Ekonomi bakanı Nihat Zeybekci’nin 2 Temmuz 2015 tarihinde yapmış olduğu önümüzdeki bir ay içinde cep telefonu ve tablet bilgisayar gibi ürünlere ek vergi geleceğine ilişkin açıklaması Bilişim Sanayicileri Derneği TÜBİSAD tarafından değerlendirildi. Dernek konuyla ilgili şu açıklamyı basınla paylaştı:
“Ülkemizin bilişim ve iletişim teknolojileri sektörünün gelişmesinin önündeki en büyük engellerden birinin, sektörde uygulanan ağır vergi yükü olduğu açıktır. Özellikle bilgisayar ve iletişim donanım ekipmanlarına uygulanması düşünülen ek vergi yükünün, bilişim ürünlerinin genel olarak fiyatını yükselteceği; dolayısıyla kullanım ve erişim oranlarını ciddi bir şekilde düşüreceği bir gerçektir. Bu durumun da gerek ekonomik gerekse de bilgi toplumuna dönüşüm hedefleri bakımından gelişimin önünde önemli bir engel oluşturacağı açıktır.
Bilişim sektörünün gelişmesi, yalnızca bilişim sektörüne değil tüm ülke ekonomisinin gelişmesine önemli ölçüde etki etmektedir. TÜBİSAD olarak yaptığımız kapsamlı çalışmalarda, Bilgi ve İletişim sektörünün GSMH icindeki payının artmasının, ülke ekonomisinin büyümesine yaklaşık 1.6’lık bir çarpan etkisi ile fayda sağladığı bir gerçektir. Bilişim teknolojilerinin üretimi ve kullanımı 1990’lardan itibaren yaygınlaşarak ülkelerin büyüme oranlarına önemli katkılar yapmaya başlamıştır. Gelişmekte olan ülkelerde bu etki gelişmiş ülkelere kıyasla daha yüksektir. Söz konusu etki göz önüne alındığında ülkemizin ekonomik büyümesinin hızlanabilmesi için bilişim sektörü üzerindeki olası ek vergi yükünün kesinlikle uygulanmaması ve Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektörünün ekonominin tüm diğer alt sektörleri için bir kaldıraç gücü oluşturan stratejik bir sektör olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.
TÜBİSAD Bilişim sektöründe, özellikle yazılım ve katma değerli bilişim ürünleri üretiminde yerli üretimin önemine inanmakta ve bunu her platformda desteklemektedir. TÜBİSAD bu ek vergilendirmeye dayalı koruyucu tedbirlerin ve politikaların terk edilmesi ve bunun yerine sektörün gelişmesini sağlayacak önlemlerin alınması için tüm ilgili aktörlere çağrı yapmaktadır. Bu kapsamda TÜBİSAD bilişim sektörü üzerindeki vergilerin artırılarak değil, özellikle yerli üretime ve ihracata yönelik desteklerin ve teşviklerin arttırılarak sektörün büyümesinin sağlanması ve bu yolla gelişen sektörün yeni iş alanları ve potansiyeller yaratarak vergi gelirlerini arttıracağı inancını taşımaktadır.”
TÜBİSAD da ek vergiden şikayetçi
Ekonomi bakanı Nihat Zeybekci’nin 2 Temmuz 2015 tarihinde yapmış olduğu önümüzdeki bir ay içinde cep telefonu ve tablet bilgisayar gibi ürünlere ek vergi geleceğine ilişkin açıklaması Bilişim Sanayicileri Derneği TÜBİSAD tarafından değerlendirildi. Dernek konuyla ilgili şu açıklamyı basınla paylaştı:
“Ülkemizin bilişim ve iletişim teknolojileri sektörünün gelişmesinin önündeki en büyük engellerden birinin, sektörde uygulanan ağır vergi yükü olduğu açıktır. Özellikle bilgisayar ve iletişim donanım ekipmanlarına uygulanması düşünülen ek vergi yükünün, bilişim ürünlerinin genel olarak fiyatını yükselteceği; dolayısıyla kullanım ve erişim oranlarını ciddi bir şekilde düşüreceği bir gerçektir. Bu durumun da gerek ekonomik gerekse de bilgi toplumuna dönüşüm hedefleri bakımından gelişimin önünde önemli bir engel oluşturacağı açıktır.
Bilişim sektörünün gelişmesi, yalnızca bilişim sektörüne değil tüm ülke ekonomisinin gelişmesine önemli ölçüde etki etmektedir. TÜBİSAD olarak yaptığımız kapsamlı çalışmalarda, Bilgi ve İletişim sektörünün GSMH icindeki payının artmasının, ülke ekonomisinin büyümesine yaklaşık 1.6’lık bir çarpan etkisi ile fayda sağladığı bir gerçektir. Bilişim teknolojilerinin üretimi ve kullanımı 1990’lardan itibaren yaygınlaşarak ülkelerin büyüme oranlarına önemli katkılar yapmaya başlamıştır. Gelişmekte olan ülkelerde bu etki gelişmiş ülkelere kıyasla daha yüksektir. Söz konusu etki göz önüne alındığında ülkemizin ekonomik büyümesinin hızlanabilmesi için bilişim sektörü üzerindeki olası ek vergi yükünün kesinlikle uygulanmaması ve Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektörünün ekonominin tüm diğer alt sektörleri için bir kaldıraç gücü oluşturan stratejik bir sektör olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.
TÜBİSAD Bilişim sektöründe, özellikle yazılım ve katma değerli bilişim ürünleri üretiminde yerli üretimin önemine inanmakta ve bunu her platformda desteklemektedir. TÜBİSAD bu ek vergilendirmeye dayalı koruyucu tedbirlerin ve politikaların terk edilmesi ve bunun yerine sektörün gelişmesini sağlayacak önlemlerin alınması için tüm ilgili aktörlere çağrı yapmaktadır. Bu kapsamda TÜBİSAD bilişim sektörü üzerindeki vergilerin artırılarak değil, özellikle yerli üretime ve ihracata yönelik desteklerin ve teşviklerin arttırılarak sektörün büyümesinin sağlanması ve bu yolla gelişen sektörün yeni iş alanları ve potansiyeller yaratarak vergi gelirlerini arttıracağı inancını taşımaktadır.”
Sigorta şirketleri için yeni yazılım çözümü: Unify
Towers Watson, yeni yazılım çözümü Towers Watson Unify’ı kullanıma sundu. Towers Watson Unify sayesinde sigorta şirketleri, Towers Watson ve üçüncü parti yazılım çözümleri de dahil olmak üzere, kullandıkları finansal modelleme ve raporlama uygulamalarını iş akış süreçlerine otomatik ve yönetilebilir bir şekilde entegre edebiliyorlar.
Towers Watson’ın Global Hayat Branşı Finansal Modelleme ve Raporlama Lideri Joel Fox, “Sigorta şirketleri, sıkı bir yönetim ve kontrol imkanı sunan, hem daha zengin hem de derinlemesine gerçekleştirilmiş analizlere daha sık ve hızlı ihtiyaç duyuyorlar,” dedi. “Bununla birlikte şirketler, işletim maliyetlerinin önemli miktarda azaltılmasını gerektiren bir ekonomik ortamla karşı karşıyalar. Bu nedenle de söz konusu ihtiyaçlarına çözüm üretmek için pahalı kaynaklara yönelmeleri imkansız hale geliyor. Daha çok işi daha hızlı ve daha düşük bir maliyetle yapmak durumundalar. Towers Watson Unify, işte tam da bunu yapabilmelerine olanak veren dönüşümsel bir çözüm olarak öne çıkıyor.”
Yazılım çözümlerinin entegre edilmesini sağlayan bir kurumsal risk ve aktüeryal sistemler platformu olan Towers Watson Unify, bu çözümleri çalıştırmak için ihtiyaç duyulan esnek ve kullanıcı tanımlı iş akışlarının otomasyonunu da sağlıyor. Buna ek olarak platform, güvenlik, sürüm denetimi ve kapsamlı denetim geçmişlerinin otomatik olarak oluşturulması da dahil olmak üzere entegre iş akışı süreçlerinin yönetimini destekliyor.
Unify platformu hem Towers Watson’ın hayat branşı çözümlerini içeren risk yazılım ürünleri, hem de diğer firmaların yazılımlarıyla çalışıyor. Towers Watson’ın yeni yazılımının sahip olduğu kusursuz entegrasyon yeteneği, bu uygulamalar arasında daha iyi veri akışı ve etkileşim sağlıyor. Kullanıcı tanımlı iş akışları uçtan uca süreçler olarak tümüyle otomatize edilebiliyor; bu süreçler manuel olarak başlatılabildiği gibi, gelecek bir zamanda çalışmak üzere programlanabiliyor ya da şirketlerin halihazırda kullanmakta oldukları diğer harici sistem ya da zamanlama araçları tarafından tetiklenebiliyor. Kullanıcı yorumları, onaylar ve diğer kullanıcı müdahalelerini de içeren ihtiyaçlara göre oluşturulmuş yönetim protokolleriyle iş akışları tasarlanabiliyor ve ayrıntılı denetim günlükleri, sistem içerisindeki tüm etkileşimleri ve iş akışının bir parçası olarak çalışan alt sistemlerin özgün denetim günlüklerini yakalayıp kaydedebiliyor.
Towers Watson’ın Global Hayat Branşı Finansal Modelleme ve Raporlama Lideri Joel Fox sözlerini şöyle sürdürdü: “Unify, sigorta şirketlerine tüm finansal modelleme ve raporlama süreçlerini daha yüksek verimlilik, tutarlılık ve yönetilebilirlik için kökten dönüştürme imkanı sağlıyor. Unify ile sigorta şirketleri risk ve sermaye yönetim performanslarını daha yüksek bir standarda çıkarabilecekler.” BiGG-SEA teknogirişimcilere destek verecek
TÜBİTAK önümüzdeki 3 sene boyunca başvuruların toplanması, değerlendirilip seçilmesi, eğitim, mentörlük ve önkuluçka hizmetlerinin verilmesi, panellerle TÜBİTAK’a hibe için başvurabilecek projelerin belirlenmesi görevlerini uygulayıcılara devretmek için bir çağrı açtı. Sabancı Üniversitesi’nin Ege Üniversitesi ideEge TGB ve Adana Üniversite Sanayi Ortak Araştırma Merkezi ÜSAM ile kurduğu BiGG-SEA Projesi uygulayıcı olmaya hak kazandı.
BiGG-SEA Projesi kapsamında Akdeniz, Ege ve Marmara bölgesinde 25 ili kapsayan bir alanda, girişimci adaylarına iş fikri oluşturmada, iş planı hazırlamada ve “Teknogirişim Sermaye Desteği Programı”na başvuru yapılması konusunda yardımcı olunacaktır. Üç senede 2000’den fazla girişimciye ulaşmak, 1200’den fazla girişimciye eğitimler vermek, 300’den fazla iş planı başvurusuna destek olmak hedefleniyor.
TÜBİTAK uygulayıcıların yönlendirdiği ve beğendiği iş planlarına verdiği 100,000 TL hibeyi de 150,000 TL’e çıkarıyor. Geçtiğimiz üç senede TÜBİTAK 1512 program altında 3200’den fazla girişimciden başvuru alıp, 1100’den fazlasına eğitim verip, iş planı hazırlatıp 350 girişimciye 100,000 TL hibe vermişti.
BiGG-SEA projesi 15+ üniversite, TTO, teknopark ve sanayi odası, aralarında General Electric, Eczacıbaşı, Netaş, KORDSA, Farplas gibi kurumların olduğu 13+ kurumsal ortak, aralarında 212 Ltd, Arya Women Investment Platform, BIC Angel Investments, Diffusion Capital Partners, Galata Melek Yatırım Ağı, Keiretsu Forum İstanbul, Revo Capital ve Şirket Ortağım olan yatırım gruplarıyla başlayan ve genişleyen ciddi bir destek ağıyla girişimcilere destek veriyor. Nereden isterseniz oradan sorun
Dijitalleşen dünyada iletişimin dönüşümüne yerinde ve doğru tepkiler vermeye devam eden Boğaziçi Üniversitesi, bu kez üniversite adaylarıyla iletişimi renklendirmeyi ve kuvvetlendirmeyi amaçlıyor. Üniversite, her yıl tercih döneminde düzenlenen Tanıtım Günleri’nde bu kez adaylara birçok farklı kanal aracılığıyla ulaşabilmek amacıyla çalışmalara başladı. Facebook ve Twitter’dan #bogazicinesor hashtag’i ile gelen sorular anlık olarak cevaplanmaya devam ederken, Whatsapp ile tanıtıma dair ister birebir, ister bir grup kurarak anlık mesaj gönderebilecek; Snapchat’in görsel ve yazılı özellikleri dahilinde sorularını iletebilecekler.
Türkiye’de Snapchat hesabına sahip olan ilk üniversite
Türkiye’de resmi bir Snapchat hesabına sahip ilk üniversite olan Boğaziçi Üniversitesi, sene içerisinde olduğu gibi Tanıtım Günleri’nde de kampüs atmosferini ‘Snapchat Hikâyeler’ üzerinden kalıcı görüntü ve videolar ile aktarmaya devam edecek. Bir başka kanal olarak, yeni yeni gelişmekte olan mobil canlı yayın kanalı Periscope sayesinde adaylar, Boğaziçi Üniversitesi hesabından Tanıtım Günleri heyecanına mobil aygıtları başından da ortak olabilecekler.
Türkiye’de ve dünyada ilk kez hayata geçirilmesi planlanan bu uygulamalar kapsamında geçtiğimiz senelerde olduğu gibi bölüm tanıtım sunumlarının canlı yayınları internet üzerinden adaylarla buluşacak. Adayların internet aracılığıyla tanitim.boun.edu.tr/canliyayin adresinden tüm gün izleyebilecekleri programda, sunumlar arasında öğretim üyeleri, üniversite öğrencileri ve adaylarla yapılacak kısa röportajlara da yer verilecek. Boğaziçi Üniversitesi, sosyal medya kanalları ve canlı yayın ile sorulara açık, dolu dolu gerçekleşecek Tanıtım Günleri programıyla yeni Boğaziçilileri bekliyor. En uzun videoyu Türkler izliyor
Dünyada 42 ülkede faaliyet gösteren ve dijital reklamcılığın, internetin gelişmesi için çalışan Interactive Advertising Bureau tarafından 24 ülkede yapılan “Mobil Video İzleyicileri Araştırması”nın sonuçları, insanların beşte birinin televizyon izlerken düzenli olarak akıllı telefonlardan video seyrettiğini gösteriyor. Araştırmanın yapıldığı her ülkede mobil reklamcılığın kişiye özelleştirilmiş kullanımının ilgi çektiği görülüyor.
Interactive Advertising Bureau’nun 24 IAB ülkesinin ortak katılımıyla gerçekleştirdiği, mobil video tüketimini küresel ölçekte irdeleyen araştırmaya göre, mobil ekranlar genel kanının aksine düzenli olarak uzun videolar izlemek için de kullanılıyor. Katılımcıların yüzde 36’sı telefonlarıyla günlük veya daha sık olarak 5 dakika ya da daha uzun süreli videoları izlediklerini söylüyor. Akıllı telefonlardan uzun süreli video seyredenlerin arasında Türkiye, Finlandiya, Çin, Rusya ve Singapur izleyicileri başı çekiyor. Hatta uzun metrajlı film ya da televizyon programlarının bölümleri de telefondan izlenebiliyor. Film ve program izleme konusunda özellikle Çinliler ön plana çıkıyor.
24 ülke için mobil video izleyicilerinin, videolara ulaşma yolları olarak aşağıdakiler öne çıkıyor:
Video paylaşım siteleri (yüzde 62)
Sosyal ağlar (yüzde 33)
Web arama sonuçları (yüzde 20)
Reklamlar (yüzde 14)
Aynı anda hem televizyon hem video izliyorlar
Tüm ülkelerde çok sayıda internet kullanıcısı, akıllı telefonlarında kısa veya uzun süreli video tüketimlerinin yıldan yıla arttığını belirtiyor. En büyük oranda artış sırasıyla ABD (yüzde 50), Kanada (yüzde 42), Yeni Zelanda (yüzde 42), Güney Afrika (yüzde 42) ve İngiltere’de (yüzde 40) görülüyor. Bu eğilim, televizyon izleme alışkanlıklarını da etkiliyor. Çin’de yüzde 37, Singapur’da yüzde 35 oranında izleyici telefonlarında daha fazla video izledikleri için televizyonu daha az seyrettiklerini belirtiyor. Mobil video izleyicilerinin yüzde 22’si televizyon seyrederken aynı zamanda mobil video da izliyor. Bu tür çoklu ekran kullanımı Japonya hariç tüm ülkelerde göze çarpıyor.
IAB ABD Digital Video and Mobile Marketing Center of Excellence Genel Müdürü, mobil ve videodan sorumlu Başkan Yardımcısı, Anna Bager durumu “Küçük ekranlarda dijital video tüketiminin popülerliği dünya genelinde yadsınamaz bir noktaya gelmiştir.” olarak yorumluyor. İnsanların sadece kısa videoları izlemek için değil uzun süreli programları izlemek için de telefonlarını kullanması, markalara bu çarpıcı mobil etkileşimin bir parçası olmak için kapı açıyor. Fakat tüketicinin çoklu ekran kullanım eğilimi reklamverenler için yeni bir pazarlama sorununu ortaya çıkartıyor: İzleyicinin dikkati aynı anda iki ekrana dağılırken ona nasıl ulaşabiliriz?
Çözüm belki de kişiselleştirilmiş mobil video reklamında yatıyor. Ülkelerin çoğunda tüketicilerin yüzde 80’inden fazlası, kişiye özelleştirilmiş reklamların, genel içerikli reklamlara oranla daha fazla ilgi çektiğini. Bu olgu reklamverenlerin mobile özel reklam yapması gerektiğini, televizyon reklamlarını mobilde aynen kullanarak bazı fırsatları kaçırabildiğini gösteriyor. Araştırma bulgularına göre özellikle ABD ve Kanada’da yaşayan tüketiciler, o anda izledikleri videonun içeriğiyle ilgili veya video izleme geçmişleriyle ilişkili reklam görmeyi tercih ediyor.
Araştırmaya katılanların sadece yüzde 28’i televizyonda daha önce görmüş olduğu reklam filmini mobil video izlerken de görmüş olduğunu belirtiyor. Bu oranın Fransa’da yüzde 38, Türkiye’de yüzde 36, Finlandiya’da ve ABD’de ise yüzde 35 olduğu görülüyor. Böylece kişiselleştirilmiş video reklamının önemi bir kez daha gözler önüne seriliyor.
IAB ABD, Mobile Marketing Center of Excellence Direktörü Joe Laszlo, bu durumu “Araştırma çıktıları dünyada tüketicilerin, izledikleri videoların içeriğiyle ilgili olan mobil video reklamları daha çok kabul ettiğini gösteriyor” sözleriyle açıklıyor. “Bu durum hedef kitlelerine ulaşmak isteyen reklamverenler için büyük bir fırsat barındırıyor.”

Fotokopide yaz kampanyası
Japon Kyocera Document Solutions’ın Türkiye distribütörü Bilgitaş, Temmuz ayında çok fonksiyonlu A3 S/B fotokopi makinası Kyocera TASKalfa 1800’de yaptığı kampanya ile sıcak yaz aylarında serinleten fırsatlar sunuyor.
Ürün 18 sayfa/dakika A4 hıza sahip olup fotokopi, yazıcı ve tarama fonksiyonlarını standart olarak barındırmaktadır. Farklı kağıt ebatlarını desteklemesinin yanı sıra kağıt kapasitesi 1300 sayfaya kadar arttırılabilen TASKalfa 1800, Energy Star sertifikasına sahip olmakla birlikte uzun toner ve drum ömrü sayesinde de tüketicilere maliyet avantajı sunmaktadır. Ürün, 50 sayfalık opsiyonel doküman besleyicisi sayesinde ofis ortamındaki iş akışını kolaylaştırmaktadır.
Kompakt ve şık tasarımı ile A3 S/B giriş seviyesi ürünler arasında dikkat çeken TASKalfa 1800 fotokopi makinesi fiyatı ve 31 Temmuz 2015 tarihine kadar geçerli olan kampanya detayları hakkında bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Telefon tasarımında 3D yazılımlar kullanılıyor
Microsoft Devices Group’daki (Microsoft Cihazlar Grubu) Akıllı Telefonlar ekibi şirketin Lumia akıllı telefonlar, Nokia telefonlar ve telefon aksesuarlarını içeren cihazlar stratejisinden sorumlu. Microsoft, 3DEXPERIENCE platformu ile güvenli bir ortamda işbirliği ve etkileşim içinde çalışma, üretime hazır tasarımları ilk seferinde doğru olarak üretme, geliştirme döngüsü sürelerini düşürme, üretim hazırlama süresiyle maliyetlerde ise düşüş gibi faydalar elde ediyor.
Microsoft’un üç boyutlu yazılımlarla hikayesi 2014 yılında başlamıştı. 2014 yılında Microsoft Cihazlar Grubu üzerinde kurumsal ve süreçlerle bağlantılı etkileri olan devrim niteliğinde kararlar alındı. Grup, global ölçekte ürün geliştirme tarzını sadeleştirme ve fikir paylaşımını kolaylaştırarak farklı ülkelerdeki tasarım yeteneklerinden faydalanmak istiyordu. Yazılımları muhafaza etmek ve güncelleştirmek için çok yüksek bir toplam sahip olma maliyetiyle sonuçlanan büyük ölçüde özelleştirilmiş üçüncü şahıs uygulamaları kullanmaktaydı. Bu nedenle ürün geliştirme döngüsü sürelerini ve veri kalitesini geliştirmek, tüm paydaşlara doğru ürün bilgilerine erişim olanağı sağlamak ve Ar-Ge ve üretim tesislerimizin verimliliğini artırmak için dünyanın her yerindeki geliştirme tesislerinde tesisatlarımızı standartlaştırmayı hedefliyordu.
Grup, ürün geliştirme sürecini sadeleştirmek için Dassault Systèmes’ 3DEXPERIENCE platformunu, HTBody çözümünü ve Smarter, Faster, Lighter Yüksek Teknolojili endüstriyel çözüm deneyimlerini benimsedi. Microsost Cihazlar Grubu’na göre; herhangi bir mobil telefonun başarısı, ürünün görünüşü ve müşterinin ürünü keşfettiği an verdiği his ile başlıyor. HT body ile tasarımcılar, telefon kasalarını tasarlarken daha fazla fikir sahibi olmak ve en iyi fikirlerini öne çıkarmak için kullanabileceği sağlam bir çözüme sahip oldu. Bu çözüm, mutluluk veren ve güzel görünen ürünlere öncülük eden yenilikçiliği destekliyor.
Microsoft Cihazlar Grubu ayrıca, mekanik, elektronik ve üretim uzmanlarından oluşan çok disiplinli bir ekibin 3DEXPERIENCE platformunda ürün geliştirme üzerinde işbirliğinde bulunmasını sağlamak için Dassault Systèmes’in Yüksek Teknolojili endüstriyel çözüm deneyimi Smarter, Faster, Lighter’ı da kullanıyor. Şirketiniz mobil video ile yüzleşmeye hazır mı?
İş dünyasında profesyonellerin, teknolojik gelişmelere hızlıca adapte olması büyük önem taşıyor. Bir işletmede çalışanların teknolojiye hızla adapte olmasının önemini daha önce bilgisayar/ofis yazılımları kullanımına geçişte, kağıt postadan e-postaya geçişte, diz üstü bilgisayarlar vasıtasıyla esnek çalışma modelinde, mobil cihaz/tablet kullanımında tekrar tekrar hatırlamıştık.
Şimdi iş dünyasını yeni bir sınav bekliyor. Mobil video. Periscope gibi mobil video yayını yapan uygulamaların kendine hızla yer bulduğu teknoloji dünyasında video konferansların da kısa süre sonra yaygınlaşmaya başlayacağını tahmin etmek zor değil.
Video konferans/video görüşmeler, daha önce PC’ler üzerinden kullanılıyor olsa da internet alt yapısının çift yönli video iletip almak için yeterince güçlü olmayışı ve elbette PC’lerin, Laptop’ların yeterince pratik cihazlar olmaması nedeniyle bu imkan çok yaygın kullanım alanı bulamadı ama işler değişiyor.
4G ve 5G’nin devreye girecek olması, mobil cihazların donanımlarının artık yüksek çözünürlüklü videoları oynatacak düzeye yükselmesi, yani karşınızdaki kişinin mimiklerine ve sesine sorunsuzca şahit olmamızın mümkün hale gelmesi, mobil video görüşmelerin sayısını ve frekansını hızla arttıracak.
Network World’s 2014 yılı için yaptığı araştırmada, dünyadaki şirketlerin %23’ü masaüstü yazılımlar üzerinden video konferans imkanını kullanırken, %33’ü de “video konferans ligine” giriş yapmak için araştırma yapıyor ve doğru çözümleri arıyor. Kısacası, dünyadaki şirketlerin yarısına yakını video konferans konusunu “kafaya takmış” durumda. Üstelik, araştırmaya katılan şirketlerin %11’i ise çoktan mobil video görüşme/konferans çözümlerini iş süreçlerine adapte etmiş bulunuyorlar.
Elbette bu şirketler, mobil video görüşme çağına geldiğimizde, ki o çağ artık başladı, çalışanlarının cep telefonları üzerinden mobil video konferans yapmasını isteyecek.
Siz video konferans konusunu önemsemeniz bile, şirketinize büyük gelir sağlayan önemli bir müşteriniz, “video konferans yapalım mı?” diye sorduğunda, “biz o işi beceremiyoruz,” cevabını vermek istemeyeceksiniz.
Üstelik, mobil video görüşmeleri sadece müşteriler açısından da önem taşımıyor. Şirket içi eğitimler ya bir işin bitirilmesi aşamsında müdahale etmesi gereken çalışanların farklı yerlerde olması ama hızlı bir şekilde müdahalenin gerçekleşmesi zorunluluğu gibi senaryolarda, mobil video görüşmeleri daha da önem kazanacak.
Dolayısıyla, önümüzdeki dönem artık iş dünyasında mobil video görüşme/konferans sayısının hızla arttığını göreceğiz. Bu yeteneği kazanmak isteyen şirketlerin de çalışanlarına, hızlı ve yüksek kotalı internet bağlantıları, ve güçlü mobil cihazlar sağlaması gerekecek. Ne yazık ki, video konferans meselesi, veri trafiği açısından çok zorlayıcı bir işlem. Aynı anda çift yönlü olarak hem ses, hem de yüksek çözünürlüklü video gönderimi gerekirken, konferansa katılan kişi sayısı arttıkça, bu trafikte katlanarak artıyor. Yani üç kişinin katıldığı bir video konferansında, bir kullanıcı, internetten 6 sinema filmini aynı anda seyrediyormuş gibi veri kullanıyor, bu da çok geniş bantlı, hızlı ve elbette yüksek kotalı internet bağlantısı gerektiriyor.
Büyük şirketlerin bu konuda bir sorun yaşamayacağı aşikar ancak KOBİ’lerin önümüzdeki 3-4-5 yılı planlarken, mobil internet ve cihaz maliyetlerini de hesaba katması gerekecek, mümkünse bu alanda avantajlar sağlayan iletişim şirketleriyle iş birliklerini, kampanyaları değerlendirilmeleri önemli bir tasarruf imkanı sağlayacak. Index Grup’ta iki üst düzey atama gerçekleşti
Bünyesindeki şirketlerin gelecek yıllardaki yol haritalarının belirlenmesi ve geleceğe hazırlanması amacıyla yönetici kadrosunu iki yeni üst düzey atamayla güçlendiren Index Grup, 15 yıldır İndeks Bilgisayar A.Ş. Genel Müdürü olarak görev yapan Atilla Kayalıoğlu’nu, 1 Temmuz 2015 tarihi itibarıyla Index Grup Şirketleri İcra Kurulu Başkan Yardımcısı olarak atadı. Geniş sektörel deneyime sahip olan ve Nisan 2015’te İndeks Bilgisayar A.Ş.’ye Genel Müdür Yardımcısı olarak katılan Ali Kançal ise İndeks Bilgisayar Genel Müdürü olarak atandı.
Atilla Kayalıoğlu kimdir?
1974 yılında Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun olmuş, daha sonra Syracuse Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünde yüksek lisansını tamamlamıştır. 1980 – 1999 yılları arasında IBM Türk’de çeşitli görevlerde çalışmış ve 1999 yılında Global Hizmetler Müdürlüğü sonrasında, Index Grup’a katılmıştır. Kayalıoğlu, 2000 – Temmuz 2015 tarihleri arasında Index Bilgisayar A.Ş. Genel Müdürlüğü görevlerini yürütmüştü.
Ali Kançal kimdir?
1989 yılında Boston Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun olan Ali Kançal, çalışma hayatına İspanya’da başladı. Aralık 1991 ile Ocak 2009 tarihleri arasında IBM Türk’te çeşitli satış ve yönetim kademelerinde yer alan Kançal, Şubat 2009’da katıldığı Alcatel-Lucent Teletaş firmasında Türkiye ve Azerbaycan pazarlarından sorumlu olarak Genel Müdürlük ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini üç yıl boyunca üstlendi. Ocak 2014 – Mart 2015 tarihleri arasında Fujitsu Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapan Kançal, son olarak İndeks Bilgisayar Genel Müdür Yardımcılığı görevine atanmıştı.
Atilla Kayalıoğlu kimdir?
1974 yılında Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun olmuş, daha sonra Syracuse Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünde yüksek lisansını tamamlamıştır. 1980 – 1999 yılları arasında IBM Türk’de çeşitli görevlerde çalışmış ve 1999 yılında Global Hizmetler Müdürlüğü sonrasında, Index Grup’a katılmıştır. Kayalıoğlu, 2000 – Temmuz 2015 tarihleri arasında Index Bilgisayar A.Ş. Genel Müdürlüğü görevlerini yürütmüştü.
Ali Kançal kimdir?
1989 yılında Boston Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun olan Ali Kançal, çalışma hayatına İspanya’da başladı. Aralık 1991 ile Ocak 2009 tarihleri arasında IBM Türk’te çeşitli satış ve yönetim kademelerinde yer alan Kançal, Şubat 2009’da katıldığı Alcatel-Lucent Teletaş firmasında Türkiye ve Azerbaycan pazarlarından sorumlu olarak Genel Müdürlük ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini üç yıl boyunca üstlendi. Ocak 2014 – Mart 2015 tarihleri arasında Fujitsu Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapan Kançal, son olarak İndeks Bilgisayar Genel Müdür Yardımcılığı görevine atanmıştı. Teknoloji satış profesyonelleri sonuç odaklı çalışıyor
Dünyanın önde gelen işe alım danışmanlık firmalarından Michael Page’in Satış Barometresi araştırmasının sonuçlarına göre, teknoloji sektörü satış profesyonelleri başarıyı sonuç odaklı çalışmada yakalıyor. Çoğunluğunun Asya ülkelerinde yurt dışı tecrübesi olduğu göze çarpıyor.
İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere Türkiye genelinde gerçekleştirilen Satış Barometresi, sektör çalışanlarının eğilimleri ve kariyer hedefleri konusunda önemli ipuçları sunuyor.
Asya ülkeleri ilk tercih
Teknoloji sektörü satış profesyonellerinin yüzde 44,3’ü yurt dışı deneyimli. Tecrübe kazanmak için yzüde 25,6’sı Asya ülkelerini ilk sırada tercih ederken, bunu yüzde 16,3 ile Almanya ve yüzde 14 oranı ile İngiltere izliyor. Yurt dışı çalışma tecrübesi olmayanların çoğunluğu ise ABD’de çalışmayı istediğini belirtiyor. Satış profesyonelleri farklı ülkelerin iş dünyalarını tanıyarak tecrübelerini ve iş ağlarını genişletmeyi hedefliyor.
Satış profesyonelleri uzmanlaşmanın gücüne inanıyor
Satış profilinde yüzde 48,5 uzman, yüzde 12,4 etkileyici, yüzde 10 ısrarcı bir tutum tercih edilirken, teknoloji satış profesyonellerinin yüzde 45,4’ü sonuç, yüzde 41,2’si iletişim odaklı satıcı profili çiziyor.
Teknoloji çalışanı kendi işini kurmayı hedefliyor
Teknoloji satış profesyonellerinin yaklaşık yüzde 70’i geçtiğimiz yılı durağan geçirdiklerini düşünürken, yüzde 20,6’sı sektörün krizde olduğunu düşünüyor. Çalışanların yüzde 93’ü iş ve özel hayat dengesini kurmakta zorluk çekmezken, yüzde 72’si işlerinde kendilerini güvende hissediyor. Bu olumlu değerlendirmelere karşın yüzde 66’sı mesleğini değiştirmeyi düşünüyor. Satış profesyonellerinin işlerini seçerken öncelikleri ise pozisyonun gelişimi (yüzde 40), şirketin sağladığı katma değer (yüzde 33), şirketin itibarı (yüzde 32) şeklinde sıralanıyor.
Araştırmaya katılan profesyonellerin yüzde 50,5’i lisans mezunu, yüzde 85,6’sı erkek ve yüzde 48,4’ü kendi işini kurmak istiyor. VMware iş dünyasında mobiliteyi destekliyor
VMware, işletmelerin iş süreçlerini kökten dönüştürecek yeni çözüm, hizmet ve işbirlikleriyle birlikte kurumsal mobilitenin geleceğine dair vizyonunu duyurdu. Şirketin stratejisi, 10 yıldan fazla süredir kullanılan ve sayısız verimlilik uygulamalarına mobil erişim sağlayan istemci-sunucu odaklı BT mimarisinden işletmeleri kurtarmak ve işletmelere kullanıcı ve uygulama odaklı bir deneyim sunmak.
VMware Son Kullanıcı Bilişimden Sorumlu İdari Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Sanjay Poonen, “Kurumsal mobilite, teknolojik değişimin ötesinde, işletmeler için bir fırsat, iş süreçlerinde somut bir dönüşümün anahtarı” diyor: “Kurumsal mobilite, önümüzdeki 10 yıl boyunca mobil inovasyonlar, uygulamalar ve hizmetler doğrultusunda işletmelerin yönünü değiştirecek ve şirketlerin ekonomik değer elde edilmesini sağlayacak en temel faktörlerden biri olacak. Bu nedenle ‘uyum sağla ya da yok ol’ sözü, bugün her zamankinden daha fazla geçerli.”
Çalışanların ve iş dünyasının beklentilerini karşılamanın yolu
İşletmeler, bugün iki temel sorunla başa çıkmaya çalışıyor: Gittikçe artan bir iş gücü karşısında güvenli bir kimlik doğrulama ve veri erişimi sağlamak ve sayıları her geçen gün artan uygulama, cihaz ve verileri etkin bir şekilde yönetebilmek. Günümüzde işletmeleri hiç olmadığı kadar zor durumda bırakan bu trendler geleneksel BT’nin kurallarını da altüst ediyor. İstemci-sunucu çağında işlerliği olan ağ erişimi güvenlik kontrolleri, bugün mobil-bulut çağının gereksinimlerini karşılayamıyor. BT’nin son kullanıcı işletim sistemi tercihinde herhangi bir söz hakkı olmayan BT, artık kurumsal mobilite alanında çalışanların kimlik doğrulamasını yönetebilecek şekilde yeni stratejiler belirliyor.
- Çalışanlar için bu, her an ve her yeden ulaşabilecekleri uygulama, içerik ve hizmetler için tüm cihazlarda bütünleşik bir deneyim anlamına geliyor.
- İşletmeler (ve iş kolları) için bireysel verimliliği artırmaktan çok daha fazlasını sunan bir ortam yaratmak demek.
- BT şirketleri için de güvenlik, yönetim ve ağ iletişiminin farklı gereksinimler doğrultusunda değiştiği, bu nedenle de kimlik doğrulama ve cihaz yönetiminin tek elden yürütülmesi anlamına geliyor.
- Benzersiz Uyarlanabilir Erişim: VMware Identity Manager veAirWatch® Enterprise Mobility Management™ entegrasyonu sayesinde, şifre yöntemine kıyasla çok daha güçlü ve kolay olan, tanımlı cihazlar için ek bir kimlik doğrulama formu ile benzersiz uyarlanabilir erişim. Aynı zamanda yönetilen ve yönetilmeyen cihazlar arasında şartlı erişim politikalarını uygulamaya devam eden altyapı.
- Kişiselleştirilebilir ve ortam farkındalığı olan HTML5 Uygulama Portalı: Basit işe uyum deneyimi, otomatikleştirilmiş uygulama düzenleme ve herhangi bir cihazdan daha güvenli uygulama erişimiye çalışanları yetkilendirien portal.
- Hızlı ve Güvenilir Altyapı: Hem bulutta hem de şirketlerin kendi sistemlerinde çalışan ve son kullanıcı yönetimini merkezileştirmek amacıyla şirket sistemlerindeki mevcut Microsoft Active Directory’leri birleştiren altyapı.
Güney Kore 5G’ye hazır
Alcatel-Lucent, Güney Koreli telekomünikasyon şirketi Korea Telecom ile 5G mobil şebekelerine geçişte gerekli teknolojilerin ve gelecekte beklenen devasa bağlantı ihtiyacını karşılayacak altyapının testlerini gerçekleştirmek üzere iş birliği anlaşması yaptı.
Korea Telecom ile yapılan iş birliği, ilk olarak Alcatel-Lucent’ın sanallaştırılmış RAN teknolojisine odaklanacak. Alcatel-Lucent, bu yıl düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde, vRAN kabiliyetini tanıtmıştı. vRAN, şebeke performansını artırarak ve maliyetleri düşürerek operatörlerin değişen müşteri, pazar ve çevre ihtiyaçlarını dinamik bir şekilde karşılamasına yardımcı oluyor.
5G ile bağımsız iletişim dönemi başlıyor
Günümüzde akıllı telefonlar ve diğer mobil cihazlar nedeniyle ihtiyaçlar çok hızlı bir şekilde artıyor. Diğer yandan, “Nesnelerin İnterneti” ve “Makineler Arası İletişim” gibi gelişen teknolojiler de boy gösteriyor ve yeni ihtiyaçlar doğuruyor. Bu konuda, 5G teknolojisi eski teknolojilere göre çok daha büyük hız, kapasite ve esneklik vadediyor. 5G ile mobil operatörler veri ihtiyacını daha hızlı bir şekilde, kişiselleştirilmiş bir yolla karşılayabilecek. Diğer yandan 5G, insanların ve bağlantılı cihazların herhangi bir bilgiye, herhangi bir yerden, seçilen şekilde erişimini sağlayan “bağımsız” bir deneyim sunacak.
Güney Kore’de mobil veri kullanımına çok büyük bir talep var. Güney Kore Bilim Bakanlığı’nın ICT ve Gelecek Planlama raporunda, Şubat 2015 sonunda mobil abonelerin yüzde 72’sinin akıllı telefon kullandığı belirtildi. Korea Telecom, 5G’nin sunduğu esneklik ve verimlilik sayesinde farklılaştırılmış ve yeni gelir getiren kişileştirilmiş servisler sunarak yüksek kalitede kusursuz bir mobil genişbant deneyimi sunmayı hedefliyor.
Korea Telecom’un CTO’su ve Kıdemli Başkan Yardımcısı DongMyun Lee, “Korea Telecom, Alcatel-Lucent’ın vRAN ve SDN’de küresel bir lider olduğunun farkında. İş birliğimiz, GiGatopia vizyonumuzda tanımladığımız 5G mimarisini gerçekleştirmemize yardımcı olacak. Bu yüzden, Alcatel-Lucent’ın vRAN ve SDN teknolojisini kullanmak için sabırsızlanıyoruz” dedi.
Alcatel-Lucent Kore Ülke Müdürü Chi Il Yoo, konuyla ilgili şunları söyledi:
Alcatel-Lucent, dünyanın en büyük iletişim zorluklarını çözmek için yenilikler geliştirme konusunda uzun bir tarihe sahip. Korea Telecom’un vizyonuyla tam olarak uyum içindeyiz ve Korea Telecom’un stratejik şebeke evrimine destek olacağız. Biz, NFV teknolojilerini de tıpkı vRAN gibi bu evrilmenin hayati basamağı olarak görüyoruz. Korea Telecom ile birlikte çalışarak bu alandaki liderliğimizi daha da güçlendireceğiz.” Microsoft Türkiye Yeni Genel Müdürü Murat Kansu

Kurumsal Çözümler Rehberi 2015 geliyor

PayPal, Xoom’u 890 milyon dolara satın alıyor
Dijital ödeme servisi PayPal, dijital para transfer servisi Xoom’u, 890 milyon dolara satın alacağını duyurdu. PayPal bu operasyonla amacını, uluslarası para transferini daha hızlı, daha güvenli ve daha ekonomik hale getirmek olduğunun altını da çizdi. Xoom (tablet üreticisi olan değil) geçtiğimiz bir yıl içinde 1.3 milyon kullanıcısı arasında 7 milyar dolarlık para transferi gerçekleştirdi. Bu hareketin önemli bölümü ise mobil cihazlar üzerinde gerçekleştirildi.
Kişisel kullanıcılarını arka plana itip daha çok kurumsal müşterilerine odaklanmak isteyen PayPal içinse, Xoom’un varlığı kurumsal müşterilerinin büyük boyutlu para trasnferleri için daha güvenli ve hızlı hizmet sunma imkanı tanıyacak. Ayrıca Xoom’un güçlü olduğu Meksika, Hindistan, Filipinler, Çin ve Brezilya pazarında da güç kazanmış olacak.
Satın almanın tamamlanması 2015’in sonunu bulacak ve Xoom, 2016’ya, PayPal iştiraki olarak girmiş olacak.












