Küba, mobil internet hizmetine başlıyor

0

56 yıl süren ve eski ABD Başkanı Obama döneminde sonlandırılan ABD ticaret ambargosu nedeniyle hala 1950’li yıllarda kalmış gibi görünen komünist Güney Amerika ülkesi Küba, ülkede mobil internet hizmetlerinin başlayacağını duyurdu.

Turistler e-maillerine ulaşabilecek

2018 içinde mobil şebekeler üzerinden cep telefonlarına internet erişimi verileceğini açıklayan Küba böylece hem halkın dünya ile entegre olmasını kolaylaştırırken hem de tatillerinde mobil internetten kopmak istemeyen, iş ve özel yazışmaları için acil internete ihtiyaç duyan turistleri de mutlu ederek daha fazla turist çekmeyi planlıyor.

Ancak öte yandan Küba hükumeti, halkın geniş şekilde internete erişim sağlaması halinde, toplum üzerindeki kontrolü kaybetmekten ve ülkede çıkabilecek ayaklanmalarla rejimin düşürülmesinden de çekiniyor.

 

Hacker’lar neden yazıcılara saldırıyor?

0

İnternete bağlı cihazların güvenliğini korumak için uzmanların verdiği tavsiyelerin başında cihazla birlikte gelen varsayılan şifreleri değiştirmek geliyor. Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs’ün 2.000 evi inceleyerek oluşturduğu istatistikler ise bu durumun aksini gösteriyor. Araştırmaya göre IP kameralarda ve depolama aygıtlarında güçlü şifre kullanma oranı daha yüksekken yazıcılar tehlikesiz görülüyor ve varsayılan şifreleri dahi değiştirilmiyor.

İnternete bağlı cihazların güvenliği için verilen önerilerin başında cihazla birlikte gelen varsayılan şifreyi değiştirmek geliyor. Kullanıcılar bu basit prensibe bağlıymış gibi görünse de, dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs’ün Kuzey Amerika’daki 2.000 evden topladığı istatistikler bu durumun aksini gösteriyor. Araştırmaya göre internete bağlı cihazlar arasındaki en zayıf şifreler %50 oranla yazıcılara ait.

160.000 Yazıcı Hacklenmişti

Araştırma sonuçları, yazıcı sahiplerinin cihazlarını aldıkları şirketin verdiği kullanıcı bilgilerini hiç değiştirmediğine ya da çok çabuk ele geçirilebilecek bir şifre seçtiklerine işaret ediyor. Ev ağının bir parçası olan yazıcılar, tıpkı diğer internet bağlantılı cihazlar gibi saldırı alanı olabiliyor. Bu cihazları korumasız bırakmak diğer cihazları da güvenlik önlemleri olmadan çalıştırmakla eşit derecede tehlike yaratıyor. Örneğin iki yıl önce bir hacker, yazıcıların nasıl kötüye kullanılabileceğine dair tüm dünyaya örnek teşkil edecek bir saldırıya imza atarak ağ üzerinden pek çok yazıcıya sızmıştı. Hacker, Amerika’daki bazı okul, üniversite ve ofislerde bulunan toplam 20.000’den fazla yazıcıya ırkçı mesajların yer aldığı bir el ilanı bastırma emri vermişti. Başka bir hacker ise geçtiğimiz yıl en az 160.000 yazıcıya istediği mesajları bastırmıştı.

Yetkisiz bir şekilde çıktı almak genelde kötü bir şaka düzeyinde görülüyor ancak bir siber saldırganın bundan daha fazla zarar verebileceği göz ardı edilmemeli. Çıktısı alınan önemli belgelere erişilmesi ve yazıcıların görevlerinin manipüle edilmesi her zaman olası bir risk olarak değerlendiriliyor. Yazıcılar aracılığıyla güvenlik önlemlerini aşılması ve yazıcılarla aynı ağı kullanan diğer sistemlere saldırılması da potansiyel bir tehdit olarak karşımıza çıkıyor.

Kameralarda ve Depolama Aygıtlarında Daha Güçlü Şifreler Kullanıyor

Madalyonun öteki yüzünde ise, IP kameralar ve ağ bağlantılı depolama aygıtları bulunuyor. Bitdefender Antivirüs’ün araştırmasına göre, internete bağlı cihazlar arasından kameraların sadece %5’i, depolama aygıtlarının ise sadece %2’si güvenilir olmayan şifrelere sahip. Kullanıcılara göre bir web cam, evin içini gösteren pencere gibi görülerek güvenliğinden vazgeçilmesi doğrudan özel hayatın gizliliği anlamına geliyor. Depolama aygıtlarında tutulan kişisel verilerin internet ağı üzerinden ele geçirilmesi de benzer sonuçlar vereceğinden, kullanıcılar bu iki cihazın güvenliğine daha çok dikkat ediyor.

En Zayıf Korunan Cihaz İle Tüm Güvenlik Önlemleri Aşılabiliyor

İnternete bağlı cihazlar için kullanılan şifrelerdeki tutarsızlık, bazı cihazların diğerlerine göre saldırıya uğramaya daha eğilimli olduğunu ve daha önemli veriler içerdiğini gösteriyor. Fakat bu tutarsızlık evinizdeki tüm cihazları aynı oranda riske atıyor. İnternete bağlı tüm cihazlar için iyi bir şifre koruması kullanmak, ağınızın büyük bir saldırıdan kolay ve çabuk etkilenme ihtimalini oldukça düşürür. Cihazların internete doğrudan erişimini gerekli olmayan durumlarda kesmek ise riski daha da azaltacaktır.

Boeing blockchain ve yapay zeka için ortaklık kurdu

Boeing blockchain ve yapay zeka çalışmaları için SparkCognition ile ortaklık kurdu. Böylelikle Boeing blockchain çalışmalarını SparkCognition’la yürütecek.

Boeing blockchain ve yapay zekada güçlenmek istiyor

Bockchain teknolojisi günümüzde birçok bankacılık, nakliyat ve ulaşım şirketi tarafından kullanılıyor. Boeing ve SparkCognition şirketleri, blockchain ve yapay zekaya entegre bir şekilde kullanabilmek için ortaklık imzaladı. SparkCognition CEO’su Amir Husain bu ortaklığın 3 trilyon dolar değerinde olduğunu imzaladı.

Ortaklık ile Boeing ve SParkCognition, insansız hava araçlarını takip edip, güvenli hava yolları hakkında veriler toplamayı ve bu verileri analiz etmeyi planlıyor. Blockchain ve yapay zekanın entegre şekilde kullanılacağı bu çalışmada, insansız hava yolculuğunun alt yapısı oluşturulmak isteniyor.

Yapay zeka şirketi SParkCognition ile kurulan bu ortaklığın, şimdiye kadarki en büyük ortaklık olduğu belirtiliyor. İki şirket, akıllı şehirler için bireysel otonom uçuşu güvenli hale getirmek için çalışacak.

IBM patent davası açtı

IBM patent davaları ile gündeme gelmeye devam ediyor. IBM patent ihlali yapıldığını öne sürerek Groupon’a dava açtı.

IBM patent ihlali için 167 milyon dolar istedi

Teknoloji devi şirketler, ürün ve hizmetlerinin yanı sıra patentleri ile kıyasıya rekabet ediyorlar. Hatta bazı zamanlar bu rekabet, hırsızlık suçlaması ile mahkemeye kadar gidebiliyor. Özellikle IBM, birçok kez patent ihlalini öne sürerek markaları mahkemeye verdi. Bu markalardan sonuncusu ise indirim kuponları sağlayan web sitesi Groupon oldu.

25 yıl boyunca 9043 patent alan IBM, Groupon’u kendisine ait 4 patenti izinsiz kullanmakla suçladı. Bu patentleri Facebook, Amazon gibi şirketlere yıllık 20 milyon dolardan fazla bir bedelle verdiğini belirten IBM, Groupon’un izinsiz bu kullanım nedeniyle 167 milyon dolarlık ödeme yapması gerektiğini iddia etti.

Groupon avukatı David Hadden ise kullandıkları hizmetin IBM ile bir ilgisi olmadığını ve 80’lerden beri internet dünyasında var olduğunu belirtti. Hadden ayrıca, IBM’i piyasadaki tüm patentleri almaya çalışıp, şirketleri patent ihlali konusunda suçlayarak para kazanmaya çalışmakla suçladı.

Lityum iyon pil atıkları 100 bin tonu geçecek

0

Gelecekte yaşayacağımız önemli sorunlar arasına lityum iyon pil atıkları da hail oluyor. 2036 yılında lityun iyon pil atıkları 100 bin tonu geçecek.

Lityum iyon pil atıkları tehlike oluşturuyor

Elektronik cihazların yaygınlaşması ile lityum iyon pil kullanımında da artış yaşandı. Dolayısıyla e-atık sorunlarına lityum iyon piller de dahil oldu. Commonwealth Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Örgütü (CSIRO) Avustralya’daki lityum-iyon pil atıklarının durumunu ortaya koyan bir çalışma gerçekleştirdi. Raporda, Avustralya’da şu anda 3300 tonluk lityum iyon pil atığının yalnızca yüzde 2 sinin geri dönüştürüldüğü belirtiliyor. Ayrıca, bu pillerin bileşenlerinin yüzde 95 oranında yeni pil oluşturmak için geri dönüştürülebildiğine vurgu yapılıyor.

CSRIO araştırmasına göre ise atıkların yılda yüzde 20 oranında artması ve 2036 yılına kadar 100 bin tonu aşması bekleniyor. Küresel çapta artan bu sorun, kobalt, lityum, baz ve diğer metaller gibi değerli kaynakların bilinçsizce kullanılmasına neden oluyor. CSRIO, küresel ölçekte lityum iyon pi atıklarının, geri dönüşüm tesislerinde değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Ayrıca dünya genelinde bu tip tesislerin azlığı, yüksek kazançlı bir iş kolunun gelişmesine de imkan sağlayabilir.

Lyft bisiklet ve scooter paylaşım planını açıkladı

Lyft bisiklet ve scooter paylaşım hizmeti ile kullanıcı dostu bir politika sürdürmeye devam edecek. Lyft paylaşım hizmetleri ile kişisel araç kullanımını azaltmak istiyor.

Lyft bisiklet ve scooter paylaşımını başlatacak

Araç paylaşımı hizmetinin ötesine geçmeyi planlayan Lyft, bisiklet ve scooter paylaşımı ile ilgili gelecek planlarını açıkladı. Motivate’i satın olacak şirket, kullanıcılara, toplu taşımadan indikten sonra da hizmet etmeyi hedefliyor. Blog yazısındaki açıklamaya göre, yakında gerçek zamanlı toplu taşıma bilgilerini alınabilecek, çok modlu bir seyahat planlayabilecek. Lyft Bisikletleri ve Scooter’ı yerel bir toplu taşıma durağına ya da paylaşımlı biniş noktasına bağlanabilecek.

Bu sayede topluma taşımaya binmeden önce ve bindikten sonra kullanıcılar bisiklet veya scooter ile kalan kısa mesafelerini tamamlayabilecekler. Şu anda yüzde 35 oranında paylaşımlı hizmet veren Lyft, 2020 yılına kadar bunu yüzde 50’ye çıkarmayı planlıyor.

Lyft 2019 yılının sonunda, 1 milyon arabanın yollardan çekilmesini, kullanıcıların araç paylaşım hizmetlerine yönelmesini hedefliyor. Geçtiğimiz yıl topluluk üyelerinden 250.000 kişinin kişisel arabalarını bıraktığı belirtiliyor.

Lyft ve Uber, San Francisco’da elektrikli scooter programlarını uygulamak için başvuruda bulundu. Ancak kentin belediye ulaştırma dairesi, hangi beş şirketin izin alacağı konusunda henüz karar vermedi.

Web uygulamalarında güvenlik riskleri mi var?

0

Siber saldırganların 2017’de en çok hedef aldığı alanlardan birinin web uygulamaları olduğu gerçeği gözden kaçırılıyor. Trustwave’nin 2018 Global Güvenlik Raporu için incelediği onlarca uygulamanın her birinde mutlaka bir güvenlik zafiyeti bulunuyor. Bilişim güvenliği alanındaki dağıtım ve çözümleriyle pazarda lider konumda bulunan Komtera Teknoloji’nin güvenlik uzmanları, web uygulamalarını hedefleyen siber saldırılara daha fazla dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizerek şirketlere önerilerde bulunuyor.

Şirketler için web uygulamalarındaki riskler, fidye yazılımları kadar ilgi çekmiyor ancak geçtiğimiz yılların en büyük veri sızıntılarından biri, web uygulamaları aracılığıyla yapılan başarılı saldırılardan kaynaklanıyordu. 2017’de kullanılan uygulamalar arasından incelenen onlarca örnekte uygulama başına 11 zafiyet bulundu. Uygulamalardaki güvenlik zafiyetlerinden kaynaklanabilecek zararları gözden kaçırmamak gerektiğinin altını çizen Komtera Teknoloji güvenlik uzmanları, web uygulamalarının bir risk oluşturmasını engellenmesi için önerilerde bulunuyor.

Umursanmayan veya bilinmeyen zafiyetlere sahip web uygulamalarının şirket işlerinde kullanılması, siber saldırılara ve dolayısıyla veri kaybı gibi zararlara davetiye çıkarıyor. Trustwave Spiderlabs’ın 2017 boyunca incelediği web uygulamaları arasında güvenlik zafiyetine sahip olmayan hiçbir web uygulaması bulunamazken, zafiyet sayısının bir uygulamada 154’e bile çıkabildiği gözlemlendi. Siber saldırganlar, web uygulamalarının tasarım, uygulama ve geliştirme aşamalarında yapılan çeşitli insan hatalarını veya ihmallerini fark ederek detaylı bir planlama yapıyor ve hangi tekniklerle saldıracaklarına karar veriyor. Ancak maalesef şirketlerdeki güvenlik ekipleri veya uygulama geliştiricileri bu saldırılara karşı yeterli önlem almıyor. Güvenlik ekiplerinin, öncelikle kullanılan uygulamalardaki eksikliklerin hepsini güncellemelerle kapatarak uygulamaların güvenliğini güçlendirmeleri gerekiyor.

Bilişim güvenliği alanındaki dağıtım ve çözümleriyle pazarda lider konumda bulunan Komtera Teknoloji güvenlik uzmanları, web uygulamalarındaki açıklar kullanılarak yapılan saldırılara karşı şirketinizi güvende tutmanızı sağlayacak 3 önemli yol öneriyor.

1. Zafiyet Taraması ve Güvenlik Testleri

Bir uygulamanın tasarlama, çalıştırma, geliştirme ve güncelleme aşamalarının hepsinde uygulama veri tabanının taranarak test edilmesi, zafiyetlerin nerelerde bulunduğuna ve ne kadar tehlikeli olduklarına dair oldukça faydalı sonuçlara ulaştırır. Bu veriler ile web uygulamaları aracılığıyla yapılacak saldırıları nasıl önleyebileceğinize, gerçekçi bir perspektif ile karar verebilirsiniz.

Fark ettiğiniz güvenlik zafiyetlerinin kaç tanesini onarmaya çalışacağınız sizin risk almaya ne kadar gönüllü olduğunuzla ilgilidir ancak ne kadar zafiyet kalırsa, veri kaybına ve diğer türlü zararlara uğrama ihtimalinin de bir o kadar artacağı unutulmaması gerekir.

2. Güvenlik Duvarları

Web uygulamaları için kullanılan güvenlik duvarları, hassas verilerinizin ve şirketinizde en çok kullandığınız uygulamaların güvenliği için çok doğru bir savunma yöntemidir. Güvenlik duvarları, uygulamalardaki web trafiğini, şüpheli hareketleri ve güvenlik için konulan kuralları denetler. Güncel olmayan özellikleri de tespit etmesiyle gündemde olan saldırı tekniklerinden kaynaklanan bir zarar oluşmadan zafiyetleri ortaya çıkartır.

3. Güvenlik Eğitimleri

Ekibinizdeki uygulama geliştiricilerine, uygulamaları test edenlere, proje yöneticilerinize ve bilgi işlem uzmanlarına yazılımların güvenlik seviyesini artırmaya dair eğitimler vermeniz ve en son siber saldırılar hakkında onları bilgilendirmeniz, ekibinizin bir güvenlik bilincine sahip olmalarını sağlar.

Haberiniz olmadan üzerinizden kripto para üretiyorlar

Siber suçlular, başkalarının bilgisayarlarını kullanarak gerçekleştirdikleri kripto para madenciliğini sürdürüyor. ESET, üç ay önce, buna imkan veren CoinMiner zararlısını dünyanın en yaygın görülen siber tehdidi olarak tanımlamıştı. ESET’in Haziran ayı Tehdit Raporu, CoinMiner’in suç liderliğini koruduğunu gösteriyor. CoinMiner, böylece 2018’in ilk yarısında dünyada en yoğun karşılaşılan siber tehdit oldu.

Başta Bitcoin olmak üzere Etherium, Riple, Monero gibi çeşitli kripto paralar, yükselen değerleri nedeniyle tüm dünyada büyük ilgi odağı konumunda. Bu paraların üretilmesini ifade eden “kripto para madenciliği“ de son dönemin en popüler iş kolu haline geldi. Ancak bu kripto paraların üretilmesi için yüksek miktarda bilgisayar işlemci gücüne ihtiyaç var. İşte siber korsanlar, bu yüksek işlemci gücünü, başkalarının sistemlerini çalıştırarak elde ediyorlar.

Global anitivirüs markası ESET’in tespitlerine göre bu işlem gücünün ‘çalınmasına’ yardımcı olan zararlı yazılımı “CoinMiner”, 2017’nin son aylarından başlayarak, 2018 yılının ilk yarısında küresel düzeyde bilgisayarlara en çok bulaşan zararlı yazılım oldu. CoinMiner, bilgisayar kullanıcısının bilgisi olmadan kripto para birimi madenciliği gerçekleştiriyor.

ESET’in yayınladığı Şubat ayı global tehdit raporunda CoinMiner, yüzde 17,77’lik oranla, dünyada en çok görülen siber tehdit olarak öne çıkmıştı. ESET’in yılın ilk yarısının son raporu olan 2018 Haziran ayı Tehdit Raporu‘na göre CoinMiner’in etkisi biraz düşmüş görünüyor. Ancak buna rağmen, CoinMiner bu kez yüzde 5.67’lik oranla yine birinciliğini, dolayısıyla da küresel olarak en yaygın görülen siber tehdit olmayı sürdürüyor.

Nasıl bulaşıyor?

CoinMiner enfekte web siteleri üzerinden bulaşıyor. Özellikle ücretsiz indirilebilen uygulamalar, ücretsiz film veya maç yayını yapan web sayfalarında bu zararlıya daha sık rastlanıyor. Sıklıkla ‘Coinhive’ isimli JavaScript kod parçacığı web sayfalarına enjekte edilerek Monero adlı kripto para biriminin madenciliği yapılabiliyor.


Nasıl korunmalı?

Öncelikle işletim sistemi ve kullanılan yazılımlara ilişkin yamaların yapılması, güncellemelerin takip edilmesi büyük önem taşıyor. ESET, bu tür yamalara ilişkin de kullanıcılarına uyarılarda bulunuyor. Bununla birlikte tüm global antivirüs markaları, bu zararlı yazılıma karşı önlem almış durumda. Ancak siber korsanların bu zararlının değişik versiyonlarını piyasaya sürmesi ihtimali nedeniyle proaktif güncelleme yapan antivirüs ve internet güvenliği yazılımları tercih edilmeli. Bireysel ve kurumsal ESET kullanıcıları, JS/CoinMiner ve onun başka versiyonları Win32/CoinMiner ve Win64/CoinMiner gibi versiyonlara karşı korunuyor.

Japonya kripto para vergisi uygulayacak

Japonya, kripto para vergisi uygulamaya başlayan ülkeler listesine ekleniyor. Japonya’daki yatırımcılar, kazançları oranında kripto para vergisi ödeyecek.

Kripto para vergisi için takip sistemi

Kripto paralar, günümüzün en etkili yatırım yöntemleri arasında yer alıyor. Kripto para birimlerinde yaşanan dalgalanmalar, bazı yatırımcılarda kayıplara neden olurken, bazı yatırımcılar önemli kazançlar elde edebiliyor. Bunun için bazı ülkeler, yatırımcıların kazançları doğrultusunda vergi ödeyeceği sistemler üzerinde çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde Kore için çıkan vergilendirme haberleri, bu kez Japonya için resmi kaynaklardan geldi.

Japonya Vergi Dairesi (NTA) ve Japonya Finansal Hizmetler Servisi (FSA yeni vergilendirme süreci hakkında açıklamalarda bulundu. Yıl boyunca 1800 dolar veya daha fazla kazanç elde eden yatırımcılar, vergi ödemek zorunda kalacak. Vergi ödemesi gereken kişileri belirlemek için ise bir yazılım üzerinde çalışılıyor.

Herkese açık bir şekilde paylaşılacak olan şeffaf sistem, yatırımcıların kar ve zarar oranlarını hesaplayacak. Daha sonra belirtilen miktarın üstünde kar eden yatırımcılardan vergiye tabii tutulacak. Böylelikle tüm süreç dijital olarak yönetilebilecek.

LEED Gold Sertifikası’na sahip ilk klima santrali fabrikası Eylül’de açılıyor!

0

Systemair HSK, “Türkiye’nin ‘Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik’ anlamına gelen LEED Gold Sertifikası’na sahip ilk klima santrali fabrikasının resmi açılışını Eylül ayında gerçekleştirecek. Dilovası Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde yaklaşık 28 bin metrekare alana kurulu yeni fabrikanın, özellikle Ortadoğu ve Balkanlar için üretim üssü olması planlanıyor. Şirketin Hadımköy’de konumlanan bir önceki üretim tesisinden yaklaşık iki kat daha büyük olan yeni fabrika, hali hazırda tam kapasite olarak üretime başlamış durumda.

Systemair HSK bölgenin merkezi olmak istiyor

Bu yatırım ile iç piyasaya ürün tedariği gerçekleştirecek olmakla birlikte, daha çok doğu ile batı arasında köprü kuracak ihracata tarafına odaklanılacak. Bölgesel bir güç olarak Türki Cumhuriyetler ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne ihracatını artırmayı hedefleyen firma, bu fabrika ile Türkiye’yi Ortadoğu ve Balkanlar için üretim üssü olarak konumlandırıyor. Ayrıca bu fabrika şirketin operasyonel verimliliğini ve uluslararası standartlara uygun ürünler üretme kapasitesini de artıracak.

Türkiye’nin en büyük iklimlendirme şirketlerinden HSK’nın yüzde 90 hissesini 2012 yılında satın alan Systemair, son iki yıl içinde dünya genelinde gerçekleştirdiği en büyük yatırımı olan bu yeni fabrika ile potansiyeline ve gücüne inandığı Türkiye’nin ekonomisi ve istihdamına katkıda bulunmak istiyor.

Türk Telekom girişimcilere 1 milyon TL destek sağlayacak

Türk Telekom tarafından girişimciliği desteklemek ve yenilikçi fikirleri katma değer sağlayacak işlere dönüştürmek amacıyla 2013 yılında hayata geçirilen PİLOT girişim hızlandırma programının altıncı dönem girişimleri belli oldu. Yapay zeka, büyük veri, görüntü işleme, network çözümleri gibi farklı alanlarda uygulama geliştiren teknoloji odaklı 11 ekibe, toplamda 990 bin TL nakit desteği ile birlikte, Türk Telekom ile iş birliği fırsatlarını değerlendirme imkanı sunulacak.

PİLOT’un yeni dönemine seçilen ekipler, iş fikirlerini başarılı bir şekilde uygulayabilmek için 12 hafta boyunca çeşitli konularda uzmanlardan eğitim alacaklar. Ekipler ayrıca, Türk Telekom yöneticileriyle çalışma imkanının yanı sıra ekosistemin önde gelen girişimci ve yatırımcılarından mentorluk desteği de alacaklar. Yeni dönem girişimleri, Türk Telekom’un güçlü teknoloji altyapısının yanı sıra ofis alanı imkanı, bulut hizmetleri ve mobil iletişim paketinden de faydalanacaklar.

Programı başarı ile tamamlayan ekipler, geliştirdikleri Ana Fonksiyonlara Sahip Ürün (MVP) ve iş modelini, önemli yatırımcıların katılacağı ‘Demo Günü’ etkinliğinde sunacaklar.

Türk Telekom Strateji, Planlama ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Fırat Yaman Er altıncı dönem ile ilgili olarak şöyle konuştu:

“Özellikle telekomünikasyon gibi yeni fikirlerin ışığında gelişen ve dönüşen bir sektörde teknoloji girişimlerine destek vermek çok büyük değer taşıyor. Bu alanda Türk Telekom olarak hedefimiz; yenilikçi teknoloji girişimleriyle iş birlikleri yaparak müşterilerimize katma değerli servisler sunabilmek, girişimleri hızlandırarak ülkemiz ve sektörümüz için ekonomik fayda yaratabilmek” diye konuştu.

Programın altıncı döneminde 600 adet başvuru aldıklarını ve birbirinden değerli teknoloji girişimleri arasında seçim yapmakta oldukça zorlandıklarını dile getiren Fırat Yaman Er, karşılaştıkları bu yoğun ilgi ve Türk girişimlerinin sayısındaki artıştan ülkenin geleceği adına son derece memnuniyet duyduklarını ifade etti.

“Seçilen her ekibe 90 bin TL nakit desteğinin yanı sıra aynı zamanda ofis alanı imkanı, 100 bin dolar değerinde bulut hizmetleri, mobil iletişim paketi ve projelerinin tanıtımı için iletişim desteği de sağlıyoruz. Türk Telekom olarak PİLOT sayesinde teknolojimizle, bilgi birikimimizle, bağlantılarımızla girişimcilere ve ekosisteme destek olmaya devam edeceğiz.”

Yeni dönem Türk Telekom PİLOT girişimleri:

Yapılan kapsamlı değerlendirme sonrası Akaunting, Botart, Gigbi, Glamy, Netbox, Octovan, Partymag, Playz, Pollective, Reminis, Ulak programa katılmaya hak kazanan girişimler olarak belirlendi.

Bugüne kadar 45 girişime 2 milyon TL destek sağlandı

Türk Telekom’un girişimcilere sistemli ve doğru büyümenin kapılarını açan PİLOT programından bugüne kadar toplam 45 girişim başarıyla mezun oldu, bu girişimlerden 12 tanesi yatırım aldı. PİLOT kapsamında desteklenen bu girişimler, 2017 yılında 174 kişiye istihdam sağladı ve 12 milyon TL’lik ciro elde etti. Türk Telekom da bu süreçte girişimlere toplamda 2 milyon TL nakit desteği sağlamış oldu.

App Store geliri Google Play’i ikiye katladı

Apple’ın App Store geliri, Google Play ile arasındaki farkı açmaya devam ediyor. 2018 yılı ilk yarı verilerine göre App Store geliri, Google Play’i ikiye katladı.

App Store geliri katlanarak artıyor

İlk günlerden günümüze, App Store gelir yönünden Google Play’den hep daha önde oldu. Ancak son aylarda aradaki fark iyice açılmaya başladı. App Store’un dünya çapındaki brüt uygulama geliri 22,6 milyar dolar, Google Play’in 11,8 milyar dolar oldu. Bu da iki mağaza arasında 1,9 kat gelir farkı olduğunu gösteriyor.

Geçtiğimiz yıl ise App Store’daki tüketici harcamaları, 38.5 milyar dolar iken Google Play’de 20,1 milyar dolar olmuştu. Bu veriler, geçtiğimiz yıl da arada neredeyse 2 katlık bir fark olduğunu ortaya koyuyor.

Sensor Tower, iOS’ta yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 26,8 oranında, Google Play’de ise yüzde 29,7 oranında artış yaşandığını tahmin ediyor.

Aşağıdaki iki tabloda 2017 ve 2018 yıllarının ilk yarısında hem genel uygulama indirme hem de oyun indirme istatistikleri görülüyor. Bu iki konuda da App Store, Google Play’in önünde bulunuyor.

App Store geliri

App Store geliri

Amazon depo işçileri greve gitti

Amazon depo işçileri, ağır çalışma şartlarını gerekçe göstererek greve gitti. Amazon depo işçileri, Prime Day gibi önemli bir etkinlikte greve başlaması, Amazon’u endişelendiriyor.

Prime Day’e Amazon depo işçileri damga vurdu

İndirim ve çeşitli fırsatları için gelenekselleşen Amazon Prime Day’e bu yıl depo işçileri damga vurdu. İşçiler, daha iyi koşullarda çalışma istekleri konusunda e-ticaret devinin dikkatini çekebilmek için bu özel etkinlikte greve gittiler. Almanya, İspanya ve Polonya’daki Amazon işçileri tarafından grev başlatıldı. İşçiler, ikramiye almamalarına ve hastalıklara karşı koruma eksikliğine rağmen çalışma saatlerindeki artışı protesto ediyorlar.

Grev çağrısında bulunan Alman sendikası Verdi’den Stefanie Nutzenberger mesajlarının çok açık olduğunu belirterek, Amazon’un işçilerin sağlığını tehlikeye atarak para kazandığını vurguladı.

Washington Post’a göre, 16 Temmuz’da İspanya’da 1800 işçi greve gitti ve bu grevin 18 Temmuz’a kadar sürmesi bekleniyor. Almanya’da ise binlerce işçi 17 Temmuz günü yürüyüş gerçekleştirerek, seslerini duyurmaya çalışacak.

Amazon gibi bazı dev şirketlerin, aslında çalışanlarını zor durumda bıraktığı haberlerine sık sık rastlıyoruz. Amazon’un, depo işçilerini saati 14.31 dolardan çalıştırdığı ve sağlık&sosyal haklar konusunda zor durumda bıraktığı belirtiliyor. Bu yıl 3.4 milyar dolar kazanç sağlaması beklenen etkinlikte böyle bir greve gidilmesi Amazon’u endişelendiriyor.

Hindistan akıllı telefon üretiminde patlama yaşadı

1

Hindistan akıllı telefon üretiminde adeta yeni bir merkez olmaya doğru gidiyor. Samsung gibi şirketlerin yatırımlarıyla, Hindistan akıllı telefon üretiminde önemli bir sıçrama yaşadı.

Hindistan akıllı telefon pazarında güçleniyor

Hindistan başkanı Shri Narendra Modi, geçtiğimiz günlerde Samsung Electronics’in Hindistan’da cep telefonu üretim planlarını duyurdu. Dünyanın en büyük mobil fabrikası olarak lanse edilen tesis, aşamalı olarak 2020 yılında açılacak. İlk olarak yıllık 68 milyon ünitelik üretim, 120 milyona çıkarılacak.

Samsung’a göre, 1996 yılında kurulan Noida fabrikası, Hindistan’da kurulan ilk küresel elektronik üretim tesislerinden biriydi. Bugün, 1,4 milyon metrekareyi kapsayan tesis, Samsung’un Hindistan’ı dünya için bir elektronik ihracat merkezi haline getirme hedefinin anahtarı durumunda.

Ülkenin elektronik ve bilişim teknolojisi bakanı Ravi Shankar Prasad’a göre, Hindistanda elektronik sektör 2014’ten bu yana 400.000 kişinin istihdamını sağladı. Hindistan bu sayede hem ithalat – ihracat ile gelir elde ediyor hem de ülke içinde nitelikli istihdam sağlıyor.

Line kripto para borsası açtı

Çin, Japonya gibi uzak doğu ülkelerindeki en büyük mesajlaşma uygulması olan Line, kripto para borsası açtı. Line kripto borsası artık aktif bir şekilde hizmet veriyor.

Bitbox: Line kripto para borsası

Bitbox adıyla açılan kripto para borsası, 28 ayrı kripto para birimi ile hizmet vermeye başladı. İşlemlerin çoğu BTC, ETH ve USDT’den oluşacak. Ayrıca farklı yatırımcı ihtiyaçlarına uygun olarak Ripple (XRP), Litecoin (LTC), Ethereum Classic (ETC), Bitcoin Cash (BCH), Bitcoin Gold (BTG), MonaCoin (MONA), Qtum (QTUM) ve Golem’in (GNT) için de işlem yapılacak.

Bibox’ın sadece kripto para piyasasına yönelik olacağı, herhangi bir şekilde dolar veya Kore Won’u gibi para birimleri ile işlem yapılmayacağı belirtildi. Ayrıca borsada İngilizce, İspanyolca, Korece dahil olmak üzere 15 farklı dil seçeneğiyle hizmet devam edecek.

Singapur’da açılan bu borsanın ardından Line, ABD için çalışmalarına hız verdi. Kripto para yasağının kalkmasının ardından Çin’deki yatırımcı kitlesini yakalamak isteyen Line, sonrasında ABD pazarına giriş yapacak.

Çin, Japonya gibi uzak doğu ülkelerinde çok yaygın olan Line, yaklaşık 200 milyon kişi tarafından kullanılıyor.

Google ile BM ortaklık kurdu

0

Google ile BM, daha sürdürülebilir bir dünya için ortaklık kurdu. Google ile BM ortaklığı, veri odaklı olarak çevreyi korumayı hedef alıyor.

Google ile BM ortaklığı ücretsiz hizmet verecek

Google, insan faaliyetlerinin dünyadaki ekosistemler üzerindeki etkisini ölçmek için Birleşmiş Milletler ile ortaklık kuracak. Piyasaya sürülen proje, hızla değişen çevresel koşullara karşı önlem almak isteyen kuruluşlara ve ülkelere gerçek zamanlı veri sağlayacak. Ortaklık sayesinde bu verilere ücretsiz şekilde ulaşılarak, daha fazla ülkenin sürdürülebilir kalkınmaya katılması hedefleniyor.

Kısa vadede Google; dağlar, ormanlar, sulak alanlar, nehirler ve göller gibi tatlı su ekosistemlerine odaklanacak. Google, bulut bilişim teknolojisi sayesinde bu ekosistemler hakkında coğrafi haritalar ve veriler üretecek. Ülkeler ve organizasyonlar, uydu görüntülerine ve bu alanlardaki değişim derecesine göre oluşturulan istatistiklere göre hareket edebilecek.

Uzun vadede ise projenin açık kaynaklı, ücretsiz çevresel veriler için bir platform haline gelmesini sağlamaya odaklanılıyor. UN Environment başkanı Erik Solheim, doğru veriye ulaşıldığında zamanımızın en büyük sorununun çözüleceğini belirtiyor.

Hibrid uçan taksi geliştirilecek

0

Rolls-Royce, hibrid uçan taksi geliştirerek geleceğin ulaşım araçlarının temelini atmayı hedefliyor. Hibrid uçan taksi, daha fazla menzil sağlayacak.

Rolls-Royce’un hibrid uçan taksi projesi

Uçan taksi çalışmalarında birçok şirket, geleceğin markası olabilmek için kıyasıya rekabet halinde. Hatta büyük şirketlerin yanı sıra, statuplar da bu alana yönelerek ulaşım konusunda yenilikçi olmayı planlıyor. Rolls-Royce, yakıt konusunda yenilikçi davranarak hibrid bir tarasım üzerine proje geliştiriyor.

Elektrikli dikey kalkış ve iniş özelliğine sahip olacak olan araç, hibrid teknolojiye sahip olacak. 4-5 kişi taşıma kapasiteli araç, yolculuk için M250  gaz türbinini kullanacak. 6 pervaneli olan araç, 500 kW güç ile çalışacak.

Rolls-Royce’un uçan taksisi hibrid teknolojisi sayesinde saatte 400 km hızla, 800 km gidebilecek. Acil durumlarda şarj süresini beklemeden, direkt yakıt alarak hareket imkanına sahip olacak. İlk uçuşunu 2020 yılında yapması hedeflenen uçan taksi, daha az maliyetli yolculuk sağlayacak.

Rusya’da üniversitelerde kripto para eğitimi başlıyor

Üniversitelerde kripto para eğitimine yönelik yeni eğitim planları başlatılıyor. Buna yönelik planlama yapan son ülke ise Rusya oldu. Böylelikle Rusya’da üniversitelerde kripto para eğitimi verilecek.

Üniversitelerde kripto para dönemi

Kripto para teknolojileri, birçok kişi için yeni bir iş kapısı haline geldi. Ancak bu alan üzerine çalışan kişilerin büyük çoğunluğu, akademik bir eğitimi olmadan bu alana yöneliyor. Dolayısıyla bu alandaki çalışmaların aslında sağlam bir temele oturmadığını söyleyebiliriz. Bu alandaki açığı gören üniversiteler, akademik düzeyde eğitim başlatıyor. Geçtiğimiz günlerde Venezuela, Arjantin ve İspanya’daki üniversitelerde bu yönde bir eğitim planlaması duyurulmuştu.

Son olarak Rusya’da 3 üniversite, kripto para eğitimlerine başlayacağını duyurdu. Voronezh State University, Don State Technical University ve Novosibirsk State University, eğitim için çalışmalara başladı. Eğitim kapsamında, kriptografi ve blockchain dersleri verilecek. Dersler Avrupa, Hindistan ve ABD’den bu alanda uzam kişiler tarafından verilecek. Ayrıca bu eğitimler sadece Rus öğrenciler ile sınırlı kalmayarak, yurt dışından gelen öğrencilere de verilecek. Böylelikle bu eğitimi alan öğrencilerin, yaptıkları çalışmalar ile ülke ekonomisine katkı sağlamaları hedefleniyor.

Bluetooth ile ödeme teknolojisi hayatımıza giriyor

Dijitalleşme süreci, ödeme alışkanlıklarımızda önemli değişimlere neden oldu. Bunlardan bir yenisi de bluetooth ile ödeme teknolojisi oluyor. Bluetooth ile ödeme, NFC tarafında yaşanan eksiklikleri giderebilecek potansiyele sahip.

Temassız ödemeye geçiş

Günümüzde yaşadığımız dijitalleşme ile ödeme alışkanlıklarımız da dijitalleşiyor. Ancak bir yandan da fiziksel mağazalara olan bağlılığımız devam ediyor. Hatta Danimarka gibi nakitsiz yaşama alışkanlığı edinmiş bir toplumda bile fiziksel mağazalar tüm ödemelerin yaklaşık yüzde 80’ini oluşturuyor. Dolayısıyla bugünün mağazaları, müşterileri için farklı ödeme seçenekleri sunmak zorunda.

Kart endüstrisinde bu duruma baktığımızda; MasterCard, Visa, American Express, Diners, Union Pay vb büyük oyuncuların, NFC ile temassız ödeme seçeneği sunduğunu görüyoruz. Ayrıca bazı mağazalar da kendi mobil uygulamaları üzerinden ödeme imkanı sunarak, sadık müşteri kitlesi kazanmaya çalışıyor. Örneğin; Starbucks kendi uygulaması ile yapılan ödemelerde, müşterilerine kahve alışverişlerinde puan olarak nitelendirebileceğimiz yıldızlar veriyor. Müşteri hesabında biriken yıldızlar karşılığında hediye kahve vererek, sadık bir müşteri kitlesi oluşturuyor.

NFC ile temassız ödeme

NFC (yakın alan iletişimi) anteni teknolojilerinin artık yeni model telefonlarda bulunması, yeni bir temassız ödeme sektörünün gelişmesini sağlıyor. Bunlardan önce çıkanı ise elbette Apple Pay. iPhone telefonlarda hatta Apple Watch cihazlarda bulunan NFC anteni sayesinde Apple Pay ile temassız ödeme yapmak mümkün oluyor. Ayrıca Samsung’un Samsung cüzdanı, Google’ın Android Pay cüzdanı da benzer şekilde müşterilere cihazları ile temassız ödeme deneyimi sunuyor.

Ancak bu dijital cüzdanların kullanılabilmesi için kullanıcıların NFC özellikli bir cihaza sahip olması gerekiyor. En önemlisi de bu hizmetin her müşterinin ihtiyacını karşılayabilmesi için her bankanın dijital cüzdan şirketleri ile birer birer anlaşma yapması gerekiyor. Çünkü dijital cüzdan ile yapılan ödemeler, aslında banka hesabınızdan kesiliyor.

NFC olmadan, Bluetooh ile ödeme yapabilmek mümkün mü?

Yüzde 50-60 oranında iPhone kullanımının olduğu kuzey ülkelerinde, bankalar farklı bir yol izlemeye çalışıyor. Bunun için NFC temassız mobil ödemelere alternatif olarak Bluetooth ödemeler üzerine çalışılıyor. Bluetooth ile işletim sistemine bakılmaksızın tüm cihazlara erişilebiliyor olması, dijital cüzdan kullanımını tüm müşteriler için mümkün hale getiriyor.

Bluetooth ile ödeme

Yeni yeni uygulamaya başlanan bu sistem, birçok avantaj sağlamasının yanı sıra bazı zorluklar da içeriyor. Bluetooth ekosistemi oluşturmak için kullanıcıların dijital cüzdan indirmesi ve satıcıların bluetooth kabul kutularını kullanması gerekiyor.

Kuzey ülkelerindeki en büyük ödeme sağlayıcılarından Nets, tüm marketlerin yüzde 70’inde bluetooth kutularını hizmete sunuyor. Norveç’te; bankalar, mobil ödeme sağlayıcıları, kart terminali sağlayıcıları vb. kurum ve kuruluşlar bir Bluetooth dağıtım standardı oluşturulması için yoğun çaba gösteriyor.

Telefon ile ödeme yapmanın geleceği

Bluetooth bağlantısı kullanarak bir telefon ile ödeme yapmak, temassız bir kart kullanarak ödeme yapmak hemen hemen aynı sürede tamamlanır. Bu iki yöntem kıyaslandığında, bluetooth ödemesi sayesinde kullanıcılar, fiziksel cüzdanlarını taşımak zorunda kalmaz. Dolayısıyla temassız kart ödemesinde, bluetooth ödemesine geçiş için müşteri adaptasyon sürecinin tamamlanması gerekiyor. Ayrıca yakın gelecekte, bir mağazaya girdiğinizde bluetooth bağlantısı sayesinde, mağaza tarafından size kişiselleştirilmiş teklifler sunulabilir.