Şirketlerin İş Takibi İçin TeamGram

0
TG-4 (1) McKinsey tarafından yapılan bir araştırmaya göre ortalama bir ofis çalışanı, zamanının %20-%25’ini şirket içinde zaten olan bilgilere ulaşmaya veya iş arkadaşlarıyla koordinasyon sağlamaya çalışarak harcıyor. Bu, herkesin haftada bir gün işe hiç gelmemesi kadar büyük bir ekonomik kayba yol açıyor. Şirket içindeki bilgiye anında ulaşmayı sağlarken, çalışanlar arasındaki koordinasyonu da artıran TeamGram, iş dünyası ve teknolojideki gelişmeleri KOBİ’ler için bir fırsata dönüştürmeyi hedefliyor. Kurulum gerektirmeyen kolay kullanımı ve uygun maliyeti ile dikkat çekerken, işletmelere daha iyi bir ekip olma, daha çok iş bitirme ve daha çok satış yapma konularında yardımcı oluyor. TeamGram ile entregre CRM’e kavuşun TeamGram kullanıcıları, şirketlerindeki ekip arkadaşlarına görevler verebiliyor ve yapılacak işlerin takibini kolaylıkla yapabiliyorlar. Entegre CRM sayesinde şirket içindeki tüm faaliyetler müşteriler ile ilişkilendirilebiliyor. Teklif ve sipariş yönetimi ile satış süreçleri de kolaylıkla kayıt altında tutulabiliyor. Hangi müşteriyle ilgili ne yapıldığı anında görülebiliyor. TeamGram kullanan işletme, işle ilgili dosyaların depolandığı ortak bir alana sahip oluyor.  TeamGram, hem web üzerinden, hem de iPhone ve Android uygulamalarıyla mobil olarak da kullanılabiliyor. İster sahada ister ofiste olsun, tüm çalışanların akıllı telefonlarından rahatlıkla erişim sağlayarak bilgi paylaşmasını ve ihtiyaç duydukları bilgiye ulaşarak anında aksiyon alabilmesini sağlıyor.  Ekipler bu sayede, istedikleri zaman istedikleri yerden yapılacak işleri takip edebiliyor, yorum yazabiliyor, iş arkadaşlarına görev atayabiliyor, dosya ve görsel paylaşımı yapabiliyor. Şirket yöneticileri ise tek ekrandan yeni satış fırsatları, verilen teklifler, alınan siparişler, tamamlanmış/gecikmiş işler gibi şirketin daha fazla iş yapmasına ve daha iyi çalışmasına yönelik tüm göstergeleri takip edebiliyor. Sosyal medya kadar kolay kullanım TeamGram, artık her gün kullanmaya alıştığımız sosyal medya platformlarına benzeyen kolay bir kullanım sunuyor. Daha önce hiç iş takibi veya CRM programı kullanmamış KOBİ’ler, eğitime gerek duymadan birkaç saat içerisinde kullanmaya başlayabiliyor. TeamGram, sadece müşteri ilişkileri yönetimi için değil, yapılacak işlerin takibi, teklif ve sipariş yönetimi konularında da KOBİ’lere çözüm sunuyor. TeamGram’ı ücretsiz denemek mümkün. TeamGram’in 3 kullanıcılık ücretsiz bir sürümü bulunuyor. Daha büyük ekipler için düşük maliyetli abonelik paketleri sunuluyor.

Kurumların Hibrit Buluta Geçişini Kolaylaştıran EMC Veri Gölü Geliştirildi

0
dreamstime_l_26145181 EMC Corporation, kuruluşların ayrı noktaları olduğu kadar, genel bulutu da kolayca ölçeklendirmelerini sağlayan yeni ürünler, özellikler ve kapasiteleri kapsayan EMC Isilon Scale Out NAS Veri Gölü’nün yeni sürümünü kullanıma sunduğunu duyurdu. IsilonSD Edge, yeni nesil Isilon OneFS ve Isilon CloudPools, yapılandırılmamış verilerin yalnızca ana veri merkezinde değil, uzak ofisler gibi veri merkezinin farklı konumlarında da kullanılabilir olmasına ve bulut arşivlemesine olanak tanıyarak EMC Data Lake (Veri Gölü) çözümünü geliştirdi. Daha verimli bir Veri Gölü sunmak üzere tasarlanan yeni Isilon çözümleri, birden fazla iş akışını birleştirerek kullanıcıların verilere tüm konumlardan erişmelerine ve verileri analiz etmelerine olanak tanıyor. Üç önemli trend kurumları dönüştürüyor: – İlki, iş gücünün dağınık bir hal almasıyla, şirketlerin de daha küresel bir duruma gelmesi. – İkincisi, yapılandırılmamış veri hacmi hızla büyüyor ve her iki yılda bir iki kat artıyor. Böylece, verilerin etkili bir şekilde yönetilmesi ve aynı zamanda verilerden değer elde edilmesi gereksinimini artırıyor. – Son olarak hibrit bulut, veri merkezlerini en verimli ve etkili şekilde çalıştırmak isteyen müşteriler için rakipsiz bir seçenek haline geldi. EMC Veri Gölü 2.0 stratejisi ve yapılan yeni duyurular, bu zorlukların yönetilmesi açısından büyük önem taşıyor. Daha önce Veri Gölü dağıtımları, yalnızca ana veri merkezindeki – ya da yakınındaki – veri kaynaklarının çekilmesiyle sınırlıydı. Şu anda Veri Gölü 2.0, tüm trendlere uygun olarak genişlemesi ve yapılandırılmamış verileri ana veri merkezinde, farklı depolama konumlarında ve bulutta, basit ve tutarlı bir şekilde yönetilmesini sağlıyor. EMC Isilon Bölge Yöneticisi Ender Bozanoğlu, yenilenen strateji hakkında şunları söyledi: “Veri merkezinin tam merkezindeki ve farklı noktalarındaki yapılandırılmamış verilerin yüksek büyüme hızı, organizasyonların hem veri artışını yönetmelerini hem de iş istihbaratı ve değer elde etmek için fazlasıyla dağıtılmış veri depolarından faydalanmanın yeni yollarını bulmalarını zorlaştırıyor. Aynı zamanda maliyetlerin düşürülmesi için BT yöneticilerinin üzerindeki baskılar da sürüyor. Yeni Isilon çözümleri, veri merkezinin her parçasını optimize edecek ve sorunsuz kullanıcı deneyimi yaşatacak. Ayrıca kurumlar dev veri yığınlarıyla mücadele ederken ve büyük veri stratejilerinde değişiklik yaparken yeni ekonomik fırsatlar yaratacak şekilde tasarlandı.” Etkili Yazılım Tanımlı Depolama Olanağı EMC IsilonSD Edge, uzak ofislerde veya kenar konumlarda veri yönetimini en düşük maliyetli şekilde basitleştirmek için tasarlanmış, yazılım tanımlı yeni bir çözüm. Farklı konumların eskiden beri maliyet, düşük kapasite, yönetim karmaşası, çakışan formatlar ve zaman zaman yaşanan yönetişim zorlukları gibi sorunları vardı. Bu durum, bu konumlarda çalışan bilgi işçilerinin verimliliğini olduğu kadar, BT’nin de verileri görüntüleme ve yönetme becerisini etkiliyordu. IsilonSD Edge, olağan donanım üzerinde çalışan, yüzde 100 yazılım tanımlı bir ortam sunuyor. IsilonSD Edge, VMware ESX’i destekliyor ve yönetim kolaylığı için VMware vCenter ile tam olarak entegre çalışıyor. IsilonSD Edge, OneFS işletim sisteminin yeteneklerinin hiçbirinden ödün vermez ve verileri sorunsuz şekilde ana merkezden/ana merkeze çoğaltır, 36TB’a kadar ölçeklendirirken OneFS’nin veri hizmetlerini ve protokollerini destekler. IsilonSD Edge, üretim dışı kullanım için ücretsiz ve üretim kullanımı için küme başına lisanslı olarak kullanıma sunulacak. Gelecek nesil OneFS ile Merkezin Optimizasyonu Veri Gölünü farklı konumlarla genişletmeye ek olarak, EMC yeni ve gelecek nesil Isilon OneFS işletim sistemiyle Veri Gölü’nü merkezde de geliştiriyor. Bu zengin seçenek, esnekliği artırmak, yönetimi basitleştirmek, etkinliği yükseltmek ve çok büyük Veri Gölleri için kesintisiz çalışma sağlamak üzere tasarlandı. Ayrıca önemli bir diğer iyileştirme de tam İşleme Sırasında Yükseltme (Non-Disruptive Upgrade – NDU) desteği. Küçük kod aileleri için NDU desteği veren OneFS, artık büyük kod ailelerinde de çalışarak Veri Gölü esnekliğini artırıyor. Daha esnek Veri Gölü, yükseltmeler sırasında uygulama iş yükündeki sorunlar ve kullanıcılar için çalışamama süresinin önüne geçmeye yardımcı olacak. Yeni nesil OneFS’de, müşterilerin uygulamalarını ya da son kullanıcı ortamlarını, gerektiğinde yükseltme öncesi duruma getirmelerini sağlayacak esnek yazılım yükseltmesini geri alma özelliği de bulunuyor. Bu özellikler, altyapı yöneticilerine sorunsuz bir kullanıcı deneyiminden ve kritik ortamların sürekli çalışır durumda kalacağından emin olmalarını sağlayacak parçacıklı seçenekler sunuyor. CloudPools ile Buluta Kadar Genişleme EMC merkez ve kenarda depolama odaklı çözümlere ek olarak, EMC Isilon’un kolayca genel, özel ve hibrit bulutlara kadar genişlemesini sağlayacak, Isilon ürün yelpazesine yönelik yeni bir yazılım uygulaması olan EMC CloudPools’u da sunuyor. Şirket içindeki verilerin büyük bölümü, düzenleme ve uyum amaçlarına yönelik olarak uzun süre muhafaza edilmesi gereken soğuk verilerden oluşuyor. EMC CloudPools, Isilon’un, bulut ağ geçidi gerektirmeden verileri Amazon Web Hizmetleri, Microsoft Azure ve Virtustream gibi genel bulutlara doğal biçimde katmanlamasını sağlıyor. Ayrıca, veri merkezinin EMC Elastic Bulut Depolama (ECS) ve özel bir bulut olarak Isilon’a genişlemesini sağlıyor. Isilon, ana merkez ad alanını buluta genişleterek, konumdan bağımsız olarak veri erişimine olanak tanınıyor. Veri buluta katmanlandığında, bulutta duran kurum verilerinin güvenliğini sağlamak için, taşıma sırasında şifreleniyor ve sıkıştırılıyor. Bu da kurumların, Veri Göllerini bulut ölçeğinde bir kapasiteden yararlanacak şekilde genişletmelerini ve verilere tutarlı şekilde ve kolayca erişeceklerinden ve yöneteceklerinden emin olmalarını sağlıyor. EMC IsilonSD Edge, gelecek nesil EMC Isilon OneFS ve EMC Isilon CloudPools, 2016 başında Türkiye’de satışa sunulacak.

Google ve Ford Birlikte Çalışacak

0
Yahoo Autos’a göre, önümüzdeki ay Las Vegas’ta gerçekleşecek olanTüketici Elektroniği Fuarı ile birlikte duyurulması beklenen anlaşmaya göreGoogle ve Ford, sürücüsüz arabaları geliştirmek ve üretmek için birlikte çalışmaya başlayacak. Google sözcüsü henüz firmanın Ford ile direkt temasta olduğunu söylemedi ve bu konuda yorum yapmadı ancak otomobil firmalarıyla görüşüldüğü onaylandı. Google, 2020 yılında sürücüsüz arabaları başarılı şekilde piyasaya çıkarmak istiyor. 15-12/22/google-surucusuz-araba.jpg

Ford, Google ile başarılı olabilir

Google ile anlaşabilen ilk otomobil firması olmak Ford’a, özellikle rakipleriMercedes, BMW, Volvo ve Tesla karşısında yüksek bir avantaj getirebilir.2014 yılındaki CES etkinliğinde Ford CEO’su Mark Field, 5 yıl içerisinde bir firma sürücüsüz arabaları getirecek demişti. Raporlara göre bu birleşme yasal olarak Ford firmasından ayrı olacak ve böylece firmanın yük altına girmesi önlenecek. Volvo bu konuda tam tersi bir tutum almış, yaşanan kazaların veya hacklenme olaylarının tüm sorumluluğunu üstlenmişti. Bunun karşılığında Google, sürücüsüz arabaların üretimine yardımcı olabilecek ve onları güvenle müşterilere ulaştıracak bir firma kazanmış oluyor. Her ne kadar CES 2016’da Google ve Ford ortaklığının duyurulması beklense de yine Yahoo Autos raporlarına göre, bu anlaşma sadece özel bir anlaşma değil. Yani Google, istediği başka bir firmayla sürücüsüz araba üzerine çalışmakta özgür.   Kaynak: ShiftDelete.Net

Türkiye Ağır Saldırı Altında

5
cyber-attack (1) Türkiye’nin son dönemde yaşadığı uluslararası krizlerle bağlantısı olabilecek bir siber saldırı 14 Aralık’tan beri Türkiye internet alt yapısını zorluyor. ODTÜ’de, .tr alan adını düzenleyen nic.tr’den yapılan basın açıklamasına göre, 14 Aralık’ta başlayan DDoS saldırısı, Türk web sitelerine erişimi engelleyecek biçimde yoğunlaştı ve dünyanın en büyük sanal saldırılarından birine dönüştü. Basın açıklamasında şu ifadeler dikkat çekti: “14 Aralık 2015 Pazartesi günü, yurtiçi ve dışında 5 (beş) ayrı noktada konuşlanmış bulunan 6 (altı) adet “.tr” alan adı sunucusuna doğru gelen DDoS saldırısına bağlı olarak çok ciddi ölçüde Internet bant genişliği yoğunlukları yaşanmıştır. Saldırı temel olarak, “DNS yükseltme saldırısı” (DNS Amplification Attack) olarak başlamıştır. Bu saldırı, “.tr” Alan Adları’ndan ilgili IP adreslerine ulaşılmasını engellemek amacıyla, sahte ağ trafiği üretmek de dahil olmak üzere, DNS sunucularımıza doğru yoğun ağ trafiği yollanması şeklinde ülke dışındaki kaynaklar tarafından organize bir şekilde gerçekleştirilmiştir.” Saldırı şiddeti azalarak günlerce devam ederken, telekom operatörleri, saldırının etkisini azaltmak için önlem aldılar ancak yine de bazı önemli e-ticaret sitelerine yurt dışından erişimde sorunlar yaşandığı anlaşıldı. Ayrıca Türkiye içinde de çoğu web sitesinin yavaşladığı ve erişimde gecikmeler yaşandığı ortaya çıktı. Saldırı 22 Aralık sabahı itibarıyla etkisini kaybederken, hangi ülkeden veya hangi gruptan kaynaklandığı tespit edilemedi ancak saldırının Rusya ile yaşanan krizden dolayı Rus hacker grupları tarafından organize edildiği şüphesi de bulunuyor.

Boeing, İzmir’de Uçak Bakım Atölyesine Destek Oldu

0
Boeing-SelcukBoeing’in desteklediği bir program sayesinde dün İzmir’in Selçuk ilçesinde bulunan Selçuk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yeni bir uçak bakım atölyesi açıldı. Atölye, 10., 11. ve 12. sınıf öğrencilerine uçak bakımı konusunda uygulamalı eğitim imkânı sağlayacak. Boeing’in Selçuk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi – Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi (METEM) ile olan işbirliği, 2013 yılında, merkezin açılışından sadece iki yıl sonra başladı. Bu merkezin Uçak Bakım Bölümü’ndeki fiziksel koşulların ve malzemelerin yetersizliği, uzay ve havacılık endüstrisinin gelecekteki en yetenekli teknisyenlerinin yetiştirilmesine olanak vermiyordu. Bu nedenle Boeing, bu akademik yılda 131 öğrencinin eğitim alacağı bu atölyenin geliştirilmesine ve eğitim kaynaklarının sağlanmasına destek oldu. Öğrenci sayısının iki yıl içinde 200’e ulaşması bekleniyor. Boeing Türkiye Genel Müdürü – Ülke Temsilcisi Ayşem Sargın Işıl, “Bu okula uzay ve havacılık alanında daha iyi mesleki eğitim fırsatları sağlayarak destek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Boeing, Türk öğrencilerin uzay ve havacılık alanındaki eğitim koşullarını iyileştirmek üzere gelecekte de teknik okullarla ortaklıklar kurmaya devam edecek.” Açılış töreninde konuşma yapan Selçuk Kaymakamı Ayhan Boyacı, “Boeing’in bu güzel jesti hepimizi çok duygulandırdı. Eğitim öğrenim çağındaki Selçuk’taki tüm gençlerimiz adına Boeing’e şükranlarımızı iletiyorum” dedi. Selçuk Belediye Başkanı Dr. Dahi Zeynel Bakıcı ise “Boeing’in böylesine yerel bir katkı vermesi çok önemli. Boeing havacılık sektöründe teknolojide lider firma ve böyle bir projeye katkısı çok önemli. Eğitime verdikleri katkıdan dolayı kendilerini tebrik ediyor ve kutluyorum. Mesleki eğitime verdikleri her katkı memleketin ve bölgenin kalkınması için çok önemli, hayırlı uğurlu olsun” dedi. Öğrencilere uçak gövdesi ve kanadına yönelik faaliyetlerin yanı sıra ısıl işlemler ve mekanik testler, uçaklardaki yönelik ametal malzemelerin bakımı, takılıp çıkarılabilir bağlantı unsurlarının bakımı ve onarımı, transvers elementlerin bakımı ve onarımı ve kanat ve kuyruk arasındaki bağlantı konularında uzman olmalarını sağlayacak eğitimler verilecek. METEM Müdürü Sedat Yeşilyağcı, “Hedefimiz, öğrencilerimize bilimsel ve teknolojik gelişmelerle uyumlu şekilde kalifiye teknisyenler olmaları için fırsat sunmak. Bu atölyedeki programı tamamlayan öğrenciler, uçak bakımı konusundaki çalışmalarını tamamen tamamlamış olacak” dedi.

Autodesk, Abone Olma Sistemine Geçiyor!

0

Autodesk yazılımlarını satın almak isteyenler için son fırsat. Autodesk kalıcı lisansı satın alabilmek için süre azalıyor! Autodesk, artık abone olma sistemine geçiyor.

Özellikle endüstriyel kullanıma dönük profesyonel yazılımlar geliştiren Autodesk, yazılım lisanslama politikasını değiştiriyor. Kalıcı lisans satışı yerine, abonelik sistemini benimseyen Autodesk, artık proje bazlı lisanslama yapma imkanı ve  düşük giriş maliyeti avantajı sunuyor olacak.

:: Mobil dönüşüm sürecini konuştuğumuz röportajımıza BURADAN ulaşabilirsiniz…

Neden bu değişiklik yapıldı?

Esasında dünyayı etkisi altına alan mobil dönüşüm ve değişen kullanım alışkanlıklarımız, artık kalıcı olarak satın almak yerine hizmetlere abone  olmamıza yol açtı.

Bu değişikliklerle birlikte Autodesk, müşterilere daha düşük bir giriş maliyeti, daha fazla araç seçeneği ve kullandıkça ödeme imkanı sunan abonelik sistemini getiriyor.

:: Autodesk ile yeni abonelik sürecini konuştuğumuz röportajı buradan izleyebilirsiniz…

Yazılımın belirli bir sürümünü kullanabilmek için kalıcı lisans  satmayı bırakacak olan Autodesk, Desktop Subscription (kullandığın süre kadar öde) modeliyle , bulut ve ağ aboneliği ürünlerini ve hizmetlerini sürekli olarak yenileyip geliştirmeyi, bulut hizmetleriyle daha sıkı bir şekilde bütünleştirmeyi, birden çok cihazdan her zaman erişim sağlamayı, dağıtım ve yönetimi kolaylaştırmayı ve dosya uyumluluk sorunlarını azaltmayı planlıyor. Bu da mobil cihazların ve bulut kullanımının arttığı günümüzde oldukça yerinde bir değişiklik.

Autodesk, hem kısa süreli projeler hem de ilk yatırım maliyetlerini azaltabilmek için, abonelik süresini 3 aya kadar indirmiş durumda. Böylece yapacağınız süreli bir iş için, Autodesk ürününü lisanslamanız artık çok daha kolay.

Bu değişiklikler, mevcut Autodesk kullanan firmalar ve kullanıcıları nasıl etkileyecek?

Daha önce Autodesk’ten kalıcı lisans alan kullanıcılar, kalıcı lisansları gereği yazılımlarını kullanmaya devam edebilecekler. Sadece 31 Ocak ve 31 Temmuz’dan sonra başka bir lisans almak istediklerinde, bu lisansı kalıcı olarak satın alamayacaklar. Kalıcı lisans edinmeniz için son tarih, yazılımına göre değişmekle beraber 31 Ocak ve 31 Temmuz 2016.

Kalıcı lisansların kullanımı devam edecek!

Günümüzde kullanılmakta olan veya sonlandırılma sürecine kadar yeni kalıcı lisans alan müşteriler, ürünü etkin bir şekilde bugün ve gelecekte kullanmaya devam edecekler.

Kalıcı lisansını, Autodesk Maintenance Subscription (bakım anlaşması) ile birlikte satın alan müşteriler, Maintenance Subscription avantajlarından faydalanmayı sürdürebilecekler. 

Bulut servisleri için bir değişiklik var mı?

BIM 360, PLM 360 ve Fusion 360 gibi ayrı satın alınan Cloud Service Subscription tekliflerinde yer alan bulut servisleri için herhangi bir değişiklik bulunmamakta.

Son tarihler 31 Ocak ve 31 Temmuz

Autodesk, kalıcı lisans satışını kademe kademe durdurup, abonelik sistemine geçmeye başlıyor. İlk tarih 31 Ocak 2016. Tek başına kullanılabilen ACAD LT, ACAD ve 3DSMax gibi yazılımların çoğu için, 31 Ocak 2016’dan sonra kalıcı lisans satışı durdurulacak. 

31 Ocak tarihinden sonra ise bu yazılımları 3 aydan 3 yıla kadar abonelik seçenekleri ile temin edebileceksiniz. 

Autodesk Design & Creation Suite ürünleri ve seçili bazı ürünler için kalıcı lisans satışının durdurulacağı tarih ise 31 Temmuz 2016.

31 Ocak 2016’da kalıcı lisans satışı duracak yazılımlar;

  • Autodesk 3ds Max
  • Softimage ile Autodesk 3ds Max
  • Autodesk AutoCAD
  • Mac için Autodesk AutoCAD
  • Autodesk AutoCAD Architecture
  • Autodesk AutoCAD Inventor LT Suite
  • Autodesk AutoCAD LT
  • Mac için Autodesk AutoCAD LT
  • Autodesk AutoCAD LT Civil Suite
  • Autodesk AutoCAD Electrical
  • Autodesk AutoCAD Map 3D
  • Autodesk AutoCAD Mechanical
  • Autodesk AutoCAD MEP
  • Autodesk AutoCAD P&ID
  • Autodesk AutoCAD Plant 3D
  • Autodesk AutoCAD Raster Design
  • Autodesk AutoCAD Revit LT Suite 
  • Autodesk AutoCAD Utility Design
  • Autodesk AutoCAD Civil 3D
  • Autodesk CAiCE
  • Autodesk Fabrication CADmep
  • Autodesk Fabrication CAMduct
  • Autodesk Fabrication ESTmep
  • HSMWorks Premium
  • HSMWorks Professional
  • Autodesk Inventor HSM
  • Autodesk Inventor HSM Pro
  • Autodesk Inventor
  • Autodesk Inventor LT
  • Autodesk Inventor Professional
  • Autodesk Maya
  • Autodesk Maya with Softimage
  • Autodesk Maya LT
  • Autodesk Motion Builder
  • Autodesk Mudbox
  • Autodesk Navisworks Simulate
  • Autodesk Navisworks Manage
  • Autodesk Point Layout
  • Autodesk Revit Architecture 
  • Autodesk Revit LT
  • Autodesk Revit MEP
  • Autodesk Revit Structure 
  • Autodesk Showcase
  • Kurumsal Autodesk Sketchbook Pro
  • Autodesk Structural Bridge Design
  • Autodesk Vehicle Tracking

31 Ocak 2016’dan sonra yukarıdaki yazılımları almak isteyen kullanıcılar, kalıcı lisans yerine yazılıma kullanacakları süre kadar abone olabilecekler.

31 Temmuz 2016’da kalıcı lisans satışı durdurulacak yazılımlar;

Autodesk Design ve Creation Suite Ürünleri:

  • Autodesk 3ds Max Entertainment Creation Suite Standard
  • Autodesk Building Design Suite Premium
  • Autodesk Building Design Suite Standard
  • Autodesk Building Design Suite Ultimate
  • Autodesk Entertainment Creation Suite Ultimate
  • Autodesk Factory Design Suite Premium
  • Autodesk Factory Design Suite Standard
  • Autodesk Factory Design Suite Ultimate
  • Autodesk Infrastructure Design Suite Premium
  • Autodesk Infrastructure Design Suite Standard
  • Autodesk Infrastructure Design Suite Ultimate
  • Autodesk Maya Entertainment Creation Suite Standard
  • Autodesk Plant Design Suite Premium
  • Autodesk Plant Design Suite Standard
  • Autodesk Plant Design Suite Ultimate
  • Autodesk Product Design Suite Premium
  • Autodesk Product Design Suite Ultimate

Tek başına kullanılabilen ürünler:

  • Autodesk Alias AutoStudio
  • Autodesk Alias Concept
  • Autodesk Alias Design
  • Autodesk Alias SpeedForm
  • Autodesk Alias Surface
  • Moldflow Adviser Standard/Premium/Ultimate
  • Moldflow Insight Standard/Premium/Ultimate
  • Moldflow Synergy
  • Nastran
  • Nastran in-CAD
  • Vault Office
  • Vault Workgroup
  • Vault Professional
  • VRED
  • VRED Design
  • VRED Professional
  • VRED Render Node
  • VRED Server
  • Autodesk CFD
  • Autodesk CFD Design Study Environment
  • Autodesk CFD Motion
  • Autodesk CFD Advanced
  • Autodesk TruContour
  • Autodesk TruMulti-Tool
  • Autodesk TruComposites
  • Autodesk TruLaser
  • Autodesk TruComp
  • Autodesk Studio Wall

Büyük veri pazarı 1 trilyon dolara koşuyor

0
big data Teknolojide son büyük zıplama, mobil teknolojilerle uygulama/yazılım alanında yaşanmıştı. Sayısız teknoloji firması insanları mobil cihazlara alıştırmaya çalışsa da Apple pratik, cazip, karizmatik bir telefon piyasaya sürene kadar dokunmatik ekranı akıllı telefonlar kimsenin ilgisini çekmiyordu. Elbette insanları dokunmatik ekranlı bir telefon kullanmaya teşvik edecek internet servisleri, sosyal medya imkanları ve daha da önemlisi mobil internet imkanı yeterince geniş değildi. Ancak 2005’ten sonra değişen bu trendle, dokunmatik ekranlar karşımıza yeni bir mobilite kavramı ortaya çıkardı. PC üreticilerinin dahi varlıklarını tehdit eden akıllı telefonlar ve tabletler sayesinde bugün internet dünyasının büyük oranda mobil cihazlara odaklandığını biliyoruz. Öte yandan günümüzde yeni bir kavram hızla yükselerek çok büyük bir ekonomik değer yaratmak üzere hızla ilerliyor: Büyük Veri… Sayısız web servisi, sayısız ticari operasyon, sayısız mobil uygulama ve yazılım, çok büyük oranda veri üretiyor ve bu veriler artık altından bile değerli kabul ediliyor. Dünya tam anlamıyla veriler üzerinde dönüyor. Bir web sitesine mi girdiniz, tarayıcınız bu veriyi hemen kaydederek Google’a gönderiyor. Google hızla aksiyon alarak ziyaret ettiğiniz web sitesini ve tıkladığınız linkleri, resimleri analiz ederek sizin ilgi alanlarınızı kayıt altına alıyor. Bir sonraki web sitesine girdiğinizde ise sayfadaki reklamlarda bu ilgi alanlarına uyguna reklamlar görmeye başlıyorsunuz. Google’a, bu reklamları göstermesi içinse sayısız firma reklam ödemesinde bulunuyor. “Benim faaliyet alanımla ilgili sayfaları gezen kullanıcılara, benim reklamımı göster,” diyerek Google’ın veya rakiplerinin reklam servislerinde açık artırmaya girerek para ödeyen reklam verenler sayesinde, bu dev internet servisleri her yıl yüz milyarlarca dolar ciro yapıyor.  Ayrıca, bizim oluşturduğumuz bu veri havuzu sayesinde pazarlama kampanyalarını yürüten ve para kazanan sayısız şirketin de dünya ekonomisini döndürdüğünü unutmayalım. İşte IDC’nin analizlerine göre, bu dev ekonomi içinde hizmet veren şirketlerin ekonomik büyüklüğünün, 2019 yılında 50 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu rakam elbette büyük veriyi kullanarak oluşan ekonomik büyüklük değil büyük veri teknolojisini sağlayan, üreten, uygulayan teknoloji şirketlerinin kazancını temsil ediyor. Dell’in CEO’su Michael Dell’in tahminleri ise çok daha büyük. Michael Dell’e göre, 2020’ye yaklaştığımızda büyük veri konusunda çalışan şirketlerin yöneteceği pazarda 1 trilyon dolar para dönecek. Araştırma şirketi International Institute for Analytics’e (IIA) göreyse 2020’ye geldiğimizde iş dünyasının yarısı akıllı teknolojiler sayesinde işliyor olacak ve kullanılan her uygulama, her yazılım, devasa boyutlarda veri üretecek. Bu veriyi işleyebilmek, analiz edebilmek ve paraya çevrilebilir yararlı bilgiye dönüştürebilmek başlı başına bir sanayi haline gelecek. Sadece bu verinin analizi sayesine ABD iş dünyası 2020 yılında yıllık 60 milyar dolardan fazla tasarruf sağlayabilecek. Bu tasarruf, reklam, pazarlama gibi faliyetlerin dev bütçelerinden sağlanacak. Artık şirketler, ürünlerini kampanyalarını duyurmak için devasa kampanyalara dudak uçuklatan paralar harcamak yerine, sadece ürünleri ile ilgilenecek potansiyele sahip daha küçük kitlelere, nokta atışı kampanyalar ulaştıracaklar. Bir mağaza, alışveriş merkezinin her yerini yeni ürünleribi duyurmak için pahalı ilan panoları ile donatmak yerine, kapısının önünden geçen ve onun ürünleri ile ilgilenen müşteriye özel olarak “eğer şimdi içeri girip yeni ürünümüzü alırsanız, size %15 indirimimiz var,” teklifini anında oluştururak müşterinin cep telefonuna gönderecek. Bu sayede dev ilan/reklam bütçelerinden kurtulacağı gibi doğru müşteriye satışa dönüşme potansiyeli çok yüksek, nokta atışı bir kampanya oluşturmuş olacak ve bunun için katlanması gereken tek maliyet, büyük veri teknolojisini iş sürecine entegre etme maliyeti olacak, bu da bir defalık yapılacak harcama olacak. Dolayısıyla, şirketler akıllandıkça ve büyük veri analizleri güçlendikçe, tasarrufun boyutu da büyüyecek. Elbette tüm dünyayı saracak bu büyük veri ekonomisi içinde, bu sistemleri çalıştıracak, büyük veri ile uyumlu çalışacak sistemler üretecek, büyük veriyi paraya çevirecek pratik çözümler geliştirecek yetenekli ve donanımlı uzmanlara da ihtiyaç olacak. Bugünden o konuda çalışmaya başlayacak gençlerin, 2020’ye yaklaşırken büyük rağbet göreceğini ve önemli kariyer fırsatları yakalayacaklarını da tahmin etmek zor değil. Bakalım bizim iş dünyamız, sanayicilerimiz ve üniversitelerimiz tsunami haline gelmiş ve hızla ilerleyen bu büyük veri dalgasının gücünü yakalayabilecek mi yoksa o dalganın altında ezilip ağır hasar mı alacak, birkaç sene içinde göreceğiz.

Apple’ın yeni başkanı o mu olacak?

0
jeff-williams Apple’ın efsanevi başkanı Steve Jobs’tan sonra iş başına geçen Tim Cook da sonsuza kadar bu görevi yürütemeyeceğini biliyor. Yaşı artık ilerleyen Tim Cook’un kendi velihatını belirlemesi an meselesiydi ki, şimdi o ismin artık kesinleşmiş olduğu anlaşılıyor. Microsoft’un kurucu ortağı ve CEO’su Steve Ballmer’ın yerini Satya Nadella’ya bırakması gibi, Tim Cook’un da önümüzdeki dönemde geri çekilerek yerini daha genç bir CEO’ya bıraktığını göreceğiz ve bu kişinin de, Tim Cook’un en gözde subayı olarak tanınan, Jeff Williams olacağı anlaşılıyor. Apple’ın yeni COO’su olarak atanan Williams’ın, Cook’un gözdesi olması aslında rastlantı değil. Tim Cook’un Jeff Williams’ta belki de kendi gençliğini gördüğü bile söylenebilir çünkü Williams da Tim Cook ile benzer bir geçmişe sahip. İki iş adamı da mühendislik lisansından sonra Duke Üniversitesinde işletme yüksek lisansı yapmışlar. Ve yine ikisi de kariyerlerinin ilk dönemlerinde IBM’de çalışırken daha sonra Apple’a transfer olmuşlar. Dolayısıyla Williams’ın kariyer profili, neredeyse tıptatıp, Tim Cook’ın pofiline benziyor. Ayrıca, Jeff Williams da iş dünyasında, aynı Tim Cook gibi, detaycılığı, güçlü hafızası ve uzun boyu ile tanınıyor. Kısaca söylemek gerekirse, Tim Cook emekli olduktan sonra Apple’ın başına kendi gençliğini getirmek gibi bir plan yapıyor. Elbette, Tim ve Jeff arasında çok sayıda farklılık da bulunuyor ve Jeff Williams birgün Apple’ın CEO’su olacak olursa, kendine has bir yönetim stiline sahip olacak ve şirketi çağın gereklerine göre değiştirecek ancak Cook’un, Williams’ın zihnini daha rahat okuyabildiği için onun başarılı olacağına güvendiği de tahmin edilmesi zor bir varsayım değil. Daha net söylemek gerekirse, önümüzdeki birkaç sene boyunca Apple lansmanlarında Jeff Williams’ı sahneden daha fazla göreceğiz ve Cook onun artık medya önünde pişip yetiştiğine inandığında, Williams’ı Apple’ın yeni başkanı olarak lanse edecek. Game of Apple Elbette bu sırada Apple’ın başkanlık koltuğunda gözü olan başka adayların Williams’ın şansını azaltmak için nasıl hamleler yapacaklarını ve Tim Cook ile aralarını açmak için nasıl “kumpaslar” kuracaklarını da izleyecek olabiliriz. Her krallıkta olduğu gibi, Apple krallığında da taht kavgaları çok kanlı olabilir ve bu oyunlar sırasında Williams’ın ismi de sürpriz şekilde silinebilir. Heyecanla izleyip göreceğiz.

Toplu harita güncellemesi devri bitiyor

0
navi TomTom’un yeni harita platformu, geleneksel harita yapım metodlarının yanı sıra kitle kaynaklı dataları da optimize ederek en yüksek kalitede ve güncel haritaları sunmasını sağlıyor. Şirket için önemli bir kilometre taşını temsil eden bu yenilik müşterilerine gerçek zamanlı haritalar sunan önemli bir adım. Gerçek zamanlı doğru bilgi sunuyor Konuyla ilgili TomTom CEOsu Harold Goddijn şunları söylüyor: “Müşterilere sürekli güncelleme sağlayan global platformu TomTom olarak ilk defa biz sunuyoruz. Topluca harita güncellemeleri dönemi bitti, değişiklikler saptandıkça artık haritaları anında sürekli güncelleyebiliyoruz. Bu da sürücü yardım uygulamaları ve yüksek otomasyonlu sürüş gibi gelecekteki kullanım durumları için gerekli olan gerçek zamanlı kalite ve doğruluk sağlayarak TomTom’u benzersiz kılıyor.” TomTom’un yeni işlem harita yapım platformu, verimlilikte büyük avantajlar getiriyor ve reel dünyadaki değişiklikleri tespit etme ve kullanıcının cihazındaki haritayı güncelleme arasındaki zamanı en aza indiriyor. Bu yeni platform, yeni kaynakların sensör verilerini verimli bir şekilde işlemek için ölçeklenebiliyor. TomTom’un gerçek zamanlı haritalarını kullanan kişiler otomotiv, mobil ve konum tabanlı online uygulamalar arasında her zaman doğru ve güncellenmiş haritalara erişiyor. TomTom Haritalar ve Lisanslama Genel Müdürü Charles Cautley konuyla ilgili şunları söylüyor: “Bu, TomTom haritalar ekibi için çok önemli bir proje. Başardığımız şey ve bunu başarma süremizle ilgili gurur duyuyorum. Bu yeni platformla ilgili birçok potansiyel var. Bu yeni platformla artan müşteri gereksinimlerini karşılayan yüksek kaliteli harita içeriği sunmak için sabırsızlanıyoruz.”

Facebook Flash’ı resmen terk etti

0
facebook video Flash teknolojisi çok uzun süre internetin en büyük sorunu ama aynı zamanda vazgeçilmezi olarak hayatını sürdürse de artık herkes ondan vazgeçiyor. Onu sorunsuz bir teknoloji haline getirmek için yapılan tüm çabalar sonuçsuz kalınca, teknoloji dünyası bir araya gelerek HTML 5 standardını oluşturdu. Yıllardır Flash’ın altını ufak ufak kazan HTML 5 nihayet artık teknoloji dünyasına rüştünü ispat etti ve Flash’ın tahtına oturmaya hak kazandı. Şimdi Facebook da, artık web sitesinde Flash teknolojisini kullanmaya son vereceğini duyurdu. Bundan böyle Facebook’un web sitesinde paylaşına videolar HTML 5 teknolojisini kullanacak. Bu da videoların artık işletim sistemi ve cihaz fark etmeksizin çalışmasını sağlayacak.  Flash teknolojisi ise, çoğu cihazda sorun çıkartarak çalışmayı reddeden yapısıyla şikayet konusu oluyordu. Facebook’un yöneticilerinde Daniel Baulig’in yayınladığı blog’ta açıklanan habere göre, HTML 5 desteği tüm modern tarayıcılarda yaygın olarak kullanılsa da bazı eski tarayıcılar HTML 5’i tanımadığı için videoları oynatmada sorun çıkarabilecekler. Dolayısıyla Facebook tüm kullanıcılarnı modern tarayıcılara geçmeleri konusunda da uyarıyor. Bu arada, Facebook giderek daha fazla videonun yüklendiği ve izlendiği bir sosyal medya platformu olarak YouTube’un tahtını sallamaya devam ediyor ve bu yeni hamleden sonra Facebook videolarının daha fazla izlenme oranına ulaşması bekleniyor.

İnternet şöhretliği işinde ne kadar para var?

0
blogger Bir süredir hepimiz YouTube’da yayınladıkları videolarla milyon dolarlar kazanan genç video blogger’ların hikayelerini okuyoruz. Video oyunları hakkında hazırladığı videolarla YouTube’dan yıllık 12 milyon dolar kazanan 26 yaşındaki YouTube ünlüsü Pewdiepie bu konudaki tek örnek değil. Kazancı milyon dolarlara ulaşan başka video blogger’lar da olduğu gibi, aylık on bin dolarlar seviyesinde kazanç elde edenleri saymak artık mümkün değil. Öyle ki, çoğu insan artık sabah dokuz akşam altı sigortalı işini terk ederek video blog hazırlamak üzere evine kapanıyor ve on binlerce takipçiye ulaştıktan sonra her ay 5-10-15 bin dolar gibi kazanç seviyesini yakalayabiliyorlar.

Türk bloggerlar

Elbette Türkiye’deki video blogger’ların işi biraz daha zor zira YouTube’un Türk blogger’ların videolarına ödediği reklam ücreti, yurt dışı ücretleriyle aynı değil ancak yine de Türkiye’de çok sayıda örnek mevcut. Öte yandan, YouTube, bloggerların tek gelir kaynağı da değil. Patreon gibi fonlama siteleri, üretken, yaratıcı insanlar için video başına belli bir gelir elde etmeyi kolaylaştırıyor. Bu sistemde, bağışçılar blogger’lara, oluşturdukları her video (veya başka bir sanat eseri, örneğin çizgi roman) başına sabit bir ücret ödemeyi taahhüt ediyor. Bu minik ödemeler birike birike, binlerce dolara ulaşabiliyor. Okyanustaki petrol platformlarında çalışarak briktirdiği parayla Fransa’dan bir yat alarak sevgilisiyle dünyayı dolaşmaya başlayan Avustralya’lı bir genç olan Riley’in yelkenli yatı La Vagabonde ile yaşadığı maceraları konu alan ve haftalık yayınlanan YouTube videolarının her biri için Patreon bağışçıları 2600 dolara yakın bağış yapıyor. Riley, bu videolardan her ay dört tane üretip yayınlıyor. Yani, Riley sadece yelkenli yatıyla dünyanın etrafında dolaştığı için her ay Patreon’dan 10 bin dolar alıyor. Üstelik bir o kadar da YouTube reklamlarından kazanıyor. Ayırca, videolarına sponsor olarak denizcilik ürünlerini tanıtmak isteyen markaların ödediği ücretler de işin kaymağı oluyor. Riley ve sevgilisi Elenia ile yatları La Vagabonde şu sıralar Avustralya’da çok ünlü. Televizyonlar onların röportajlarını yayınlıyor, dergiler onları kapağa taşıyor, sayısız genç benzer bir macera yaşamak için kendilerine yelkenli yatlar satın alıyorlar. Tüm hayalleri, yelkenli ile dünyayı dolaşıp her ay 25 bin dolar kazanmak. Şöhret ve para ikilisi dünyada her zaman yan yana olan kavramlardı. 70’lerde güzel müzikler yapan dört genç bir araya gelip Beatles gibi bir grup kurarak yüz milyonlarca dolarlık servetlere ulaşabiliyordu ancak geçmişte bu imkan sadece çok az sayıda, doğru bağlantıları olan, doğru insanları tanıyan, plak şirketlerine, yapımcılara ulaşabilen ve kendini sevdirebilen gençler için mümkündü. Bugün ise, evinde web kamerasına sahip olan yetenekli her gencin kendini ispatlama şansı var ve bunu çok iyi kullanıyorlar.

Blogger’lık zenginliğin anahtarı mı?

Öte yandan, her ünlü olan blogger’ın zengin olmadığı da bir gerçek. Instagram’da 300 bin takipçisi olan ünlü bir foto-blogger’ın itiraflarında, intagram’daki fotoğrafları üretmek için full-time iş sahibi gibi çalıştığını ancak bu işte yılda bir kaç bin doları zor kazandığını, sosyal medya konulu medya ödül törenlerine katılırken cebinde 100 doları bile zor gördüğünü söylüyor. Şu da bir gerçek ki, YouTube gibi doğrudan reklam geliri paylaşımı yapan servislerin dışında faaliyet gösteren blogger’ların aynı zamanda çok iyi bir iş adamı da olması gerekiyor. Markalarla güçlü ilişkiler kurmaları, onlara cazip pazarlama kampanyaları sunmaları, sosyal medya takipçilerini markaların ürünlerine başarıyla yönlendirmeleri gerekiyor. Aslında, YouTube’da yüz binlerce takipçiye ulaşıp reklam gelirlerinden zengin olmak isteyen kullanıcıları da hayal kırıklığının beklediğini hatırlatmak lazım çünkü Pewdiepie gibi on milyonlarca dolarlık servetlere ulaşmak için yine markalarla iş birliği yapmanız, videolarınıza sponsorlar almanız, başarılı ürün/marka tanıtımları ile gelirlerinizi katlamanız gerekiyor. Çünkü, para çok cezbedici bir ödüldür ve hazırladığınız videolarla her ay on bin dolar kazanmak bugün size çok tatminkar bir sonuç gibi görünse de, bu hedefe ulaştıktan sonra o videolarla her ay 100-200 bin dolar kazanabileceğinizi bilmek aklınızı kemirmeye başlayacaktır ve 10 bin dolar artık yetersiz görünecektir. Ancak, ürün yerleştirmeli, yüksek kazanç getiren videoların çok tehlikeli olduğunu da unutmamak lazım. Sosyal medya kullanıcıları kendilerini “para kazanmak için zamanları çalınan kurbanlar” olarak hissetmeye başladığında, paylaşımlarınızı takip etmeyi bırakacaktır, ki bu sorun yüksek sayıda takipçiye ulaşan internet ünlülerinin en büyük problemi. Dolayısıyla, “blogger” kavramı artık doğaçlama bir şeyler üretmek üzerine kurulu bir “günlük tutma” anlayışından çıkıp giderek profesyonelleşiyor. Bu alanda milyon dolarlar kazananların sayısı arttıkça da çok daha fazla insanın meslek olarak “blogger”lığı tercih etmeye başladığını göreceğiz. Daha da önemlisi, orta vadede üniversitelerde “blogger” bölümlerinin açılmasını da bekliyorum. Nasıl ki, konservatuvarlarda tiyatro, müzik eğitimi alınabiliyorsa, hayatını blogger olarak sürdürüp, internetten ekmek yemek isteyen gençler için de orta vadede üniversitelerde bu bölümleri göreceğimize inanıyorum.

Türkiye şifreleme saldırılarında dünyada ilk 10 içinde

0
ransomwareKaspersky Güvenlik Bülteni 2015 Genel İstatistik Raporu, yeni bir trendin altını çiziyor: Mobil finansal tehditler ilk defa para çalmak için tasarlanan ilk on zararlı program arasında yer aldı. Bu yılın başka bir dikkat çekici ve endişe verici trendi ise fidye yazılımlarının hızlı şekilde yayılması oldu. Kaspersky Lab bunu 2015 yılında 200 ülkede ve bölgede tespit etti. -2015’te dünyada ve Türkiye’de mobil bankacılık tehditleri ve fidye yazılımları endişe verici boyuta ulaştı. Türkiye’de mobil finansal tehditlerde dünyada ilk 10 içinde yer almasa da, bu tehditlerin tüm tehditlerin içinde yüzde 4 ila 6’sını oluşturduğu grup içinde yer alması dikkat çekti. Diğer yandan Türkiye encyription yani dosyaları şifrelemeye yönelik saldırılarda ise 8. olup dünyada ilk 10 ülke içinde yer aldı. 2015 yılındaki siber suç faaliyetleri arasındaki başlıca diğer trendler ise şöyle: Siber suçlular ceza alma riskini minimuma düşürmek istiyor. Bu yüzden, zararlı yazılım saldırılarından reklam yazılımlarının yoğun şekilde dağıtımına geçiş yaptılar. 2015 yılında reklam yazılımları, web tabanlı ilk 20 tehdit arasında 12. sırada yer aldı. Reklam programları, kullanıcı bilgisayarlarının %26,1’inde tespit edildi. Kaspersky Lab, virüs bulaştırma tespitini ve zararlı kodların analizini daha zor hale getirmek için açıklardan yararlanma amaçlı maskeleme kodları, gizli kodlar ve taşıma kapasiteleri için yeni teknikler de gözlemledi. Siber suçlular özellikle Diffie-Hellman şifreleme protokolünü kullandılar ve açıklardan yararlanma amaçlı paketleri Flash nesnelerine gizlediler. Siber suçlular, komut sunucularını gizlemek için Tor anonimleştirme teknolojisinin kullanımını aktif hale getirdiler ve işlemlerini yapmak için Bitcoin’ler kullandılar. Mobil finansal tehditlerin gelişimi çığ gibi 2015 yılında iki grup mobil bankacılık Truva Atı (Faketoken ve Marcher), ilk 10 finansal zararlı yazılım grubu sıralamasında yer aldı. Marcher grubuna ait zararlı yazılım programları, Android cihazlardan ödeme bilgilerini çalıyorlar: Bir cihaza virüs bulaştırdıktan sonra iki uygulamanın başlatılmasını takip ediyorlar – bir Avrupa bankasının mobil bankacılık uygulaması ve Google Play. Eğer kullanıcı, bankacılık uygulamasını ya da Google Play’i başlatırsa, Marcher kredi kartı bilgilerini isteyen sahte bir pencere görüntülüyor ve sonra bu bilgiler dolandırıcılara gidiyor. Faketoken grubunun temsilcileri ise bilgisayar amaçlı Truva Atlarıyla ortak çalışıyor: Kullanıcı, akıllı telefonuna aslında tek seferlik onay kodunu (mTAN) engelleyen bir Truva Atı olan bir uygulamayı kurmak için manipüle ediliyor. Kaspersky Lab Global Araştırma ve Analiz Ekibi Üst Düzey Güvenlik Araştırmacısı Yury Namestnikov, “Bu yıl, siber suçlular mobil cihazları amaçlayan zararlı finansal programların geliştirilmesi için zaman ve kaynaklara odaklandılar. Artık dünya çapında milyonlarca insan, hizmet ve ürün alışverişlerinin ödemelerini yapmak için akıllı telefonlarını kullandığından bu hiç şaşırtıcı değil. Mevcut eğilimlere göre, önümüzdeki yıl mobil bankacılık zararlı yazılımlarının daha da büyük bir paya sahip olacağını tahmin edebiliriz,” şeklinde konuştu. “Geleneksel” finansal siber suçlar henüz düşüşe geçmedi ancak toplamda Kaspersky Lab çözümleri, 2015 yılında bilgisayarlardan çevrimiçi bankacılık yoluyla para çalmak için zararlı yazılımların çalıştırılmasını hedefleyen neredeyse iki milyon (1.966.324) denemeyi önledi ve bu rakam 2014 yılı rakamlarına göre %2,8 oranında artmış durumda (1.910.520). ZeuS tahtından indirildi En yaygın kullanılan zararlı yazılım grubu ZeuS’ta yapılan çok sayıdaki değişiklik, Dyre/Dyzap/Dyreza tarafından tahttan indirildi. 2015 yılında bankacılık amaçlı Truva Atlarının yaptığı saldırıların %40’ından fazlası, verileri çalmak ve çevrimiçi bankacılık sistemine erişmek için etkili bir web yerleştirme yöntemi kullanan Dyreza tarafından engellendi. Global bir kabus: fidye yazılımları 2015 yılında fidye yazılımları yeni platformlardaki varlıklarını hızla genişletti. Her altı fidye yazılımı saldırısından biri (17%) platformun ilk kez hedef alınmasından sadece bir yıl sonra artık Android cihazlarını da içeriyor. Kaspersky Lab’ın uzmanları, 2015 yılı boyunca iki büyük fidye yazılımı trendi belirledi. Bunların ilki, şifreleme fidye yazılımları tarafından saldırıya uğrayan toplam kullanıcı sayısının 2014 yılına göre neredeyse 180 bini bularak %48,3 oranına yükselmesi oldu. İkincisi ise, pek çok durumda, şifreleyiciler çok modüllü hale geliyor ve şifrelemeye ek olarak mağdur bilgisayarlardan veri çalmak için tasarlanmış işlevleri de içeriyor. Çevrimiçi saldırıların coğrafyası Kaspersky Lab’ın istatistikleri, siber suçluların barındırma pazarının iyi gelişmiş olduğu çeşitli ülkelerde barındırma hizmetlerini çalıştırmayı ve kullanmayı tercih ettiklerini gösteriyor: Antivirüs bileşenleri tarafından engellenen saldırı bildirimlerinin %80’i, 10 ülkede yer alan çevrimiçi kaynaklardan alındı. Zararlı yazılım barındıran çevrimiçi kaynakların ekildiği ilk üç ülke, geçen yıla göre değişmedi: ABD (%24,2), Almanya (%13) ve Hollanda (%10,7).

Siber Olaylara Müdahale Semineri

0

SiberOlaylarAfisSiber Saldırıların etkisini azaltmak konusunda üzerimize düşen görevler nedir? Bilgi güvenliği uzmanları, akademisyenler, iş dünyası ve gençlik konuşuyor. Bilgi güvenliği uzmanları, akademisyenler, iş dünyası ve gençlik, ”Siber Olaylara Müdahelede olmaz stratejileri” belirlemek üzere 26 Aralık 2015 tarihinde “Siber Olaylara Müdahale Stratejileri”nde buluşuyorlar. Boğaziçi Üniversitesi ve Bilişim Atölyelerinin organize etiğim seminerin konu başlıkları;
  • Siber Savaşlar, Siber Olaylar, Siber Tehditler, Kim Neden, Niçin Yaparlar?

  • Siber Olaylara Müdahale Stratejileri Oluşturma
  • Bilgi Güvenliği Farkındalığı Oluşturma
  • Some – Siber Olaylara Müdahale Ekibi Oluşturulması
  • Siber Olay Öncesi Yapılacaklar
  • Siber Olay Esnasındaki Yapılacaklar
  • Siber Olay Sonrasındaki Yapılacaklar
  • Güncel Siber Saldırılardan Örnekler
Sobelenmeden Önce SOME”
  • Siber Olaylar Sonrası Adli Bilişim İncelemeleri

WWW 25 Yaşına Girdi

0
www Internetin, geniş kitleler tarafından kullanılabilmesini sağlayan ve ona interaktif yetenekler kazandıran World Wide Web protokolü, 25 yaşına girdi. Tim Berners-Lee tarafından CERN araştırma merkezinde 20 Aralık 1990 yılında yayına giren ilk Web sitesi, teknik olarak herkese açık bir kaynak olmaktan öte Web’in temelini oluşturan hypertext teknolojisinin nasıl çalıştığını gösteren bir demo sayfasıydı. Web sayfası bir sene sonra ise halka açık hale geldi ve dünyanın her yerinden internet erişimi olan araştırmacılar sayfaya bağlanarak Hypertext’i öğrenmeye başladılar. Tim Berners-Lee, bugün kurucusu olduğu World Wide Web Consortium’umun danışmanlığını yapmayı sürdürüyor. Aynı zamanda internet üzerinde devlet kontrolüne karşı sivil girişimleri destekliyor. CERN ise artık interneti geliştirmek için çalışan bir kurumdan öte parçacık fiziği alanında çalışan dünyanın en büyük laboratuvarına dönüştü.  

Gerçek Zamanlı Müşteri Memnuniyeti İçin Pisano

0
Özkan-smallHerhangi bir zamanda mutsuz bir müşteri görüşlerini sosyal medya ve web aracılığıyla kitlelerle paylaşabilir ve işletmenizi olumsuz etkileyebilir. Bundan dolayı iyi bir müşteri deneyimi yaratmanız ve müşterilerle olan ilişkinizi sıcak tutmanız, işletmenizin büyümesi adına çok önemlidir. Pisano, müşterilerinize anında ulaşabileceğiniz ve onlarla sürekli iletişim hâlinde kalabileceğiniz mobil bir platform. Samsung, Pegasus, Kigılı, Dedeman, Albarak gibi markalar müşterileri ile iletişimde onu kullanıyorlar. Biz de Pisano’nun kurucu ortaklarından Özkan Aykut Demir ile sohbet ettik ve Pisano hakkında bazı sorular sorduk. 1) Bize Pisano’dan bahseder misiniz? Günümüzün dinamik ve müşteri merkezli pazarlama dünyasında, müşteriyle iletişimin ve memnuniyetinin gerçek zamanlı olması hayati önem taşıyor. Gerçek zamanlı web ve hızla yayılan mobilite, tüketici alışkanlıklarının ezberini çok büyük bir oranda bozdu. İşletmeler için artık “o anda orada olamamak” müşteri ve imaj kaybı anlamına geliyor. Yeni müşteri, artık işletme müdürünü bile çağırmaya gerek duymadan, anında görsel kanıtlarla yaşadığı memnuniyetsizliği attığı bir tweet veya post ile yüzlerce/binlerce kişiyle paylaşma imkanına sahip. Ve zaten araştırmalar da gösteriyor ki; müşterilerin artık yüzde 97’si yaşadığı memnuniyetsizliği konuşmak yerine yazmayı tercih ediyor. Pisano bu ihtiyaçtan yola çıkarak geliştirdiği yazılımla, şirketler ve onların müşterileri /ziyaretçileri arasındaki bir iletişim kanalı oluyor. Şirketler bu iletişim kanalı üzerinde müşterilerinin görüşlerini, isteklerini ve şikayetlerini toplayabiliyorlar. İşyerinin müşteriye dokunabildiği noktalar, işletmeler ve onların müşteri profillerine göre tasarlanmış bir masa kartı, bir sticker ya da bir kiosk olabiliyor. Mesela, masa kartı ve sticker’ın kullanıldığı yerlerde müşteriler, bir qr-code okutarak ya da kısa bir link yazarak uygulamaya ulaşabiliyorlar. Ve 3 saniye kadar kısa bir sürede düşüncelerini işletme yetkililerine ulaştırabiliyorlar. O esnada doğru yetkili müşteri şikâyetine doğru zamanda müdahale ederek mutlu müşteriler yaratabiliyorlar. 2) Pisano’yu diğer müşteri iletişim sistemlerinden ayıran temel farklar nelerdir? Bu tür yeni nesil uygulamaların, kağıt anketlere kıyasla 200 kata kadar daha fazla geri bildirim toplama imkanı var. Eğer şikayet müşteri/misafir henüz hizmeti alırken çözülürse %95 oranında şikayet unutuluyor ve iyi bir deneyim olarak hatırlanıyor. Ve yine eğer şikayet yerinde çözülürse, müşteri/misafirlerin %60’ı en az bir kere daha o işletmeyi tercih ediyor. Bizim teknoloji alanında fark yaratacak en önemli hedeflerimizden biri de, diğer CRM platformlarının hemen hemen hepsiyle entegrasyon sağlamak, bir mobil platform haline gelmek ve ülkemizde de yeni yeni gelişen “büyük veri analizi” konusuna yatırım yapıp, işletmelere müşterileri hakkında daha da anlamlı veriler verebilmek. 3) Müşteri yönetiminde markalara önerileriniz neler? Müşteri yönetiminde markalara önerimiz ilk önce müşterilerini dinlemeleri. Müşterilerini dinlediklerinde, müşteriler zaten nasıl bir hizmet almak istediklerini çok başarılı şekilde markalara iletiyorlar. Bundan sonrası biraz daha profesyonel. 3 temel gruba ayırabiliriz, memnun, memnuniyetsiz ve önerileri olan müşteriler. Memnun müşterilerde memnuniyetin nedeni anlamak ve o hizmetleri en az o seviyede tutmak markalar için çok fazla değer yaratıyor. Önerileri olan müşteriler de aslında markalar için en değerli müşteri gruplarından. Bu grubun istekleri eğer tekrar ediyorsa bu istekler markalar için büyük bir gelişim alanını işaret eder. Markalar bu önerilere ne kadar çabuk ayak uydurabilir ve yaptığı değişiklikleri müşterilerine ne kadar iyi anlatabilirse o kadar müşteri gözündeki değerini ve müşterideki kalıcılığını artırır. Memnuniyetsiz müşteri grubu da markalar için en tehlikeli ama bir yandan da fırsat içeren grup. Çok ayaklı ve büyük operasyonlarda hataların ya da eksiklerin olması kaçınılmaz. Burada memnuniyetsiz müşterilere anında dönüş yapmak çok büyük önem taşıyor. Henüz deneyim sıcakken müşteriyle iletişim kurulması durumunda bahsettiğimiz istatistikler ortaya çıkıyor. Diğer bir taraftan müşterinin memnuniyetsizliğine ne kadar geç müdahale edilirse müşterinin kötü deneyimini başka müşterilerle paylaşma ihtimali de oldukça artıyor. Burada memnuniyetsiz müşterinin memnun olanlara nazaran deneyimlerini 20 kat daha fazla anlattıklarını biliyoruz. Buradaki en önemli noktalardan biri de müşteri deneyiminin tek bir platform üzerinden yönetilmesi. Markalar müşterilerine farklı kanallardan dokunabiliyor. Bu kanalların her birinde başka bir tema, başka bir yönetim olabiliyor ve müşteri farklı muhattaplar ve usluplarla karşılaşabiliyor. Her seferinde, en az üç kişiye problemini anlatmak ama yine de doğru kişiye ulaşamamak gibi oldukça yorucu ve gergin süreçler yaşanabiliyor. Tüm bu süreçlerin sonunda, saatler ve belki de günlerce uğraşarak problemine çözüm bulamayan mutsuz müşteriler yaratılabiliyor. Müşteri deneyiminin toplu olarak ele alınması bizce, çok önemli ve büyük bir gereksinim. 4) Kimler tarafından kuruldu? Bugün kaç kişilik bir ekipten oluşuyor? Ne zaman faaliyete başladınız?  Pisano’yu resmi olarak 2014 yılı Ocak ayında TRPE Venture Partners’tan aldığımız ilk yatırımla, ortaklarım Emir Bostan, Barış Michael Soylu, Mustafa Kemal Akıllıoğlu ile birlikte kurduk. Bir sene içerisinde ekibimiz 10 kişi oldu ve giderek büyüyor. 5) 2016 hedefleriniz 2015 yılı hedeflerimizi çok iyi yakaladık. İlk yatırımımız 1 – 1.5M USD olarak TRPE Venture Partners’tan almıştık ve bu yatırımın büyük bir kısmını çok iyi bir ekip oluşturmak için harcadık, ekibimiz her geçen gün daha da güçlenerek büyüyor, 2016 da büyümeye devam edeceğiz. Yine 2015’te ürün geliştirme ve pazarlama faaliyetlerimize ağırlık verdik ve bugün Türkiye’nin en büyük şirketlerine hizmet verebiliyoruz. Bu tarafta da yine bizim için çok etkin bir yıl olacak. Hayata geçirmeyi planladığımız yeni ve heyecanlı düşüncelerimiz var. Yakın gelecekteki planlarımızda öncelik müşteri ilişkisinin olduğu her yerde Pisano ürünlerinin kullanmaya başlanması ve değer yaratması. Sonrasında edindiğimiz bilgi birikimi ve tecrübeyle yurt dışına açılmak.

Aruba, Yeni Uygulama Programını Duyurdu

0
Meridian_bludot_iOS_Android Bir Hewlett Packard Enterprise (NYSE: HPE) şirketi olan Aruba, birden fazla üreticinin ürünlerinden oluşan Wi-Fi ağları ve işaretleyici (beacon) analitiği için tasarlanmış olan endüstrinin ilk bulut temelli işaretleyici (beacon) yönetimi çözümü ile birlikte Aruba Mobil Bağlantı (Aruba Mobile Engagement) çözümünün yeni dalgasını duyurdu. Aruba ayrıca, organizasyonların çalışanları ve müşterileri ile daha iyi bağ kurmalarına izin veren, dolayısıyla verimliliği artıran lokasyon temelli mobil uygulamalardaki yenilenmeyi hızlandırmak için Meridian Mobil Uygulama Platformu (Meridian Mobile App Platform) için uygulama iş ortağı programını genişletti. Aruba İşaretleyiciler (Aruba Beacons) ve Meridian Mobil Uygulama platformu tarafından desteklenen Aruba Mobil Bağlantı çözümü 2014’(ün) Kasım ayında çıktığından beri, Levi’s Stadium ve Orlando Uluslararası Havaalanı gibi farklı organizasyonlarda müşteri memnuniyetini artırdı. Müşterinin mekan içindeki lokasyonuna ve kişisel tercihlerine göre onların mobil cihazları yoluyla onlarla doğrudan bağlantıya geçen Aruba Mobil Bağlantı (Aruba Mobile Engagement) çözümü müşteri deneyimini geliştirmek ve işletmelerin gelir fırsatlarını artırmak için tasarlanmış. BT yönetiminin karmaşıklığı ve zorlukları artarken, Aruba Mobil Bağlantı((Aruba Mobile Engagement)) çözümünün popülerliği ve yaygınlığı da büyük ölçüde artıyor. Yeni Aruba Algılayıcısı (Aruba Sensor), bütün işaretleyicilerin (beacon) tek bir yerden yönetilmesini kolaylaştırarak, bu BT harcamalarını oldukça azaltmak için tasarlanmış. Aruba, tek bir bakım penceresi boyunca 1,000 işaretleyicilik (beacon) bir dağıtımda yaklaşık 48 saatlik bir zaman tasarrufu sağlanacağını tahmin ediyor. Çok Üreticili Wi-Fi Ağlarında Bulut Temelli İşaretleyici (Beacon) Yönetimi IoT Aruba Algılayıcı (Aruba Sensor)organizasyonların var olan çok üreticili Wi-Fi ağlarındaki işaretleyicileri (beacon) tek bir yerden uzaktan yönetmeleri için, küçük bir Wi-Fi istemci ile düşük enerjili Bluetooth (BLE) radyo dalgasını birleştiriyor. BT departmanları için bu, pil ömrü, güç ayarları ve yazılım güncellemesini içeren işaretleyici (beacon) verilerinin daha kolay ve önemli ölçüde daha uygun maliyetli bir şekilde yönetilmesi ve izlenmesi anlamına geliyor. Yılda yaklaşık 38 milyon yolcunun geçtiği Orlando Uluslararası Havaalanına (MCO) 2014 sonunda Aruba’nın Mobil Bağlantı (Aruba Mobile Engagement) çözümü kuruldu ve o zamandan beri MCO mobil uygulamasının 26.000’den fazla indirildiği görüldü.  Orlando Uluslararası Havaalanını yöneten Greater Orlando Airport Authority’de Bilgi Teknolojisi Direktörü olan John Newsome; “Terminallerimizde 1200’ün üzerinde Aruba İşaretleyicinin (beacon) kullanılıyor olması, yolcularımızı, check-in bölgelerine, bagaj teslim alanlarına ve asansör, lavabolar gibi yüzlerce farklı lokasyona yönlendirmek için mekan içi navigasyon sağlamamıza yardımcı oluyor. Mobil uygulamamız sadece navigasyon, önemli havaalanı ve uçuş bilgilerini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bayi ve perakendecilerimiz için pek çok yarar sağlıyor. Örneğin, restoranların menülerindeki kampanyalar gibi konularda, detaylı bilgiye ihtiyaç duyulması halinde web sitelerine link sağlamanın yanında lokasyonlarını da bildirerek satışlarına yardımcı oluyor. Çoğu yolcumuzun mobil uygulamamıza güvenmesi nedeniyle, sunduğumuz bilgilerin doğruluğu ve güvenirliği çok önemli bir konuma geldi. Bugün bu doğruluğu garantilemek için BT elemanlarımız, böyle kapsamlı bir dağıtım için külfetli bir iş olan işaretleyicilerin (beacon) izlenmesini elle yapmak zorunda kalıyorlar. Bununla birlikte, yeni Aruba Algılayıcıların kullanımıyla işaretleyicilerimizin (beacon) yönetimini uzaktan yapabileceğiz, böylece değerli olan zamandan ve BT kaynaklarından tasarruf edeceğiz” dedi. İşaretleyici (Beacon) Analitiği ile Başarının Ölçülmesi İş odaklı mobil uygulamalar ile IoT kurulumları talebinde öngörülen artış, mobil uygulamalar ve IoT arasındaki kesintisiz etkileşimi önemli hale getirir. Kimin bağlandığını, nerede olduğunu ve ne tip bir cihaz kullandığını bilmek, bu etkileşimlere izin vermek için güçlü araçlardır. Bu görüşü iş liderlerine sunmak için Aruba, navigasyon ölçümleri, lokasyon temelli tetikleyiciler ve bağlanma süresi ile ilgili toplu sonuçları da içeren kullanıcı bağlılığını ölçmek için işaretleyici (beacon) analitiğini de tanıttı. Kurumlar işaretleyici (beacon) analitiğinin sağladığı bilgiden kazançlı çıkarlarken, kullanıcılar mahremiyetlerinin korunduğundan hiç şüpheleri olmasın, çünkü işaretleyici (beacon) analitiği doğal olarak alternatif yaklaşımlardan daha mahremiyet dostudur. İşaretleyici (beacon) analitiği ile kullanıcıların, herhangi bir bilginin açıklanmasından önce katılım için bir uygulama indirmeleri ve yerlerinin paylaşımını kabul etmeleri gerekir. Yeni Uygulama İş Ortaklığı Programı, Mobilite Yürüyüşünde Yenilikçiliği Destekliyor Aruba Meridian, iş ve pazarlama liderleri için sınırsız sayıda lokasyon temelli uygulamaya destek vermek amacıyla tasarlanmıştır, giriş için tek engel mobil uygulama geliştirme iş ortaklarının yaratıcılıkları ve BT ile güçlü bir iş ortaklığıdır. Bu engeli ortadan kaldırmak ve yeni mobil uygulamaların geliştirilmesini hızlandırmak için Aruba’nın iş ortağı programı, hem Bağımsız Yazılım Üreticilerinin (ISV) hem de Özel Uygulama Geliştirme Ajanslarının (CADA) Meridian Mobil Uygulama Platformunu hızla ve kolaylıkla kullanmalarına izin veriyor. Aruba ISV iş ortakları, çeşitli organizasyonların etkinliğini ve verimliliğini artırmak için, özel amaçlı, kurulumu kolay kurumsal mobil uygulamalar geliştirmeye odaklanıyorlar. Eşsiz Misafir Deneyimleri sunmak için Akıllı Mekanları Güçlendirme – Bir mekanın sunduğu her şeyi bir mobil arayüz de kesintisiz bir şekilde entegre eden teknoloji platformu şirketi VenueNext, Aruba’nın mobil lokasyon servislerini, San Francisco 49ers’in evi Levi’s Stadium, Orlando Magic’in evi Amway Center, New York Yankees’in evi Yankee Stadium ve geçen yıl Dallas Cowboys’un evi olan AT&T Stadium için uygulama çözümlerine entegre etti, diğerleri de geliştirilmekte. Aruba’nın yeni iş ortağı programının parçası olarak VenueNext, Aruba’nın Mobil Bağlantı çözümünü spor & eğlence, konaklama, sağlık ve taşımacılık pazarlarında müşterisinin gereksinimleri için platformuna entegre edecek. VenueNext’in Kurucusu ve CEO’su John Paul, “Bizim yaklaşımımız, konukların ve ziyaretçilerin bir mekanın sunmak zorunda olduğu her rahatlığa sorunsuz mobil bir arayüzle erişmelerine yönelik bir bakışla, hem teknolojik hem de lojistik olarak büyük bir mekanın tüm ekosistemini birleştirmektir. Aruba Networks, müşterilerimizle burada olduğu gibi eşsiz bir deneyim oluşturmada önemli bir teknolojik iş ortağıdır. Lokasyon servislerini ve yol bulmayı, Yiyecek, İçecek ve Ürün teslimi gibi diğer sunumlarla birleştirdiğinizde, konuklar sihirli bir deneyime, işletmeciler de geri dönüp daha fazla harcama konusundan daha yüksek bir eğilime sahip olan daha sadık ve bağlı ziyaretçilere sahip olurlar” dedi. Toplantı Odası Rezervasyonlarını Kolaylaştırma – Yazılım iş ortağı Robin ile Aruba, ofis verimliliğini artırmak için, kurumların toplantı planlarını basitleştirmelerine izin veren akıllı ve merkezi bir toplantı odası rezervasyonu uygulaması sunuyorlar. Robin destekli toplantı odaları, katılımcıların ajandalarını otomatik olarak güncellemek için lokasyon bilgisini kullanıyor, listede bulunanlardan ziyade odada gerçekten bulunanları temel alarak toplantı odalarını güncellemek için gerçek zamanlı varlık bilgisini kullanıyorlar. Robin’i kullanmak kurumlara, çifte rezervasyon, zamanı geçmiş toplantılar ve toplantı odası bulma zorluklarını ortadan kaldırmalarına yardım ediyor. Robin CEO’su Sam Dunn, “Meridian Mobil Uygulama platformu ile birlikte rezervasyon sistemimiz, toplantı odasının durumu, olanakları, yeri ve kullanma talimatları hakkında bilgileri ile komple bir çözüm sağlıyor. Birlikte insanların doğru zamanda doğru araçları bulmalarına yardım ediyoruz, böylece daha iyi çalışabiliyorlar” dedi. Eşsiz bir mobil uygulamaya gereksinimi olan müşteriler için Aruba, müşterinin özel gereksinimlerin baz alarak ona özel uygulamalar geliştirebilen CADA iş ortakları ile işbirliği yapıyor. Anlamlı Kullanıcı Deneyimleri Yaratmak İçin Tasarım ve Teknolojiyi Birleştirme Forge Media + Design, seçkin kullanıcı deneyimi yoluyla müşterilerin ortamlarını geliştirmeye odaklanan bir kullanıcı deneyimi tasarımı ve uygulama geliştirme ajansıdır.   Forge Media + Design’ın kurucusu Gregory Neely, “Aruba ile iş ortaklığı, mimari alanlarda teknolojinin insanlarla nasıl etkileşim içinde olacağı noktasında sınırları zorlamamıza izin veriyor. Aruba Meridian Uygulama Platformu bize, organizasyonların kalıcı bir sadakat oluşturmak için müşterileri ile birbirlerine bağlanmaları ve etkin bir iletişim kurmaları için fonksiyonel olarak güzel uygulamalar oluşturmamıza izin veren güçlü bir araç sağlıyor” dedi.   Forge ve Aruba şu anda, 2016 ilkbaharında açılması beklenen önemli bir hastanenin 280 dönümlük alanını kapsayacak büyük ölçekli bir uygulama projesi üzerinde birlikte çalışıyorlar. Yeniden Keşfedilen Sınıf Yönetimi: Silikon Vadisi temelli özel uygulama geliştirme ajansı Impekable, müşterilerine ek uygulama değeri sunmak için Aruba ile işbirliği yapıyor. Impekable’ın Yönetici Ortağı Pek Pongpaet, “İş ortağı olmak, gelişmiş iç mekan lokasyon temelli uygulamaları tasarlamak için Aruba Meridian ile çalışmamıza olanak sağladı. Bunun önemli bir örneği, öğretmenin bir sınıftaki yoklama almayı ve eğitim ve öğrenimin dışında zaman harcanan başka görevleri otomatikleştirmesine izin veren konsept Aruba Classroom uygulamamızdır” dedi. HPE Servisleri Daha büyük IoT dağıtımlarının ortaya çıkmasıyla birlikte, karmaşıklık da artıyor. HPE’nin çok üreticili entegrasyon uzmanlığı, iş zekâsına, müşteri deneyimine ve Aruba Mobil Bağlantı tarafından desteklenen ek gelir fırsatlarına hızla izin verilmesine yardımcı olmak için, riski ve kurulum sürelerini azaltır. HPE servisleri, bir IoT çözümünde önemli unsurların bir araya getirilmesine yardım eder, bu unsurlar strateji, değerlendirme, tasarım, dağıtım, entegrasyon ve Aruba WLAN altyapılarının entegrasyonu ve optimizasyonu, Aruba İşaretleyicileri (beacon) ve Meridian Mobil Uygulama Platformudur. Fiyatlandırma ve Ürünün Hazır Olma Durumu Aruba Sensor AS-100, 2 Aralık 2015’ten itibaren ABD’de 195 dolardan başlayan fiyatı ile sunulmak üzere siparişe hazırdır.

2016 yılının teknoloji trendleri ne olacak?

0

trends Önümüzdeki 15 yılın dört ana trendi, sadece teknolojiyi değil, ekonomik bütün alanlarla birlikte, sosyolojiyi ve yaşam biçimlerimizi de etkileyecek. Hatta siyasetin bile yeniden şekilleneceği iddiasında bulunulabilir.

4 megatrendi hatırlatalım: Bulut Sistemler, Big Data, Nesnelerarası İletişim ve Sosyal Medya…

Yeni dönemde, ileri teknoloji ürünlerinin mobil kadar konuşacağımızı ve pazarda etkin olacak. Burada teknolojiye yönelik trendleri başlıcalarından şöyle sıralayabiliriz:

Sanal Gerçeklik Gözlükleri:

Oculus olarak tanımlanan sanal gerçeklik veya artırılmış gerçeklik ürünlerinde, yeni dönemde yeniliklerde sıçrama yaşanabilir. Başta oyun sektörü olmak üzere, tanıtım, sunum ve pazarlama alanında kendini gösterecek olan gözlükler için telefonumuzu kullanmak yeterli olabilir. Oculus Rift ve Samsung Gear VR gibi cihazlar, önümüzdeki yıl pazara yeni versiyonlarıyla gelirken başka markaları piyasaya girmesini bekleyebilirsiniz. Sistemin eğitim ve öğretimde de kullanılması mümkün hale gelecek.

Ödeme sistemleri:

Apple Pay, PayPal gibi ödeme sistemlerini daha çok konuşacağız. Daha uyumlu tasarımlar, daha fazla mobil uygulama, yeni mobil girişimler ve mobil ödemelerdeki artış dolayısıyla mobilin popülerliği artacak. Bitcoin’in altyapısı olan Blockchain defalarca zedelenmesine rağmen, işlemlerin bütünlüğünü sağlamak için daha uygun bir hale gelebilir. Bankalar da bu altyapıyı kullanabilir.

Yeni medya deneyimleri:

İçerik internet medyasında önem kazanmaya devam edecek. İçerik yönetimi konusunda uzmanlık ve içerik yönetim yazılımları artacak. Kullanıcı deneyimini ve süreçleri daha keyifli hale getirmek ve etkileşimi artırmak için kullandığımız video içerik yükselişini sürdürecek. Video içeriklerin, toplam tüketici içeriği baz alındığında gelecekte yüzde 70’lere ulaşması öngörülüyor. Üç yıl önce huffingtonpost.com satışı ve bu yıl da Business Insider’ın satışı gibi internet medyasında yeni satışları tetikleyecek ve gündem oluşturacak. YouTube, Netflex, Periscope veya benzeri yeni mecralar bekliyor.

Sürücüsüz araçlarda yenilikler:

Her ne kadar bütün otomobil markaları 2017 ve sonrasına hazırlansa da, yıl boyu sürücüsüz araçlar gündemden inmeyecek. Bütün bilişim ve otomobil fuarlarının gözdesi bu araçlar olacak.

Dijital reklam her yerde:

Led sistemlerin yaygınlaşması ve akıllı sensörler bilboard ve mağaza vitrinlerini interaktif hale getirecek. Giyilebilir ürünler ve mobil uygulamalarla entegre olan reklamcılık örnekleri her yerde karşımıza çıkacak. Bu arada sosyal medyadaki reklam yoğunluğu için reklam brokerlerı uzmanlığına ilgi artacak.

Kamunu gözü “Akıllı Şehir” sistemlerinde:

Bir şehirdeki bütün hizmetler ve birimlere yönelik akıllı uygulamalar hayata geçiyor. Birimlere ait uygulamalardan öte, artık Akıllı Şehir Sistemleri hayata geçmeye başladı. Kamu yönetimleri, bu sistemlere ilgisini artıracak. Bilişim sektörüne sıçrama sağlayacak bir gelişme olarak bakabiliriz. Yakında sadece sistem satışları değil, pilot akıllı şehir projelerini de konuşmaya başlayacağız.

Eticaret’te yeni deneyimler:

Eticaret, geçmiş yıllardaki yükseliş trendini değiştirirken, mağaza içi deneyimleriyle uygulamalarını güçlendirecek. Diğer taraftan Facebook, Twitter ve Instagram gibi ünlü sosyal medya sitelerinin kendi platformlarında online satışa olanak tanıması ile birlikte sosyal medyanın gücü ciddi boyutlara ulaşacak.

Sosyal Medya değişim:

Sosyal medyada reklamlar ve birbiriyle etkileşimler artırılacak.

Anlık video ve fotoğraf paylaşım platformu olarak son zamanlarda ciddi kullanım boyutlarına ulaşan Snapchat uygulaması 2016 yılında çok daha popüler bir hale gelecek ve dijital trendler arasında bulunacak. Dünyanın en büyük gazete ve dergisi kabul edilen Medium da yükselen bir ivme kazanacak.

Teknolojide yenilikler bunlarla sınırlı değil ve dar alanlarda yeni trendler bu listeye eklenecek. Bir de teknolojinin her sektörde etkin kullanımları da olacak.

Peki, sizin teknoloji trendleriniz hangileri olacak?

Hafta sonu fazla uyumak, performansınızı düşürebilir

0
Hem işverenler hem de çalışanlar için hafta sonu, yoğun geçen bir haftanın molası olarak değerlendiriliyor. İş dünyasının bir gereği olarak hafta içi erken başlayan çalışma saatlerine nazaran hafta sonları, nispeten daha geç güne başlama saatleri olarak yer değiştiriyor. Ancak son yayınlanan bir açıklamaya göre; özellikle profesyonel hayat için söz konusu bu durum, verimlilik kaybı olarak geri dönüş sağlayabilir. Yapılan açıklamaya göre, çalışan ve işveren kimselerin 5 günlük uyku düzenlerini hafta sonları bozuyor olmaları, vücudun biyolojik saat alışkanlığı üzerinde ters etki oluşturuyor. Bu durumun yansıması ise; hafta başlangıcı için motive kaybı, verimsizlik, yorgunluk ve dikkatsizlik olarak ortaya çıkıyor. Yayınlanan bu açıklama ek olarak, söz konusu bu negatif etkilerin oluşmaması için kişilerin hafta içi uyguladıkları çalışma başlangıç saatlerini, hafta sonu da bozmamaları öneriliyor. Böylece oluşabilecek bahsi geçen negatif etkilerin önüne geçmek ve hafta başlangıcı en iyi şekilde gerçekleştirmek mümkün hale gelebiliyor.

NASA’nın bütçesi, 2016’da 20 milyar dolara çıkabilir

0
Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, Birleşik Devletler için olduğu kadar, Dünya için de Uzay keşifleri ve geliştirmeleri için önemli bir yere sahip. Ancak takdir edildiği üzere Uzay çalışmaları, çok ciddi bütçeler ile desteklenmesi gereken kısımlar arasında yer alıyor. Son yıllarda Amerikan Hükümeti, NASA’yı olabildiğince desteklemeden yana bir tavır sergilemekteydi. Bu desteğin bir sebebi de, hiç şüphesiz NASA’nın elde ettiği ciddi Uzay keşifleri ve başarılı görevleri oldu. Son olarak ise Amerikan Hükümeti, 2016 bütçe hazırlık dönemi kapsamında NASA için, kesenin ağzını açmak istiyor. Amerikan Kongresi’nden, NASA’ya geniş bütçe! -nasa-bütçesi-2016-da-artıyor Amerikan Kongresi, 2016 bütçe düzenleme süreci için NASA konusunu da gündeme getirdi. Kongreden 2016 yılı için gelen talep ise; NASA’nın bütçesinin 19.3 milyar Dolar seviyesine çıkartılması oldu. Öte yandan bu beklentiler, Amerikan Başkanı Barack Obama ile tezat düşmüş oldu. Zira Obama, 2016 NASA bütçesi için 18.5 milyar Dolar sevilerini uygun görüyordu. Kongre tarafından gelen bu istek karşısında, 2016 bütçesinde NASA’ya nasıl bir pay ayrılacağı ise, büyük merak konusu halini almış durumda.