Yılda yaklaşık 250 milyon otobüs biletini satıldığı 4 milyar dolarlık otobüs bileti pazarındaClickBus ve NeredenNereye.com güçlerini birleştirdi. Türkiye’deki operasyonlarının birinci yılını geçtiğimiz günlerde kutlayan ClickBus, online otobüs bileti satın alma platformu NeredenNereye.com ile birleştiğini açıkladı. Bu birleşmeyle ClickBus.com.tr ve NeredenNereye.com platformları müşterilerine ayrı ayrı hizmet vermeye devam edecek. Birlikteliğin ardından şirket yetkilileri, ClickBus ve NeredenNereye olarak, 2016 yılında 25 milyon Euro’luk bilet satışı gerçekleştirmeyi hedeflediklerini açıkladı. 2017 yılında ise yıllık 3 milyon adetten fazla bilet satışı gerçekleştirilmesi öngörülüyor.
Türkiye’nin en eski platformlarından biri olan NeredenNereye.com, kurulduğu 1999 yılından bu yana sayıları giderek artan firmaların otobüs ve uçak biletlerinin satışını gerçekleştiriyor. 2014 yılı Temmuz ayında Türkiye’de faaliyet göstermeye başlayan ClickBus ise 100’den fazla firmanın bilet satışını gerçekleştirerek, 15 binden fazla rotaya sefer sağlıyor. İnternet sitesinin yanında IOS ve Android uyumlu mobil uygulamaları da bulunan ClickBus online otobüs bileti satışı gerçekleştiriyor.
NeredenNereye.com kurucusu Erol Demirtaş platformla ilgili şu bilgileri aktardı;”NeredenNereye.com, 1999 yılında kullanıcılara bilgi vermek amacıyla kurulmuş bir websitesiydi. Bu bağlamda pazardaki en eski internet sitesi de biziz. Zaman içerisinde platformumuzda bir çok yenilik yaptık ve online bilet satışını 2009 yılında başlattık. Şu anda 106 farklı firmanın online bilet satışını gerçekleştiriyoruz ve buna ek olarak uçak bilet satışı da sağlıyoruz. 2014 yılında ulaştığımız toplam ziyaretçi sayısı ise 20 milyon. ClickBus globalde 4 ülkede faaliyet gösteren başarılı bir firma, bizim pazardaki tecrübemiz ve ClickBus’un global yapısıyla güzel işlere imza atacağımıza inanıyorum.” dedi.
ClickBus genel müdürü Ömer Küçükdere; ”ClickBus olarak tek amacımız kullanıcılarımıza mümkün olan en başarılı hizmeti sunmak ve online otobüs bileti alımlarını kolay bir hale getirmek. NeredenNereye.com ile birleşmemizle birlikte hem Türkiye’deki online bilet satışlarını arttırmayı hem de müşterilerimize daha iyi hizmet verebileceğimiz platformlar yaratmayı hedefliyoruz.” dedi. ClickBus ile NeredenNereye.com 25 milyon Euro’luk bilet satışı hedefliyor
Yılda yaklaşık 250 milyon otobüs biletini satıldığı 4 milyar dolarlık otobüs bileti pazarındaClickBus ve NeredenNereye.com güçlerini birleştirdi. Türkiye’deki operasyonlarının birinci yılını geçtiğimiz günlerde kutlayan ClickBus, online otobüs bileti satın alma platformu NeredenNereye.com ile birleştiğini açıkladı. Bu birleşmeyle ClickBus.com.tr ve NeredenNereye.com platformları müşterilerine ayrı ayrı hizmet vermeye devam edecek. Birlikteliğin ardından şirket yetkilileri, ClickBus ve NeredenNereye olarak, 2016 yılında 25 milyon Euro’luk bilet satışı gerçekleştirmeyi hedeflediklerini açıkladı. 2017 yılında ise yıllık 3 milyon adetten fazla bilet satışı gerçekleştirilmesi öngörülüyor.
Türkiye’nin en eski platformlarından biri olan NeredenNereye.com, kurulduğu 1999 yılından bu yana sayıları giderek artan firmaların otobüs ve uçak biletlerinin satışını gerçekleştiriyor. 2014 yılı Temmuz ayında Türkiye’de faaliyet göstermeye başlayan ClickBus ise 100’den fazla firmanın bilet satışını gerçekleştirerek, 15 binden fazla rotaya sefer sağlıyor. İnternet sitesinin yanında IOS ve Android uyumlu mobil uygulamaları da bulunan ClickBus online otobüs bileti satışı gerçekleştiriyor.
NeredenNereye.com kurucusu Erol Demirtaş platformla ilgili şu bilgileri aktardı;”NeredenNereye.com, 1999 yılında kullanıcılara bilgi vermek amacıyla kurulmuş bir websitesiydi. Bu bağlamda pazardaki en eski internet sitesi de biziz. Zaman içerisinde platformumuzda bir çok yenilik yaptık ve online bilet satışını 2009 yılında başlattık. Şu anda 106 farklı firmanın online bilet satışını gerçekleştiriyoruz ve buna ek olarak uçak bilet satışı da sağlıyoruz. 2014 yılında ulaştığımız toplam ziyaretçi sayısı ise 20 milyon. ClickBus globalde 4 ülkede faaliyet gösteren başarılı bir firma, bizim pazardaki tecrübemiz ve ClickBus’un global yapısıyla güzel işlere imza atacağımıza inanıyorum.” dedi.
ClickBus genel müdürü Ömer Küçükdere; ”ClickBus olarak tek amacımız kullanıcılarımıza mümkün olan en başarılı hizmeti sunmak ve online otobüs bileti alımlarını kolay bir hale getirmek. NeredenNereye.com ile birleşmemizle birlikte hem Türkiye’deki online bilet satışlarını arttırmayı hem de müşterilerimize daha iyi hizmet verebileceğimiz platformlar yaratmayı hedefliyoruz.” dedi. Avnet’ten EMEA Bölgesi’ne yeni atama
Özkan, 2008 yılından bu yana BT alanında dağıtım sektöründe kanal yönetimi, ürün yönetimi ve pazarlama dahil birçok önemli görevde bulunmuştur. Özkan, 2013 yılının Nisan ayında Avnet Türkiye’ye pazarlama müdürü olarak katılmıştır ve şu anda Avnet Technology Solutions Türkiye’de satış ve pazarlama direktörü olarak görev yapmaktadır.
TS EMEA Başkanı Graeme Watt konuyla ilgili olarak “Sırma, Türkiye’de şirketin başarısına ve gelişimine çok önemli katkılarda bulunmuştur ve şimdi de aynı etkiyi EMEA seviyesinde yapma fırsatına sahiptir. Kendisinin göreve başlamasını sabırsızlıkla bekliyoruz”
Özkan ise yeni göreviyle ilgili olarak şu ifadelerde bulundu “Avnet EMEA bölgesel liderlik ekibine katılmayı ve bölgede görev almayı sabırsızlıkla bekliyorum. Pazarlama, iş sonuçlarına katkıda bulunan en önemli başarı faktörlerinden biridir. Diğer görevlerimin yanı sıra, ana odak noktam bölgesel pazarlama stratejisini gözden geçirmek ve Avnet satış ekipleri, iş ortakları ve tedarikçileri ile daha ileri düzeyde işbirliği içinde çalışabileceğimiz temel alanları tespit etmek olacaktır.”
Özkan, şu anda yaşadığı İstanbul, Türkiye’den, Bracknell İngiltere’ye taşınacaktır. Bulutta IaaS dönemi
Türkiye’nin öncü bulut altyapı (IaaS) servis sağlayıcısı olan SkyAtlas, bulut sunucu, depolama, yüksek güvenlikli ağ altyapılarını OpenStack ile güçlendirilmiş bulut platformu üzerinden Türkiye’deki kurumsal müşterilerle buluşturuyor. MENA bölgesinin ilk Openstack tabanlı bulut hizmet sağlayıcısı olan SkyAtlas, patent bekleyen teknolojisi Otomatik Ölçeklendirme (Dynamic Scaling) ile öne çıkıyor. Skayatlas ve yeni projeleriyle ilgili Skaytlas Pazarlama Müdürü Demirtunç Ceylan ile sohbet ettik.
EMC XtremIO’nun ön siparişi 1 milyar doları geçti
EMC Corporation, EMC XtremIO tamamı flash dizilim çözümünün pazara sunulmasından yalnızca 18 ay geçmesine karşın şimdiden 1 milyar dolarlık ön sipariş aldığını duyurdu. EMC XtremIO bu rakamla EMC’nin 36 yıllık tarihine en hızlı büyüyen ürün olarak adını yazdırdı.
EMC’nin 2015 ikinci çeyrek gelirlerinde de açıklandığı gibi XtremIO’dan elde edilen gelirler geçen seneki aynı döneme oranla %300 arttı. Bu artışla EMC XtremIO tamamı flash dizilimler pazarındaki liderliğini korudu.
XtremeIO’nun kendine özgü mimarisiyle tamamı flash dizilim kategorisinde çığır açan özellikleri şu şekilde sıralanıyor:
- İçerik tabanlı veri yerleştirme sistemi doğal olarak dengeli ve tüm SSD’ler ve sistemin kontrol birimleri içinde belirli bir yüzde içinde optimum düzeyde tutuyor ve ikinci kopya verileri veri yolu içinde ortadan kaldırıyor.
- İki Aşamalı Metaveri Motoru sistemin, flash teknolojisinin doğasında bulunan rastgele erişim özelliğinden tamamen faydalanmasını sağlıyor ve veriyi sistem içinde arka plan görevlerini gerçekleştiren programları temizleme süreçleri (çöp toplama olarak da bilinir) gerekmeksizin rasgele yerleştiriyor. Bu da çöp toplama sistemi kullanan diğer flash sistemlerine göre IOPS performansında temizlik süreçlerinin neden olduğu %50’lik düşüşü, bekleme süresindeki %1000’e kadar artışı ve flash dayanıklılığındaki %10’a kadar kaybı ortadan kaldırıyor.
- XtremIO Veri Koruma (XDP) flash’a özel bir algoritma ve SSD hatalarına karşı sistemi korurken, geleneksel RAID sistemlerine oranla 6 kat daha fazla kullanılabilir kapasite sunuyor. XDP performansta düşüşe neden olmadan son kullanıcıların kapasiteden %40 daha fazla yararlanmasına olanak sağlıyor. Bu oran diğer tamamı flash teknolojili sistemlerde %60-80 oranında. Ayrıca, etkin XDP algoritmaları uzun süreli üretim verileri merkezi koşullarında RAID’e göre 4 kat daha fazla performans ve dayanıklılık sunuyor.
- Paylaşımlı Metaveri Belleği sistemin en kapsamlı performansı sunmasına olanak sağlıyor ve halihazırda dizilimin içinde bulunan verileri hızlı bir şekilde klonlayarak sanal makinelerin konuşlandırılması gibi yaygın işlemleri olağanüstü hızlandırıyor. Sanal makine klonları diğer tamamı flash dizilimlere oranla ana bilgisayar ile dizilim arasında 20 kat daha fazla ağ bant genişliğiyle, çok daha yüksek hızda ve üretim amaçlı sanal makinelere çok daha az olumsuz etki yaratacak şekilde oluşturuluyor.
Netis’ten özel güvenlik paketi
Ağ ürün ve çözümleri üreticisi Netis’in Türkiye distribütörü DataStar, kablosuz bağlantıya sahip yeni bir güvenlik paketini satışa sunacağını duyurdu. Wi-Fi özellikli dört adet IP kamera ve bunların bağlı olacağı kayıt cihazından (NVR) oluşan paket ile ev ya da ofislerin güvenliğini basit bir şekilde sağlamak mümkün.
Tek bir paket satın alarak ev ya da ofiste dört farklı noktayı kamera ile izleyerek kayıt etmeyi sağlayan Netis SEK204 paketinde 720P HD video iletimine sahip dört adet IP kamera (SEC111 model) bulunuyor. Pakette ayrıca kameralardan gelen görüntüleri kaydetmeye ve iletmeye yarayan kablosuz bir de NVR (SEV204 model) cihazı yer alıyor. Kurulumu ve kullanımı da çok basit olan bu paket ile küçük dükkanlar, çok katlı evler ya da çocuk-yaşlı bakımı yapılan evler için kablolama gerektirmeyen ideal bir güvenlik çözümü sağlanıyor.
Akıllı telefonlar (IOS ya da Android) ile kamera görüntüleri çok rahat bir şekilde uzaktan izlenebiliyor. Ayrıca herhangi bir güvenlik tehdidi algılandığında alarm ve e-posta ile uyarı da veren bu sistem, evden ya da işyerinden uzaktayken de müdahale etme ya da delil sağlama olanağı sunuyor.
Paket ile birlikte gelen kayıt cihazı, bir ay boyunca 4 kameradan gelen görüntülerin kaydını alabiliyor. IP kameralar ise ICR desteği sayesinde gündüz ve gece her zaman kayıt yapabilme özelliğine sahip. Hareket algılama özellikli kameraları 6 farklı hassasiyet düzeyinde ayarlamak mümkün. Tüm işletim sistemleri ile uyumlu olan Netis SEK204 güvenlik paketi web erişim özelliğine de sahip. Ürünün Ekim ayı içinde Türkiye’de satışa sunulması hedefleniyor. Önce e-ticaret sitesi kurdu, şimdi kendi markasını yaratıyor
Avansas.com satışa sunduğu farklı markalara ait binlerce çeşit ürünün yanı sıra kendi markasını taşıyan ürünleri sitesinde satışa sunuyor. Ofis malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren bir internet sitesi olarak kendi markasıyla üretim yaptırıp site üzerinden satışını gerçekleştiren ilk firma olan Avansas.com, 8 ana kategoride 400’e yakın Avansas markalı ürüne sahip.
Avansas.com A.Ş. güvencesiyle tasarlanıp, en üst kalitede üretilen ürünlerini rekabetçi fiyatlarla satışa sunan Avansas.com, reklam ve tanıtım giderlerinden yaptığı tasarrufları müşterilerine fiyat avantajı olarak sunuyor, Avansas markalı ürünler ile işletmelerin işyerindeki ihtiyaçlarını karşılamayı, işletmelere tasarruf sağlamayı hedefliyor. Yüksek kalitenin uygun fiyat ile buluştuğu Avansas markalı ürünler, rekabetin yoğun olduğu iş ve ticaret hayatında işletmelerin maliyetlerini düşürerek yoğun rekabet ortamında bir adım öne geçmelerini sağlıyor.
Avansas markalı ürünler sitede ilk tercih
Türkiye’nin internetteki ilk ve en büyük ofis marketi Avansas.com’da 8 ana kategoride 5000’den fazla ürünün satışı gerçekleştiriliyor. Tüm ürünleri kendi deposunda stoklu saklayan ve bu sayede işletmelerin işyeri malzemelerini depolamak için kullandıkları alanlardan tasarruf etmelerini sağlayan Avansas.com, kendine özel “Avansas” markalı ürünleri de site üzerinden satışa sunuyor. Tüm müşteriler alışverişlerinde öncelikli olarak Avansas markalı ürünleri tercih ediyor. En çok tercih edilen Avansas markalı ürünlerin başında dosyalar, klasörler, çamaşır suyu, sıvı el sabunları, kağıt havlu, tuvalet kağıtları, kalemler, kahveler, piller ve ortopedik ürünler geliyor.
Mobilyada iddialı
İşletmelerin ana ihtiyaçlarını oluşturan tüm ürünlerin üzerinde detaylı bir çalışma yapan Avansas.com, bu alanda sistemine yeni ürünler katmaya, çeşitliliği arttırmaya ve bu sayede Avansas markası altında yüksek kaliteyi uygun fiyata müşterilerine sunmaya devam ediyor. Son olarak ofis ve kırtasiye malzemeleri, gıda ve temizlik ürünlerinde Avansas markalı ürünlerin satışını gerçekleştiren ve yakın zamanda kendi markasıyla üretilen mobilyaları da satışa sunan Avansas.com, özellikle mobilyaların yakalayacağı başarı konusunda oldukça iddialı.
En uygun fiyata en kalitelisi
Fotokopi kağıdından tuvalet kağıdına, kahveden kaleme, mobilyadan teknolojik ürünlere kadar tüm Avansas markalı ürünler alanında öncü firmalar tarafından üretiliyor. Örneğin; Avansas markasıyla satışa yakın zamanda sunulacak fotokopi kağıtları bu alanda dünyanın 1 numaralı üreticisi tarafından üretiliyor. Temizlik kategorisindeki ürünlerin üretimi ise markasıyla pazar lideri olmaya aday, Türkiye’nin en önemli üreticilerden biri tarafından gerçekleştiriliyor. Avansas markalı ürünleri bir defa deneyenler, bir sonraki alışverişlerinde de aynı ürünleri almaya devam ediyor. Bu sayede işyerleri yüksek kaliteli ürünleri uygun fiyatlara alarak sürekli tasarruf ediyor. İstanbul’un taşı toprağı istihdam!
Kariyer.net,Ağustos ayına ait İstihdam Endeksi’ni açıkladı. Endeks verilerine göre Ağustos ayında Kariyer.net’te toplam 54.929 iş ilanı yayınlandı. Bu rakam, Ağustos 2014’e kıyasla %1 artarken; geçtiğimiz aya oranla %2 düşüş sergiledi. Ağustos ayında 53 bine yakın kişi, Kariyer.net’te yayınlanan 15.107 yeni iş ilanı ile iş fırsatı yakaladı. Yeni iş ilanı sayısı, geçtiğimiz yılın aynı ayına kıyasla %2 düşerken; Temmuz ayına oranla %3 arttı.
2015’in Ocak ayından itibaren Kariyer.net’te yayınlanan toplam ilan sayısının aylık ortalamasının 55.281 olduğunu söyleyen Kariyer.net Genel Müdürü Yusuf Azoz, açıklamalarına şöyle devam etti: “2015’in ilk 8 ayındaki toplam iş ilanı aylık ortalaması, geçtiğimiz yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında %1’lik bir artış sergiliyor. Diğer yandan Ocak- Ağustos 2015 döneminde yayınlanan yeni iş ilanı aylık ortalama olarak 15.404 oldu. Bu sayı geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla %1’lik bir azalma gösterdi. Bu oranlar; 2015’in 2014’e benzer bir tablo çizdiğini ortaya koyuyor.”
Perakende %33 artış gösterdi
Endeks verileri incelendiğinde; Tekstil sektörü; 5.995 başvuru yapılan ilan ile zirvedeki yerini korudu. Liste sırasıyla; Yapı (5.353), Üretim (4.582), Hizmet (3.981), Bilişim (3.792) Sağlık (3.781), Otomotiv (3.601), Ticaret (3.521), Turizm (2.831), Elektrik & Elektronik (2.469) sektörleriyle devam etti. Yusuf Azoz, “Geçtiğimiz ay yaşanan sektörel düşüşler bu ay da devam ederken; geçtiğimiz yılın aynı ayına göre Otomotiv %7 artışla; Perakende ise %33 artışla iş arayanlara umut veren sektörler oldu” yorumunu yaptı.
İlanların %61’i İstanbul’da
İstanbul’da; Avrupa Yakası’nda 20.752, Asya Yakası’nda ise 16.555 olmak üzere toplam 37.307 ilan yayınlandı. Bu rakamla İstanbul, tüm Türkiye’de yayınlanan ilanların %61’ini oluşturdu. İstanbul’u sırasıyla Ankara (6.253), İzmir (4.085), Bursa (3.665) ve Kocaeli (3.295) illeri takip etti. İzmir, Bursa ve Kocaeli’ndeki ilanlarda geçen yılın aynı ayına oranla artışlar yaşandı. Bu oran; İzmir için %13, Bursa için %11, Kocaeli için %11 oldu. Özellikle Gümüşhane, Sinop, Iğdır, Amasya ve Bayburt’ta, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre Hizmet sektörünün Anadolu’da %50’lere varan artışla yarattığı istihdam dikkat çekti.
Stajyer arayışı 2014’e göre %18 arttı
Ağustos ayında en çok ihtiyaç Satış Temsilcisi pozisyonda yoğunlaştı. 7.776 ilan ile en çok aranan pozisyonlar içinde birinci sıraya yerleşti. Bu pozisyonu sırasıyla Mühendis (5119), Muhasebe Elemanı (2.424), Teknisyen (1.180), Mağaza Müdürü (1.097), Satış Müdürü (1.062), Tekniker (943), İnsan Kaynakları Uzmanı (718), Stajyer (615) ve Sekreter (592) ilanları takip etti. Yaz aylarını geride bırakırken, Stajyer pozisyonda geçen aya göre %11 oranında azalma yaşanmasına rağmen; geçen yılın aynı ayına göre %18 oranında artış gözlemlendi. Kağıt fatura dönemi sona eriyor
Paraşüt’ün sunduğu “Elektronik Faturalama” hizmeti ile tüm işletmeler çok hızlı, kolay ve ekonomik faturalama yapabiliyor. Matbu fatura yerine geçen elektronik fatura sayesinde, Paraşüt’te hazırlanan elektronik faturalar internet üzerinden bir tıkla karşı tarafa ulaştırılabiliyor ve faturanın kaybolma riski tamamen ortadan kalkıyor.
Operasyonel Yük ve Faturalama Maliyeti Azalıyor
Sunduğu hizmetleri sürekli geliştirmeye devam eden web tabanlı fatura ve finansal yönetim uygulaması Paraşüt, elektronik faturanın küçük büyük her işletme için kullanılabilir olduğunu duyurdu. Paraşüt kullanıcıları hem kurumsal hem de bireysel müşterilerine elektronik faturalama yaparak kağıt fatura operasyonunu tamamen ortadan kaldırabiliyor. Bu hizmet ile fatura bastırma, yazdırma, imzalama, kaşeleme, zarflama, postalama, kargo takip yükü ve masrafı ortadan kalkıyor. Faturanın müşteriye ulaştırılamama problemi sona ererken tahsilat süreçleri de hızlanıyor.
Yıl Sonuna Kadar Paraşüt’te Ücretsiz Elektronik Faturalama
Paraşüt’te elektronik faturalama hizmetini kullanmaya başlayan ilk 1000 kullanıcı, yıl sonuna kadar ücretsiz elektronik fatura gönderip alabilecek. Elektronik faturalama hizmetinden faydalanmak için Paraşüt’e üye olmak ve uygulama içinde elektronik faturalama online başvuru formunu doldurmak yeterli.
Minimum 4,5 TL olan faturalama maliyeti 1 TL’nin altına düştü.
Paraşüt Kurucu Ortağı Sean X. Yu, konuyla ilgili olarak şu sözleri aktardı;
“İşletmeler elektronik fatura ile birlikte kağıt faturalama sürecinde yaşanan aksaklıklardan artık tamamen kurtuluyor. Örneğin; faturaları yazdırdıktan sonra, zarflamadan önce kaşeleyip imzalamamak en çok yapılan yanlışlardan biridir. Zarfları açıp kaşeleyip imzalayıp yeniden zarflamak zorunda kalırsınız. Ya da yanlış kestiğiniz faturalar adresinize iade edilir ve düzenleyip tekrar göndermek durumunda kalırsınız. Bu gibi hatalar ciddi bir zaman ve para kaybına yol açar ve tahsilatlarınızı aksatır. Elektronik fatura ile birlikte bu gibi insan hataları sorun olmaktan çıkıyor.
Fatura gönderimlerinde ise faturanın adresine ulaşmasını temin edebilmek için kargo ve kurye tercih edilir fakat bu da maliyetleri arttırır. Elektronik faturanın hayatımıza girmesiyle fatura yazdırma, kurye ile gönderme ve takip süreçleri ortadan kalkarak operasyonel verimlilik büyük oranda artıyor.” Epson’dan çift kafa tekstil yazıcısı: SC-F9200
Epson Türkiye Pro-Grafik Kanal Müdürü Özgür Özata tarafından, Epson’un geniş format tekstil baskısı modellerinin yeni amiral gemisi olarak tanımlanan yeni model bünyesinde 2 Adet PrecisionCore TFP baskı kafası bulunduruyor ve bu sayede saatte 100.1m² üretim hızı ile sektörün en hızlı makineleri arasındaki yerini alıyor.
Bebekler için de güvenli
Epson’un yeni tekstil yazıcısı SC-F9200’ün kullanımıyla üretilen ürünlerin bebekler için dahi güvenli ve sağlıklı olduğunu belirten Özata; “ Yeni SC-F9200; dayanıklı metalik gövdesi, yüksek kapasiteli boya haznesi, güvenli, yüksek hassasiyette kağıt besleme sistemi ve OekoTex sertifikasına sahip boya setiyle sınıfının en iyisi konumundadır. OekoTex Standart 100 Sertifikasına sahip boyalarımız ile üretilen tekstil ürünleri yetişkinler, çocuklar hatta bebeklerde bile güvenli bir şekilde giyilebilir” dedi.
Gerçek “Kömür Karası” nda siyah baskı imkanı…
Epson’un SIGN İstanbul 2015’te lanse ettiği diğer bir yeni ürünü ise HDK isimli siyah mürekkep. Dijital tekstil baskı alanında, sektörün ihtiyacına yönelik yeni bir mürekkep olan “HDK” Yüksek Yoğunluğa Sahip Siyah olarak tanımlanabilir. Gerçek “Kömür Karası” siyah tonu ile işletmeler daha az gren efekti ve en yüksek yoğunluklu siyahı deneyimleyecekler.
Yeni trendler dijital baskının elini güçlendiriyor
Kişiselleştirmenin ve kişiye özel tasarım kavramının günümüzün başlıca trendi olduğunu vurgulayan Epson Türkiye Pro-Grafik Kanal Müdürü Özgür Özata; “İnsanlar evlerini tamamen kendi zevklerine göre dekore etmek istemekte, kişiye özel duvar kağıtları, lambalar, minder ve perdeler talep etmekteler. Giyim bazında baktığımızda da daha farklı kesimde kıyafetler giymek istemekte, sınırlı sayıda desen arasından seçim yapmayıp her anlamda çok seçeneğe sahip olmak yükselen talepler arasında. Bu da tirajdan ziyade, basılacak farklı iş adedini arttırmaktadır. Yeni trendler dijital Inkjet baskının elini güçlendirmektedir” dedi. #Genmobile’ın mobil yaşam tarzı güvenlik riski mi oluşturuyor?
#GenMobile, özel ve çalışma hayatlarını mobil cihazlara göre şekillendiren bir çalışan neslini tanımlamak amacıyla kullanılan terim. Generation X, Generation Y gibi, Generation Mobile yani #GenMobile, mobil cihazlara dayalı bir yaşam ve iç biçimini benimsemiş yeni bir nesli işaret ediyor.
Daha önce yapılan bir çalışmada1, #GenMobile çalışanlarının %86’sının en az iki mobil cihaza sahip olduğunu tespit ettik. Bu çalışanların sabah kalktıklarında dişlerini fırçalamadan önce mobil cihazlarını kontrol etme olasılıkları daha yüksek. Ayrıca özel hayatlarında olduğu gibi işte de mobil cihazlarını kullanırken aynı özgürlüğe sahip olmak istiyorlar. Ne yazık ki, mobil cihazlara bağlı olan bir nesil, müşteri verilerinde ve finansal verilerde kayıp yaşama konusunda endişe duyan işletmeler için önemli güvenlik sorunları yaratabilir.
“Bunun için bir uygulama var”
Aslında bu çalışmada ortaya çıkarılan çoğu davranış, kurumsal uyum rehberinin “Yapılmaması Gerekenler” bölümünün içeriğini teşkil eder nitelikte.
Yeni başlayanlar için, ankete yanıt veren 10 kişiden 6’sı kişisel ve iş için kullandıkları akıllı telefonlarını başkalarıyla paylaşma konusunda sıkıntı duymuyor. Katılımcıların %70’i iş cihazlarındaki şifreleri paylaştığını veya paylaşmayı düşünebileceğini belirtiyor.
Kaygı verici konu ise #GenMobile çalışanlarının veri kaybı ve mobil cihaz kullanımına ilişkin kurallar konusunda aynı ölçüde ilgisiz bir tutum sergilemesidir. Çalışanların neredeyse üçte biri, mobil cihazı amacı dışında kullandıkları için veri kaybı yaşadığını itiraf ederken #GenMobile çalışanlarının yarıdan fazlası “işin yapılması” için çözüm olduğuna inanırsa kuralları çiğneyebileceğini belirtiyor.
Yine de durum o kadar da kötü değil: #GenMobile’ın mobil davranışları, ilk olarak açıkça ve özgürce işbirliği kurma arzusundan kaynaklanıyor, bu da işletmeye önemli faydalar sağlayabilir. Öyleyse, işletmeler güvenlik kontrolünü kaybetmeden potansiyel #GenMobile çalışanlarını kontrol altında tutmak için işletmeler neler yapabilir?
Mükemmel bir mobil güvenlik havada başlar
İşyerinde güvenli ancak bir o kadar da adapte edilebilir, kablosuz bir ağın kurulması, iyi bir başlangıç noktası. İşte dikkate alacağınız birkaç nokta:
1. Çalışanların mobil cihazları nasıl kullandıklarını analiz edebilen ve buna göre tedbir alabilen esnek güvenlik politikaları uygulayın. Örneğin, kişinin bilgiye erişim yetkisi var mı? Bu kişi bilgiye nereden ve hangi cihaz üzerinden erişiyor? Bağlama göre, bireysel bazda esneklik ve güvenlik arasında doğru dengenin kurulabilmesi için farklı politikalar uygulanabilir.
2. Uygulama kullanımını takip edebilen akıllı politika güvenlik duvarlarıyla Wi-Fi trafiğini düzenleyin. Bu sayede farklı uygulamalar, çalışanın kurum içindeki görevine göre belirlenen güvenlik puanına göre sınıflandırılabilir. Sadece politika güvenlik duvarı ve bulut tabanlı içerik filtreleme fonksiyonu ile canlı güvenlik izlemesinden geçen seçilmiş cihazlar ve seçilmiş kullanıcılar bu uygulamaları kullanmaya izinli olabilir.
3. Kablosuz yapılan tüm iletişimleri şifreleyin ve güvenli kanallar üzerinden gerçekleştirin. Bunun için, bilgilere gizli erişimi engelleyen, hatta bilgiler yanlış kişilerin eline geçse bile anlaşılmaz olmasını sağlayan şifreleme ve VPN- on-demand teknolojilerinden oluşan akıllı bir kombinasyon uygulanmalı.
Dolayısıyla, işverenlerin mobil güvenlikten ödün vermeden #GenMobile çalışanlarını mutlu etmesi ve verimli kılması mümkün. Her hâlükârda kurumlar #GenMobile’ın açıklık, inovasyon ve işbirliği tutkusunu kucaklayabilmeli; ancak bu davranışların getirdiği güvenlik risklerini anladıkları ve ona göre plan yaptıkları zaman bunu başarabilirler.
Mac kullanan şirketler için Kaspersky çözümü
Mac OS halihazırda uç nokta pazarının dikkate değer bir oranını elinde bulunduruyor (yaklaşık %6) ve büyümeye devam ediyor, diğer yandan Mac’e özel zararlı yazılımların da sayısı da artıyor. Bir diğer yaygın trend ise heterojen ağların orta ölçekli ve kurumsal şirketler arasında geniş çapta kullanılıyor olması. Modern kurumlarda kullanılan platformların çeşitliliği (Windows, Mac, Linux ve diğer sanal ortamlar) BT ortamını ve değerli kurumsal verileri korumayı zorlaştırıyor. Buna ek olarak merkezi olmayan bilgi işlem, BT varlıklarının ve kurumsal verilerin güvenliğini sağlamayı daha da zor bir iş haline getiriyor.
Bu trendlere yanıt olarak Kaspersky Lab, Kaspersky Endpoint Security for Business paketini Kaspersky Endpoint Security 10 for Mac ile güncelledi. Yeni Kaspersky Endpoint Security for Mac, heterojen BT ortamlarını koruma ihtiyacı doğrultusunda tasarlanmış güçlü bir derin koruma, verimlilik ve sorunsuz yönetim kombinasyonu. Uygulanması ve kullanımı kolay geniş bir araç ve teknoloji yelpazesi sunuyor. Bu popüler kurumsal güvenlik çözümünün yeni sürümünde mevcut özellikler Mac sahiplerine yeni güvenlik avantajları sağlayacak.
Kaspersky Lab’ın Kaspersky Security Network’ü ile entegrasyon, kurumların, zararlı yazılımların ve diğer şüpheli faaliyetlerin hızlı bir şekilde belirlenmesinde bulut odaklı güvenlik zekasının avantajlarından faydalanmasına olanak tanıyacak.
Kaspersky Lab’ın Network Attack Blocker bileşeni şirket ağlarındaki şüpheli faaliyetleri izler ve şirketin BT uzmanlarının şüpheli bir davranış tespit edildiğinde sistemlerinin nasıl yanıt vereceğini önceden belirlemesine olanak tanır. Network Attack Blocker bileşeninin amacı, bağlantı noktası tarama, hizmet reddi saldırıları, ara bellek aşım saldırıları ve ağ üzerinde çalışan programlar ve hizmetlere karşı düzenlenen diğer uzak kötü niyetli eylemler dahil tüm ağ saldırılarını engellemektir.
Müşterileri ve çalışanlarını web tehditlerine karşı güvende tutmak için Kaspersky Lab, Kaspersky Endpoint Security for Mac çözümünü Web Protection ve Anti-phishing(Web Koruma ve Kimlik Avcılığı Önleme) teknolojisiyle tamamladı. Bu teknoloji tüm gelen ve giden trafiği tarar, sistem kaynaklarını etkilemeden zararlı komut dosyalarını engeller ve müşterilerinin, sahte (kimlik avcılığı) siteler aracılığıyla özel ve finansal bilgilerine erişim sağlamaya çalışan siber suçlularla yüzleşmesine yardımcı oluyor. Sonuç olarak Mac’e özel tehditlerden korunma seviyesinde bir yükselme gerçekleşiyor. Perakendede yükselen trend yeni ödeme teknolojileri
8-10 Eylül tarihleri arasında Roma’da düzenlenen Dünya Perakende Kongresi, geniş katılımla tamamlandı. Kongre boyunca MasterCard’ın açıkladığı sonuçlar ve anketler, perakende dünyasında tüketicilerin yenilikçi ödeme teknolojilerine yatkınlığını ortaya koydu.
MasterCard, Dünya Perakende Kongresi’nde temassız ödemelerdeki sınırı yükselteceğini duyurdu. Avro bölgesinde 25 Avro olan tek seferde temassız ödeme limiti 2017 yılında yükseltilecek. Böylece tüketiciler PIN kodu ya da telefonlarında parmak izi okutarak daha yüksek meblağda alışverişlerini de temassız olarak yapabilecek. 2020 yılında Avrupa’da tüm POS makinelerinde temassız ödemelerin kabul edileceğini duyuran MasterCard böylece temassız ödemelerin standartlaşması yolunda yeni bir adım atmış oldu.
Avrupa’da tüketicilerin temassız ödeme tercihi giderek artıyor. 2015’in ikinci çeyreği verilerine göre temassız ödemeler bir önceki yıla nazaran %170 büyüdü. Temassız ödemeyi hali hazırda kullanmakta olan tüketicilerin temassız ödeme kullanma alışkanlığı da %20 arttı. 2014’ün ikinci çeyrek verilerine kıyasla 2015’in ikinci çeyreğinde temassız harcamalar Avro bazında tam üç katına çıktı. Her iki temassız ödemenin biri gıda alışverişlerinde yapıldı. Her 10 alışverişten biri ise perakende mağazalarında gerçekleşti.
Avrupa’da 40 ülkede temassız ödemeler kullanılıyor. %61 kullanım oranıyla Çek Cumhuriyeti öne çıkıyor. Büyüme trendlerine göre Polonya %41 ile, Macaristan %27 ile ve Slovakya %27 ile temassız ödemeyi en çok benimseyen ülkeler arasında yer alıyor.
Sosyal medyada temassız ödemeye ilgi büyük
MasterCard, tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarına yönelik olarak sosyal mecralar üzerinde gerçekleştirdiği “Sosyal Perakende Araştırması”nı da Dünya Perakende Kongresi’nde kamuoyuyla paylaştı. MasterCard ile Prime Research’in 1,6 milyon adet sosyal medya mesajını analiz ederek ortaya çıkardığı veriler dünya çapında toplam 61 farklı pazardan derlendi. 12 ay süren veri toplama ve analiz çalışmasıyla tüketicilerin sosyal medyadaki alışveriş ve perakende yorumları değerlendirildi.
Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa bölgesinde dijital cüzdanlar ve uygulama içi ödeme teknolojileriyle ilgili olumlu mesajlar %93 oranında seyrediyor. Temassız ödemeler ise %91 oranında sosyal alışveriş yorumlarında yer alıyor. Avrupa’da sosyal medya üzerinden olumlu şekilde bahsedilen iki sektör eğlence ve moda olarak %95 ile birinci sırayı paylaşıyor.
MasterCard Sosyal Perakende Araştırması’nın sonuçlarına göre yeni ödeme teknolojileri en çok konuşulan konuların başında geliyor. %77 oranında olumlu yorum ile yeni dijital ödemeler konusu, özellikle ulaşım sektöründe öne çıkıyor. Seyahatlerinde cüzdanlarını çıkarmadan ödemeleri gerçekleştirebilmek ve mobil ödemeleri kullanmak tüketicilerin olumlu karşıladığı bir gelişme olarak dikkat çekiyor.
Bilinçli tüketiciler doğru fiyata doğru ürün için araştırma yapıyor
MasterCard’ın Dünya Perakende Zirvesi’nde yayımladığı Omnishopper anketine göre tüketiciler günümüzde alışveriş öncesinde internetten daha çok araştırma yapıyor ve mağazalarda daha az zaman geçiriyor. Her 10 tüketiciden 6’sı ideal fiyatı kafalarında oturtmak için internette zaman geçiriyor. Araştırmaya katılanların %51’i tüketicinin ihtiyacını tam olarak anlamayan satıcılardan hoşlanmadığını itiraf ediyor. Omnishopper anketine katılanların %80’i, internetteki alışveriş sitelerinden fiyat araştırmasının yanında, mağaza içindeyken akıllı telefonlarıyla fiyat kıyasladığını söylüyor. Tüm perakende alışverişlerinin %7,5’lik kısmını teşkil eden e-ticaretteki büyüme durgunlaşırken, bilinçli tüketiciler hızlı alışveriş, daha iyi müşteri hizmeti ve sosyal bir alışveriş deneyimi için yüz yüze alışverişi tercih ediyor.
Dijital çağın bilinçli tüketicileri daha sadık. Parmak uçlarında sayısız seçenek olmasına ve eskisine nazaran daha çetin araştırmalar yapmalarına rağmen sadece %26 yeni bir mağazadan alışveriş yapmak istiyor. Genelde tanıdıkları ve bildikleri mağazaları tercih ettiklerini ifade ediyorlar. Bu da yeni müşteriler çekmek isteyen perakendeciler için bir risk oluşturuyor.
Dünya çapında tüketicilerin %80’i mağaza içinde ve online alışverişte paralarının tam karşılığını aldığını düşünüyor. %82 için ise alışverişte en büyük mutluluk doğru fiyata doğru ürünü bulmak. Tüketiciler artık alışverişlere ürün odaklı yaklaşıyor. Aradıkları ürün dışında sürpriz alışverişler yapmıyorlar ve %73 aradığı ürünün stokta olmadığını öğrenince hayal kırıklığı yaşıyor. Bu veri perakendeciler için depo yönetiminin önemini ortaya koyuyor. Hastaneler HIMSS projesi ile dijitale dönüşüyor
Sağlık Bakanlığı’nın hastanelerde bilgisayar kullanımını arttırmak ve uluslararası ölçekte uygunluğunu sağlamak için başlattığı HIMSS projesi sürüyor. Sağlık Bakanlığı’nın HIMSS (Healthcare Information and Management Systems Society) Avrupa organizasyonu ile yaptığı anlaşma gereğince tüm hastaneler birimlerini dijital sistemlere uygun hale getiriyor.
‘Dijital Hastane’ kavramıyla ile tam entegre ve kağıtsız hastaneler oluşturulacak.
Mobit Bilişim Teknolojik Hizmetler Direktörü Bahattin Alcan “Distribütörü olduğumuz Xplore, Mitac, Aaeon, DT Research ve ClinicAll markalarındaki geniş ürün portföyümüz ve ARGE ekibimiz sayesinde pazara sunduğumuz başarılı çözümler bizler ya da bayilerimiz tarafından geliştirilerek Sağlık Sektöründe kullanılıyor. Bu sektör için üretim yapan firmaların sunduğu cihazların en önemli özellikleri; yüksek dayanıklılık, anti-bakteriyel dış kaplama ve kimyasal dezenfektasyona dayanıklılıktır. Çözüm ve Projelerimiz içinde; hastanın kapıda karşılanmasından, dosya takibine, hasta başı terminali ile sağlık durumunun kesintisiz izlenmesine, hemşire çağrı sistemi ile acil durumlarda hızla sağlık personeline ulaşmasına, hatta protezlerin 3 boyutlu yazıcı ile oluşturulmasına kadar birçok konunun olduğunu belirtiyor. Yüksek dayanıklılığa sahip, anti bakteriyel dış kaplamalı, kimyasal dezenfeksiyonlara dayanıklı, pil ömrü uzun ve son derece hafif olarak tasarlanan bu bilgisayarlar, sağlık personelinin de çalışma şartlarını iyileştiriyor.” şeklinde konuştu.
Alcan, cep tabletlerle, hafif, estetik ayrıca su sıçramaları gibi unsurlara dayanıklı IP54 sertifikalı ürünler ile sağlık çalışanlarının, günlük klinik ortamındaki çalışma şartlarını kolaylaştırdıklarını belirtirken “Bu tabletlerin yanı sıra, hemşirelerin hasta ihtiyaçlarına yönelik çözüm niteliğindeki mobil klinik asistan diyebileceğimiz, ‘Hasta Başı Terminali’ desağlık sektörü için geliştirilmiş tam fonksiyonlu bir çözümdür. Hasta işlemlerinin mobil ortama taşınmasıyla, bilgiye her yerden-her an erişim, doğru hasta-doğru ilaç eşleştirmesi, hastaya ayrılan vaktin artması, bakım hizmetlerinin kalitesinin arttırılması ve medikal hataların azalması sağlanacaktır.” şeklinde konuştu.
Seyyar hasta başı dijital vizite ve servis cihazı, hemşirelerin her türlü servis ihtiyacına çözüm sunuyor. Üzerinde aynı zamanda mobil klinik asistan bilgisayarı bulunan seyyar cihaz özel geliştirilmiş tam fonksiyonlu bir çözümdür. Robotlar yüzünden ilk kim işsiz kalacak?
Yapay zeka çalışmaları bir yandan büyük endişe uyandırsa ad bir yandan da hız kesmeden devam ediyor. Elon Musk veya Stephen Hawking gibi tanınmış isimler, insanoğlunu yok edecek bir düşman yarattığımız gerekçesiyle yapay zekaya savaş açmış olsa da bilim dünyası yapay zeka karşıtlarını dinlemeden yoluna devam ediyor. Gerçek şu ki, yapay zeka çalışmaları devlet eliyle engellense bile yine devlet desteği ile kurulan gizli laboratuvarlarda, yasaklanmış yapay zeka çalışmalarının yapılacağını herkes biliyor. Belki de bu teknolojiyi yasa dışı laboratuvarların tekeline bırakmaktansa tüm bilim insanlarının takip edebileceği yasal çalışma alanı içinde tutmak, onun yaratabileceği tehlikeleri de önceden görebilmeyi sağlayacaktır.
Ancak yapay zekanın insanoğlu için yarattığı tek tehdit, insanla savaşmak ve onu yok etmek tehlikesi değil. Yapay zekaya sahip robotların işlerimizi elimizden alma tehlikesi de çok büyük ve aynı endüstri devriminden sonra makinelerin insanların işlerini elinden alması gibi, robotların da pek çok sektörde insanların işini elinden almasına kesin gözüyle bakabilirsiniz. Peki ama hangi meslekler ilk aşamada tehlikede?
1-Taksi şoförleri
Dünyanın her yerinde sürücüsüz otomobiller test sürecine girdi ve dünya kara yollarında şu anda binlerce sürücüsüz otomobil test ediliyor. Dahası, Google’ın ürettiği sürücüsüz mini otomobiller, büyük şirketlerin dev kampüslerinde çalışanları bir binadan diğerine taşımak için kullanılıyor. Kısacası, kampüsler içinde çalışan Shuttle servislerinin şoförleri çoktan işlerini kaybetmeye başladılar. Sırada ise taksiciler var. Pek çok ülke, 2020’ye kadar sürücüsüz otomobillerin resmen satışa çıkması için yasal hazırlıkları yapıyor ve bu gerçekleştiğinde, şoförü olmayan taksileri görmek çok olağan bir durum haline gelecek.
2-Askerler
İnsanlar bu mesleği kaybettikleri için çok üzülmeyebilirler. Özellikle de ön cephede savaşmak zorunda kalan piyadelerin yerini kısa süre sonra yapay zeka sahibi robotlar alacak gibi görünüyor. Pentagon, 10 veya 15 sene içinde, ön cepheye yapay zekalı robot askerler yerleştirmek için çalışma yapıyor. Bu sırada, henüz kontrollerini yapay zekaya bırakmış olmasalar bile insansız savaş uçakları çoktan cephe hattında görev almaya başladı.
3- Barmenler
Barmenlerin, müşterilerin dert ortağı olduğu yıllar çok eskide kaldı. Artık herkes sosyal medyada kolayca dert ortağı bulabiliyor, içini rahatça dökebiliyor. Barmenlere ise sadece kokteyleri karıştırmak için ihtiyaç duyuluyor. Şimdi bu işi yapacak makineler ortaya çıkmaya başladı. Tek yapmanız gereken makineye hangi kokteyli istediğinizi söylemeniz. Barın arkasındaki robot kokteyl makinesi istediğiniz kokteyli çok kısa sürede hazırlayıp size servis edebiliyor.
4-Fabrika işçileri
Fabrikalar 50 yıldan uzun zamandır makinelerin işgali altındalar ama yine de bu makineleri çalıştırmak veya ince işleri yapmak için insan işçilere ihtiyaç duyuluyordu. Şimdi ise makinelere yapay zeka yükleyerek, her sorunu çözüp kendi başına üretim yapacak robotlar geliştirmek mümkün olacak ki, yapay zeka karşıtlarını korkutan gelişmelerden biri de bu. Kendi kendine üretim yaparak robot ordular oluşturabilecek makinelerin ileride insanlığın en büyük sorunu hatta sonu olabileceğinden korkuluyor.
5-Gazeteciler
Şaka gibi görünüyor ama değil. Gazetecilik mesleği de topun ağzında. Özel/gizli meseleleri araştıran araştırmacı gazetciler değil ama günlük olayları haberleştiren sayısız gazeteciye yakında ihtiyaç kalmayabilir, özellikle ekonomi gazetecilerinin işi çok zor zira veri analiz yazılımları aynı zamanda aldıkları verileri anlaşılabilir metinlere dönüştürme konusunda çok yol katettiler. Böylece borsadaki gelişmelere dair yorumları, şirket haberlerini, ekonomi bültenlerini yakında robotlar hazırlamaya başlarsa şaşırmayalım.
6-Doktorlar
Basit hastalıkları teşhis etmek ve ön muayene aşamalarında artık robot doktorlarla karşılaşmamız an meselesi. Sayısız sensör sayesinde vücut hakkındaki tüm belirtileri kolayca toplayabilen makineler, hastanın durumu hakkında teşhis koyabilecek yapay bir zekaya sahip olduğunda, hastanelerdeki pratisyen hekimler de işlerinden olacak. Örneğin robot doktor yarafından nezle olduğu tespit edilen bir hastaya reçetesi yazılacak, gerekiyorsa serum verilecek, iğne yapılacak ve evde dinlenmesi tavsiye edilecek. Ancak daha ileri derecede hastalıklar ve tedavi süreçleri için uzman doktorlar devreye girecek. Kısacası, doktorların vakti, enerjisi küçük nezle, grip, soğuk algınlığı gibi hastalıkların teşhisi için harcanmayacak, gerçek doktorların iş gücü daha ağır hastaların tedavisine yönlendirilecek.
7-Antrenörler
Spor salonlarında misafirlere yardımcı olmaya çalışan antrenörlerin de insan olduğunu ve yorulabildiğini düşünecek olursak, hiç yorulmayacak, hiç ara vermeyecek ve spor salonunda çalışan misafirlere 7/24 eşlik edecek robot antrenörlerin çok cazip göründüğünü kabul edelim. Sizinle karşılıklı spor yapacak, fitness tavsiyeleri verecek, vücudunuzun sağlık değerlerini üzerinde bulunan lazer sensörler vasıtasıyla anı anına takip edecek, kalp ritiminzi her an gözetleyecek ve antrenmanınızı en sağlıklı şekilde devam ettirmenizi sağlayacak bu robotların, kısa sürede yaygınlaşacağını tahmin edebilirsiniz.
8-Müzisyenler
Gece kulüpleri ve barlarda bir yandan müşterilerle sohbet edecek diğer yandan müzik çalacak şarkı söyleyecek hatta istek parça alacak robotlar da çok uzakta değil. SİRİ gibi yazılımlar aslında bu robotların öncüsü sayılabilir. Eğlence ve turizm sektörü, robotların en fazla görüleceği alanlardan biri olacak. Barmenler, müzisyenler, garsonlar, aşçılar, şovmenler, animatörler, otel temizlik elemanları… Bu alanda çalışıyorsanız, robot istilasına hazır olmalısınız.
Peki işsiz kalan onca insan ne yapacak?
Robotlar nedeniyle pek çok iş insanların hakimiyetinden çıktığında ilk aşamada toplumsal bir “şok” yaşayacağımızı inkar etmek kolay değil. Taksi şoförleri artık kendilerine sürecek taksi bulamadıklarında elbette protesto gösterileri ortaya çıkacak. Ancak bugün bu sosyal değişime, 50-100-200 yıl önceki sanayi devrimi şokundan daha hazırız. Artık sosyal politikalara sahip olan devletler, işsiz kalan insanları yeni alanlara yönlendirmek ve bu sırada geçimlerini sağlamak üzere daha hazırlıklılar. Öte yandan bu dönüşüm tamamlandığında, yani bugünden belki 50-100 yıl sonra ekonomi çok daha hızlı işleyecek ve çok daha büyük bir refah düzeyi sağlanacak.
Robot teknolojilerine yatırım yapmış ülkeler, çok daha verimli madenler çalıştıracaklar, çok daha verimli fabrikalar işletecekler çok daha güçlü bir ekonomiye sahip olacaklar ve bunun karşılığında, bu ülkelerde yaşayan insanların daha refah bir yaşamı olacak, daha az çalışmak, daha çok kendine zaman ayırma imkanı oluşacak. Bilinçli devletlerin gelir düzeyini dengeleyecek sosyal politikalar oluşturmasıyla da, insanlar dünyanın keyfini daha fazla çıkarırken robotlar da insanlara hizmet edecek. Elbette bu “deniz-güneş-kum ve sabaha kadar dans” ile geçen güzel günler, yapay zekanın çok geliştiği, kendi var oluşunu ve dünyayı sorguladığı ve sonunda da insanoğlunu kendine düşman görmeye başladığı güne kadar sürecek. Yapay zeka konusunda endişeli bilim insanları, bu aşamadan sonra dünyada sadece savaş ve yıkım olacağını vurguluyorlar. Dua edelim de o gün hiç gelmesin.
Cyborg dönemi resmen başladı
ABD Savunma Bakanlığı’ına bağlı teknoloji laboratuvarı DARPA çok sayıda askeri teknolojiyi geliştiren dünyanın en önemli bilimsel merkezlerinden biri kabul ediliyor. DARPA’da geliştirilen yeni teknoloji ise çok konuşulacak. Sakat kalmış ve organlarını kaybetmiş askerlere takılacak protez kol ve bacakları daha da geliştirmeye çalışan DARPA sonuç aldığını duyurdu.
Buna göre test edilen biyonik kol, gerçek bir kol gibi tamamen beyinden gelen sinyaller ile kontrol edilebildiği gibi aryıca parmaklarında da dokunma hissi bulunuyor. Böylece hasta bir bardağı tutarken ne kadar baskı yaptığını beyninde hissedebiliyor. Bir butona basarken tuşlara dokunduğunu hissedebiliyor.
DARPA’daki bilim insanları bunu başarmak için biyonik koldaki parmaklara baskıya duyarlı motorlar yerleştirdiklerini ve bu baskı duyarlılığını ölçen sensörleri de aynı zamanda koldan beyine ulaşan yapay sinirlere bağladıklarının altını çiziyorlar. Böylece yapay el bir nesneye dokunduğunda, aynı gerçek el gibi, beyine sinyaller gönderiyor ve hasta gerçek bir eli varmış gibi, dokunma hissini yaşayabiliyor. Bundan önceki biyonik protezlerde ise dokunma hissi bulunmadığı için hastaların tutmaya çalıştıkları nesneye fazla baskı uygulayıp kırması veya az baskı uygulayıp elinde düşürmesi gibi sorunlar ortaya çıkabiliyordu.
Şimdi dokunma hissinin de sağlanmasıyla biyonik insanlar çağının resmen açıldığı düşünülüyor. DARPA bu yeni nesil protezleri aslında cephede sakat kalan askerlerin tedavisinde kullanmak için geliştiriyor ancak bu çalışmalardan edinilen bilgilerin aynı zamanda cephede savaşacak, insan hassasiyetindeki robot askerlerin veya Syborg’ların geliştirilmesi için de kullanılacağı konusunda herkes hemfikir. Microsoft Office 365 üç yaşında
Türkiye pazarına girdikten sonra Microsoft’un en hızlı büyüyen ve en çok satışı yapılan ürünü olma unvanını kazanan Office 365’in sadece Türkiye’de İsviçre nüfusuna eş değer abonesi bulunuyor. Office 365’in üç yılını ve yenilikleri Microsoft Türkiye Office Pazarlama Grup Müdürü Çiğdem Kayalı ile konuştuk.
HDS sektör liderlerini bir araya getirdi
Hitachi Data Systems (HDS)’nin “Transformation as a Service” adıyla düzenlediği ve iş ortaklarının da katıldığı etkinlikte sayısallaşan iş ortamlarında yaşanan dönüşüm ve HDS’nin bu süreçlerdeki teknolojik liderliği ele alındı. Türkiye’ye büyük bir önem vererek önemli yatırımlar yapmaya devam eden HDS, özellikle bağlantılı cihazlar ve bulut bilişimle birlikte oldukça önemli hale gelen veri depolama teknolojileriyle iş dünyasını dönüştürmeye devam ediyor.
HDS Gelişen Ülkeler Başkan Yardımcısı Tom Pegrume, HDS EMEA İçerik, Bulut ve Mobilite İş Geliştirme Müdürü Jonathan Preston ve HDS Türkiye Ülke Müdürü Serdar Sayar’ın katıldığı etkinlikte Sayısallaşma, Teknolojik Kümelenme, Mobilite, Bulut Bilişim ve Nesnelerin İnterneti başlıkları değerlendirildi. Şirketlerin bu dönüşüm sürecinde nasıl bir yol haritası izleyecekleri tartışıldı. Özellikle iş tanımlı bilişim teknolojilerine değinen HDS Gelişen Ülkeler Başkan Yardımcısı Tom Pegrume, bu sayede şirketlerin karlılığı artırmanın yanında maliyetleri düşürdüklerini ve tüketim modellerini değiştirirken iş değerlerini tekrardan inşa ettiklerini belirtti. Pegrume, “Büyük veri ve Nesnelerin İnterneti alanlarındaki Sosyal İnovasyon stratejimizle sonuca yönelik çözümler sunuyoruz. Toplumsal gelişmeyi sağlamak amacıyla küresel pazara sunduğumuz inovatif çözümlerle endüstri uzmanlığı ve teknolojiyi birleştiriyoruz. İleri veri depolama ve işleme teknolojileriyle hayatın her noktasına etki ediyoruz. HDS mühendisliği içeren çözümlerimizle her zaman her noktada mobil hizmet alabilmeyi, sağlık alanında hastalığa yakalanmadan teşhis koyulabilmesini, trafik problemlerini çözmeyi mümkün kılıyoruz” şeklinde konuştu.
Hitachi Data Systems şirketleri geleceğe taşıyor
Yazılım tanımlı altyapılar günümüzün iş süreçlerini ve bilişim altyapılarını dönüştüren en önemli kavramlar arasında yer alıyor. HDS, sanallaştırma teknolojisiyle birlikte sunulan sanal depolama platformlarıyla orta seviye işletmelerden büyük kurumsal yapılara kadar hizmet verebiliyor.
Etkinlikte söz alan HDS Türkiye Ülke Müdürü Serdar Sayar ise şunları söyledi: “Günümüzde bilişim altyapılarının rolü giderek değişiyor. Bilgi teknolojileri git gide daha da iş kritik bir konumda şekilleniyor. Bulut bilişim, mobilite, büyük veri ve hatta sosyal medya uygulamaları iş süreçlerinde verinin yönetilmesi, anlamlandırılması ve depolanması konularında ciddi ihtiyaçlar doğuruyor. HDS olarak sunduğumuz inovatif çözümlerle şirketlerin sayısal dönüşümlerini hızlandırarak kârlılık, maliyetlerin düşürülmesi ve iş süreçlerindeki risklerin azaltılması konularında itici bir güç oluşturuyoruz.”
BİLGİ Genç Sosyal Girişim Ödülleri’ne başvurular için geri sayım başladı!
2010 yılından bu yana İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından toplumda pozitif değişimin liderliğini üstlenen gençlere destek olma amacıyla sürdürülen proje, International Youth Foundation (Uluslararası Gençlik Vakfı) ve Sylvan/Laureate Foundation (Sylvan/Laureate Vakfı) işbirliğiyle düzenleniyor.
İçinde bulundukları topluma artı değer katma amacı güden projelerin liderliğini üstlenen gençleri güçlendirmek için oluşturulan ödül programı, bu yıl altıncı kez dünyayı değiştirmek isteyen genç sosyal girişimcileri buluşturuyor. “Türkiye’nin genç kahramanları”nı ortaya çıkarmayı amaçlayan program, kişisel, vizyonel, politik, işbirliğine yönelik, organizasyonel ve sosyal alanlarda liderlik becerilerini geliştirebilme fırsatını da gençlere sunuyor.
Nakit para ödülü de veriliyor
Her sene seçilen 10 genç sosyal girişimci, liderlik vasıflarının geliştirilmesi ve topluma sağladıkları faydanın sürdürülebilmesi için mentor desteği alıyor, özenle hazırlanmış eğitim programlarına katılıyor ve eğitim sürecinin sonunda bir ödül töreni ile onurlandırılıyor. Genç Sosyal Girişimci Ödülleri ile finalistlerin her birine, projelerini geliştirebilmeleri için nakit para ödülü de veriliyor.
Bundan önceki yıllarda Zumbara (2010- Ayşegül Güzel), Annemin Kilimleri (2011 – Gökden İpek Yosunlu) ve Sinemasal (2013 – Enes Kaya) projeleri Küresel Genç Sosyal Girişimciler programına katılmaya hak kazanmıştı. Startup İstanbul için geri sayım başladı!
İçerisinden çıkardığı yeni internet girişimleri ve internet sektörünün geleceğine yön veren konuşmacılarıyla geçtiğimiz iki yıla damgasını vuran ve birçok uluslararası kuruluş tarafından Avrasya bölgesinin en önemli yeni dijital ekonomi etkinliklerinden biri olarak gösterilen Startup İstanbul bu yıl üçüncü kez dünyanın en önemli internet vizyonerlerini bir araya getiriyor.
3-5 Ekim’de İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda Etohum tarafından düzenlenecek olan Startup İstanbul’a katılmak, ekosistemde yarattıkları farklarla öne çıkan isimleri bizzat yerinde dinlemek ve speed networking seansına katılarak iş ağınızı genişletmek için tek yapmanız gereken, http://startupistanbul.com/








