TechInside 30. sayısını online olarak okuyabilirsiniz

0


Aylık olarak, teknoloji dünyasının nabzını tutan, teknoloji dünyasındaki profesyonellerin ilgiyle takip ettiği TechInside’ın Şubat 2017 sayısı yayınlandı.

Dergimizin 30. sayısında, dosya konusu olarak, tüm dünyanın yakından takip ettiği elektronik fuarı CES 2017’yi mercek altına aldık. Dünyanın teknolojik değişimi adına çok önemli ipuçları barındıran CES fuarları aynı zamanda iş dünyasının önümüzdeki dönemde nasıl değişeceğine dair bilgi verir. CES 2017 de farklı olmadı ve teknoloji dünyasının nereye gittiğini, iş dünyasının bu gelişimden nasıl etkileneceğini kolayca görme şansı yakaladık. Ayrıca CES 2017 sırasında düzenlenen Digital Money Forum da, dijital ödeme teknolojilerinin dünyadaki son durumu hakkında tartışmaların yaşandığı, showcase’lerin sergilendiği bir etkinlik oldu. Digital Money Forum için de ayrı bir ek hazırladığımızın altını çizmeliyiz.

Dergimiz ayrıca, 2017’de bizi bekleyen yeni teknolojilere dair önemli analizleri ve haberleri de içeriyor. Bu sayımızda, özel olarak dijital Güvenlik konusuna da özel bir bölüm ayırdık. 

Dergimiz, Ocak ayı boyunca teknoloji dünyasında yaşanan önemli haberlere ve gelişmelere dair yorum ve analizlerin de yer aldığı güçlü içeriği ile, web sayfamız üzerinden, PDF formatında ücretsiz olarak okunabilir.

TechInside’ın 30. sayısına bu link üzerinden ulaşabilir ve okuyabilirsiniz.

Digital Money Forum ekimize bu linkten ulaşabilirsiniz.

Amazon, 3 çalışanlı dev marketler mi açacak?

0

Amazon, robotların insanların işlerini çalacağı korkusunu büyütecek yeni bir yatırıma hazırlanıyor.

Amazon Go konseptiyle içinde hiçbir çalışan olmayan, kasası da bulunmayan, dileyen Amazon kullanıcısının içeri girip alışveriş yapıp kasa ödemesi yapmadna çıkabileceği mini marketler zinciri fikrini hayata geçiren Jeff Bezos, şimdi de 1000-4000 m2 büyüklüğünde dev toptancı marketleri açmaya hazırlanıyor. 

Market çalışanlarının yerine robotlar geliyor

Amazon’un hazırladığı yeni “çalışansız” market konseptinde bu kez siparişleri raflardan robotlar topluyor, paketliyor ve kargo şirketlerine teslim ediyorlar. Otonom sürüş teknolojisine sahip kago kamyonları hayata geçtiğinde Amazon’un kargo işlemini de kendi kamyonları ile ulaştırması bekleniyor.

4000 metrekarelik bu dev marketlerde çalışanların sayısı ise sadece 3 kişi olacak. Bu 3 çalışan da marketin ve robotların genel bakımını yapmak, temizlik ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak için markette bulunacak. Bir diğer deyişle, normalde en az 50-60 kişinin çalışması gereken 4000 bin metre karelik marketler yakında tamamen robotlara teslim edilecek.

Amazon’un bu kadar az çalışanla market kurma planına rağmen 2017’de 100 bin kişiyi işe almaya hazırlık yaptığının da altını çizelim. Bu rakam, elektronik ticaret şirketinin ne kadar hızla büyüdüğüne dair çarpıcı bir örnek.

GoPro küllerinden yeniden doğabilecek mi?

0

2016’da sergilediği yanlış politikalar ve büyük umut bağladığı drone’nun sorunlu çıkması nedeniyle ağır darbe alan finansal krize giren aksiyon kamerası üreticisi GoPro, 2017’nin yaz sezonu için sıkı hazırlanıyor.

Ürünlerinin satışı yaz ayları yaklaşırken yükselen GoPro, 2017’nin yaz sezonu için, Hero 6 kameralarını hazırlıyor. Şirketin CEO’su Nick Woodman Hero 6’yı yaz sezonuna yetiştireceklerini duyurdu ancak yeni kameranın özellikleri hakkında bilgi vermedi.

Hero 6’nın özellikleri açıklanmadı

Öncülü Hero 5, hem profesyoneller hem de amatör video üreticileri arasında büyük beğeni toplamışken, Hero 6’nın daha da başarılı olması için, üstün yeteneklere sahip olması bekleniyor.

GoPro, 2016’daki 116 milyon dolarlık zararına rağmen, şirket fotoğraf ve video depolanması için açtığı bulut servisi ve yeni Hero 6 kameralarının satışından umutlu. Havadayken motoru duran ve aniden yere düşen Karma drone’larında yaptıkları gibi ağır bir hata yapmazlarsa, yeniden eski zafer dolu günlerine dönmeleri sürpriz olmayacak.

Airbnb beş yılda 100 bin kişiyi ağırlamak istiyor

0

Airbnb, geçtiğimiz hafta sonu Trump’un göç yasağına karşı sert bir duruş sergileyen teknoloji şirketinden biriydi. Tepki sonrasında somut bir adım atan Airbnb yeni bir bildiri daha yayınladı.

Duyuruda Amerika sınırlarının dışına çıkılarak, 100 bin kişiye ulaşmak ve hizmet vermenin hedeflendiği belirtildi. Konuyla ilgili sosyal medya sürecini de yürüten Airbnb #weaccept’i kullanılıyor. Yayınlanan blog yazısında da başlık olarak #weaccept’i tercih eden marka, önümüzdeki beş yıl içinde yerinden edilmiş 100 bin insan için kısa vadeli konut sağlayacak.

Yapılan bu açıklamalar, markanın geleceğe yönelik çok önemli bir sosyal sorumluluk projesi başlattığını da gösterirken, 100 bin kişinin hiçbir şekilde ayrımcılık hissetmeyeceği şekilde ağırlanacağı da özellikle vurgulandı.

Airbnb Sistemi Nasıl İşleyecek?

Blog yazısında 100 bin kişiye yönelik geliştirilecek proje detaylandırılmadı. Genel olarak yerinden edilmiş, afet gibi nedenlerden dolayı zor bir durumda olan kişilere yönelik bu projenin sunulacağı aktarıldı.

Projenin en önemli detayı ise ABD’de konuşulan göç yasağı. Dünya genelinde büyük tartışmalar yaratan gelişmeye yönelik önemli ve hızlı bir adım atan firma, bu hamlesiyle birlikte şimdiden sosyal medyada konuşulmaya başladı.  

Uber, uçan otomobiller için NASA mühendisini işe aldı

0

Uçan otomobil çalışmaları adına önemli projelere sahip olan Uber, Mark Moore gibi önemli bir ismi kadrosuna katmayı başardı.

Mark Moore 2010 yılında, NASA’nın Langley Araştırma Merkezi’nde çalışan uçak mühendislerinden birisi. Mühendisin en önemli projelerinden birisi elektrikli uçakların helikopter gibi havalanıp uçabilmesiydi. Bu alanda farklı sistemler üzerinde kafa yoran Mark Moore, özelikle bu projelerin gündeme geldiği dönemlerde oldukça popülerdi. Üstelik bu proje pek çok marka için ilham verici olarak görülürken, Google bile Silikon Vadisi’nde farklı firmaları finanse ederek bu alanda çalışma başlatmıştı.

Şimdi ise Google’ın rakiplerinden birisi olan Uber için Mark Moore son 30 yılını geçirdiği ABD Ulusal Havacılık ve Uzay İdaresi’nden ayrılıyor. Uber’de havacılık mühendisliği departmanında müdür olarak yeni bir göreve başlayacak Mark Moore, bu alanda iddialı ve heyecanlı.

Uber Elevate’yi Geliştirecek

Uber Elevate olarak bilinen uçan otomobil projesinde görev alacak Mark Moore, yeni görevinde deneyimleri ile birlikte Uber’e de güç katacak.

Uçan Arabalar Gerçek Olacak Mı?

Uber henüz uçan bir araba yapmıyor. Geçtiğimiz Ekim ayında yayınlanan raporlarda şirket, hava yolu ile yapılan yolculuklar için radikal bir vizyon geliştirdi. Bu doğrultuda da farklı projeler üzerinde çalışmalar başlatılıyor. Bu vizyondaki en dikkat çeken detay ise kuşkusuz uçan arabalar.

Google % 100 yenilenebilir enerjide zirveye oynuyor

0

2017’de Google’ın hem veri merkezleri hem de ofislerindeki enerji ihtiyacını karşılamak adına % 100 yenilenebilir enerji projesine başlandı.

Konuyla ilgili Google resmi adresi üzerinden Google Teknik Altyapı Kıdemli Başkan Yardımcısı Urs Hölzle tarafından yeni bir yazı yayınlanırken, bugüne kadar yapılan yatırımlar ile birlikte Google adına önemli bir sürecin başlayacağı belirtildi. Hölzle’e göre Google yenilenebilir enerji satın almak için büyük ölçekli, uzun vadeli sözleşmeler yapan ilk şirketlerden birisi.

2010 yılında proje için başlangıç yapan Google, ilk olarak Iowa’daki 114 megavatlık bir rüzgar çiftliği ile anlaşma sağlamıştı. Şu anda 2.600 megavat rüzgar ve güneş enerjisine ulaşma taahhüdü bulunan Google, dünyanın en büyük yenilenebilir enerji sağlayıcısı olarak da iddialı.

Yenilebilir Enerji İçin Yatırımlar Sürecek

Google’ın geleceğe yönelik planlarını da aktaran Hölzle, küresel olarak her yıl yeterli miktarda rüzgar ve güneş enerjisi satın alınacağını söyledi. Üstelik yenilebilir enerji dönüşümündeki önemli amaçlardan bir tanesi de mevcut sistemlerin daha verimli ve ekonomik çalışması. Bu açıdan Google’ın veri merkezleri üzerinde yapılan çalışmalar ile % 50 daha fazla enerji verimliliği elde edildi.  

Her yıl trilyonlarca Google araması, dakikada 400 saatlik YouTube videosu ve Google’ın ürün ve hizmetlerini güçlendirmek için Google çok daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuyor. Tüm bu süreçte Google gibi dev bir tüketicinin iklim değişikliğiyle mücadele etmek ve çevreye daha az zarar vermek adına yenilenebilir enerji yoluna gitmesi de oldukça önemseniyor.

Tabloda 2016 Eylül ayında firmalar tarafından ABD, Avrupa ve Meksika bölgesine yapılan satın almaların karşılaştırılması yapılıyor.

Facebook ve Google, Fransa seçimlerine hazırlanıyor

ABD’deki başkanlık seçimlerinde Facebook’taki sahte haberlerin etkili olduğu şüphesi tüm dünya liderlerini korkutmaya yetti. Özellikle Avrupa, kendi seçimlerinin Facebook tarafından sabote edilmemesi için Facebook’a karşı, yalan haberler hakkında ağır yaptırımlar uygulayacaklarını duyurmuşlardı.

Facebook ve internet haberleri konusunda öncü olan diğer ABD şirketi Google şimdi Fransa’daki seçimde ilk sınavlarını verecekler. Seçim sürecinde, yalan haberlerin ortaya yayılması halinde iki şirketi de çok ağır cezalar bekliyor. Bunun önüne geçmek isteyen iki dev şirket, Fransa’da medya şirketleri ile ortak çalışma yürütüyorlar.

Gazeteciler olmadan sorun çözülemiyor

Seçim süreci boyunca Fransa’daki sekiz büyük medya organı ile iş birliği yapacak olan Facebook ve Google, sahte/yalan haber uyarısı yapılan bir haberi incelemeleri için bu sekiz medya kuruluşunun gazetecilerinden oluşan bir platforma gönderecek. Böylece şikayet edilen haberlerin gerçek mi yoksa yalan mı olduğu yine gazeteciler tarafından tespit edilecek. Diğer bir deyişle, yalan haberleri önlemek için aylardır çalışan Facebook ve Google, gazetecilerden yardım almadan bu sorunun çözülemeyeceğini kabul etmiş görünüyorlar.

Avrupa Birliği şu anda, Fransa’daki aşırı sağcı lider Le Pen’in Trump’ınkine benzer saldırgan bir söylemlere sarılmasından ve dünyada yükselen aşırı sağcılık rüzgarını sahte haberlerle köpürterek seçimlerde haksız avantaj elde etmesinden endişe ediyor.

Almanya’nın PayPal’ı BillPay 75 milyon dolara Klarna’nın

0

Avrupa’daki ödeme sistemlerinde son dönemlerde hareketlilik yaşanırken, yeni bir satın alma daha duyuruldu. İsveç’te faaliyetlerine başlayan Klarna, Wonga’nın sahibi olduğu Almanya’nın en önemli ödeme firmalarından BillPay’i satın aldığını açıkladı.

Yapılan anlaşma duyurulsa da anlaşmanın bedeli konusunda iki firmada sessiz kalmayı tercih ediyor. Fakat geçtiğimiz hafta paylaşılan bazı raporlardan anlaşma ile ilgili farklı detaylara ulaşılması mümkün oldu. Raporlara göre iki marka, devir noktasında 75 milyon dolarda anlaşama sağlamış durumda. Bedel yüksek olsa da Klarna’nın sadece 2015 yılındaki değerlemesini 2.25 milyar olduğu düşünüldüğünde satın almanın Klarna açısından oldukça makul olduğu görülebilir.

Avrupa’da Güçlenmek İstiyor

Ödeme sistemleri noktasında Avrupa’da büyüme hedefleyen Klarna için üstelik BillPay’in satın alınması hedeflerin tutturulmasında büyük bir ivme katacak. Almanya odaklı olarak çalışan BillPay, yüksek bir işlem hacmine sahip olduğu gibi markanın ödeme sistemlerinde Almanya gibi geniş bir pazarda da güç sahibi olmasını sağlayacak. Wonga tarafından da benzer bir amaç doğrultusunda 2013 yılında BillPay alınmıştı. Fakat Wonga tarafından hedefler tutturulamadığı gibi BillPay için beklenen atılım yapılamadı.

Satın alma noktasında açıklama yapan Klarna’nın kurucularından ve CEO Sebastian Siemiatkowski, satın alma ile birlikte müşterilerine daha yenilikçi ödeme hizmetleri sunacaklarını söylerken, bu anlaşma piyasalarda da olumlu karşılandı.

Kısaca BillPay Hakkında

BillPay, 2009’da Berlin’de Rocket Internet’in e-ticaret sistemlerinden birisi olarak kuruldu. Kısa süre içerisinde Almanya’nın PayPal versiyonu olarak görülen ve daha yüksek işlem hacimlerine ulaşan firma, özelikle Almanya’da tutulduğundan dolayı oldukça popüler bir durumda. Klarna’nın Avrupa’da şu anda 45 milyon müşterisi bulunuyor. Yeni anlaşma ile birlikte Almanya’da 27 milyon müşteri daha şirket portföyüne eklenecek.

Apple ve Google gibi 97 ABD’li şirket, Trump’a karşı çıktı!

0

Apple, Google ve Microsoft gibi dev markalar, Donald Trump’ın göç konusundaki düzenlemelerine karşı çıktı. Cumhurbaşkanı Donald Trump’a karşı özel bir rapor hazırlanırken, raporun altına 100 teknoloji markası imza attı.

Donald Trump Tartışması Büyüyor!

Yeni düzenlemeler ve yasaklar hakkında basına verilen ilk bilgilerin ardından dünya genelinde tartışmalar başlamıştı. Gelinen son noktada ABD’deki pek çok firmanın iş gücü kaybı yaşayacak olması ekonomik alandaki dengeleri değiştireceği gibi markaların da zorlu bir sürece girmesine neden olacak.

İşgücünün büyük bir bölümü göçmenlerden oluşan firmalar ilk olarak bu tasarıya karşı çıkarken, kısa süre içerisinde destek büyük bir kitleye ulaştı. 97 şirket tarafından imzalanarak Donald Trump’a gönderilen rapor ise tüm bu tepkilerin temsilcisi oldu. Raporda ABD’nin son 50 yıllık yönetiminden, mevcut düzenlemeler ile sapman yaşandığı ve ABD’nin adalet ilkelerine böyle bir durumun uygun olmadığı vurgulandı. Üstelik mevcut düzenlemelerin firmalara ve doğrudan ABD ekonomisine vereceği zararlar üzerinde de durulurken, detaylı bir şekilde hazırlanan raporun dünya markaları tarafından imzalanmış olması da ABD’yi bu konuda yaptırıma zorlayabilir. Üstelik Donald Trump’ın çok sevdiği Apple gibi markaların dahi kurucusu Suriyeli bir göçmen oğlu Steve Jobs.

Bu birlik karşısında ABD cephesinden nasıl bir adım atılacağı merak edilirken, ABD’yi hareketli bir dönemin beklediği de açık.

5 Şubat 2017 tarihli basınla paylaşılan rapor ise şöyle;

Kurumların siber direnci azaldı

0

Bir IBM şirketi olan Resilient ile Ponemon Enstitüsü, her yıl gerçekleştirdikleri araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Araştırma, kuruluşlarının yüksek düzeyde siber dirence sahip olduğunu söyleyen BT ve güvenlik profesyonellerinin oranının yalnızca yüzde 32 olduğunu ortaya koydu.

Bu oran, 2015’te elde edilen yüzde 35’e kıyasla küçük bir düşüşe işaret ediyor. 2016 araştırması aynı zamanda, yanıt verenlerin yüzde 66’sının kuruluşlarının siber saldırılar ardından toparlanması için hazırlıklı olmadığını belirttiğini ortaya koydu.

Kurumlar hazırlıksız

Araştırma, üst üste iki yıldır siber olaylara müdahale etme konusundaki zorlukların siber direnci azalttığını gösteriyor. Katılımcıların yüzde 75’i, kuruluş çapında tutarlı bir biçimde uygulanan resmi bir siber olaylara müdahale planına sahip olmadıklarını belirtiyor. Siber olaylara müdahale planına sahip olanların yüzde 52’si, devreye alınmasından bu yana planı incelememiş ya da güncellememiş veya bunu yapmak için bir plan belirlememiş. Ayrıca, katılımcıların yüzde 41’i, bir siber olayın çözülmesi için gerekli olan sürenin son 12 ay içerisinde uzadığını belirtirken, bu sürenin kısaldığını belirtenlerin oranı yalnızca yüzde 31.

Katılımcılara göre, bir Siber Olaylara Mücadele Platformu, kimlik yönetimi ve doğrulaması ile izinsiz girişi saptama ve önleme sistemleriyle birlikte kuruluşların Siber Dirençli hale gelmesine yardımcı olma konusunda en etkili güvenlik teknolojileri arasında yer alıyor.

Araştırma aynı zamanda, siber direncin önündeki yaygın engelleri de ortaya çıkardı. Çoğunluk (yüzde 66), “yetersiz planlamanın ve hazırlığın” siber direncin önündeki en önemli engel olduğunu belirtiyor. Katılımcılar ayrıca, BT ve iş süreçlerinin karmaşıklığının siber saldırıları önleme, saptama ve bu saldırılara müdahale etme becerilerinden çok daha hızlı arttığını ve işletmeleri savunmasız bıraktığını belirtiyor. Bu yıl, katılımcıların yüzde 46’sı, “BT süreçlerinin karmaşıklığının” yüksek düzeyde siber direnç elde edilmesi açısından önemli bir engel olduğunu belirtiyor. 2015 yılında bu oran yüzde 36’ydı. Yüzde 52, “iş süreçlerinin karmaşıklığının” önemli bir engel olduğunu belirtiyor. 2015 yılında bu oran yüzde 47’ydi.

Ponemon Enstitüsü tarafından Resilient firmasının sponsorluğunda gerçekleştirilen 2016 Siber Dirençli Kuruluş Araştırması, siber dirence, bir başka deyişle bir kuruluşun siber saldırılar karşısında temel amacını ve bütünlüğünü sürdürme becerisine ilişkin bir karşılaştırmalı değerlendirme araştırması niteliğinde. Küresel araştırma; ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Brezilya ve Avustralya dahil olmak üzere dünyanın her yanından 2.400’den fazla güvenlik ve BT profesyonelinin öngörülerini kapsıyor.

IBM İş Değerleri Enstitüsü tarafından bundan kısa süre önce gerçekleştirilen başka bir araştırmada siber olaylara müdahale etme süresinin kısaltılmasının günümüzde güvenlik profesyonellerinin karşı karşıya olduğu en önemli zorluk olduğunun saptanmasına karşın, Ponemon Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen bu yeni araştırma, şirketlerin çoğunun halen etkili ve kapsamlı bir müdahale planı oluşturmak için gerekli adımları atmadığını gösteriyor.

Araştırmanın sonuçları çok sayıda kuruluşun henüz siber olaylara müdahale etmek için etkili planlama ve hazırlık önlemleri uygulamış olmadığını gösterse de araştırmalar, olaylara müdahalenin gelecek birkaç yıl içerisinde daha önemli bir öncelik haline geleceğini gösteriyor.

Araştırmadan öne çıkan önemli noktalar 

Şirketler sık ve başarılı siber saldırılara maruz kalıyor.

Yarısından fazlası (yüzde 53), son iki yıl içinde en az bir veri ihlaline maruz kaldığını belirtiyor.
Yüzde 74’ü, geçtiğimiz yıl içinde insan hatasından kaynaklanan tehditlerle karşı karşıya kaldığını belirtiyor. Son iki yıl incelendiğinde, yüzde 74’ü, kötü niyetli yazılımların düzenli olarak güvenlik ihlaline neden olduğunu ve yüzde 64’ü, düzenli olarak kimlik avı dolandırıcılığına maruz kaldığını belirtiyor.

Kuruluşlar, bir saldırı sonrasında operasyonlarını etkin biçimde sürdüremiyor ya da kısa süre içinde toparlanamıyor

Yüzde 68’i, kuruluşlarının bir siber saldırı sonrasında direncini koruma becerisine sahip olduğuna inanmıyor. Yüzde 66’sı, kuruluşlarının bir saldırı sonrasında etkili bir biçimde toparlanma becerisine güvenmiyor.

Planlama ve hazırlığın yapılmamış olması, en önemli engeli teşkil ediyor.

Yalnızca yüzde 25’inin tüm kuruluş çapında tutarlı biçimde uygulanan bir siber olaylara müdahale planı var. Yüzde yirmi üçünün siber olaylara müdahale etmek için herhangi bir planı yok. Yalnızca yüzde 14’ü siber olaylara müdahale planını yılda bir defadan fazla test ediyor.
Yüzde 66’sı, kuruluşlarının siber saldırılara karşı dirençli hale gelmesinin önündeki en büyük engelin bir planlama eksikliği olduğunu belirtiyor.

Bir siber saldırıya müdahale etme becerisinde önemli oranda bir iyileşme kaydedilmedi

Yüzde 48’i, kuruluşlarının siber direncinin son 12 ay içinde azaldığını (yüzde 4) ya da artmadığını (yüzde 44) belirtiyor. Yüzde 41’i, bir siber sorunu çözme süresinin uzadığını ya da önemli ölçüde uzadığını belirtirken yalnızca yüzde 31’i, kısaldığını ya da önemli ölçüde kısaldığını belirtiyor.

Toyota ve Suzuki teknoloji ortaklığı yapacak

0

Japon otomotiv devleri Toyota ve Suzuki’nin, yeni nesil otomobil teknolojileri geliştirmek için iş birliği yapma hazırlığında ortaya çıktı.

İki firma, işbirliği fikrini ilk kez Ekim ayında dile getirmişlerdi ve o zamandan beri görüşmeler devam ediyordu.

Anlaşma Japon anti-tröst yasaları takılabilir

Toyota’nın alt markası Daihatsu ise bu anlaşmaya dahil olmayacak ve bağımsız olarak otomobil satmaya devam edecek. İki şirket, anti-tröst yasalarına takılmamak için Daihatsu’yu anlaşmanın dışında bırakacaklar.

Otonom sürüş gibi teknolojileri de kapsayacak olan iş birliğinin, bugün içinde duyurulması bekleniyor.

Microsoft’tan Skype kullanıcıları için 1 Mart uyarısı

Yazılım devi Microsoft, iş dünyasında da çok yoğun kullanılan Skype uygulamasında yeni bir güncelleme yayınlayacağını ve 1 Mart’tan itibaren bazı eski versiyonların çalışmayacağını açıkladı.

Bulut tabanlı Skype geliyor

Buna göre, Microsoft Skype’ı artık bulut tabanlı bir uygulamaya dönüştürecek kendi bulut servisi Azure ile ilişkilendirecek. Böylece uygulama eski P2P yapısından çıkmış olacak ve P2P yapıda çalışan eski uygulamalarla arama yapmak imkansız olacak.

Modern Windows, iOS ve Android sistemi kullanıcıları, uygulamanın yeni versiyonunu yükleyerek Skype kullanmaya devam edebilecekler ancak çoğu mobil kullanıcı telefonlarında yer açmak zorunda kalacak veya eski nesil Windows RT sistemini kullananlar Skype’ı çalıştıramayacaklar.

Silikon Vadisi yabancı rakiplerinden korkmaya başladı

1

Bugüne dek teknolojide rakipsiz olduğunu düşünen Silikon Vadisi şirketleri, Trump’ın göçmen politikası nedeniyle paniğe düşmüş durumda.

CEO’larına kadar çalışanlarının çoğu göçmen olan teknoloji şirketleri, bütün önemli projelerini, kendilerine para kazandıran etkileyici ürünlerini büyük oranda ABD’ye göçen olağanüstü zekalar sayesinde hayata geçirmiş durumdalar ve yine bu çalışanlar sayesinde operasyonlarını ayakta tutabiliyorlar. 

Ancak Trump’ın sadece 90 günlük göçmen yasağı bile çoğu şirketin işleyişinde önemli sorunlar yaratmışken, göçmenlerin ülkeden kalıcı olarak gönderilmesi durumunda, Silikon Vadisi’nde büyük bir kriz çıkması bekleniyor.

Yapay zeka uzmanları kursta yetişmiyor

GoDaddy’nin CEO’su Blake Irving, “ABD teknoloji sektörü için gerekli yetenekli insan gücünü üretemiyor. Ayrıca birini alıp 18 aylık bir kursa göndererek yapay zeka uzmanı elde edemezsiniz.” yorumunu yaparken, “Yabancı ülkelerdeki bu üstün yetenekleri ülkeye sokamazsak, bu insanlar kendi bulundukları ülkelerde, kendi Silikon Vadilerini kurarlar,” diyerek yaklaşan göçmen yasasının Silikon Vadisi’nde nasıl bir korku yarattığını ortaya serdi.

ABD’de teknoloji şirketleri, H-1B vize programı sayesinde, yabancı ülkelerdeki yetenekli teknik elemanları ABD’ye sokup kendi bünyelerinde çalıştırıyorlar. Trump’ın yeni emri ise her ne tür vizeye sahip olursa olsun 7 ülkenin vatandaşının ülkeye girmesini engellemişti.

ABD mahkemeleri şimdi bu başkanlık emrini iptal etmiş olsa da Trump’ın bunu “emir” olarak değil, yasa olarak senatodan geçirmesi halinde, mahkemelerin de yapabileceği bir şey kalmayacak. Silikon Vadisi’ni asıl korkutan ise bu yasanın senatodan geçmesi.

Google, yabancı e-posta hesaplarını FBI’a açtı

0

Google ile FBI arasında devam eden, “yabancı kullanıcı verileri” çekişmesi FBI’ın zaferiyle sonuçlandı. 

FBI, Google’ın yabancı ülkelerdeki sunucularında bulunan e-posta hesaplarının verilerinin incelemeye açılması için mahkemeye başvurmuş ve karar çıkarmıştı.

Ancak Google bu karara bir süre direndikten sonra uymak zorunda kaldı. Microsoft, benzer bir kararı temyize götürüp iptal ettirmişken, Google çok direnmeden verileri FBI’a açtı.

ABD tüm dünyayı dinliyor

Böylece artık FBI, Google’ın ABD dışındaki sunucularına da erişim hakkı kazanmış oldu. Bu kararla birlikte, özellikle Avrupa’da Google’a karşı büyük tepkinin oluşması bekleniyor.

Avrupa Birliği halihazırda Google’a Avrupa kıtasında iş yapmayı çok zorlaştıracak kararlar dayatmış bulunuyor ve en ufak hatasında bile milyar dolarlık cezalar keserek, Prism skandalında Avrupalı liderlerin dinlenmesinde başrollerden birine sahip şirketi ağır bedel ödetiyorlar.

Amazon’un çalışan sayısı 341 bin’e çıktı

Elektronik ticaret devi Amazon, 2016 yılında işe aldığı 110 bin kişiyle, 341 bin kişilik bir orduya dönüştü. Şirket, 2917’de de 100 bin yeni iş pozisyonu açacak.

Başkan Trump’ın ABD’de yeni iş pozisyonlarının açılmasını istemesinin ardından Amazon’un patronu Jeff Bezos, Amazon’un 2017’de de 100 bin kişiyi işe alacağını duyurmuştu. 

2016 kargo uçakları alarak kendi kargo hava yolunu kuran Amazon böylece 120 bine yakın Microsoft ve 75 bine yakın Google’dan çok daha fazla çalışana sahip bir deve dönüşmüş durumda.

32 binden 341 bine

Beş yıl önce toplam 32 bin çalışanı olan Amazon’un yeni açıklanan 2016 yılı raporuna göre çalışan sayısı bir yılda net 100 bin kişi artmış bulunuyor. 

Şirketin 2016’da çalışan sayısının artmasındaki önemli etkenlerden biri de 26 yeni mal deposu açmış olması. Bu depolar, bulundukları bölgede Amazon’un online satışlarını ivmelendiriyorlar ve depoların lojistik ihtiyaçları ile birlikte şirket çok sayıda işe alım gerçekleştiriyor.

2017’de yapay zeka eğitim sektörüne nasıl etki yapacak?

1

Eğitim çoğunlukla yüzyıllar boyunca aynı yapıyı takip etmiştir. Son dönemlerde farklı eğitim metotları geliştirilmiş olsa da eğitimdeki devrim yapay zeka ile birlikte yaşanabilir. 

Yapay Zeka Eğitim İçin Neden Önemli?

Eğitim, insanları diğer tüm alanlarda ilerleme kaydetmeye hazırlayan temel yapı olduğundan, yapay zekanın en etkili olması gereken alanlardan birisi de aslında eğitim.  Son günlerde çeşitli araştırma firmaları tarafından yapılan araştırmalar ile birlikte eğitimde yapay zekanın nasıl kullanılacağı ve hangi değişikliler yaratacağı detaylandırılırken, oldukça önemli veriler de ortaya çıkarılmış durumda.

Yapay Zeka Eğitim İçin Nasıl Bir Rol Alacak?

Eğitim sisteminin üretkenliğini ve verimliliğini artırmak için teknolojideki ilerlemelerden yararlanmamız aslında bir zorunluluk. Yapay zeka özellikle, eğitimin kalitesini ve ekonomikliğini arttırmada önemli bir rol oynayabilir. 2017’de diğer pek çok sektörde olduğu gibi yapay zekanın eğitimdeki etkilerini de göreceğiz ve çeşitli uygulamalar eğitim sistemine birer birer dahil edilecek. Bu konudaki öngörüler ve hedefler ise şöyle;

  • Öğrencilerin yazılı sınavlarını detaylı bir şekilde analiz etmek ve sınıflandırmak
  • Öğrencilerin sorularını cevaplayan otomatik botlar
  • Öğretmen ve öğrencilere yönelik sanal kişisel asistanlar
  • Sürükleyici bir eğitim için sanal gerçeklik sistemleri
  • Zengin ve daha derin öğrenme analitiği için simülasyonlar ve oyunlar

Yapay zeka, bir öğrencinin cevabını güvenilir bir şekilde analiz etme ve derecelendirme üzerine eğitilebilir. Bu bakımdan yapay zeka ile birlikte daha düşük bir büyüklükte bir maliyetle sınavların dışında farklı soru cevap etkinlikleri yapılabilir.

Eğitim için botlar da internet üzerinden öğrenmede önemli bir rol oynayacak. Üstelik bu konuda yapılan ilk testler de oldukça verimli sonuçlar verdi. Yapılan ilk denemelerde görev alan Georgia Tech profesörü Ashok Goel, yapay zekanın kullanıldığı bir sınıfta, öğrencilerin sorularının başarılı bir şekilde cevaplandığını ve projenin öğrenciler adına çok olumlu olduğunu belirtti. Üstelik öğrenciler öğretmenlerine soru sormaya çekinse de bu yeni makinelere ilgi duyuyor. Böylece merak ettiği her şeyi sorarak yanıt alabiliyor ve kendini bu alanda geliştirebiliyor.

Yapay zeka, eğitim ekosisteminin tüm paydaşlarına fayda sağlayacaktır. Öğrenciler anında geribildirim alabilecek, rehberlikle daha iyi öğrenecek, öğretmenler eğitimi kişiselleştirerek öğrencilerin tüm eksiklerini görerek başarıyı arttırabilecek ve ebeveynler de çocuklarının gelişiminde daha iyi destek sağlayabilecek.

Spotify halka arzı 2018 yılına erteleyebilir

0

Spotify 100 milyondan fazla kullanıcısıyla müzik alanında en iddialı şirketler arasında. 2017’de halka açılma olasılığı yüksek görülen markanın planını değiştirebileceği konuşuluyor.

Geçtiğimiz günlerde yabancı portalların büyük bir bölümünde yer alan haberlerde Spotify için oldukça iddialı ve güvenilir kaynaklara dayandırılan bilgiler yer aldı. 2018 yılına kadar halka arz konusunda erteleme kararının yönetim tarafından tartışıldığı ve bu yönde kararın alınmasının yüksek ihtimalli olduğu ifade edildi. Gecikmenin nedeni ise Spotify’ın daha iyi bir bilanço oluşturmak için daha fazla zaman kazanmak istemesi. Aynı zamanda bu süre içersinde yapılacak iyileştirmeler ile birlikte halka arz için firmanın daha iyi ve iddialı bir hale gelmesi de amaçlanıyor.

Spotify Halka Arzı İçin Resmi Açıklama Gelmedi

Her ne kadar son dönemlere halka arz edeceği yönünde haberlerle gündemde yer aldı. Fakat Spotify tarafından henüz net bir açıklama yapılmadı. Halka arz ile birlikte 13 milyar dolarlık bir değerleme hedefleyen marka kuşkusuz itici bir güç elde etmek istiyor. Fakat Spotify halka arzı zamanında yaparak çok daha iyi bir sonuç almak istiyor.

Özelikle Facebook ve Twitter gibi markaların ardından Snapchat’in de halk arazının konuşulduğu bugünlerde Spotify de bu modaya katıldı. Bu durum markaların bu konuda oldukça iyimser düşündüğünü ve uygun bir zamanda halka arz noktasında çekinmediğini de gösteriyor.

Hükümet destekli Startup Cafe açıldı

0

Startup son dönemlerde daha fazla önemsenerek, gündeme gelirken hükümetler de bu konuda sorumluluk almaya başladı. Tokyo Hükümeti, daha fazla insanın girişimcilerin hayata dönüşmesine yardımcı olmak için startup cafe açtı

Perşembe günü düzenlenen açılış töreni ile Tokyo Marunouchi’de girişimciliği teşvik etmek için Tokyo startup ​​İstasyonu’nu ülkenin bir üssü olarak duyurularak açıldı. Tokyo İstasyonu yakınlarındaki Meiji Yasuda Yaşam Merkezi Binası’nın (Marunouchi My Plaza) 1. ve 2. Katlarındaki alanlar Startup Hub Tokyo olarak kurularak faaliyete geçti.

Startup Cafe’de Neler Var?

Startup Cafe’nin birinci katında etkinlik alanı ve bir salon var. İkinci kat ise daha hareketli. Girişimcilerin iş kurma prosedürleri ve finansman konusunda danışmanlık alabileceği bölümün yer aldığı ikinci kat, bu sayede genç ve yeni girişimciler için de önemli bir merkez olacak.

Daha önce de ülkede farklı startup alanları açılırken, buralardan elde edilen sonuçların iyi olması daha fazla girişim için alanın yaratılmasında da destekledi. Yeni girişim alanında Tokyo vatandaşı olmayan kişiler de hizmetleri ücretsiz olarak alabilecek. Etkinliklere katılma durumlarında ise çeşitli kayıtlar ve resmi prosedürler geçerli olacak.

Startup Cafe’nin başlangıçtaki hedefi ise yıl sonuna kadar 20 bin kullanıcı ve 2 bin kayıtlı üyeye ulaşmak.

Polis drone üreticisinin ofisini bastı

0

Kickstarter’da iki sene önce ortaya çıkan akıllı drone Lily’nin öyküsü, şirketin ofisine yapılan bir polis baskını ile son buldu.

Kickstarter’da yayınladığı etkileyici video ile 1000 dolarlık akıllı drone’lardan toplam 34 milyon dolarlık ön sipariş toplayan ve parayı önden tahsil eden Lily Robotics, iki yıl geçmesine rağmen drone’u geliştirmeyi başaramayınca, projenin başarısızlığa uğradığını açıklamıştı.

Bu gelişme üzerine paralarını geri bekleyen müşterilerine ödeme yapma sözü veren şirket, hala ödeme yapmayınca, savcı şirketin ofisini bastı ve ofisteki tüm donanıma el koydu.

Dolandırıcılık davası mı açılıyor?

Şirketin sahibi hakkında dolandırıcılık suçundan dava açılmak üzere olduğunu düşündüren baskın sonrasında savcı basına bilgi vermedi. Savcının harekete geçmesindeki en büyük etken ise Lily’nin CEO’sunun, tanıtım filmini hazırlayan yapımcıya gödnerdiği e-mail’de “filmi hazırlarken GoPro lenslerini kullandığımızı kimsenin anlamaması gerekiyor, halka yalan söyleyeceksek buna çok iyi hazırlanmamız gerekiyor,” yazdığının ortaya çıkması oldu.

Lily, Kickstarter için hazırladığı tanıtım filminde, robot drone’un prototipi sanki hazırmış ve çalışıyormuş gibi bir imaj yaratmıştı. Ancak basına sızan e-mail’de bunun başka drone’lar ile çekilmiş sahte bir video olduğu anlaşılmıştı. Diğer bir deyişle, Lily Robotics, aradan geçen 2 senede robot drone’u geliştirmek için hiç çaba sarf etmemiş bulunuyor ve Kikcstarter’ı insanları dolandırıp paralarını almak için kullanmışa benziyor.