbul’un merkezindeki veri merkezi Radore’nin Kurucu Ortağı Akyol, verinin ülke içinde tutulmasının faydalarını şöyle özetledi:

  • Mevzuatlara uyum
  • Kolay erişim ve çözüm fırsatı
  • Daha fazla bilgi güvenliği
  • Daha hızlı erişim
  • Ülke ve sektörün gelişimi

Örneğin bankacılık ve elektronik ödeme sektöründe verinin ülke içinde tutulması bir zorunluluk. Bulut depolama hizmetini yerel veri merkezlerinden alan işletmeler, benzer yasal zorunluluklara doğrudan uyum sağlayabiliyorlar.

Birçok yönetici, sunucularını şirket dışına taşıdığında gerektiği zamanda erişim imkânı olmayacağından endişe ediyor. Oysa yerel bir veri merkezinde sunucuları barındırmak her an kontrol edilebilir, fiziksel bir sunucu dünyası da sunuyor. Yerel veri merkezlerinde ana dilde iletişim kurmanın ve teknik destek alabilmenin avantajı bulunuyor. Bu sayede bir aksaklık yaşandığında, arzu edilirse destek veren profesyonelle yüz yüze tanışmak ve çok daha hızlı bir şekilde çözüme ulaşmak bile mümkün.

Bulut bilişimin nimetlerinden yararlanırken, şirket verisine erişim ve güvenliği konusu soru işareti yaratıyor. Oysa yerel bir veri merkezinde hem siber hem fiziksel güvenliği bire bir olarak kontrol etmek mümkün.

Bununla birlikte şirket ofisine yakın bir yerde barındırılan sunucular için de yöneticilerin aklına bir soru işareti düştüğünde alınan yedekten, sistemin izlenme sürecine kadar takip etmek mümkün oluyor.

Bir web sitesinin ziyaretçilerinin büyük çoğunluğu Türkiye’de olmasına rağmen yurt dışında barındırılması, aradaki fiziksel mesafe nedeniyle daha uzun bir yanıt süresine yol açıyor. Bu da kullanıcı deneyimini negatif etkileyerek, özellikle e-ticaret sitelerinde önemli kayıplar yaşanmasına sebep oluyor. Günde 100 bin TL’lik cirosu olan bir web sitesinin 1 saniyelik gecikme sonunda yıllık zararı 2,5 milyon TL’yi aşıyor. Yerel bir veri merkeziyle çalışmak, yerel ağlardan hiç çıkmadan, çok daha verimli ve hızlı bir veri aktarımı gerçekleşmesini sağlıyor.

Verinin yurt dışında barındırılması dünya çapındaki bulut bilişim ekonomisinden Türkiye’nin pay alamaması anlamına geliyor. Gartner verilerine göre, dünya çapında genel bulut (public cloud) gelirleri 2018 yılı sonunda 186 milyar doları aşacak. Yine aynı rapora göre, dünyanın en büyük ilk 10 bulut sağlayıcısı 2021 yılına gelindiğinde tüm pazarın yüzde 70’ine hâkim olacak. Verinin Türkiye’de tutulması hem işletmelere hem de ülkenin ve piyasasının gelişmesine katkı sağlayacak.

BMW araç paylaşım hizmetini tanıttı

BMW araç paylaşım hizmeti ile Uber ve Lyft gibi şirketlere rakip olmak istiyor. Pazar payı gittikçe artan araç paylaşım hizmeti sektörüne, artık otomobil devi BMW de girdi.

ReachNow: BMW araç paylaşım uygulaması

BMW tarafından geliştirilen ReachNow isimli uygulama, Seattle’de hizmete başlıyor. Daha sonra ABD’deki diğer şehirlerde de aktif olması hedeflenen hizmet ile kullanıcılar, uygulama üzerinden BMW araç kiralayabiliyor. ReachNow’un araba paylaşım filosu, BMW i3 elektrikli otomobil, BMW 3 Serisi, BMW X1 SAV, MINI Clubman, MINI 2 kapılı sabit disk ve MINI 4 kapılı hardtop modellerinden oluşuyor.

ReachNow, kullanıcıların araçları birkaç dakika veya birkaç gün gibi çeşitli kullanım ihtiyaçları için kiralamasına izin veriyor. Yeni uygulama, Uber ve Lyft’ten farklı olarak daha kişisel bir deneyim sunmak için birkaç başka özellik sunuyor. Üyeler, acil bir pickup seçebilir veya yedi gün öncesine kadar bir yolculuk planlayabilirler. Ayrıca ReachNow üzerinden en fazla 5 günlüğüne araç kiralanabildiği belirtiliyor.

Ubr ve lyft’in araç paylaşım hizmetlerini bir adım öteye taşıyarak, kullanıcıları toplu taşımaya kadar götüren bisiklet ve scooter paylaşımına da başlaması, otomobil sektörünü tehlikeye atıyor. Kullanıcısı bütçesi için daha uygun bu yöntemler, otomobil üreticileri için gelecekte ciddi sorunlara neden olabilir. BMW’nün ReachNow hizmeti ile bu sektöre girmesi, geleceğe yatırım olarak değerlendiriliyor.

Instagram takipçi silme özelliğini test ediyor

0

Bir milyardan fazla kullanıcıya sahip fotoğraf/video paylaşım servisi Instagram, çoğu kullanıcının dışarıya kilitli özel hesap seçmesi nedeniyle zor günler yaşıyor olabilir.

Herkesi engellemek çözüm değil

Herkesin fotoğraflarını/videolarını dışarı kapalı, özel olarak konumlandırması nedeniyle yakın zamanda sadece aile/arkadaş arasında paylaşımların gündeme gelmesi söz konusu olunca Zuckerberg, insanları daha “halka açık” paylaşım yapmaya teşvik edecek çözümler aramaya başladı.

Intagram’ın test etmeye başladığı yeni özelliğe göre kullanıcılar artık belli bir takipçiyi “engelleme”  özelliğini kullanmada arkadaş listesinden çıkarabilecek. Böylece söz konusu kullanıcıyla iletişim imkanı kesilmeden o kullanıcıyı hesaptan uzak tutmak mümkün olacak. 

Yine de test edilen bu özelliğin resmen yayına girip girmeyeceği veya testin ne zaman biteceği belli değil.