Google, gazeteciliğin gelişimine 30 milyon dolar yatırdı

0
medyaKısa bir süre önce açıklanan Oscar Ödülleri’nde En İyi Film ödülünü alan Spotlight, Türkiye’de örnekleri maalesef gittikçe azalmaya başlayan araştırmacı gazeteciliğin tarihteki en başarılı örneklerinden birini ele alıyordu. Spotlight’ın bu ödülü alması sadece incelediği taciz vakalarının değil, araştırmacı gazeteciliğin öneminin de dünya gündemine oturmasını sağladı. Teknolojinin ve internetin habercilikle bu kadar iç içe geçmediği 2000’li yılların başında geçen Spotlight’ın aksine, günümüz teknolojisi habere erişmeyi daha da kolaylaştırmış durumda. Ancak durum öyle bir hâl aldı ki, karşımıza çıkan haberler birbirinin kopyası haline gelmiş, zamanla yarışmak adına özgünlükten feragat edilen bir şekle dönüştü. Bu noktada Google tarafından desteklenen Digital News Initative girişimi, teknolojiyi kullanarak haber kalitesinin nasıl yükseltileceği üzerine çalışmalar yürütüyor. Kurumun çalışmaları kapsamında Google, Avrupa’daki yayıncılara destek olarak sürdürülebilir bir ekosistemi teknoloji ve inovasyonla sağlamaya çalışıyor. Bu çalışmaların maddi değeri ise güncel bir açıklamayla hayat buldu. Google’ın bu bahsettiğimiz işbirliği için yaptığı yatırım miktarı 27 milyon Euro’ya, bir başka deyişle 30 milyon dolara ulaştı. 23 ülke, 128 proje Yapılan yatırımların ayrıntılarına geçmeden önce bu çalışmaların kıta geneline yayıldığını belirtmekte fayda var. Yatırım yapılan proje sayısı 128’e ulaşırken, bunlar 23 farklı ülkede gerçekleştirilmiş durumda. Yatırımlar üç ana grupta toplanmış: Büyük projeler, orta ölçekli projeler ve prototip seviyesindeki çalışmalar. Büyük projeler 300 bin Euro ve üzerindekileri tanımlıyor. Orta ölçekliler ise bu tutara kadar olanları. Prototip seviyesindeki projeleri içinse 50 bin Euro’ya kadar fon sağlanıyor. Adet bazındaki dağılıma bakıldığında ise prototip seviyesindeki çalışmalara yapılan yatırımların ilk sırada olduğu görülüyor. 61 proje, yani neredeyse toplamın yarısı bu alana yönlendirilmiş. Almanya’nın 19 ve İngiltere’nin 17 projeyle yer aldığı tabloda bu ülkeler prototip seviyesindeki projelerinin sayısının 18 olduğunu ifade etmekte fayda var. Romanya, Macaristan, Danimarka, Litvanya ve Letonya sadece prototip seviyesindeki projelerle yer alırken, diğer ülkelerin hemen hepsinde büyük ya da orta ölçekli projelere rastlamak mümkün. Bu farklılık yatırım miktarlarında da kendini gösteriyor. 27 milyon Euro’luk toplam bütçenin yaklaşık 5 milyon Euro’su Almanya’daki projelere gitmiş. İngiltere ve İspanya’daki projeler 2,5 milyon Euro’nun üzerinde yatırım alırken 2 milyon Euro barajının üzerinde kalan diğer ülkeler Belçika ve Fransa. Portekiz’in de 1,9 milyon Euro ile bu sınırın hemen altında olduğunu eklemeliyiz. Google_DNI Ne tip projeler yatırım alıyor? Digital News Initative’in odağında teknolojiyle haberciliği birleştirmek olduğunu ifade etmiştik. Google, açıklamayı paylaştığı resmi blogunda iki projeyi öne çıkarmış. Bunlardan ilki İspanya’dan eldiario.es. Siteye girdiğinizde klasik, her konuyu ele alan haber sitelerinden çok farklı olmadığı görülüyor. Ancak yatırım alan proje de zaten bu değil. Eldiario.es’in yatırım almasındaki sebep belirlenmiş niş alanlarda ücretli olarak özel içerikler hazırlayarak bunu sunmak. Site, bunu yaparken teknolojinin sağladığı faydaları sonuna kadar kullanarak haber çöplüğü haline gelen medyadan ayrışmayı amaçlıyor. Bu içeriklerin ücretli olarak sunulması ise yayıncı şirketin finansal gelirlerini iyileştirmesini sağlayacak. Bilgi verilen ikinci örnek ise Almanya merkezli Spectrm isimli bir grişim. Spectrm, bir öncekine göre çok daha farklı bir yol izliyor: Yapay zeka temelli bir haber robotunu yayıncılara doğrudan iletme üzerine çalışan Spectrm, buradaki iletişimi de anında mesajlaşma uygulamalarıyla gerçekleştirmeyi planlıyor. Diğer örneklerin ismi belirtilmemiş olsa da temelde benzer yapılarla hareket ettiklerini söylemek mümkün. Yatırım almalarındaki temel kriter teknolojiyle yayıncılığı, haberciliği geliştirecek şekilde sunmaları. Peki Google bunu neden yapıyor? Google’ın bu projeleri desteklemekte birkaç farklı amacı olduğunu söylemek mümkün. Birincisi, internetin en büyük arama motoru olarak kullanıcılarını kaliteli içerikle daha rahat buluşturmak. İkincisi ise kendisinin de kimi zaman şikayet ettiği kopya habercilikle arama sonuçlarının kaosa dönüşmesinin önüne geçmek. Elbette sadece arama motoru yönüyle değil, yatırımcı kimliğiyle de kendi servislerine entegre edebileceği şirketleri bulmayı da istiyor olmalı. Sebepler ne olursa olsun, Google’ın Nisan 2015’te ilk duyurusunu yaptığı Digital News Initiative için 150 milyon Euro’luk bir fon ayırdığını unutmamak gerekiyor. Daha bir yıl dolmadan 23 ülkede 128 projeye destek olan Google’ın bu kapsamda ayırdığı 90 milyon Euro’luk bir bütçesi daha var. Kim bilir, belki bu bütçe tükenmeden Türkiye’den de bazı girişimlerin burada yer aldığını görebiliriz.

iPhone artık patronların kontrolünde

0

iphone ofisBüyük bir şirkette çalıştığınızı anlamak için çalışanların masalarına bakın. Patron destekli bir iPhone 6 görürseniz, bilin ki bu işyerinde asgari ücret uygulanmıyor. BYOD olarak da bilinen “kendi cihazını getir” trendi sonucu akıllı telefonlarda kişisel kullanım ve iş kullanımı arasındaki sınır gitgide inceldi. Öyle ki, kurumlar şirket telefonlarına yüklenen rastgele yüklenen güvenlik açıklarıyla ayrı, çalışanların “Ben Slack filan kullanamam, WhatsApp neyimize yetmiyor?” gibi bireysel benimseme sorunlarıyla ayrı uğraşıyor.

Çare yine Apple’da. iPhone modellerinin çalıştığı işletim sistemi iOS’un yeni sürüm güncellemesinde (iOS 9.3) yer alan yeni bir özellik, sadece ofiste değil, akıllı telefonlarda da patronun borusunun ötmesini sağlayacak. iOS 9.3 geliştirici dokümanlarına göz attığımızda, işveren tarafından sağlanan telefonlarda ana ekran uygulamalarının şirketin belirlemesine olanak tanıyan bir özellik görüyoruz.

iPhone ile şeker patlatma dönemi bitiyor

Diğer bir deyişle şirket telefonunun ana ekranında ne olup ne olmayacağına şirket karar verebilecek. Şirkete ait e-postanın kurulu olduğu Mail uygulamasının ana ekran kısayolunda olmasına karar verilirse, bunu kullanıcının değiştirmesi mümkün olmayacak. Şirketin telefonlarındaki uygulama dizilimine kullanıcılar (işveren izin vermediği sürece) müdahale edemeyecek. Kısacası, şirket telefonunda şeker patlatma dönemi sona eriyor.

Ana ekranı şirket genelinde bir profil üzerinde ayarlamak için IT biriminin OS X Server’a ihtiyacı var. Ayrıca telefonda Profil Yöneticisi’nin ayarlanmış olması gerekiyor. Bu sayede şirket hem uygulama dizilimini hem de ana ekranda olmasını istediği Web imlerini belirleyebiliyor. Benzer şekilde işverenler iOS 9.3 ile birlikte diledikleri uygulamayı tamamen engelleyebiliyor veya görünümünü gizleyebiliyor. Patronunuz Facebook’u veya Angry Birds’ü şirket telefonlarında yasaklarsa, bunu VPN ya da OpenDNS ile çözmeniz mümkün olmayacak. Apple’ın yeni iOS 9 güncellemesiyle sunacağı bu özellik bakalım ofis çevrelerinde nasıl karşılanacak.

Türkiye’nin M2M donanıma sahip okulu açıldı

0
samsung-smart-school-67-0 Doğa Okulları Ataşehir Bilim Kampüsü, Turkcell teknolojisiyle “akıllı okul”a dönüştürüldü. Türkiye’de bir ilk olan proje kapsamında okulda öğrencilerin hem yeni teknolojileri bizzat deneyimlemesi hem de basit kodlar yazmayı öğrenmeleri sağlanıyor. Kampüste bulunan akıllı sınıfta klima, perde, lambalar ve kamera sistemi mobil uygulama üzerinden kontrol edilebiliyor. Üç boyutlu gözlükler ve 3D yazıcı sayesinde öğrencilerin teknolojiyle ilişkisinin geliştirilmesi hedeflenirken, Sphero Parkuru da eğitim alanına eğlenceyi taşıyor. Kampüste bir de Turkcell Maker Lab kuruldu. Bu laboratuvarda, Turkcell’in Geleceği Yazanlar projesi kapsamında öğrencilere programlama ve “maker” eğitimleri veriliyor. Öğrenci ve velilere, “beacon” teknolojisi ile anlık bilgilendirme yapılabiliyor. Doğa Okulları Akıllı Okul projesinde aynı zamanda elektrik tüketiminden tasarruf için Turkcell’in Akıllı Sayaç teknolojisi de kullanılıyor. Turkcell ve Doğa Okulları işbirliği ile Türkiye’nin makineler arası iletişim donanımıma sahip ilk “Akıllı Okul” projesi hayata geçirildi. Teknolojide öncülük hedefiyle geliştirilen proje, Doğa Okulları’nın Ataşehir  Bilim  Kampüsü’nde uygulandı. Öğrencilerin merak ve öğrenme arzusunu geliştirmeye yönelik fiziksel ve akademik imkânlar,  2015-2016 eğitim yılında öğrencileriyle buluşan Ataşehir  Bilim Kampüsü’nde Turkcell teknolojisiyle sunuluyor.

DROWN: İnternetin yeni kara belası

0

https web drownOpenSSL’in keşfedilen yeni güvenlik açığı DROWN, SSLv2 kullanan sunucuları etkileyerek HTTPS korumasındaki siteleri deşifre ediyor, şifre ve kredi kartı numaralarını tehlikeye atıyor. Sunucuların üçte birinden fazlasının bu açık karşısında savunmasız olduğu belirtiliyor. Bu oran Heartbleed açığına oranla çok daha düşük olmakla birlikte, kayıtsız kalınamayacak ölçüde önem arz ettiği de ortada.

Alexa verilerine göre oluşturulan Drown açığına karşı savunmasız kalan en çok ziyaretçiye sahip internet markaları arasında Yahoo, Alibaba, Weibo, BuzzFeed, Weather.com, Flickr ve Samsung yer alıyor. OpenSSL için yayınlanan bir güncellemeyle açığa çıkan güvenlik zaafı halihazırda yayınlanmış bir yamayla kapatılmış durumdayken, açıktan faydalanma büyük ölçüde önemsiz hale getirildi.

HTTPS, DROWN ile deşifre oluyor!

DROWN açığı saldırganlara HTTPS’yi deşifre etme imkanı sağlıyor ve kurban bilgisayar ile diğer ağ araçları arasına girerek verileri yakalama ve şifrelenmemiş verileri görebilme, yani etkin bir Man-in-the-Middle (Ortadaki Adam) saldırısı düzenlemesine olanak tanıyor.

Geçmişi 90’lara dayanan SSLv2 genellikle kazara veya otomatik olarak yeni bir sunucu kurulduğunda faaliyete geçiyor ki bu da DROWN’ın niçin yayınlanan yamaya rağmen tehlike arz ettiğini olduğunu açıklıyor. DROWN açığının sebeplerinden biri olarak da ABD’nin 1990’lı yollarda aldığı kripto zayıflatma kararı gösteriliyor.

Kendinizi bu zaafiyete karşı korumak için SSLv2’nin engellenmiş olduğu veya özel anahtarınızın bir başka sunucuda paylaşılmamış olduğundan emin olmanız gerekiyor. Zaafiyet altında olanların yeniden sertifika almalarına ihtiyaç yokken, süratle atağa karşı önlem almaları gerekiyor.

Google mühendisleri Gmail’i nasıl tasarladı?

0
gmail google takvimİnternet devi Google bir şirket olarak ne gibi hizmetler verdiğini zaten biliyorsunuz. Peki bunu nasıl yaptığını? Muhtemelen hayır. Ancak internet devi tarafından desteklenen ve firmada görev alan yazılım mühendislerinin kendi çalışma ve deneyimlerini anlattığı bar.foo, bize işin perde arkasında verilen mücadeleyi kavramamızda yardımcı olabilir. Bilgisayar programcılarına atıfta bulunmak için Bar.foo adıyla yayın hayatına başlayan site aynı zamanda Google’ın bu kelime oyunuyla çözüm arayanlara da hitap etmiş oluyor. Site şu anda dört konu başlığına sahip: Dökümanlar hizmetinde iş birlikteliği, Gmail’in rahat kullanım tarzı, sesli arama tanımı ve Google’ın nasıl daha hızlı bir Youtube oluşturduğuna dair bir bölüm. Son başlık ise Google’da çalışmak isteyenlere hitap eden, şirketteki pozisyon açıklarına yönelik bir içeriğe sahip.

Derin Google bu sitede

Bahsi geçen konulardaki bilgi ve detay seviyesinin yüzeysel olduğunu sanmayın sakın. Zira son derece derinlemesine ele alınan konularda Google sadece başarıyı yakalamış bazı ürünlerini nelerden ilham alarak geliştirdiğini anlatmakla kalmıyor, bu ürünleri nasıl kullanıcılarına sunduklarına dair önemli detayları da paylaşıyor. Sitenin tasarımı yoğun olarak Google’ın Materyal Tasarım adını verdiği tasarım felsefesinden ilham almış durumda. Belki de ilerleyen dönemlerde Google mevcut başlıklar arasına tasarımcıları da yakından ilgilendiren bir konu ekleyebilir.

Rusların teknolojiyle sıcak denizlere inme girişimleri

0
rusyaKısa bir süre önce, Rusya merkezli yatırım fonlarından Finstar, İspanya’nın önde gelen fintech şirketlerinden birini bünyesine kattı. Prestamos Prima isimli şirketin yüzde 51’ini alan Finstar özellikle finans teknolojilerine yaptığı yatırımla adından söz ettiren bir grup. Şirket, Ocak ayında ise bu kez Almanya merkezli, yine bir fintech girişimi olan Spotcap’e 31,5 milyon Euro’luk bir yatırım yapmıştı. 2015 sonlarında ise bu kez Finlandiya merkezli, sanal kredi kartları ve benzeri finansal teknolojiler üzerine hizmet sunan Euroloan’a yatırım yapmışlardı. Bu yatırımın miktarı ise 15 milyon Euro olarak açıklanmıştı. Bu örnekler, Rus girişimcilerin Avrupa’daki tek yatırım değil. Uzun bir süredir girişim sermayesi alanında rol kapmaya çalışan Rus şirketleri, gerek fintech gerekse diğer alanlarda yaptıkları yatırımlarla haberlerde yerlerini alıyordu. Rus girişim sermayesi şirketlerini ve yatırımlarını listeleyen Rusbase.com’un verilerine göre Rusya’da faaliyet gösteren 244 yatırımcı şirket bulunuyor. Bu şirketlerin yaptığı anlaşma sayısı 1200’ü geçerken tüm anlaşmaların toplam değeri ise 7,5 milyar doların üzerinde. Öne çıkan Rusya merkezli girişim sermayesi şirketlerine bakıldığında çok sayıda şirket olduğu görülüyor. Sizin için hazırladığımız tabloda, bu şirketler arasında Rusya dışındaki girişimlere yatırım yapanları görebilirsiniz. Buna göre Rus girişimcilerin en fazla yatırım yaptığı ülke ABD. Avrupa’da ise Almanya ve İngiltere öne çıkarken yakın coğrafyadan İsrail’i de “en sevilenler” listesine eklemek mümkün. Ancak bu şirketlerin özellikle ABD’deki yatırımlarına bakıldığında pek çoğunun aslında ABD’de yaşayan Ruslar tarafından kurulduğu dikkat çekiyor. Yatırım yapılan sektörler açısından bakıldığında ise bir çeşitlilik söz konusu. Finstar’ın finansal teknoloji ilgisine diğerleri de uzak değil. Bununla birlikte bulut tabanlı teknolojiler, mobil cihazlar üzerinden gerçekleştirilen çeşitli kurumsal uygulamalar öncelikli alanlar. 3D servisler, veri görselleştirme, farklı sektörlere yönelik online servisler ile çeşitli dikey e-ticaret girişimleri de yatırım noktasında Rus girişimcilerin tercihleri arasında yer alıyor. Ayrıca listede gördüğünüz isimlerin bazıları özellikle kendi ülkelerinde mobil oyun sektörüne yatırım yapmışlar. Toplam 14 farklı ülkeye yayılan girişimlerin faaliyet alanlarına bakıldığında o ülkelerin odağındaki teknolojileri de görmek mümkün. Örneğin Finlandiya merkezli olanlar finansal teknolojiler üzerine çalışıyor. İsrail’dekiler ise bulut teknolojileri ve bilgi güvenliği üzerine odaklanmış durumda. Listede tek girişimle yer alan İsviçre ise, lüks saat satışı gerçekleştiren bir e-ticaret platformu sayesinde yatırım almış. TI_tablo_Rusgirisimciler Tablonun büyük halini görmek için tıklayın Türkiye’nin listede bulunmamasını günümüzün politik gündemi dışında değerlendirmek gerekiyor aslında. Bu durum, biraz da ülkemizdeki girişimlerin global olma hedeflerini sorgulamayı gerektiriyor. Çünkü yatırım alan şirketlerin profiline bakıldığında çoğunluğun tek bir ülkeyi hedef almadığı, bazılarının birden fazla ülkede kendi operasyonlarını kurup ofis açtığı resmi var karşımızda. Tablo nasıl hazırlandı? Girişimci tarafındaki şirketlerin listesi Rusbase.com’dan alındı. Bununla birlikte Forbes’un daha önce hazırladığı Rus girişim şirketleri listesinden de faydalanıldı. Her bir şirketin yatırım portfolyosundaki şirketler tek tek incelenerek merkez ofislerinin neresi olduğuna bakıldı. Bu noktada adresleri belirlemek için resmi siteleri dışında Crunchbase’in veritabanı da kullanıldı.

Tumblr asrın hatası olabilir mi?

0

yahoo tumblr marissa mayerYayınlandığı dönemde Facebook katili, Twitter katili, WordPress ve Blogger katili ve hatta özellikle hitap ettiği genç kitle nedeniyle en güzel aşkların katili olarak lanse edilen Tumblr, iki ayrı grup için “asrın hatası” unvanını hak ediyor. Bunlardan ilki, sarhoşken çektiği selfie fotoğrafları burada paylaşanlar. İkincisi ise Marissa Mayer yönetimindeki Yahoo.

Bundan yaklaşık iki yıl önce -tıpkı bugün olduğu gibi- zor bir dönemden geçen Yahoo, herkesi şaşırtan bir karar almış ve o dönem iyi bir ivme yakalayan Tumblr adlı popüler blog servisini 900 milyon dolar (masraflarla birlikte 1,1 milyar dolar) karşılığında bünyesine kattı.

Üstelik ödemenin 750 milyon dolarlık bölümü, Yahoo tarafından iyi niyet ödemesi olarak açıklandı. Diğer bir deyişle, o dönem asıl pazar değeri yaklaşık 200 milyon dolar olan Tumblr için Yahoo şirketin potansiyeli, hitap ettiği niş kitle ve finansal olarak hesaplanamayan diğer değerleri için 750 milyon dolarlık ek yatırım yaptı.

Tumblr bir milyar dolar eder mi?

Bu konuyla ilgili tartışmalar sona erecek gibi görünüyor. Yahoo’nun yıllık 10-K dosyasında, şirketin Tumblr değerinde 230 milyon dolar zarar yazdığı gözlerden kaçmadı. Üstelik şirketin raporunda, Tumblr’ın 2015 yılındaki 100 milyon dolarlık gelir hedefini ıskalaması nedeniyle geri kalan iyi niyet ödemesinin de zarar hanesine eklenme tehlikesi olduğu belirtiliyor.

Yine de umut ışığı sönmüş değil. BusinessInsider, mikro blog servisinin gelirlerinin halen yukarı doğru bir grafik çizdiğine dikkat çekiyor ve Yahoo’nun Tumblr’ı halen şirketin iyi durumdaki üç ana ürünü arasında saydığını hatırlatıyor. Ödemenin tamamının zaten yapılmış olması da, zarar yazılmasının finansal yükünü en aza indiriyor. Tumblr için 750 milyon dolarlık iyi niyetin tamamı zarar yazılsa da, değişen tek şey Yahoo’nun varlıklarının muhasebeleşmiş değeri olacak. Elbette bu durum, 750 milyon dolarlık iyi niyetin dev bir hata olduğu gerçeğinin üstünü örtmüyor. Yahoo bugünlerde düzenlediği yönetim kurulu toplantısı ile Marissa Mayer başta olmak üzere Yahoo’daki organizasyon şemasını tekrar gözden geçiriyor. Toplantıda Tumblr adının da sık sık geçeceğini tahmin etmek çok zor değil.

Silikon Vadisi işsizler ordusu yaratıyor

1
Hire ME

DataFox tarafından yayınlanan araştırma verilerine göre, teknolojiyle doğrudan ya da dolaylı olarak ilgili olan 18 ayrı şirket, Şubat ayı içinde önemli oranda işten çıkarmalar yaptı. Öyle ki, Silikon Vadisi dahilinde ivmesi yükselen şirketlerde bile işten çıkarmalar görülebiliyor.

En ironik örnek hiç şüphesiz Zenefits. İşi insan kaynaklarını bulut üzerine taşıyan bu popüler şirket, “terzi kendi söküğünü dikmekte zorlanır” misali Şubat ayı sonunda 250 personeli işten çıkararak kendi İK süreçlerini ne denli doğru yönettikleri konusunda soru işaretleri oluşturuyor.

Silikon Vadisi gediklileri arasında yer alan Yahoo yüzde 15 oranında işgücü küçülmesi kapsamında 1.500’ün üzerinde çalışanıyla son defa yemekhanede bir araya geliyor. BlackBerry ise 200 kişiden oluşan ve neredeyse şirketin üçte birine denk gelen bir kadroyu tazminatlarıyla birlikte uğurluyor.

datafox silikon vadisi personel analizi
Datafox tarafından gerçekleştirilen Silikon Vadisi personel analizi

“Silikon Vadisi dört yıldır fazla alım yapıyor”

Pazardaki büyümenin yavaşladığı ve şirketlerin finansal durumlarına daha detaylı bakmaya fırsat bulduğu bir anda işten çıkarmaların “zamanlama açısından manidar” olduğuna dikkat çeken BusinessInsider haberine göre; büyüme, nakit veya yönetilebilir harcama oranı konusunda risk altında olan şirketler en kolay tasarruf yolu olan insandan tasarrufu seçiyor. Aynı habere göre Şubat ayı hissedilir oranda işten çıkarmaya tanık olsa da, pazarın bu şekilde daralması sonucu işten çıkarmalar devam edebilir.

“Öyle sanıyorum ki teknoloji şirketleri geçtiğimiz dört yılda gereğinden fazla insanı işe aldı” diyen Khosla Ventures ortaklarından Keith Rabois’in bu samimi itirafı, ortalama bir teknoloji şirketinde yüzde 25 ila 50 arasında fazladan kişi çalıştığı analiziyle birlikte geliyor. Yani şirketlerde dört kişiden biri fazlalık yapıyor. Autodesk’ten NetApp’e, American Express’ten Tango’ya kadar farklı şirketlerde gerçekleşen işgücü küçülmeleri, bu trendin Silikon Vadisi ile sınırlı kalmayacağının da habercisi gibi görünüyor.

Sanal gerçeklik: Bir oyuncaktan ötesi…

0
Oculus-Rift-5Bir süredir TechInside’ın YouTube kanalı üzerinden canlı yayınlar gerçekleştiriyoruz. 80’lerin popüler müzik grubu 5 Yıl Önce 10 Yıl Sonra’dan esinlenerek “5 Gün Önce 10 Yıl Sonra” adını verdiğimiz programda belirli bir ana konu üzerinden ilerleyip bugünü ve 10 yıl içinde yaşanacak değişimi anlatıyorum. 5 gün önce bölümünde ise son bir haftada kurumsal teknoloji dünyasındaki öne çıkan gündemi yorumluyorum. İlk olarak Dünya Ekonomik Forumu’nun gündemi olması nedeniyle Endüstri 4.0’ı konuşmuştuk. Ardından akıllı otomobiller, akıllı şehirler ve Ankara’daki üzücü gündemin de etkisiyle askeri teknolojileri ele aldık. Bu yazıyı hazırlarken beşinci ve son yayınlanan program Mobil Dünya Kongresi’nde dikkatleri üzerine çekmesiyle sanal gerçeklik olmuştu. Sanal gerçeklik için maalesef sadece oyun dünyasını etkileyecekmiş havası oluşmuş durumda. Gözlüğü ya da başlığı takacak ve kendimizi oyun karakterlerinin arasına atacaktık. Bu doğru, ancak sanal gerçeklik ve etkileri kesinlikle bir oyuncaktan ötesini ifade ediyor. Örneğin yayıncılık sektöründe haberlerin sanal gerçeklikle yeniden canlandırıldığına şahit olacağız. Bugüne kadar sunucuların bize aktardığı ya da yazdığı haliyle haberdar olduğumuz konular sanal gerçeklikle birlikte algı sınırlarımızı zorlamaya başlayacak. Bunun en ilginç örneklerinden biri, bu alanda pek çok çalışmaya imza atan Nonny de la Pena. Bu isim yaptığı çalışmaları TEDWomen 2015 Konferansı’nda paylaşmış ve sanal gerçekliğin ne kadar etkili olduğunu göstermişti. Mesela Suriye’deki savaşı anlatırken bizleri sanal gerçeklik ile bir sokağa ‘ışınlamış’, karşımızda küçük bir kız çocuğunun şarkı söylemesini izlerken bir anda yanıbaşımızda patlayan bombanın etkisiyle sarsılmıştık. Yaşanılan panik, gözlük ya da başlığı takanların hareketlerinde net bir şekilde görülüyordu. Medyadan uzaya geçelim. Kickstarter’da topladığı fonla hayat bulan girişimlerden biri, sizi Ay’a ilk insanlı seyahatin gerçekleştiği Apollo 11 görevine götürüyor. Sanal gerçeklik başlığı ile tıpkı bir astronot gibi uzay mekiğine biniyor, mekikle birlikte havalanıyor, dünyayı uzaydan görüyor ve Ay’a iniş yapıyorsunuz. Eski bir astronot olan Charlie Duke, sanal gerçeklik aracılığıyla bu deneyimi yaşayanlardan biri oldu. Verdiği tepki tek kelimeyle; “inanılmaz!”. Endüstri sektörü de sanal gerçekliğe yakın olanlardan bir diğeri. Bu konuda Türkiye’den bir örnek de vermek mümkün hatta. İstanbul Sancaktepe’deki Ar-Ge Merkezi’nde bir sanal gerçeklik laboratuvarı da bulunan Ford, CAVE adını verdiği bu laboratuvarda prototip öncesi 3 boyutlu değerlendirme çalışmaları gerçekleştiriyor. Yine Türkiye’den başka örnek ise Crytek ve Bahçeşehir Üniversitesi işbirliğiyle açılan sanal gerçeklik laboratuvarı. Türkiye’de ayrıca İTÜ, Yeditepe, Sakarya gibi üniversitelerde de sanal gerçeklik üzerine aktif bir şekilde çalışılmakta. Yeni girişimlerin büyüme yolundaki ilk adreslerinden biri olan Angel.co verilerine göre halen dünya genelinde 500’e yakın yeni girişim bu pazarda daha fazla rol almak için çalışıyor. YouTube yayını sırasında bu sayının 468 olduğunu söylemiştim. Bu yazıyı hazırlarken 475’e çıktı bile. Sayının hızla artacağına şüphe yok. Zira yine Angel.co üzerindeki verilere göre 1100’ün üzerinde yatırımcı bu şirketlere yatırım yapmış durumda. Ortalama piyasa değerleri ise 5 milyon doların üzerinde. Diğer yandan wearvr.com gibi sanal gerçeklik marketleri de varlıklarını hissettirmeye başlamış durumda. Benzerlerinin kısa sürede artması şaşırtıcı olmayacak. Facebook’un kurucusu Zuckerberg için, sanal gerçekliğin etkisini önceden görmüş bir işadamı yorumu yapmak mümkün. Zaten öyle olmasa, bundan 2 yıl önce daha ürünü piyasaya sürülmemiş Oculus için neden 2 milyar doları gözden çıkarsın ki… Sanal gerçekliği konuştuğumuz programı aşağıda izleyebilirsiniz.

Girişimciler için FinTech Eğitimi Başlıyor

0
FintechIstanbul Girişimciler İçin FinTech 101 eğitim programı, hızla gelişen finansal hizmetler sektöründe faaliyet gösteren girişimciler ve girişimci adayları için oluşturulan öncü bir programdır. Programda, finansal hizmetler sektörünün ihtiyaçlarına yönelik olarak sunulabilecek ürün ve hizmetlerin ortaya çıkartılmasında girişimcilerin karşılaşabilecekleri sorunların farklı bakış açıları ile ele alınması amaçlanmaktadır. Yöntem: Konu uzmanlarından sınıf içi sunum ve tartışmalarla birlikte interaktif aktarım Sektör yatırımlarından örnek vakalar Misafir yatırımcılardan canlı sunumlar Dönem sonu proje oluşturma Yatırımcı-girişimci sohbetleri Programın İçeriği Finansal hizmetler sektörünün gelişimi ve bugün operasyonlarını nasıl sürdürdüğü, Teknolojinin ve regülasyonların operasyon etkinliği üzerindeki etkileri, Finansal teknolojilerin ve FinTech yatırımlarının bu kapsamdaki yeri, FinTech dünyasındaki trendler ve uygulamalar, Siber güvenlik, FinTech yatırımlarını bekleyen fırsatlar ve tehditler. Program Çıktıları Programın girişimcilere ve girişimci adaylarına sağlayacağı faydalar: Finansal hizmetler sektörünün dinamikleri ve ihtiyaçları konusunda detaylı bilgi sahibi olmak, Teknoloji ve regülasyonların finansal hizmetler sektörü üzerindeki etkilerini anlamak, Finansal hizmetler sektöründeki fırsatları ve riskleri anlamak, Finansal hizmetler sektörü üst düzey yöneticileri ile tanışmak, FinTech yatırımcıları ile tanışmak. Eğitmenler Programda yer alan eğitmenler; finansal hizmetler sektörünün bankacılık, sigortacılık, aracı kurumlar, ödeme sistemleri, hukuk ve teknoloji gibi farklı alanlarında çalışan profesyoneller ile bu konuda yaptıkları araştırmalarla bilgi birikimine katkıda bulunan akademisyenlerden oluşmaktadır. Katılımcılar Finansal hizmetler sektöründe yer almak isteyen girişimciler Süre Toplam 36 saatlik program Hafta içi 2 gece, 3’er saatlik dersler, toplam 6 hafta Proje sunumları dahil toplam 12 ders Kontenjan: 25 kişi ile sınırlıdır. BKM Express ile yapılan ödemelerde Pandora.com.tr’de kullanabileceğiniz 100TL değerinde hediye çeki verilecektir. Daha fazla bilgi için tıklayınız.

Tabletler uçak düşürebilir mi?

1
tabletucak Panasonic, VDC Araştırma Grubu’na yaptırdığı araştırmayla uçuş sektöründeki elektronik uçuş çantası (EFB) kullanımına ışık tutuyor. Elektronik uçuş çantaları, uçak kokpitlerine normalde 50 kg ağırlığına kadar ulaşan evrak çantalarının yerini alarak, pilotlara havacılık verilerine kolay erişim imkânının yanı sıra, navigasyon haritaları, kılavuzlar, kalkış için yapılan hesaplamalar, iniş ve yakıt tahmini özelliklerini tek bir tablet içerisinde kullanabilme avantajlarıyla büyük havayolu şirketleri tarafından bir süredir tercih ediliyordu. Sahip olduğu alandan tasarruf ve hız gibi avantajlarla ilk nesil elektronik uçuş çantaları başlangıçta büyük ilgi görürken, çantaların en kilit özelliklerinden biri olan tabletler için tüketici tabletlerinin tercih edilmesi birçok soruna yol açmıştı. Beş kat daha zararlı sonuçlar Panasonic’in yaptırdığı araştırmaya göre, elektronik uçuş çantası yerine tüketici tabletlerinin konması önemli riskleri de beraberinde getiriyor. Havayolu kullanımına uygun olarak tasarlanmış tablet kullanılan elektronik uçuş çantaları ise oluşabilecek risklerin önüne geçilmesinde en güvenilir yöntem olarak öne çıkıyor. Hatta araştırmadan çıkan en çarpıcı sonuçlardan biri, sıradan tabletler nedeniyle pahalıya mal olan hataların oranı, uçuş şartlarına göre tasarlanmış dayanıklı cihazların yarattığı sonuçlara kıyasla beş kat daha fazla. Standart tabletler üç yılda eskiyor VDC Araştırma Grubu’nun yaptığı araştırmaya göre geleneksel EFB çözümlerini kullanan havayolu şirketlerinin yaşadığı sorunlar güvenilirlik, kullanılabilirlik ve uyuşmazlık olmak üzere üç kategoriye ayrılıyor. Geleneksel tabletlerin ısıya, soğuğa, titreşime ve darbelere karşı dirençsiz olması nedeniyle içinde geleneksel tablet barındıran elektronik uçuş çantalarının kullanım ömrü kısalabiliyor. Araştırma sonuçlarına göre ayrıca, uçuş koşullarını karşılamayan cihazların %18’inin bir yıl içerisinde yenilenmesi gerekiyor. Bu oran üçüncü yılda %83’e kadar yükseliyor. Bu da şirketlere ek bir maliyet yüklüyor. Dayanıklı cihazlarda ise ilk yılda %3, ikinci yılda %8, üçüncü yılda %18 oranlarında yenilenme ihtiyacı duyuluyor. Ekran parlaklığındaki yetersizlik uçuş güvenliğini riske atıyor Kullanılabilirlik boyutunda ise uçuş koşullarına uzmanlaştırılmamış tabletlerin ekran parlaklığı sorunları gündüz ve gece uçan pilotlar için zorluklar oluşturuyor. Uçuş tabletindeki bilgileri görüntüleyebilmek için 0,5cd/m²’den 800cd/m²’ye kadar ayarlanabilir parlaklık aralığı gerekirken, tu¨ketici tabletlerinde bu aralık 50cd/m² – 410cd/m² arasında kalıyor. Ekran parlaklığı nedeniyle pilotlar hayati bilgilere anında erişme konusunda sıkıntı yaşadığından bu durum uçuş güvenliğini de riske ediyor. Batarya sorunları da hem pilotları hem de BT bakım ekiplerini zor durumda bırakabiliyor. Windows altyapısına uyumsuz tabletlere dikkat Uyuşmazlık boyutunda ise standart tabletlerin uçaklara özel montaj seçenekleri barındırmaması nedeniyle kokpit entegrasyonunda zorluklar yaşanırken, uygulama uyuşmazlığı Android tabanlı işletim sistemleriyle çalışan standart tablet tercih eden Windows altyapılı birçok havayolu şirketi için sorunlara yol açıyor. Çare yeni nesil EFB Tüm bu sorunlar ve riskleri bertaraf etmenin en uygun yöntemi ise havacılık şartlarına göre tasarlanmış EFB tabletler oluşturuyor. Tam dayanıklı olarak tasarlanan bu tabletler, hatalardan kaynaklanan arıza süresini azaltıyor ve çok daha uygun bir toplam sahip olma maliyeti sunuyor. Uzmanlar en yeni nesil EFB tablet sınıfına giren cihazların sahip olması gereken kriterleri şöyle sıralıyor:
  • En son Windows 10 Pro su¨ru¨mu¨ ile kullanılabilir veya Windows 7 Pro işletim sistemine du¨şu¨ru¨lebilir olmalı
  • Bir sonraki nesil EFB uygulamalarını çalıştırabilecek kapasitede ve işlem gu¨cu¨nu¨n gelecekte de kullanılabilir olmasını sağlamak amacıyla en yeni nesil Intel işlemciler ile donatılmalı
  • Bataryalar gu¨ç u¨nitesi değişikliği yapılırken ve bilgi teknolojileri ekibi için uzun su¨reli kullanımı ve bakımı kolay hale getirmek u¨zere, cihaz çalışmaya devam edebilirken kullanıcı tarafından değiştirilebilmeli
  • Pilotlar, parlak gu¨n ışığı ve ışığın çok az olduğu gece saatleri de dahil olmak u¨zere, uçuşun her aşamasında ne yaptıklarını net bir şekilde görebilmeli
  • Ekran parlaklıkları 0,5cd/m²’den 800cd/m²’e kadar ayarlanabilir olmalı
  • Kokpit montajına uyumlu olmalı
  • Kolay kullanımlı olmalı
Panasonic Elektronik Uçuş Çantası Panasonic Elektronik Uçuş Çantası, havayolu endu¨strisi için yeni nesil çözu¨m olarak öne çıkıyor. Panasonic, endu¨strinin bilgi teknolojileri mu¨şterilerini ve mu¨rettebat u¨yelerini dinleyerek, tasarladığı çözüm, endu¨strinin gu¨venlik standartlarını karşılıyor, rakipsiz gu¨venilirlik sunuyor ve kullanım kolaylığıyla fark yaratıyor. Panasonic Türkiye Kurumsal Mobil Çözümler Ülke Müdürü Ali Oktay Ortakaya, konuya dair şu açıklamayı yapıyor: “Çoğu şirket, tercih ettikleri teknolojinin en az üç yıl görev yapmasını ve düşük bakım maliyetine sahip olmasını ister. Havayolu sektöründeki elektronik uçuş çantalarında standart tabletlerin kullanılması bu iki ihtiyacı olumsuz yönde etkiler. Cihazların ömrü erken biter, ekran parlaklığı ve bataryanın yetersizliği uçuş güvenliğini riske atar ve sert kullanım koşullarında cihazlar bozulabilir. Lojistikten acil servislere kadar sert kullanım koşulları yaratan sektörlerde sunduğumuz kurumsal mobil cihaz çözümleriyle kurumların uzun ömürlülük ve kesintisiz çalışma ihtiyaçlarına yanıt veriyoruz. Panasonic Elektronik Uçuş Çantası da bu misyonumuzun son örneği.”

Startup Turkey Challenge 2016 kazananları belli oldu

1
Dünya genelinde 700 katılımcı, 150’den fazla yatırımcı ve 100’ü aşkın girişimcinin katılımı ile Antalya’da gerçekleştirilen 8. Startup Turkey etkinliğinin son gününde girişim ve iş dünyasının önde gelen isimleri internet dünyasını değerlendirirken 15 finalist girişim arasından en başarılı 3 girişim de seçildi. Yatırımcıların ve risk sermaye şirketlerinin yeni girişimlerin sunumlarını dinleme ve ilgilendikleri yatırımı belirleme şansına sahip olduğu etkinlikte, sektörün önde gelen isimleri de farklı konu başlıkları altında düzenlenen panel ve konuşmalar aracılığıyla geçtiğimiz senenin gelişmelerini ve performanslarını değerlendirme olanağı buldu. The Financial Services Club Başkanı Chris Skinner’in konuşması başlayan etkinliğin ikinci günü, KAUST’un Girişimci Mentörü ve Hızlandırıcısı Ozan Sonmez ile PayPal Türkiye, Ortadoğu, Kuzey Afrika Genel Müdürü Kıvanç Onan ile devam etti. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu ise girişimcilere tavsiyelerde bulunduğu konuşmasında, “Startup kurucularının en büyük hatalarından birisi çok erken safhada fon arayışlarına girmesidir. Bu da odak kaybına neden oluyor. Startup kurucularının işlerinin merkezine ‘yatırımcıların mutluluğunu’ koymaması gerekiyor. Bir startup’ın başarılı olması için önemli olan uzmanlık, yönetim yapısı ve kültürel değerlerdir. Başarılı startupların kurucuları neleri yapmamaları gerektiğini bilen kişilerdir. Bu kişiler kaliteli bir takım kurar ve müşterinin ihtiyaçlarına odaklanır.” dedi. Hubspots Büyüme Müdürü Sam Mallikarjunan, “Başarıyla Büyüyen Ürünler için İlk Çerçeve” konulu konuşmasında girişim yolunda her zaman birden çok “doğru” kararın olacağını bu nedenle girişimcilerin bir karar verip sonuna kadar o kararı uygulamaları gerektiğini ifade etti. Etkinlikte özellikle teknoloji startupların projelerini alışılmışın dışında, yüksek analizle ortaya çıkan yöntemlerle büyütmek için yaptıkları çalışmaları kapsayan “Growth Hacking” konusu da ele alındı. Inception Growth CEO’su, Yazar ve İletişim Uzmanı Ross Kingsland “Growth Hacking’in arkasındaki sır” başlıklı konuşmasında bu büyüme stratejisinin inceliklerini katılımcılar ile paylaşırken Mushi Labs’ın Dijital Pazarlama Danışmanı Bernard Huang ise Growth Hacking yöntemi ile farklı seviyelerde farklı taktiklerin nasıl uygulanması gerektiği üzerinde durdu. Scaale Group Başkanı Kaushal Chokshi’nin “Çıkışta Değer Yaratma” konulu konuşması ardından ise moderatörlüğünü Federico Guerrini’nin yaptığı panele geçildi. Panelin katılımcıları ise Earlybird Venture Capital’in Ortağı Cem Sertoğlu, Aslanoba Capital CEO’su Hasan Aslanoba, Buranvc Yönetici Ortağı Alexander Konoplyasty ve EBRD, Türkiye Yatırımlarından Sorumlu Yöneticisi Yavuz Kaynar oldu. Panel ardından Oasis500 CEO’su Yousef M. Hamidaddin girişimlerin ülkelerin büyümelerine yaptığı katkıyı değerlendirdi. 500 Startups Girişim Ortağı Andrea Barrica ise bir girişim ortağı olarak yaşadığı deneyimleri paylaşırken Techstars’tan Eamonn Carey, girişimcilere insanların seveceği ürünleri nasıl ortaya çıkarabilecekleri konusunda bilgilendirdi. REIDIN CEO’su ve Kurucusu Ahmet Kayhan, Avatech Accelerator Kurucusu Mohsen Malayeri ve ABD Ticaret Müsteşarlığı’ndan Dış Ticaret Yetkilisi Joshua Burke’nin konuşmaların ardından yılın en başarılı girişimcilerinin seçilmesine geçildi. Yılın en başarılı girişimleri Startup Turkey Konferansı’nda; M&S Partners Pte Direktörü Hiro Mashita, Naspers Group Strateji Müdürü Sebastiaan Vaessen ve Aslanoba Capital Kurucu Başkanı Hasan Aslanoba’dan oluşan jüri tarafından 15 finalist girişimci içerisinden en başarılı 3 girişimci de seçildi. Finale kalan Urbanstat, ErasmusInn, iklim.co, Invidyo, Simenty, Maxwell, Fidelo, Planote, Dijital Kumbara, Bi’ Kutu Mutluluk, Menu For Tourist, Alotech, Stokza, Tamatem ve Camelship startup’larının 2,5 dakikalık sunumları ardından jüri üyeleri en başarılı üç girişimi belirledi. Jürinin seçtiği en başarılı üç girişim ise sırası ile AloTech, Urbanstat ve Tamatem oldu. Jüri tarafından birincilik ödülüne layık görülen AloTech, bulut teknolojisini kullanarak çağrı merkezi hizmetlerine getirdiği yenilikçi çözümleri nedeniyle 2015 yılında Google tarafından da dünyaya örnek gösterilmişti. İkincilik ödülünü alan UrbanStat geliştirdiği platform ile sigorta, gayrimenkul ve mekansal analitik sektörlerinde büyük kurumların maliyetlerini düşürmeyi amaçlayan çözümler sunuyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da Arapça oyunlar geliştiren yurtdışı girişimi Tamatem ise üçüncülük ödülünün sahibi oldu. Startup Turkey’de İTÜ ARI Teknokent’in uluslararası hızlandırma programı ile ABD pazarına açılan İTÜ Gate firmaları da yer aldı.

Oscar Gecesi… Böyle seremoni kaç para eder?

0
oscar-759 Ne acıdır ki Kodak o yıl iflas masasına yatırıldı, üretim durdu. Ödülleri kimin kazandığının ötesinde bu ve benzeri gün ve geceler üzerine biraz bilgi paylaşalım… Aslında seremonileriyle ünlü geceler sadece ekonomi açısından Kodak gibi hikâyeleri gündeme getirmiyor. Amerika açısından ekonomiye sağladığı katkılar açısından da kayda değer fırsatlar sunuyor. Şubat ayı bir nevi yeni yılda ekonomiye can veren bir ay durumunda. Amerika için Kasım ve Aralık ayı önemli. Şükran Günü ve Noel alışverişin zirve yaptığı iki dönemdir.  Sadece Walmart, Şükran Günü milyar dolar alışveriş yapıyor. Artık Amazon da Walmart ile yarışıyor. Çünkü internet satışları yükselişini sürdürüyor. Bu ikiliye şimdi Çinli Alibaba eklendi. Amerika’nın Şükran Günü’ne karşılık onlar da 11/11 yanı 11 Kasım’da Bekarlar Günü düzenlemeye başladı. Alibaba, 11/11 gününde 11 milyar dolar ciro yaptı. İşin eğlence kısmı tamam ama ekonomiye katkısı eğlenceden öteye geçiyor. Amerikan Futbol finali olan Super Bowl gecesi, televizyon tarihinin en pahalı reklamlarının yayınlandığı gece oluyor. 30 saniyelik reklam filminin tutarı 5 milyon dolara çıktı. Super Bowl ile başlayan seremoniler gecesi Grammy yani Oscar ile birbirini tamamlıyor. Yine 14 Şubat’taki Valentine’s Day yani Sevgililer Günü ekonomiyi hareketlendiren diğer önemli bir gün olarak sayabiliriz. Dört yıl önceki final rakamlarıyla bugünü kıyaslayalım. 173 milyon Amerikalı ile 156 ülkede izlenen Super Bowl’un ekonomiye katkısının 11 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.  Final öncesi 5 milyon led ekran televizyon satışı gerçekleşmiş Amerika’da. Maç boyunca 52 reklam filmi yayınlandı. Bizde olsa kaç tane yayınlanırdı acaba? Maçın oynandığı Lucas Oil (Indianapolis) Stadı’na gelen taraftarların yalnızca konaklama ve alışveriş harcamaları bile bölgeye yaklaşık 200 milyon dolarlık bir katkı sağlamış oldu. Bu yılki finalde yeni rekorlar kırıldı: ABD Ulusal Perakendeciler Birliği’nden (NRF) derlediği  tahmini verilere göre, ülkede her yıl festival havası yaratan Super Bowl için bu  sene kişi başına ortalama 82,19 dolarla toplamda 15,5 milyar dolarlık rekor  harcama yapıldı. Kuruluşun verileri, geçen seneki karşılaşma için kişi başına ortalama  77,88 dolarla toplamda 14,3 milyar dolar harcandığını ortaya koymuştu. Bu yıl izleyicide yine rekor kırıldı. 189 milyon Amerikalının izlediği final mücadelesi  için 8,6 milyon televizyon olmak üzere toplam 20,9 milyon yeni ürün satılmasıyla sonuçlandı. Haliyle yeni televizyonlar arasında 4K olanları yarıştı. Ayrıca, Technomic adlı araştırma şirketinin verilerine göre, Şükran Günü’nden sonra en fazla yiyecek ve içecek tüketilen gün olan Super Bowl Pazarı’nda yaklaşık 14,5 milyon pizza, 1,3 milyar tavuk kanadı ve 1,2 milyar litre alkol tüketildi. Bilet fiyatları da rekor kırdı. Santa Clara şehrindeki 75 bin kapasiteli Levi’s Stadyumunda oynanan  50. Super Bowl’un bilet fiyatları, internet üzerinden bilet satışı gerçekleştiren StubHub’ın  verilerine göre, mücadelenin ortalama bilet fiyatları 4 bin 821 bin dolar oldu. Bu rakam, ABD  tarihinde bir spor müsabakası için ödenen en yüksek ortalama ücret olarak tarihe  geçti. Amerikan ekonomisine sağlanan bu ekonomik katkının benzeri Oscar Gecesinde yani Grammy Ödülleri de sağlıyor. Grammy’de  Kırmızı Halı geleneği sadece magazin haberlerine katkı sağlamıyor. Moda dünyasının en büyük şov yerinin burası olduğu artık biliniyor. Özellikle kadın davetlilerin herbiri ünlü markaların mankeni edasıyla kırmızı halıda boy gösteriyor. Kaç para aldıklarını siz tahmin edin!.. Resmin detayları da ekonomiye nasıl katkı sağladığını gösteriyor. Oscar gecesinin park vale hizmetlerini sunan şirketin bir çalışanı, gecenin hasılatının 50 bin dolar olduğunu söylüyor.  Üzerine de ilave ediyor. “Bu yıl seçim yılı, işler açılacak”.. Gıda güvenliği de en az ortam güvenliği kadar önem kazanıyor. Türkiye’de Sofra markasıyla Catering hizmeti veren Compass Group 20 yıldır 1500 seçkin davetliye Oscar menüsünü hazırlıyor. İşte bu yemeklerden birkaç örnek: Baharatlı orkinos balığı, havyarlı fırında patates, wagnu kaburgası, altın renkli heykel çikolataları… Bu yemeklere ise pahalı içkiler ve altın rengine boyanmış bardaklarla sunulan köpüklü kokteyller eşlik edecek. Gösterişli yemek için 1300 istiridye, 10 kilo balık yumurtası, 300 ıstakoz, 6 bin 500 yufka ve 2 bin 400 şişe Piper Heidsieck şampanyası sipariş edildi. Şef Wolfgang Puck, gece için şimdiden çok heyecanlı olduğunu söyledi. Fotoğraf açısını biraz daha açarsak göreceğimiz şudur: Oscar gecesine 7 bin kişi geliyor ve şehre 130 milyon dolar para bırakıyor. Ayrıca öncesinde ve sonrasında verilen Governors Partisi için de 20 milyon dolar harcandığı tahmin ediliyor. Yayın hakları, öncesindeki alışverişler, Oscar için evlere alınan tv, çerez, yiyecek vs. ile en az 6 milyar dolarlık bir ekonomiden bahsedilebilir. Dünya çapında konuya bakıldığında Super Bowl ve Grammy gibi Oscar Gecesi’nin de ekonomiye katkısı 10 milyar doları aşıyor. Bazen siyasi tartışmalar da törene karışıyor. İki yıldan bu yana Oscar ödül törenlerinde 20 oyuncu adayının hepsinin arka arkaya beyaz olması tepkilere yol açtı. Oscar adaylarının açıklanmasından bu yana #OscarÇokBeyaz (#OscarSoWhite) protestosu epey dikkat çekti. Ünlü yönetmen Spike Lee ve Hollywood’un önemli aktörlerinden Will Smith ile yine oyuncu eşi Jada Pinkett Smith’in törene katılmayacaklarını açıklaması ses getirdi. Geçmişte TRT, Eurovision Finali’ne ev sahipliği yaptı. Acaba bunlarla kıyas edilebilir mi? Ödüllü filmler için iyi seyirler!…

5G öncesinde yapılması gerekenler

0
5gHuawei Dönüşümlü CEO’su Guo Ping “5G’den önce ne yapmalıyız?” başlığı altında gerçekleştirdiği konuşmada; geleceğin dijital dünyasını farklı bir perspektiften ele aldı. “5G’nin geniş kitlelere yayılması için önümüzde oldukça uzun bir zaman var. Ancak, sektörde yer alan tüm oyuncular, bu teknolojinin sağlayacağı fırsatların kaçırılmaması gerektiğinin farkında. 5G’nin hayatımıza girişinden önce yapmamız gereken üç şey var; “Bağlanabilirliği artırmak, dikey sektörlerin gelişimi ve şebeke kabiliyetlerini yeniden tanımlamak. Bu girişimler, yeni teknolojiler ve yeni iş modelleri özelindeki belirsizlikleri de ortadan kaldıracaktır.” Guo Ping şöyle devam etti; “2025 yılı itibarıyla dünyada 100 milyar farklı bağlantının var olacağını ve bu bağlantıların sadece %10’unun insanlar arasında olacağını öngörüyoruz. Bağlantı yoğunluğunun önemli bir kısmı, insanlar ve nesneler arasında olacak. Sensör içeren ekipmanların %99’u internete bağlı hale gelecek. Bu bağlamda 5G hayatımıza girmeden önce yapılması gereken ilk iş, bağlanabilirliği artırmaktır. Narrow-Bant nesnelerin interneti (NB-IoT) teknolojisi, “büyük ölçekli nesnelerin interneti” için anahtar konumundadır. Bu teknoloji, durağan nesneleri interaktif hale getirecek, yani birçok nesne konuşmaya başlayacak. Sensörlerin ve kamera teknolojisinin geniş bir alana yayılması ile birlikte, bu cihazların bağlantı yetenekleri, fiziksel dünyayı, akıllı ve dijital bir dünya haline getirecek. Bu da insanların fiziksel dünyadaki verileri daha iyi analiz etmelerini sağlayacak. İletişim söz konusu olduğunda, zaman ve mekân kavramlarının önemi kalmayacak.” Geleceğin zengin bağlantı seçenekleri, daha verimli bir dijital dünyanın ve önemli iş fırsatlarının kapısını açacak diyen Guo Ping, sözlerini şöyle sürdürdü, “5G öncesi atılması gereken ikinci adım ise dikey sektörlerin geliştirilmesidir. 2010’daki sektör raporlarına göre BT sektörü, uzun süredir talebe dayalı olarak büyüyor. Tedarikçiler daha önce, var olan teknolojiler üzerinden ilerlerken, bugün değişen şartlar çerçevesinde talebe dayalı iş modeline daha fazla önem veriyorlar. Ulaşım ve enerji özelindeki farklı akıllı şehir uygulamaları gitgide gelişirken, kullanıcıların network sistemlerinden yana beklentileri de giderek artıyor. Bilgi teknolojileri bugün, dikey sektörler açısından rekabeti artıracak pek çok farklı unsuru da beraberinde getiriyor. BT sektörü bu fırsatları çok iyi analiz ederek, dikey sektörlerin dijitalleşmesi yönünde daha fazla çaba sarf etmelidir.” “Bağlanabilirliği artırmak ve dikey sektörlerin gelişimi, şebeke sistemlerinin geleceğinde önemli bir yer tutuyor. 5G öncesinde yapmamız gereken bir diğer önemli iş ise şebeke kabiliyetlerini yeniden tanımlamak olmalıdır. İletişim sistemlerinin temelinde artık taşıyıcılar yazılım tabanlı mimarilere, daha çevik operasyonlara ve kullanıcı deneyiminin geliştirilmesine ihtiyaç duyuyorlar. Taşıyıcılar ayrıca, büyük veri operasyon kabiliyetlerini de geliştirmeli ve operasyon verimliliğini artırarak, büyük veriyi büyük gelire dönüştürmelidirler. Ek olarak, taşıyıcılar stratejik ortaklarını entegrasyon kabiliyeti olan şirketler arasından seçmelidir. Ayrıca kendi entegrasyon yeteneklerini artırmalı ve bu inovasyona dayalı eko-sistemin gelişimine katkıda bulunmalıdırlar.” “2025 yılına kadar toplam dijital dönüşüm pazarının 15 trilyon dolar büyüklüğüne ulaşması öngörülüyor. Geleceğin gelmesini beklemeksizin, geleceği birlikte yaratmak için çalışmalıyız ve 5G öncesinde bir an önce tüm bu alanlarda çalışmaya başlamalıyız. Bağlanabilirliği artırmalı, yeni iş modelleri ve değerleri yaratmalıyız. Dikey sektörlerin desteklenmesi ve gelişimi için ve dijital devrimin sürekliliği için, geleneksel endüstrilerin de dijitalleştirilmesi büyük önem taşıyor.”

5 gün önce 10 yıl sonra #5 – Sanal Gerçeklik

0
TechInside.com olarak, başladığımız video serisine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu hafta, Mobil Dünya Kongresi’nde neredeyse telefonlardan daha fazla öne çıkan Sanal Gerçeklik konusunu tüm detaylarıyla ele alacağız. Dilerseniz canlı yayın sırasında sorularınızı iletebilirsiniz. Bir önceki programda konuştuğumuz Askeri Teknolojiler programının tekrarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

5 gün önce 10 yıl sonra 4. bölüm – Askeri Teknolojiler

Her hafta Cuma günü saat 17.00‘de başlayan programımız, bu hafta yine tam vaktinde karşınızda.

Kaçırmak yok!

Programımız YouTube üzerinden canlı olarak yayınlanıyor ve daha sonra kaydediliyor. Kaçıranlar diledikleri zaman tekrarını izleyebiliyorlar. Kanalımıza abone olarak TechInside’da yayınlanan tüm videolara erişebilir Sanal Gerçeklik bir oyundan ibaret değil Bu haftaki programımızda Sanal Gerçeklik konusunu tüm yönleriyle masaya yatıracağız. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in tarihteki yerini alan meşhur fotoğrafının ötesine geçerek bu alanda yapılan milyarlarca dolar değerindeki yatırımları değerlendirirken; otomotiv, sağlık, medya gibi farklı sektörlerde nasıl bir değişime yol açacağını konuşağız. Ayrıca Türkiye’deki sanal gerçeklik çalışmalarını inceleyecek, birlikte yine sanal gerçeklik kullanarak kısa bir uzay turu da yapacağız. Melih Çelik ve  Kerem Enginar’ın sunumuyla beşinci bölüm karşınızda. İyi seyirler.

Teknoloji devleri FBI’a savaş açtı!

0
tim cook2 Apple ve FBI arasındaki gerginliğin boyutları büyüyor. San Bernardino saldırganının iPhone’undaki şifreyi kırması için Apple’e dava açan ve mahkeme kararı çıkartan FBI, hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaştı. Bu kararın ileride çok büyük ulusal güvenlik problemlerine yol açacağını savunan Apple karşı dava açarak yasal süreç başlatmaya hazırlanırken, Microsoft, Facebook, Google, Amazon ve muhtemelen Twitter da bu davada Apple’ın yanında yer alarak yasal sürece destek olacaklar. Microsoft bu kararını geçen hafta açıklamışken, Facebook, Google ve Amazon’dan da Apple’a destek olacaklarını ve daha mantıklı bir çözümün bulunabilmesi için yasal süreçte görüş bildireceklerini açıkladılar. Öyle görünüyor ki, San Bernardino saldırısı, masum insanların öldüğü acı bir olay olarak tarihte yer alacakken, dijital dünyada da önemli bir dönüm noktası olarak anılmaya başlanacak.

Facebook Canvas kullanıma sunuldu

0
facebook-canvas-4[1] Son dönemde büyük şirketlerin üzerinde durduğu konulardan birisi olan mobil reklamlar için Facebook, Canvas adını verdiği yeni tam ekranlı ve kapsamlı mobil reklam deneyimini tüm dünyada kullanıma sundu. Markaların ve ajansların görüşleri alınarak oluşturulan Facebook Canvas ile multimedya hikayeler oluşturulması için reklam verenlere tamamen kişiselleştirilebilir bir platform sunuldu. Facebook Canvas ile Haber Kaynağı’ndaki reklama dokunulduğu anda reklamın yüklenmesi sağlanırken mobil cihazlarda kusursuz bir deneyim vaat ediliyor. Reklamcılar Canvas sayesinde video, fotoğraf ve yazıların yanı sıra ‘Harekete Geç’ butonlarını bir arada kullanma fırsatını yakalayarak, mobilde oldukça verimli ve etkileyici bir reklam deneyimi sunabilecekler. Facebook platformunun içerisinde oluşturulan bu yeni reklam deneyimi ile standart mobil sitelere kıyasla 10 kat daha hızlı yüklenen reklamlar aynı zamanda kod veya yazılım gerektirmemesiyle kullanıcı dostu. Hem iOS hem de Android işletim sistemlerinde çalışan Facebook Canvas’ın Türkiye’deki ilk iş ortakları arasında ise Türk Hava Yolları ve Akbank yer alıyor. Kaynak: ShiftDelete.Net  

Fransa Google’dan rekor vergi istiyor!

0
google fransa Google’ın, ABD gizli servisi CIA’nin Avrupa liderlerini dinlemesine yardımcı olduğunun ortaya çıktığı Prism skandalı nedeniyle Avrıpa Birliği’nde istenmeyen şirket ilan edilmesinin sonuçları yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Google hakkında çok ağır yaptırım tavsiyeleri alan Avrupa Komisyonu’nun ardından şimdi de ülkeler bir bir Google’a ağır vergi ödemeleri çıkarıyorlar. İngiltere geçtiğimiz aylarda Google’a 130 milyon Euro vergi ödeme emri göndermişken şimdi Fransa, bu rakamın on katından fazla bir vergi talebiyle Google’ın kapısına dayandı. Google’dan 1.6 milyar Euro vergi talep eden Fransa’nın bu rakama hangi işlemlere dayanarak ulaştığı şimdilik bilinmiyor. Sadece Fransız Maliye Bakanlığı’ndan bir yetkilinin, basına yaptığı açıklamada, “yıllar içinde ödenmeyen vergilerin birikmiş ana para, faiz ve ceza toplamı,” ifadesi dikkat çekiyor. Google şimdi bu parayı ödemek veya maliye bakanlığı ile oturup pazarlık yaparak rakamı düşürmek zorunda. İngiltere’de Google için geçmişte ödemediği vergi borçları nedeniyle yüksek bir ceza rakamı çıkarmış ancak pazarlık sonunda 130 milyon Euro’da anlaşma sağlanmıştı. Anak Google, ABD’den sonra en fazla geliri İngiltere’den elde ederken, sadece 130 milyon Euro vergi ödemesi İngiltere basınında büyük eleştiri almıştı ve şirketin çok daha fazla vergi ödemesi gerektiği görüşü yüksek destek bulmuştu. Fransa’nın şimdi aynı eleştirileri almamak için 1.6 milyar Euro’luk vergi talebinden fazla bir indirim yapmayacağı tahmin ediliyor.